Etiket: dinselleşme

  • ‘2023-2024 eğitim yılında bilim ve laiklik karşıtı uygulamalar artarak sürdü’-VİDEO

    ‘2023-2024 eğitim yılında bilim ve laiklik karşıtı uygulamalar artarak sürdü’-VİDEO

    PİRHA-Eğitim-Sen Dersim Şubesi, 2023-2024 eğitim-öğretim yılı sonunda eğitimin durumuna ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada, “İktidarın siyasal-ideolojik hedeflerine uygun olarak alınan bilim ve laiklik karşıtı karar ve uygulamalar artarak sürmüştür” denildi.

    Eğitim-Sen Dersim Şubesi, 2023-2024 eğitim-öğretim yılı sonunda eğitimin durumuna ilişkin açıklama yaptı. Açıklamayı Eğitim Sen Dersim Şube Sekreteri İlhan Öner okudu.

    Dünyanın her yerinde eğitim sisteminin, toplumların temel değerlerinin çocuklara ve gençlere aktarılması üzerine kurulduğunu belirten İlhan Öner, “Bu haliyle de eğitim sistemi ve okullar, aynı zamanda toplumsal ve kültürel değerlerin yeniden üretim yerleridir. Eğitim sisteminde yaşanan dönüşümler, ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik, toplumsal ve siyasal sistemin gelişim süreçlerinden ayrı ya da bağımsız değildir. Bu nedenle Türkiye gibi ülkelerde laiklik ve laik-bilimsel eğitim mücadelesi, okulda ve toplumda yürütülen başta çocuk hakları olmak üzere temel haklar, eşitlik, özgürlük ve demokrasi mücadelesinden ayrı değildir. Herkese eşit ve parasız eğitim hakkı hayata geçirilmeden, bunun için ülke çapında kamusal eğitim uygulamaları için somut adımlar atılmadan, ekonomik krizle satın alım gücü ciddi anlamda azalan, çocuklarını okula aç göndermek zorunda bırakılan halkının cebinden yaptığı eğitim harcamalarındaki artışı durdurabilmek mümkün değildir. Okullarda yaşanan yoğun dinselleşme ve eğitimi ticarileştirme uygulamaları, başta müfredat değişiklikleri olmak üzere, iktidarın siyasal-ideolojik hedeflerine uygun olarak alınan bilim ve laiklik karşıtı karar ve uygulamalar artarak sürmüştür” dedi.

    “LAİK, BİLİMSEL VE ANA DİLİNDE EĞİTİMİ SAVUNMAYI SÜRDÜRECEĞİZ”

    Öner, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Her geçen gün daha fazla piyasa ilişkileri içine çekilen, her adımın paralı hale geldiği bir eğitim düzeninde velinin de öğrenicinin de eğitimcinin de kendi haklarını elde etmesini tek yolu, hiç kimseyi dışlamayacak, herkes için gerçek anlamda eşit bir eğitim düzenin kurulmasıdır. Bunun için tüm eğitim masraflarının devlet tarafından üstlenildiği, zenginle fakirin aynı eğitimi aldığı koşulların oluşturulması gerekmektedir. Eğitim sistemi ve okullar ya tamamen egemen ideolojiye teslim edilecek ya da çocuk ve gençlerin nasıl bir eğitim alması, nasıl bir toplumda yaşaması isteniyorsa, onun için mücadele edilecektir. Sendikamız iktidarın ‘piyasa ve din merkezli’ politikalarına karşı kamusal, demokratik, laik, bilimsel ve ana dilinde eğitimi savunmayı sürdürecektir.”

    PİRHA/DERSİM

  • Talim ve Terbiye Kurulu, toplumun tepki gösterdiği ‘yeni müfredatı’ onayladı

    Talim ve Terbiye Kurulu, toplumun tepki gösterdiği ‘yeni müfredatı’ onayladı

    PİRHA- Talim ve Terbiye Kurulu, Milli Eğitim Bakanlığı’nın hazırladığı yeni müfredatı toplumun tepkisine rağmen onayladı.

    Talim ve Terbiye Kurulu Başkanı Prof. Dr. Cihad Demirli, eğitim sendikalarının, demokratik kitle örgütlerinin bilime ve laikliğe aykırı olduğunu belirttiği MEB’in yeni müfredat taslağının onaylandığını açıkladı. Tartışmalı müfredat, bakanlık onayına sunulacak.

    Prof. Dr. Cihad Demirli, “Yeni müfredat taslağı hakkında iletilen tüm görüş-öneriler, Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığımızca özenle değerlendirildi. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin askı sürecinde eğitim paydaşlarından gelen 67 bin 284 görüş ve öneri tek tek tasnif edildi” dedi.

    Yeni müfredat, gelecek eğitim öğretim döneminden itibaren okul öncesi, ilkokul 1. sınıf, ortaokul 5. sınıf ve lise 9. sınıftan başlamak üzere kademeli şekilde uygulanacak. Talim ve Terbiye Kurulu’nca onaylanan yeni öğretim programlarına, makam onayının ardından Bakanlığın internet sitesi üzerinden erişilebilecek.

    (HABER MERKEZİ)

  • Eğitim-Sen: Okullarda dinselleşme kaygı verici, dini vakıfların faaliyetlerine son verilmeli

    Eğitim-Sen: Okullarda dinselleşme kaygı verici, dini vakıfların faaliyetlerine son verilmeli

    PİRHA – Eğitim-Sen, okullardaki dinselleşmenin hızla artarak kaygı verici boyuta ulaştığını açıkladı. ÇEDES projesine ilişkin yapılan açıklamada “MEB, Diyanet, dini vakıf ve derneklerin iş birliği ile okul içinde ve dışında öğrencilere yönelik olarak hayata geçirilen dini faaliyetler, eğitim sisteminin adeta belli bir inanç ve mezhebin kuralları ve uygulamaları ile kuşatılması anlamına gelmektedir” denildi.

    AKP hükümetinin tarikat ve cemaatlerle, çeşitli radikal dinci vakıflarla imzaladığı protokoller gereği imam, vaiz ve din görevlileri ‘manevi danışman’ ve ‘öğretici’ sıfatlarıyla okullarda etkinliklere katılırken, öğrenciler de camilere götürülüyor.

    “Çevreme Duyarlıyım Değerlerime Sahip Çıkıyorum” (ÇEDES) projesi adı altında ilkokul ve ortaokul öğrencilerine camilerde namaz kıldırılmasına tepkiler artıyor.

    “OKULLAR DİNİ İÇERİKLİ FAALİYET MEKANLARI DEĞİL”

    Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen) konuya ilişkin yazılı açıklama yaparak “Öğrencilere yönelik dini programlar düzenlenmesi için devletin bütün kurumları elindeki bütün olanakları seferber etmiş durumdadır” diye belirtti. Açıklamada “Okullar dini içerikli faaliyet ve etkinliklerin değil, laik ve bilimsel eğitimin mekânları olmalıdır!” denildi.

    Eğitim-Sen açıklamasında Diyanet İşleri Başkanlığı’nın, ilkokul öğrencilerine yönelik “Genç Gönüller, Çocuk Gönüllerle Buluşuyor Projesi”ni başlattığı bilgisini vererek  şu detayları verdi:

    “Proje kapsamında Diyanet, ilkokul öğrencilerine camilerde manevi danışmanlar ve din görevlileri eşliğinde değerler eğitimi verecek, ayrıca lise ve üniversite öğrencileri arasından seçilecek “Diyanet Genç Gönüllüleri” ilkokul öğrencilerine rehberlik edecektir. Çocukların ‘Kur’an ve sünnet ışığında yetişmelerine katkı sağlamak’ amacıyla  hayata geçirilen proje kapsamında, ilkokul 3 ve 4’üncü sınıf öğrencilerine yönelik olarak Diyanet gençlik hizmet mekanları ve camilerde manevi danışmanlar ve din görevlileri nezaretinde değerler eğitimi faaliyetleri düzenlenecektir.

    Adana, Afyonkarahisar, Bursa, Balıkesir, Konya, Manisa, Samsun, Şırnak, Tekirdağ il merkezlerinin yanı sıra İstanbul’un Ümraniye, Beykoz ve Sarıyer; Ankara’nın ise Yenimahalle ve Keçiören ilçeleri pilot bölge olarak belirlenmiştir. Pilot illerdeki deneyimlerin değerlendirilerek, projenin 2024-2025 eğitim öğretim yılında tüm il ve ilçelerde yaygınlaştırılması planlanmaktadır.

    Diyanet İşleri Başkanlığı il gençlik koordinatörleri ve manevi danışmanlar aracılığıyla ilk olarak pilot olarak gerçekleştirilecek “Genç Gönüller, Çocuk Gönüllerle Buluşuyor” buluşması ile ilgili olarak müftülüklere gönderilen proje bilgilendirme yazısında çalışmanın amacı, Türkiye’nin 81 ilinde alanında eğitim almış gençlik koordinatörleri ve manevi danışmanlar aracılığıyla ‘topluma faydalı fertler yetiştirmeye katkı sunmak’ olarak açıklanmıştır.

    2023/’24 eğitim öğretim yılı yarıyıl tatilinin bitmesinin ardından başlaması planlanan projeyle Diyanet’in ‘genç gönüllerinin’ ilkokul öğrencilerine haftalık programlar ve etkinlikler düzenlemesi, öncelikle cumartesi veya pazar günü olmak üzere haftada bir gün çocuk gönüllerin ev ödevlerini yapmalarına yardım etmesi, daha sonra belirlenecek haftalık programa göre kamp yapma, cemaatle öğle namazı kılma gibi çeşitli etkinlikler gerçekleştirmesi planlanmaktadır.

    CAMİ BAHÇESİNDE KAMP!

