Etiket: diyanet işleri başkanı ali erbaş

  • ‘Asimilasyon politikaları Dersimlilerin inancını değiştiremez’-VİDEO

    ‘Asimilasyon politikaları Dersimlilerin inancını değiştiremez’-VİDEO

    PİRHA-Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın Dersim ziyaretini değerlendiren HDP Dersim İl Eşbaşkanı Ferhat Yıldız, DAD Genel Merkez Saymanı Emir Ali Genç ve PSAKD Dersim Şube Başkanı Ekber Kaya, asimilasyon politikalarına dikkat çekip, Dersim halkının bu politikalara yenilmeyeceğini ve inancını değiştirmeyeceğini kaydettiler. 

    Dersim’de inanca, Dersim kültürüne, doğasına, diline yönelik asimilasyon ve yok sayma politikaları uzun süreden beri devam ediyor.

    Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, Tunceli Valisi Mehmet Ali Özkan ve Cumhurbaşkanı Başdanışmanı İsrafil Kışla’nın katılımıyla Dersim’de Munzur Üniversitesi içerisinde yapımı tamamlanan Hz. Ali Cami, Hz. Ali ve Hz. Fatma Gençlik Merkezleri ile Ehlibeyt Kur’an Kursu’nun toplu açılışını gerçekleştirdi.

    Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın Dersim ziyaretine tepki gösteren Halkların Demokratik Partisi (HDP) Dersim İl Eşbaşkanı Ferhat Yıldız, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Merkez Saymanı Emir Ali Genç ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Dersim Şube Başkanı Ekber Kaya, PİRHA‘ya konuştu.

    “DİYANET ASİMİLASYON POLİTİKALARINDAN BAŞKA BİR ŞEY YAPMAMIŞTIR”

    Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın Dersim’e ve Dersimlilere saygı temelinde gelmediğini söyleyen Halkların Demokratik Partisi (HDP) Dersim İl Eşbaşkanı Ferhat Yıldız, “Diyanet İşleri Başkanlığı kurulduğu günden bu yana asimilasyon politikaları uygulamaktan başka bir şey yapmamıştır. Kimliğimizi, dilimizi tanımadılar ve inanç merkezlerimize saldırıp yok saydılar şimdi de yapılan budur. Zorunlu din derslerini bize zorla dayattılar o da yetmedi ana sınıflarına kadar din dersini getirdiler” dedi.

    “İNANCIMIZA SAHİP ÇIKACAĞIZ”

    Dersim’deki asimilasyon politikalarının başarıya ulaşması için Alevi inancının yapısının bozulmasının hedeflendiğini belirten Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Merkez Saymanı Emir Ali Genç, “Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın sistemin temsilcisi olarak Dersim’deki ziyareti, asimilasyon politikalarının başarıya ulaşması için atmış olduğu bir adımdır. Alevi inancı yüzyıllardır baskılara karşı direnmiştir, bundan sonraki süreçte de Dersimliler olarak inancımıza sahip çıkacağız” diye belirtti.

    “ALEVİ TOPLUMU BASKILARA KARŞI TESLİM OLMAYACAK”

    Alevi değerlerinin gözden düşürülmeye çalışıldığını vurgulayan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Dersim Şube Başkanı Ekber Kaya, “Eğer gerçekten Hz. Ali, Ana Fatma ve Düzgün Baba gibi Alevi inancının kutsalları önemseniyor olsaydı, Düzgün Baba’da silahla fotoğraf çektirmezdi, Munzur Gözeleri’ni mesire alanına çevirmezdi ve Aleviler için kutsal olan dağlarımız maden şirketleri için açılmazdı. Dersim’de hiçbir zaman, bu dönemde yaşanan asimilasyon politikaları yaşanmadı. Yapılmak istenen asimilasyon politikaları, bu halkın inancını değiştirmez, Alevi halkı yüzyıllardır bu baskılara karşı mücadele etti. Artık hükümetlere bu yaklaşımlarından vazgeçme çağrısında bulunuyoruz. Munzur Üniversitesi adeta Dersim’in değerleriyle oynama merkezi haline geldi. Bu beyhude çalışmalarınızdan vazgeçin, Alevi toplumu baskılara karşı hiçbir zaman teslim olmayacak” diye konuştu.

    Cihan BERK/DERSİM

  • HBVAKV’ten tepki: Diyanetin cemevi ziyareti samimiyetsiz, asimilasyon politikasıdır!

    HBVAKV’ten tepki: Diyanetin cemevi ziyareti samimiyetsiz, asimilasyon politikasıdır!

    PİRHA- Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Merkezi, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş ve beraberindeki heyetin Tunceli Cemevi önünde poz vermesine tepki gösterdi. Açıklamada, “Cemevine yapılan ziyaretin samimi ve yürekten olduğuna inanmıyoruz; çünkü biz Nazimiye’de cemevi önünde silahlarla gözdağı veren kaymakamı da, Cemevlerinin caminin alternatifi, başka bir inancın mabedi gibi gösterilmesi ‘Kırmızı Çizgimizdir’ diyen DİB sözcülerini de unutmadık” denildi.

    Dersim’e gelen Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, merkezde bulunan Tunceli Cemevi’ni ziyaret etti. Erbaş’ın cemevi ziyareti sonrası sosyal medyada paylaşılan fotoğrafa Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Merkezi yazılı bir açıklama ile tepki gösterdi.

    Açıklamada, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın tek inanç dışında tüm inançları yok sayan ve asimile eden bir pozisyonda olduğuna vurgu yapılarak, Diyanetin Aleviler üzerindeki hak ihlalleri ve söylemleri hatırlatıldı.

    “DİYANETİN CEMEVİ ZİYARETİ SAMİMİYETSİZ; ASİMİLASYONU KABUL ETMİYORUZ”

    Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Aleviliği tarif eden pratik ve uygulamalarının kabul edilemeyeceğinin belirtildiği açıklamada, Tunceli Cemevine gerçekleşen ziyaretin samimi olmadığı ifade edildi.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı’nın açıklaması şöyle:

    “Diyanet İşleri Başkanlığı kurulduğu 1924 yılından bu güne tam 98 yıldır siyasetin de etkisiyle ‘ insanların din işlerine bakmaktan çok, devletin din işlerine yön vermiş Anadolu topraklarında yaşayan insanların inançları arasında ayrımcılık yapmış, tek bir inancı kabul etmiş, yaşatma, geliştirme ve yaymak üzere bir politika izlemiş, diğer tüm inananların inançlarını ve ibadetlerini yok sayarak, asimile etmeyi görev edinerek politik bir misyon yüklenmiştir ve bunu Anayasa’nın 10 , 24 ve 136 . Maddelerini görmezden gelerek devam ettirmektedir. Laik bir devletin olmazsa olmazı hangi inanç olursa olsun finanse edilmemesi ve her inancın kendini finanse etmesidir. Ne yazıktır ki DİB Başkanlığı yapanların çoğu Alevileri yok sayarak, Aleviliği tarif ediyor. Alevilere Aleviliği öğretiyor. Aleviliğin neyin içinde, neyin dışında olduğuna, ibadet yerimizin neresi olup olmadığına kendileri karar veriyor. Alevi köylerine imam ataması yapıyor. Gri hizmet pasaportu verdiği kişileri Avrupa’ya yolluyor.

    Geçen hafta Aleviliğin kadim merkezlerinden biri olan Dersim’de Munzur Üniversitesi ile Müftülük ‘Hz. Ali Alevi Gençlik Merkezi’ adı altında bir asimilasyon merkezi kurdu ve akabinde DİB Başkanı cemevi ziyareti gerçekleştirdi. Cemevine yapılan ziyaretin samimi ve yürekten olduğuna inanmıyoruz; çünkü biz Nazimiye’de Cemevi önünde silahlarla gözdağı veren kaymakamı da, cemevlerinin caminin alternatifi, başka bir inancın mabedi gibi gösterilmesi ‘Kırmızı Çizgimizdir ‘ diyen DİB sözcülerini de unutmadık. Unutulmamalıdır ki Anadolu’nun kadim topluluklarından biri olan Biz Aleviler ve Alevilik DİB kurulmadan yüzyıllar önce de bu topraklarda vardık. Kendi başımıza inancımızı yaşıyor, yaşatıyor ve nesillere aktarabiliyorduk ki hala buradayız ve bir yere gitmiyoruz. DİB’in asimilasyon politikalarını kesinlikle kabul etmiyoruz ve derhal bu politikalarından vazgeçmeye davet ediyoruz  Diyanet İşleri Başkanlığı derhal kapatılmalıdır! Diyanet İşleri Başkanlığı olmadan yaşadık, gene yaşarız.

    PİRHA/İSTANBUL

  • AABF Başkanı Mat’tan, Diyanet Başkanı Erbaş’ın cemevine ziyaretine tepki

    AABF Başkanı Mat’tan, Diyanet Başkanı Erbaş’ın cemevine ziyaretine tepki

    PİRHA- AABK Eşit Başkanı Hüseyin Mat, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş ve beraberindeki heyetin Tunceli Cemevi önünde poz vermesine , “Cemevini ibadethane olarak kabul etmeyeceksin ve sonra pişkin pişkin ziyaret edeceksin” diyerek tepki gösterdi.

    Dersim’e gelen Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, merkezde bulunan Tunceli Cemevi’ni ziyaret etti. Erbaş’ın cemevi ziyareti sonrası sosyal medyada paylaşılan fotoğrafa Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat’tan tepki geldi.

    “CEMEVLERİNİ KABUL ETMEYECEKSİN, SONRA DA PİŞKİNCE ZİYARET EDECEKSİN”

    ‘Devletin Dersim üzerindeki hesapları ve oynadıkları oyunlar bitmiyor’ başlığıyla sosyal medya hesabından tepki gösteren Mat, AİHM kararlarına rağmen cemevlerini ibadethane olarak tanımayan Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın Tunceli Cemevine ziyaretinin samimi olmadığını belirterek şunları ifade etti:

    “Cemevini ibadethane olarak kabul etmeyeceksin ve sonra pişkin pişkin ziyaret edeceksin. Bu tam anlamıyla egemen inancın, “benim dediğim gibi olacaksın, ben ne dersem onu kabul edeceksin” resmidir. Cemevini ibadethane olarak kabul etmeyen bir diyanet işleri başkanını kabul eden ve gülümseyen cemevi yöneticileri de, “teslim olduk, ne istiyorsanız onu yapacağız” pozunu veriyorlar. Bari siz de camiye gidin birkaç rekat namaz kılın bu iş tamama varsın.

