Etiket: diyarbakır newrozu

  • Diyarbakır’dan 2026 Newroz çağrısı: Özgürlük ve demokratik birlik için alanlara-VİDEO

    Diyarbakır’dan 2026 Newroz çağrısı: Özgürlük ve demokratik birlik için alanlara-VİDEO

    PİRHA- Diyarbakır‘da açıklanan Newroz deklarasyonunda, “Newroz ateşi ulusal birlik iradesiyle ve örgütlü mücadele gücüyle daha da harlanmaktadır. Özgürlüğe sevdalı tüm halkımızı birlik, özgürlük, demokrasi ve eşitlik mücadelesini büyütmeye çağırıyoruz” denildi. 

     

    21 Mart Newroz Bayramı bu yıl “Newroza Azadî û Yekîtiya Demokratîk” ve “Özgürlük ve Demokrasi Newrozu” şiarlarıyla kutlanacak. En az 53 merkezde yapılacak kutlamalara dair Diyarbakırda deklarasyon açıklandı.

    Sümerpark’ta yapılan açıklamaya Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanları Çiğdem Kılıçgün Uçar ve Keskin Bayındır ile Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Demokratik Birlik İnisiyatifi Eşsözcüsü Mehmet Kamaç, siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcileri katıldı.

    Deklarasyonun Kürtçesini Özgür Kadın Hareketi’nden (TJA) Fatma Ablay okudu.

    Deklarasyonda Ortadoğu’da yaşanan siyasal gelişmelerin Kürt halkı açısından yeni riskler ve mücadele alanları yarattığına dikkat çekilirken ulusal birlik, demokratik çözüm ve özgürlük mücadelesinin büyütülmesi çağrısı yapıldı.

    Açıklamada, hegemonik güçlerin Ortadoğu’da yeni dizayn planları yaptığı belirtilerek Kürt halkının elde ettiği kazanımların hedef alındığı vurgulandı. Özellikle Rojava’daki kazanımların yeni inkar politikaları ve imha planlarıyla karşı karşıya bırakılmak istendiği ifade edildi. Buna karşı Kürt halkının dünyanın farklı bölgelerinde yürüttüğü mücadeleyle direniş geleneğini büyüttüğü kaydedildi.

    ULUSAL BİRLİK VURGUSU

    Deklarasyonda, 2026 Newrozu’nun “Newroza Azadî û Yekîtiya Demokratîk” (Özgürlük ve Demokratik Birlik Newrozu) şiarıyla karşılanacağı duyuruldu. Newroz’un Kürt halkı açısından yalnızca bir bayram değil, zulme karşı tarihsel direnişin ve özgürlük arayışının simgesi olduğu ifade edildi.

    Açıklamada, kimliği inkar edilen ve dili yasaklanan Kürt halkının Newroz ateşi etrafında örgütlenerek tarihsel hafızasını koruduğu, direnişini büyüttüğü ve özgürlük yürüyüşünü sürdürdüğü belirtildi. Newroz alanlarında yakılacak her ateşin halkın direniş iradesini ve ulusal birliğini güçlendireceği vurgulandı.

    YASAL DÜZENLEMELER YAPILMALI

    Deklarasyonda, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025’te başlattığı Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin bir yılı geride bıraktığı hatırlatıldı. Sürecin ilerlemesi için çeşitli siyasal adımların atıldığı ifade edilirken, Meclis bünyesinde kurulan komisyonun hazırladığı raporun Kürt sorununun çözümü konusunda beklentileri karşılamaktan uzak olduğu belirtildi.

    Kürt sorununun isminin dahi raporda yer almamasının eleştirildiği açıklamada, demokratikleşmeye dair önerilerin hızla hayata geçirilmesi ve gerekli yasal ile anayasal düzenlemelerin yapılması gerektiği vurgulandı.

    FİZİKİ ÖZGÜRLÜK ZORUNLULUKTUR

    Açıklamada, kalıcı barış ve demokratik çözüm için Abdullah Öcalan’ın umut hakkı kapsamında fiziki özgürlüğünün sağlanmasının tarihsel bir zorunluluk olduğu ifade edildi. Öcalan’ın özgür çalışma koşullarının sağlanmasının çözüm sürecinin ilerlemesi açısından önemli olduğu belirtildi.

    KADINLARIN VE GENÇLERİN MÜCADELEDEKİ ROLÜ

    Deklarasyonda kadınların özgürlük mücadelesinin ön saflarında yer aldığı vurgulanarak “jin, jiyan, azadî” felsefesinin dünya kadınları için bir özgürlük şiarına dönüştüğü ifade edildi.

