Etiket: diyalog

  • DAD: Kürt sorununa dair açıklamalar somut ve samimi bir sürece dönüştürülmeli!

    DAD: Kürt sorununa dair açıklamalar somut ve samimi bir sürece dönüştürülmeli!

    PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), Kürt sorununun müzakere yöntemiyle çözülebileceğine dair açıklamaların samimi ve somut bir sürece dönüştürülmesi beklentisi içinde olduklarını açıkladı. DAD, “Ortak vatanda, ortak yaşam için temel gerekliliktir. Ve bu barış, halklarımız, kadınlar, emekçiler ve tüm ötekileştirilenler açısından sadece muktedirlere bırakılamayacak kadar yaşamsaldır. Bu manada barış mücadelesini yükseltmek, barışın sesi olmak kolektif geleceğimize sahip çıkmaktır” dedi.

    Kürt sorununun çözümüne dair yapılan “yeni süreç” tartışmalarına ilişkin Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Merkezi yazılı bir açıklama yaptı.

    Ortadoğu’da yoğunlaşan üçüncü dünya savaşının halklar açısından daha büyük yıkımlar taşıdığına değinen DAD, ülke genelinde ise kolektif bir ihtiyaç olan toplumsal barışın demokratik cumhuriyet ile mümkün olacağına işaret etti.

    DAD, iktidar kanadından gelen ve Kürt meselesinde diyalog kapılarının aralanabileceğine, toplumsal barış yolunda temel bir sorunun müzakere yöntemiyle çözülebileceğine dair açıklamaların samimi ve somut bir sürece dönüştürülmesi beklentisi içinde olduklarını kaydederek, muhalefet partilerinin bu süreçte sorumluluk alarak sürecin başlamasına, samimi ve sonuç alıcı biçimde yürütülerek toplumsal barışın sağlanmasına katkı sunması çağrısında bulundu.

    “KOLEKTİF BİR İHTİYAÇ OLAN BARIŞ DEMOKRATİK CUMHURİYETLE MÜMKÜNDÜR”

    Demokratik Alevi Dernekleri‘nin ‘yeni süreç’ ve ‘Kürt sorununda somut çözüm/toplumsal barış’ tartışmalarına dair açıklaması şöyle:

    “Bilindiği üzere Ortadoğu, Mezopotamya ve Anadolu kadim zamanlardan beri pek çok halkın ortak vatanı olmuş ve medeniyetlere ev sahipliği yapmış coğrafyalardır. Bu durum dün olduğu gibi bugün de yaşanmakta olan somut bir gerçekliktir.

    Halklar bahçesi olarak tanımlanan ve insanlığın pek çok kazanımına öncülük eden bu topraklar, emperyalist merkezler ve bölgesel gerici rejimler tarafından süreklilik arz eden savaşlar ve vahşi bir talanla kan revan içinde bırakılmaktadır.

    Üçüncü dünya savaşı somut olarak Ortadoğu’da yoğunlaştırılmış ve halklar bu savaşlar sarmalında tüketilmekte olduğu gibi daha yaygın ve yoğun bir çatışmanın zemini de gittikçe güçlenmektedir. Bu durum ise halklarımız açısından daha büyük tehlikeler, daha büyük yıkım ve acılar anlamına gelmektedir.

    Muktedirlerin ayrıştırıp düşmanlaştıran, çatıştıran politikaları karşısında rızalaşma ve ikrarlaşma temelli bir barış talebinin sesi olmak ve mücadelesini yükseltmek mazlumlar açısından bir zorunluluktur. Kolektif bir ihtiyaç ve gereklilik olan toplumsal barış ise demokratikleşmeyle, demokratik Cumhuriyetle mümkün olabilecektir.

    “DİYALOGUN SOMUT BİR SÜRECE DÖNÜŞTÜRÜLMESİ BEKLENTİSİ İÇERİSİNDEYİZ”

    Bu bağlamda, iktidar kanadından gelen ve Kürt meselesinde diyalog kapılarının aralanabileceğine, toplumsal barış yolunda temel bir sorunun müzakere yöntemiyle çözülebileceğine dair açıklamaların samimi ve somut bir sürece dönüştürülmesi beklentisi içindeyiz. Samimiyet ve iyi niyet göstergesi olarak çatışmaların durdurulması, daha fazla kan dökülmemesi çağrısında bulunuyoruz. Yine muhalefet partileri de bu süreçte sorumluluk almalı, sürecin başlamasına, samimi ve sonuç alıcı biçimde yürütülerek toplumsal barışın sağlanmasına katkı sunmalıdır. Kürdün toplumsal varlığını sorun olarak algılayıp bir soruna çeviren zihniyet ve politikalar iktisadi, toplumsal ve siyasal çöküşe ve çürümeye, derin yoksulluğa, kadın ve çocuk cinayetlerinde tırmanışa yol açmıştır. Çok kültürlü ve çok kimlikli toplum gerçekliğimizi esas alıp bu minvalde atılacak adımlar yaşamın tüm alanlarını kapsayacak şekilde genişleyecek, toplumsal sağalma ve barışla, demokratikleşmeyle sonuçlanacaktır.