    Ayrıca cemevi tabelasını indirin, burası bir ibadethane değildir, bir buluşma merkezidir ve bizim ibadethanemiz camidir deyin. Biz de sizden kurtulalım.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Dersim Emek ve Demokrasi Platformu: Alevileri reddedenler çözüm üretemez!- VİDEO

    Dersim Emek ve Demokrasi Platformu: Alevileri reddedenler çözüm üretemez!- VİDEO

    PİRHA-Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın Dersim’deki temaslarının  asimilasyonun yeni yöntemleri olduğunu vurgulayarak, “Uzun süredir, Dersime ve Aleviliğe dair bir değeri olmayan, yerel halkın inanç değerleriyle oynayan, Alevilerin kutsallarını kendi inkarcı ve asimilasyoncu emellerine alet eden bir yaklaşımla karşı karşıyayız. Bu gelenek yüz yıllardır sürmektedir” diye belirtti.

    Dersim’de inanca, Dersim kültürüne, doğasına, diline yönelik asimilasyon ve yok sayma politikaları uzun süreden beri devam ediyor.

    Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, Tunceli Valisi Mehmet Ali Özkan ve Cumhurbaşkanı Başdanışmanı İsrafil Kışla’nın katılımıyla Dersim’de Munzur Üniversitesi içerisinde yapımı tamamlanarak ibadete açılan Hz. Ali Cami, Hz. Ali ve Hz. Fatma Gençlik Merkezleri ile Ehlibeyt Kur’an Kursu’nun toplu açılışını gerçekleştirdi.

    Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın Dersim’de bulunması hakkında Tunceli Cemevi önünde basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasını platform adına PSAKD Dersim Şube Başkanı Ekber Kaya okudu.

    “ALEVİLERİ REDDEDENLER ÇÖZÜM ÜRETEMEZLER!”

    Uzun süredir Alevilerin kutsallarını kendi inkârcı ve asimilasyoncu emellerine alet eden bir yaklaşımla karşı karşıya olduklarını vurgulayan Kaya, “Geçmişten bugüne Alevi halkını Sünnileştirme çabaları aralıksız çeşitli yol ve yöntemlerle sürdürüldü. Bugünde bu çabalar yoğunlaştırılmış bir şekilde, devşirmelerle, parayla, mal ve makamla, gri pasaportlularla sürdürülmektedir. Bugün yerel halkın jar u diyarlarını yok sayan, Munzur’u mesire yeri yapan, dağları maden şirketlerine açan, Düzgün Bava ziyaretinde silahlarla resim çekinen bir zihniyet var karşımızda. Alevilerin vergisinden maaş alıp, Alevileri yok sayan, cemevlerini inanç merkezi olarak kabul etmeyen, İslam’ı, İslamiyet’i kendi siyasi çıkarları doğrultusunda kullanan bu anlayışı reddediyoruz. Alevi köylerine cami yapan zihniyet, Dersimlilerin çocuklarını imam hatiplere mecbur bırakan zihniyet, mezar taşlarını tahrip eden yaklaşım ne zaman değişecek? Bu yol ve yöntemlerle sonuç alınamayacağı ne zaman anlaşılacak? Çorum, Sivas, Maraş, Dersim katliamları hangi sorunu çözdü? Alevileri reddeden, asimile etmeye çalışan anlayışlar çözüm üretemezler. Eşit yurttaşlığı geliştirmeyen hiçbir hükümet ülkeye hizmet edemez, olsa olsa belli bir kesime hizmeti esas alarak zıtlıklarla ülkeyi geriye götürmüş olurlar” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • Önlü’den Erbaş’ın cemevi ziyaretine tepki: Asimilasyon ve inkarın fotoğrafıdır

    Önlü’den Erbaş’ın cemevi ziyaretine tepki: Asimilasyon ve inkarın fotoğrafıdır

    PİRHA-HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü, Dersim’e gelerek vali, AKP il başkanı, cemevi başkanıyla beraber Tunceli Cemevi önünde poz veren Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’a sosyal medya hesabından tepki gösterdi. Önlü, “Dersim Cemevi’ne yeniden inanç merkezi vasfını kazandırmak için Dersim halkı ile birlikte bunun mücadelesini vereceğiz” dedi.

    Dersim’e gelen Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, merkezde bulunan Tunceli Cemevi’ni ziyaret etti. Erbaş’ın cemevi ziyareti sonrası sosyal medyada paylaşılan fotoğrafa Halkların Demokratik Partisi (HDP) Dersim Milletvekili Alican Önlü’den tepki geldi.

    “BİRLİKTE MÜCADELE EDEREK DERSİM CEMEVİ’NE İNANÇ MERKEZİ VASFINI KAZANDIRACAĞIZ”

    Erbaş, Vali Mehmet Ali Özkan, AKP İl Başkanı Sercan Özaydın, Cemevi Başkanı Ali Ekber Yurt ile İl Müftüsü’nün beraber cemevi önünde çektikleri fotoğrafa tepki gösteren Önlü, “Asimilasyon ve inkarın fotoğrafıdır. Sevgili Aysel Doğan’ın vasiyetinde, Tunceli Cemevi için ‘Burası artık inanç merkezi olma vasfını yitirmiştir. Beni oraya götürmeyin’ demişti. Bu fotoğraf sevgili Aysel’in vasiyetini doğrulamıştır. Bugün Dersim’de verilen bu fotoğraf asimilasyon ve inkarın fotoğrafıdır. Asimilasyon İşleri Başkanı, mülki amir sıfatını yitirmiş AKP İl Başkanı gibi hareket eden vali, inancımızı yozlaştıran gri dedeler bir aradalar. Yerel yönetimlerimizde halkımızın inanç ritüellerini ve hizmetlerini gerçekleştirebilmesi için bir an önce alternatif yöntemleri oluşturmalıdır. Gri pasaportlu dedeler yüzünden inanç merkezi olma vasfını kaybetmiş bu cemevi, yeniden inanç merkezi vasfını kazanana kadar gitmeyeceğim. Dersim Cemevi’ne yeniden inanç merkezi vasfını kazandırmak için Dersim halkı ile birlikte bunun mücadelesini vereceğiz” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/DERSİM

  • Diyanet Başkanı Ali Erbaş, Dersim’de tepki çeken merkezlerin açılışını yaptı

    Diyanet Başkanı Ali Erbaş, Dersim’de tepki çeken merkezlerin açılışını yaptı

    PİRHA-Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, Tunceli Valisi Mehmet Ali Özkan ve Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Sayın İsrafil Kışla’nın katılımıyla Dersim’de Munzur Üniversitesi içerisinde yapımı tamamlanan Hz. Ali Cami, Hz. Ali ve Hz. Fatma Gençlik Merkezleri ile Ehlibeyt Kur’an Kursu’nun toplu açılışını yaptı.

    Dersim’de inanca, Dersim kültürüne, doğasına, diline yönelik asimilasyon ve yok sayma politikaları uzun süreden beri devam ediyor.

    Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, Tunceli Valisi Mehmet Ali Özkan ve Cumhurbaşkanı Başdanışmanı İsrafil Kışla’nın katılımıyla Dersim’de Munzur Üniversitesi içerisinde yapımı tamamlanarak ibadete açılan Hz. Ali Cami, Hz. Ali ve Hz. Fatma Gençlik Merkezleri ile Ehlibeyt Kur’an Kursu’nun toplu açılışını gerçekleştirdi.

    Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, ayrıca Ehl-i Beyt 4-6 yaş Kur’an Kursu öğrencileriyle bir araya geldi. Erbaş, “4-6 Yaş Kur’an kurslarımız göz aydınlığı evlatlarımızın neşeleriyle dolup taşıyor. Tunceli’de Ehl-i Beyt 4-6 yaş kuran kursu öğrencileriyle bir araya geldik. Cenabı hak nice nesillerin burada rabbimizi, peygamberimizi ve kitabımızı en güzel şekilde öğrenmelerini nasip eylesin” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • Diyanet’ten Ordu Ezeltere Cemevine ziyaret

    Diyanet’ten Ordu Ezeltere Cemevine ziyaret

    PİRHA- Ordu’de incelemelerde bulunan Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr Ali Erbaş, beraberinde Ordu Valisi Tuncay Sonel ile birlikte Ezeltere Kültür Merkezi ve Cemevi’ni ziyaret ettiler.

    Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, Ordu Valisi Tuncay Sonel ve beraberlerindeki heyet Ordu Ezeltere Cemevini ziyaret etti.. Erbaş’ı burada Ezeltere Cemevi Başkanı ve yönetim kurulu üyeleri karşıladı.

    “CAMİDE VASITADIR, CEMEVLERİ DE VASITADIR”

    Diyanet İşleri Başkanlığı’nın, ‘Cemevleri kırmızı çizgimizdir’ söylemleri görmeyen Ali Erbaş, cemevlerini kültürlerinin önemli bir ‘müessesi’ olarak tanımladı.

    Erbaş, “Birliğimiz beraberliğimiz daim olsun. Rabbim peygamberimizin, ehlibeytin yüzü suyu hürmetine birlik beraberliğimizi daim eylesin inşallah. Buralar bizim kültürümüzün, medeniyetimizin en önemli müesseseleri. Bütün dergahlar, camiler, cemevleri hepsi bizim. Yeter ki bu kültürümüzü medeniyetimizi devam ettirelim. İnancımızın gereklerini yerine getirelim. Kur’an-ı Kerim’de Rabbimiz “Hepiniz Allah’ın ipine sımsıkı sarılınız. Tefrikaya düşmeyiniz. Ayrılıp bölünmeyiniz.” buyuruyor. Biz de bunu elimizden geldiği kadar gençlerimize, çocuklarımıza, neslimize intikal ettirmeye çalışıyoruz. Buralar vasıtadır. Camide vasıtadır, cemevleride vasıtadır. Önemli olan Allah’ın rızasını kazanmaktır. Her doğan ölecektir. Faniyiz ancak baki olan Allah’tır. Allah’a giden farklı yollar vardır. Bunlar netice itibariyle farklı yollara gitse de bir yerde buluşuyor. Önemli olan buluşma noktasıdır. O da Allah’ın rızasıdır” diye konuştu.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Diyanet İşleri Başkanını kınayan Ankara Barosu hakkında soruşturma izni

    Diyanet İşleri Başkanını kınayan Ankara Barosu hakkında soruşturma izni

    Adalet Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın eşcinsellere karşı nefret söylemi içeren konuşmasını kınayan Ankara Barosu hakkında soruşturma izni verdi.