    Gençliğin ise inkar ve asimilasyon politikalarına karşı mücadelenin dinamik gücü olduğu belirtilerek, gençlerin düşüncede, örgütlenmede ve eylemde açtıkları yeni alanlarla demokratik toplum inşasında önemli bir rol üstlendiği kaydedildi.

    KUTLAMALARA ÇAĞRI

    Deklarasyonun sonunda kadınlar, gençler, emekçiler ve tüm halk kesimleri Newroz alanlarında buluşmaya çağrıldı.

    Açıklamada, 2026 Newrozu’nun özgürlük talebinin büyüdüğü ve demokratik toplum mücadelesinin yeni bir aşamaya taşındığı bir süreçte karşılandığı belirtilerek şu çağrı yapıldı:

    “Gençleri, kadınları, emekçileri ve özgürlüğe sevdalı tüm halkımızı Newroz alanlarında buluşmaya; birlik, özgürlük, demokrasi ve eşitlik mücadelesini büyütmeye çağırıyoruz.”

    Deklarasyon açıklamasından sonra siyasetçiler söz alarak değerlendirmelerde bulundu.

    KAMAÇ: BU NEWROZ ÖZGÜRLÜK VE BİRLİK NEWROZU OLSUN

    Demokratik Birlik İnisiyatifi Eşsözcüsü Mehmet Kamaç, 2026 yılı Newroz’unun birlik, başarı ve özgürlük Newroz’u olmasını diledi. Bu sene iki bayramın birlikte yaşanacağını belirten Kamaç, “2026 Newroz’u Ortadoğu için özgürlük Newroz’u olacaktır. Kürt halkı için de birlik Newroz’u olacaktır. Halkımız Hesinkar Kawa ruhuyla, Rojava ruhuyla bu Newroz’u, 2026 özgürlük Newroz’una döndürsün. Bu Newroz Kürt halkı ve Ortadoğu’ya özgürlüklere vesile olsun. Kürt halkı bu nedenle bu Newroz’da alanları doldursun” dedi.

    ÇİĞDEM KILIÇGÜN UÇAR: KÜRT HALKININ TEMEL TALEBİ STATÜDÜR

    DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, yeni dönemde “Bugüne kadar mücadelenizi nasıl getirdiyseniz, bundan sonra da böyle devam ettirin” denildiğini belirterek, “Meclis inkar ve asimilasyon kararları vermişti. Bugün ne oldu? Sayın Öcalan iradesiyle bir çağrı gerçekleştirdi. Bugün meclis Kürt sorununu kendi görevi haline getirdi. Biz asimilasyon ve inkar politikalarına direnişimizle ve mücadelemizle yanıt verdik ve meclise getirdik.  Mecliste ama siyasi partiler samimi yaklaşmıyorlar. Biz toplum olarak, halk olarak mücadelesini ve direnişini bırakmayarak bunu da değiştireceğiz.  Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı bizi özgürlüğümüze, kadın özgürlüğüne, Sayın Öcalan’ın özgürlüğüne yaklaştırdı. Dilimizin statüsü, Kürdistan’ın statüsü, Kürt halkının statüsü, Kürt statüsünü Kürt halkının temel talebidir” diye belirtti.

    BAKIRHAN: ZAMAN KÜRTLERİN BİRLİĞİ ZAMANIDIR

    DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, dünyanın savaşın içinde olduğunu belirterek, “Tarihi günlerden geçiyoruz. Kürtlerin bir olması gerekiyor. Eğer Kürtler bir olursa ne Newroz ateşi söner ne de Kürtler öldürülür. Bugün Ortadoğu’da yeni hesaplar var. Herkes Kürtler üzerine konuşuyor. Herkes bilsin ki Kürtler özgürlüğünü statüsünü sağlayacak. Bu Newroz Kürt halkının ve demokratik birliğin vesilesi olsun. Newroz meydanı Kürt halkının birlik ruhu olacak. Bugün Amed’den bütün Kürtlere sesleniyoruz; Zaman Kürtlerin birliği zamanıdır. Kürtlerin birliği için hazırız. 4 değiliz, biriz. Newroz ateşi bu sene barış meşalesi olacak” dedi.

    ÇİFTYÜREK: KÜRT HALKI STATÜSÜZLÜĞÜ KABUL ETMİYOR

    DEM Parti Van Milletvekili Sinan Çiftyürek, “Dün aklımız Rojava’daydı, bu sefer Rojhilat’ta. Bu sene Kürtler için çok önemli. Çünkü burada süreç var, sınırda savaş var. Kürt halkı artık bundan sonra dört parça Kürdistan’da statüsüzlüğü kabul etmiyor. Ankara bunu iyi bilsin” dedi.

    Azadî Partisi’nden Cemal Sati ise yaptığı konuşmada Kürt halkının Newrozu’nu kutladı.

    Ardından Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın eski bir konuşmasında yer alan videolu sesi yayınlandı.

    Açıklama çekilen halaylarla son buldu.

    HABER MERKEZİ

  • Diyarbakır’da Newroz Kutlanıyor: Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’na 85 milyon olarak sahip çıkalım-VİDEO

    Diyarbakır’da Newroz Kutlanıyor: Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’na 85 milyon olarak sahip çıkalım-VİDEO

    PİRHA- Diyarbakır’da “Özgürlük İçin Demokratik Toplum” şiarıyla Newroz kutlaması yapılıyor. Kutlamada konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “Biz süreçle ilgili ısrarla bardağın dolu tarafına bakıyoruz. İktidar ve devleti de bardağın boş tarafını doldurmaya davet ediyoruz. Barış bir yenme-yenilme değildir. Barış herkesin kazandığı en güzel bahardır. Newroz meydanındaki gibi, gelin bu baharın bir daha kışa dönmesine izin vermeyelim. Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’na 85 milyon olarak sahip çıkalım” dedi.

    Diyarbakır’ın Bağlar ilçesinde bulunan Newroz Parkı’nda “Özgürlük İçin Demokratik Toplum” şiarlarıyla gerçekleştirilen kutlamalar devam ediyor. Yüzbinlerin bir araya geldiği coşkulu kutlamada Newroz ateşi yakıldı. Coşkunun doruğa ulaştığı anlarda bazı yurttaşlar da elbiseleriyle ateşi harladı.

    İlk konuşmacılardan biri olan Kürdistanî İttifak’tan Mehmet Kamaç, Kürtler arası birliğe de değinerek, “Biz biriz. Binlerce yıldır bizim dilimiz ve kimliğimiz üzerindeki yasak sürüyor. Ancak sizler de bugün direniş alanında görüyorsunuz; Kürtler asla ve asla taleplerinden vazgeçmeyecek” dedi. Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat’ta yüzyıllık bir çağrı yaptığına dikkati çeken Kamaç, şunları belirtti: “Sayın Öcalan bu çağrısında barışın inşasından söz etti. Biz de bu yüzyıllık tarihi mesajı yerde bırakmayalım. Bu çağrı barış ve eşitlik umududur. Bir an önce Sayın Öcalan’ın çağrısına karşı adım atın. Herkes dili ve kültürüyle özgür yaşasın.”

    Arhat’ın sahne almasının ardından Özgür Kadın Hareketi (TJA) aktivisti Sebahat Tuncel konuştu.

    “KÜRTLER VE ALEVİLER OLARAK EŞİT YURTTAŞ OLMAK İSTİYORUZ”

    Tuncel, konuşmasının satır başları şöyle:

    “Buradan hep birlikte İmralı’ya ‘Newroz pîroz be’ diyelim mi? Sayın Abdullah Öcalan, Kürt halkına, Ortadoğu halklarına mesaj verdi. Devlete dedi ki; ‘Kürt sorununu savaş zemininden çıkartıp, hukuki zemine çekebilirim.’ Toplumda da bir çağrı yaptı: ‘Her şey devletten beklenmez. Demokratik toplumu biz inşa edeceğiz.’ O günden bu yana dünyanın her yerinde Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümü için bir umut belirdi. İnsanlar bu umudu beslerken, devlet üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmedi. Tecrit halen devam ediyor. Sayın Öcalan’ın özgürlük koşulları hazırlanmış değil. Barışın yolunu nasıl açacaksınız? Barışın yolunu açmak devletin; demokratik toplumun inşası ise bizim sorumluluğumuzdadır” ifadelerini kullandı.

    İktidar demokratik siyaset alanı daraltıyor. İmamoğlu’nu gözaltına aldılar. Kim barış ve özgürlükten bahsediyor, tutuklama ve şiddetle tehdit ediyorlar. Nasıl barışacağız? İktidarı uyarıyoruz. Demokratik siyasetin önünü açınız. Kürt halkının özgürlüğü Sayın Öcalan’ın özgürlüğüdür. İşimiz kolay değil, zor. Ama biz zor işleri başaran insanlarız. Bugüne kadar ne yarattıysak direnerek yarattık. Direnenlere bir kez daha selam olsun.

    Kadınların özgürlük mücadelesi Kürt halkının özgürlük mücadelesidir. Ancak erkek egemen sisteme karşı da mücadele ediyoruz. Kadınlar özgür olmadan toplum özgür olmaz. O yüzden dünyanın her yerinde ‘jin, jiyan, azadî’ sesleri yükseliyor. Bu slogan özgürlük felsefedir. Özgürlük mücadelesinde yol yürüdüğümüz kadın yoldaşlarımızı selamlıyoruz. Kadınlar, Sayın Öcalan’ın özgürlük ve barış yolunu açmak için direnecektir.

