Etiket: dihaber

  • Dihaber muhabiri Kobulan: Basın özgürlüğü için hep beraber Tv10 eylemine sahip çıkalım-VİDEO

    Dihaber muhabiri Kobulan: Basın özgürlüğü için hep beraber Tv10 eylemine sahip çıkalım-VİDEO

    PİRHA – TV10 Eyleminin 47. haftasında Galatasaray’da bir araya gelen TV10 çalışanları Türkiye’de basına yönelik baskılara dikkat çekerek, adalet aramaktan vazgeçmeyeceklerini vurguladı. 

    Haberin Videosu

    Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Tv10 çalışanlarının başlattıkları eylem 47. haftasında devam etti. “Alevilerin sesi Tv10 susturulamaz” pankartının açıldığı eylemde “Alevilerin sesi susturulamaz”, “Özgür basın susturulamaz” sloganları atıldı. Eyleme Cumartesi Anneleri, DAD yöneticileri, Munzur Çevre Derneği Yöneticileri ve iki gün önce KHK ile kapatılan dihaber muhabirleri katıldı.

    Eylemde konuşan TV10 Programcısı Veli Haydar Güleç, 47 hafta önce Alevilerin sesi olan TV10 ve demokrasi, özgürlük mücadelesi veren herkesinin sesinin kesildiğine dikkat çekti.

    “KHK’LERLE MUHALİF OLANLARIN SESİ KAPATILMAYA ÇALIŞILIYOR” 

    İki gün önce yayınlayan KHK ile muhalif ses olarak yayın yapan ajansların kapatıldığını belirten Güleç, basın üzerindeki baskıların devam ettiğini vurgulayarak, binlerce kişinin de işten atıldığını söyledi.

    Bu ülkeyi yönetenlerin, bu ülkenin vatandaşlarını açlıkla terbiye etmeye çalıştıklarını ifade eden Veli Haydar Güleç, “Neden bunu yapıyorlar. Bu ülkede haksızlığa, hukuksuzluğa karşı tepkilerin oluşmasının önünü kesmeye çalışıyorlar ve buna ses olanları da susturmaya çalışıyorlar” dedi.

    Dihaber’in gerçekleri yansıtmaya çalıştığını söyleyen Güleç, “Birilerinin görmek ve duymak istemediğini kamuoyu ile buluşturmak için çaba sarf ediyorlar” diye konuştu.

    Ferhat Tepe’nin 24 yıl önce kaçırılıp gözaltında kaybedildiğini belirten Güleç, “Ferhat Tepe bir haberciydi, gerçekleri yansıtmaya çalıştığı için kaçırılıp infaz edildi” dedi.

    “TÜRKİYE KHK İLE YÖNETİLİYOR”

    Türkiye’nin yasalarla yönetilmediğini, anayasanın da bir hükmünün olmadığını kaydeden Güleç, “Türkiye artık KHK ile yönetiliyor. Her gün yeni KHK’lerle uyanıyoruz ve her gün yeni mağdurlar oluyor” ifadelerini kullandı.

    Alevilerin bu ülkede eşit yurttaşlık taleplerinin olduğunu ve bunun için mücadele yürüttüklerini belirten Veli Haydar Güleç, “TV10 da bunun için vardı. Bunların sesini duyurmak için çabalıyordu ama artık o kanal yok” dedi.

    “30 YILDIR SANSÜRLE KARŞI KARŞIYAYIZ”

    Güleç’ten sonra konuşan dihaber muhabiri Yasin Kobulan ise dün sabah şafak vaktinde çıkarılan KHK ile ajanslarının kapatıldığını belirterek, bu kapatmalara yabancı olmadıklarını, 30 yıldır bu sansürlerle, gözaltılarla ve tutuklamalarla karşı karşıya olduklarını vurguladı.

    “KHK’lerle kapatılabilir, gözaltı uygulamaları ve tutuklamalar yapılabilir” diyen Kobulan, bir geçmişlerinin ve geleneklerinin olduğunu vurgulayarak şunları söyledi:

    “Musa Anterler, Ferhat Tepeler var. Bunlardan aldığımız bir gelenek ve miras var. Bizler bu miras üzerinden bugüne geldik. Bugün kapatılmış olabiliriz ama bugünlerden yarınlarımıza bu mirasa bağlı kalarak habercilik anlayışımızı devam ettireceğiz.”

