Etiket: din kültürü

  • Aleviler, nefret suçu işleyen din öğretmeninin peşini bırakmıyor: Suçunun cezasını çekmeli

    Aleviler, nefret suçu işleyen din öğretmeninin peşini bırakmıyor: Suçunun cezasını çekmeli

    PİRHA-AKD Bursa Ataevler Şubesi Başkanı Nesimi Haydar Üçlertoprağı, Bursa’da görev yapan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni Mehtap Cengiz’in Alevilere yönelik nefret söylemine tepki göstererek, “Öğretmeni açığa almamışlar. Sadece okulunu değiştirmişler. Ne fark edecek? Orada da aynısını yapacak. Öğretmenin eşi de bir camide imammış. Söyledikleri yutulacak laf değil. Herkes haddini bilecek. İşlediği suçun cezasını da çekecek. Geri adım atmak mümkün değil” dedi. 

    Bursa’daki Hürriyet Anadolu Lisesi’nde görev yapan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni Mehtap Cengiz’in sınıfta Aleviler hakkında sarf ettiği nefret söylemine ilişkin PİRHA‘ya konuşan Alevi Kültür Dernekleri Bursa Ataevler Şubesi Başkanı Nesimi Haydar Üçlertoprağı, “Söyledikleri yutulacak laf değil. Herkes haddini bilecek. İşlediği suçun cezasını da çekecek. Geri adım atmak mümkün değil” dedi.

    “ÖĞRETMENİN SADECE OKULUNU DEĞİŞTİRMİŞLER, EŞİ DE BİR CAMİDE İMAM”

    Nefret söyleminde bulunan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeninin sadece okulunun değiştirildiğini söyleyen Üçlertoprağı, “Geçen hafta salı günü yaşandı bu olay. Bursa Valisi ile görüştük. Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal da görüştü. Öğretmenin okulunu değiştirmişler. Okulunu değiştirmekle olmaz. Milli Eğitim Müdürlüğü’nden randevu talep ettik. Randevu vermediler. Genel merkezlerimize de durumu aktardık. Milli Eğitim Müdürlüğü önünde basın açıklaması yapacağız. Öğretmeni açığa almamışlar. Sadece okulunu değiştirmişler. Ne fark edecek? Orada da aynısını yapacak. İşlediği suçun cezası olmadıktan sonra ne olacak? Bu işin takipçisi olacağız. Kendi haline bırakmayacağız. 25 yaşındaki bir öğretmenin yaptığı çok terbiyesizce bir şey” dedi.

    Öğretmenin eşinin de bir camide imam olduğunu söyleyen Üçlertoprağı, şöyle devam etti:

    “21. yüz yılın ilk çeyreğini geride bırakırken, yaşadıklarımıza bakın. Dersin adı da Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi. Bu nasıl ahlak? Söyledikleri yutulacak laf değil. Herkes haddini bilecek. İşlediği suçun cezasını da çekecek. Geri adım atmak mümkün değil. Daha önce İstanbul’da buna benzer yaşanan bir olayda da suçu işleyen kişiyi Milli Eğitim Bakanlığı’nda görevlendirdiler. Nefret dili maalesef bugünlerin modası. Kindar ve dindar nesil dedikleri sanırım bu olsa gerek.”

    NE OLMUŞTU?

    Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni Mehtap Cengiz’in sınıfta, “Ben Alevilerin gittikleri yolun yanlış olduğunu düşünüyorum. Çoğu Alevi ailede çocuğun kimden olduğu belli değil. Alevilerin Hz. Ali’yi Hz. Peygamberimizin yerine koyduklarını, çoğu Alevinin ahlaki açıdan bozuklukları bulunduğunu, bir erkek ile kız öğrencinin ders dışında konuşmasının da zina olduğunu” söylemesi üzerine sınıfta bulunan Alevi öğrenciler durumu ailelerine bildirdi. Bir ailenin okula gelerek duruma tepki göstermesi ve suç duyurusunda bulunmasının ardından Milli Eğitim olayla ilgili soruşturma başlattı.