    Adalet Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın eşcinsellere karşı nefret söylemi içeren konuşmasını kınayan Ankara Barosu yönetimi hakkında soruşturma izni verdi. Savcılık, açıklamada imzası bulunan 11 baro yöneticisini ifadeye çağıracak.

    Ankara Barosu, geçen yıl nisan ayında Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın, Ankara Hacı Bayram-ı Veli Camii’nde yaptığı cuma hutbesi konuşmasındaki nefret söylemlerini yazılı açıklama yaparak kınamıştı. Diyanet İşleri Başkanlığı, Ankara Barosu hakkında suç duyurusunda bulunmuş, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı da inceleme başlatmıştı.

    İnceleme kapsamında Ankara Barosu’nun 11 yöneticisinden yazılı savunma istendi. Baro yönetimi de ortak şekilde hazırlanan savunmayı savcılığa gönderdi. Savcılık, ifadelerin alınmasının ardından dosyayı soruşturma izni için, Adalet Bakanlığına gönderdi. Bakanlık Ankara Barosu hakkında soruşturma izni verdi.

    Soruşturma izni verilmesinin ardından savcılık, açıklamada imzası bulunan aralarında Ankara Barosu Başkanı Avukat Erinç Sağkan’ın da bulunduğu 11 Baro yöneticisini ifadeye çağıracak.

    NE OLMUŞTU?

    Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, cuma hutbesinde “İslam zinayı en büyük haramlardan kabul ediyor. Lutiliği, eşcinselliği lanetliyor. Nedir bunun hikmeti. Hastalıkları beraberinde getirmesi ve nesli çürütmesidir bunun hikmeti. Yılda yüzbinlerce insan gayrimeşru ve nikahsız hayatın İslami literatürdeki ismi zina olan bu büyük haramın sebep olduğu HİV virüsüne maruz kalıyor. Geliniz bu tür kötülüklerden insanları korumak için birlikte mücadele edelim” ifadeleriyle eş cinselleri hedef göstermişti.

    Ankara Barosu, Erbaş’ın ifadelerine yaptığı yazılı açıklamayla “Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın insanlığın bir kesimini nefretle aşağılayıp kitlelere hedef gösterdiği konuşmayı şaşkınlıkla ve ibretle izledik. Şaşkınlığımız; sesi çağlar öncesinden gelen bu şahsın, bir devlet kurumunun başında oturup söylemini kutsal sayılan değerler üzerine inşa ederek halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmesindeki kan kokan cüreti sebebiyledir” diyerek tepki göstermişti.

    Soruşturma AKP Sözcüsü Ömer Çelik’in Twitter hesabından yazdıklarıyla Ankara Barosunu hedef göstermesi sonrası başlatılmıştı. Çelik, Ali Erbaş’ın söylediklerini “İnandığı değer sistemine göre konuşmak en doğal hakkı” diye savunmuş, Ankara Barosuna yönelik “Ankara Barosu’nun yaptığı faşist açıklama tam bir terbiyesizliktir. Faşizmin en küstah ve terbiyesiz hallerinden birinin bir baro adına yapılan açıklamada görülmesi ibretliktir” ifadelerini kullanmıştı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Diyanet’ten sigara fetvası

    Diyanet’ten sigara fetvası

    Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, bir televizyonda katıldığı programda sigaranın kesin olarak haram olduğunu söyledi.

    Erbaş, sigaranın sarhoş edici maddeler arasında sayıldığını belirterek, “Sigara uyuşturucu vazifesi yapıyor. Uyuşturucuya götüren yol sigarayla başlar. Kesinlikle sigarada uyuşturucu özelliği var” ifadelerini kullandı.

     Birçok alimin sigaranın haram olduğunu söylediğini aktaran Erbaş, “İnsanın bedeni mukaddestir. Bedeni beş açıdan korumak gerekiyor. Dinini korumak, aklını korumak, malını korumak, nefsini korumak, yani canı korumak, bir de nesli korumak. Sigaranın sadece birini bile korumaya engel olsa, bu bile haram olması için yeterli. Kaldı ki beşine de zararı var. Dine zararı var, akla zararı var, mala zararı var, cana zararı var, nesle zararı var. Dine zararı, sigara sarhoş edici maddeler arasında sayılıyor. Sigara uyuşturucu vazifesi yapıyor. Uyuşturucuya götüren yol sigarayla başlar. Kesinlikle sigarada uyuşturucu özelliği var.” ifadelerini kullandı.

    (HABER MERKEZİ)

  • HBVAKV ve PSAKD Adıyaman: Cemevini inanç yeri olarak görmeyenler cemevine gelmesinler -VİDEO

    HBVAKV ve PSAKD Adıyaman: Cemevini inanç yeri olarak görmeyenler cemevine gelmesinler -VİDEO

    PİRHA- Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın Mersin Cemevi’ni ziyaret etmesine tepkiler devam ediyor. Konu ile ilgili açıklama yapan HBVAKV Adıyaman Şube Başkanı Nusret Tunç ve PSAKD Adıyaman Şube Başkanı Mahmut Yapıcı, “Cemevini Alevilerin ibadet merkezi olarak kabul etmeyenler cemevlerine de gelmesinler” ifadelerini kullandılar.

    HABERİN VİDEOSU

    Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın Mersin Cemevi’ni ziyaret etmesine Türkiye’nin birçok kentinde bulunan Alevi kurum ve dedelerinden tepkiler devam ediyor.

    Konuya ilişkin Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Başkan Yardımcısı ve Adıyaman Şube Başkanı Nusret Tunç ile Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Adıyaman Şube Başkanı Mahmut Yapıcı PİRHA’ya açıklamalarda bulundu.

    “BUNU ASLA KABUL ETMİYORUZ”

    “Bu ziyaret çok manidardır. Diyanet işleri başkanı kendisi yaptığı açıklamada “Müslümanların tek ibadet merkezinin cami olduğunu Alevilerin de Müslüman olduğu ve bu nedenle ibadet merkezinin cami olduğunu ve cemevlerinin de kırmızı çizgileri olduğunu söylemişti” ifadelerini kullanan HBVAKV Genel Başkan Yardımcısı ve Adıyaman Şube Başkanı Nusret Tunç, “Bunu söyleyen Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş önce Dersim’de geçen günlerde de Mersin’de bulunan cemevini ziyaret etmiştir. Ziyaret sırasında AKD Adan Şube Başkanı Hasan Kılavuz dede ile birlikte açıklama yapmıştır. Biz bunu asla kabul etmiyor ve kınıyoruz.”

    “BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZİ BOZMAYA ÇALIŞIYORLAR”

    “Yıllarca Alevi inanç kurumunda görev yapan ve uzun yıllardır AKD Adana şubede başkanlık yapan ve bu yolu çok iyi bilen ve hizmetleri olan Hasan Kılavuz dedenin böyle bir olayın içinde olmasını yakıştırmıyoruz” diyen Tunç, “Bazı Alevi Kültür Dernekleri yöneticileri bunun sadece bir ziyaret olduğunu söylüyor. Eğer bu bir ziyaret ise Hasan Kılavuz Dedenin özel bürosunda gerçekleşseydi. Biz bunu sıradan bir ziyaret olarak görmüyoruz. Bu ziyaret Alevileri asimile etme, birlik ve beraberliğini bozma projedir. Bu ziyaretin ardından olumsuz bir gelişme olursa bunun sorumlusu Hasan Kılavuz dede ve Alevi Kültür Dernekleri olacaktır. Buna benzer farklı gelişmelerin diğer cemevlerin de yaşanmaması için Alevi Kurumları ve canlar birlikte hareket etmeliyiz” dedi.

    “BU ZİYARETİN SORUMLUSU RANDEVU VEREN KİŞİLERDİR”

    “Eğer bir kurum ve temsilcisi bir yeri inanç merkezi olarak kabul etmiyorsa ve orayı tanımıyorsa oraları bilmiyorsa ziyarette etmemelidir.” diyen PSAKD Adıyaman Şube Başkanı Mahmut Yapıcı şöyle devam etti:

    “Diyanet İşleri cemevini Alevilerin ibadet merkezi olarak kabul etmiyorsa Alevilerin ibadet yerinin cami olduğunu söyleyip cemevlerini ziyaret ediyorsa bu insan aklı ile dalga geçmektir. Cemevlerine cümbüş evi diyen zihniyetin temsilcilerinin cemevine gelmesine imkan sağlayanlara aklım ermiyor, randevu veren ve ziyaretini kabul eden Hasan Kılavuz Dede bu ziyaretin gerçekleşmesinde sorumlu olan kişidir. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği olarak bunu asla kabul etmiyoruz. Alevi Kültür Dernekleri böyle bir projenin içinde olacaksa kendi kurumlarında misafir etsinler cemevlerimize inanç merkezlerimize götürmesinler” diye konuştu.

    Mustafa YÜKSEL-ADIYAMAN

  • Kılavuz: Diyanet Başkanı’nın cemevini ziyareti Alevilerin bir başarısıdır

    Kılavuz: Diyanet Başkanı’nın cemevini ziyareti Alevilerin bir başarısıdır

    PİRHA- Diyanet İşleri Başkanı Eli Erbaş’ın Mersin Cemevi ziyaretini ABF İnanç Kurulu ve Mersin Cemevi Başkanı Hasan Kılavuz’a sorduk. Kılavuz, ziyaretin normal olduğunu belirterek, “Bu Alevilerin bir kazanımı” dedi. 

    Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş ve beraberinde Mersin Valisi Ali İhsan Su ve Mersin İl Müftüsü Şaban Kondi Mersin Cemevini ziyaret etti.

    Alevi Bektaşi Federasyonu İnanç Kurulu Başkanı ve Mersin Cemevi Başkanı Hasan Kılavuz’un Diyanet İşleri Başkanı ile görüşmesine Alevilerden yoğun tepki ve eleştiriler geldi.

    PİRHA olarak Hasan Kılavuz’a Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın ziyaretinin detaylarını ve kendine yönelik eleştirileri nasıl değerlendirdiğini sorduk.

    DİYANET İŞLERİ BAŞKANININ CEMEVİNE GİTME ISRARI

    Diyanet İşleri Başkanı’nın Mersin Cemevine gelmesi Alevi kamuoyunda çeşitli tepki ve eleştirilere neden oldu. Bu görüşme nasıl gerçekleşti, daha önceden planlanmış bir görüşme miydi? Diyanet İşleri Başkanı neden geldi Mersin Cemevine?

