Etiket: dinci vakıflar

  • Dinci vakıflardan Dersim’deki okullara eğitim müdahalesi: İzin vermeyeceğiz!

    Dinci vakıflardan Dersim’deki okullara eğitim müdahalesi: İzin vermeyeceğiz!

    PİRHA-Dinci vakıflar Dersim’deki okulları gezerek dini faaliyetlere yönelik eğitim veriyor. Konuyla ilgili açıklamada bulunan Eğitim Sen Dersim Şubesi, Pazartesi ve Salı günleri Dersim’de dinci-gerici bir vakfın okulları gezerek vakfın tanıtımını yapmaya çalıştığını söyleyerek, “Tüm velileri, eğitim emekçilerini ve demokrasi güçlerini bu gerici müdahalelere karşı birlik ve dayanışma içinde hareket etmeye çağırıyoruz” dedi.

    Eğitim Sen Dersim Şubesi, dinci vakıfların okullara giderek dini amaçlı eğitim verdikleri yönünde bir açıklama yaptı. Milli Eğitim Bakanlığı ve dinci vakıf ve kuruluşlar tarafından imzalanan protokolün ardından okullarda faaliyetlerinin arttığını belirten Eğitim Sen Dersim Şube Sekreteri İlhan Öner, bu tür faaliyetlerin okullarda dinci ve gerici anlayışı amaçladığının kanıtı olduğunu belirtti.

    “MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI VE DİNCİ VAKIFLAR ARASANDA İMZALANAN PROTOKOLDEN SONRA OKULLARDA DİNCİ FAALİYETLER ARTMAYA BAŞLADI”

    AKP iktidarının okulları siyasi ve ideolojik bir araç haline getirerek, öğrencilere ve eğitim anlayışına müdahale ettiğini ifade eden İlhan Öner, “Bu müdahalelerin en somut örneklerinden biri, geçtiğimiz pazartesi ve salı günleri Dersim’de dinci-gerici bir vakfın okulları gezerek vakfın tanıtımını yapmaya çalışmasıdır. Devletin laik ve bilimsel eğitimi koruması gerekirken, dinci yapılanmalara okullarda propaganda yapma imkânı tanınması, bu müdahalenin ne kadar sistematik ve bilinçli bir şekilde yürütüldüğünü göstermektedir. Özellikle, Milli Eğitim Bakanlığı ile dinci vakıflar arasında imzalanan protokoller, bu tür faaliyetleri meşrulaştırmakta ve eğitim kurumlarımızı gerici anlayışlarla şekillendirmeyi amaçlamaktadır. Oysa eğitim, bireyin tüm yeteneklerini özgürce geliştirebileceği, bilimsel bilgiye ve eleştirel düşünceye dayalı bir süreç olmak zorundadır” diye ifade etti.

    “ALEVİLERİN YOĞUN YAŞADIĞI DERSİM’DE BU TÜR FAALİYETLER ASİMİLASOYUNUN BİRER PARÇASIDIR”

    AKP iktidarının farklı inanç, kültür ve dillere yönelik sistematik tahammülsüzlüğünün olduğunu ifade eden İlhan Öner, bu tür uygulamaların amacı farklı kültürleri ve inançları tek tipleştirmeye yönelik olduğunu söyledi.

    İlhan Öner, açıklamasının devamında şunları ifade etti:

    “ İktidar, toplumu tek tipleştirmek için her yolu denemekte, kendi siyasal-ideolojik doğrularını zorla kabul ettirmeye çalışmaktadır. Dersim gibi Alevi kültür ve inancının hâkim olduğu bir kentte, dinci ve gerici vakıfların okullara girebilmesi, devlet eliyle yürütülen asimilasyon politikalarının açık bir göstergesidir. Eğitim, bir toplumun kimliğini ve değerlerini özgürce yaşatmasının en önemli aracıdır; ancak bugün eğitim sistemi, farklı inançları ve kültürleri yok sayan bir anlayışla yeniden şekillendirilmek istenmektedir. Türkiye’nin, AKP yönetimi altında, dünyanın en geri demokrasileri arasında anılması da tam olarak bu baskıcı ve tekçi anlayışın bir sonucudur. Oysa demokrasi ve özgür düşünce, ancak çok sesliliğe, farklı kimlik ve inançlara saygıya dayanan bir ortamda yeşerebilir.”

