Etiket: disk genel-iş

  • Mersin Kadın Platformu 1 Mayıs’taki şiddeti ifşa etti- VİDEO

    Mersin Kadın Platformu 1 Mayıs’taki şiddeti ifşa etti- VİDEO

    PİRHA- Mersin Kadın Platformu, 1 Mayıs’ta DİSK- Genel İş’i protesto eden kadının DİSK üyesi bir erkek tarafından şiddete uğramasını kınadı. Konu ile ilgili harekete geçmeyen Emek ve Demokrasi Platformu’na da tepki gösteren platform, “Şiddet karşısında durduğunu iddia eden, saldıranları koruyan ve aklamaya çalışan hiçbir kurumun emek demokrasi mücadelesinde yeri yoktur” dedi.

    1 Mayıs İşçi Bayramında DİSK’ten istifa eden işçi bir kadın, sendikayı açtığı dövizle protesto etmişti. Bunun üzerine DİSK önlüğü giymiş bir erkek, kadını engellemeye çalışarak şiddet uygulamıştı.

    Mersin Kadın Platformu, DİSK Genel İş ve Mersin Emek ve Demokrasi Platformu’nun şiddete karşı tutumunu eleştiren ve şiddeti kınayan bir açıklama yaptı. ‘Kadınlar baş eğmeyecek’ yazılı pankartın açıldığı açıklamada “Nereden ve kimden gelirse gelsin şiddet şiddettir” mesajı verildi.

    “ŞİDDETE DAİR HİÇBİR ŞEY YAPILMADI”

    Mersin Kadın Platformu adına açıklama metnini okuyan Ayşegül Göçmen, örgütlerde kadın politikalarının hâlâ erkeklerin kontrolünde ve onların çizdiği sınırlar dahilinde yapılabildiğini belirtti.

    Göçmen olaya ve sonrasında yaşanan sürece ilişkin şunları söyledi:

    “1 Mayıs’ta Emek ve Demokrasi Platformu bileşenlerinden Genel-İş Sendikası kortejinde bulunan, aynı zamanda sendikanın önlüğünü üzerinde taşıyan Hakkı Güneş isimli kişinin yönlendirilmesi ile protesto hakkını demokratik yollarla kullanmak isteyen işçi kadın arkadaşımız hedef olarak gösterilip darp edilmişti. Devamında gelişen olayları, şiddetin amasız fakatsız, haklı haksız gibi nedenlerle gerekçelendirilemeyeceği bilinciyle ve farkındalığıyla, ilgili kişi ve kişileri kınıyor, örgütlerin üzerlerine düşen sorumluluğu yerine getirip getirmeyeceklerinin takipçisi olacağımızı kamuoyunun bilgisine sunuyoruz.

    Zira tarihler 22 Haziran’a varmış lakin neredeyse 1 aydır hiçbir işlem yapılmadığı gibi, önlem yaptırımları bizzat sendika tarafından reddedilmiştir. Mersin Kadın Platformu’nun, Emek Demokrasi Platformu’ndan talep ettiği toplantılar günlerce geçiştirilmiş, Genel-İş’in kovuşturma ilerleyene dek uzaklaştırılması talebi göz önüne alınmamıştır. Üzerine şiddete uğrayan işçi kadın arkadaşımızın uzunca bir süredir Genel-İş Sendikası yönetimi tarafından mobbinge maruz bırakıldığını ve 1 Mayıs’ta gerçekleşen saldırıdan sonra da bu mobbingin artarak devam ettiğini biliyoruz. Şiddet karşısında durduğunu iddia eden, işçi haklarını savunacağı tüzüğünde bile yer alan ancak işçiye saldıranları koruyan ve aklamaya çalışan hiçbir kurumun emek demokrasi mücadelesinde yeri yoktur. Tüm kurumların durduğu noktayı gözden geçirmesi, kadına yönelik şiddeti, hiyerarşiyi, hegemonyayı besleyen, çıkar ilişkilerini koruyan her kurum karşısında tepki göstermesi elzemdir”

    EMEK VE DEMOKRASİ PLATFORMU’NA ELEŞTİRİ

    Konunun Mersin Emek ve Demokrasi Platformu’na da taşındığını ancak buna ilişkin herhangi bir eylemde bulunulmadığını söyleyen Göçmen, “Bu basın açıklamasının sadece Mersin Kadın Platformunun değil aynı zamanda bu ilde kendilerini emeğin ve demokrasinin savunucuları olarak gören kişi, kurum, dernek ve siyasi partiler gibi bileşenlerden oluşan Mersin Emek ve Demokrasi Platformu tarafından yapılmasını bekledik. Bu doğrultuda görüşmeler alıp takvimler oluşturduk. Fakat bugün geldiğimiz noktada görüyoruz ki bu açıklamayı geçte olsa Mersin Kadın Platformu gerçekleştirdi. Lakin hegemonik tavırları sanırım buna müsaade etmedi” şeklinde konuştu.

    “KARŞIT OLDUĞUNA BENZEYENLERLE MÜCADELE EDECEĞİZ”

    Kadınlar olarak her türlü tacizin, şiddetin ve tahakkümün önünde duracaklarını vurgulayan Göçmen,

    “1 Mayıs günü arkadaşımıza gerçekleştirilen şiddeti asla kabul etmiyoruz. Süreci işletirken kusurlu gördüğümüz her yapıyı ve kişiyi gerekirse ifşa etmekten geri durmayacağız! Kurumsal ilişkilerle, emek mücadelesinden gelen dayanışmayla yürütülebilecek süreci, erillikle ve çıkarla sarmalayan herkesin karşısında duruyoruz. Her yerde sesimizi, dayanışmamızı ve mücadelemizi yükseltmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

    MERSİN/ PİRHA

     

     

  • 15-16 Haziran Direnişi’nin 53. yılında işçilerden açıklama: Kurtuluş ellerimizde- VİDEO

    15-16 Haziran Direnişi’nin 53. yılında işçilerden açıklama: Kurtuluş ellerimizde- VİDEO

    PİRHA- 15-16 Büyük Haziran Direnişinin 53. yıldönümünde konuşan DİSK Genel İş Mersin Şube Başkanı Kemal Göksoy, “53 yıl önce sendikal hakları için ayağa kalkan işçi sınıfı, bugün de haklarına sahip çıkmak için birleşmek ve mücadele ederek kazanmak zorundadır” dedi.

    Türkiye işçi sınıfı tarihinin en büyük direnişlerinden biri olan 15-16 Haziran Direnişi’nin 53. yılında DİSK Genel İş Mersin Şubesi Özgür Çocuk Parkı’nda basın açıklaması yaptı.

    “15-16 Haziran Direnişi’nin ışığında köleliğe teslim olmayacağız”, “Sağlıklı, güvenceli ve insanca bir yaşam için bildiğimiz yoldan yürüyoruz”, “Haziran’ın izinde kurtuluş ellerimizde” yazılı pankartların açıldığı açıklamada direnişte yaşamını yitiren işçiler adına saygı duruşunda bulunuldu.

    “BİRLEŞEN İŞÇİLERİ HİÇBİR ŞEY DURDURAMADI” 

    Basın açıklaması metnini okuyan DİSK Genel İş Sendikası Mersin Şube Başkanı Kemal Göksoy, 1970’te temel sendikalar mevzuatını düzenleyen 274 Sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Yasası ile 275 sayılı Sendikalar Yasası’nda değişiklik yapan tasarıya karşı İstanbul’da direnişin başladığını ve Türkiye’nin birçok yerine yayıldığını hatırlattı.

    Göksoy, 15-16 Haziran 1970’de on binlerce işçi DİSK’e ve sendikalarına sahip çıkmak için iki gün boyunca Kocaeli-İstanbul hattında iş bırakıp direnişe geçti. Sadece DİSK’li işçiler değil, sendikalı sendikasız diğer işçiler de katıldı bu şanlı direnişe. Yaşar Yıldırım, Mustafa Bayram ve Mehmet Gıdak adlı işçiler öldürüldü. Hükümet 16 Haziran 1970’de sıkıyönetim ilan etti, Kemal Türkler başta olmak üzere çok sayıda sendikacı ve işçi tutuklandı. Binlerce işçi işten çıkartıldı. Ama DİSK’i kapatmaya yönelik girişimler boşa çıkarıldı. 15-16 Haziran işçilerin DİSK’e güvendiği ve sahip çıktığı gündür. İşçi sınıfı haklarına el uzatıldığında neler yapabileceğini bu şanlı direniş ile gösterdi. 15-16 Haziran direnişçilerini, sendikal hakları için bedel ödeyen işçileri mücadelemizde yaşatıyoruz, yaşatacağız, yaşatmalıyız” diye konuştu.

    “İŞÇİLERİN HAKLARI TEHDİT ALTINDA”

    Bugünkü süreçte işçilerin haklarının ciddi tehditler altında olduğunu söyleyen Göksoy, “Zamlar ücretlerimizi eritiyor, alım gücümüz geriliyor. Sendikal haklarımız sistematik olarak saldırı altında. Ülkemiz dünyada sendikal hakların en kötü olduğu 10 ülkeden biri. Grevler yasaklanıyor, Anayasa’daki grev hakkımızı kullanmamız imkansız hale getiriliyor” dedi.

    Göksoy, Türkiye’de işçi sınıfının asgari ücrete mahkum edilmek istendiğini dile getirerek, güvencesiz çalışma, iş cinayetleri ve insanca çalışma koşullarının yaratılmadığına da değindi.

    Göksoy, şöyle devam etti:

    “Tüm bu sorunlar karşısında yapmamız gereken bellidir: Örgütlerimizi büyütmek, birliğimizi sağlamlaştırmak ve mücadelemizi yükseltmek. 53 yıl önce sendikal hakları için ayağa kalkan işçi sınıfı, bugün de haklarına sahip çıkmak için birleşmek ve mücadele ederek kazanmak zorundadır. 53 yıl önce de 53 yıl sonra da kurtuluş birliğimizdedir, kurtuluş ortak mücadelemizdedir, kurtuluş ellerimizdedir.”

    MERSİN/ PİRHA

     

  • Akdeniz Belediyesi işçisi Avcı: Kürt ve HDP’li olduğum için işime son verildi-VİDEO

    Akdeniz Belediyesi işçisi Avcı: Kürt ve HDP’li olduğum için işime son verildi-VİDEO

    PİRHA- Akdeniz Belediyesi’nde hiçbir gerekçe gösterilmeden işten çıkarılan Mahmut Avcı isimli işçi, “Kürt ve HDP’li olduğum için son 3 yılım mobbinge maruz kalmakla geçti. Son olarak da yıllık izindeyken hukuksuz bir şekilde işten çıkarıldım. İşime geri dönmek istiyorum” dedi.

    Mersin’de Akdeniz Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü’nde 2011 yılından bu yana görev yapan Mahmut Avcı adlı işçi, hiçbir gerekçe gösterilmeden işten çıkarıldı. ‘Belirsiz süreli iş sözleşmesinin iş veren tarafından haklı sebep bildirilmeden feshi’ni içeren kod-4’le işten çıkarılan Avcı, yıllardır mobbinge maruz kaldığını söyledi.

    GARO PAYLAN’LA AYNI KAREDE OLMANIN BEDELİ: MOBBİNG

    Mahmut Avcı, mobbingin ilk olarak DİSK Genel İş Sendikası’na üye olması sebebiyle başladığını, belediyedeki üstleri tarafından HAK-İŞ’e geçmesi yönünde baskı gördüğünü anlattı. Avcı, 27. Dönem HDP Milletvekili Garo Paylan’la aynı fotoğraf karesinde olması sebebiyle belediyedeki mobbingin arttığını söyledi.

    Avcı, “Garo Paylan’ın sendikaya yaptığı bir ziyaret sırasında fotoğraf çektirmiştik. Bu fotoğraftan sonra bizi kendi işimizden ayırıp çöp toplamaya ve sokak temizliğine sürdüler. Bunu kabul etmeyen arkadaşlarımız işten atıldı. Biz başka işe sürülmeye rağmen devam ettik fakat mobbinglerin sonu gelmedi” dedi.

    “MOBBİNG YÜZÜNDEN SAĞLIK SORUNLARI YAŞIYORUM”

    Mobbing sebebiyle ağır işlerde çalıştığını, bu yüzden sağlık sorunları yaşadığını belirten Avcı, “Belediye yasasına göre 15 gün boyunca gece vardiyasında çalışan personelin yerinin değiştirilmesi gerekiyor ama ben 2 yıldır gecede çalışıyorum. İşin ağırlığından dolayı apandistim patladı, ameliyat oldum. Ardından bel fıtığı oldum. İşten çıkarıldığımı da hastanedeyken öğrendim” dedi.

    AVCI: KÜRT OLDUĞUMUZ İÇİN MOBBİNGE UĞRADIK

    Kürt ve HDP’li oldukları için baskı ve mobbinge maruz kaldıklarını kaydeden Avcı, “Belediye yardımcılarından birinin ben ve birkaç arkadaşım hakkında ‘Biz bunların HDP’li olduğunu biliyorduk ama milletvekilleriyle poz vereceklerini bilmiyorduk’ dediğini öğrendik. Bize uygulanan baskıların, mobbinglerin bu sebeple olduğunu düşünüyoruz” şeklinde konuştu.

    Konu ile ilgili hukuki süreç başlatan Avcı, adaletin bir an önce yerini bulmasını ve işine dönmeyi istiyor.

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

  • İHD Mersin Şubesinden DİSK Genel İş’e tepki: İşçilerin iddiaları yok sayıldı- VİDEO

    İHD Mersin Şubesinden DİSK Genel İş’e tepki: İşçilerin iddiaları yok sayıldı- VİDEO

    PİRHA- İHD Mersin Şube Başkanı Hakkı Demir, sendikalı işçilerin DİSK Genel İş Mersin Şubesi yönetimi ile yaşadıkları sorunların genel merkez tarafından dikkate alınmadığını belirterek, “DİSK Genel İş Genel Merkezi hak ihlallerine uğrayan sendika üyelerinin iddialarını araştırmak yerine suçlayıcı bir dil kullanarak, kurumumuzu da ‘taraf’ olmakla itham etmiştir” dedi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi, Genel İş Mersin Şubesi, üyesi işçilerin yaşadıkları hak ihlalleri ve Genel İş Sendika yönetiminin tutumuna ilişkin basın açıklaması yaptı.

    İşçiler, Yenişehir Belediyesi’nde maruz kaldıkları mobbing, hak ihlalleri ve DİSK Genel İş Mersin Şube yönetimi ile yaşadıkları sorunlara dair İHD Mersin Şubesi’ne başvuruda bulundu.

    İHD’li yöneticilerin başvurulardaki iddialara istinaden randevu talepleri DİSK Genel İş Mersin Şubesi tarafından reddedildi. Olayın genel merkez düzeyine taşınmasının ardından da çözülmemesi sonucunda süreç kamuoyuyla paylaşıldı.

    “GENEL İŞ İDDİALARI ARAŞTIRMADI”

    İHD Mersin Şube Başkanı Hakkı Demir, Genel İş ile yaşanan süreci şöyle anlattı:

    “Genel İş Mersin şubesi İHD’nin randevu talebimizi sürekli erteleyerek bir türlü randevu talebine cevap vermemiştir. Görüşme talebi gerçekleşmeyince İHD Mersin Şubesi olarak, başvurucu işçilerin delege seçimi ve sonrasında yaşadıklarını iddia ettikleri hak ihlallerini özetleyen bir yazıyı elden Genel İş Mersin şubesine gönderdik. Bu yazıya da herhangi bir yanıt verilmeyince, DİSK Genel İş Genel Merkezine, Mersin şubesine yazılan yazıyı ve işçilerin iddialarıyla ilgili yazıyı gönderdik. Genel İş Genel Merkezden de yanıt alınamayınca İHD Genel Merkezi bizim yazımıza ilgi tutarak DİSK Genel İş Genel Merkezine başvuruya yanıt verilmesini yazılı olarak talep etmiştir.

    Bütün görüşme çabalarına rağmen İHD’ye yazının üzerinden yedi ay sonra yanıt verildi. Verilen yanıt, ne yazık ki kurumsal nezaket kurallarına aykırı ve tamamen savunma temelli ve tek taraflıdır. İddiaları araştırıp muhatapları dinlemek için bir araştırma ya da inceleme yapmak yerine, işçilerin iddialarını yok sayan, taraflı, saygınlığı dünyaca kabul edilen İHD kurum işleyişini de yok sayan, İHD’yi tanımayan bir tavırla suçlayıcı, asgari kurumsal saygıyı dikkate almayan bir dille yazılmış bir yazıdır.

    TEHDİT İDDİALARI

    Genel İş Mersin Şube’nin Genel Kurulu delege seçiminde, işçilerin bize yaptıkları başvuruda iddia ettikleri ve yaşadıkları sorunları şu şekilde ifade edilmiştir: Delege seçimlerinin duyurusunun çalışma binalarına asılmaması, aday olmak isteyenlerin delege adaylıklarının sendika tarafından engellenmesi ve mor liste adı altında delege seçimlerine girmeleri neticesinde tehdit edilmeleri, delege seçimi günü açık oy kullandırıldığı gibi problemlerdir.

    İHD Mersin Şubesi’ne daha sonra yapılan başvurularda şiddet kullanma, işyerinden sürme, mobbing gibi ihlalleridir. Tüm bu iddialarla ilgili araştırma yapmak, soruşturmak, İHD’nin kuruluş amacıyla örtüşmektedir ve ihlalin yaşandığı kurum kuruluşlar, tüm kimliklerinden bağımsız olarak bu soruşturmadan hiçbir biçimde muaf tutulamaz.

    Başvuruya konu olan olaylara ilişkin Genel İş Mersin Şube Başkanı ve Yönetimle görüşme isteğimiz geri çevrilmeseydi, gerekli görüşmeler yapılsaydı, ilgili kişiler arasında konu belki de çözülebilir ve daha sonra yaşanacak olaylar önlenebilirdi. Örneğin 1 Mayıs günü iki kadın işçinin Genel İş’i protesto etmesi sonucu Genel İş önlüğü giymiş kişiler tarafından şiddete maruz kalmazdı. Şiddettin hiçbir gerekçesinin olamayacağını söylüyor ve kadına yönelik bu şiddeti kınadığımızı özellikle ifade etmek istiyoruz.”

    “GENEL İŞ’İN CEVABINI KABUL ETMİYORUZ”

    Başvurular sonucunda olayı araştırdıkları için Genel İş tarafından ‘taraf’ olmakla suçlandıklarını söyleyen Hakkı Demir, “Şubemize başvuruda bulunan ve bununla ilgili aktardığımız bilgiler, DİSK Genel İş Genel Merkez’ince gözetilmediği ve hatta şiddet, mobbing vb. ihlale uğrayan sendika üyelerinin iddialarının araştırılması yerine suçlanması; şube eş başkanımız ve yönetimimizin, olayda taraf olarak ifade edilmesi, DİSK Genel İş gibi emek alanında hak ve demokrasi temelli çalıştığını düşündüğümüz bir sendika açısından talihsizliktir” dedi.

    Demir, DİSK Genel İş Genel Merkezi’nin verdikleri yanıtı yanıt olarak kabul etmediklerini ve yok saydıklarını ifade etti.

    MERSİN/ PİRHA

     

  • DİSK Genel-İş’ten açıklama: Sözler tutulmalı, kadrolar verilmeli-VİDEO

    DİSK Genel-İş’ten açıklama: Sözler tutulmalı, kadrolar verilmeli-VİDEO

    PİRHA-Disk Genel-İş, belediye işçilerinin sorunlarına ilişkin pek çok ilde ortak açıklama yaptı. Açıklamalarda “Belediye işçileri bugün birçok açıdan ayrımcılıkla karşı karşıyadır. Siyasal iktidar tarafından çalışanlara yönelik yapılan ya da yapılması planlanan kısmi düzenlemelerde belediye işçilerinin adı bile ne yazık ki geçmiyor” denildi.

    DERSİM

    Disk Genel-İş Dersim Şubesi, belediye işçilerinin sorunlarına ilişkin Dersim Belediyesi önünde basın açıklaması yaptı. Yapılan açıklamayı Disk Genel-İş Dersim Şube Başkanı Şükran Yılmaz okudu.

    “BELEDİYE İŞÇİLER BİRÇOK AYRIMCILIKLA KARŞI KARŞIYADIR”

    Belediye işçilerinin ücretlerinde iyileştirme yapılması gerektiğini belirten Yılmaz, “Bugün belediyelerde kadrolu ya da şirket işçisi olarak çalışan işçilerin ücretleri artan enflasyon ve hayat pahalılığı karşısında ciddi bir biçimde erimiştir. Bir önceki yılın ekonomik şartları göz önünde bulundurularak imzalanmış olan toplu iş sözleşmelerinin önemli bir kısmı ne yazık ki, bugünün ekonomik şartlarını karşılamaktan uzak kalmıştır. Belediye işverenlerine çağrımız bu işyerlerinde yeni toplu iş sözleşmelerini beklemeden ücretlerde iyileştirme yapmalarıdır. Toplu iş sözleşmesi görüşmeleri devam eden işyerlerinde de artan hayat pahalılığı ve ekonomik koşullar mutlak suretle işverenler tarafından göz önünde bulundurulmalı ve üyelerimizin kayıplarını giderecek tekliflerle masaya gelinmelidir” dedi.

    Disk Genel-İş Dersim Şube Başkanı Şükran Yılmaz, talepleri şöyle açıkladı:

    -Tüm belediye işçilerine ek zam ve ücretlerinde iyileştirme istiyoruz.

    -Belediye şirket işçilerine kadro ve ilave tediye hakkı istiyoruz.

    -Taşerondan kadroya geçen işçiler zorunlu emekli edilmesin istiyoruz.

    -Belediye gelirlerinin arttırılmasını, personel gideri sınırlamalarının kaldırılmasını istiyoruz.”

    MERSİN

    DİSK Genel-İş Mersin Şubesi de, derinleşen ekonomik krizi ve her gün yenilenen zamları protesto ederek açıklama yaptı. Özgür Çocuk Parkı’nda yapılan açıklamaya HDP ve CHP yöneticilerinin yanın çok sayıda işçi katıldı. “Mızrak çuvala sığmıyor”, “İnsanca yaşanabilir bir ücret istiyoruz” pankartlarının açıldığı açıklamada, “AKP mezara halk iktidara” “AKP zammını al başına çal” ve “İnsanca yaşamak istiyoruz” sloganları atıldı.

    Açıklamayı okuyan DİSK Mersin Şube Başkanı Kemal Göksoy, “Belediye işçileri bugün birçok açıdan ayrımcılıkla karşı karşıyadır. Siyasal iktidar tarafından çalışanlara yönelik yapılan ya da yapılması planlanan kısmi düzenlemelerde belediye işçilerinin adı bile ne yazık ki geçmiyor. Bu mağduriyet bir an önce sona erdirilmeli ve belediye şirketlerinde çalışan işçiler de diğer işçiler gibi kadroya geçirilmeli ve ilave tediye hakları ise derhal verilmelidir” diyerek, kadrolarını alana kadar mücadele edeceklerini belirtti.

    Açıklamanın ardından işçiler yüksek elektrik faturalarını yakarak protesto etti.

    PİRHA/ MERSİN-DERSİM

  • DİSK/Genel İş Sendikası: Salgına karşı belediye işçilerini koruyun- VİDEO

    DİSK/Genel İş Sendikası: Salgına karşı belediye işçilerini koruyun- VİDEO

    PİRHA-DİSK/Genel İş Sendikası, Çankaya Lozan Park içiresinde 1 Mayısla ilgili basın açıklaması yaptı. Açıklamada, işçiler arasında Covid-19 pozitif oranın ülke ortalamasının üç katı oldu vurgulanırken, “Salgına karşı belediye işçilerini koruyun” denildi. 

    Haberin Videosu

    DİSK/Genel İş Sendikası İşçi sınıfının uluslararası mücadele, birlik ve dayanışma günü olan 1 Mayısla ilgili basın açıklaması yaptı. Sendikanın 1 No’lu Şube Başkanı İsmail Yıldırım tarafından yapılan açıklamada, Covid-19 küresel salgını ile birlikte daha açık görüldü ki; bu politikalar insan ve çevre sağlığı açısından ciddi bir risk oluşturuyor” denildi.

    Açıklamada, Covid-19 salgının Türkiye işçi sınıfını nasıl etkilediği maddeler halinde şöyle belirtildi:

    • Ekonomik krizin kendisini işsizlikle gösterdiği, işçilerin ekmeğinin her ay küçüldüğü, işçi sınıfının vergi yükünün arttığı, asgari ücretle yani sefalet ücreti dediğimiz ücretle işçilerin kirasını ve faturalarını ödemekte zorlandığı,
    • İşçi sınıfının kazanımlarına yönelik saldırıların arttığı, kıdem tazminatının hedef alındığı, sendikal hak ve özgürlüklerin engellendiği,
    • Olağanüstü Hal Yönetimi altında kanun hükmünde kararnamelerle ve hukuksuz uygulamalarla suçsuz yere işinden edilen binlerce işçi ve 4 bine yakın üyemizin OHAL komisyonu kapsında bekletildiği,
    • Demokratik hakların yok sayıldığı, demokrasinin tüm değerlerinin alt-üst edildiği, yasama, yürütme ve yargının tek elde toplandığı, belediyelere atanan kayyımlara halk iradesinin yok sayıldığı,
    • Doğanın talan edildiği, kadına karşı şiddetin arttığı, çocuk işçiliğinin son bulmadığı, işçi cinayetlerinin sürdüğü bir dönemde yakaladı.

    Alınan önlemlerin işçileri korumadığı belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

    • Salgın koşullarında zorunlu olmayan işlerde işçiler ölümüne çalıştırılıyor ya da işlerine son verilip açlığa ve ölüme mahkûm ediliyor.
    • Zorunlu işlerde işçi sağlığı ve güvenliği önlemleri yeterince alınmıyor. Belediye işçileri ve aileleri salgına karşı yeterince korunmuyor.
    • Tüm uyarılara ve feryatlara karşın özellikle inşaat, tersane, maden gibi sektörlerde işlere ara verilmiyor ve binlerce işçinin hayatı risk altına sokuluyor.

    Açıklamada, işçiler arasında Covid-19 pozitif oranın ülke ortalamasının üç katı oldu vurgulanırken, “Salgına karşı belediye işçilerini koruyun” denildi.

    “KISA ÇALIŞMA BELEDİYELERE UYGUN DEĞİLDİR”

    “Kamu kaynağı kullanan, ürettiği hizmetler için kar-zarar hesabı yapmaması gereken ve kamu maliyesi kuralları içinde olan belediye şirketleri neden kısa çalışmaya başvuruyor?” denilen açıklamada, şu taleplerde bulunuldu:

    -Belediye çalışanlarının ücretleri belediye bütçesinden karşılanmaktadır. Belediye bütçesinin gelir kısmı büyük ölçüde İller Bankası aracılığıyla ödenen vergi paylarından oluşmaktadır. Salgın döneminde bu paydan kesinti yapılmayacağı da ilan edilmiştir. Bu yüzden kısa çalışma uygulamasının var oluş amacı olan ciddi mali dar boğaz nedeniyle işçi çıkarmanın önlenmesi gerekçesi belediyelerde söz konusu edilemez.

    -22 Mart’ta yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Genelgesiyle kamuda çalışma düzeni belirlenmiştir. Kısa çalışma ödeneğine başvuru yapmak yerine bu genelgeye uyulmalıdır.

    Basın bildirisinin okunmasının ardından Çankaya Belediyesi temizlik işlerinde çalışan işçilerin kurduğu Grup Teneke 1 Mayıs, Çav Bella marşlarını söyledi.

    PİRHA/ANKARA

  • İşçilere Madenciler Gününde polis engeli-VİDEO

    İşçilere Madenciler Gününde polis engeli-VİDEO

    PİRHA – DİSK Ankara Bölge Temsilciliği, 4 Aralık Dünya Madenciler Günü sebebiyle “Madencilik ve İş Kazaları” başlıklı basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “İş cinayetlerinin yaşanmadığı, emeğin hakkının alındığı bir çalışma ortamı ve tüm sevdikleriyle birlikte sağlıklı bir yaşam dileklerimizle dünya madenciler günümüzü kutluyoruz” denildi. 

    Haberin videosu yükleniyor

    DİSK Ankara Bölge Temsilciliği’nin, 4 Aralık Dünya Madenciler Günü sebebiyle Ankara Olgunlar Sokak’taki Madenci Anıtı önünde yapmak istediği basın açıklamasına polis izin vermedi.

    Bunun üzerine sendika üyeleri DİSK’e bağlı Genel İş 1 Nolu şubeye geçerek basın toplantısı düzenledi.

    “Madencilik ve İş Kazaları” konusuna değinen DİSK Ankara Bölge Temsilcisi Tayfun Görgün, yaptığı basın açıklamasında şu konulara dikkat çekti:

    “Alınteriyle, emeğiyle, sabırla madenleri üretip yaşama kazandıran, bu işletmeleri var eden maden işçilerini, maden mühendislerini sevgiyle, minnetle yad ederken; yer altı ve yerüstü madenlerini peşkeş çekercesine satanları, madencilik prensiplerine aykırı olarak işletme yapanları; Soma, Ermenek, Kemalpaşa, Şirvan gibi katliamlara yol verenleri, sebep olanları, göz yumanları da unutmadık ve unutmayacağız.

    Memlekette; madenciliğin hali ve getirildiği durum ortadadır. Maden kaynaklarının, maden rezervlerinin ve çeşitliliğinin bu kadar zengin olduğu bir ülkede madenciliğin sadece rant kapısı olarak görülüp ülkemizin, coğrafyamızın, doğamızın,  insanımızın, istihdamın, ekonominin fayda görmediği, bir hale getirilmiştir.

    Bilimin, meslek odalarının, üniversitenin, sosyal tarafların görüşleri ve katkıları alınmadan hazırlanan madencilik politikaları ve mevzuatlar ile gelinen nokta budur. Madenciliğin gerilemesi, maden kaynaklarının ziyanı, işçilerin ve maden mühendislerinin can güvenliğinin hiçe sayılması, İSİG kurallarının ihlal edilmesi, denetimin zayıflatılması, verimliliğin düşmesi, çevrenin tahribatı, yasaların ve madencilik prensiplerinin çiğnenmesi…

    Ayrıca ülkemizde iş kazlarının ve iş cinayetlerinin en çok yaşandığı sektör madencilik sektörü haline gelmiştir. İş cinayetleriyle, iş kazalarıyla ve meslek hastalıklarıyla doğa katliamlarıyla son derece olumsuz olan bu durum ve ücretlerde, izinlerde, haklarımızın ihlal edilmesindeki olumsuzluklar yanlış politikalardan, yanlış uygulamalardan başka ne ile izah edilebilir.

    “DAVALARDA ADALETE ULAŞILMADIĞI İÇİN İŞ CİNAYETLERİ DEVAM EDİYOR”

    Türkiye’de iş kazaları ve işçi ölümlerindeki davalarda adalete ulaşılmadığı, sorumlular ceza almadığı için, iş cinayetleri ve işçi katliamları devam etmektedir.

    İş cinayetlerinin görüldüğü davalardan çıkan sonuçların işverenler açısından herhangi bir caydırıcılığı yoktur. Adaletin böyle işlemesi patronları daha çok cesaretlendirmektedir. Tabiatın, doğanın zor ve çetin koşullarına boyun eğmeyen madenciler ve ülkenin bütün değerlerini yaratan işçiler olarak, madenlerimizi, emeğimizi, tabiatımızı acımasız bir açgözlülükle talan etmek için yasa, kural, mahkeme kararı dinlemeyen para babalarına, yandaşlara, haramilere de diz çökmeyeceğimizi, mücadele edeceğimizi buradan bir kez daha ilan ediyoruz.

    Emek en yüce değerdir. Madenler şirketlerin, para babalarının ve yandaşların değil bütün bir halkındır, kamunundur diyenlere selam olsun.”

    “KRİZİ GEÇİŞTİRMEK İÇİN ELDE AVUÇTA NE VARSA KULLANDILAR”

    Ekonomik krizin faturasını işçiye emekçiye yıkmaya çalışanlara buradan bir kez daha sesleniyoruz. Ekonomik krizi geçiştirmek için hükümet elde avuçta ne varsa kullanmıştır. Bu nedenle ekonomi daha da kırılgan hale gelmiştir. Ancak ücretler, iş cinayetleri, üretim ve işsizlik cephesinde olumlu bir adım maalesef söz konusu değildir.

    Şimdiden uyarıyoruz: Şirket kurtarmalara, işveren teşviklerine devasa kaynakların ayrıldığı bir ortamda kimse işçilere ‘fedakârlık’ tavsiyesinde bulunmasın.

    Geçim koşulları ve milli gelir artışının dikkate alındığı da asgari ücret, geçim ücreti olmalıdır.  Asgari ücret tümüyle vergi dışı bırakılmalıdır. Öz olarak insan onuruna yakışır bir ücret olmalıdır.

    İş cinayetlerinin yaşanmadığı, emeğin hakkının alındığı bir çalışma ortamı ve tüm sevdikleriyle birlikte sağlıklı bir yaşam dileklerimizle dünya madenciler günümüzü kutluyoruz.”

    PİRHA / ANKARA

  • Kadro beklerken işsiz kaldılar-VİDEO

    Kadro beklerken işsiz kaldılar-VİDEO

    PİRHA- “Kadrolu işçi” olmayı beklerken işsiz kalan işçiler, “Topluma kazandırılmak yerine, toplum dışına itildik” diyerek tepki gösterdiler. 

    AKP hükümeti tarafından taşeron işçilere müjde diyerek açıklanan ancak işçiler tarafından tepkiyle karşılanan tasarı uygulamaya konulmaya başladı.

    Türkiye’nin tamamında belediyelerde çalışan işçiler için başvurular sonucu güvenlik soruşturması yapılıyor. Mersin’de de Yenişehir Belediyesi’nde, taşeron işçilerinin kadro talebiyle başvurduğu Belediye İktisadi Teşekküllere geçişte 13 işçinin ret alarak isimleri askıya asıldı.

    Öte yandan kadro talebinde bulunan işçiler hakkında yürütülen güvenlik soruşturması devam ediyor.

    Bu işçilerden 9’u emekli olduğundan dolayı kadro dışı bırakılırken, 4 işçi ise adli sicil engeline takıldı. Adli sicil engeline takılan işçiler, kadro dışında bırakılmalarıyla bir şok yaşadıklarını ve topluma kazandırılmak yerine, toplum dışına itildiklerini aktardı.

    İşçiler, “Bizler sırf sabıkalı olduğumuzdan dolayı işimizden edildik. Ne yapılmak istendiğini anlamış değiliz. Belediyelerde topluma kazandırılmak adına hükümlü kadroları var. Ama kadro müjdesiyle gelinerek, bizler işimizden edildik. Güvenlik soruşturmaları kapsamında işten atılmamızla birlikte, kamu kurumları ve özel kurumlarda çalışma haklarımız da elimizden alındı. Kim bakacak çocuklarımıza. Topluma kazandırılmak yerine toplum dışına itildik” dedi.

    “ŞU AN BİR ÇIKMAZDAYIZ”

    Yüzde 63 oranında engelli raporu bulunan ve Yenişehir Belediyesi’nde 3 yıldır taşeron işçi olarak hizmet veren Erhan Ervars, “Ben eski kadrolu çalışandım. Bir olaydan dolayı ceza aldım. Mahkumiyetimin sonlanmasının ardından taşeron firma bünyesinde Yenişehir Belediyesi’nde işe başladım. Şimdi de 657 Memuriyet Yasası’na göre Belediye İktisadi Teşekküllere geçişte ret cevabı aldım. Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın sabıkası olan taşeron işçilere ilişkin 14 Şubat’ta mecliste yaptığı açıklama, bizlerin kadro dışı bırakılmayacağımızın teminatıydı sandık. Yapılan açıklamaya rağmen bizleri adli sicilden dolayı işimizden, ekmeğimizden ettiler. Hepimizin kredi altına girip aldığı evler var. Okuyan çocuklarımız var. Ne yapacağımızı şaşırdık. Şu an bir çıkmazdayız. Resmen bizi toplum dışına ittiler. İş de bulamayacağız. Özel kurumlar da bizi almıyor. Maaşımda icra var zaten. Çocuklarımız okuyor, onlara nasıl bakacağız. Ne yapacağız yani” dedi.

    “NASIL ANLATACAĞIMI BİLMİYORUZ”

    Yenişehir Belediyesi’nin 3 yıllık taşeron çalışanı Mevlüt Ilıcan da, “Daha önce Büyükşehir Belediyesi’nde yine bu geçişlerin yapıldığı Belediye İktisadi Teşekküllerinde çalışan bir işçiydim. Çoğumuzu işten attılar. O süreçte tatsız bir olay yaşadım ve cezaevine girdim. Serbest bırakıldıktan sonra Yenişehir Belediyesi’nde işe başladım. Şimdi yine işsiz kaldık. Nasıl yapacağımızı, neyi nasıl anlatacağımızı bilmiyorum. Evde elimize bakan insanlar” diye konuştu.

    “BİZ ASLA BOYUN EĞMEYECEĞİZ”

    Yenişehir Belediyesi’nde 4 yıllık taşeron işçisi Cihangir Kılınç ise, şunları anlattı:

    “Biz kadro beklerken açlığa mahkum edildik ve işsiz kaldık. Aslında yapılmak istenen bizleri açlıkla terbiye etmek… Ben politik nedenlerden ötürü 6 buçuk yıl cezaevinde kaldım. Düşüncemiz yönünden asla taviz vermeyiz. Bize söylenmek istenen ‘Boyun eğeceksiniz’. Biz asla boyun eğmeyeceğiz. Bu konuda sendikamız DİSK/ Genel İş’in de çok ciddi çalışmaları var. Onun yanında kamuoyunun da bize bu konuda destek sunması gerekiyor. Eski hükümlü ve tutukluların bu konuda bir dayanışmaya ihtiyacı var. Bireysel anlamda kira veren insanlarız. Günlük yaşamlarımızı kazanmak için yemek yemek zorundayız. Ulaşım için araba parası vermek zorundayız. Bütün her şeyimizi elimizden alarak, açlığa mahkum ediliyoruz. Kazanılmış hakkımızı almak için tüm demokratik mücadelemizi sürdüreceğiz”

    “ARKADAŞLARIMIZIN İŞLERİNE TEKRARDAN ALINMASINI İSTİYORUZ”

    Genel İş Mersin Şube Sekreteri Özgür Yüksek de yaşanılan sürece ilişkin yaptığı açıklamasında şunları kaydetti:

    “Maalesef Belediye İktisadi Teşekküllere geçişte birçok arkadaşımız şok yaşadı. Tam kadroya geçeceğiz diye sevinirken şimdi işsizlikle karşı karşıya kalmış oldular. Evlerine, çocuklarına nasıl ekmek götürecekler, nasıl bir durumla karşı karşıya kalacaklar, hükümetimiz bunları düşünmedi mi? Şu an geldiğimiz noktada arkadaşlarımızın bize söylediği söz şu, ‘Tekrardan sokakta suça mı karışacağız?’ Bir işçi arkadaşımız geldi geçen gün, ‘Ben listede kadro dışında kaldığımı aileme söylemedim. Söylediğimde nasıl bir travma yaşayacaklarını bilemediğim için söylemedim’ dedi. Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ ‘Sabıkalı taşeron işçilerin kadro dışı bırakılmaları söz konusu değildir’ demişti. Bu sözün arkasında durulmasını arkadaşlarımızın işlerine tekrardan alınmasını istiyoruz. Bu arkadaşlarımızın topluma kazandırılmasını istiyoruz. Bu anlamda arkadaşlarımızı işlerine geri dönene dek mücadelemizi sürdüreceğiz.”

    Diren KESER/MERSİN

  • Disk Genel-iş Mersin Şubesi: KHK ile kadro verilemez

    Disk Genel-iş Mersin Şubesi: KHK ile kadro verilemez

    PİRHA- Taşeron işçilere verilecek olan kadronun KHK ile belirlenmesine tepki gösteren Disk Genel-İş Mersin Şube Başkanı Kemal Göksoy, “Olağanüstü Hal ilanını doğuran sebeplerle hiçbir ilgisi olmadığı halde bir Kanun Hükmünde Kararname konusu edilmesi hukuksuzluktur” dedi.

    Hükümetin yaptığı taşeron işçilere kadro verileceği yönündeki açıklamanın ardından belirtilen koşullar işçilerden tepki topladı. Mersin’de de koşulsuz kadro isteyen taşeron işçiler, örgütlü oldukları Genel İş Sendika yöneticileriyle birlikte bugün öğlen saatlerinde Özgür Çocuk Parkı’nda basın açıklaması yaptı. Kamu istihdamının KHK ile düzenlenemeyeceği vurgusunun yapıldığı açıklamayı Sendika Başkanı Kemal Göksoy yaptı.

    “İŞÇİ SINIFINDAN KAÇIRILARAK MEŞRU BİR ÇÖZÜME KAVUŞTURULAMAZ”

    Kamu istihdamında her olağanüstü dönemde bu dönemlere özgü kanun aracı olan KHK’ler kullanılarak düzenlendiğini kaydederek konuşmasına başlayan Göksoy, “Şimdiki hükümette aynı yönü izlemekte ve sayıları neredeyse 1 milyonu bulan kamu işçilerinin durumunun kamuoyunda açıklıkla tartışılmasına meydan vermeden ve TBMM’yi devre dışı bırakarak çözmek niyetinde olduğunu göstermektedir. Bu konu kamuoyunda ve işçi sınıfından kaçırılarak meşru bir çözüme kavuşturulamaz” diye konuştu.

    “EŞİTLİK İLKESİ DE GÖZARDI EDİLMİŞ OLACAKTIR”

    Taşeron işçilerin yıllardır süren kadro beklentisinin günlük siyasete konu edildiğini söyleyen Göksoy, ”Hükümet konunun tartışılmasından özellikle kaçınmakta, bu nedenle OHAL ilanı ile hiç ilgisi olmadığı halde bu temel meseleyi bir KHK ile oldu bittiye getirmeye çalışmaktadır” dedi.

    Kamu istihdamının mecliste tartışılmasının istenmemesiyle KHK yolunun gündeme getirildiğini belirten Göksoy, şunları kaydetti:

    “Hükümet adına yapılan açıklamalar yaklaşık 500 bin işçiyi kadrosuz ve güvencesiz bırakmıştır. Yine bu açıklamalar dikkatle incelendiğinde sadece merkezi idarelerde işçilere kadro verileceği; belediye ve il özel idarelerinde çalışan işçilerin kadrosuz bırakıldığı; kamu iktisadi teşekküllerinde çalıştırılan taşeron işçilerin ise düzenlemede kendilerine hiçbir yer bulamadıkları anlaşılmaktadır. Düzenleme bu şekilde yasalaşırsa Anayasanın eşitlik ilkesi de gözardı edilmiş olacaktır.”

    “BU SINAV VE SORUŞTURMA NASIL OLACAK”

    Daha önce hükümet tarafından yapılan açıklamalara atıfta bulunarak, kamuya alınacak taşeron işçilerin bir sınav ve güvenlik soruşturmasına tabi tutulacağını hatırlatan Göksoy, bu sınav ve soruşturmanın nasıl olacağı, kimler tarafından yapılacağı ve değerlendireceği konusunda belirsizlik olduğunu kaydetti.

    Göksoy, “Sendikamızın talebi başından beri Belediye Kanunu’ndaki norm kadro uygulamasının değiştirilerek, norm kadro kurma ve uygulama yetkisinin belediye meclislerine terk edilmesi; belediyelerin asli hizmetlerinde hizmet alımının yasaklanması; belediye iktisadi teşekkülleri olarak tanımlanan belediye şirketlerinde çalışanlar da dahil olmak üzere taşeron şirketlerde çalışan işçilerin 657/4-d kapsamında istihdam edilmeleri yönünde olmuştur. Hükümet tarafından yapılan açıklamalar çerçevesinde belediyelerce yapılacak bütün işlemlerinde işçi sendikalarının içinde olacağı komisyonların yetkisinde yapılmasını talep ediyoruz”diye konuştu.

    Diren KESER/MERSİN

  • Disk Genel-İş Gündoğdu Meydanından seslendi: Tüm işçilere ayrımsız kadro

    Disk Genel-İş Gündoğdu Meydanından seslendi: Tüm işçilere ayrımsız kadro

    PİRHA- İzmir Gündoğdu Meydanı’nda binlerce işçinin katıldığı açıklamada konuşan Disk Genel-İş Genel Başkanı Remzi Çalışkan, belediye hizmetlerinde çalışan işçilerin kadro beklentisinin boşa çıktığının belirtti. Çalışkan, “Anayasal bir ilke olan eşitlik ilkesi gereği taşeron şirketlerde kamu hizmetlerinde çalışan tüm işçilere aynı kapsamda kadro verilmesini talep ediyoruz” dedi.

    Hükümet tarafından açıklanan ve “taşeronlara kadro müjdesi!” olarak yansıtılan tasarıya ilişkin, Disk Genel-İş İzmir Gündoğdu meydanında açıklama yaptı.

    Binlerce işçinin katıldığı açıklamada konuşan Disk Genel-İş Genel Başkanı Remzi Çalışkan, belediye hizmetlerinde çalışan işçilerin kadro beklentisinin boşa çıktığını ifade ederek şunları söyledi:

    “ 100 bini belediye şirketlerinde, 400 bini belediye taşeron şirketlerinde olmak üzere toplam 500 bin belediye işçisine kadro verilmedi. Belediye hizmetlerinde çalışan yaklaşık 500 bin işçi kamu istihdamının güvencesi dışına atılarak yine güvencesizliğe ve belirsiz çalışma koşulları ile belirsiz bir geleceğe mahkûm edilmişlerdir. Belediye hizmetlerinde çalışan taşeron şirket işçilerine kadro değil belediye işverenlerinin insafına göre belediye şirketlerinde istihdam kapısı aralanmaktadır. Hükümet tarafından yapılan açıklamalar dikkatle incelendiğinde sadece merkezi idarelerde işçilere kadro verileceği; belediye ve il özel idarelerinde çalışan işçilerin kadrosuz bırakıldığı; kamu iktisadi teşekküllerinde çalıştırılan taşeron işçilerin ise düzenlemede kendilerine hiç yer bulamadıkları anlaşılmaktadır. Düzenleme bu şekilde yasalaşırsa Anayasanın eşitlik ilkesi de göz ardı edilmiş olacaktır. Hükümet’ten başlıca talebimiz kadro konusunda sergilenen ayrımcı anlayışı terk ederek kamuyu bütün olarak ele alması ve belediye hizmetlerinde çalışan taşeron şirket işçileri ile belediye iktisadi teşekkülü işçilerine de güvenceli kamu kadrolarını açmasıdır. Anayasal bir ilke olan eşitlik ilkesi gereği taşeron şirketlerde kamu hizmetlerinde çalışan tüm işçilere aynı kapsamda kadro verilmesini talep ediyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Dersimli Kadınlara 25 Kasım’da sokak izni çıkmadı

    Dersimli Kadınlara 25 Kasım’da sokak izni çıkmadı

    PİRHA – Dersimli kadınlar 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü’nde basın açıklaması yaptılar. Açıklamayı okuyan SES Dersim Şubesi Eş Başkanı Nurşat Yeşil, açıklamalarını açık havada Seyit Rıza Meydanı’nda yapmak için valiliğe başvurduklarını, valiliğin başvuran kişinin ihraç edilmesi ve devlet memuru olmaması üzerine başvuruyu değerlendirmeye almadıklarını ifade etti. 

    Dersimli kadınlar 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü’nde basın açıklaması gerçekleştirdiler. Açıklamaya EMEP, ESP, Demokratik Kadın Hareketi ve Disk Genel-İş sendikası temsilcileri katıldı. Açıklamayı okuyan SES Dersim Şubesi Eş Başkanı Nurşat Yeşil öncesinde bir konuşma yaptı. Yeşil, “Açıklamamızı açık havada Seyit Rıza Meydanı’nda yapmak için valiliğe başvurduk. Valiliğin, başvuran arkadaşımızın ihraç edilmesi ve devlet memuru olmaması üzerine başvuruyu değerlendirmeye almadıklarını bildirdiğini ifade eden Yeşil, biz Salı günü başvuru yaptık valilik bize Çarşamba günü durumu bildirseydi başkası üzerinden başvuruyu yapıp, eğer izin vermek gibi bir niyetleri olsaydı böyle bir girişimde bulunabilirlerdi diye düşünüyorum” dedi.

    HAYATLARIMIZDAN VE HAKLARIMIZDAN VAZGEÇMİYORUZ

    Açıklamada 25 Kasım tarihiyle ilgili şunlar belirtildi:

    25 Kasım 1960’da Dominik Cumhuriyeti’nde diktatörlüğe karşı demokrasi ve özgürlük mücadelesi yürüten Mirabel Kız kardeşler Diktatör Trujillo’ nun askerleri tarafından tecavüz edilerek vahşice katledildiler. Erkek-Devlet şiddetine karşı mücadelenin simgesi olan ve ‘Kelebekler’ adıyla efsaneleşen üç kız kardeşin öyküsü bugün tüm dünyada adeta kelebekçesine kanat çırparak özgürlüğe uçmayı sürdüren milyonlarca kadının mücadelesine ışık tutuyor.

    Kadınlar dünyanın dört bir yanında; toplumsal cinsiyet eşitsizliğine, ayrımcılığa, ataerkil toplumsal şiddete, aile içi şiddete, gericiliğe, savaşa, militarizme, ırkçılığa ve faşizme karşı kadın dayanışmasını örüyor, seslerini yükseltiyorlar.”

    Yeşil,”Kamuoyunda ‘Müftülük Yasası’ olarak bilinen Nüfus Hizmetleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın yasallaşma sürecidir” dedi.

    Açıklamada 2017 yılının ilk on ayında şiddet gören, katledilen, tacize tecavüze uğrayan kadınların sayısını paylaşan Yeşil, şunları belirtti: “2017 yılının ilk on ayında en az 242 kadın ve kız çocuğu erkekler tarafından katledildi, 77 kadın tecavüze uğradı, 207 kadın taciz edildi, 286 kız çocuğu cinsel istismara maruz kaldı. Basına yansıyan vakalar sonucu oluşturulmuş bu sayıların gerçekte çok daha fazla olduğunu biliyoruz.

    Her güne en az iki kadın cinayeti düşüyorken iyi hal, haksız tahrik gibi cezai indirimler uygulanmaya devam ediyor. Eril yargının uyguladığı cezasızlık politikası taciz ve tecavüzün artmasına neden oluyor. Bizzat siyasal iktidar tarafından üretilen ve pompalanan cinsiyetçi söylemler kadınların sokakta, otobüste, metro da tanımadığı erkekler tarafından kıyafetleri bahane edilerek fiziksel şiddete maruz kalmalarına dayanak oluyor.”

    HAPİSHANELERDEKİ HUKUKSUZLUKLAR SON BULSUN

    Haksız ve hukuksuz bir şekilde tutuklanan kadın arkadaşlarımızı Dersimli kadınlar olarak selamlıyoruz. Elazığ hapishanesindeki kadın tutsaklar başta olmak üzere devrimci tutsaklara yönelik uygulanan fiziki ve psikolojik baskı, cinsel şiddet, kötü muamele işkence ve sağlık hakkına erişme engelini kınıyor biran önce hapishanelerdeki hukuksuzlukların son bulmasını istiyoruz.

    Açıklama şu şekilde devam etti:

    Kadın cinayetlerini durdurmak için, tacize ve tecavüze, haksız tahrik indirimine son vermek için, AKP’nin kadın düşmanı politikalarına dur demek için, güvencesiz, kayıt dışı, kölece çalışmaya hayır demek için, nefret suçlarına dur demek için, OHAL’in son bulması için, laik-seküler yaşamı savunmak için, savaşa karşı onurlu bir barış inşa etmek için, emeğimiz, bedenimiz, kimliğimiz bizimdir demek için, haklarımızı ve hayatlarımızı elimizden almak isteyenlerden hesap sormaya devam edeceğiz.”

    Hüseyin Yaşar SEZGİN/DERSİM