    Mersin’de yetişen hafızlara diploma vermek için gelmiş. Çeşitli kurumları ziyaret ediyormuş. Bizim de geçen pazar günü aşuremiz vardı. Sabah 09.00’da Mersin Müftüsü aradı ‘Diyanet işleri başkanımız ve sayın valimizle birlikte çay içmeye geleceğiz, cemevinde misiniz?’ diye sordu. Ben de ‘Dışarıdayım cemevinde değilim, neden daha önce haber vermediniz?’ dedim. Müftü de ‘Ani oldu, Diyanet işleri Başkanı cemevini de ziyaret etmeden gitmeyelim diyor, ısrar ediyor’ dedi. Ben de ‘Saat 12.00’ye kadar bekleyin, ben yönetici arkadaşlara da haber vereyim’ dedim.

    Diyanet İşleri Başkanlığı cemevlerini tanımıyor. Hiç tanımadığı Türkiye’nin büyük cemevlerinden birini ziyaret etmesini siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

    Bunu Alevilerin onlarca yıllık örgütlü mücadelesinin bir başarısı olarak görüyorum. Yurt içi yurt dışı tüm Alevi kurumlarının başarısıdır bu. İstemlerimiz ve taleplerimiz seslidir, demek ki sesimizi duydular, taleplerimizi biliyorlar. Laik demokratik bir ülkede Diyanet’in olmadığını, eğer olursa da tüm inanç kurumlarına aynı mesafede olması konusundaki taleplerimizi demek ki hep duydular.

    “DİYANET İŞLERİ BAŞKANI CEMEVİNİ ZİYARET EDİYORSA BU BİR BAŞARIDIR”

    Diyanet İşleri Başkanı bu ziyaretiyle cemevlerini tanıdığı anlamına mı geliyor?

    Diyanet İşleri Başkanına, daha önceki Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez’in ‘Cemevleri bizim kırmızı çizgimizdir’ açıklamalarını hatırlatarak dedim ki ‘Sizden önceki Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez bizim bedduamıza uğramıştı. O yüzden soyismi Görmez olmuştu. Eğer duamıza uğrasaydı soy ismi Görer olurdu. Alevilerin de kırmızı çizgileri var, cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmesini istiyorlar. İbadethane olarak kabul etmediği bir yeri bugün Diyanet İşleri Başkanı gelip ziyaret ediyorsa bu bir başarıdır.

    Bir Sünni cemaatin temsilcisi gelip bir Alevi kurumunu, cemevini ziyaret ediyor ve orada da Alevilerin İnanç Kurulu Başkanıyla görüşüyor. Bu bir kazanım değilse nedir? Biz gidip ziyaret etseydik ya da talep etseydik bu ayrı bir şey olurdu?

    Diyelim ki o bu ziyaretiyle cemevini tanımış oldu. Peki Aleviler yıllardır “Diyanet kaldırılsın, laik bir ülkede Diyanet olmaz. Çnkü Alevi inancı konusunda da hükümetleri yönlendiriyor” diyerek Diyanetin kaldırılmasını istiyor. Siz bu ziyaret sonucu onu kabul etmiş olmuyor musunuz?

    İyi de biz bu ülkede yaşıyoruz. Birbirimizin eksikleri, fazlalıkları varsa bunu medeni insanlara yakışır bir dille muhabbet edip, konuşup tartışırız. Şüphesiz ki Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bu ülkede olamayacağını, onların şimdiye kadar yaptıklarını hepsini biliyorum.

    “BU ZİYARET ALEVİLERİN KAZANIMIDIR”

    Siz Diyanet’in kaldırılmasını istiyor musunuz?

    80 milyon nüfuslu bir ülkede eğer 60-70 milyon Diyanet İşleri Başkanlığı kaldırılsın diye dayatıyorsa o zaman bunun yeniden yapılandırılması lazım. Bu talepleri söyleyenler biziz, benim. Alevi kurum ve kuruluşlarının tümünün talepleri bu doğrultuda. Yani ‘Ne oldu da birden bir Diyanet İşleri Başkanı bana geldi’ değil bu. Bu Alevilerin kazanımı. Alevi kurum ve kuruluşlarının birlikte yıllardan beri taviz vermeden yaptığı çalışmalardır.

    “BU ÜLKEDE TALEPLERİMİZİ KİMİNLE TARTIŞACAĞIZ?”

    Ama eğer ciddi bir şekilde ziyaret etmek istiyorsa ‘oraya hafızların sertifikasını vermeye geldim, bir de cemevine uğrayayım’ der mi? Bu doğru bir tavır mı? Bir cemevini ziyaret edecekse, İnanç Kurulu Başkanını muhatap alıyorsa daha özenli bir randevu ile gitmesi gerekmiyor mu?

    Ne için geldiği beni enterese etmiyor. Cemevine giriyor mu, girmiyor mu, Alevi dedesinden randevu talep ediyor mu etmiyor mu? Düne kadar kabul etmedikleri, ‘kırmızı çizgimizdir’ dedikleri yere geliyor mu? ‘Alevilerin cümbüş yeri’ dediği yere kendisi geliyor mu’ ben ona bakarım ve bunu Alevilerin bir kazanımı olarak algılarım. Bunun arkası da gelmeli. Cumhurbaşkanının ‘cemevlerine yasal statü tanıyorum’ söyleminin de takipçisi olduğumuzu söyledim. Yarın bizim kurum başkanlarımızı, yöneticilerimizi bir yere çağırırlarsa, görüşmek isterlerse yok mu diyecekler? Yani biz bu ülkede taleplerimizi kiminle tartışacağız? Arkadaşların sosyal medyada yazdıklarını samimi ve ciddi bulmuyorum.

    Muhatap AKP hükümeti değil mi? 

    Tabi ki hükümet. Diyanet İşleri Başkanı bugün var yarın yok, oranın bir memurudur. Yarın o gider yerine bir başkası gelir.

    “DUYGULARIMIZLA HAREKET EDEMEYİZ”

    Aleviler dünden beri tepki veriyor. Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı sizin istifanızı istedi, Pir Sultan Abdal Kültür Derneğinin İnanç Kurulu ‘istifa etmeli’ dedi. Avrupa’dan da yine ‘görevi bırakmalı’ diye size tepkiler geldi. Bu tepkilere ne diyeceksiniz?

    Arkadaşlar kendi görüşlerini söylemişler. Söyleyebilirler. Aleviler zaten bir anda hiç düşünmeden, aklın süzgecinden geçirmeden bakın inancımız aklın inancıdır. Söylediğin sözü düşünerek konuş. Ağızdan çıktı mı bir söz sen onun muhatabı olursun. Onlar Hasan Kılavuz’a bir şeyler söylerler ama ben susarım. Şahı Merdan Ali’ye diyorlar ki ‘Ya Ali Emeviler bu kadar yalan söylüyor sen niye cevap vermiyorsun?’ Diyor ki ‘onlar söylesin. Onlar söyledikçe alçalırlar, ben sustukça yücelirim.’

    Kurum ve kuruluşlarımızın bütün temsilcileri saygın kişiler. Bana göre daha akıllı daha sakin düşünmelidirler. Çünkü inancımız aklın inancıdır. Duygularımızla hareket edemeyiz, aklımızla hareket etmeliyiz. Yıllardan beri mücadelemiz var, bu mücadelemiz Alevilerin kurum ve kuruluşlarıyla bu ülkede gerçekten kabul edilmesidir. Cemevlerinin yasal statüsü, çocuklarımızın asimile edilmemesi, Alevi köylerine cami yapılmamasıdır. Bu taleplerle mücadele ediyoruz.

    Tabi asimilasyon daha bir hızla yayılıyor. Örneğin bir din dersi kitabında cemevi farklı tanıtılıyor ‘ceme girmeden önce abdest alır Aleviler’ diyor ama namaz kılan kadın erkek resmi koymuşlar. Yani Alevilerin lehine giden hiçbir şey yok. Hep daha geriye gidildiği bir dönemde bunun olmasını nasıl karşılıyorsunuz?

    Alevi kurumlarının başındaki insanlar aklıyla hareket etmeli, inancın kaide ve kurallarını korkusuz bir şekilde uygulamalı.

    “TÜM UYGULAMALARIM ALEVİCEDİR”

    Doğru yaptığınıza inanıyorsunuz ‘yanlış bir durum yok’ diyorsunuz.

    Kesinlikle. Tüm uygulamalarım Alevicedir. Biz Aleviyiz, Alevilik bir inançtır.

    “MİSAFİRE ASLA YOK DEMEYİZ”

    Diyanet İşleri Başkanı çat kapı ‘size de gelmek istiyorum’ dediğinde siz bunu kabul etmek zorunda mısınız?

    Hangi cemevi olursa olsun kendinden eminse eyvallah. Çünkü biz diyoruz ki ‘meyman Ali’dir’ Misafir kim gelirse gelsin. Biz Aleviler olarak dışarıdan gelen bir misafire asla ‘yok’ demeyiz.

    Diyanet İşleri Başkanını normal bir misafir gibi algılayabilir miyiz? Bu konuda bir sorgulamamız olamaz mı?

    Misafirdir gelir. Hoş gelmiş. Onu sorgulamanın da edebiyle erkanıyla Alevice sorgulaması yapılır ya da taleplerini dile getirirsin, sitemlerini söylersin, yanlışlıklar varsa onu Alevi diliyle izah edersin.

    Peki siz istediğiniz her şeyi söyleyebildiniz mi Diyanet İşleri Başkanı’na?

    Evet. Biz burada istediğimiz her şeyi, beklentilerimizi, yapılanları söyledik. Hatta burada bayağı muhabbet oldu. Basın, kanaat önderlerimiz falan da buradaydı. Her şeyi dile getirdik. ‘Yarın öbür gün cumhurbaşkanı da gelsin, Alevilerin cemevlerine yasal statü vereceğine dair söylemleri vardı. Herhangi bir yerde açıklama yapsın, sabırsızlıkla bekliyoruz, takipçisiyiz’ dedik.

    “Diyanet olarak siz bizim muhatabımız değilsiniz’ diyemez miydiniz?

    Muhatabımız olmadığını o da biliyor biz de biliyoruz. Yani Diyanet İşleri Başkanı bugün var yarın yok. Bizim muhatabımız, iktidardır, devletin kendisidir. Ama bir hedefe varmak için bir yol gidersiniz.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • AABK Başkanı Mat: Bu resme ortak olanlar hesap vermeli

    AABK Başkanı Mat: Bu resme ortak olanlar hesap vermeli

    PİRHA- Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın Mersin Cemevi’ni ziyaret etmesine dair ‘Olmadı’ başlığıyla bir açıklama yapan AABK Başkanı Hüseyin Mat, Alevilerin taleplerini boşa çıkartan bir resim ile karşı karşıya kalındığına vurgu yaparak, “Bu resme ortak olanlar hesap vermeli ve açıklama yapmalıdır” dedi.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Başkanı Hüseyin Mat, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın Mersin Cemevi’ni ziyaret etmesine tepki gösterdi.

    Diyanet İşleri Başkanlığının, Alevi toplumunun demokratik hak taleplerini görmezden gelip fetvaları ile katliamlarda payının olduğunu ifade eden AABK Başkanı Mat, “Laiklik ilkesiyle asla bağdaşmayan, uymayan bir kurum olan Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİP) kapatılsın, zorunlu din dersi kaldırılsın, talebimizi boşa çıkartan bu resmi asla kabul etmiyoruz” dedi.

    Mat, eleştirisine şöyle devam etti:

    “Kurulduğu ilk günden itibaren, Aleviler hakkında her türlü hakaret ve iftirayı yapan, inkar, asimile ve fetvalarıyla Alevi katliamlarında payı olan, Avrupa Alevi hareketi parçalama konusunda gri dedeleri yollayan, istihbaratçı imamlarıyla AKP’ye karşı muhalefet yapan sivil toplum kuruluşları hakkında istihbarat toplayan ve AKP’ye sunan, çakma dernekler, federasyonlarla her türlü dalavereyi ortaya koyan, laiklik ilkesiyle asla bağdaşmayan, uymayan bir kurum olan DİTİP kapatılsın, zorunlu din dersi kaldırılsın, talebimizi boşa çıkartan bu resmi asla kabul etmiyoruz. Bu resme ortak olanlar hesap vermeli ve açıklama yapmalıdır.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Diyanet Mersin Cemevinde

    Diyanet Mersin Cemevinde

    PİRHA-Mersin’de incelemelerde bulunan Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr Ali Erbaş, beraberinde Mersin Valisi Ali İhsan Su ve Mersin İl Müftüsü Dr Şaban Kondi ile birlikte Mersin Cemevini ziyaret ettiler.

    Prof. Dr. Ali Erbaş, Mersin Valisi Ali İhsan Su ve beraberlerindeki heyet Mersin Cemevini ziyaret etti. Erbaş’ı burada Alevi Bektaşi Federasyonu İnanç Kurulu ve Mersin Cemevi Başkanı Hasan Kılavuz ve yönetim kurulu üyeleri karşıladı.

    DİYANET İŞLERİ BAŞKANI MERSİN CEMEVİNDE

    Burada bir konuşma yapan Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, “Muharrem Ayı Müslümanlar için değerlidir aynı zamanda ibadet ve erkanların yapıldığı yer bizim için kutsaldır. Farklılıklarımız bizim için zenginliktir. Mersin çeşitli kimliklerin ve inançların bir arada yaşandığı ildir. Mersinde bazı kurum ve kuruluşları ve sivil toplum örgütlerini ziyaret ettim. Hz Ali, Hz Fatma, Hz Zeynep, Hz Hasan, Hz Hüseyin bizim kutsallarımızdır. Sizlerle muhabbet etmeye geldim. Sorunlarınızı Ankara’daki üst makama ileteceğim.” diye konuştu.

    KILAVUZ: SORUNLARIMIZI VALİLİK VE MÜFTÜLÜK ARACILIĞIYLA İLETMEK İSTEDİK

    ABF İnanç Kurulu ve Mersin Cemevi Başkanı Hasan Kılavuz “Bu mübarek Muharrem ayında Diyanet İşleri Başkanımızın cemevini ziyaret etmelerini önemli buluyorum. Muharrem ayı, mucizelerin, hikmetlerin meydana geldiği kutsal bir aydır. Ülkemizde yaşayan kimliklerin ve inançların barış ve huzur, hoşgörü içinde birlikte yaşamaları dileğimizdir.” dedi.

    “Sorunlarımızı sayın valimiz, sayın müftülüğümüz aracılığıyla sizlere iletme dileğinde bulunduk” cümlesi dikkat çeken Kılavuz, konuşmasının devamında şunları dile getirdi:

    “Devlet bütün inançlara eşit mesafe olmalıdır. Biz her alanda düşüncelerimizi ve taleplerimizi söylüyoruz. Cemevlerimizin bir an önce yasal statüye kavuşturulmasını sabırsızlıkla bekliyoruz. Mevcut Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi programı dinler ve inançlar konusunda öğrencileri bilgilendirdiğini düşünmektedir oysa Alevilikle ilgili çok ciddi eksikler bulunmaktadır. Bu programları hazırlayan komisyonlarda, Alevi akademisyen, yazar ve Alevi kanaat önderleri ve Alevi dedeleri yer almalıdır. Bu dersin Alevi öğretmenler tarafından öğrencilere verilmesini talep ediyoruz.” (HABER MERKEZİ)

  • ‘Diyanet’ten dede talep etmek Aleviliğe en büyük hakaret ve darbedir’-VİDEO

    ‘Diyanet’ten dede talep etmek Aleviliğe en büyük hakaret ve darbedir’-VİDEO

    PİRHA-Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın Tunceli Cemevi’ni ziyaretinden sonra Diyanet’ten dede ve Kur’an talep edilmesini değerlendiren Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kadıköy Şubesi İçerenköy Cemevi İnançtan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Rıza Ç., bunun Aleviliğe yapılacak en büyük hakaret ve en büyük darbe olduğunu söyledi.

    Geçtiğimiz ay Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş Tunceli Cemevi’ni ziyaret etmişti. Cemevinde yapılan görüşmelerde Erbaş’tan Kur’an-ı Kerim istenmesi ile imam hatip ve ilahiyat mezunu iki dedenin cemevine atanmasının talep edilmesi Alevi kamuoyunda ciddi tepkilere yol açmıştı. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kadıköy Şubesi İçerenköy Cemevi İnançtan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Rıza Ç. tepkilerini dile getirdi.

    “BUGÜN İNANÇ YOK EDİLİYOR”

    Yüzyıllardır katledilerek, yok edilerek ve asimilasyona maruz bırakılarak bugünlere gelmeye çalışan Alevilerin yeryüzünde asimilasyon kelimesini en çok kullanan toplum olduğunu vurgulayan Rıza Ç., yıllardır süren katliamlara ve asimilasyon politikalarına rağmen Alevi inancının yok edilemediğini ancak günümüzde inancın yok edilmekte olduğunu kaydetti. Alevilerin hem dış asimilasyona hem de iç asimilasyona maruz kaldıklarına işaret eden Rıza Ç., iç asimilasyonun önemine ve boyutuna şu sözlerle dikkat çekti:

    “Asimilasyonu biraz da kendimiz yaratıyoruz yani bu yönüyle değerlendirmek gerekiyor. Ağacın kurdu içindedir misali. Biz kendi içimizdeki değerleri görmeyip kendi içimizdeki değerleri yok sayıp dışarıda başka mecralarda başka bahçelerde kendimizi arayarak yolumuzu bulamayız. Komşu inançların, baskın inançların, dışarıdan getirtilen, bizlere dayatılan o yoz kültürün etkisiyle sanki doğrusu oymuş gibi bir hareketle bir bilinçle ya da bilinçsizlikle desek daha doğru olur, onunla hareket ediyoruz. Bunu reddetmek gerekiyor bir kere. Kendi güzelliklerimizi görerek yani ‘Aşığın sözü Kur-an’ın özü’ demişiz biz gidip Kur’an istiyoruz. Telli Kur’an demişiz bağlamamıza, bundan daha güzel bir değer yokken biz Arapça dua istiyoruz, gülbang istiyoruz. Kendi pirlerimizi, ozanlarımızı, analarımızı takip etsek bizler zaten çerağımızı uyandırırız. Ama biz kendi çerağımızı kendi elimizle söndürüyoruz. Bu çok acınası bir durum.”

    “YOLA YAPILACAK EN BÜYÜK HAKARETTİR”

    Kurumlara yapılan ziyaretlerin anlaşılabilir olduğunu ancak gelen ziyaretçilerin ne maksatla geldiklerine dikkat çeken Rıza Ç., sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Birilerinin gelip bir kurumu ziyaret etmesi kabul edilebilir, yani engel olamayız. Gelen mihmandır diyoruz, mihman da Ali’dir Alevi yolunda. Ama bu mihman hangi mihman? Bizi kesen mihman mı, yüzyıllardır üzerimizde demoles’in kılıcı gibi sallanan o kılıcın temsilcileri geldiğinde biz onlara da mihman mı diyeceğiz, Ali mi diyeceğiz, Hızır mı diyeceğiz? Bu yola yapılacak en büyük hakarettir kabul edilemez. Hele ki kendi içimizde değerler yaratabiliyorken böyle bir öz gücümüz varken neden biz onlardan temsilci istiyoruz? Bu kabul edilebilir bir şey değil.”

     ALEVİLİĞE DARBE

    Ocaklar diyarı olan Dersim’in her şeyiyle kutsal bir bölge olduğunu hatırlatan Rıza Ç., Dersim’de kendi değerlerini görmeyen, kendinden uzaklaşan, kendini hor gören; tarihini, inancını, kültürel, sosyolojik ve tarihsel değerlerini hakir gören bir kitle olduğunu belirtti. Aleviliğin bütün olarak görüldüğü sürece tanınabileceğini ifade eden Rıza Ç., şunları belirtti:

    “Biz Aleviliği bir bütün olarak bütüncül yönleriyle gördüğümüz sürece ancak var olabiliriz, öz gücümüzü kazanabiliriz ve tanınabiliriz. Nedir bu bütüncül yönleriyle tanınmak; inanç yönüyle, sosyolojik yönüyle, tarihsel yönüyle, siyasi yönüyle. Yani neden İmam Hüseyin boyun eğmedi. 6 aylık çocuğunu, 5 yaşındaki çocuğunu feda etti. O bozuk düzende sağlam kalabilmek ve gelecek nesillere hakkın ve hakikatin temsilciliği, mazlumun ve masumun yanında yer alma şiarını aktarabilmek için. Biz orada örneklersek kendimizi bizim canımız daha mı kıymetli onun 6 aylık çocuğundan. Ama biz bugün bırakın canımızı, çıkarımızı düşünüyoruz, cebimizi düşünüyoruz, imam talep ediyoruz. Kime şirin görünüyoruz? Şirin görünme gibi bir kaygımız olmamalı. Bizim ocaklarımız yanmış, çerağlarımız uyanmış Anadolu’da. Ta Edirne’den Kars’a, Toroslardan Hubyar Sultan’a, Horasan’dan Balkanlar’a geniş bir coğrafyada ocaklar yetiştirilmiş. 80 bin evliyanın Pirim Hacı Bektaş Veli’nin uyandırdığı bu ocaklarla irşad olmuş. Avrupa’da kadınlar yakılırken, o dönemlerde Arap çöllerinde kız çocukları toprağa gömülürken kız olduğu için biz Anadolu’da ‘Kadınlarınızı okutunuz’, ‘Kadın eşim değil eşitim’ diyen pirlerle var olduk. Ama günümüzde kadını hor gören, ‘9 yaşındaki çocukla evlenilebilir’ diyen, annesinin dizinden tahrik olan bir gelenekten biz imam talep ediyoruz. Bu Aleviliğe yapılacak en büyük hakaret en büyük darbedir.”

    “HERKESİN ALEVİ TOPLUMU ÜZERİNDE HESABI VAR”

    Kendinden menkul bir Alevilik yaratılmaya çalışıldığını vurgulayan Rıza Ç., Dersim’deki durumu şöyle yorumladı:

    “Herkesin Alevilik üzerinde Alevi toplumu üzerinde bir hesabı var. Muhtemelen Alevi olduğunu iddia eden o kişiler ya da yöneticiler, o kurumdaki temsilciler de kendi inancından uzak bir şey yaratmaya çalışıyorlar.”

    “YOL ÇIKARLARDAN ULUDUR”

    Alevilikte tek tiplik olmadığını söyleyen Rıza Ç., “Dersim’de bir Alevilik görürsünüz, Hubyar’da bir Alevilik görürsünüz, Toroslarda bir Alevilik görürsünüz ama ‘Yol bir sürek bin bir’ deriz. Esas olan budur ve daha da önemlisi ‘Yol cümleden uludur’ deriz. Yol bizim çıkarlarımızdan da uludur, canımızdan da uludur, kariyerist kaygılarımızdan da uludur” dedi.

    “DEVLETÇİ BİR ALEVİLİĞE TESLİM OLUNMAMALI”

    Devletçi bir Aleviliğe teslim olunmaması gerektiğinin altını çizen Rıza Ç., sözlerini şöyle tamamladı:

    “Bugün öyle şeylere denk geliyoruz ki ‘Ordumuzun kılıcı keskin olsun’ diye dualar veren cemevlerinde hocalar, imamlar var. Ben dede diyemiyorum hoca diyorum, ancak hoca olabilir o. Çünkü hocalar vaazla hareket eder, emirle hareket eder. Dede emirle hareket etmez. Dede kendi yolunun ışığı üzerinden hareket eder. Mesela ‘ordunun kılıcı keskin olsun’ derken o kılıç kendine döndüğünde ne diyecek. Ki döndü de. Ortalamaya vurduğumuzda her 10 yılda bir Aleviler katledildi. Sivas’ta neredeydi o ordu, niye gelmedi? Bir kilometre ötedeyken ordu niye gelmedi? Dersim’de niye anne karnındaki çocukların canına kıydı yukarıdan bombalar yağdırdı o ordu. Böyle değerlendirmek gerekiyor.”

    Suay ABAK-İsmet SEFER / İSTANBUL

  • Dede Engin: Diyanet önce Aleviler hakkında verilen fetvaları kaldırsın-VİDEO

    Dede Engin: Diyanet önce Aleviler hakkında verilen fetvaları kaldırsın-VİDEO

    PİRHA- Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın Tunceli cemevini ziyaretinden sonra ‘cemevlerine imam atanmalı’ şeklindeki açıklamalarına tepki gösteren Kureyşan Ocağı Dedesi-Eğitimci Musa Kazım Engin, “Diyanet İşleri, Alevilere iyi ve doğru bir şey yapmak istiyorsa önce Aleviler hakkında verilen şeyhülislam fetvalarını kaldırsın” dedi. 

    Geçtiğimiz günlerde Tunceli Cemevi’ni ziyaret eden Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın gençlere Kur’an öğretilmesi için cemevlerine imam atanması şeklindeki sözlerine Alevilerden tepkiler gelmeye devam ediyor.

    Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan Kureyşan Ocağı dedelerinden, Eğitimci Musa Kazım Engin, “Diyanet İşleri, Alevilere iyi ve doğru bir şey yapmak istiyorsa önce Aleviler için verilen şeyhülislam fetvalarını kaldırsın” dedi.

    “DİYANET’İN GÖREVİ CEMEVLERİMİZE İMAM ATAMAK DEĞİL”

    “Diyanet’in görevi cemevlerimize imam atamak değildir” diyen Engin, Diyanet İşleri Başkanı’nın ziyaretinin Alevileri dönüştürme çabası olduğunu vurguladı. Engin, “Dersim’de cemevini ziyaret ederek hayatında ilk defa bir cemevine gittiğini söyleyen Diyanet İşleri Başkanı, oradaki toplantıdan sonra cemevlerinde kuran eğitimi için imam görevlendirilmesi gerektiğini söyledi. Diyanet’in görevi cemevlerimize imam atamak değildir. Cemevleri Alevilerin ibadet merkezidir. Bizim oradaki pirlerimiz, dedelerimiz bize Hak kelamını öğretirler. Bizim için endişelenmesinler, gölge etmesinler yeter” diyerek Alevilerin hak ve taleplerinin açık olduğunun altını çizdi.

    “DERSİM BU HIZIR PAŞALARA MÜSAADE ETMEZ, KALDIRMAZ”

    Diyanet’in önce Aleviler üzerindeki fetvalarını kaldırması gerektiğini ifade eden Engin, cami-cemevi gibi ucube projelerin yapılmasının Alevi inancına saldırı olduğunu söyledi. Alevileri dönüştürme, asimile etme çabasına Tunceli Cemevi’nin de alet olduğunun altını çizen Engin, şunları kaydetti:

    “Tunceli Cemevi yönetiminin özlerini dara çekerek mürşitlerine yaptıkları yanlışları ifade etmeleri ve hızlı bir şekilde derhal istifa etmeleri gerekiyor. Bu kadar Hızır Paşalı ihaneti, yardakçılığı Dersim kaldıramaz, müsaade etmez. Alevilerin hak ve talepleri, hukuksal ve demokratik zeminlerdeki haklardır. İnsan olmamızdan kaynaklı haklardır ve zorla elimizden alınmıştır. Devletin yapması gereken buna dair mecliste yasa çıkarmak, partilerin de yapması gereken bu yasa çıkmadan önce Alevilerin en demokratik kuruluşu olan Alevi Bektaşi Federasyonu ve onun bileşenleri kurumları ile görüşmektir” şeklinde konuştu.

    “BU MEYDANI HIZIR PAŞALARA BIRAKMAYACAĞIZ”

    Bu konuda Alevi dedelerini büyük görevler düştüğüne dikkat çeken Engin, sözlerine şöyle devam etti:

    “Dersim’e Hardê Dewres yani Dervişlerin toprağı diyoruz. Alevi dedelerine büyük görevler düşüyor. Artık asimilasyon politikalarına dur diyelim. Dersim’de yatılı bölge okulunda okuyan bir çocuğun ailesine ve babasına dokunamayışını acısını bize yaşatmayın. Yol bizim, biz bu yolun sahibiyiz. Bu meydanı Hızır Paşalara bırakmayacağız. Hızır Paşa’nın olduğu yerde Pir Sultanlar, Dersim’de de Seyit Rıza ve Sey Usen’ler vardır.”

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Güzelgül’den Diyanet Başkanı’na tepki: Cemevine imam değil gerçek dede lazım

    Güzelgül’den Diyanet Başkanı’na tepki: Cemevine imam değil gerçek dede lazım

    PİRHA-Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın ‘cemevlerine imam atanmalı’ şeklindeki açıklamalarına tepki gösteren Alevi Bektaşi Federasyonu ve Alevi Bektaşi İnanç Kurulu Başkanı Hüseyin Güzelgül, “Bize imam değil bize gerçek İmam Hüseyin’in duruşunu sergileyen imam Ali’nin adaletinden ayrılmayan dede lazım” dedi. 

    Tunceli Cemevi’ni ziyaret eden Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın gençlere Kur’an öğretilmesi için cemevlerine imam atanması şeklindeki sözlerine Alevilerden tepkiler gelmeye devam ediyor.

    PİRHA‘ya konuşan Alevi Bektaşi Federasyonu ve Alevi Bektaşi İnanç Kurulu Başkanı Dede Hüseyin Güzelgül, “Bize imam değil, bize gerçek İmam Hüseyin’in duruşunu sergileyen imam Ali’nin adaletinden ayrılmayan dede lazım” dedi.

    “İNANCIMI CÜMBÜŞ OLARAK GÖREN ZİHNİYET BANA İMAM MI ATAYACAK?”

    “Bizi katletmekle bitiremediler bu sefer dönüştürmeyle bizi yok etmeye çalışıyorlar” diyen Güzelgül, Diyanet İşleri Başkanının Tunceli Cemevi’ni ziyaret etmesinin ve sonrasında yaptığı açıklamaların asimilasyonun bir parçası olduğunu kaydetti. Güzelgül, “Bu inancı cümbüş olarak gören bir zihniyet bu sefer bana imam mı atayacak? İmam atayarak bizi dönüştürmeye, yok etmeye çalışacaklar” diyerek bunu asla kabul etmediklerini vurguladı.

    “YOLA GÖRE HAREKET ETMEK LAZIM”

    Dedelere maaş verilmesini de kabul etmediklerini ifade eden Güzelgül, imamı kabul etmenin 30 yıldır verilen Alevi yol ve hak, talep mücadelesine saygısızlık olduğunu söyledi. Aleviler olarak kendilerine has bir inançları olduğuna işaret eden Güzelgül, “Cami değil ibadet yerimiz. Bizim ibadet yerimiz cemevleridir. İbadet şeklimiz de cemdir. Cemde dara dururuz; hak, hukuk, adaleti ararız. Ona göre hareket ederiz. Alevi iç hukuku vardır onlardan ayrılan. Biz o iç hukuku çalıştırmak mecburiyetindeyiz. İç hukuka göre de bu yolu, bu erkanı her şeyin üstünde görerek, ‘Yol her şeyden uludur’ diyoruz ya o yola göre hareket etmek lazım” şeklinde konuştu.

    “İMAM DEĞİL BİZE GERÇEK DEDE LAZIM”

    Alevilere imam değil gerçek imam Hüseyin’in duruşunu sergileyen, imam Ali’nin adaletinden ayrılmayan dedelerin lazım olduğuna vurgu yapan Güzelgül, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “İmam olmuş olsaydı biz bu mücadeleyi vermezdik, cemevlerini de yapmaya gerek duymazdık. Nasıl olsa onların bir camileri var o camilere giderdik. Bizim kendimize özgür hiçbir inançta var olmayan rıza şehrimiz var. O rıza şehrine göre hareket ederiz. Bizde bir ikrar vardır, onlarda o ikrar da yok. Biz verdiğimiz ikrardan dönmeyiz, ser veririz. Asılmışız, yüzülmüşüz, oklanmışız ikrarımızdan dönmeden bugünlere taşıyıp getirmişiz. Bize düşen görev o ulularımız gibi ser verip ikrarından dönmemektir. Onun için imam değil bize gerçek dede lazım.”

    “YOLA YAKIŞMAYAN DAVRANIŞLAR İÇERİSİNDELER”

    Diyanet İşleri Başkanı ile görüşen dedeleri de eleştiren Güzelgül, Diyanet ile görüşen dedelerin dedelikten, yoldan, erkandan uzak ve yola yakışmayan davranışlar içerisinde olduklarını ifade ederek “Bunu asla kabul etmiyoruz” dedi.

    Güzelgül, Amasya Valiliği, Belediyesi ve üniversitenin Alevilerin bilgisi olmadan Alevilikle ilgili düzenledikleri etkinliğe Alevi kurumları ve Alevi Bektaşi İnanç Kurulu olarak tepki gösterdiklerini ve Amasya’da düzenledikleri toplantının onlara iyi bir cevap olduğunu kaydetti.

    15-16 KASIM’DA ANKARA’DA GENİŞ KATILIMLI TOPLANTI YAPILACAK

    8 bölgede toplantılar gerçekleştirdiklerini söyleyen Güzelgül, 15-16 Aralık’ta Ankara’da Alevi kurum temsilcileri, dedeler, analar ve akademisyenlerle birlikte geniş katılımlı bir toplantı yapacaklarını ve burada Alevilerin genel sorunlarını görüşüp bir rapor hazırlayacaklarını da ekledi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Diyanet İşleri Başkanı Erbaş’tan ‘cemevine imam atansın’ önerisi

    Diyanet İşleri Başkanı Erbaş’tan ‘cemevine imam atansın’ önerisi

    Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, Dersim’de gerçekleştirdiği cemevi ziyaretinde oradaki gençlere Kuran öğretilmesi için ‘imam’ görevlendirme tavsiyesinde bulunduğunu açıkladı.

    Ali Erbaş Kanal 7’de katıldığı “Başkent Kulisi” programında “Tunceli il buluşması” ve 35. “İl Müftüleri İstişare Toplantısı” ile ilgili açıklamalarda bulundu. Dersim’de ziyaret ettiği cemevinde kendisinden Kur’an-ı Kerim talep edildiğini ve bu talebin Diyanet İşleri Başkanlığınca karşılanacağını dile getiren Erbaş, “hangi mezhep, meşrep, tarikat, Alevisi, Sünnisi, kim olursa olsun en önemli kaynağımız Kur’an-ı Kerim’dir. Dolayısıyla cemevinde de Kur’an-ı Kerim var” ifadelerinde bulundu.

    Erbaş, Kuran eğitimini sağlamak için önerilerde bulunduğunu belirterek “Ben şu tavsiyede bulundum oradaki kardeşlerimize, gençler gelsinler burada Kur’an-ı Kerim öğrensinler. Bir imamımızı görevlendirebiliriz, çocuklar Kur’an öğrenmeden kalmasın.” dedi.

    Din İşleri Yüksek Kurulunun son yaptığı Dini Güncel Meseleler İstişare Toplantısı’nda ele aldıkları konuları açıklayan Erbaş ateizm, deizm ve agnostisizme ‘dair “yanlış din algıları” olarak tanımladı. Erbaş bu düşüncelere ilişkin kamuoyu araştırması yapacaklarını ise “Hem deizm hem ateizm hem agnostisizm ve benzeri birtakım yanlış din algılarını ölçmeyi sağlayacak 100 sorudan oluşan bir kamuoyu araştırmasına başladık” sözleriyle açıkladı.

    Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, deizm ateizm gibi düşüncelerin peygamberi reddettiğini ifade ederek “Bunu dediğiniz zaman hiçbir Müslüman genç, deizmin peygamberi inkar etmek olduğunu bile bile böyle bir anlayışa kaymayacağını düşünüyorum.” dedi.

    Ali Erbaş’ın söz konusu açıklaması şöyle:

    “Peygamberi dışlayan bir anlayışa din diye bakmak, yani uygun bir düşünce diye bakmak bile bizim milletimize yakışmaz, hiçbir gencimize, hiçbir ferdimize bu yakışmaz. Bunu doğru bir şekilde anlatırsak, işte deizm peygamberi reddetmektir, peygamberi inkar etmektir. Bırakın kitabı, meleği, diğer anlayışları, sadece bunu söylesek, deizm peygamberi inkar etmektir. Bunu dediğiniz zaman hiçbir Müslüman genç, deizmin peygamberi inkar etmek olduğunu bile bile böyle bir anlayışa kaymayacağını düşünüyorum. Onun için bu kavramları çok iyi bir şekilde anlatmamız gerekiyor.” (Gazete Manifesto)

  • Dersim’de Diyanet ile gri dedeler buluşması

    Dersim’de Diyanet ile gri dedeler buluşması

    PİRHA – Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, Dersim merkezde bulunan Hacı Bektaş Veli Kültürünü Yayma ve Yardımlaşma Derneği ve Cemevi’ni ziyaret etti. Diyanet, yıllardır Alevilere yönelik yok sayan politikaları ile gündeme gelmişti. 

    Yıllardır Sünni İslam inancını Alevilere dayatan ve Alevileri yok sayan Diyanet İşleri Başkanı, Alevilerin en yoğun yaşadığı kent olan Dersim’e gitti.

    İnanmayanları ‘sapık’ olarak ilan eden, çocuklara dini eğitim veren uygulamaların önünü açan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kaldırılması ise Alevilerin en temel talepleri arasındaydı.

    Tüm bunlara rağmen “İl Buluşmaları” kapsamında Kütahya Hazer Dinari Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen programda konuşan Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, “Kur’an ve sünnet çizgisinden, Kur’an ve sünnet birlikteliğinden asla taviz vermeyeceğiz” dedi. Erbaş konuşmasında, yeni eğitim öğretim yılıyla ilgili de fetva verdi.

    Dersim merkezde bulunan, Diyanet’in yurtdışına götürdüğü gri pasaportlu dedelerinin hakim olduğu Hacı Bektaş Veli Kültürünü Yayma ve Yardımlaşma Derneği ve Cemevi’nde bir ilk gerçekleşti. Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, cemevini ziyaret etti. Dernek başkanı Ali Ekber Yurt ve ziyarette cemevi dedeleri Görmez’e cemevlerine yasal statü tanınması yönündeki taleplerini ilettiler.

    Ziyarete Tunceli Valisi Tuncay Sonel, Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Selim Argun, Eğitim Hizmetleri Genel Müdürü Kadir Dinç, Yönetim Hizmetleri Genel Müdürü Haydar Bekiroğlu ve İl Müftüsü Aşır Durgun katıldı.

    “ALEVİLERİ KENDİMİZDEN AYIRMIYORUZ”

    Erbaş, “Elhamdülillah birlik ve beraberlik içerisinde millet olarak bugüne kadar geldik. Bundan sonra da inşallah kıyamete kadar hep birlikte aynı değerlerimizi birlikte yaşayarak devam edeceğiz. Neslimize de bu değerlerimizi aktara aktara gideceğiz inşallah. Alevi toplumu kardeşlerimiz, biz hiç onları kendimizden ayırmıyoruz, öyle bir ayrıma yol açmak isteyenlere de hep birlikte fırsat vermemeye çalışıyoruz. Ben salı günü doğmuşum, adımı Salih vermek istemişler. Annem, ‘Hazreti Ali’ye benzesin’ diye adımı Ali vermiş. Bizim milletimizin her ailesinde efendimizin neslinden bir isim mutlaka vardır. Dolayısıyla aynı düşünceye, inanca sahibiz. Kıblemiz, kitabımız, peygamberimiz bir, Ehlibeyt sevgisi noktasında hiçbir farkımız yok. Dolayısıyla bu birlik ve beraberlik daha güçlenerek devam edecek” diye açıklamalarda bulundu.

    Konuşmaların ardından Erbaş’ın Kur’an-ı Kerim hediye ettiği Yurt da Erbaş’a, Hazreti Ali’nin timsali fotoğrafının işlemeli olduğu el dokuması halı takdim etti.

    Yerel seçimler öncesi Dersim merkezde bulunan cemevine ziyaretler yoğunlaştı. Geçtiğimiz günlerde ise İYİ Parti Grup Başkanvekili Yavuz Ağıralioğlu ve Trabzon Milletvekili Hüseyin Örs ‘İyilik Kervanı’ projesi adı altında cemevine ziyarette bulundu. (HABER MERKEZİ)

  • Yazar Öğüt: 2 bin din görevlisi Alevi yerleşimlerinde Sünniliği dayatıyor-VİDEO

    Yazar Öğüt: 2 bin din görevlisi Alevi yerleşimlerinde Sünniliği dayatıyor-VİDEO

    PİRHA – Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın “Cami Alevilerin de ibadet yeridir” şeklindeki açıklamalarına Yazar Özcan Öğüt tepki gösterdi. Öğüt, “Karşımızda her şeyi tekçi yapılara oturtmaya çalışan egemen bir güç söz konusu” dedi.  

    Yazar Özcan Öğüt, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın ‘Cami Alevilerin de ibadet yeridir’ açıklamalarına ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    Öğüt, “Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın Alevi kamuoyunda büyük tepkilerine neden olan ve nereden tutsanız elinizde kalan açıklamalarına bakacak olursak, aslında kendinden öncekilerden çok farklı bir şey söylemiyor. Ki ulema makamı olarak kendilerinin yüzyıllardır bu topraklardaki misyonu; Aleviliğin tüm farklılıklarını görünmez kılıp kendilerine benzeterek yok etmek. Bu proje bugüne kadar önemli ölçüde başarılı oldu” ifadelerini kullandı.

    “MAKBUL ALEVİLER”

    Öğüt şöyle devam etti:

    “Alevilere ibadet mekanı olarak gösterdikleri yerler; (asimile edilen yüzlerce Alevi yerleşimden biliyoruz ki) ibadet işlevinden çok asimilasyon karargahı olarak kullanıldı. Bugün halen zahirde Ortodoks İslam’ın Sünni Hanefi mezhebinin pratiklerini birebir uygulayan, kendi eserleri olan makbul Aleviler “gerçek Alevi” olarak gösterilerek, kendi özgün kimlikleriyle var olmaya çalışan Aleviler tamamen dışlanıp damgalanıyor.
    Bu ezberlerle sırf din dışılık damgası yememek için geçmişten bugüne kadar milyonlarca Alevi makbulleşip asimile oldu. Yani geçmişte Alevileri fiziken katleden ulema makamı, günümüzde de Aleviliğe dair her fetvasında fikren yok etme çabalarına devam ediyor.”

    “KARŞIMIZDA TEKÇİ, EGEMEN BİR GÜÇ VAR”

    Öğüt, “Burada ilginç olan; Diyanet İşleri Başkanı, devletin üniterliğine vurgu yapıp Müslümanların da üniter (tek bir) ibadet mekanı anlayışı içerisinde inançlarının gereğini yerine getirmesi çağrısı. Yani devlet üniter ise kendini Müslüman olarak tanımlayan herkesin de bu teklik dışına çıkan farklı bir ibadet tezahürü asla mümkün olamaz mantığı söz konusu. Ki zaten Diyanet nezdinde homojen bir inanç geleneğinin ulema makamının çeşitliliği bir zenginlik olarak görmesini beklemek çok iyimser bir yaklaşım olur. Karşımızda her şeyi tekçi yapılara oturtmaya çalışan egemen bir güç söz konusu” diyerek  şunları aktardı:

    “Peki, böyle bir güce karşı Alevilik nasıl yaşam sansı bulabilir? Bir kere her şeyden önce böyle bir güce karşı onun tekçi inanç sınırları içerisinde “En hakikisi biziz” tezi üzerinden mücadele edemezsiniz. Çünkü Alevilerin batın (içsel) boyutta inancı yaşayışının aksine dünyanın neresine giderseniz gidin Müslüman coğrafyanın tamamında Ortodoks İslam ulemasının tezleri hakimdir. Dolayısıyla onlarla benzer ezberler üzerinden gidip, inancınızı test etmek fırsatı onlara sunduğunuzda, eninde sonunda sizleri bu domine ettikleri gerçekliği çekip yok edebilme şansını buluyorlar. Aleviler bu nedenle mücadele pratiklerini tamamen ulema makamının tüm ezberleri bozmak üzerine inşa etmelidir. Aleviler, üzerlerinde yaratmaya çalıştıkları ve bir zaaf olarak kullanmak istedikleri Müslümanlık kompleksleriyle ne kadar İslami olduğunu kanıtlamak için her camiye davet edildiklerinde Aleviler inancının bu anlayışla uzaktan yakından benzeşmediğini her defasında dile getirip direnmeye devam etmelidir.”

    “ALEVİLERİN TÜM HAK TALEPLERİ GÖRMEZDEN GELİNİYOR”

    Ayrıca Alevilerin kendi içinde birlik olamayıp, kendi aralarında bile anlaşamadıkları bahane edilerek Alevilerin tüm hak talepleri hep görmezden geliniyor” diye belirten Öğüt,  “Oysa Sünni ulema kadının dövülüp dövülmeyeceği konusunda bile henüz tam bir konsensüs içerisinde değilken, Alevilikteki yorum çeşitliliğini bir zaaf olarak görüp hangi Alevilik diye sorgulayabiliyor. Alevilerin ibadet yeri ve itikadi pratikleri bakımından Alevi kamuoyunun ortak görüşü bellidir. Bu konuda kesin sapmaları olanlar, yani ulema makamı olarak kendilerinin ifade ettiği gibi ibadet yerini cemevi dışında başka bir yer olarak gösterenler ve inanç pratiklerini Sünnilere benzer bir şekilde yerine getiren makbul Aleviler ise bizatihi ulemanın el emeği göz nuru bir çalışmanın ürünüdür” ifadelerini kullandı.

    “2 BİN DİN GÖREVLİSİ ALEVİLERE DAYATMA YAPIYOR”

    Öğüt, ‘Makbul Alevilik’ kitabında söz ettiği bazı gelişmeleri şöyle aktardı:

    “Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın “Alevi köylerimizde ve Alevi kardeşlerimizin yoğun olarak yaşadığı mahallerde görev yapan 2 bin civarında imamımız vardır. Bu imamlarımıza hizmet içi eğitimler veriyoruz.” derken aslında çok önemli bir itirafta bulunuyor. Diyanet bu açıklama ile makbul Aleviler için görevlendirdiği misyonerliğin itirafını yapmakta. Makbul Alevilik kitabında da değindiğim üzere Diyanet İşleri Başkanlığını Alevi yerleşimlerinde adeta misyonerlik faaliyeti gerçekleştirmek üzere bazı görevlendirmeler yaptığını biliyoruz. Bunlar bulundukları yerlerde tamamen Sünni Hanefi mezhebinin kalıpları üzerinden dini hizmetler sunuyor. Yani buradaki hizmet pratiklerinde dahi görüyoruz ki buralarda Aleviliğe özgün herhangi bir çalışma söz konusu değil. Aksine Diyanetin makbulleştirdiği veya halen makbulleştirmeye çalıştığı Alevi yerleşimlerindeki bu 2 bin civarındaki din görevlisi Sünni cemaate ne hizmet veriyorsa, Alevilere de onu dayatmaya çalışıyor.

    Son olarak Diyanet İşleri Başkanının “hizmet içi eğitim” dediği şey ise; Makbul Alevilik kitabında da değindiğimiz gibi aslında buralardaki din görevlerine verilen irşad çalışmalarıdır (yani kendilerince Alevileri doğru yola getirme – asimile etme çalışmalarıdır). Bununla ilgili hazırladıkları irşad (asimilasyon) kılavuzları bile mevcut. Diyanet bu “hizmetiçi eğitimlerle” Alevi yerleşimlerinde o bölgedeki Alevilerin nasıl kazanılacağına (yani asimile edileceğine) dair çalışmalar gerçekleştirmekte. Bunlar Alevilere hizmet vermekten ziyade ulemanın amaçlarına hizmet vermek için çalışıyorlar. Bu çalışmalardan anlıyoruz ki; Diyanet halen Aleviliği ehlileştirilmesi gereken bir inanç olarak görüyor. Bu ehlileştirilen makbul Alevileri de bir Alevi gerçekliği olarak sunup, bu yarattığı yapay ve ideal muhataplarla Alevi sorununu kronikleştiren bir misyon üstleniyor.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Müslüm Metin: Cemevi dışında bir yeri kabul etmiyoruz-VİDEO

    Müslüm Metin: Cemevi dışında bir yeri kabul etmiyoruz-VİDEO

    PİRHA – Diyanet’in, “camiler Alevilerin de ibadethanesidir” açıklamasına tepki gösteren ABF Genel Sekreteri Müslüm Metin, “Biz hiçbir zaman, hiçbir insanın şu veya bu şekilde yaşamasını, bir şekle sokmasını istemiyoruz. Her din, her inanç, her toplum kendi bildiği gibi yaşamalıdır” dedi.

    Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Sekreteri Müslüm Metin, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın “Müslümanların İbadet yeri camidir. Camiler hem Sünni hem Alevi’nin ibadet yeridir’’ açıklamalarına ilişkin PİRHA’ya konuştu. Metin, tepkisini şöyle dile getirdi:

    “Diyanet İşleri Başkanlığı’nın son zamanlarda birçok fetvası var da biz Alevileri en çok inciten camilerin biz Alevilerin ibadet yeri olduğunu söylemesidir. Biz laik demokratik bir ülkede yaşıyoruz. Biz hiçbir inancın yerini, ibadetini birilerinin belirttiği yerde olmasını istemiyoruz. Biz her inancın kendi cemaati camide, biz Alevilerin de olmazsa olmazı olan ibadethanemiz cemevleridir.”

    “HER GÜN BİR FETVA İLE KARŞIMIZA ÇIKIYORLAR”

    “Her gün bir fetva ile karşımıza çıkıyorlar. Çocuk yaşta evlilikler, başka, başka şeyler. Bırakın çocukların kendi çocuklarıyla ilgili, yaşamla ilgili, aile ile ilgili kararlarını kendileri verirler. Biz hiçbir zaman, hiçbir insanın şu veya bu şekilde yaşamasını, bir şekle sokmasını istemiyoruz. Her din, her inanç, her toplum kendi bildiği gibi yaşamalıdır” diye konuşan Metin sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Diyanet son zamanlarda fetvalarıyla gündeme geliyor. Ama gündemle ilgili yoksulluk, OHAL, KHK’ler ve bir sürü mağdur insanlar, öğrencilerin sorunları, ekonomik sorunlar var.

    Biz Diyanet’in kesinlikle devlet işlerine girmesini istemiyoruz. Zaten hukuk olarak da mümkün değil. Laik bir ülkede din ile devlet işleri farklı farklıdır. Din kendine göre şekillenir ve maneviyatı ilgilendirir, diğeri ise yaşamı ilgilendirir.

    Biz Alevileri ilgilendiren şey ise yaşam ve doğadır. Biz insanın her şeye laik olduğu, yaşam hakkı olduğu, ibadet hakkı olduğunu söylüyor ve söylemeye devam edeceğiz.”

    “ALEVİLERİN İBADET YERLERİ CEMEVLERİDİR”

    Metin, “Bizler ülkemizde barış, kardeşlik ve hoşgörü olması için elimizden gelen her türlü çabayı sarf ediyoruz. Ama nedense birileri bizi sürekli bir yerlere çekmeye çalışıyor” diyerek sözlerini şöyle tamamladı:

    “Ne demek camiler Alevilerin ibadet yeridir. Böyle bir şey olur mu? Cami inanan insanların kendi mekanlarıdır, onlarla bir sıkıntımız yok. Ama devleti yöneten özellikle kurum başkanlarının vereceği demeçler çok önemlidir. Biz Alevilerin ibadet yerleri cemevleridir diyoruz. Cemevinin dışında hiçbir yeri kabul etmiyoruz etmeyeceğimizi de bilmelerini isteriz.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA