Etiket: disk basın iş

  • Gazetecilerin duruşması görüldü: Gazetecilik kriminalize edilmek isteniyor!

    Gazetecilerin duruşması görüldü: Gazetecilik kriminalize edilmek isteniyor!

    PİRHA- Gazeteciler Erdoğan Alayumat, Tuğçe Yılmaz, Suzan Demir, Gülcan Dereli, Kemal Taylan Abatan ile çevirmen Serap Güneş ve sosyolog Berfin Atlı’nın yargılandığı davanıın ilk duruşması görüldü. Mahkeme imza verme adli kontrol tedbirlerinin kaldırılmasına, el konulan dijital materyallerin iadesine, yurtdışı çıkış yasağının adli kontrol tedbirinin devamına karar vererek, bir sonraki duruşma tarihini 19 Şubat 2026 olarak belirledi.

    Gazeteciler Erdoğan Alayumat, Tuğçe Yılmaz, Suzan Demir, Gülcan Dereli, Kemal Taylan Abatan ile çevirmen Serap Güneş ve sosyolog Berfin Atlı’nın haberlerinden aldıkları telif ücreti nedeniyle “örgüte bilerek isteyerek yardım etmek” iddiasıyla yargılandığı davanın ilk duruşması görüldü. İstanbul 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya gazeteciler ve avukatları katıldı. Duruşmayı gazeteci meslek örgütlerinin yanı sıra çok sayıda gazeteci izledi.

    Duruşmada savunma yapan gazeteciler suçlamaları reddederek, beraatlerini istedi. Savunmaların ardından mahkeme heyeti, imza verme adli kontrol tedbirlerinin kaldırılmasına, el konulan dijital materyallerin iadesine, yurtdışı çıkış yasağının adli kontrol tedbirinin devamına karar verdi. Mahkeme, dosyadaki eksik hususların giderilmesi için duruşmayı 17 Şubat 2026’ya erteledi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Gazetecilerden İsrail Konsolosluğu önünde protesto: Hatem Al-Aouini serbest bırakılsın!

    Gazetecilerden İsrail Konsolosluğu önünde protesto: Hatem Al-Aouini serbest bırakılsın!

    PİRHA- DİSK Basın-İş Genel Başkanı Turgut Dedeoğlu, uluslararası sularda gözaltına alınan gazeteci Hatem Al-Aouini’nin derhal serbest bırakılmasını ve Gazze’ye insani yardımın engellenmeden ulaştırılmasını talep etti.

    DİSK Basın-İş, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC), Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) ve Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) tarafından yapılan çağrı üzerine gazetecilik meslek örgütleri, İsrail’in Filistinli sivillere ve gazetecilere yönelik saldırılarını protesto etmek için bugün İstanbul’daki İsrail Konsolosluğu önünde bir araya geldi.

    Basın metnini okuyan RSF Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu, 2023’ten beri uluslararası toplumun gözleri önünde onlarca Filistinli gazetecinin cezasızlık altında öldürüldüğüne dikkat çekti. Önderoğlu, “Tüm insanlık değerlerini hiçe ayacak şekilde şimdi de açlıkla yüz yüze getirilmesini kınamak için İsrail Konsolosluğu önündeyiz. Uluslararası savaş hukuku ve insani değerlerin İsrail devleti tarafından çiğnenmesini ve 200’ü aşkın gazetecinin öldürülmesini kınıyoruz. Bizler uluslararası toplumun kadın, çocuk ve birçok savunmasız insan gibi canı pahasına habercilik yapmaya çalışan meslektaşlarımızı sokakta veya çadırda haber peşinde veya evinde ailesini korumaya çalışırken hedef yapan İsrail’e karşı yaptırımsız kalması ve caydırıcılık gösterememesine isyan ediyoruz” diye konuştu.

    TGS Genel Başkanı Gökhan Durmuş, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayip Erdoğan’a hitaben kaleme alınan mektubu okudu. Kamu otoritelerinin ve Avrupa Komisyonu’nun Filistin’de yaşananlara karşı çekingen bir tutum sergilediği vurgulanan mektupta, “Gazze’de günlerdir yiyecek, su, tıbbi malzeme ve barınaktan mahrum bırakılan insanların sistematik ve kasıtlı olarak aç bırakılmasına tanık oluyoruz. Çocuklar, onları besleyemeyen ebeveynlerinin kollarında yorgunluktan ölüyor. Hastanelerde bebekler ciddi beslenme yetersizliğinden mustaripken, insani yardım konvoyları engellenmeye devam ediyor. Bu, doğal bir felaketin sonucu değil, İsrail hükümeti tarafından tasarlanmış bir siyasi karar, bir tür toplu cezalandırmadır. Gazze’yi yabancı muhabirlere kapatarak, İsrail ordusu ifade özgürlüğünü ve halkın bilgi edinme hakkını bastırıyor. Gazetecileri aç bırakarak, gerçeğin sesini, yani gazetecileri, kelimenin tam anlamıyla susturuluyor. Türkiye’nin kurucu üyeleri arasında bulunduğu Avrupa Komisyonu’ndan, Gazze’de devam eden soykırım konusunda tutumunu açıkça belirlemesini, tarafsız ifadelerin arkasına saklanmayı bırakmasını ve somut adımlar atmaktan kaçınmamasını talep ediyoruz” ifadeleri yer aldı.

    Burada yapılan basın açıklamasında konuşan DİSK Basın-İş Genel Başkanı Turgut Dedeoğlu, 27 Temmuz’da Gazze’ye insani yardım götürmek üzere yola çıkan Hanzala gemisine uluslararası sularda müdahale eden İsrail donanmasının, aralarında Tunuslu gazeteci ve sendikacı Hatem Al-Aouini’nin de bulunduğu kişileri gözaltına aldığını aktardı.
    UNI Global Union’un Afrika koordinatörlüğünü yürüten ve aynı zamanda Arap ve Afrikalı emekçilerin uluslararası alandaki güçlü sesi olarak bilinen Hatem Al-Aouini’nin gönüllü olarak yardım gemisine katıldığına dikkat çeken Dedeoğlu, Al-Aouini’nin derhal serbest bırakılması çağrısında bulundu.

    Ayrıca, İsrail’in gazetecilere yönelik işlediği suçlara ilişkin yapılan suç duyurusuna henüz bir yanıt verilmediği hatırlatılarak, “Bu sürecin sonuna kadar takipçisi olacağız” mesajı verildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Basın meslek örgütleri: ‘Özgür basın, özgür toplum demektir’ demeye devam edeceğiz-VİDEO

    Basın meslek örgütleri: ‘Özgür basın, özgür toplum demektir’ demeye devam edeceğiz-VİDEO

    PİRHA-Basın meslek örgütleri, Ankara’da 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü nedeniyle basın açıklaması yaptı. Tutuklu gazetecilerin vurgulandığı açıklamada, “Gazetecilere bedel ödettirmekten bir an önce vazgeçilmeli ve bunun sadece gazetecilere değil aynı zamanda demokrasiye de bir bedeli olduğu unutulmamalıdır.  ‘Gazetecilik suç değildir’ ve ‘Özgür basın özgür toplum demektir’ demeye devam edeceğiz“ denildi.

    Avrupa Gazeteciler Birliği Türkiye Temsilciliği, DİSK Basın-İş, Çağdaş Gazeteciler Derneği, Dicle Fırat Gazeteciler Derneği, Gazeteciler Cemiyeti, KESK Haber-Sen, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü kapsamında tutuklu gazetecilere dair Adalet Bakanlığı önünde açıklama yaptı.

    Açıklamaya CHP Milletvekili Utku Çakırözer ve DEM Parti Milletvekili Ceylan Akça Cupolo da destek verdi.

    “TÜRKİYE, TUTUKLU GAZETECİ AYIBINDAN BİR AN ÖNCE KURTULMALIDIR”

    “Adalet ve demokrasi arıyoruz” diyen basın emekçilerinin yaptığı açıklamada, “Türkiye, basın ve ifade özgürlüğü açısından zor günlerden geçiyor. Basın özgürlüğü endeksinde biraz daha gerileyerek 180 ülke içerisinde 159’uncu olmamız elbette tesadüf değil. Biz aşağıda imzası bulunan basın meslek örgütleri ve üyesi gazeteciler, bu tablodan büyük bir üzüntü duyuyoruz. Haberlere erişim yasaklarının getirildiği, sansürün ve ekonomik cezaların RTÜK ve Basın İlan Kurumu gibi kurumlarla normalleştirildiği, oto sansürün olağan bir hal aldığı, güvencesiz ve sendikasız çalışmanın yaygınlaştığı, açlık ve sefalet ücretleriyle gazetecilerin yaşamaya mecbur bırakıldığı, akreditasyon uygulamalarının yaygınlaştığı günlerden geçiyoruz. Tüm bu ağır tabloda; mitinglerde görev alan gazetecilere, haber peşinde koşan gazetecilere, eleştirel yazılar kaleme alan gazetecilere çeşitli yasal düzenlemelerdeki zorlama gerekçelerle gözaltı ve tutuklamalar yapılmakta; ev hapsi kararları uygulanmaktadır. Türkiye, haberi gözaltına alma ve tutuklu gazeteci ayıbından bir an önce kurtulmalıdır” denildi.

    “MESLEKTAŞLARIMIZI ‘OLASI SUÇLU’ OLARAK GÖSTERMEKTEN VAZGEÇİLMELİ”

    Yaşanılan bu tablonun halkın haber alma hakkının önüne geçtiğini, düşünce ve ifade özgürlüğünün geliştirilmesine engel olduğunu belirten basın emekçileri, açıklamanın devamında şunları kaydetti:

    “Terörle Mücadele Kanunu, Dezenformasyon Kanunu, Siber Güvenlik Yasası gibi bir dizi yasa ile hedef alınan gazetecilik mesleği, bugün etki ajanlığı ve gündemde tartışılan farklı düzenlemeler ile yine hedef alınmaya çalışılmakta ve yeni tutuklamalar ile karşı karşıya bırakılmaktadır. Adalet Bakanlığı’na ve hükümete sesleniyor ve Anayasal güvence altında olan basın ve ifade özgürlüğüne karşı yasal girişimleri durdurup, demokratik bir rejim için düzenlemeler yapılması çağrısında bulunuyoruz. Gazetecilik mesleği hedef alınmaktan, meslektaşlarımızı ‘olası suçlu’ olarak göstermekten vazgeçilmeli, demokratik rejimlerde olduğu gibi mesleğimizin saygınlığı ifade özgürlüğü ile geri kazandırılmalıdır.

    Bugün genç meslektaşlarımız mesleğimizi yapmaktan kaçınmaya başlamışsa bunun ana sebebi önce bu saydığımız anti-demokratik düzenlemeler ve güvencesizliktir. Gazetecilere bedel ödettirmekten bir an önce vazgeçilmeli ve bunun sadece gazetecilere değil aynı zamanda demokrasiye de bir bedeli olduğu unutulmamalıdır.  ‘Gazetecilik suç değildir’ ve ‘Özgür Basın Özgür Toplum demektir’ demeye devam edeceğiz.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • Gazeteciler tahliye edildi!

    Gazeteciler tahliye edildi!

    PİRHA- Gazeteciler Yasin Akgül, Zeynep Kuray, Hayri Tunç, Gökhan Kam, Kurtuluş Arı, Ali Onur Tosun ve Bülent Kılıç hakkında tahliye kararı verildi.

    İstanbul’daki protesto eylemlerini takip ettikleri gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra 25 Mart’ta tutuklanan 7 gazeteci hakkında tahliye kararı verildi.
    Avukatların itirazı üzerine gazeteciler Zeynep Kuray, Hayri Tunç ve Gökhan Kam, NOW muhabiri Ali Onur Tosun, foto muhabiri Bülent Kılıç, AFP muhabiri Yasin Akgül, İstanbul Büyükşehir Belediyesi foto muhabiri Kurtuluş Arı hakkında tahliye kararı verildi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘Her 3 basın emekçisinden biri 30 bin TL’nin altında maaşla çalışıyor!’

    ‘Her 3 basın emekçisinden biri 30 bin TL’nin altında maaşla çalışıyor!’

    PİRHA – Türkiye Basın Yayın Matbaa Çalışanları Sendikası (DİSK Basın-İş), basın emekçilerinin ücret ve çalışma koşullarını raporlaştırdı. Mart 2025 Basın Çalışanları Taban Ücret Araştırması’nın sonuçları doğrultusunda, 65 farklı medya kuruluşunda çalışan 125 basın emekçisinin katılımıyla, sektördeki ağır çalışma koşullarını ve düşük ücret politikaları kamuoyu ile paylaşıldı.

     Mart 2025 Basın Çalışanları Taban Ücret Araştırması’nın sonuçlarına göre basın çalışanlarının yalnızca %5’i yoksulluk sınırının üzerinde ücret alıyor. 2025 yılı için hesaplanan yoksulluk sınırı 75.973 TL iken, her 3 basın emekçisinden biri 30 bin TL’nin altında maaşla çalışıyor.

    5 yıl deneyimi olan basın emekçileri bile 33.526 TL ortalama maaş ile büyük kentlerde barınma maliyetlerini karşılamakta zorlanıyor.

    Sektörde ortalama bir iş yerinde çalışma süresi yalnızca 2,7 yıl olup, çalışanların %88’i aynı işyerinde 5 yıldan az süreyle çalışıyor. 10 yıl ve üzeri çalışanların oranı ise yalnızca %6’da kalıyor.

    2025 YILINDA MAAŞ ARTIŞLARI YETERSİZ KALDI

    Mart 2025 Basın Çalışanları Taban Ücret Araştırması’ndan öne çıkanlar şu şekilde:

    Sektörde ortalama zam oranı %28’de kaldı ve bu oran, yükselen enflasyon karşısında çalışanların alım gücünü korumaktan oldukça uzak.

    Her 4 basın emekçisinden 3’ü, asgari ücretin yalnızca 2 katından daha düşük ücret alıyor.

    Katılımcıların ortalama maaş beklentisi 58.334 TL olup, bu beklenti mevcut ortalamadan %47 daha yüksek. Ancak bu rakam dahi yoksulluk sınırının oldukça altında.

    29 basın emekçisi ise yılın ilk çeyreğinde henüz herhangi bir zam almadığını belirtiyor.

    DİSK BASIN-İŞ’İN TALEPLERİ!

    Taban ücret uygulaması: Asgari ücret yerine, mesleğe yeni başlayan bir basın emekçisinin maaşı asgari ücretin en az iki katı olmalı.

    Deneyime göre ücret artışı: Her basın emekçisi, her yıl asgari ücret artışı kadar zam almalı. Ayrıca, her yıl için %3 deneyim farkı ve aynı iş yerinde geçirilen her yıl için %5 kıdem zammı uygulanmalı.

    Toplu taşıma ücretsiz olmalı: Basın emekçilerinin kurum kartlarına, tüm şehirlerde toplu taşıma araçlarında ücretsiz geçiş hakkı tanınmalı.

    Saha harcırahı: Sahada çalışan gazetecilere günlük en az 750 TL saha harcırahı ödenmeli.

    Büyükşehirlerde ek destek: Büyükşehirlerde çalışan basın emekçilerine, yaşam maliyetlerindeki artış göz önüne alınarak %25 büyükşehir tazminatı eklenmeli.

    Sendikal haklar güçlendirilmeli: Basın sektöründe örgütlenmenin önündeki engeller kaldırılmalı, basın emekçilerinin sendikal hakları korunmalı ve genişletilmeli.

    (HABER MERKEZİ)

  • MKG, DGF, DİSK Basın İş: Tutuklu gazeteciler serbest bırakılsın

    MKG, DGF, DİSK Basın İş: Tutuklu gazeteciler serbest bırakılsın

    PİRHA- DFG, MKG ve DİSK Basın-İş, gazeteciler Elif Akgül, Yıldız Tar, Ercüment Akdeniz’in tutuklanmasına tepki gösterdi. Yapılan yazılı açıklamada, “Tutuklu gazeteciler derhal serbest bırakılsın. Tüm tutsak gazeteciler serbest bırakılana dek mücadeleye ve hakikatleri yazmaya devam edeceğiz” dedi. 

    Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği (MKG) ve DİSK Basın-İş, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen HDK soruşturma kapsamında tutuklanan gazeteciler Elif Akgül, Ercüment Akdeniz ve Yıldız Tar ile ilgili yazılı açıklama yaptı.

    MKG: GAZETECİLER SUSTURULAMAZ

    Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği (MKG) konuyla ilgili yaptığı yazılı açıklamada gazeteciliğin basın özgürlüğünün önemine vurgu yapılarak, meslektaşlarının derhal serbest bırakılmasını istedi. Gazeteciliğin suç olmadığının ifade edildiği açıklamada, “Gazetecileri susturarak gerçeklerin üstü örtülemez. Özgür basın, halkın haber alma hakkının teminatıdır. Bu baskılar, yalnızca gerçeğin peşinden giden kalemleri değil, toplumun aydınlanma hakkını da hedef almaktadır. Tutuklu gazeteciler derhal serbest bırakılsın! Basın ve ifade özgürlüğüne yönelik baskılara son verilsin! Gazetecilik suç değildir ve asla suç sayılmamalıdır. Gerçeklerin peşinde olan gazeteciler susturulamaz” denildi.

    DFG: HAKİKATLERİ YAZMAYA DEVAM EDECEĞİZ

    DFG, gazetecilerin tutuklanmasının özgür basına yönelik saldırıların son halkası olduğuna dikkat çekerek, “Bu gerçeklikte, gazetecilere saldıran ve tutuklayanlara da dert oluyor. Elif, Ercüment ve Yıldız gazetecidir. Bizler, bu gazeteciliğin en yakın tanıklarıyız. Onlar, gazeteciliğin de ötesinde gazetecilik için mücadele eden, dayanışmayı büyüten meslektaşlarımızdı. Boyun eğmedik, eğmiyoruz. Hakikatleri yazmaya devam edeceğiz. Tüm tutsak gazeteciler serbest bırakılana dek mücadeleye devam edeceğiz” ifadeleri kullanıldı.

    DİSK BASIN-İŞ: BOYUN EĞMEYEN GAZETECİLER CEZALANDIRILIYOR

    DİSK Basın-İş ise açıklamasında, şu sözlere yer verdi:

    “Operasyonların amacı toplumsal muhalefeti baskı altına alma ve susturmaktır. Halkın haber alma hakkını savunan gazeteciler ve örgütlenme haklarını kullanan yurttaşlar yargı sopasıyla tehdit ediliyor, boyun eğmediğinde ise hapse atılıyor. İktidarın baskı politikalarına boyun eğmeyeceğiz. Adalet ve özgürlük talebimizi yükseltmeye, mücadeleyi büyütmeye devam edeceğiz. Tutuklanan arkadaşlarımız derhal serbest bırakılmalıdır.”

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Gazeteciler Daştan ve Bilgin’in katledilmesi Mersin’de protesto edildi- VİDEO

    Gazeteciler Daştan ve Bilgin’in katledilmesi Mersin’de protesto edildi- VİDEO

    PİRHA- Kadın Gazeteciler Derneği, DİSK Basın İş ve İHD Mersin Şubesi, Suriye’de katledilen gazeteciler için yaptığı ortak basın açıklamasında, Nazım Daştan ve Cihan Bilgin’in katledilmesini lanetledi. Gazeteciler için yapılan eylemlere polislerin saldırılmasına ve tutuklamalara da değinilen açıklamada, “Türkiye Hükümeti’nin tüm iddiaları üzerine alınarak konuya değinen herkese peş peşe soruşturma başlatması ise vahimdir” denildi.

    Kadın Gazeteciler Derneği, DİSK Basın İş Mersin ve İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi, Suriye’de öldürülen gazeteciler Nazım Daştan ve Cihan Bilgin için basın açıklaması yaptı. Açıklamada katledilen gazetecilerle ilgili manşet haberlerinin yer aldığı gazeteler taşındı.

    Açıklamaya Akdeniz Belediyesi Eşbaşkanı Nuriye Arslan, DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, DEM Parti İl Örgütü, Emek Partisi İl Başkanı Sedat Başkavak, Mersin Emek ve Demokrasi Platformu bileşenleri ve gazeteciler katıldı.

    “BİREYSEL DEĞİL, HAKİKATE YÖNELİK SALDIRILAR”

    Açıklamayı okuyan Kadın Gazeteciler Derneği Başkanı Fatoş Sarıkaya, Nazım Daştan ve Cihan Bilgin’in katledilmesini kınayarak, savaş ve çatışma bölgelerinde yaşananları kamuoyuna ulaştıran gazetecilere yönelik saldırıları, hakikatin karartılmasına yönelik ciddi eylemler olarak değerlendirdi.

    Gazetecilerin katledilmesiyle ilgili devletin herhangi bir açıklama yapmadığı gibi bu konuya tepki gösteren insan hakları savunucularının ve gazetecilerin gözaltına alınıp tutuklandığına dikkat çeken Sarıkaya, “İstanbul Valiliğinin basın açıklaması yapılabilir diye izinli saydığı Şişhane Meydanı’nda bir basın açıklaması yapmak isteyen basın örgütleri kolluk kuvvetlerinin engellemesi ve saldırısı ile karşılaştı. Gazetecilerin yapmak istedikleri açıklamaya polis çok yoğun bir şiddet kullanarak engel oldu ve 59 kişi işkenceyle gözaltına aldı. Gözaltına alınanların yanında ablukaya alınan bir grup gazeteci de yoğun yağmur altında 1 saat bekletildi. Gözaltına alınan 65 kişiden 45 kişi dün akşam saatlerinde serbest bırakıldı ancak 14 gazeteciden 6’sı tutuklandı. Gözaltına alınan gazetecilerin uluslararası hukuk ve iç hukuk tarafından korunaklı olan ifade özgürlüğü hakları, savcılık ve mahkemeler tarafından dikkate alınmadı” dedi.

    İKTİDARIN TAHAMMÜLSÜZLÜĞÜNE DİKKAT ÇEKİLDİ

    Gazeteci Özlem Gürses’in gözaltına alınıp ev hapsi verildiği ve Gerçek Gündem Genel Yayın Yönetmeni gazeteci Seyhan Avşar hakkında konuya ilişkin yaptığı haber sebebiyle, “Terör örgütü propagandası yapmak” ve “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak” suçlarından soruşturma başlatıldığı bilgisini de veren Sarıkaya, “Öldürülen gazetecilerle ilgili doğrudan Türkiye aleyhine bir açıklama olmasa da iktidarın tüm iddiaları üzerine alınarak konuya değinen herkese peş peşe soruşturma başlatması ise vahimdir” diye konuştu.

    “Türkiye’nin yapması gerekirken en ufak bilgi ve habere dahi tahammül edememesi büyük bir tutarsızlıktır. Henüz yetkililer tarafından olayla ilgili resmi bir açıklama yapılmamasına rağmen Türkiye vatandaşı olan gazeteciler ile ilgili tarafsız haberlerin dahi hedef alınması vatandaşlık hukuku ve Anayasal haklar ile de bağdaşmamaktadır” diyen Sarıkaya, öncelikle gazeteci yurttaşların Suriye’de öldürülmesi olayı ile ilgili ivedilikle ve etkin bir soruşturma yürütülmesini, ifade özgürlüğü kapsamında kalan basın açıklaması ve haberler ile ilgili haksız soruşturma, gözaltı ve tutuklamaların sonlandırılmasını talep etti.

    DEM PARTİ’DEN DE AÇIKLAMA

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Mersin İl Örgütü de konuya dair il binasında basın açıklaması yaptı. Açıklama metnini okuyan DEM Parti İl Eşbaşkanı Bedriye Kuş, bölgede son 5 yılda Nagihan Akarsel, Vedat Erdemci, Nazım Daştan, Cihan Bilgin ve onlarca gazetecinin katledildiğini belirterek şunları söyledi:

    “Hedef alınan gazeteciler uzun yıllardır bölgedeki gelişmeler konusunda kamuoyunu bilgilendirmekteydi. Her iki gazeteci daha önce de defalarca saldırıya maruz kalmıştı. 2014 yılında IŞİD saldırılarını ve buna karşı verilen mücadeleyi Suruç tarafında takip eden, günlerce sınırda görev yapan bu gazeteciler yargı baskısına da maruz kalmıştı. Bu saldırılar insanlığa ve evrensel hukuka karşı işlenen suçlar kapsamındadır. İnsanlığa karşı işlenen bu suçlara karşı duyarlı bütün kesimleri seslerini yükseltmeye çağırıyoruz. AKP iktidarı ve yetkilileri konuya ilişkin derhal açıklama yapmalı ve işlediği bu suçlara son vermelidir.”

    PİRHA/ MERSİN

  • DİSK Basın İş: Sektörde ortalama ücret beklentisi 42 bin 134 TL

    DİSK Basın İş: Sektörde ortalama ücret beklentisi 42 bin 134 TL

    PİRHA-DİSK Basın İş, 53 farklı medya kuruluşundan 82 gazeteciyle bir ücret araştırması yaptı. Araştırmaya göre sektörde maaş ortalaması asgari ücretin sadece yüzde 28 üzerinde, 23 bin 378 TL. Sektörde ortalama ücret beklentisi 42 bin 134 TL.

