PİRHA- 9 Ağustos’tan itibaren çalışma koşulları ve ücretlerinin iyileştirilmesi talebiyle grevde olan FEDAŞ işçileri 17 işçinin işten çıkartılmasına tepki gösterdi. Ölmemek için verdikleri mücadeleyi sonuna kadar sürdüreceklerini söyleyen DİSK Enerji Sen Genel Sekreteri Emin Atsız, “Atsanız da, satsanız da, dövseniz de halkla bütünleşmiş bu mücadeleyi bitiremezsiniz” dedi.
Dersim’de Fırat Aksa Elektrik Hizmetleri A, Ş. (FEDAŞ) işçileri 9 Ağustos’tan itibaren çalışma koşulları ve ücretlerinin iyileştirilmesi talebiyle grevde.
FEDAŞ işçileri, 2 Eylül’de 17 işçinin işten çıkartılmasına tepki göstermek için Sanat Sokağı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamaya Dersim’de ki siyasi parti ve sivil toplum örgütlerinin temsilcileri ve çok sayıda yurttaş destek verdi.
Araçlarla konvoy yaparak şehir merkezine gelen işçiler, Sanat Sokağı’na yürüyüş yaparak giriş yapan işçiler sık sık ‘Direne direne kazanacağız’, ‘Zafer direnen emekçinin olacak’ sloganları attı.
“BİZ KAZANACAĞIZ”
Ölmemek için verdikleri mücadeleyi sonuna kadar sürdüreceklerini söyleyen DİSK Enerji Sen Genel Sekreteri Emin Atsız, “Atsanız da, satsanız da, dövseniz de halkla bütünleşmiş bu mücadeleyi bitiremezsiniz. Bu mücadeleyi biz kazanacağız” dedi.
“BİZİ KURTARACAK OLAN DAYANIŞMAMIZDIR”
Basın metnini okuyan işten çıkarılan FEDAŞ işçisi Şahin Özmen, ise şunları dile getirdi:
“Çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve hak ettikleri ücreti alabilmek için verdikleri mücadelenin bir ayının bitmesine birkaç gün kala 17 arkadaşımız yalan ifadeyle işten çıkartıldı. Bizi kurtaracak olan dayanışmamızdır. Halkımızdan tek istediğimiz AKSA’nın yalanlarına inanmayarak tepkilerini göstermeleridir. Herkesi direnen işçilerle her zamankinden daha fazla dayanışmaya davet ediyoruz. Birleşmiş bir halkı hiçbir şirket yenemez, yaşasın FEDAŞ işçisinin onurlu ekmek kavgası kahrolsun ekmeğimizle oynayanlar” diye konuştu.
Açıklamanın ardından Dersimli sanatçılar Metin Kahraman, Musa Baki, Zeynep Kılıç ve Şenol Akdağ ‘Deniz koydum adını’ türküsünü söyledi.
PİRHA- DİSK/Enerji-Sen üyesi BaşkentGaz taşeron işçileri Ankara’da bir araya gelerek, kadrolu ve güvenceli çalışma taleplerini dile getirdi. İşçiler adına açıklama yapan Avukat Deniz Altaylı; “BaşkentGaz bünyesinde kadrolu çalışan arkadaşlarımızla aynı işi yapmamıza rağmen farklı ücretlerle çalışıyoruz. Üstelik her an çalışma yerimiz değişebiliyor, iş tanımımıza uygun olmayan işlerde çalışmak zorunda kalabiliyoruz” dedi.
DİSK/Enerji-Sen üyesi BaşkentGaz taşeron işçileri Ankara Ulus Meydanı’nda bir araya gelerek, kadrolu ve güvenceli çalışma taleplerini dile getirdi. “Geçinemiyoruz” dövizi taşıyan işçiler sık sık “Eşit işe eşit ücret. Kadrolu çalışmak istiyoruz. Direne direne kazanacağız” sloganları attı.
İşçiler adında basın açıklamasını okuyan DİSK/Enerji-Sen’in hukuk danışmanı Avukat Deniz Altaylı, yaptıkları işin karşılığını alamadıklarını belirterek kadrolu ve güvenceli çalışmak istediklerini aktardı.
“EŞİT İŞE EŞİT ÜCRET İSTİYORUZ”
200’e yakın işçinin kadrosuz ve güvencesiz bir şekilde zor şartlar altında çalıştığını ifade eden Altaylı, şunları söyledi:
“Bizler BaşkentGaz işçileriyiz! Ankara’nın her sokağını adımlayan, bütün halkın doğalgaza ulaşmasını sağlamak için çalışan işçileriz. Bu kadar kritik bir iş yapmamıza rağmen yıllardır insanca yaşayacak bir ücret alamamakta ve zorlu çalışma koşulları altında emek vermekteyiz.
