Etiket: Divriği Gazetesi

  • Alevi külliyatı bu fuarda, Aleviliği merak edenler gelebilir-VİDEO

    Alevi külliyatı bu fuarda, Aleviliği merak edenler gelebilir-VİDEO

    PİRHA – Türkiye’de bir ilk olan 3. Şahkulu Kitap Fuarı ikinci gününde. Stand açan yayınevi emekçileri ve Alevi yazarlar, “Her şeye rağmen bu Alevi kitap fuarının olması bir kazanımdır. Bu Türkiye’de bir ilk. Umarım ileriki yıllarda da eksiklikler giderilerek daha da güzeli olur” ifadelerini kullandılar. 

    Türkiye’de bir ilk olan Şahkulu Alevi Kitap Fuarı’nın 3’ncüsü Şahkulu Dergahı’nda gerçekleşiyor. Şahkulu Kitap Fuarı’nın ikinci günündeki fuarda kitap standı açan yayınevi emekçileri ve Alevi yazar Süleyman Zaman PİRHA’ya konuştu.

    “ALEVİ KİTAP FUARININ OLMASI BİR KAZANIMDIR”

    Şahkulu Dergahı öncülüğünde yapılan Alevi kitap fuarında kitap standı açan Divriği Gazetesi kurucularından Yahya Kemal Bayar, “Katılım hava şartlarından veya farklı nedenlerden dolayı geçen yıla oranla düşük. Organizasyon biraz geç yapıldı. Organizasyonun geç yapılmasının katılımın az olmasında büyük etkisi var. Her şeye rağmen bu Alevi kitap fuarının olması bir kazanımdır. Bu Türkiye’de bir ilk. Umarım ileriki yıllarda da eksiklikler giderilerek daha da güzeli olur. Biraz böyle iyimser bakmaktan fayda var” dedi.

    KİTAP OKUMADA TEMBELLİK

    Alevi toplumunun eskiden beri aydınlıktan yana olduğundan kaynaklı çok kitap okuduğunu belirten Bayar, “Son yıllarda Türkiye ile de mukayese edersek Alevi kitlesi okuma konusunda biraz daha tembel diyebiliriz. Bu nedenle fuara katılıp ihtiyaç duyduğu bir kitabı alabilir ama okuma alışkanlıkları son derece zayıf. Alevilerin bu zafiyetini gidermesi lazım. Çünkü çok az okuyan veya hiç okumayan bir topluluk haline geldi. Bunu bir eleştiri olarak kabul edebiliriz ben de o toplumun bir mensubuyum. Ve Alevi toplumunda okuma sayısı epey düştü. Merak edilen bir kitapta hiç yok” şeklinde konuştu.

    “ALEVİLER ÇOCUKLARINI ALEVİ ERKANINA GÖRE YETİŞTİREMİYORLAR”

    Bayar konuşmasını son olarak şöyle sürdürdü:

    “Aileler çocuklarını Alevi erkanına göre yetiştirmiyorlar ve yetiştiremiyorlar. Bunu söylediğimiz zaman diyorlar Alevilik bir taşra inancı ve kültürü. Bu nedenle büyük şehirlerde bu zor yapılamaz diyorlar. Ben bu fikre katılmıyorum. Çünkü bir defa Alevilik taşra inancı olabilir ama Alevilik modernizm üzerine kurulduğu için kentte de olabilir kırda da olabilir. Ancak esas olan yolunu olduğu gibi süremiyorlar. Bunun sıkıntıları var.”

    “ALEVİLİĞİ MERAK EDENLERİN ALEVİ KÜLLİYATINI BULACAĞI BİR FUAR”

    Her şeyden önce kitap fuarının açılmış olmasının bile başlı başına önemli bir olay olduğuna vurgu yapan Alevi Yazar Süleyman Zaman ise, “Alevi kitap fuarı dediğimizde Alevi külliyatının biraraya toplandığı, Aleviliğe merak duyan ya da kendisini geliştirmek isteyen ve araştırmak isteyen insanların toplu halde Alevi külliyatını bulacağı bir fuar konumunda. Bu anlamda da okuyucular için çok önemli bir işlevselliğe sahip” diye konuştu.

    “ALEVİ TOPLUMU DAHA ÇOK PİLAV GÜNLERİNE KATILIYOR”

    Türkiye’de kitap okuma oranın çok düşük olduğuna dikkat çeken Zaman, şunları ifade etti:

    “İnsan bir bilgi varlığıdır. Bilgiye de ancak kaynağından ulaşılabilinir. Bilgi eğer bilince dönüştürülürse bir anlamı var. Bu nedenle bir insan eğer kendisini geliştirmek istiyorsa önce bilgilenmelidir. Bilgiyi de kaynağından öğrenmelidir. Bu nedenle her kitap bir kaynaktır. Bu tür kitap fuarlarının açılması çok anlamlıdır. Ve okurun duyarlı olması da burada çok önemlidir. Alevi toplumu daha çok pilav günlerine katılım sağlıyorlar. Böyle kitap fuarları ve paneller olunca çok fazla katılım olmuyor. Bizim en büyük çıkmazımız burada aslında.”

    “ALEVİLİĞİ BÜTÜNSEL BOYUTU İLE GENÇLERİMİZE VERMELİYİZ”

    ‘Alevi kurumları görevlerini yerine getirmiyor’ diye eleştirildiğini ancak burada verilen eğitimlerde insanların duyarsız kaldığını belirten Zaman, şöyle devam etti:

    “Biz istiyoruz ki gençlerimiz de gelsinler. Çünkü her şey geçmişler toplamıdır. Gelecekte geçmiş üzerine ve bugün üzerine kurulacaktır. Geleceği temsil eden gençlerimiz Aleviliği doğru bir yerde doğru bir şekilde kulaktan dolma değil geleneksel Aleviliğin ötesinde bilgiye, kaynağa dayanan bilimsel, felsefi, düşünceleri görüşleri içeren kaynaklara yönelmeleri ve doğru bir şekilde Aleviliği öğrenmeleri gerekiyor. İşte bu fuarlar buna hizmet ediyor. Aleviliği sadece ritüel boyutuna indirgediğimizde diğer boyutları unutulmuş oluyor. Bunun toplumsal, felsefi, tasavvufi ve teolojik boyutu var. Oysa bizim asıl Aleviliği bütüncül boyutu ile hiçbirini diğerinden ayırmadan hem inançsal hem de diğer boyutlarını da ele alan bir Aleviliği mutlaka gençlerimize vermemiz gerekiyor.”

    “FARKLI FARKLI BÖLGELERDEN YAZARLAR GELİYOR”

    Şahkulu öncülüğünde yapılan Şahkulu Kitap Fuarı’nda stand açan Kadın Komisyonu üyeleri adına  konuşan Nurten Başıgüzel ise, “Üç yıldır yapılan bu fuarda biz de Şahkulu Kadın Komisyonu olarak bu süreçte kitaplarımızı satıyoruz. Farklı farklı bölgelerden yazarlar, şairler ve ozanlarımız geliyorlar. Burada kitap fuarının yanı sıra çok güzel söyleyişiler oluyor. Geçen yıl çok ilgi vardı ve çok kitap satıldı. Alevi kitap fuarı sadece Şahkulu Dergahı’nda oluyor. Amacımız daha çok insana ulaşıp daha güzel kaynaklardan bilgi almalarını sağlamak” diye konuştu.

    Her gün 10:00 ile 19:00 arası açık olacak olan Şahkulu Kitap Fuarı ikinci gününde ise ‘Ezoterizm ve Alevilik’, ‘Değerler Sistemi ve Alevilik’ ve ‘Alevi Gençliğinin Sorunları’ panelleri yapılacak.

    PİRHA/İSTANBUL

     

     

  • Divriği Gazetesi 12 yıldır yerelin nabzını tutuyor-VİDEO

    Divriği Gazetesi 12 yıldır yerelin nabzını tutuyor-VİDEO

    PİRHA- Divriği Gazetesi 12 yıldır zamana meydan okuyor. Yerelin sorunlarını, yaşamını okuyucuyla buluşturan Divriği Gazetesi’nin kurucularından Yahya Kemal Bayar ile konuştuk. 

    Yerelin nabzını tutarken ulusal gündemden de uzaklaşmayan Divriği Gazetesi, zamanın ötesinde bir yayıncılık yapıyor. Gazete, medya yayın organlarının kapatıldığı, sansürlendiği günümüzde Türkiye’nin yerel ağlarından topladığı haberlerle halkın nabzını tutmaya devam ediyor.

    12 yıl önce Babıali diye de bilinen Eminönü Sultanahmet’teki binasında yayın hayatına başlayan ve devam eden Divriği Gazetesi’nin ilk günden bugüne gelişini konuştuk.

    Divriği Gazetesi’nin kurucularından Yahya Kemal Bayar ile tarihi Hipodromun duvarlarına bakan gazetenin binasında görüştük.

    Kendisi de Sivas Divriğili olan Bayar, liseden sonra uzun yıllar yayıncılık, kitapçılık ve edebiyat dünyasının içinde yer aldı. Divriği Kültür Derneği’nde uzun yıllar yöneticilik yapan Bayar’da 2004 yılında Divriği Gazetesi’ni çıkarma fikri oluştu. 2016’ın Haziran ayında tanıtımını yaptıkları Divriği Gazetesi’nin ilk sayısını Eylül ayında çıkararak 12 yıl düzenli olarak aksatmadan bugünlere getirdi.

    GAZETENİN YANI SIRA BİR KÜLTÜR MERKEZİ

    Gazete binası sadece bir yayıncılık faaliyeti üstlenmiyor. Öte yandan belli günlerde binanın bahçesinde sinema günleri, söyleşi ve paneller gerçekleştiriliyor. Bayar, “Bir tür kültür merkezi olarak da çalıştığımızı da söyleyebiliriz” diyor.

    3 bin 500 civarında abonesi bulanan Divriği Gazetesi’nin tirajı ise 7 bine yakın.

    Bayar, “İstanbul’da iyi bir Divriğli potansiyeli var. Ulusal ölçekte yayınlarla, gazetelerle irtibatlarımız var. Bizim haberlerimiz bu ulusal basında ya da televizyonlarda haber olarak çıkar. Etkili haberlerimiz oldu” ifadelerini kullanıyor.

    OKURLARININ YÜZDE 70’İ ALEVİ

    Türkiye’de gazetecilik ve yayıncılık yapmanın meşakkatli olduğunu söyleyen Bayar sözlerini şöyle sürdürüyor:

    “Bundan dolayı çeşitli davalara ve mahkemelere maruz kaldığımız zamanlar oluyor. Bunun haricinde sadece Divriği Gazetesi değil, muhalif medya dediğimiz bir medya var, o medyayla da bir şekilde görüşmelerimiz oluyor. Onlarla toplantılarımız olur. Bir tarafta iktidarın sesi olan bir medya varsa diğer taraf da gerçekleri yazan özgür bir Türkiye için gazetecilik yapan da olacak haliyle. Bu bizimle başlamadı, bizimle de bitmeyecek.”

    Bayar, okur kitlesinin hemen hemen yüzde 70’inin Alevilerden diğer yüzde 30’luk kesimin de entelektüel, aydın ve demokratlardan oluştuğunu söylüyor.

    OTORİTER YÖNETİMLERE KARŞI ÖZGÜRLÜKLER

    Bayar sözlerine şöyle devam ediyor:

    “Yelpazesinde fikir özgürlüğü vicdan özgürlüğü mağduriyetler olan konularda biz tutumumuzu otoriter yönetimlere karşı özgürlük alanlarını tercih ettik. Madımak Katliamı konusunda Divriği Gazetesi doğrudan bir tutum alan bir gazete. Çünkü Madımak Katliamı’ndan beş arkadaşımız dolaylı olarak etrafında olan arkadaşlarımızdı. Alevilerin mağduriyetleri üzerine yine sessiz kalmadık. Hrant Dink meselesinde de etkili yayıncılık yaptık. Türkiye’nin bu kadar karanlık ya da otoriter bir yönetime doğru evirildiği süreçte gazete hiçbir sorun yokmuş gibi yoluna devam edemiyor.

    Bizim okur tabanımız daha çok emeğiyle geçinen, başka gelirleri olmayan kesimler. Bu gazetenin yaşamasına işveren kesimlerden küçük esnaflardan reklam vererek yaşatan çokça kesim var. Gazete daha çok okurlarının üzerinde hayatını sürdüren bir gazete. Bizim diğer gazetelerden farkımız bu.”

    Profesyonel muhabir ağları yok. Divriği’nin 107 köyünün hemen hem tamamında irtibatlarının olduğunu söyleyen Bayar, “Her gün o köylerden bize telefon açıp, köyün durumunu anlatırlar. Bizim Avrupa’da da etkili bir okur çevremiz var. Dolayısıyla biz gazeteciliği eski haliyle yapıyoruz. Yani ajanstan haber almak yerine direk haber kaynaklarını biz yaratıyoruz, bu haber kaynaklarını da bir şekilde okuyucuya ulaştırıyoruz” diye konuşuyor.

    “HER GAZETE ÇIKTIĞINDA DOĞUM YAPMIŞ GİBİ HİSSEDİYORUM”

    Divriği Gazetesi ile derin bir bağ kuran Bayar duygularını şöyle ifade ediyor:

    “Gazetenin ilk yıllarında birinci ikinci sayıyı çıkardığım zaman bu gazete bir şekilde çocuğum gibi oldu. Mesela zaman zaman kaç çocuğun var dediklerinde 120, 115 diyordum. Ben her gazeteyi çıkardığım zaman doğum yapmış gibi kendimi hissediyorum. Arkadaşlar, gazeteyi çıkardıktan sonraki gün kadın arkadaşlarım arıyor ‘ne yapıyorsun?’ dediklerinde, ‘Doğum yaptım şu an dinleniyorum’ diyorum.

    Bu gazeteyi matbaaya veriyorum, matbaadan alırken para vermek zorunda kalıyorsun ve matbaadan alamadığın günler oluyor. Yemek, içmek ve ihtiyaç konusunda bunların hepsini bir kenara bırakarak bu gazetenin alınması gerektiğinin sorumluluğunu yaşadım. Bir şekilde bana 1 lira lazımsa gazeteye de 1 lira lazımsa ben o 1 lirayı kendime istemiyorum gazete için kullanıyorum.”

    “YEREL BASIN TAMAMEN SAHİPSİZ”

    Yerelin ulusalı beslediğini düşünen Bayar, yerel basının tamamen sahipsiz olmasından şikayetçi.

    “Yerel basın yoksa ulusal basın çok bir işe yaramıyor. Bizim yaptığımız haberler, ulusal basının çeşitli gazetelerinde defalarca manşet oldu. Ben yapmasaydım o haberler oralarda manşet olmayacaktı. Çünkü ulusal basının Anadolu’daki ağları, damarları tamamen kurumuş vaziyette.

    Türkiye’de yerel basın tamamen sahipsiz. Kendi imkanlarıyla çıkıyor. Biz diyelim ki Basın-İlan kurumundan resmi ilan alma haklarının olmaması yerel basını devre dışı bırakıyor. Yerel basındaki gazeteciler de alternatif bir basın olabilmeyi göze alamıyor. Yerel basın Anadolu’da çok istisnalar hariç tamamı yerel yönetime, kaymakamlığa ya da valiye bağlı. Bunların yaptığı haberler ulusal haberdeki iktidarın etkisi neyse yerel haberdeki valiliğin etkisi aynı.”

    “OKUR İLE AYNI YAŞAMIN PARÇALARIYIZ”

    Bayar, Divriği Gazetesi’ni bu noktada ayrı tutuyor:

    “Biz herhangi bir valiye, kaymakama bağlı bir yayıncılık sistematiği uygulamadık. Direk okurun desteğiyle çıktığımız için bağımlı bir gazetecilik yapmıyoruz. Bağımsız bir gazetecilik yapıyoruz, yazacaklarımızı da daha özgür bir şekilde ifade ediyoruz. Dolayısıyla belki Divriği gazetesini öne çıkaran, özgün kılan faktörlerin yanında bu nokta önemli.

    Bu gazetenin başkaları için bir önemi olmayabilir ama Divriği’nin her köyüne her evine gittiğiniz zaman bu gazeteyi orada görürsünüz. Birçoğu da bunu arşiv yapar. Dolayısıyla okurun bakış açısı belirleyici oluyor. Okurla aynı yaşamın parçaları olduğumuz için onlarla bağlarımız güçlü oluyor.”

    “BİTMEYECEK BİR HAYAL İLE YOLUMUZA DEVAM EDELİM”

    Bayar, gazete denilince sansür, oto sansür ve baskı akla geldiğini söylüyor.

    Baskının olduğu yerde gazeteciliğin değerinin ortaya çıktığını ifade eden Bayar, “Gazeteciler için de baskısız bir dönem zor. Çünkü Türkiye’nin ya da dünyanın cennet olması gibi bir şey olur. Dolayısıyla gazetecilerin üzerinde baskının olmadığı, özgürlüklerin olduğu hatta medyanın üzerinde baskıların, otoriter tutumların olmadığı bir dünya hayal edelim. Bitmeyecek bir hayal ile yolumuza devam edelim” diyerek sözlerini sonlandırdı.

    Sevim KAHRAMAN/Semra ACAR

    İSTANBUL

     

  • Divriği Gazetesi, 22-27 tarihlerinde kültür turu düzenliyor

    Divriği Gazetesi, 22-27 tarihlerinde kültür turu düzenliyor

    PİRHA – Divriği Gazetesi, 22-27 Mayıs tarihlerinde kültür turu düzenliyor. 

    Divriği Gazetesi, 22-27 Mayıs’ta kültür turu düzenliyor. Amasya, Divriği, Kemalye ve Arapgir’de yapılacak tur iki gün sürecek.

     

  • Divriği’de cezaevi cemevi oldu

    Divriği’de cezaevi cemevi oldu

    PİRHA – Sivas’ın Divriği ilçesinde bulunan cezaevi ile ilgili yeni bir karar çıktı. Adalet Bakanlığı, mahkum yokluğundan dolayı kapatılan Divriği Cezaevi’ni Divriği Hacı Bektaş Veli Derneği’ne 30 yıllığına verdi. Dernek burayı cemevi olarak kullanacak. 

    Divriği Gazetesi’nde yer alan habere göre; Türkiye’de bir ilk gerçekleşti. Uzun yıllardır mahkum yokluğundan dolayı kapalı olan Divriği Cezaevi, Hacı Bektaş Veli Derneği’nin girişimleri ile Adalet Bakanlığı’ndan 30 yıllığına kiralanarak cemevi oldu.

    Hacı Bektaş Veli Derneği bağış kampanyası başlattı ve uzun yıllar boş kalan cezaevinin bakım ve onarımını yaptırıyor.

    Cemevlerinin yasal statüye kavuşup kavuşmadığı gündemden düşmezken, devletin mülk sahipi olduğu kamu binası olan ‘Divriği Cezaevi’ ilk defa bir Alevi kurumuna verilmek üzere tapu verildi. Aleviler açısından emsal teşkil edilirse devamında buna benzer kamu ve vakıf mülklerinin Alevi kurumlarına devrinin önü açılmış sayılabilir.