Etiket: devrimci

  • PSAKD Genel Merkezi: Ser verip sır vermeyen yiğit önder seni unutmayacağız!

    PSAKD Genel Merkezi: Ser verip sır vermeyen yiğit önder seni unutmayacağız!

    PİRHA-Devrimci önder İbrahim Kaypakkaya’nın katledilişinin 50. yılı dolayısıyla yazılı bir açıklama yayımlayan PSAKD Genel Merkezi, “Doksan gün maruz kaldığı insanlık dışı işkencelere direnip, ser verip sır vermeyen yiğit önder, seni asla unutmayacağız” dedi. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Merkezi, “Faşizmin zindanlarında ser verip sır vermeyen İbrahim Kaypakkaya’yı saygıyla anıyoruz” başlıklı yazılı bir açıklama yayımladı.

    Açıklamada, Yoksul Türkiye emekçi halklarının gelecek özgür yarınlara olan inanç ve umudunu, patron ağaya korku salan çelikten iradeni saygıyla selamlıyoruz. Devrin daim olsun ve ışığın hiç sönmesin. Kahrolsun emperyalizm, yaşasın tam bağımsız, laik ve demokratik Türkiye” denildi.

    Açıklamanın tamamı şu şekilde:

    “Katledilişinin 50. yılında ser verip sır vermeyen devrimci önder İbrahim Kaypakkaya’yı anıyor onun şahsında yitirdiğimiz Haki Karer ve dörtler başta olmak üzere yaşamını halkın haklı davasına adayan, hak ve hakikat mücadelesinde gözünü kırpmadan ölümsüzleşen halkın yürekli evlatlarını saygı ve özlemle anıyoruz. Hepimizi insanlığımızdan utandıran işkencelerin ve vahşiliğin karşısında destansı direnişin zindanı olan Diyarbakır Cezaevi’nden İbrahim, dörtler ve sayamadığımız nicesinin yaşamı ağıt olarak dilden dile aktarılıyor. Unutmayacağız, unutturmayacağız.

    Pir Sultan Abdal’dan, Şah Kalender Çelebi’ye, Seyit Nesimi’den Şeyh Bedrettin ve yoldaşlarına, Deniz’den Mahir’e uzanan hak ve hakikat mücadelesinin en önemli önderlerinden biridir İbrahim Kaypakkaya. Dünyayı ve özelinde ülkemizi saran 68 gençlik hareketi ile başlayan ve devam eden yolda İbrahim’in ulusal sorundan, sosyo-ekonomik yapıya ilişkin Türkiye devrimine ilişkin belirlemeleri ve tahlilleri onu egemenler nezdinde “çok tehlikeli” kılmıştı.

    O yaşamı uğruna görüş ve düşüncelerini saklamamış, her koşul ve durumda davasına sahip çıkmıştır. “Türkiye’nin geleceği çelikten yoğruluyor; belki biz olmayacağız ama bu çelik aldığı suyu unutmayacak” sözüyle geleceğe yani bugünlere olan inancını daha o günden ifade etmiştir.

    Doksan gün maruz kaldığı insanlık dışı işkencelere direnip, ser verip sır vermeyen yiğit önder, seni asla unutmayacağız. Yoksul Türkiye emekçi halklarının gelecek özgür yarınlara olan inanç ve umudunu, patron ağaya korku salan çelikten iradeni saygıyla selamlıyoruz. Devrin daim olsun ve ışığın hiç sönmesin. Kahrolsun emperyalizm, yaşasın tam bağımsız, laik ve demokratik Türkiye.”

    PİRHA/ANKARA

  • Metin Çulhaoğlu, Ankara’da son yolculuğuna uğurlandı

    Metin Çulhaoğlu, Ankara’da son yolculuğuna uğurlandı

    PİRHA- Geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybeden Metin Çulhaoğlu, Ankara’da son yolcuğuna uğurlandı.

    Türkiye İşçi Partisi (TİP) Merkez Komite Üyesi, Türkiye sosyalist hareketinin önde gelen isimlerinden Metin Çulhaoğlu, 74 yaşında geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti.

