Etiket: Dimin madencilik

  • Pülümür’de açılmak istenen krom madeni ocağı için Hastag çalışması yapılacak

    Pülümür’de açılmak istenen krom madeni ocağı için Hastag çalışması yapılacak

    PİRHA- Dersim’in Pülümür ilçesine bağlı Gurik(Karagöz) köyünde Dimin Madencilik tarafından yapılması planlanan Krom Madeni Projesi, bölge halkının tepkisini çekmeye devam ediyor. Dersimliler ve çevre savunucuları, projeye karşı sosyal medyada eş zamanlı bir Hastag çalışması yapacak.

    12 Nisan Pazar günü saat 20.00’de Instagram ve Twitter sosyal medya platformları üzerinden, “#pülümürdemadenistemiyoruzetiketiyle” yapılacak eylemle, hem kamuoyuna seslenilecek hem de yetkililere tepki gösterilerek, maden projesinin durdurulması için çağrıda bulunulacak.

    Doğa savunucuları, Pülümür’ün doğal yapısının ve yaşam alanlarının tehdit altında olduğunu belirterek yaptıkları bu Hastag çalışmasında, açılmak istenen krom madeni ocağı projesinin iptal edilerek Karagöz yaylalarının korunmasını hedefliyor.

    13 Nisan Pazartesi Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı bünyesinde bu projeye dair yapılacak olacak İDK toplantısı akabinde ise Bakanlığı da etiketleyerek ÇED sürecinin sonlandırılmasını talep edilecek.

    HABER MERKEZİ

  • Kordu’dan krom madeni tepkisi: ÇED süreci formaliteye dönüştü

    Kordu’dan krom madeni tepkisi: ÇED süreci formaliteye dönüştü

    PİRHA- DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Pülümür ilçesine bağlı Karagöz (Gurik) köyü merkezli olarak planlanan krom madeni projesinin bölge halkı, ekosistem ve inanç değerleri üzerinde yaratacağı yıkıcı etkileri gündeme taşıdı. Kordu, projeye dair sorularını Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un yanıtlaması istemiyle Meclis’e yazılı soru önergesi sundu.

    Dersim’in Pülümür ilçesine bağlı Karagöz (Gurik) köyü ve çevresinde, Dimin Madencilik tarafından planlanan krom madeni projesi için ÇED sürecinin yeniden başlatılması, bölge halkı ve yaşam savunucuları tepki göstermeye devam ediyor.

    DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Karagöz köyü merkezli 7 köyde yapılacak krom madeni ocağı için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’a yazılı soru önergesi verdi. Projenin geri dönülemez bir ekolojik kıyıma yol açacağını savunan Kordu, maden projesi yapılırsa hayvancılık, arıcılık faaliyetlerini yürütenlerin ve bölge halkının büyük zararlar göreceğini kaydetti.

    ”MADEN PROJESİ HAYATA GEÇİRİLİRSE BÜYÜK RİSK VE ZARARLAR YARATACAKTIR”

    Kordu, Dimin Madencilik San. ve Tic. A.Ş. tarafından hazırlanan projenin, Dağbek, Çakırkaya, Kovuklu, Kaymaztepe, Mezra ve Kocatepe köylerini kapsayan geniş bir havzada planlandığını, toplam 686 hektarlık ruhsat alanının doğrudan Pülümür Çayı ve dolayısıyla Fırat Havzası üzerinde kritik riskler oluşturduğunu belirtti.

    Milletvekili Kordu, ÇED (Çevresel Etki Değerlendirmesi) sürecinin, yerel halkın 2024’teki güçlü tepkisine rağmen 13 Nisan 2026’da yeniden başlatıldığını hatırlatarak, projenin hem çevresel hem de sosyo-kültürel boyutlarını şu ifadelerle öne çıkardı:

    Eğimli arazide yapılacak kazıların jeoteknik dengeyi bozacağını, erozyonu tetikleyeceğini ve fay hatları üzerinde risk oluşturacağını,

    Ağır metallerin Pülümür Çayı’na karışarak tüm havzanın su kalitesini geri dönülemez şekilde kirleteceğini,

    Bölgede arıcılık ve hayvancılığın büyük tehdit altında olduğunu, meraların kapatılmasıyla yaylaların hayvancılığa kapanacağını,

    Alevi inancı açısından kutsal sayılan Buyer Ana ve Büyük Çeşme gibi ziyaretgâhların maden sahasının etki alanında kalmasının, toplumun inanç özgürlüğüne açık bir saldırı anlamına geleceğini.

    Kordu, önergesinde şu sorulara yanıt istedi:

    1. Halkın açıkça karşı çıktığı Karagöz krom madeni projesi neden yeniden ÇED sürecine alınmıştır?
    2. Projenin Pülümür Çayı ve Fırat Havzası üzerindeki etkisine dair bağımsız bir hidrolojik analiz yapılmış mıdır?
    3. Bölgenin flora ve fauna zenginliğini korumak için hangi somut önlemler alınacaktır?
    4. Mera alanlarının madenciliğe açılmasının arıcılık ve hayvancılık üzerindeki etkisi ÇED raporunda nasıl değerlendirilmiştir?
    5. Eğimli arazide yapılacak kazıların yaratacağı jeoteknik risklerle ilgili kapsamlı bir zemin etüdü var mıdır?
    6. Proje sahasının kutsal ziyaretgâhlarla mesafesi nedir ve bu alanların korunması için bir plan var mıdır?
    7. 686 hektarlık ruhsat alanının yalnızca 66 hektarı için ÇED sürecinin işletilmesi “dilimleme stratejisi” midir?
    8. Dimin Madencilik’in diğer illerdeki projelerinde yaşanan çevresel tahribatlar Bakanlık kayıtlarında mevcut mudur?
    9. Şirketin son 5 yılda Dersim’de başvuruda bulunduğu maden proje sayısı kaçtır?

    Kordu, projenin Anayasa’nın 56. maddesinde güvence altına alınan “sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkı” ile Türkiye’nin taraf olduğu Bern Sözleşmesi’ne aykırı olduğunu vurguladı. Ayrıca, halkın iradesinin yok sayıldığı karar alma sürecinin ÇED sürecinin yalnızca bir formaliteye dönüştüğünü gösterdiğini ifade etti.

    PİRHA/ANKARA

  • Munzur Çevre Derneği: Hel Dağı satılık değil, halkındır!

    Munzur Çevre Derneği: Hel Dağı satılık değil, halkındır!

    PİRHA- Dersim Pülümür’e bağlı Karagöz köyünde krom madeni projesi için yeniden başlatılan ÇED süreci, bölge halkının tepkisini büyüttü. Munzur Çevre Derneği yaptığı açıklamada, Hel Dağı’nın şirketlere değil halka ait olduğu vurgulanarak doğa ve yaşam alanlarının savunulacağı belirtildi.

    Dersim’in Pülümür ilçesine bağlı Karagöz (Gurik) köyünde, Dimin Madencilik tarafından planlanan krom madeni projesi için ÇED sürecinin yeniden başlatılması, bölge halkı ve yaşam savunucuları tarafından tepkiyle karşılandı. Munzur Çevre Derneği tafafından yapılan açıklamada, söz konusu sürecin doğa talanını hukuki kılıfla meşrulaştırma girişimi olduğu ifade edildi.

    “BU BİR YATIRIM DEĞİL, AÇIK BİR TALANDIR”

    Açıklamada, Mercan Dağları’nın devamı olan Hel Dağı’nın yalnızca bir coğrafi alan olmadığına dikkat çekilerek, “Bu dağlar, patronların kâr hırsına kurban edilecek ‘kaynak’ değil; halkın ve diğer canlıların yaşam alanıdır” denildi.

    Bölgenin su kaynakları, tarım alanları ve ekolojik dengesi açısından hayati öneme sahip olduğu vurgulanan açıklamada, maden projesinin doğrudan doğruya yaşam alanlarını tehdit ettiği belirtildi.

    HALKIN YAŞAM ALANLARI HEDEFTE

    Hel Dağı’nın yaylacılık ve göçebe hayvancılık açısından kritik bir alan olduğuna işaret edilen açıklamada, “Her yaz kurulan çadırlar, bu düzenin yok etmek istediği kolektif üretimin ve dayanışmanın ifadesidir” ifadelerine yer verildi.

    Planlanan maden sahasının yalnızca Karagöz köyünü değil; Kocatepe, Dağbek, Çakırkaya, Boğalı, Dereboyu ve Kovuklu köylerinin de geçim kaynaklarını tehdit ettiği belirtildi. Aynı zamanda bölgenin önemli bir arıcılık merkezi olduğuna dikkat çekilerek, projenin çok yönlü bir ekonomik ve ekolojik yıkım anlamına geldiği kaydedildi.

    Açıklamanın devamında, “Bu bir ‘kalkınma’ değil, halkın yoksullaştırılması ve yerinden edilmesidir” denilerek maden faaliyetlerinin bölge halkını göçe zorlayacağı vurgulandı.

    Son olarak yapılan çağrıda, Hel Dağı’nın korunmasının yaşamın, emeğin ve doğanın savunulması anlamına geldiği belirtilerek, tüm Dersim halkı doğasına, suyuna ve toprağına sahip çıkmaya davet edildi.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim Barosu’ndan Pülümür’deki krom madenciliği projesine tepki

    Dersim Barosu’ndan Pülümür’deki krom madenciliği projesine tepki

    PİRHA- Dersim Barosu, Pülümür İlçesi Karagöz Köyü sınırlarında Dimin Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından yürütülmesi planlanan krom madenciliği projesine karşı çıkarak, Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) sürecinin sonlandırılması için resmi başvuruda bulunduklarını açıkladı.

    Baro tarafından yapılan yazılı açıklamada, Dersim coğrafyasının yalnızca doğal bir alan değil, tarih boyunca şekillenmiş yaşam biçimlerinin, inançların, kültürel değerlerin ve ekolojik dengenin bütünlüklü bir yapısı olduğuna dikkat çekildi.

    “PROJE HUKUĞA AYKIRIDIR VE ÇED SÜRECİ DURDURULMALIDIR”

    Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Söz konusu proje, yalnızca teknik bir yatırım faaliyeti değil, Anayasa’nın 56. maddesiyle güvence altına alınan sağlıklı ve dengeli çevrede yaşama hakkına doğrudan müdahale niteliğindedir. Proje alanı; iyi mera vasfına sahip, hayvancılığın ve yoğun arıcılık faaliyetlerinin sürdürüldüğü, bölge halkının geçim kaynaklarının merkezinde yer alan bir yaşam alanıdır. İlgili idari kurum görüşlerinde dahi, alanın mera niteliği nedeniyle uygun bulunmadığı ortaya konulmuştur” dendi.

    Baro, proje sahasının uluslararası sözleşmelerle koruma altına alınmış yaban hayatı, yüksek endemizm oranına sahip floristik zenginliği, kuş göç yolları ve “Hel Dağı Ziyaretgahı” gibi kültürel değerleri barındıran kutsal bir coğrafya olduğunun altını çizdi. Açıklamada, ÇED raporunun bölgenin bu çok katmanlı yapısını bilimsel ve gerçekçi şekilde ele almadığı vurgulandı.

    “Hazırlanan ÇED raporu, çevresel etkileri gerçekçi şekilde ortaya koymamaktadır. Mevzuata uygunluk açısından ciddi eksiklikler içermekte ve aynı havzadaki benzer bir projenin ÇED sürecinin sonlandırılmış olması dikkate alındığında, hukuki ve idari tutarlılığın sağlanması zorunludur” denildi.

    Dersim Barosu, projenin doğayı, geçim kaynaklarını, kültürel değerleri ve inanç alanlarını tehdit ettiğini belirterek, ÇED sürecinin derhal sonlandırılması gerektiğini ifade etti.

    Dersim Barosu, açıklamanın sonunda ise şunları belirtti:

    Çevre hakkı, yalnızca bugünün değil, geleceğin de hakkıdır. Bu proje hukuka aykırıdır. Dersim Barosu olarak hukukun, doğanın ve yaşamın yanında durmaya devam edeceğimizi ve sürecin takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz.”

    PİRHA/DERSİM