Etiket: dervişoğlu

  • DAD, Seyit Rıza ve yoldaşlarını andı: Tehdit ve asimilasyona diz çökmeyeceğimiz bilinmelidir!

    DAD, Seyit Rıza ve yoldaşlarını andı: Tehdit ve asimilasyona diz çökmeyeceğimiz bilinmelidir!

    PİRHA- Seyit Rıza ve yoldaşlarını anan DAD Genel Merkezi, Dersim’e yönelik güncelde tehditlerin ve nefret dilinin sürdüğünü belirterek, “Pir Seyid Rıza’nın diz çökmeyen duruşunu vasiyet olarak algılayan ve bu konuda ikrarlı olan torunlarının da tehditler, yönelimler ve asimilasyon politikaları karşısında diz çökmeyeceği bilinmelidir” dedi. 

    15 Kasım 1937 yılında Elazığ Buğday Meydanı’nda idam edilen Seyit Rıza, oğlu ve yoldaşlarını anan Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), Dersim’in fiziki ve kültürel soykırım planlarının resmi belgeleri olan Tunceli Kanunu ve Şark Islahat Planı’na işaret ederek, Türk-İslam sentezi doğrultusunda Dersim’e yönelik kültürel soykırım politikalarının sempozyumlar, inanç mekanlarının zapt edilmesi, madencilik, HES projeleriyle coğrafyayı talan ve göçertme biçiminde aralıksız sürdürüldüğünü belirtti.

    DAD açıklamasında Dersim Katliamını yöneten Umumi Müfettişlik sisteminin, işlevsellik açısından güncelde ‘kayyımlar’ ile yürürlükte olduğunu vurgulandı. Açıklamanın devamında  ise İYİ Parti Başkanı Müsavat Dervişoğlu ve Bahçeli’nin Şeyh Sait ve Seyit Rıza üzerinden tüm ötekileştirilenleri tehdit eden açıklamalarına tepki veren DAD Genel Merkezi, tehditler ve asimilasyon politikaları karşısında diz çökülmeyeceğinin altını çizdi.

    “KÖKÜNDEN KAZILMASI GEREKEN ÇIBAN!”

    Demokratik Alevi Dernekleri’nin Seyit Rıza ve yoldaşlarının idam edilmesinin 87. yılında yaptığı açıklama şöyle:

    “İdam edilişlerinin 87. Yıldönümünde Pir Seyid Rıza, oğlu Resik Uşen ve yol arkadaşları Wusênê Seydi, Aliye Mirzê Sili, Hesen Axa, Findiq Axa ve Hesenê Ivraimê Qijî başta olmak üzere, 1937-38 katliam sürecinde Dersim’de yitirdiğimiz tüm canları saygı ve bağlılıkla anıyoruz.

    Dersim, kültürel yoğunlaşma ve tarihi açıdan taşıdığı toplumsal direniş damarı ile Kürt halkının öne çıkan güzide tarihsel yaşam alanlarından biridir. Raa/Rêya Heq-Hak Yol süreğine mensup Alevilerin serçeşme olarak nitelendirdiği en önemli merkezdir. Dersim coğrafyası aynı zamanda tarihsel süreç içerisinde Alevi Kürtlerin ve Ermenilerin barış içinde yaşayabildikleri bir coğrafya olmuştur.

    Dersimliler kadimden bu yana kendi topraklarında özgün toplumsal hakikatleri ile yaşarken; Osmanlı’nın çeşitli dönemleri ile başlayıp, sonrasında gelişen ulus devletleşme sürecinde daha kapsamlı bir şekilde devam eden kültürel varlığının devamlı tehdit olarak görülmesi ve “kökünden kazınması gereken bir çıban” olarak nitelendirilmesi sonucu, Dersim’e dair raporlar, kanunlar, planlar ve askeri harekatlar düzenlenmiş, son aşamada ise 1937-38 tarihlerinde büyük bir soykırım harekatı tertiplenmişti.

    TUNCELİ KANUNU: FİZİKİ-KÜLTÜREL SOYKIRIM BELGELERİ

    Tunceli Kanunu, Şark Islahat Planı ve ortaya çıkan daha nice belge, aynı zamanda sistematik olarak düzenlenmiş fiziki ve kültürel soykırım planlarının resmi belgeleri olmaktadır.

