Etiket: dik

  • FEDA, DAKB, MARDEF ve DİK’ten ‘Dedeler Zirvesi’ne tepki: Asimilasyon politikaları güncelleniyor

    FEDA, DAKB, MARDEF ve DİK’ten ‘Dedeler Zirvesi’ne tepki: Asimilasyon politikaları güncelleniyor

    PİRHA- FEDA, DAKB, MARDEF ve DİK, Dersim soykırımının 89. yılında yapılan “Dedeler Zirvesi”ne tepki göstererek “asimilasyon ve soykırım politikaları sürdürülüyor” dedi.

    Dersim Katliamı’nın 89. yıldönümünde, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı tarafından Dersim’de iki gün süren “Dedeler Zirvesi” gerçekleştirildi. Etkinlik öncesinde açıklamalarda bulunan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı Esma Ersin, Dersim’in, ocakların çoğuna ev sahipliği yapması nedeniyle merkez nokta olarak seçildiğini belirtmişti.Yaklaşık 130 dedenin katıldığı belirtilen toplantı, Alevi toplumunda tartışma yarattı. Söz konusu buluşmaya yönelik tepkiler artarak sürerken, birçok Alevi kurumu toplantıyı eleştiren açıklamalar yaptı.

    Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA), Demokratik Alevi Kadınlar Birliği (DAKB), Maraş Demokratik Dernekler Federasyonu (MARDEF) ve Dersim İnşa Kongresi (DİK) tarafından yapılan açıklamada, Dersim’de yaşananların Kürt ve Alevi kimliğine yönelik sistematik bir yok etme politikası olduğu vurgulandı. Açıklamada, “Canlarımız yediden yetmişe, bütün kirli ve kanlı yöntemler kullanılarak katledildiler” denilerek katledilenler saygıyla anıldı, soykırımcı politikalara karşı mücadele kararlılığı ifade edildi.

    “SOYKIRIMCI POLİTİKALAR GÜNCELLENMİŞTİR”

    Açıklamada, Dersim soykırımının yıldönümünde gerçekleştirilen toplantıya dikkat çekilerek, “Devletin yeni soykırım mekanizması olan Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı, çeşitli dergâh ve ocak temsilcisi olduğu ve 81 ilden geldiği söylenen bir kısım “düşkün” ile bir araya gelmiştir. Böylece soykırım politikalarını güncellemişler, yeni soykırımların yolunu döşemeye çalışmışlardır” ifadelerine yer verildi. Toplantının özellikle 4 Mayıs’ta ve Dersim’de yapılmasının Alevi toplumunun hassasiyetlerine yönelik olduğu kaydedildi.

    “BU TOPLANTI MASUM, İYİ NİYETLİ VE TOPLUMSAL KATKISI OLAN BİR TOPLANTI DEĞİLDİR”

    Açıklamada devamla şu ifadelere yer verildi:

    “Çok net ve açıkça ifade edilmelidir ki, “Alevi-Bektaşi Yol Erkânında İnanç Önderleri İstişare Toplantısı” adıyla gerçekleştirilen bu toplantı, masum, iyi niyetli ve toplumsal katkısı olan bir toplantı değildir. Bu toplantının soykırımın gerçekleştirildiği Dersim’de ve soykırımın başladığı gün olan 4 Mayıs’ta yapılması, Alevileri tahrik ve tehdit etmek, Alevilerin hassasiyetleriyle oynamaktır.Söz konusu kirli faaliyetin bir diğer temel amacı ise asimilasyonu derinleştirmek ve yaygınlaştırmaktır. Bu nedenle 81 ilde katılımın olması istenmiştir. Dersim’in merkez olarak seçilmiş olmasının nedeni ise asimilasyonun ve soykırımın temel hedefi olarak Reya Hak süreğinin belirlenmiş olmasıdır.”

    Açıklamada, geçmişte fiziki katliamlarla yürütülen politikaların bugün asimilasyon, manipülasyon ve ideolojik müdahale araçlarıyla sürdürüldüğü belirtilerek, “Dedeler Zirvesi bu amaçla yapılmış bir saldırıdır” denildi. Yapılanın bir yok etme faaliyeti olduğu vurgulandı.

    “ALEVİLERİN İNANCINI, KİMLİĞİNİ VE GELECEĞİNİ ÇALMAYI AMAÇLAYAN BİR KURUMDUR”

    Alevi-Bektaşi Cemevi Başkanlığı’nın Alevi toplumunun inanç ve kimliğini dönüştürmeyi amaçladığı kaydedilen açıklamada, bu girişimlerin aynı zamanda barış ve demokratik sürece yönelik bir saldırı olduğu ifade edildi.

    Açıklamada, gerçek bir barışın ancak Dersim soykırımıyla yüzleşmekten geçtiği belirtilerek, başta Seyit Rıza ve arkadaşları olmak üzere katledilenlerin mezar yerlerinin açıklanması ve mağduriyetlerin giderilmesi çağrısı yapıldı.

    FEDA, DAKB, MARDEF ve DİK imzasıyla yapılan açıklamada, söz konusu faaliyet sert sözlerle protesto edilirken, Alevi-Bektaşi toplumunun bu tür girişimlere karşı duyarlı olması çağrısı yapıldı. Açıklama, Alevi toplumunun geçmişte olduğu gibi bugün de hiçbir saldırıya teslim olmayacağı vurgusuyla son buldu.

    HABER MERKEZİ

     

  • ‘Bu kadın kırımcı zihniyetin artık hükmünü kaybettiğini ilan ediyoruz!’

    ‘Bu kadın kırımcı zihniyetin artık hükmünü kaybettiğini ilan ediyoruz!’

    PİRHA- 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’ne ilişkin, DAD Kadın Meclisi’nin de içinde yer aldığı inanç kurumlarının kadın örgütleri, yazılı bir açıklama yaparak, “Binlerce yıldır süren ata-erkil düzenin toplumsal yaşamda kadın ve erkek arasında büyük haksızlıklar ve eşitsizliklere sebep oldu. Bu kadın kırımcı zihniyetin artık hükmünü kaybettiğini ilan ediyoruz” denildi. 

    Demokrasi Partisi (DEM Parti), Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Halklar İnançlar Kadın Meclisleri, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), Demokratik İslam Kongresi (DİK), İnsan ve Özgürlük Partisi (PİA), Mezopotamya İslami Araştırmalar Federasyonu, Amed Surp Giragos Kilisesi Kadın Kolları Kadın Meclisi, Mardin Süryani Kadın Derneği kadına yönelik şiddete karşı ortak açıklama yaptı.

    25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü dolayısıyla yapılan yazılı açıklamada, binlerce yıldır süren ata-erkil düzenin toplumsal yaşamda kadın ve erkek arasında büyük haksızlıklar ve eşitsizliklere sebep olduğunun belirtildi. Gelenek ve kültür adı altında kadın cinsinin kırımına yol açacak züllüme, şiddete yol olduğu vurgulanan açıklamada, “Bu kadın kırımcı zihniyetin artık hükmünü kaybettiğini ilan ediyoruz” denildi.

    Açıklamada, kadının bedenine, aklına, iradesine biçilen rolleri; namus, din, devlet ve gelenek adı altında kutsallaştıran tüm baskı biçimlerini reddettikleri vurgulandı.

    İSLAMİYETTE KADIN 

    İdeolojik baskının, en görünür yüzlerinden birinin Diyanet İşleri Başkanlığının söylemlerinde ortaya çıktığının belirtildiği açıklamada, “Kadının sesini kısmayı görev sayan, şiddeti aile içi sorun diye küçülten, kadını erkeğin himayesine mecbur kılan, nasıl giyineceğimize karar veren söylemler bizim için meşru değildir. Kur’an-ı Kerim, ‘Sizi tek nefisten yaratan Rabbinizden sakının’ (Nisa 1.) der. Allah kadını ve erkeği aynı özden yaratmıştır. ‘Allah adaleti, iyiliği ve yakınlara yardım etmeyi emreder. Hayasızlığı kötülüğü ve zorbalığı yasaklar.’ (Nalh 90) Kur’an’da insana karşı şiddet, zülüm, zorbalık haram kılınmıştır. Kadına yönelik şiddet bireysel değil, sistematiktir. Erkek egemen akıl dinle, devletle, zor gücünü hakim kılan hukukun sessizliği ile toplumu bir bütünden ayrıştırmış, parçalara bölmüştür. Bu coğrafyada parçalanmayı yaratan bu gerçekliktir. Bu parçalanmaya karşı duran bir direniş damarı da hep olmuştur. Yahudilikte Hz. Asiye (Firavunun eşi)  Hıristiyanlıkta havarilerin havarisi olarak kabul edilen Maryem Magdelena, İslam ümmetinin anası kabul edilen Hz. Hatice, Alevilikte direnişin sembolü Besê ve Zarife kendi zamanlarının zalimlerine karşı çıkıp direnmişlerse, bugünlerde kadınlar da meydanlarda, cezaevlerinde, siyasette çalışma alanında evde özgür iradeyle var olma kavgasını veriyor” ifadelerine yer verildi.

