Etiket: Dilşat Aktaş

  • Temelli: Ortada talan, gasp ve demokrasi kıyımı var-VİDEO

    Temelli: Ortada talan, gasp ve demokrasi kıyımı var-VİDEO

    PİRHA – HDP, belediyelere kayyım atanması, yargı paketi, demokrasi ittifakı ve demokratik anayasa gündemleri dahilinde Halkevleri yöneticileriyle bir araya geldi. HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, “Kayyımlar aracılığı ile yapılanlar zulümdür. Rüşvetin, yolsuzluğun belgesi de ortaya çıktı. Evet bu bir darbedir” dedi.

    Haberin videosu

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Sezai Temelli başkanlığındaki heyet, kayyımlar, yargı paketi, demokrasi ittifakı ve demokratik anayasa gündemlerini ile Halkevleri yöneticileri ile bir araya geldi.

    Halkevleri Genel Merkezi’nde yapılan görüşme öncesi konuşan Halkevleri Eş Genel Başkanı Dilşat Aktaş, “Türkiye siyaseti bir saray rejimi içerisinde yeniden kurulmaya çalışılıyor. Bunun kayyım süreciyle de devam ettirildiğine tanık oluyoruz. Biliyoruz ki kayyım, Türkiye halkının iradesinin gaspı, kamusal hakların yandaşlara peşkeş çekilmesidir. Bundan sonra haklarımızı savunmanın gereği ne ise hep birlikte yapmaya hazırız” dedi.

    “BU BİR ZULÜMDÜR”

    Sezai Temelli ise konuşmasında kayyımları hedefine alarak, “Yalan da ısrar edip ve bu yalanı büyütmeye çalışıyorlar “dedi. Temelli sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Yalan da ısrar ederek tüm toplumu bu yalana ikna etmeye uğraşıyorlar. Bu kayyım rejiminin kendisi yalandır. İnsanların iradesine karşı yapılmış bir darbedir. Bu bir zulümdür. Bu anayasayı dahi ihlal eden anlayıştan bir an önce vazgeçilmeli ve kayyım dönemine ait ne kadar suç var ise mutlaka soruşturulmalıdır. Bakın bunun belgeleri ortaya çıkıyor. Bu belgelere yanıt vermek yerine hala HDP’yi suçlayan açıklamalar yapılmakta. ‘Rüşvetin belgesi olur mu?’ diye sorulurdu. Gördük ki rüşvetin belgesi de varmış. Bu da açığa çıktı. Yolsuzluğun da belgesi de varmış. Bu da açığa çıktı. Kayyumların yapmış olduğu talanlar bütün çıplaklığıyla ortaya çıktı.

    “DÜŞMAN HUKUKUNU GEÇERLİ KILMAYA ÇALIŞIYORLAR”

    Her şeyden öte siyasi irade, demokrasi yok sayılıyor. Bu sebeplerden ötürü bir demokrasi ittifakında buluşmayı önemsedik. Bu sorunlardan kurtulmak adına hep birlikte ne yapabiliriz diye düşündük. Yapılanlar aslında Sadece Kürt halkının iradesine yapılmış değildir. Düşman hukukunu adeta geçerli kılmaya çalışan bu zihniyet şimdi tüm Türkiye halklarını hedef haline getirmiştir. Cumhurbaşkanı halen tehditlerine devam ediyor. İstanbul’u Ankara’yı hedef haline getirmeye çalışıyor. Türkiye bu savaş, şiddet, yolsuzluk girdabından bir an önce çıkmalıdır. Bunun için demokrasi mücadelesini yükseltmemiz gerekir. Bu kayyımlar şimdi bir turnusol kağıdı oluşturuyor. Demokrat mısınız değil misiniz, demokrasiden yana mısınız değil misiniz? Aldığınız tavır, attığınız adımla şimdi herkes bu teste tabi kılınmıştır. Ortada darbeciler vardır ve bu darbecilere karşı mücadele eden demokrasi güçleri de vardır. Demokrasi güçleri şimdi yan yana gelmeli, gücünü her yerde açığa çıkarmalı ve bu darbeyi kabul etmediğini yüksek sesle haykırmalıdır. Evet bu bir darbedir. Bu darbelere karşı söyleyecek sözümüz, mücadelemiz vardır.”

    PİRHA / ANKARA

  • ‘Soma dünyanın en büyük işçi katliamıdır, kimse kader diyemez’-VİDEO

    ‘Soma dünyanın en büyük işçi katliamıdır, kimse kader diyemez’-VİDEO

    PİRHA – Soma Maden Katliamı davasına ilişkin Ankara Mülkiyeliler Birliği’nde forum gerçekleşti. Soma’da yaşamını yitirenlerin ailelerinin ve birçok kurum temsilcisinin katıldığı forumda, yargılamada adalet istendi.

    Ankara Mülkiyeliler Birliği’nde Soma davasına ilişkin forum düzenlendi. Foruma yaşamını yitirenlerin aileleri, dava avukatları, siyasi parti ve örgüt temsilcileri katıldı.

    Forumda konuşan dava avukatlarından Sercan Aran, “Anneler 6 gündür yoldalar ve bugün Ankara’ya geldiler. HSK önünde tüm engellemelere rağmen basın açıklamalarını gerçekleştirdiler. Onlara sizden bir alkış rica ediyorum diyerek başlayan konuşmasında dava süreci bir cezasızlıkla bitirildi. Davada 51 sanık yargılanıyordu. Bu davadan hangi karar çıkarsa çıksın bizim en başından beri söylediğimiz bir şey vardı, lehimizde de çıksa, aleyhimizde de çıksa bu dava eksik bir dava. Çıkmaya mahkum bir karardı diyorduk. Niye? Çünkü davada birçok sanık beraat etti ve halen hiçbir kamu görevlisi yargılanmadı. Biz bu davadan söylediğimiz en önemli şey Enerji Bakanı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı, başbakanı yargılanmadığı bir dava eksik kalmaya devam edecek dedik ve eksik bir biçimde bitti bu dava” diye konuştu.

    “DÜNYANIN EN BÜYÜK İŞÇİ KATLİAMIDIR”

    Yaşamını yitiren Durmuş Çolak’ın babası İsmail Çolak ise şunları kaydetti:

    Hepinize katledilen 301 madenci adına teşekkür ediyoruz. Ben 1980 yıllarında maden hayatıma, bu katliam yapan şirket küçük bir şirket olduğu zaman başladım. Daha sonra 80’li yılların sonunda kamuya girdim. Bu şirket küçükken daha emniyetli çalışabilen, iş sağlığını iş güvenliğini alabilen bir şirketti ve bir tek kazaya neden olmuştu. O da bireysel hatadan dolayı hayatını kaybetti. Ne olduysa 90’ların başlarında büyümeye başladıktan sonra çok kar hırsı yüzünden aşırı para kazanma yüzünden bu 301 madencinin katliamını gerçekleştirdiler. Tabii bu katliamda en sorumlu kişiler bu şirketin genel başkanıdır, yönetim kurulu üyeleridir ve mühendislerdir. Bu katliam, işvereni devletin denetlemediği, kusurlu olduğu ve sarı sendikanın işbirliği ile tamamen iş güvenliği tedbirini almadıklarından, ihmallerden dolayı meydana geldi. Dünyanın en büyük işçi katliamıdır. Hiç kimse bize kaderden fıtrattan bahsedemez. Biz buraya adalet aramaya geldik adalet.”

    “HUKUKLA YÖNETİLEN BİR DEVLET İSTİYORUM”

    “Biz davamızı takip ettik ama davamıza sahip çıkamadık. Verdikleri ceza bize az geldi. Evlatlarımızın değeri 15 yılmış. Biz birleştik çocuklarımızın kanı yerde kalmasın diye yürüyüşe çıkalım dedik. Adalet arayalım dedik. Ankara’da bu adaleti aradık, bulmadıkça geri dönmedik. Yer altından yer üstüne çıkarmaya çalışıyoruz. Evlatlarımızı karaya gömdüler, torunlarımızı gömdürmemek için devamında ölüm var dönmek yok. Torunlarımız var aydınlıkta yaşasın. Hepimiz bir olduk mu bu adaleti getireceğiz” diye konuşan Fatma Malkoç, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Ezilenleri görsünler eğer bir çocuk bir simit çalıp 6 yıldan 20 yıl yiyorsa 301 insanın cezası 15 ile 20 yıl olamaz. Çünkü bir facia var. Biz yürüdük arkamızdan bunlar madeni kapattıracaklar diyorlarmış. Ben onların ekmeği ile ne diye oynayayım ki. İnsanlar ekmek parası için canlarından oluyorlar. Açlık oyunları oynanıyor, açlık oyunu oynansın istemiyorum. Güvenliklerini alsınlar, evlerinden nasıl sağlam çıkıyorlarsa öyle de sağlam dönsünler benim istediğim bu. Bunlar Ankara’da pazarlık yapacakmış diyorlarmış. Bunlar beni HSK’ya sokmuyorlardı. Neyin pazarlığını yapayım ben. İş güvenliği istiyorum, hukukla yönetilen bir devlet istiyorum. Talebimiz bu. Uzun adama buradan sesleniyorum. Babasının oğlundan vazgeçtikte yargıyı ve adaleti bize versinler başka bir şey istemiyoruz.”

    MADEN İŞÇİSİ: BİZ YER ALTINDAYIZ, GÖKDELENDE YAŞAYANLAR BİZİ DUYMAZLAR

    Ailelerden sonra söz alan HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen de, basın açıklamasında yaşananları şöyle aktardı:

    “Annemizin söylediği gibi yüzlerce polis vardı. Görüyorsunuz halktan insanları polis içeri almadı. Basın açıklaması yaptırmayacaklardı, zorlamalarla basın açıklamamızı yaptık. Gençleri ve avukatı paketleyip arabalara bindirip götürdüler. Daha sona bıraktılar. Avukatın da belirtiği gibi bu üretim zorlamasıdır. Kapitalizmin genel özelliği budur. Kapitalizm azami emek ve ücretle artı değer üreterek o kadar kar eder. Bu sadece Soma’da olan bir olay değil. Dünyanın her yerinde özellikle de gelişmemiş ülkelerde yaşanan bir durumdur.”

    Sosyalist Emekçiler Partisi MYK üyesi Derya Koca, “Katliamdan sonra maden işçisini davet etmiştik. O bize demişti ki biz yer altındayız yer altında olduğumuz için bizim sesimizi onlar gökdelende yaşarlar onlar bizi duymazlar dedi. Bu sözü asla unutmadım ama siz ve sizin çığlığınız o kadar iyi duyuluyor ki o çığlık duyulmasın diye o barikatı çekmek zorunda kaldılar. Duyulmayan sesten kim korkar ki. Ama bir annenin çığlığından bir babanın çığlığından hayatında belki ilk defa oğlunun kanı yerde kalmaması için gelmiş insanın çığlığından herkes korkar. Bu ülkede sadece 301 kişinin acısı yok ki siz milyonlarca insanın sesi olduğunuz için onun için korkuyorlar. Bu dava hakimlerin savcıların verdiği sonuçlarla, tutanaklarla kapanan dosyalarla bitmez annem sen dedin ya o ses bir gün biter. O çığlık bitmez. Biz örgütlü olamadığımız için bir araya gelip bunların hesabını bunlar olmadan evvel hesabını soramadığımız için başımıza geliyor” ifadelerini kullandı.

    FORUM SONRASI MÜDAHALE, GÖZALTI

    Daha sonra forumda şu konuşmalar gerçekleşti:

    Halkevleri genel başkanı Dilşat Aktaş: Açıkçası sizin yanınızda sizlerin karşısında konuşmaktan uyanmaktan başka bir şey yapamıyoruz. Ama bunun önemli bir başlangıç olduğunu düşünüyorum. Çünkü utanmanın içinde bile bir engin devrimcilik vardır. Burada toplumsal muhalefetin bileşenlerine seslenmek istiyorum. Belki biraz öz eleştiri belki de yeni bir başlangıç bizim içinde ihtiyacımız olan bir şey. 16 yıl boyunca boş bıraktığımız yeri AKP doldurdu. Gerici siyasal İslamcı bir rejim ile doldurdu. Kendi çocuğunun bile ölümüne razı eden bir vatandaş profili çıkardı. İnsanları borçlandırdı ve madene girmek zorunda kalan işçilerle tanışmış oldu. Biz nereleri boş bıraktık dönüp bakalım Ermenek’teki madenleri boş bıraktık, yani sermayeye peşkeş çekilen arazilerde kendi ürettiği ile baş başa kalan işçiyi yalnız bıraktık. Yalnız bıraktığımız yerleri AKP doldurdu. İşte bu yalnızlığı maalesef bu İslamcı rejim 24 Haziranda sonra ne olduğunu kendimizin bile tarif edemediği bir rejimle karşı karşıyayız.”

    ATO Başkanı Prof.Dr. Vedat Bulut: Bizler maden mühendis odasıyla beraber soma faciasını dokümanter eden grup arasındaydık. İşçi cinayetleri iş kazaları maden çalışanlarının ömrünün kısaldığını biliyoruz. Bunu toplu olarak ele alındığında soma faciası olduktan sonra biz TTB odalar ve merkez konsey olarak bölgeye geldik. Ve sizleri ziyaret ettik. Her açıdan sizlerin yanındayız bunu bilmenizi isterim. Sadece acılarınızı paylaşmakla kalmayacağız su an çocuklanız aile fertleri ve aile hekimlerini daha fazla destekleyerek ve bilinçlendirerek onların sizlere sahip çıkmalarını ve bizler her zaman sizlerin yanında olacağımızı ve çabalarınıza ve emeklerinize teşekkür ediyoruz.

    Ankara İşçi Sağlığı, İş güvenliği Meclis üyesi Arif Müezzinoğlu: Ağır ölümcül meslek hastalıklarına yakalanmış tespitini yapmıştık. 2014 yılında. 13 Mayıs’tan yaklaşık bir ay sonra. Oraya gelip çalıştığımızda, her biri son derece ağır, ölümcül, asla normal yaşamını sürdüremeyecek, ağır meslek hastalıklarının tespitini yapmıştık. Ne yazık ki bunların hiç birinin hiçbir işyeri sağlık biriminde, ne Soma hastanesinde, ne Manisa da hiçbir yerde hiçbir kaydı yoktu. Bu işçi cinayetlerinin artarak devam eden, görünmeyen yanı da var ve her gün ölüyoruz aslında.

    Panel sonrası Kızılay olgunlar sokakta bulunan madenci anıtında polis, Soma ailelerinin yapacağı açıklama için bekleyen kitleyi, “Valilik kararı var” diyerek sokaktan çıkarmaya çalıştı. Yaşanan tartışmanın ardından polis, plastik mermi sıkarak kitleye saldırdı. Bir kişi gözaltına alındı. Anıt çevresi giriş-çıkışa kapatıldı.

    Bunun üzerine kitle alkışlarla Konur Sokağa doğru yürüyüşe geçti. Polis yine dağılın anonsu yaptıktan sonra ailelere müdahale etti. Yürümek isteyen kitleye karşı plastik mermiler kullanıldı, biber gazı kullanıldı. Gazdan etkilenen ve plastik mermilere maruz kalmamak için ara sokaklara dağılan ve slogan atan gruplardan bir kişi gözaltına alındı.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Halkevlerine operasyon: Dilşat Aktaş gözaltında

    Halkevlerine operasyon: Dilşat Aktaş gözaltında

    Ankara’da evlere düzenlenen baskınlarında Halkevleri Eş Genel Başkanı Dilşat Aktaş’ın da aralarında bulunduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı.

    Ankara’da Halkevleri Eş Genel Başkanı Dilşat Aktaş’ında aralarında bulunduğu çok sayıda Halkevleri üye ve yöneticisinin evlerine polis baskını düzenlenlendi.

    Polisler tarafından evlerde arama yapılırken Halkevleri Eş Genel Başkanı Dilşat Aktaş ve Halkevleri üyeleri Ali İmam Aydoğan, Gülşah Öztürk, Furkan Bircan, Necla Vural, Durak Soyaslan, Sedat Çakmak ile Öğrenci Kolektifleri üyeleri Tankut Serttaş ve Meziyet Yıldız gözaltına alındı.

    Öte yandan polisin elinde 17 kişilik bir gözaltı liste olduğu öne sürülüyor.

    ANTALYA’DA 10 KİŞİ GÖZALTINA ALINMIŞTI

    Halkevleri MYK Üyesi Kutay Meriç’in sosyal medya paylaşımları nedeniyle tutuklanmasının ardından Halkevleri üyeleri çok sayıda kentte eylem düzenlenmişti.

    Öte yandan 20 Şubat’ta Antalya’da Kutay Meriç’in tutuklanmasını protesto eden 9 kişi ve bir gün sonra da Halkevleri üyesi Özge Hazal Kara gözaltına alınmıştı. Antalya’da gözaltına alınanların cuma gününe kadar savcılığa çıkarılması bekleniyor.