Etiket: dev yapı iş

  • Tuzla’da işçi cinayetleri protesto edildi-VİDEO

    Tuzla’da işçi cinayetleri protesto edildi-VİDEO

    PİRHA- Disk/Limter-İş Sendikası, son bir yılda 13 işçinin hayatını kaybettiği Tuzla Tersaneleri’nde iş kazası sonucu yaşamını yitiren Pakistanlı işçi şahsında işçi cinayetlerini protesto etti.

    DİSK’e bağlı Gemi Yapımı ve Deniz Taşımacılığı, Ardiyecilik ve Antrepoculuk İşçileri Sendikası (Limter-İş), 30 Nisan günü Tuzla tersaneler bölgesinde yer alan Mscenglend Gemi’de meydana gelen iş kazasında hayatını kaybeden Pakistanlı işçi şahsında işçi cinayetlerini protesto etti.

    Protesto eylemine, İnşaat İşçileri Sendikası (İnşaat-İş) ve Devrimci Yapı, İnşaat ve Yol İşçileri Sendikası (Dev-Yapı İş) üyeleri destek verdi.

    “ÇARKLAR PATRONLARDAN YANA DÖNÜYORSA SÖMÜRÜ VE İŞ CİNAYETİ KAÇINILMAZDIR”

    Protesto eyleminde yapılan açıklamada şunlar kaydedildi:

    “Yaşanan iş cinayeti 13’üncü oldu. Bu güne kadar 13 işçi arkadaşımız bu tersanede iş sağlığı, iş güvenliği tedbirleri alınmadığı için yaşamını yitirdi. Ölen arkadaşımız, iş cinayetine kurban giden arkadaşımız Pakistanlıydı. Nereli olduğu, ismimizin ne olduğu, dilimizin, dinimizin ne olduğu önemli değil. Önemli olan madem ki işçiyiz, kardeşiz demektir. Kardeşlerimize sahip çıkmak bizlerin görevidir. Bugün burada yarın başka bir yerde kaynakçısınız, montajcısınız ya da boyacı, taşçısınız. Onun için biz işçiler olarak nerede olursak olalım, burada hangi arkadaşımız hangi ülkeden olursa olsun mutlaka birbirimize sahip çıkmak zorundayız. Çarklar patronlardan yana dönüyorsa ve iktidar patronlardan yanaysa ister Almanya’da olun, ister Pakistan’da olun, ister Türkiye’de olun, sömürü ve iş cinayeti kaçınılmazdır.”

    NE OLMUŞTU?

    Pakistanlı işçi, tersanede bakıma giren gemide kaptan köşkünün dış cephesini boyarken balkon korkuluğunun kırılması nedeniyle 12 metre yükseklikten düşerek hayatını kaybetmişti.

    PİRHA/ İSTANBUL

  • Dev Yapı-İş Temsilcisi Hasan Oğuz hayatını kaybetti

    Dev Yapı-İş Temsilcisi Hasan Oğuz hayatını kaybetti

    PİRHA – DİSK Devrimci Yapı İşçileri Sendikası (Dev Yapı-İş) temsilcisi Hasan Oğuz, Galataport şantiyesinde çalışırken geçirdiği kalp krizi sonrası kaldırıldığı ve yoğun bakıma alındığı hastanede yaşamını yitirdi.

    Dev Yapı-İş Avrupa yakası temsilcisi Hasan Oğuz, çalıştığı önceki gün kalp krizi geçirdi. Oğuz yoğun bakıma alınıp stend takıldı ve tedavi gördüğü hastanede sabaha karşı yaşamını yitirdi.

    Dev Yap-İş Oğuz’un yaşamını yitirmesini şu ifadelerle duyurdu:

    “Genç bir işçi önderi, sendikamızın temsilcisi Hasan Oğuz Galataport şantiyesinde çalışırken geçirdiği kalp krizi sonrası tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi. Mücadelemizde yaşatacağız!”

    (HABER MERKEZİ)

  • İnşaat işçileri sendikaları: İşçilerin hayatı patronların insafına terk edilemez

    İnşaat işçileri sendikaları: İşçilerin hayatı patronların insafına terk edilemez

    PİRHA-Koronavirüs salgınına karşı ortak açıklama yapan inşaat işçileri sendikaları, salgın tehdidine rağmen şantiyelerin hala açık olduğuna dikkat çekerek, hiçbir önlem alınmadan yüzlerce inşaat işçilerinin kölelik koşullarında çalışmaya devam ettiğini belirtti.

    Devrimci Yapı, Yol ve İnşaat İşçileri Sendikası, (DEV YAPI-İŞ), İnşaat İşçileri Sendikası (İNŞAAT-İŞ), İnşaat ve Yapı İşçileri Sendikası( İYİ-SEN), yaptıkları ortak yazılı açıklamayla, salgın tehdidi nedeniyle alınması gereken önlemleri sıraladı.

    Yapılan açıklamada, Türkiye’de koronavirüs salgınında enfekte olanların ve salgından dolayı yaşamını yitirenlerin sayısı gün geçtikçe arttığı belirtilerek, şu ifadelere yer verildi:

    “Türkiye’de milyonlarca insan fabrikada, şantiyede, atölyede, markette ve sayısız iş kolunda aç kalmamak, kirasını, faturasını ve en temel ihtiyaçlarını karşılamak için çalışmak zorunda. İktidar çalışanların salgına karşı iş yerlerinde gerekli tedbirlerin ve önlemlerin alınmasında sorumludur. Bu sorumluluk yerine getirilmediği sürece halkımız salgına karşı korumasız kalacak salgının yayılma hızı giderek artacaktır. İşçi sınıfın nicel olarak önemli bir bölmesini oluşturan inşaat işçilerinin, büyük bir bölümü evlerinden uzakta şantiyelerde toplu halde çalışıp yemekhanede yemek yemekte ve çalıştığı şantiyede yüzlerce işçiyle birlikte barınmaktadır. İnşaatlarda gerekli iş güvenliği önlemleri alınmadığı için her yıl yüzlerce inşaat işçisi iş cinayetlerine kurban gitmektedir. Bu gerçek ortadayken salgına karşı patronların gerekli önemleri almayacağı aşikardır.

    “OLAĞANÜSTÜ DÖNEMLERDE İŞTEN ÇIKARTILMA YASAKLANMALIDIR”

    İnşaat işçilerinin canı patronlar tarafından hiçe sayılmaktadır. Hiçbir önlem alınmadan yüzlerce inşaat işçisi kölelik koşullarında salgın tehdidiyle çalışmaya devam etmektedir. Bilim insanları ve uzmanlar önümüzdeki iki ila üç haftanın ülkemiz için en kritik hafta olduğunu söylemektedir. Bu yüzden en acil talebimiz toplum sağlığı ve güvenliği açısından devamı zorunlu olmayan tüm şantiyelerin üç hafta süreyle kapatılmasıdır”

    Alınması gereken önlemler ise şöyle sıralandı:

    1-Zorunlu olarak durdurulan ya da “maliyetlerin artması” nedeniyle işten çıkartma kabul edilemez. Yasaların ön gördüğü üzere, salgın vb. durumlar “olağanüstü” sayılması gerekmektedir. Olağanüstü dönemlerde “işten çıkartılma” yasaklanmalıdır.

    2-Salgın tehdidi nedeniyle, zorunlu olarak kapatılan işletmelerde “ücretsiz izin uygulaması” ya da “izinlerin yıllık izinlerden düşülmesi” hem yasal olarak hem de meşru olarak kabul edilemez. Salgın türü “mücbir sebeplerin” meydana geldiği durumlarda “ücretli izin” uygulaması zorunlu kılınmalıdır.

    3-Salgın tehdidine karşı alınan tedbirlerden kaynaklı olarak yaşanan daralma sebep gösterilerek işçilerin ücretlerinin ödenmemesi mazur görülemez. Önlem süresi boyunca ücretli izine ayrılan işçilerin ücretleri “zorunlu sebepler” nedeniyle ödenememesi halinde, İşsizlik Fonu ve Ücret Garanti Fonunda biriken fonlar işçilerin ücreti için kullanılmalıdır. İşsizlik sigortası ödeneği alabilmek için son üç yılda 600 gün çalışma koşulu virüsle mücadele döneminde 90 güne indirilmelidir.

    4-Salgın tehdidi, aynı zamanda bir işçi sağlığı ve iş güvenliği sorunudur. Şantiyelerde iş güvenliğini şantiyede çalışan işçilerin, iş kollunda faaliyet gösteren sendikaların ve sağlık emekçilerin meslek örgütlerinden tarafından oluşturulacak bir komite tarafından denetlenme ve yaptırım yetkisi verilmelidir. Gerekli önlemlerin alınmadığı tespit edilen şantiyelerde çalışma durdurulmalı işçiler ücretli izne çıkarılmalıdır.

    5-Şantiyelerde salgın tehdidiyle karşı karşıya kalan tüm işçilerin ücretsiz sağlık taraması ve kontrolleri ivedilikle başlamalıdır. Kronik rahatsızlığı olan ve elli yaşın üzerindeki işçilere ücretli izin verilmelidir.İnsanların sağlığı piyasacı anlayışa korunamaz sağlık hizmetleri ücretsiz olarak verilmelidir.

    6-Koranavirüs salgını süresince işsiz kalanların ve gelir kaybına uğrayanların kira, elektrik, su, doğalgaz ve iletişim gibi temel ihtiyaçlar ücretsiz olarak verilmelidir.

    7-Temel gıda ve kişisel hijyen malzemeleri yardımı karşılanmalı, gıda ve hijyen ürünlerine yapılan fahiş zamlar geri çekilmeli temel gıda malzemelerinde KDV sıfırlanmalıdır. Kontrolsüz fiyat artışına karşı ihbar ve denetim mekanizması kurulmalıdır. Bu talepler derhal yerine getirilmelidir.”

    PİRHA-ANKARA

     

     

     

  • Dev Yapı-İş Başkanı: 3. Havalimanı’nda geçmişi aratmayan görüntüler var-VİDEO

    Dev Yapı-İş Başkanı: 3. Havalimanı’nda geçmişi aratmayan görüntüler var-VİDEO

    PİRHA – Devrimci Yapı, İnşaat ve Yol İşçileri Sendikası (Dev Yapı-İş) Genel Başkanı Özgür Karabulut, Türkiye’de günde beş işçinin yaşamını yitirdiğine dikkat çekerek, “Sendikal örgütlülük sağlanmadığı sürece ölümlerin önüne geçilemeyecek” dedi.

    İnşaat işçileri, ekonomik gerileme sebebi ile krizi en derin hisseden kesim haline geldi. Maaşlarını alamayıp, kötü koşullarda çalışan işçilerin eylemleri devam ederken iş kazalarının da ardı arkası kesilmiyor.

    “EKONOMİK KRİZİN İLK VURDUĞU ALAN İNŞAAT; 700 BİN İŞÇİ İŞSİZ” 

    3. Havalimanı inşaatı direnişinde yaptığı konuşmanın ardından 2 ay tutuklu kalan Dev Yapı-İş Genel Başkanı Özgür Karabulut, son altı ayda 700 bin civarında inşaat işçisinin işsiz kaldığına dikkat çekerek şunları söyledi:

    “İnşaat işçileri normal zamanlarda da en dipte yaşadığı için belki ilk elden bu durumu hissetmedi. Birçok inşaat projesi durduruldu. İnşaat patronlarının üretim maliyetleri dolar kuruyla birlikte 2-3 katına çıktı. Bunun acısını, yükünü de işçilere çıkarmaya çalışıyorlar. Nasıl çıkartıyorlar; işçilerin üzerinde yansıyan işçi sağlığı iş güvenliği, yemek, barınma, maliyetlerinden kısarak hatta tamamını keserek işçi üzerine bu fatura edilmeye çalışılıyor.”

    “2 MİLYONA VARAN KONUT FAZLASI MEVCUT”  

    Karabulut, ekonomik krizle birlikte ücret gasplarının da çok sık karşılaşılan bir durum olduğunu söyledi. İktidara yakın firmaların da ekonomik gidişat nedeni ile güçlük yaşadığını belirten Karabulut şunları aktardı:

    “Ücret gaspları eskiden de oluyordu ama müdahale ettiğimizde çözebiliyorduk. Fakat son 6-7 aylık süreçte kolay kolay çözülmüyor. Çünkü artık para yok. Yandaş firmalar da ciddi sıkıntılar yaşamakta. Kamu ihalelerinde hak edişler verilmiyor. İşçilere ödeme yapmakta zorlanıyorlar. Bunu büyük şantiyelerin hemen hemen hepsinde yaşıyoruz. Otoyol inşaatlarında sayıları binleri bulan işçiler, işten çıkartıldı. İstanbul’da bir çok metro şantiyesi durdu. Bunu farklı nedenlerle açıkladılar ama işin özünde ekonomik kriz geliyor. Konut inşaatlarında da 2 milyona varan bir konut fazlası olduğu söyleniyor. Memleketin dört bir tarafı betona gömülmüş.”