    Zehirli gazların kullanıldığı ve havadan yapılan bombardımanların eşlik ettiği askeri operasyonlarla Dersim’e çıkarma yapılmış ve tarifi çok zor olan ağır bir katliam yaşatılmıştır. Süngülenen bebelerin haykırışları, teslim olmayarak uçurumlardan kendini bırakan Dersimli kadınların çığlıkları tarihten günümüze ulaşan bir yankı olarak hala duyulmaktadır.

    Soykırım harekatı sonuç olarak on binlerce katledilen Dersimli, yüzlerce yakılmış-yıkılmış köy, binlerce sürgün edilmiş insan, kendi toplumundan kaçırılarak el konulan Dersimli kız çocukları ve hala etkileri görülen büyük bir toplumsal travma bırakmıştır arkasında.

    “KATLİAMI YÖNETEN UMUMİ MÜFETTİŞLİK VERSİYONU GÜNCELDE KAYYIMDIR”

    Türk-İslam sentezi doğrultusunda Dersim’e yönelik kültürel soykırım politikaları günümüze yansıyan boyutları ile de aralıksız olarak sürdürülmektedir. Bu doğrultuda sempozyumlar yapılmakta, inanç mekanları zapt edilmekte, Dersimliyi Dersim’den göçertme politikaları inceltilmiş bir şekilde devam ettirilmekte ve Dersim’in doğası madencilik, baraj ve HES projeleri ile talana açılmaktadır.

    Dersim katliamını yöneten Umumi Müfettişlik sisteminin, işlevsellik açısından günümüze aktarılan versiyonu olan kayyımlarında yürürlükte olduğunu vurgulamak gerekir. Umumi müfettişlikler ‘kuruldukları bölgede sivil, asker ve yargı üzerinde kesin otoriteye sahip olan bölgesel valilikler’ olarak tanımlanır. Kayyımlarda tıpkı benzer bir yetki ile donatılıp, atandığı bölgede ekonomik yolsuzluk, kültürel ve siyasi kırım politikalarına öncülük etmektedir.

    DERVİŞOĞLU VE BAHÇELİ’NİN TEHDİTLERİ: DİZ ÇÖKMEYECEĞİ BİLİNMELİ!

    Aynı zamanda 37-38 Tertele sürecinde olduğu gibi, günümüzde de Dersim’e karşı kin ve nefret dili de hala kullanılmaktadır. İyi Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu yakın zamanda, Seyid Rıza ve Şeyh Said’in idam edilişlerini anımsatarak başta Kürt halkı olmak üzere tüm ötekileştirilenleri tehdit edercesine bir söylemde bulundu. Devlet Bahçeli’de son grup toplantısında aynı düzlemde demeçler verdi.

    Pir Seyid Rıza’nın diz çökmeyen duruşunu vasiyet olarak algılayan ve bu konuda ikrarlı olan torunlarının da tehditler, yönelimler ve asimilasyon politikaları karşısında diz çökmeyeceği bilinmelidir.

    KATLEDİLENLERİ ANIYORUZ, HUZURLARINDA DARDAYIZ

    “Bizim alnımızda kara bir leke yok, başını dik tut cigeram. Varsın Buğday meydanı bize Kerbela olsun” diyordu Pir Seyid Rıza. Evet alnımızda kara bir leke yok, başımızda dik! Varsın her yer bize Kerbela olsun! İkrarımız ve kimliğimizle yaşamak, bizler için asla taviz vermeyeceğimiz olgulardır. Bu doğrultuda 15 Kasım 1937’de idam edilerek katledilen Pir Seyid Rıza, oğlu ve yoldaşları başta olmak üzere, katledilen on binlerce Dersimliyi bir kez daha saygıyla anıyor, huzurlarında darda olduğumuzu dile getiriyoruz. “Bu derdi unutmayın” diyordu katliamı en derin duygularla yaşayan Dünya Ana. Kefensiz Yatanlarımızı Unutmadık, Unutmayacağız!

    TALEPLER

    Demokratik Alevi Dernekleri olarak, çağrı ve taleplerimizi bir kez daha tekrarlıyoruz;

    1-)Pir Seyid Rıza ve yoldaşlarının mezar yerleri açıklanmalı ve Dersim’e nakledilmelerinin önünde ki engel kaldırılmalıdır!

    2-)Katliamla yüzleşilmeli, Dersim ismi iade edilmelidir!

    3-) Katliam sürecinde sürgün edilenlerin ve ailelerinden, toplumundan koparılan çocukların tam listesi açıklanmalı ve daha sonra ki akıbetleri kamuoyuyla paylaşılmalıdır!

    4-)Arşivler açılmalı, Dersim halkından nitelikli bir özür dilenmelidir!

    5-)Dersim’in dili ve inancı (Kürtçe’nin lehçeleri/Alevilik) üzerinde ki baskı, inkar ve asimilasyon politikalarından bir an önce vazgeçilmelidir!”

    PİRHA/DERSİM

  • FEDA’dan İYİ Parti Genel Başkanı’na tepki: Bir kez daha soykırımlara izin vermeyeceğiz!

    FEDA’dan İYİ Parti Genel Başkanı’na tepki: Bir kez daha soykırımlara izin vermeyeceğiz!

    PİRHA- Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) yazılı bir açıklama yaparak İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’un katliam tehditlerine tepki gösterdi. Kürtlerin ve demokrasi güçlerinin iradesinin gasp edilerek kayyım atandığını belirten FEDA, Alevilerin ve Kürtlerin önderlerine ve değerlerine saldırıların kabul edilmeyeceğini, bir kez daha soykırımlara izin vermeyeceklerini kaydetti. 

    İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’ı hedef alarak, “Cumhuriyet devleti, Şeyh Saidlere, Seyit Rızalara ne yaptıysa aynı muameleyi göreceksiniz. Herkes emin olsun yapılması gereken neyse o yapılacaktır” şeklindeki sözlerine tepkiler gelmeye devam ediyor.

    Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) yazılı bir açıklama yaparak İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’na tepki gösterdi.

    FEDA, “AKP/MHP faşist iktidarı ve ırkçı Türk devleti dört bir yandan saldırıyor. Devlet bir yandan Kürtlerin ve demokrasi güçlerinin iradesini gasp ederek kayyum atıyor, diğer yandan da Alevilerin ve Kürtlerin önderlerine ve değerlerine saldırmaktadır” dedi.

    İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun, Seyit Rıza ve Şeyh Sayid’e saldırdığını hatırlatan FEDA, “Söz konusu şahıs, Kürt ve Alevi halkının bu iki değerli önderine saldırmakla kalmamış, o dönem yaptıkları soykırımları tekrar edebileceklerini söyleyerek halklarımızı tehdit etme cüretini göstermiştir. Onun bu ırkçı ve soykırımcı söylemini kimi ırkçı partiler de destekleyerek, Kürt ve Alevi halklarımıza düşmanlığı körükleyerek kin ve nefretlerini kusmuşlardır. Söz konusu çete yapılanması ve onunla hareket eden ırkçı soykırımcı faşist güruhun bu açıklamaları Alevilerin ve Kürtlerin maruz kaldıkları katliam ve soykırımları çok net olarak ortaya koymuştur” diye belirtti.

    Türkiye’de asimilasyoncu politikalardan vazgeçilmediğine vurgu yapan FEDA açıklamasında şu ifadelere yerdi:

    “Dün nasıl halklarımızı yok etmeye çalışmış, önderlerimizi katletmişelerse, bugün de aynı şekilde soykırım uygulamaya devam etmektedir. Öyle olduğu içindir ki, İyi parti, Zafer partisi, MHP, AKP ve diğer bilumum faşist çete yapılanmaları koro halinde Kürt ve Alevi düşmanlığı yapmaktadırlar. Kürt halkının seçilmiş belediye başkanlarının görevden alınarak kayyum atanması, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı vasıtasıyla Alevi kurumlarına ve cemevlerine kayyum atanması ve halkların önderlerine yapılan saldırıların hepsi aynı politikanın, aynı düşmanlığın sonuçlarıdırlar.

    “İYİ PARTİ’NİN BU ÇAĞRISI FİİLİ KATLİAM ÇAĞRISIDIR”

    Değerli canlar, İyi parti denilen çetenin yaptığı bu saldırı, aynı zamanda fiili katliam çağrısıdır. 1980’den önce aynı zihniyetin temsilcisi ve bugünün çömez ırkçılarının ağa babası olan A. Türkeş’in çağrıları, halklara katliam ve soykırım olarak dönüyordu. Ne zaman kan ve şiddet içeren cümleler kurmuşsa arkasından Maral, Malatya, Sivas ve Çorum’da katliamlar ve soykırımlar yapılmıştır.
    O nedenle FEDA (Demokratik Alevi Dernekleri) olarak bizler, hatırlatmalıyız ki, ne Kürt halkı ve ne de Aleviler dün olduğu gibi örgütsüz ve güçsüz değildirler. Bugün haklarımız bütün imkanları ve güçleriyle bu türden saldırılara karşı duracaklar, geliştirilecek olan katliamcı saldırıları püskürteceklerdir.
    Yine FEDA(Demokratik Alevi Dernekleri) olarak belirtmeliyiz ki, halklarımız bu tür saldırılara karşı daha güçlü daha etkili ve sonuç alıcı mücadeleler geliştireceklerdir.
    Değerli canlar, Şeyh Sayid ve Seyit Rıza halkımızın önderleridirler. Bizler ne onların bu haklı ve meşru direnişlerini, ne de onlara karşı yapılan soykırımı unutmadık unutmayacağız.

    “SEYİT RIZA VE ŞEYH SAİD DEĞERLERİMİZDİR”

    Ayrıca bütün soykırımcılar bilsinler ki, tarihin bir kez daha tekerrür etmesine, bir kez daha soykırımlarına da izin vermeyeceğiz.
    Bunun için FEDA (Demokratik Alevi Dernekleri) olarak diyoruz ki, hangi sürekten, hangi kurumdan, hangi ocaktan olursak olalım, Aleviliğe yapılan saldırıları kabul etmeyeceğiz, bütün benliğimizle bu saldırılara karşı onurluca duracağız.
    Seyit Rıza ve Şeyh Sayid değerlerimizdir. Kirletmenize izin vermeyeceğiz! Soykırımcıların tehditlerine boyun eğmeyeceğiz!”

    PİRHA/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER

    ‘Dervişoğlu bilmeli ki Alevilik de Kürtlük de devam edecek, söküp atamayacaksınız’-VİDEO

  • ‘Şeyh Sait ve Seyit Rıza’nın evlatları özgür bir yaşam için ikrarlaşmışlardır’- VİDEO

    ‘Şeyh Sait ve Seyit Rıza’nın evlatları özgür bir yaşam için ikrarlaşmışlardır’- VİDEO

    PİRHA-DAD Ankara Şubesi, İYİ Parti Genel Başkanı Dervişoğlu’nun Şeyh Sait ve Seyit Rıza’ya yönelik sözleri ile katliam tehdidinde bulunmasına tepki gösterdi. DAD Ankara Şubesi Eş Başkanı Mustafa Karabudak, “Seyit Rıza ve yoldaşlarının idam edilerek katledilişlerinin yıldönümü olan 15 Kasım arifesinde bu şekilde tehdit etmek beyhudedir” dedi.

    İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’ı hedef alarak, “Cumhuriyet devleti, Şeyh Saitlere, Seyit Rızalara ne yaptıysa aynı muameleyi göreceksiniz. Herkes emin olsun yapılması gereken neyse o yapılacaktır” sözlerini kullanmıştı.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Ankara Şubesi, Dervişoğlu’nun sözlerine tepki göstererek konuya ilişkin açıklama yaptı. Ana Fatma Cemevi’nin önünde yapılan açıklamayı DAD Ankara Şubesi Eş Başkanı Mustafa Karabudak okudu.

    “KATLİAMLAR, TEKÇİ- İNKARCI ANLAYIŞIN SONUCUDUR”

    Koçgiri, Şeyh Sait, Ağrı, Zilan ve Dersim katliamlarının tekçi-inkarcı resmi anlayışın sonucu olduğunun altını çizen Mustafa Karabudak, “Cumhuriyet modernitesinin egemenlikçi ulus devlet anlayışı kendini merkezileştirirken tek bir inanç, din, mezhep ve etnik yapıyı esas alarak, yalnızca tekçi tarifleri ile ifade bulan kimliklere yaşama şansı tanıdı ve bu kimlikleri ülkenin sahibi ilan etti. Türk-İslam(Hanefi) kimliklerinin kendi özlerine de zarar vererek egemen kılınmalarıyla birlikte, özellikle Şafii mezhebini takip eden Kürtler ile Rêya Heq/Hak Yol Alevi süreği mensubu olan Kürtlerin, bu sürece karşı gelmeleri katledilmelerinin gerekçesi haline getirildi” dedi.

    “RESMİ İDEOLOJİNİN AYNI İNKARCI VE KATLİAMCI AKLININ SÜRMEKTE OLDUĞU ORTADADIR”

    İyi Parti’nin Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun “Cumhuriyet devleti Şeyh Saitlere, Seyit Rızalara ne yaptıysa aynı muameleyi göreceksiniz. Herkes emin olsun yapılması gereken neyse yapılacaktır” sözlerini hatırlatan Karabudak, şunları kaydetti:

    “Resmi ideolojinin aynı inkarcılık ve katliamcı aklının sürmekte olduğunu ortaya koymaktadır. Kürtlerin ve Alevilerin yüzyıldır tekçi politikalardan neler çektiklerinin ilamıdır.
    Kürtleri ve Alevileri tam da Seyit Rıza ve yoldaşlarının idam edilerek katledilişlerinin yıldönümü olan 15 Kasım arifesinde bu şekilde tehdit etmek beyhudedir. ‘İşte kemend, işte boynum asarsa..Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan’ diyenlerin ardılları, korku siyasetine teslim olmadı, olmayacak da!
    AKP-MHP blokunda alternatif olarak kurulan ittifaklarda ülkeye ‘demokrasi getirecek’ siyasi öznelerden biriymişcesine uzun süre topluma sunulan bu siyasi geleneği Aleviler, Kürtler ve halklar çok iyi tanımaktadır. Haftalardır elinden ve dilinden urgan düşürmeyen bu ırkçı aklı ve türevlerini, Seyit Rıza çok önceleri ‘karga bülbül olmaz oğul’ diye açıklamıştır.”

    “RESMİ İDEOLOJİNİN BÖL, PARÇALA, YÖNET ANLAYIŞINA RIZA GÖSTERMEYECEĞİZ”

    “Müsavat Dervişoğlu ve aynı zihniyeti devriye edenler çok iyi bilsin ki, Şeyh Sait ve Seyit Rıza’nın evlatları özgür bir yaşam için ikrarlaşmışlardır” diyen Mustafa Karabudak, “Resmi ideolojinin böl, parçala, yönet anlayışına rıza göstermeyeceklerdir. Her türlü tekçi dayatma ve zulme karşı var olma mücadelesi vermeye ve ortak vatanda eşit ve özgür yurttaşlık temelinde bir arada yaşama ilkesini esas alan demokratik siyaset anlayışını savunmaya devam edeceklerdir.
    Şeyh Sait ve Sey Rıza’nın evlatları sizin hilelerinizle, yalanlarınızla da baş edecektir. Bu topraklarda bütün farklılıklarla ikrarlı bir yaşamı, toplumsal rızalığı ve barışı inşa etme mücadelesinin, dinci, ırkçı, cinsiyetçi zihinleri rahatsız ettiğini biliyoruz. Toplumsal değerlerimize dil uzatan bu zihniyete karşı halkımızı demokratik tepkilerini göstermeye çağırıyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • ‘Dervişoğlu bilmeli ki Alevilik de Kürtlük de devam edecek, söküp atamayacaksınız’-VİDEO

    ‘Dervişoğlu bilmeli ki Alevilik de Kürtlük de devam edecek, söküp atamayacaksınız’-VİDEO

    PİRHA- İzmir Dersim Dernekleri ve Demokratik Alevi Dernekleri İzmir Şubesi, İYİ Parti Genel Başkanı Dervişoğlu’nun Seyit Rıza’ya yönelik sözleri ve katliam tehdidinde bulunmasına tepki gösterdi. Ortak açıklama yapan iki kurum, “Faşist Dervişoğlu ve aynı katliamcı düşünceye sahip olanlar şunu iyi bilmeli ki, onca kırıma, katliama ve sürekli asimilasyon politikalarına maruz kalmasına rağmen Alevilik de, Kürtlük de bu coğrafyanın kadim kültürel gerçeklikleri olmaya devam etmektedir. Bu gerçekliği kimsenin söküp atmaya gücü yetmedi, yetmeyecek de!” dedi. 

    İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’ı hedef alarak, “Cumhuriyet devleti, Şeyh Saidlere, Seyit Rızalara ne yaptıysa aynı muameleyi göreceksiniz. Herkes emin olsun yapılması gereken neyse o yapılacaktır” sözlerini kullanmıştı.

    Dervişoğlu’nun ifadelerine ilişkin İzmir Dersim Dernekleri ve Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İzmir Şubesi basın toplantısı gerçekleştirdi.

    ‘İkrarımiz Var, Diz Çökmediler, Diz Çökmeyeceğiz’ pankartının açıldığı basın toplantısına İzmir Dersim Dernekleri ve Demokratik Alevi Dernekleri üyelerinin yanı sıra DEM Parti İzmir İl Örgütü ile DEM Parti İzmir Milletvekili İbrahim Akın katıldı.

    Açıklama öncesinde konuşan Demokratik Alevi Dernekleri Genel Sekreteri Asil Benler, meclis çatısı altında Dersim’e yönelik tehdit ve soykırım söylemlerini hatırlatarak, “Tarihi biraz eşelediğimizde 38′ e giden süreçte yine bir meclis konuşmasında Dersim hedef gösterilerek çıban başı olarak nitelendirildi. Ve bu çıbanı kökten kazıma ve ameliye etme gibi bir hedeften bahsedildi. Günün sonunda bizim Tertele dediğimiz dünya literatüründe de  soykırım olarak geçen bir süreç yaşadık. Acılı bir dönemdi. Binlerce insanımız katledildi, yine binlercesi de sürgün edildi.  Biraz daha yakın bir döneme geldiğimizde 10-15 yıl önce dönemin CHP Milletvekili Onur Öymen, ‘Şeyh Sait ve Seyit Rıza isyanlarında analar ağlamadı mı’ diyerek aynı katliamı savunan bir yerden söz kurarak tekrardan bu acılarımızı gündemleştirdi. Dün yine meclis çatısı altında İYİ Parti Genel Başkanı partisinin grup toplantısında bu travmaya dokunarak Kürtleri ve Alevileri tehdit eden, hedefe koyan ve faşist güruhların saldırısına açık hale getiren bir konuşma yaptı. Bunu kınıyoruz ve asla kabul etmiyoruz. Korku ve tehdit söylemlerinin karşısında tıpkı Pir Seyit Rıza gibi diz çökmeyeceğiz. Kültürümüzden, inancımızdan, dilimizden ödün vermeyerek bu coğrafyada demokrasiyi inşa etmek ve bu demokrasi içerisinde kendi kültürel değerlerimizle var olmayı ısrarla savunacağız. Ve bunun mücadelesinden asla taviz vermeyeceğiz” dedi.

    ONUR ÖYMEN’İN SÖZLERİ HATIRLATILDI

    Kurumlar adına açıklamayı İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği Eş Başkanı Hasan Ali Kılıç, idam edilerek katledilen Dersimlilerin ırkçı-faşist söylemlerle hedef alınmasına tepki göstererek, “Bir kez daha idam edilerek katledilen pirlerimizin, kefensiz yatanlarımızın akıbeti ırkçı-faşist siyasi söylemlerde kullanılarak halklarımıza karşı bir tehdit oluşturulmak istendi. Bir kez daha tıpkı geçmişte Onur Öymen’in yaptığı gibi TBMM çatısı altında bir partinin grup toplantısında değerlerimize dil uzatıldı” dedi.

