Etiket: dezavantajlı gruplar

  • Hatay Depremzede Derneği raporunu açıkladı: Devasa dezavantajlı gruplar oluştu

    Hatay Depremzede Derneği raporunu açıkladı: Devasa dezavantajlı gruplar oluştu

    Hatay Depremzede Derneği, depremden 1 yıl sonra yayınladığı rapordaki bulguları madde madde açıkladı. Derneğin, “Deprem sonrası yaşlılar, engelli bireyler gibi ampüte bireyler ve kimsesiz kalmış çocuklar gibi vatandaşlardan oluşan devasa dezavantajlı gruplar meydana geldi. Bu vatandaşlarımızın yaşamış olduğu sorunlar görülmüyor, duyulmuyor” vurgusu yaptığı raporda kamu kurumlarının vurdumduymazlığına dikkat çekildi.

    Hatay Depremzede Derneği, depremin üzerinden geçen 1 yılın ardından Hatay’a ilişkin yaşanılanlara dair hazırladığımız raporu açıkladı. ‘Depremin İlk On Günü, Barınma, Sağlık, Psikososyal Durum, Eğitim, Depremin 1.Yılında Hatay’da Hukuki Durum, Ekonomi, Altyapı ve Ulaşım, Üretim, Ekolojik Yıkım Rant/Talan Zeytinlikler, İnsan Hakları İhlalleri, Yaşanan Depremlerin Hatay’da Demografik Yapı ile Kültürel/Tarihsel Mirasa , Etkileri, Kadınlar, Çocuklar, Gençler, Engelliler, Ampüte Yurttaşlar, Yaşlılar ve Kayıplar’ başlıklarının öne çıktığı raporda talepler ve sorunlar anlatıldı.

    “MÜLKSÜZLEŞTİRME VE EL KOYMA”

    Sonuçlarının madde madde anlatıldığı rapor, şöyle duyuruldu:

    “Hatay en büyük yıkımın meydana geldiği şehir oldu. AKP, 20 yıllık iktidarı boyunca kamu kurumlarının özelleştirilmesine, halkın doğal varlıklarının talanına, mülksüzleştirme ve el koyarak birikime dayanan neo-liberal ekonomi politikaları uyguladı. Büyük bir kısmı inşaat sektörü üzerinden işleyen bu sermaye birikim rejimi, denetimsiz ve kontrolsüzce yapılan otoyol, köprü, tünel, havaalanı, şehir hastaneleri vb, mega sabit sermaye yatırımlarına dayanmakla birlikte, müşteri garantili ihalelerle yandaş, asalak sermaye gruplarına peşkeş çekildi. Üstelik deprem vergisi gibi kamu için harcanması gereken paraların buralara harcandığı, insanların gözlerinin içine baka baka alay edercesine bir kibirle itiraf edildi.

    Bu vahşi sermaye birikim rejiminin sürekliliği, halkın müşterek varlıklarının üzerine çöken sermayeyi, toplumsal kesimlerden koruyacak merkeziyetçi otoriter bir rejimle mümkün olabilirdi. Kuvvetler ayrılığının ortadan kalktığı, parlamentonun rafa kaldırıldığı, yetkilerin tek adamda toplandığı rejim bu ihtiyaç üzerine inşa edildi.

    SOSYAL, SİYASAL, VE DEMOGRAFİK SORUN

    Depremden etkilenen toplumsal kesimler ise depremin ilk gününden bugüne, yaşanan felaketin yaralarını dayanışmayla sarmaya devam ediyor.

    Hatay Depremzede Derneği olarak, bu dayanışma ve hak mücadelesini Hatay’da sürdürmeye devam ediyoruz. Depremin yaralarını sarması gereken siyasal iktidar ve devlet kurumları o günden bugüne sorunları çözecek köklü adımlar atmadığı için yaşanan bir yıllık süreçte barınma hakkından, eğitim hakkına, sağlık hakkından çevre ve mülkiyet hakkına, ekonomik, sosyal, siyasal ve demografik sorun ve hak ihlallerini Hatay halkı yaşamaya devam ediyor.

