Etiket: DİSK-AR

  • İşsizlikte makas açılıyor: 12 milyonu aşan “gizli işsizlik”

    İşsizlikte makas açılıyor: 12 milyonu aşan “gizli işsizlik”

    PİRHA- DİSK-AR’ın yayımladığı son rapora göre geniş tanımlı işsiz sayısı 12 milyon 109 bine yükseldi. Dar ve geniş işsizlik arasındaki fark büyürken, kadınlar ve gençler en kırılgan gruplar arasında yer aldı.

    DİSK-AR tarafından hazırlanan “İşsizliğin Görünümü” raporu, Türkiye’de işsizlik tablosunun derinleştiğini ortaya koydu. Türkiye İstatistik Kurumu verileri temel alınarak hazırlanan çalışmada, geniş tanımlı işsizliğin son iki yılda ciddi biçimde arttığına dikkat çekildi.

    GENİŞ TANIMLI İŞSİZLİK HIZLA YÜKSELİYOR

    Rapora göre, dar tanımlı işsizlik oranı resmi verilere göre yüzde 8,5 seviyesinde açıklanırken, geniş tanımlı işsizlik oranı yüzde 29,9’a ulaştı.

    DİSK-AR hesaplamalarına göre Şubat 2026 itibarıyla dar tanımlı işsiz sayısı yaklaşık 3 milyon civarında kalırken, geniş tanımlı işsiz sayısı 12 milyon 109 bine çıktı.

    Veriler, geniş tanımlı işsiz sayısının son iki yılda belirgin bir artış gösterdiğini ortaya koyuyor. 2024’te 9,4 milyon olan sayı, 2025’te 11,3 milyona, 2026’da ise 12,1 milyona yükseldi. Böylece dar ve geniş tanımlı işsizlik arasındaki farkın giderek büyüdüğü vurgulandı.

    “DAR TANIMLI İŞSİZLİK TABLOYU YANSITMIYOR”

    Raporda yalnızca dar tanımlı işsizlik verilerine bakmanın işgücü piyasasını anlamak için yeterli olmadığı ifade edildi.

    Çalışmada özellikle şu unsurların geniş işsizliği büyüttüğü belirtildi:

    Zamana bağlı eksik istihdam

    Ümitsiz işsizler

    Çalışmaya hazır olup iş aramayanlar

    Bu kapsamda haftada 40 saatten az çalışan ve daha fazla çalışmak isteyenlerin sayısının 3 milyon 766 bine ulaştığı aktarıldı.

    Ayrıca yaklaşık 5,4 milyon kişinin çalışmak istemesine rağmen iş bulamadığına dikkat çekildi.

    KADINLAR VE GENÇLER DAHA FAZLA ETKİLENİYOR

    Raporda, işsizliğin özellikle kadınlar ve gençler açısından daha ağır seyrettiği vurgulandı.

    Kadın işsizliğinin tüm kategorilerde erkeklerin üzerinde olduğu belirtilirken, genç işsizlik oranı da dikkat çekici bulundu. Gençlerde dar tanımlı işsizlik oranı yüzde 15,8 seviyesindeyken, genç kadınlarda bu oran yüzde 21,8’e kadar çıkıyor.

    MİLYONLARCA KİŞİ İŞSİZLİK ÖDENEĞİ ALAMIYOR

    DİSK-AR raporunda, işsizlerin önemli bir bölümünün sosyal korumadan yararlanamadığına da dikkat çekildi.

    Şubat 2026 itibarıyla yaklaşık 2,4 milyon işsizin işsizlik ödeneği alamadığı belirtilerek, mevcut sistemin işsizlerin büyük kısmını kapsamadığı ifade edildi.

    Rapor, Türkiye’de işsizliğin yalnızca resmi oranlarla sınırlı olmadığını, geniş tanımlı işsizlik üzerinden bakıldığında çok daha ağır bir tablo ortaya çıktığını gösteriyor.

    Özellikle eksik istihdam, umutsuzluk ve işgücüne katılamayan kesimlerin artışı, işsizlik sorununun yapısal hale geldiğine işaret ediyor.