    ALEVİLİKTE KADINLAR 

    Açıklamada, “Alevilik inancında şöyle der; ‘O inanç ki yolumuz vardır.’ ‘Yolun sahibi anadır. Sır ondadır. Nur candadır. Can ile canan ananın deryasında damladır’  der. Bu yol, ocak sistemi ile yaşam bulmuş, ocağın sahibi kadındır. Yolun sürdürücüsü kadındır. Pir kavramı cinsiyet içermez. Yoluna ikrar veren her kadın; özgürlüğe, eşitliğe, adalete, ortak yaşama ikrar vermiştir. Bugün ‘pir’ dediğimizde akla erkek cinsi gelir. Cemlerde pir makamında kadınlar uzaklaştırılmış, kadınların toplum önderliğinin önü kesilmiştir. Yol sürdüren, sözünü söyleyen erkekler olmuştur. Egemen inançlara benzeştiği için Alevi kadınları da bütün şiddet türlerine maruz kalmıştır. Alevi inancı cana kıymayı, şiddeti, zulmü, zindanı tümden reddeder” diye belirtildi.

    HİRİSTİYANLIKTA KADIN 

    Hristiyanlık dinin en temel öğretilerinden birinin sevgi ve adalet anlayışı olduğunun vurgulandığı açıklamada, “Yeni Ahitte geçen ilke ‘Tanrı sevgidir’ (1. Yuhanna 4:18). Altın Kural: ‘Size nasıl davranılmasını istiyorsanız, siz de başkalarına öyle davranın’ (Matta 7:12) ayeti, her türlü kötü muameleye karşı ahlaki bir standart koyar. İncil’de kadına şiddet konusu doğrudan olmasa da İsa Mesih genel olarak ‘Her kim kardeşine ahmak derse o yargılanacaktır’ diyerek sözlü hakareti bile yasaklar. Ayrıca Hristiyanlık kutsal Anne Meryem ile kadın cinsini kutsallık mertebesine yükseltmiştir” diye kaydedildi.

    Açıklama şu ifadelerle son buldu: “Sonuç olarak biliyoruz ki kadına yönelik şiddet, yalnızca bireysel bir ahlaksızlık değil, toplumu çürüten, adaleti zedeleyen ve devletin sorumluluk alanını doğrudan ilgilendiren bir meseledir. Yukarda da verilen örneklerde görülüyor ki, kutsal kitap ve inançların kutsallar içerisinde kadın ve erkek farklılığı yoktur, muhatap olan insandır. Devletli sistemler, kadını erkeğin egemenliği altında adeta erkek için yaratılmış göstererek, hiçleştirerek kadını iradesiz ve benliksiz bırakarak sadece beden üzerinden varlığını meşru göstermeye çalışmıştır. Bu bakış açısını reddediyoruz. Eşrefi mahlukat içindeki yerimizin saygınlığını hiçbir anlayış ve yaklaşıma ezdirmeyeceğimizi bugüne kadarki mücadelemizle gösterdik, göstermeye devam edeceğiz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Dersim Çalıştayı’nın ikinci gününde sorunlar ve çözümleri konuşuldu-VİDEO

    Dersim Çalıştayı’nın ikinci gününde sorunlar ve çözümleri konuşuldu-VİDEO

    PİRHA-Dersim İnşa Kongresi tarafından Almanya’nın Oberursel kentinde yapılan Dersim Çalıştayı’nın ikinci gününde dil, inanç, doğa, kültür, gençlik, kadın sorunlarına dikkat çekilerek, çözüm önerileri sunuldu.

    Almanya’nın Oberursel kentinde Dersim İnşa Kongresi (DİK) tarafından gerçekleştirilen Dersim Çalıştayı‘nın ikinci gününde Avrupa’daki Dersim kurumları ve Dersim’deki seçilmişler konuştu. Devam eden çalıştaya, MARDEF, FEDA, ADEF yöneticisi Kasım Koç, Cıvrak Avrupa, Dik, Leverkusen Alevi Dergahı yöneticileri, yerine kayyım atanan Dersim Belediye Eş Başkanları Birsen Orhan ile Cevdet Konak, DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, DAM yöneticisi Sabri Aslan, yazarlar Ergin Doğru ve Hüseyin Ayrılmaz katıldı.

    Katılımcılar tarafından yapılan konuşmalarda, Dersim ana sorunları olarak, dil, inanç, doğa, kültür, gençlik, kadın boyutu geldiği boyuta dikkat çekilerek, Avrupa’daki Dersimli güçlerin ortak hareket etmenin çabasını yükseltmeli ve arayışların güçlendirmesi dile getirildi.

    PİRHA/ALMANYA

     

     

  • Oberursel’de Dersim İnşa Kongresi Çalıştayı başladı

    Oberursel’de Dersim İnşa Kongresi Çalıştayı başladı

    PİRHA – Oberursel’de Dersim İnşa Kongresi (DİK) kapsamında, Alevi Kültür Merkezi’nde iki günlük bir çalıştay gerçekleştiriliyor. Çalıştayın ilk günü Dersimli bireylerle, ikinci gün ise Avrupa’daki Dersim kurumları ve Dersim’deki seçilmişlerle devam edecek. Kongre adına DİK eş başkanları Akife Polat ve Erol Aydın konuşmalar yaptı.

    Eş başkan Akife Polat, konuşmasında Dersimli kadınların kimliğinin kesişimsel bir yapı üzerine kurulduğunu vurguladı. Polat, “Dersim kadınlarının varoluşu ve kimliği, inanç, sınıf ve cinsiyet gibi unsurların birbirleriyle etkileşim içinde şekillendiği kesişimsel bir yapıya sahiptir. Bu faktörlerden hiçbiri diğerinden daha az önemli değildir” dedi.

    Polat, geçmişte bu kesişimlerin, özellikle inanç ritüelleri ve günlük yaşam pratiklerinin anadilde sürdürülmesiyle güçlü bir şekilde ortaya çıktığını belirterek, eşitsizlik sorununa da dikkat çekti. “Tüm bunlara rağmen, yüzleşilmesi gereken en önemli sorunlardan biri eşitliğin mevcut olmamasıdır. Bu eşitsizlik, Dersim adına faaliyet yürüten kurumlarda dahi gözlemlenebilmektedir” diye konuştu.

    Eski DİK yöneticisi Mustafa Şen ise konuşmasında geçmiş dönemde yapılan çalışmalara ilişkin özeleştiride bulundu. Şen, hedeflenen büyümenin sağlanamadığını ifade ederek, “Olumsuzlukları örtbas etmek yerine yapılan yanlışları ve başarılamayanları açıkça ortaya koymak gerekir. Pek çok hata yapıldı, istenilen sonuçlara ulaşılamadı” dedi.

    Şen, girişim sürecinde derneklerin ve önemli şahsiyetlerin katılımının yetersiz olduğunu belirterek, bunun kendileri için büyük bir eksiklik olduğunu söyledi. Geçmişte yapılan toplantıların verimli geçtiğine dair algı olsa da, genel çerçevede başarıya ulaşamadıklarını dile getirdi. Konuşmasının sonunda, önümüzdeki dönemde yeni denemeler ve yaklaşımlar sergileyeceklerini açıkladı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Almanya’da çok sayıda kurum katliamları protesto etti-VİDEO

    Almanya’da çok sayıda kurum katliamları protesto etti-VİDEO

    PİRHA-Soykırımlara Karşı Mücadele Platformu adı altında biraraya gelen kurumlar adına yapılan açıklamada, Suriye’de Alevilere, Gazze’de ise Filistinlilere yönelik saldırılara ve katliamlara dikkat çekilerek, “Adaletin sağlanması, mağdurların anılması ve gelecekte benzer trajedilerin yaşanmaması için birleşmek zorundayız” denilerek soykırımlarla yüzleşilmesi çağrısında bulunuldu.

    Almanya’da soykırımlara dikkat çekmek ve geçmişte yaşanan soykırımlarla yüzleşmek amacıyla basın açıklaması düzenleyen Soykırımlara Karşı Mücadele Platformu, Suriye’de Alevilere, Gazze’de Filistinlilere işlenen katliamların durdurulmasını talep etti. Platform ayrıca geçmişte Dersim, Koçgiri, Roboski gibi işlenen katliamlarla yüzleşmek için çağrıda bulundu.

    Basın açıklamasına, Dersim 38 Soykırım Karşıtı Derneği ( eV ) , Die Linke , SYKP , Becekli – Göktepe Derneği ,Yaşanacak Dünya, Dersim İnşa Kongresi (DİK), Stuttgart Alevi Kültür Merkezi ,Esslingen Alevi Kültür Merkezi, Ludwigsburg Alevi Kültür Merkezi, Kirchheim Alevi Kültür Merkezi, Hatay Adana Mersin Defne Kültür Derneği (HAMD), Demokratik Kültür Merkezi (ADHF), Almanya Göçmen İşçiler Federasyonu (AGİF), Stuttgart Demokratik Kürt Toplum Merkezi, Tohum Kültür Derneği (ATİF) katıldı.

    “SOYKIRIM, İNSANLIĞIN ORTAK VİCDANINA, GELECEĞE, UMUDA VE ÖZGÜRLÜĞE YÖNELİK BİR SALDIRIDIR”

    Kurumlar adına yapılan açıklamada şunlara yer verildi:

    Tarih, zulmün ve adaletsizliğin karanlığına gömülen halkların çığlıklarıyla doludur. İnsanlık, egemenlerin çıkarları uğruna işlenen soykırımlara, katliamlara, sürgünlere ve imha politikalarına defalarca tanıklık etti. Ancak bizler, bu vahşete sessiz kalmayacak olanlar, tarihin tekerini tersine çevirecek olanlarız! Soykırım; sadece bir halkın, bir ulusun ya da bir kimliğin yok edilmesi değildir. Soykırım, insanlığın ortak vicdanına, geleceğe, umuda ve özgürlüğe yönelik bir saldırıdır. Katliamlar; egemenlerin, zorba düzenlerin, emperyalizmin ve sömürü çarklarının en vahşi yüzüdür. Ama bizler, tarihin sadece kurbanları değil, aynı zamanda direnenleriyiz!

    TARİHİ TERS YÜZ EDENLERE KARŞI HAKİKATİN SAVAŞÇILARI OLACAĞIZ

    Bu düzen, faillerin cezasız kalmasıyla, katillerin ödüllendirilmesiyle, gerçeklerin karartılmasıyla varlığını sürdürmek istiyor. Ancak biz, adalet mücadelesini büyütmek için buradayız! Tarihin unutturulmasına, suçluların aklanmasına, mazlumların sesinin bastırılmasına asla izin vermeyeceğiz. Tarihi ters yüz edenlere karşı hakikatin savaşçıları olacağız! Mazlum halkların direnişini büyütecek, dayanışmayı yükselteceğiz! Katliamların ve soykırımların hesabını sormadan durmayacağız!

    KATLİAMLARLA YÜZLEŞMEK TARİHSEL BİR SORUMLULUKTUR

    İşte bu nedenledir ki, biz Stuttgart ve çevresinde yaşayan çeşitli Ulus ve Milliyetlerden, inanç ve düşüncelerden devrimci, demokrat, aydın ve ilerici kişi ve kurumlar olarak bir araya gelerek Soykırım ve Katliamlarla Mücadele Platformunu oluşturduk. Başta 1915 Ermeni soykırımı olmak üzere, Pontus, Koçgiri, 1937/38 Dersim soykırımı gibi İnsanlık suçu kabul edilen olaylarla birlikte, 1956 Rumlara yönelik katliamlar, Maraş, Roboski, 19 Aralık hapishane katliamları ve en son yakın tarihimizde Suriye’de yaşanan Alevi katliamı Şubat-Mart 2025, 2024 ve 2025 Gazze’de yaşanan soykırım ve katliamlarıyla yüzleşmek sadece tarihsel bir gereklilik değil, aynı zamanda bu katliamlara yeni halkalar eklenmemesi için, geleceğe yönelik ertelenemez bir sorumluluğumuzdur.

    BİRLEŞMEK ZORUNDAYIZ!

    Soykırımlarla ve Katliamlarla Mücadele Platformu olarak, tarihte işlenmiş tüm soykırımları tanımak ve bu suçları önlemek için mücadele ediyoruz.  Adaletin sağlanması, mağdurların anılması ve gelecekte benzer trajedilerin yaşanmaması için birleşmek zorundayız.”

    “ADALET, DAYANIŞMA VE MÜCADELE ŞARTTIR”

    Platform yaptığı açıklamanın ardından taleplerini sıralayarak şunları aktardı:

    “-Geçmişte yaşanan soykırım ve katliamların tanınması ve sorumluların yargılanması

    – Günümüzde devam eden etnik temizlik ve soykırım girişimlerine karşı Uluslararası

    -Toplumun acil adım atması…

    – Soykırım kurbanlarının anılması ve hayatta kalanlara destek sağlanması…

    – Eğitim ve farkındalık çalışmalarıyla toplumda bilinç oluşturulması…

    – Soykırımların ve katliamların olmadığı bir dünya için adalet, dayanışma ve mücadele şarttır. Uluslararası Kamuoyunu, Uluslararası kuruluşları, sivil toplum örgütlerini ve bireyleri bu İnsanlık suçlarına karşı ses çıkarmaya çağırıyoruz. Sessizlik suç ortaklığıdır.”

    “SOYKIRIMLARA KARŞI SESİMİZİ YÜKSELTELİM!”

    Açıklamanın sonunda ise ortak mücadele edilmesi vurgusu yapılarak şunlar söylendi:

    “Soykırımlara, katliamlara ve emperyalist talana karşı mücadele, yalnızca geçmişin hesabını sormak değil, aynı zamanda geleceği inşa etmektir. Bizi ayrıştırmaya, bölmeye, sindirmeye çalışanlara karşı omuz omuza verelim! Halkların, emekçilerin, ezilenlerin ortak mücadelesiyle zulmün karşısına dikilelim! Adalet, sadece mahkeme salonlarında değil, sokaklarda, meydanlarda, yüreklerimizde kazanılacaktır! Tarih, direnenleri yazacaktır! Soykırıma, katliama, zulme karşı sesimizi yükseltelim! Birlikte güçlü, mücadelede yenilmeziz!”

    PİRHA/ALMANYA

  • DAD ve DİK’ten Dersim’deki nöbet eylemine ziyaret: Kayyım zulmünü kabul etmiyoruz -VİDEO

    DAD ve DİK’ten Dersim’deki nöbet eylemine ziyaret: Kayyım zulmünü kabul etmiyoruz -VİDEO

    PİRHA-Demokratik Alevi Dernekleri ve Demokratik İslam Kongresi, Ovacık ve Dersim Belediyesi’ne kayyım atanmasını protesto etti. Yapılan ortak açıklamada, “Bu zulmün hiçbir dinde yeri yoktur” denilerek, kayyımların geri çekilmesi çağrısında bulunuldu.

    DEM Partili Dersim Belediyesi ile CHP’li Ovacık Belediyesi’ne 22 Kasım akşamı kayyım atandı. Belediyelere peş peşe atanan kayyımlara ülkenin dört bir yanından tepkiler yükseliyor.

    Demokratik Alevi Dernekleri ve Demokratik İslam Kongresi, Dersim Belediyesi’ne kayyım atanmasına karşı başlatılan nöbet eylemine destek ziyaretinde bulundu. Kitle, Yeraltı Çarşısı üstünden Dersim Belediyesi’nin önüne çekilen polis bariyerinin önünde açıklama yaptı.

    Açıklamaya DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Bingöl Milletvekili Ömer Faruk Hülakü, DEM Parti Halklar ve İnançlar Komisyonu Eş Sözcüsü Yüksel Mutlu, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan ve Dersim İttifak Bileşenleri katıldı.

    “İNANÇLI VE DİNDAR İNSANLARI DA KAYYIM ZULMÜNE KARŞI SÖZ SÖYLEMEYE DAVET EDİYORUZ”

    DAD ve DİK adına ortak açıklamayı DİK Üyesi Hatice Şeker okudu. Şeker, kayyım atamalarıyla bir korku ve tedirginlik ikliminin oluşturulmak istendiğine dikkat çekerek, “Ülke seçime ve seçilme hakkının ortadan kalktığı bir mecraya sürükleniyor. Dersim kadim Reya Haq Aleviliğinin serçeşmesidir. Dersim bu açıdan stratejik bir yerdir. Tekçi, inkarcı iktidarların hedefi haline getirilmiştir. Kayyım dayatmasının nihayi hedefi tarihte olduğu gibi Dersim’i Alevisizleştirmek, Kürtsüzleştirmektir” dedi.

    Şeker, Dersim halkının asimilasyoncu politikaları çok iyi bildiğinin altını çizerek, “Geçen dönem dayatılan kayyım gittiği her şehirde maddi manevi enkazlar bırakmıştır. Dersim Belediye Eş Başkanları halkın rızasıyla belediyeleri yönetmektedir. Meşru olmayan kayyımlardır. Kayyımlar geri çekilmelidir. Bizler inanç öncüleri, Yol talipleri ve din alimleri olarak kayyım zulmünü kabul etmiyoruz. Tüm inançlı ve dindar insanları da kayyım zulmüne karşı söz söylemeye davet ediyoruz” diye konuştu.

    Kayyımlara karşı Dersim’e gelen din alimleri de “Kayyım zulümdür. Hiçbir dinde karşılığı yoktur. Bunu kabul etmek mümkün değildir” diye belirtti.

    “İRADEYE SAYGISIZLIĞINA HEPİMİZİN DUR DEMESİ LAZIM

    İmam Rıza Ocağı evladı DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, kayyım politikasının son bulması çağrısında bulunarak, “Yüzyıl içerisinde çok acılar yaşadık, yaşamaya devam ediyoruz. Türkiye’deki bütün halkların, inanç kesimlerinin bir birinin elinden tutup, bir birinin Xızır’ı olması lazım. Bu kadar, kin, nefret, iradeye saygısızlığa hepimizin dur demesi lazım. Bu coğrafyaya barışın gelmesi gerekiyor” şeklinde ifade etti.

    “‘ÇIKIN BİRİNİZ BU YANLIŞTIR, BUNU KABUL ETMİYORUM’ DEYİN

    DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan da, iktidarın özgürlüğe, barışa, eşitliğe barikat kurduğunu vurgulayarak, kayyımlara, “Çıkın biriniz bu yanlıştır, bunu kabul etmiyorum” deyin çağrısında bulundu.

    Yapılan açıklamanın ardından yürüyüş yapıldı.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim’deki kayyıma ortak tepki: Dersim’e sefer olur ama zafer olmaz!

    Dersim’deki kayyıma ortak tepki: Dersim’e sefer olur ama zafer olmaz!

    PİRHA – DİK, FDG, AABK, FEDA, DSKD, DKG ve ADEF, Dersim ve Ovacık belediyelerine atanan kayyımlara tepki gösterdi. Ortak yapılan açıklamada, “Kayyum darbesine karşı açıktan ve en güçlü şekilde tavır almanın tüm Alevi toplumunun ve kurumlarının tarihsel görevidir. Dersim ve Ovacık’a kadar halkın direnen iradesini selamlıyoruz. Bir kez daha vurgulamak isteriz ki, Dersim’e sefer olur ama zafer olmaz” denildi.

    DEM Partili Dersim Belediyesi ile CHP’li Ovacık Belediyesi’ne 22 Kasım akşamı kayyım atandı. Halkın, belediye binasına girmesine engel olan kolluk güçleri, belediye binasını beton bariyerlerle çevirdi.

    Dersim’e atanan kayyımlara tepkiler yükselmeye devam ederken Dersim İnşa Kongresi (DİK), Avrupa Dersim Dernekleri Federasyonu (FDG), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA), Dersim 38 Soykırım Karşıtı Derneği (DSKD), Dersim Kültür ve Tarih Merkezi (DKG) ve Avrupa Demokratik Dersim Dernekleri Federasyonu (ADEF), ortak yazılı bir açıklama yaptı.

    “MUHALİF TÜM ÇEVERELER KAYYUM TEHDİDİ ALTINDADIR”

    Kurumların ortak açıklamasında 2016’da çıkartılan Kanun Hükmünde Kararname ile yürürlüğe sokulan kayyum uygulamasının yasal dayanağı olmadığı halde bir yönetim biçimi haline getirildiği vurgulandı. Açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi:

    “Kayyum diktası başlangıçta her ne kadar Kürt halkının iradesi ile seçilmiş HDP Belediyeleri’ni hedeflemiş olsa da, günümüzde tüm muhalif kesimlerin başında sallandırılan bir Demoklesin kılıcı haline gelmiştir. Son on yılda çok açık bir şekilde görüldüğü üzere üniversitelerden, meslek kurumlarına, sendikalardan barolara kadar siyasi iktidara muhalif tüm sivil toplum örgütleri ve çevreler kayyum tehdidi altındadır.

    AKP/MHP diktası bir yandan açıktan darbe yaparken, öte yandan ‘Kültür Bakanlığı Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı’ örneğinde görüldüğü üzere kimi zaman da dolaylı yöntemlerle kayyum uygulamasını sürdürmektedir. Tüm bunların sonucudur ki, Türkiye Erdoğan’a tanınan özel yetkiler sonucu kararnamelerle yönetilen olağanüstü hal rejimine mahkum edilmiştir. Bu durum yalnızca kayyum darbesine maruz kalanların değil; çoğulcu demokrasi, insan hak ve özgürlükleri sorunudur.

    “AMAÇ, KUTSAL MEKANLARI, DOĞAYI YAĞMAYA AÇIK HALE GETİRMEK”

    Öte yandan kayyum darbesinin siyasi iktidarın mantığına göre farklı amaçlara odaklandığı da, üzerinde önemle durulması gereken bir olgudur. Buna göre Dersim ve Ovacık belediyelerine kayyum atama, aynı zamanda buraya yönelik geliştirilen özel politikalarla doğrudan ilintilidir. Dersim’in, cumhuriyetin kuruluşundan günümüze toplumsal mühendislik politikalarının temel uygulama alanı seçildiği, bilinmektedir. AKP/MHP iktidarında ise inancın başkalaştırılması, demografik yapının dönüştürülmesi, Alevi inancının kutsal mekanı doğanın anlam kaybına uğratılarak yağmaya açık hale getirilmesi, dil kırım politikalarının nihayete ulaştırılması temel amaç olarak benimsenmiştir.

    “AÇIKTAN TAVIR ALMAK TARİHSEL GÖREVDİR”

    Diyanet İşleri Başkanlığı ve Munzur Üniversitesi başta olmak üzere AKP/MHP iktidarı devletin tüm kurumlarını kurucu politikanın güncelleştirilmesi kapsamında seferber ederek, Dersim toplumunun kültürel kimliğini ve yaşamını çok katmanlı bir ideolojik, siyasi ve inançsal kuşatmaya almıştır. Halk iradesi ile seçilmiş Dersim Belediyesi tüm bu kuşatmalara karşı bir nefes borusu, bir direnç alanıdır. Kayyum darbesi ile bu nefes borusu kesilmek ve Dersim toplumunun kurucu politika bağlamında dönüştürülmesi nihayete ulaştırılmak istenmektedir. Bu bağlamda Dersim’e sahip çıkmak, kayyum darbesine karşı açıktan ve en güçlü şekilde tavır almak tüm Alevi toplumunun ve kurumlarının tarihsel görevidir.

    “ONURUMUZA SAHİP ÇIKIYORUZ”

    Bir kez daha vurgulamak isteriz ki, Dersim’e sefer olur, ama zafer olmaz. Dersim halkı bugün de kayyum darbesine karşı direniyor, iradesine sahip çıkıyor. Esenyurt’tan, Batman, Mardin, Halfeti, Dersim ve Ovacık’a kadar halkın direnen iradesini selamlıyoruz. Dersim ve Ovacık yalnız değildir. Kayyum derhal geri çekilmeli, belediye yönetimi halkın seçilmiş iradesine teslim edilmelidir. Kayyum darbedir, irade gaspıdır. Bu faşizan uygulamaya derhal son verilmelidir. Dersim onurumuzdur, onurumuza sahip çıkıyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Dersim İnşa Kongresi, 3. Olağan Genel Kurulunu yaptı

    Dersim İnşa Kongresi, 3. Olağan Genel Kurulunu yaptı

    PİRHA – DİK, 3. Olağan Genel Kurulunu Almanya’da gerçekleştirdi. Yapılan konuşmalarda Dersim’in inanç ve doğasına yönelik saldırılara vurgu yapıldı.

    Dersim İnşa Kongresi (DİK), 3. Olağan Genel Kurulu Frankfurt kentindeki Oberursel Alevi Kültür Merkezinde gerçekleştirdi.

    6-7 Nisan’da gerçekleşen genel kurul, Dersim’de 1937-1938’de katledilenlerin şahsında saygı duruşu ile başladı. Ardından yapılan divan seçimine FEDA Eş Başkanı Demir Çelik, Özlem Yılmaz ve Haydar Uç seçildi.

    Genel Kurula, Dersim Tarih ve Araştırma Merkezi, Kurmeşliler Derneği, Uluslararası Kürecikliler Meclisi, Eski HDP Dersim Belediye Başkanı Songül Erol Abdil, KCDK-E Ekoloji Komitesi, KAWA Federasyonu, Yeşil Sol Parti Avrupa, FEDA ve Demokratik Alevi Kadınlar Birliği temsilcileri de katıldı.

    Dersim Belediyesi Eş Başkanları Birsen Orhan ve Cevdet Konak’ın ve DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu’nun mesajları okundu.

    Kurum temsilcileri, yaptıkları değerlendirmede DİK’in öneminin ve çalışmalarının UNESCO, AB ve BM’ye taşınması, Dersim Soykırımı, devam eden kültürel ve doğa kırımının kabul edilmesine yönelik birlikte çalışma yapılmasına vurgu yaptı.

    Yapılan konuşmaların ardından Dersim İnşa Kongresi’nin iki yıllık çalışma raporu değerlendirildi. Dersim ve çevresinin güncel ve tarihsel sorunlarının dile getirildiği raporda Dersim’in inanç ve doğasına yönelik saldırılara vurgu yapıldı.

    Kurulda, Dersim’in sorunlarına yönelik çaba harcayan kurumların devletin asimilasyonuna ve doğa tahribine karşı birlikte çalışmasının önemine vurgu yapıldı.

    Kurulun devamında seçimler yapılarak Dersim İnşa Kongresi’nin 7 kişilik yönetimi belirlendi. Yeni yönetim ilk toplantıda, eş sözcüler başta olmak üzere görev dağılımı yapacak.

    PİRHA/ALMANYA

  • ’13. Avrupa Dersim Kültür Festivali’ni depremde kaybedilen canlara ithaf ediyoruz’

    ’13. Avrupa Dersim Kültür Festivali’ni depremde kaybedilen canlara ithaf ediyoruz’

    PİRHA- Demokratik Alevi Federasyonu, Avrupa Demokratik Dersim Birlikleri Federasyonu, Dersim İnşa Kongresi, ortak yazılı bir açıklama yaparak, 13. Avrupa Dersim Kültür Festivali’ni Maraş merkezli depremlerde kaybedilen canlara ithaf ettiklerini duyurdu. 

    13. Avrupa Dersim Kültür Festivali 26-27 Mayıs 2023 Tarihlerinde Frankfurt’da gerçekleşecek.

    Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA), Avrupa Demokratik Dersim Birlikleri Federasyonu (ADEF), Dersim İnşa Kongresi (DİK), ortak yazılı bir açıklama yaparak, 13. Avrupa Dersim Kültür Festivali’ni depremde kaybedilen canlara ithaf ettiklerini duyurdu.

    Cumhuriyetin birinci yüzyılı geride bırakılıp, ikinci yüzyıla girerken Avrupa Dersim Kültür Festivali’nin; inkârın, katliamın ve soykırımların yaşanmayacağı yeni yüzyılda halkların ve inançların özgür ortak yaşamlarına vesile olmasının istenildiği açıklamada şunlar kaydedildi:

    “Türk ulus devletinin inkârcı, katliamcı ve soykırımcı birinci yüzyılının geride kalacağı, ikinci yüzyıla girmek üzere olduğumuz bu süreçte, Avrupa Dersim Kültür Festivali inkârın, katliamın ve soykırımların yaşanmayacağı yeni yüzyılda halkların ve inançların özgür ortak yaşamlarına vesile olsun istiyoruz.

    İnsani ve meşru olan bu arzu ve dileğimize rağmen Türk devleti katliam ve soykırımda ısrar etmektedir. Bu nahak zihniyetini 6 Şubat’ta yaşanan doğal afette de göstermekten kaçınmadı. Hem deprem öncesi görev ve sorumluluklarını yerine getirmeyerek, hem de deprem sonrasında sorumluluklarından kaçarak, hatta devletin görevlerini karşılamaya çalışan sivil toplum örgütlerinin ve demokratik kitle örgütlerinin insani ve vicdani dayanışmalarını engelleyerek adeta Kürt- Alevi ve Arap- Alevi soykırımının yaşanmasına neden oldu.

    Devletin ve AKP- MHP iktidarının bu ırkçı ve faşist zihniyetinin neden olduğu yüzbinlerce canımızı saygı ve minnetle anarken, 13. Avrupa Dersim Kültür Festivali’ni depremde kaybettiğimiz canlarımıza ithaf ettiğimizi bu vesile ile belirtmek isteriz.

    “HALKIMIZA ASİMİLASYON VE İNKAR DAYATILIYOR”

    Devlet geçen yüzyılda neden olduğu soykırımlarla yüzleşip, hesap vereceğine katliamda ısrar etmekte, bölgeyi Kürtsüzleştirme, Alevisizleştirme ve bu planı ile Demografik dönüşümü sağlayarak hafızasızlaştırmanın faaliyetleri içinde olup, halkımıza inkâr ve asimilasyonu dayatmaktadır. Tam da bu nedenlerle devletin fiziki ve kültürel soykırımına karşı 13. Avrupa Dersim Kültür Festivali’nde dilimize, kültürümüze, inancımıza, kimliğimize ve varlığımıza sahip çıkarak cevap olalım istiyoruz.

    Bu amaç doğrultusunda; T.C Soykırımlarla Yüzleş, Dersim Soykırımını Tanı! Ana şiarımızla tarihi Dersim coğrafyasında yaşayan halklar, inançlar ve toplumsal kesimlerle buluşalım istiyoruz. Nefeslerimizi, klamlarımızı, deyişlerimizi ve ağıtlarımızı seslendirerek kültürümüzü ve inancımızı yarınlara taşıyalım istiyoruz.
    Ana dilimizle şarkılarımızı seslendirecek, ağıtlarımızla acılarımızı ortaklaşacak, aydın ve yazarlarımızla karanlığa ışık olalım istiyoruz.
    Gelin canlar dayanışarak yeni yaşamı kuralım! Faşizme karşı tek yürek olalım! Dayanışma yaşatır!”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • DİK ve DAD, Pazarcık’ta depremzedeleri ziyaret etti

    DİK ve DAD, Pazarcık’ta depremzedeleri ziyaret etti

    PİRHA- DİK, HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu, DAD üye ve yöneticilerinden oluşan heyet, depremin merkez üssü Pazarcık’ta depremzedeleri ziyaret etti.

    Demokratik İslam Kongresi (DİK) alimleri, HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu Demokratik İslam Masası Eş Sözcüleri Emin Ay ve Diba Keskin, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Başkanları Kadriye Doğan ve Musa Kulu, Amed Alimleri Derneği Başkanı Hacı Kadah depremin merkez üssü olan Pazarcık ilçesinde, Silopi Belediyesi Aşevi, Sağlık Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES), Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF) ve Dersim Belediyesi’nin kurduğu yardım çadırları ile Pazarcık Cemevi’ni ziyaret ederek, yapılan çalışmalara dair bilgi aldı.

    Pazarcık Cemevi’ni ziyaret eden heyet, iktidarın gelen yardımlara çıkardığı engellemeleri, Pazarcık’ın Hasankoca Köyü’nde kurulan kriz koordinasyon merkezine atanan kayyım, depremzedelere dönük tehditler ve geciken müdahaleler sonucu yaşamını yitiren yurttaşlara dair bilgiler edindi. Heyet daha sonra Hatay’a doğru yola çıktı.

    (HABER MERKEZİ)

  • DİK: Aysel Doğan Dersim‘in yeri doldurulamaz bir değeriydi, bir kutup yıldızı gibiydi

    DİK: Aysel Doğan Dersim‘in yeri doldurulamaz bir değeriydi, bir kutup yıldızı gibiydi

    PİRHA-Almanya’da dün Hakk’a yürüyen Barış Grubu üyesi Aysel Doğan’a ilişkin yazılı bir açıklama yapan Dersim İnşa Kongresi, “Kürt Halkının ve Alevi toplumunun; eşitlik, özgürlük, barış ve adalet mücadelesine bedel vermiş bir görev kadını olan yoldaşımız, mücadele arkadaşımız, büyüğümüz Aysel Doğan’ın Hakk’a yürümesinin derin üzüntüsü içerisindeyiz. O Dersim‘in yeri doldurulamaz bir değeri olarak, adeta bir kutup yıldızı gibiydi” dedi. 

    Kapatılan Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 2011 yılında KCK operasyonları kapsamında tutuklanan ve yumurtalık kanserine yakalanan Barış Grubu üyesi Aysel Doğan tedavi için bulunduğu Almanya’da Hakk’a yürüdü.

    Doğan’ın Hakk’a yürümesi büyük üzüntü yaratırken, Dersim İnşa Kongresi (DİK) Hakk’a yürüyen Aysel Doğan için açıklama yayınladı.

    Doğan’ı ‘Dersim Karanfili’ olarak tanımlayan DİK, yaptığı açıklamada şunları ifade etti:

    “Kürt Halkının ve Alevi toplumunun; eşitlik, özgürlük, barış ve adalet mücadelesine bedel vermiş bir görev kadını olan yoldaşımız, mücadele arkadaşımız, büyüğümüz Aysel Doğan’ın Hakk’a yürümesinin derin üzüntüsü içerisindeyiz.

    O Dersim‘in yeri doldurulamaz bir değeri olarak, adeta bir kutup yıldızı gibiydi. Nasıl ki kutup yıldızı dünyanın ekseni ile aynı doğrultuda hareket ediyorsa, hiçbir şekilde ve koşulda yer değiştirmiyorsa ve aynı yönü gösteriyorsa, işte tam da bu noktada Aysel Doğan yoldaşımızda koşullar, şartlar, mekanlar ve mevkiler her ne olursa olsun asla duruşundan ve mücadelesinden ödün vermedi.

    Ne diyordu zindanda; “ 60 yaşındayım, kadınım, Kürdüm, Kızılbaş Aleviyim ve yetmiyorsa DERSİMLİYİM!

    1953 yılında yaşama merhaba diyen,  gönlünü Dersim’e yüreğini ve bütün ömrünü halkına adayan asi Kızılbaş bir Kürt kadınıydı. Hayatı ya sürgün, ya da zindanlarda geçen ama her yerde ülkesinden, halkından ve toplumsal değerlerinden asla taviz vermeyen bir neferdi.

    Aysel Doğan yoldaşımız kadın kimliğinin en değerli temsilcilerinden biri olup ardıllarına geride koskoca omurgalı bir yaşam bırakmıştır.

    Sevgili Aysel Yoldaşımız;

    Kimileri gerisinde bir yaşam öyküsü bile bırakamazken sen kendi yaşam öykünü kendin yazarak, kimsenin insafına ve vicdanına bırakmadın. Bu nedenledir ki; kaybımız büyük, acımız biz geride bıraktığın halkın için tarif edilemezdir. Kutsal coğrafyamız, Harde Dewreş Dersim‘in evliyaları ve özgürlük uğruna toprağa düşmüş binlerce evladımızın mekanında Devr-in daim olsun, halkımızın ve tüm ezilenlerin başı sağ olsun. To xo vıra nıkeme! Seni unutmayacağız! Oxır be canıka Dersim!”

    AYSEL DOĞAN KİMDİR?

    1953 Dersim doğumlu Aysel Doğan, değişik dönemlerde 17 yıl cezaevinde tutuldu. Gazi Üniversitesi beden eğitimi bölümünden mezun olan Doğan, Dersim’de bir süre spor öğretmenliği yaptı. Devletin ilk şiddetini 1980 darbesiyle yaşadı. Darbe yıllarında tutuklanan ve iki yıl boyunca hiç mahkemeye çıkarılmadan içeride tutulan Doğan, Kürt sorundan kaynaklı devlet terörünün estiği 1990’larda da yine hedefteydi. 1990 Mayıs ayında Dersim’de tutuklanan Doğan, Erzincan’da 11 ay tutuklu kaldı. Cezaevinden çıktıktan sonra 1991 genel seçimlerinde Dersim’de bağımsız aday oldu ve en çok oy almasına rağmen Meclis’e gitmesine izin verilmedi. Etrafındaki devlet şiddeti gittikçe daralan Doğan, o tarihten sonra “Avrupa’ya iltica” etti. Avrupa’ya gitse de yüreği Türkiye’de kalan Doğan, bütün yaşamı boyunca, halkının özgürlüğü ve barış için çalışmalar sürdürdü. Avrupa’da bulunduğu dönem boyunca KCK üyeliği de yapan Doğan, 1999 yılında PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın çağrısı üzerine 2. Barış Gurubu üyesi olarak Avrupa’dan gelen heyet içerisinde yer aldı.

    Doğan, Türkiye’ye adım attığı gibi grup üyeleriyle birlikte tutuklandı. On yıl hapis cezasına çarptırıldı. Bu süreçte Malatya ve Elbistan hapishanelerinde kalan Doğan, 2009 yılında cezaevinden çıkar çıkmaz, siyasi çalışmalarına devam etti. Dersim’de Dersim Alevilik İnanç ve Kültür Akademisi Derneği’ni kurarak dernek bünyesinde çalışmalar yürüttü. Doğan, kurduğu dernek bünyesinde katıldığı eylem ve etkinlikler nedeni ile AKP hükümetinin başlattığı KCK operasyonunda gözaltına alınarak 28 Eylül 2011 tarihinde çıkarıldığı Malatya Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemesi’nce tutuklandı. Bir yıllık tutuklu yargılanmanın ardından 18 yıl ağır hapis cezasına çarptırılan Doğan, cezaevlerinde 2012 yılı sonbaharında PKK ve PAJK tuttukluları tarafından Öcalan’a uygulanan tecride son verilmesi için başlattıkları ölüm orucu eyleminin ikinci ekibinde yer aldı. Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemeleri’nin kapatılmasının ardından 2014 yılında Yargıtay’da görülen Doğan’ın davası, yeniden örgüt üyeliğinden yargılanması talebiyle bozuldu. 18 yıl ağır hapis cezasına çarptırılan Aysel Doğan, sağlık sorunları nedeniyle Yargıtay kararıyla tahliye edilmişti.

    (HABER MERKEZİ)

    İLGİLİ HABER

    >Barış Grubu üyesi Aysel Doğan Hakk’a yürüdü

     

  • DİK: Yüzleşmekten kaçınmaya devam ediliyor

    DİK: Yüzleşmekten kaçınmaya devam ediliyor

    PİRHA-Dersim İnşa Kongresi, Ermeni Tehcirinin 107. yıldönümü nedeniyle yazılı açıklama yaptı. Yapılan açıklamada, “Aradan geçen bir asrı aşkın zaman dilimine rağmen rejim bu gerçeklikle yüzleşmekten kaçınmaya ve tekçi, inkârcı politikaları ısrarla sürdürmeye devam ediyor” denildi.

    Dersim İnşa Kongresi, Ermeni Tehcirinin 107. Yıldönümü nedeniyle yazılı açıklama yaptı.

    “SOYKIRIM FAİİLERİNİ LANETLİYORUZ”

    20. yüzyılın ilk soykırımlarından olan Ermeni soykırımının 107. yıl dönümü olduğu hatırlatılan açıklamada, “Aradan geçen bir asrı aşkın zaman dilimine rağmen rejim bu gerçeklikle yüzleşmekten kaçınmaya ve tekçi, inkârcı politikaları ısrarla sürdürmeye devam ediyor. 107. yılında 1915 ve devam eden yıllarda Ermeniler ile birlikte soykırıma uğrayan Asuri, Keldani, Süryani ve Pontus Rum halkları için adalet talep ediyoruz. Soykırım faillerini lanetliyoruz. Soykırıma uğrayanların ve topraklarından sürgün edilenlerin anısı önünde saygıyla eğiliyoruz. İttihatçı rejim yalnızca Ermenilerin ve diğer Hıristiyan halkların fiziksel ve kadim kültürel varlığını ortadan kaldırmakla, Anadolu ve Mezopotamya coğrafyasının kültürel çeşitlilikten arındırmakla kalmadı. Devamında farklı olana ve öteki görülene yaşam hakkı tanınmazken, soykırım, cumhuriyetin kurucu politikası olarak benimsenerek süreklileştirildi” denildi.

    “1915’TE ERMENİLERE VE DİĞER HALKLARA YAŞATILAN SOYKIRIM İLE TEKÇİ SİYASAL REJİMİN HARCI YAPILDI”

    1915 soykırımı sonrasında Kürtler başta olmak üzere diğer halklara Türkleştirme ve Sünnileştirme dayatıldığının altı çizilen açıklamada, “Bu dayatmalara itiraz eden Kürt halkının ve Alevi toplumunun karşı karşıya kaldığı politikalar da, soykırım oldu. 1915’te Ermenilere ve diğer halkalara yaşatılan soykırım, tekçi inkârcı siyasal rejimin ve yeni bir ulus inşa etmenin harcı yapıldı. Yüzyılı aşkın süredir toplumsal barışın sağlanamamasının, farklı kimlik, kültür ve inançlara dayalı çoğulcu bir demokrasinin kurulamamasının, süreklileşen katliamlara ve günümüzde çok katmanlı biçimde sürdürülen kültürel soykırımın önüne geçilememesinin nedeni de budur. Tekçi, inkârcı rejimi aşmanın, süreklileşen soykırım politikalarını kırmanın yegane yolu Ermeni soykırımı ile yüzleşmekten, soykırıma uğramış halkların hakikat ve adalet taleplerini karşılamaktan geçiyor. Rejimi buna zorlama görevi ise, öncelikle barış, özgürlük ve demokrasi güçlerinindir. Soykırıma uğramış bir halkın temsilini yapan Dersim İnşa Kongresi olarak, bu sorumlulukla hareket ettiğimizi, başta Ermeniler olmak üzere, soykırıma uğramış halkların acılarını derinden hissettiğimizi belirtmek isteriz” ifadeleri kullanıldı.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Seyit Rıza ve arkadaşları Almanya’da anıldı

    Seyit Rıza ve arkadaşları Almanya’da anıldı

    PİRHA-Dersim İnşa Kongresi ve Dersim Soykırımı Karşı Derneği, Almanya’da gerçekleştirdiği bir etkinlik ile idam edilişlerinin 84’üncü yılında Seyit Rıza ve arkadaşları ile Dersim Tertelesi’nde katledilenleri andı.

    Dersim İnşa Kongresi ve Dersim Soykırımı Karşı Derneği, Almanya’nın Stuttgart şehri Göppingen kasabasında düzenlediği bir etkinlik ile Dersim Tertelesi’nde katledilenleri andı. Göppingen Alevi Kültür Merkezi’nin de desteklediği anma programında idam edilişlerinin 84’üncü yılında Seyit Rıza ve arkadaşları yad edildi.

    Program kapsamında gerçekleştirilen panele ise Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) Eşbaşkanı Demir Çelik, Dersim İnşa Kongresi (DİK) Eşbaşkanı Hülya Yer, yazar Hüseyin Yeter ve Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşitbaşkanı Hüseyin Mat katıldı. Ali Güler’in moderatörlüğünde yapılan panelde, etnik kimlik, inanç kimliği, soykırımda kadın ve soykırımın siyasi boyutu konusu tartışıldı.

    Fiziki soykırımın geçmiş dönemde yapıldığını belirten konuşmacılar, günümüzde soykırımın asimilasyonlar ile devam ettiğini kaydettiler. Dersim Soykırımı’nın uluslararası alanda tanınması için bir araya gelinerek, mücadele yürütülmesi ifade edildi.

    DİK Eşbaşkanı Hülya Yer, kadın soykırımının devam ettiğini söylerken; Dersim’de kaybolan üniversite öğrencisi Gülistan Doku’nun hala bulunamamasına dikkat çekti.

    Program, Mehmet Çapan’nın 1938 için söylediği ağıtlarla son buldu.

    PİRHA/ ALMANYA

  • Kürtçe hutbe okudukları gerekçesiyle 9 imam tutuklandı

    Kürtçe hutbe okudukları gerekçesiyle 9 imam tutuklandı

    İstanbul’da DİK ve DİAY-DER üyesi 9 imam Kürtçe hutbe okudukları gerekçesiyle tutuklandı.

    İstanbul’da Demokratik İslam Kongresi (DİK) ve Din Alimleri Derneği (DİAY-DER) üyelerine yönelik 3 Temmuz’da yapılan operasyon kapsamında gözaltına alınan aralarında DİAY-DER Başkanı Ekrem Baran’ın da olduğu 28 kişiden 9’u çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklandı.  Dernek faaliyetleri suç sayılarak tutuklanan imamlara, “Diyanetin hutbesini neden okumadınız?” ve “Namazı, duayı neden Kürtçe yapıyorsunuz?” gibi soruların sorulması dikkat çekti.

    (HABER MERKEZİ)

  • DAD, FEDA, DİK VE DAM Dersim’deki orman yangınları için hashtag eylemi düzenliyor

    DAD, FEDA, DİK VE DAM Dersim’deki orman yangınları için hashtag eylemi düzenliyor

    PİRHA-Dersim’de süren orman yangınlarına yönelik tepkiler gelmeye devam ediyor. DAD, FEDA, DİK ve DAM bugün saat 20:00’de aynı anda Twitter’da  #DersimOrmanlarıYanıyor ve #urzehardedewreşevatina hashtagi ile paylaşım yapacağını duyurdu.

    Dersim’in Hozat ilçesine bağlı Amutka, Koçeri ve Dereköy mevkiinde 9 Mayıs günü başlatılan askeri operasyonun ardından bölgede ormanlık alanda çıkan yangın sürüyor. Çıkan yangının söndürülmesi için herhangi bir müdahale olmazken, süren orman yangınına tepkiler de yükseliyor.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA), Dersim İnşa Kongresi (DİK), Dersim Araştırmalar Merkezi (DAM) Orman yangınlarına dur demek için sosyal medyada #DersimOrmanlarıYanıyor ve #urzehardedewreşevatina hashtagi ile paylaşım yapacağını duyurarak herkesi yapılacak çalışmaya destek vermeye çağırdı. Çalışma bugün Türkiye saati ile akşam saat 20:00’ de aynı anda yapılacak.

    DAD, FEDA, DİK VE DAM’dan yapılan ortak açıklamada şu ifadeler yer aldı:

    “YANAN KÜLTÜRÜMÜZ, KUTSALIMIZ, VARLIĞIMIZDIR”

    “Dersimli bir Ana, ‘Taş olsaydım çatlardım, toprak oldum içime attım’ demişti soykırım için.  Dersim’de ateş su ile söndürülmez. Suyun da bir canı olduğuna ve ateşe dökülünce canının yanacağına inanılır. İşte suyun bile canına hâk hatır gözeten bu Rêya Hakk coğrafyası tekrar kurduyla, kuşuyla yanıyor. Dersim’in Hozat ilçesine bağlı Amutka, Koçeri ve Dereköy adlı köylerin bulunduğu mıntıkada yangın devam ediyor.

    Ateş ateşliğinden utanır duruma gelmiştir. Adaletin, sağlığın, bilgeliğin terazisi olan ateşe karşı da suç işleniyor.  İnancınıza göre toprak mülk değil Hakkın görünür olduğu yerdir.  Cümle canlı toprakla ikrarlıdır, toprak yeniden doğuşun mekanıdır.  Ana mezun ( Büyük Ana)’dur. Doğadaki her şey birbiri ile ikrarlı ve rızalıkla ilişki hâlindedir.  Ormanlarımız, doğamız, kutsal mekanlarımız Hakkın cemalidir.  Mekânsız, kutsalsız kalmak köksüz kalmaktır. Yanan bizim kültürümüzdür, tarihimizdir,  yaşam umurumuzdur, kutsalımızdır, varlığımızdır. Yanan, yakılan jiyarlarimizdir, nişangahlarımızdır, ziyaretlerimizdir.”

    “SÖYLEYECEK SÖZÜN OLSUN”

    Her yıl hemen hemen aynı zamanlarda ormanların yakılmasının tesadüf olmadığı belirtilen açıklamada son olarak şunlar kaydedildi:

    “Madem ormanlar milli servet ise bu güne kadar orman yangınlarının önlenmesi için neler yapıldı? Nasıl oluyor da söndürülemiyor bu yangın? Başta bütün Dersimliler, Dersim kurumları, ekolojistler, demokratik kamuoyuna sesleniyoruz; Coğrafyamız, yüreğimiz, tarihimiz, kutsallarımız yanıyor.  Bulunduğun yerde durma haykır, ses ver. Söyleyecek sözün olsun. Zaman sahipsiz, mekan rızasız mazlum çaresiz değildir.”

    PİRHA/DERSİM

     

  • ‘Dersim‘in yeniden inşa edilmesi için mücadele etmeliyiz’

    ‘Dersim‘in yeniden inşa edilmesi için mücadele etmeliyiz’

    PİRHA- Dersim İnşa Kongresi (DİK) Yönetim Kurulu, yaptığı yazılı açıklamada, Dersim kimliği, inancı, kültürü ve coğrafyasıyla her zaman katliamların hedefi olduğuna dikkat çekti. DİK, halkı Dersim’de saatler 19.38’i gösterdiğinde mum yakmaya, niyaz dağıtmaya, ‘Daye Daye’, ‘Xatırbe To Welat’ ağıtlarını söylemeye davet etti. 

    Bakanlar Kurulu tarafından 4 Mayıs 1937’de “Tunceli Tenkil Harekâtı’’ kararı alınmasının üzerinden 83 yıl geçti. “Tertele” olarak tanımlanan 1937-38 yıllarında on binlerce Dersimli katledildi ve yerlerinden edilerek batı illerine sürgün edildi.

    Dersim Katliamı’nın başlangıcı olarak da kabul edilen 4 Mayıs’ta her yıl bir çok yerde anmalar gerçekleştirilirken, bu yıl koronavirüs salgını nedeniyle anmalar sınırlı katılımlarla ve evlerde yakılacak mumlarla yapılacak.

    “ON BİNLERCE İNSAN KATLEDİLDİ, BİNLERCESİ TÜRKİYE’NİN BATI İLERİNE SÜRÜLDÜ”

    Konuya ilişkim yazılı açıklama yayınlayan Dersim İnşa Kongresi Yönetim Kurulu, Dersim’in kimliği, inancı, kültürü ve coğrafyasıyla her zaman katliamların hedefi olduğunu belirterek şunları ifade etti:

    “Daha Türkiye Cumhuriyeti Devleti resmi olarak kurulmadan Batı Dersim’e (Koçqiri) saldırılar başladı. Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra ilk iş olarak 1926‘da Dersim’i ‘yok edilmesi gereken bir çıban’ ilan etti. Bu tanımla birlikte ilk olarak 1926’da Koçuşağı köylerinde, 1930‘ta Pülümür köylerine ilk saldırıları başlattı ve 1935’te Dersim coğrafyasını bölüp, Dersim adını ‘Tun(Ç)eli yaparak değiştirdi.

    4 Mayıs 1937’de “Tunceli Tenkil Harekâtı’’ kararı alındı. Dersim’de sıkıyönetim ilan edildi. 12 Mayıs’ta karadan ve havadan askeri harekât başlatıldı. Köyler yakılıp yıkıldı ve haritadan silindi. On binlerce insan katledildi, binlerce insan vagonlara bindirilerek Türkiye’nin Batı ilerine sürüldü. Kadınlara tecavüz edildi, kız çocukları ailelerinden kopartılarak ganimet diye subaylara verildi. Seyit Rıza ve 6 dava arkadaşı Elazığ Buğday Meydanı’nda idam edildi. Geri de kalanlar ise beyaz ölüm denilen acımasız asimilasyon programına tabi tutuldu. Dersim Soykırımı Ermeni Soykırımı, Şeyh Sait, Zilan ve Ağrı katliamlarından bağımsız değildir. Soykırım bugün hala Dersim’de, Ağrı’da, Afrin’de, Bıradost’da devam etmektedir.”

    “DERSİM‘İN YENİDEN İNŞA EDİLMESİ İÇİN MÜCADELE EDİLMELİDİR”

    Aradan 83 yıl geçmesine rağmen Dersim soykırımıyla yüzleşilmediğine dikkat çekilen açıklamada, “Dersim dili, kimliği, inancı, kültürü, insanı ve coğrafyası üzerinden soykırım pratikleri devam etmektedir” denilerek şunlar kaydedildi:

    “Soykırımı engellemek ve geriletmek ancak etkin ve güçlü mücadeleye bağlıdır. Bu konuda herkese sorumluluk düşmektedir. Her Dersimli 1937-38 yıllarında yaşananları kurbanların acılarını hissederek mücadeleye dört elle sarılmalı, Dersim‘in yeniden inşa edilmesi için mücadele etmelidir. Soykırımın içeride ve dışarıda tanınması için çalışmalıdır. Arşivlerin açılması, Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezar yerlerinin açıklanması, Dersim adının iade edilmesi, toplu katliam yerlerine anıtların yapılması, Dersim dili ve inancı üzerindeki baskılara son verilmesi öncelikle atılması gereken adımlardır.

    Soykırımda yitirilen insanları minnetle andıklarını belirten Dersim İnşa Kongresi Yönetim Kurulu, “Aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyoruz. Çektikleri acıları unutmayacağız ve unutturmayacağız. Halkımızı Dersim’de saatler 19.38’i gösterdiğinde mum yakmaya, miyaz dağıtmaya, ‘Daye Daye’, ‘Xatırbe To Welat’ ağıtlarını söylemeye davet ediyoruz” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Çocuklar seslendi: ‘Kardeş Aile’ olmak ister misiniz? – VİDEO

    Çocuklar seslendi: ‘Kardeş Aile’ olmak ister misiniz? – VİDEO

    PİRHA-Dersim İnşa Kongresi’nin, “Birlik ve Beraberlik” çağrısı yaparak başlattığı ‘Kardeş Aile Kampanyasını’na çocuklardan destek geldi. Çocuklar, “Zor günlerde darda kalan kardeşlerimize yardım edelim. Paylaşmak güzeldir. Kardeşlerine Xızır ol. Haydi Dersimliler dayanışmaya” dedi. 

    “Kardeş Aile Kampanyası” ile birlikte Dersimlilere seslenen çocuklar, “Biz Dersimliyiz. Bizim iki kardeş ailemiz var. Siz de “Kardeş Aile” olmak ister misiniz?” diyerek şöyle seslendiler:

    “Merhaba ben Avjin. Ben Nur. Ben Aram. Biz Dersimliyiz. Bizim iki kardeş ailemiz var. Siz de “Kardeş Aile” olmak ister misiniz? Öyleyse Dersim İnşa Kongresi’nin başlattığı “Kardeş Aile” kampanyasına siz de katılıp “Kardeş Aile” olabilirsiniz. Zor günlerde darda kalan kardeşlerimize yardım edelim. Paylaşmak güzeldir. Kardeşlerine Xızır ol. Haydi Dersimliler dayanışmaya!”

    Dersim İnşa Kongresi’nin kampanyasıyla, Dersim’de belirlenecek ailenin direkt hesabına 500 TL yatırılarak aileye destek olunabilecek. Kampanya Dersim İnşa Kongresi ile Halkların Demokratik Partisi Dersim İl Örgütü tarafından yürütülüyor.

    ( HABER MERKEZİ )