Etiket: dilan dirayet taşdemir

  • ‘Yeşil Sol Parti Kadın Meclisi Seçim Bildirgesi, nasıl bir yaşam istediğimizin yol haritası’-VİDEO

    ‘Yeşil Sol Parti Kadın Meclisi Seçim Bildirgesi, nasıl bir yaşam istediğimizin yol haritası’-VİDEO

    PİRHA – Yeşil Sol Parti Kadın Meclisi, Seçim Beyannamesi’ni dün açıkladı, “Kadınlarla değiştireceğiz!” vurgusu öne çıkan ifadeler arasındaydı. HDP Milletvekilleri Gülistan Kılıç Koçyiğit ve Dilan Dirayet Taşdemir, bildirgeyi “Yeni yaşamın bütün paradigmasını kadın bakışıyla ortaya koyan bir manifesto” sözleriyle değerlendirdi.

    Yeşil Sol Parti’nin Kadın Seçim Bildirgesi, 2 Nisan’da yapılan lansman ile kamuoyuna açıklandı. Kadın cinayetlerine, erkek iktidarlara, kadın yoksulluğuna son vermek için “Kadınlarla değiştireceğiz!” söylemi beyannamede öne çıkan vurgu oldu.

    “YENİ YAŞAMI KURMAYI HEDEFLİYORUZ”

    “Erkek-devlet şiddetine son vermek için geliyoruz” başlığı ile açıklanan bildirgeye dair HDP Muş Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, “Bildirge, nasıl bir dünya istediğimizin de yol haritasını açığa çıkarıyor” diyerek şunları ifade etti:

    “Aslında seçim beyannamemiz çok uzun süredir alanda söylediğimiz sözlerin derlenmiş toparlanmış, bir arada ortak söylenmiş bir hali. Çünkü çok uzun bir süredir bütün kadın kazanımlarını yok etmeye çalışan, kadınların bütün haklarına el koymaya, kadını eve hapsetmeye çalışan bir AKP-MHP faşist iktidarı var. Ve bu iktidar, şimdi yeni bir ittifaka evrildi. Şimdiye kadar Kürt karşıtı bir ittifaktı, artık içerisine Hüda Par ve Yeniden Refah Partisini de alarak aynı zamanda kadın karşıtı, emekçi karşıtı bir ittifak olduğunu da ilan etti. Biz de bu kadın düşmanı ittifaka karşı kadınların birlikteliğini, kadınların dayanışmasını yan yana durmasını ve tabii ki yeni yaşamı kurmayı hedefliyoruz. Aslında beyannamemiz başından aşağıya bir yönüyle bu erkek egemen kapitalist sistemin eleştirisini içeriyor ama diğer yönden de nasıl bir yaşam, nasıl bir ülke, nasıl bir dünya istediğimizin de yol haritasını açığa çıkarıyor. O anlamıyla her başlıkta çözümümüz var. Yani emeğimize el konulmasından tutalım da işçi, göçmen, mülteci kadınlardan; öğrencilere, genç kadınlara kadar bütün yaşamın her başlığına dair çözüm önerilerimiz var. O anlamıyla dopdolu, gerçekten yeni yaşamın bütün paradigmasını kadın bakışıyla ortaya koyan bir mücadele hattı. Ve seçimde her bir kadına ulaştıracağımız bir manifesto diyebiliriz.”

    “YEŞİL SOL KADIN MANİFESTOSU”

    Yeşil Sol Parti’nin Kadın Seçim Bildirgesi’ni yorumlayan bir diğer isim ise HDP Ağrı Milletvekili Dilan Dirayet Taşdemir oldu. Taşdemir, AKP’nin, kadın düşmanı politikalar yürüttüğünü işaret ederek şunları söyledi:

    “AKP’nin, kadın kazanımlarını geriye çeken politikalarına karşı daha iddialı, daha güçlü bir beyanname ile kadınlarla bir araya geleceğiz. Beyannamemiz aslında kadınların kazanımlarının, kadınların hukuki, ekonomik, siyasal taleplerini çözmeye ve büyütmeye aday. Aslında kadınların sesini, sözünü meclise taşımaya aday, iddialı bir beyanname. Beyanname sadece Yeşil Sol Partili ya da HDP’li kadınların taleplerinden oluşmuyor. Bir bütün olarak Türkiye’de yaşayan bütün kadınların, bütün farklılıklarına rağmen kadınların hukuki, ekonomik, siyasal taleplerini içeren ve çözüm adresi olan bir Yeşil Sol kadın manifestosu olarak tanımlayabiliriz. Tabii ki arkasında çok güçlü bir deneyim var. HDP geleneğinden yıllardır Türkiye ve Kürdistan’da mücadele eden kadınların getirdiği kazanımlar ve başarı, bunun açığa çıkardığı moral-motivasyonu bir anlamda arkasına alarak gelen bir Yeşil Sol Parti’nin kadın deneyiminden söz edebiliriz. O açıdan çok güçlü bir tarihsellikten geliyoruz. Önümüzde çok önemli ve kritik bir seçim var ve biz bu seçimde kadınların özgürlüklerini hedefe koyan, kadınların özgürlükleri üzerinden siyaset yapan ve gerici AKP iktidarı karşısında kadın beyannamemizle birlikte kadınları daha özgür, eşit ve demokratik bir yaşamı birlikte örmeye davet ediyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Milletvekili Taşdemir: Tuğluk’un unutma süresi çok kısalmış, cümleleri toparlayamıyor

    Milletvekili Taşdemir: Tuğluk’un unutma süresi çok kısalmış, cümleleri toparlayamıyor

    PİRHA-Kocaeli Kandıra Cezaevi’nde tutuklu bulunan demans hastası Aysel Tuğluk’u ziyaret eden HDP Ağrı Milletvekili Dirayet Dilan Taşdemir, “İnsanları tanırken, olayları hatırlamada zorlamalar yaşıyor. Unutma süresi çok kısalmış. Cümleleri toparlamada zorlanıyor. Tuğluk, AKP’nin politikalarına karşı durduğu ve boyun eğmediği için cezaevinde tutuluyor” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Ağrı Milletvekili Dirayet Dilan Taşdemir, demans hastası HDP eski Eş Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk‘u tutuklu bulunduğu Kocaeli Kandıra Cezaevi’nde 17 Ekim’de ziyaret etti.

    Ziyarete ilişkin Mezopotamya Ajansı’na konuşan Taşdemir, “Görüşmenin hem ortamı hem de Aysel’in durumunu görmek bizim içinde zorlayıcıydı. Çok ağır geçti. Çünkü biz Aysel’e birlikte yıllarca birçok alanda mücadele ettik, direndik. Aysel’in rahatsızlığından kaynaklı durumunun bu kadar kötü olması hepimizi etkiledi. Zorlandığımı ifade edebilirim” dedi.

    “UNUTMA SÜRECİ ÇOK KISALMIŞ”

    Tuğluk’un yanında kalan HDP eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ‘dan bilgi aldıklarını paylaşan Taşdemir, “Hastaneye tek başına gidemiyor. Figen Yüksekdağ’ın refakatiyle gidiyor. Hastalık sürecinin de çok farkında değil. ATK’ye, hastaneye gittiğini biliyor ama neler yaşandığının, kendi durumunun bilincinde olmama hali var. İnsanları tanırken, olayları hatırlamada zorlamalar yaşıyor. Unutma süresi çok kısalmış. Cümleleri toparlamada zorlanıyor. Biz 40 dakika görmemize rağmen durumunun ne kadar ağırlaştığını, hastalığında ne kadar ilerleme olduğunu, cezaevinde koşullarında kalmasının ölüme davetiye çıkarma olduğunu gördük” ifadelerini kullandı.

    “TUĞLUK, AKP’NİN POLİTİKALARINA BOYUN EĞMEDİĞİ İÇİN CEZAEVİNDE TUTULUYOR”

    Taşdemir, Tuğluk’un demans hastalığına rağmen tahliye edilmemesine tepki gösterirken, şunları söyledi:

    “ATK’nin, cezaevinin, doktorların, bakanlığın yani aslında bu süreci takip eden kişilerin Aysel’in hasta olduğuna ikna olduğu, yaşananları bildikleri ortadadır. Aysel, Kürt, kadın, HDP’de milletvekili, AKP’nin politikalarına karşı durduğu ve boyun eğmediği için cezaevinde tutuluyor. Yoksa hastalığına ikna olup, olmama meselesi değil. Biz yarım saat – 40 dakikada içerisinde durumun vahim olduğunu anlayabiliyorsak; ATK’deki, hastanedeki doktor da takip eden bakanlık da bunu bilir. Aysel’in durumunu bildiklerini, takip ettiklerini, gözlemlediklerini biliyoruz. Aylardır, ATK’ye, üniversite hastanesine gönderiyorlar. Aysel’i gördüğünüzde durumun vahametine anlıyorsunuz, ATK’ler, raporlar hikaye. Raporlar, ATK’nin Aysel’i cezaevinde tutmak için gerekçeleridir.”

    “KÜRT VE ALEVİ DÜŞMANI BİR YAKLAŞIMDIR”

    Tuğluk’a intikam duygusu ile yaklaşıldığını belirten Taşdemir, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “AKP siyasetinin üzerinde şekillendiği ırkçı, milliyetçi, Kürt, kadın, Alevi düşmanı yaklaşımıdır. Bir intikam alma yaklaşımıdır. Aysel’i bu durumda tutmanın anlamı intikam almadır. Bunu hukukla, siyasetle izah etmek saçmadır. Aysel’in geçmişinden, temsil ettiği değerlerden, mücadelede dinamizminden, direnme biçiminden intikam almadır. Aynı zamanda dışarıya da ‘siz ölseniz de hafızanız geçmişi hatırlamasa da benim size duyduğum öfke bitmez, intikam duygum bitmiyor. Bu şekilde bahanelerle, gerekçelerle bunu yaparım’ deniyor. Gerçekten insanım diyen herkesin buna karşı çıkması gerekiyor. Bu süreç, AKP’nin Kürtlere, Kürt kadınlarına yaklaşımı, mücadeleyle aşılır. Aysel’in o şart ve koşullardan çıkarak, özgürlüğüne kavuşması, duyarlılığımızı, itirazımızı ve sesimizi yükseltmemizle ilgilidir.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Dersim’de kadınlardan açıklama: Kadınlar kaybolmaz, kaybedilir, katledilir-VİDEO

    Dersim’de kadınlardan açıklama: Kadınlar kaybolmaz, kaybedilir, katledilir-VİDEO

    PİRHA – HDP Kadın Meclisi, TJA ve Rosa Kadın Derneği, Dersim’de yaşanan cinsel şiddet olayları ve kayıp kadın öğrenci Gülistan Doku’ya ilişkin basın açıklaması yaptılar. Açıklamada, “Bölgede kadınlar kaybolmaz, kaybedilir, katledilir, ölüme sürüklenir. Bu erkek ve devlet ittifakıyla geliştirilen politikaya karşı mücadelemizi yükselteceğiz” denildi. 

    Haberin videosu

    Halkların Demokratik Partisi Kadın Meclisi, Tevgera Jinen Azad ve Rosa Kadın Derneği, Dersim’de yaşanan cinsel şiddet vakalarına ve Gülistan Doku’nun kaybolmasına dikkat çekmek amacıyla HDP Dersim İl Binasında basın açıklaması gerçekleştirdi.

    Açıklamaya kurum temsilcileri, HDP Batman Milletvekili Ayşe Acar Başaran, HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Dilan Dirayet Taşdemir, Rosa Kadın Derneği üyesi Gülistan Nazlıer ile kadınlar katıldı.

    “GÜLİSTAN’IN KAYBEDİLMESİ ŞİDDET POLİTİKALARININ SONUCUDUR”

    5 Ocak tarihinden bu yana haber alınamayan Gülistan Doku’ya ilişkin konuşan Rosa Kadın Derneği üyesi Gülistan Nazlıer, “Gülistan’ın kaybedilmesi aynı zamanda devletin şiddet politikalarının sonucudur. Bu anlamda bugün Dersim’deyiz. Gülistan üniversite öğrencisi genç bir kadın 10 gündür kayıp. Buradan soruyoruz Gülistan nerede? Gülistan bulunana kadar sormaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

    HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Dilan Dirayet Taşdemir, “Dersim, bırakın insanları dağların, taşların bile kontrol edildiği, nefesimizin takip edildiği bir kent. 10 gündür 21 yaşında öğrenci olan Gülistan’dan haber alınamıyor” diyerek tepkisini dile getirdi.

    “KADINLAR KAYBOLMUYOR, KAYBEDİLİYOR, KATLEDİLİYOR”

    Taşdemir, “Ciddi bir çalışma yürütülmediği kanısındayız. Hem ailesi hem de arkadaşlarının beyanları ortada. Birinci derece fail niteliğinde olan, babası polis olan şahsın durumuyla ilgili hala açık ve net bir kamuoyu bilgilendirmesi yok. Gülistan’ın kaybına yaklaşım da, ‘bir kadın kayboldu, bir süre sonra unutulur, işin peşi bırakılır’ durumu hakim. Kamuoyu doğru anlamda bilgilendirilmiyor. Böyle bir yaklaşım söz konusu. Biz bu işin takipçisi olmaya devam edeceğiz. Bu işin üstünün örtülmesine izin vermeyeceğiz” dedi.

    “BİR KİŞİ DAHA EKSİLMEYECEĞİZ”

    Taşdemir, “Kürdistan’da deyimleşen bir kavram var; Kürdistan’da insanlar kaybolmaz insanlar kaybedilir. Bu deyim maalesef kadınların bir gerçekliği haline geldi. Kadınlar kaybolmuyor, kaybediliyor, katlediliyor, ölüme sürükleniyor. Kadınların sesini kısmaya çalışıyorlar. Bu işin üstünü örtmeye çalışıyorlar. Bir kişi daha eksilmeyeceğimizi belirtmek istiyorum” diyerek mücadele çağrısını yineledi.

    “ERKEK VE DEVLET POLİTİKALARINA KARŞI MÜCADELEYİ YÜKSELTECEĞİZ”

    Son haftalarda Dersim’de cinsel şiddet olaylarının açığa çıkmasına değinen Taşdemir, “Bir haftadır açığa çıkan istismar vakalarına baktığımızda, kadına yönelik şiddetin bu boyutta olması, çocuğa yönelik istismarların yoğunlaşması iktidarın yürüttüğü politikadan bağımsız değil. Son bir haftadır Dersim’de yaşanan çocuklara yönelik istismar olayının kendisi de bizi aslında bu politikanın nasıl işletildiğini, nasıl teşvik edildiğini gösteriyor” dedi.

    Taşdemir, şöyle devam etti:

    “Pertek’te Harun Y. isimli şahıs ve beraberindeki 3 kişi tutuklandı. Bu şahıs daha önce de zihinsel engelli bir kız çocuğuna istismarda bulunmuş, bırakılmıştı.
    Biz bunun sistematik özel bir politika olduğunu biliyoruz. Toplumsal değerleri çürüten, gençleri suskunlaştıran, kadın ve çocuk bedeni üzerinden politik alan yaratarak siyaset izlendiğini biliyoruz.
    Sistematik politikalar karşısında çok daha fazla bilinçli bir duruşun sergilenmesi gerektiğini biliyoruz. Bu erkek ve devlet ittifakıyla geliştirilen politikaya karşı mücadelemizi yükselteceğiz.”

    PİRHA/DERSİM

  • HDP’li vekiller Meclis kürsüsünde eylem yaptı

    HDP’li vekiller Meclis kürsüsünde eylem yaptı

    PİRHA – HDP milletvekilleri, TBMM’de açlık grevleri ve ölüm orucu eylemleriyle ilgili önergenin reddedilmesi üzerine meclis kürsüsüne çıkarak eylem yaptı.

    HDP’nin cezaevindeki açlık grevleriyle ilgili grup önerisi Meclis Genel Kurulu’nda reddedilince HDP milletvekilleri Ayşe Acar Başaran ile Dilan Dirayet Taşdemir, Meclis kürsüsüne çıkarak eylem yaptı.

    Tecrit konusunda araştırma önergesi hakkında konuşan Başaran, “Meclis aylardır kendi üyesi dahil binlerce insan açlık grevindeyken üç maymunu oynuyor. 21 Anne HDP grubunda oturuyor. 21 anne halkın parçası değil mi? Bu halkın sorunları sizin sorununuz değil mi? 188 gündür bir milletvekili aç. O milletvekilinin yaşamından da bütün bu sıralarda oturanlar sorumlu. Onu yaşatma görevi ve sorumluğuna tüm Meclisi davet ediyorum” dedi.

    HDP’li kadın milletvekilleri, görüşmelerin ardından önerge reddedilince kürsüye yöneldi. İki milletvekili, cezaevinde devam eden açlık grevlerine dair konuşmalarına kürsüden devam etti. 8 kişinin hayatını kaybettiğini söyleyen vekiller, meclis üyelerinin duyarlı olup, çözüm üretmesi konusunda biran önce harekete geçilmesini ifade etti.

    Konuşmalar ardından milletvekilleri kürsüde beklemeyi sürdürünce Meclis Başkanvekili Levent Gök oturuma ara verdi.

    HDP yöneticilerinin görüşmesi üzerine Başaran ile Taşdemir kürsü işgali eylemine son verdi.

    PİRHA / ANKARA

  • Sakine Cansız Dersim’de, Leyla Şaylemez Mersin’de mezarları başında anıldı-VİDEO

    Sakine Cansız Dersim’de, Leyla Şaylemez Mersin’de mezarları başında anıldı-VİDEO

     PİRHA – 9 Ocak 2013’te üç Kürt kadın siyasetçi Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez’in Paris’te katledilişinin 5. yılında anıldılar. Sakine Cansız’ın Dersim’de bulunan mezarı başında anma gerçekleşti. Anmaya HDP’li milletvekilleri, TJA aktivistleri, Barış Anneleri ve HDP, DBP PM üyeleri katıldı. Cansız ile birlikte öldürülen Leyla Şaylemez de Mersin’de mezarı başında anıldı. 

    Haberin videosu

    Paris’te 9 Ocak 2013’te katledilen 3 kadın siyasetçiden Sakine Cansız, Dersim’de bulunan mezarı başında anıldı. Anmaya HDP Milletvekilleri Dilan Dirayet Taşdemir, Ayşe Acar Başaran, TJA aktivistleri, HDP ve DBP PM üyeleri ile Barış Anaları katıldı.

    Anma saygı duruşu ile başladı. Polis ablukasında gerçekleşen anmada mumlar yakıldı, mezarlığa karanfiller bırakıldı.

    3 KADININ KATLEDİLMESİ KÜRT VE ALEVİ HALKI İÇİN BÜYÜK KAYIPTI

    Anmada konuşma yapan TJA aktivisti Zeynep Ölbeci şunları ifade etti:

    “Sakinelerin katledilmesi barış sürecini bozmaya çalışan zihniyetin yaptığı katliamdır. Birçok insan, bizim nesil onun hikayeleriyle büyüdü. Hiçbir koşulda faşizme boyun eğmedi. Her alanda faşizme baş kaldırdı. Barış süreci başladığında da barış mücadelecisi oldu. Kürt ve Alevi halkı açısından büyük bir kayıptı, komplo sonucu 3 kadının katledilmesi. Onun gibi binlercesi katledilmiştir.”

    KADINLARIN KATİLİNİ SUR, ROBOSKİ VE MARAŞ’TAN TANIYORUZ

    DTK Divan üyesi Saliha Aydeniz, “Sakinelerin katledilmesi faşizmin kurumlaşmasının korkusuydu. 3 kadının katledilmesiyle bütün özgürlük mücadelesi veren gruplara katlederiz mesajı verilmek istendi. Kadınların katilini biz Cizre’den, Sur’dan, Roboski’den, Maraş’tan tanıyoruz. Faşizmin yüzüne vurulan bu korkudur aslında katliamın sebebi” dedi.

    KADINLAR OLARAK ÖRGÜTLENİP FAŞİZMİ YENİLGİYE UĞRATACAĞIZ

    Anmada konuşma yapan HDP Ağrı Milletvekili Dilan Dirayet Taşdemir “Kentlerin yıkılmasından göç etme planlarına, siyasi operasyonlardan günümüze kadar açığa çıkan bu süreç aslında bu planın parçası olarak devam etmektedir. Ama biz biliyoruz ki tüm bu yönelimlerin bir nedeni daha vardı” diyerek şunları belirtti:

    “Kadın özgürlük mücadelesinin hedeflenmesiydi. Şimdi gelişen kadın özgürlük mücadelesi erkek egemen cinsiyetçi, milliyetçi aklın hedefi haline geldi. Çünkü kadın mücadelesinin yeşerdiği yerde bugün inşa etmek istedikleri tekçi, milliyetçi, tek adam rejiminin karşısında kadın mücadelesinin nasıl büyük bir dirençle geliştiğinin farkındaydılar. Onun için kadın mücadelesinin öncüsü Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez katledildi. Bizler biliyoruz ki kadınlar örgütlenerek faşizmi yenilgiye uğratacağız. 9 yaşındaki kız çocuklarının evlenmesi fetvasını veren IŞİD aklıdır. Bizler bu karanlığa karşı kadın öncülüğünde bu mücadelemizi yükselteceğiz.”

    Barış Anneleri’nden Safiye Sezgin ise şunları belirtti:

    “Biz barış diyoruz. Barıştan başka bir şey istemiyoruz. Biz ne Türk ne de Kürtlerin yüreğinin yanmasını istiyoruz. Çocuklarımızın tutuklanmasını ve katledilmesini istemiyoruz.”

    Bu arada, Leyla Şaylemez’in Mersin’de bulunan mezarı başında yapılan anmaya da çok sayıda kadının yanı sıra Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanı Leyla Güven ve HDP Bitlis Milletvekili Mizgin Irgat da katıldı.

    Hüseyin Yaşar SEZGİN/DERSİM

  • Dilan Taşdemir: Tek tip kıyafet faşizm ve teslim alma girişimidir – VİDEO

    Dilan Taşdemir: Tek tip kıyafet faşizm ve teslim alma girişimidir – VİDEO

    PİRHA-Halkların Demokratik Partisi (HDP) son durağı İzmir’de devam eden Vicdan ve Adalet Nöbeti’nin 4’üncü gününü geride bırakırken HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Dilan Dirayet Taşdemir son günlerde gündemde olan tek tip kıyafet uygulamasını PİRHA’ya değerlendirdi. 

    HABERİN VİDEOSU

    Tek tip kıyafet uygulamasının faşizmi inşa etme ifadesi olduğunu belirten HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Dilan Dirayet Taşdemir, “İnsan onuruna aykırı bir durumdur ve adalet, vicdan talep eden herkesin gözünün, kulağının da cezaevlerinde olması gerekiyor” diye çağrıda bulundu.

    MÜCADELE HALKLARLA YÜRÜR

    “Halklarla beraber yürümezsek yarınlar karanlık olur” diyen Taşdemir sözlerini şöyle sürdürdü:

    25 Temmuz’da Diyarbakır’da startı verilen ve ardından İstanbul ve Van ile devam eden Adalet ve Vicdan Nöbeti İzmir’de devam ediyor. Etkinliğimizi ablukaya alma ve demokratik taleplerimiz karşısında merkezi yönelim ile engellemeler yaşanıyor. Halkın vicdan nöbeti ile buluşmasında ciddi engeller çıkartılıyor. Karşılaştığımız bu engellemeler bir kez daha bu ülkenin demokratik bir anayasasının olmadığı ve bir hukuk devleti işlevini göstermediğini görüyoruz. Aslında bu ülkenin durumunun vahametini de ortaya koyuyor. Biz bugün bu mücadeleyi halklarla beraber yürütmezsek, yükseltmezsek yarının ne kadar karanlık olacağını da bir kez daha gösterdi.

    ZALİM OLMAK İSTİYORLAR AMA İNSANLIK TARİHİ ZULMÜ YENMİŞTİR

    İnsanlık tarihinin zulmü yendiğini söyleyen Taşdemir şunları belirtti:

    “Tam bu noktada kaygının ve korkunun yükseldiğinin farkındayız. Çünkü inşa etmek istedikleri faşizan rejimin karşısında adalet ve vicdan sahibi insanların, itirazını yükselten kadınların, gençlerin ve farklı inanç kesimlerinin bu itirazından büyük bir korku duyuluyor. Direniş nöbetinin kendisi de aslında ülkede sessiz çoğunluğun sesi, ortaya çıkarmak istedikleri tepki ve durdurulmak istenen faşizmin aslında temsiliyetidir. Korkunun büyük olması da bizler açısından anlaşılırdır. Büyük bir korku ve panik içerisindeler. Çünkü hiçbir güç hakikati ortadan kaldırmıyor, halkların özgürlük ve demokrasi talebini ortadan kaldırmıyor. Dünyada binlerce örneği var. Belki en zalimi olmak istiyorlar, benzersiz yegane bir faşizmi organize etmek istiyorlar. Ama insanlık tarihinde bu zulüm yenilmiştir, kaybetmiştir ve halklar kazanmıştır.

    TEK TİP KIYAFET FAŞİZMİ İNŞA ETME GİRİŞİMİNİN SOMUT İFADESİ

    “Adalet ve vicdan talep eden herkesin gözünün ve kulağının da cezaevlerinde olması gerekiyor” diyen Taşdemir son olarak şunları vurguladı:

    “Bu uygulamalar sadece bu nöbette ve alanda karşı karşıya kaldığımız bir durum değil. İki yıla yakın Cizre bodrumlarından sokak ortasında katledilen Berkin Elvan’a, katledilip bedeni teşhir edilen kadınlara kadar sistematik olarak devam ediyor. Demokratik siyasete tasfiyeler oldu. Eş genel başkanlarımız, belediye eşbaşkanlarımız ve üyelerimiz tutuklandı. İnsanları cezaevine almakla yetinmeyip bugün de yeni bir provakasyonla karşı karşıyayız. Özellikle Tarsus Cezaevi ve Şakran Cezaevi’ndeki kadın tutsaklardan gelen mektuplar ve aileler aracılığıyla gelen başvurularla birçok hak ihlalinin yaşandığını görüyoruz. Son dönemlerde AKP genel başkanının kamuoyu ile paylaşmasıyla bizlerinde gündemine gelen tek tip kıyafet uygulaması bu politikanın geldiği sonuçtur. Faşizmi inşa etme girişimlerinin en somut ifadesidir. Bütün faşizmler ilk önce dışarıya faşizme uygulayarak, insanları hapsederek kendi tutumları konusunda geri adım atma ve teslim alma girişime girmiştir. Dünya tarihinde bunun örneği çoktur. Hitler’in Yahudi soykırımı yaparken Yahudilere giydirdiği tek tip elbise, Guantanamo ve Irak cezaevlerinde tek tip kıyafetleri hala utanç olarak hatırlanmaktadır. Diyarbakır ve Mamak cezaevleri hala aklımızdadır. Yaratılmak istenen faşizme böyle bir imza atılmak isteniyor. İnsan onuruna aykırı bir durumdur. Tutsaklar bunu kabul etmiyor ve bizler de etmeyeceğiz. Adalet ve vicdan talep eden herkesin gözünün ve kulağının da cezaevlerinde olması gerekiyor.

    Ersin ÖZGÜL / İZMİR