Etiket: devrim kahraman

  • ‘Emir veren kurumlar dahi zabıta emekçilerine sahip çıkmıyor’-VİDEO

    ‘Emir veren kurumlar dahi zabıta emekçilerine sahip çıkmıyor’-VİDEO

    PİRHA- Zabıta Haftası dolayısıyla Tüm Belediye ve Yerel Yönetim Emekçiler Sendikası Tüm-Bel-Sen Zabıta Haftası dolayısıyla zabıta ve itfaiye çalışanlarının çalışma koşulları ve mesai ücretlerinin yeniden düzenlenmesi talebi ile Kızılay Sakarya Caddesi’nde basın açıklaması gerçekleştirdi. 

    Basın açıklaması Tüm-Bel-Sen 2 No’lu Şube Başkanı aynı zamanda KESK Dönem sözcüsü Devrim Kahraman tarafından yapıldı.

    Kahraman yaptığı açıklamada; “Bilindiği üzere her yıl Eylül ayının ilk haftasını Zabıta haftası olarak kutlamaktayız. Kamuoyu gündemine daha çok seyyar satıcılarla yaşanan olaylar nedeniyle giren Zabıta emekçisi arkadaşlarımızın sorunlarını, çalışma koşullarını sizlerle paylaşmak istiyoruz” dedi.

    “ZABITA EMEKÇİSİNE YETERİNCE SAHİP ÇIKILMIYOR”

    “Beldenin düzenini muhafaza eden, belde halkının esenlik, sağlık ve huzurunu koruyan, yetkili organların bu amaçla alacakları kararları uygulayan özel zabıta kuvveti olarak tanımlanmıştır. Bu tanım çerçevesinde belediye zabıtası resmi tatil günleri de dahil 24 saat kesintisiz hizmet sunuyor” diyen Kahraman, şöyle devam etti:

    “Kentin huzur ve güvenliğinden esenliğine, çevre ve halk sağlığından hayvan sağlığına, trafik hizmetlerinden tüketicinin korunmasına, nüfus hizmetlerinden kentin turistik ve tarihi yerlerinin muhafaza edilmesine kadar belediye hizmetlerinin tamamında aktif görev alan zabıta arkadaşlarımız ne yazık ki emeklerinin karşılığını alamamaktadırlar. Bu görevleri canı pahasına ifa eden zabıta emekçisi saldırıya uğradığında, yaralandığında karşı karşıya kaldığı durum bireysel adli bir olaymış gibi değerlendirilmektedir. Kendine bu emirleri veren kurumlar dahi zabıta emekçisine yeterince sahip çıkmamaktadır.”

    “İŞ YÜKÜ DİKKATE ALINARAK ZABITA PERSONELİ ARTIRILMALI”

    “Her seçimden önce siyasi partiler bir takım vaatlerde bulunmaktalar. Hükümet 24 Haziran seçimlerinden önce de bazı meslek gruplarına çalışma koşulları nedeniyle vaatlerde bulunmuştur. Zabıta emekçileri gerek çalışma koşulları, gerekse iş yükü ve riskleri göz önüne alındığında verilen vaatleri en çok hak eden meslek grubudur”diyen Kahraman hükümetten zabıta emekçilerine ilişkin taleplerini sıraladı:

    • 3600 ek gösterge ve yıpranma payının verilmesini,
    • 657 sayılı D.M.K’ na zabıta hizmetleri sınıfının eklenmesini,
    • Hizmeti sürdürürken karşılaştığı keyfi uygulamalara son verilmesini,
    • Görevde yükselme sınavlarının liyakat usulüne uygun yapılmasını,
    • Zabıta emekçisinin “fiili hizmet zammından” yararlandırılmasını,
    • Kadro ve derece vb. özlük hakları ile ilgili mevzuatlarda gerekli düzenlemelerin yapılmasını,
    • İş yükünün ağırlığı ve nüfus artışı dikkate alınarak zabıta personeli sayısının artırılmasını,
    • Fazla mesai ücretlerinin belirlenmesinde eskiden olduğu gibi belediye meclisinin yetkili kılınmasını,
    • Zabıta meslek tanımının, görev ve sorumluluklarının çağa uygun olarak mevzuatlarda yeniden düzenlenmesini talep ediyoruz.

    “ÖNCELİKLE ÇALIŞMA KOŞULLARI DÜZELTİLMELİDİR”

    Kahraman’dan sonra söz alan Tüm Bel sen Genel Başkanı Erdal Bozkurt, “Zabıta haftası dolayısıyla çeşitli etkinlikler yapılır, ama temel sorunlara ve zabıtalara ve çalışanların sorunlarına ilişkin özlük hakları konusunda bugüne kadar düzenleme olmamıştır. Dolayısıyla bir haftanın kutlanması veya hafta uygun kutlanma isteniyorsa öncelikle çalışma koşullarını düzeltilmelidir. Sadece şeklen bu günü kutlamak bu günü anmak salonlarda toplantılarla şölenlere dönüştürmek yeterli değildir. Belediyede ayrıca itfaiye diye nitelenen bu işçi sınıfı yaptığınız hizmetler açısından sadece yasada tanımlanan sorunlar değil, kentin her türlü sorunun müdahale edecek ve yapacak durumdalar. Arkadaşlarımızın fiziki çalışma koşullarının düzenlenmesi lazım” diye konuştu.

    “ZABITA EMEKÇİLERİNİN SIKINTILARI ÇOK”

    Ardından söz alan KESK MYK üyesi Elif Çuhadar, “Tüm zabıta çalışanlarının zabıta haftasını kutladığını ifade ederek yaptığı konuşmada, sıkıntılar fazla bunu birey olarak ta bende yaşadım çünkü benim babamda zabıta emekçisiydi” dedi.

    Çuhadar şunları kaydetti:

    “Hem belediyenin siyasi bir erk olmasından kaynaklı sıkıntılar hem zabıta emekçilerinin halk sağlığı olan ve ilk basamağı olan denetleme hakkını zaman içerisinde kişilerin ve rantçıların çıkarları uğruna onları arada bırakan ve onları baskılayan süreçler haline geldi. Zabıta emekçisi arkadaşlarımızın sıkıntıları çok. Bu haftayı bu sıkıntılara karşı mücadele etme ve örgütlenme aracı olarak kutlayacağımız.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Ankara’da 1 Eylül Dünya Barış gününe ilişkin basın açıklaması yapıldı -VİDEO

    Ankara’da 1 Eylül Dünya Barış gününe ilişkin basın açıklaması yapıldı -VİDEO

    PİRHA – Dünya Barış Gününe ilişkin Anakara’da düzenlenen basın açıklamasında konuşan KESK Ankara Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Devrim Kahraman Dünya Barış Gününe ülkeler arası sorunların çözümünde barış dilinin yerine şiddet ve savaş dilinin egemen olduğu bir süreçle girildiğini vurguladı.

    Haberin Videosu

    1 Eylül Dünya Barış Günü için Ankara/Kızılay Sakarya Caddesi’nde bir araya gelen DİSK Ankara Bölge Temsilciliği, Ankara Tabip Odası, TMMOB Ankara İl koordinasyon Kurulu, KESK Ankara Şubeler Platformu ve DKÖ ortak bir basın açıklaması gerçekleştirdiler. Basın metnini  kurumlar adına  KESK Ankara Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Devrim Kahraman okudu.

    “PAYLAŞIM VE İKTİDAR MÜCADELELERİ SAVAŞLARI SÜREKLİ KILIYOR”

    1 Eylül 1939 yılında Hitler’in Polonya’yı işgaliyle başlayan ve 60 milyon insanın yaşamına mal olan 2. Dünya Savaşının üzerinden 78 yıl geçtiğini belirten Kahraman, “O tarihten bu yana dünyanın birçok farklı bölgelerinde hala silahlar konuşuyor. Bütün insanlık ağır bedeller ödüyor, eşitliğe, özgürlüğe, demokrasiye dair temel kazanımlar her gün biraz daha gasp ediliyor. Sermayenin sömürü ve kar hırsı, hegemonik güçler arasındaki paylaşım ve iktidar mücadeleleri, savaşları süreğen hale getiriyor” şeklinde belirtti.

    “SAVAŞLARIN FATURASI KADINLARA, ÇOCUKLARA VE EMEKÇİLERE KESİLİYOR”

    Savaşların coğrafyası ve biçimi değişse de taraflardan birinin emperyalist güçlerin hep aynı kaldığını söyleyen Kahraman yaşanan savaşlara dur diyebilmenin ilk adımının emperyalizme dur diyebilmekten geçtiğini kaydetti.

    Konuşmasında Ortadoğu’da yaşanan savaşa dikkat çeken Kahraman, “Milyonlarca insan yaşadıkları topraklardan göç etmek zorunda kalıyor. Savaşın yarattığı şiddet ve düşmanlık, dünyanın her yerini savaş alanı, özellikle kadınlar ve çocuklar olmak üzere herkesi savaşın hedefi haline getiriyor” dedi. Dünya Barış gününe ülkeler arası sorunların çözümünde barış dilinin yerine şiddet ve savaş dilinin egemen olduğu bir süreçle girildiğini vurgulayan Kahraman, savaş dönemlerinin emekçiler, kadınlar ve çocuklar üzerinde yarattığı etkiye şu sözlerle dikkat çekti:

    “Böylesi dönemlerde emekçilerin çalışma koşulları, savaş kamplarındaki koşullara dönüşür. Kadınlara ve çocuklara yönelik taciz ve tecavüz gibi cinsel saldırılarda artışlar olur. Kadınların ve çocukların köle pazarlarında satılmaları, toplu katliamlar dünyanın gözü önünde gerçekleşir. Bu vahşet karşısında egemenlerin, emperyalistlerin tepkileri ‘timsah gözyaşı dökmekten’ öteye geçmez. Nerede olursa olsun barışa, kardeşliğe karşı atılan kurşunlara, bombalara ve saldırılara karşı durmak insani ve vicdani bir görevdir.”

    “TÜRKİYE’DE YAŞANAN SAVAŞ, BİRLİKTE YAŞAMA ARZUSUNA ZARAR VERİYOR”

    Dünya üzerinde süren savaşların en uzunlarından birinin 33 yıldır Türkiye’de yaşandığını belirten Kahraman, çatışmaların ülkeye yaşattığı acıların hiçbir kelimeyle tarif edilemeyecek kadar büyük ve derin olduğunu vurguladı. Çatışmalar sürdükçe yaşanan acıların daha da büyüdüğünü ve halkların birlikte yaşama arzusuna zarar verdiğini söyleyen Kahraman şunları belirtti:

    “Terör ve güvenlik” söylemine dayalı politikaların sorunu çözmediği gün gibi ortadadır. Sokağa çıkma yasakları, hukuka aykırı şekilde ilan edilen güvenlik bölgelerinin yaygınlaşması, doğal varlıklara, insanlığın tarihsel miraslarına dönük yıkım ve katliamlar, işkence vakaları, toplu gözaltı ve tutuklamalar devletin “rutin uygulamaları” haline getiriliyor. Muhalif basın yayın organlarına yönelik baskılar, kapatmalar, basın emekçilerine, seçilmiş Milletvekilleri ve Belediye Başkanlarına yönelik gözaltı ve tutuklamalar artarak devam ediyor. OHAL ilanıyla birlikte uygulanan OHAL rejimi toplumsal barışa büyük zararlar veriyor. Toplumsal barışı sağlayabilmek için çatışmalar derhal durdurularak, Kürt sorununda demokratik bir çözümün koşulları yaratılmalıdır.”

    BARIŞ UMUDUNU YÜKSELTME ÇAĞRISI

    Ülkedeki siyasi gelişmelerin barış için daha fazla mücadele edilmesini gerektirdiğini ifade eden Kahraman, eşitlik, özgürlük ve adaletten yana tüm insanları barış umudunu yükseltmeye çağırdı. Kahraman sözlerini Bertold Brechr’in şu sözleriyle bitirdi:

    “Bittiği gün en son savaş.
    Bir yanda yenilenler vardı gene, bir yanda yenenler vardı.
    Yenilenlerin yanında kırılıyordu halk açlıktan.
    Yenenlerin yanında halk açlıktan kırılıyordu.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

                       

  • KESK Ankara Şubeler Platformu: AİHM’in Gülmen ve Özakça kararı insani değil

    KESK Ankara Şubeler Platformu: AİHM’in Gülmen ve Özakça kararı insani değil

    PİRHA – 154 gündür açlık grevinde olan ve ölüm sınırına gelen Semih Özakça ile Nuriye Gülmen için KESK Ankara Şubeler platformu Eğitim Sen Ankara 2 nolu şubede bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Yapılan basın toplantısı metni KESK Ankara Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Devrim Kahraman tarafından yapıldı. 

    KESK Ankara Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Devrim Kahraman ihraç edilen açlık grevindeki Eğitim Sen üyeleri Nuriye Gülmen Ve Semih Özakça’nın durumlarının ciddi ve yaşamlarının büyük risk altında olduğunu belirtti.

    Tüm kamu emekçileri ile birlikte Gülmen ve Özakça’nın işlerine geri dönmeleri için mücadele ettiklerini ve bu süreçte iktidarın ve iktidara destek olan kesimlerin ölüm üzerine politika yapıyor olmalarını eleştiren Kahraman, “Bu anlamda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Gülmen ve Özakça hakkında ‘hayati tehlike doğuracak ciddi ve onarılamaz hasar riski oluşmadığı’ şeklinde ifade edilen kararı ne hukuki ne de insanidir” dedi.

