Etiket: diyanet işleri başkanı

  • Öztürk: Türkiye’de dine dayalı ırkçı ve gerici bir eğitim politikası yürütülüyor! -VİDEO

    Öztürk: Türkiye’de dine dayalı ırkçı ve gerici bir eğitim politikası yürütülüyor! -VİDEO

    PİRHA- Eğitimin demokratik, laik bilimsel kamusal ve ana dilinde olması gerektiğini vurgulayan Eğitim -Sen Antalya Şube Başkanı Kadir Öztürk, “Tek din tek mezhep üzerinden ırkçı ve gerici bir eğitim politikası yürütüldüğünü “ belirtti.

    Eğitim -Sen Antalya Şube Başkanı Kadir Öztürk, Eğitim alanında yaşanan sorunlar ve  müfredatın içeriğinin dinselleştirilmesine ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    2025-2026 yeni eğitim öğretim yılına girdiklerini yeni dönemin diğer dönemlerden farklı olmadığını belirten Eğitim -Sen Antalya Şube Başkanı Kadir Öztürk, “Daha çok derslerin dinselleştirilmiş bir müfredatın dinselleştirilmiş bir gerçeği ile karşı karşıya kalıyoruz” dedi.

    “2025-2026 EĞİTİM ÖĞRETİM DÖNEMİ DİĞER DÖNEMLERDEN FARKLI OLMAYACAK”

    Geçen eğitim öğretim döneminde olduğu gibi bu dönemde de iktidar tarafından dinsel eğitimin sürdürüleceğini aktaran Öztürk, “Millî Eğitim Bakanlığı sadece tek din, tek mezhep üzerinden bir politika sürdürmeye çalışıyor”dedi.

    Antalya’da 3 milyona yakın insanın yaşadığını hatırlatan Öztürk, “Türkiye kozmopolittik bir ülkedir.Her ülkeden, her ırktan insan var. Rus’undan tutun Alman’ına, Alman’ından tutun İngiliz’ine, Kürt’üne hepsi burada Antalya’da yaşıyor. Kendi dinleri, kendi anadilleri üzerinden eğitim yapılması gerekiyor. Milli Eğitim Bakanlığı objektif yaklaşması gerekiyor” diye konuştu.

    “TEK DİN TEK İNANÇ TEK MEZHEP ÜZERİNDEN DİNE DAYALI EĞİTİM YAPILYOR”

    Eğitimin tek din, tek mezhep üzerinden yapıldığını dile getiren Öztürk, şunları ifade etti:

    “Ülkemizde de 20 milyonun üzerinde bir Alevi kesimi var ve Alevilerin inancına göre birtakım talepleri var. Bunları hayata geçirmemek için elinden geleni yapıyor. Görmezden geliyor ve hiçbir adım atmış da değil. Ne ana dilinde eğitime dair adım atıyor ne de inanç üzerinden.

    Türkiye’yi demokratik bir yapıya dönüşmesi gerekirken tam tersinin yaşanıyor. Millî Eğitim Bakanlığı ne sendikaların ne de velinin görüşünü alıyor.. Sadece görüşünü aldıkları kim? Tarikatlar, cemaatler ve kendine yandaş olan sendikaların görüşünü alarak bir eğitim sistemi oluşturmaya çalışıyor.”

    “MİLLİ EĞİTİM BAKANI BÜTÜN İNANÇLARA EŞİT VE OBJEKTİF YAKLAŞMALIDIR”

    Eğitimde zorunlu din derslerinin yanı sıra bir sürü seçmeli dini derslerin olduğunu vurgulayan Öztürk, “Hepsi Müslümanlıkla, İslamlıkla ilgili. Yani başka hiçbir şey ele alınmıyor. Yani ülkede sadece tek din, tek mezhep varmış gibi hareket ediyorlar” diye belirtti.

    Milli Eğitim Bakanlığının tarafsız ve objektif olmak zorunda olduğunu hatırlatan Öztürk, “Her dine, her inanca eşit yaklaşmalı. Her dinin her inancını görüşünü derslere objektif yansıtmalı ama böyle bir şey yok maalesef. Bunun da en büyük suçlusu bugün hem hükümet hem de Millî Eğitim Bakanlığı’nın kendisidir” dedi.

    “EĞİTİM POLİTİKALARININ KÖKLÜ OLARAK DEĞİŞTİRİLMESİ GEREKİYOR”

    Eğitim politikalarının değiştirilmesi gerektiğini vurgulayan Öztürk, “Eğitim politikasına baktığımızda dini bir eğitim politikası ve sınava endeksli bir eğitim politikası sürdürülüyor. Çocuklarımız yarış atı gibi koşturuluyor. Üniversite sınavları açıklanıyor. 4 milyon öğrenci açıkta kalıyor. Bunun sebebi nedir? Hükümetin uyguladığı eğitim politikalarıdır. Eğitimin demokratik, bilimsel, laik kamusal, ana dilinde olması gerekiyor” dedi.

    “DİYANET İŞLERİ BAŞKANI LÜKS İÇİNDE YAŞARKEN ÇOCUKLAR OKULA HER GÜN AÇ GİDİYOR”

    Diyanet İşleri Başkanının lüks içinde yaşarken birçok öğrencinin çantasını dolduramadığına dikkat çeken Kadir Öztürk, şunları söyledi:

    “Bu yetmezmiş gibi birde bize ahlak dersi verilmeye çalışılıyor. İlk önce kendisi bu konuda daha mütevazi davransa. O kadar lüksün içinde yaşamasa ve diyanetin bütçesine aktarılan parayı bize vermeyin bu bütçeyi eğitime aktarın dese. Hiç olmazsa okula aç giden çocuklar aç gitmeyecekler.

    Kahvaltı yapamadan okula giden binlerce çocuk var. Onlara destek çıkalım diyeceklerine bize ahlaktan bahsediliyor. Bu toplum kendi ahlakını, etik kurallarını ve nasıl yaşayacağını bilir. Böyle hani yukarıdan üst perdeden konuşarak bu işler çözülmez. Oraya ayrılan bütçeyi, fakire, garibana neden aktarılmıyor?

    Yasalarsa ülkenin sosyal devlet olduğundan bahsediliyor olmasına rağmen sosyal devlet değil. Sosyal devlet dediğin öğrencinin bütün masraflarını karşılamalı. Okula aç gitmemeli. Okulda bir öğün ücretsiz, temiz bir yemek çıkmalı ve temiz bir suya erişim sağlanmalı. Ama baktığınızda hiçbir okulda ne bir öğün yemek veriliyor ne de temiz su var. Veliler okullar açılırken bir sürü masraf ediyor. Bu ülke sosyal devlet olsa aile bu kadar masrafa girmez. Yok kıyafetiydi, kitabıydı, defteriydi birçok ihtiyaç.”

    “ANTALYADA ŞİMDİYE KADAR MİLLİ EĞİTİM İL MÜDÜRLÜĞÜ BİR TANE OKUL YAPMIŞ DEĞİL”

    Antalya İl Milli Eğitim Müdürü’ne çağrıda bulunan Eğitim -Sen Antalya Şube Başkanı Kadir Öztürk, konuşmasının devamında şunları kaydetti:

    “Sormak istiyorum kendi paramızla yani Milli Eğitim’in bütçesiyle kaç tane Antalya’da okul yapılmıştır? Kaç yılından beri okul yapılmıyor. Yapılan okullar da hayırseverler vatandaşlar tarafından yaptırılıyor. Bu ne demektir? Bütçeyi başka yere aktarıyorsun. Nereye aktarıyorsun? Tarikatlara, cemaatlere yandaşlarına aktarıyorsun. Bunu öğrencilere aktarsan, öğrenciler üzerinden kullansan bambaşka bir şey olur. Hem eğitim gelişir hem bilimsel bir eğitim yapılır hem de çocuklar okula sağlıklı bir şekilde gider. Ama bunu yapmak gibi bir dert yok ki. Sadece biat eden ve cemaatçi bir kesim yaratılmak isteniyor.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • AABK Eşit Başkanı Mat: Devletin Alevilere camiyi dayatması zulümdür, faşizmdir!

    AABK Eşit Başkanı Mat: Devletin Alevilere camiyi dayatması zulümdür, faşizmdir!

    PİRHA- Avrupa Alevi Birlikleri Federasyonu Eşit Başkanı Hüseyin Mat, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın Tunceli İl Jandarma Komutanlığı’nda cami temeli atma görüntülerini ve sözlerini ‘açık bir zulüm ve faşizm’ olarak değerlendirdi. Mat, “Bir halkı, inancına uygun olmayan bir ibadethaneyi benimsemeye zorlamak, devlet imkanlarıyla yapılmaması gereken bir baskıdır. Ancak bilinmelidir ki, Dersim halkı bu dayatmacı politikaları asla kabul etmez” dedi. 

    Tunceli İl Jandarma Komutanlığı’ndaki caminin temelini atma törenine katılan Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, buradaki konuşmasında “Şehirlerin medenileşmesinde en büyük pay camilerdir. İnşallah burada bizim hocalarımız, lojmanlarda oturan kardeşlerimizin ya da bu bölgede oturan kardeşlerimizin çocuklarına ders verecekler” ifadesini kullanmıştı.

    Yaşanılan duruma sanal medya hesabından tepki gösteren Avrupa Alevi Birlikleri Federasyonu Eşit Başkanı Hüseyin Mat, ‘Devletin Dersim üzerinde oynadığı asimilasyon politikaları bitmiyor’ başlığıyla kaleme aldığı yazısında, “Alevi köylerine cami yapıp imam atamak yetmezmiş gibi, şimdi de Dersim’de yeni bir cami temeli atılıyor” dedi.

    Mat, devletin; bir halkın inancına uygun olmayan bir ibadethaneyi benimsemeye zorlamasının açık bir zulüm, faşizm olduğunu kaydederek, Dersim halkının bu dayatmayı kabul etmeyeceğini söyledi.

    “DERSİM’DE ASİMİLASYON POLİTİKALARI BİTMİYOR”

    Mat’ın yaptığı açıklama şöyle:

    “Devletin Dersim üzerinde oynadığı asimilasyon politikaları bitmiyor…

    Alevi köylerine cami yapıp imam atamak yetmezmiş gibi, şimdi de Dersim’de yeni bir cami temeli atılıyor.

    Dersim’de yaşayan halkın neredeyse tamamı Alevi, resmi görevliler (asker, polis, memur) dışında. Ancak bu demografik yapıya rağmen, şehir sınırları içerisinde 117, Dersim merkezinde ise 5 cami bulunurken, sadece bir cemevi var. O cemevi de ne yazık ki devletin bir karakolu gibi işlev görüyor. Yani, Dersim şehir merkezinde halka ait bir cemevi bulunmuyor.

    Tüm bunlar yetmezmiş gibi, şimdi de yeni bir cami temeli atıldı. Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, Tunceli’de asker ve polislerin katılımıyla tek başına cami temeli attı. Açılışta halktan kimse yoktu; sadece resmi görevliler vardı.

    “AÇIK ZULUM VE FAŞİZMDİR; DERSİM HALKI KABUL ETMEZ!”

    Aleviler defalarca dile getirdi. ‘Bizim ibadethanemiz cemevidir.’ Ancak devlet, camiyi zorla dayatmaya devam ediyor. Bu, açık bir zulüm ve faşizmdir. Bir halkı, inancına uygun olmayan bir ibadethaneyi benimsemeye zorlamak, devlet imkanlarıyla yapılmaması gereken bir baskıdır.

    Ancak bilinmelidir ki, Dersim halkı bu dayatmacı politikaları asla kabul etmez. Onlar, ocaklarına, pirlerine ve kutsal mekanlarına olan ikrarlarını koruyarak yaşamaya devam edeceklerdir.

    Bu zulüm ve faşizm karşısında susanlar, bu zulmü yapanlar kadar suçludur. Sessizlik, zulmün sürmesine ortak olmaktır. Haksızlık karşısında sessiz kalmak, adaleti engellemek demektir. Bozatlı Hızır, Düzgün Baba, ocaklarımız, dergahlarımız hepimizin yardımcısı olsun.”

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Müftülük, kadınların yüzlerini buzladı

    Müftülük, kadınların yüzlerini buzladı

    PİRHA-Konya’da hafızlık diplomalarının dağıtım töreninde çekilen fotoğraflarda kadınların yüzleri gizlendi. Kadınların siluetlerinin buzlandığı fotoğraflar hem müftülüğün web sitesinde hem de il müftüsünün sosyal medya hesabından paylaşıldı.

    Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı Karatay Müftülüğü 22 Eylül’de Hafızlık Diploma Töreni düzenledi. Törende 172 kadın ve erkek hafıza diplomalarını Konya İl Müftüsü Ali Öge verdi. Diploma törenini sosyal medya hesabından duyuran Öge, hafızları kutladı ve fotoğraf paylaştı.

    Öge’nin kadın hafızlarla çektirdiği fotoğrafta, kadınların yüzlerinin buzlandığı görüldü. Aynı fotoğraf kareleri Karatay Müftülüğü’nün sitesinde de kadın hafızların yüzleri buzlanmış şekilde paylaşıldı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Dede Hüseyin Eriş: Diyanet İşleri Başkanı’nın cemevine ziyareti samimi değil-VİDEO

    Dede Hüseyin Eriş: Diyanet İşleri Başkanı’nın cemevine ziyareti samimi değil-VİDEO

    PİRHA-Tunceli Cemevi’ne Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş tarafından gerçekleştirilen ziyarete tepkiler gelmeye devam ediyor. Abdal Musa Dergâhı postnişini Hüseyin Eriş, “Seçimler yakın ve ‘biz Alevi canlardan oyları nasıl alırız’ gibi düşünceleri var. Bir defa iktidarın samimi olması gerekiyor. Hala cemevleri yasal statüye kavuşmadıysa, zorunlu din dersleri hala devam ediyorsa buradan samimiyet çıkmaz” dedi.

    Abdal Musa Dergâhı Postnişini Hüseyin Eriş, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın Dersim gezisi kapsamında Tunceli Cemevi’ni de ziyaretiyle ilgili olarak PİRHA‘ya açıklamalarda bulundu. Cemevlerinin hala yasal statüye kavuşmadığını, iktidarın bu konuda hiçbir adım atmadığını hatırlatan Eriş, cemevlerine yapılan ziyaretleri samimi bulmadığını ifade etti.

    “SEÇİME YAKIN ‘ALEVİLERDEN NASIL OY ALIRIZ’ DİYE DÜŞÜNÜYORLAR”

    Seçim sürecine girildiğini hatırlatan Eriş, Alevilere yönelik girişimlerin arkasında siyasi çıkar beklentisi olduğunu söyledi. Eriş şöyle devam etti:

    “Son dönemde her toplumun üzerinde olduğu gibi Alevlerin üzerinde de devşirme olayı var. Seçimler yakın ve biz Alevi canlardan oyları nasıl alırız gibi düşünceleri var. Ama bu daha önce de vardı, özellikle Dersim’de. Biz 2018 yılında Dersim’e gittiğimizde de Munzur Üniversitesi ile orada bulunan Alevi yöneticileri ile yakın temaslar vardı. Üniversiteleriyle, bilim kurullarıyla, devletin kurumlarıyla Alevilerin bir yerde olması bunlar aslında güzel şeyler ama beklentiler farklı. Bir defa iktidarın samimi olması gerekiyor. Hala cemevleri yasal statüye kavuşmadıysa buna benzer zorunlu din dersleri hala baskılanıyorsa buradan samimiyet çıkmaz.”

    “ATILAN ADIMLAR SAMİMİ GELMİYOR”

    Eriş, her dönem devletin yanında olmalarına rağmen Alevilere dönük baskıların sona ermediğini belirterek, “Biz Aleviler her dönemde devletimizin, milletimizin yanında olduk. Hiçbir zaman olumsuz bir tavır içerisine girmedik. Ama bugünkü yapılan işlere baktığımızda Diyanet İşleri Başkanı’nın daha çok Atatürk’ü sevmeyenlere yakın olduğunu görebiliyoruz. Diyanet İşleri Başkanı’nın Tunceli’ye gitmesi belki normal olabilir sonuçta Türkiye’nin bir kurumudur. Gider orada inançla alakalı meseleleri konuşur, söyler, anlatır ama bir tarafta sen hala cemevlerini yasal statüye kavuşturmayacaksın, öbür tarafta zorunlu din derslerini devam ettireceksin; öbür taraftan da “Ben Alevilerle yakın olacağım Alevilerin sorunlarını gidereceğim” diyeceksin. Çok samimi gelmiyor” ifadelerini kullandı.

    “HÜKÜMETİN TERCİHLERİNİ BİLİYORUZ ZATEN AMA NASIL DOST OLACAĞIZ?”

    Antalya Valisi ile gerçekleştirdiği görüşmeye de değinen Abdal Musa Dergâhı Postnişini Hüseyin Eriş, şunları kaydetti:

    “Antalya Valisi ile konuşmuştum. Bizim bir tane üst düzey bürokratımız, bir tane valimiz, bir tane genel müdürümüz yok. “Niye böyle oluyor?” dedim. “Bu hükümetin iktidarın tercihi” dedi. Biz o tercihleri biliyoruz zaten nasıl dost olacağız? Bir ciğercinin kedisi bir sokak kedisinin yanına gidiyor. Sokak kedisine “arkadaş olalım”, sokak kedisi ise “biz arkadaş olamayız” diyor. Bir zaman sonra yine ciğercinin kedisi, sokak kedisine “seninle arkadaş olalım” diye yanına gitmiş. Sokak kedisi “seninle nasıl arkadaş olalım, sen ciğercinin kedisi ben sokak kedisiyim. Senin karnın tok, keyfin güzel, ben de ekmek arıyorum yemek arıyorum nasıl arkadaş olacağız. Madem arkadaş olacaksak birlikte tüketelim, birlikte doyalım” demiş. Bu, buna benziyor. Bize arkadaş, dost olalım diyorlar ama bizim dertlerimizi sorunlarımızı göz ardı ediyorlar. Dolayısıyla niyet bellidir. Bugünkü iktidarın tercihi ile bugünkü yapılan işler ortadadır. Ne kadar samimi ne kadar değil biz bunu test ettik zaten.”

     Cebrail ARSLAN/ ANTALYA

  • Efe Engin’den Diyanet Başkanı’na tepki: Kendisi gibi inanmayanları ötekileştiriyor!

    Efe Engin’den Diyanet Başkanı’na tepki: Kendisi gibi inanmayanları ötekileştiriyor!

    PİRHA- Kureyşan Ocağı evladı Efe Engin, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş Ağrı Patnos ilçesinde cami açılışında yaptığı konuşmasına tepki göstererek, “Ülkemizi kaosa sürükleyecek ayrımcı anlayışlardan bir an önce uzaklaşılması gerekmektedir” dedi.

    Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş Ağrı Patnos ilçesinde cami açılışında “Ahiret inancı olmayan insandan her türlü kötülük beklenir. Onu engelleyecek ne var ki başka. Bu dünyada yaptığı bir şeyin hesabını ahirette vereceğine inanmayan birisi dünyada hangi kötülüğü yapmaz ki” şeklinde yaptığı konuşmaya Kureyşan Ocağı evladı Efe Engin tepki gösterdi.

    “DİYANET İŞLERİ BAŞKANI SUÇ İŞLEMİŞTİR”

    Engin, Diyanet İşleri Başkanının hem anayasanın 24. Maddesini hem de AİHM’in 9. maddesini çiğnediğini belirterek, “Anayasanın 24. maddesine ‘’Herkes vicdan, din ve kanaat hürriyetine sahiptir, dini inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamaz, suçlanamaz.’’ ve AİHM’in. 9. maddesine “Herkes düşünce, vicdan ve din özgürlüğüne sahiptir” aykırı davranmıştır. Diyanet İşleri Başkanı yaptığı konuşmada kendisi gibi inanmayanları ötekileştirmiş ve hedef haline getirmektedir” dedi.

    “ALEVİLER, HEM YOK SAYILMIŞ VE YÜZYILLARDIR KATLEDİLMİŞLERDİR”

    “Doğru işi doğru vicdan yaptırır” diyen Engin, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Alevi inancında Pirlerimiz, ‘’Kendine ağır geleni başkasına reva görme’’ diye özetlemiş. Alevi inancında ve dünyadaki bazı inançlarda cennet, cehennem gibi ahiret inancı yoktur. ‘’Eline, Diline, Beline hakim ol’’ gibi toplumda arınmayı ve suç işlememeyi önüne koyar. Yaptıklarının hesabını yaşarken Pir ve toplum huzurunda verir. Aleviler, bu ülkede bunca hoşgörüsüne rağmen hem yok sayılmış hem de ahiret inancına sahip kişiler tarafından ‘’Allah-u Ekber’’ nidalarıyla yüzyıllardır katledilmişlerdir. Araştırmalara göre dünyada 3. sırada olan inançsızlar İslam inancına yakın bir sayıya sahiptir ve Edison, Einstein, Freud, Hawking gibi insanlığa hizmet etmiş bilim insanlarının çoğunun öte dünya inançları olmamıştır. Diğer taraftan ahiret inancına sahip Müslüman ülkelerin birbirleriyle savaşına bakmak yeterli olarak iddia edilen düşünceyi çürütmektedir. Ülkemizde işlenen suçlara baktığımızda bazı tarikatlardaki çocuk istismarı ve tacizleri artık cezaları onaylanarak tescillenmiş vaziyettedir. Ülkemizde bulunan tarikatların birçoğu Türkiye’yi ‘’Darül harp’’ olarak görmektedir. Yani aynı zamanda savaşılacak devlet olarak görmekte ve mevcutta ne varsa ganimet düşüncesi mevcuttur. Bu düşünce demokratik yaşam alanına karşı tehlike içermektedir. Ortaçağ’da yaşanan ‘Papa’nın ruhani bir önder mi cismani bir önder mi’ olacağı tartışmasını andıran tartışmalar içindeyiz. Ülkemizi kaosa sürükleyecek bu ayrımcı anlayışlardan bir an önce uzaklaşılması gerekmektedir.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • ABF İnanç Kurulu’ndan bir ayrılık daha

    ABF İnanç Kurulu’ndan bir ayrılık daha

    PİRHA- Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın Mersin Cemevine ziyareti sonrası görevinden istifası istenen ABF İnanç Kurulu ve Mersin Cemevi Başkanı Hasan Kılavuz’un bu talebi yerine getirmemesi üzerine Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği de ABF İnanç Kurulu’ndan ayrıldığını açıkladı. 

    Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, Mersin Valisi Ali İhsan Su ve beraberindeki heyet Eylül 2019’da Mersin Cemevini ziyaret etmişti. Erbaş’ı burada Alevi Bektaşi Federasyonu İnanç Kurulu ve Mersin Cemevi Başkanı Hasan Kılavuz ve yönetim kurulu üyeleri karşılamıştı.

    Diyanet İşleri Başkanı’nın ziyaretine ilişkin açıklama yapan Alevi kurumları, ABF İnanç Kurulu Başkanı Hasan Kılavuz’un istifa etmesini ve görevden alınmasını istemişti.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) İnanç Kurulu’nun ABF İnanç Kurulu’ndan ayrılmasının ardından Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği de inanç kurulundan ayrıldığını açıkladı.

     “İNANÇ KURULU, MİSYONUNDAN UZAKLAŞMAYA DEVAM ETMEKTEDİR”  

    Yazılı bir açıklama yapan Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Dursun Önal, Aleviliğe ciddi katkı ve kazanımlar sağlayacağını umut ederek kurulan Alevi Bektaşi İnanç Kurulu’nun misyonu ve vizyonuyla örtüşmeyen gelişmeler yaşadıklarını kaydetti.

    Önal, “Yüzlerce yol ereni ile kuruluşunu ilan eden bu birlik, Aleviliğin inançsal yaşanan sıkıntılarına çözüm üretmesi, asimilasyon politikalarına karşı inançsal duruş sergilemesi ve kendi örgütlenmelerimiz içinde yaşanan sorunlara inançsal müdahaleyi yapabilmesi amacıyla yola çıkmıştı. Yanlış yönetimler ve aldıkları kararlar sonucu sadece iki buçuk yıllık bir süreçte küçülmeye neden olanlar sebebiyle İnanç Kurulu misyonundan uzaklaşmaya devam etmektedir” dedi.

    “RIZALIK ESASI YOK SAYILMIŞTIR”

    En son yapılan genel kurulda ve sonrasında rızalık esasına uyulmadığını, yine yakın zamanda Alevi Bektaşi İnanç Kurulu Başkanı seçilen Hasan Kılavuz’un Diyanet İşleri Başkanı ile görüşme şeklinde rızalık esasının yok sayıldığını belirten Önal şunları dile getirdi:

    “Bugün gelinen noktada ABF İnanç Kurulu Başkanı’nın, gerek Alevi inancına gerekse diğer inançlara hakaret eden, Sünni İslam’ı yayma ile görevli, cemevleri kırmızı çizgimizdir, diyen, Aleviliği yok sayan Diyanet İşleri Başkanını kabul etmiştir. Yapılan görüşmelerin içeriğinin ne olduğu hakkında herhangi bir bilgi verilmemesi, görüşmenin sonunda basından öğrendiğimiz kadarıyla Diyanet İşleri Başkanı’nın ABF İnanç Kurulu Başkanı’na adeta İslam’ı tebliğ etmek için Kuran hediye etmesi ve Hasan Kılavuz’un bu hediyeyi kabul etmesi bizleri derinden yaralamıştır.”

    “ABF İNANÇ KURULUNDAN AYRILDIĞIMIZI KAMUOYUNA BEYAN EDERİZ”

    ABF İnanç kurulunda ayrıldıklarını beyan eden Önal son olarak şunları kaydetti:

    “Geçerken uğradım anlayışı bizi değersizleştiren bir yaklaşım taşırken, kaldırılmasını istediğimiz kurum ziyaretini Alevi kamuoyuna kazanım diye sunması değerlerimizden ve taleplerimizden uzaklaştığının göstergesidir. Bu nedenle Hasan Kılavuz’un bu görevi bizler adına devam ettirmesini kabul edemeyeceğimizi ABF ve kamuoyu ile paylaşmıştık. Son yapılan İnanç Kurulu toplantısında Hasan Kılavuz’un inanç kurulu üyesi dedelere hakaret etmesi, “Gücü yeten varsa gelsin istifa ettirsin” gibi ifadeleri kullanarak toplantıyı terk etmesi; ayrıca son yapılan ABF Danışma Kurulu sonrasından bugüne kadar konuyla ilgili herhangi bir adım atılmadığından dolayı böyle bir birliğin içinde daha fazla yer alamayacağımızı ve Alevi Bektaşi İnanç Kurulu’ndan ayrıldığımızı Alevi toplumuna ve kamuoyuna beyan ederiz.”

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • AKD’den açıklama: Hasan Kılavuz dedemizi kimseye yem etmeyeceğiz

    AKD’den açıklama: Hasan Kılavuz dedemizi kimseye yem etmeyeceğiz

    PİRHA – Alevi Kültür Derneği Genel Merkezi, Diyanet İşleri Başkanı’nın Mersin Cemevi ziyaretine ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada, “Alevi toplumuna sorumluluğumuz gereği asla yanlış yapmadık, kimseyle gizli görüşmedik, AKD olarak her zaman olduğu gibi bundan sonrada diyalog ve istişareyi hep önde tutacağımızı bilerek davrandık ve davranmaya devam edeceğiz” denildi. 

    Mersin’de incelemelerde bulunan Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, beraberinde Mersin Valisi Ali İhsan Su ve Mersin İl Müftüsü Şaban Kondi ile birlikte Mersin Cemevini ziyaret etmişlerdi.

    Yapılan ziyarete Alevi kurumlarından tepkiler gelirken, Mersin Cemevinin bağlı olduğu Alevi Kültür Dernekleri (AKD) yazılı bir açıklama yaptı.

    AKD, görüşmenin gizli yapılmadığını belirterek, diyalog ve istişareyi ön planda tutarak davrandıklarını savundu.

    AKD yaptığı yazılı açıklamada, Alevilerin yaşadığı hak ihlallerinin görmezden gelindiği ve çözüm bulunamadığına işaret ederek, söz konusu Aleviler olunca asimilasyonun başını çeken Diyanet İşleri ve Başkanları olduğu belirtildi.

    “MÜCADELEDEN VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    Demokratik Alevi kurumlarının 30 yıldır mücadele ettiğini ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kaldırılması gerektiği kaydedilen açıklamada, dinlerin özgürleşmesi ve devlet tekelinde olmaması gerektiği üzerinde duruldu.

    Ülkede laikliğin işletilmediği belirtilen açıklamada, “Diyanet kapatılmıyorsa bile, devletten yardım almaması gerekmektedir. Bu ve buna benzer konularla alakalı yıllardır verdiğimiz mücadeleden asla vazgeçmeyeceğimizi herkesin bilmesi lazım” denildi. 

    Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın Mersin’deki programdan sonra Mersin Valisi Ali İhsan Su’nun AKD Mersin Şubesi Başkanı Hasan Kılavuz’u arayarak çay içmeye geleceklerini söylediği ve başkanın da sorumluluk ve insani duruşla ‘gelin’ dediği kaydedilen açıklamada, ziyaret sırasından Hasan Kılavuz’ın yıllardır Alevilerin dillendirdiği sorunları orada aktardığı belirtildi.

    “DİYALOG VE İSTİŞAREYİ ÖNDE TUTACAĞIZ”

    Yapılan ziyaretin tamamen spontane olduğuna dikkat çekilen açıklamada, şunlar ifade edildi:

    Bütün bunlar tamamen spontane gelişen ve olması gereken durumlardır, ayrıca görüşmede ve misafir olarak gelenlere ne söylendiği önemli olup, Alevi edep ve erkanına uygun bir uğurlamayla yolcu edilmişlerdir. Şimdi geldiğimiz noktada iki gündür, özellikle sosyal medya üzerinde klavye kahramanlığı yapan arkadaşlara diyeceğimiz şudur ki; biz hiçbir zaman eylemden ve söylemden kaçmadık. Alevi toplumuna sorumluluğumuz gereği asla yanlış yapmadık, kimseyle gizli görüşmedik, AKD Örgütü olarak her zaman olduğu gibi bundan sonrada diyalog ve istişareyi hep önde tutacağımızı bilerek davrandık ve davranmaya devam edeceğiz. Hasan Kılavuz Dedemizi de bu insani, örgütsel sorumluluğun bilincinde olduğu için kimseye yem etmeyeceğimizi bilmenizi istiyoruz. ” (HABER MERKEZİ)

  • HBVAKV Genel Başkanı Geçmez, Hasan Kılavuz’u istifaya davet etti

    HBVAKV Genel Başkanı Geçmez, Hasan Kılavuz’u istifaya davet etti

    PİRHA – Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın Mersin Cemevi’ni ziyaret etmesine tepki gösterdi. Geçmez, Alevi Bektaşi Federasyonu İnanç Kurulu Başkanı Hasan Kılavuz’un başkanlık görevini bırakmasını istedi. 

    Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, Mersin Valisi Ali İhsan Su ve beraberlerindeki heyet Mersin Cemevini ziyaret etti. Erbaş’ı burada Alevi Bektaşi Federasyonu İnanç Kurulu ve Mersin Cemevi Başkanı Hasan Kılavuz ve yönetim kurulu üyeleri karşıladı.

    Sözkonusu ziyarete tepkiler de gelmeye başladı. Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Başkanı Ercan Geçmez, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Mersin Cemevi’ne Diyanet İşleri Başkanı’nın ziyareti, Hasan Kılavuz’dan beklenen bir iştir. Çünkü muhterem daha önce de dinler arası diyaloğun içindeydi. Dilerim bir an önce İnanç Kurulu Başkanlığından ayrılır” ifadelerine yer verdi.

    “KILAVUZ DERHAL İSTİFA ETMELİDİR”

    Öte yandan sosyal medya kullanıcıları, ziyarete, ‘Kılavuz, derhal istifa etmelidir’, ‘Diyanet kaldırılsın istemi Alevi örgütlü hareketinin en büyük söylemidir’, ‘Aleviliği bir inanç değil “sapkınlık” gören bu anlayışın temsilcisiyle nasıl fotoğraf verir, aynı sofraya oturursunuz?’ ifadeleriyle tepki gösterdi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Veli-Der’den Diyanet Başkanı Erbaş hakkında suç duyurusu- VİDEO

    Veli-Der’den Diyanet Başkanı Erbaş hakkında suç duyurusu- VİDEO

    PİRHA- Veli-Der İzmir Şubesi, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın Mardin İsmail Kaya Camii’nde yaptığı konuşmada, “Kuran okumayan çocuklar şeytanla beraberdir” ifadelerine tepki göstererek Erbaş hakkında suç duyurusunda bulundu.

    Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın Mardin İsmail Kaya Camii’nde yaptığı konuşmada, “Kuran okumayan çocuklar şeytanla beraberdir.” ifadeleri hakkında Veli-Der İzmir Şubesi basın açıklaması yaparak suç duyurusunda bulundu. ‘Diyanet İşleri Başkanı Derhal İstifa etmelidir’ pankartı açılan açıklamayı Veli-Der adına Eylem Tunalı okudu.

    “DİYANET İŞLERİ BAŞKANI ANAYASAL SUÇ İŞLİYOR”

    Çocuklar üzerinden yürütülen ideolojik kutuplaştırma ve siyaset mühendisliğinin toplumun ve ülkenin geleceğini kararttığını belirten Tunalı, çocukların kullanılarak tüm toplumun belli bir ideoloji ekseninde biçimlendirmeye çalıştığını ve bunun ahlaki ve vicdani olduğu kadar hukuksal sorumlulukları da beraberinde getirdiğini ifade etti.

    Diyanet İşleri başkanının anayasal bir suç işlediğinin altını çizen Tunalı, Diyanet İşleri Başkanı’nın maaşını okuyan/okumayan, Müslüman/Gayrimüslim; inanan/inanmayan milyonlarca yurttaşın ödediği vergilerden karşılandığını hatırlattı.

    “ÇOCUKLAR İNANÇLAR ÜZERİNDEN KUTUPLAŞTIRILIYOR”

    Tunalı, TCK’nın 216. maddesinden suç duyurusunda bulunduklarını belirterek şöyle devam etti;

    “Diyanet İşleri Başkanı’nın yukarıda anılan konuşmasının üzerinden bir ay geçmiştir. Bizler, bu süre içinde, kamu adına re’sen bir soruşturma açılmasını; Cumhuriyet Savcılıklarının bu nefret suçunu, herhangi bir “şikayet” beklemeksizin kovuşturmasını bekledik. Ancak gelinen aşamada bu yönde herhangi bir gelişme yaşanmamış olması nedeniyle, bugün itibarıyla suç duyurusunda bulunmaya karar verdik!

    Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, bu suç duyurusunun sonuçlarını beklemeden, derhal istifa etmeli; tüm yurttaşlarımızdan ve çocuklarımızdan özür dilemelidir! Bizler çocuklarımızı “inançlar” üzerinden kutuplaştırıp ayrıştırarak değil; sevgi, hoşgörü, barış ve özgürlük temalarıyla; laik ve bilimsel; pedagojik ve evrensel insani değerleri temel alarak yetiştirmeye devam edeceğiz! Çağ dışı hurafelerle, bilimin evrensel ilke ve değerlerinden uzak; tarikatların/cemaatlerin ideolojik kuşatması altında bırakılmak istenen çocuklarımızı korumak için sonuna kadar mücadele edeceğiz! Ellerinizi ve nefret kusan dilinizi çekin çocuklarımızın üzerinden!”

    PİRHA/İZMİR

  • Dede Hasan Doğan: Cemevine gelen her dede sorgudan geçirilmeli-VİDEO

    Dede Hasan Doğan: Cemevine gelen her dede sorgudan geçirilmeli-VİDEO

    PİRHA-Tunceli Cemevi Başkanı’nın Diyanet İşleri Başkanı’ndan imam hatip ve ilahiyat mezunu iki dedenin cemevine atanmasını talep etmesine olan tepkilerini dile getiren Cemal Abdal Ocağı dedelerinden Hasan Doğan, “Eğer sen Diyanet’in hocalarını veyahut da Diyanete bağlı çalışan imam-dedeleri oraya atadığın an devlet seni her türlü kontrol altına almış demektir” dedi. 

    Geçtiğimiz ay Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş Tunceli Cemevi’ni ziyaret etmişti. Cemevinde yapılan görüşmelerde Erbaş’tan Kur’an-ı Kerim istenmesi ile imam hatip ve ilahiyat mezunu iki dedenin cemevine atanmasının talep edilmesi Alevi kamuoyunda ciddi tepkilere yol açmıştı. Cemal Abdal Ocağı dedelerinden Hasan Doğan da konuyla ilgili tepkilerini PİRHA ile paylaştı.

    CEMEVİ DEĞİL MİNARESİZ CAMİ

    Dersim’in ocakların merkezi olması hasebiyle Alevi topluluklarının hassasiyetle yaklaştığı özel bir bölge olduğuna dikkat çeken Doğan, Tunceli Cemevi’nin ise uzun yıllardır Alevi toplumu içerisinde tartışmalara konu olan bir mekan olduğunu ve oranın cemevi olmaktan çıkıp minaresiz bir cami olduğunu kaydetti. Tunceli Cemevi’nin daha önceki skandallarına değinen Doğan sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Oradaki imam-dedelerin Diyanet İşleri Başkanlığı’nı ağırlaması, devletin diğer yetkili mercilerini oraya toplaması, kimine Zülfikar kılıcı vermesi Alevi toplulukları içerisinde kabul edilecek bir durum değil. Kaldı ki o dedelerimizin önceki 30 yıllık tarihsel süreçleri incelendiğinde Diyanet’in cami-cemevi projelerine taraf olan bir durumla karşı karşıyayız. Aslında Alevi toplulukları bu düşüncede olan bu imam-dedeleri suçüstü yakaladı. Tuzluçayır örneğinde olduğu gibi.”

    “CEMEVİNE DEDE ATANDIĞI AN DEVLET SENİ HER TÜRLÜ KONTROL ALTINA ALMIŞTIR”

    Cemevlerine imam-dedelerin ya da hocaların atanmasının Alevi toplumu tarafından kabul edilemez olduğunu ifade eden Doğan, “Eğer sen Diyanet’in hocalarını veyahut da Diyanet’e bağlı çalışan imam-dedeleri oraya atadığın an devlet seni her türlü kontrol altına almış demektir” dedi. Alevi toplumunun yüzyıllardır kendi iç hukuklarını sürekli çalıştırdığını ancak 50, 60 yıllık bir tarihsel süreçte zayıfladığını belirten Doğan, bu inancın hiçbir zaman kopmayacağını, yolun sahiplerinin inançlarına sahip çıkacaklarını dile getirdi.

    “ALEVİ KAVRAMLARI KUR’ANDA KARŞILIK BULMUYOR”

    “Aleviler İslam değildir hiçbir zaman. İslamın temel kuralları vardır 5 kuralı vardır. İslama inanan insanlar bu 5 temel kuralı kabul etmişlerdir. Ama Alevi toplulukları hiçbir zaman bu 5 temel kuralın hiçbirini içselleştirmediler bugüne kadar” diyen Doğan, Alevilerin kendilerini pir, rehber, mürşit, musahip, 4 kapı 40 makam kavramları üzerinden var ettiklerini ve bu pir, rehber, mürşit, musahip, 4 kapı 40 makam gibi kavramların Kur’an’ın hiçbir ayetinde karşılığını bulamadığını kaydetti. Doğan, Diyanet’ten cemevine dede atanmasını isteyen dedeye şöyle seslendi:

    “Nesimi baba zamanında söylüyor ki ‘Al seccadeni eline Yezid var git mescidinin yoluna. Pir kapısı benim kabemdir, kıblegahımdır kime ne.’ Ta 800- 850 yıllarında bize bu yolu gösteren ulularımız. O zamandan bu yana biz o seccadeyi almadık destimize bundan sonra da almayacağımızı düşünüyorum.”

    “İNANCIMIZIN İÇİNE NİFAK SOKMASINLAR”

    Doğan, Kur’an’dan bahseden dedelere de şunları söyledi:

    “İslamın her aşamasında Diyanet müftülüğünü yapan özellikle Anadolu topraklarında Diyanet İşleri Başkanlığı bittikten sonra bir tane Kur’an mealini yazıp millete dağıttılar. Peki Hünkar Hacı Bektaş Veli’nin aklına gelmedi mi bir Kur’an meali yazmak. Bütün deyişlerini, erkanlarını Türkçe söylediği halde. Pir Sultan’ın, Abdal Musa’nın, Cemal Abdal’ın aklına gelmedi mi? Bunlar okur yazarsız mıydı. Bunlar bilmiyorlar mıydı? Bilimle uğraşırken bilimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır diyen bir pirin Kur’an’dan haberi yok muydu ki alsın bize referans olarak göstersin. Hatta daha da ileri gideyim Hünkar Hacı Bektaş Veli o tarihlerde istemiş olsaydı bırakın camiye, Alevileri havraya bile sokardı inançsal açıdan. Hünkar Hacı Bektaş Veli eğer böyle bir yolu bize göstermemişse burada bir bit yeniği vardır. Türk İslam sentezcilerini bir kez daha uyarıyorum buradan. Asla inancımızın içerisine çomak sokmasınlar ve içine girmesinler. Özü neyse özüne uygun davranmalarını talep ediyorum.”

    “HER GELEN DEDE MUHAKKAK SORGUDAN SORUŞTURMADAN GEÇİRİLMELİ”

    Her ağacın kurdunun içinde olduğunu vurgulayan Doğan, inançsal açıdan bu kurtları temizleyeceklerini ifade etti. Günümüz koşullarında ocakların, Hünkarın postnişinin ve dergahların birleşmesiyle kurulan Alevi Bektaşi İnanç Kurulu’nun bunların üstesinden gelebileceğini düşündüğünü söyleyen Doğan, “Yeter ki aklı selim ve doğru sözden vazgeçmeyen dedeleri bir araya getirip onlarla beraber yolumuza, erkanımıza devam etmenin yolu açılsın” dedi.

    Yönetsel anlamda cemevlerine ciddi görevler düştüğünü kaydeden Doğan, “Her gelen dede muhakkak sorgudan soruşturmadan geçirilmeli. İmam-dede olup olmadığı araştırılarak cemevlerimizde hizmet gördürülmelidir. Sürekli ben Alevi canlarımıza söylüyorum. Diz çökmeyiz biz imam dedelerin önünde. Onun için ocaklardan gelen dedeler dergahlardan gelen Bektaşi babalarıyla beraber biz bu yolu bir düzlüğe çıkaracağımıza inanıyorum.” şeklinde konuştu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Şahin: Gitmediğimiz camilerin masraflarını karşılamak zorunda değiliz-VİDEO

    Şahin: Gitmediğimiz camilerin masraflarını karşılamak zorunda değiliz-VİDEO

    PİRHA- PSAKD Genel Sekreteri Onur Şahin, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kaldırılması gerektiğini söyledi. Şahin, “Biz gitmediğimiz camilerin masraflarını karşılamak zorunda değiliz.” dedi.

    Tunceli Cemevi Başkanı Ali Ekber Yurt’un cemevini ziyaret eden Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’tan iki imam hatiplinin dede olarak atanmasını istemesinin ardından Diyanet İşleri Başkanlığı’nın (DİB) varlığı yeniden tartışma konusu haline geldi.

    Konuyla ilgili PİRHA’ya konuşan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Sekreteri Onur Şahin, “Alevileri asimile etmeye çalışan, geçen yaptıkları bir açıklamayla deistleri hedef gösteren Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kaldırılması gerekmektedir” dedi.

    Devletin inançlar konusunda tarafsız bir tutumunun olması gerektiğini belirten Şahin konuşmasının devamında şunları söyledi:

    “Bizim talebimiz açıktır. Alevi kurumları olarak da bu bizim talebimizdir, farklı inançtan olarak da insanlarımızın talebidir. Bizim kaynaklarımızla Diyanet İşleri Başkanlığı’nın personelinin maaşlarının ödenmesi, bütçesinin karşılanması doğru bir uygulama değildir. Diyanet İşleri Başkanlığı derhal kaldırılmalıdır.”

    “DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI KALDIRILMALI”

    Diyanet İşleri Başkanlığı bütçesine dair de değerlendirmeler yapan Şahin, kurumun bütçesinin tüm yurttaşlardan toplanan vergilerle oluşturulduğuna dikkat çekti. Şahin, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Biz gitmediğimiz camilerin masraflarını karşılamak zorunda değiliz. Arkasında saf tutmadığımız imamların maaşlarını ödemek zorunda değiliz. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bütçesini karşılamak zorunda değiliz. O yüzden de adil bir uygulama için Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kesinlikle kaldırılması gerekmektedir.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Güngören Cemevi Başkanı: Bizim dedelerimiz imamlardan daha bilgili ve inançlı-VİDEO

    Güngören Cemevi Başkanı: Bizim dedelerimiz imamlardan daha bilgili ve inançlı-VİDEO

    PİRHA – Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın ‘cemevlerine imam atanmalı’ şeklindeki açıklamalarına İstanbul Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Güngören Şubesi Başkanı Zeynel Abidin Özbay tepki gösterdi. Özbay, “Dedelerimiz onlardan daha bilgili. Tunceli Cemevine imam atamak istemelerinin sebebi Dersim 12 ocağın olduğu bir bölge ve ziyaretlerin yoğun olduğu bir yerdir. Bu bölgeyi kırmak istiyorlar” dedi. 

    Tunceli Cemevi’ni ziyaret eden Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın gençlere Kur’an öğretilmesi için cemevlerine imam atanması şeklindeki sözlerine Alevilerden tepkiler gelmeye devam ediyor.

    İstanbul Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Güngören Şubesi Başkanı Zeynel Abidin Özbay, Tunceli Cemevi’ni ziyaret eden Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın gençlere Kur’an öğretilmesi için cemevlerine imam atanması şeklindeki sözlerine ilişkin Pir Haber Ajansı’na konuştu.

    “İMAM ATAMALARININ NEDENİ ALEVİ ZİYARETLERİNİN ORADA ÇOK OLMASI”

    Diyanet İşleri Başkanı’nın Tunceli Cemevi’ne imam atayalım sözüne sadece güleceğini belirten Özbay, “Bizim dedelerimize ne olmuş. Dedelerimiz onlardan daha bilgili. İmam atamak istemelerinin sebebi ise Dersim’de 12 Alevi Ocağının olması ve ziyaretgâhların çok yoğun olduğu bir bölge olmasındandır. Ve bu bölgeyi kırmak istiyorlar” diye konuştu.

    “DEVLETLE ÇALIŞAN ALEVİLER VAR”

    Dersim’in kendisine göre Aleviliğin başkenti olduğunu belirten Özbay, “Dersim’e sıkça gitmeye başladılar. Oradaki iki- üç arkadaşımızı kandırmışlar ve devletin yanında olan Aleviler var. Bizim yolumuz yoldur diyenler arkamızdan kuyumuzu kazanlar. Bizim dedelerimiz daha bilgilidir, daha inançlıdır ve Kur’an-ı Kerim’i de onlardan daha iyi bilirler” ifadelerini kullandı.

    “DEVLETİN ORADA YAPMAK İSTEDİĞİ BİZİM İÇİMİZE ÇOMAK SOKMAK”

    Yaşananların yüz kızartıcı bir şey olduğunu vurgulayan Özbay son olarak şunları kaydetti:

    “Tunceli’den Avrupa’ya ve Umreye bazı Alevi dedelerini gönderdiler. İnanın Avrupa’ya ve Umreye gitti denilen dedeleri bir cemevi başkanı incelemeye aldı ve valilikte bunlarla görüştüğü zaman hiçbirinin cemevine bağlı olmadığını, Kur’an-ı Kerim’i bilmediklerini sadece basında açıklama yapılsın diye ‘Tunceli’den 10 tane cemevi dedemizi aldık gönderdik’ şeklinde yansıtıldı. Halbuki öyle bir şey yok. Bunların içinde sadece biri dedeydi. Gidenlerin çoğu dede değildi. Devletin orada yapmak istediği bizim içimize çomak sokmak. Bizim de bu çomağa karşı dik durmamız lazım. Amaçları iyi görünüp arkamızdan kuyumuzu kazmaktır.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • PSAKD Başkanı Kaplan: Cemevlerine imam atama projelerinden vazgeçilmeli- VİDEO

    PSAKD Başkanı Kaplan: Cemevlerine imam atama projelerinden vazgeçilmeli- VİDEO

    PİRHA –Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın ‘cemevlerine imam atanmalı’ şeklindeki açıklamalarına tepki gösteren Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Gani Kaplan, “Diyanet İşleri Başkanı, buraya biz Kuran gönderelim, bir imam atayalım deme hakkına sahip değildir” dedi.

    Tunceli Cemevi’ni ziyaret eden Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın gençlere Kur’an öğretilmesi için cemevlerine imam atanması şeklindeki sözlerine Alevilerden tepkiler gelmeye devam ediyor.

    PİRHA‘ya konuşan PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan, “Diyanet İşleri Başkanı, buraya biz kuran gönderelim, bir imam atayalım deme hakkına sahip değildir” dedi.

    “BİR HALKIN İBADETHANESİNİN NERESİ OLDUĞUNA MAHKEME KARAR VEREMEZ”

    “Alevilerin yıllardır ibadethanelerinin cemevi olduğu gerek kamuoyunun, gerek Alevi vicdanında tescillenmiş durumdadır” diyen Kaplan, Diyanet İşleri Başkanı’nın Cemevinde kullandığı sözlerin sıkıntılı olduğunu ve inançlara yön veremeyeceğini kaydetti.

    Kaplan, “Diyanet İşleri Başkanlığı bir kiliseyi ziyaret ettiğinde burası yasal bir statüye kavuşmuş, burası da bir kilise ancak burada eksiklik var. Buraya biz Kuran gönderelim, buraya da bir imam atayalım deme hakkına sahip değildir. Dolayısıyla bizim Cemevlerimizi ziyaret ettikten sonraki ifadeleri sıkıntılı ifadelerdir. Cumhurbaşkanlığı seçimler öncesi bir açıklamaya tanık oldu kamuoyu. Cemevlerine yasal statü vereceğiz dediler. Oysaki AİHM’nin bu kararına rağmen halen Türkiye bunu tanınmadı, tanınmasını da aslında beklemiyoruz. Çünkü bir halkın inancının, ibadethanesinin yasal olup olmadığı, nerede olup olmayacağına dair bir mahkemenin karar vermesi mümkün değil” diyerek bu duruma gösterdi.

    “CEMEVİNE KURAN GÖNDERELİM, İMAM ATAYALIM HAKKINA SAHİP DEĞİL”

    Diyanet İşleri Başkanı’nın inançlar ve onların ibadethanelerini ziyaret edebileceklerini ifade eden Kaplan, ancak inançlara yön vermeye çalışmasının kabul edilemeyeceğini söyledi. Diyanet İşleri Başkanı’nın cemevlerinde kuran okutma ve imam atama sözlerini söylemeye hakkı olmadığını işaret eden Kaplan, “Diyanet İşleri Başkanlığınca devletin heyetiyle bir ziyaret gerçekleşti. Bu ziyaret gerçekleşebilir mi? Tabi gerçekleşebilir. Diyanet İşlerini’nin kaldırılması talebimiz bakidir. Ama şu anda anayasada Diyanet İşleri Başkanlığı dini lider konumunda. Yasalara göre gider bir kiliseyi ziyaret edebilir mi? Edebilir. Oradaki papazla görüşebilir mi? Görüşebilir. Vatikan’a gidip papayla, papazla görüşebilir mi? Görüşebilir gayet doğal. Bu çerçevede de bizim Cemevlerimizi, ibadethanelerimizi bizim dışımızdaki inanç gurupları dini önderlerini, ziyareti gayet normaldir. Bizi sadece düşündüren şudur. Diyanet İşleri Başkanlığı bir kiliseyi ziyaret ettiğinde burası yasal bir statüye kavuşmuş, burası da bir kilise ancak burada eksiklik var. Buraya biz kuran gönderelim, buraya da bir imam atayalım deme hakkına sahip değildir. Dolayısıyla bizim Cemevlerimizi ziyaret ettiğinden sonraki ifadeleri sıkıntılı ifadelerdir” şeklinde konuştu.

    “BU KUŞATMAYI KABUL EDEMEYİZ”

    “Biz hiçbir camiye ya da kiliseye dede gönderelim, oradaki halkın ibadetini şekillendirsin, yönlendirsin veya cenazesini kaldırsın noktasında değiliz” diyen Kaplan sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Buralara Kuran göndereceğiz buraları işte dağıtılması için yine buralara imam göndermemiz gerekir noktasında açıklamalar sıkıntılıdır. Biz hiçbir camiye ya da kiliseye dede gönderelim, oradaki halkın ibadetini şekillendirsin, yönlendirsin veya cenazesini kaldırsın noktasında değiliz. Biz Aleviliği bu konuda kuşatma altında kabul edemeyiz, etmememiz de mümkün değildir. Bu noktada baktığımız zaman Cumhurbaşkanın seçimden önceki açıklamaları ve gerekse de önceki hükumetler döneminde ki Alevi açılımlarının geldiği nokta bu noktada, cemevlerinin statüsü konusunda hükümet çıkmaza girmiş durumdadır. Neden çıkmaza girmiş durumdalar? Türkiye’de 2 tane akım var. Bu akımdan birisi diyor ki namazda bizim, niyaz da bizim, Cemevleri de bizim, camide. Diğeri Müslümanlığın hakiki özü biziz, İslam’ın mezhebi biziz diyen grup var. Diğer bir grupta diyor ki Alevilik müstakil bir dindir. Zerdüştlük, Yahudilik, Sunnilikten, Şamanizmden gibi tüm dinlerden etkilenmiş ve o dinlerin iyi yönlerini içine almış, bir müstakil inanç sistemidir.”

    “CEMEVLERİMİZE İMAM ATAMA PROJELERİNDEN VAZGEÇİLMELİ” 

    Hükümetin Cemevleri konusunda bir çıkmaza girdiğini söyleyen Kaplan, “Camiler İslam ülkelerinde, müslümanların ibadethanesidir. Kiliselerde Hristiyanların kutsal mekanlarıdır. Ancak biz Alevilerin de kutsal mekanları cemevlerimizdir” dedi.

    Bu noktadan devletin Alevilerin Cemevlerini yasal statüye kavuşturması noktasında bir açmaz içerisinde olduğunu vurgulayan Kaplan, “Cumhurbaşkanının açıklama noktasında tahmin ediyorum ki bu görevi de Diyanet İşleri Başkanına vermiş durumdadır. Diyanet işleri başkanının bu tutum ve davranışı Alevilerin bu Cemevleriyle ilgili sorunlarını bu yaklaşımla aşması mümkün değildir. Bizim istediğimiz cami, havra, kilise gibi  Alevilerin ibadethaneleri Cemevleridir eşit statüde olmasıdır. Bunun dışında hiçbir statü hiçbir şey kabul etmiyoruz. Aleviler açısından da, örgütlülüğümüz açısından da kabul etmemiz mümkün değildir. Devlet yıllardır alevi köylerine zorla cami yaptırma projesinden vazgeçmediği gibi, şimdi de Cemevlerimize imam atama gibi projelerinden acilen vazgeçmelidir” diye konuştu.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

     

  • Alevi vekiller: Aleviler yaşamın her alanında ırkçılığa maruz kalıyor-VİDEO

    Alevi vekiller: Aleviler yaşamın her alanında ırkçılığa maruz kalıyor-VİDEO

    PİRHA-HDP’nin Alevi Milletvekilleri Ali Kenanoğlu ve Kemal Bülbül, mecliste yaptıkları açıklamada, Alevi inancına yönelik baskıları değerlendirdiler. Vekiller, Hızır’ın alay konusu edilmesi, Kürt Alevi ağırlıklı muhtarların görevden alınıp yerlerine kayyum atanması, Kürt Alevi yurttaşın evinin işaretlenmesi, Diyanet işleri başkanının Tunceli cemevini ziyaret etmesi gibi birçok konuyu değerlendirdiler.

    HDP’nin Alevi milletvekilleri Ali Kenanoğlu ile Kemal Bülbül, HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu adına mecliste bir açıklama yaptılar. Vekiller yaptıkları açıklamada son günlerde Alevi inancına yönelik baskı ve asimilasyona dikkat çektiler.

    “ALEVİLER IRKÇILIĞA BİREBİR MARUZ KALIYOR”

    İlk olarak söz alan HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, yaşamın her alanının ablukaya alındığı, kriminalize edildiği bir ırkçılıkla karşı karşıya kalındığını belirtti. Bu ırkçılığa birebir maruz kalan toplumsal kesimlerden birinin de Alevi topluluğu olduğunu söyleyen Bülbül, Alevi toplumuna dönük sistematik hak ihlallerinin çoğalarak devam ettiğine vurgu yaptı.

    “HAKSIZLIKLA MÜCADELEDE ALLAHUEKBER KULLANILMIYOR”

    İzmir’in Çiğli ilçesinde Kürt Alevi bir ailenin evinin kapısına üç hilal çizilip “Defolun, Allahuekber” yazılarının yazılmasına değinen Bülbül, bu yurttaşın yaşamsal tehlikesi olduğunu ifade ederek “Bu ırkçılıktır, faşizmdir, hedef göstermedir. Zaten bu ırkçılığı ve faşizmi yapanlar için Allahın ekber olduğu bir tek insanlara saldırırken hatırlıyor. Bunun dışında yoksullukla, haksızlıkla mücadelede, canilerle mücadelede Allahuekber kavramı kullanılmıyor. Mazlumlara, kimsesizlere karşı Allahuekber kavramı kullanılıyor” dedi.  Kapı işaretlemelerin tarihsel bir derinliği olduğunu kaydeden Bülbül, bu kapı işaretlemelerin ardından gelen Alevi katliamlarını da hatırlattı.

    “HIZIRIN KİM OLDUĞUNU BİLİYOR MUSUNUZ?”

    Alevi inancında kutsal sayılan Hızır’ın “Keloğlan Ak Ülke” adlı masal kitabında tecavüzcü olarak gösterilmesine de tepkilerini dile getiren Bülbül, buna hukukun sessiz kaldığını kaydetti. Bülbül, sessiz kalanlara şöyle seslendi: “Hukuk da mı bundan yana acaba. Hukuku yürütenler Hızır’ın ne olduğunu biliyor mu? Türkiye’nin hakimleri, savcıları Hızır’ın kim olduğunu biliyor musunuz? Türkiye’nin yürütme organı, cumhurbaşkanı, devlet başkanı Hızır’ın ne olduğunu biliyor musunuz? Utanmıyor musunuz? Hızır Kur’an-ı Kerim’de geçiyor Hızır Aleyhisselam diye. Hızır’ı tecavüzcü olarak gösteren birine sessiz kalmaya utanmıyor musunuz?”

    Belediye başkanları ve muhtarların açığa alınarak yerlerine kayyum atanması hakkında da konuşan Bülbül, açığa alınan muhtarların sayısının belli olmadığını, görevden alınan muhtarların Kürt ve Alevi ağırlıklı olduğunu söyledi.

    “DİYANET İŞLERİ BAŞKANI ALEVİLİKTEN ELİNİ ÇEK”

    Diyanet İşleri başkanı Ali Erbaş’ın Tunceli Cemevini ziyaretine de değinen Bülbül, “Dersim cemevinde Kur’an-ı Kerim dersinin verilip verilmeyeceğine karar verecek olan Diyanet İşleri Başkanı değildir, Dersim toplumudur, Dersim halkıdır. Dersim’deki hak ve hakikat davasını yürüten dedelerdir, pirlerdir, analardır. Sen hangi cürretle gidiyorsun oraya? Devlet okulunda okumakla alim olunmaz. Devlet okulunda okumakla arif de olunmaz. Mekteb-i arifi bitirmek için mürşitlerin, alimlerin, sadıkların, aşıkların dizinin dibinde oturacaksın, onlardan nasipleneceksin, onlardan feyz alacaksın. Sen saraydan feyz alıyorsun… Diyanet İşleri Başkanı Alevilikten elini çek. Ayıptır. Cahillik etme. Bilmediğin şeye talip olma.” diye konuştu.

    “DEVLETE SAYGI ADI ALTINDA YAPTIĞINIZ BASİT BİR ROLDEN İBARET”

    Bülbül, Dersim’de Diyanet İşleri başkanı ile görüşen dedelere de şöyle seslendi: “Devlete saygı adı altında yaptığınız basit, küçük, sıradan bir rolden ibaret. Ayıptır. Düzgün Baba’ya gidin, Munzur Baba’ya gidin. Ağuçan ocağına, Baba Mansur ocağına, Hacı Kureyş ocağına gidin. 12 ocak var Dersim’de. Oradaki acı çeken analar size anlatsınlar. Seyit Rıza’ya gidin. Darda sır olurken ‘Evladı Kerbelayık! Bihatayık! Ayıptır, günahtır, yazıktır’ deyip kendi idamını yapana bile ders verip kendine saygı duyuracak kadar alim olan Seyit Rıza’ya gidin. Aleviliği öğrenmek için bizim Diyanet işleri başkanlığına ya da onun ilgili bir kurumuna ihtiyacımız yoktur.”

    “YOLUMUZA SAHİP ÇIKACAĞIZ”

    Bütün bunları her yerde dile getireceklerini ifade eden Bülbül, “Alevilik hakkın hakikatin yoludur. Alevilik mekteb-i irfan yoludur. Yol cümleden uludur. Kendini cümleden ulu sanan küçük beyinlileri teşhir etmeye devam edeceğiz. Yolumuza, erkanımıza sahip çıkacağız.” dedi.

    Bütün bu ayrımcılığa sebep olanın Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bu yana devam ecen ırkçı, gerici , tekçi rejimi olduğunu ifade eden Bülbül, bütün bunların bir şekilde ortadan kalkması gerektiğine işaret etti.

    “BU SORUNLARIN ÇÖZÜMÜ DEMOKRATİK ANAYASADAN GEÇİYOR”

    Arkasından söz alan HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu da yaşanılan sorunların Türkiye’nin demokratik olmayışından ve demokratik bir anayasaya sahip olmayışından kaynaklı sorunlar olduğunu kaydetti. Bu sorunların aşılması yönteminin demokratik bir anayasadan geçtiğini belirten Kenanoğlu, tüm inançlara hak, hukuk, adalet çerçevesinde eşit mesafede durmakla ilgili olduğunu söyledi. Bu sorunların lokal sorunlar olmadığını, diğer inançların da hemen hemen aynı sorunları yaşadıklarını dile getiren Kenanoğlu, bu sorunların tamamını aşmanın yönteminin de demokratik bir ülke, demokratik bir anayasa ve laiklik olduğunu kaydetti. (HABER MERKEZİ)

  • Dede Celal Fırat: Diyanet Aleviler ile ilgili samimi değil-VİDEO

    Dede Celal Fırat: Diyanet Aleviler ile ilgili samimi değil-VİDEO

    PİRHA – Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın ‘cemevlerine imam atanmalı’ şeklindeki açıklamalarına Garip Dede Dergahı Başkanı ve İmam Rıza Ocağı Dedelerinden Celal Fırat tepki gösterdi. Fırat, “Eskiye baktığımızda özellikle Diyanet’in Aleviler ile ilgili samimi bir düşünce içerisinde olmadığını görüyoruz” dedi. 

    Tunceli Cemevi’ni ziyaret eden Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın gençlere Kur’an öğretilmesi için cemevlerine imam atanması şeklindeki sözlerine Alevilerden tepkiler gelmeye devam ediyor.

    Garip Dede Dergahı Başkanı ve İmam Rıza Ocağı dedelerinden Celal Fırat, Tunceli Cemevi’ni ziyaret eden Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın gençlere Kur’an öğretilmesi için cemevlerine imam atanması şeklindeki sözlerine ilişkin Pir Haber Ajansı’na konuştu.

    Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Alevilere bakışının çok açık afaki olduğuna dikkat çeken Fırat, “Diyanet daha öncede ‘Aleviler ve cemevleri bizim kırmızı çizgimizdir’ gibi söylemler dillendirmişti. Eskiye baktığımızda özellikle Diyanet’in Aleviler ile ilgili samimi bir düşünce içerisinde olmadığını görüyoruz” diye konuştu.

    “BİZİ HEP YOK SAYDILAR HEP DE YOK SAYACAKLAR”

    Diyanet İşleri Başkanlığı’nın, Alevilerin ‘Biz de müslümanız’ dediklerini ve müslümanların ortak kullanım yeri camidir” gibi söylemler dillendirdiğini hatırlatan Fırat şunları kaydetti:

    “Şimdiye kadar hep bizi yok saydılar bundan sonra da yok sayacaklar. Bunların mantıklarında zihniyetlerinde böyle bir olgu var. Bir cemevinin ziyaret edilmesi gayet doğal ama ziyaret edilirken oranın değerlerine saygı gösterilmelidir. Diyanet’ten özellikle Kur’an-ı Kerim istenilmiş ve Diyanet İşleri Başkanı da ‘Size bir de imam atayalım burada size Kur-an kursları versin’ diye bir söylemde bulunmuş. Yine orada kendi mantıklarını zihniyetlerini etkin bir şekilde kullanmışlar. Alevilere ve o topluma bakışlarını etkin bir şekilde ifade etmişler.”

    “CEMEVLERİNE HERKES GELEBİLMELİ”

    “Cemevlerine her insan gelebilmeli ama geldiklerinde oradaki insanların duruşu çok önemli” diyen Fırat, “Geçtiğimiz günlerde Garip Dede Dergahı’na bazı ziyaretler yapıldı. Kendini bilmeyen bazı arkadaşlarımız bizi eleştirdiler. Ancak önemli olan bizim ne söylediğimiz. Gelsinler. Bizim kimse ile konuşmama gibi bir lüksümüz yok. Herkes ile konuşuruz ama ne konuştuğumuz önemli” şeklinde konuştu.

    “ALEVİLER YILLARCA DİYANET’İN KALDIRILMASINI TALEP ETTİ”

    Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan Kuran istenmesine tepki gösteren Fırat sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Diyanet İşleri Başkanlığından gidip Kur-an istenilmesi çok acayip bir şey. Biz Alevi örgütleri olarak yıllarca Diyanet’in kaldırılmasını söyledik. Bunun da çok hayalperest bir söylem olduğunun farkındayım. Diyanet’ten bir şey istenmesi çok acı bir şey. Çünkü onlar bizim kimliğimizi, gelenek göreneklerimizi, semahlarımızı oyun olarak görüp kadın erkek bir can maiyeti ile birlikte ibadet ettiğimiz için de bizi ötekileştiriyorlar. Bizi ötekileştirmek için de tamamen bir kurgu kurgulamışlar. ‘Alevilerin her kelamı Kur’anın özü’ derler. ‘Aşığın sözü Kur’anın özü’ derler. Bu nedenle biz Kur’anı kamil insanın cemalinde ararız.”

    “YAN YANA GELİP KONUŞMAMIZ LAZIM”

    Tunceli Cemevi’ndeki insanları sadece kamuoyunda gördükleri kadarıyla tanıdığını belirten Fırat, şunları ifade etti:

    “Ali Ekber Yurt orada dede olarak görev yapıyor. Bu gibi arkadaşlarımız ile gidip oturup konuşmamız düşünceleri ve maiyetleri ne öğrenmemiz lazım. Artık bizler yan yana gelip konuşmamız lazım. Çünkü bu gibi insanları kaybetme lüksümüz yok. O bölgede de yıllarca cemevinde başkanlık yaptığına göre demek ki etkin bir insan. Tanışmadık ve tanımıyorum kendisini. Ama her çalışma yapıldığında oranın üzerinden yapılıyor. Bu da çok acı. Bence ivedi bir çerçevede bu sorunları birbirimizi ötekileştirmeden aynı masada oturup konuşmalıyız. Halkların kardeşliğini savunan bir inancın mensupları isek kendi farklı renklerimiz ve düşüncelerimiz olacak bu insanlarla oturup konuşmaktan çekinmemeliyiz. Oradaki yöneticiler olur farklı düşüncedeki insanlar da olur her insanla oturup konuşmamız lazım. Sorunlarımızı bu eksende çözeceğimize canı gönülde inanıyorum.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • DAD Eş Genel Başkanı Kulu: Cemevini yok sayanların ziyareti göz boyamadır-VİDEO

    DAD Eş Genel Başkanı Kulu: Cemevini yok sayanların ziyareti göz boyamadır-VİDEO

    PİRHA- Alevi inancını yok sayan Diyanet İşleri’nin Başkanı Ali Erbaş’ın, Dersim’de Hacı Bektaş Veli Kültürünü Yayma ve Yardımlaşma Derneği ve Cemevi’ni ziyaret etmesine tepki gösteren Demokratik Alevi Dernekleri Eş Genel Başkanı Musa Kulu, “Cemevine yasal statü tanımayanların ziyareti sadece göz boyamadır. Ziyaret, Türk-İslam anlayışının halka dayatılma projesidir” dedi. 

    Yıllardır Alevileri ve Alevi inancını yok sayan Diyanet İşleri’nin Başkanı Ali Erbaş’ın, Dersim’de bulunan Hacı Bektaş Veli Kültürünü Yayma ve Yardımlaşma Derneği ve Cemevi’ni ziyaret etmesine tepkiler devam ediyor.

    Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş cemevinde yaptığı konuşmada, Alevileri kendilerinden ayırmadıklarını ve aynı inanç ve düşünceye sahip olduklarını söylemesi sert tepkilere neden oldu.

    Merkezi Dersim’de bulunan Demokratik Alevi Dernekleri Eş Genel Başkanı Musa Kulu, konuya ilişkin PİRHA’ya açıklamalarda bulundu.

    “İNSAN AYRIMI, GAYIRIMI YOKTUR, AMA BİZ SİZİ YAKMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    Mustafa Kulu, Diyanet İşleri Başkanı Erbaş’ın cemevine gelişinin manidar olduğunu belirterek şunları vurguladı:

    “Yılardır Dersim coğrafyasında bütün kutsallarımız bombalanıyor mezarlıklarımız yok ediliyor, ormanımız, içindeki bütün canlılarla yakılıyor. Tam da bu süreçte bu ülkeyi yöneten ve tek başına iktidarı elinde tutan cumhurbaşkanının bir sözü vardı: Cemevi cümbüş evidir, diye. Böyle bir noktad,  kendi atadığı Diyanet İşleri Başkanını da tam da yerel seçimlerin yaklaştığı bir süreçte Dersim’e göndermesi manidar.”

    Kulu, Erbaş’ın cemevi ziyareti sırasında ‘bizim insan ayrımı, gayrımı yoktur” sözlerine de sert tepki vererek, “Biz sizi yakmaya devam edeceğiz, sizi asimile etmeye devam edeceğiz’ demektir. Bu gelişin esas mihenk noktası burasıdır” dedi.

    “SELÇUKLUDAN BAŞLAYAN ALEVİ KATLİAMLARI HALA DEVAM EDİYOR

    “Osmanlı’dan hatta Selçuklu’dan başlayarak bugüne kadar devem eden Alevi katliamları yakın tarihte de devam etti” diyen Kulu, “En son Kenan Evren darbesi öncesinde yakılan Maraş, Çorum, Malatya var. Ama Kenan Evren’den sonra Türkiye Cumhuriyeti devletinin gözetimi ve denetiminde Sivas’ta insanlar ateşe verildi, Gazi’de, Gezi’de Alevi çocukları katledildi. İktidarı 16 yıldır elinde tutan zihniyetin bir vesile ile birçok Alevi çalıştayı yapıp sonunda bir hiçle toplumu karşı karşıya bırakan ama el altıdan da hem istihbaratı, hem Dışişleri hem İçişleri bakanını ve en sonda Diyanet İşleri Başkanını bir misyoner görevlisi olarak göndermesi toplumun gözünden kaçmıyor. Toplumun bir tepkisi olacak, ama bu kadar yüzsüzlük, bu kabule dayalı bir şey değildir” diye konuştu.

    “CEMEVLERİNE YASAL STATÜ TANIMAYANLARIN ZİYARETİ SADECE GÖZ BOYAMADIR”

    Hala cemevlerine statü tanınmadığı bir süreçte bu ziyaretin göz boyama olduğunu ifade eden Kulu sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Henüz bu ülkede cemevlerinin bir statüsünün olmadığı, Alevi inancının ve Alevi camiasının hak ve hukukunun kabul görmediği bir dönemde böyle bir ziyaret aslında bir göz boyama, seçime bir yatırım. Okullarda hala zorunlu din dersinde Alevi çocuklarına Hanifi islam inancının öğretildiği bir yerde bu ziyaret inanıyorum ki Dersim halkı tarafından da kabul görmemiştir. Bizim nezdimizde de hiçbir karşılığı yok. Bu, asimilayon politikasının ve yok etme projesinin başka bir versiyonu. Bunun başka bir izahını da göremiyorum. Tabi ki bu girişimler yeni dönemde olan bir şey değildir. Geçmişte çok şey yaşanmış, hatta yeni bir şey değil. 1983-1984’te yaşanan bir durumdu.”

    “YAPILAN ZİYARET TÜRK İSLAM SENTEZİNİN HALKA GİYDİRİLME PROJESİDİR”

    “Türk İslam sentezi Türkiye halkına giydirilmeye çalışılıyor, bu yapının, bu zihniyetin asla Aleviler için bir getirisi olmayacağı herkes tarafından bilimeli” diyen Kulu, “Onların yüzüne her bir insanımızın, demokratın, aydının, Alevinin, hak yol insanının yüksek sesle söylemesi gereken kelime bu. Bin yıllardır katliamları sürüyor, inkâr ve imha sürüyor, asimilasyon devam ediyor” ifadelerini kullandı.

    Demokratik Alevi Dernekleri Eş Genel Başkanı Musa Kulu, “Diyanet İşleri Başkanına ‘şimdi yeni bir başlangıç yapmak için mi geldiniz? Daha ne yapacaksınız’ diye bir soru sorulması gerekiyor. Belki de en çarpıcı soru bu olur diye düşünüyorum” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Diyanet İşleri Başkanı dine inanmayanları ‘sapık’ ilan etti

    Diyanet İşleri Başkanı dine inanmayanları ‘sapık’ ilan etti

    Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, TRT Haber’in canlı yayınında imam hatip öğrencilerinin dinden uzaklaşıp deizme yöneldiği yönündeki tartışmalara düşündürücü bir yorumla müdahil oldu.

    Erbaş, Türkiye’de deistler ve ateistler dahil her inanıştan yurttaş olmasına, Türkiye Cumhuriyeti devletinin Anayasası’nda laiklik ilkesinin yer almasına aldırış etmeden gençler arasında deizm ve ateizmin yaygınlaşmasını “iftira” olarak niteledi ve deistlerle ateistleri “sapık” ilan etti.

    “ERKEK KADIN YAN YANA OLMAZ”

    Yurt dışında bir camide kadın ve erkeklerin beraber namaz kıldığı fotoğrafın sosyal medyada paylaşıldığının hatırlatılması üzerine Erbaş, peygamber döneminde namazın nasıl kılındığına referansla “Erkekler ile kadınların aynı safta, karışık bir ortamda namaz kılması İslam’ın uygun bulduğu bir şey değil” dedi.

    Gençlerde deizm ve ateizmin yaygınlaştığı iddiasına ilişkin soru üzerine Erbaş, şunları söyledi:

    “Şu anda Türkiye’de konuşulduğu kadarıyla bu konunun çok abartıldığını düşünüyorum. Milletin, gençlerin, insanların anlamını bilmediği bazı konuları allayıp pullayarak, batılın propagandasını yaparak belki de bir alan açmaya çalışan plan diye düşünüyorum bunu. Deizm, Peygamberi inkar etmektir. Hangi Müslüman Peygamberi inkar eder de Müslüman kalabilir? Yani siz bir Müslüman gence, ‘Peygamberi inkar eden bir düşünceyi niye kabul ediyorsunuz?’ dediğinizde ‘Böyle miymiş, deizmin anlamı bu muymuş?’ diyeceğini görürsünüz, rastlarsınız. Onun için açık konuşsunlar. Deizmin ne olduğunu milletimize anlatsınlar.”

    Deizmin hiçbir şeye karışmayan Tanrı anlayışı olduğunu savunan Erbaş, laiklik ilkesini hiçe sayıp kendi Sünni İslam yorumuna bağlı yurttaşlardan müteşekkil bir “millet” tarif ederek, deist ve ateistleri de sapık ilan etti:

    “Bizim milletimizin hiçbir ferdi böyle sapık, batıl bir anlayışa asla prim vermez. Milletimize, gençlerimize kimse iftira atmasın. Benim bu tanımımdan sonra hiçbir gencimizin ve insanımızın sapık ve batıl felsefi bir düşüncenin peşinden gidecek kadar buna itibar edeceğini zannetmiyorum.”

  • ‘Yurtlarda manevi rehberlik’ uygulaması meclis gündeminde

    ‘Yurtlarda manevi rehberlik’ uygulaması meclis gündeminde

    PİRHA – HDP İzmir Milletvekili Müslüm Doğan, Diyanet İşleri Başkanlığı ve Gençlik ve Spor Bakanlığı arasında yapılan protokol gereği KYK yurtlarında başlatılan ‘Yurtlarda manevi rehberlik’ uygulamasını meclis gündemine taşıdı.

    Doğan, Başbakan ve Gençlik ve Spor Bakanının yanıtlaması istemiyle verdiği önergede, toplumda bu tür uygulamalarla dinin sosyal hayattaki kapsamının genişletildiğine ve başta alevi gençleri olmak üzere farklı inanç ve mezhepten gelen gençleri asimile ettiğine dair endişelerin giderek arttığını belirterek bu uygulamanın hangi ihtiyaçtan doğduğunu, hangi bilimsel veriler ışığında hazırlandığını, gelişmiş ülkelerdeki örneklerini,  farklı dinden ve inançtan gelen, hatta inançsız gençlerin teşhir edilmesine ve dışlanmasına yol açma riskine karşı ne tür önlemler alındığını, bu uygulamayla rehberlik hizmetlerine ihtiyaç duyan gençlerin bilimsel, tarafsız ve kaliteli rehberlik hizmetine ulaşmasının engellenip, engellenmediğini sordu.

    Doğan konuyla ilgili şu soruları yöneltti:

     

    • Kredi Yurtlar Kurumu ve Diyanet İşleri Başkanlığının ortak projesi olan ‘Yurtlarda manevi rehberlik’ uygulaması hangi bilimsel verilere göre planlanmıştır? ‘Yurtlarda Manevi Rehberlik’ uygulaması hangi ihtiyaçtan doğmuştur?
    • ‘Yurtlarda Manevi Rehberlik’ uygulamasının gelişmiş ülkelerde örnekleri var mıdır?
    • Bu uygulamanın yaratacağı olumsuz sonuçlara dair bir değerlendirme yapılmış mıdır?
    • Şu anda kaç KYK yurdunda ‘Manevi Rehberlik’ uygulaması bulunmaktadır? Manevi Rehberlik biriminde kaç personel çalışmaktadır? Bu personellerin işe alınma ve görevlendirilme kriterleri nelerdir?
    • Bu uygulama Türkiye’de bulunan tüm KYK yurtlarında uygulanacak mıdır?
    • Bireyin kendi karar ve ihtiyaçları doğrultusunda benimsemesi gereken dini inanç ve pratiklerin Diyanet İşleri Başkanlığı ve KYK arasında imzalanan protokollerle yurtlarda kalmakta olan tüm öğrencilere dayatılmasının gerekçesi nedir?
    • ‘Yurtlarda Manevi Rehberlik’ uygulamasının farklı dinden ve inançtan gelen, hatta inançsız gençlerin teşhir edilmesine ve dışlanmasına yol açma riskine karşı ne tür önlemler alınmaktadır?
    • Toplumda bu tür uygulamalarla dinin sosyal hayattaki kapsamının genişletildiğine ve başta alevi gençleri olmak üzere farklı inanç ve mezhepten gelen gençleri asimile ettiğine dair endişeler bulunmaktadır. Bu endişeleri giderecek bir çalışmanız var mıdır?
    • Bu uygulamayla rehberlik hizmetlerine ihtiyaç duyan gençlerin bilimsel, tarafsız ve kaliteli rehberlik hizmetine ulaşması engellenmiyor mu?
    • Psikolog ve/veya Psikiyatr olmayan birisinin ‘Rehberlik’ alanında görev yapması ne kadar etiktir?
    • Din görevlerinin, okullarda ve okullarla bağlantılı olan KYK’da görevlendirilmesi laiklik ilkesine aykırı değil midir?
    • KYK yurtlarında halihazırda verilmekte olan dini olmayan rehberlik hizmetleri nelerdir? KYK yurtlarında verilmekte olan psikolojik/rehberlik hizmetleri yeterli midir?

    (HABER MERKEZİ)