Etiket: dicle anter

  • Apê Musa vurulduğu yerde anıldı: Kalemini yerde bırakmadık, bırakmayacağız-VİDEO

    Apê Musa vurulduğu yerde anıldı: Kalemini yerde bırakmadık, bırakmayacağız-VİDEO

    PİRHA- Musa Anter, Diyarbakır’da katledildiği yerde anıldı. Anmada konuşan Musa Anter’in oğlu Dicle Anter, Musa Anter’in öldürülmesini “Kürt gazetecilere dönük büyük bir darbe” olarak olarak nitelendirdi. Gazeteci Hüseyin Aykol da, “Öfkemiz ve acımız hala taze. Kalemini yerde bırakmadık, bırakmayacağız” dedi. 

    Gazeteci-Yazar Musa Anter (Apê Musa), 20 Eylül 1992’de JİTEM tarafından katledildiği Diyarbakır’ın Yenişehir ilçesinde bulunan Cumhuriyet Mahallesi 442’nci Sokak’ta anıldı. Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) ve Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği’nin (MKG) yaptığı anmaya, Anter’in oğlu Dicle Anter’in yanı sıra, çok sayıda siyasetçi ve gazeteci katıldı. Musa Anter’in katledildiği sokağa kadar yapılan yürüyüşte Apê Musa’nın fotoğrafları taşındı.

    Anmada konuşan Dicle Fırat Gazeteciler Derneği Eş Başkanı Dicle Müftüoğlu, Anter’i katleden JİTEM’in arkasında siyasi güçlerin olduğunu ve faillerin cezalandırılmadığını ifade ederek, “Kürt gazeteciler olarak gerçekleri, halkın gerçekliğini yazmaya devam ediyoruz. Gerçekleri dünyaya duyurmak için mücadele ediyoruz. Apê Musa’nın ardılları mücadeleyi sürdürdü. Özgür basın baş eğmedi, eğmeyecek” dedi.

    Musa Anter’in oğlu Dicle Anter, Musa Anter’in öldürülmesini “Kürt gazetecilere dönük büyük bir darbe” olarak olarak değerlendirerek, “Bu bir insanlık suçuydu. Çete anlayışı ile çalışan kişiler, kurumlar kendi başlarına değil, Ankara’dan bu cinayeti planlamıştı. Kürt basınına karşı yapılan bu büyük darbeye karşı Musa Anter’in generalleri her türlü zorluğa karşı fedakârlıkla, cesaretle yollarına devam ediyorlar” diye konuştu.

    Dicle Anter’in ardından söz alan Gazeteci Hüseyin Aykol ise, “Kimler öldürdü, biliyoruz. Acımız da, öfkemiz de hala sıcak. Bunu biz daha sonra gazeteler çıkararak, ajanslar kurarak, televizyon yayınları yaparak gösterdik. Onun kalemini yerde bırakmadık, bırakmayacağız” şeklinde ifade etti.

    DEM Parti Diayrbakır İl Eş Başkanı Gülşen Özer de şunları söyledi:

    “Apê Musa’nın arkadaşlarının, ardıllarının başı sağ olsun. Failleri belli ama bu sistem onları savunuyor. Savunduğu için her sene burada anmaya devam edeceğiz. Onun ardılları durmuyor. 32 yıl önce Apê Musa’yı katlettiler, bugün Narin’i. Failleri belli”.

    Anma, Apê Musa’nın vurulduğu yere karanfiller bırakılmasıyla sona erdi.

    PİRHA/DİYARBAKIR

  • Dicle Anter babası Musa Anter’i anlattı: Haksızlığa karşı isyan bayrağını kalemiyle çekti-VİDEO

    Dicle Anter babası Musa Anter’i anlattı: Haksızlığa karşı isyan bayrağını kalemiyle çekti-VİDEO

    PİRHA- Kürt aydını, gazeteci-yazar Musa Anter’in (Apê Musa), katledilmesinin üzerinden 32 yıl geçti. Musa Anter’in yazdıkları toplum içerisinde önemli olduğu için hedef alındığını söyleyen Dicle Anter, “Babam çok sevecen birisiydi ancak kalemini haksızlığa karşı en kuvvetli şekilde kullanırdı. Çünkü küçüklüğünden beri haksızlıklar içerisinde yaşadığı için haksızlıkları kabul etmeyecek bir şekilde isyan bayrağını kalemiyle çekti” dedi.

    20 Eylül 1992 yılında Diyarbakır’da gerçekleşen Kültür-Sanat Festivali’ne katılarak kitaplarını imzalayan Musa Anter, akşam saatlerinde Seyrantepe Mahallesi’nde uğradığı silahlı saldırı sonucu 72 yaşında hayatını kaybetmişti. Cinayetin üzerinden 32 yıl geçti, ancak bugüne kadar failler tek tek, isim isim bilinmesine rağmen yakalanmadı ve dava zaman aşımıma uğradı.

    Dicle Anter, babası Musa Anter’i PİRHA’ya anlattı.

    “İSYAN BAYRAĞINI KALEMİYLE ÇEKTİ”

    Musa Anter denilince ilk olarak Musa Anter’in gazeteciliğinin akla geldiğini belirten Dicle Anter, “Babam çok sevecen birisiydi ancak kalemini haksızlığa karşı en kuvvetli şekilde kullanırdı. Kalemini çok iyi kullanmasından dolayı Musa Anter Musa Anter oldu. Müthiş bir zekâya sahipti, ben ona ayaklı kütüphane diyordum. Kürdistan’da olan bütün olayları bilirdi, herkesi tanırdı ve herkesle bir ilişkisi vardı. Herkesin babamla bir anısı vardı o yüzden kendisi çok seviliyordu. Babam mütevazı bir insandı ancak haksızlığa karşı gelmek onun için bir görevdi. Çünkü küçüklüğünden beri haksızlıklar içerisinde yaşadığı için haksızlıkları kabul etmeyecek bir şekilde isyan bayrağını kalemiyle çekti” diye belirtti.

    “İÇ HUKUK YOLLARI TIKANIRSA AİHM’E BAŞVURACAĞIZ”

    Musa Anter’in yazdıkları toplum içerisinde önemli olduğu için hedef alındığını söyleyen Anter, “Metin Göktepe, Uğur Mumcu ve Abdi İpekçi’de gazetecilik yaptıkları için öldürüldü. Musa Anter’in yazdıkları çok önemliydi. Musa Anter dava sürecinin bu şekilde olması haksızlığın bizlere de yansımasını getiriyor. Niye babamızı öldürdünüz, bize bir cevap verin. Babam kimi öldürdü ya da kimin parasını çaldı? Düşünce insanları hiçbir zaman öldürülmemelidir.
    Dava 30 yılın ardından zaman aşımına uğradı. Biz de Anayasa Mahkemesi’ne başvuru yaptık. Oradan da Yargıtay ve İstinaf Mahkemesi’ne başvuracağız. Eğer başvurularımıza olumsuz yanıt gelirse iç hukuk yolları tıkandığı için AİHM’e başvuru yapacağız” dedi.

    “ZORLUĞA RAĞMEN GENÇ İNSANLARIN GAZETECİLİĞE HEVESLE SARILMASI UMUT VERİCİ”

    Gazeteciliğin Türkiye’de çok zor bir meslek olduğunu ifade eden Anter, konuşmasının devamında şunları dile getirdi:

    “Gazetecilikle ilgili ülke sıralamasında son sıralardayız. Gazeteciler öldürülüyor, cezaevine atılıyorlar. Ancak bu kadar zorluğa rağmen genç insanların gazeteciliğe böyle bir hevesle sarılması umut verici. Çünkü araştırma ve haber ulaştırma çok önemli bir şey. Genç insanlar gözü kara ve cesaretle ceberut iktidara karşı büyük bir özveriyle insanlara haber ulaştırmaya çalışıyorlar. Ben bu durumdan dolayı umutluyum ve daha da iyi olacağını düşünüyorum.”

    Cihan BERK/PİRHA

  • Musa Anter davası Anayasa Mahkemesi’ne taşındı

    Musa Anter davası Anayasa Mahkemesi’ne taşındı

    PİRHA-Gazeteci Musa Anter’in katledilmesine ilişkin açılan davanın zaman aşımına uğratılmasının üzerinden bir ay geçmesine rağmen gerekçeli karar açıklanmadı. Anter ailesi davayı Anayasa Mahkemesi’ne taşıdığını duyurdu.

    20 Eylül 1992’de Diyarbakır’da öldürülen Kürt aydın, gazeteci ve yazar Musa Anter davasının zaman aşımına uğramasının üzerinden bir ay geçmesine rağmen gerekçeli karar henüz açıklanmadı. Anter ailesi ve avukatları kararın ardından Ankara Bölge İdare Mahkemesi’ne başvuruda bulunarak, gerekçeli kararın ardından esasa ilişkin itirazlarını sunacaklarını bildirdi. İstinaf başvurusunun üzerinden ise üç hafta geçmesine karşın gerekçeli kararın açıklanmaması üzerine, verilen zaman aşımı kararı Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) taşındı.

    Anter’in oğlu Dicle Anter, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda “Musa Anter davasının gerekçeli kararı çıkmadı. İstinafa başvuru yaptıktan sonra 19 Ekim’de de Av. Selim Okçuoğlu ile AYM’ye başvurumuzu gerçekleştirdik” ifadelerini kullandı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Musa Anter davası zaman aşımından düşürüldü; Dicle Anter: Adaleti öldürmeyin!

    Musa Anter davası zaman aşımından düşürüldü; Dicle Anter: Adaleti öldürmeyin!

    PİRHA- Musa Anter davasının 37’nci duruşması Ankara Adliyesi’nde görüldü. Mahkeme heyeti, 20 Eylül itibariyle yasal zaman aşımı süresi dolan Anter davasının zaman aşımına uğramasına karar verdi.

    20 Eylül 1992’de Diyarbakır’da öldürülen Kürt aydın, gazeteci ve yazar Musa Anter’in katledilmesine dair açılan davanın 37’nci duruşması, yasal zaman aşımı süresinin dolmasından bir gün sonra Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.
    Mahkeme heyeti, 20 Eylül itibariyle yasal zaman aşımı süresinin dolduğunu gerekçe göstererek Anter davasının zaman aşımına uğramasına karar verdi.
    Duruşmaya Anter’in oğlu Dicle Anter’in yanı sıra çok sayıda hukuk örgütü ile demokratik kitle örgütlerinin yanı sıra HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, Milletvekilleri Kemal Peköz, Fatma Kurtulan ve Rıdvan Özcan, ABF yöneticileri, PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, HBVAKV Genel Başkanı Ercan Geçmez, DAD Ankara Şubesi Ana Fatma Cemevi Başkanı Mustafa Karabudak ve bir çok Alevi yurttaş, İHD Ankara Şubesi de katıldı.
    Mahkeme kimlik tespiti ve beyanların okunmasıyla başladı.
    Anter’in avukatları davanın insanlığa karşı işlenen suçlar kapsamında olduğunu ve zaman aşımına uğramaması yönünde talepte bulundular.

    “İNSANLIĞA KARŞI İŞLENMİŞ SUÇTUR”

    İlk olarak Anter’in avukatı Öztürk Türkdoğan söz aldı ve, “Anter’in ölümünün üzerinden 30 yıl geçti. Şimdiye kadar yürütülen soruşturmalar etkin olmadı. Eksik kaldı. Buna ilişkin AİHM kararları var. Bu dava insanlığa karşı suç kapsamında değerlendirilmeli. Çok sayıda insan devlet içinde çeteler tarafından öldürüldü. Bu cinayetlerin hepsi toplumda infial yaratmıştır. Bu cinayetlere meclis araştırma raporlarında yer verildi. Bu rapora göre bu cinayetleri işleyenler korundu kollandı. Bu raporlarda bu cinayetler insanlığa karşı işlenen suç kapsamındadır. Dolayısıyla zaman aşımına uğramaması gerekiyor. Ayrıca dinlenmesi gereken şahıslar hala dinlenmedi” diye konuştu.

    “ZAMAN AŞIMINA UĞRATILIRSA AİHM’E GİDECEĞİZ”

    Avukat Oya Aydın ise, “Bu dava zaman aşımına uğrayamaz. Yaşam hakkı ve işkence söz konusudur. Anter davası bu kapsamdadır. Bu tür cinayetler AİHM kararlarına göre zaman aşımına uğramaz. Bu dava çok uzatıldı. Birçok itiraf ve delil var. Ama dosya sonuçlandırılmadı. Eğer bu dava zaman aşımına uğratılırsa tüm yasal haklarımızı kullanacağız. AİHM’e kadar gideceğiz” dedi.

    Orhan Miroğlu’nun avukatı Sedat Menzilcioğlu ise söz alarak, “JİTEM adlı örgüt devlet içerisinde bir yapılanmadır. Halkı sindirmek korkutmak için faaliyet yürütmüştür. Bu yapının işlediği suçlar zaman aşımına uğrayamaz. Etkin bir yargılama yapılmadı. Bunu kabul etmiyoruz. Müvekkilim Orhan Miroğlu şu mesajı gönderdi; Ben Kürt halkının acılarını dile getirdim. Bu cinayetten ben de yaralı kurtuldum. Ancak hep suçlandım. Bunları kesinlikle kabul etmiyorum. Ben bu dava için elimden geleni yaptım. Bugün zaman aşımına uğrayacaksa bu PKK’nın yüzündendir. Cinayetten sadece devlet sorumlu değildir. Bunda başka örgütlerinde eli var. JİTEM ve PKK birlikte işledi bu cinayeti” iddiasında bulundu.

    MİROĞLU’NUN AVUKATININ SÖZLERİ TEPKİ ÇEKTİ

    Miroğlu’nun avukatının sözlerine Anter’in avukatları tepki gösterdi. Tanık olarak Miroğlu’nun mahkemeye gelip katılması istendi. Miroğlu’nun avukatı ise ısrarla müvekkilinin beyanlarını kendisinin ileteceğini söyledi. Miroğlu’nun avukatına izleyicilerde AKP propagandası yapıyorsun diyerek tepki gösterdi. Miroğlu’nun avukatı savunmasına devam etti. İzleyiciler bu savunmayı salonu terk ederek protesto etti. Mahkeme heyeti Miroğlu’nun avukatının savunmasını yapmasına müdahale edildiğini belirterek Anter’in avukatlarını uyardı.

    “VERECEĞİNİZ KARAR TARİHİDİR, ADALETİ ÖLDÜRMEYİN”

    Anter’in oğlu Dicle Anter söz aldı. Dicle Anter konuşmasında, “Türkiye’de cezasızlık politikası izleniyor. Vereceğiniz karar tarihidir. Cezasızlık kültürüne uymayın. Adaleti öldürmeyin. Davayı zaman aşımına uğratmayın” diye belirtti.
    Miroğlu’nun avukatı Dicle Anter’in konuşmasına da müdahale ederek duruşmayı provokasyon etmeye çalıştı.

    “DURUŞMALAR BİLİNÇLİ BİR ŞEKİLDE UZATILDI”

    Avukat Ayşe Uzun ise, “Bu cinayetlerin cezalandırılmaması çok acı. Bazıları bu davayı siyasi cv yapmış kendisine. JİTEM adlı örgüt bir suç örgütüdür. Devlet içinde kurulmuş bir çetedir. Bu davanın aydınlatılması devletin aydınlatılması olacaktır. Devlet içinde bu yapıyı kimler kurmuş ve neler yapmışlardır?  Bunlar ortaya çıkarılmalıdır. Abdulkadir Aygan’ın getirilmesi için İsveç devletiyle bir türlü yazışmalar sağlanamıyor. Kasıtlı olarak davanın uzaması için bu yazışmalar yapılmıyor. Mahkemeniz bu davanın zaman aşımına uğramasına izin verilmemeli” dedi.
    Avukat Mesut Özer de, “Musa Anter’in yaşam hakkı korunamadı. Devletin içindeki bir kesim onu öldürdü. Burada devletin suçu var” diye konuştu.

    SAVCI VE SANIK AVUKATLARI ZAMAN AŞIMI İSTEDİ

    Avukatların konuşmalarının ardından iddia makamı olan savcılık, davanın süresinin 30 yılı aştığını belirterek zaman aşımına uğramasına karar verilmesini istedi.
    Savunma avukatları ise, “Anter ailesinin acısını paylaşıyoruz. Savcılık makamına katılıyoruz. Zaman aşımına uğramalı. Aslında biz de yargılama uzasın istemezdik. Çünkü müvekkillerimiz masumdur. Yargılama sonuçlansaydı müvekkilim beraat etmiştir. Bu cinayetlerin bir sorumlusu derin devlet, bir sorumlusu devlettir. Müvekkillerimiz hakkındaki adli kontrol kararları da düşmeyle birlikte kaldırılmalıdır” dediler.

    ANTER DAVASI ZAMAN AŞIMINA UĞRADI

    Mahkeme heyeti de davanın süresinin 30 yılı aştığını belirterek, dosyanın zaman aşımına uğramasına karar verdi. Bu kararla Musa Anter davası kapanmış oldu.

    PİRHA/ ANKARA

  • Anter davası sonrası açıklama: Cezasızlık politikasıyla karşı karşıyayız -VİDEO

    Anter davası sonrası açıklama: Cezasızlık politikasıyla karşı karşıyayız -VİDEO

    PİRHA- Musa Anter’in katledilmesine dair açılan davanın 36’ncı duruşması, zaman aşımına 5 gün kala Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Musa Anter’in oğlu Dicle Anter ve demokratik kitle örgütleri duruşmanın ardından yaptıkları açıklamada, “Bir ülke hakikati açığa çıkartmıyorsa her türlü ihlalin yaşandığı problemli bir ülkedir. Biz hakikati öğrenmek istiyoruz. Devletin içindeki çetenin açığa çıkmasını, faillerin ceza almasını istiyoruz” dedi.

    20 Eylül 1992’de öldürülen Kürt aydın, gazeteci ve yazar Musa Anter’in katledilmesine dair açılan davanın 36’ncı duruşması, zaman aşımına 5 gün kala Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Mahkeme heyeti, davanın insanlığa karşı işlenen suç olduğu gerekçesiyle zaman aşımına uğratılamayacağı talebinin önümüzdeki celsede değerlendirilmesine karar vererek bir sonraki duruşmayı 21 Eylül 2022 saat 16:00’a erteledi.

    Duruşmanın ardından Musa Anter’in oğlu Dicle Anter ve demokratik kitle örgütleri, İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi’nde basın açıklaması yaptı.

    “CEZASIZLIK POLİTİKASIYLA KARŞI KARŞIYAYIZ”

    Açıklamada ilk olarak söz alan İHD Eş Genel Başkanı Avukat Öztürk Türkdoğan, “Maalesef mahkeme niyetini açığa çıkardı. Aygan’ın ifadesi hala alınamıyorsa cezasızlıkla karşı karşıya olduğumuzu belirtmek istiyoruz. Nasıl oluyor da iki ülke iki günde yapabileceği işlemi yapmıyor. Hakikati bilme hakkı çok önemlidir. Ceza muhakemesinin amacı hakikati açığa çıkarmak değil midir? Bir ülke hakikati açığa çıkartmıyorsa her türlü ihlalin yaşandığı problemli bir ülkedir. Biz hakikati öğrenmek istiyoruz. Devletin içindeki çetenin açığa çıkmasını, faillerin ceza almasını istiyoruz” diye konuştu.

    “ZAMAN AŞIMI OLMASINI İSTEMİYORUZ”

    Musa Anter’in oğlu Dicle Anter zamanaşımının olmaması gerektiğinin altını çizerek, “Devletin içinde bir yapılanma var bu yapılanma açıkça karşı fikirdeki insanları ortadan çıkarmaya yeminli bir yapı. Mahkeme içinde taleplerimizi yineledik. Aygan’ın bir hafta içinde o sorulara cevap vermesi gerçekleşebilir. Hamit Yıldırım’ın 5 Eylül’de imza ihlali var. Türkiye’de faili meçhul cinayetlere baktığımız zaman tarihsel bir süreç var. Toplumsal Bellek Platformu olarak yaptığımız bir liste var. İsmini sayamayacağım kadar çok insanın davasının açığa çıkması Musa Anter davasının açığa çıkması ile bağlantılı. 21’inde karar verilecek. Biz zaman aşımı olmasını istemiyoruz. Gözlerimizi 21 Eylül saat 16:00’a çevirdik” dedi.

    “DEVLETİN GÖREVİ BU CİNAYETİ AYDINLATMAK”

    Hafıza Merkezi temsilcisi Özlem Kaya da yaşanan hukuksuzluklara vurgu yaparak, “Bu sürüklenmenin en temel nedeninin eksik çeviri, eksik talep olduğunu görüyoruz. Adalet Bakanlığı tarafından belgeler eksik gönderiliyor. Bu belgeleri kontrol edemediğimiz için hak savunucuları olarak göremiyoruz ama bunu hatırlatmak gerekiyor. 30 yıllık zamanaşımı nedeniyle yapacağımız konuşma Musa Anter Cinayetinin ardından kamuoyunun ısrarlı bir takibi vardı. 20 Eylül’de süre soracak. Mahkeme 21 Eylül’de karar verecek. Devlet cezalandırma refleksi gösterseydi bugün bu durumlara gelmezdik. Başka failler de cesaretlendirildi, onların da sırtı sıvazlandı. Aslında devletin görevi bu cinayeti aydınlatmak” ifadelerini kullandı.

    “ANTER CİNAYETİ KAPATILMAK İSTENİYOR”

    KESK Eş Başkanı Mehmet Bozgeyik konuşmasında, “Bugün hepimizin talebi Türkiye’de örgütlü kötülük olarak ifade ettiğimiz JİTEM aracılığıyla gerçekleşen Musa Anter cinayetinin kapatılmaması gerekiyor. İnsanlığa karşı işlenen suçlarda dünyada zamanaşımı kavramının olmadığını görüyoruz. Bu mücadeleyi yürütmek gerekiyor. Önümüzdeki dönem yapılacak seçimlerde iktidara aday olan muhalefet partilerinin yüzleşme söylemi var. Türkiye’de bir yüzleşme olacaksa devletin içinde yer aldığı bu suçların da açığa çıkartılması gerektiğini ifade ediyoruz” dedi.

    Açıklamanın ardından yarın Ankara Adliyesi’nde görülecek olan Ankara JİTEM Faili Meçhul Cinayetler davasına da çağrı yapıldı.

    PİRHA/ANKARA

    İLGİLİ HABER

    >Musa Anter davası görüldü: Zaman aşımına uğramasına yönelik karar sonra verilecek

  • Musa Anter davası görüldü: Zaman aşımına uğramasına yönelik karar sonra verilecek

    Musa Anter davası görüldü: Zaman aşımına uğramasına yönelik karar sonra verilecek

    PİRHA- Zaman aşımına uğramasına 5 gün kalan Musa Anter davasının 36’ncı duruşması bugün Ankara Adliyesi’nde görüldü. Mahkeme Musa Anter davasının zaman aşımına uğramasına yönelik kararını sonra vereceğini açıkladı.

    20 Eylül 1992’de öldürülen Kürt aydın, gazeteci ve yazar Musa Anter’in katledilmesine dair açılan davanın 36’ncı duruşması, zaman aşımına 5 gün kala Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Duruşmaya Anter’in oğlu Dicle Anter’in yanı sıra çok sayıda hukuk örgütü ile demokratik kitle örgütleri, CHP Milletvekili Yıldırım Kaya ve HDP Milletvekilleri Fatma Kurtulan, Kemal Peköz, Abdullah Koç da katıldı.

    Mahkeme heyeti ilk olarak İsveç’te yaşayan JİTEM itirafçısı Abdulkadir Aygan hakkında kırmızı bülten çıkarılması için eksik evrakların tamamlanmasına, sanık Hamit Yıldırım’ın Şırnak’ta yaşadığı ve adli kontrol hükümlerine uymadığı ve kendisine ihtar çekilmesine karar verdi.

    “İNSANLIĞA KARŞI İŞLENMİŞ SUÇLARDA ZAMAN AŞIMI OLMAZ”

    Ardından Musa Anter’in oğlu Dicle Anter söz aldı. Anter şunları dile getirdi:

    “Bu davanın başladığı günden bu güne çok zorluklar yaşadık. Dava süreci hukuksuzluklarla dolu. Dava zaman aşımı tehlikesiyle karşı karşıya. İnsanlığa karşı işlenmiş suçlarda zaman aşımı olmaz. 30 yıldır ifadesi alınması gerekenler çeşitli bahanelerle bulunamadı, ifadesi alınmadı. Orhan Miroğlu tanık olarak dinlenmedi. Yeterli bilgileri vermiyor. Bu katliamın tüm belgeleri MİT ve Genel Kurmay da var. Neden istenmiyor, açıklanmıyor? İtirafçılar bunu söyledi. Mecliste önergeler veriliyor ama reddediliyor. Tek adam rejimi Meclisi işlevsiz hale getirdi. Hukuk İnsan hakları ihlal ediliyor.  Ama bizler bu davanın peşini asla bırakmayacağız. Biz olmasak da bizden sonraki nesil bırakmayacak.”

    “BU CİNAYET KÜRT HALKINA KORKU YAYMAK İÇİN İŞLENDİ”

    Ardından İHD Eş Genel Başkanı Avukat Öztürk Türkdoğan söz aldı. Türkdoğan da şunları ifade etti:

    “Bu dava zaman aşımına uğratılmak isteniyor umarım öyle bir duruma izin vermezsiniz. Bu cinayet Kürt halkına korku yaymak için işlendi. O dönemin tüm yetkilileri hakkında suç duyuruları var. Döneme ilişkin raporlar var. Ama hiçbir ilerleme olmuyor. Biz hakikatin açığa çıkmasını istiyoruz. Biz bu davayı hukuken asla sonlandırmayacagız. Sonuna kadar gideceğiz.  Bizden sonraki nesilde bırakmayacak. Devletin içindeki suç örgütlerinin açığa çıkarılması için mücadele etmeye devam edeceğiz. Zaman aşımına kesinlikle izin verilmemeli. 3 dava birleştirildi.  Bunlar ayrılsın. Anter davası ile ilgili yeterince delil var. Dosyadaki eksikler tamamlanmalı. Sanık Aygan’ın ifadesi alınmalı. Hamit Yıldırım hakkında da tutuklama kararı verilmelidir. ”

    Orhan Miroğlu’nun avukatı Serhat Menzilcioğlu ise söz alarak, “Söz konusu cinayeti JİTEM işlemiştir.  Sanıkların itirafları bu yapının varlığını ve bu tür cinayetleri bu yapının işlediğini söyledi. Devlet içinde kurulmuş bir yapı bu. Bu yapının o dönemlerde yaptıkları insanlık suçudur. Zaman aşımı olamaz. Aygan kesinlikle dinlenmelidir. Bu olayın tüm yönleriyle aydınlatılması gerekiyor.  Bu devletin görevidir. Biz her zaman bu davanın takipçisi olduk olacağız da” dedi.

    Ardından sanık avukatları söz aldı. Müvekkillerinin masum olduğunu söyleyen avukatlar davanın zaman aşımına uğraması gerektiğini belirterek bu yönde talepte bulundular. Davanın 30 yıldır sürmesin nedeninin ise mağdur yakınları olduğunu ifade ettiler. Davanın medyatik olduğunu da aktaran avukatlar müvekkillerinin masumiyet karinesinin zedelendiğini söylediler. Avukatlar sanıklar hakkındaki adli kontrollerin de kaldırılmasını istedi.

    Dicle Anter tekrar söz alarak, “Dava sürecinde İsveç’ten gelen belgelerin orijinalinin bize verilmesini istiyoruz” dedi.

    Mahkeme heyeti ilk olarak İsveç’te yaşayan JİTEM itirafçısı Abdulkadir Aygan hakkında kırmızı bülten çıkarılması için eksik evrakların tamamlanmasına, yakalanmayan sanıkların aranmasının devamına, Hamit Yıldırım’ın adli kontrol kararının aynen kalmasına, dava insanlığa karşı işlenen suç olduğu için zaman aşımına uğramaz talebinin önümüzdeki celsede  değerlendirilmesine karar verdi.

    Bir sonraki duruşma 21 Eylül 2022 saat 16:00’a ertelendi.

    NE OLMUŞTU?

    Kürt yazar Musa Anter, Kültür ve Sanat Festivali için geldiği Diyarbakır’da 20 Eylül 1992 tarihinde bir sokak ortasında 4 kurşunla vurularak öldürüldü. Bu sırada yanında bulunan eski AKP milletvekili Orhan Miroğlu ise yaralandı.

    Cinayet, uzun yıllar faili meçhul kaldı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), bu nedenle Türkiye’yi 2006 yılında mahkûm etti ve Anter ailesine 28 bin 500 euro tazminat ödenmesine karar verdi.

    Dosya ancak 2009 yılında raftan indirildi. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında 2013 yılında dava açıldı. İddianamede, tetikçi olmakla suçlanan Hamit Yıldırım, “Yeşil” kod adlı Mahmut Yıldırım, Jandarma İstihbarat ve Terörle Mücadele Grup Komutanlığı’na (JİTEM) çalışan eski PKK itirafçısı Abdülkadir Aygan (Aziz Turan) ve emekli Albay Savaş Gevrekçi sanık olarak yer aldı. İddianamede, sanıkların “taammüden öldürme” ve “halkı isyana ve birbirini öldürmeye teşvik” suçlarından cezalandırılması istendi.

    İddianameye göre, Musa Anter cinayeti, infazlarına 1989’da başlayan JİTEM’in bir cinayetiydi. İsveç’te yaşan Abdulkadir Aygan, 2010 yılında alınan ifadesinde, tetikçinin “Şırnaklı Hamit” olarak anılan Hamit Yıldırım olduğunu açıkladı. Bu ifade üzerine 2012’de Yıldırım tutuklandı. Aygan’a göre, o sırada JİTEM Grup Komutanı Cahit Aydın’a vekâlet eden TİM Komutanı Albay Savaş Gevrekçi, “Çocuklar eve biraz geç gideceksiniz” diyerek cinayetin talimatını verdi. İddianameye göre, cinayetin planlayıcıları arasında Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım yer aldı. Yıldırım, bu konuda PKK itirafçısı Hogir kod adlı Cemil Işık’ı kullandı.

    Dava Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 2013’te başladı. Mahkeme, 2014 yılında Anter davasıyla JİTEM Ana Dosyası’nın birleştirilmesine karar verdi. Dosya daha sonra güvenlik gerekçesiyle Ankara’ya nakledildi. Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi, Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım tarafından kaçırılarak işkenceyle öldürülen Ayten Öztürk davasının da Anter-JİTEM davasıyla birleştirilmesine karar verdi. Böylece davadaki dosya sayısı da sanık sayısı da arttı. Dava sürerken, İsveç’te yaşan Abdulkadir Aygan’ın ifadesi bir türlü istinabe yoluyla alınamadı. 2012’de tutuklanan Hamit Yıldırım, 2017 yılında tahliye edildi.

    2013’te başlayan dava, 9 yılda karar çıkmayınca zaman aşımı tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. 20 Eylül tarihinde Musa Anter cinayetinin üzerinden 30 yıl geçtiği için yasal zaman aşımı süresi dolacak.

    PİRHA/ANKARA

  • Musa Anter davasında zaman aşımı tehlikesi; Dicle Anter: Orhan Miroğlu sanık olarak dinlenmeli

    Musa Anter davasında zaman aşımı tehlikesi; Dicle Anter: Orhan Miroğlu sanık olarak dinlenmeli

    PİRHA-Kürt gazeteci ve yazar Musa Anter’in katledilmesine ilişkin 30 senedir süren davanın son duruşması, dosyanın zaman aşımına 5 gün kala Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 15 Eylül günü görülecek. Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan Anter’in oğlu Dicle Anter, “Babamın öldürülmesi devlet operasyonuyla olmuş bir olaydır. Tanıklar Abdulkadir Aygan, Orhan Miroğlu ve Süphan Mete’nin mahkemede sanık olarak dinlenmesi gerekiyor” dedi. 

    Kürt gazeteci ve yazar Musa Anter, belediye tarafından düzenlenen festival için gittiği Diyarbakır’da 20 Eylül 1992 günü Seyrantepe semtinde uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetti. Saldırı sırasında Anter‘in yanında olan ve bugün AKP Merkez Karar Ve Yönetim Kurulu (MKYK) üyesi olan Orhan Miroğlu ise yaralı olarak kurtuldu. Anter‘in öldürülmesine ilişkin 30 yıldır görülen dava dosyasında zaman aşımı riski yüksek ihtimal olarak görülürken, davanın son duruşması zaman aşımına 5 gün kala (20 Eylül) Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yarın görülecek.

    “BABAMIN ÖLDÜRÜLMESİ DEVLET OPERASYONUYLA OLMUŞ BİR OLAYDIR”

    Musa Anter’in oğlu Dicle Anter, Jandarma İstihbarat Terörle Mücadele (JİTEM) Ana Davası ve 1993 yılında “Yeşil” kod adlı Mahmut Yıldırım tarafından Dersim’de öldürülen Ayten Öztürk dosyasıyla birleştirilen davaya ve zaman aşımı riskine ilişkin PİRHA‘ya açıklamalarda bulundu.

    Türkiye siyasi tarihinde faili meçhul cinayetlerle anılan 1990’lı yıllarda yaşananlara değinen Anter, “30 yıllık zaman içerisinde Türkiye’deki aydın kesime yönelik olan cinayetlerin çoğu politik olarak işlenmiş cinayetlerdir. O dönemin hükümetleri, devlet yetkilileri bu konularda duruma vakıftırlar. Babamın öldürülmesi devlet operasyonuyla olmuş bir olaydır. Kutlu Savaş, Susurluk raporunda bunu gayet güzel bir şekilde dile getirmiştir. ‘Musa Anter’in öldürülmesi bir hatadır. Musa Anter bu işin felsefesiyle uğraşıyordu’ demiştir raporunda” ifadelerini kullandı.

    “AYGAN, MİROĞLU İLE METE’NİN SANIK OLARAK DİNLENMESİ GEREKİYOR”

    Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) eski yöneticisi Mehmet Eymür‘ün, Orhan Miroğlu ile ilgili olarak “Biz Orhan Miroğlu’nu Tayfun olarak biliyorduk” sözlerini de hatırlatan Anter, Miroğlu’nun da sanık olarak mahkemede dinlenmesi gerektiğini kaydetti. Anter, şöyle konuştu:

    “Babamın elinde bir silah yoktu. Onun elinde kurşun kalem vardı. Esasında çözülmesi aşikâr bir olay. Tanıklar Abdulkadir Aygan, Orhan Miroğlu ve Süphan Mete’nin mahkemede sanık olarak dinlenmesi gerekiyor. Ama maalesef bu aşamaya gelemedik. Bu kişilerin ifadeleri alınmadan 30 yıllık zaman aşımı bitmiş olacak. Bu kişilerin konuşması önemli. Çünkü Mehmet Eymür, Miroğlu’nu “Tayfun” olarak bildiklerini söylemişti. Bunu yalanlamadı. Miroğlu şu an hem AKP’de milletvekili hem de MKYK’de görev alıyorsa bugüne kadar delilleri neden ortaya koymadı? Devletin arşivlerini ortaya çıkarmadı? İnsanın kafasında şüpheler uyandıran konular bunlar.”

    Anter son olarak dosyanın zaman aşımına uğraması halinde ilk olarak Anayasa Mahkemesi’ne başvuru yapacaklarını, oradan gelecek olumsuz bir sonuca göre Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gideceklerini belirtti.

    NE OLMUŞTU?

    1992’de Diyarbakır’da gerçekleşen Musa Anter cinayetine ilişkin dava zaman aşımına günler kala, 5 Temmuz 2013’te açıldı. Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen JİTEM davası ile Musa Anter cinayetine ilişkin Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen dava birleştirildi. Sanıklar Mahmut Yıldırım (Yeşil), hakkında yakalama kararı bulunan Abdulkadir Aygan (Aziz Turan) ve emekli Albay Savaş Gevrekçi ile tek tutuklu sanık Hamit Yıldırım, “Taammüden cinayet işlemekten” ağırlaştırılmış ömür boyu hapis, “Halkı isyana ve birbirini öldürmeye teşvikten” de 20 yıla kadar hapisle yargılanıyor. Sanık avukatlarının talebiyle dava, “güvenlik gerekçesiyle” Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi’ne nakledildi.

    Barış KOP / İSTANBUL

  • Zaman aşımına uğratılma tehlikesi olan Musa Anter davasının duruşması yarın-VİDEO

    Zaman aşımına uğratılma tehlikesi olan Musa Anter davasının duruşması yarın-VİDEO

    PİRHA- İHD Ankara Şubesi’nin çağrısıyla bir araya gelen demokratik kitle örgütleri ve siyasi partiler, 20 Eylül 1992’de katledilen Musa Anter’in yarın görülecek olan duruşmasına katılım çağrısında bulunarak, “Anter’in katledilmesini üzerinden 30 yıl geçti. Dava zaman aşımına uğratılmaya çalışılıyor. Buna izin vermeyeceğiz” dedi.

    video eklenecek

    İHD Ankara Şubesi’nin çağrısıyla bir araya gelen demokratik kitle örgütleri ve siyasi partiler, 20 Eylül 1992’de katledilen Musa Anter’in 23 Mart’ta Ankara 6. Ağır Mahkemesi’nde görülecek olan duruşmasına ilişkin basın açıklaması yaptı.

    Açıklamayı okuyan İHD Ankara Eş Genel Başkanı Nuray Çevirmen,  30 yıllık süreçte açık itiraf ve belirgin kanıtlara rağmen, Musa Anter davasının zaman aşımı tehdidine maruz bırakıldığını belirtti.

    “AÇIK İTİRAF, KANITLARA RAĞMEN ZAMANAŞIMI TEHDİDİNE MARUZ BIRAKILDI”

    Kürtlerin hak, adalet ve özgürlük arayışının sembol isimlerinden olan Gazeteci-Yazar Musa Anter’in, katledilmesinin üzerinden 30 yıllık sürecin geçtiğini hatırlatan Çevirmen, cezasızlık politikası ile birçok davanın sonuçsuz bırakıldığına vurguda bulunarak, “Bu 30 yıllık süreçte, açık itiraflara, belirgin kanıtlara rağmen, Kürt sorununu varlığının paranoyası olarak gören egemen zihniyetin bir türlü vazgeçmediği cezasızlık politikasının yansıması olarak, dava uzatıldıkça uzatıldı ve zaman aşımı tehdidine maruz bırakıldı. 1999’da açılan 11 sanıklı dava ile 2005 yılında açılan 5 sanıklı davanın JİTEM Ana Davası olarak birleştirilmesinden sonraki süreçte de bu anlamda ciddi bir adım atılmadı. 90’lı yılların yaşam hakkı ihlallerinin, katletme, kaçırarak kaybetme şeklindeki kabarık bilançosu, zorlukla açtırılan soruşturma ve davalar, muktedir yapı tarafından büyük bir titizlikle sürdürülen cezasızlık politikasının gereği olarak çok büyük oranda sonuçsuz bırakılmıştır” şeklinde konuştu.

    DAVAYI SAHİPLENME ÇAĞRISI

    Ülkede yaşanan pek çok sorunun kaynağının çözümsüzlüğü sürdüren güvenlikçi politikalar olduğunu söyleyen Çevirmen, davaya katılım çağrısında bulunarak, “Çare bellidir, bir an önce barış politikalarına dönmek, geçmişin ve anın acılarıyla yüzleşmek, hakikatlerin ortaya çıkmasının önündeki engelleri kaldırmak, adaleti sağlamak gerekiyor. Yarın, 23 Mart Çarşamba günü, Ankara 6. Ağır ceza mahkemesinde görülecek duruşmaya, İnsan Hakları Derneği Ankara şubesi olarak, tüm emek ve demokrasi güçlerini, insan hakları savunucularını, barış, özgürlük ve demokrasi istemi olan herkesi, parti, sendika ve odaları katılıma ve sahiplenmeye çağırıyoruz. Ayrıca derneğimiz duruşmaya müdahil olarak katılma talebinde bulunacaktır. Adalet ve hakikat arayışımız vazgeçilmez bir arayıştır. Kararlıyız, ısrarcıyız” dedi.

    DİCLE ANTER: DAVANIN ZAMAŞIMINA UĞRATILMASI İNSANLIK SUÇU

    Musa Anter’in oğlu Dicle Anter de, JİTEM denen kurumun inkar edildiğini dile getirerek, Musa Anter davasında zamanaşımı olmayacağını ifade etti. Anter, “Musa Anter dosyasına baktığımızda 20 Eylül 2022′ de zaman aşımına uğrayacak. Ama henüz hukuki süreç bitmiş değil. Anayasa mahkemesi ve AİHM’ne gideceğiz. JİTEM diye bir kurum var ama inkar ediliyor. Mehmet Eymür ifade verdi ve bazı bildikleri olduğunu ve gizli olduğu için açıklamayacağını söyledi. Bu davada zaman aşımı olmaz. Hukuk 90’lı yıllarda yoktu ama bugün o günleri bile arar olduk. Erdoğan, yarın Musa Anter cinayetini aydınlatın derse hemen yarın aydınlatılır. Bu davada tüm deliller ortada açık. Devletin bu cinayetleri ortaya çıkarması lazım. Musa Anter davasının zaman aşımına uğraması insanlık suçudur kabul edilemez. Mücadele etmeye devam edeceğiz. Dün aydınlar Sivas’ta yakıldı. Bugün ise bu iktidardan kaçıp gidiyor. Her dönem bu devlet aydınlara baskı uyguladı” diye konuştu.

    TÜRKDOĞAN: HAKİKAT KOMİSYONLARI KURULMALI

    İHD Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan ise insanlığa karşı işlenen suçlarda zamanaşımı olamayacağına dikkat çekerek, “Bir cezasızlık politikası söz konusu. Hakikat komisyonları kurularak katliamlarla yüzleşilmeli. Bize düşen bu tür cinayetleri katliamların aydınlatılması için mücadele etmeye devam etmektir. Bir JİTEM gerçekliği var bu ülkede. Bu tip davalar cezasız kalmasın diye müdahil oluyoruz kurum olarak. Bunlar insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur ve bu suçlarda zaman aşımı yoktur. Ankara buna sessiz kalmamalı aydınlatılmalı” ifadelerini kullandı.

    “FAİLİ MEÇHULLERLE İSMİ ANILANLAR YENİDEN SİYASETE GİRİYOR”

    HDP Bingöl Milletvekili Erdal Aydemir, faili meçhul cinayetler ile ismi anılanların şimdilerde ise yeniden siyasete girmeye çalıştığını söyleyerek, “90’lı yıllarda Kürt illeri yakılıp yıkıldı. Tansu Çiller o zaman başbakandı. Bugün siyasete girmeye çalışıyor yine. Önce döneminde yapılanların hesabını vermeli. Başta faili meçhul cinayetlerin ortaya çıkarılması gerekiyor. Üçüncü yol ittifakıyla bu hesaplaşma gerçekleştirilecek” diye belirtti.

    Sağlık Emekçileri Sendikası Eş genel Başkanı Selma Atabey de, “Ben Diyarbakır da yaşadım. Kürt’üm. 90lı yıllarda çok katliam, işkence yaşadık. Bugüne geldiğimizde hala ilerleme yok. O dönemde yaşananlar şeffaf bir şekilde aydınlatılmalı. Demokrasiye giden yol buradan geçer” şeklinde konuştu.

    SYKP Ankara İl Eş Başkanı Ahmet Enis ise, “Dönemin iktidarları muhalefeti susturmak için cinayetler, yakıp yıkmalar yaşandı. İnsanlığa karşı işlenen suçlar da zaman aşımı yoktur, davanın takipçisi olacağız” dedi.

    HDP Ankara İl Örgütü Eş Başkanı Pakize Sinemillioğlu, “Faili belli cinayetlerin, katliamların takipçisi olacağız” derken, HDK Ankara İl Sözcüsü Fikret Çalağan ise, “Devlet toplum üzerinde sürekli baskı kurmaya çalışıyor. Musa Anter’e yapılan katliam tüm topluma yapıldı. Tuğla çekip devlet sistemini yıkacağız” diye vurguladı.

    PİRHA/ANKARA