Etiket: DİSK Genel Başkanı Arzu Çezkezoğlu

  • DİSK’in 1 Mayıs davası görüldü

    DİSK’in 1 Mayıs davası görüldü

    1 Mayıs için Taksim Meydanı’na yapılan yürüyüşe polis müdahalesinde gözaltına alınan DİSK yöneticileri hakkında açılan davanın ilk duruşması görüldü. Ortak savunmanın yapıldığı davada, 1 Mayıs’ın yargılanmayacağı vurgulandı. 

    Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu’nun da aralarında bulunduğu emekçilerin 1 Mayıs 2020’de İstanbul Taksim Meydanı’na yaptığı yürüyüşe yönelik açılan davanın ilk duruşması Çağlayan’da bulunan İstanbul 20’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. 15 kişi hakkında, “2911 sayılı Kanunun 32/1. maddesine muhalefet” suçlamasıyla açılan davanın duruşmasına Çerkezoğlu ve çok sayıda kişi katıldı. Başka bir davadan dolayı tutuklu olan Deniz Bakır ise Sesli ve Görüntülü Bilişim Sistemleri(SEGBİS) ile duruşmaya katıldı.

    YASAĞA RAĞMEN İŞÇİLER ÇALIŞIYOR

    Kimlik tespiti ile başlayan duruşmada savunma yapan DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, 1 Mayıs 2020 gününde DİSK binasının önünden temsili bir şekilde Taksim Meydanı’na gitmek için yürüyüş gerçekleştirmek istediklerini hatırlattı. Yürüyüşlerinin polisler tarafından engellendiğini anımsatan Çerkezoğlu, “1 Mayıs günü resmi tatil olması ve pandemi sebebiyle sokağa çıkma yasağı olmasına rağmen tüm işçiler çalıştırılıyordu” dedi.

    ‘DİSK BAŞKALARININ HÜKMÜNE GİRMEYECEK’

    “İktidar en temel hakkımız olan 1 Mayıs’ı kutlamamıza engel oldu” diyen Çerkezoğlu, yaşananlara DİSK’in sessiz kalmasının mümkün olmadığının altını çizdi. Yetkililerle birçok görüşme gerçekleştirdiklerini söyleyen Çerkezoğlu, “Ancak kendileri tüm görüşmelere rağmen bizi kendi belirledikleri sınırlara sokmak istediler. DİSK, hiç bir zaman başkalarının hükmüne girmeyecek” diye belirtti.

    ‘SUÇLAMALARI KABUL ETMİYORUZ’

    Sokağa çıkma yasaklarını ihlal etmekten de yargılandıklarını belirten Çerkezoğlu, “Ancak resmi bir şekilde biz heyetin yasaktan muaf olduğumuz bilinmektedir. Öncelikle suçlamaları kabul etmediğimizi, 1 Mayıs’ı kutlamanın bizim hakkımız olduğunu belirtiyoruz. Anayasa ve Uluslararası Sözleşmeler ile bu hakkımızın güvence altına alınmış olduğunu da belirtmek isterim. Tüm dünyada işçilerin ve emekçilerin hakkıdır işçi bayramı. 1 Mayıs suç değildir. Haksız müdahaleyle bir Konfederasyonun üyelerinin, dünya gözü önünde gözaltına alınarak yargılanmaları kabul edilemez. Bu sebeple beraatlarımızı talep ediyorum” şeklinde konuştu.

    Ardından söz alan sanıklar DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu’nun ifadelerine katıldıklarını ifade etti.

    Mahkeme heyeti dosyadaki ifadelerin tamamlanması, dosya tutanağında olmasına rağmen ellerinde olmayan görüntü kayıtlarının İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nden istenmesi nedeniyle mahkemeyi 15 Ekim 2021’e erteledi.

    (MA)

     

  • Çerkezoğlu: Tam kapanma adı aldında işçiler tüm önlemlerin dışında tutuldu-VİDEO

    Çerkezoğlu: Tam kapanma adı aldında işçiler tüm önlemlerin dışında tutuldu-VİDEO

    PİRHA-DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, iktidar tarafından gelir desteği olmadan alınan “Tam kapanma” kararını eleştirdi. Çerkezoğlu, “Tam kapanma adı altında aslında çok ciddi bir biçimde işçilerin bütün bu önlemlerin dışında tutulduğu, sınıf ayrımcılığının uygulandığı bir süreci yaşıyoruz” dedi.

    Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleştirilen kabine toplantısının ardından  29 Nisan’dan 17 Mayıs’a kadar sürecek olan gelir desteği olmadan “Tam kapanma” kararına yönelik eleştiriler devam ediyor.

    DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu konuya ilişkin görüşlerini PİRHA’ya açıkladı.

