Etiket: Dilşat Canbaz Kaya

  • Gazi Cemevinde panel: Kadın cinayetleri erkek-devlet şiddetinin bir parçasıdır-VİDEO

    Gazi Cemevinde panel: Kadın cinayetleri erkek-devlet şiddetinin bir parçasıdır-VİDEO

    PİRHA-Alevi kadın kurumlarının düzenlediği panelde konuşan HDK Kadın Meclisi üyesi Çiğdem Kılıçgün Uçar; “Sistemin ifade ettiği şey kadın, erkeği öldürüyorsa cezalandırılır ama bir erkek, kadını öldürüyorsa cezalandırılmaz. Çünkü devlet o erkeği cezalandırırsa en başta kendisini cezalandırmış olur” ifadelerini kullandı.

    25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü yaklaşırken, İstanbul Gazi Cemevi Kadın Meclisi, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Kadın Meclisi ile Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) Gazi Kadın Meclisi, “Erkek şiddetine karşı kadın mücadelesi” başlığıyla Gazi Cemevinde bir panel düzenledi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Dilşat Canbaz ile Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Kadın Meclisi üyesi Çiğdem Kılıçgün Uçar‘ın konuşmacı olarak yer aldığı panele çok sayıda kadın katıldı.

    Ekonomik krizin derinleştiğini belirten Dilşat Canbaz, “Hepimizin bildiği gibi derin bir yoksulluk var. O yoksulluğu sistemin dışında tutamayız. Ekonomik krizi, erkek-devlet şiddetinden bağımsız tutamayız. Çünkü hepsi birbirini besliyor ve tetikliyor. Kadın ölümlerini ‘münferit’ bir ölüm olarak göstermek aslında sistemden bağımsız değil. Erkek-devlet şiddetinin bir parçasıdır” dedi.

    “POLİSLER ALANDA YANIMDAKİ ERKEK ARKADAŞIMLA MUHATAP OLUYOR”

    Canbaz, kadın cinayetlerinin dünya genelinde sürdüğünü ifade ederken; şunları söyledi:

    “Sadece ülkemizde değil; dünyada yaşanan kadın cinayetlerine baktığımızda hepsini erkek iktidarının yansıması olarak görüyoruz. Kadının politikleştiği yerde yine aynı sorunları yaşıyoruz. Biz kimsenin kadınları, eşleri, annesi, ailesi değiliz. ‘Sizin makbul kadınlarınız olmuyoruz’ dediğimizde şiddet ile karşı karşıya kalıyoruz.

    Bir milletvekili olarak alanda polis ile karşılaştığımızda benimle değil, yanımdaki erkek arkadaşımla muhatap oluyor. Daha fazla ses çıkarıyorsam zaten dikkate almıyor. Ben bir kadınım. İkincisi politik bir kadınım.”

    Çiğdem Kılıçgün Uçar ise kadın cinayetlerine ilişkin kullanılan dile dikkat çekti. “Kadınlar cinayete kurban gittiğinde ‘namus cinayeti’ diyorduk. Bu aslında erkeğin, kadını öldürmesini haklı gösteren bir tanımlamadır” diyen Uçar, kadın hareketinin bu konuda dil değişikliğine gittiğini hatırlattı.

    “KİMSENİN NAMUSU DEĞİLİZ”

    Uçar şöyle konuştu:

    “Öncelikle kadına yönelik şiddeti, ‘erkek şiddeti’ olarak tarif ediyoruz. ‘Namus cinayeti’ olarak tarif etmiyoruz. Kimsenin namusu değiliz. Devlet, bir yönetme aygıtı olarak şiddeti kullanıyor. Kadınlar, en yakınımızdaki erkekler tarafından şiddetle kontrol altında tutulmaya çalışıyoruz.

    Devletin bütün aygıtları; polisinden, Diyanet’ine kadar kadınlar üzerinden toplumu yeniden dizayn etmeye; kendi kural ve kaidelerini kabul eden bir toplum yaratmaya gidiyor. Kadınların yürüttüğü eşitlik ve özgürlük mücadelesi sadece kadınları özgürleştiren bir boyutta değil.

    “ÇİLEM DOĞAN YAŞADIĞI İÇİN CEZA ALIYOR”

    Kadınların, pandemi süreciyle birlikte eve hapsedilmesiyle şiddet ve cinayetler daha fazla arttı. Buna mukabil devletin cezasızlık politikasının da yükseldiğini ifade edebiliriz. Cezasızlık politikasından kastettiğimiz aslında şu: Eşini öldüren erkek, bir takım elbise giymekten, kravat takmaktan kaynaklı ceza indirimi ile karşılaşabiliyor.

    Fakat yaşamak için eşini öldürmek zorunda kalan Çilem Doğan yaşadığı için ceza alıyor. Sistemin ifade ettiği şey kadın, erkeği öldürüyorsa cezalandırılır ama bir erkek, kadını öldürüyorsa cezalandırılmaz. Çünkü devlet o erkeği cezalandırırsa en başta kendisini cezalandırmış olur.”

    PİRHA / İSTANBUL

  • ‘İktidar bizi yok sayıyor; eril dil iktidarın kadın vekillerine de yansımış’-VİDEO

    ‘İktidar bizi yok sayıyor; eril dil iktidarın kadın vekillerine de yansımış’-VİDEO

    PİRHA- HDP İstanbul Milletvekili Dilşat Canbaz Kaya, kadınlara şiddetin giderek tırmandığını belirterek, eril dilin hem sokakta, evde hem de Meclis’te olduğunu söyledi. Canbaz Kaya, kadınların iyi bir eş, iyi bir anne olmasının dayatıldığını kaydetti. 

    HDP İstanbul Milletvekili Dilşat Canbaz Kaya, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü dolayısıyla PİRHA’ya açıklamalarda bulundu.

    “Kadınlar olarak öfkeleniyoruz” diyen Canbaz Kaya, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun erkeklere “Ayıptır, akıllı olun” sözlerine tepki gösterdi. Bakanın ayar vermeye çalıştığını, sanki bu ülkede yaşamıyormuş gibi davrandığını vurgulayan Canbaz Kaya, “Bu ülkede kadınlar tecavüze maruz kalıyor. Günde üç kadın öldürülüyor. Sayı söylemek bile ağır geliyor. Bir yaşamdan bahsediyoruz” dedi.

    Ocak ayından bu yana 253 kadının katledildiğini hatırlatan Canbaz Kaya, verdikleri soru önergelerine cevap verilmediğini söyledi.

    Pandemi sürecinde kadının eve mahkum edildiğini ifade eden Canbaz Kaya, kadınların evlerin içinde şiddet gördüğüne işaret etti.

    Canbaz Kaya, “İktidar bizi yok saymaya çalışıyor. Eril dil iktidarın kadın vekillerine de yansımış. Erkek iktidarın yansıması. İstanbul Sözleleşmesi2ne de aynı erkek tavır var. Kadına dair bir şey yok” dedi.

    Kadın mücadelesinin siyasetler üstü olduğunu belirten Canbaz Kaya, “Yerelde polisle karşı karşıya kaldığımızda bizi muhatap almıyor. Erkek vekil yanımızda varsa polis bizi görmezden geliyor. Meclis’te de buna benzer durumlar var. Kadın olmamızdan dolayı dil de değişiyor. ‘Burası bir er meydanı deniyor. Erkeksen bunu konuş.’ diyorlar. Ne demek bunlar, çözemiyorum hala.” diye konuştu.

    Canbaz Kaya, kadınların iyi bir eş, iyi bir anne olmasının dayatıldığını söyledi.

    PİRHA/ İSTANBUL

  • HDP’li Kaya, Sivas katliamı hükümlüsüne verilen af kararını Meclise taşıdı

    HDP’li Kaya, Sivas katliamı hükümlüsüne verilen af kararını Meclise taşıdı

    PİRHA – HDP İstanbul Milletvekili Dilşat Canbaz Kaya, Sivas katliamı hükümlülerinden Ahmet Turan Kılıç’a Cumhurbaşkanı Erdoğan imzasıyla af kararı verilmesine ilişkin soru önergesi verdi. Önergede, “Hakkında suçundan idam cezasına hükmedilen, idam cezasının kaldırılmasının ardından cezası müebbet ağır hapse çevrilen Ahmet Turan Kılıç’ın kalan cezasının kaldırılma gerekçesi nedir?” sorusu yöneltildi. 

    Halkların Demokratik Partisi İstanbul Milletvekili Dilşat Canbaz Kaya, Sivas katliamı hükümlülerinden Ahmet Turan Kılıç’a Cumhurbaşkanı Erdoğan imzasıyla af kararı verilmesine ilişkin Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay ve Adalet Bakanı Abdulhamit Gül tarafından yanıtlaması istemiyle Meclise soru önergesi verdi.

    Önergede şu ifadeler yer aldı:

    “Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı kararına göre, 2000 yılında Ankara 1 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından “Anayasal düzeni zorla bozmaya kalkışmak” hakkında suçundan idam cezasına hükmedilen, idam cezasının kaldırılmasının ardından cezası müebbet ağır hapse çevrilen Ahmet Turan Kılıç’ın kalan cezası, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulunun raporu sebebiyle kaldırıldı. Hapishanelerde 457’si ağır olmakla birlikte 1334 hasta mahpus bulunmaktadır.

    Bu bağlamda;

    Ahmet Turan Kılıç’ın cezasının kaldırılmasının gerekçesi nedir?

    Cumhurbaşkanı kararı ile cezası kaldırılan başka mahpus var mıdır? Varsa kaç kişidir? Ceza kaldırılma gerekçeleri nelerdir?

    Bakanlığınızın hasta tutsaklara yönelik çalışmaları var mıdır? Varsa nelerdir?

    Hapishanede kalamaz raporu olmasına rağmen hapishanede bulunan mahpusların tahliye edilmeme gerekçesi nedir? Tahliyelerine yönelik çalışmalarınız var mıdır?

    Hapishanede kaç hasta mahpus vardır? Kaç kişinin durumu ağırdır? Kaç kişinin hapishanede kalamaz raporu vardır?

    2016’dan bu yana kaç hasta mahpus yaşamını yitirmiştir? Yıllara göre dağılımı nedir?”

    (HABER MERKEZİ)

  • HDP’li Kaya’dan Bakırköy Cezaevi’nde yaşanan hak ihlallerine ilişkin önerge

    HDP’li Kaya’dan Bakırköy Cezaevi’nde yaşanan hak ihlallerine ilişkin önerge

    PİRHA – HDP İstanbul Milletvekili Dilşat Canbaz Kaya, Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’nde yaşanan hak ihlallerine ilişkin soru önergesi verdi. Önergede, “Bakırköy Kadın Kapalı Hapishanesinde yaşanan hak ihlalleri doğrultusunda yürütmekte olduğunuz bir soruşturma var mıdır? Hapishane açık görüşünün otuz beş (35) dakikaya indirilmesinin gerekçesi nedir?” soruları soruldu. 

    Halkların Demokratik Partisi İstanbul Milletvekili Dilşat Canbaz Kaya, Bakırköy Kapalı Kadın Cezaevi’nde son zamanlarda yaşanan hak ihlallerine ilişkin Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’ün yanıtlaması istemiyle Meclise soru önergesi verdi.

    Önergede, “Bakırköy Kadın Kapalı Hapishanesinde bulunan mahpusların avukatları aracılığıyla aktardığı bilgiler doğrultusunda açık görüşün kırk beş (45) dakikadan otuz beş (35) dakikaya düşürüldüğü kamuoyuna aktarılmıştır. Bununla birlikte daha önce de birçok kez gündeme gelen çıplak arama dayatmasının hala devam ettiği, dergi ve gazete yasaklarının sürdüğü ve insanın en temel haklarından biri olan sağlık hakkının ellerinden alındığı, hastaneye sevklerin yapılmadığı, kimi sevk taleplerinin iki yılı aşkındır beklediği de aktarılan bilgiler arasındadır” ifadeleri yer aldı.

    Kaya, şu soruları yöneltti:

    1. “Bakırköy Kadın Kapalı Hapishanesinde yaşanan hak ihlalleri doğrultusunda yürütmekte olduğunuz bir soruşturma var mıdır?
    2. Hapishane açık görüşünün otuz beş (35) dakikaya indirilmesinin gerekçesi nedir?
    3. Hasta mahpusların sevk taleplerinin reddedilmesinin ve/veya uzun zaman dilimi boyunca cevap olunmamasının sebebi nedir?
    4. Yeni Yaşam, Evrensel, Atılım, Özgür Gelecek ve Halkın Günlüğü gazetesi ile Demokratik Modernite ve Jineoloji dergilerinin yasak olması bakanlığınızca alınan bir karar mıdır?
    5. Bakanlığınızın kararınca hapishanelerdeki yasaklı yayınlar nelerdir?
    6. Bakırköy Hapishanesi en son ne zaman denetlenmiştir?”  (HABER MERKEZİ)
  • ‘Halkımızla birlikte bu işgalci mantığa karşı mücadele yürüteceğiz’-VİDEO

    ‘Halkımızla birlikte bu işgalci mantığa karşı mücadele yürüteceğiz’-VİDEO

    PİRHA – HDP’li belediyelere kayyım atanmasına ilişkin PİRHA’ya konuşan HDP Milletvekilleri Dilşat Canbaz Kaya ve Musa Farisoğulları, “Bölgede bütün kurumları gasp etme, işgal etme, halkımızın kazanımlarını yok etme üzerine siyaset yürütülüyor. Faşizmin saldırılarına karşı direnişimizi sürdüreceğiz” ifadelerini kullandılar. 

    HABERİN VİDEOSU

    Halkların Demokratik Partisi’nin 31 Mart yerel seçimlerde kazanmış olduğu belediyelerin eş başkanları görevden alınıp yerlerine kayyımlar atanmaya devam ediyor.

    13 Kasım günü de Dersim’in Mazgirt ilçesine bağlı Peri Belediyesi eş başkanları görevden alınarak yerine kayyım atandı.

    Belediye eş başkanları, meclis üyeleri belediye binası önünde kayyımları protesto etmek amacıyla oturma eylemini sürdürüyor.

    Oturma eylemine katılan HDP’li vekiller Dilşat Canbaz Kaya ve Musa Farisoğulları, konuya ilişkin PİRHA’ya konuştular.

    “BELEDİYELERİMİZ İŞGAL EDİLMİŞ DURUMDA”

    Kayyım atamalarını işgal olarak nitelendirdiklerini belirten İstanbul Milletvekili Dilşat Canbaz Kaya, “Her zamanki gibi işgalle zorbalıkla gasp ederek adına artık kayyum demiyoruz bu bir işgaldir. Belediyelerimiz işgal edilmiş durumda. Bugün 2 milyondan fazla Kürt seçmeninin, Kürt halkının, sosyalistlerin, Alevilerin, HDP’ye gönül vermiş tüm insanların seçme ve seçilme hakkını yok sayıyor bu iktidar. Çünkü sen Kürtsen yönetemezsin, seçme, seçilme hakkın yok diyor. Bir ili bir ilçeyi yönetme, bir vekil olarak söz hakkımız olmuyor. Bunu yıllardır görüyoruz. 2016’da toplu yapıyorlardı şimdi parça parça yapıyorlar” ifadelerini kullandı.

    Halkın, kayyımlara karşı net cevap vereceğini söyleyen Kaya, “şöyle devam etti:

    “Geçmiş dönemde kayyum atanmış belediyelere bakın; aynı kayyum seçimlerde bizlerle yarıştı. Hiçbir yerde irade seçilmedi. Halk yarın seçim olduğunda yine cevabını net bir şekilde verecek. Halk, bu kaymakamlara, kayyumlara, bu zihniyete gidecek mi, buradan bir hizmet bekleyecek mi asla.

    Kayyumlar atansa da Peri başta olmak üzere bütün belediyelerimizde halkla çalışmaya devam edeceğiz. Kazandığımız yerler halkla birlikte; köy köy, mahalle mahalle, sokak sokak halkımızla birlikte, yan yana duracağız. Çünkü biz haklıyız, biz kazanacağız. Faşizmin bu saldırılarına karşı kazanacağız.”

    “FAŞİZMİN SALDIRILARINA KARŞI DİRENİŞİMİZİ SÜRDÜRECEĞİZ”

    Kaya, “Her yerde saldırılar var. Parti üyelerimizi, eş başkanlarımızı gözaltına alıyorlar. Bu korktuklarını gösteriyor. Ülkeyi açık cezaevine çevirmişler. Kadınlara, gençlik meclislerine saldırıp gözaltına aldılar. Bunlar, kayyum korkusuydu. Protestoları engellemek için arkadaşlarımızı gözaltına aldılar, işkence ettiler. Faşizm, kendi yüzünü kazanım sağladığımız her yerde gözaltı politikasıyla devam ettirecek. Faşizmin topyekün saldırısına, gasplarına, işkencelerine karşı bizim de ortak birleşik mücadeleyle hareket etmemiz lazım. Direnişle cevap vereceğiz” diyerek mücadele çağrısında bulundu.

    “DERSİM’DE HUZUR YOK; HER YER ABLUKA ALTINDA”

    Dersim’deki ‘Tunceli artık huzur kenti’ söylemlerini değerlendiren Kaya, şunları kaydetti:

    “Dersim’de yaşanan işgaldir. Faşizmin bir şehri işgal etmesidir. Bunun adına onlar huzur diyorlar. Dersim’de bir huzur yok, her yer polis ablukasında. Bizler gelirken kaç noktada aranarak geldik. Eylem etkinlik yasakları her defasında uzatılıyor. 15 gün daha uzatıldı. Devlet artık şunu yapıyor; ben alırım, tutuklarım, yok ederim, katlederim. Bu politika onları götürmeyecek. Evet 17 sene bu politikayla götürmeye çalışıyor ama bundan fazlasını yapamaz. Halk şunu görüyor; siz yok ettikçe biz çoğalıyoruz.

    Devletin huzuru; muhalefetin, Kürtlerin, Alevilerin, sosyalistlerin huzur değildir. Sesimizi daha fazla yükseltmemiz gerekiyor.”

    “KATLİAMLAR; KÜLTÜREL VE TARİHSEL OLARAK DEVAM EDİYOR”

    Seyit Rıza ve yol arkadaşlarını anarak sözlerine başlayan Diyarbakır Milletvekili Musa Farisoğulları, “Bizim yürüttüğümüz demokratik komünal bir yaşamı örme çerçevesinde çabalarımız parti olarak yürütülüyor. Bugün yine aynı tarzda, 1937’lerdeki kıyım politikaları, demografik yapıyı değiştirme, bütün halkımızın kazanımlarını tasfiye etme üzerine büyük katliamlar yaşandı. Fiziki katliamın yanında diğer taraftan da beyaz kırım ve katliam politikası; hem kültürel hem tarihsel olarak devam ediyor. Aynı zihniyet iş başında. Bölgede bütün kurumları gasp etme, işgal etme, halkımızın kazanımlarını yok etme üzerinde siyaset yürütülüyor. Yıllardır Kürt coğrafyasında büyük katliamlar yapıldı. 1925’lerde, 1030’larda Ağrı’da, Koçgiri’de; bugün yine daha toplumsal ama daha ince tarzla devam ediyor bu katliamlar” diye konuştu.

    “DERİN BİR KÜRT DÜŞMANLIĞINI YÜRÜTMEK İSTİYORLAR”

    Kayyım atamalarının Kürt halkının iradesine yapılan bir darbe olduğunu ifade eden Farisoğulları, şunları kaydetti:

    “Bu politika, günlük bir darbedir. İki üç günde bir belediyelerimize kayyum darbesi yapılıyor, kurumlarımız gasp ediliyor.

    Bu süreç bitecek, AKP-MHP faşist bloğunun arkasındaki güçlerin, bölgeyi bir bütün olarak ilhak etmek isteyen bir politika yürütülüyor. Bu Kürt varlığını yok etmeye yönelik bir yaklaşımdır. Biz sadece bir belediye binasının gasp edilmesi olayı değildir kayyumlar. Derin bir Kürt düşmanlığını yürütmek istiyorlar.

    Buna karşı parti olarak bütün kurumlarımız ve halkımızla birlikte bu işgalci mantığa karşı mücadele yürüteceğiz, direnişimizi sürdüreceğiz.”

    “BU İŞGALCİ MANTIĞA DERT OLSUN Kİ; DİZ ÇÖKMEDİK, ÇÖKMEYECEĞİZ”

    “Şunu herkes bilmeli ki; binaya atanacak kayyum, Kürt halkının iradesini ortadan kaldıramayacak. Kürt halkının yürüttüğü mücadele devam edecektir. Biz, Seyit Rıza ve yoldaşlarının yürüdüğü yolda yürüdüğümüzü ifade etmek istiyoruz” diyen Farisoğulları, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Pir Seyit Rıza’nın sözleri bugün güncelliğini koruyor. Bu işgalci, gaspçı mantığa dert olsun ki; biz bugüne kadar diz çökmedik, bundan sonra da asla diz çökmeyeceğiz. Bu süreç bitecek, AKP-MHP faşist bloğunun arkasındaki güçlerin, bölgeyi bir bütün olarak ilhak etmek isteyen bir politika yürütülüyor. Bu Kürt varlığını yok etmeye yönelik bir yaklaşımdır. Biz sadece bir belediye binasının gasp edilmesi olayı değildir kayyumlar. Derin bir Kürt düşmanlığını yürütmek istiyorlar.”

    PİRHA/DERSİM

     

     

     

     

  • ‘Kadın üzerinden toplumu teslim alma siyaseti yürütülüyor’-VİDEO

    ‘Kadın üzerinden toplumu teslim alma siyaseti yürütülüyor’-VİDEO

    PİRHA- Munzur Festivali kapsamında düzenlenen “Kadınlar haklarını ve mücadeleyi konuşuyor” panelinde erkek egemen sisteme karşı birlik ve mücadele vurgusu yapıldı. 

    19. Munzur Kültür ve Doğa Festivali kapsamında “Kadınlar haklarını ve mücadeleyi konuşuyor” paneli gerçekleştirildi. Panele HDP Batman Milletvekili Ayşe Acar Başaran, HDP İstanbul Milletvekili Dılşat Canbaz Kaya ve Avukat İlke Işık konuşmacı olarak katılırken moderatörlüğü ise SES Dersim Şube Başkanı Duygu Kurban yaptı.

    Panelde konuşan HDP İstanbul Milletvekili Dilşat Canbaz Kaya, festivali yaşamını yitirmiş tüm çocuk ve kadınlara atfettiklerini belirterek AKP’nin cinsiyetçi politikalarına ilişkin şu aktarımlarda bulundu:

    “Özellikle kadınlar üzerinde önce bizleri hedef alıyor bu politikalar. OHAL ile beraber ilk kadın dernekleri kapatıldı, ilk kadın vekil ve belediye eş başkanları tutuklandı. Yapılan yasalarla bizlerin kazandığı haklar geri alınmaya başlıyor. Haklarımız geri alınıyor. Yasakları kınıyoruz. Sözümüzü söylememizden korkuyorlar. En hızlı yan yana gelen kadınlardır. Savaş politikaları sadece Dersim’de değil tüm bölgede önce kadın ve çocuğu vuruyor. Toplumsal cinsiyet rollerinde eşit koşullarda değiliz. Toplumun baskı rolü var, anne rolü var, toplumun ahlak rolü var.”

    “ERİL ZİHNİYETE KARŞI MÜCADELEMİZ SÜRECEK”

    İstanbul sözleşmesine değinerek “Bu sözleşme kazanımlardan biridir. Bu sözleşme şu anda hiçe sayılıyor. Sokaklarda bu sözleşmeyi savunuyoruz. Alınan kararların tartışmaya açılmaması gerekiyor” diye konuşan Kaya, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Cinsel şiddet yeni yasalarla çok arttı. Bizlerin katledilmesi için her şey mübah. Cezasızlık politikası uygulanıyor. Şu 5 yıllık süreçte daha da artmış durumda. Eril zihniyet her yerde, mecliste, sokakta, evde. Buna karşı mücadele edeceğiz. Örgütlü mücadeleyle cevap olursak geri adım atacaklar.”

    Kaya, Munzur Üniversitesi’ndeki tacize ilişkin ise şunları kaydetti:

    “Cem Tekinoğlu’nu teşhir ediyoruz. AKP’nin, valiliğin çeteleriyle birlikte kadınlar üzerinde sistematik bir durumu var. Dersim gibi bir yerde örgütlü kadınlar olarak kapanmasına izin vermeyeceğiz. Bugün üniversitede, Dersim’de, Mardin’de kolluk güçlerinin saldırılarını biliyoruz. Bugün Cem Tekinoğlu yarın başka biri. Bizler bunların nefes almalarına izin vermemeliyiz. Erkek iktidarı sırtına alarak kadınlara yapılan tacizi kabul etmiyoruz.”

    “EN BÜYÜK ŞİDDET İRADESİZLEŞTİRMEDİR”

    Panelde konuşan HDP Batman Milletvekili Ayşe Acar Başaran ise Sebahat Tuncel’e ve tüm tutuklu siyasetçilere selam yolladı. “Savaşlar son bulduğunda daha güzel festivaller, gezip görebileceğimiz festivaller olacaktır. Gözaltı, tutuklama politikalarına karşı kadın mücadelesi var. Kadınlar geri adım atmadığı, itaat etmediği için baskı altında” diyen Başaran, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “En büyük şiddet iradesizleştirme tavrıdır. Her şeyi kabulleneceğimiz, kendi fikirlerimizi ifade etmeyeceğimiz, devletin bizim adımıza karar vereceği bir durum yaratılmak isteniyor. Siyaseti toplumsallaştıracak olan kadınlardır. İktidarın en fazla saldırı odağı haline gelmiştir kadın. Sakine cansız, siyaset yürüttüğü için iki kadın arkadaşıyla beraber katledildi. Cansız, karşı çıkan bir kadındı. Silvan’da katledilen kadınlar, karşı çıktıkları için, itaat etmedikleri için katledildiler. Sadece 8 Mart paylaşımları yaptıkları için kadınlar gözaltına alınıyor, tutuklanıyor.”

    “KAYYUMLARIN DA İLK HEDEFİ KADIN EŞ BAŞKANLARIMIZDI”

    Kayyumların da sistemin de ilk hedefinin kadınlar olduğunu belirten Başaran, şöyle devam etti:

    “Kayyumların ilk işi kadın eş başkanlarımızın yerlerini gasp etmek oldu. En fazla kapatılan kadın dernekleridir. Bu arkadaşlarımız terörize edildi. Bu saldırı, eş başkanlık sistemimizeydi. İlk vekilliği düşürülen eş başkanımız Figen Yüksekdağ idi. Her gün ceza alıyor. Binlerce kadın siyaset yürütüp direndiği için cezaevlerinde.”

    Cumartesi Annelerinin eylemlerine de değinen Başaran, “Cumartesi Anneleri eylemlerine devam ederken açlık grevi devam ederken çocuklarına destek vermek isteyen anneler direndi. Verilen hiçbir mücadele boşuna değildi” diye konuştu.

    Kadının üstünden toplumu teslim alma siyaseti yürütüldüğünü ifade eden Başaran, “Maalesef mecliste de fiziki şiddete varacak bir ortam var. Kullanılan dil de bir şiddet biçimi. Meclisin çoğunluğunun erkek olması da bu tabloya çıkacaktır. Biz HDP olarak sadece vekillikte ve eş başkanlıkta değil; eğitim, kültür, sosyolojik alanda kadının var olması gerektiğini savunuyoruz. Savaş siyaseti üzerine kurulan bir sistem var. Bu sistem mücadelemiz karşısında geri adım atacaktır. Bu mücadelede oluşan atmosferin doğal gönüllü köleleri haline gelen erkeklerin de bu mücadelede var olması gerektiğini biliyoruz” ifadelerini kullandı.

    Emek Partisi Kadın Bürosu’ndan avukat İlke Işık da “17 yıllık AKP iktidarının tablosudur Nupelda ve Ayaz. Çocukların kadınların öldürüldüğü şiddet dolu bir hayat bıraktılar bize. Bu hayatı ısrarla körüklediler. Yukarıdaki büyük şiddetten tüm erkekler cesaret alıyor. 31 Mart’ta, 23 Haziran’da alınan sonuç kadınların mücadelesinin sonucudur. Kadınlara AKP’yi sorduğumuzda karşımıza şiddet çıkıyor. Hiçbir kadın sokakta yaşamın hiçbir alanında rahat yaşam süremiyor. Günlük hayatımızı yoksulluk, işsizlik ve şiddetle yöneten bir iktidar var” dedi.

    “Eşit ücret almıyor kadınlar ve erkekler. Aileyle uyumlu çalışma hayatını yıllardır kurmaya çalışıyorlar. Korkunç bir sömürü. Asla aile içinden çıkılamayan bir hayat” diyen Işık, bu sömürüye karşı birlik ve mücadele çağrısı yaparak sözlerini tamamladı.

    Panel, katılımcılarla birlikte soru-cevap yapıldıktan sonra “Jin, jiyan, azadi”, “Kadın, yaşam, özgürlük” sloganları ve zılgıtlar eşliğinde son buldu.

    PİRHA/DERSİM

  • HDP’li vekiller: Dersim’de hükümetin verdiği talimat uygulanıyor-VİDEO

    HDP’li vekiller: Dersim’de hükümetin verdiği talimat uygulanıyor-VİDEO

    PİRHA-Dersim’e gelen HDP milletvekillerinden oluşan heyetin, Ovacık ve Hozat yollarından yangın bölgesine gitmesine “bölgede operasyon var” gerekçesiyle izin verilmedi. Bir süre oturma eylemi yapan heyet daha sonra Pertek üzerinden yangın bölgesine gitmeye çalıştı. HDP heyeti, bu kez de Hozat, Çemişgezek, Pertek, Hıdırdamı köyü yol kavşağında askerler tarafından durduruldu. Askerler, milletvekillerinin Pertek ilçesine girişlerine izin vermedi. Asker Pertek Kaymakamı Arif Gül’ün “milletvekillerinin ilçeye girişlerini yasakladığı” gerekçesiyle izin vermeyeceğini kaydetti.

    Dersim’deki orman yangınlarını yerine incelemek için Dersim’e gelen HDP’li vekillerden oluşan heyetin yangın bölgesine gitmesine “bölgede operasyon var” gerekçesiyle izin verilmedi. Engellenmelerini oturma eylemiyle protesto eden heyet Pertek üzerinden yangın bölgesine gitmeye çalıştı. Bu kez de Hozat, Çemişgezek, Pertek, Hıdırdamı köyü yol kavşağında askerler tarafından durdurulan heyetin Pertek’e geçişine de izin verilmedi.

    “HÜKÜMETİN VERDİĞİ TALİMATIN UYGULANDIĞINI DÜŞÜNÜYORUZ”

    Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan HDP Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş, “Açıkça hükümetin verdiği talimatın uygulandığını düşünüyoruz. Dersim valiliğinin ya da Hozat Kaymakamlığı’nın 10 vekili engelleme lüksü olamaz. Bu dördüncü durdurulmamız. Hozat’ın girişinde tekrar bir engelleme oldu. Yazılı belge sunulmadı. Eğer gerçekten ormanlar kendi kendine yanıyor olsaydı, bir suç pratiği olmasaydı bugün burada engelleniyor olmazdık” diye konuştu.

    “DERSİM’E ÖZEL BİR POLİTİKA İZLİYORLAR”

    HDP İstanbul Milletvekili Dilşat Canbaz Kaya ise “Alana varmadan bir açıklama yaptı valilik, ön yargılara devam etmekte. Ovacık yolu ve Çiçekli tarafından girmeye çalıştık. Dersim’e özel bir politika izliyorlar. Bir savaş konseptiyle karşı karşıyayız. Kaymakamın milletvekili üzerinde yetkisi var. Valiliğe özel yetkiler verilmiş. AKP iktidarının ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun talimatıyla devam eden saldırı konseptidir bu” ifadelerini kullandı.

    DERSİM/PİRHA

  • HDP’li Vekil Bakan’a sordu: Yangınlara müdahale etmeme nedeni nedir?

    HDP’li Vekil Bakan’a sordu: Yangınlara müdahale etmeme nedeni nedir?

    PİRHA – HDP İstanbul Milletvekili Dilşat Canbaz Kaya, Dersim’de günlerdir süren orman yangınlarını Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’ye sordu. Canbaz, “Tunceli, Hakkari, Şırnak, Mardin ve Diyarbakır gibi illerde askeri operasyonlar sonucu çıkan yangınlara ekiplerinizin müdahale etmeme nedeni nedir?” diye sordu. 

    HDP İstanbul Milletvekili Dilşat Canbaz Kaya, Dersim’de askeri operasyonlar sonucunda başlayan ve günlerdir devam eden orman yangınlarını Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’ye sordu.

    Canbaz’ın önergesinde şu ifadeler kullanıldı:

    “Askeri operasyonların sürdüğü Tunceli’de ormanlar, TSK mensupları tarafından yapılan top, havan ve helikopter taramaları sonucu yakılmaktadır.

    Her yıl, özellikle yaz aylarında çıkarılan yangınlar bölgede ekolojik yaşamı olumsuz etkilemekte, bitki ve hayvan çeşitliliğine büyük zararlar vermektedir. Hozat ilçesine bağlı, Aliboğazı, Bozan yaylası, Zogar, Dereköy, Kozluca, Zengi, Değirmendere ve Geyiksuyu bölgelerinde askeri bombalamaların sonucu olarak yangınlar çıkmış, yangınlar yayılarak devam etmektedir. Yangınlara belediye ve orman genel müdürlüğü yetkilileri müdahale etmezken, TSK mensupları halkın yangınları söndürmesine mani olmaktadır.

     YANGINLARIN KAÇI ASKERİ OPERASYONLAR SONUCU ÇIKMIŞTIR?

    Canbaz, bu bağlamda Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin yanıtlaması istemiyle şu soruları yöneltti;

    • Tunceli’de 2015 tarihinden bugüne kaç orman yangını çıkmıştır? Çıkan yangınlarda toplam kaç hektar alan yanmıştır?
    • Tunceli’de çıkan yangınların kaçı askeri operasyonlar sırasında TSK mensupları tarafından çıkarılmıştır?
    • Askeri operasyonlar sonucu çıkan yangınlarla ilgili, TSK ile herhangi bir görüşme yapılmış, yangınların engellenmesine yönelik herhangi bir girişimde bulunulmuş mudur?
    • Yangın çıkan alanların iyileştirilmesiyle ilgili ne tür çalışmalar yapılmıştır? 2015 tarihinden beri Tunceli’de çıkan yangınlar sonrası kaç hektar ormanlık alan iyileştirilmiş, ağaçlandırma çalışması yapılmıştır?
    • Tunceli’de çıkarılan orman yangınlarında yok alan bitki ve hayvan türleri nelerdir? Yangınlarda bugüne kadar kaç hayvan ölmüştür?
    • Tunceli, Hakkari, Şırnak, Mardin ve Diyarbakır gibi illerde askeri operasyonlar sonucu çıkan yangınlara ekiplerinizin müdahale etmeme nedeni nedir?    PİRHA/İSTANBUL