    HABER MERKEZİ

  • DİSK-AR: Geniş tanımlı işsiz sayısı 9 milyon 138 bin kişi

    DİSK-AR: Geniş tanımlı işsiz sayısı 9 milyon 138 bin kişi

    Türkiye İstatistik Kurumu’nun işsizlik verilerini açıklamasının ardından DİSK-AR ‘İşsizlik ve İstihdamın Görünümü’ raporunu yayınladı. Buna göre, mevsim etkisinden arındırılmış geniş tanımlı işsiz sayısı 9 milyon 138 bin kişi olarak gerçekleşti.

    Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, işsiz sayısı nisanda 74 bin kişi artarak üç milyon 585 bin kişi oldu. İşsizlik oranı yüzde 0.1 artarak 10.2 seviyesinde gerçekleşti.

    Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Merkezi (DİSK-AR) de ‘İşsizlik ve İstihdamın Görünümü’ raporunu yayınladı. Nisan ayı geniş tanımlı işsiz sayısının açıkladığı rapora göre, mevsim etkisinden arındırılmış geniş tanımlı işsiz sayısı 9 milyon 138 bin kişi olarak gerçekleşti.

    Rapora göre aynı zamanda işsizlik ödeneğinden yararlanma koşullarının ağır olması ve işsizlik sigortası kaynaklarının amacı dışında kullanılması sebebiyle işsizlerin büyük çoğunluğu işsizlik ödeneğinden yararlanamıyor. Nisan 2023’te TÜİK toplam dar tanımlı işsiz sayısını 3 milyon 585 bin kişi olarak açıkladı. İŞKUR’un Nisan 2023 verilerine göre ise bu ayda işsizlik ödeneği alabilenlerin sayısı 392 binde kaldı.

    3 MİLYONDAN FAZLA İŞSİZ ÖDENEK ALAMADI

    Böylece Nisan 2023’te resmi işsizlerin sadece yüzde 10’unu işsizlik ödeneği alabildi. 3 milyonu aşkın işsiz işsizlik ödeneğinden yoksun kaldı. Bu da işsizlerin yaklaşık yüzde 90’ının işsizlik ödeneği alamadığı anlamına geliyor.

    Kadın işsizliği tüm işsizlik türlerinde en yüksek kategori olmaya devam ediyor. Nisan 2023 HİA verilerine göre işsizlik türlerinin en yüksek olduğu kategori yüzde 31.3 ile geniş tanımlı kadın işsizliği oldu. İkinci yüksek işsizlik kategorisi ise geniş tanımlı işsizliği. Nisan 2023’te geniş tanımlı işsizlik yüzde 23.8’dir. Nisan 2023’te dar ve geniş tanımlı işsizlik oranı arasındaki makas 13,6 puan oldu.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • DİSK-AR Mayıs ayı raporu: Kadın işsizliği oranı yüzde 30

    DİSK-AR Mayıs ayı raporu: Kadın işsizliği oranı yüzde 30

    DİSK-AR’ın Mayıs ayı raporunda, işsizlik türlerinde en yüksek kategorinin yüzde 30 ile kadın işsizliği olduğu belirtildi. 

    Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Merkezi (DİSK-AR) Mayıs ayı “İşsizlik ve İstihdamın Görünümü Raporu’nu” açıkladı. Mevsim etkisinden arındırılmış geniş tanımlı işsiz sayısı Mart 2022’de 8 milyon 356 bin kişi olarak gerçekleşti. DİSK-AR raporunda İŞKUR ve Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verileri arasında 1,3 milyon işsiz fark olduğuna dikkat çekti. TÜİK, işsiz sayısını 3 milyon 894 bin kişi olarak açıklamıştı.

    DİSK-AR’ın raporunda, “İŞKUR’un kayıtlı işsiz sayıları son bir yılda yüzde 36,5 artarken, TÜİK’in işsiz sayıları yüzde 8,4 azaldı. İki verinin bu kadar farklı seyretmesi hayatın olağan akışına aykırıdır. TÜİK’in yıllık işsizlik verilerinde İŞKUR’un bu eğilimi yer almıyor. TÜİK’in yıllık işsizlik verilerinin salgın dönemindeki işten çıkarma yasağı nedeniyle karşılaştırılabilir değildir” denildi.

    CİNSİYETE GÖRE İŞSİZLİK ORANI

    Raporda cinsiyete göre işsizlik oranlarında kadın işsizliğinin tüm işsizlik türlerinde en yüksek kategori olarak görülmeye devam ettiğine dikkat çekilerek şu veriler paylaşıldı:

    “TÜİK ve İŞKUR verileri arasında 1,3 milyon işsiz farkı var!

    * Geniş tanımlı işsiz sayısı 8 milyon 356 bin !Kadın işsizliği yüzde 30!

    * Geniş tanımlı kadın işsizliği işsizlik türleri arasında en yüksek kategori oldu!

    * Geniş tanımlı ve dar tanımlı işsizlik arasındaki fark 11,2 puan!

    * Covid-19 salgını döneminde istihdam oranı geriledi!”

    (HABER MERKEZİ)

  • DİSK-AR: Gerçek işsizlik yüzde 17.1; dört gençten biri işsiz

    DİSK-AR: Gerçek işsizlik yüzde 17.1; dört gençten biri işsiz

    Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Dairesi’nin (DİSK-AR), Türkiye İstatistik Kurumu TÜİK tarafından açıklanan Haziran 2018 dönemi İşgücü İstatistikleri ile İŞKUR tarafından açıklanan Ağustos 2018 dönemi verilerin karşılıklı değerlendirmesi ile “gerçek işsiz sayısının 5 milyon 952 bin kişi olduğuna” dikkat çekti.

    DİSK-AR tarafından yapılan açıklamada, “Mayıs 2018 döneminde yüzde 9.7 olan dar tanımlı standart işsizlik 0.5 puan artarak yüzde 10.2 oldu. Dar tanımlı işsizlik bir önceki yılın aynı döneminde de yüzde 10.2 olmasına rağmen, işsiz sayısı bir önceki yıla göre 64 bin kişi artarak 3 milyon 315 bine ulaştı.” denildi ve şu değerlendirmeler yapıldı:

    “Geniş tanımlı işsiz sayısı 5 milyon 950 bini aştı, geniş tanımlı işsizlik oranı ise yüzde 17.1 olarak hesaplandı.

    “Standart işsizlik oranı 0.5 puan artarak yüzde 10.2, mevsim etkilerinden arındırılmış işsizlik 0.3 puan artarak 10.9 oldu.

    “Mevsim etkilerinden arındırılmış standart işsiz sayısı 64 bin kişi artarak 3 milyon 315 bine yükseldi.

    “Mevsim etkilerinden arındırılmış tarım dışı işsizlik yüzde 12.8 olarak gerçekleşirken, mevsim etkilerinden arındırılmış genç işsizliği yüzde 19’a yükseldi.

    “Ne eğitimde ne istihdamda (NEET) olanların oranı yüzde 24.3 olarak açıklandı.

    “Kadın işsizliği yüzde 13.2, genç kadın işsizlik oranı ise yüzde 24.6 olarak gerçekleşti.

    “Yüksek öğrenim işsizliği 12.7 olarak hesaplandı.

    DİSK-AR İşsizliğin azaltılması ve istihdamda kalıcı ve güvenceli artış sağlanması için şu önerilerde bulundu:

    – İş başında eğitim adı altında çırak, stajyer, kursiyerlerin ve bursiyerlerin ucuz işgücü deposu olarak kullanılması uygulamasına son verilmelidir.

    – “Herkesin çalışması için, herkesin daha az çalışması” ilkesi doğrultusunda haftalık çalışma süresi gelir kaybı olmaksızın 37.5 saate, fazla mesailer için uygulanan yıllık 270 saat sınırı, 90 saate düşürülmelidir.

    – Uluslararası çalışma normları doğrultusunda herkese en az bir ay ücretli yıllık izin hakkı tanınmalıdır.

    – İstihdam artışlarında kamunun payı dikkate değerdir. Kamu istihdamının artırılması, kamuda eğreti ve güvencesiz çalışma biçimleri yerine, kadrolu ve güvenceli istihdam artışının sağlanması yaşamsal önemdedir. Kamu girişimciliği ve hizmetleri istihdam yaratacak şekilde yeniden ele alınmalı ve kamuda personel açığı derhal kapatılmalıdır.

    – Güvencesiz çalışma biçimlerine son verilmeli, tüm taşeron işçilere kadro verilmelidir. Kamu taşeron işçileri kamu işçisi olarak kadroya alınmalıdır.

    – Uluslararası Çalışma Örgütü ILO’nun “insana yaraşır iş” yaklaşımı temelinde herkese güvenceli ve nitelikli işler sağlanmalıdır.

    – Sendikal hak ve özgürlüklerin kullanımı güvence altına alınmalı, sendikal barajlar kaldırılmalı, herkesin sendika hakkını özgürce kullanabilmesi için gerekli yasal düzenlemeler yapılmalıdır.

    – Toplum yararına çalışma programları kapsamında çalıştırılanlar daimî işçi statüsüne geçirilmelidir.

    – İşsizlik Sigortası Fonunun amaç dışı kullanımına son verilmelidir

    – Kadın istihdamının artırılması ve işsizliğinin azaltılması için işgücü piyasalarındaki cinsiyetçi uygulamalara son verilmeli, ev içi bakım hizmetleri devletin gereken nitelikli, yaygın ve ücretsiz bakım hizmetlerini sağlaması ile kadının üzerinden alınmalıdır.

  • DİSK-AR’dan rapor: Emeklilerin en önemli sorunu geçim sıkıntısı

    DİSK-AR’dan rapor: Emeklilerin en önemli sorunu geçim sıkıntısı

    PİRHA – DİSK Araştırma Dairesi (DİSK-AR) ‘Türkiye’de Emeklililerin Durumu’ başlıklı raporu ile ilgili basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamada, “Türkiye’de çalışma yaşamından kopan emeklilerin yaşam koşulları kötüleşiyor. Emekliler için geçim kaygısı en önemli sorundur” ifadeleri yer aldı.

    DİSK Araştırma Dairesi’nin hazırladığı ‘Türkiye’de Emeklilerin Durumu’ başlıklı rapora ilişkin basın toplantısı düzenlendi.

    Raporda, işsizlik ve istihdam, asgari ücret, sendikalaşma ve toplu pazarlık, OHAL ve çalışanlar, kiralık işçilik, başkanlık ve işçi hakları konuları yer almış ve kamuoyuyla paylaşılmıştı.

    “EMEKLİ SORUNLARI, ÇALIŞMA HAYATININ ÇOK ÖNEMLİ PARÇASIDIR”

    Basın toplantısında şunlara değinildi:

    “Bildiğiniz gibi emekliler 12 milyonu aşan sayılarıyla ülkemizin en önemli toplumsal gruplardan birini oluşturuyor. Ücretli çalışan sayısının 18 milyon civarında olduğu düşünülecek olursa emeklilerin ne kadar önemli bir toplumsal grup olduğu görülecektir.

    Emeklilik çalışmaya bağlı bir haktır, çalışma hakkının devamı niteliğindedir. O nedenle emeklilerin sorunları çalışma hayatının sorunlarının çok önemli bir parçasıdır. Ömürlerinin en güzel yıllarını çalışarak tüketmiş olan işçilerin, emekçilerin yaşlılıklarını mutlu, huzurlu refah içinde geçirmesi, devletin ve toplumun emeklilere en temel borcudur.”

    “EMEKLİLER CİDDİ GEÇİM SIKINTISI YAŞIYOR”

    “Ancak 8 milyonu aşkın yaşlılık aylığı alan emekli ve 4 milyon civarındaki hak sahibiyle birlikte emekliler ciddi geçim sıkıntıları yaşıyor. Emekliler kendi kaderleri hakkında söz sahibi değil. Sendikalaşmaları keyfi olarak engellenmeye çalışılıyor” denilen açıklama şöyle devam etti:

    “Emeklilerin kaderi hükumetlerin iki dudağı arasında. 2008 yılında yürürlüğe giren 5510 sayılı yasa, çalışanların yanında emeklileri de oldukça olumsuz etkiledi. Emekliliğe erişim hakkı daha da zorlaştı, emeklilik yaşı yükseldi, emekli aylığı elde etme koşulları ağırlaştırıldı ve emekli aylıkları düşmeye başladı. Emekliler 2000’li yıllarda giderek daha fazla ekonomik sıkıntı çekmeye başladılar.

    Emeklilikte yaşa takılanlar ve aynı koşullarda fakat farklı zamanlarda emekli olanların aylıkları arasındaki büyük eşitsizlik devam ediyor.”

    TÜRKİYE’DE EMEKLİLERİN DURUMU RAPORU

    DİSK-AR tarafından hazırlanan ‘Türkiye’de Emeklilerin Durumu Raporu’, Türkiye’de emeklilerin demografik yapısını, emekli aylıklarının büyüme oranları ile asgari ücret karşısındaki durumunu, emeklilerin yaşadıkları ekonomik sıkıntıları ve çalışan emeklileri ele almaktadır. DİSK’AR’ın hazırladığı raporun ayrıntılı hali şöyle aktarıldı:

    “Ülkemizdeki emeklilerin yüzde 71’i 56 ve daha yukarı yaştadır. Bu durum Türkiye’nin genç emekliler ülkesi olduğu yönünde yapılan propagandanın temelsiz olduğunu göstermektedir. Emeklilik yaşının yükseltilmiş olması nedeniyle emeklilerin yaş ortalaması önümüzdeki yıllarda daha da yükselecektir.

    Emeklilik yaşının yükselmesi, yıl ve prim gün sayısını tamamlayanların yaş koşuluna takılması nedeniyle büyük mağduriyetler ortaya çıkmaktadır. Bu durumda olan emekliler kıdem tazminatlarını alıp işten ayrılmakta veya çıkarılmaktadır. Emeklilikte yaşa takılanlar emekliliğe kadar daha güvencesiz ve düşük ücretli işlerde çalışmaktadır. Emeklilikte yaşa takılanlar sorununun çözülmesi ve bu mağduriyetin giderilmesi gerekiyor.

    Çalışan ve iş arayan emekli sayısı hızla tırmanmaktadır. 2003 yılında 1,5 milyon olan çalışan ve iş arayan emekli sayısı 2017 itibariyle 4 milyonu aşmıştır. Çalışan ve iş arayan emeklilerin sayısının giderek artmasının temel nedeni emekli aylıklarının insanca yaşamaya yetecek seviyede olmaması ve giderek düşmesidir.”

    Emeklilerin yaşadığı bir diğer önemli sorun aynı koşulları yerine getirerek emekli olanların sırf farklı dönemlerde emekli olmaları nedeniyle emekli aylıklarındaki büyük farklılıklardır. Aynı hizmet yılı ve prim gün sayısı ile emekli olanlar arasında emekli aylıkları açısından büyük uçurum söz konusudur.

    5510 sayılı yasa ile emekli aylıklarının hesaplanma ve artırılma yönteminin değiştirilmesi nedeniyle emekli aylıkları giderek düşmektedir. Bilindiği gibi 5510 sayılı yasa ile emekli aylıkları güncelleme katsayısı değiştirildi ve daha önce milli gelir artışının yüzde 100’ü hesaba katılırken artık yüzde 30’u dikkate alınmaya başlandı.
    Emekli aylıklarının güncellenmesinde milli gelirin tamamını hesaba katılmasından vazgeçilmesi ve sadece yüzde 30’unun hesaba katılması nedeniyle emekli aylıkları milli gelire göre yüzde 34 geriledi. Emekliler bu ülkenin vatandaşı değilmiş gibi büyümeden pay alamıyorlar. Örneğin ekonomi 2017’de yüzde 7,4 büyüdü diye açıklandı. Bunun emeklilerin ilk aylık hesaplamasına yansıması 2,2 olacak. Böyle adaletsizlik olur mu?

    Emekli aylıklarının ilk hesaplanmasında milli gelirin sadece yüzde 30’u hesaba katılırken, artırılması sırasında hiç dikkate alınmıyor. Örneğin 2017’deki 7,4’lük büyüme emekli aylık artışlarına yansımayacak. Bu kabul edilebilir bir durum değildir.
    Emekli aylıklarının bir diğer önemli unsuru olan aylık bağlama oranları da değiştirildi. Emekli aylıklarının alt sınırı ortalama aylık kazancın yüzde 35 ile 40’ı olarak saptandı. Bu durum ortalama emekli aylıklarının asgari ücretin yüzde 35-40’ına kadar gerileyeceği anlamına geliyor. Nitekim ortama emekli aylıkları asgari ücrete göre önemli gerilemeler kaydetti. 2002 yılında ortalama emekli aylıkları asgari cüretin yüzde 32 üstünde iken 2017’de asgari ücretin yüzde 6 altına geriledi. Emekli aylıkları asgari ücret karşısında yüzde 28 geriledi.
    Emeklilerin hak sahiplerine bağlanan aylıkların alt sınırları içler acısı durumdadır. Raporda da görüleceği üzere hak sahiplerine bağlanacak aylıkların alt sınırı 2018 için 225 TL’ye kadar gerilemektedir.”

    EMEKLİLERE İLİŞKİN İSTATİSTİKLER

    “Türkiye’de çalışma yaşamından kopan emeklilerin yaşam koşulları kötüleşiyor.
    Emekliler için geçim kaygısı en önemli sorundur.
    Geçim sıkıntısından dolayı emeklilerin önemli bir kısmı yeniden çalışmaktadır.
    Çalışan emekliler daha ağır koşullarda ve uzun süre çalışmaya mahkum olmaktadırlar.
    Emeklilerin, %89.9’u sağlık hizmetlerini yetersiz bulmaktadır.
    Emeklilerin, %77:5’i hayatından memnun olmadığını belirtmektedir.
    Emeklilerin, %65.4’ü torun, çocuk, hasta eş veya yaşlı aile bireyine bakmaktadır.
    Çalışan emeklilerin, %56.4’ü geçinemediği için çalışmaktadır.
    Emeklilerin, %33.1’i Orta, %46.8’i dar gelirli, %17.6’sı yoksul olduğunu belirtmektedir.
    Emeklilerin %90.2’si maaşıyla geçinemiyor.
    Emeklilerin %46.8’i sık sık, %43.8’i ara sıra borçlandığını belirtmekte, borçlanan emeklilerin %87.6’ı banklara borçlanmaktadır.
    Emeklilerin, %77’sinin tek geçim kaynağı emekli maaşıdır.”

    TÜM EMEKLİLER SENDİKASI’NIN TALEPLERİ

    Açıklamada, “Bu tablo emeklilere reva değildir. Emeklilerin örgütlenmesi konusunda yıllardır mücadele veren DİSK’e bağlı Tüm Emekliler Sendikası insan onuruna yaraşır bir emeklilik için şu talepleri savunmaktadır” denilerek şunlar dile getirildi:

    “Emekli aylıklarının alt sınırı Türkiye’nin yaşam koşullarına uyumlu hale gerilmelidir.
    Aynı koşullarda emekli olanların aynı emekli aylığı alması sağlanmalıdır.
    Emekli aylıklarının artışında sadece enflasyon değil, milli gelir artışı da hesaba katılmalıdır.
    Emekli aylıkları iyileştirilmeli, aylık bağlama oranları eski düzeye çekilmeli, güncelleme katsayısında milli gelir artışının tümü dikkate alınmalıdır.
    Emekli aylıklarının belirlenmesine hükümet emekli sendikalarıyla müzakere etmeli, emeklilere toplu pazarlık hakkı tanınmalıdır.
    Emeklilerin sendikal haklarını kullanmasının önündeki engeller kaldırılmalıdır.
    Emeklilerden alınan sağlık katkı paylarına son verilmelidir.
    Emeklilere yılda maaş iki ikramiye ile kış aylarında yakıt yardım verilmelidir.
    Yerel yönetimler emeklilere hizmet verecek, tesisleri kurmalı, emeklilerin dinlenebilecekleri, sosyal etkinliklerde bulunabilecekleri emekli evleri mutlaka hayata geçirilmelidir.
    Hasta ve yaşlı insanların evde bakımı için, gerekli birimler oluşturulmalı bu alanda hizmet verecek uzman kişiler görevlendirilmelidir.
    Emeklilik dönemine hazırlık için psikolojik destek ile yaşlılıkta karşılaşılan sağlık sorunları hakkında bilgilendirme yapacak birimler oluşturulmalı, Tıp Fakültelerinin Geriatri bölümleri bu hizmetleri vermek üzere devlet tarafından desteklenmelidir.”

    (HABER MERKEZİ)