    PİRHA/BURSA

    İLGİLİ HABERLER:
  • ‘Ankara Mamak’ta yaşananlar münferit değil, bir kutuplaştırma yaratacaktır’-VİDEO

    ‘Ankara Mamak’ta yaşananlar münferit değil, bir kutuplaştırma yaratacaktır’-VİDEO

    PİRHA-Ankara Mamak’ta bir Din Kültürü öğretmeninin Alevileri hedef alan söylemlerini PİRHA’ya değerlendiren Eğitim-Sen İstanbul 3 No’lu Şube Başkanı Ayfer Koçak, “Ankara’da yaşanan olay münferit olarak tanımlanmamalı. Çocukların birbirleriyle olan ilişkilerini de zedeler. Bir kutuplaştırma yaratacaktır” dedi. Öğretmenin görevine son verildiğini aktaran KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik ise “AKP kendisine biat eden öğretmenler üzerinden ideolojik hegemonya oluşturmaktadır” diye konuştu. 

    Ankara’nın Mamak ilçesindeki bir okulda sözleşmeli Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeninin 8. sınıf öğrencilerine 20 Eylül’deki ders sırasında “Alevi olanlar parmak kaldırsın” dedikten sonra parmak kaldıran öğrencilere “Aleviler neden abdest alıp namaz kılmıyor? Oruç neden tutulmuyor? sorularını yöneltti. İddiaya göre M.K.’nın, “Biz Hazreti Ali’yi sevmeyiz. Hazreti Ali, peygamber efendimizin eşine küfür etmiş” ifadelerine yönelik tepkiler sürüyor.

    Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen) İstanbul 3 No’lu Şube Başkanı Ayfer Koçak ile Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik konuya ilişkin olarak PİRHA‘ya açıklamalarda bulundu.

    “MAMAK’TA YAŞANANLAR MÜNFERİT DEĞİL”

    “Ankara’da yaşanan olay münferit olarak tanımlanmamalı” diyen Koçak, “Geçtiğimiz hafta içerisinde bizim bölgelerde de ilginç gelişmeler yaşandı. Okulların ilk açıldığı zaman kurul toplantısında İstinye Anadolu Lisesi’nde öğretmenlere “Hepimiz Müslümanız nasıl olsa hadi oturup bir duayla açalım” ifadesi kullanıldı. Öğretmen arkadaşlar şok olmuşlar. Tepki dahi vermekte geç kalmışlar.

    “OKUL KORİDORLARINDA EZAN DİNLETİLİYOR”

    Aynı okulda Diyanet’ten bir görevli çağırılıp, cemaatle namaz kılma uğraşısı ve ezanın bütün okula, koridorlara ve bahçeye yansıtılması gibi bir durum oldu. Benzer bir durum Yunus Emre Anadolu İmam Hatip Lisesi’nde yine ezan dışarıya veriliyor. O okulda kendi okulları yıkıldığı için misafir olarak bulunan Şişli Anadolu Lisesi var. Oradaki çocukların ciddi bir sıkıntısı ve rahatsızlığı ortaya çıkmış durumda. Çünkü bu çabaların hepsi aynı zamanda bu okullarda herkesin aynı düşünce içerisinde olduğunu kabul ediyor” ifadelerini kullandı.

    “ÇOCUKLARIN İLİŞKİLERİNİ ZEDELER, KUTUPLAŞTIRMA YARATIR”

    Koçak, okullardaki dinsel faaliyetleri “farklılıkları yok sayan bir yaklaşım” olarak tanımlarken; şunları söyledi:

    “Çocukların birbirleriyle olan ilişkilerini de zedeler. Bir kutuplaştırma yaratacaktır. Sadece çocuklar arasında değil, eğitim emekçileri açısından da ciddi bir problem var. İstanbul gibi çok farklı kültürlerden, dinlerden, mezheplerden çocuklar bu okullarda okuyorlar. Kimsenin, çocukları görünmez kılmaya hakkının olmadığını ifade etmek gerekiyor. Bilimsel, laik, anadilde bir eğitim talebimizi gittiğimiz her yerde dillendiriyoruz ve bunun için mücadelemiz de devam edecek.”

    “AKP BU ÖĞRETMENLER ÜZERİNDEN İDEOLOJİK HEGEMONYA OLUŞTURUYOR”

    KESK Eş Genel Başkanı Bozgeyik ise dinselleştirme politikalarının son dönemde yükseldiğini kaydetti. Öğretmen açığına da değinen Bozgeyik, “Özellikle Milli Eğitim Bakanlığı’nda 100 binin üzerinde bir öğretmen açığı var. Bakanlık bunları kadrolu öğretmenle doldurmak yerine daha çok dışarıdan ücretli öğretmenlerle kendi ideolojik yaklaşımlarını benimseyen, AKP’ye biat eden, ilahiyat fakültesi, din kültürü öğretmenlerinden tüm okullarda görevlendirerek bir ideolojik hegemonya oluşturmaktadır. Bu öğretmenler girmiş oldukları derslerde öğrenciler arasında inançlarından dolayı ayrımcılık, itibarsızlaştırma, özellikle Alevi inancına yönelik sözler sarf ederek öğrenciler arasında da ayrımcılığı, hedef göstericiliği ortaya çıkarmaktadır” dedi.

    “ÖĞRETMENİN, GÖREVİNE SON VERİLDİ”

    Bozgeyik, Ankara Mamak’ta son yaşanan olaya dair, “Münferit bir olay değil. Türkiye’nin birçok kentinde benzer olaylarla karşı karşıyayız. Çünkü Diyanet İşleri Başkanlığı’nın ve Cumhurbaşkanlığı’nın yaptığı açıklamalara baktığımızda dinsel politikaların yaşamımızın her alanında egemen kılınmaya çalışıldığını görüyoruz. Din Kültürü öğretmenleri de bu açıklamaları taklit ederek benzer yaklaşımları sergiliyorlar.

    Zorunlu din derslerinin kaldırılmasını öteden beri savunuyoruz. Ankara’daki yaşanan olayda öğretmenin sözleşmeli olduğunun duyumunu aldık. Eğitim-Sen 1 No’lu Şube’deki arkadaşlarımızla da yapmış olduğumuz görüşmede olayın Milli Eğitim’e yansıtıldığını öğrendik. İlçe Milli Eğitim Müdürü’nün okula çağrılarak, ücretli öğretmenin görevine son verildiğini ifade etmek istiyorum. Laik, kamusal, bilimsel eğitimden yana olan herkesin okullardaki dinselleştirme, gerici politikalara karşı ortak mücadele etmemiz gerektiğinin altını çizmek gerekiyor” ifadelerine yer verdi.

    NE OLMUŞTU?

    Ankara’nın Mamak ilçesindeki Şehit Ali İhsan Okatan Ortaokulu’nda, sözleşmeli olarak görev yapan M.K. adlı din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmeninin, 8. sınıf öğrencilerine 20 Eylül’deki ders sırasında “Alevi olanlar parmak kaldırsın” dedikten sonra parmak kaldıran öğrencilere “Aleviler neden aptes alıp namaz kılmıyor? Oruç neden tutulmuyor? sorularını yöneltti. İddiaya göre M.K., “Biz Hazreti Ali’yi sevmeyiz. Hazreti Ali, peygamber efendimizin eşine küfür etmiş” ifadelerini kullandı.

    Bazı öğrencilerin, derste yaşananları ailesine anlatması ve okula gitmek istememesi üzerine veliler, M.K. adlı öğretmenle görüştü. İddiaları kabul etmeyen M.K., velinin zülfikâr kolyesine işaret ederek “Zaten sormama gerek yok. Kimin ne olduğu belli. Boyunlarındaki kolyeden tanıdım kimin ne olduğunu” diye konuştu.