    ‘Haftalık program’, öncelikle cumartesi veya pazar günü olmak üzere, istenirse ek olarak hafta içi bir gün de uygulanabilecektir. Müftülükçe uygun görülen bir caminin bahçesinde günübirlik kamp yapılacak. Gerek görülmesi halinde, projeye katılan çocuklarla birlikte hafta içi okul ders saatlerinden sonra, o haftanın anlam ve önemine uygun olacak şekilde ziyaretler gerçekleştirilebilecek. Öğrenci grupları aynı semtte oturan öğrencilerden oluşacak, kız gruplarına kız, erkek gruplarına erkek genç gönüllüler rehber olacak ve bu görüşmeler manevi danışmanın takibinde gerçekleştirilecektir.

    MEB tarafından eğitim müfredatının dini değerler çerçevesinde biçimlendirilmesinden okullarda dini etkinlikler üzerinden somut uygulamalara kadar hemen her alanda dini öğeleri eğitim sürecine adım adım yerleştirilmektedir. Bu durumun son örneği geçtiğimiz 22 yıl içinde, eğitim biliminin en temel ilkeleri ve öğrencilerin gelişim süreçleri yok sayılarak hayata geçirilen dinselleştirme adımları, öğrenciler ve veliler üzerinde yoğun psikolojik baskı oluşturmaya başlamıştır.

    “OKULLARDA DİNSELLEŞME KAYGI VERİCİ BOYUTA ULAŞMIŞTIR”

    Her türden dini inancı istismar ederek çocuklarımızı ve toplumu ‘tek din, tek mezhep’ anlayışı üzerinden ‘tek tip’ hale getirmeye çalışma girişimleri kabul edilemez. Türkiye’de yaşanan yoğun dinselleşme, eğitim sürecinde dinsel sömürüye kaynaklık eden kimi pratik uygulama ve söylemlerin yaygınlaşması, son yıllarda eğitimin bütün kademelerinde yaşanan temel bir sorun olarak dikkat çekmektedir. MEB, Diyanet, dini vakıf ve derneklerin iş birliği ile okul içinde ve dışında öğrencilere yönelik olarak hayata geçirilen dini faaliyetler, eğitim sisteminin adeta belli bir inanç ve mezhebin kuralları ve uygulamaları ile kuşatılması anlamına gelmektedir.

    “EĞİTİM SİSTEMİ LAİK EĞİTİM ANLAYIŞINDAN UZAKLAŞTI”

    Türkiye’nin eğitim sistemi en temel bilimsel ilkelerden ve laik eğitim anlayışından hızla uzaklaşırken, okullarda dinselleşme hızla artarak kaygı verici boyuta ulaşmıştır. Eğitim alanında yaşanan dinsel kuşatmanın son yıllarda belirgin şekilde yoğunlaştığını söylemek mümkündür. Eğitim sisteminde ve genel olarak toplumsal yaşamda iktidarın kendi dünya görüşüne ve yaşam tarzına uygun nesiller yetiştirme yönündeki uygulamaları tüm topluma yönelik fiili bir baskı ve dayatma haline gelmiş durumdadır.

    Hiçbir toplum birbirinin aynı ve tamamen aynı düşünen, aynı inancı paylaşan, aynı ‘manevi değerleri’ benimsemiş insanlardan oluşmaz. Laiklik anlayışı gereği farklı, inanç, düşünce ve değerler karşısında tarafsız olması gereken bir devletin, sadece bir dinin ve mezhebin öğretilerini, sadece belli bir inancın benimsediği manevi değerleri öğrencilere ‘tek doğru’ olarak öğretmeye çalışması farklı inançtan öğrencilere yönelik ayrımcılık yapmak anlamına gelmektedir.

    “UYGULAMADAN DERHAL VAZGEÇİLMELİDİR”

    Değişik din, mezhep, inanç ve dünya görüşünden insanların gerçek anlamda eşit olarak kabul edilmesi, devletin bütün inançlara eşit mesafede ve tarafsız yaklaşmasına, günlük yaşamın her alanında okulda, üniversitede, iş yerinde, sokakta, farklı kimlik, inanç ve dünya görüşleri arasında ayırım yapılmamasına bağlıdır. ÇEDES projesi başta olmak üzere, öğrencilere yönelik olarak sadece belli bir inancın benimsemiş olduğu dini değerler üzerinden etkinlik düzenlemek, hem laikliğe hem de laik eğitim anlayışına temelden aykırıdır.

    Türkiye’de yıllardır bizzat iktidar eliyle hayata geçirilen ve birbirinden ayrı olması gereken eğitim alanı ile inanç alanlarının birbirine karıştırılmasına yönelik her türlü uygulamadan derhal vazgeçilmelidir. Diyanet İşleri Başkanlığı başta olmak üzere, dini vakıf ve derneklerin okullardaki faaliyetlerine son verilmelidir.

    Eğitim Sen olarak çocuklarımızın siyasi iktidarın kendi siyasal-ideolojik hedeflerine ulaşmak için hayata geçirdiği dini içerikli projelerin parçası haline getirilmesine karşı çıkıyor, okullarımızın dini içerikli faaliyet ve etkinliklerin değil, laik ve bilimsel eğitimin mekânları olması için bütün eğitim ve bilim emekçilerini, öğrenci ve velilerimizi birlikte mücadeleye davet ediyoruz.”

    PİRHA/ANKARA