    Hatay Depremzede Derneği olarak hazırladığımız Depremin 1.Yılında Hatay raporu, yaşanan sorun ve hak ihlallerini daha somut bir şekilde gözler önüne sermeyi ve bu sorunlara dair talep ve çözüm önerileri sunmayı amaçlamaktadır. 19 başlık altında derlediğimiz çok kapsamlı ve çok katmanlı sorunlar yumağını, ancak 80 sayfalık bir rapora sığdırabildik. Başlıklara sadık kalarak raporu özetlemek istiyoruz. Raporumuz Deprem Öncesinde Hatay Deprem Yönetmeliği ve İmar Affı başlığıyla başlıyor.

    Bu başlığı sırasıyla, ‘Depremin İlk On Günü, Barınma, Sağlık, Psikososyal Durum, Eğitim, Depremin 1.Yılında Hatay’da Hukuki Durum, Ekonomi, Altyapı ve Ulaşım, Üretim, Ekolojik Yıkım Rant/Talan Zeytinlikler, İnsan Hakları İhlalleri, Yaşanan Depremlerin Hatay’da Demografik Yapı ile Kültürel/Tarihsel Mirasa , Etkileri, Kadınlar, Çocuklar, Gençler, Engelliler, Ampüte Yurttaşlar, Yaşlılar ve Kayıplar’ başlıkları takip ediyor.

    Hatay halkı olarak depremin üzerinden geçen 1 yılı değerlendirdiğimiz bu raporda daha saymadığımız birçok sorun olmasına rağmen sadece rapordaki başlıkların bile bu kentin neler yaşadığının, ne durumda olduğunun gözler önüne serilmesi açısından önemli bir veri oluşturacağını yine de yetersiz kalacağını biliyoruz.

    TALEPLER

    *Çocukların ve gençlerin yaşamış olduğu psikolojik yıkımlarının yanı sıra eğitime dair yaşadıkları derin eşitsizlik sürüyor. Deprem bölgesinde eğitime dair sorunların hızlıca çözülmesi gerekmektedir.

    *Anayasal bir hak olan sağlık hakkına erişemeyenler olarak tam teşekküllü hastane talebimizde ısrarcıyız. Hali hazırda var olan yönetmelikler, mevzuatlar ya da kanunlar deprem koşullarına göre revize edilerek halkın ihtiyaçları karşılanmalıdır.Mahallelerde nüfusu gözetilmeksizin Aile Sağlık Merkezlerinin oluşturulması gerekmektedir. Enkaz kaldırma süresince özensiz davranılmıştır. TTB’nin son raporuna göre Hatay hala sağlık limit değerinin dört katı toz soluyor.

    *Sağır sultan bile depremin yaşanabileceğini biliyorken ne iktidar ne de yerel yönetimler bu konuda önlem almamışlardır. Zemin sıvılaşmasının yoğun olduğu, altından fay hattının geçtiği Amik Ovası’na tüm uyarılara rağmen hastanenin, havaalanının, stadyumun yapılmasında ve bu yapılarla birlikte barınma amacıyla inşa edilen yapıların artmasında, kentin o bölgeye doğru yönelmesinde depremle birlikte yaşamını yitiren insanların sorumlularının bu yaşanılanlardan sonra özeleştiri vermemesini, istifa etmemesini yetmezmiş gibi bizleri tehdit etmesini Hatay halkı olarak unutmayacağız affetmeyeceğiz!

    *Kentteki demografik yapı, kültürel ve tarihsel dokunun önemi Hatay halkı için çok önemli bir yerde duruyor. Kentin yeniden inşasında atılacak tüm adımların kentin bu hassasiyeti gözetilerek atılması gerekmektedir. Rezerv alan ile endişelenen bu halk, komşusunu, mahallesini ve tarihsel hafızasını korumak istiyor.

    *Deprem sonrası yaşlılar, engelli bireyler gibi ampüte bireyler ve kimsesiz kalmış çocuklar gibi vatandaşlardan oluşan devasa dezavantajlı gruplar meydana geldi. Bu vatandaşlarımızın yaşamış olduğu sorunlar görülmüyor, duyulmuyor!

    *Deprem sonrası yakınlarının hayatını kaybedip kaybetmediğini dahi bilemeyen kayıp aileleri aylardır seslerini duyurmaya çalışıyor. DemakDer, yakınları için hayatlarını kaybetmiş olsalar da buna dair küçük bir ipucu istiyor.

    *Bunca mağduriyet yaşayan bir halk, maalesef hak arama konusunda başını kaldırıp haklarıyla uğraşabilecek bir noktaya dahi gelemedi. Riskli alan, rezerv alan, yerinde dönüşüm, hak sahipliği gibi kavramların tartışıldığı ama halkın ihtiyaçlarını ne denli karşıladığının tam bir muamma haline geldiği kavramlar, halkı belirsizliğe ve kargaşaya sürüklüyor. Tüm bu muğlaklara ve hak kayıplarına rağmen sorularına yanıt alamayacağını düşünen bu yüzden dava açmaktan geri duran bir halkın çaresiz bırakılmasına izin vermeyeceğiz.

    *Sanayi, ticaret, tarım, inşaat, turizm gibi alanlarda yaşanan sorunlar; daha önce kendi ekonomik döngüsüyle yaşamını sürdürmeye çalışan, yıkık bir kent sonrası ağır ekonomik sorunlarla karşı karşıya kalan bir halkın bu kentte yaşamasının önünde büyük bir engel teşkil ediyor. Kentin üretime dayalı ve kamucu bir ekonomik döngüye yeniden kavuşturulması için atılması gereken adımlar hızlıca atılmalıdır.

    *Depremin ilk günlerinde yalnız ve çaresiz bırakılan, ölüme terk edilen bu halk kendisine yaşatılanları asla unutmayacak, asla affetmeyecek! Alınması gereken tüm önlemler alınmış olsaydı bu kadar bina yıkılmayacaktı, afete hazırlıklı olunsaydı ve gelen yardım ekiplerinin kente girişi engelenmemiş olsaydı bu kadar insanımız yaşamını yitirmeyecekti. Hatay halkı olarak, bundan sonra nerede olursa olsun yaşanabilecek tüm depremler için uyarıyoruz; Önlem alınsın, bir daha insanlar ölmesin, hayatlar ve geleceğimiz kararmasın!

    *Evlerinden, sokaklarından, komşularından, topraklarından, memleketlerinden uzaklaşıp göç etmek zorunda kalan vatandaşlarımızın yanı sıra bu ağır koşullara dayanamayıp bu belirsizlik yumağı içinde kalanlarımız da göçe zorlanıyor.

    *Kentte yaşanan elektrik, su, internet, kanalizasyon, yol, ulaşım gibi alt yapı ve üst yapı temelli sorunlar kurumlar tarafından sahiplenilmiyor ve ‘başka kurumların sorumluluğunda’ denilerek halk çaresiz bırakılıyor!

    *Bu denli devasa sorunlar ortada dururken halen bu kent için Özel Afet Bölgesi ilan edilmemesinin özel bir sebebi var mı? Eğitimin, sağlığın, ulaşımın ve daha birçok alanın nitelikli, ulaşılabilir ve ücretsiz olması; üreticilerin ekonomik anlamda desteklenmesi; istihdamın sağlanması ve işsizliğin giderilmesi; kalıcı konutların hızlıca ama güvenli bir şekilde ücretsiz teslim edilmesi, esnafların desteklenmesi, kamu çalışanlarının maaşlarında iyileştirme yapılması gibi taleplerimizin karşılanması için devletin bu kente özel bir bütçe ayırması elzemdir. Bu kapsamda Hatay halkı olarak, Hatay’da yıkımın en ağır yaşandığı; Antakya, Defne, Samandağ, Kırıkhan, İskenderun ve Arsuz ilçeleri için Özel Afet Bölgesi ilan edilmesini talep ediyoruz.

    Raporumuzu hazırlarken katkı sunan Türk Tabipler Odası’na, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’ne, İnsan Hakları Derneği’ne, Deprem Mağdurları ve Kayıp Yakınları Dayanışma Derneği‘ne, Hatay Dayanışma Kooperatifi’ne, Hatay Barosu’na, Eğitim Sen‘e ve dostlarımıza teşekkür ederiz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Sivil toplum örgütlerinden yeni yıl mesajı: Umutla bakacağımız bir yıl olsun!-VİDEO

    Sivil toplum örgütlerinden yeni yıl mesajı: Umutla bakacağımız bir yıl olsun!-VİDEO

    PİRHA – Yeni yıla dair mesajlarını PİRHA ile paylaşan sivil toplum örgütlerinde mücadele yürüten yurttaşlar, “2023 yılı hepimize özgürlük, mutluluk adalet getirsin” dediler.