    Barış KOP / İSTANBUL

    İLGİLİ HABER

    Alevileri hedef alan din dersi öğretmeni Meclis gündeminde!

  • Bakan Selçuk’a din dersi tepkisi: Oyalayıcı cevap sorunu çözmez-VİDEO

    Bakan Selçuk’a din dersi tepkisi: Oyalayıcı cevap sorunu çözmez-VİDEO

    PİRHA- HDP Milletvekili Ali Kenanoğlu’nun, Haziran ayında zorunlu din dersine ilişkin verdiği soru önergesine Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’tan cevap geldi. Ancak Kenanoğlu, “Cevap aslında laf olsun diye yazılmış. Bu, sorunu çözmez” diyerek tepki gösterdi. 

    Haber videosu

    HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Haziran ayında Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinin zorunlu olmaktan çıkarılması için Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un yanıtlaması talebiyle TBMM Başkanlığı’na soru önergesi sunmuştu.

    Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, soru önergesine yanıt verdi. Ancak HDP Milletvekili Ali Kenanoğlu bakanın yanıtını yeterli bulmadı.

    Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’a bir dizi soru sorduklarını ve bu soruların Türkiye’deki okullarda okutulan zorunlu din dersleri ile ilgili olduğunu belirten Kenanoğlu, zorunlu din dersine karşı açılan davaları hatırlattı ve “Bakanlıktan gelen cevap aslında laf olsun diye yazılmış bir cevap” dedi.

    Kenanoğlu şunları dile getirdi:

    “Din Kültürü ve Ahlak bilgisi adı altında zorunlu olarak verilen dersler Alevi çocukları başta olmak üzere birçok aile tarafından dava edilmişti. Bu davalar önce iç hukukta kazanıldı. Kazanılmayan davalar ise Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) götürülmüştü. AİHM’de açılan bu davalar ailelerin lehinde sonuçlandı ve bakanlık bu konuda her seferinde mahkum edildi. Biz de bunun üzerine AİHM kararları ve Danıştay kararları ortadayken bu konularda bir adım atmayı düşünüyor musunuz? Zorunlu din derslerini müfredatta çıkarmayı düşünüyor musunuz? şeklindeki soruları yönelttik. Daha sonra ise ‘Din kültürü dersini bir kültür dersine dönüştürmeyi düşünüyor musunuz? Bunun ile ilgili ne yapıyorsunuz ve bunun ile ilgili bir eylem planından bahsedilmişti bunu yerine getiriyor musunuz?’ dedik.

    “OYALAYICI YANITLAR SORUNU ÇÖZMEZ”

    Bakanlıktan bize bir cevap geldi. Cevap aslında laf olsun diye yazılmış bir cevap. Bu soruların hiçbirisine değinmeden sadece genel politik anlamda bir hitabi dil ile bu işlerde ne yaptıklarını ne ettiklerini aslında din kültür dersini güncellediklerini, çoğulcu bir yapıya kavuşturduklarını ifade ediyorlar. Oysa gerçek böyle değil. Ailelerin itirazları ve davaları halen devam ediyor. Çünkü okullarda Sünni İslam eğitimi veriliyor. Bunların duaları ezberletiliyor. Abdest nasıl alınır, namaz nasıl kılınır? gibi eğitimler veriliyor. Oysa din kültürü dersi böyle değildir. Dinler üzerinde kültürel amaçlı verilen derslerdir. Dinler tarihi ve dinler kültürü gibi. Netice itibarı ile bizim bakandan beklediğimiz bu değildir. Bizim sorularımıza böyle oyalayıcı cevaplar vermeniz bu sorunu çözmez. Tam tersine bu sorunları daha da kangren haline getirecektir. Dolayısı ile siz bu AİHM’in ve Danıştay’ın verdiği kararların gereğini yerine getirin. Bu dersleri öncelikle zorunlu olmaktan çıkarın seçmeli dersler haline dönüştürün. Daha sonra ise onları bir kültür dersi haline dönüştürmenizi size hatırlatıyoruz. Ve bunun gereğini bekliyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Alevi çocuk, zorla kaydedildiği imam hatip lisesinden alındı-VİDEO

    Alevi çocuk, zorla kaydedildiği imam hatip lisesinden alındı-VİDEO

    PİRHA- İstanbul Arnavutköy’de ailesinin ve kendi istemi dışında imam hatip lisesine kaydedilen 9. sınıf öğrencisi B.U’nun, uzun mücadele süreci sonrası istedikleri meslek lisesine kaydı yapıldı. Baba Ahmet U., oğlunun kaydını, uzun uğraşlar sonucu ikamet ettikleri mahalledeki meslek lisesine aldırmayı başardı.

    Haberin videosu

    İstanbul’un Arnavutköy ilçesinde istemi dışında bir Alevi öğrencinin imam hatip okuluna kaydedilmesi tepki yarattı.

    Baba Ahmet U’nun oğlunun tercih ettiği liseye değilde imam hatip lisesine kaydedilmesine karşı Arnavutköy Cemevi yöneticileriyle birlikte verdiği mücadele sonuca ulaştı. Oğlunu ikamet ettikleri mahalledeki okula kaydını aldıran Ahmet Uyanık, verdiği mücadeleyi Pir Haber Ajansına anlattı.

    İstanbul Arnavutköy’ün Hadımköy Mahallesi’nde yaşayan Ahmet U., oğlunun tercihleri dışında imam hatip lisesine yerleştirildiğini söyledi. Çocuğunun kaydını meslek lisesine almak isteyen Uyanık, büyük uğraşlar sonucunda çocuğunun kaydını tercih ettiği meslek lisesine aldırmayı başardı.

    “ÇOCUĞUMUN PUANI DÜŞÜK DİYE İMAM HATİP LİSESİNE KAYDETTİLER”

    Baba, oğlunun 9. sınıfa geçtiğini ve 3 defa lise tercihi verdiğini ancak tercih ettiği okulların tutmadığını bunun üzerine eski okuluna giderek ne yapmaları gerektiğini soran Kural ve oğluna görevliler, ‘Milli Eğitim’e gitmeleri gerektiğini, orada komisyon kurulacağını ve bu komisyonun çocuğunu yerleştireceğini’ söylediklerini bu bilgi üzerine Milli Eğitim Müdürlüğüne dilekçe verdiklerini kaydetti.

    Ahmet U. olayı şöyle anlattı:

    “Çocuğumun puanı düşük diye imam hatip lisesine yerleştirdiler. İmam hatipe yerleştirildiğini duyunca kafam karıştı ve imam hatip lisesine gittim. İbrahim Özaydın Meslek Lisesi’ne nakili için okula dilekçemi verdim. İbrahim Özaydın Meslek Lisesi’nde kontenjan boşluğu olmadığını öğrendim. Farklı bir meslek lisesine gittim orada da kontenjan boşluğu olmadığını söylediler. Bu yüzden tekrar Milli Eğitim Müdürlüğüne geldim, çocuğumun durumunu anlattığımda ise evime uzak, ulaşımı zor olacak bir okulu söylediler. Çocuğumu oraya göndermemin imkanı yok ve kendi mahallemizde okul varken ulaşımı zor bir yere çocuğumu göndermeyeceğimi söyledim.”

    “OĞLUM ALEVİ DİYE DİN DERSİNDE DIŞARI ATILDI”

    Çocuğunun imam hatip lisesinde ders görmesini istemediğini ve bu konuda tavrının çok net olduğunu belirten baba, daha önceden de din dersi öğretmenin derste oğlunun Alevi olduğu için üstüne yürüdüğünü söyledi. Baba Ahmet U., “Din kültürü ve ahlak bilgisi hocası dersteyken çocuğumun üzerine gelmiş, ama bizim haberimiz yok. Çocuğumun okula gitmek istemeyişinin sebebini sorduğumda ise din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmeninin çocuğumu dersten attığını ve baskı uyguladığını öğrendim.  Çocuğum okulda zorlandığı için de puanları düşük geldi ve yerleşemedi” diye konuştu.

    GÖREVLİ: NE GÜZEL İŞTE İMAM HATİPE YAZILMIŞ

    Gitmediği ve başvurmadığı yerin kalmadığını aktaran baba, “Kaymakamlığa gittim, Arnavutköy Cemevine geldim. Cemevi Başkanı (Yüksel Yılmaz) bize destek oldu. Milli Eğitime tekrar gittiğimde ise oradaki sekreter bana, “Ne güzel işte imam hatipe yerleşmiş, daha ne olsun” diyor. Benim istemediğim yemeği bu devlet neden bana yedirmeye çalışıyor, yemek zorunda mıyım? Eğer burası özgür bir ülkeyse bana istemediğim şeyi dayatamazlar. Sadece bana değil bu ülkedeki kimseye istemediği şeyler dayatılmasın” şeklinde konuştu.

    “TÜRKİYE’DE EĞİTİM SİSTEMİ YOK”

    “Türkiye’de eğitim sistemi yok” diyen Baba Ahmet U., “Bu ülkede tek bir insanın sözü geçer, o ne derse o uygulanır. İmam hatiplerde okuyan Alevi çocukları vardır. Onlar da mecbur kalmışlardır.  Ortaya çıkamıyorlar, korkuyorlar hakkını arayamıyorlar, çekiniyorlar. İnsanlar Alevi oldukları için korkuyorlar ama ben korkmuyorum” dedi.

    “CHP HİÇBİR KONUDA BİZİ GÖRMÜYOR”

    CHP Milletvekili Özgür Karabat’ı ve Gürsel Tekin’i de arayıp yardım istediğini ancak yardım çağrısının karşılık almadığını söyleyen baba, aynı zamanda Kılıçdaroğlu’na da seslendi:

    “Siz bugün bana sahip çıkmazsanız yarın seçim geldiğinde de ben size sahip çıkmam. Ben İstanbul İl Başkanlığını da aradım, milletvekillerini de aradım fakat benim sorunuma eğilmediler. CHP hiçbir konuda bizi görmüyor.”

    “CEMEVLERİMİZ YOK SAYILMASIN”

    Son olarak devlet yetkililerine ve CHP’ye çağrıda bulunan Ahmet U. şunları dile getirdi:

    “Önce devletime şunları söylemek istiyorum: Devletim devletliğini bilsin, devletliğini yapsın her şey devletin elinden geçer. Biz devletten bir şey istemiyoruz sadece eğitimimizi istiyoruz, Cemevlerimiz yok sayılmasın, bizim benliğimizi versinler. Biz rahat rahat Aleviyim diyebilelim herhangi bir devlet kurumunda kendimizi saklamayalım.”

    Dilan MORSÜNBÜL/İSMET SEFER
    İSTANBUL

  • Din öğretmeninden Alevi çocuklara ayrımcı sözler

    Din öğretmeninden Alevi çocuklara ayrımcı sözler

    Sultanbeyli’deki bir ortaokulda din kültürü öğretmeninin derste çocuklara Aleviler ile ilgili hakaret ettiği belirtildi. “Aleviler oruç tutmuyorlar. Dinsizler” gibi cümleler sarfeden öğretmenin Alevi çocuklara yönelik ayrımcı uygulamalarda bulunduğu iddia edildi.

    İstanbul Sultanbeyli Mareşal Fevzi Çakmak Ortaokulu’nda Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni olarak görev yapan A.H’nin sözleri, velileri ayağa kaldırdı. İddiaya göre, önceki gün A.H., 6. sınıf öğrencilerine ders esnasında Alevilerin oruç tutmadığını, namaz kılmadığını, ve H.z. Ali’ye taptığını söylediği belirtildi.

