Etiket: din eğitimi

  • MEB, ara tatildeki din dersi eğitimine öğretmenlerin katılımını zorunlu tuttu

    MEB, ara tatildeki din dersi eğitimine öğretmenlerin katılımını zorunlu tuttu

    PİRHA- Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) kararıyla, bu yılın ilk ara tatili olan 11-17 Kasım’da 81 ildeki bütün öğretmenlerin katılımının zorunlu tutulduğu din dersi eğitimi verilecek. 

    Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) bu yılın ilk ara tatili olan 11-17 Kasım’da yeni bir düzenleme hayata geçirecek. Uygulamayla 81 ildeki bütün öğretmenlerin katılımının zorunlu tutulduğu din dersi eğitimi verilecek. Ara tatilin haftalık çizelgesinde yapılması planlanan eğitimin içeriği “Temel Eğitim ve Ortaöğretim Kurumlarında Din Dersi ve Öğretimi” olarak açıklandı.

    İLK DEFA ÖĞRETMENLERE DİN EĞİTİMİ VERİLECEK!

    artıgerçek’ten Osman Çaklı’nın haberine göre, Türkiye tarihi boyunca öğretmenlere yönelik hizmet içi eğitim programlarında ilk defa hangi branştan olursa olsun tüm öğretmenlere din eğitimi ve öğretimi eğitimi düzenlenecek. Katılımın zorunlu tutulduğu eğitimi ise Din Öğretimi Genel Müdürü Ahmet İşleyen verecek. Karar, henüz öğretmenlere tebliğ edilmedi.

    MEB tarihinde bir ilkin gerçekleştiğini anlatan Eğitimci Feray Aytekin Aydoğan, “Öğretmenler yıl içerisinde bir takım hizmet içi eğitim çalışmalarına katılıyorlar. Ara tatiller, yaz tatilinin başı ve sonunda gerçekleşen bir takım akademik seminerler oluyor. Bu eğitimlere örneğin, fizik ile ilgiliyse fizik öğretmenleri katılıyordu. Buna dair de başlıklar oluyordu. Yeni uygulama ile ilk defa bütün öğretmenlere dini eğitim verilecek” ifadelerini kullandı.

    “SİYASAL İSLAMIN İNŞAASI EĞİTİM ÜZERİNDEN YAPILIYOR”

    Programı Din Eğitim Genel Müdürlüğü’nün oluşturduğunu belirten Aydoğan, karar her ne kadar Milli Eğitim Bakanlığı tarafından alınmış olsa da Din Eğitimi Genel Müdürlüğü fiilen özerk bir yapıya dönüştü” dedi.

    2012 yılında eğitimdeki 4+4+4 döneminde AKP sözcüleri tarafından “Elimize tüm okulları imam hatipleştirmek için tarihi bir fırsat geçti” açıklamasını hatırlatan Aydoğan, şöyle devam etti:

    “Binlerce okulumuzda laboratuvar, kütüphane yokken tüm eğitim kademelerinde mescidin zorunlu hale getirilmesi, karma eğitimin fiilen ve hukuken adım adım yok edilmesi, 80 darbesinin ürünü olan zorunlu din derslerinin ‘seçmeli’ adı altında fiilen sayısının artırılması ve son uygulamalar Siyasal İslam rejiminin inşasının hızlanacağını gösteriyor.”

    “DİN ÖĞRETİMİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ ÖZERK OLDU”

    Atılan her adımın hem öğrencilerin laik, kamusal eğitim hakkını hem de öğretmenlik mesleğini hedef aldığını söyleyen Aydoğan, “MEB’e bağlı bir müdürlük olan Din Öğretimi Genel Müdürlüğü bir yandan uzun yıllardan itibaren atılan adımlarla özerkleşmiş bir yapı haline getiriliyor. Hatta MEB’in yerini alıyor. Tüm okullar, okul türleri ve tüm öğretmenler Din Öğretimi Genel Müdürlüğü’ne bağımlı hale getiriliyor” diye belirtti.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Mehmet Turan dede: Devletin belli bir dini zorla öğretmesi faşizan bir davranıştır -VİDEO

    Mehmet Turan dede: Devletin belli bir dini zorla öğretmesi faşizan bir davranıştır -VİDEO

    PİRHA- 4-6 yaş grubu çocuklar için alınan din eğitimi tavsiye kararını değerlendiren Şah Ahmet Sultan Ocağı Yol hizmetkârı Mehmet Turan, “Bırakınız her inanç ailede verilsin. Devletin belli bir dini zorla öğretmesi faşizan bir davranıştan başka bir şey değildir” dedi.