    “SEYİT RIZA’NIN İDAM EDİLDİĞİ TARİHE DENK GETİRİLMESİ TESADÜF DEĞİL”

    Dervişoğlu’nun açıklamalarının Kürt Alevilere yönelik katliamların yeniden hayata geçirilmesi olarak okunduğunu belirten Kılıç, “İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin grup toplantısında “Cumhuriyet devleti Şeyh Saitlere, Seyit Rızalara ne yaptıysa aynı muameleyi göreceksiniz. Herkes emin olsun, yapılması gereken şey ne ise o yapılacaktır. Gereği yerine getirecek olanlar da işte tam buradalar, karşımdalar, yanımdalar ve milyonlarcası da arkamızdadır” diyerek açıkça özelde Kürt Alevilere, genel olarak ise tüm Kürt halkına karşı yapılmış katliamların yeniden hayata geçirileceğine dair cümleler sarf etmiştir. Pir Seyit Rıza ve yoldaşlarının katlediliş yıldönümü olan 15 Kasım’a yakın bir süreçte bu söylemlerin dile getirilmesi bir tesadüf değildir elbette!” diye ifade etti.

    “CUMHURİYETİN KURULUŞUNDAKİ KÜRT POLİTİKASI YÜRÜRLÜLÜKTE”

    Halklar ve inançları tekçi ve inkarcı ulus devlet anlayışı ile bir mezarlığa çeviren cumhuriyetin yüzleşilmesi gereken bir olay olduğunu dile getiren Kılıç, “Geçmişte yaşanan toplumsal travmaları köklü demokratik adımlarla aşmak yerine, tekrardan aynı travmaların yaşanmasını parmak sallayarak savunmak ancak faşist şahıs ve partilerin yapabileceği bir iştir. Sadece idam tehdidi değil, şuan hali hazırda Cumhuriyet’in kuruluş yıllarında ki Kürt politikasının da yürürlükte olduğunu görmekteyiz. Umumi Müfettişliklerden Kayyımlara uzanan irade gaspı ve tahakküm politikaları da devam etmektedir. En son Esenyurt, Batman, Mardin ve Halfeti’ye atanan kayyımlar Dervişoğlu’nun yaptığı katliam tehdidinin, siyasi-kırım ayağı olduğunu iyi bilmekteyiz” dedi.

    “PİRLERİMİZİN, KAMİLLERİMİZİN TORUNLARI DA DİZ ÇÖKMEYECEK”

    Kılıç, devamında Dervişoğlu’nun söylemlerini kınayarak şunları vurguladı:

    “Faşist Dervişoğlu ve aynı katliamcı düşünceye sahip olanlar şunu iyi bilmeli ki, onca kırıma, katliama ve sürekli asimilasyon politikalarına maruz kalmasına rağmen Alevilikte, Kürtlükte bu coğrafyanın kadim kültürel gerçeklikleri olmaya devam etmektedir. Bu gerçekliği kimsenin söküp atmaya gücü yetmedi, yetmeyecekte!

    Müsavat Dervişoğlu’nun bu açıklamalarını ve benzer söylem ve politikaları kınıyor ve asla görmezden gelebileceğiniz bir yerde durmadığını dile getiriyoruz. Yalan ve hilelere karşı Pir Seyit Rıza’nın diz çökmeyen duruşu bizler için onurlu bir mirastır. Pirlerimiz, İnsanı Kamillerimiz diz çökmedi, torunları da diz çökmeyecek!.

    AKIN: DERVİŞOĞLU ASLINA DÖNMÜŞTÜR!

    Basın toplantısında son olarak söz alan DEM Parti İzmir Milletvekili İbrahim Akın ise, Dervişoğlu’nun katliam geleneğindeki rolüne işaret ederek, “Yıllardır birlikte oldukları, sonradan ayrılarak sözde ırkçı-milliyetçi çizgisinden vazgeçerek daha demokrat parti kurduklarını iddia ettikleri bir siyasal partinin çökme halini kurtarmak için yine katliam tarihine sığınmaya çalışıyorlar. Dervişoğlu, Abdullah Çat’ın çok yakın arkadaşı, Fatsa Katliamı’nın aynı zamanda sorumlusu biri olarak aslına dönmüş gözüküyor. Siyasi tükenmişliğin saldırganları içerisinde saldırgan bir siyaset yapmaya çalışıyor. Bu ülkeyi ırkçılıkla, farklı kimlikleri yok sayan bir anlayış geliştirmek istiyorlar. Erdoğan’ın tek dil, tek din, tek ırk meselesindeki tekçi anlayışını tersten güya muhalefet edermiş gibi gösteriyorlar. Ama kendileri fiilen onun temsilciğine soyunuyorlar” şeklinde konuştu.

    PİRHA/İZMİR