    “ALEVİLERE VE ALEVİ KURUMLARINA GÖREV DÜŞÜYOR”

    En büyük tehlike dış tehdit değil, içte ki rızasızlık halidir. Hak teslimi, rızalaşma temelli bir barış öncelikle kolektif ihtiyacımızdır. Ortak vatanda, ortak yaşam için temel gerekliliktir. Ve bu barış, halklarımız, kadınlar, emekçiler ve tüm ötekileştirilenler açısından sadece muktedirlere bırakılamayacak kadar yaşamsaldır. Bu manada, barış mücadelesini yükseltmek, barışın sesi olmak kolektif geleceğimize sahip çıkmaktır.

    Rıza Yolu’nun talipleri olan biz Alevi halklar, kendimizi bu sürecin öznesi olarak görüyor, toplumsal barışın gerek toplumsal özelimiz, gerekse kolektif geleceğimiz açısından önemini biliyoruz. Demokratik cumhuriyet için demokrasi mücadelesinin bir tarafı, demokrasi kervanının bir bileşeniyiz. Halklarımızın rızalı-ikrarlı birliği için tüm Alevilere ve Alevi kurumlarına görev düşmektedir. Barışı sahiplenemez, inşa edemezsek, tüm halklarımız daha koyu bir karanlık ve yıkımlar sarmalına çekilecektir. Barış mücadelesi ise rızalı-ikrarlı birliği ve yaşamı sahiplenmek anlamına gelecektir. Zaman Sahipsiz, Mekân Rızasız, Mazlum Çaresiz Değildir!”

    PİRHA/İSTANBUL

     

     

  • Türkiye Alevi Federasyonu: Kürt sorununda çözüm tüm toplumsal kesimlerin katkısıyla mümkün

    Türkiye Alevi Federasyonu: Kürt sorununda çözüm tüm toplumsal kesimlerin katkısıyla mümkün

    PİRHA-  Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE), Kürt sorununun ülkenin en köklü sorunlarından biri olduğunu belirterek, çözümün tüm toplumsal kesimlerin katkısıyla mümkün olduğunu ifade etti. ADFE, “Bizler, Kürt halkının tarihsel ve kültürel haklarını tanıyan, eşit yurttaşlık temelinde bir çözümün kaçınılmaz olduğunu savunuyoruz. Ancak bu çözüm, sadece devletin değil, tüm toplumsal kesimlerin katkısıyla mümkündür. Her kesimin bir araya geldiği, şeffaf ve samimi bir toplumsal diyalog süreci başlatılmalıdır” diye belirtti.

    Kürt sorununun çözümüne dair yapılan “yeni süreç” tartışmalarına ilişkin açıklama yapan Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE) yazılı açıklama yaptı. “Barış, tüm Türkiye’nin rızasıyla inşa edilecektir!” başlığıyla yapılan açıklamada, her kesimin bir araya geldiği, şeffaf ve samimi bir toplumsal diyalog süreci başlatılması çağrısında bulunarak, Kürt sorununun hak ve eşit yurttaşlık temelinde çözümüne işaret edildi.

    “BARIŞ VE ADALET ARAYIŞININ EN ÖN SAFINDA YER ALIYORUZ”

    Türkiye’nin tarihsel sürecinde, toplumsal barış ve kardeşlik arayışının köklü bir mesele olduğuna değinilen açıklamada, “Yüzyıllardır farklı kültürlerin, etnik grupların ve inançların bir arada yaşadığı bu topraklarda, eşitlik ve adaletin tesis edilmesi, barışın kalıcı hale gelmesi için öncelikli koşuldur. Türkiye Alevi Federasyonu olarak, inancımızın temellerinde yer alan “rızalık” ve “birlikte yaşama” felsefesi doğrultusunda, ülkenin derin sorunlarının çözümüne dair bakışımızı paylaşmak, toplumsal barışın sağlanmasına katkı sunmak istiyoruz. Türkiye’nin bugünkü sorunları, sadece güncel siyasi tartışmaların ürünü değil, aynı zamanda tarihsel süreçlerin ve sistematik eşitsizliklerin bir sonucudur. Ülkemizde etnik, mezhepsel, sosyal ve ekonomik farklılıklar üzerinden derin yaralar açılmıştır. Aleviler olarak, bu sorunların en fazla mağdur edilen kesimlerinden biri olmamız nedeniyle, barış ve adalet arayışının en ön saflarında yer alıyoruz” denildi.

    “KÜRT SORUNUNUN ÇÖZÜMÜ KAÇINILMAZDIR”

    Kürt sorununun çözümünün kaçınılmaz olduğu vurgusu yapılan ADFE açıklamasında, “Kürt meselesi ise, ülkenin en köklü sorunlarından biridir ve bu meselenin çözülmemesi tüm Türkiye’yi etkileyen bir huzursuzluk ve adaletsizlik yaratmaktadır. Bizler, Kürt halkının tarihsel ve kültürel haklarını tanıyan, eşit yurttaşlık temelinde bir çözümün kaçınılmaz olduğunu savunuyoruz. Ancak bu çözüm, sadece devletin değil, tüm toplumsal kesimlerin katkısıyla mümkündür. Aleviler olarak bu coğrafyada ayrımcılığa uğrayan tüm kesimlerin yanında duruyoruz. Alevi bakış açısında, adalet sadece bir devlet politikası değil, bir yaşam biçimidir. Aleviler, tarih boyunca haksızlığa karşı durmuş, zulme karşı mücadele etmiş bir inanç topluluğudur. Bugün de, Türkiye’nin her kesimi için adaletin sağlanması gerektiğine inanıyoruz. Bu nedenle, Türkiye’nin demokratikleşmesi, tüm inanç gruplarının, etnik toplulukların ve sosyal sınıfların eşit haklara sahip olmasını talep ediyoruz. Devletin, vatandaşlarına eşit mesafede durması, kimsenin inancı, dili, etnik kökeni nedeniyle ayrımcılığa uğramaması gerektiği düşüncesini savunuyoruz” diye belirtildi.

    “ŞEFFAF VE SAMİMİ BİR TOPLUMSAL DİYALOG SÜRECİ BAŞLATILMALI”

    ADFE, açıklamasının devamında şunları kaydetti:

    “Tüm farklı grupların kimliklerinin anayasal güvence altına alınması elzemdir. Ayrımcılığa karşı güçlü yasalar çıkarılmalı, bu yasalar etkin bir şekilde uygulanmalıdır. Her kesimin bir araya geldiği, şeffaf ve samimi bir toplumsal diyalog süreci başlatılmalıdır. Bu süreçte, geçmişte yaşanan mağduriyetler ve haksızlıklar kabul edilmeli, ortak bir gelecek inşa edilmelidir. Türkiye’nin barışa ulaşması, tüm kesimlerin haklarının tanınması ve toplumsal uzlaşının sağlanmasıyla mümkündür. Alevi inancının köklü rızalık anlayışı ve adalet arayışı, bu barış sürecinde yol gösterici olabilir. Türkiye Alevi Federasyonu olarak, her türlü ayrımcılığın son bulduğu, her bireyin kimliğiyle eşit ve özgür olduğu bir Türkiye için mücadele edeceğimizi, bu topraklarda barışın rıza temelinde inşa edileceğine olan inancımızı bir kez daha yineliyoruz. Çünkü bizler, barışın sadece bir sonuç değil, bir yaşam biçimi olduğunu biliyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Antalya’daki kurumlardan ortak çağrı: Barış ve diyalog süreci başlatılmalıdır

    Antalya’daki kurumlardan ortak çağrı: Barış ve diyalog süreci başlatılmalıdır

    PİRHA- Alevi kurumlarının da olduğu siyasi parti ve STÖ’ler işkenceye karşı mücadele ve Kürt sorununda barış-diyalog sürecinin başlatılması çağrısında bulundu.

    Aralarında Antalya’da Antalya Abdal Musa Derneği, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Antalya Şubesi, Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği, Pir Sultan Abdal Derneği’nin de bulunduğu sivil toplum örgütleri ve siyasi partiler yazılı açıklama yaparak işkenceye karşı mücadele çağrısında bulundu.

    “İŞKENCE İNSANLIK SUÇUDUR”

    “İşkenceye karşı mücadele ve Kürt sorununda barış-diyalog sürecinin başlatılması çağrımızdır” başlıklı açıklamada şunlar ifade edildi:

    “Arjantin’de kanlı faşist cunta ile duymaya başladığımız, muhalifleri uçaklardan atarak katletme pratiğinin ülkemizde duyulması da yeni değildir. Kanlı 90’lar sürecinde de çok sayıda işkence mağduru helikopterden sallandırılıp geri içeri alındıklarını anlatmış ve o dönemde bazı kişilerin de helikopterden atılarak katledildiği iddiaları da gündemde yer almıştı. Son olayın, doksanlardaki gibi paramiliter güçler eliyle değil, doğrudan resmi güçler tarafından yapıldığı iddia edilmektedir. Operasyona katılan ve helikopterde bulunan kişilerin kimliği bellidir. Bu kişiler ve emri verenlerle ilgili, işkence ve yaşam hakkı ihlali nedeniyle derhal etkin bir soruşturma başlatılmalı ve failler görevden el çektirilerek tutuklanmalıdırlar. TBMM İnsan Hakları Komisyonu ve Adalet Bakanlığı’nı sorumluluklarını yerine getirmeye davet ediyoruz.

    “HDP’YE YARGI ELİYLE YAPILAN SİYASİ BASKILARA SON VERİLMELİDİR”

    Bu olayla aynı dönemde, daha önce çok sayıda soruşturma ve yargılamaya konu olmuş olan 6-7 Ekim 2014 Kobane olayları bahane edilerek, 82 siyasetçi hakkında gözaltı kararı verildi ve Kars Belediye Eşbaşkanı Ayhan Bilgen’le birlikte HDP’li 20 siyasetçi evleri basılarak gözaltına alındı. Diyarbakır’da, yine darbe dönemlerini aratmayacak yöntemlerle, gazeteci ve siyasetçiler gözaltına alındı. Akabinde, Kars’ta HDP’li Belediye Eşbaşkanı Şevin Alaca, Belediye Meclis üyeleri ve siyasetçilerin olduğu 20 kişi daha gözaltına alındı. Bugün ise Ankara’da, adliye koridorunda avukatların önüne polis barikatı kurularak, duruşma salonuna girişleri engellendi ve avukatların yokluğunda, insan hakları örgütlerinde yöneticilik yapmış olan Kars Belediye Eşbaşkanı Ayhan Bilgen ve Av. Nazmi Gür ile birlikte HDP’li 17 siyasetçinin tutuklandıkları açıklandı ve HDP’li Kars Belediyesi’ne de kayyum atandı. Kürt sorununda derinleştirilen ’çözümsüzlük  ve çökertme’ siyasetine paralel olarak, yaygınlaşan işkence ile birlikte, Kürt halkına yönelik doksanların bütün vahşetinin, göstere göstere yeniden devreye sokulmasına tanık olmaktayız.”

    “KÜRT SORUNUNDA BARIŞ VE DİYALOG SÜRECİNE DERHAL GERİ DÖNÜLMELİDİR”

    “Ülkeyi siyasi, ekonomik ve insani çıkmaza sürükleyen, şiddet sarmalına iten Kürt sorununda çözümsüzlük siyasetinden vazgeçilmeli, toplumun bütün kesimlerini kapsayan bir toplumsal barış ve diyalog süreci başlatılmalıdır” denilen açıklamanın devamında “Bütün demokrasi güçlerini, toplumsal muhalefeti, yaşanan işkence ve vahşi cinayetin sorumlularının açığa çıkarılıp yargılanmalarını sağlamak, bu vahşetin de cezasızlıkla sonuçlanmasına engel olmak için seslerini yükseltmeye, işkence, şiddet ve katliam politikalarına zemin hazırlayan çözümsüzlük siyasetine karşı, barış-diyalog ve çözüm talebine sahip çıkmaya çağırıyoruz” ifadelerine yer verildi.

    PİRHA/ANTALYA

     

     

  • Ozan: Aleviler savaş naralarına karşı barış isteyen Leyla Güven’e sahip çıkmalı-VİDEO

    Ozan: Aleviler savaş naralarına karşı barış isteyen Leyla Güven’e sahip çıkmalı-VİDEO

    PİRHA – Tutuklu HDP Hakkari Milletvekili Leyla Güven’in açlık grevi eylemi 47’inci gününde devam ediyor. DAD İzmir Eş Başkanı Hüseyin Ozan, barış ve diyalog sürecinin tekrar oluşması gerektiğinin altını çizerek toplumsal barışın sağlanması için Alevilerin de bu süreçte barışa sahip çıkması gerektiğini belirtti. 

    Tutuklu yargılandığı davanın Diyarbakır 9. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 7 Kasım’da görülen duruşmasında “Abdullah Öcalan’a dönük tecridi protesto etmek için açlık grevine başladığını” duyuran Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanı ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hakkari Milletvekili Leyla Güven’in açlık grevi eylemi 47’inci gününde.

    Güven’in açlık grevine  destekler de artarak devam ediyor. 10 farklı cezaevinde bulunan 42 siyasi hükümlü ve tutuklu 16 Aralık’tan bu yana süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eyleminde. Cezaevlerinde süren açlık grevi eylemlerine yeni grupların dahil olacağı da açıklandı.

    “KÜRT SORUNU BU ÜLKEDE KANGRENLEŞMİŞ BİR SORUN”

    Demokratik Alevi Derneği İzmir Şubesi Eş Başkanı Hüseyin Ozan, Güven’in açlık grevini değerlendirdi. 47 gündür açlık grevinde olan Leyla Güven ve onun paralelinde birçok cezaevinde açlık grevlerinin yayılarak devam ettiğini söyleyen Ozan, bu ülkede kangrenleşmiş problemlerin olduğunu bunların başında da Kürt sorununun geldiğinin altını çizdi.

    Barış ve diyalog sürecinde toplumsal barışın sağlandığına dikkat çeken Ozan, “Hem Kürt halkı için hem bütün Anadolu halkı için iyi bir süreçti, kan dökülmüyordu. Toplumun büyük bir bölümünden destek görüyordu” dedi.

    Bu sürecin öncülüğü Abdullah Öcalan’ın yaptığını kaydeden Hüseyin Ozan, barış masasının devrilmesiyle beraber o günden bugüne oluk oluk kan aktığını, kentlerin yakılıp yıkıldığını, düşmanlıkların geliştirildiğini belirtti.

    “BARIŞ VE DİYALOG SÜRECİNİ İSTİYORUZ”

    Yaşanan süreçte bütün Türkiye halklarının adeta bir ateşin içine atıldığını söyleyen Ozan, Türkiye’de yaşayan toplumsal guruplardan bir olan Alevilerin de bu şiddet ortamının en çok etkilendiği kesim olduğuna dikkat çekti. Ozan, “Toplumsal barışın gelişmesi hem bütün halkların hem Alevilerin yararınadır. Zira bu ülke hepimizin ortak yaşam alanımızdır, buradaki toplumsal kimliklerin tamamı bu ülkenin gerçekliğidir” dedi.

    Alevilerin barış istediğini kaydeden Hüseyin Ozan, Alevilerin barışı desteklemesi gerektiğini, bu zamanda barışın sesini yükseltmeye daha çok ihtiyaç olduğunun önemine vurgu yaptı.

    Leyla Güven’in başlattığı açlık grevinin önemine vurgu yapan Ozan, Barış ve diyalog istediklerini belirterek, Alevilerin de bu süreçte kendilerine düşen görevi yerine getirmesi gerektiğini, barışa sahip çıkılmasını istedi.

    “ALEVİLER BU SÜREÇTE BARIŞA SAHİP ÇIKMALI”

    Savaşın herkesin ortak felaketi anlamına geldiğini kaydeden DAD İzmir Şubesi Eş Başkanı Hüseyin Ozan, “Devleti yönetenler top yekün bir biçimde bütün toplumsal kesimleri bastırıyor” diye konuştu.

    Ozan, Alevi hareketine de eleştirilerde bulunarak şunları söyledi:

    Alevilerin bu manada kendilerine düşen görevleri yerine getirdiğini maalesef söyleyemiyoruz. Alevilerin kendi toplumsal sorunlarına denk düşen örgütlülüklerinden de bahsedemiyoruz. Bu bir gerçeklik. Genel yetersizlik ve örgütsüzlük Aleviler cephesinde de yoğun şekilde kendisini gösteriyor. Fakat bu durum hepimize kaybettiriyor. Hızlı aşılması gereken bir sorundur. Alevilerin de bu sürece dair aktif olarak düşünmesi gerektiğine inanıyorum. Bu süreçte barışa sahip çıkmaları, yükselen savaş çığlıkları karşısında barışın sesini yükseltmeleri gerekiyor.

    PİRHA/İZMİR