     

     

    Şah Ahmet Sultan Ocağı Yol hizmetkârı Mehmet Turan, 4-6 yaş grubu çocuklar için alınan din eğitimi tavsiye kararını eleştirdi.

    Devletin her daim Aleviler üzerinde asimilasyon politikaları izlediğini anımsatan Turan, zorunlu din derslerinin ana sınıfına kadar indirgenmeye çalışılmasının bu politikaların bir parçası olduğunu aktardı. Din eğitiminin aile tarafından çocukların uygun yaşlara geldikten sonra verilmesi gerektiğini de belirten Turan, Alevilerin inançlarına daha fazla sahip çıkmaları gerektiğini söyledi.

    “ALEVİLER ‘İNCİNSEN DE İNCİTME’ SÖZÜYLE HAREKET EDER”

    Alevi inancına yönelik esas soykırım ve asimilasyonun şu anda yapıldığını kaydeden Turan; “Aleviler, ‘İncinsen de incitme’ sözünü kendisine şiar edinmiştir. Şimdiye kadar hiç kimseye karşı kindar bir tavır takınmamışlardır. Bu korktuklarından mı? Hayır. Gerektiğinde insanlar nefsi müdafaa haklarını kullanarak çok şey yapabilirler. Ancak bir cana kıymanın hak ve hakikate kıymak, gerçeğe kıymak kadar kötü olduğunu bilen bizim o güzel toplumumuz böyle bir şeyi hiçbir zaman gündeme getirmedi” şeklinde konuştu.

    “DEVLET ALEVİLERİ HER DAİM ASİMİLE ETME POLİTİKALARI UYGULUYOR”

    Devletin Alevileri her daim asimile etme politikaları uyguladığını söyleyen Turan, Alevilerin de kendi öz kültürlerine, inançlarına yeteri kadar sahip çıkamadıklarını söyledi.

    4-5 yaşından itibaren çocuklara dinle ilgili bilgiler verilmesini, bunun dayatılmasını kabul edilemez olarak değerlendiren Turan, “O yaşlarda ki çocuklara direk kendi inançlarını, kendi dinlerini, kendi anlayışlarını lanse edecekler. Yani Allah ile çocukları korkutacaklar. Cennetle cehennemle korkutacaklar. Hak dediğimiz bütün evrende var olan o güzelliği bizim çocuklarımıza aşılamamızı da böylelikle engelleyecekler. Oysa ki biz bir yaratılış anlayışıyla değil, bir varoluş anlayışıyla çocuklarımızı ve geleceğimizi yetiştirmeye, aydınlatmaya çalışıyoruz. Bırakınız her inanç ailede verilsin. Devletin belli bir dini zorla öğretmesi faşizan bir davranıştan başka bir şey değildir.”

    “DİNDE ZORLAMA YOKTUR”

    ‘Dinde zorlama yoktur’ sözünü anımsatan Turan sözlerine şu şekilde devam etti:

    “Hem dinde zorlama yoktur diyorsunuz hem de insanları dine zorluyorsunuz. Dinde insanın canına kıymak yoktur diyorsunuz hem de Allah için savaşa diyorsunuz. Bütün bunlarla yetiştirilecek olan bir neslin ülkeye, dünyaya zararlı olacağını aslında biliyorsunuz. Biliyorsunuz ve bizim de barıştan yana olan düşüncemizi, insan sevgisi ve kardeşlikten yana olan düşüncelerimizi harap etmeye çalışıyorsunuz. Çocuklarımızdan elinizi çekiniz lütfen. Onların bizim inancımız, bizim yolumuz ve felsefemiz çerçevesinde bizler tarafından yetiştirilmesine engel olmayınız.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

     

  • Fethiye PSAKD Başkanı: Laikliğin ne kadar önemli olduğunu bugün daha iyi anladık-VİDEO

    Fethiye PSAKD Başkanı: Laikliğin ne kadar önemli olduğunu bugün daha iyi anladık-VİDEO

    PİRHA- PSAKD Fethiye Şubesi Başkanı Turgut Sevinç, zorunlu din derslerine karşı olduklarını vurgulayarak, Alevi kurumların öncülüğünde 27 Şubat Pazar günü Kadıköy Meydanı’nda yapılacak olan ‘Demokrasi ve laiklik’ mitingine katılım çağrısı yaptı. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Fethiye Şubesi Başkanı Turgut Sevinç zorunlu din derslerinin ana sınıfına kadar getirilmek istenmesi kararının çocuklar ve gelecekleri üzerinde olumsuz etkiler yaratacağını söyleyerek, zorunlu din derslerine karşı olduklarını vurguladı.

    Sevinç, Alevi kurumların öncülüğünde 27 Şubat Pazar günü Kadıköy Meydanı’nda yapılacak olan ‘Demokrasi ve laiklik’ mitingine de katılım çağrısı yaptı.

    “ZORUNLU DİN DERSLERİNE KARŞI DURUŞUMUZ NETTİR”

    Okul öncesi çocuklara getirilmek istenen zorunlu din derslerine kesin ve net bir şekilde karşı olduklarını ifade eden Sevinç, “Alevi kurumları ve bir birey olarak biz buna kesinlikle karşıyız. Çünkü bu yaşlarda çocukların kavraması gereken daha önemli nesneler ve öğretiler var. Soyut bir şekilde dinin öğretilmesi ileri ki yıllarda çocuklar üzerinde önemli psikolojik sorunlar yaratacaktır.  AKP iktidarının kindar bir nesil yetiştirme isteminin daha da ilerisi bir durumu işaret ediyor bu bence. Bu konuda bizim duruşumuz nettir. Biz katiyen karşıyız. Hiçbir din zorunlu olarak okullarda okutulamaz. AKP hükümetinin ivedi olarak bu aldığı karardan dönmesi gerekir. Haklarımızı gasp eden AKP hükümetine karşı da 27 Şubat’ta Kadıköy’de olacağız” diye konuştu.

    DEMOKRASİ VE LAİKLİK BULUŞMASINA ÇAĞRI

    Sevinç son olarak şunları kaydetti:

    “Başta Fethiye’de yaşayan canlarımıza ve Türkiye genelinde yaşayan bütün canlarımıza, 27 Şubat‘ta Kadıköy’deki ‘Demokrasi ve Laiklik’ mitingine gelmeleri için çağrıda bulunuyorum. Olmazsa olmazımız demokrasidir. Aynı zamanda laikliğin bugün ülkemiz için ne kadar kıymetli olduğunu anlamış bulunmaktayız. Burada dernek olarak bizler katılım sağlayacağız. Gelmek isteyen özellikle Fethiye’deki canlarımız bizimle iletişime geçebilir ya da kendileri de İstanbul Kadıköy’deki mitinge katılım sağlayabilirler.”

    Cebrail ARSLAN/Fethiye-MUĞLA

     

  • ‘4-6 yaşa arası çocuklara din eğitim verilmesi büyük tahribatlar yaratır’-VİDEO

    ‘4-6 yaşa arası çocuklara din eğitim verilmesi büyük tahribatlar yaratır’-VİDEO

    PİRHA- Mersin Eğitim-Sen Şubesi Yürütme Kurulu Başkanı Mahmut Sümbül, 4-6 yaş arası çocuklara dini eğitimin verilme kararına karşı çıkarak, demokratik, bilimsel, anadilde eğitimi savunmaya devam edeceklerini ifade etti. Sümbül, din eğitiminin çocukların psikolojisinde büyük tahribatlar yaratacağına dikkat çekti. 

    Geçen günlerde yapılan 20. Milli Eğitim Şûrası’nda 4-6 yaş grubu çocukların eğitimine din eğitimi eklenmesi kabul edildi. Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer başkanlığında toplanan Şura Genel Kurulu, okul öncesi eğitime din eğitiminin eklenmesini oylama yaparak kabul etmişti.