    Cumhuriyet’in haberine göre Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni olarak görev yapan A.H’nin ders sırasında Alevi vatandaşlarla ilgili söylediği sözler büyük tepki topladı. Öğrenci velileri öğretmenin bu hareketinden rahatsız olduklarını belirterek, “Biz bugün o öğretmeni şikâyet etmek için okula geldik. Müdür bize, ‘yanlış anlaşılma olmuş, kadının ayağı sakat’ diye bir açıklama yaptı. ‘Engelli ama bacaktan engelli kafadan değil’ dedi. Telefon üzerinden gazetemize açıklama yapan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni A. H. ise “Böyle birşey yok. Öğrencilerin sadece küçük bir yanlış anlaması olmuş. Öğrencilerimizle ve velilerimizle bugün görüştük bir sorun yok” dedi.

    “MÜDÜR ÜSTÜNÜ KAPATIYOR

    İsmini vermek istemeyen bir veli, “Din kültürürü öğretmeni A.H. derste çocuklara Aleviler ile ilgili hakaret etmiş. ‘Oruç Tututmuyorlar. Vatana millete hayırları yok’ diye. Çocuklar bunu bize söyledi. Okul müdürü olayın üstünü kapatmak istiyor. İfadesini alacağını söyledi ama ifadesini almadı. Bu öğretmenin Alevilik konusunda daha öncede hataları oldu. Müdür de aynı tıynette. O da çay ocağına girip kimin oruç tutup tutmadığını soruyormuş” ifadelerini kullandı.

    ÇOCUKLARI ÖTEKİLEŞTİRİYORLAR

    Öğrenci velisi K.P. ise “Burada müdür ve öğretmen Alevi ailelere ve çocuklarına büyük haksızlıklar yapıyor. 13 yaşındaki çocuklara, ‘Aleviler Afrin operasyonunu desteklemiyor. İçki içiyorlar, bunlar dinsiz’ diyerek bizleri küçücük çocuklara kötülüyorlar. Çocuklarımıza düşük notlar veriyorlar. Müdüre şikâyet ettik ama bu çözüm olur mu bilmiyoruz. Her dönem eziliyoruz. Ne yapacağımızı şaşırdık. Çocukların akıllarına neler sokuyorlar. Diğer çocuklardan ayırıyorlar, ötekileştiriyorlar. Böyle olayları duyduktan sonra çocuklarımız okuldayken endişe duyuyoruz. Acaba bugün başlarına ne gelecek korkusu yaşıyoruz. Buna artık bir çözüm bulunmalı ve bunu yapanlar cezalandırılmalıdır. Herkesi hakkımızı savunmaya çağırıyoruz” dedi.

  • Kemal Bülbül: Bu eğitim, çocuğun varlığına bir saldırıdır- VİDEO

    Kemal Bülbül: Bu eğitim, çocuğun varlığına bir saldırıdır- VİDEO

    PİRHA- PSAKD 25. Dönem Genel Başkanı eğitimci ve araştırmacı yazar Kemal Bülbül, 2017-2018 eğitim öğretim yılında ana sınıfı, ilköğretim 1 ve 2. sınıflarda Kuran eğitiminin verilmesinin çocuklar üzerinde olumsuz etkisinin olacağını söyledi. Bülbül, MEB ile Diyanet İşleri Başkanlığı arasında yapılan protokole yapılan düzenlemenin sonucu olarak doğan bu uygulamaya ilişkin, “MEB fiilen ortadan kalkmıştır. Türkiye’de MEB pozisyonuna geçen kurum diyanet işleri başkanlığıdır” dedi. 

    HABERİN VİDEOSU

    İl milli eğitim müdürlükleri, müftülüklerle birbiri ardına protokoller imzalayarak din dersini anaokulları  ve ilkokul 2 ve 3’üncü sınıflarda dışarıdan din ve Kuran eğitimi verilmesi konusunda anlaşıyor.