    Türkiye Basın Yayın Matbaa Çalışanları Sendikası (DİSK Basın-İş) “2025 Basın Çalışanları Taban Ücret Araştırması” başlığı ile 53 farklı medya kuruluşundan 82 gazeteciyle bir ücret araştırması yaptı.

    DİSK Basın İş’in yaptığı araştırmaya göre her 4 gazeteciden biri asgari ücrete çalışıyor. Sektörde maaş ortalaması asgari ücretin sadece yüzde 28 üzerinde, 23 bin 378 TL.

    Ayrıca her 4 basın emekçisinden biri asgari ücrete çalışıyor. Tüm sektörün yarısı asgari ücret civarı olarak kabul edilen +-yüzde 20 ücret seviyesinde çalışıyor. Her 10 emekçiden 9’u da 25 bin TL’nin altında ücret alıyor. Sektörde ortalama ücret beklentisi 42 bin 134 TL. Ancak bu, ortalama ücretlerin yüzde 80 oranında artırılmasına denk. Öte yandan sektörde bir iş yerinde ortalama çalışma süresi 3,8 yıl olarak ölçüldü. Aynı iş yerinde 3 yıldan az çalışanların oranı yüzde 70, aynı iş yerinde 10 yıldan fazla çalışabilenlerin oranı ise yüzde 11.

    “TALEBİMİZ ASGARİ ÜCRET DEĞİL, TABAN ÜCRETTİR”

    Raporda bir değerlendirme de sunan DİSK Basın İş, yayınladıkları rapora ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, “Basın çalışanlarının büyük çoğunluğu asgari ücret veya asgari ücrete komşu maaşlar almaktadır. Asgari ücretin ne olacağından çok ‘Neden bu kadar çok asgari ücretli çalışan var?’ sorusunu sorma zamanı ve bu duruma müdahale etme vakti gelmiştir. Belirli bir mesleki yeterlilik gerektiren, sürekli olarak zamana karşı yarışan, bir anlamda ağır fikir emekçisi olan kesimlerin asgari ücret ve civarında çalıştırılması kabul edilemez. Bundan dolayı talebimiz, asgari ücret değil taban ücrettir. Önerimiz; meslek hayatına yeni başlayan bir basın çalışanı için asgari ücretin en az iki katı ‘taban ücret’ belirlenmesidir. Tüm basın emekçileri, aldıkları güncel ücretten bağımsız her yıl en az asgari ücret zammı kadar zam almalıdır. Bununla birlikte, taban ücrete her deneyim yılı için yüzde 3 oranında zam eklenmeli; tüm bunlara ek olarak aynı kurumda devamlılık sağlayan basın emekçileri için, kurumda geçirdiği her yılbaşında ayrıca en az yüzde 5’lik zam yapılmalıdır” denildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • 15 gazeteci meslek örgütünden ortak açıklama: Gazeteciler üzerindeki baskılara son verin!

    15 gazeteci meslek örgütünden ortak açıklama: Gazeteciler üzerindeki baskılara son verin!

    PİRHA- 15 gazeteci meslek örgütü, gazetecilerin gözaltına alınmasına dair “Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nden (AİHS) doğan yükümlülüklerini yerine getirmeli ve gazeteciler üzerindeki baskılara son vermelidir. Gazetecilik, demokratik bir toplumun vazgeçilmez bir unsuru olup, siyasi baskıdan korunmalıdır” açıklamasında bulundu.

    Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başlattığı bir soruşturma kapsamında, Diyarbakır’da gazeteciler Roza Metina ve Ahmet Sümbül; İstanbul’da Erdoğan Alayumat, Bilge Aksu, Tuğçe Yılmaz, Suzan Demir ve Serap Güneş; Batman’da Mehmet Uçar; Ankara’da ise Bilal Seçkin’in gözaltına alınmasına tepkiler sürüyor. 15 gazeteci meslek örgütü, konuya dair ortak açıklama yaptı.

    “GAZETECİLİK FAALİYETLERİ KORUNMALIDIR”

    Yapılan açıklamada, aynı operasyonda uzun yıllardır birçok gazetede köşe yazarlığı yapan şair Hicri İzgören, yayınevi koordinatörü Baver Yoldaş, karikatürist ve gazeteci Doğan Güzel, çevirmen Ömer Barasi, akademisyen ve yazar Abdurahman Aydın, fotoğrafçı Emrah Kelekçier, yönetmen Ardin Diren gibi birçok sanatçının yanı sıra siyasetçiler ve insan hakları savunucusunun da gözaltına alındığı vurgulanarak, şunlar ifade edildi:

    “Gazetecilerin avukatlarıyla görüştürülmelerine izin verilmedi; avukatların soruşturma hakkında bilgi alması ‘kısıtlılık kararı’ gerekçesi ile engellendi. Gözaltılar ve operasyon hakkında bilgi vermemek, basın özgürlüğüne ve gazetecilik mesleğinin özgürce icra edilmesine yönelik devam eden tehditlerin yükseldiğini göstermektedir. Türkiye, Basın Kanunu, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nden (AİHS) doğan yükümlülüklerini yerine getirmeli ve gazeteciler üzerindeki baskılara son vermelidir. Gazetecilere yönelik süregelen sistematik taciz ve gözdağı verme politikalarına derhal son verilmesi gerekmektedir.

    Yetkilileri, gazetecilere yönelik baskılara ve haksız gözaltılara derhal son vermeye, tüm gazetecilerin güvenliğini sağlamaya ve ifade özgürlüğünü korumaya davet ediyoruz. Ayrıca, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10’uncu maddesi uyarınca gazetecilik faaliyetlerinin korunmasını talep ediyoruz. Gazetecilik, demokratik bir toplumun vazgeçilmez bir unsuru olup, siyasi baskıdan korunmalıdır.”

    İmzacı kurumlar şöyle:

    Açıklamada imzası bulunan meslek örgütleri şöyle: Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA),Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), Gazeteciler Cemiyeti (GC), DİSK Basın-İş, Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG), Haber-Sen, İzmir Gazeteciler Cemiyeti, Freedom House, Diyarbakır Yerel Medya Derneği, Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği (MKG), ARTICLE 19, Avrupa Basın ve Medya Özgürlüğü Merkezi (ECPMF), Kadın Gazeteciler Derneği, Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti (GGC), Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI).

    (HABER MERKEZİ)

  • Gazeteciler, artan polis şiddetine karşı Taksim’de basın açıklaması yaptı: Gazetecilik suç değildir-VİDEO

    Gazeteciler, artan polis şiddetine karşı Taksim’de basın açıklaması yaptı: Gazetecilik suç değildir-VİDEO

    PİRHA-DİSK BASIN-İŞ, gazetecilere yönelik artan polis şiddetine ve baskılara karşı İstanbul’da eylem yaptı. Açıklamada, “AKP iktidarı, bir taraftan ‘Barış’ söylemlerini dile getirirken, bir taraftan da sahada barış isteyenlere dönük baskılarını ve saldırılarını arttırarak, gazetecileri de hedef aldı” denildi.

    Türkiye Basın Yayın ve Matbaa Çalışanları Sendikası (DİSK BASIN-İŞ), Gazeteci Furkan Karabay’ın tutuklanmasına, Yeni Yaşam Gazetesi dağıtımcısının kaçırılması girişimine ve özgür basın çalışanlarına yönelik artan polis şiddetine karşı Taksim’de basın açıklaması yaptı.

    “Gazetecilik suç değildir” pankartının açıldığı eylemde “Basın susarsa gerçekler susar. Özgür basın susturulamaz. Hakikatin sesi kısılamaz.” sloganları da atıldı. Basın açıklamasını Mezopotamya Ajansı Editörü Diren Yurtsever okudu.

    “YUMUŞAMA SÖYLEMİ BASINA ŞİDDET OLARAK YANSIDI”

    Ekim ayında 9 gazetecinin polis şiddetine maruz kaldığını ifade eden Diren Yurtsever, “Demokratik toplumlar, temel hak ve özgürlüklere dayanan toplumlar olup, bu tür toplumlarda devletin görevi, temel hak ve özgürlükleri korumak ve geliştirmektir. Temel hak ve özgürlükler arasından düşünce ve kanaat özgürlüğü, özellikle düşünceyi açıklama özgürlüğü önemli bir yer alır. Düşünce ve kanaati açıklama özgürlüğünün en olağan yollarından birisi ise basındır. Basının, haber verme ve eleştiri hakkı vardır. Demokratik toplumlarda basının en önemli işlevi, kamu yararını ilgilendiren olay ve konularda açıklamalar yapmak, haber ve bilgi vermek, eleştiri ve değer yargıları sunmak suretiyle kamuoyunu oluşturmak, toplumu aydınlatmaktır. Basına, üstlendiği bu işlev nedeniyle iki hak tanınmaktadır. Bu haklar haber verme hakkı ile eleştiri, değer yargısında bulunma hakkıdır. Haber verme hakkı, kamu yararı taşıyan bir olayı topluma haber vermek, bildirmektir. Bu önemli işlevi nedeniyle basın özgürlüğünün, kamu güçlerine karşı olduğu kadar özel güçlere karşı da korunması gerekmektedir. Bağımsız ve tarafsız yayıncılığın sürdürülebilmesi için alınacak önlemler de bu ödev kapsamındadır” dedi.

    “ÖZGÜRLÜK OLMADAN DEMOKRATİK TOPLUMDAN BAHSEDİLEMEZ”

    Diren Yurtsever, konuşmasının devamında şunları dile getirdi:

    “Nitekim, Anayasa’nın 28 ila 30. maddelerinde basın hürriyetine ilişkin hususlar özel olarak düzenlenmiş; ayrıca basın hürriyetinin sınırlandırılmasında düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetine ilişkin hükümlerin uygulanacağı belirtilmiştir. Basın hürriyeti, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ifade özgürlüğünü düzenleyen 10. maddesi kapsamında ele alınmaktadır. İfade özgürlüğünün toplumsal ve bireysel işlevini yerine getirebilmesi için, AİHM’in de ifade özgürlüğüne ilişkin kararlarında sıkça belirttiği gibi, sadece toplumun ve devletin olumlu, doğru ya da zararsız gördüğü “haber” ve “düşüncelerin” değil, devletin veya halkın bir bölümünün olumsuz ya da yanlış bulduğu, onları rahatsız eden haber ve düşüncelerin de serbestçe ifade edilebilmesi ve bireylerin ifadeler nedeniyle herhangi bir yaptırıma tabi tutulmayacağından emin olmaları gerekmektedir. İfade özgürlüğü, çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin temeli olup bu özgürlük olmaksızın ‘demokratik toplumdan’ bahsedilemez.”

    “7 GAZETECİ TEHDİT EDİLDİ”

    AKP- MHP iktidarının, yumuşama söylemlerinin sahada yansımasının olmadığını belirten Yurtsever, “Sadece Ekim ayında, en az 9 meslektaşımız haber takibi sırasında engellenerek, polisin şiddeti ve tehdidi ile karşı karşıya kaldı. Adliye koridorlarındaki gazetecilerin mesaileri, Ekim ayında da yoğun bir şekilde sürdü. 39 dosyada 104 gazetecinin yargılandığı bu davalar sonucu, 11 gazeteciye 19 yıl 8 ay 13 gün hapis cezası verildi. 7 gazeteciye soruşturma açılırken, 6 gazeteci hakkında ise dava açıldı. DİSK Basın-İş Sendikası üyesi Furkan Karabay, haberinde anlattığı adaletsizliği, hukuksuzluğu yaşadı. Baronların, katillerin, suç makinelerinin, çete liderlerinin elini kolunu sallayarak gezdiği ülkede gazeteciler tutuklanıyor. Yargı bataklığında onurlu, dürüst, cesur gazeteciyi boğmak istiyorlar. Furkan’ın dediği gibi “hukuk bir gün hepimize lazım olmaz mı? AKP iktidarı, bir taraftan ‘Barış’ söylemlerini dile getirirken, bir taraftan da sahada barış isteyenlere dönük baskılarını ve saldırılarını arttırarak, gazetecileri de hedef aldı. İktidarın bu politikaları temelinde, 9 gazetecinin gözaltına alındığı Ekim ayında 11 gazeteci kötü muameleye maruz kalırken, 7 gazeteci de tehdit edildi” diye ifade etti.

