Etiket: dırban

  • Alevi köylerine karakollardan ezan okuma uygulaması yaygınlaşıyor, köylüler tepkili!

    Alevi köylerine karakollardan ezan okuma uygulaması yaygınlaşıyor, köylüler tepkili!

    PİRHA-Dersim’in Mazgirt ilçesine bağlı Muxundi (Darıkent) köyünün ardından Germisi (Bulgurcular), Dırban (Kızılkale), Farac (Akdüven) köylerinde de karakollardan ezan okutulmaya başlandı. Köylüler bunu öteden beri sürüp gelen asimilasyon politikalarının devamı olarak değerlendiriyor.

    Dersim’in Mazgirt ilçesine bağlı Muxundi (Darıkent) köyüne Tunceli Valisi Mehmet Ali Özkan’ın bir süre önce yaptığı ziyaretin ardından ezan okutulmaya başlanmış ve bu duruma karşı köylülerin verdiği tepkiler ajansımız PİRHA’da haber olmuştu.

    PİRHA’ya ulaşan Dersimli yurttaşlar, karakollardan ezan okutulmasının yalnızca Muxundi (Darıkent) köyünde yapılmadığını, Dersim’in Mazgirt ilçesine bağlı Germisi (Bulgurcular), Dırban (Kızılkale), Farac (Akdüven) köylerinde de karakollardan ezan okutulmaya başlandığı bilgisini verdiler. Köylüler karakollardan ezan okumanın yeni bir uygulama olduğunu, bu durumun inançlarına dönük yeni bir asimilasyon politikası olduğunun altını çizerek tepki gösterdiler.

    “DERSİM’DE ASİMİLASYON POLİTİKASI UYGULANIYOR”

    Dersim şehir merkezinden merkezi bir sistemle ilçe karakollarından Alevi köylerine okutulduğu iddia edilen ezan politikasına karşı rahatsızlık duyan köylüler PİRHA‘ya konuştu.

    İsmini vermek istemeyen bir köylü, “Bu yaşımıza kadar karakoldan ezan okunmasını görmemiştik, günde 4-5 kere okunuyor. Yapılanların, devletin Alevilere yönelik asimilasyon politikası olduğunu düşünüyoruz. Bir haftadır ezan okunuyor. Sadece ve sadece Alevilerin yaşadığı köyde ezanın okutulması bu halkın kültürüyle, değerleriyle dalga geçmektir” ifadelerini kullandı.

    “KOMŞU KÖYLER BİLE EZAN SESİNİ DUYUYOR”

    Aynı köylü tepkisini şöyle sürdürdü:

    “12 Eylül faşizmi ne ise bugün yapılan da aynı şeydir. Hatta ondan daha da beterdir. Bunlar daha önceki süreçte yaşanmış şeyler. Örneğin insanlara zorla marş söyletmek, insanlara zorla ezanı dinlettirmek. Bizim kültürümüzde böyle bir şey yok. Herkes bundan rahatsız. Ama baskıyla, korkuyla insanlar sindirilmiş, insanlar istemeye istemeye kulaklarını tıkayarak dinliyor. Dersim’de bir asimilasyon politikası uygulanıyor. Biz ezana değil sadece Alevilerin yaşadığı köylerde ezan okutulmasına karşıyız. Karakollarda yüksek sesle ezan okutuluyor, komşu köyler bile duyuyor ezan sesini. Ama biz köylüler olarak bu sesten rahatsızız, bile bile asimilasyon politikası uygulanıyor.”

    “DAHA ÖNCE CAMİ YAPTILAR, KİMSE GİTMEDİ”

    Mazgirt’e bağlı köy karakollarında yüksek sesle ezan okutulmasından rahatsız olduklarını belirten bir başka köylü ise, “Alevi köylerinde yüksek sesle ezan okutulması biz köylüler arasında büyük bir huzursuzluk sebebi oldu. Asimilasyon politikası Alevi köylerinde ne zaman yapılmaya başlandı, 80 ihtilalinde Alevilerin yoğun olduğu köylerde cami yapıldı. İmam gönderdiler, para da alıyordu ama camiye giden kimse yoktu. Camiler yıkıldı, kullanılmıyor şimdi ise karakollarda yüksek sesle ezan okutularak asimilasyon politikası uygulanıyor. Devlet, Aleviler üzerinde sindirme politikası uyguluyor. Biz bu durumdan rahatsızız” diyerek tepkisini gösterdi.

    “SESSİZ Mİ KALACAĞIZ BİZ BUNA?”

    PİRHA’ya konuşan bir başka köylü de, “Bir komisyon oluşturup valiyle görüşmek isteriz bu konuyu. Sünnilerin olduğu bir yer olsa anlarız ama burada Sünni yok. Alevi inancında olan insanlar var sadece. O yüzden yüksek sesle ezan okutulmasından tüm köylüler olarak rahatsızız. Köylerimizde bir tane bile Sünni yok. Yazık değil mi bizlere, bile bile ne diye asimilasyon politikası uyguluyorsunuz, sessiz mi kalacağız biz buna” diyerek tepkisini dile getirdi.

    PİRHA HABER MERKEZİ

  • ‘Taş ocağı yapılırsa ziyaretgahlarımız, su kaynaklarımız, üretim alanlarımız yok olur’-VİDEO

    ‘Taş ocağı yapılırsa ziyaretgahlarımız, su kaynaklarımız, üretim alanlarımız yok olur’-VİDEO

    PİRHA – Dersim’in Mazgirt ilçesine bağlı Dırban ve Peri Beldesi’ne bağlı Sorek, Koderiç, Lemk köyleri arasında Xırêbe(İndere) bölgesi, Erzurum Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından 1. derece arkeolojik SİT alanı ilan edilmesine rağmen iptal edilen taş ocakları tekrar faaliyete geçirilmek isteniyor. PİRHA’ya konuşan köylüler, taş ocağının yapılması halinde ziyaretgahların, üretim alanlarının, su kaynaklarının kaybolacağını belirterek tepki gösterdiler.

    Dersim’in Mazgirt ilçesine bağlı Kızılkale(Dırban) ile Peri Beldesi’ne bağlı Karabulut(Sorek), Güneyharman (Koderiç) ve Obrukkaşı (Lemk) köylerinin arasında bulunan Xırêbe (İndere) bölgesi, kaya mezarları ve eski yerleşim alanı olmasından dolayı 2011 yılında tescillenerek 1. derece arkeolojik SİT alanı ilan edildi.

    Ancak köy muhtarlarına gönderilen yazıda taş ocağı işletmesi için 10 hektarlık alanın 5 yıllığına Karayolları 8. Genel Müdürlüğü’ne ruhsat verildiği belirtildi.

    Köylerin ortak yaşam alanı olan bölgede Kara Xızır Ziyaretgahı bulunuyor. En çok etkilenecek bölgelerden birisi olan ziyaretgahta Xızır ayında, gaxanda ve birçok zamanda lokmalar dağıtılıp çılalar yakılıyor. Ayrıca köylüler su kaynaklarının SİT alanı bölgesinden geldiğini belirterek kaynakların tahrip edileceğini düşünüyor.

    Tarım ve hayvancılık ile geçimini sağlayan köylüler, taş ocağı yapılması halinde meralarını kullanamayacak ve üretim alanları yok olacak.

    “DERSİM’İN KÜLTÜRÜNE, DOĞASINA YAPILAN BİR SOYKIRIMDIR”

    PİRHA’ya konuşan Bülent Buluç, “Dersim’in kültürüne, doğasına yapılan bir soykırımdır. Biz bu soykırıma karşı çıkıyoruz. Doğamızı, tarım alanlarımızı, meramızı tahrip edecektir. Biz köylüler olarak buna izin vermeyeceğiz. Biz herkese çağrı yapıyoruz; bize destek verin, güç verin. Bizler bu dağda, taşta büyüdük. Buraların yıkılmasını istemiyoruz” dedi.

    “DOĞAMIZIN TAHRİP EDİLMESİNE İZİN VERMEYECEĞİZ”

    Şükrü Çelik, “Buralar bizim ziyaretlerimiz. Burayı talan ettiler ama halk direndi bırakmadı. Şimdi de sonuna kadar direneceğiz. Buraların tahrip edilmesine izin vermeyeceğiz” diye konuştu.

    “Kültürel miras ve yaşam alanlarında taş ocağı yapılmasını istemediklerini belirten Özdal Aslan da, “İçme sularımızın hepsi o bölgeden geliyor. Buraları kurutacaklar. Aşağı taraf ekim alanı, yukarı taraf otlama alanı. Bizim tüm yaşamımızı bitirirler. Dinamit atıp hem üretimimizi bitirecekler hem evlerimiz zarar görecek. Biz halk olarak bunun karşısında duracağız” ifadelerini kullandı.

    “YAPILAN, İNSANLARI GÖÇE ZORLAMAKTIR”

    Mustafa Saltan, “Gerekirse bedenimizi makinaların önüne yatırırız. Biz bu taş ocağına izin veremeyiz. 1. derece SİT alanı ve köylerin müşterek alanına taş ocağı yapma teşebbüsünde bulunmasınlar” diyerek tepkisini dile getirdi.

    Güral Budak, “Bölge, bizim köy meramız. Önceki dönemlerde de taş ocağı yaptılar. 1. derece arkeolojik SİT alanı ilan edilmesine rağmen yine ruhsat verilme durumu var. Taş ocağı burada tüm yaşam alanlarını bitirir. Tarım ve hayvancılık ile geçinen insanlar ne yapacaklar? İnsanların geçim kaynakları bunlardır. İnsanları göçe zorluyorlar böyle yaptıkça” dedi.

    Kara Xızır Ziyaretgahı’nda çılalarını yakıp lokmalarını dağıttıklarını belirten Gülten Gündüz ise taş ocağı yapılması halinde hem ziyaretgahlarının hem de yaşam alanlarının tahrip edileceğini belirtti. Gündüz, “Tarım ve hayvancılıkla uğraşıyoruz. Taş ocağı yapılırsa bizim doğamız bozulur. Biz taş ocağı yapılmasına karşıyız” dedi.

    Hüseyin Yaşar SEZGİN/DERSİM

  • Dersim’de arkeolojik SİT alanına taş ocağı ruhsatına tepki: Yaşamımızı bitirir-VİDEO

    Dersim’de arkeolojik SİT alanına taş ocağı ruhsatına tepki: Yaşamımızı bitirir-VİDEO

    PİRHA – Dersim’in Mazgirt ilçesine bağlı Dırban ve Peri Beldesi’ne bağlı Sorek, Koderiç, Lemk köyleri arasında Xırêbe(İndere) bölgesi, Erzurum Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından 1. derece arkeolojik SİT alanı ilan edilmesine rağmen iptal edilen taş ocakları tekrar faaliyete geçirilmek isteniyor.

    Dersim’in ziyaretgahlarına, ormanlarına, su kaynaklarına, dağlarına bir bütün doğasına yönelik yıkım politikaları hız kesmiyor.

    Baraj ve HES projelerinden orman yakmalara, maden sahalarına kadar uzanan bu ekolojik yıkım bu kez de Mazgirt ilçesinde kendini gösterdi.

    Yıllar önce yurttaşların verdiği hukuki mücadeleyle ilan ettirilen SİT alanları dahi yine yetkili kurumlarca ham madde üretim izin sahası olarak kabul ediliyor.

    Dersim’in Mazgirt ilçesine bağlı Kızılkale(Dırban) ile Peri Beldesi’ne bağlı Karabulut(Sorek), Güneyharman (Koderiç) ve Obrukkaşı (Lemk) köylerinin arasında bulunan Xırêbe (İndere) bölgesi, kaya mezarları ve eski yerleşim alanı olmasından dolayı 2011 yılında tescillenerek 1. derece arkeolojik SİT alanı ilan edildi.

    Ancak köy muhtarlarına gönderilen yazıda taş ocağı işletmesi için 10 hektarlık alanın 5 yıllığına Karayolları 8. Genel Müdürlüğü’ne ruhsat verildiği belirtildi.

    “HUKUKİ YOLLARA BAŞVURACAĞIZ”

    2011 yılında SİT ilan edilmesi yönünde dilekçe veren Güneyharman(Köteriç) Köyü’nden Tuncer Karateke, taş ocağının yapılmaması için hukuki yollara tekrar başvuru yapacaklarını belirterek yetkililere çağrı yaptı.

    Karateke, 2008 yılında taş ocağı faaliyetlerinden dolayı başvuruda bulunduğunu belirterek şunları kaydetti:

    “2006 yılında bizi Akpazar Beldesi’ne bağladılar. 2008 yılında Akpazar Belediyesi, buraya el koydu ve burada taş ocağı açtı. Biz Bölge Kurulu’na başvurduk. Heyet gelerek incelemelerini yaptıktan sonra bu bölgeyi 1. derece arkeolojik SİT alanı ilan etti. 2013 tarihinde yine gayri meşru yollarla taş ocağı faaliyetine geçilmek istendi ancak yine şikayetçi olduk. Sonucunda yine taş ocağı iptal edildi” dedi.

    “TAŞ OCAĞI YAŞAMIMIZI BİTİRECEK”

    “Son aldığımız bilgiye göre yine taş ocağı için girişimler ve ruhsat verilme durumu var. Biz bu taş ocağının yapılmasını istemiyoruz” diyen Karateke, “Burası bizim ortak yaşam alanımız aynı zamanda. Ziyaretlerimiz burada, tarım arazilerimiz var, hayvancılık yapıyoruz. Taş ocağı yaşamımızı bitirecek. Ayrıca SİT alanında hiçbir faaliyet yürütülemez.”

    Hüseyin Yaşar SEZGİN/DERSİM