    “BİR YILDA 1923 İŞÇİ ÖLDÜ”

    Karabulut’un altını çizdiği bir diğer konu başlığı ise iş cinayetleri oldu. Ülkede her gün en az 5 işçinin öldüğüne dikkat çeken Karabulut, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Her gün en az 5 işçi yaşamını yitiriyor. Devletin ve İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin tespit ettiği en az 1923 işçi arkadaşımız geçen yıl yaşamını yitirdi. Bunun da %30’u neredeyse inşaat işçisi. Büyük çoğunluğu toplum ve basından da gizleniyor. Kendi olanaklarımızla, yerel basın aracılığıyla bunları tespit etmeye çalışıyoruz. İnşaat patronları en fazla kârını düşünür. Bütün öncelikleri karlarından bir şey kaybetmemek olduğu için maliyetleri asgari düzeye indiriyorlar. Şantiyelerde Allaha emanet çalışma düzeni ile karşı karşıyız. Hal böyle olunca da kaza ve iş cinayetleri kaçınılmaz oluyor. Bu kaderi ancak örgütlü mücadele ederek sendikalaşarak değiştirebiliriz.”

    “3. HAVALİMANINDA GEÇMİŞİ ARATMAYAN GÖRÜNTÜLER VAR”

    İstanbul 3. Havalimanı’ndaki son durum hakkında da bilgi veren Karabulut, “Orada yaşananlar iş kolunun resmiydi” diyerek sözlerini şu cümlelerle sürdürdü:

    “Orada taşeronlaştırma, ücret gaspı, iş cinayetleri, kölece çalıştırma ve daha birçoğu mevcut. İnşaat işçileri ya topluca öldüğünde ya da kalabalık direndiğinde gündeme geliyor. Orada servis sıkıntısı ile başlayan bir sorun görkemli bir direnişe sebep oldu. 40 bin kişinin çalıştığı şantiyede 30 bin kişi iş durdurmuştu. Ondan sonraki süreçte devlet, kimi göstermelik düzenlemeler yaptı. İşçiler, işlerine giderken yağmur, soğuk ve güneşin altında bekleyerek servise biniyordu. Sonra 25 metre karelik bir barınma yeri yaptılar. Koğuşlar ayda bir ilaçlanırken 15 güne indirdiler. Yemeklerde ise kısmi düzenlemeler oldu. Bu talepleri sadece havalimanındaki eylemle değil, diğer şantiyelerde de yaptığımızda elde edebiliyoruz. Koşulları iyileştirmenin yolu o alanda o iş yerinde örgütlü bir güç olmaktan geçiyor. Havalimanı direnişi ardından kısmi düzenlemeler yaptılar fakat bir ay geçmeden geçmişi aratmayan görüntülerle karşılaştık. Yağmur yağdığında koğuşlarımızı su bastı, bekleme alanlarında araçlar suyun altında kaldı. Sonraki süreçte 3 – 4 ay ücretlerini alamayan işçiler şantiyeden kapı dışarı edildi. Eylül’de havalimanında 40 bine yakın kişi çalışıyordu şu an 10-15 bin arası işçi mevcut. 1 Mart’ta yapılacak açılış sebebi ile yoğun baskı vardı. 1 Mart’a yetiştiremediler. Şimdi seçim sonrası 5 Nisan’da açılış yapılacağı söyleniyor.”

    “SENDİKALI OLURSAK PATRONLARIN DEĞİL BİZİM SÖZÜMÜZ GEÇER”

    Karabulut, açıklamalarında sendikalaşmanın önemine de vurgu yaptı. “Ücretimizin artırılması, insanca, güvenli çalışma koşullarının yaratılması için örgütlü olmalıyız” diyen Karabulut şunları aktardı:

    “İşe giderken ‘bugün başıma ne gelecek’ kaygısı duymadan çalışmak için örgütlenmemiz lazım. Var olan deneyimlerimizden şunu çıkardık: Sendikanın olduğu şantiyelerde patronlar biraz daha kendilerini kontrol ediyor. İnşaat işçilerine çağrım; hayatta kalmak, insan gibi muamele görmek istiyorsanız sendikalı olun. Sendikalı olduğunuzda güçlü olursunuz. Patronların sözü değil, sizin sözünüz geçer.

    Cebrail ARSLAN – Eren GÜVEN / ANKARA

  • 3. Havalimanı İşçileriyle Dayanışma Platformu kuruluşunu ilan etti

    3. Havalimanı İşçileriyle Dayanışma Platformu kuruluşunu ilan etti

    PİRHA- Aralarında çok sayıda sendika, siyasi parti temsilcisi ve aydının bulunduğu 3’üncü Havalimanı İşçileriyle Dayanışma Platformu kuruluşunu ilan etti. 

    Aralarında çok sayıda sendika, siyasi parti temsilcisi ve aydının bulunduğu 3’üncü Havalimanı İşçileriyle Dayanışma Platformu kuruluşunu ilan etti.

    Aralarında çok sayıda sendika, siyasi parti temsilcisi ve aydının bulunduğu “3’üncü Havalimanı İşçileriyle Dayanışma Platformu”, Karaköy’de bulunan Türkiye Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) İstanbul Büyükkent Şubesi’nde yaptığı açıklama ile kuruluşunu ilan etti.

    “BASKILARI ASLA KABUL ETMİYORUZ”

    Toplantıda ilk olarak söz alan Devrimci Yapı İnşaat ve Yol İşçileri Sendikası (Dev Yapı-İş) Genel Sekreteri Nihat Demir, “Biz yıllardır bu topraklarda egemenleri sermayesine can katmak için öldürüldük. Alıkonulduk. Çocuk da olsa kadın da olsa gereği yapılacak diyen zihniyet yüzünden Türkiye bu noktaya geldi. Egemenlerin bu topraklarda yürüttüğü kanlı savaşı biz buradan reddediyoruz. Emekçiler olarak bu baskıları asla kabul etmiyoruz” dedi.

    “KARAKOLA İŞVERENLERİ ALDILAR

    Ardından 3’üncü Havalimanı işçileri avukatlarından Ahmet Baran Çelik, süreci en başından bu yana takip ettiklerini belirtti. Hukuki sürecin skandal bir süreç olduğunu vurgulayan Çelik, “3’üncü Havalimanı protestoları 14 Eylül’de başladı. Ve gecesinde odalara baskın yaparak çok kişiyi gözaltına aldılar. On binlerin yaptığı direniş onları korkuttuğu için gözaltı ve işkenceler oldu. O gün bütün gün Arnavutköy karakolunda olmamıza rağmen ne bizi ne de milletvekillerini içeri almadılar. Ama içeri girme yetkisi olan avukatlar ve vekiller içeri alınmazken işverenler çok rahat bir şekilde içeri giriyordu. İşçiler 4 günün sonunda adliyeye sevk olana kadar içeri giremedik. Avukatsız ifadeleri alındı” diye konuştu.

    Toplantıda basın açıklamasını HDP Ekoloji Komisyonu üyesi Beyza Üstün yaptı.

    “TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ”

    3’üncü Havalimanı’nda başlayan eylemlerin ardından tutuklamaların devam ettiğini belirten Üstün, yaklaşık 600 işçinin gözaltına alınmasının ve DİSK’e bağlı 5 yönetici ile 30 işçinin tutuklanmasının anayasa ihlali olduğunu söyledi. Üstün, “Bizler sendikalar, kitle örgütleri ve demokratik kurumlar ve duyarlı kişiler olarak 3’üncü Havalimanı Dayanışma Platformu’nu oluşturduk. Bu platformda haksız hukuksuz şekilde tutuklanan işçiler ve sendikacılar ile dayanışma içinde olacağımızı, 3’üncü Havalimanı şantiyesinde çalışan arkadaşların bir isyanla deklare ettikleri taleplerin takipçisi olacağımızı belirtiriz” dedi. (HABER MERKEZİ)