    “İKTİDAR, GERÇEKLERİ HALKTAN SAKLAMAYA DEVAM EDİYOR”

    İktidarın gerçekleri halktan saklamayı kendine ilke edindiğini vurgulayan Yurtsever, “İktidar, bununla yetinmeyip 119 sosyal medya hesabına erişim engeli getirirken, çok sayıda yurttaş da sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek gözaltına alındı. Yine Ekim ayında günlük yayın yapan Yeni Yaşam Gazetesi’nin 5 sayısı hakkında tam da “barış” söylemleri kullanılırken toplatılma kararı verildi. Bu çağ dışı karar yetmezmiş gibi gazetede yayınlanan köşe yazısına da erişim engeli getirildi. Gazetenin dağıtımcıları gözaltına alınarak, tehditlere maruz kaldı. Batman’da bir gazeteci dağıtımcısı hedef alındı. Gazetecilere silah çekip Yeni Yaşam Gazetesi çalışanı Veysi Akören’i gözaltına almak isteyen ve kendini polis diye tanıtan kişiler, çevredeki yurttaşların ve gazetecilerin tepkisi sonrası kaçtı. İstanbul’da, Diyarbakır’da ve Dersim’de de gazete dağıtımcıları benzer tehditlere maruz kaldı, kalıyor. Farklılıkları bünyesinde barındıran, toplumsal sorunlar ile iklim krizine eğilen ve radyo yayıncılığında örnek gösterilen Açık Radyo, uzun yıllar RTÜK’ün para cezaları ile yüz yüze kaldı. RTÜK, son olarak Açık Radyo’nun karasal yayın lisansını iptal etti” dedi.

    “GAZETECİLİK SUÇ DEĞİLDİR”

    Basın emekçilerinin son bir ayda yaşadıklarına inat gazetecilik mesleğini inatla yapmaya devam edeceklerini vurgulayan Yurtsever, “Emekten yana demokratik bir düzenin varlığının, düşünce, ifade ve basın özgürlüğü olmaksızın hayata geçirilmesi mümkün değildir. Ne yayın yasakları ne sansür yasaları ne de günümüzdeki kaçınılmaz bir iletişim ağı olan sosyal medyaya kısıtlama getirilmesi Türkiye’nin içine çekilmeye çalışıldığı kaosun çözümü olabilir. Hatta bu kaosu daha da artırmaktan başka bir sonuç doğurmayacaktır ve bir kez daha haykırıyoruz gazetecilik suç değildir” diye konuştu.

    Gazeteciler, yaptıkları basın açıklaması ardından ‘Yaşama sahip çık’ manşeti ile yayınlanan Yeni Yaşam gazetesini Beyoğlu Caddesi’nde dağıttı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Basın örgütlerinden polis şiddetine tepki: Baskılara son verilsin, soruşturma talep ediyoruz!

    Basın örgütlerinden polis şiddetine tepki: Baskılara son verilsin, soruşturma talep ediyoruz!

    PİRHA- Basın örgütleri Mardin, Batman, İstanbul ve diğer illerde gazetecilere yönelik polis şiddetine tepki gösterdi. Yapılan açıklamada, “İktidar, eleştiriyi susturmak için güvenlik güçlerini kullanarak gazetecilere yönelik bu şiddeti bir baskı aracına dönüştürmüştür. Basına uygulanan bu baskılar aynı zamanda toplumun doğru bilgiye erişim hakkını da doğrudan ihlal etmektedir” dedi.

    Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği, Dicle Fırat Gazeteciler Derneği, DİSK Basın İş, Kadın Gazeteciler Derneği, Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği, Amed Haber Sen, Türkiye Gazeteciler Sendikası, Yerel Medya Derneği kayyım protestolarında haber takibi yapan gazetecilere yönelik polis şiddetine karşı ortak bir açıklama yaptı.

    Yazılı yapılan açıklamada gazetecilere dönük artan baskı ve polis şiddetinin, hukukun üstünlüğünü ve toplumun haber alma hakkını doğrudan tehdit ettiği vurgulandı.

    “SESSİZ KALMAYACAĞIZ”

    Yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Son dönemde, Mardin, Batman, İstanbul, Adıyaman ve Malatya gibi birçok kentte, iktidarın baskıları ve polis şiddeti, bu temel hakkı ciddi şekilde tehdit etmektedir. Gazeteciler, toplumsal olayları, kamu yararını ve hak ihlallerini kamuoyuna duyurmak için görevlerini yaparken fiziksel ve psikolojik şiddetle engellenmekte, gözaltına alınmakta, hatta darp edilmektedir.

    Görev başındaki gazetecilere yönelik artan polis şiddetini ve baskıyı kınıyor; iktidarın basına yönelik bu anti-demokratik uygulamalarına karşı sessiz kalmayacağımızı ilan ediyoruz. Basına uygulanan bu baskılar yalnızca gazetecilerin değil, toplumun doğru bilgiye erişim hakkını da doğrudan ihlal etmektedir.

    GAZETECİLERİN MARUZ KALDIĞI ŞİDDET İFŞA EDİLDİ

    JINNEWS muhabiri Derya Ren ve PİRHA Haber Ajansı muhabiri Kamber Yıldız, deprem bölgesinde görev yaparken jandarmalar tarafından Genel Bilgi Taramasına (GBT) maruz kalmış; Adıyaman’da kaldıkları ev iki kez jandarma tarafından basılmıştır. Gazetecilere, yaptıkları haberler sorgulanmış, baskınların “aramızda kalması” istenerek baskının gizlenmeye çalışıldığı belirtilmiştir.

    Yenidoğan Çetesi’ne yönelik soruşturmayı yürüten savcıyla ilgili haber sonrasında halktv.com.tr Yazı İşleri Müdürü Dinçer Gökçe ve Gazete Pencere Yazı İşleri Müdürü Nilay Can gözaltına alınmış; avukat İrem Çiçek’e ev hapsi verilmiştir. Adalet Bakanı’nın açıklamalarının ardından, basına yönelik bu baskının hukuk çerçevesini aşarak doğrudan iktidarın basına gözdağı verme çabasına dönüştüğüne tanık oluyoruz.

    Batman Belediyesi’ne kayyım atanması sırasında protestoları takip eden Batman Sonsöz Gazetesi’ne yapılan polis baskınında, gazete muhabiri Serhat Aslan gözaltına alınmak istenmiş, ancak bürodaki diğer gazetecilerin müdahalesiyle serbest bırakılmıştır. Gün boyunca kayyıma karşı yapılan protestoları takip eden birçok gazeteci ise sürekli olarak polis engeline maruz kalmıştır.

    Batman Belediyesi önünde gerçekleşen eylemi takip eden JINNEWS muhabiri Pelşin Çetinkaya ve Yeni Yaşam gazetesi çalışanı Veysi Akören, polis tarafından darp edilerek gözaltına alınmışlardır. Her iki gazeteci de emniyetteki işlemlerinin ardından serbest bırakılmıştır.

    Kadıköy’de kayyım atamalarına karşı yürüyüş yapan kadınları belgelemek isteyen Mezopotamya Ajansı muhabiri Yeşim Tükel, polis tarafından darp edilmiştir.

    Bu olaylar, Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası insan hakları ve basın özgürlüğü anlaşmalarına aykırıdır. Gazetecilere yönelik bu saldırılar yalnızca bireysel hak ihlalleri yaratmakla kalmamakta; toplumun bilgiye erişim hakkını da ciddi bir şekilde ihlal etmektedir.”

    TALEPLER SIRALANDI

    Açıklamada talepler de sıralandı.

    *Gazetecilere yönelik artan polis şiddeti, gözaltılar ve baskı olaylarının derhal bağımsız bir şekilde soruşturulmasını talep ediyoruz. Sorumluların yargı önüne çıkarılması, demokrasiyi savunmak adına büyük önem taşımaktadır.

    *Kolluk kuvvetlerinin, basın mensuplarının görevlerini yapmalarını engellemeye yönelik tavırlarının son bulması ve gazetecilere karşı saygılı bir şekilde hareket etmeleri için kapsamlı eğitimler almalarını talep ediyoruz. Polis gücü, halkın bilgiye erişim hakkına saygılı olmalıdır.

    *Basına yönelik baskıların sona ermesi için iktidarı, basın özgürlüğüne ve kamu yararına saygı duymaya davet ediyoruz. Basına yönelik bu şiddet ve gözdağı politikalarının sona erdirilmesi gerekmektedir.”

    PİRHA/İSTANBUL-MERSİN-DİYARBAKIR

  • Diyarbakır’da 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü: Özgür basın susturulamaz-VİDEO

    Diyarbakır’da 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü: Özgür basın susturulamaz-VİDEO

    PİRHA- DFG, MKG ve DİSK Basın İş’in 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’ne ilişkin yaptığı açıklamada tutsak gazetecilerin özgürlüğü talep edildi. “Özgür basın susturulamaz” pankartının ve tutuklanan gazetecilerin fotoğraflarının taşındığı açıklamaya milletvekilleri, kurum ve kuruluş temsilcileri ve gazeteciler katıldı.

    Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG), Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği (MKG), Devrimci İşçi Sendikalar Konfederasyonu (DİSK) Türkiye Basın Yayın Matbaa Çalışanları Sendikası (Basın-İş) Diyarbakır Temsilciliği, DFG’nin Yenişehir ilçesinde bulunan Sanat Sokağı’ndaki şube binası önünde 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’ne ilişkin açıklama yaptı. “Özgür basın susturulamaz” pankartının ve tutuklanan gazetecilerin fotoğraflarının taşındığı açıklamaya milletvekilleri, kurum ve kuruluş temsilcileri ve gazeteciler katıldı.

    “BASKI ÇEMBERİ BÜYÜYOR”

    Açıklamada konuşan DFG Eşbaşkanı Selman Çiçek, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nü bir kez daha gazetecilere yönelik baskı ortamında karşıladıklarını söyledi. Çiçek, “Haber takibi sırasında karşılaşılan engellemelerden sansüre, haber yaptıkları için haklarında dava açılan gazetecilerden şafak vakti operasyonlarla tutuklanan gazetecilere kadar baskı çemberi büyüyor” dedi.

    Nisan ayının ilk günlerinde Van Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı olarak seçilen Abdullah Zeydan’ın memnu haklarının YSK eliyle iptali ile kentte başlayan halk eylemlerine yönelik polis şiddetinin olayı takip eden gazetecilere de uğradığını belirten Çiçek, “Meslektaşlarımıza gaz, plastik mermi ve tazyikli su ile saldırı düzenlendi. Meslektaşlarımızın görüntülerini ve fotoğraflarını silen polisler şiddeti görüntüleyen gazeteciyi de ölümle tehdit etti” diye konuştu. Benzer görüntülerin 1 Mayıs’ta da yaşandığını söyleyen Çiçek, “İstanbul’da 1 Mayıs kutlamaları için Taksim Meydanı’na yürüyen işçi ve emekçileri takip eden medya mensupları darp edildi, kelepçelenerek gözaltına alındı. İşçi ve emekçilere yönelik polis saldırısının yaşandığı alanlardan biri olan Saraçhane’de ise polis amirinin ‘Basını süpürün’ talimatıyla gazetecilere yönelik şiddet gerçekleşti. Bu saldırılarda meslektaşlarımız yaralandı, çalışmaları engellendi” diye konuştu.

    “GAZETECİNİN ANA GÖREVİ VAROLAN GERÇEKLİĞİ TOPLUMA AKTARMAKTIR”

    “Toplumsal eylemlere yönelik polis şiddeti nasıl ki anayasaya aykırı ise aynı şekilde yaşananları dünyaya duyurmaya çalışan gazetecilere yönelik her türlü baskı, engelleme ve şiddet de suçtur!” diye konuşmasını sürdüren Çiçek son olarak şunları söyledi:

    “Gazetecilere yönelik en büyük baskı ise tutuklamalar oldu. Gazetecileri susturmak, gerçeği açığa çıkartmalarını engellemek adına yapılan meslektaşlarımız tutuklanıyor ve dört duvar arasına konuluyor. 23 Nisan tarihinde Kürt Gazeteciler Günü’nün hemen akabinde İstanbul merkezli yapılan operasyonla 9 gazeteci gözaltına alındı. 4 gün gözaltında tutulan meslektaşlarımızdan Mezopotamya Ajansı muhabirleri Esra Solin Dal, Mehmet Aslan ile gazeteci Erdoğan Alayumat tutuklandı. Gazetecilere savcılık ve hakimlik sorgularında yaptıkları haberler soruldu.

    Buradan bir kez daha belirtiyoruz ki gazeteciler yaşadıkları ülkenin sorun ve sıkıntılarını görmemezlik edemez ya da bunu gündeme getirdiği için yargılanamaz. Gazetecinin ana görevi var olan gerçekliği topluma aktarmaktır. Haberler başta siyasi iktidar olmak üzere güç odaklarını rahatsız etse de bu gerçekliği toplumla paylaşmak suç değildir. Bu durum uluslararası sözleşmelerle de garanti altına alınmıştır.