    “DEVLETİN POLİTİKALARI DIŞINA ÇIKANLAR GÜN GELECEK ADALET ARAYACAK”

    47 haftadır TV10 emekçilerinin basın özgürlüğü için eylem yaptığını söyleyen dihaber muhabiri Yasin Kobulan, basın özgürlüğünü savunmak adına eyleme çağrıda bulunarak şunları belirtti:

    “Keşke burada sadece TV10 çalışanları değil de, hem buradan geçenler hem de diğer basın kurumları da burada olsalardı. Çünkü yarın onların da bu uygulamalara maruz kalacaklarını biliyoruz. Onlar da aynı şekilde burada gün gelecek adalet talep edecekler. Bu adaleti talep etmeden önce biz de diyoruz ki ‘Buyurun gelin burada hep birlikte basın özgürlüğünü savunalım ki yarın tekrar aynı arayışlara girmeyelim.” (HABER MERKEZİ)

     

  • ‘Geçmişte silahlarla susturulmaya çalışılan basın şimdi KHK’lerle susturulmaya çalışılıyor’-VİDEO

    ‘Geçmişte silahlarla susturulmaya çalışılan basın şimdi KHK’lerle susturulmaya çalışılıyor’-VİDEO

    PİRHA – 648. haftada Galatasaray Meydanı’nda buluşan Cumartesi Anneleri 28 Temmuz 1993 akşamı Bitlis şehir merkezinden silahlı telsizli üç kişi tarafından kaçırılan ve cansız bedeni Elazığ kimsesizler mezarlığında bulunan Özgür Gündem gazetesi Bitlis muhabiri Ferhat Tepe için adalet talep etti. 

    Haberin Videosu

    Cumartesi Annelerinin gözaltında kayıpların akıbetini sormak ve adalet aramak için yaptıkları eylem 648. haftadır devam ediyor. 648. haftada 1993 yılında gözaltında kaybedilen Özgür Gündem gazetesinin Bitlis muhabiri olan Ferhat Tepe için adalet istendi. Eyleme geçtiğimiz gün KHK ile kapatılan dihaber muhabirleri destek verdi.

    “DEVLET CEMİL KIRBAYIR’I NE YAPTIN?”

    Eylemde ilk olarak konuşan Cemil Kırbayır’ın kardeşi Fatma Gülmez 37 senedir kardeşini aradığını söyleyerek devlete şöyle seslendi:

    “Devlet Cemil Kırbayır’ı ne yaptın? Kardeşimin kemikleri nerede? Hiç aranmamış, sorulmamış diyorsunuz. Biz araya araya yorulduk. Bu adalet bize ne zaman gelecek? Cemil Kırbayır’ın kemiklerini verin diye burada oturdum. İçerenköy’den buraya yaya yürüdüğüm günler oldu. Yazık be. Beni öldürsen, etimden et kessen ben bu devletten davacıyım. Öldüreninden tut işkenceye vereninden temizlikçisine kadar hepsinden davacıyım. Ben ölsem bile çocuklarım bu davanın peşinde olacaklar. Sen anama söz verdin cumhurbaşkanı. Sözünü tut. Ben senden bir şey beklemiyorum. Sen cumhurbaşkanısın, devletsin. Kardeşimin kemiklerini bul. Buradan Kars savcısına da sesleniyorum. Elini vicdanına koy. O dosyalara bak.”

    “BU ÜLKEDE KATİLLER DEĞİL MAZLUMLAR KATLEDİLİYOR”

    Fatma Gülmez’in ardında konuşan Ferhat Tepe’nin kardeşi Ayşe Tepe, Ferhat Tepe’nin evlerinin önünden alındığını söyleyerek 90’lı yılların karanlığında katledilen herkesin katilinin siyasi ve askeri erkeler olduğunu ifade etti. Kardeşinin öldürüldüğü günden beri isimler verdiklerini ve bu isimlerle ilgili soruşturma bile açılmadığını belirten Ayşe Tepe, umutlarını kaybetmediklerini, kaybetmeleri halinde burada konuşamayacaklarını kaydetti. Ayşe Tepe, bu ülkede katillerin değil, mazlumların katledildiğini gördüklerini söyledi.

    “GAZETECİLİK YAPMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    Ferhat Tepe’nin çalışanı olduğu Özgür Gündem gazetesi adına geçtiğimiz gün KHK ile kapatılan dihaber muhabiri Yasin Kobulan konuştu. Kobulan, Ferhat Tepe’yi 1993 yılında tanıdığını, cenazesinin onların evlerinin aşağısında bulunduğunu belirtti. O günden bu güne O’nun mirasçısı olarak devam ettiklerini söyleyen Kobulan, Ferhat Tepelerin gerçekleri kamuoyuna duyurdukları için katledildiklerini kaydetti. Geçmişte silahlarla ve öldürülmelerle susturulmaya çalışılan basının şimdi de KHK’lerle susturulmaya çalışıldığını vurgulayan Kobulan, 150’yi aşkın gazetecinin tutuklu olduğunu da ekledi. “Biz geçmişimize bakarak geleceğe gidiyoruz” diyen Kobulan, susmayacaklarını, gerçekleri yazmaya devam edeceklerini ve gazetecilik yapmaya devam edeceklerini belirtti.

    “SAVUNMA YAPANLAR CEZASIZ BIRAKMA GELENEĞİNİ SÜRDÜRDÜLER”

    Haftanın basın metnini Cumartesi insanı ve KHK ile kapatılan dihaber muhabiri Sadiye Eser okudu. İHD’nin verilerine göre 12 Eylül askeri darbesi döneminde 15 kişinin gözaltında kaybedildiğini belirten Eser, bunlardan birisinin Kars’ta gözaltında işkenceyle öldürüldüğü meclis araştırma komisyonu tarafından belgelenen Cemil Kırbayır olduğunu kaydetti. Bugün ki iktidar partisinin Adalet Bakanlığı’nın Cemil Kırbayır’ın AİHM’deki davasına hükumet adına savunma yaptığını ifade eden Eser, savunma yapanların Cemil Kırbayır da dahil olmak üzere bugüne kadar yapılmış başvuruları cezasız bırakma geleneğini sürdürdüklerinin altını çizdi.

    “İnkar ve suçu örtme kaygısıyla yapılan Bu savunma her dönem iktidarın hukuksuz uygulamalarına tanık olan bizler için şaşırtıcı değildir.” diyen Eser, bundan 24 yıl önce Ferhat Tepe’nin gözaltında kaybedilmesiyle ilgili tanıklık yapacak 2 kişinin dönemin hükumeti tarafından baskı ve menfaat sağlama taahhüdüyle yalan beyana sevk edildiklerini söyledi.

    Özgür Gündem gazetesi Bitlis muhabiri olan Ferhat Tepe’nin 90’lı yılların karanlığında bölgede işenen ağır insanlık suçlarını haberleriyle kamuoyuna taşıdığını belirten Eser, 28 Temmuz 1993 tarihinde Bitlis’in şehir merkezinde silahlı ve telsizli 3 kişi tarafından kaçırıldığını, Ferhat Tepe’yi kaçıran otomobillerden birinin daha sonra bölgedeki karakolun önünde görüldüğünü ifade etti.

    “MEÇHUL KİŞİ OLARAK BULUNDU”

    Ferhat Tepe’nin kaçırılmasının ardından DEP Bitlis Şube başkanı olan babası İshak Tepe’yi telefonla arayan bir kişinin oğlunun hayatına karşılık DEP il örgütünü kapatmasını ve fidye vermesini istediğini söyleyen Eser, şunları belirtti: “Baba İshak Tepe Bitlis Asayiş Şube Başkanlığı’na, Emniyet Müdürlüğü’ne, Valiliğe, Savcılığa, Başbakan’a, İçişleri Bakanı’na ve OHAL Valisi’ne başvurarak oğlunun bulunmasını istedi. Ailenin ve Gündem Gazetesi’nin ısrarlı arayışıyla 9 Ağustos 1993 tarihinde, gözaltına alındığı inkar edilen Ferhat’ın ağır işkence görmüş bedenine, ‘meçhul kişi’ olarak gömüldüğü Elazığ Kimsesizler Mezarlığı’nda ulaşıldı.” (HABER MERKEZİ)

     

     

  • İki yeni KHK yayımlandı: dihaber dahil 3 basın kuruluşu kapatıldı, çok sayıda ihraç var

    İki yeni KHK yayımlandı: dihaber dahil 3 basın kuruluşu kapatıldı, çok sayıda ihraç var

    OHAL kapsamında iki yeni KHK yayımlandı. Buna göre aralarında dihaber’in olduğu 3 basın kuruluşu kapatıldı. KHK’lerle kamudan çok sayıda ihraç olurken, Emniyet Genel Müdürlüğü için 32 bin civarında kadro açıldı. Daha önce başbakanlığa bağlanan MİT Müsteşarı’nın soruşturulma izni ise yeni KHK ile cumhurbaşkanlığına devredildi.

    Olağanüstü Hal (OHAL) kapsamında 693 ve 694 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameler, Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlandı. 693 sayılı KHK’de, ihraç ve göreve iadeler bulunurken, 694 sayılı KHK’de yasal düzenlemeler yer aldı. Kararnameler ile 928 kişi ihraç edilirken, 3 basın kuruluşu da kapatıldı.

    Kapatılan basın kuruluşları şöyle: dihaberGazete Şujin ve Rojeva Medya Gazetesi.

    İHRAÇLAR

    Kamudaki ihraçların en fazla gerçekleştiği kurumlar ise şöyle:

    • Yüksek Öğretim Kurumları: 172 (120 akademik, 52 idari)
    • Adalet Bakanlığı: 142
    • Kara Kuvvetleri Komutanlığı: 106
    • Hava Kuvvetleri Komutanlığı: 59
    • Deniz Kuvvetleri Komutanlığı: 49
    • Orman ve Su İşleri Bakanlığı: 42
    • İçişleri Bakanlığı: 29
    • Milli Savunma Bakanlığı: 19

    MİT MÜSTEŞARI’NIN SORUŞTURULMASI İZNİ CUMHURBAŞKANLIĞINA VERİLDİ

    MİT Müsteşarı’nın soruşturulmasına izin vermek, başka ülkelerle tutuklu veya hükümlü takası yapmak gibi daha önce başbakana ait olan pek çok yetki ve görev de KHK’lerle cumhurbaşkanlığına devredildi.

    VEKİLLERE SEÇİM ÖNCESİ SONRASI SORUŞTURMA AÇILABİLECEK

    694 sayılı KHK ile milletvekillerine seçimler öncesinde ya da sonrasında işlediği suçlardan soruşturma açılabilecek. Bu işlemler Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülecek.

    22 BİN POLİS, 7 BİN BEKÇİ İÇİN KADRO AÇILDI

    Öte yandan yeni KHK ile çeşitli kamu kurumlarında yeni kadrolar açıldı. Açılan kadroların bir kısmı şöyle:

    • Emniyet Genel Müdürlüğü: 32 bin 12 (Bu sayının içinde 2 bin 500 komiser muavini, 22 bin polis, 7 bin bekçi bulunuyor)
    • Adalet Bakanlığı: 4 bin hakim ve savcı, 2 bin hakim adayı
    • Hakimler ve Savcılar Kurulu: 100 müfettiş

    Ayrıca Kuran Sevenler Derneği, Antalya Çağlayan Lisesi Mezunları Derneği ve Mavi Derneği de kapatıldı.

    Daha önceki KHK’lerle ihraç edilen 60 kamu görevlisi görevlerine iade edildi.

  • Gözaltına alınan dihaber muhabirleri serbest bırakıldı

    Gözaltına alınan dihaber muhabirleri serbest bırakıldı

    Haber takibinde polis tarafından gözaltına alınan Dihaber muhabirleri Sadiye Eser ve Mehmet Şah Oruç, kamera ve fotoğraf makinesi kayıtlarına el konulduktan sonra serbest bırakıldı.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul İl Örgütü’nde, Tevgara Jinên Azad’ın (TJA) yapmış olduğu basın açıklamasını takip ettikten sonra gözaltına alınan Dihaber muhabirleri Sadiye Eser ve Mehmet Şah Oruç serbest bırakıldı. Taksim Polis Merkezi’ne götürülüp kamera ve fotoğraf kayıtlarına el konulan Sadiye ve Mehmet Şah, buradan serbest bırakıldı.

    dihaber muhabirleri gözaltına alındı

  • HDP’li Vekil Toğrul, gözaltındaki DİHABER muhabirlerini İçişleri Bakanına sordu

    HDP’li Vekil Toğrul, gözaltındaki DİHABER muhabirlerini İçişleri Bakanına sordu

    PİRHA- Halkların Demokratik Partisi Antep Milletvekili Mahmut Toğrul 13 Temmuz 2017 tarihinde DİHABER muhabirleri Erdoğan Alayumat ve Nuri Akman’ın haber takibi için gittikleri Hatay-Antep sınır hattında gözaltına alınmalarını meclis gündemine taşıdı. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun cevaplaması için soru önergesi veren Toğrul, Anayasa’nın 26. ve 28. maddelerinde belirtildiği gibi tarafsız haber alma ve haber verme özgürlüğü bireyin ve gazetecinin en temel anayasal hakkı olduğunu ifade etti. 

    Anayasa’nın 26. Maddesine göre, “Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahip olduğunu belirten HDP Antep Milletvekili Toğrul şunları ifade etti:

    “ÇOK SAYIDA GAZETECİ GAZETECİLİK FAALİYETLERİNDEN DOLAYI TUTUKLU”

    Toğrul, “Türkiye cezaevlerinde çok sayıda gazeteci, gazetecilik faaliyetlerinden dolayı gözaltına alınıp tutuklanmaktadır. 13 Temmuz 2017 tarihinde DİHABER muhabirleri Erdoğan Alayumat ve Nuri Akman haber takibi için gittikleri Hatay-Antep sınır hattında gözaltına alındılar. “Makul şüphe” gerekçesi ile gözaltına alınan DİHABER muhabirleri 8 gündür hiçbir gerekçe gösterilmeden gözaltında tutulmaktadır. Alınan bilgilere göre; gazetecilerin dosyalarında gizlilik kararı olduğu ve iki gazeteci hakkında “örgüt üyeliği” iddiasıyla suçlandıkları iddia edilmektedir. Öte yandan, gazetecilerle ilgili ailelere ve ilgili kişilere herhangi bir bilgi verilmezken, devletin resmi ajansı olan Anadolu Ajansı (AA) ve Doğan Haber Ajansı (DHA) iki gazeteciyi “Hatay’da aranan PKK üyeleri Gaziantep’te yakalandı” şeklindeki haberlerle gazetecileri hedef göstermiştir” şeklinde konuştu.

    BU GAZETECİLER İÇİN HERHANGİ BİR TUTUKLAMA KARARI VAR MIYDI?

    HDP Antep Milletekili Mahmut Toğrul tutuklu ve gözaltında olan gazeteciler için meclise İç İşleri Bakanı Süleyman Soylu’nun yanıtlaması için şu soru önergesini verdi:       

    -Haber takibi sırasında “makul şüphe”yle gözaltına alınan DİHABER muhabirleri Erdoğan Alayumat ve Nuri Akman 8 gündür gözaltında tutulmasının gerekçesi nedir? Neden hala savcılığa çıkarılmamaktadır?

    -Gazetecilik mesleğinin en temel ilkesi olan halkın doğru ve objektif haber alma hakkı, gazetecilerin gözaltına alınması ve tutuklanmasıyla engellenmiş olmuyor mu?

    -Bu gazeteciler hakkında çıkarılmış herhangi bir yakalama kararı var mıdır? Gazeteciler, ifade vermek için Emniyet’e çağrılmış mıdır?

    -Habercilik dışında başka hiçbir faaliyeti olmadığı gayet iyi bilinen DİHABER muhabirleri Erdoğan Alayumat ve Nuri Akman’ın dava dosyasına gizlilik kararı konmasının nedeni nedir? Türkiye’de bugün itibariyle kaç gazeteci tutukludur? Bu gazetecilerin içeride tutulmalarının gerekçesi nedir?

     

     

  • Hatay-Antep sınırında iki gazeteci gözaltına alındı

    Hatay-Antep sınırında iki gazeteci gözaltına alındı

    PİRHA- Hatay-Antep sınır hattında haber takibi yapan gazeteciler Erdoğan Alayumat ve Nuri Akman “şüphe” üzerine gözaltına alındı.

    Hatay Antep sınır hattında haber takibi yapan Dihaber muhabirleri Erdoğan Alayumat ve Nuri Akman, dün gece İslahiye merkezde İsa Nuri Demir ile birlikte “Haklarında şikayet” olduğu ve “Makul şüphe” oluştuğu gerekçesi ile gözaltına alındı.

    İlçe Emniyet Müdürlüğüne götürülen gazetecilerin kameralara ve fotoğraf makinelerinin kayıtları inceleneceği gerekçesiyle tutuluyor. Gazetecilerle birlikte alınan İsa Nuri Demir ise serbest bırakıldı.