    Bu süreçte hazırlanan raporlarda “10 raporun 8’inde hayati tehlikeye dikkat çekilmesine rağmen AİHM’in sadece Sincan Cezaevi Kampüs Hastanesi ve Ankara Numune Hastanesi raporlarını esas alması ayrıca ihraçlara ilişkin başvuruları bir iç mekanizma olarak tanımladığı Olağan Üstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu’nu işaret ederek reddetmesi manidardır” ifadelerini ekledi.

    “AİHM İNSAN HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİNİ GÖZETMELİ”

    AİHM ‘in kuruluş değerlerine, amacına gölge düşüren bir karar aldığının altını çizen Kahraman, “AİHM bu kararlarını gözden geçirmeli, kararlarını verirken devletlerin çıkarlarını değil, insanların yaşam hakkı başta olmak üzere insan hak ve özgürlüklerini gözetmelidir” aynı zamanda hükümete de seslenen Kahraman, Gülmen ve Özakça’nın sağlıklı bir biçimde hayatlarına devam edebilmeleri için çok geçmeden harekete geçilmesi gerektiğini, ihraç edilen ve açığa alınan tüm üyelerinin haklarıyla birlikte işlerine iade edilmesi taleplerinde bulundu.

    “HIZLA DEMOKRATİK YÖNETİM DÜZENİNE GEÇİLMELİ”

    Kahraman “Hızla demokratik yönetim düzenine geçilmeli aksi halde gelişebilecek tüm olumsuzluklardan hukuk dışılığı ve keyfiyeti OHAL ve KHK’ler üzerinden yaşamı ve yaşatmayı değil kendi siyasal amaçlarını önceleyen AKP iktidarı ve aynı doğrultuda hareket edenler sorumlu olacaktır” dedi.

    “MÜCADELEMİZE DEVAM EDECEĞİZ”

    Ankara Valiliğine de seslenen Kahraman, “OHAL içinde OHAL uygulamalarından vazgeçilmeli, başta Yüksel Caddesi olmak üzere ilimizdeki meydanlar ve sokaklar üzerindeki ablukalar ve yasaklar kaldırılmalıdır. Valilik bu sokaklarda hakları için eylem ve etkinlik düzenleyenlere yönelik polis şiddeti ve gözaltı uygulamalarıyla karşılık vermemelidir, çünkü bu eylem ve etkinlikleri düzenleyenlerin güvenliğinden Valilik sorumludur’ bizler ihraç edilen kamu emekçilerinin işlerine iade edilmesi için, OHAL’in kaldırılması ve ülkemizin demokratikleşmesi için mücadelemize kesintisiz devam edeceğiz” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

    .

  • KESK Ankara Şubeler Platformu: Ne darbe ne OHAL, demokrasi derhal gelmeli

    KESK Ankara Şubeler Platformu: Ne darbe ne OHAL, demokrasi derhal gelmeli

    PİRHA- KESK Ankara Şubeler Platformu, Kızılay Sakarya Caddesinde bir basın açıklaması yaparak, OHAL ve KHK’leri protesto etti. Açıklamayı okuyan KESK Ankara Şubeler dönem sözcüsü Devrim Kahraman, yine binlerce kamu emekçisinin işten atıldığını belirterek, “Ne darbe ne OHAL, demokrasi derhal gelmeli” dedi. 

    KESK Ankara Şubeler Platformu, tarafından her hafta Cumartesi günü Kızılay Sakarya Caddesinde gerçekleştirdiği OHAL ve KHK’leri protesto açıklamasını bugün yaptı. Haftasonu 15-16 Temmuz etkinliği ile çakıştığı için bugün yapılan açıklamaya KESK Eş başkanları ve MYK üyeleri katıldı.

    “HÜKÜMET KAMU EMEKÇİLERİNİ İŞTEN ATMAYI ALIŞKANLIK HALİNE GETİRDİ”

    Açıklama KESK Ankara Şubeler dönem sözcüsü Devrim Kahraman  tarafından yapıldı. Kahraman, Hükümet belirli günler ve haftalarda kamu emekçilerini açığa almayı, işten atmayı alışkanlık haline getirmiş durumda. Zira 2016’da okullar açılırken, 29 Ekim Cumhuriyet bayramında, 1 Mayıs’ ın arifesinde ve 15 Temmuz darbe girişiminin yıldönümünde binlerce kamu emekçisi işten atıldı” dedi.

    “EMEĞİYLE GEÇİNEN İNSANLARIZ”

    “KESK’li Kamu Emekçileri olarak emeği ile geçinen insanlarız” diyen Kahraman, “Bizler devletten geçinmiyoruz. Besleme değiliz. Yanaşma hiç değiliz. Sokaklara çıkışımız sadece bir parça ekmekle sınırlı değil. Haklarımız için sokaklardayız. Çünkü; onurlu insanlar hakları için mücadele ederler ve insan ancak haklarıyla insandır” ifadelerini kullandı.

    “DEMOKRATİK DÜZENE GEÇİLSİN”

    Muazzam Adalet Yürüyüşü’ne tanıklık ettiklerini söyleyen Devrim Kahraman, OHAL’in kaldırılmasını istedi.

    “Bu ülkede iktidar dışında herkes demokrasi ve adalet isterken, iktidar ise OHAL rejiminin arkasına sığınarak antidemokratik uygulamalarına devam ediyor. Bir ülkede demokrasi iktidardakilerin sahip olduğu haklar ve olanaklarla değil, ötekilerin haklarının niteliğiyle ölçülebilir. Bu nedenle OHAL kaldırılmalı, insan haklarına dayalı demokratik düzene geçilmeli, devletin ve iktidarın karşısında bireyin haklarını koruyacak tarafsız, bağımsız yargı sistemi kurulmalıdır.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

  • KESK’li Devrim Kahraman: Sokak hiçbir zaman boş bırakılmamalı-VİDEO

    KESK’li Devrim Kahraman: Sokak hiçbir zaman boş bırakılmamalı-VİDEO

    PİRHA – KESK Ankara Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Devrim Kahraman, Adalet Yürüyüşü’nü ve Adalet Mitingi’ni değerlendirdi. Adalet Yürüyüşü’nün adalet ihtiyacını ortaya çıkaran bir eylemsellik süreci olduğunu belirten Kahraman, “Dar iktidar hesaplarına girmeden bu kavgalardan uzak bir şekilde toplumun tüm kesimlerini kucaklayan yeni politikalar üretmek zorundayız.” dedi.

    Haberin Videosu

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Ankara Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Devrim Kahraman, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun başlattığı Adalet Yürüyüşü ve onun finali olan Adalet Mitingi’ne ilişkin değerlendirmelerde bulundu. PİRHA’ya konuşan Devrim Kahraman Adalet Yürüyüşü’nün toplumda büyük bir adalet ihtiyacı olduğunu ortaya çıkaran bir eylemsellik olduğunu vurguladı.

    “YEŞEREN UMUDUN ÖRGÜTLÜ HALE GETİRİLMESİ GEREKİR”

    İktidardan bu süreçte iyileşme ya da normalleşme gibi şeylerin beklenmemesi gerektiğini dile getiren Kahraman, “İktidar kolay kolay mevcut olduğu kamu gücünü ve iktidar araçlarını terk etmek istemeyecektir. Türkiye’nin demokratikleşme sürecinde iktidar belki de daha baskıcı bir role bürünebilir. Bunu tersine çevirmek için Adalet Mitingi’nin yaratmış olduğu umudu ve güveni iyi değerlendirmek zorundayız” şeklinde konuştu. Adalet Yürüyüşü sayesinde herkeste yeşeren umudun örgütlü hale getirilmesi gerektiğini belirten Kahraman “Sokak hiçbir zaman boş bırakılmamalıdır” dedi.

    “BÜTÜN EYLEMLERİMİZ ADALET ARAYIŞINA DÖNÜK”

    90’lı yıllardan bu yana adalet arayışı içerisinde olduklarını belirten Kahraman, yaptıkları bütün eylem ve etkinliklerin esasen bir adalet arayışı ile ilgili olduğunu vurguladı. Kahraman şunları ifade etti:

    “Eğitimde, sağlıkta adaleti savunurken de adil bölüşümü, barışı isterken de temel kaygımız adalettir. Biz bu ülkenin demokratikleşmesini istiyoruz. Bu ülkenin bütün sorunlarının demokratik ve barışçıl yöntemlerle çözülmesini istiyoruz. 9 Temmuz’un yarattığı umut iklimi bunun için bir fırsat olabilir.”

    “İKTİDAR HESAPLARINA GİRMEDEN YENİ POLİTİKALAR ÜRETİLMELİ”

    Toplumun ihtiyaçları doğrultusunda baskıcı otoriteye karşı mücadele eden demokratik bütün kesimlerle birleşerek mücadeleye devam edilmesi gerektiğini söyleyen KESK Ankara Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Devrim Kahraman, “Dar iktidar hesaplarına girmeden bu kavgalardan uzak bir şekilde toplumun tüm kesimlerini kucaklayan yeni politikalar üretmek zorundayız.” dedi.

    Cebrail ARSLAN /ANKARA