    “GAZETECİLİK SUÇ DEĞİLDİR, ONU YARGILAMAK SUÇTUR”

    3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü gününde bir kez daha talebimizi yineliyoruz; tutuklanan 3 arkadaşımız başta olmak üzere tüm meslektaşlarımız tahliye edilmeli. Gazetecilik suç değildir asıl olarak onu yargılamak suçtur! Basın özgür olmadan özgür ve demokratik bir toplumdan söz edilemez.”

    Çiçek, konuşmasının ardından Nisan ayı hak ihlalleri raporunu da açıkladı. Rapora göre, 14 gazeteci saldırıya uğradı, 9 gazetecinin evine baskın yapıldı, 17 gazeteci gözaltına alındı, 11 gazeteci kötü muameleye maruz kalırken, 8 gazeteci tehdit, 22 gazeteci engellendi, 3 gazeteci tutuklandı 3’te cezaevinde ihlal yaşandı. Yine raporda 9 gazeteci hakkında soruşturma, 3 gazeteciye dava, 3 yıl bir ay ve 17 bin TL para cezası, yargılaması devam eden gazeteci sayısı 122, tutuklu gazeteci sayısı ise 43 olarak açıklandı.

    “GAZETECİLER MESLEĞİNİ ÖZGÜRCE YAPMALIDIR”

    MKG Başkanı Roza Metina, günün anlam ve önemine değindi. Gazetecilerin özgür ortamda olmadıklarını belirten Metina, bugün de birçok gazetecinin cezaevlerinde olduğunu söyledi. Cezaevlerinde bugünü karşılayan gazetecilerin olduğunu ifade eden Metina, “ Bütün bu baskı ve zorluklara karşı bugün buradayız onların sesiyiz. Bir kez daha diyoruz ki gazetecilik suç değildir” ifadelerinde bulundu. Metina, tutuklu MA muhabiri Esra Solin Dal’a “çıplak arama” yapılmasına da tepki gösterdi. Metina, “Gazeteciler haberin hakkını savunuyor. Bu nedenle gazeteciler özgür bir şekilde mesleğini uygulamalıdır. Bizler her zaman gazeteciği savunacağız, gazeteciliğin kalemini savunmayı sürdüreceğiz” dedi.

    DİSK Basın İş Amed Temsilcisi Hakkı Boltan ise yaptığı konuşmada, seçimlerde en önemli duruşun gazetecilerin duruşu olduğunu söyledi. Seçimlerde iktidarın, Saraçhane’de ise muhalefetin düştüğünü söyleyen Boltan, gazeteciliğin ise dik durduğunu söyledi. Boltan, “Gazeteciler gerçekliğin kendisidir. Bugün ekonomik, siyasi kriz varsa bunun bir nedeni de gazetecilerin tutuklu olmasıdır. Gazeteciler özgürleşmeden bu krizler çözülmez. Gazetecilere özgürlük istiyoruz” diye konuştu.

    “SELAM OLSUN CEZAEVLERİNDE DİRENEN GAZETECİLERE”

    TGS Temsilcisi Mahmut Oral ise AKP-MHP’nin büyük bir seçim yenilgisi almasının ardından, iktidarın bu baskı politikalarına son vereceğine dair algı geliştiğini söyledi. Oral, “AKP-MHP faşist saray rejimi baskı politikalarından asla geri adım atmıyor. Bu geri duracağımız anlamına gelmiyor. Karanlık dağılana kadar bu mücadele sürecek. Selam olsun cezaevinde direnen gazetecilere” ifadelerinde bulundu.

    DEM Parti Amed Milletvekili Sevilay Çelenk ise 22 Nisan Kürt Gazeteciler gününde MA’nın Ankara Bürosu’na yaptığı ziyarette tutuklanan Mehmet Aslan’ı gördüğünü söyleyen Çelenk, “Umarım gelecek yıl bu tutuklamaları konuşmayacağız. 126 yıldır Kürt basının tarihi var. Bu yüzyılda tutuklamalar, baskılar hiç bitmedi. Sadece 90’lı yıllarda 40 gazete çalışanı katledildi. Öldürülen, çalışan gazeteciler günü var. Keşke gazetecileri başka güzel şeylerle ansaydık. Bu mücadelenin bitmediğini en ağır koşullarda bile sürdüğünü söylüyorum. Bu mücadelenin yanındayız. Dünya Basın Özgürlüğü Günü tüm gazetecilere kutlu olsun” ifadelerinde bulundu.

    Son olarak söz alan EMEP Milletvekili Sevda Karaca, “Bütün bu zorlu koşullara rağmen özgürlüğü elde etmek için verdiğimiz büyük mücadelenin hatırına bugünü kutlamak istiyorum. Son 22 yılda en az 894 gazeteci cezaevlerinde, basın özgür olmadığı için süründürüldü, süründürülmeye devam ediyor” dedi. Basın özgürlüğünün sadece basın emekçilerini ilgilendiren mesele olmadığını hatırlatan Karaca, “Cezaevinde tek bir arkadaşımız kalmadığı güne kadar mücadelemiz sürecek” diye konuştu.

    Açıklama atılan “Özgür basın susturulamaz” sloganlarıyla son buldu.

    PİRHA/DİYARBAKIR

  • Diren Keser’in çalışma arkadaşları basın açıklaması gerçekleştirecek

    Diren Keser’in çalışma arkadaşları basın açıklaması gerçekleştirecek

    PİRHA-PİRHA Mersin Muhabiri Diren Keser’in tutuklanmasına tepki göstermek için çalışma arkadaşları yarın (29 Şubat) saat 14.00’te basın açıklaması yapacak.

    PİRHA Mersin Muhabiri Gazeteci Diren Keser, yaptığı haberler ve sosyal medya paylaşımları dolayısıyla yargılandığı davada aldığı hapis cezasının onaylanması sonrasında dün akşam evinden gözaltına alındı, ardından Tarsus Cezaevi’ne götürüldü.

    PİRHA Mersin Muhabiri Diren Keser’in tutuklanmasına tepki göstermek için PİRHA ve CAN TV’deki çalışma arkadaşları saat 14.00’te Disk Basın İş binasında basın açıklaması yapacak.

    PİRHA/İSTANBUL

  • MKG’den Müftüoğlu ve Gürbüz’e destek: Gerçekleri yazmayı sürdüreceğiz -VİDEO

    MKG’den Müftüoğlu ve Gürbüz’e destek: Gerçekleri yazmayı sürdüreceğiz -VİDEO

    PİRHA – Tutuklu DFG Eş Başkanı ve MA Editörü Dicle Müftüoğlu ile ETHA Editörü Nadiye Gürbüz’ün yargılandığı duruşmalara katılım çağrısı yapıldı. Bir açıklama yapan Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği, “Arkadaşlarımızın gazeteciliğinin tanığıyız. Tüm demokratik kamuoyuna, meslek örgütlerine ve gazetecilere, gazeteciliği, ifade özgürlüğünü, halkın haber alma hakkını savunmaya ve mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz” dedi.

    Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği (MKG); tutuklu Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eş Başkanı ve Mezopotamya Ajansı (MA) Editörü Dicle Müftüoğlu ile Etkin Haber Ajansı (ETHA) Editörü Nadiye Gürbüz’ün görülecek olan duruşmalarına ilişkin İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şube binasında basın toplantısı gerçekleştirdi.

    Toplantının yapıldığı salona Kürtçe ve Türkçe, “Özgür Basın Susturulamaz” pankartı asıldı. Toplantıya özgür basın emekçilerinin yanı sıra DFG üyeleri, Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’na (DİSK) bağlı Türkiye Basın, Yayın, Gazetecilik, Grafik-Tasarım, Baskı ve Ambalaj Sanayi İşçileri Sendikası (Basın-İş), Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) İstanbul Şubesi ve çok sayıda emek, meslek örgütü temsilcisi katıldı.

    “GAZETECİLER HEDEF ALINIYOR, KATLEDİLİYOR”

    Basın metnini, Gazeteci Nezahat Doğan okudu. DFG Eş Başkanı Dicle Müftüoğlu ile ETHA Editörü Nadiye Gürbüz’ün mesleki faaliyetlerinden dolayı yargılandığını söyleyen Doğan, “Basını tekeli altına almak isteyen AKP-MHP iktidarı, hakikatin sesi olan özgür basına dönük baskılarını tutuklama, yasak ve engellemelerle sürdürüyor. Kendinden olmayanlara tahammülsüzlük ve ötekileştirmeyle yaklaşan iktidar, toplumu tek tipleştirmek, korku iklimini derinleştirmek, suçlarını gizlemek ve gerçeklerin topluma ulaşmasının önünü kesmek için gazetecilere dönük yargı tacizlerine her geçen gün bir yenisini ekliyor. Gazeteciler, hedef alınıyor ve katlediliyor, hukuka aykırı bir şekilde yargılanıyor, tutuklanıyor. Gazetecilere yönelik soruşturmalar, açılan davalar ve verilen cezalar sürerken, gazeteciler yalnızca mesleklerini yaptıkları için baskı ve yasaklarla karşı karşıya kalıyor” dedi.

    “NADİYE GÜRBÜZ HAKKINDA 22,5 YILA KADAR CEZA İSTENİYOR”

    İktidarın özgür basını susturma operasyonlarının odağında ise kadın gazetecilerin bulunduğunu belirten Doğan, şöyle devam etti:

    “Devlet tüm politikalarıyla saldırırken, kadın gazeteciler mesleklerinin onurunu savunmaya, sahada her türlü şiddete karşın halkın haber alma hakkını korumaya devam ediyor. İktidarın antidemokratik uygulamalarının bir yansıması olarak kadın gazeteciler hedefe koyularak susturulmaya, davalar yoluyla bastırılmaya çalışılıyor. Bu politikaların en önemli kanıtı gazeteci arkadaşlarımızın davalarıdır” sözlerini kullandı. ETHA editörü Nadiye Gürbüz’ün yarın (27 Şubat)İstanbul Adliyesi 25’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde duruşmasının görüleceğini dile getiren Doğan, “Hakkında çalıştığı gazete ve yaptığı haberler gerekçe gösterilerek 22 buçuk yıla kadar ceza isteniyor. Savcılık Nadire’nin, arkadaş görüşçüsü olarak kabul edildiği tutsaklara para yatırmasını, Atılım gazetesinde çalışıyor olmasını, Suruç Katliamı ile ilgili yaptığı haberleri ‘örgüt üyeliğine’ gerekçe yaptı. İkinci duruşmaya günler kala hazırlanan mütalaa sonrası yarın görülecek duruşmada karar çıkması bekleniyor.”

    “DİCLE’NİN GAZETECİLİĞİNİN TANIĞIYIZ!”

    Bir diğer duruşmanın ise Mezopotamya Ajansı (MA) Editörü Dicle Müftüoğlu‘nun olduğunu ifade eden Doğan, “Gazetecilik faaliyetleri nedeniyle yargılanan ve içi boş iddialar ile ‘örgütsel kılıfa’ büründürülerek tutsaklığı sürdürülen gazeteci Dicle Müftüoğlu’nun üçüncü duruşması. Tutuklu olarak yargılanan arkadaşımız Dicle, önceki iki duruşmasında hazır kararlarla mahkeme tarafından hapiste tutulmaya çalışılmış, yalnızca savcılık kanaatlerince cezalandırılmak istenmiştir. Adeta bir intikam iddianamesi hazırlanarak hukuksuz bir şekilde tutuklu bulunan arkadaşımız Dicle’nin gazeteciliğinin tanığıyız. 29 Şubat’ta Diyarbakır 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek olan duruşmada, kadın gazeteciler olarak adil bir yargılamanın yapılmasını, gazeteci arkadaşımız Dicle’nin yeniden özgürlüğüne kavuşmasını talep ediyoruz” dedi.