    “TAM KAPANMA ADI ALTINDA SINIF AYRIMCILIĞININ UYGULANDIĞI BİR SÜRECİ YAŞIYORUZ”

    Çerkezoğlu, Cumhurbaşkanı tarafından bir “Tam kapanma” açıklamasının yapıldığını, ancak daha sonra İçişleri Bakanlığı tarafından yayınlanan genelgeye bakıldığında aslında tam kapanmanın olmadığını, tam tersine bir sınıf ayrımcılığının olduğunu söyledi.

    Çerkezoğlu şöyle devam etti:

    “Pandeminin başından itibaren zaten ne olursa olsun çarklar dönecek anlayışıyla yapılan bütün kısıtlamalardan, önlemlerden hep işçiler hariç tutuldu. O nedenle Covid-19 bir işçi sınıfı hastalığı haline geldi. Şimdi de “Tam kapanma” adı altında bir dizi önlem paketi açıklandı. Ama bütün işyerleri, yani zorunlu, temel, acil hizmetler dışında inşaatlardan fabrikalara, atölyelere kadar bütün iş yerleri çalışmaya devam ediyor. Oysa zorunlu, acil, temel işler dışında çarkların durdurulması ve bütün işçilere gelir desteği sağlanması gerekirken, böyle bir “Tam kapanma” adı altında aslında çok ciddi bir biçimde işçilerin bütün bu önlemlerin dışında tutulduğu, sınıf ayrımcılığının uygulandığı bir süreci yaşıyoruz.”

    Arzu Çerkezoğlu, “Bilimin emrettiği biçimiyle, 28 gün  bütün çarkların durduğu, bütün iş yerlerinin kapandığı, toplumsal hareketliliğin azaltıldığı ve bununla birlikte çok ciddi bir gelir desteğinin de bütün çalışanlar açısından, bütün yurttaşlar açısından sağlandığı biçimde olması gerektiğini kaydetti.

    “BU UYGULAMANIN TAM KAPANMAYLA İLGİSİ YOK”

    Çerkezoğlu, “Bu tam kapamanın, daha doğrusu bu yapılan uygulamanın tam kapanmayla ilgisi yok” diyerek şöyle devam etti:

    “İşçiler çalışmaya devam ediyor. Çarklar dönmeye devam ediyor ve bu toplumda ki bağışıklığı ya da toplumdaki bu virüsün yaygınlığını ortadan kaldıracak düzeyde değil. Her gün yüzlerce insanın hayatını kaybettiği bir ülkede yapılması gereken gerçekten bütün iş yerlerinin zorunlu, acil ve temel işler dışında sağlık başta olmak üzere, bütün işyerlerinin durdurulduğu, çarkların durduğu ve bütün işçilere de gelir güvencesi sağlandığı bir politikayı hayata geçirmektir.”

    “1 MAYIS’TA OMUZ OMUZ OLMAYA ÇAĞIRIYORUM”

    1 Mayıs İşçi Bayramına’na da değinen Çerkezoğlu, şunları kaydetti:

    “1 Mayıs vesilesiyle de öncelikle herkese aşı sağlanması, işçilerin, çalışanların aşılanması, bütün yurttaşların aşılanması ve zorunlu, acil, temel işler dışında çalışmanın 28 gün süreyle durdurulması ve bütün çalışanlara ve bütün yurttaşlara asgari bir gelir sağlanması çağrısında bulunuyoruz. 1 Mayıs’ı pandemi koşullarında karşılıyor olmakla birlikte 1 Mayıs’ın bizim açımızdan önemi açıktır. O nedenle öncelikle bütün işçi arkadaşlarımızın, hepimizin 1 Mayıs’ı kutlu olsun diyorum ve 1 Mayıs’ta “Umut yan yana” sloganıyla yan yana olmaya, omuz omuza olmaya ve birlikte mücadeleyi büyütmeye çağırıyorum.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • KESK, DİSK ve TMMOB’den TTB’ye destek- VİDEO

    KESK, DİSK ve TMMOB’den TTB’ye destek- VİDEO

    Sağlık Bakanlığı’nın TTB üyelerine baskı yapmasına KESK, DİSK ve TMMOB tepki gösterdi. 

    Sağlık Bakanlığı’nın kendi bünyesinde çalışan Türk Tabipleri Birliği (TTB) MK üyelerine baskısı hekimlerin, “Savaş bir Halk Sağlığı Sorunudur” bildirisini yayınlamasından bu yana devam ediyor.

    DİSK, KESK ve TMMOB, Bakanlığın tutumuna karşı TTB’nin yanında oldukları ifade ederek Sağlık Bakanlığı’nı sorumlu davranmaya davet etti.

    Sağlık Bakanlığı tarafından TTB üyelerine yönelik baskılar ve idari soruşturmalara karşı DİSK, KESK, TMMOB, TTB ortak açıklama yaptı.

    Ortak açıklamayı okuyan TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz, “Toplumun yaşam hakkının savunulması, sağlıklı bir toplum için şart olan demokrasi, barış ve özgürlükler için mücadele TTB’nin olmazsa olmazıdır. TTB’nin yanındayız” dedi.

    Koramaz soruşturmalara ilişkin şu bilgileri verdi:

    “Bu çerçevede TTB Genel Sekreteri Dr. Bülent Nazım Yılmaz memuriyetten atılma talebiyle Sağlık Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu’na sevk edilmiştir. TTB MK üyesi Dr. Selma Güngör’ün aile hekimliği sözleşmesi sonlandırılmış ve kendisinin 5 yıl aile hekimliği yapamamasına karar verilmiştir. Yine Sağlık Bakanlığı bünyesinde aile hekimliği yapan TTB MK üyesi Dr. Yaşar Ulutaş hakkında da benzer soruşturma sürdürülmektedir.”

    Aynı dönemde Sağlık Bakanlığı tarafından TTB MK üyelerinin, merkez konsey üyeliklerinin düşürülmesi talebiyle açılan dava 29 Haziran 2018 tarihinde reddedildiğine de dikkat çeken Koramaz, tüm bu gerekçelere rağmen Sağlık Bakanlığı’nın baskı ve soruşturmalarının devam ettiğini söyledi. Koramaz, “Sağlık Bakanlığı kendi bünyesinde çalışan üç TTB MK üyesi hekimi cezalandırarak, işten atarak TTB faaliyetlerine müdahale etmek, TTB’yi etkisiz kılmak ve baskı altına almaya çalışmak istemektedir” diyerek Bakanlığın hekimliğin değerlerini engellemeye çalıştığını söyledi.

    TTB’nin özekliğinin önemli olduğuna vurgu yapan Koramaz, “Bu müdahaleler sadece ilgili mesleklerin haklarına değil aynı zamanda tüm toplumun hak ve çıkarlarına yöneliktir” dedi.

    “SAĞLIK BAKANLIĞI’NI İNSANLIĞIN BİRİKİMİNE SAYGI DUYMAYA DAVET EDİYORUZ”

    Koramaz, TTB’nin savaş karşıtı ve barıştan yana olan tavrını destekledikleri gibi bu mücadelesinde TTB’nin yanında yer almalarını dünyaya ve topluma karşı olan bir sorumluluğumuz olarak değerlendirdi.

    Birlikte mücadele edeceklerini söyleyen Koramaz, “Sağlık Bakanlığı’nı insanlığın ve hekimliğin birikimine saygı duymaya, insan haklarına uygun davranmaya ve görevini kötüye kullanmamaya çağırıyoruz. Aynı zamanda Sağlık Bakanlığı’nı TTB’ye yönelik demokratik olmayan tutumlardan vazgeçmeye, hukuku, diyaloğu ve demokrasiyi esas alan bir tutuma ve kendi kurumlarında çalışan TTB Merkez Konseyi üyeleri hakkında başlatılan soruşturmaları durdurmaya davet ediyoruz” dedi.

    “HEKİMLER KAMUSAL SORUMLULUK DOĞRULTUSUNDA DAVRANDI”

    TTB Merkez Konseyi Başkanı Sinan Adıyaman, Sağlık Bakanlığı’na konu ilgili yaşananları aktarmak için bu güne kadar dört randevu talebinde bulunduklarını fakat hiç birine cevap alamadıklarını ifade etti.

    DİSK Genel Başkanı Arzu Çezkezoğlu, siyasi iktidarın sendikaları meslek odaları demokratik kurumları baskı altına almaya çalıştığını söyleyerek, “Bu ülkede sendikalar, meslek örgütleri olmadan demokrasini olması mümkün değildir. Bu ülkenin geleceğine, bağımsızlığına karşı uygulamaları kabul edemeyiz. TTB özelinde yaşanan baskıların sonuna kadar karşısındayız” dedi.

    KESK Eş Genel Başkanı Aysun Gezen de, “Ülkeyi anonim şirket olarak gören emekçilerin haklarına saldıran bir iktidar tabi ki demokrasiyi hedef alacaktır” diye konuştu Gezen, “TTB’ye yönelik saldırılar AKP’nin emek düşmanı politikalarına yönelik sesini yükselten örgütlere yapılan saldırının bir parçasıdır. Hekimler meslek etiği çerçevesince, kamusal sorumluluk doğrultusunda davrandı. Biz yine sermeye karşısında barış, demokrasi ve emeğin haklarını talep etmeye devam edeceğiz” dedi.