Çünkü bizler BaşkentGaz’ın taşeronu olan bir firmada, Ersan Elektrik’te çalışıyoruz ve taşeron çalışma koşulları her gün bizi biraz daha yıpratıyor. BaşkentGaz bünyesinde kadrolu çalışan arkadaşlarımızla aynı işi yapmamıza rağmen farklı ücretlerle çalışıyoruz. Üstelik her an çalışma yerimiz değişebiliyor, iş tanımımıza uygun olmayan işlerde çalışmak zorunda kalabiliyoruz. Taşeron firmanın sözleşmesinin uzatılıp uzatılmayacağının belirsiz olması bizi her an işsizlik riskiyle yüz yüze bırakıyor. Artık Yeter! İnsanca ve güvenceli çalışmak istiyoruz!
İsteğimiz ve talebimiz basittir. Taşeron çalışma ortadan kalksın, kadrolu ve güvenceli bir biçimde, eşit işe eşit ücret ilkesi uygulanarak çalışalım. Yaptığımız işin karşılığını alalım. Çünkü ülkemizin içinden geçtiği ekonomik kriz sürecini de göz önüne alırsak ne kiraya para yetiştirebiliyoruz ne mutfağa ne de faturalara. Tüm bunlar yetmezmiş gibi mobbinge maruz kalıyoruz ve kurallı bir çalışma ortamına kavuşamıyoruz. Belirsizlikler de, ücret yetersizliği de bize “Artık Yeter!” dedirtiyor.”
“SENDİKALI OLDUĞUMUZ İÇİN MOBBİNGE MARUZ KALMAYA BAŞLADIK”
Çalışma koşullarını düzenleyen yasaların uygulanmasını istediklerini ve sendikalı oldukları için patronun baskısına maruz kaldıklarını söyleyen Altaylı sözlerine şu şekilde devam etti:
“Türkiye’de alt işveren üst işveren ilişkileri belli bir koşula uygun olarak hayata geçirilebiliyor. Bu da ancak yardımcı işler dahilinde oluyor. Ancak biz BaşkentGaz bünyesinde asıl işleri, sayaç okumayı, açma kesmeyi ve diğer asıl işleri yerine getirmemize rağmen hala taşeron işçi olarak çalışıyoruz.
4857 Sayılı İş Kanunu’nun 2. maddesi açıktır. Alt-işveren ilişkisinin kurulabilmesine ilişkin kanun maddesi “…yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde” diye belirtiyor. Biz ne yardımcı bir iş yapmaktayız ne de teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde çalışmaktayız. Biz enerji işçisiyiz, her enerji dağıtım firmasında yapılan ana işlerden birini yapmaktayız ve dolayısıyla en büyük hakkımız olan kadro hakkımızı istemekteyiz.
Anayasal hakkımızı kullandık, sendikalı olduk! Kadro hakkımızı daha bir gür sesle dillendirmek için bir araya geldik ve anayasal hakkımız olan sendikalı olma hakkımızı kullandık. Birlikte daha güçlü yol yürümek için örgütlendik. Ancak bu defa da işveren tarafından baskıya ve mobbinge maruz kalmaya başladık. Sendikadan istifa etmemiz yönünde telkin edildik ama vazgeçmedik. Bazı arkadaşlarımız görev değişikliğine maruz kaldı. Biz biliyoruz ki aslında bu olanlar yasalara ve kanunlara aykırıdır. Hem Anayasa 46/1’e göre sendikamızı özgürce seçmek hakkımızdır. Sendikal faaliyeti engellemek TCK madde 118’e göre suçtur! Buradan sesleniyoruz! Bizi işten çıkarmakla ya da iflas göstererek kıdem tazminatımızı vermemekle tehdit etmeyin. Biz haklarımızı, hukukumuzu çok iyi biliyoruz. Sendikal sebeple işten atamazsınız, eğer bunu yaparsanız da karşınıza hukukla dikiliriz ve kazanırız. İflas açıklasanız da üst işverenin bütün sorumluluğu taşıması gerektiğini de yine kanunen çok iyi biliyoruz.”
“HAKKIMIZI ALMAK İÇİN NE GEREKİYORSA YAPACAĞIZ”
Kadrolu işçilerle aynı şartlarda çalışmak istediklerini vurgulayan Altaylı son olarak; “Kadrolu çalışan arkadaşlarımızla bir olmak, hep birlikte kendi çalışma koşullarımızı daha da düzeltmek ve iyiye götürmek istiyoruz. Taleplerimiz karşılanamaz değildir, ancak karşılandığı takdirde işyerinde huzurlu bir çalışma ortamı devam eder. Biz bu taleplerimizin takipçisi olacağız ve hakkımızı almak için ne gerekiyorsa yapacağız” şeklinde konuştu.
PİRHA – DİSK Enerji-Sen sendikasına örgütlü Aksa işçilerine işveren tarafından TES-İŞ sendikasına geçme baskısı yapılıyor. Sendika değiştirme baskısına karşı işçiler yaptıkları açıklamayla duruma tepki gösterdi. Kazanılmış haklarının ellerinden alındığını ifade eden işçiler talepleri karşılanmazsa yarın tekrar eylem yapacaklarını dile getirdiler.
DİSK Enerji-Sen sendikasına örgütlü Aksa işçilerine işveren tarafından TES-İŞ sendikasına geçme baskısı yapılıyor. Sendika değiştirme baskısına karşı işçiler yaptıkları açıklamayla duruma tepki gösterdi. Kazanılmış haklarının ellerinden alındığını ifade eden işçiler talepleri karşılanmazsa yarın tekrar eylem yapacaklarını dile getirdiler. Açıklamaya Emek Partisi (EMEP) İl yönetimi de katılarak destek verdi.
“HAKLARIMIZ ELİMİZDEN ALINIYOR”
Açıklamayı yapan Deniz Mak, “Yıllardır çalıştığımız bu işyerlerinde her geçen gün çalışma koşulları ağırlaşan, az işçi ile çok iş yaptırılmaya zorlanan Aksa işçileriyiz ama aynı zamanda da yaşanan hak ihlallerinin karşında, kazanılmış haklarımızın yasa dışı yollar ile gasp edilmesinin karşısın da emekten ve alın terimizden asla vazgeçmeyeceğiz. Tüm Dersim halkının ve ülkenin dört bir yanında ki emekçilerin de şahit olduğu 2013 yılında hep birlikte çalışma koşullarımıza karşı kazanmış olduğumuz haklarımız üzerinden geçen altı yılın sonunda, Aksa şirketi tarafından yok sayılarak geri alınmıştır. Buda yetmeyerek sendikalar ve toplu iş sözleşme kanununun 36. Maddeside yok sayarak vardiya tazminatımız, iş kaza riski tazminatımız gibi haklarımızın da yine Aksa şirketi ve sarı sendikalar aracılığı ile kağıt üzerinde oynanan oyunlar ile elimizden alındığını görüyoruz”diye konuştu.
“KAZANILMIŞ HAKLARIMIZ İÇİN SÖZ VERİLMİŞTİ”
Hepimiz iyi biliyoruz ki bu kazanılmış haklarımız için Aksa şirketi bizlere söz vermişti diyen Mak,”Çalıştığımız süre içerisinde bütün bu haklar tarafınıza ödenecek denmişti.
(36. madde 1. Bölüm) Toplu iş sözleşmesinde aksi belirtilmedikçe iş sözleşmeleri toplu iş sözleşmesine aykırı olamaz. İş sözleşmelerinin toplu iş sözleşmesine aykırı hükümlerinin yerini toplu iş sözleşmesindeki hükümler alır. Toplu iş sözleşmesinde iş sözleşmelerine aykırı hükümlerin bulunması hâlinde ise iş sözleşmesinin işçi yararına olan hükümleri geçerlidir. 36. madde2. BölümSona eren toplu iş sözleşmesinin iş sözleşmesine ilişkin hükümleri yenisi yürürlüğe girinceye kadar iş sözleşmesi olarak devam eder diye belirtilmiştir “dedi.
“HAKLARIMIZI GERİ ALANA KADAR MÜCADELE EDECEĞİZ”
“Yapılan kesintiler yasa dışıdır” diyen Mak,”38 günlük yürüttüğümüz direniş yok sayılmıştır. Bizlere verilen sözler unutulmuştur. Yasa kanun tanımayanlara çalışan işçilerin emeğine göz koyanlara karşı asla teslim olmayız. Tüm kazanılmış haklarımızı geri alana kadar da mücadele etmeye devam edeceğiz. Buradan Aksa şirketini uyarıyoruz. Unutmayın ki karşınıza aldığınız işçiler birkaç gün bağırır gider sanıyorsanız yanılıyorsunuz dün bu haklarımızı nasıl kazandıysak bugünde aynı haklarımızı nasıl kazanacağımızı iyi biliyoruz. Haklarımızın geri ödenmesi için sizlere 48 saat süre veriyoruz. Kazanılmış haklarımız ve toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan haklarımız tarafımıza yatırılmadığı taktirde ise Çarşamba günü tekrar burada olacağız. Sendikamızın yöneticileri ile burada olacağız. Dersimin tüm kurumları ile burada olacağız. Tüm seçilmişler ile birlikte burada olacağız ve beş yıl öncesinde nasıl birlikte mücadele edip bu hakları kazandıysak tekrar mücadele ederek haklarımızı sizden tek tek geri alacağız” diye ifade etti.
Ardından söz alan EMEP GYK üyesi Mustafa Taşkale,”Aksa işçilerinin duygu ve mücadele birliğini 5 yıl önceden biliyoruz. Bu tehditlere boyun eğmeyeceğiz onurlu yaşayacağız, işçi sınıfı onuruna sahip çıkacaktır. İşçi sınıfının mücadele ruhuna uygun davranacağız kimsenin şüphesi olmasın, hepinize başarılar diliyorum” diyerek desteklerini dile getirdi.