    “MÜCADELEYI BÜYÜTMEYE ÇAĞIRIYORUZ”

    Doğan, “Buradan yeniden ifade etmek istiyoruz, gazetecilik faaliyetleri tutuklama gerekçesi yapılamaz. Gazetecileri yaptığı haberleri gerekçe göstererek yargılayamazsınız. Bu köklü geleneğin devamcıları olarak sözümüzü söylemeye, görülmeyeni göstermeye, yazılmayanı yazmaya devam edeceğiz. İktidarın piyonu medya gruplarının hedef göstermelerine boyun eğmeyeceğiz. Özgürlüğü yaratmaya yönelik mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz. Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği olarak, baskı altında mesleğini yapmaya çalışan özgür basın çalışanlarının yanında ve dayanışma içinde olduğumuzun altını çiziyoruz. İktidarın gazetecilere gözdağı vermek amacıyla özgürlüğünden alıkoyduğu arkadaşlarımızın serbest bırakılması talebimizi yineliyoruz. Gazetecilik dün de suç değildi bugün de suç değildir. Özgür basın emekçileri olarak gazetecilerin gözaltı ve tutuklamalarla yıldırılamayacağını buradan yeniden ifade etmek istiyoruz. Tüm demokratik kamuoyuna, meslek örgütlerine ve gazetecilere, gazeteciliği, ifade özgürlüğünü, halkın haber alma hakkını savunmaya ve mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz” ifadelerine yer verdi.

    “GERÇEKLERİ YAZMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    ETHA editörü Nadiye Gürbüz ise “Dicle ile ben Dünya Basın Özgürlüğü gününde tutuklandık. Haksız, hukuksuz tutukluluğum sona erdi ama Dicle hala tutsak ediliyor. İddianamelerimize baktığımızda gayet politik ve sınıfsal olduğunu söyleyebiliriz. Sistemin görünmez kılındığı kesimlerin sesini duyurmaya çalışan faaliyet elbette iktidarı rahatsız etti. Bizim gazeteci olduğumuzu dün de bugün de kabul etmediler. Ama gazeteciliği en hakiki biçimde bizler yapıyoruz. Halkın sesi olmaya, kadınların, emekçilerin, Kürt halkının, bu ülkede ezilen tüm kesimlerin sesi olmaya çalışıyoruz. İddianamemde de Atılım gazetesi ve ETHA’nın yasa dışı ilan edilmeye çalışıldığını söyleyebilirim. Atılım’da, ETHA’da çalışıyor olmak ile suç isnadıyla karşı karşıya bırakıldım. Sosyalist basına dönük tam bir saldırganlık olduğunu, çalışamaz hale getirmek, bu kurumları kapatmak ve tasfiye etmek üzerine bir iddianame. Bu saldırılar son değil, yarın da devam edecek. Biz dün olduğu gibi gazetecilik faaliyetlerimizi kendi bakış açımızla sürdürmeye devam edeceğiz. Bugünkü açıklama da oldukça kıymetli, değerli” diye konuştu.

    “HEDEF SUSTURMAK!”

    TGS İstanbul Şube yöneticisi ve TGS Kadın ve LGBTİ+ Komisyonu üyesi Evrim Kepenek de “Nadiye ve Dicle uzun zamandır çalışan gazeteciler. Biz onların gazeteciliğine tanığız. Ama emin olun ki onları yargılamak isteyenler de gazeteciliklerine tanıklar. Gazeteci arkadaşlarımızın gazeteciliğine en azından şu anda İHD’nin kapısında bulunan polislerin tanık olduğuna eminiz. Bu davaları açıp üzerlerine gidiyorlarsa hedef susturmak. Keşke kadın gazetecileri susturmayı hedef koymak yerine şiddet uygulayan erkekleri cezalandırıp susturmayı tercih etselerdi. Dicle Müftüoğlu serbest bırakılsın” sözleriyle seslendi.

    “KADIN GAZETECİLER OLARAK HABERLERİMİZİ YAPMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    Yeniden söz alan Doğan, “Biz kadın gazeteciler hiçbir şekilde susturulamayız. Bunun için nasıl bir direnç olması gerekiyorsa burada olduğu gibi ortaklaşarak sürdürmeye devam edeceğiz. Sonuna kadar sesimizi duyurmaya, dayanışmaya ve bu mücadeleyi güçlendirmeyi, kadın gazeteciler olarak haberlerimizi yapmaya, sesi yükseltmeye devam edeceğiz. Gazeteci arkadaşlarımız serbest bırakılsın” dedi.

    DURUŞMALARA ÇAĞRI

    DİSK Basın-İş Disiplin Kurulu üyesi Diren Yurtsever de, gazetecilerin duruşmalarına katılma çağrısı yaparak “Yeri gelir arkadaşlarımızın sesi oluruz, yeri gelir arkadaşlarımızın kalemi oluruz. Ama zaten görüyoruz ki arkadaşlarımız cezaevinde de olsa yargı sopasıyla karşı karşıya da kalsa o kalemleri aslında hiçbir zaman yere bırakmadı, bırakmayacak”dedi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Basın-İş’ten gözaltı tepkisi: Gazetecilik kriminalize edilmek isteniyor-VİDEO

    Basın-İş’ten gözaltı tepkisi: Gazetecilik kriminalize edilmek isteniyor-VİDEO

    PİRHA-İzmir’de ev baskınlarıyla polis tarafından gözaltına alınan ve dosyalarına gizlilik kararı getirilen altı gazeteci için DİSK Basın-İş, basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “Gazetecilik kriminalize edilmek isteniyor. Başta özgür basın çalışanları olmak üzere, bilgiyi tekelleştirmek isteyen iktidar, yargıyı gazeteciler üzerinde bir baskı aracı olarak kullanıyor” denildi.

    Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Basın-İş, İzmir’de 13 Şubat’ta sabah saatlerinde evleri özel harekat polislerince basılan Jinnews muhabiri Melike Aydın, Mezopotamya Ajansı (MA) muhabirleri Delal Akyüz, Tolga Güney ve Semra Turan, Gazete Duvar muhabiri Cihan Başakçıoğlu ve Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) basın çalışanı Fatma Funda Akbulut’un gözaltına alınmasına tepki göstererek açıklama yaptı. Açıklamaya birçok gazeteci destek verdi.

    ‘Gazetecilik suç değildir’ pankartı açıldı. Açıklamayı Disk Basın-İş Yönetim Kurulu Üyesi İzel Sezer okudu.

    “İKTİDAR YARGIYI GAZETECİLER ÜZERİNDE BASKI ARACI OLARAK KULLANIYOR” 

    İktidar tarafından gazeteciliğin kriminalize edilmek istendiğini belirten İzel Sezer, “Başta özgür basın çalışanları olmak üzere, bilgiyi tekelleştirmek isteyen iktidar, yargıyı gazeteciler üzerinde bir baskı aracı olarak kullanıyor. Bugün hukuksuz bir şekilde gözaltında tutulan meslektaşlarımızın her biri sahada olan, hak ihlalleri başta olmak üzere işlenen tüm suçları açığa çıkaran, toplumun haber alma hakkını gözeten bir yerden mesleğini icra eden gazetecilerdir. Gazetecilerin hakikati açığa çıkarması ve toplumun haber alma hakkını engellemeye dönük bu gözaltı ve tutuklamaları kabul etmiyoruz” dedi.

    “BASKILARA KARŞI DAYANIŞMAYI BÜYÜTMEMİZ GEREKİYOR”

    Basın özgürlüğünün Türkiye’de tehlike altında olduğunu vurgulayan Sezer, “Özellikle gireceğimiz seçim süreci ile birlikte başta özgür basın emekçileri olmak üzere, gazetecilere dönük baskıların artabileceğini geçmiş deneyimlerimizden biliyoruz. Bu nedenle basının özgürlüğünü savunmak, toplumun haber alma hakkını savunmak sadece biz gazetecilerin sorumluluğu değildir. Başta gazeteciler olmak üzere Türkiye’de gazetecilik yapmanın koşullarının ortadan kalkmaması için, gazeteciliğin kriminalize edilmemesi ve haber alma hakkını savunmak için herkesin bu baskılara karşı güçlü bir ses çıkarması ve dayanışmayı büyütmesi gerekiyor” diye konuştu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • 6 gazeteci örgütünden çağrı: Dicle’nin yanındayız, dayanışmaya bekliyoruz

    6 gazeteci örgütünden çağrı: Dicle’nin yanındayız, dayanışmaya bekliyoruz

    PİRHA-Tutuklu Dicle Fırat Gazeteciler Derneği Eş Başkanı ve Mezopotamya Ajansı editörü Dicle Müftüoğlu’nun 18 Ocak’ta Diyarbakır 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde duruşması görülecek. Basın meslek örgütleri, Müftüoğlu’nun duruşmasına katılım çağrısında bulunarak, “Free Press Unlimited tarafından ‘En Dirençli Gazeteci’ ödülüne layık görülen Dicle Müftüoğlu’nun bir an önce tahliye edilmesini talep ediyoruz” dediler.

    Ankara merkezli soruşturma kapsamında 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde tutuklanan Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eş Başkanı ve Mezopotamya Ajansı (MA) editörü Dicle Müftüoğlu hakkında açılan davanın ikinci duruşması, 18 Ocak’ta Diyarbakır 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

    Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutsak olan Müftüoğlu, mesleki faaliyetleri gerekçe gösterilerek, “Örgüt üyesi olmak” ve “Örgüt kurmak ve yönetmek” iddialarıyla suçlanıyor.

    Basın Yayın Matbaa Çalışanları Sendikası (DİSK Basın-İş), Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD), Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG), Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği (MKG), Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) ve Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), DFG Eş Başkanı ve Mezopotamya Ajansı (MA) haber editörü Dicle Müftüoğlu’nun yarın Diyarbakır 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek 2’nci duruşmasına ilişkin ortak yazılı açıklama yaptı.

    “GİZLİ TANIKLARIN İFADELERİ ÇÖKMÜŞTÜR”

    Müftüoğlu’nun 8 buçuk aydan fazla süredir tutuklu olduğu hatırlatılan açıklamada, “Dicle’nin yaptığı haberlerden tutalım, babasıyla birlikte İstanbul’da bir otelde kalışına kadar, absürt denebilecek iddialarla suçlanıyor. MASAK raporuyla ailesi ile dahi yaptığı para alışverişi suçmuş gibi gösteriliyor. Müftüoğlu’nun yurt dışı gezileri, meslektaşlarıyla yaptığı telefon görüşmelerinin yanı sıra sosyal yaşantısı dahi suç delili olarak iddianameye eklenmiş. Gizli tanık beyanlarıyla yapılan hukuksuzluk örtbas edilmeye, yaptığı gazetecilik faaliyetleri kriminalize edilmeye çalışılıyor. Gizli tanık daha önce Ankara’da tutuklanan 10 gazetecinin dosyasında dinlenmiş, kendisine yöneltilen bir soru üzerine devletle çalıştığını dile getirmişti. Yani devlet adına çalışan ajan niteliğinde birinden bahsediyoruz. Müftüoğlu’nun avukatlarının da dile getirdiği üzere, ya bu kişi polistir, ya da polis değilse zaten böyle bir görevlendirme biçimi yasaya uygun değildir. Yani kısacası iddianamede yer alan tüm iddialar ve tanıkların iftiraları çökmüştür” denildi.

    “DİCLE İLE DAYANIŞMAYA BEKLİYORUZ”

    Müftüoğlu’na yöneltilen suçlamaların cezaevinde tutulmasına yetecek türden olmadığı vurgulanan açıklamada şunlara yer verildi:

    “Kamuoyunda Dicle’nin tahliye edilmesi beklentisi yüksekti çünkü iddianamedeki suçlamalar bir kişiyi, hele bu tanınmış bir gazeteci ise hapiste tutmaya yetecek türden değildi. Ancak mahkeme, tanıkların dinlenmemesini gerekçe gösterdi ve Müftüoğlu’nu tahliye etmedi. Bu karar öyle apar topar alındı ki avukatların savunma yapmasına dahi müsaade edilmedi. Gözaltı ve tutuklama ve yedi aylık tutukluluktan sonra hukuksuzluk ilk duruşmada da katmerleşerek sürdü. Duruşmada Dicle kendisini savunmadı; hepimizi, daha doğrusu bir bütün olarak gazeteciliği savundu.

    “YARGILANAN DİCLE DEĞİL, GAZETECİLİK”

    Şimdi Dicle, 18 Ocak’ta ikinci kez hâkim karşısına çıkacak. İlk duruşmada Dicle Müftüoğlu’nun gazetecilik faaliyetleri dışında dosya kapsamında herhangi bir eylem ve faaliyetinin olmadığı açık bir şekilde görülmüştür. Burada yargılanan Dicle değil, gazeteciliktir. Açıktır ki, bu uzun tutukluluk artık bir tedbirin ötesine geçip cezalandırmaya dönüşmüştür. Aslında Dicle’ye reva görülen muamele, bir bütünen gazetecilere, özelde de Kürt gazetecilere yönelik yaklaşımı ve ülkede basın özgürlüğünün geldiği noktayı açıklar nitelikte. Bu nedenle bizler aşağıda imzası bulunan basın meslek örgütleri, geçtiğimiz yıl Hollanda merkezli Free Press Unlimited tarafından ‘En Dirençli Gazeteci’ ödülüne layık görülen Dicle Müftüoğlu’nun bir an önce tahliye edilmesini talep ediyoruz.