    2022 yılı insan hakları ihlalleri açısından bir hayli karanlık bir yıl oldu. Toplumun bütün dezavantajlıları, ezilenleri, önceki yıllara kıyasla daha da haklarından uzak bir sene yaşadı. Sivil toplum örgütlerinde mücadele yürüten yurttaşlar, yeni yıla dair mesajlarını PİRHA ile paylaştı.

    İnsan Hakları Derneği Merkez Yürütme Kurulu üyesi Nuray Çevirmen, 2022 yılı içerisinde cezaevlerinde yaşanan ihlallerin daha da arttığını vurguladı. Çevirmen, yeni yıla dair şu mesajı verdi:
    “Önceki yıllara oranla daha fazla hak ihlallerinin yaşandığı bir süreç oldu. Pek çok hasta mahpusun ölümüne tanıklık ettik. İnsanlık onurunu hiçe sayan uygulamalar maalesef devam ediyor. 2023 yılı hepimize özgürlük, mutluluk adalet getirsin. İnsanların kötü muameleye uğramadığı, eşitliğin sağlandığı, ötekileştirilmediği, çocukların istismara maruz kalmadığı, kadın cinayetlerinin işlenmediği bir yaşam sürülmesi şeklinde dileğimiz, umudumuz ve aynı zamanda mücadelemiz devam edecek.”

    Kanun Hükmünde Kararname ile işinden uzaklaştırılıp hukuk mücadelesi ardından tekrardan işine iade edilen Mithat Tokur da şu sözlerle yeni yıla dair düşüncelerini paylaştı:

    “2017 yılında KHK ile kamu kuruluşundan ihraç edildim. Aynı dönem Türkiye Sakatlar Derneği Ankara Şube Başkanlığı görevini yürütmekteydim. Son 7 yıl sıkıntılı bir süreç geçirdik. Mahkeme kararı sonucu işimize iade edildik. Ama baskılar aynı şekilde devam etti. Bu kez başka yerlere sürgüne gönderildim. Dilerim önümüzdeki süreç özellikle engellilerin, diğer dezavantajlı grupların umutla bakacağı bir yıl olur.”

    Sivil toplum örgütlerinde mücadele yürüten Sait Tosun da yeni yıla dair “Gelecekle ilgili umutlarım; tüm muhalif, devrimci güçlerin birleşerek yeni yılları en güzel kutlanacağı yıllar olarak yaşatması adına tüm devrimci ve sosyalistlerin gelecek yıl kutlu olsun” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/ANKARA

  • İktidara yakın medya hedef gösterdi, haklarında dava açıldı

    İktidara yakın medya hedef gösterdi, haklarında dava açıldı

    PİRHA- İktidara yakın olan Milat Gazetesi’nin son bir yıldır ‘Şişli’de toplum merkezinde LGBT ve terör eğitimi veriliyor’ diyerek hedef gösterdiği Tarlabaşı Toplumunu Destekleme Derneği hakkında kapatma davası açıldı. Dernek söz konusu davayı kendilerini hedef gösteren iktidara yakın medyadan öğrendi.

    15 yıldır İstanbul Tarlabaşı’nda çocukların ve kadınların bir araya gelebilecekleri güvenli alanları kurmak için çalışmalar yürüten Tarlabaşı Toplumunu Destekleme Derneği’ne (TTM) kapatılması istemiyle iki ayrı dava açıldı.

    İktidara yakın olan Milat Gazetesi’nin son bir yıldır ‘Şişli’de toplum merkezinde LGBT ve terör eğitimi veriliyor’ diyerek hedef gösterdiği merkez, hakkında açılan davayı medyadan öğrendi. Söz konusu davanın ilk duruşması 14 Nisan Perşembe günü saat 11.45’te İstanbul 8. Sulh Hukuk Mahkemesi’nde görülecek.

    Dernek yönetimi yaptıkları açıklamada, açılan davanın hukuksuz olduğunu vurgulayarak duyarlı kesimleri dayanışmaya çağırdı.

    İKTİDARA YAKIN MEDYA HEDEF GÖSTERDİ, DENETİMLER BAŞLADI

    Tarlabaşı Toplumunu Destekleme Derneği’nde (TTM), 27 Haziran 2021’de Kaos GL Derneği’nin ‘LGBTİ+ Öğrencileri Aile ve Okul Kıskacına Karşı Nasıl Korumalı?’ kılavuzunun konuşulacağı bir gönüllü etkinliği planladı. Söz konusu etkinlik iktidara yakın medya organları tarafından hedef gösterildi. Hedef göstermeler 9 Şubat 2022’ye kadar sistematik olarak devam etti ve yaygınlaştı.