    Eğitimi din görevlilerine teslim eden protokoller kapsamında, anasınıfından başlayarak çocuklar dini eğitimle karşı karşıya kalacak. Zorunlu din dersi 4’üncü sınıfta başlasa da Milli Eğitim Bakanlığı, il müftülükleriyle protokol imzalayarak bu derslerin seviyesini dört yaşına indirilmesi planlanıyor. Son olarak Bolu İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile müftülük arasında imzalanan protokol ile okul öncesi eğitim ve ilkokullarda kayıtlı çocuklara değerler eğitimi ve din eğitimi çalışmalarının yapılması öngörüldü.

    Eğitimde yaşananlara tepki gösteren Pir Sultan Abdal Kültür Derneği PSAKD 25. Dönem Genel Başkanı eğitimci ve araştırmacı yazar Kemal Bülbül PİRHA‘ya konuştu. Bülbül, “Milli Eğitim Bakanlığı ve buna bağlı birimlerin hükmü şahsiyetini yitirmiştir. Fiilen ortadan kalkmıştır. Türkiye’de MEB pozisyonuna geçen kurum diyanet işleri başkanlığıdır” dedi.

    Bülbül, Diyanet’in de eğitim anlayışının devlet dinine bağlı bir anlayış olduğunu söyledi. Bu dinin devlet ile devlet yöneticilerini kutsamak ve devleti yeryüzündeki tanrı temsilcisi gibi gösterdiğini söyleyen Bülbül, “Dikkat ederseniz Diyanetin yaptığı şey de bu. Başta bir tane devlet başkanı var. Bu devlet başkanı kutsallık atfediyor, bunun yürüttüğü tüm çalışmalar kutsal devlet, kutsal dolayısıyla varlığımız devlete armağan olsun gibi bir durum söz konusu. Bunun mazlumların masumların din ve inanç anlayışı ile uzaktan yakından hiçbir ilgisi yok” dedi.

    “ÇOCUKLARDA TEHLİKELİ YARALARA YOL AÇAR”

    Din eğitiminin ana sınıfı ya da belli yaşın altında olan çocuklar için tehlikelerine dikkat çeken Bülbül sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Soyut kavramlarla eğitim yapmak yani dini anlayışını, tanrı anlayışını, cennet ve cehennem anlayışını cehennemde cezalandırma anlayışını ifade etmek, çocuk psikolojisi ve pedagoji açsından da son derece tehlikeli ve tamir edilemez derecede yaralara eksikliklere yok açacak bir şey.”

    “İNANCI ŞEKİLLENDİRİYORLAR”

    Bireyin neye inanıp inanmayacağının ana sınıfında şekillendirilemeyeceğini söyleyen Bülbül, “Ancak ergenlik yaşından sonra olabilecek bir şeydir. Mesela biz Alevilerde bir insanın yola girmesi ergenlik yaşından sonra olur. Ergenlik yaşından önce o inanç ritüelleriyle o inancın erkânı ve usulü ile yükümlü değildir” ifadelerini kullandı.

    Bülbül, ana sınıfından bir yükümlülük başlatarak ve burayı da devlete bağlayarak devleti de insana tamamen egemen kılarak arka planında ırkçılık, gericilik ve giderek de faşizmin olduğu bir sistem yapılandırılmaya çalışıldığını vurguladı. “Bu aslında kutsal kitaba da dine de hakarettir” diyen Bülbül, Diyanet İşleri Başkanlığının bu fiili yapının dışına çıkarılmasını ve bir an önce kaldırılmasını istedi.

    “BUNA SON VERİLMELİDİR”

    Bülbül şu çağrıda bulundu:

    “Hükümetteki devletteki pozisyonuna son verilmeli. Kaldı ki hükümetle devleti bir yana bırakalım uluslararası ilişkiler anlamında da Diyanet İşleri Başkanlığı dünya çapında misyonerlik görevi yürütüyor. Buna da son verilmeli. Bir eğitim bilimcisi olarak diyorum ki bu eğitime, insana insanın kişilik bütünlüğüne çocuğun varlığına bir saldırıdır bir hakarettir. Çocuğun varlığını zihinsel, düşünsel, kültürel yapısını bozma ve asimilasyon çabasıdır.”

    Cebrail ARSLAN

    ANKARA