    18 Ocak’ta saat 11.50’de herkesi Diyarbakır Adliyesi’ne, Dicle ile dayanışmaya bekliyoruz. Unutmayalım ki, tıpkı Dicle gibi bizler de gazeteciliği savunuyoruz ve bir daha hiç kimsenin yaptığı haberler nedeniyle, düşünceleri nedeniyle bu muameleye maruz kalmamasını istiyoruz. Bir kez daha #ÖzgürBasınSusturulamaz diyor, #GazetecilereÖzgürlük talep ediyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Basın örgütlerinden 10 Ocak açıklaması: Basın ve ifade özgürlüğü için mücadelemizi sürdüreceğiz

    Basın örgütlerinden 10 Ocak açıklaması: Basın ve ifade özgürlüğü için mücadelemizi sürdüreceğiz

    PİRHA- Basın örgütleri, 10 Ocak Gazeteciler Günü nedeniyle mesajlarını paylaştı. Açıklamalarda, basın ve ifade özgürlüğü için mücadele vurgusu yapıldı.

    10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü, Türkiye’de 1961 yılında gazetecilerin mücadelesi ile basın çalışanlarının haklarını yasal güvenceye alan 212 Sayılı Kanunun, 10 Ocak 1961 yılında Resmî gazetede yayınlanarak yasalaşması sonrası “10 Ocak Çalışan Gazeteciler Bayramı” olarak kutlanmaya başlandı. Ancak yaşananlar ve yapılan uygulamalar nedeniyle 10 Ocak daha çok “çalışan gazeteciler” değil, “mücadele” günü olarak tanımlanıyor.
    Basın örgütleri, konuya ilişkin mesajlarını paylaş

    DİSK Basın-İş: “HAPİSTEKİ GAZETECİLERİN ÖZGÜRLÜĞÜ, UYDURMA GEREKÇELERLE GASP EDİLİYOR”

    DİSK Basın-İş yaptığı açıklamada, bu senede 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nün basın özgürlüğü açısından karanlık bir tablo olduğunu belirterek, “Bugünü maalesef bir kutlama günü olarak değil, tutuklu üyemiz Dicle Müftüoğlu başta olmak üzere cezaevinde esaret altındaki meslektaşlarımızla dayanışmak ve basın özgürlüğü için verdiğimiz mücadeleyi daha da büyütmek için vesile olarak görüyoruz.

    Ekonomik krizin etkisi ve artan siyasi kutuplaşma, Türkiye’de asgari ücretin olağan ücret haline geldiği medya sektöründeki krizi her geçen gün daha fazla derinleştiriyor. İktidar tarafından basın ve ifade özgürlüğüne nefes aldıracak bir yaklaşım ve mevzuat ortaya koyulmazken, gazetecilerin özlük hakları, iş güvencesi ve refah düzeyi açısından da bir çalışma yapılmıyor.

    Sahada görev yapan gazetecilerin kolluk kuvvetleri tarafından keyfi olarak engellenmesi, gözaltına alınması, fiziksel şiddete maruz bırakılması, tehdit edilmesi ve hedef gösterilmesi gibi saldırılar sürerken; hapisteki gazetecilerin özgürlüğü ise uydurma gerekçelerle hazırlanan iddianameler ve dayanaksız yargılamalar yoluyla gasp ediliyor.

    Halkın haber alma ve haber olma hakkına sahip çıkarak bir kamu görevi ifa eden gazeteciler Türk Ceza Kanunu, Terörle Mücadele Kanunu, Toplantı Gösterişleri Yürüyüşleri Kanunu, Terörizmin Finansmanı Kanunu gerekçe gösterilerek yargılanıyor.

    Türkiye’de hâl bu iken, dünyada ise Rojava’dan Karabağ’a, Ukrayna’dan Filistin’e gazeteciler ölümü göze alarak çalışıyor.
    İşte bu yüzden, iş güvencesine sahip olamayan, mesleki dayanışmadan yoksun ve derinleşen ekonomik krizi hayatının her alanında hissederek her türlü baskıya açık hale gelen gazetecilere sahip çıkmadan basın özgürlüğüne de sahip çıkılamayacağını biliyoruz.
    Gerçeğin peşinden koşan ve yalnızca hakikate bağlı kalan tüm meslektaşlarımızla örgütleneceğiz, sendikal mücadele vereceğiz ve yan yana yürüyeceğiz” dedi.

    ÇGD: “BASKILARA KARŞI DİRENMEYE KARARLILIKLA DEVAM EDECEĞİZ”

    Çağdaş Gazeteciler Derneği, gazeteciliğin mücadele ve dayanışma mesleği olduğunu vurguladı. ÇGD, açıklamasına şöyle devam etti:

    “Anayasa’nın ‘Basın hürdür, sansür edilemez’ hükmü artık yalnızca kağıt üzerindedir. Sansür Yasası’nın ardından gazeteciler, mesleki özgürlüklerini tamamen kullanamaz hale getirilmiştir.

    Tüm bu karanlık tabloya, tüm saldırılara karşın gazetecilik mesleği hala ayaktadır. Türkiye’de hiçbir meslek, böyle ağır saldırılar karşısında bu güçle ve bu kararlılıkla ayakta kalamamıştır. Bunu, halkın haber alma hakkını savunan, gazetecilikte ısrar eden meslektaşlarımızın mücadelesi mümkün kılmıştır.

    10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü gazeteciler için kutlanacak bir bayram değil, dayanışmanın ve mücadelenin gücünün bir kez daha hatırlandığı gündür. Mesleğimizi hak ettiği gibi yapmaya çalışan her meslektaşı gibi, günümüz koşullarında gazetecilerin kutlanacak hiçbir özel gününün olmadığının bilincindeyiz. Basın ve ifade özgürlüğü için mücadelemizi her alanda büyütecek, omuz omuza durarak baskılara karşı direnmeye kararlılıkla devam edeceğiz.”

    DFG: “10 OCAK İÇİN ‘ÇALIŞAMAYAN GAZETECİLER GÜNÜ’ DESEK ABARTMIŞ OLMAYIZ”

    Dicle Fırat Gazeteciler Derneği tarafından yapılan açıklamada ise, “10 Ocak tarihi, Türkiye’de 1961 tarihinde bu yana gazetecilerin bazı haklar ve yasal güvence sağlayan 212 sayılı Fikir İşçileri Kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle Çalışan Gazeteciler Günü olarak kabul ediliyor. Ancak Türkiye’de gazeteciler gerçekten çalışabiliyor mu, bu sorgulanması gereken bir nokta.

    Dünya çapında gazeteciler türlü sorunlarla boğuşurken, halen savaşlarda onlarca gazeteci kurban veriyoruz maalesef. Türkiye’de ise basın özgürlüğü tarih boyunca hep sorunları bünyesinde barındıran bir husus olarak günümüze kadar süregeldi. Geç Osmanlı döneminden başlayarak, Cumhuriyet’in kuruluş yılları, Demokrat Parti iktidarı süreci, darbeler süreci, 90’lı yıllar ve devamında hep bir baskıcı rejimle karşı karşıya kaldı gazeteciler. Bugün de yüz yılı aşkın tarihi süreç boyunca yaşanan sorunlardan farklı bir tablo yok basın özgürlüğü konusunda. Hatta daha beter bir hal almış durumda. 10 Ocak günü gazeteciler açısından önemli bir gün olsa da maalesef ‘tutsak edilen bir gazetecilik’ gerçeği halen yakıcı bir şekilde önümüzde duruyor. O yüzden şekli bir kutlama gününün ötesine geçemiyor. Yani kısacası 10 Ocak için ‘çalışamayan gazeteciler günü’ desek abartmış olmayız.

    Ülkede basın özgürlüğü konusundaki baskı ve hukuksuzluklara karşı ses yükselten, bu gidişatı kabul etmeyen Kürt gazeteciler ve Özgür Basın, 90’lı yıllarda yeni bir soluk olarak ortaya çıktı ancak baskı ve katliamlarla yok edilmeye çalışıldı. Onlarca gazeteci arkadaşımızı şehit verdik. Halen hapishanelerde 50’nin üzerinde gazeteci var. Bunlardan biri de Dicle Fırat Gazeteciler Derneği Eşbaşkanı Dicle Müftüoğlu. Onun haricinde daha kısa zaman önce gazeteci arkadaşlarımız hapishanelerden tahliye oldu. 2022-23 yılı içerisinde onlarca gazeteci tutuklandı, serbest bırakıldı. Halen içlerinde tutuklu olanlar var. Hüküm giymiş olan gazeteciler var. Yılın son günlerinde dahi gazeteciler tutuklandı. Furkan Karabay daha yeni tahliye oldu. Gazeteciler için bu özel bir gün olan bugün dahi 6 kadın gazeteci arkadaşımız hakim karşısına çıkacak. Sırf tutuklu meslektaşları için ses yükselttikleri için dayak yediler, gözaltına alındılar, haklarında dava açıldı. İşte bu yüzden, yani tüm bu yaşananlar ışığında “gazeteciliği resmen katleden bir iktidar gerçekliğiyle” karşı karşıyayız diyoruz.

    Tüm bu yaşananlara rağmen yine de tüm onurlu gazetecilerin 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutluyoruz. ‘Özgür basın, özgür toplum’ şiarıyla ve dayanışmayı daha da büyüterek bu zorbalığın, bu zulmün de üstesinden geleceğimize inanıyoruz” ifadelerine yer verildi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • TGS ve Basın-İş başkanları: 10 Ocak, gazetecilerin artık mücadele edeceği bir gün

    TGS ve Basın-İş başkanları: 10 Ocak, gazetecilerin artık mücadele edeceği bir gün

    PİRHA- TGS Genel Başkanı Gökhan Durmuş ve DİSK Basın İş Genel Başkanı Turgut Dedeoğlu 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nün henüz kutlanacak bir gün olmadığını, baskılara karşı mücadele günü olduğunu belirttiler. 

    10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü. Türkiye’de 1961 yılında gazetecilerin mücadelesi ile basın çalışanlarının haklarını yasal güvenceye alan 212 Sayılı Kanunun, 10 Ocak 1961 yılında Resmî gazetede yayınlanarak yasalaşması sonrası “10 Ocak Çalışan Gazeteciler Bayramı” olarak kutlanmaya başlandı. Ancak yaşananlar ve yapılan uygulamalar nedeniyle 10 Ocak daha çok “çalışan gazeteciler” değil, “mücadele” günü olarak tanımlanıyor.

    Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel Başkanı Gökhan Durmuş ve Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Basın Yayın Matbaa Çalışanları Sendikası (Basın- İş) Sendikası Genel Başkanı Turgut Dedeoğlu 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’ne ilişkin görüşlerini PİRHA ile paylaştılar.

    GÖKHAN DURMUŞ: 10 OCAK ARTIK GAZETECİLERİN KUTLAYACAĞI BİR GÜN DEĞİL

    Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel Başkanı Gökhan Durmuş, “Türkiye’de 10 Ocak uzun yıllardır işsizlikle, güvencesiz, sendikasız çalışma ile anılan bir gün oldu. 10 Ocak’ı bayram yapan 1961 yılındaki meslektaşlarımızın sendika öncülüğünde hakları için dik duruşları, bir araya gelen patronlara karşı ortak hareket etmeyi sürdürmeleri sonucunda kazanılan bir gündü. Ancak medyada sendikasızlaştırma, basın ve ifade özgürlüğü karşıtı politikalar nedeniyle artık gazetecilerin kutlayacak bir günü değil 10 Ocak” dedi.

    “DAYANIŞMA VE MÜCADELE ETMEKTEN BAŞKA SEÇENEĞİMİZ YOK”

    Durmuş şöyle devam etti:

    “Tüm sektörler içerisinde işsizliğin en yüksek olduğu, sendikalılık oranın Türkiye ortalamasının altında olduğu, gazetecilerin hemen her gün soruşturmaya, gözaltına, ifade vermeye mahkum bırakıldığı, tutuklandığı bir ortam da 10 Ocak gazeteciler için sıradan bir mücadele günü olmanın ötesine geçemiyor maalesef. Bu tabloyu değiştirmenin, gazeteciler için 10 Ocak’ı yeniden kutlanabilecek bir gün yapabilmenin formülü çok açık. Tıpkı 1961’de sendika öncülüğünde tüm meslektaşlarımız nasıl bir araya gelip 9 medya patronuna karşı direndiyse, haklarını almak için günlerce eylemler yaptıysa bizler için başka bir çözüm yok. Küçülen, itibarsızlaştırılan, bireyselleştirilen bu mesleğin ve hakların geri kazanılması için dayanışma ve mücadele etmekten başka seçeneğimiz yok.”