    Kürtler olarak eşit yurttaş olmak istiyoruz. Aleviler olarak eşit yurttaş olmak istiyoruz. Ortadoğu halklarıyla eşit ve özgür yaşamak istiyoruz. Hepinizi mücadeleye, direnişe davet edyoruz.”

    “BU BAHARIN BARIŞA, KARDEŞLİĞE VE DEMOKRASİYE VESİLE OLMASINI DİLİYORUM”

    CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Diyarbakır Newrozu’na mesaj gönderdi. Özel’in mesajı şöyle:

    “Sevgili Diyarbakırlılar, değerli kardeşlerim; Bir yandan zalim Dehaklara mücadele ederken, bir yandan da baharın müjdecisi Newroz’u kutluyoruz. Bu topraklar, farklı kültürlerin, dillerin ve inançların bir arada kardeşçe yaşadığı, dayanışmanın ve umudun yeşerdiği kadim topraklardır. Hiçbir zalim, hiçbir Dehak kardeşliğimizi bozmadı, bozamayacak.

    Bizler, farklılıkların harmanlanmasıyla düşmüş, zenginliğin farkında olarak, kimsenin kendini dışlanmış hissetmediği, herkesin eşit haklara, barış içinde yaşadığı bir ülke için mücadelemizi kararlılıklar sürdürüyoruz. Demokrasiye, adalete ve özgürlüğe olan inancımızla, herkesin eşit yurttaşlık temelinde bir arada yaşadığı bir Türkiye’yi hep birlikte inşa edeceğiz. Newroz’un sıcaklığı, tıpkı bugün yakılan ateş gibi, yüreklerimizi aydınlatsın ve geleceğe dair umutlarımızı büyütsün. Bu duygu ve düşüncelerle, tüm Diyarbakırlı kardeşlerimizin Newrozu’nu kutluyor, bu baharın barışa, kardeşliğe ve demokrasiye vesile olmasını diliyorum. Newroz pîroz be.”

    KDP Politbüro üyesi Serbest Lezgin, KDP Genel Başkanı Mesud Barzani’nin mesajını Diyarbakır Newroz’unda okudu.

    Mesajda, “Abdullah Öcalan’ın kısa bir zaman içinde serbest bırakılmasını umut ediyorum. Türkiye’deki barış ve çözüm sürecini destekliyoruz. Sorunların çözülmesi için barış yegâne yoldur. Suriye’deki Kürtlerin acılarının bir an önce sona ermesini diliyorum” denildi.

    Federe Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Diyarbakır Newrozu’na mesaj gönderdi. Barzani, tüm Kürdistanlıların Newroz’unu kutladı.

    Newroz’un yeniden dirilişi ve umut olduğunu vurgulayan Barzani, “Bu Newroz’un güzellikler ve başarının Newrozu olmasını diliyorum” diye kaydetti. Barzani, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın çağrısına değindi. Barzani, sürece destek veren tüm aktörlere, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a ve Abdullah Öcalan’a teşekkür etti.

    Barzani, herkesin barış için canla başla çalışması gerektiğini vurgulayarak, “Barış için bizden ne istenirse, üzerimize ne düşerse hazırız” diye kaydetti.

    Kürdistan Yurtseverler Birliği (YNK) Başkanı Bafil Celal Talabani Diyarbakır Newrozu’na kutlama mesajı gönderdi.

    Talanbani mesajı şöyle:

    “Kürdistan’ın Kudüs’ü Kerkük’teki direnişle aynı zamana denk gelen Kürt Newrozu ve Kürt yeni yılı vesilesiyle, sevgili Kürdistanlılara en içten tebriklerimi sunuyor, herkese barış, huzur ve mutluluk diliyorum. Newroz, Kürtlerin özgürlük ve bağımsızlığı için yenilenmenin, birliğin, ortaklığın, kardeşliğin mesajıdır. Bu Newroz’un her yerde barışın, örgütlenmenin ve Kürt davasına desteğin vesilesi olmasını diliyorum. Kürt halkı onurlu bir yaşama sahip bir halktır, kalıcı bir barışın sağlanması için el ele verelim, Kürdistan’ın zaferi için çalışalım. Newroz’unuz kutlu, mutlu ve onurlu olsun.”

    “BİZ MİLYONLAR OLARAK BARIŞ İSTİYORUZ, EŞİTLİK İSTİYORUZ, DEMOKRATİK BİR TOPLUM İSTİYORUZ”

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Diyarbakır Newroz’unda yüzbinlere seslendi.