    Metin Çulhaoğlu için TİP öncülüğünde Ankara’daki İnşaat Mühendisleri Odası’nda veda töreni düzenlendi. Törene Metin Çulhaoğlu’nun ailesinin yanı sıra TİP Milletvekilleri Erkan Baş, Ahmet Şık, Barış Atay ve Sera Kadıgil, CHP Ankara Milletvekili Levent Gök, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, HDP İzmir Milletvekili Murat Çepni ve birçok demokratik kitle örgütü temsilcisi katıldı.

    Törende önce Metin Çulhaoğlu’nun fotoğraflarının olduğu sinevizyon gösterimi izlendi.

    “MÜCADELECİ VE REKABETÇİ BİR RUHA SAHİPTİ”

    Metin Çulhaoğlu’nun oğlu Sinan Çulhaoğlu söz alarak, babasıyla ilgili çocukluk anılarını anlattı:

    “80’lerin ikinci yarısı Batıkent’te oturduğumuz dönem annem çalışır, babam evde benimle ilgilenirdi. Ben sokaktayken beni yemeğe çağırır, güzel köfte yapar, iyi patates kızartırdı. Babam her zaman çok espriliydi ve beni çok güldürürdü. Mücadeleci ve rekabetçi bir ruha sahip olmanın önemini yaşım ilerledikçe anladım. Babamla beraber film izlemişliğimiz, Ankaragücü maçına gitmişliğimiz, müzik dinlemişliğimiz… Babam çok küçük yaşımdan itibaren beni bir birey olarak tanıdı. Sevgisinin yanı sıra saygısını da her zaman hissettirdi. Bugün sizlerle birlikte olup güzel bir veda gerçekleştirdiğimiz için çok şanslı hissediyorum. Hepimize hem kendim hem de babam adına teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız.”

    “50 YIL BOYUNCA AYNI SİYASAL ÇİZGİNİN İÇİNDEYDİ”

    Törende konuşan TİP Merkez Komitesi Üyesi Can Soyer ise şunları dile getirdi:

    “Metin Ağabey, buradaki herkes için bir şey ifade eder, hepimizde anısı, izi var. Her zaman berrak aklıyla tarihsel ve güncel kaynakları inceledi, bizlere aktardı. Her zaman örgütlü mücadeleye inandı. Kapanan yolları açmaya ya da yeni yol bulmaya özen gösterdi. Her dönem ihtiyaç duyulan devrimci çıkış, devrimci yol, söz, irade, pratik için usanmadı. 50 yıl boyunca aynı siyasal çizginin içindeydi. Onun bıraktığı yazı, anı bizlere her zaman ışık olacak.”

    “METİN AĞABEY, ‘EMSALSİZ’ KELİMESİNİN KARŞILIĞIYDI”

    TİP Genel Başkanı Erkan Baş da konuşmasında Metin Çulhaoğlu’nun yaşamını yitirmesinin ardından Türkiye’de çok büyük bir boşluk olacağını, Çulhaoğlu’nun emsalsiz olduğunu ifade ederek, “Metin Ağabey’in öğrencileri olarak konuşmak çok zor. Türkiye’deki devrimcilerin yiğitliğini, onların cesaretini, göz korkmazlığını bilmemiz lazım. Her devrimci fikirleriyle vardır. Çok açık söylüyorum, Türkiye’de çok büyük bir boşluk ortaya çıkacak. Metin Ağabey, ‘emsalsiz’ kelimesinin karşılığıydı. Metin Ağabey, Avrupa’da doğmuş olsaydı herhalde en büyük Marksistlerinden biriydi. Eserleri onlarca dile çevrilen tartışılan çok kıymetli bir Marksist olurdu. Espri yapardık, şansızlığı Türkiye’de doğmasıdır. Bugün 75 yaşındayken, 40 yıl sonra Türkiye’de sosyalizmin en prestijli olduğu noktaya sosyalist harekete taşıma onuruna sahip. Metin Çulhaoğlu’nun boşluğunun doldurulması mümkün değil. Öğrendiğimiz en önemli şeylerden bir tanesi de şu dur, bu mücadelede ortak aklı önemsiyorsanız her dönemde yapacak bir şey mutlaka vardır. Metin Ağabey, sıfatsız bir devrimcinin ne kadar kıymetli olabileceğini göstermiştir. Büyük bir değeri kaybettik” dedi.

    METİN ÇULHAOĞLU KİMDİR?

    Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Ekonomi-İstatistik Bölümü mezunu olan Yazar Metin Çulhaoğlu, 1975-1978 yılları arasında haftalık Yürüyüş dergisinde sırasıyla yazar, yazı işleri müdürü ve başyazar olarak görev yaptı.

    1979 yılında yayımlanmaya başlayan Sosyalist İktidar Dergisi’nin genel yayın yönetmenliğini üstlendi.

    Birgün Gazetesi, Gelenek Dergisi ve Sol Haber Portalı’nda yazıları yayımlandı. Çulhaoğlu, son olarak İleri Haber Portalı’nda yazılar yazıyordu.

    Sosyalist Türkiye Partisi’nin kuruluşunda yer alan Çulhaoğlu, 1993 yılında partiden ayrıldı. Birleşik Sosyalist Parti kuruluşunda yer alan, Özgürlük ve Dayanışma Partisi’nin (ÖDP) kuruluşunda çalışmalar yürüten Çulhaoğlu, daha sonra Türkiye Komünist Partisi’ne katıldı.

    Halkın Türkiye Komünist Partisi’nin kuruluşunda yer alan Çulhaoğlu, son olarak Türkiye İşçi Partisi (TİP) Merkez Komitesi Üyesi olarak görev yapıyordu.

    PİRHA/ANKARA

  • DİSK Dev Turizm-İş: Pandemi sürecinde elektrik, su ve doğalgaz ücretsiz olmalı-VİDEO

    DİSK Dev Turizm-İş: Pandemi sürecinde elektrik, su ve doğalgaz ücretsiz olmalı-VİDEO

    PİRHA-Disk Devrimci Turizm İşçileri Sendikası Marmara Bölge Şubesi pandemi sürecinde gelir güvencesi isteyerek, “Elektrik, su ve doğalgaz ücretsiz olmalıdır. İşyerlerinin açılması için sektör çalışanları bir an önce aşılanmalıdır” dedi.  

    Disk Devrimci Turizm İşçileri Sendikası Marmara Bölge Şubesi pandemiden dolayı turizm sektöründe yaşanan mağduriyetlere yönelik basın toplantısı yaptı.

    Şube merkezinde yapılan basın toplantısında “çarklar dönsün” diye fabrikalarda hiçbir önlem alınmadan çalıştırılmayı, AVM’lerin açık tutulmasını eleştiren Dev Turizm İş Sendikası Marmara Şube Başkanı Turgay Özdemir, lokanta ve kafelerin kapatılmasıyla çalışanların güvencesiz kaldıklarını, pahalılık ve açlıkla mücadele ettiklerini söyledi.
    Pandeminin zengini daha fazla zenginleştirdiğine vurgu yapılan açıklamada “Koç Holding, 2020 yılında 9,27 milyar TL’lik konsolide net kâr elde etti. Böylelikle 2020’de holdingin konsolide net kârı 2019 yılına göre yüzde 111 artmış oldu.” denilirken, emekçilerin mağduriyetinden gelir güvencesi sağlamayan hükümet kadar patronların da sorumluluğunun altı çizildi.

    Sektör çalışanlarının büyük bir kısmının yasal haklarından mahrum olduğunu, güvencesiz çalıştıklarını söyleyen Özdemir “İşyerlerinin açılmadığı koşullarda mağduriyet artmaktadır. Ancak gerekli tedbirlerin alınmadığı koşullarda açılma talebi “çarklar dönsün” yaklaşımıyla aynı zeminde durmaktadır. Hele ki işletme sahibi olan patronların bizim mağduriyetimizdeki payını konuşmamak gelecek açısından sıkıntılıdır. İşyerleri açıldığında sigortasız, uzun çalışma saatleri, mobbing ve taciz yine bizi beklemektedir. Bu sorunları, kaynağını ve çözüm yollarını konuşmak son derece elzemdir.” dedi.

    Şubeye bağlı Öğrenci Komisyonu’ndan Gökhan Alkan da söz alarak sektörde en güvencesiz şekilde çalışan öğrencilerin mağduriyetinin daha da derinleştiğini ifade etti. Kayıtsız çalıştırıldıkları için hiçbir ödeneğe ulaşamadıklarını, kiralarını, faturalarını ödeyemediklerini, online derslere katılım için gerekli olan teknolojik aletlere sahip olmadıklarını ve internet faturalarını dahi ödeyemediklerini söyledi.

    Öğrenci Komisyonu’nun bir diğer üyesi Tuana Öztunçel sektörde kadın işçilerin yaşadığı mobbing, cinsel taciz sorunlarını dile getirdi ve kadın işçilerin bu sorunlarla başa çıkabileceği mekanizmaların kurulmasını talep etti. Ayrıca DİSK-AR’ın bir araştırmasını referans vererek kadınların erkeklere göre %31,4 daha az gelir elde ettiğini bu nedenle bir kez daha eşit işe eşit ücret talebini dile getirmek istediklerini vurguladı.

    TALEPLER

    Sendikanın acil olarak belirlediği talepler şu şekilde ifade edildi:

    “Gelir Güvencesi istiyoruz. Bunun için İşsizlik Fonu’ndaki para hiçbir şarta bağlı olmaksızın tüm işsizlere dağıtılmalı, ayrıca servet vergisiyle kaynak oluşturulmalıdır. Bu süreçte elektrik, su ve doğalgaz ücretsiz olmalıdır. İşyerlerinin açılması için sektör çalışanları bir an önce aşılanmalıdır.  Güvencesiz çalışma koşullarına karşı tüm çalışanlar sigortalı hale getirilmelidir. Günlük çalışma süresi en azından yasal mevzuata göre düzenlenmelidir.”

    PİRHA/ İSTANBUL

     

     

  • Garbis Altınoğlu hayatını kaybetti

    Garbis Altınoğlu hayatını kaybetti

    12 Eylül askeri darbesi döneminde cezaevinde kalan sosyalist hareketin önemli isimlerinden Garbis Altınoğlu geçirdiği kalp rahatsızlığı sonucu yaşamını yitirdi.

    12 Eylül askeri darbesi döneminde cezaevinde kalan sosyalist hareketin önemli isimlerinden Garbis Altınoğlu, geçirdiği kalp rahatsızlığı sonucu yaşamını yitirdi.

    NTV’den Burak Cop’un 1 Eylül 2010’da yayımlanan söyleşide Altınoğlu, “Pek çok devrimcinin gördüğü işkenceleri, bir parça fazlasıyla ben de gördüm; Ermeni kökenli bir komünist olmam nedeniyle bu konuda da ayrıcalıklıydım” demişti. Sinop Cezaevinde 1987 ve 1988 arasında, 7 ay boyunca yeraltındaki bir hücrede tek başına tutulduğunu anlatan Altınoğlu, şunları söylemişti:

    “Ölmemeyi nasıl başardığımı ben de merak ediyorum. Yakalandığım sırada (31 Aralık 1981) meydana gelen boğuşmada polisin elinde patlayan tabancadan çıkan mermi beni öldürebilirdi. Bunu ‘sadece’ sağ gözümü yitirmek suretiyle atlattım. 2 Şubat 1984’de sevk edildiğimiz Antep E-Tipi Cezaevi girişinde tek tip elbise giymediğim için vahşice dövüldüm. Ardından ağır bir rahatsızlık geçirdim ve uzun süre bir şey yiyemedim. 2 Mart’ta helikopterle Çukurova Tıp Fakültesi Hastanesine kaldırılmasaydım, belki de ölebilirdim.”

    GARBİS ALTINOĞLU KİMDİR?

    Altınoğlu, 1946’da Amasya’da doğdu. 1960’lı yıllarda Proleter Devrimci Aydınlık grubundan ayrılarak İbrahim Kaypakkaya ile birlikte TKP-ML, ardından MLKP örgütünün kurucuları arasında yer aldı. 12 Eylül döneminde çok ağır işkencelere maruz kaldı. Altınoğlu, “Ortadoğu/Seçme Yazılar” (Belge Yayınları) ve “Hikmet Kıvılcımlı’nın Saptamaları Işığında Osmanlı ve Türkiye Tarihine Bakışlar” (Peri Yayınları) kitaplarını yazmıştı.