    “VAKIFLARIN VERDİĞİ ÜCRETSİZ KURSLAR VE BURSLAR YOKSUL AİLELERE BİR SEÇENEK GİBİ SUNULMAKTA”

    Dinci vakıfların ekonomik krizi fırsata çevirerek yoksul aile çocuklarına burs ve ücretsiz eğitim adı altında faaliyet yürüttüklerine dikkat çeken İlhan Öner, “Bununla birlikte, eğitim sistemindeki bu gerici dönüşüm yalnızca ideolojik bir mesele değildir. Bu sürecin en büyük besleyicisi, AKP’nin ülkeyi sürüklediği derin ekonomik krizdir. Yani halkın ekonomik çıkmazı, gerici örgütlenmelerin yayılmasına uygun bir zemin yaratmaktadır. Eğitim giderek paralı hale getirilirken, devlet eliyle desteklenen dinci vakıfların sunduğu “ücretsiz” kurslar ve burslar, yoksullaştırılan halk için bir seçenek gibi sunulmaktadır. Oysa bu yoksulluğun temel sebebi, bizzat AKP’nin yürüttüğü ekonomik politikalar ve kamu kaynaklarının tarikatlara, cemaatlere, vakıflara aktarılmasıdır” ifadesinde bulundu.

    “AİLELERE ÖNEMLİ ROL DÜŞÜYOR”

    Eğitim sürecinde ailelere de önemli bir rol düştüğünü söyleyen İlhan Öner, açıklamada şunları dile getirdi:

    “Bununla birlikte, mücadelemiz yalnızca okullarla sınırlı kalamaz. Eğitim, evde başlar. Çocuklarımızın dilini, kimliğini ve inancını doğru, çok yönlü ve eleştirel bir perspektifle kavraması, onları farklı ideolojik yönlendirmelere karşı daha dirençli kılacaktır. Velilerimizin önce kendileri bu konularda bilinçlenmesi; ardından çocuklarını laik, bilimsel ve demokratik değerler temelinde yetiştirmesi, geleceğimizi aydınlatmak için en önemli adımdır. Çocukların eğitim sürecinde özgür bireyler olarak yetişmeleri, onların yalnızca akademik başarılarını değil, aynı zamanda ahlaki, zihinsel ve duygusal gelişim süreçlerini de güçlendirecektir. Bu bilinç, ancak baskıcı ve dayatmacı yöntemlerle değil, empati, özgür irade ve diyalog yoluyla inşa edilebilir.”

    GERİCİ MÜDAHALELERE KARŞI ÖRGÜTLENME ÇAĞRISI

    Eğitim Sen Dersim Şubesi olarak, öğrencilerimizin özgür, eleştirel ve bilimsel düşünce yeteneklerini geliştirmelerini savunmaya kararlıyız. Çünkü eğitim, yalnızca bireysel bir mesele değil, aynı zamanda toplumsal bir mücadeledir. Her öğrencinin kendini gerçekleştirme ve topluma katkı sunabilme potansiyeli, ancak eşit, bilimsel ve demokratik bir eğitim anlayışıyla mümkündür. Tüm velileri, eğitim emekçilerini ve demokrasi güçlerini bu gerici müdahalelere karşı birlik ve dayanışma içinde hareket etmeye çağırıyoruz. Birlikte olduğumuz sürece, gerici ve piyasacı eğitim politikalarına karşı durabiliriz. Bir kez daha, çocuklarımızın özgür ve aydınlık geleceği için mücadeleden asla vazgeçmeyeceğimizi ifade ediyoruz.”

    PİRHA/DERSİM

     

  • Laiklik Meclisi, ‘Laiklik İhlalleri Raporu’nu yayınladı: Ülkemiz hızla karanlığa itiliyor!

    Laiklik Meclisi, ‘Laiklik İhlalleri Raporu’nu yayınladı: Ülkemiz hızla karanlığa itiliyor!