    Medyadaki hedef göstermelerin ardından 25 Haziran’da Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Beyoğlu İlçe Müdürlüğü Sosyal Hizmetler Birimi, derneği ziyaret etti. Bundan dört gün sonra İstanbul İl Sivil Toplumla İlişkiler Müdürlüğü denetimi başladı. Ne ziyaretle ne de denetimle ilgili derneğe herhangi bir sonuç ulaştırılmadı. Öte yandan 19 Temmuz’da Emniyet Müdürlüğü Çocuk Şube Müdürlüğü ‘müstehcenlik suçu’ kapsamında yönetim kurulu başkanının ifadesini aldı. Soruşturma takipsizlikle sonuçlandı. Dernek hakkında davalara sebep olan denetim ise 26 Temmuz-20 Ağustos 2021 tarihleri arasında İçişleri Bakanlığı Dernekler Denetçileri tarafından gerçekleştirildi.

    TTM, KENDİLERİNE AÇILAN DAVAYI KENDİLERİNİ HEDEF GÖSTEREN MEDYADAN ÖĞRENDİ

    TTM, denetleme sonuçlarına ilişkin bilgileri kendilerine açılan ‘yokluğun tespiti’ ve ‘derneğin feshi’ dava dosyalarına sunulan rapor ve eklerden öğrenebildi. Dernek hakkında açılan ilk dava ‘yokluğun tespiti’ davası. İstanbul Valiliğinin açtığı davanın ilk duruşması 14 Nisan Perşembe günü görülecek.

    Dernek, açılan ikinci davadan ise ancak medya yoluyla haberdar olabildi. 9 Şubat’ta tüm hedef gösterme sürecini başlatan Milat Gazetesi’nin manşetinde yeni bir davadan bahsedilmesi üzerine dernek avukatları adliyeden bilgi alarak dernek hakkında bir de fesih davası açıldığını öğrendi. Davanın gerekçesinde ise, derneğin ‘kanuna ve ahlaka aykırı’ hale geldiğini öne sürüldü.

    Fesih davası 18 Mayıs Çarşamba günü saat 10.45’te İstanbul 18. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülecek.

    DAVA SÜRECİNE GİDEN KRONOLOJİ PAYLAŞILDI

    Dernek yaptığı açıklamada yaşadıkları hukuksuz sürecin kronolojisini paylaştı. Kronolojide şu bilgilere yer verildi:

    “25.06.2021: Milat gazetesinde süreci başlatan karalama haberi yayınlandı ve Milat gazetesi muhabirinin sosyal medya paylaşımları başladı.

    25.06.2021: Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Beyoğlu İlçe Müdürlüğü Sosyal Hizmetler Birimi tarafından dernek ziyaret edildi.

    29.06.2021: İstanbul Valiliği İl Sivil Toplumla İlişkiler Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen denetim iki gün sürdü.

    02.07.2021: A Haber televizyon yayınında ve internet sitesinde toplum merkezi hakkında haber yaptı: “Şişli’de toplum merkezinde LGBT ve terör eğitimi

    19.07.2021: Dernek Yönetim Kurulu başkanının İstanbul Emniyet Müdürlüğü Çocuk Şube Müdürlüğü tarafından “müstehcenlik” iddiasıyla ifadesi alındı.

    26.07.2021-20.08.2021: İçişleri Bakanlığı Dernekler Denetçileri denetimi gerçekleşti.

    28.07.2021: Kolluk kuvvetlerinin mahalleyi ziyaret ettiği, dernek hakkında sorular sorduğu ve derneğin çocuklara “terör örgütü propagandası” yaptığına dair yorumlarda bulunduğu öğrenildi.

    12.08.2021: Beyoğlu Kaymakamlığı tarafından oluşturulan bir komisyon tarafından denetim yapıldı. Dernek Başkanı denetime dayanak olan yazıyı CİMER’e başvuruda bulunarak talep etti, ancak iç belge olduğu gerekçesiyle bilgi paylaşılmadı.

    01.10.2021: Milat gazetesi muhabirinin sosyal medya paylaşımı: “…Dün de paylaşım yapmışlar. Çocuklara yönelik renkli eğitim ve PKK eğitimine devam ediyorlar. Yetkili makamlar suç unsuru bulamadı demek ki!!!”

    26.10.2021: İstanbul Valiliği İl Sivil Toplumla İlişkiler Müdürlüğü’nden derneğin amblem kullanımının mülki idare amirliğine bildirilmesi gerektiğine ilişkin bir uyarı yazısı alındı.

    05.11.2021: Dernek mali kayıtlarına ilişkin hatalardan kaynaklı olarak idari para cezasını içeren Beyoğlu Kaymakamlığı İdari Yaptırım Kararı, İlçe Emniyet Müdürlüğü’nden Yönetim Kurulu Başkanı tarafından teslim alındı.

    20.11.2021: Milat gazetesi muhabiri, kendisinin TTM ile ilgili bir paylaşımı hakkında Twitter’ın şikâyetini paylaşıp “…İnşallah yakında tüm mecralarda bizimle karşılaşacaksınız… Aralık ayında malumlar için rüzgarlar ters esecek…” şeklinde doğrudan derneği hedef alan bir tehdit paylaşımı yaptı, daha sonra bu paylaşımı sildi.

    29.11.2021: Derneğin yokluğunun tespiti davası Yönetim Kurulu başkanı ve başkan yardımcısına tebliğ edildi.

    24.12.2021: Savcılıktaki müstehcenlik konulu soruşturmadan takipsizlik kararı çıktığı öğrenildi.

    09.02.2022: Milat gazetesi manşet haberinde yeni bir davadan söz edildi: “…LGBT’nin odağı Tarlabaşı Toplum Merkezi’nin sözde eğitim verdiği çocuklara yönelik pedofili faaliyetlerinde bulunduğu ve PKK sempatizanlığı empoze ettiği için İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Asliye Hukuk Mahkemesince faaliyetten alıkonulması ve derneğin feshi için önceki gün dava açılmasına rağmen CHP’li İBB’nin birkaç gün önce yayınladığı raporda sapkın merkeze övgüler yağdırıp iş birliği yaparak TTM’yi kurtarmaya çalıştığı ortaya çıktı.”

    10.02.2022: Avukatlar adliyeden bilgi alarak derneğin feshi davasının açılmış olduğunu doğruladı. Bu sayede Dernek hakkında açılan davadan, Milat gazetesinin daha önce haberdar olduğu anlaşıldı.

    21.02.2022: Derneğin feshi davasının görüldüğü İstanbul 18. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin savcılığın tedbir talebini kabul ederek derneğin faaliyetten alıkonmasına karar verdiği öğrenildi.

    6.03.2022: İhtiyati tedbir kararına itirazın değerlendirildiği duruşmada tedbir kararına yapılan itiraz kabul edildi ve faaliyet durdurma kararı kaldırıldı.”

    TARLABAŞI TOPLUM MERKEZİ NEDİR?

    Tarlabaşı Toplum Merkezi, 2006 yılında İstanbul Bilgi Üniversitesi Göç Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından Beyoğlu Tarlabaşı semtinde kente göçle gelenlerin kent yaşamına eşit katılımını desteklemek amacıyla oluşturulan bir pilot proje olarak başladı.

    Haziran 2007 tarihinde ise Merkez’in çalışmalarının sürdürülebilmesi için Tarlabaşı Toplumunu Destekleme Derneği’nin kuruluşu gerçekleştirildi. TTM’nin faaliyetleri dernek tarafından yürütülüyor.

    TTM, yoksulluk, ayrımcılık ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin en yoğun şekilde yaşandığı dezavantajlı kılınmış bölgelerden biri olan Beyoğlu-Tarlabaşı’nda, bir toplum merkezi modeli ile faaliyetlerini yürütüyor. Söz konusu sorunların çözümüne yönelik olarak çocuk ve kadınları önceliklendiriyorlar. TTM’nin amacı, çocukların ve kadınların tüm haklarına eşit bir şekilde erişebilmelerini desteklemek. Bu doğrultuda hak temelli yaklaşımla koruma, güçlenme ve savunuculuk faaliyetleri yürütüyor ve deneyimini yerelden genele yaygınlaştırmayı amaçlıyor. TTM 15 yıldır, Tarlabaşı’nda çocukların ve kadınların bir araya gelebilecekleri güvenli alanları kurmak ve dezavantajlı kılınmış, ayrımcılığa uğrayan tüm çocukların ve kadınların haklarını korumak için çalışıyor.

    PİRHA/İSTANBUL