    Bakırhan, şunları söyledi:

    “Ortadoğu’nun nabzı bugün Amed Newrozu’nda atıyor. Bugün sadece Ortadoğu değil, dünyanın her tarafında gözler Amed meydanındadır, Newroz meydanındadır. Çünkü Amed Newroz’dur, Newroz Amed’dir. Siz Newroz’sunuz. Kürt halkını Newroz halkı haline getiren Sayın Öcalan’ın Newroz bayramını kutluyoruz. Newroz’un kutlu olsun Sayın Öcalan.

    Bu çağrı Mezopotamya ve Anadolu’da düğümleri çözüp, tarihi yeniden başlatma çağrısıdır. Sayın Öcalan 1993’te başladığı demokratik çözüm yürüyüşünde en tarihi adımı 27 Şubat’ta asrın çağrısıyla attı. Bu çağrı yüzyıllardır direnen, on yıllardır demokratik çözüm mücadelesi veren bir halk gerçekliğinin dile gelişidir. Bu çağrı Mezopotamya ve Anadolu’da düğümleri çözüp, tarihi yeniden başlatma çağrısıdır. Mezopotamya ve Anadolu halklarının birlikte yaşam manifestosudur. Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’nın özü demokratik uzlaşmadır. Bu çağrı bir milattır ve bu çağrının sahibi siz Amed meydanındaki onurlu halkımızdır.

    Sizler nice büyük bedeller ödeyerek muhteşem bir zaferin eşiğine getirdiniz bizleri. Tarihsel bir sorundan, tarihsel bir barışa ve çözüme doğru yol alıyoruz. Tarih boyunca Türkler ve Kürtler, birlikte yaşamın kapılarını birbirine açtı, kaderlerini ortak kıldı. Ancak son yüzyılda bu kardeşlik duvarlarla, ayrımcılıkla sınanmaya çalışıldı. Bin yıl önce Anadolu kapılarını açan bir halk, yüzyıldır kapının berisine konuldu. Artık bu ayrıştırıcı tarihe son verme zamanı geldi.

    Çözümü Türklerle Kürtlerin ortak geçmişinde ve geleceği birlikte inşa etme kararlılığında arıyoruz.

    Sayın Öcalan’ın 27 Şubat çağrısı, bu topraklarda hiçbir halkın dışlanmadığı, herkesin eşit ve özgür olduğu bir Türkiye çağrısıdır. Barışı gerçekleştirmek için elini uzatana elimizi, omzunu yaslayana omzumuzu verdik, vermeye devam edeceğiz. Türk-Kürt ilişkilerinin tarihsel birikimi ve ortak aklı, hepimize daha demokratik geleceğin yolunu gösterebilir. Çözümü dışarıda değil, Türklerle Kürtlerin ortak geçmişinde ve geleceği birlikte inşa etme kararlılığında arıyoruz. Geçmişin yaralarını birlikte sararak, geleceği el birliğiyle inşa edebiliriz. Gelin, bu yolu birlikte yürüyelim.

    Bizim kararımız, tutumumuz, tavrımız nettir. Biz milyonlar olarak barış istiyoruz, eşitlik istiyoruz, demokratik bir toplum istiyoruz. Bakın, Amed Newroz meydanında milyonlar barışı ve demokratik çözümü istiyor. Herkes Newroz meydanlarının mesajını iyi okusun. İşte Newroz meydanları, yüzyılın barış mutabakatına davettir. Türkiye sınırları dışında yaşayan Kürtlerle hasımlık değil, hısımlık yapmalıdır.

    Değerli Türkiye halkları, milyonların huzurunda ifade ediyorum ki, Türkiye’nin sınırları dışındaki Kürtler, Araplar ve Türkmenler, sadece komşularımız değil, soydaşlarımızdır, akrabalarımızdır. Bu halklarla kuracağımız sağlam ilişkiler, sadece Türkiye’nin barışı için değil, tüm Ortadoğu’nun huzuru için de hayati öneme sahiptir. Hatırlatmak isterim ki, Türkiye sınırları dışında yaşayan Kürtlerle hasımlık değil, hısımlık yapmalıdır. Karşıtlık Türkiye’ye kazandırmaz. Ancak, kardeşlik ve diyalog Türkiye için büyük kazanımlar sağlar. Özellikle Suriye’deki siyasal denklemin yeniden şekilleneceği bir dönemde, Kürtlerle diyalog kurmak, Türkiye’ye uzun vadede büyük faydalar sağlar.

    Unutmayalım, Türkiye’nin sınırları dışındaki Kürtler bir tehdit değil, bir barış fırsatıdır. Bu fırsatı doğru değerlendirmek, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin sorumluluğudur.

    Değerli Türkiye halkları, demokrasi, hukuk ve barış bir şart değildir. Birlikte yaşamanın zorunlu çıkış yoludur. Nefes almak ne anlama geliyorsa, siyasi ve hukuki zeminin oluşması da bu süreç için hayati önemdedir. Adımlar karşılıklı atılırsa toplum sürece güven duyar. Güven birlikte yaşamanın mayasıdır. Bu sürecin başarısı, Kürt-Türk ilişkilerinin yüz yıl sonra bu defa eşitlikçi ve demokratik temelde güncellenmesiyle olacaktır.

    Biz süreçle ilgili ısrarla bardağın dolu tarafına bakıyoruz. İktidar ve devleti de bardağın boş tarafını doldurmaya davet ediyoruz. Barış bir yenme-yenilme değildir. Barış herkesin kazandığı en güzel bahardır. Newroz meydanındaki gibi, gelin bu baharın bir daha kışa dönmesine izin vermeyelim. Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’na 85 milyon olarak sahip çıkalım.

    Değerli halkımız, Ortadoğu sert bir türbülansa girdi, fırtına herkesi etkiliyor. Bizim derdimiz, bu türbülanstan nasıl sağ salim çıkacağımızdır. Ama iktidar, hepimizin içinde olduğu uçağı kayyumlarla, baskılarla, muhalefeti susturarak, daha şiddetli türbülanslara sürüklüyor. 27 Şubat rotasından çıkaracak adımlar atılıyor. Bu yanlıştan iktidarı vazgeçmeye çağırıyoruz. Barış ve demokratik toplum halkları ayrıştırarak olmaz. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanını gözaltına alarak, Kent Uzlaşısını kriminalize ederek, kayyım atayarak, Rojava’ya saldırarak barış ve demokratik toplumu oluşturamayız.

    Değerli Türkiye halkları, Kürt sorununda inkar, tekçi ve anti-demokratik yaklaşım Türkiye’nin yüzyılına mal oldu. Türkiye halklarına yoksulluk ve açlık getirdi. Ama Asrın Çağrısıyla birlikte biz artık yüzümüzü geleceğe, saatlerimizi barışa kurmak istiyoruz. Barışın kapısını açacak kilit, artık Kürt sorununda çözümdür, demokratik bir Türkiye’dir. Kürt sorununda çözümün rotası da ruhu da 27 Şubat’taki Sayın Öcalan’ın yapmış olduğu Asrın Çağrısı’ndadır. Bu sorunun çözümü artık ertelenemez, kulak ardı edilemez, entübe olmasına izin verilemez.

    Çünkü bölgede bir kıyamet senaryosunun içerisindeyiz. Bu kıyametten kurtulmanın yolu tarihi Kürt-Türk ittifakını, demokratik ve eşitlikçi temelde kurmaktan geçer. Bundan ötürü altını çizerek ifade ediyoruz: Suyun akışına karşı yüzülmez, yanlış siyaset doğru yere götürmez. Bizim yolumuzun rotası demokratik cumhuriyete çıkar. Değerli arkadaşlar, yoldaşlar; bakın, nereye gideceğini bilene bütün yollar açıktır. Biz yolumuzu biliyoruz. Bizim yolumuzu değerlerimiz ve barış sevdamız belirledi. Bizim yolumuzun rotası Demokratik Cumhuriyete çıkar. Bizim yolumuzun özü de biçimi de 27 Şubat Çağrısıyla kendisini ifade etti. Biz siyasette ne onun ne bunun yanındayız. Demokrasi, adalet, eşitlik ve özgürlük değerlerinin yanındayız. Bizim yolumuz yanlış rotalara değil, demokratik, eşit, özgür bir yaşama çıkan 3. Yol’dur. 3. Yol’da yürümeye devam edeceğiz. Newroz’un ruhuyla, Kawa’nın inancı, Mazlumun cesaretiyle yürüyeceğiz. Bu yolun sonu barıştır, bu yolun sonu demokrasi ve özgürlüktür. Yüzyıldır bu topraklar, barışa hasret kaldı. Şimdi, o barışın sesini duymanın, daha güçlü duyurmanın tam zamanıdır. Ufukta beliren barışı, bu topraklara indirme zamanıdır.”

    “HİÇ KİMSE YANLIŞ HESAPLARA GİRMESİN”

    Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, konuşmasına Kürtçenin Kirmançkî lehçesinde başlayan Çiğdem Kılıçgün Uçar, şunları dile getirdi:

    “Demokratik toplumu hep birlikte inşa edeceğiz. 27 Şubat’tan bu yana Ortadoğu’da yeni bir denklem var. Sayın Öcalan bu ülkede yaşanan şiddeti bir kader olmaktan, ulus devletin bir tercih olmaktan çıkarıp, yeni bir yol açıyor. Bu yeni yolda demokratik siyaset ve demokratik toplum var. Hiç vazgeçmediğimiz mücadelemiz var. Bu kadar tarihi bir çağrıda herkes birbirini beklerken, Sayın Öcalan adım atarak tıkanan yolları ve çözümsüzlüğün kilidini açtı. Türkiye’deki bütün halklara yaptığıyla çağrıyla ‘gelin bu işin öznesi olun, şiddet ve inkar karşısında susmayan Kürt halkıyla birlikte olun. Yeni bir dönemi birlikte kuralım’ dedi. Bakın 1 aydır dünyada ve Türkiye’de en çok konuşulan başlık Sayın Öcalan’ın çağrısı. En çok konuşulan kişi Sayın Öcalan. Ama konuşmayanlar da var. İktidarın bu konuyla ilgili ne düşündüğünü bilmiyoruz. Bahçeli ‘kararlıyız, geri adım atmayacağız’ diyor. İleri adım da atmıyorsunuz. 27 Şubat çağrısına cevap da vermiyorsunuz. Bu kadar tarihi bir meseleyi sadece kürsülerde konuşarak çözemez ve yol alamazsınız.

    Şimdi zaman Sayın Öcalan’ın çağrısını, özgürlük yolunu büyütme zamanıdır. Kürt halkı burada. Öcalan’ın çağrısı her birimizin yüreğinde. Bu buluşma tarihi bir buluşma. Bu buluşma ulus-devlet kaderini değiştirme buluşması. Sayın Öcalan’ın çağrısının ne kadar güçlü olduğunun göstergesidir.

    Kürt halkı olarak yüzümüzü döndüğümüz yer Sayın Öcalan’ın çağrısıdır. Bu çağrıyı hep birlikte koruyacağız. Devlet ve iktidar, Sayın Öcalan’ı tarihi aktör olarak kabul etmişken; heba edilecek bir süreçte değiliz. Hiç kimse yanlış hesaplara girmesin. Kürt halkı mesajını veriyor. Kürt halkı Newroz ateşi gibi dimdik olacak. Newroz’un özgürlük ruhunu hep beraber taşıyacağız. Hiç kimse Türkiye’de halklara yetmeyen, bizim içinde olmadığımız hukuku getirmesin. Yeni mevzuata ihtiyaç var. Sayın Öcalan’ın özgürlüğüne ihtiyaç var. Sayın Öcalan özgür olmadan cesaretli adım atmanın koşulları yok. Bir ayda yazılmış çağrı değil. On yılların emeğiyle açığa çıkan çağrıyı hep birlikte savunacağız.”

    Ayrıntılar gelecek…

    PİRHA/DİYARBAKIR

  • Mahkeme Kemal Kurkut’un öldürülmesinde delil bulamadı

    Mahkeme Kemal Kurkut’un öldürülmesinde delil bulamadı

    Ulusal Kriminal Büro, Kriminal Polis Laboratuvarı ve kamera kayıtlarına rağmen mahkeme, polis memuru Yakup Ş.’nin üniversite öğrencisi Kemal Kurkut’u öldürdüğüne dair delil bulamadı.

    Diyarbakır’da 2017 Newroz’unda üniversite öğrencisi Kemal Kurkut’u “olası kastla öldürmekten” yargılanan polis memuru Yakup Ş.’ye verilen beraat kararının gerekçesi açıklandı. Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nin oy çokluğuyla verdiği beraat hükmünün gerekçeli kararında, üye hâkim Fatma Şeyda Polat Çalık muhalefet şerhi düştü.

    Mezopotamya Ajansı’nın haberine göre, gerekçeli kararda, “cezalandırılmasına yeter nitelikte her türlü kuşkudan uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilmediği” ileri sürüldü.

    ‘SANIK POLİSİN SİLAHINDAN ÇIKAN KURŞUNLA ÖLMEDİ’

    Kararda, Kemal Kurkut’un vücudunda 3 ateşli silah giriş-çıkış yarası tespit edildiği hatırlatılarak, Diyarbakır Kriminal Polis Laboratuvarının raporuna atıf yapıldı. Raporda, Kurkut’un sol elindeki mermi nüvesinin sanık polis Yakup Ş.’nin silahından çıktığı, ancak Kurkut’un bu mermiyle değil göğsünün sol kafesinden giren mermiyle öldüğü belirtiliyor. Kurkut’un vücudundan ölümüne neden olan 9 milimetre çapında bir adet mermi çekirdeği deforme gömleğinin elde edildiği ifade ediliyor.

    Mahkemenin kararında, Kurkut’un vücudundaki 3 mermi giriş-çıkışı yaralanmasının “tek silahla mı birden çok silahla mı” gerçekleştiğinin tespit edilemediği belirtildi.

    Kararda, Kemal Kurkut’un “Hepinizi patlatacağım, yaklaşmayın ulan” dediği iddia edildi. Oysa, olay yerinde silahından çıkan 8 mermi kovanı bulunan polis memuru Onur M., Kurkut’un böyle bir ifadesini duymadığını söylemişti.

    ‘AYAKLARINA ATEŞ EDİLDİĞİ’ SAVUNMASI

    Mahkemenin gerekçeli kararında, “… şahsın defalarca uyarılmasına rağmen durmadığı ve sürekli hepinizi öldüreceğim şeklinde tehditler savurması göz önünde bulundurulduğunda şahsın terör örgütü mensubu olabileceği ve sansasyonel bir eylem yapabileceği değerlendirildiğinden şahsı durdurmak için bazı görevlilerce havaya uyarı atışı yapıldığı, şahsın aldırış etmediği ve kontrolsüz şekilde elinde bıçağı görevlilere doğru salladığı, saldırmaya devam etmesi ve basın protokol girişinin bulunduğu arama notasına doğru koşar adımlarla gitmesi üzerine telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğurabilecek olası bir eylemin önüne geçmek maksadıyla olay yerinde bulunan bazı görevlilerce şahsı etkisiz hale getirecek ölçüde ayaklarına doğru silahla ateş edildiği…” ifadelerine yer verildi.

    ULUSAL KRİMİNAL’İN İLK RAPORU HATALI!

    Adli Tıp Kurumu’nun (ATK), Kurkut’un sol kolundan giren merminin kolu kat ederek vücuda girerek ölüme neden olmasının mümkün olduğu, ATK’nin Üst Kurul raporunda ise Kurkut’un yerden seken mermiyle öldürüldüğüne yönelik görüşüne işaret edilen gerekçeli kararda, Ulusal Kriminal Büro’nun Kurkut’un polis Yakup Ş. tarafından vurulduğu yönündeki ilk raporunun hatalı olduğu savunuldu.

    Kararda, “…15/10/2018 tarihli İstanbul ATK 1. Adli Tıp İhtisas Kurulu raporu ve 24/10/2019 tarihli İstanbul ATK Üçüncü Üst Kurulu raporları birlikte değerlendirildiğinde Ulusal Kriminal Büro tarafından düzenlenen ilk rapora itibar edilmediği, Ulusal Kriminal Büro tarafınca da düzenlenen ek raporda ilk raporun hatalı olduğunu açıkça sabit görülmekle…” denildi.

    YETERLİ DELİL BULUNAMADI

    Kararda, beraat hükmü şu şekilde gerekçelendirildi: “Her ne kadar olası kast ile kasten öldürme suçundan sanık Yakup Ş. hakkında kamu davası açılmış ise de; aşamalarda alınan raporlar, görüntü kayıtları, otopsi raporları ve ATK raporları doğrultusunda sanığın bu suçu işlediğini gösterir ve cezalandırılmasına yeter nitelikte her türlü kuşkudan uzak kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediğinden CMK’nın 223/2.e maddesi gereğince beraatine…”

    HEYETİN VİCDANİ KANAATİ!

    Mahkeme, ayrıca, polis ifadesinde 9 kez ateş ettiğini belirten Onur M. ve olay yerindeki diğer polisler hakkında Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunma kararı aldı.

    Üye Hâkim Fatma Şeyda Polat Çalık, karara muhalefet şerhi düştü. Çalık, şerhinde, sanık polis Yakup Ş.’nin “bilinçli taksirle cezalandırılması” gerektiğini belirtti. Sanık polisin eylem ile sonucu öngörmüş olması gerektiğine işaret eden Çalık, delilleri bütün olarak değerlendirerek, “Sanık tarafından mümkün ya da muhtemel olarak öngörülen neticenin kabullenilmesinin somut olayda söz konusu olmadığı, sanığın öngördüğü tipik neticenin meydana gelmeyeceğine yönelik bir güvenle hareket ettiği, bu kapsamda sanığın neticenin meydana gelmeyeceğine dair kendisine olan yersiz güveni neticesinde ölüm olayının vuku bulduğu…” şeklinde şerh koydu.

    Çalık, hâkimin somut delillerle bir değerlendirme yapabileceği, dosyada mübrez raporlar bu kadar açık iken katılan iddialarına da itibar edilemeyeceği kanaatinde olduğunu vurguladı.

    (HABER MERKEZİ)