    PİRHA – Laiklik Meclisi, Eylül 2024’e ait Laiklik İhlalleri Raporu’nu yayınladı. 144 başlığın yer aldığı raporda, Diyanet İşleri Başkanlığı ile tarikat ve cemaat yapılanmalarının artan siyasi ve ekonomik gücüne vurgu yapıldı. Raporda, dinci örgütler ile MEB arasındaki protokollere de değinilerek “Siyasi iktidarın yetkili ağızları tarafından açıkça dillendirilen ‘bilimsel değil, dini eğitim’ vurgusu ülkemizin nasıl bir tehlikeyle karşı karşıya olduğunu göstermektedir” denildi.

    Laiklik ihlalleri, eylül ayında da yargı, devlet kademeleri ve toplumsal alanda sistematik bir biçimde artarak sürdü.

    Laiklik Meclisi İzleme Merkezi, laiklik karşıtı eylemleri raporlaştırarak kamuoyuna paylaştı. Söz konusu raporda, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın yöneticisi olduğu dinci örgütler başta olmak üzere tarikat ve cemaatlerin faaliyetlerine de dikkat çekildi. Yapılan açıklamada, mülki idare amirlikleri ile bakanlıkların, bu yapılara desteği ve tahsis edilen kamu kaynaklarının miktarına vurgu yapıldı.

    “LAİKLİK AÇIKÇA HEDEF ALINIYOR!”

    Eylül ayı verilerinde, devlet kademeleri ile bürokrasinin, Anayasa’nın laiklik ilkesini hiçe sayarak, dini içerikteki programlarını sürdürdüğüne değinildi. Paylaşılan raporda şu hususlara dikkat çekildi:

    “Yüksek yargıda tarikat ve cemaat bağlantıları ile laiklik karşıtı söylemlerin artmasının yanı sıra yargı kararları da laik hukukun tasfiyesinde gelinen tehlikeli aşamayı ortaya koymaktadır.

    TBMM’nin 28. Dönem 3. Yasama Yılı’nın başlaması yaklaşırken siyasi iktidarın “Yeni Anayasa” dayatmasına, meclisteki diğer laiklik ve Cumhuriyet karşıtı unsurlarla birlikte devlet ve yargı kademelerinin ortak olduğu görülmektedir. Anayasa’nın ilk dört maddesinin tartışmaya açılmasıyla birlikte değerlendirildiğinde, bu durum, yeni yasama yılında laiklik karşıtı saldırının büyüyeceğinin işareti olarak okunmalıdır.

    Eylül ayı boyunca, kadın ve çocuk cinayetleri başta olmak üzere ülkemizde artan istismar ve şiddeti gerekçe gösteren gerici unsurların ‘idam cezası’ taleplerinin ‘Yeni Anayasa’ dayatmasından bağımsız olmadığı görülmelidir. Açıkça şeriat propagandası içeren bu söylemler, ülkemizin büyük bir karanlığa doğru hızla itildiğini ortaya koymaktadır.

    Eylül ayı verilerine göre, İsrail’in Filistin’e dönük saldırganlığı siyasi iktidar ve dinci gerici çevreler tarafından laiklik karşıtı eylem ve söylemlere kılıf olarak kullanılmaya devam etmiştir. Hilafet ve cihat çağrılarının yapıldığı gövde gösterileri ile ümmet vurgusu Anayasa’nın, Cumhuriyet’in ve laikliğin açıkça hedef alınması anlamına gelmektedir.

    Eylül ayı verileri, Türk Silahlı Kuvvetleri içerisindeki tarikat cemaat yapılanmalarının artan varlıkları ve faaliyetlerinin yanı sıra bunlara direnç gösteren TSK mensuplarına dönük yeni bir tasfiye sürecinin ipuçlarını ortaya koymaktadır. Siyasi iktidar, açıktır ki, bütünlüklü karşı devrim programını hızlandırarak yürütmeye devam etmektedir.

    DİYANET İLE MEB ORTAKLIĞI!

    Eylül ayı raporumuzdaki veriler, önceki aylarda olduğu gibi, Diyanet İşleri Başkanlığı ile tarikat ve cemaat yapılanmalarının artan siyasi ve ekonomik gücünü ortaya koymaktadır. Bu yapıların özellikle Milli Eğitim Bakanlığı ile süren ortak programları çocukları ve gençleri laiklik karşıtı, gerici uygulamalara maruz bırakırken, siyasi iktidarın yetkili ağızları tarafından açıkça dillendirilen ‘bilimsel değil, dini eğitim’ vurgusu ülkemizin nasıl bir tehlikeyle karşı karşıya olduğunu göstermektedir.

    2024-2025 eğitim öğretim yılının başlamasıyla birlikte ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ adı altında uygulamaya konan eğitim programı ve araçlarına ilişkin veriler ise bilim dışı ve hurafelerle dolu bir karanlığın gelecek kuşakları piyasa ve gericilik kıskancına mahkum etmeyi hedeflediğini ortaya koymaktadır.

    Eylül ayı raporumuzda yer alan verilere bakıldığında, karşı devrim hamlesinin giderek daha bütünlüklü ve tehlikeli bir biçimde hızlanarak sürdürüldüğü görülmektedir. Rapordaki veriler değerlendirildiğinde, siyasetteki diğer bileşenlerin tutumunun, iktidarın hareket alanını genişletmeye devam ettiğini ortaya çıkarmaktadır.”

    “ÇAĞIN GEREKTİRDİĞİ BECERİLERE SAHİP İNSANLAR!”

    Laiklik Meclisi İzleme Merkezi, laiklik karşıtı gündemlerin dökümlerini 144 başlıkta rapora ekledi. Eylül 2024 Laiklik İhlalleri Raporu’nda Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda düzenlenen “2024-2025 Eğitim Öğretim Yılı Açılış Töreni” ile “Eğitim Teknolojileri AR-GE ve Kalite Zirvesi”ndeki konuşmaları da eklendi.

    Erdoğan söz konusu konuşmasında “28 Şubat döneminde millet üzerinde baskı kurmak için yürürlüğe konan vesayetçi uygulamaları kaldırdık. Evlatlarımız arasında adaletsizliğe yol açan katsayı zulmüne ve başörtüsü yasağına son verdik. Tarih boyunca milletimiz köklerinden kopmadan, özünü muhafaza ederek dünya sahnesinde hak ettiği yere ulaşma mücadelesi vermiştir. Bugün de aynı ideal doğrultusunda emin adımlarla yürüyoruz. ‘Köklerden Geleceğe’ düsturuyla geliştirdiğimiz ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ bunun en son örneğidir. Bu modelle çocuklarımızı zihni açık, ufku geniş, millî ve manevi değerlerle donanmış, bilgi ve çağın gerektirdiği becerilere sahip insanlar olarak yetiştirmeyi hedefliyoruz” demişti.

    (HABER MERKEZİ)

  • İstanbul Valiliği, TÜGVA’nın okullarda stant açmasına, sınıf ziyareti yapmasına izin verdi

    İstanbul Valiliği, TÜGVA’nın okullarda stant açmasına, sınıf ziyareti yapmasına izin verdi

    Dinci vakıfların arka bahçesi haline getirilen okullardaki laiklik karşıtı faaliyetler sürüyor. İstanbul Valiliği, TÜGVA’nın okullarda stant açmasına, afiş ve pankart asmasına, sınıf ziyareti yapmasına izin verdi. 

    BirGün’den Deniz Güngör’ün haberine göre, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın yönetimde yer aldığı TÜGVA öğrencilere yönelik Edirne’de 1 Temmuz ila 5 Ağustos tarihleri arasında “TÜGVA İstanbul Doğa Kampı” düzenleyeceği ortaya çıktı.

    MEB ve TÜGVA arasında 25 Şubat 2021 tarihinde imzalanan protokol kapsamında düzenlenecek olan kampa ilişkin TÜGVA İstanbul Temsilcisi Beytullah Çiçen tarafından İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne başvuru yapıldı. Çiçen başvuruda, 13 Mayıs ila 14 Haziran tarihleri arasında TÜGVA’nın okullarda stant açma, afiş ve pankart asımı, konferans ve sınıf ziyareti izni için izin talep etti.

    TÜGVA’nın 8 Mayıs’ta gönderdiği başvuruya 14 Mayıs’ta yanıt veren İstanbul Valiliği, TÜGVA’nın MEB’e bağlı tüm okullarda stant açma, afiş ve pankart asımı, konferans ve sınıf ziyareti için izin verdiği ortaya çıktı.

    TÜGVA aynı zamanda yine ortaokul öğrencilerini hedef alan 6 haftalık TÜGVA İstanbul Ortaokul Yaz Okulu projesi yapacak. Kuranı Kerim, Temel Dini Bilgiler gibi derslerin verileceği yaz okulu projesi MEB ve TÜGVA arasında imzalanan protokol kapsamında gerçekleştirilecek. 24 Haziran ila 9 Ağustos tarihinde gerçekleştirilecek projeye 4. sınıf mezunu, ortaokul 5, 6, 7 ve 8. sınıf öğrencileri katılacak.

    (HABER MERKEZİ)

  • Eğitim Sen Başkanı Irmak: Hükümet, yoksul halk çocuklarını biatçı yapmak istiyor-VİDEO

    Eğitim Sen Başkanı Irmak: Hükümet, yoksul halk çocuklarını biatçı yapmak istiyor-VİDEO

    PİRHA – Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, AKP’nin eğitim politikalarını değerlendirdi. Dinci eğitim yolunda ÇEDES uygulamasının son halka olmayacağını belirten Irmak, “Aslında amaçları o yoksul halk çocuklarını gerçekten dindar yapmak değil. Çünkü bunlar dindar da değil. Asıl amaçlanan, gençleri eleştirel dünyadan uzak tutup, biatçı bir toplum yaratıp, kendilerinin o şatafatlı hayatlarını da örtme çabasıdır” dedi.

    Eğitim alanındaki dinci yükseliş hızla sürüyor. Okullardaki zorunlu din dersinin yanı sıra zorunlu seçmeli din dersleri ve ÇEDES projesi, seküler kesimin itirazındaki son evre oldu. Karma eğitimin sık sık gündeme gelmesi ve dinci örgütler ile Milli Eğitim Bakanlığı arasında yapılan protokoller, toplumdaki tedirginliği ve tepkiyi daha da büyütüyor.

    “ÜSTTEKİLERE HAN HAMAM, ALTTAKİLERE DİN İMAN”

    Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) 12. Dönem Genel Başkanı Kemal Irmak ile AKP’nin eğitim politikalarını konuştuk. Eğitim Sen’deki görevine başlamadan önce Erzincan’da sınıf öğretmenliği yapan Irmak, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in, göreve gelmesinin ardından üst üste “ataklar” yaptığını belirtti. Kemal Irmak, siyasal iktidarın biatçı bir toplum yaratmak istediğini söyleyerek şöyle devam etti:

    “ÇEDES uygulaması aslında eğitimi dinselleştirme politikalarının en son halkası gibi görünüyor ama bizim öngörümüz, bu uygulama son halkası da olmayacak. Recep Tayyip Erdoğan, sanıyorum 2 yıl önce ‘iktidar olmak başka bir şey, muktedir olmak başka bir şey. Biz iktidardık ama muktedir olamadık, hedeflerimize ulaşamadık’ demişti. Bunlardan birisi eğitim, diğeri ise kültür alanıydı. Kültür alanında da murat ettikleri şey, tüm sanat alanlarını kapatmak. Çünkü sanata karşı da bir düşmanlıkları var. Her iktidar kendi politikasını eğitim politikaları üzerinden pekiştirir. Eğitim alanında dinselleştirme politikaları hep vardı, fakat bunu adım adım yaptılar. Cumhurbaşkanının o açıklamalarını geniş kesimler, ‘bu başarısız olduklarının itirafıdır’ şeklinde yorumladı. Aslında gerçek öyle değildi; tam başaramadıkları, yapmak istedikleri hedefe tam ulaşamadıklarının bir ifadesiydi bu.

    “AKP, İNSANLARIN İNANÇLARINI KENDİ SİYASET VE TİCARİ HAYATLARINA ARAÇ HALİNE GETİRDİ”

    Bunlar, daha çok insanların inançlarını kendi siyaset ve ticari hayatlarına araç haline getirdiler. Kapitalist küresel dünyanın gereği doğrultusunda bunu yapıyorlar. Bunu yaparken aslında o yoksul halk çocuklarını gerçekten dindar yapmak değil, onların biraz daha eleştirel dünyadan uzak, daha biatçı bir toplum yaratıp kendilerinin o şatafatlı hayatlarını da biraz örtme çabası bu. Tabiri caizse ‘üsttekilere han hamam, alttakilere din iman’ ile bu işi götürme meselesiydi. Şimdi eksik bıraktıkları yeri son bakan Yusuf Tekin ile beraber tamamlamaya çalışıyorlar. Yusuf Tekin, geldiğinden beri üst üste ataklar yapıyor. Hepimiz tanık olduk, bütçe görüşmelerindeki konuşmalarında tarikat ve cemaatleri ‘sivil toplum kuruluşu’ olarak ifade etti.”

    “ÜLKEDE HER ŞEY TEPE TAKLAK”

    Kemal Irmak, AKP’nin projelerini tamamlama peşinde olduğunu belirterek “Tabii ki bu durum Türkiye’deki seküler kesimi, Alevileri, farklı inanç kesimlerini rahatsız ediyor. Buna karşı tepki de var ancak sorun, bu tepkileri ortaklaştıramamakta. Hakikaten ülkede her şey tepe taklak ama eğitimle ilgili her gün yapmak istedikleri projeler biraz daha tepe taklak hale getiriyor. Bir iktidar normalde ne yapar? Sorun gördüğü alanlarda tamir yapar. Yani her yeni yıl bir önceki yılın yaşanan problemlerini aşmaya dönüktür ama kendi iktidarlarını perçinlemenin bir yolu da bu geniş yoksul halk kitlelerine din üzerinden, onları iktidarlarının uzayacak bir yolu yöntemi olarak görüyorlar. Ne zaman ki buna karşı ciddi bir mücadele oluşturulur ki bunun özneleri daha çok velilerdir, çünkü onların çocuklarına bir anlamda bu kötülük yapılıyor. Sadece Seküler yaşamdan, Alevi olanların sorunu değil bu aslında” diye konuştu.

    “BUNLARIN GERÇEKTEN CUMHURİYETLE SORUNLARI VAR”

    Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, iktidarın eğitim alanına yönelik dinci politikalarına karşı “Ne yapmalı?” sorusuna da yanıt verdi.

    “Sorunun karşılığını her şeyi kaybettiğimiz yerde aramalı” diyen Irmak, sözlerini şu cümlelerle sürdürdü:

    “Bunlar iktidara gelirken bir takım liberal açılımlar yaptılar ve toplumun geniş kesimlerini aslında kandırdılar. Solun ve sol liberallerin de desteğine aldılar. Türkiye’de geçmişte var olan statükoya karşı daha demokrat, askeri vesayetlere karşı daha özgürlükçü olduğu sanısını uyandırdılar. İnsanlar bir süre buna kandı. 2010 yılından sonra dozlarını arttırdılar. Gezi direnişinin öncesinde toplumda bir umutsuzluk oluşmuştu ama hiç kimse bu yaşam tarzının değiştirilmesine göz yummak istemiyordu. Sonrasında bir tık geri adım atıldı ama tekrar iktidar, projelerini uygulamaya devam etti. Bütün toplum kesimleri olarak oralarda bazı şeyleri kaçırdık. Bunların gerçekten cumhuriyetle sorunları var. Dinlerini yaşamadıklarını ve İslam’a saldırı olarak bunu sağa sola yayıyorlar. O yüzden bu ülkede cumhuriyetçi, seküler, sol, sosyal demokrat, laik yaşam tarzını önemseyen bütün kesimlerin buna karşı ortak bir cephede mücadele geliştirilmesi gerekiyor. Laiklik ile ilgili geçmişte belki hatalar yapıldı, onun üzerinden toplumu bir anlamda kendi düşüncelerine doğru biraz motive ediyorlar. Gerçek anlamda laiklik; her inanç kesiminin, inanç özgürlüğünü yaşayabilmesidir. Ama bugün Türkiye’de var olmak istenen şey bir kesimin inancını, diğer kesimlerin üzerine gölge olarak düşürmek ve onları yok etmek şeklinde. Özellikle de bu inançları yok sayılan, inanç merkezleri kabul görmeyenler gibi birçok halkada insanlar, toplum kesimleri var. Bu kesimlerin itirazlarını yan yana ve çok sesli hale getirmeleri gerekiyor. Başka da bir yol yok.”

    LAİK VE ANADİLDE EĞİTİM MÜCADELESİ!

    Kemal Irmak, Eğitim Sen olarak yeni dönem mücadele alanlarına da değindi. “Kamu alanlarını çok ciddi anlamda kaybettik. Her şeyi alınıp satılır hale getirdiler” diyen Irmak, şunları söyledi:

    “Her şeyi kapitalist küresel dünyanın ekonomik yapılanmasına göre domine ediyorlar. Bu yüzden çocukların eğitim, barınma haklarını erteliyorlar. Çocukların eğitim, barınma haklarını erteleyip bu işleri gene kendilerinin desteklediği farklı kesimlere devrediyorlar. Özellikle cemaat ve tarikatlara ait yurtların varoluşu, orada yoksul halk çocuklarının daha ucuz barınabilme yol ve yönteminin açılmış olması gibi sebeplerden dolayı buralara yöneliyorlar. Eğitim kamusal bir haktır. Yani okul çağındaki her çocuğun okula gitme, barınma, açlık sorunu varsa beslenme gibi ihtiyaçların doğrudan devletin karşılaması gerekiyor. Eğitim, hiçbir pedagojik formasyonu, eğitimle alakası olmayan kesimlere asla devredilemez. O yüzden kamusal bir eğitim mücadelesi bizim bu dönem önemli mücadele başlıklarımızdan birisi. Diğer bir başlık, laikliği yeniden kazanmak… Bu ülkedeki tüm insanların laik, demokratik, seküler, bir arada yaşama projesi doğrultusunda bir mücadele başlığımızın olduğunu ifade edebilirim. Diğer taraftan bu ülkede farklı halklar var. Bunların hepsi belli merkezi, tekçi bir eğitim anlayışına tabi tutuluyor. O yüzden anadilde eğitim hakkı konusunda bir mücadele başlığımız var. Her şeyden önce aslında eğitimde çok ciddi bir nitelik kaybı var. En son Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı sonuçlarında Türkçe’yi mükemmel derecede anlayıp yorumlayabilen öğrenci sayısı %0 olarak gösteriliyor. Bu aslında her şeyi açıklayan bir durum. O yüzden bizim nitelikli, ulaşılabilir, parasız eğitim mücadelesi gene önemli mücadele başlıklarımızdan bir tanesi. Bu başlıkları belli bir takvim dahilinde farklı toplum kesimleri ile sürdürebilirsek bizi bir yere vardıracaktır diye düşünüyoruz.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • CHP’li vekil Erbay: Diyanet 306 milyon TL’yi kimlere aktardı?

    CHP’li vekil Erbay: Diyanet 306 milyon TL’yi kimlere aktardı?

    CHP Muğla Milletvekili Burak Erbay, 2020 bütçe görüşmelerinde yaptığı konuşmada, “Diyanet işleri başkanlığı ile ilgili Sayıştay raporlarına baktığımızda 2016-2017 ve 2018 yıllarında ne olduğu, ne iş yaptığı belli olmayan dernek ve vakıflara toplam 306 milyon TL kaynak aktarılmıştır” dedi. 

    CHP Muğla Milletvekili Burak Erbay, 2020 bütçe görüşmelerinde Diyanet İşleri Başkanlığı’nın harcamaları konusunda çok çarpıcı açıklamalarda bulundu.

    CHP Muğla Milletvekili Burak Erbay, ”Diyanet işleri başkanlığı ile ilgili sayıştay raporlarına baktığımızda 2016-2017 ve 2018 yıllarında ne olduğu, ne iş yaptığı belli olmayan dernek ve vakıflara toplam 306 milyon TL kaynak aktarılmıştır. Kimdir bu dernekler, kimdir bu vakıflar, bunlara neden para aktarılmaktadır? Defalarca sormamıza rağmen cevap verilmiyor. Ama biz biliyoruz ki bunların arasında el kadar çocuklara tecavüz edilen vakıflar var. Cumhuriyet ve Atatürk düşmanı kindar nesiller yetiştirme amacındaki vakıflar ve dernekler var” ifadelerini kullandı.

    (HABER MERKEZİ)