    “ALINAN KARARLAR GÖZ BOYAMADIR”

    20. Milli Eğitim Şûrası’nda 4-6 yaş grubu çocukların eğitimine din eğitimi eklenmesine dair konuşan Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen) Mersin Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Sümbül, 20. Milli Eğitim Şûrası’nın anti-demokratik bir şekilde toplandığını belirterek, “Şûra, yandaş sarı sendika, tarikat ve cemaatlerle kol kola bir işleyiş yürütüldü ve 120 karar alındı. 2022 MEB bütçesine baktığımızda alınan kararların göz boyama olduğu açıkça ortada” dedi.

    Sümbül, şûrada okul öncesi eğitime dair önemli tartışmaların yürütüldüğünün altını çizerek, “Oysa bizler, demokratik, bilimsel, parasız, anadilinde eğitimin okul öncesinden üniversiteye kadar olmasını istiyoruz. Bu bilimin de, pedagojinin de olmazsa olmazıdır” diye konuştu.

    “BİAT EDEN İNSAN TİPİNİN YETİŞTİRİLMESİNE HİZMET ETMEKTEDİR”

    20. Milli Eğitim Şûrası öncesi komisyonda okul öncesiyle ilgili herhangi bir kararın alınmadığına dikkat çeken Sümbül, şunları ifade etti:

    “Bu kararla dindar, kindar ve biat eden bir neslin yetiştirilmesi hedeflenmektedir. Halklar, inançlar ve Eğitim-Sen olarak bu ‘tavsiye’ kararını kabul etmemiz mümkün değildir. Çünkü bu yaş aralığındaki çocuklarımızın psikolojisinde büyük tahribatlar yaratacaktır. Bunun örneklerine önceki yıllarda sıkça rastladık. ‘Ben yaptım’ mantığıyla bu kararların alınması ve ‘tavsiye’ kararı gibi yumuşatılması kamuoyunu yanıltmaya dönük bir söylemdir. Bu kararlar tarikat ve cemaatlerle kol kola sistemin biat eden insan tipinin yetiştirilmesine hizmet etmektedir. Zorunlu din dersine dönük itirazlarımızda olduğu gibi bu konuda da itirazlarımızı ve mücadelemizi yürüteceğiz. Daha demokratik, özgürce yaşayacağımız bir ülke için bu tür uygulamaları sorgulayacağız.”

    Ailelerin bu tür zorlamalara karşı çıkması gerektiğini vurgulayan Sümbül, velilerin çocuklarına hem okul öncesi, hem de eğitim sürecinde verilen eğitimlerin içeriğini sorgulayıp, gerekli itirazlarını yapmaları çağrısında bulundu.

    Diren KESER/MERSİN

    İLGİLİ HABERLER

    >Bülbül: Bu gidişle kundaktaki bebeğe, ana rahmindeki cenine din dersi verilecek

    >Eğitimci-Yazar Balkız’dan, okul öncesi din dayatmasına tepki: Taliban müfredatı hedefleri!

    >Eğitim-Sen’den tepki: 20. Milli Eğitim Şûrası’na katılan kurum ve kişileri uyarıyoruz!

    >Uzmanlar, okul öncesi eğitimde Kur’an kursu projesine tepki gösterdi

    >Laikliğe Çağrı Birlikteliği, MEB hakkında suç duyurusunda bulundu

     

  • Okul öncesi öğretim programında din, ahlak ve değerler eğitimi yer alacak

    Okul öncesi öğretim programında din, ahlak ve değerler eğitimi yer alacak

    PİRHA- 20. Milli Eğitim Şurası’nda, “Okul öncesi öğretim programında çocuğun gelişim düzeyi dikkate alınarak din, ahlak ve değerler eğitimi yer almalıdır” tavsiye kararı çıktı.

    7 yıl aranın ardından toplanan 20. Milli Eğitim Şurası’nda kurulan “Temel Eğitimde Fırsat Eşitliği”, “Mesleki Eğitimin İyileştirilmesi” ve “Öğretmenlerin Mesleki Gelişimi” özel ihtisas komisyonları üyeleri, görüş ve önerilerden oluşan taslak maddeler üzerinde dünkü çalışmalarını tamamladı. 20. Milli Eğitim Şurası’nda 128 maddede tavsiye kararı alınırken, şurada alınan kararlar arasında, başta Aleviler olmak üzere toplumun tepki gösterdiği “Okul öncesi öğretim programında çocuğun gelişim düzeyi dikkate alınarak din, ahlak ve değerler eğitimi yer almalıdır” gösterildi.

    T24’te yer alan habere göre; Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer, gazetecilere yaptığı açıklamada, kararların ‘tavsiye’ niteliğinde olduğunu dile getirerek, gerekli çalışmaların yapılacağını belirtti.

    Özer, “Okul öncesi eğitimde din eğitimi verilmesine yönelik maddenin okul öncesi eğitim komisyonlarında kabul edilmediği belirtiliyor, bu madde hakkında değerlendirmeniz ne olur?” sorusuna ise, şu cevabı verdi:

    “Buradaki önerinin doğruluğunu ve yanlışlığını Milli Eğitim Bakanı olarak tartışamam. Bildiğiniz gibi Şura kararları, tavsiye niteliğindeki kararlardır. Uygulanma, yaptırım zorunluluğu yoktur. Milli Eğitim Bakanlığı’nın en yüksek danışma kurulu olarak şuranın aktif olarak bizim belirlediğimiz önceliklerde çalışmasını istedik. Dolayısıyla Milli Eğitim Bakanlığı olarak şurada gerek oy birliği gerekse oy çokluğuyla kabul edilen tüm kararları yeniden değerlendireceğiz, belirlemiş olduğumuz eğitimde fırsat eşitliği çerçevesinde alt başlıklarda gerekli yerlere dercedip ona göre yol haritamızı çıkaracağız. Yani burada alınan her kararı, Milli Eğitim Bakanlığı benimsediğimiz, reddettiğimiz veya kabul ettiğimiz anlamına gelmiyor.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • 300 ilkokul öğrencisi camiye götürüldü

    300 ilkokul öğrencisi camiye götürüldü

    İstanbul Çekmeköy İlçe Müftülüğü’nce düzenlenen, ‘Yedi Yaşındayım, Namaza Başlıyorum’ programı kapsamında 300 ilkokul öğrencisi, velileri ile öğle namazı için camiye götürüldü.

    Pedagogların, “Küçük yaştaki çocuğa verilen dini eğitim, çocukta geri dönülemez zarara yol açar” uyarısını yok sayan yeni bir uygulamaya daha imza atıldı. Çekmeköy İlçe Müftülüğü Gençlik Koordinatörlüğü’nün organize ettiği, ‘Yedi Yaşındayım, Namaza Başlıyorum’ programı ile yüzlerce çocuk camiye taşındı.

    İstanbul Fatih Sultan Mehmet Camii’nde düzenlenen etkinliğe 300 ilkokul öğrencisinin yanı sıra 500 de veli katıldı. Sabahın erken saatlerinde başlayan etkinliğin amacı, “Çocukları namaz kılmaya teşvik etmek” şeklinde açıklandı.

    Programa katılan çocuklara, üzerinde, “Gözümün Nuru Namaz” yazılı tişört ile tesbih hediye edilmesi dikkati çekti. Tişört ve tesbihin yanı sıra kız çocuklara başörtüsü, erkek çocuklara ise takke dağıtıldı. Türkiye Diyanet Vakfı’nın hazırladığı, “Abdest ve Namaz Boyama Kitabı” da öğrencilere verildi.

    ÇOCUKLAR SOMUT OLARAK DÜŞÜNÜR 

    BirGün’den Mustafa Mert Bildircin’in haberine göre; Uzman Psikolog Özge Şahin, çocukların fiziksel, sosyal ve duygusal olduğu kadar bilişsel olarak da yetişkinlerden farklı olduğunun altını çizerek, “Bilişsel gelişim olarak baktığımızda çocukların ortalama olarak 12 yaşından sonra soyut kavramları anlamaya ve içselleştirmeye başladıkları bilinmektedir. Din, ahlak gibi kavramlar soyut kavramlardır; tam da bu nedenle soyut kavramlarla ilgili eğitimlere en erken 12 yaşında başlanmalıdır” dedi. Şahin, 7-12 yaş arasındaki çocukların somut olarak düşündüğünü belirterek, “Örneğin, deyimlerle ilgili resim yapmaları istendiğinde soyut anlamı kavrayamamakta ve somut olarak ne deniyorsa onunla ilgili çizimler yapmaktadırlar. (Etekleri zil çalmak: eteğin altına ziller konulması; tası tarağı toplamak: bir tas ve tarak resminin arasına ‘+’ işaretinin konması gibi)” ifadelerini kullandı.

    GELİŞİM BASAMAKLARI DİKKATE ALINMALI

    Din eğitiminde yalnızca bir dinin anlatılmaması ve aile ile okulda korkuya dayanan bir din eğitimi olmaması gerektiğini ifade eden Şahin, şunları söyledi:

    “Korkutmaların olduğu eğitimlerden sonra çocuklarda kaygı oluştuğunu, davranışlarında yaşlarına göre gerileme olduğunu hatta kendine zarar verme davranışlarının meydana geldiğini görüyoruz. ‘Regl olmadan önce işlenen günahlar sayılmaz’ sözünü duyan bir çocuk, günah işlememek için intihar girişiminde bulunup, kendine zarar verebilir ya da hayatını kaybedebilir. Tüm bunların olmaması için verilen tüm eğitimlerde çocuğun gelişim basamakları dikkate alınmalıdır ve verilen eğitimler herhangi bir hak ihlaline zemin hazırlamamalıdır.”

    (HABER MERKEZİ)

     

     

     

  • Adalet Bakanlığı ile Diyanet arasında cezaevlerinde “din eğitimi” protokolü

    Adalet Bakanlığı ile Diyanet arasında cezaevlerinde “din eğitimi” protokolü

    Adalet Bakanlığı ile Diyanet İşleri Başkanlığı arasında cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlülere “din eğitimi” verilmesi konusunda protokol imzalandı.

    Adalet Bakanlığı ile Diyanet İşleri Başkanlığı arasında, cezaevlerinde bulunan tutuklu ve hükümlüler ile denetimli serbestlik müdürlüklerindeki yükümlülere din eğitiminin verilmesi konusunda iş birliği protokolü imzalandı.

    Adalet Bakan Yardımcısı Uğurhan Kuş, Hakimevi’nde düzenlenen törende yaptığı konuşmada, İl ve ilçe müftülükleri tarafından görevlendirilen cezaevi vaizlerinin, din ve ahlak eğitimi dersleri, Kur’an-ı Kerim kursu hizmetleri ve konferansları verdiğini, 585 vaiz tarafından gerçekleştirilen bu programların 1500 vaiz tarafından yapılmasını hedeflediklerini söyledi.

    Kuş, protokolün amacını ise “dini eğitim ve ahlaki gelişimlerine katkı vermek”, “rehabilitasyon sürecine katkıda bulunmak”, “milli, manevi ve sosyal gelişimlerine katkı sağlamak”, “yeniden suç işlemelerini önlemek” ve “din eğitimi çalışmalarını geliştirmek” olarak sıraladı.

    Kuş, ayrıca cezaevlerine 50 binin üzerinde Kur’an-ı Kerim gönderildiğini de söyledi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Okul öncesi çocuklara din eğitimi dayatması

    Okul öncesi çocuklara din eğitimi dayatması

    Bursa’da Yıldırım İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, okul müdürlüklerine gönderdiği yazıda, henüz okuma yazma bile bilmeyen okul öncesi çağdaki çocuklara ‘Dinimi seviyorum, öğreniyorum projesi’ kapsamında din eğitimi verileceğini duyurdu.

    Bursa’da Yıldırım İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü okul müdürlüklerine gönderdiği yazıda, pedagojik olarak henüz soyut işlemler dönemine geçmemiş ve okuma yazma bile bilmeyen okul öncesi çağdaki çocuklara ‘Dinimi seviyorum, öğreniyorum projesi’ kapsamında din eğitimi verileceğini duyurdu.

    Bursa Valiliği’nin onayıyla Yıldırım İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, tüm okul müdürlüklerine resmi yazı gönderdi. Yazıda, okula öncesi çağdaki çocuklara din eğitimi verileceği, bunun için okul müdürlüklerinin fiziki kapasiteyi ve bu eğitimi almak isteyen çocukların sayılarının bildirilmesini istedi.

    Bu kapsamda Milli Eğitim’in Diyanet’le protokol yapacağı, protokol gereği müftülükten okula din görevlilerinin gelerek okul öncesi çağdaki çocuklara din eğitimi vereceği öğrenildi.

    Yazıda, okul öncesi çocuklara din eğitimi verilmesi gerekçesi de, “yasal olmayan eğitim ortamlarının doğabilmesi riskine karşılık, çocukların din eğitimlerini uzman kişilerden alması” gösterildi. Milli Eğitim’in resmi yazısında, pedagojik olarak çocukların bilişsel gelişim dönemlerinden, 6 yaş öncesi çocukların henüz soyut işlemler dönemine başlamamış olması gerçeğinden hiç söz edilmemesi ise dikkat çekti.

    İşte Yıldırım İlçe Milli Eğitim’in okullara gönderdiği o yazı:

    SOYUT İŞLEMLER DÖNEMİ NEDİR?

    Pedagoji bilimine göre çocuğun bilişsel (zihinsel) gelişimi dört döneme ayrılıyor. Bunlardan ilki 0-18 ay arası duyusal-motor dönemi, 18 ay-6 yaş arası işlem öncesi dönem, 6-12 yaş arası somut işlemler dönemi ve 12 yaş sonrası soyut işlemler dönemi.

    Çocuklar ancak 12 yaş sonrasındaki soyut işlemler döneminde çeşitli idealler, fikirler, değerler ve inançları geliştirmeye başlarlar. Toplumun yapısıyla, felsefesiyle, politikayla ilgilenirler.

    (Haber Sol-Ahmet Çınar)

  • Devlet koruması altındaki çocuklara kamp: Din eğitimi verilecek

    Devlet koruması altındaki çocuklara kamp: Din eğitimi verilecek

    Nakşibendi Tarikatı’na yakınlığı ile bilinen “Muradiye Kültür Vakfı” başta olmak üzere birçok dini vakıfla iş birliği anlaşması imzalayan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı bu kez de Diyanet İşleri Başkanlığı’yla ortaklaşa “Değerler Eğitimi Kampı” düzenledi.

    Kastamonu’da düzenlenen ve 16 ilden 157 çocuğun katılımıyla gerçekleşen eğitim kampında Diyanet’in görevlendirdiği din görevlileri eğitimci olarak görev aldı. Devlet koruması altındaki çocukların katıldığı kampta verilen eğitimler arasında, “Allah sevgisi, Peygamber sevgisi, Kuran’ı Kerim, şükür, batıl inançlar, tatlı dil ve güler yüz” gibi konular yer aldı.

    Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı arasında 2011 yılında imzalanan protokol kapsamında düzenlenen eğitime 13 ila 18 yaş arasındaki çocukların katıldığı öğrenildi. Din görevlilerinin yanı sıra çocuk alanında çalışan meslek elemanlarının da eğitimci olarak yer aldığı etkinliğin amacı, “Çocuk bakım kuruluşlarında kalan çocuklar için günlük hayatta kullanabilecekleri ve yaşlarına göre indirgenmiş bir anlatımla dini, manevi ve ahlaki değerlere yönelik eğitimler verilmesi” ifadeleriyle açıklandı.

    Kapsamının ve içeriğinin çocuklara göre düzenlendiği savunulan ve çocuklara günlük hayatta kullanabilecekleri bilgileri aktarmak iddiasında olan eğitimde işlenen konulardan biri de çocuk istismarı oldu.

    Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, din görevlilerinin “mahremiyet bilinci”ni anlattığı eğitimlerin sürekli hale getirileceği ifade edildi. Benzer eğitimlerin kamu kuruluşlarında görev yapan personele yönelik olarak da düzenleneceği bildirildi. Koruma ve bakım altındaki çocukların “hayata kazandırılması” amacıyla verilen eğitimlerin konu başlıkları arasında “Şükür, kanaatkarlık, sabır, Allah sevgisi, ibadetin kazandırdıkları, temel ilmihal bilgileri” yer aldı.