Etiket: dicle müftüoğlu

  • DFG Eş Başkanı Dicle Müftüoğlu hakkında tahliye kararı

    DFG Eş Başkanı Dicle Müftüoğlu hakkında tahliye kararı

    PİRHA- Diyarbakır’da, 29 Nisan 2023’te evine düzenlenen baskında gözaltına alındıktan sonra tutuklanan Dicle Fırat Gazeteciler Derneği Eş Başkanı Dicle Müftüoğlu hakkında, yargılandığı davanın üçüncü duruşmasında tahliye kararı verildi.

    Diyarbakır’da, 29 Nisan 2023’te evine düzenlenen baskında gözaltına alındıktan sonra tutuklanan Dicle Fırat Gazeteciler Derneği Eş Başkanı Dicle Müftüoğlu hakkında karar açıklandı.

    Ankara merkezli yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanan Dicle Fırat Gazeteciler Derneği Eş Başkanı Dicle Müftüoğlu hakkında, yargılandığı davanın üçüncü duruşmasında tahliye kararı verildi.

    DİSK Basın İş‘in sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, “Dicle Fırat Gazeteciler Derneği Eş Başkanı, Mezopotamya Ajansı editörü, üyemiz Dicle Müftüoğlu, tutuklu yargılandığı davanın üçüncü duruşmasında tahliye edildi. Dicle 10 ay sonra aramızda, yine yan yanayız. Hapisteki tüm arkadaşlarımızı alacağız” ifadelerine yer verildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Gazeteci Müftüoğlu hakkında tutukluluğa devam kararı

    Gazeteci Müftüoğlu hakkında tutukluluğa devam kararı

    PİRHA- Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eş Başkanı ve MA editörü Dicle Müftüoğlu’nun tutukluluğunun devamına karar verildi. Bir sonraki duruşma 29 Şubat’a ertelendi.

    Ankara merkezli soruşturma kapsamında 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde tutuklanan Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eş Başkanı ve Mezopotamya Ajansı (MA) editörü Dicle Müftüoğlu hakkında açılan davanın ikinci duruşması Diyarbakır 5’inci Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. Mesleki faaliyetleri nedeniyle “örgüt üyesi olmak” ve “örgüt yöneticiliği” iddialarıyla yargılanan Müftüoğlu, tutsak bulunduğu Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden duruşmaya bağlandı. Müftüoğlu’nun avukatları da duruşmada hazır bulundu.

    DFG, Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği (MKG), DİSK Basın-İş, Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA), Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel Sekreteri Banu Tuna’nın yanı sıra çok sayıda gazeteci ile siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcisi duruşmayı izledi.

    “KÜRT GAZETECİLER ÜZERİNDE BÜYÜK BASKI VAR”

    MA’nın haberine göre, duruşmada, tanık hazır edilmediği için Müftüoğlu söz aldı. Müftüoğlu, “3 Mayıs’tan bu yana 9 aydır tutukluyum. Bu davada gazetecilik faaliyetim yargılanıyor. Bu tablo basın özgürlüğünü engelleyen bir duruma geldi. Bu durum hem gazetecileri hem de halkı mağdur ediyor. Gerçekleri yazdığımız için yargılanıyoruz. Özellikle Kürt gazeteciler üzerinde büyük bir baskı var. Ben de bunlardan biriyim” dedi.

    “Tanık ifadeleri asılsız” diyen Müftüoğlu, şunları söyledi:

    “Tanığın yurt dışında olduğumu söylediği 2014 tarihinde hastanede tedavi görüyordum. 3 yıl boyunca bu tedavi sürdü. 2017’de Irak’a, oradaki referandum takip etmek ve haber yapmak için gittim. 2017 yılında referandum takibi için gittiğim tarih sanki tanığın 2014 yılındaki tarihle uyum sağlansın diye dosyaya konulmuş. Bir gazeteci olay nerdeyse, haber nerdeyse oraya gitmekle mükelleftir. Tanık ifadesine gerek yok. İnternette arama yapıldığında Mezopotamya Ajansı’nda çalıştığım, haber yaptığım görülecektir. DFG yasal bir dernek. Gazeteciler daha özgür şartlarda haber yapması için DFG’yi kurduk. Zaman zaman atölye eğitimlerini düzenliyoruz. Bunların da duyusunu yapıyoruz. Bu tüzükte de var. Tanık mesleki faaliyetlerimi örgütsel bir kılıfa sokmuş. Bunlar örgütsel faaliyet değil, hepsi legal. Bu faaliyetler kamuoyuna açık faaliyetlerdir, bunun için tanığa ihtiyaç yoktur. Gazeteci olduğum SGK kayıtlarında mevcut. Tanık beyanları asılsızdır. İddianamede meslektaşlarımla ve haber kaynakları görüşme kayıtları yer almış.”

    “GAZETECİLİK FAALİYETLERİM YARGILANIYOR”

    Gazeteci meslektaşlarıyla görüşmesinin en doğal hakkı olduğunu sözlerine ekleyen Müftüoğlu, “Bunlar iddianameyi şişirmek için konulmuş. Diyarbakır Adliyesi’ne haber takibi için geldim. Haber kaynağım avukatlarla ortak baz istasyonu bilgilerinin çıkması doğal. Evimde çıkan kitap suç gerekçesi yapılmış. Gazeteciyim, kitap da okuyorum. Yüzlerce kitap arasında seçilen bir kitabın suç gösterilmesi doğru değil. Yaptığım her hareket iddianame suç olarak gösterilmiş. Öğrenciyken dostlarımın bana gönderdiği burs suç olarak gösterilmiş. Gazeteci meslektaşlarıma gönderdiğim telif ücreti suç olarak gösterilmiş. Dokuz aydır tutukluyum ve gazetecilik faaliyetim yargılanıyor. Tahliyemi talep ediyorum.”

    Açık tanık Kerem Gökalp SEGBİS üzerinden dinlendi. İddianamedeki iddialarını tekrarlayan Gökalp, savcılık ifadesinde “Müftüoğlu’nun katıldığı eğitimin bir ay sürdüğünü” beyan ederken, mahkemede, “eğitimin ne kadar sürdüğünü bilmediğini” söyledi. İtirafçı tanık Gökalp, Müftüoğlu’nun 2014 yılında eğitime katıldığını ancak tam tarih olarak hatırlamadığını ileri sürdü. Tanık beyanı ardından söz alan Müftüoğlu, “Bu doğru değil, önceki savunmamda da bunu söyledim” dedi.

    Savcı mütalaasında tutukluluk halinin devamını istedi.

    Müftüoğlu buna karşı, “Ben gazeteciyim herhangi örgütsel faaliyetim yok. 15 yıldır gerçekleri aktarmak için çalıştım. Gazeteciliğin özgür bir ortamda çalışması için mücadele ettim. Bir gazetecinin haberlerinden dolayı yargılanması gazetecilere yönelik tehdittir. Gazetecilik suç değildir. Tahliyemi istiyorum” ifadelerini kullandı.

    AV. RESUL TEMUR: TANIĞIN SÖYLEDİĞİ TARİHTE TEDAVİ OLUYORDU

    Duruşmada Müftüoğlu’nun avukatı Resul Temur savunma yapmaya başladı. Temur, “İtirafçı olan Kerem Gökalp’in ilk ifadesinde Müftüoğlu hakkında bir beyanı yok. Gökalp Ankara’ya götürülüp ifadeleri kategorize ediliyor. Kerem Gökalp neden Ankara’ya götürüldü? Neden Diyarbakır’da yaşayan Müftüoğlu’nun fotoğrafları ona gösterildi? Tanığın söylediği tarihte Müftüoğlu’nun yurt dışında olmadığını ispatlayan birçok belge sunabilirim. 2012 geçirdiği trafik kazası nedeniyle tedavi gördüğüne dair belgeleri geçen celse sunduk. Tanık beyanıyla müvekkilin yurt dışına çıktığı tarih örtüşmüyor. Biz özellikle tanığa net tarihi sorduk. Tanık Temmuz-Ağustos ayları olduğunu söyledi. Oysa müvekkilimin bu tarihlerde, imzasıyla çıkan haberleri var” diye belirtti.

    Son iki yıl içerisinde 30’u aşkın Kürt gazetecinin benzer iddialar ile soruşturma ve tutuklamalara maruz kaldığını dile getiren Temur, “Türkiye’de Kürt gazetecilere yapılan baskı sansürün karşılığıdır. Tanıkların beyanı bir bütün olarak ele alınırsa kaç kişi hakkında ezbere şeyler söylediği ortaya konur. Baz istasyon sinyalleri delil olarak sunuluyor. Neden şu ana kadar Dicle’nin sınır civarında telefonun sinyal verip vermediği araştırılmadı. Çünkü öyle bir durum olmadığı için bu araştırılıp dosyaya konulmamış. Savcılık manipülasyon yapıyor. Müvekkilim 2017’de referandum için Irak’a gitmiş, bu konuda röportajlar yapmış bunlar da yayınlanmıştır” şeklinde konuştu.

    Müvekkilinin o dönemde yaptığı röportajları mahkemeye sunduklarını belirten Temur, tanığa Müftüoğlu’nun katıldığını öne sürdüğü “eğitimin tam olarak tarihini sorduklarını” ancak tanığının bunun Temmuz Ağustos aylarında olduğunu söylediğini vurgulayarak, “Eğer tarihi bilmiyorsanız net olarak yalan söylüyorsunuz demektir” dedi.

    MÜKERRER DAVA

    “K8Ç4B3L1T5” kodlu gizli tanığın Ankara’da yargılanan 11 gazetecinin davasında verdiği ifadede devlet adına çalıştığını söylediğini hatırlatan Temur, “Beyanlarında yönlendirme ve kasıt var. ‘K8Ç4B3L1T5’ hakim huzurunda dinlenmedi. Bu doğrudanlık ilkesine aykırıdır” dedi.
    Temur, DFG’nin kamuoyuna yaptığı gazetecilik eğitim duyurularına ilişkin haberleri mahkeme heyetine sundu. Müvekkilinin dosyadaki suçlamalardan yargılandığını, yeni olan tek şeyin tanık Kerem Gökalp’in beyanlarını olduğunu kaydeden Temur, önceki kararı mahkemeye sundu.

    “İFADELERİ ÇELİŞKİLERLE DOLU”

    MLSA Eş Direktörü Veysel Ok da savunma yaptı. Ok, “Dosyada çok sayıda hukuksuzluk yaşandı. Savcının hiçbir araştırma yapmadan hazırladığı iddianameyi mahkeme kabul etti. 43 sayfalık iddianame intikam amacıyla hazırlanmıştır. İddianamede Dicle’nin savunması ve avukatlarının sunduğu deliller yok. Savcı hiç emek sarf etmeden iddianameyi hazırlamış. Tanık ifadesinde yalan beyanda bulundu. 2014 yılı sonrasındaki faaliyetlerini bilmediğini söyledi. İfadeleri çelişkilerle doludur” diye belirtti.

    Veysel Ok duruşmada, “ortak baz bilgileri örgütsel delil olmadığına” dair Yargıtay kararını okudu. “Savcı hayal ettiği olaylarla ilgili kanaat bildirmiş. Savcı hukukçudur, delillerle konuşur, kanaatle değil” diyen Ok, “Savcı niyet okuyarak, Dicle’nin örgütsel faaliyette bulunduğuna dair bir kanaat bildirmiş. Bunun hukukla ilgisi yok” dedi.
    Ok, Gazeteci Müftüoğlu’nun tahliyesini talep etti.
    Bir sonraki celse gizli tanığın dinlenmesine ve Müftüoğlu’nun tutukluluğunun devamına karar verilerek, duruşma 29 Şubat’a ertelendi.

    (HABER MERKEZİ)

  • 6 gazeteci örgütünden çağrı: Dicle’nin yanındayız, dayanışmaya bekliyoruz

    6 gazeteci örgütünden çağrı: Dicle’nin yanındayız, dayanışmaya bekliyoruz

    PİRHA-Tutuklu Dicle Fırat Gazeteciler Derneği Eş Başkanı ve Mezopotamya Ajansı editörü Dicle Müftüoğlu’nun 18 Ocak’ta Diyarbakır 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde duruşması görülecek. Basın meslek örgütleri, Müftüoğlu’nun duruşmasına katılım çağrısında bulunarak, “Free Press Unlimited tarafından ‘En Dirençli Gazeteci’ ödülüne layık görülen Dicle Müftüoğlu’nun bir an önce tahliye edilmesini talep ediyoruz” dediler.

    Ankara merkezli soruşturma kapsamında 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde tutuklanan Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eş Başkanı ve Mezopotamya Ajansı (MA) editörü Dicle Müftüoğlu hakkında açılan davanın ikinci duruşması, 18 Ocak’ta Diyarbakır 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

    Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutsak olan Müftüoğlu, mesleki faaliyetleri gerekçe gösterilerek, “Örgüt üyesi olmak” ve “Örgüt kurmak ve yönetmek” iddialarıyla suçlanıyor.

    Basın Yayın Matbaa Çalışanları Sendikası (DİSK Basın-İş), Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD), Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG), Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği (MKG), Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) ve Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), DFG Eş Başkanı ve Mezopotamya Ajansı (MA) haber editörü Dicle Müftüoğlu’nun yarın Diyarbakır 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek 2’nci duruşmasına ilişkin ortak yazılı açıklama yaptı.

    “GİZLİ TANIKLARIN İFADELERİ ÇÖKMÜŞTÜR”

    Müftüoğlu’nun 8 buçuk aydan fazla süredir tutuklu olduğu hatırlatılan açıklamada, “Dicle’nin yaptığı haberlerden tutalım, babasıyla birlikte İstanbul’da bir otelde kalışına kadar, absürt denebilecek iddialarla suçlanıyor. MASAK raporuyla ailesi ile dahi yaptığı para alışverişi suçmuş gibi gösteriliyor. Müftüoğlu’nun yurt dışı gezileri, meslektaşlarıyla yaptığı telefon görüşmelerinin yanı sıra sosyal yaşantısı dahi suç delili olarak iddianameye eklenmiş. Gizli tanık beyanlarıyla yapılan hukuksuzluk örtbas edilmeye, yaptığı gazetecilik faaliyetleri kriminalize edilmeye çalışılıyor. Gizli tanık daha önce Ankara’da tutuklanan 10 gazetecinin dosyasında dinlenmiş, kendisine yöneltilen bir soru üzerine devletle çalıştığını dile getirmişti. Yani devlet adına çalışan ajan niteliğinde birinden bahsediyoruz. Müftüoğlu’nun avukatlarının da dile getirdiği üzere, ya bu kişi polistir, ya da polis değilse zaten böyle bir görevlendirme biçimi yasaya uygun değildir. Yani kısacası iddianamede yer alan tüm iddialar ve tanıkların iftiraları çökmüştür” denildi.

    “DİCLE İLE DAYANIŞMAYA BEKLİYORUZ”

    Müftüoğlu’na yöneltilen suçlamaların cezaevinde tutulmasına yetecek türden olmadığı vurgulanan açıklamada şunlara yer verildi:

    “Kamuoyunda Dicle’nin tahliye edilmesi beklentisi yüksekti çünkü iddianamedeki suçlamalar bir kişiyi, hele bu tanınmış bir gazeteci ise hapiste tutmaya yetecek türden değildi. Ancak mahkeme, tanıkların dinlenmemesini gerekçe gösterdi ve Müftüoğlu’nu tahliye etmedi. Bu karar öyle apar topar alındı ki avukatların savunma yapmasına dahi müsaade edilmedi. Gözaltı ve tutuklama ve yedi aylık tutukluluktan sonra hukuksuzluk ilk duruşmada da katmerleşerek sürdü. Duruşmada Dicle kendisini savunmadı; hepimizi, daha doğrusu bir bütün olarak gazeteciliği savundu.

    “YARGILANAN DİCLE DEĞİL, GAZETECİLİK”

    Şimdi Dicle, 18 Ocak’ta ikinci kez hâkim karşısına çıkacak. İlk duruşmada Dicle Müftüoğlu’nun gazetecilik faaliyetleri dışında dosya kapsamında herhangi bir eylem ve faaliyetinin olmadığı açık bir şekilde görülmüştür. Burada yargılanan Dicle değil, gazeteciliktir. Açıktır ki, bu uzun tutukluluk artık bir tedbirin ötesine geçip cezalandırmaya dönüşmüştür. Aslında Dicle’ye reva görülen muamele, bir bütünen gazetecilere, özelde de Kürt gazetecilere yönelik yaklaşımı ve ülkede basın özgürlüğünün geldiği noktayı açıklar nitelikte. Bu nedenle bizler aşağıda imzası bulunan basın meslek örgütleri, geçtiğimiz yıl Hollanda merkezli Free Press Unlimited tarafından ‘En Dirençli Gazeteci’ ödülüne layık görülen Dicle Müftüoğlu’nun bir an önce tahliye edilmesini talep ediyoruz.

    18 Ocak’ta saat 11.50’de herkesi Diyarbakır Adliyesi’ne, Dicle ile dayanışmaya bekliyoruz. Unutmayalım ki, tıpkı Dicle gibi bizler de gazeteciliği savunuyoruz ve bir daha hiç kimsenin yaptığı haberler nedeniyle, düşünceleri nedeniyle bu muameleye maruz kalmamasını istiyoruz. Bir kez daha #ÖzgürBasınSusturulamaz diyor, #GazetecilereÖzgürlük talep ediyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Tutuklu gazeteciler yeni yıl mesajlarını paylaştı: Hakikatin hakim olduğu yılları yaşayacağız

    Tutuklu gazeteciler yeni yıl mesajlarını paylaştı: Hakikatin hakim olduğu yılları yaşayacağız

    PİRHA- Geçtiğimiz günlerde tutuklanan gazeteci Furkan Karabay ve 3 Mayıs’tan bu yana tutuklu bulunan gazeteci Dicle Müftüoğlu cezaevinden yeni yıl mesajlarını paylaştı. Müftüoğlu, “Özgür, barış içinde, hakikatin hakim olduğu yılları yaşayacağız. Tüm gazetecilere özgürlük diliyorum”dedi. 

    Dicle Fırat Gazeteciler Derneği Eş Başkanı gazeteci Dicle Müftüoğlu tutuklu olduğu cezaevinden yeni yıl mesajını paylaştı. Müftüoğlu’nun mesajında şu ifadeler yer aldı:

    “Merhaba, herkese şimdiden iyi, özgür bir yıl diliyorum. 8 ayı aşkın süredir tutukluyum. Buradan genel gündeme ve Türkiye’nin durumuna bakınca tüm Türkiye’nin daha fazla cezaevine dönüştürülmeye çalışıldığını görüyorum. Toplumun, halkları, kadınları nefessiz bırakmaya çalışan bir iktidar anlayışı var. Bizlerde bu gerçekliği yazdığımız için hapsedildik. Ancak tarihten biliyoruz ki gerçekler, hakikatler karartılamaz bizlerde her koşulda gerçekleri yazarak bu karanlığa ışık olmaya çalışacağız. Özgür, barış içinde, hakikatin hakim olduğu yılları yaşayacağız. Şimdiden herkesin yeni yılını kutluyorum. Tüm gazetecilere özgürlük diliyorum.”

    “YAPTIĞIM GAZETECİLİKTEN ONUR DUYUYORUM”

    Gerçek Gündem editörü tutuklu Furkan Karabay da cezaevinden paylaştığı mektubunda yeni yıl mesajında şunları iletti:

    “İstanbul Başsavcısı hakkında tamamen tutanağa dayalı bir haber yaptığım için tutukluyum. Ben gazeteciyim, aktarır, anlatır, belgelerim. Ben başsavcı için “suçludur” yazmadım. Sadece tutanağı aktardım. Ancak, ifademi alan savcı, amiri olan başsavcı hakkında haberimde geçen iddiaların hiçbirinin gerçek olmadığını söyledi. Gelgelelim bütün savcılar aynı şeyi düşünmüyor. Barış Terkoğlu’nun bugünkü yazısında okudum, Başsavcının Çağlayan Adliyesi’nde görev yapan eski mesai arkadaşı onu suçlayan bir dilekçeyi HSK’ya vermiş. Beni tutukladılar ama bu dilekçeyi yazan savcı halen görevde! Bu kadarı bile yaşanan hukuksuzluğun çapını gösteriyor. Yeni yıla hukuksuzca “terörist” denilerek hapsedilenlerle girdim, ancak yaptığım gazetecilikten onur duyuyorum. Hepinize iyi yıllar.”

    PİRHA/ İSTANBUL 

     

  • Gazeteci Müftüoğlu’nun tutukluluğunun devamına karar verildi

    Gazeteci Müftüoğlu’nun tutukluluğunun devamına karar verildi

    PİRHA- 8 aydır tutuklu olan gazeteci Dicle Müftüoğlu, yaptığı savunmada “Yüzyılda çok şey değişti ama Kürt gazetecilere baskılar değişmedi” dedi. Mahkeme, avukat savunmaları sona ermeden tutukluluğa devam kararı verdi.  

    Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutsak bulunan Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eşbaşkanı ve Mezopotamya Ajansı (MA) editörü Dicle Müftüoğlu’nun mesleki faaliyetleri gerekçe gösterilerek, “örgüt üyesi olmak” ve “örgüt kurmak ve yönetmek” iddialarıyla yargılandığı davanın ilk duruşması görüldü. Müftüoğlu, Diyarbakır 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden bağlandı. Heyet başkanının izinli olduğu duruşma, kimlik tespiti sonrası başladı.

    Mezopotamya Ajansı‘nda yer alan habere göre; savunma yapan Müftüoğlu, kendisiyle dayanışmaya gelen meslektaşlarına teşekkür ederek, konuşmasına başladı.

    Müftüoğlu, gazeteciliğin, basın ve ifade özgürlüğünün yargılanmak istendiğini söyledi. Kürt gazetecilere dönük baskılara değinen Müftüoğlu, Kürt gazetecilere yönelik baskıların özünde Kürt sorunu ve Kürt gerçekliği olduğunu vurguladı. Müftüoğlu, “Yüzyılda çok şey değişti ama Kürt gazetecilere baskılar değişmedi. Hrant Dink’e kadar birçok gazeteci gerçekleri söylediği için katledildi. Onları da anıyorum” dedi.

    Avukat Resul Temur, açık tanık Kerem Gökalp’in ifadeleri doğrultusunda soruşturmanın başlatıldığına dikkati çekerek, “Kerem Gökalp, 20 Kasım 2019 tarihinde KDP peşmergeleri tarafından Türkiye’ye teslim edilmiş ve teslim edildiği tarihten 6 gün sonra (26 Kasım 2019) 67 sayfalık teşhis işlemi yapmıştır. Daha sonra 7 Ocak 2020 tarihinde Ankara iline götürülmüş ve 52 sayfalık bir ifade vermiştir. Her iki işlemde de müvekkil Dicle Müftüoğlu’na yönelik bir beyan ya da teşhisi olmamıştır” dedi.

    Mahkeme heyeti, henüz diğer avukat savunmalarına geçilmeden tutukluluğa devam kararı verdi. Ayrıca, gizli ve açık tanık Kerem Gökalp’in dinlenmesine ve gazeteci Müftüoğlu hakkında başka soruşturma olup olmadığının Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na sorulmasına, karar verdi. Duruşma 18 Ocak 2024 tarihine ertelendi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Diyarbakır’da gazetecilerden açıklama: Meslektaşlarımızı serbest bırakın-VİDEO

    Diyarbakır’da gazetecilerden açıklama: Meslektaşlarımızı serbest bırakın-VİDEO

    PİRHA- Diyarbakır Adliyesi önünde bir araya gelen DFG, MKG, DİSK Basın-İş üyesi gazeteciler; tutuklu gazeteciler Dicle Müftüoğlu, Sedat Yılmaz ve Abdurrahman Gök’ün özgürlüğünü isteyerek, duruşmalarına katılım ve dayanışma çağrısı yaptılar.

    Gazetecilik faaliyetleri nedeniyle tutuklu bulunan Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eş Başkanı ve Mezopotamya Ajansı (MA) Editörü Dicle Müftüoğlu ile MA editörleri Sedat Yılmaz ve Abdurrahman Gök’ün yargılandığı davaların duruşmaları başlıyor.

    MA editörü Abdurrahman Gök’ün 2’nci duruşması, 5 Aralık’ta Diyarbakır 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde, Müftüoğlu’nun ilk duruşması 7 Aralık’ta Diyarbakır 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde, Yılmaz’ın ilk duruşması ise, 14 Aralık’ta Diyarbakır 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

    DFG, Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği (MGK) ve DİSK Basın İş, gazetecilerin davalarına dair bugün Diyarbakır, Ankara ve İstanbul’da açıklama yaptı.

    Diyarbakır Adliyesi önünde bir araya gelen gazeteciler, tutuklu gazetecilerin fotoğraflarını taşıyarak, “Gazetecilere Özgürlük” sloganı atarak, açıklama yaptı. Kürtçe ve Türkçe okunan açıklamaya HEDEP Diyarbakır Milletvekili Adalet Kaya destek verdi.

    “DFG Genel Sekreteri Gülşen Koçuk, Türkçe açıklama okudu. Koçuk, gazetecilerin mesleklerini yaptıkları için işkence, gözaltı ve tutuklamayla karşı karşıya kaldıklarını ifade ederek, “Yaptıkları haberler ve gazetecilik faaliyetleri suç sayılan gazeteci arkadaşlarımız, kamuoyu tarafından yakından tanınan, kamuoyunda ses getiren haberlere imza atmış gazetecilerdir. Zaten arkadaşlarımızın bu nedenle cezalandırıldıklarını düşünüyoruz. Yani iyi gazetecilik yaptıkları için. Ayrıca baskılara boyun eğmeyen bir gelenekten gelen Özgür Basın emekçileri olmaları, onları direkt hedef haline getirmektedir” dedi.

    “ARALIK AYINDA 40 GAZETECİ HAKİM KARŞISINA ÇIKIYOR”

    Dünyada iyi gazetecilik yapanların ödüllendirildiğini, herkes tarafından takdir gördüklerini, el üstünde tutulduklarını vurgulayan Koçuk, “Nitekim DFG Eş Başkanı Dicle Müftüoğlu merkezi Hollanda’da bulunan uluslararası bir kuruluş olan Free Press Unlimited tarafından ‘En dirençli gazeteci’ ödülüne layık görüldü. Ama maalesef Türkiye’de iyi gazetecilik yaptığınız zaman mekanınız hapishane oluyor. Bu yetmiyor, engelleniyorsunuz, sansürleniyorsunuz, darp ediliyorsunuz, hakkınızda soruşturmalar/davalar açılıyor, cezalandırılıyorsunuz. Tutuklu üç arkadaşımız haricinde sadece Aralık ayı içerisinde 40 gazetecinin hakim karşısına çıkıyor olması anlatmak istediğimiz bu gerçekliği doğrular niteliktedir” diye belirtti.

    “GAZETECİLER YARGI TACİZİYLE KARŞI KARŞIYA”

    HEDEP Diyarbakır Milletvekili Adalet Kaya da, Özgür Ülke gazetesinin bombalanmasının üzerinden 30 yıl geçtiğine ancak faillerin bulunmadığına işaret ederek, “Bugün de gazeteciler, özgür basın emekçileri yargı taciziyle karşı karşıya. Gazeteciler sadece gazetecilik yaptıkları için tutuklanıp, yargılanıyorlar. Bu baskı Türkiye’deki bütün gazetecileri de etkiliyor. Tüm kamuoyunu özgür basına, ifade özgürlüğüne önem veren gazetecilerin yanında olmaya, anayasayı yok sayan iktidara karşı durmaya davet ediyorum” diye konuştu.

    PİRHA/DİYARBAKIR

     

     

     

  • Ankara’da duruşma öncesi tutuklu gazeteciler için açıklama-VİDEO

    Ankara’da duruşma öncesi tutuklu gazeteciler için açıklama-VİDEO

    PİRHA-Basın emekçileri, tutuklu gazeteciler Dicle Müftüoğlu, Abdurrahman Gök ve Sedat Yılmaz için Ankara’da Sincan Cezaevi Kampüsü önünde açıklama yaptı. 

    Tutuklu bulunan Mezopotamya Ajansı (MA) editörü Abdurrahman Gök, Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eş Başkanı Dicle Müftüoğlu ve MA Editörü Sedat Yılmaz’ın duruşmaları önümüzdeki hafta başlayacak.

    MA editörü Abdurrahman Gök’ün 2’nci duruşması, 5 Aralık’ta Diyarbakır 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek. Müftüoğlu’nun ilk duruşması 7 Aralık’ta Diyarbakır 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek. Yılmaz’ın ilk duruşması ise, 14 Aralık’ta Diyarbakır 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

    Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DGF), Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği (MGK) ve DİSK Basın İş, konuya ilişkin bir çok ilde basın açıklamaları yapıyor.

    Ankara Sincan Cezaevi Kampüsü’nde yapılan açıklamaya çok sayıda gazeteci, siyasi parti temsilcileri ve kurum temsilcisi katıldı.

    Kurumlar adına basın metnini Turgut Dedeoğlu okudu.

    “MÜCADELE ETMEYİ GÖREVİMİZ OLARAK GÖRÜYORUZ”

    Ülkede can alıcı sorunların başında basın özgürlüğünün olduğunu söyleyen Dedeoğlu, “Tutuklu gazetecilerin durumu maalesef ki kangrenleşen bir sorun olarak önümüzde durmaya devam ediyor. İktidarın ötekileştirme politikaları sonucu yandaş olmayan kimseye yaşam şansı tanımama yaklaşımı sorunu daha da katmerleştirmektedir” dedi.

    Dedeoğlu, Gazetecilerin özgür çalışma ortamından yoksunluğundan tutalım, bir tweet attı diye derdest edilmesine, sokak gösterilerinde gazetecinin darp edilmesinden yayın organlarının sansürlenmesine kadar neredeyse her alanda gazeteciye yaşam şansı tanınmıyor. Mevzu Kürt gazeteciler ve Özgür Basın olunca baskı dozajı daha da arttırılarak adeta boğdurulmaya çalışılmakta, gerçeklerin üzerini kapatma uğraşı içerisine girilmektedir. İçinde bulunduğumuz Aralık ayında onlarca gazeteci yine adliye koridorlarında olacak, gazetecilik faaliyetleri nedeniyle hâkim karşısına çıkacaklar. Yargılanan gazeteciler içerisinde tutuklu meslektaşlarımızın durumu son derece acil ve yakıcıdır. Çünkü onlar her yönüyle özgürlüklerinden mahrum bırakılmışlardır. Sadece bu da değil, onların üzerinden bir bütün olarak basın ve medya organlarına gözdağı verilmektedir. Bu nedenle tutuklu arkadaşlarımızla dayanışma göstermeyi ve onların özgürlüklerine kavuşması için mücadele etmeyi öncelikli görevimiz olarak görmekteyiz” diye konuştu.

    “İYİ GAZETECİLİK YAPTIKLARI İÇİN TUTUKLULAR”

    Dedeoğlu, tutuklu gazetecelerin gazetecilik faaliyetleri nedeniyle tutuklandığını hatırlattı. Dedeoğlu, şunları ekledi:

    “Aralık ayının en dikkat çeken davaları da aylardır hapishanede, özgürlüklerinden yoksun bırakılan Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eş Başkanı Dicle Müftüoğlu ile Mezopotamya Ajansı editörleri Sedat Yılmaz ile Abdurrahman Gök’ün görülecek duruşmalarıdır.
    İlk olarak Abdurrahman Gök 5 Aralık günü Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıkacak. 7 Aralık günü ise DFG Eş Başkanı Dicle Müftüoğlu’nun duruşması yine aynı mahkemede görülecek. Son olarak Sedat Yılmaz 14 Aralık’ta Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıkacak.
    Yaptıkları haberler ve gazetecilik faaliyetleri suç sayılan gazeteci arkadaşlarımız, kamuoyu tarafından yakından tanınan, kamuoyunda ses getiren haberlere imza atmış gazetecilerdir. Zaten arkadaşlarımızın bu nedenle cezalandırıldıklarını düşünüyoruz. Yani iyi gazetecilik yaptıkları için… Ayrıca baskılara boyun eğmeyen bir gelenekten gelen Özgür Basın emekçileri olmaları, onları direkt hedef haline getirmektedir.
    Oysa ki dünyada iyi gazetecilik yapanlar ödüllendirilir, herkes tarafından takdir görürler, el üstünde tutulurlar. Nitekim DFG Eş Başkanı Dicle Müftüoğlu merkezi Hollanda’da bulunan uluslararası bir kuruluş olan Free Press Unlimited tarafından “En dirençli gazeteci” ödülüne layık görüldü. Ama maalesef Türkiye’de iyi gazetecilik yaptığınız zaman mekanınız hapishane oluyor. Bu yetmiyor, engelleniyorsunuz, sansürleniyorsunuz, darp ediliyorsunuz, hakkınızda soruşturmalar/davalar açılıyor, cezalandırılıyorsunuz. Tutuklu üç arkadaşımız haricinde sadece Aralık ayı içerisinde 40 gazetecinin hakim karşısına çıkıyor olması anlatmak istediğimiz bu gerçekliği doğrular niteliktedir.”

    “HERKESİ DİYARBAKIR CEZAEVİNE BEKLİYORUZ”

    “Basına yönelik bu baskıların son bulmasını istiyoruz” diyen Dedeoğlu, halkın haber alma hakkını savunan gazeteciler olarak, bu kötü gidişatı kabul etmiyoruz. Gazetecilerin tutuklanmasını, basın ve medya organlarının baskı altına alınmasını, sansürlenmesini, susturulmasını reddediyoruz. Gazetecilerin sefalet koşullarına mahkûm edilip, bu yetmezmiş gibi işsiz bırakılmasını derin bir sömürü olarak değerlendiriyoruz. Kamuoyunda “Sansür yasası” olarak bilinen “Dezenformasyon yasası” gibi kanuni düzenlemelerle sansürün hayatın her alanına hâkim kılınmasını istibdat rejimlerinin bir yöntemi olarak görüyoruz. Tüm bunları reddederken, öncelikli olarak gazetecilere özgürlük talep ediyoruz. Belirttiğimiz tarihlerde duruşmaları görülecek olan Dicle, Sedat ve Abdurrahman’ın bir an önce tahliye edilmesini istiyoruz. Bunun gerçekleşebilmesi için de başta gazeteci meslektaşlarımız olmak üzere, ulusal ve uluslararası basın meslek örgütleri ile tüm demokratik kurum, kuruluş ve kamuoyuna gazetecilerle dayanışma çağrısında bulunuyor, herkesi her üç arkadaşımızın duruşmalarının görüleceği Diyarbakır Adliyesi’ne bekliyoruz” diye ekledi.

    PİRHA/ANKARA

  • Gazeteci Dicle Müftüoğlu’na kelepçeli muayene dayatıldı

    Gazeteci Dicle Müftüoğlu’na kelepçeli muayene dayatıldı

    PİRHA- Gazetecilik faaliyetleri nedeniyle Sincan Kadın Cezaevi’nde tutuklu olan Mezopotamya Ajansı editörü Dicle Müftüoğlu’na kelepçeli muayene dayatıldı.

    Ankara merkezli yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanan Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eşbaşkanı ve Mezopotamya Ajansı (MA) editörü Dicle Müftüoğlu’na götürüldüğü Sincan Cezaevi Kampüs Hastanesi’nde kelepçeli muayene dayatıldı.

    DOKTOR KELEPÇELİ MUAYENEYİ NORMALLEŞTİRDİ

    Doktor odası girişinde kelepçesinin açılmasını isteyen Müftüoğlu’na kadın asker komutan, “Siz istiyorsunuz diye kelepçe açmam ancak doktor talep ederse açarım” dedi. Dahiliye doktoru da kelepçeli muayeneyi normalleştirmek için, “Siz şöyle bir oturun, derdinizi anlatın sonra bakarız” sözlerini kullandı.

    Duruma tepki gösteren Müftüoğlu, “Siz bana kelepçeli muayene dayatıyorsunuz. Bu insan onuruna aykırı bir durum, kabul etmem mümkün değil. Kelepçeler elimden sökülmediği müddetçe oturmayacağım” diye belirtti.

    Müftüoğlu’nun diretmesi üzerine doktor askerden kelepçelerin açılmasını rica etti. Müftüoğlu’nun yüzüne dahi bakmadan şikayeti dinleyen doktor, “Tamam tamam tahlil için kan ver” deyip Müftüoğlu’nu odadan çıkarttı.

    Müftüoğlu’nun, görevli askerler ve doktor hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunacağı açıklandı.

    BASIN ÖRGÜTLERİNDEN TEPKİ

    Basın meslek örgütleri konuya ilişkin tepkilerini sosyal medya hesaplarından dile getirdi. DİSK Basın-İş, “Sincan Kadın Cezaevi’nde tutulan üyemiz Dicle Müftüoğlu’na kelepçeli muayene dayatıldı. Müftüoğlu’nun cezaevinde rehin tutulması yetmezmiş gibi sağlık hakkı da elinden alınmaya çalışılıyor. Tüm meslektaşlarımızı bu duruma karşı tepki göstermeye ve daynışmaya çağırıyoruz” ifadelerini kullandı.

    (HABER MERKEZİ)

  • DFG’nin eş başkanları Serdar Altan ve Dicle Müftüoğlu oldu

    DFG’nin eş başkanları Serdar Altan ve Dicle Müftüoğlu oldu

    PİRHA- DFG’de Serdar Altan ve Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutulan Dicle Müftüoğlu yeniden eş başkan seçildi.

    Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG), 2’nci Olağan Genel Kurulu yapıldı. Dernek binasında, bugün  yapılan genel kurulda yeni dönem eş başkanları da seçildi. Genel kurulda yönetim kurulunun kararı ile tutuklu bulunan Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan Dicle Müftüoğlu ve Serdar Altan yeniden eş başkan seçildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Müftüoğlu: Tutuklanan arkadaşlarımıza yaptıkları haberler, çektikleri programlar soruldu-VİDEO

    Müftüoğlu: Tutuklanan arkadaşlarımıza yaptıkları haberler, çektikleri programlar soruldu-VİDEO

    PİRHA-Dicle Fırat Gazeteciler Derneği Eş Başkanı Dicle Müftüoğlu, Kürt basınını susturmaya yönelik hamlelerin sürdüğünü belirterek, “Arkadaşlarımıza savcılık ve hakimlik sorgularında gazetecilik faaliyetleri dışında herhangi bir şey sorulmadı. Yaptıkları haberler, çektikleri programlar soruldu. Suçlama konusu yapılan haberlerin hiçbirine erişim engeli getirilmemiş” dedi. 

    Türkiye’de AKP-MHP iktidarının gazetecilere yönelik baskı politikası her geçen gün artarak devam ediyor. Dicle Fırat Gazeteciler Derneği, paylaştığı raporda tutuklu gazeteci sayısının 87’e çıktığını duyurmuştu.

    Diyarbakır’da 8 Haziran’da gözaltına alınan 22 gazeteciden 16’sı tutuklandı, Ankara merkezli soruşturma kapsamında ise 25 Ekim’de gözaltına alınan 10 gazeteciden 9’u tutuklanmıştı.

    Dicle Fırat Gazeteciler Derneği Eş Başkanı Dicle Müftüoğlu ile Türkiye’de gazetecilerin yaşadıkları baskı, yakın zamanda tutuklanan 25 Kürt gazeteciye yönetilen suçlamalar ve seçimlerden sonra ülkede basın ve ifade özgürlüğü konusunda neler yapılması gerekiyor, konuları üzerine konuştuk.

    “KÜRT BASININI SUSTURMAYA YÖNELİK HAMLELER SÜRÜYOR”

    Türkiye’nin basın ve ifade özgürlüğü sıralamasında dünya genelinde son sıralarda yer alan ülkelerden biri olduğunu belirten Dicle Müftüoğlu, “Türkiye’nin kuruluşundan bu yana bu tarz ihlallerin ve gazetecilere yönelik katliamların yaşandığı ülkelerden biri. Kürt gazetecilere yönelik baskı 1990’lı yıllarda nasıl gazeteler bombalanıyor, gazeteciler katledilip gözaltında kaybediliyorsa bugünde yöntemler değişse de Kürt basınını susturmaya yönelik hamleler sürüyor. Hakkında soruşturma açılmamış, gözaltına alınmamış tek bir Kürt gazeteci yok. Bu kadar baskının olduğu bir ortamda Kürt gazeteciler mesleklerini sürdürme noktasında bir çaba sarf ediyorsa o da bu geleneğin verdiği direnç ve inançtan geliyor” diye belirtti.

    “ARKADAŞLARIMIZ SORGULANIRKEN GAZETECİLİK FAALİYETLERİ DIŞINDA BİR ŞEY SORULMADI”

    Son 8 ayda Kürt gazetecilere yönelik iki büyük operasyonun gerçekleştiğini ifade eden Müftüoğlu, “Haziran ayında Amed merkezli düzenlenen operasyonda 20’s gazeteci 22 meslektaşımız gözaltına alınmıştı ve 16 kişi tutuklanmıştı. Arkadaşlarımıza savcılık ve hakimlik sorgularında gazetecilik faaliyetleri dışında herhangi bir şey sorulmadı. Yaptıkları haberler, çektikleri programlar soruldu. PKK lideri Abdullah Öcalan’a uygulanan tecrit ülkedeki en önemli gündemlerden biri ve Newroz alanlarında insanlar Öcalan’a yönelik sloganlar atıp onun özgürlüğünü talep ediyorsa bu ülkede çalışan bir gazetecide doğal olarak bu konuya dair gündemi yaptığı haberlerde işler. Eğer bu gündemi işlemezse halka dair bir sansür uyguluyor demektir. Yine kültür programı sunan bir arkadaşımıza cezaevinde tutuklu bulunan Nudem Durak’a dair sunduğu haber soruluyor” dedi.

    “MA MİKROFONU, SUÇ UNSURU SAYILDI”

    Ekim ayında düzenlenen operasyonda da 9 gazetecinin tutuklandığını ifade eden Müftüoğlu sözlerini şöyle sürdürdü:

    O iddianamenin içeriğine de baktığımızda Mezopotamya Ajansı’nda yayınlanan haberler olduğunu görüyoruz ama suçlama konusu yapılan haberlerin hiçbirine erişim engeli getirilmemiş. Kimyasal silaha dair yapılan açıklamalar ve eylemler, baskında alınan MA mikrofonu suç unsuru sayılıyor. Aslında gazetecilik yargılanıyor ve seçime giderken iktidar kendisine muhalif olabilecek hiçbir kesimi söz söylemesine imkan vermek istemiyor. Arkadaşlarımızın kısa bir zamanda serbest bırakılmasını ve meslek örgütleri ile halkı da bu meseleye dair dayanışma çağrısı yapıyoruz.”

    “BASIN VE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNÜN SAĞLANMASI GEREKİYOR”

    Seçimlerde iktidar değişirse basın ve ifade özgürlüğünün sağlanacağı bir ortamın gelişmesi gerektiğini vurgulayan Dicle Müftüoğlu, “Demokratik bir Türkiye için olmazsa olmaz konuların başında geliyor basın ve ifade özgürlüğü. Çünkü bir insanın kendisini ifade ettiği için yargılandığı bir ortamda demokrasiden söz etmek mümkün değil. Gazetecilere yönelik davaların hızlıca ele alınması ve yasaların yeniden düzenlenmesi gerekiyor. Basın kartının artık iktidarların tekelinden çıkıp basın meslek örgütlerine devredilmesi gerekiyor. Bir insanın gazeteci olup olmayacağına bir bürokrat karar veremez. Bunu basın meslek örgütleri inceler. Bizlerin sansür yasası iktidarında dezenformasyon yasası dediği yasanın da yürürlükten kaldırılması gerekiyor, aksi halde iktidarın değişmesi çok bir şey değiştirmez” diye konuştu.

    Cihan BERK/PİRHA

  • ‘İktidar seçime sadece kendi sesinin aktarıldığı bir medya ile gitmek istiyor’

    ‘İktidar seçime sadece kendi sesinin aktarıldığı bir medya ile gitmek istiyor’

    PİRHA- Sahada haber takibi yapan gazetecilere yönelik polislerin engellemesi, saldırısı ve baskısı artıyor. Gazeteci meslek örgütü temsilcileri, “Gazeteciler özellikle sahada çalışırken çok ciddi zorluklar yaşıyorlar. İktidar kendi gerçekliğini gizlemek için sokakta dile getirilen eleştirileri, hakları, talepleri saldırılarla bastırmak ve bu durumun kayıt altına alınmasını da önlemek istiyor” dedi.

    Sahada haber takibi yapan gazetecilere yönelik polislerin engellemesi, saldırısı ve baskısı her geçen gün artarak devam ediyor.

    Son birkaç gün içerisinde yaşanan dört olayda gazeteciler, polis tarafından keyfi biçimde engellenerek taciz ve tehdide maruz kaldı.

    Van’da haber takibi yapmak isteyen gazetecilere polis silah çekerken, Ankara’da adliyedeki basın odasını basan polisler gazetecilerin haber yapmaması için tehdit etti. İstanbul’da ise Beykoz’daki yıkımları görüntülemek isteyen gazeteciler polisler tarafından darp edilirken, bir kadın gazeteci polis tarafından fiziki tacize uğradı.

    Gazetecilerin yaşadıkları saldırılara ilişkin PİRHA’ya konuşan meslek örgütü temsilcileri, duruma tepki göstererek dayanışmanın önemine vurgu yaptı.

    “GAZETECİLER ENGELLENİYORDU AMA ARTIK BU DURUM ŞİDDET BOYUTUNA ULAŞTI”

    Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eş Başkanı Dicle Müftüoğlu, polisin son dönemde gazetecilere yönelik saldırılarında ciddi bir artış olduğunu ifade ederek, “Neredeyse her gün bir kentten gazetecilere yönelik bir saldırı, taciz, engelleme olayı duyuyoruz. Özellikle toplumsal eylemlerde gazetecilerin görüntü almasını, haber yapmasını engelleme durumu son birkaç yıldır yaşanıyordu ancak bu artık gitgide şiddet boyutuna ulaştı. Gazeteciler ne yazık ki darp ediliyor, gözaltına alınıyor, tehdide, hakarete maruz kalıyorlar” dedi.

    Son olarak Van’da silah çekmeye kadar işin boyutu uzadığını vurgulayan Müftüoğlu, saldırıların kabul edilemez olduğunu söyledi.

    “İKTİDAR HER KESİME SALDIRIYOR VE BUNUN KAYIT ALTINA ALINMASINI İSTEMİYOR”

    Gazetecilere mesleklerini yaptırmamaya yönelik bir tutum söz konusu olduğunun altını çizen ve saldırıya maruz kalana gazetecilerin derneklerine yaptıkları başvurularda ciddi bir artış olduğunu söyleyen Müftüoğlu, “Gazeteciler özellikle sahada çalışırken çok ciddi zorluklar yaşıyorlar. İktidar kendi gerçekliğini gizlemek için sokakta dile getirilen eleştirileri, hakları, talepleri saldırılarla bastırmak istiyor, engellemek istiyor. Bu durumun kayıt altına alınmasını da önlemek istiyor ve bundan dolayı da gazetecilere yönelik bir engelleme yaşanıyor” diye konuştu.

    “TÜM BUNLARA RAĞMEN DİRENEN GAZETECİLER VAR”

    2016 yılındaki OHAL’le birlikte baskının her geçen gün arttığını ifade eden Müftüoğlu, “Tüm bunlara rağmen direnen gazeteciler var. Bir şekilde kendilerine alternatif mecralar yaratıp, düşüncelerini söylemeye çalışan, ülkedeki gerçeklikleri kamuoyuna, dünyaya yansıtmaya çalışan gazeteciler var. İktidar bu duruma da tahammül edemiyor ve tamamen susturmaya yönelik hamleler yapıyor. Yaşanan saldırılarda bu hamlelerin bir parçası” ifadelerini kullandı.

    “İKTİDARIN KOLTUĞU SALLANIRKEN GAZETECİLERİ HEDEFLEDİĞİ GÖRÜLÜYOR”

    Gazetecilerin tutuklandığını, yaptıkları haberlerle ilgili haklarında soruşturmalar, davalar açıldığını anımsatan Müftüoğlu, şunları aktardı:

    “En son Diyarbakır’da 20’si gazeteci 22 kişi gözaltına alındı. Ve bu kişilerden 16’sı tutuklandı. 3 aya yaklaştık ve hala iddianameleri hazır değil. Ne ile suçlandıklarını bilmiyoruz ama hakimlik ve savcılık soruşturmalarında gördük ki, yaptıkları gazetecilik faaliyetlerinden dolayı yargılanıyorlar. İktidarın koltuğu sallanırken gazetecileri hedeflediği görülüyor. Seçimlere yaklaştıkça şiddetin ve şiddetin varacağı boyutun daha da artacağını düşünüyorum.

    Gazeteciler sorgusuz sualsiz ortak bir tepki ortaya koymalı. Bu tür durumlara karşı biz dernek olarak ortak bir tavır geliştirme konusunda çalışmalar yapıyoruz. Gazetecilerin örgütlenmesini, dayanışmasını sağlamaya çalışıyoruz. Ancak bu bizimle sınırlı bir durum değil. Tüm meslek örgütleri aynı ölçüde tepki vermeli. Amasız fakatsız bir araya gelmeliyiz. Van’da yaşanan olaya karşı İstanbul’da bugün gazeteciler sokağa çıkmıyorsa, bu bir eksikliktir. Mücadeleyi büyütmeye ihtiyacımız var. Halkın da haber alma hakkını savunması gerekiyor. Bu doğrultuda gazetecileri desteklemeliler.”

    “İKTİDAR SEÇİME GİDERSE SADECE KENDİ SESİNİN AKTARILDIĞI BİR MEDYA İLE GİTMEK İSTİYOR”

    DİSK Basın İş Genel Başkanı Faruk Eren ise, neredeyse her toplumsal olayda gazetecilerin hedef haline geldiğini belirterek, şunları kaydetti:

    “İş artık gazeteciye silah çekmeye, hatta kaybetmekle tehdit etmeye kadar vardı. Bunun birçok nedeni var. Türkiye’de cezasızlık, hukuksuzluk, yöneticililerin keyfi olarak  tutumları ve önüne geleni terörist olarak, suçlu olarak  nitelendirmek bir kural haline geldi. Seçime giderken de bu baskıların daha çok artmasından da endişe ediyorum. Çünkü güvenlik güçleri sokakta uyguladığı şiddetin kamuoyu tarafından görülmesini istemiyor. Bunun için gazetecileri son olaylarda olduğu gibi hedef haline getiriyor. İktidar seçime giderse sadece kendi sesinin aktarıldığı bir medya ile gitmek istiyor. Bunun için de kendisinden olmayan, kendisine biat etmeyen her medya organına ve gazeteciye baskı uygulamayı sürdürüyor.

    “SORUN DEMOKRASİ SORUNUDUR, HALKIN HABER ALMA HAKKINA SAHİP ÇIKMASI GEREKİYOR”

    Bizim meslek örgütleri olarak elimizden geleni yapıyoruz. Bu duruma karşı mahkemelere gidiyoruz veya sokak gösterileri düzenliyoruz vs. Ama bu sorun sadece gazetecilerin sorunu değil. Bu sorun bir demokrasi sorunu. Halkın haber alma hakkını sağlayacak olan gazetecilerdir. Gazeteciler Türkiye’de bu kadar büyük bir  baskıya rağmen büyük bir cesaretle görevlerini yapmaya devam ediyorlar. Önemli olan halkın kendi haber alma hakkına sahip çıkmasıdır. Yani toplumun demokrasiye, basın ve ifade özgürlüğüne sahip çıkması gerekiyor. Yoksa gazeteciler, meslek örgütleri zaten elinden geleni yapıyor. Önemli olan toplumun ve demokrasi güçlerinin buna birlikte itiraz edip, demokrasinin kalitesini yükseltmeye çalışmasıdır.”

    “TÜRKİYE’DE YAŞANANLAR, OLUP BİTENLER HALKTAN GİZLENMEK İSTENİYOR”

    Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel Başkanı Gökhan Durmuş, son bir haftaya bile bakıldığında Türkiye’de önümüzdeki süreçte gazetecilere yönelik baskıların artacağının işaretlerinin görüldüğünü söyledi.

    Türkiye’nin bir seçim sürecine girdiğini ve iktidarın toplumdan bazı gerçekleri gizlemek istediğine değinen Durmuş, “Bu nedenle de gazeteciler engelleniyor. Son birkaç günde İstanbul’da Beykoz’da yıkım sırasında gazetecilerin saldırıya uğraması, 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde gazetecilerin saldırıya uğraması, Van’da haber takibi yapan gazetecilerin saldırıya uğraması gibi olaylar yaşadık. Buralarda gazetecilerin haber izlemesi engellenmek istendi. Orada yaşananların kamuoyuna aktarılmasının önüne geçilmek istendi. Türkiye’de yaşananlar, olup bitenler halktan gizlenmek isteniyor. Halkın haber almasının önüne geçilmek isteniyor” ifadelerini kullandı.

    “GAZETECİLER ALANDA BİRLİKTE HAREKET EDİP SALDIRILARI PÜSKÜRTMELİ”

    Tüm bu saldırılara karşı gazetecilerin iki yol izleyebileceğini söyleyen Durmuş, şunları katardı:

    “Birincisi özellikle alanda çalışan gazetecilerin dayanışma içerisinde olması, birlikte hareket etmesi, polisin herhangi bir gazeteciye yönelik müdahalesinde diğer meslektaşlarının da onunla dayanışma göstermesi ve o saldırıyı püskürtmesi gerekiyor. Biz gazeteciler olarak alanda dayanıştığımız oranda saldırılarda azalacaktır diye düşünüyorum.

    İkincisi ise Türkiye’deki gazetecilerin meslek örgütleri, sendikaları, cemiyetleri, dernekleri onların toplu bir şekilde bu saldırılara karşı ses yükseltmesi gerekiyor. Biz sendika olarak meslektaşlarımıza yönelik bir saldırı gerçekleştiğinde, bir müdahale olduğunda buna karşı açıklamalar, eylemler yapıyoruz, suç duyurularında bulunuyoruz ama tek başına bir sendikanın çözebileceği bir sorun değil. Gazetecilerin yan yana gelip dayanışması ile birlikte, meslek örgütlerinin birlikteliğiyle hareket etmesi ve haber takibi sırasında saldırıya uğrayan gazetecilerle güçlü bir dayanışma gösterilmesi gerekiyor.”

    “SALDIRILARI YAPAN KAMU GÖREVLİLERİ HAKLARINDA İŞLEM YAPILMALI”

    Bu saldırı talimatlarını veren kamu görevlilerinin görevlerinden el çektirilmeleri gerektiğini vurgulayan Durmuş son olarak, “Bunun için bir girişimde bulunulması gerekiyor. Çünkü gazeteci topluma haber ulaştırmak dışında bir şey yapmıyor. Dolayısıyla orada o talimatları veren emniyet müdürlerinin, polis amirlerinin her kimse görevden el çektirilmesi gerekiyor, yargılanmaları gerekiyor. Toplumun haber alma hakkını engelliyorlar. Sadece gazeteciyi darp etmiyorlar. Buradan sizin aracılığınızla İçişleri Bakanlığı’na da seslenmek istiyorum, son bir haftada gazetecilere yönelik yapılan saldırılarda bulunan kamu görevlilerinin derhal görevden alınması ve haklarında soruşturma başlatılması gerekiyor” dedi.

    Melis CİDDİOĞLU-Berivan KELEŞ/ANKARA

  • Müftüoğlu: Kürt basını 30 yıldır baskılara maruz kalıyor-VİDEO

    Müftüoğlu: Kürt basını 30 yıldır baskılara maruz kalıyor-VİDEO

    PİRHA- 16 gazetecinin tutuklanmasına tepki gösteren Dicle Fırat Gazeteciler Derneği Eş Başkanı Dicle Müftüoğlu, “30 yıldır devam ediyor özgür basına yönelik baskılar. Bugün de onun bir devamı. Şekli, biçimi, ismi değişiyor ama sonuç değişmiyor” dedi. Müftüoğlu, kamuoyuna tutuklanan gazetecilerle dayanışma çağrısında bulundu. 

    Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında 8 Haziran’da gözaltına alınan 20 gazeteciden JİNNEWS Müdürü Safiye Alagaş, DFG Eşbaşkanı Serdar Altan, MA Editörü Aziz Oruç, Xwebûn Yazı İşleri Müdürü Mehmet Ali Ertaş, Zeynel Abidin Bulut, Ömer Çelik, Mazlum Doğan Güler, İbrahim Koyuncu, Neşe Toprak, Elif Üngür, Abdurrahman Öncü, Suat Doğuhan, Remziye Temel, Ramazan Geciken, Lezgin Akdeniz ve Mehmet Şahin tutuklandı.

    Dicle Fırat Gazeteciler Derneği Eş Başkanı Dicle Müftüoğlu, gazetecilerin tutuklanmasına ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    Kürt basınının 30 yıldır bu tür baskılara maruz kaldığını ancak yılmadığını vurgulayan Müftüoğlu, demokrasiyi ve ifade özgürlüğünü savunan her kesimin bu hukuksuzluğa tepki göstermesini istediğini belirtti.

    “ÖZGÜR BASINA YÖNELİK 30 YILDIR SİSTEMLİ BİR SALDIRI VAR”

    Türkiye’nin genel anlamda bir cezaevine dönüşmüş durumda olduğunu ifade eden Müftüoğlu, dışarının içeriden fazla farkı olmadığını söyledi.

    Yurttaşların bir tweet attıkları için bile tutuklandığını anımsatan Müftüoğlu, şöyle devam etti:

    “İnsanlar bir röportaj verdikleri için tutuklanıyorlar, haber yaptıkları için tutuklanıyorlar. Türkiye’de genel olarak böyle bir atmosfer var. İktidara muhalefet eden tüm kesimler baskı cenderesi altında. Basın da bunun bir parçası. Özellikle Kürt basını bu noktada hedefte diyebiliriz. En büyük muhalefeti gösteren Kürt halkına yönelik baskının bir paraleli olarak basına da yöneliyorlar. Özellikle de bu topraklardaki savaş gerçekliğini ve bu topraklardaki hak ihlallerini duyurdukları için ne yazık ki hedefteler. Biz bu saldırıyı böyle değerlendiriyoruz. Bugün gelişen bir saldırı değil. 30 yıldır devam ediyor özgür basına yönelik baskılar. Bugün de onun bir devamı. Şekli, biçimi, ismi değişiyor ama sonuç değişmiyor.”

    “HER KESİMDEN, BASIN VE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNE SAHİP ÇIKMASINI BEKLİYORUZ”

    Kürt basınının 30 yıllık bir geçmişi olduğunu ve bu tür baskılara boyun eğmediğini, eğmeyeceğini gösterdiğini dile getiren Müftüoğlu, “Bugün hala gerçekleri halka duyurmaya devam ediyor. Türkiye’de aslında bir nevi basın ve ifade özgürlüğünü, halkın haber alma hakkını savunmaya devam ediyor. Demokratik kamuoyundan da birlikte mücadele etmeyi bekliyoruz. Bu dayanışma ağını daha da büyütmeyi, örgütlemeyi planlıyoruz. Herkesten basın ve ifade özgürlüğüne, demokrasiye sahip çıkmak adına bir tepki vermelerini bekliyoruz. İnsanların da haber alma hakkına sahip çıkmak için bu duruma tepki göstermesini bekliyoruz” dedi.

    PİRHA/DİYARBAKIR