    TURGUT DEDEOĞLU: TÜRKİYE BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNDE 190 ÜLKE ARASINDA 135. SIRADA

    DİSK Basın- İş Genel Başkanı Turgut Dedeoğlu ise Türkiye’de uygulanan sansürün, hapis cezalarının, tutuklamaların utanç verici olduğunu belirterek, gerçek haberciliğin iktidarın işine gelmediğini söyledi.

    Dedeoğlu “Bu yıl da 10 Ocak’ı yaklaşık 37 gazetecinin cezaevinde tutuklu ve hükümlü olduğu, gazetecilere karşı uygulanan çeşitli sansür yasalarıyla, Türkiye’nin dünya basın özgürlüğü yönünde hangi sırada olduğunu baktığımızda gördüğümüz 190 ülke arasında 135. sırada oluşuyla karşılıyoruz. Bu, gazeteciler açısından utanç verici. Türkiye’de 97 bini aşkın basın sektöründe çalışan matbaa işçisi, gazeteci, editör gibi çeşitli çalışan işçi emekçi var. Bu 97 bin işçi ve emekçinin yaklaşık yüzde 11 civarında kesimi ancak sendikalı ve örgütlüler. Bunların da yaklaşık yarısına yakını, toplu sözleşmeden yararlanabiliyor. 10 Ocak’a şöyle bir baktığımız zaman o gün eminim ki onlarca gazetecinin duruşması olacak, hakim karşısına çıkıp gene savunmalarını vermeleri gerekecek” dedi.

    “TÜRKİYE’DE GERÇEK HABERCİLİK İKTİDARIN İŞİNE GELMİYOR”

    Özellikle Kürt gazetecilerin yaptıkları haberler nedeniyle baskı altına alınmaya çalışıldığını belirten Dedeoğlu, şunları kaydetti:

    “Gazeteciler yaptıkları haberlerle baskı altına alınmaya çalışılıyor. Bunun en büyük örneklerini Kürt gazeteciler yaşıyor. Özgür gazetecilik yapmaya çalışan gazetecilere karşı devletin almış olduğu tutumu gittikçe daha da ağırlaşan bir şekilde hissediyoruz. Kemal Kurkut’un vurulup öldürülmesini fotoğraflayan Abdurrahman Gök’ün aylarca suçsuz bir biçimde cezaevinde kalması, Dicle Fırat Gazetecileri Derneği Eş Başkanı Dicle Müftüoğlu’nun şu anda cezaevinde olması bize şunu gösteriyor ki, Türkiye’de gerçek habercilik, halka doğru söylemek, halktan yana habercilik yapmak iktidarın, egemen güçlerin işine gelmiyor. Biz gazeteciler olarak tabii yine doğruları yazmaya devam edeceğiz. Bu kadar baskıya, bu kadar sansüre rağmen gene haberlerimizi yazmaya devam edeceğiz.”

    “GAZETECİLERİN, HALKA DOĞRUYU VERMELERİ, SÖYLEMELERİ MECBURİDİR” 

    Sizler eğer sansüre ve otosansüre karşı çıkamıyorsanız zaten gazeteci kimliğinden sıyrılmışsınız demektir. Yapmış olduğunuz iş gazetecilikle tanımlanmayan başka bir kategoriye girmektedir. Bizler açısından baktığımızda gazetecilerin halka doğruyu vermeleri, doğruyu söylemeleri mecburidir. Halka yalan söylemek zaten suçtur. Biz iktidarın ya da sermayenin istediği tarzda haberler yapmaya devam etmeyeceğiz. Bizim derdimiz gerçek anlamda halkın bilgilendirilmesi, halkın doğru habere kavuşması, halkın özgürlüğü. Biz gazetecilik yapmaya devam edeceğiz. Şuna inanıyoruz ki 10 Ocak’lar uzunca zamandır bizler açısından kutlanacak günler değil. Biz cezaevindeki tutuklu meslektaşlarımıza 10 Ocak’ta dayanışma duygularımızı ve selamlarımızı iletiyoruz.”

    Dilan ŞİMŞEK/İSTANBUL 

  • Diyarbakır’da gazetecilerden açıklama: Meslektaşlarımızı serbest bırakın-VİDEO

    Diyarbakır’da gazetecilerden açıklama: Meslektaşlarımızı serbest bırakın-VİDEO

    PİRHA- Diyarbakır Adliyesi önünde bir araya gelen DFG, MKG, DİSK Basın-İş üyesi gazeteciler; tutuklu gazeteciler Dicle Müftüoğlu, Sedat Yılmaz ve Abdurrahman Gök’ün özgürlüğünü isteyerek, duruşmalarına katılım ve dayanışma çağrısı yaptılar.

    Gazetecilik faaliyetleri nedeniyle tutuklu bulunan Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eş Başkanı ve Mezopotamya Ajansı (MA) Editörü Dicle Müftüoğlu ile MA editörleri Sedat Yılmaz ve Abdurrahman Gök’ün yargılandığı davaların duruşmaları başlıyor.

    MA editörü Abdurrahman Gök’ün 2’nci duruşması, 5 Aralık’ta Diyarbakır 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde, Müftüoğlu’nun ilk duruşması 7 Aralık’ta Diyarbakır 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde, Yılmaz’ın ilk duruşması ise, 14 Aralık’ta Diyarbakır 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

    DFG, Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği (MGK) ve DİSK Basın İş, gazetecilerin davalarına dair bugün Diyarbakır, Ankara ve İstanbul’da açıklama yaptı.

    Diyarbakır Adliyesi önünde bir araya gelen gazeteciler, tutuklu gazetecilerin fotoğraflarını taşıyarak, “Gazetecilere Özgürlük” sloganı atarak, açıklama yaptı. Kürtçe ve Türkçe okunan açıklamaya HEDEP Diyarbakır Milletvekili Adalet Kaya destek verdi.

    “DFG Genel Sekreteri Gülşen Koçuk, Türkçe açıklama okudu. Koçuk, gazetecilerin mesleklerini yaptıkları için işkence, gözaltı ve tutuklamayla karşı karşıya kaldıklarını ifade ederek, “Yaptıkları haberler ve gazetecilik faaliyetleri suç sayılan gazeteci arkadaşlarımız, kamuoyu tarafından yakından tanınan, kamuoyunda ses getiren haberlere imza atmış gazetecilerdir. Zaten arkadaşlarımızın bu nedenle cezalandırıldıklarını düşünüyoruz. Yani iyi gazetecilik yaptıkları için. Ayrıca baskılara boyun eğmeyen bir gelenekten gelen Özgür Basın emekçileri olmaları, onları direkt hedef haline getirmektedir” dedi.

    “ARALIK AYINDA 40 GAZETECİ HAKİM KARŞISINA ÇIKIYOR”

    Dünyada iyi gazetecilik yapanların ödüllendirildiğini, herkes tarafından takdir gördüklerini, el üstünde tutulduklarını vurgulayan Koçuk, “Nitekim DFG Eş Başkanı Dicle Müftüoğlu merkezi Hollanda’da bulunan uluslararası bir kuruluş olan Free Press Unlimited tarafından ‘En dirençli gazeteci’ ödülüne layık görüldü. Ama maalesef Türkiye’de iyi gazetecilik yaptığınız zaman mekanınız hapishane oluyor. Bu yetmiyor, engelleniyorsunuz, sansürleniyorsunuz, darp ediliyorsunuz, hakkınızda soruşturmalar/davalar açılıyor, cezalandırılıyorsunuz. Tutuklu üç arkadaşımız haricinde sadece Aralık ayı içerisinde 40 gazetecinin hakim karşısına çıkıyor olması anlatmak istediğimiz bu gerçekliği doğrular niteliktedir” diye belirtti.

    “GAZETECİLER YARGI TACİZİYLE KARŞI KARŞIYA”

    HEDEP Diyarbakır Milletvekili Adalet Kaya da, Özgür Ülke gazetesinin bombalanmasının üzerinden 30 yıl geçtiğine ancak faillerin bulunmadığına işaret ederek, “Bugün de gazeteciler, özgür basın emekçileri yargı taciziyle karşı karşıya. Gazeteciler sadece gazetecilik yaptıkları için tutuklanıp, yargılanıyorlar. Bu baskı Türkiye’deki bütün gazetecileri de etkiliyor. Tüm kamuoyunu özgür basına, ifade özgürlüğüne önem veren gazetecilerin yanında olmaya, anayasayı yok sayan iktidara karşı durmaya davet ediyorum” diye konuştu.

    PİRHA/DİYARBAKIR

     

     

     

  • Tutuklu gazeteciler için İstanbul’da yapılan açıklamada ‘dayanışma’ çağrısı-VİDEO

    Tutuklu gazeteciler için İstanbul’da yapılan açıklamada ‘dayanışma’ çağrısı-VİDEO

    PİRHA-Basın örgütleri, tutuklu olan DFG Eş Başkanı gazeteci Dicle Müftüoğlu ile gazeteci Sedat Yılmaz ve Abdurrahman Gök için duruşmaları öncesinde açıklama yaptı. Açıklamada gazeteciliğin suç olmadığı belirtilerek, tutuklu gazetecilerin duruşmalarına katılmak için dayanışma çağrısı yapıldı. 

    Tutuklu gazeteci Abdurrahman Gök 5 Aralık’ta, Dicle Fırat Gazeteciler Cemiyeti (DFG) Eş Başkanı Dicle Müftüoğlu ise 7 Aralık günü Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde, Sedat Yılmaz ise 14 Aralık’ta Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde hâkim karşısına çıkacak.

    Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DGF), Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği (MGK) ve DİSK Basın İş, konuya ilişkin İstanbul’da DİSK Basın İş ofisinde açıklama yapıldı. Açıklamaya çok sayıda gazeteci katıldı.

    Ortak basın metnini Mezopotamya Ajansı (MA) Yazı İşleri Müdürü Diren Yurtsever okudu.

    “HERKESİ DİYARBAKIR ADLİYESİ’NE BEKLİYORUZ”

    Tutuklu gazetecilerin durumunun kangrenleşen bir sorun olarak önlerinde durmaya devam ettiğini belirten Diren Yurtsever, “İktidarın ötekileştirme politikaları sonucu yandaş olmayan kimseye yaşam şansı tanımama yaklaşımı sorunu daha da katmerleştirmektedir. İçinde bulunduğumuz Aralık ayında onlarca gazeteci yine adliye koridorlarında olacak, gazetecilik faaliyetleri nedeniyle hâkim karşısına çıkacaklar. Yargılanan gazeteciler içerisinde tutuklu meslektaşlarımızın durumu son derece acil ve yakıcıdır. Çünkü onlar her yönüyle özgürlüklerinden mahrum bırakılmışlardır. Yaptıkları haberler ve gazetecilik faaliyetleri suç sayılan gazeteci arkadaşlarımız, kamuoyu tarafından yakından tanınan, kamuoyunda ses getiren haberlere imza atmış gazetecilerdir. Arkadaşlarımız iyi gazetecilik yaptıkları için cezalandırıldıklarını düşünüyoruz. Baskılara boyun eğmeyen bir gelenekten gelen Özgür Basın emekçileri olmaları, onları direkt hedef haline getirmektedir. Duruşmaları görülecek olan Dicle, Sedat ve Abdurrahman’ın bir an önce tahliye edilmesini ve herkesi her üç arkadaşımızın duruşmalarının görüleceği Diyarbakır Adliyesi’ne bekliyoruz” dedi.

    “ARKADAŞLARIMIZIN SERBEST BIRAKILMASI GEREKİYOR”

    Tutuklu gazeteciler için destek çağrısı yapan DFG Eş Başkanı Serdar Altan ise, “Arkadaşlarımızın bir an önce serbest bırakılması gerekiyor. Gazetecilik suç değil. Arkadaşlarımız suç işlemedi. Arkadaşlarımız derhal serbest bırakılsınlar” diye belirtti.

    “GAZETECİLERE BASKI HİÇBİR ZAMAN BİTMEDİ”

    DİSK Basın-İş Genel Başkanı Faruk Eren ise şunları dile getirdi:

    “Gazetecilere baskı hiçbir zaman bitmedi, iddianameleri hukuki değildir. ‘Böyle gazetecilik yaparsanız başınıza bu gelir’ diyorlar. Kemal Kurkut’un görüntülerini yansıttığı için şu an Abdurrahman Gök cezaevinde. Engellenmek istenen gazetecilik budur işte. Dayanışma ile hakikati daha da çok anlatarak bu karanlıktan kurtulunabilir. Herkesi dayanışmaya çağırıyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL