Etiket: deva

  • Kılıçdaroğlu ve Babacan’dan ortak mesaj: Şampiyonlar Ligi hazır-VİDEO

    Kılıçdaroğlu ve Babacan’dan ortak mesaj: Şampiyonlar Ligi hazır-VİDEO

    PİRHA-CHP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, “Görevi devralır almaz önce halkımıza nefes aldıracak, güçlü çözümleri hayata geçireceğiz. Hayat pahalılığını, fiyat istikrarsızlığını ve bu yaşanan yıkıcı enflasyonist süreci sona erdireceğiz” dedi. Babacan ise, ülkede güven ortamını oluşturacaklarını belirtti.

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, evinin mutfağına DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ı konuk etti. Babacan ve Kılıçdaroğlu’nun ortak çektiği video, “Şampiyonlar Ligi hazır” başlığıyla paylaşıldı.

    “DEVLETİN EKONOMİ KURULLARINI DÜNYA ÖLÇEĞİNDE GÜVENİLİR HALE GETİRECEĞİZ”

    “Şampiyonlar Ligi hazır” videosunda Kılıçdaroğlu şunları dile getirdi:

    “Bugün mutfağımızda önemli bir konuk var. Eşlerimiz salonda, biz de buraya sığındık. 15 Mayıs itibariyle birlikte çok önemli çalışmalara imza atacağımız Ali Bey ile çayımızı içiyoruz. Bari fırsat bu fırsat size de seslenelim dedik. Sayın Ali Babacan yıllarca ekonomi yönetiminin başında yer almış, ekonomide akılcı bir politika benimsemiş işinin ehli bir siyasetçi, dünyanın güvendiği bir insan. Millet İttifakı ile birlikte devletin ekonomi kurullarını dünya ölçeğinde güvenilir hale getireceğiz. Mesleki liyakat kurumlara geri dönecek, finans çevrelerine gerçekçi bir biçimde güven vereceğiz. Bütçe disiplinini sağlarken vergide adaleti de sağlayacağız. Planlı ve temiz yatırımlarla her alanda üretim hamleleriyle de yenilikçi teknolojilerle ülkemizi dünyayla rekabet eden bir ülke haline getireceğiz. Hatırlayın önce ferah sonra da refah dedik. Türkiye’ye hızlı nefes aldırıp bizi bu krizden çıkaracak ve sonrasında da kalıcı refahı sağlayacak ekipler hazır.

    “ÇOK SAYGIN AKADEMİSYENLERİMİZ, DENEYİMLİ BÜROKRATLARIMIZ VAR EKİPTE”

    Dünyada çok saygı gören yurt dışında ve yurt içinde çalışan akademisyenlerimiz, deneyimli bürokratlarımız var o ekipte. Millet İttifakı’nın tüm paydaşlarından ekonomi alanında uzman isimler ki birkaç gün içerisinde bu ‘Şampiyonlar Ligi’ kadrosunu da göreceksiniz. Ne yapacağımızı biliyoruz. Görevi devralır almaz önce halkımıza nefes aldıracak, güçlü çözümleri hayata geçireceğiz. Hayat pahalılığını, fiyat istikrarsızlığını ve bu yaşanan yıkıcı enflasyonist süreci sona erdireceğiz. İç ve dış kaynakları harekete geçirerek ekonomimize nefes aldıracağız. Ben bunun için birçok ülkeye gittim. Bu ekibi söyleyince önümüzde tüm kapılar açıldı. Temiz sermaye, gideceği ülkede kadro ve liyakat görmek istiyor. bu yüzden bilim, teknoloji ve yatırım merkezlerini ziyaret ettim. Dünyanın en büyük yatırım fonlarıyla çalışma toplantıları yaptım. Yüzlerce milyar dolarlık temiz yatırım sözleri aldım.

    “EMİN OLUN BAŞARACAĞIZ”

    Bu söz sadece Bay Kemal’e verilmedi ki. Her şey bir ekip işi. Ancak sadece bununla yetinmeyeceğiz. Kalıcı refahı da Türkiye’ye getireceğiz. Biliyorsunuz, projelerimizi size tahtamın önünden açıklıyorum. Türkiye’de çağın sanayi devriminin alt yapısını kuracağız. Dijital teknoloji, yapay zeka, makine öğrenimi, finansal teknolojiler ve yeşil enerji konuşacağız. Evet, bunu başaracağız ve yapacağız. Bu ekiple yapacağız. Emin olun başaracağız.”

    “EKONOMİ DEYİNCE ÖNCE İNSAN DİYE BAŞLAMAK LAZIM

    Babacan da şunları ifade etti:

    “Sayın Kılıçdaroğlu bizim ortak cumhurbaşkanı adayımız. Kendisi dürüstlüğüyle, devlet tecrübesiyle bütün milletin gönlünde kalbinde yer almış bir insan. İnşallah hep birlikte bu ülkeyi daha güzel yarınlara çok çalışarak taşıyacağız.

    Tabi ekonomi deyince en önemli kavram güven. Güven olmadan asla ekonomide başarılı olunmaz. Güvenin olup olmadığını da biz en önemli Hazine’nin faiz ödemeleriyle ölçeriz. Bir ülkenin Hazine’si çok faiz ödüyorsa o ülkenin güvenin ortamı artık sarsılmıştır, daha az faiz ödüyorsa o ülkede güven oluşmaktadır. Geçtiğimiz gün baktığımızda 311 milyar liralık bir faiz ödemesi oldu Türkiye Cumhuriyeti Hazinesi’nden. Bu yıl ki bütçe için planlanan rakam da tam 565 milyar. Üzerine bir de 200 milyar liralık kur farkını eklediğinizde neredeyse bir 765 milyar liralık faiz ödemeyi planlıyor şu andaki hükümet. Bu para tam 1 milyon tane konutu yapıp bedava vatandaşlarımıza vermeye yetecek bir para.

    Ekonomi deyince önce insan diye başlamak lazım. Ekonominin en önemli amacı insan onuruna yaraşır bir hayat sağlamaktır vatandaşlara. Bunun da temelinde adalet var. Ehliyetli, liyakatli kadrolarla çalışmak ve istişare kültürü var. Karakış çok yakında bitecek. Ülkemiz nice baharlara doğru yola çıkacak.”

    Kılıçdaroğlu, son olarak “Birleşe birleşe kazanacağız” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Millet İttifakı’ndaki dört parti seçime CHP listesiyle girecek

    Millet İttifakı’ndaki dört parti seçime CHP listesiyle girecek

    Millet İttifakı’nda yer alan SP, Gelecek Partisi, DEVA ve DP seçimlere CHP listesinden girecek.

    Millet İttifakı’nda yer alan dört parti seçime ortak listeyle girme noktasında anlaştı.

    İttifakta yer alan Saadet Partisi (SP), Gelecek Partisi, Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) ile Demokrat Parti (DP) milletvekilliği seçimine Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) listesinden girecek.

    İYİ Parti ise seçime kendi listesiyle girecek. Millet İttifakı daha önce Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) verdikleri protokolden çekilmek üzere bugün dilekçelerini sunacak. Aday listesi ise 9 Nisan’da teslim edilecek.

    (HABER MERKEZİ)

  • Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı: Kemal Kılıçdaroğlu-VİDEO

    Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı: Kemal Kılıçdaroğlu-VİDEO

    PİRHA-Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayının CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu olduğu kamuoyuna açıklandı. Kararın ardından konuşan Kılıçdaroğlu, “Millet İttifakının kapısı ortak Türkiye hayalimizi paylaşan herkese sonuna kadar açıktır. İnanç, düşünce, ayır etmeksizin herkesi yürekten selamlıyoruz. Hiç kimse merak etmesin ahlakın ve adaletin iktidarını hep birlikte kuracağız” dedi.

    Cumhurbaşkanı adayını belirlemek üzere Saadet Partisi Genel Merkezi’nde bugün bir araya gelen Millet İttifakı’nı oluşturan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA), Demokrat Parti, Gelecek Partisi, İYİ Parti ile Saadet Partisi’nin toplantısı sona erdi.

    Toplantının ardından Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, cumhurbaşkanı adaylarının CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu olduğunu kamuoyuna duyururken, “Toplantılarımız neticesinde aldığımız kararı duyurmayı görev arz ediyorum. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu bizim cumhurbaşkanı adayımızdır. Görevin hayırlı olmasını diliyorum. Başarılar diliyorum” dedi.

    “İNANÇ, KİMLİK AYIRT ETMEKSİZİN HERKESİ SELAMLIYORUZ”

    Kılıçdaroğlu ise şunları söyledi:

    “Yunus Emre “Bölüşürsek tok oluruz, bölünürsek yok oluruz” der. Ülkenin bütün renklerini soframızda birleştirmek için yola çıktık. Halil İbrahim sofrası zulmün sona ermesi, hakkın, hukukun hakim kılınması demektir. Bizim soframız barışın ve kardeşliğin sofrasıdır. Bunu hep birlikte başaracağız. İstişare ile ülkeyi yöneteceğiz.

    Parlamenter sisteme geçiş sürecinde diğer genel başkanlar cumhurbaşkanı yardımcısı olacaktır. Millet İttifakının kapısı ortak Türkiye hayalimizi paylaşan herkese sonuna kadar açıktır. İnanç, düşünce,kimlik ayır etmeksizin herkesi yürekten selamlıyoruz. Hiç kimse merak etmesin ahlakın ve adaletin iktidarını hep birlikte kuracağız.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Millet İttifakı: Ortak bir anlayışa ulaştık, 6 Mart’ta paylaşacağız

    Millet İttifakı: Ortak bir anlayışa ulaştık, 6 Mart’ta paylaşacağız

    PİRHA-Cumhurbaşkanı adayını belirlemek üzere bugün 12’nci kez bir araya gelen Millet İttifakı, toplantının ardından yaptığı açıklamada aday konusunda ortak anlayışa vardıklarını, nihai açıklamanın 6 Mart Pazartesi günü yapılacağını belirtti.

    Millet İttifakı’nı oluşturan altı partinin genel başkanları bugün yaptıkları toplantının ardından kısa bir açıklama yayımladı.

    Liderlerin ortak imzasıyla yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Millet İttifakını oluşturan siyasi partilerin genel başkanları olarak 28. Dönem TBMM ve 13. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ortak Cumhurbaşkanı adayımız ve geçiş süreci yol haritası konusunda ortak bir anlayışa ulaşmış bulunuyoruz. Genel başkanların partilerinin yetkili kurullarını bilgilendirmeleri sonrası nihai açıklamayı 6 Mart 2023 tarihinde kamuoyu ile paylaşmak üzere Saadet Partisi’nin ev sahipliğinde tekrar bir araya geleceğiz.

    Kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Millet İttifakı, ‘Ortak Mutabakat Metni’ni kamuoyuna duyurdu

    Millet İttifakı, ‘Ortak Mutabakat Metni’ni kamuoyuna duyurdu

    PİRHA-Millet İttifakı, ‘Ortak Politikalar Mutabakat Metni’ni kamuoyuna duyurdu. 

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA), Demokrat Parti (DP), Gelecek Partisi (GP), İYİ Parti ile Saadet Partisi’nin (SP) oluşturduğu Millet İttifakı, bir süredir üzerinde çalıştıkları ‘Ortak Politikalar Mutabakat Metni’ni, Ankara’da kamuoyuna duyurdu. Sağlıktan eğitime, yargıdan dış politikaya 2 binin üzerinde vaat Millet İttifakı’nın mutabakatında yer aldı.

    Millet İttifakı’nın ‘Ortak Politikalar Mutabakat Metni’nin kamuoyuna açıklandığı toplantıya CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Saadet Partisi lideri Temel Karamollaoğlu, DEVA Partisi lideri Ali Babacan, Gelecek Partisi lideri Ahmet Davutoğlu ile Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal birlikte geldi.

    “KONTROLSÜZ GÜÇ FELAKETTİR”

    Kamuda liyakate ve yolsuzluklara dair atılacak adımlara ilişkin ilk olarak CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak konuştu. Sözlerine “Kontrolsüz güç güç değildir, felakettir. Milletimiz bunu Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde gördü. Milletimiz için beka sorunu oldu” diyerek başlayan Öztrak, yeni bir Meclis iç tüzüğü hazırlayacaklarını, torba kanun uygulamasına son vereceklerini, milletler arası sözleşmelerden çekilme yetkisinin sadece Meclis’e verileceğini söyledi.

    Meclis’te kesin hesap komisyonu kuracaklarını, cumhurbaşkanının yedi yıl için sadece bir kez seçileceğini, Başbakan’ı yönetimde etkili hale getireceklerini, OHAL işlemlerinin yargı denetine bağlı olacağını, Hakimler ve Savcılar kurulunu kaldırarak iki kurul kuracaklarını ve Adalet Bakanı’nın kurullarda yer almayacağını belirten Öztrak, “Özel yetkili mahkemelere son vereceğiz. Tutuklamanın istisna olması ilkesi için gerekli tedbirleri alacağız. Anayasa Mahkemesi üyeliklerine hülle yoluyla atama yapılmasını önleyeceğiz. Seçim barajını yüzde 3’e düşüreceğiz. Basın özgürlüğünü sağlayacağız. Kamu yönetiminin eşitlik, tarafsızlık, liyakat ilkelerine göre yeniden düzenleyeceğiz. Cumhurbaşkanlığı bünyesindeki ofisleri ve kurulları lağvedeceğiz” dedi.

    “CUMHURBAŞKANINA TAHSİSLİ SARAYI, KÖŞKÜ HALKIN KULLANIMINA AÇACAĞIZ”

    Ekonomi finans ve istihdam alanına dair atılacak adımları ise DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Çanakçı paylaştı. Hayat pahalılığını sonlandıracaklarını, enflasyonla tavizsiz mücadele edeceklerini, kişi başı milli geliri beş yılda iki katına çıkaracaklarını, 5 milyon yeni istihdam yaratacaklarını ve yoksulluğu bitireceklerimi belirten Çanakçı, “Kur korumalı mevduatta yeni hesap açmayacak mevcut hesapları vadeleri dolduğunda kapatacağız. Cumhurbaşkanlığını Çankaya Köşkü’ne taşıyacağız. Cumhurbaşkanlığına tahsisli yalı sarayları halkın kullanımına açacağız. Cumhurbaşkanlığına kayıtlı uçakları satıp orman yangını için uçak alacağız. Ülkemizin kaynaklarını Kanal İstanbul gibi rant projeleri yerine tarım için sulama projelerine kullanacağız” ifadelerini kullandı.

    “YÖK’Ü KALDIRACAĞIZ”

    Eğitim ve bilim alanına dair vaatleri içeren sunumu Demokrat Parti Genel Başkan Yardımcısı Bülent Şahinalp yaparken, şunları söyledi:

    “YÖK’ün kaldırılacağını, akademisyenlerin ifade özgürlüğünün sağlanacağını, köy okullarında taşımalı eğitime son verileceğini belirten Şahinalp, “Tüm öğrenci ve gençlere aylık 5 GB ücretsiz internet vereceğiz. Her okula fiber internet bağlantısı sağlayacağız. Sosyal medya üzerindeki ifade özgürlüğünü koruyacağız. Dijital varlıkların ödeme sistemleriyle entegrasyonunu sağlayacağız. Fikri, vicdanı hür nesiller yetiştireceğiz. Eğitimi tüm paydaşların katılımıyla yeniden yapılandıracağız. 4+4+4 eğitim sistemine son vereceğiz. 1+5+4+3 sistemini hayata geçireceğiz. Yeni yurt binaları yapılacak.

    “YEŞİL ALAN SAYISINI İKİ KATINA ÇIKARACAĞIZ”

    Millet İttifakı’nın kültür sanat, tarım, enerji ve çevre alanına dair atılacak adımları Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Feridun Bilgin anlattı. Bilgin konuşmasında şunlara değindi:

    “Yeşil enerji dönüşümünü dikkate alarak, yenilenebilir enerjiye sağlanacak teşvikleri düzenleyeceğiz. Rüzgar enerjisinde; yatay, dikey, kara ve deniz üstü olmak üzere tüm alternatifleri değerlendirecek, AR-GE ve yatırım faaliyetlerini destekleyeceğiz. Yüksek fiyatlı mevcut doğal gaz anlaşmalarını yeniden müzakere edeceğiz. Akkuyu Nükleer Santral Projesi’nin mevcut durumunu ve sözleşme detaylarını, anlaşma dışında verilmiş olan hakları ve üstlenilen yükümlülükleri, gözden geçireceğiz. Türkiye’nin sahip olduğu maden kaynaklarının aranmasına hız verecek, sektörün milli gelirdeki payını artıracağız.

    “BİLİYORUZ Kİ, İSTANBUL SÖZLEŞMESİ YAŞATIR”

    Sosyal politikalar başlığında sunum yapan İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Ümit Özlale, şu adımları sıraladı:

    “Devlet okullarına giden öğrencilere ücretsiz kahvaltı ve öğlen yemeği verilecek. 8 Mart’ta kadınlar idari izinli olacak. Gençlerden pasaport ücreti alınmayacak. Sosyal yardımlar için de hak temelli bir sistem kurulacak. Yabancıların konut satın alarak vatandaşlık kazanmasının önüne geçilecek. Yurt dışına giden sağlık personeli için ‘Yurda Dönüş Projesi’ni hayata geçirilecek. İlaç krizi sonlandırılacak. Kadın, Aile ve Çocuk Bakanlığı kurulacak. Tüm uluslararası sözleşmelere geri dönülecek. Biliyoruz ki İstanbul Sözleşmesi yaşatır.

    Kürtleri, Ermenileri, Musevileri, Arapları, Alevileri hatırlatan Özlale, konuşmasını Nazım Hikmet’in “Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine” dizelerine atıfta bulunarak sonlandırdı.

    “GAYRİMENKUL KARŞILIĞI VATANDAŞLIĞA İZİN VERMEYECEĞİZ”

    Dış politika ve göç alanında atılacak adımlara dair Millet İttifakı’nın vaatlerini Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Sabri Tekir anlattı. Avrupa Birliği’ne tam üyelik sürecinde ilgili ülkelerle tam diyalog içerisinde çalışılacağını, İsrail-Filistin arasındaki sorunlara çözüm bulunması için ilgili taraflarla görüşeceklerini ifade eden Tekir, “Düzensiz göçü engelleyip, ülkemizin tampon bölge olmasına izin vermeyeceğiz. Geri gönderme merkezlerinin sayısını ve kapasitesini artıracağız. Gayrimenkul alımı karşılığı vatandaşlık almalarına izin vermeyeceğiz” dedi.

    Millet İttifakı’nın açıkladığı beyanların tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

    (HABER MERKEZİ)

  • Babacan: Vatandaşlık tanımını yeniden ele almayı teklif ediyoruz

    Babacan: Vatandaşlık tanımını yeniden ele almayı teklif ediyoruz

    PİRHA-Partisinin Temel Haklar Eylem Planını açıklayan DEVA lideri Ali Babacan, vatandaşlık tanımını yeniden ele almayı teklif ettiklerini belirtti. Babacan, cemevlerini ibadethane olarak tanıyacaklarını açıklarken, “Herkesin kendini bu ülkenin eşit ve özgür bir vatandaşı hissetmesi, böylesine güçlü bir vatandaşlık anlayışının hâkim kılınmasıyla mümkündür” dedi.

    Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) Genel Başkanı Ali Babacan, partisinin Temel Haklar Eylem Planını, Ankara’da açıkladı. Anayasa’daki 66. maddenin yeniden ele alınması gerektiğini belirten Babacan, “Parti programımızda açıkça beyan ettiğimiz üzere biz, ülkemizde daha kapsayıcı ve daha kuşatıcı yeni bir vatandaşlık anlayışının geliştirilmesi gerektiğini savunuyoruz. Ülkede hiç kimsenin ayrımcılığa maruz kalmamasının temel dayanaklarından biri, güçlü bir vatandaşlık anlayışıdır. Herkesin kendini bu ülkenin eşit ve özgür bir vatandaşı hissetmesi, böylesine güçlü bir vatandaşlık anlayışının hâkim kılınmasıyla mümkündür. Bu kapsamda, anayasamızın 66’ncı maddesini, çağımızın gereği olarak, kapsayıcı bir anlayışla yeniden ele almayı teklif ediyoruz” dedi.

    “HERKESİN EŞİT VATANDAŞ OLDUĞU BİR TÜRKİYE HEDEFLİYORUZ”

    Amaçlarının vatandaşların özgürlük alanını genişletmek olduğunu söyleyen Babacan’ın açıklamalarından öne çıkan satır başları şöyle:

    “Toplantı ve gösteri hakkına sahip çıkacağız. Bakın, bu sadece muhalefette sarf edilmiş bir söz değil. İktidar hedefi olarak önümüze koyuyoruz. Milletin eleştirilerine asla kulaklarımızı tıkamayacağız. Mülki idare amirlerinin toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin düzenlenmesine ilişkin yasaklama yetkilerini kısıtlayarak kötüye kullanılmalarının önüne geçeceğiz.

    Bizim tek amacımız var: Vatandaşlarımızın özgürlük alanını genişletmek. Hiç merak etmeyin. Özgürlük, Türkiye’ye bol gelmeyecek. Özgürlük elbisesi ülkemize inşallah çok yakışacak. Türkiye’ye esaslı bir zihniyet değişimi öneriyoruz. Cumhuriyetimizin yüzüncü yılında, tüm vatandaşlarımızı kapsayan yepyeni bir yaklaşım öneriyoruz. Toplumsal barış ve eşitlik hedefliyoruz. Türk-Kürt-Arap-Laz-Çerkes demeden, sağcı-solcu demeden, Sünni-Alevi demeden, inançlı-inançsız demeden herkesin eşit ve onurlu vatandaş olduğu bir Türkiye hedefliyoruz.

    “ANADİLİNDE EĞİTİMİN ÖNÜNDEKİ ENGELLER KALDIRILMALI”

    Herkesin anadili, anasının ak sütü kadar helaldir. Bu topraklarda konuşulan tüm diller, bizim dilimizdir. Biz bütün bu dillere aynı yakınlıktayız. ‘Eşit mesafedeyiz’ demiyorum. ‘Aynı yakınlıktayız’ diyorum. Anayasamızın 42. maddesinin bu doğrultuda değiştirilmesini öneriyoruz. Ortak ve resmi dilimiz Türkçeye ek olarak, eğitim ve öğretimde ‘anadilinin kullanılması ve geliştirilmesi hakkı’nın anayasal güvenceye kavuşturulması gerektiğini ifade ediyoruz. Anadilinde eğitimin önündeki engellerin kaldırılması gerektiğini söylüyoruz. Yerelden gelen talepler doğrultusunda, yerleşim yerlerinin isimlerini aslına döndürülmesini de önemli bir hedef olarak önümüzde durması gerektiğini ifade ediyoruz.

    “CUMARTESİ ANNELERİNİN ACISINA KÖR KALMAYACAĞIZ”

    Cumartesi Annelerinin acısına kör, feryadına sağır kalmayacağız. Evladı dönsün diye kapısını gece-gündüz açık tutan ana-babaların, mezar taşına bile hasret kalan kardeşlerin, eşlerin acısına sessiz kalmayacağız. Bu karanlığın üstüne gideceğiz. Birleşmiş Milletler Bütün Kişilerin Zorla Kaybedilmeden Korunmasına Dair Uluslararası Sözleşmeyi imzalayacağız. Ceza kanunumuzda, zorla kaybetme fiilini müstakil bir suç olarak düzenleyeceğiz ve zamanaşımı kapsamında olmayacağını da açıkça ekleyeceğiz. Bu eylemi de insanlık suçu olarak tanımlayacağız. İnsanlığa karşı işlenmiş suçlarda zamanaşımı olmaz. Hukuk devletinin onurunu kurtaracağız.”

    Hukuk devletinde vatandaşın canı, devletin yüz akıdır. Cezaevlerinde yaşam hakkı ihlallerine göz yummayacağız. Kolluk gücü tarafından vatandaşlarımıza uygulanan onur kırıcı muameleye hiçbir koşulda müsamaha göstermeyeceğiz. İşkenceye, çıplak aramaya son vereceğiz. İhmali, kusuru ya da kastı bulunan sorumlular hakkında gereğini yapacağız. Neredeyse 20 yıl sonra ülkemizin aynı noktaya gelmiş olmasından hicap duyarak, yeniden ‘işkenceye sıfır tolerans’ diyeceğiz.”

    “CEMEVLERİNİ İBADETHANE OLARAK TANIYACAĞIZ”

    İbadethanelerin ibadet yeri olarak tanınmasının önündeki engellerden ciddi ölçüde rahatsızız. Herkesin inancına saygı duymak zorundayız. Bu kapsamda, cemevlerini ibadethane olarak tanıyacağız. Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersini bütün dinleri kapsayacak şekilde, nesnel ve çoğulcu bir içeriğe kavuşturacağız.”

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Ağır hasta mahpusların cezaevinde tutulması zulümdür; Tuğluk da aynı zulmün mağdurudur!’

    ‘Ağır hasta mahpusların cezaevinde tutulması zulümdür; Tuğluk da aynı zulmün mağdurudur!’

    PİRHA- İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, ağır hasta ve ileri derece engelli mahpusların cezaevinde tutulmasını gündeme getirerek “Yapılanlar zulümdür. Böylece, insanlık dışı ve kötü muamele yasağına aykırı şekilde kişiler cezaevlerinde tutulmaya devam ediliyor ve kimi hallerde insanların yaşam hakları dahi ellerinden alınıyor” dedi.

    DEVA Partisi Hukuk ve Adalet Politikaları Başkanı Mustafa Yeneroğlu, ağır hasta ve ileri derecede engelli mahpusların durumunu gündeme taşıdı. Emekli orgeneral Çevik Bir ile siyasetçi Aysel Tuğluk’un aynı zulmün mağduru olduğunu savunan Yeneroğlu, Adli Tıp Kurumu üzerindeki siyasi baskılara tepki gösterdi. Yeneroğlu, acilen infaz hukuku reformu yapılmasını istedi.

    “BİR BUÇUK YILDA EN AZ 46 KİŞİ HASTALIKTAN HAYATINI KAYBETTİ”

    Cezaevlerinde 651’i ağır olmak üzere 1517 hasta tutuklu ya da hükümlünün bulunduğu bilgisini paylaşan Yeneroğlu açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

    “Bu kişiler arasında ağır hasta ve engellilik durumu olanlar ile yeme, içme gibi en temel kişisel ihtiyaçlarını dahi tek başlarına gideremeyenlerin olduğu biliniyor. Yalnızca 2021 yılının başından bu yana en az 46 kişi hastalıkları dolayısıyla hayatını kaybetti.

    Avrupa Konseyi tarafından yayımlanan 2021 Ceza İstatistikleri Raporu’nda en kalabalık cezaevlerinin Türkiye’de olduğu ve aynı zamanda yine Türkiye’nin tutuklu ve hükümlü mahpus sayısı bakımından da 47 ülke arasında ikinci sırada yer aldığı belirtiliyor. Ayrıca cezaevlerinin fiziksel koşulları ve sağlık hizmetlerine erişim konularında ciddi zorlukların yaşanması pek çok hak ihlalini de beraberinde getirmektedir.

    Ülkemizde acil bir şekilde infaz hukuku alanında reformların yapılması ve cezaevi koşullarının iyileştirilmesi yanında infaz erteleme konusunda insan haklarını temel alan bir yaklaşımın benimsenmesi hukuki ve vicdani bir yükümlülüktür. Her şeyden önce, tutuklu ve hükümlülerin hızlı ve etkili bir şekilde tedavi edilmelerini sağlayacak tedbirler alınmalıdır.”

    “ATK ÜZERİNDEKİ SİYASİ BASKILARA SON VERİLMELİ”

    “Öte yandan ATK’nin yapısında iyileştirilmeye gidilerek hızlı karar alınmasının önü açılmalı ve ATK üzerindeki siyasi baskılara son verilmelidir. Keyfî uygulamaların önüne geçilebilmesi için ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremeyen mahpuslar açısından ağır ve somut bir tehlike oluşturmama kriterinin kapsamı mevzuatta açık bir şekilde çizilmeli ve siyasi suçluların kapsam dışında tutulmasına son verilmelidir.

    İnfaz Kanununun 16. maddesinde, akıl hastalığı ile diğer hastalıklara maruz kalmış veya cezaevinde kalamayacak derecede ağır hasta ve engelli olan mahpuslar için infazın ertelenmesine ilişkin düzenlemeler yer alıyor. Ancak bu madde kapsamında infaz erteleme kararı verilebilmesi için diğer hastalıklara yakalanmış olan mahpuslar bakımından infazın mahkûmun hayatı için kesin bir tehlike teşkil ettiğine dair Adli Tıp Kurumunca (ATK) hazırlanmış ya da onaylanmış bir rapor alınması gerekiyor. Aynı zamanda akıl hastalığı ile maruz kaldığı ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremeyecek olup bunun yanında toplum güvenliği bakımından ağır ve somut bir tehlike oluşturmaması gereken mahpuslar için de yine ATK’dan alınacak rapor aranıyor. Uygulamada, bu durumların siyasi saiklerle değerlendirildiği ve keyfi kararlar verildiği görülmektedir.”

    “ATK RAPORLARIYLA AĞIR HASTA MAHPUSLAR MAĞDUR EDİLİYOR”

    “Hasta mahpuslar için hastaneler tarafından ‘hapishanede kalamaz’ raporları verilmesine rağmen ATK tarafından verilen aksi yöndeki raporlarla ağır hastalığı olan mahpuslar mağdur ediliyor. Örneğin çeşitli hastanelerde ileri düzey demans teşhisi konulan ve hayatını sürdürmek için başkalarına ihtiyaç duyduğu açıkça ifade edilen hükümlüler Çevik Bir ve Aysel Tuğluk hakkında ATK, bu kişilerin hayatlarını cezaevinde sürdürebileceklerini belirtti. Çevik Bir de Aysel Tuğluk da aynı zulmün mağduru.”

    Ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremeyecek mahpuslarla ilgili olarak ifade edilen ‘toplum güvenliği bakımından ağır ve somut bir tehlike oluşturmama’ kriteri ise özellikle siyasi suçlular bakımından aleyhe yorumlanarak uygulamada keyfi kararlar alınıyor. Böylece, insanlık dışı ve kötü muamele yasağına aykırı şekilde bu kişiler cezaevlerinde tutulmaya devam ediliyor ve kimi hallerde insanların yaşam hakları dahi ellerinden alınıyor.”

    PİRHA/ANKARA

  • Erdoğan adaylığını duyurdu; Muhalefet: Ekonomiyi çökertmekle anılan kişi işimize gelir

    Erdoğan adaylığını duyurdu; Muhalefet: Ekonomiyi çökertmekle anılan kişi işimize gelir

    PİRHA – Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeniden Cumhurbaşkanı olmak üzere adaylığını açıkladı. CHP, HDP, DEVA, EMEP ve Sol Parti, “Son kez aday olacak” vurgusunda bulundular. Peki muhalefet cumhurbaşkanı adayını ne zaman açıklayacak?

    Uzun zamandır 2023 Haziran Genel Seçimi’nde ittifakların kimi aday göstereceği tartışılıyordu. MHP Genel Başkanı Bahçeli, Kızılcahamam’da partililerle yaptığı kampta cumhurbaşkanlığı seçimini hatırlatıp, “Bizim cumhurbaşkanı adayımız nettir, o da Sayın Recep Tayyip Erdoğan’dır” demişti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da İzmir’de gündeme dair konuşurken adaylığını ilan etti. Erdoğan, “Cumhur İttifakı’nın adayı Tayyip Erdoğan.” dedi.

    Konuya ilişkin ayrı ayrı muhalefet partilerinin yönetimindeki isimler ile konuştuk. 

    Erdoğan’ın kendi adaylığını ilan etmesi muhalefeti şaşırtmadı. Halkların Demokratik Partisi (HDP) Genel Başkan Yardımcısı Tülay Hatimoğulları Erdoğan dışında birinin adaylığını öncesinden de beklemediklerini söyledi. Sebebinin ise; AKP’nin MYK’sından kabinesine kadar Erdoğan dışında kimsenin konuşamadığını ve herkesin işlevsiz kaldığını sonuç olarak orada da tek adam olduğunu belirtti.

    “Baştan beri Cumhurbaşkanlığı sistemine karşı çıkmamızın sebebi buydu. O bir tek şahıs. Ülkeyi de partisini de böyle yönetmek istiyor” diyen Hatimoğulları, bu açıklamayı aynı zamanda muhalefetin bütününe bir meydan okuma olarak yorumladı.

    “ERDOĞAN’IN MUHTEŞEM FİNALİ OLACAK”

    Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) Genel Başkan Yardımcı ve Parti Sözcüsü İdris Şahin, Erdoğan için, “Ömrünün sonuna kadar o koltukta kalmak için mücadele edeceğini gayet iyi biliyoruz. O yüzden normal sandık sonuçları aleyhinde olmadığı müddetçe kendi iradesiyle aday olmama gibi bir durum asla olmaz” dedi.  Şahin, 2014 yılındaki ilk Cumhurbaşkanlığı seçiminin “Erdoğan’ın muhteşem finali” olabileceğini ancak onun bu sonu seçtiğini belirtti.

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Ali Öztunç da, “İsmi Türkiye ekonomisini çökertmekle, yoksullukla anılan bir kişinin aday olması bizim işimize gelir.” dedi.

    Emek Partisi Genel Başkanı Ercüment Akdeniz ise, yüksek enflasyon ve durdurulamayan faizlere dikkat çekti. Başka bir ismin çıkabileceğini düşünmediğini belirten Akdeniz, “Bu çöküş tablosunda tek isim Erdoğan olabilirdi zaten. Yine de Erdoğan’ın adaylığı iktidar bloğuna kazanma garantisi vermeyecektir” dedi.

    Cumhur İttifakı’nın kazanamayacağını ittifakın kendisinin de düşündüğünü belirten Akdeniz, bunun göstergesinin de ilk olarak seçim yasasını değiştirmeleri olduğunu hatırlattı. Akdeniz, “Erdoğan tek başına kazanabilecek olsaydı bunu yapmazlardı. İkincisi, sürekli muhalefeti hedef tahtasına koymazlardı. Üçüncüsü de OHAL koşulları yaratıp seçime gitmezlerdi.” dedi.

    Sol Parti Parti Meclis üyesi Alper Taş da, Erdoğan’ın siyasi kariyerini böylelikle mağlubiyet ile kapatacağını söyledi. 

    ÜÇÜNCÜ DEFA CUMHURBAŞKANI OLABİLİR Mİ?

    Erdoğan kanunda açıkça belirtildiği üzere üçüncü defa cumhurbaşkanı olamaz. Bundan ötürü, aday da olmaması gerekirdi. Kanunun içeriğinde buna istisna tanıyan noktalar var ki biri meclisin çoğunluğunda erken seçimin çıkmasıdır. Ankara kulisleri erken seçimi konuşuyor. Sorularımızı yanıtlayan siyasiler Erdoğan’ın bu seçeneği kullanacağını böylelikle Kasım’da erken seçime gidileceğini düşünüyorlar. Kaldı ki siyasilerin ortaklaştığı noktalardan biri de Erdoğan’ın kanunları tanımadığı oldu.
    Alper Taş, erken seçim olmadığı durumda “yeni sistemde ikinci defa cumhurbaşkanı olabilir” şeklinde kanunu yorumlayacaklarını düşünüyor. Zaten adaylığına değil siyaseten kazanmamasına karşılık verilmesi gerektiğinin altını çizdi.

    Ercüment Akdeniz ise, iktidarı ‘yargı tanımaz tek adam rejimi’ olarak nitelendirerek, “Gezi Davası’nda beraat edenleri yeniden yargılatan ve ağır cezalar veren bir atmosferdeyiz. Bununla daha öncesinde 2 milyon oyu mühürsüz olmasına rağmen sayan, 7 Haziran’da kaybedip iktidarı bırakmamış, ülkeyi kanlı bir kaosa sürükleyen siyasal yapı var. Dolayısıyla yasanın tanınmasını beklememek gerekir” şeklinde konuştu. Akdeniz, erken seçimin garanti olmadığını söyledi. 

    “GÜNDEMİ ERDOĞAN DEĞİL BİZ BELİRLERİZ”

    Akdeniz, esas olanın isimden önce nasıl bir program ile gidileceğini söyledi. Bu kapsamda partisi ve ilişkide oldukları hareketlerle bu konuda çalışıldığını aktardı. EMEP Genel Başkanı, “Tek adamın gitmesine ve rejiminin yıkılmasını hedef alan bir seçim platformu ile olmaz. Yerine ne geleceğini de konuşmak gerekir. Kürt sorununun çözümü ve inançların dışlanmadığı bir program üzerine çalışıyoruz.” dedi.

    Bu arada, HDP’nin ve oluşturulmaya çalışılan birliğin henüz kendi adayını açıklayıp açıklamayacağı belli değil. HDP Genel Başkan Yardımcısı Tülay Hatimoğulları, “Biz adayın şahsından ziyade hangi ilkeler etrafında cumhurbaşkanlığı düşünüldüğüne bakarız. Yeni cumhurbaşkanının ilkeleri ile ilgileniyoruz. Cumhurbaşkanlığı sistemi ile mücadelede yetkilerini kullanacak mı? İsim üzerinden yapılacak tartışma asıl tartışılması gerekenleri gözden kaçırtabilir.” dedi.

    Hatimoğulları da Cumhur ittifakı’nın “Biz açıkladık, Millet ittifakı da açıklasın” diyeceğini düşünüyor.

    Bahçeli de geçtiğimiz aylarda TBMM’de partisinin grup toplantısında konuşurken “Adayınızı açıklayın, boyunuzun ölçüsünü alalım” demişti.

    DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcı ve Parti Sözcüsü İdris Şahin, “6’lı masa, Erdoğan, adayınızı açıklayın, dedi diye hamle yapmaz. Biz kendi programımızı biliyoruz. Seçim günü açıklansın, 48 saat içerisinde adayımızı açıklarız.” dedi. Ancak tabandan ya da basınç yapmaya çalışabilecek kesimlerden eğer “Cumhur ittifakı açıkladı, siz de açıklayın” ısrarı gelirse cevaplarının net olduğunu söyledi ve Biz Cumhur İttifakı’nın kuyruğuna takılmayacak kadar güçlüyüz.” şeklinde konuştu.

    CHP Genel Başkan Yardımcısı Ali Öztunç da aynı vurgularla seçim günü açıklanana kadar buna ihtiyaç duymadıklarını belirtti.

    Tülay Hatimoğulları da, Erdoğan’ın seçim öncesi 6’lı masanın adayını öğrenip o isme kaybettirmenin yol haritasını bulmak için de bunu yapabileceğini belirtiyor.

    Helin YILMAZ /PİRHA 

     

     

  • Babacan’ın ‘Alevi cumhurbaşkanı adayı’ tartışmalarına yanıtı: Hicap duyuyorum

    Babacan’ın ‘Alevi cumhurbaşkanı adayı’ tartışmalarına yanıtı: Hicap duyuyorum

    PİRHA-TİP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık’ın, Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanlığı adaylığı ihtimaliyle ilgili olarak yaptığı ve daha sonra özür dilediği “Alevilik” açıklamasına ilişkin sorulan soruya yanıt veren DEVA Genel Başkanı Ali Babacan “Bugünün Türkiye’sinde bunlar artık gündem olmamalı. Eğer eşit vatandaşlık esassa bunların tartışma konusu bile yapılmaması lazım” dedi.

    Karar Gazetesi yazarı ve programcısı Yıldıray Oğur’a konuşan Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) Genel Başkanı Ali Babacan, Türkiye İşçi Partisi (TİP) İstanbul Milletvekili Ahmet Şık‘ın, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu‘nun potansiyel cumhurbaşkanı adaylığı üzerinden yaptığı ve daha sonra özür dilediği “Alevilik” tartışmalarına değindi.

    “EŞİT VATANDAŞLIK ESASSA BUNLARIN TARTIŞILMAMASI GEREKİR”

    Babacan, kendisine yönelik sorulan “Kılıçdaroğlu’nun mezhebi mensubiyetiyle ilgili bir tartışma var. ‘Cumhurbaşkanı adayı Alevi olursa Erdoğan karşısında seçilemez’ deniyor, sizin görüşünüz nedir? sorusuna şu yanıtı verdi:

    “İnanın bu dönemde herhangi bir vatandaşımızın cumhurbaşkanı adayı olup olmamasıyla alakalı etnik, mezhebi, dini inançlarıyla ilgili konuları gündeme getirmekten ben hicap duyarım. Bugünün Türkiye’sinde bunlar artık gündem olmamalı. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıysa, eğer eşit vatandaşlık esassa bunların tartışma konusu bile yapılmaması lazım.

    Tabii siyasetçiler tabanı önemser ama ideal hedefleri olmalı siyasetçilerin. O ideal hedefler doğrultusunda politika, söylem üretmeleri gerekir. Yoksa aksi popülizm olur. Bugün siyasetçi çıkıp da bir siyasetçinin vay efendim kökeni şudur da mezhebi şudur da bu çok ucuz siyaset. Artık Türkiye Cumhuriyeti’nin bu aşamayı geçmiş olması lazım.”

    (HABER MERKEZİ)

  • “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Mutabakat Metni” kamuoyuna açıklandı

    “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Mutabakat Metni” kamuoyuna açıklandı

    PİRHA- “Yarının Türkiye’si” sloganıyla bir araya gelen 6 siyasi parti, ‘Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Mutabakat Metni’ni kamuoyuna açıkladı. 

    CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, Gelecek Partisi ve Demokrasi ve Atılım Partisi Genel Başkanlarının katılımıyla “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Mutabakat Metni” kamuoyuyla paylaşıldı.

    CHP Genel Başkanı Yardımcısı Muharrem Erkek, DEVA Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Yeneroğlu, DP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Şahinalp, Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ayhan Sefer Üstün, İyi Parti Genel Başkan Yardımcısı Bahadır Erdem ve Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kaya, Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem metnini bölüm bölüm okudu.

    6 siyasi partinin genel başkan yardımcılarının açıklamalarının ardından, 6 muhalefet lideri metni imzaladı.

    PİRHA/ANKARA

     

  • HDP’den DEVA’ya ziyaret: İktidara karşı kararlı bir muhalefet olduğunu göstermeliyiz-VİDEO

    HDP’den DEVA’ya ziyaret: İktidara karşı kararlı bir muhalefet olduğunu göstermeliyiz-VİDEO

    PİRHA-Halkların Demokratik Partisi (HDP) muhalefet ziyaretleri kapsamında son olarak DEVA Partisi lideri Ali Babacan ile görüştü. Diyalog ve görüşmelerin devam edeceğini belirten HDP Eş Başkanı Mithat Sancar, “Karşımızda her türlü yöntemle iktidarını sürdürmeye çalışan bir iktidar anlayışı var, bu anlayışa karşı da demokratik mekanizmaları işletmekte kararlı olacak büyük bir muhalefet olduğunu göstermeye ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ile Mithat Sancar, muhalefet parti ziyaretlerine devam ediyor. Saadet Partisi ve Gelecek Partisi ziyaretlerinin ardından Buldan ve Sancar bugün Demokrasi ve Atılım Partisi’ni (DEVA) ziyaret ederek DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan ile bir açıklama yaptı.

    “HEMEN ERKEN SEÇİME GİDİLMELİ”

    Buldan, gerçekleştirilen görüşmede ekonomik kriz ile erken seçim tartışmaları üzerine konuşulduğunu belirtti. Buldan şunları söyledi:

    “Başta ekonomik kriz olmak üzere çoklu krizlerin olduğu bir ortamda bu görüşmelerin önemli ve kıymetli olduğunu özellikle belirtmek istiyorum. Türkiye bir felakete doğru sürükleniyor, bu felakete gidiş noktasında muhalefet partileri olarak üzerimizde büyük bir sorumluluk olduğu hissiyatından kaynaklı bu görüşmeler devam edecek. Türkiye’yi çok derinden sarsan, derin yoksulluğun yaşandığı bu ekonomik krize nasıl bir çare bulabiliriz muhalefet partileri olarak. Elbette bu çarenin vazgeçilmez unsuru olarak bir erken seçimin olması gerektiğini bugün DEVA Partisi olarak konuştuk. Erken seçim çağrımızı bir kez daha yenilemek istiyoruz. Türkiye toplumumun beklentisi doğrultusunda ülkenin hemen bir erken seçime gitmesi, yeni bir yönetim ve demokratik bir anlayışla kapıların açılması gerektiğini savunuyoruz. Bu konuları bugün istişare ettik. Bugün görüşmelerin devam edeceğini tekrar etmek istiyorum.”

    “DEVA PARTİSİ İLE FİKİR BİRLİĞİ İÇİNDE OLDUĞUMUZU GÖRMEKTEN MEMNUNUZ”

    Ziyaret amaçlarını “Diyalog, istişare mekanizmaları işletmek” şeklinde açıklayan Sancar ise şöyle konuştu:

    “Karşımızda her türlü yöntemle iktidarını sürdürmeye çalışan bir iktidar anlayışı var, bu anlayışa karşı da demokratik mekanizmaları işletmekte kararlı olacak büyük bir muhalefet olduğunu göstermeye ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz. Amaç burada diyalog, istişare mekanizmaları işletmektir. Böyle bir anlayışa karşı da demokratik mekanizmaları işletmekte kararlı olduğunu gösterecek büyük bir muhalefet bloğuna ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz. Amaç burada ittifakları tartışmak değil, sorunlar karşısında ortak iradeyi ortaya çıkaracak mekanizmaları işletmektir. Bu iktidarı ayakta kalma stratejileri arasında ayrıştırma kutuplaştırma olduğunu hepiniz biliyorsunuz. Buna karşı etkili yöntem diyalog, müzakere ve istişare mekanizmalarını yerleştirmek ve yaygınlaştırmaktır. Bu ziyaretlerimiz ve görüşmelerimiz bu demokratik geleneği topluma gelecek açısından bir huzur ve barış anlayışını sunabilmektir.

    HDP olarak bu konuda üzerimize düşeni yerine getirmek için bu görüşmeleri başlattık. Ayrıştırma politikalarına karşı daha çok diyalog, düşmanlaştırmaya karşı daha çok demokrasi önerimizle partilerle görüşmelerimizi sürdüreceğiz. Toplumsal barış demokrasiye giden yolun en sağlam kapısıdır. Toplumsal barışı sağlayacak olan da farklılıklarla bir arada istişare etme kültürünü, geleneğini, iradesini ortaya koymaktır. Bundan önce iki parti ile görüşmelerde, bunu vurgulamıştık. DEVA Partisi ile bu konuda büyük bir mutabakat ve fikir birliği içinde olduğumuzu görmekten son derece memnunuz. Bu ruh halinin, bu umut havasının yerleşmesine katkıda bulunmak için hepimize büyük görevler düşüyor. Sorumluluklarımızı yerine getirmek konusunda diyaloğun büyük faydası olduğunu düşünüyorum.”

    “İKTİDAR DEĞİŞMELİ, İLK ADIMI ÖZGÜRLÜKLERLE BAŞLATMAK GEREKİYOR”

    DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan da iktidarın değişmesi gerektiğini kaydetti. Babacan, “Maalesef ülkemiz çoklu kriz ortamından geçiyor. Hemen her alanda derin krizler yaşadık, yaşıyoruz. Son birkaç yıldır ekonomik kriz, işsizlik, yoksulluk halkımızın gündeminde ön sıralarda olsa da ülkemiz derin bir adalet ve hukuk krizinden, derin bir demokrasi krizinden geçmekte. Dış politikadan tutun eğitime kadar her alanda krizler yaşıyoruz. Bu krizlerin derinliğine ve sebeplerine baktığımızda kök sebeplerine baktığınızda kötü yönetimi görüyoruz. Kötü yönetim sadece sistem meselesi de değildir. Evet ülkemizin bir an önce güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçmesi gerekiyor.

    Son derece zor şartlardan geçiyoruz, sıkıntılar büyük ama biz DEVA olarak çözümleri de bir o kadar kolay görüyoruz. Daha önce de açıkladık. İlk adımı mutlaka özgürlüklerle başlatmak gerekiyor. Yani ülkemizdeki basın ve ifade özgürlüğü, sivil toplum, meslek örgütleri üzerindeki baskıların kalkmasını, ülkenin sorunlarının çözülmesinde ilk adım olması gerektiğini düşünüyoruz. Kurumsal yapılar örselenmiş durumda. Hukuk tanımayan bir yönetim zihniyeti var. Kurumları önceleyen ve kural bazlı hukuka bağlı bir yönetimle ülkenin idare edilmesi gerekiyor. Bu konuda çalışıyoruz, hazırlanıyoruz, bu süreç içerisinde siyasi partilerle yakın bir diyalog ve istişare içerisindeyiz.

    Özellikle güçlendirilmiş parlamenter sistem isteyen siyasi partilerle daha yakın bir istişare içerisindeyiz. Bu çerçevede HDP Eş Genel Başkanları Sayın Buldan, Sayın Sancar ve çalışma arkadaşlarıyla hem mevcut ekonomik krizle ilgili konuları değerlendirdik hem kendilerini üzerinde çalıştığımız güçlendirilmiş parlamenter sistemin gelmiş olduğu aşama ile ilgili bilgilendirdik. Bu konularda kendilerinin değerli görüşlerinden de çok istifade ettik. Bu ziyaret nedeniyle kendilerine teşekkür ediyorum. Bu diyalogun süreceğini ifade etmek istiyorum” şeklinde konuştu.

    HDP son olarak Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşecek.

    PİRHA/ ANKARA

  • Alevi çocuklara ‘çifte kavrulmuş yalancı’ diyen AKP’li Besli’ye tepki: Bir anlayışın dayatması

    Alevi çocuklara ‘çifte kavrulmuş yalancı’ diyen AKP’li Besli’ye tepki: Bir anlayışın dayatması

    PİRHA-DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Yeneroğlu, kimliklerini sakladıkları gerekçesiyle Alevi çocuklara ‘çifte kavrulmuş yalancı’ diyerek nefret söylemlerinde bulunan eski AKP Milletvekili Hüseyin Besli’ye tepki gösterdi. Yeneroğlu, “Kimliklerini gizlemek zorunda kalan insanların kabahati değil ki, toplumsal çoğulculuğu reddeden ve tehdit kabul eden bir anlayışın dayatması” değerlendirmesinde bulundu. 

    Akşam Gazetesi yazarı ve eski AKP İstanbul Milletvekili Hüseyin Besli‘nin Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu‘nu ve genelde Alevileri ve çocuklarını hedef alan nefret söylemi içerikli yazısına yönelik tepkiler geliyor.

    Kılıçdaroğlu’nun birçok konuda yalan söylediğini savunan Besli, yazısında “Alevi, Kürt bir aile çocuklarına Alevi kimliğini gizlemeyi öğrettiği, öğütlediği kadar Kürt kimliğini de saklamayı öğretmek mecburiyetinde kalmaktadır. Yani söz konusu çocuklar ‘çifte kavrulmuş yalancı’ olmak durumundadırlar. Ve ne kadar maharetle yalan söyleyebiliyorlarsa o kadar aferin alarak yetişmişlerdir” şeklinde çirkin iddialarda bulunmuştu.

    “KİŞİ ÜZERİNDE DURMAK ASIL SORUNUN BOYUTUNU GÖLGELER”

    Eski AKP’li, Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, Hüseyin Besli’nin nefret söylemleri hakkında PİRHA‘ya konuştu.

    Besli’nin söylemlerini, “Klasik bir nefret söylemi olmasının yanında yaygın bir ezber maalesef” olarak değerlendiren Yeneroğlu, “Kişi üzerinde durmayı çok gerekli görmüyorum çünkü bu durumda asıl sorunun boyutunu görmemiz gölgelenmiş olur” dedi.

    “KİMLİKLERİNİ GİZLEMEK ÇOĞULCULUĞU REDDEDEN ANLAYIŞIN DAYATMASI”

    Alevi ve Kürt vatandaşların kimliklerini gizleme zorunluluğu hissetmesinin arkasındaki nedenlere değinen Yeneroğlu, şunları söyledi:

    “Geçmişte kimliklerini gizlemek zorunda kalan insanların da varlığını göz ardı etmemek gerek. Ancak bu kimliklerini gizlemek zorunda kalan insanların kabahati değil ki, toplumsal çoğulculuğu reddeden ve tehdit kabul eden bir anlayışın dayatması.

    Maalesef eğitim sistemimizdeki çarpıklığın da bir sonucu ve daha da giderilmiş değil. Devletin dizayn ettiği makbul vatandaş anlayışına dayanan, çoğulcu toplum gerçeklerimizi reddeden, farklılıklarımızı tehdit olarak kabul eden bir anlayışı çocuklarımıza empoze etmek yerine farklılıklarımızı zenginlik kabul eden, çoğulcu, açık ve demokratik toplum hedefi üzerine bina edilmiş bir eğitim sistemine daha da geçilememiş olmasının da bir neticesi.”

    Barış KOP / İSTANBUL

     

  • KHK’li öğretmenden Babacan’a: 100 arkadaşımız intihar etti; planınız nedir?-VİDEO

    KHK’li öğretmenden Babacan’a: 100 arkadaşımız intihar etti; planınız nedir?-VİDEO

    PİRHA-KHK ile görevinden ihraç edilen öğretmen Yurdagül Şahin, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’a seslenerek, KHK’liler ile ilgili plan yapmayı düşünüp düşünmediklerini sordu. Şahin, “İhraç edildiğimde hamileydim. Kızım şu an beş yaşında ve okula başladı. OHAL inceleme komisyonu dosyamı hala inceliyor. Beş yıllık süreçte 800 arkadaşımız hastalıktan, kanserden, iş kazasından; 100 arkadaşımız ise intihar ederek öldü. Biz beş yıllık bu süreçte kimseye derdimizi anlatamadık” dedi. 

    Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile işinden ihraç edilen sosyal bilgiler öğretmeni Yurdagül Şahin, yaşadıkları mağduriyeti Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) Genel Başkanı Ali Babacan‘a anlattı.

    “OHAL KOMİSYONU, 10 ARKADAŞIMIZI DALGA GEÇER GİBİ ÖLDÜKTEN SONRA GÖREVE İADE ETTİ”

    DEVA Partisi’nin İstanbul Sancaktepe ilçe binası açılışında Babacan’a seslenen Şahin, mesleğinden hukuksuz bir şekilde ihraç edildiğini söyleyerek, “İhraç edildiğimde hamileydim. Kızım şu an beş yaşında ve okula başladı. OHAL inceleme komisyonu dosyamı hala inceliyor. Beş yıllık süreçte 800 arkadaşımız hastalıktan, kanserden, iş kazasından öldü. 100 arkadaşımız intihar ederek, öldü. OHAL inceleme komisyonu öldükten sonra 10 arkadaşımızı dalga geçer gibi göreve iade etti. Biz beş yıllık bu süreçte kimseye derdimizi anlatamadık. Bunlardan birisi de sizlersiniz” diye konuştu.

    “KIZIM, KHK’Lİ ÇOCUĞU OLARAK FİŞLENMİŞ DURUMDA”

    “KHK’liler ile ne gibi bir DEVA rüzgarı estireceksiniz?” diye soran Şahin, “Biz bu zulmü yalnız KHK’liler olarak çekmiyoruz. Benim kızım KHK’li çocuğu olduğu için şu an fişlenmiş durumda. Bu zulme ortak olmayınız. Bu zulme sessiz kalmayınız. Bu bir zulüm ve suçtur. Bize yönelik 132 hak ihlali yaşandı. Daha dün Ankara’da bir KHK’linin çocuğu intihar etti. Sizler bu zulme ortak olacak mısınız? Sessiz olacak mısınız? KHK’liler ile ilgili plan yapmayı düşünüyor musunuz?” ifadelerini kullandı.

    BABACAN: ORTADA BİR ZULÜM VE MAĞDURİYET VAR

    Şahin‘in ardından söz alan DEVA Genel Başkanı Babacan ise “Biz KHK’li vatandaşlarımızın feryadını duyuyoruz. Ciddi bir adaletsizlik var. Bir zulüm ve mağduriyet var. Hepsini biliyoruz. Seçimlerden sonra kurulacak hükümette öncelikle ele alınacak konu olacaktır. Hiç endişeniz olmasın” şeklinde konuştu.

    PİRHA/ İSTANBUL

     

  • Eski ülkücü İsyan etti: Allah’tan tek dileğim Türkiye’nin komünistler tarafından yönetilmesi

    Eski ülkücü İsyan etti: Allah’tan tek dileğim Türkiye’nin komünistler tarafından yönetilmesi

    PİRHA- DEVA Partisi Ankara İl Yönetim Kurulu Üyesi Kasım Gümüş, yaşanan yolsuzluklara isyan ederek facebook hesabından ilginç paylaşımlarda bulundu. Gümüş, “Ne zaman Allah ile aldatmaktan vazgeçeceksiniz?” diyerek, Allah’tan tek dileğinin Türkiye’nin komünistler tarafından yönetilmesi olduğunu ifade etti. 

    DEVA Partisi Ankara İl Yönetim Kurulu Üyesi Kasım Gümüş, facebook hesabından ilginç bir paylaşımda bulundu.

    Son günlerde organize suç örgütü başı Sedat Peker’in ifşalarıyla gündeme gelen yolsuzluklara atıfta bulunan Gümüş, “Nedir kardeşim bu? Allah diyen hazineyi, Muhammed diyen Bakanlığı soyuyor! Yeter be kardeşim yeter! Gözünüzü toprak doyursun. Ne zaman Allah ile aldatmaktan vazgeçeceksiniz?” şeklinde yazdı.

    Gümüş bir diğer paylaşımında ise ülkücü/muhafazakar mahallenin insanı olduğunu ve artık gördüklerinden iğrenir hale geldiğini belirterek,  “Allah’tan tek dileğinin Türkiye’nin komünistler tarafından yönetilmesi” olduğunu dile getirdi.

    “ALLAHLA ALDATMAKTAN NE ZAMAN VAZGEÇECEKSİNİZ?”

    Gümüş şunları ifade etti:

    “58 yaşındayım. Ülkücü/ muhafazakar mahallenin insanıyım.12 yaşımdan beri siyasetin içindeyim. Ülkü ocağı okul baskanlığından tut tüm kademelerinde görev yaptım. Artık yapılanlardan ve gördüklerimden iğrenir oldum. Yeter be kardeşim yeter. 34 yıl devlette görev yaptım bir kuruşuna dokunmadım. Bu devlet ve millet için çok aç susuz kaldım. Başörtüsü meselesi için kitaplar yazdım işten atıldım. Ben Merve Kavakçı ve yedi sülasi yüzbinlerce maaş alsın, Büyükelçi olsun diye mi bu mücadeleyi verdim?
    Allah’tan tek dileğim şu: Ölmeden bu ülkenin bir de komünist insanlar tarafından yönetildiğini görmek. Ben de Peker gibi konuşayım. “Lan bırak çökecekse öyle çöksün.”
    İsyansa isyan kardeşim.
    Millet bir dilim ekmek bulamıyor. Yandaşlara yüzbinlerce lira maaş, ihale adı altında devlet soygunu.
    Zihinlerinizdeki zincirleri kırın!
    Yeter be kardeşim. Allah ile aldatmaktan ne zaman vazgeçeceksiniz?”


    PİRHA/ İSTANBUL