Etiket: doğa

  • ‘Dersim ortak yaşamın adıdır! Doğamızı, suyumuzu ve inancımızı sermayeye teslim etmeyeceğiz!’-VİDEO

    ‘Dersim ortak yaşamın adıdır! Doğamızı, suyumuzu ve inancımızı sermayeye teslim etmeyeceğiz!’-VİDEO

    PİRHA- Dersim Doğa Yaşam ve Çevre Platformu, Pülümür’de yaptığı açıklamada, altın, bakır, krom ve diğer madenler adına yürütülen faaliyetler, “kalkınma”, “yatırım” ve “istihdam” söylemleriyle meşrulaştırılmaya çalışıldığına dikkat çekerek, “Bağır Dağı da, Hel Dağı da, Munzur da satılık değildir” dedi.

    Dersim, yüzyıllardır doğayla uyum içinde kurulmuş bir yaşamın adıdır. Munzur’un berrak suları, Pülümür Vadisi, Bağır Dağı, Hel Dağı, kutsal ziyaret yerleri, ormanları ve meraları yalnızca bugünün değil, gelecek kuşakların ortak mirasıdır. Bugün bu miras, uluslararası madencilik tekelleri ile onların yerli ortaklarının yağma politikalarıyla kuşatma altında.

    Dersim Doğa Yaşam ve Çevre Platformu, Pülümür’de maden projelerine karşı açıklama yaptı. DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu’nun destek verdiği açıklamayı Engin Tekin okudu.

    Altın, bakır, krom ve diğer madenler adına yürütülen faaliyetler, “kalkınma”, “yatırım” ve “istihdam” söylemleriyle meşrulaştırılmaya çalışıldığının altını çizen Tekin, “Oysa yaşanan deneyimler bunun tam tersini göstermektedir. Maden şirketleri geldikleri her yerde geriye kuruyan dereler, kesilmiş ormanlar, kirlenmiş topraklar, göç etmek zorunda kalan köylüler ve yoksullaşan halk bırakmaktadır” dedi.

    “DERSİM YAŞAMDIR, TARİHTİR, KÜLTÜRDÜR, İNANÇTIR”

    Dersim’in önemli bir bölümünün maden ruhsatlarıyla kuşatıldığını belirten Tekin, “Yaklaşık 150’yi aşkın ruhsat ve ruhsat başvurusu, bu kadim coğrafyayı uluslararası sermayenin kâr alanına dönüştürme planının bir parçasıdır. Sermaye için Dersim yalnızca çıkarılacak maden rezervidir; bizim için ise yaşamdır, tarihtir, kültürdür, inançtır” diye konuştu.

    “DERSİM’İ SAVUNMAK; HERKESİN ORTAK SORUMLULUĞUDUR”

    “Bağır Dağı’nı dinamitlemek yalnızca bir dağı parçalamak değildir; Alevi inancına, Dersim’in ortak hafızasına ve halkın kutsallarına yönelmiş bir saldırıdır” diyen Tekin sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Hel Dağı’na, Karagöz’e, Karagöl’e, Pülümür Vadisi’ne uzanan her kepçe, yalnızca toprağı değil; geleceğimizi de hedef almaktadır. Dersim, Türkiye’nin en zengin biyolojik çeşitlilik alanlarından biridir. Yüzlerce endemik bitki türü, dağ keçileri, boz ayılar, vaşaklar ve sayısız canlı bu coğrafyada yaşamaktadır. Munzur ve Pülümür yalnızca Dersim’in değil, bütün Anadolu’nun en önemli su havzalarındandır. Bir kez kirletilen suyu, yok edilen ormanı ve bozulan ekolojik dengeyi geri getirmek mümkün değildir. Doğa bir meta değildir. Dağlar, dereler ve ormanlar alınıp satılacak ticari mallar değildir. Bunlar bütün canlıların ortak yaşam alanlarıdır. Su yaşamdır; yaşam alınıp satılan bir meta değildir. Bugün doğayı savunmak, aynı zamanda yaşamı, emeği, kültürü ve halkın geleceğini savunmaktır. Dersim’i savunmak; yalnızca Dersimlilerin değil, temiz suya, sağlıklı gıdaya ve yaşanabilir bir geleceğe sahip çıkmak isteyen herkesin ortak sorumluluğudur.

    “MÜCADELEYİ BÜYÜTELİM”

    Dersim’i maden şirketlerine teslim etmeyeceklerini vurgulayan Tekin, Bağır Dağı da, Hel Dağı da, Munzur da satılık değildir. Kutsallarımızı, derelerimizi, ormanlarımızı ve yaşam alanlarımızı sermayenin kâr hırsına kurban etmeyeceğiz. Bütün Dersim halkını, köylüleri, gençleri, kadınları, emek ve demokrasi güçlerini, çevre örgütlerini, meslek odalarını ve yaşam savunucularını ortak mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz” ifadelerine yer verdi.

    DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu da, ekolojik kıyımla karşı karşıya olduklarını ifade ederek, “Sermayeye açılan bir doğa var. Önümüzdeki süreçte geleceğimizle ilgili tehlike var. Aynı zamanda Dersim coğrafyası Reya Haq coğrafyasıdır. Coğrafyamıza, inancımıza, ziyaretgahlarımıza dokunulmasına izin vermeyeceğiz” dedi.

    PİRHA/DERSİM 

     

     

  • Vartolular JES’e karşı: Köklerimizin olduğu topraklardan vazgeçmeyeceğiz-VİDEO

    Vartolular JES’e karşı: Köklerimizin olduğu topraklardan vazgeçmeyeceğiz-VİDEO

    PİRHA – Varto’da yapılması planlanan Jeotermal Enerji Santrali (JES) projesinin politik bir proje olduğunu belirten yurttaşlar, bunun bölgeyi insansızlaştırmaya yönelik bir girişim olduğunu söyledi. Yurttaşlar, “Bu topraklarda köklerimiz var. Ziyaretlerimiz, mezarlarımız var. Bu nedenle ne olursa olsun mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz” dedi.

    Varto ve Karlıova’da yapılması planlanan Jeotermal Enerji Santrali (JES) projesine yönelik tepkiler giderek büyüyor. JES projesinin hayata geçirilmek istendiği Çalıdere Köyü’nde bir aydan uzun süredir sürdürülen çadır nöbeti devam ederken, farklı kentlerde yaşayan yurttaşlar da bulundukları yerlerde eylemlerini sürdürüyor. Son olarak İgniş Şirketi’nin Urla şubesi önünde bir araya gelen yurttaşlar, projeye ilişkin tepkilerini PİRHA’ya anlattı.

    “JES PROJESİ POLİTİKTİR”

    Varto’da yapılmak istenen JES projesinin politik bir proje olduğunu söyleyen Güncem Taş, bunun bölgeyi insansızlaştırmaya yönelik bir uygulama olduğunu belirtti. Projenin halka herhangi bir fayda sağlamayacağını, aksine doğaya ve çevreye ciddi zararlar vereceğini ifade eden Taş, bu nedenle projeyi istemediklerini söyledi.

    Köylerinde kutsal mekanların ve ziyaret yerlerinin bulunduğunu vurgulayan Taş, JES projesinin hayvancılığı da bitireceğini dile getirdi.

    Aydın insanların yoğun yaşadığı Ege ve Doğu Anadolu bölgelerinde bu tür projelerin bilinçli olarak hayata geçirildiğini öne süren Taş, mücadelelerini sonuna kadar sürdüreceklerini belirtti.

    “EKOLOJİ MÜCADELEMİZ SÜRECEK”

    Veli Bingöl Tekin ise JES projesinin doğaya, canlılara, hayvanlara ve insanlara zarar vereceğini söyledi. Dünyanın birçok yerinde JES projelerinin olumsuz sonuçlar doğurduğunu belirten Tekin, bu nedenle her yerde bu projelere karşı mücadele edilmesi gerektiğini ifade etti.

    İgnis gibi şirketlere çağrıda bulunan Tekin, “Lütfen bu topraklardan ve doğadan elinizi çekin. Doğa sömürüsünden vazgeçin. Canlıları sömürmekten vazgeçin” dedi.

    Tekin, JES projelerine karşı ekoloji mücadelesini sürdürmeye devam edeceklerini vurguladı.

    “PROJE BÜYÜK BİR GÖÇE SEBEP OLACAK”

    “Varto’daki topraklar çocuklarımızın geleceğidir” diyen Fazilet Aydın da mücadelelerini süresiz sürdüreceklerini söyledi.

    JES yapılmak istenen alanların verimli tarım arazileri olduğuna dikkat çeken Aydın, projenin yaratacağı tahribatı şöyle sıraladı:

    “Bu proje büyük bir göçe sebep olur. Verimli tarım arazilerimiz yok olacak. Hayvancılık bitecek. Yer altı sularımız yok olacak. Bu, bütün doğaya zarar verecek bir projedir.”

    “KÖKLERİMİZ BU TOPRAKLARDA YAŞIYOR”

    Ümit Koç ise Varto’daki JES projesinin ruhsatlandırıldığını belirterek, “Biz topraklarımızda JES istemiyoruz” dedi.

    Bu toprakların kendilerine atalarından miras kaldığını söyleyen Koç, kültürel ve inançsal değerlere dikkat çekti.

    Topraklarını rant ve talan politikalarına açık şirketlere vermeyeceklerini ifade eden Koç, “Bizim orada ziyaretlerimiz, mezarlarımız, inanç mekanlarımız var. Kültürel köklerimiz bu topraklarda yaşıyor. Bu nedenle bizler bu topraklardan vazgeçmeyeceğiz” diye konuştu.

    İktidarın rant politikalarını eleştiren Koç, “Türkiye’nin birçok yeri rant ve talana açıldı. Şimdi sıra bizim topraklarımıza geldi” diyerek mücadele çağrısında bulundu.

    Koç, “Devlet orada yaşayan halk için yararlı bir şey yapmak istiyorsa o bölgede yapılan tarım ve hayvancılığın önünü açmalıdır. Doğamızı ve toprağımızı yok edecek projeler istemiyoruz” dedi.

    Semra ACAR / İZMİR

     

  • Dersim’in Gurik Köyü’nde yüzlerce yurttaş haykırdı: Maden projesi istemiyoruz!-VİDEO

    Dersim’in Gurik Köyü’nde yüzlerce yurttaş haykırdı: Maden projesi istemiyoruz!-VİDEO

    PİRHA- Dersim’in Pülümür ilçesine bağlı Gurik (Karagöz) Köyü başta olmak üzere 7 köyü kapsayan krom madeni projesine karşı eylem yapan yurttaşlar, maden projelerini istemediklerini belirterek, toprağın üstünün altından daha değerli olduğunu vurguladılar.

    Dersim’in Pülümür ilçesine bağlı Gurik (Karagöz) Köyü başta olmak üzere 7 köyü kapsayan krom madeni projesi yeniden gündeme geldi. Şirketin 2024 yılında Bakanlığa yaptığı başvuru sonrası başlatılan ÇED süreci, halkın tepkisi üzerine geri çekilmişti. Ancak şirket aynı projeyi tekrar hayata geçirmek istiyor.

    Dersim’in Pülümür ilçesine bağlı Gurik (Karagöz) Köyü ve çevre köyleri içine alan maden projesine karşı Karagöz ve Çevre Köyleri İnsiyatifi’nin çağrısıyla yüzlerce yurttaş Gurik Köyü’nde bir araya geldi.

    Maden projesinin yapılmak istendiği alana yürüyüş düzenleyen yurttaşlar, maden projelerinin durdurulmasını istedi.

    “ÜRETEREK YAŞADIK”

    Yürüyüşün ardından Karagöz ve Çevre Köyleri İnsiyatifi adına açıklama yapan Uğur Tepe, maden projesi olarak belirlenen coğrafyada yüz yıllardır cümle canlı ile beraber suyu, toprağı, yaşam alanlarını paylaşarak, her daim üreterek yaşadıklarını belirtti.

    “ÜRETEN VE DOĞAYI KORUYARAK VARLIĞINI SÜRDÜREN CANLILARDIR”

    Yaylasına, çeşmesine, dağ başına ziyaretgahlar kuran; dağdaki keçisini kutsal sayan, yolu üzerindeki yılana, ayıya “Sen ona bir şey yapmadı mı o sana yapmaz” diye yaklaşan, bu yaşamsallığı binlerce yıllık bir döngünün, paydaşlığın ve sürekliliğin ürünü olduğunu vurgulayan Tepe, “Bugün de asıl gözetilmesi gereken bu yaşamsallık ve onun devamlılığıdır. Asıl hak sahibi ve belirleyici olması gereken; bu kültür ve paydaşlık ile bu topraklarda binlerce yıldır birlikte yaşayan, üreten ve doğayı koruyarak varlığını sürdüren canlılardır, insanlardır” dedi.

    YOK ETME PROJESİ!

    Proje sahasının Türkiye’nin tarafı bulunduğu Avrupa’nın Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarını Koruma Sözleşmesi’ne (BERN SÖZLEŞMESİ) göre kesin koruma altında bulunan Yaban Keçisi, Çengel Boynuzlu Dağ Keçisi, Ayı, Vaşak, dünyada neslinin tükendiği sanılan Anadolu Parsı da habitat bulduğunu belirten Tepe, şunları ifade etti:

    “Avrupa’nın Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarını Koruma Sözleşmesi’ne göre koruma altında bulunan flora ve fauna türlerinin habitatlarında kesin proje yasağı ve habitat tahribatı yasağı bulunmaktadır. Bölgemiz; sabit ve konar göçer yaylacılık ile zehir görmemiş meralarında ve dağlarında hayvanlarımızın otlayıp toprağına gübresini bıraktığı; peynirin, tereyağının yapıldığı yüzlerce yıllık bir sürekli üretim döngüsüne; temiz, nitelikli ve zengin gıda üretimi gücüne sahiptir.

    Dimin Madenciliğin Karagöz köyümüzdeki Maden projesinin proje bedeli 7 milyon 827 bin 500 tl dir. Ancak bu tutarın ilgili projenin yaratacağı tahribatı önlemek için gerekli önlemleri sağlama yükümlülüklerini dahi karşılamayacağı açıktır. Bu yönüyle bu proje daha başından yüksek rant, yüksek talan ve yüksek tahribat projesidir. Yine her sene bölgemiz yaylalarında üretilen tulum peynirinin, tereyağının katma değeri dahi bu bedellerin çok üstündedir. Bu yönüyle de bu proje daha en başından bir kalkınma projesi değil bölge üretim gücünü ve üretim alanlarını yok etme projesi anlamı taşımaktadır.”

    “BİRÇOK ÜLKENİN TOPLAM BİTKİ ÇEŞİTLİLİĞİNİN ÜZERİNDE…”

    Bölge yaylalarının ‘iyi mera’ vasfı ile tescilli olduğunu dile getiren Tepe, bu vasfından ötürü Dağbek köyündeki Krom Çinko Ocağı projesi sonlandırıldığı bilgisini paylaştı.

    Tarım Bakanlığı tarafında yürütülen Hel Dağı bölgesini de içeren Munzur Havzası’nda, UBENİS PROJESİ kapsamında yapılan çalışmalarda 2.250’nin üzerinde bitki türü saptandığını, anılan bitki türlerinin de beşte birinin endemik durumda olduğunu vurgulayan Tepe, açıklanan rakamların, tarımsal üretim gücü ile de öne çıkan birçok ülkenin toplam bitki çeşitliliğinin üzerinde olduğunu belirtti.

    “PROJE BİR AN ÖNCE SONLANDIRMALIDIR”

    Toprakların üstünün altından daha değerli olduğunu ifade eden Tepe, “Bugün maden yağması ile karşı karşıya bırakılan yaylalarımız, mera ve dağlarımız bölgemizde üretimin, yaşamımızı sürdürmenin asli unsurlarıdır.  Aksi bu bölgenin insansızlaştırılması yahut kendi üretip kendi kazanması değil de kara toprağın altında köleleştirilmesi anlamına gelmektedir. Bu nedenle bizler Pülümür Karagöz/Gurik, Kocatepe/Askireg, Boğalı/Zımage, Kovuklu/Harşi, Çakırkaya/Pancıras, Dağbek/Dağbeg, Kaymaztepe/Meçi, Mezra ve diğer civar köyleri halkı olarak, kamu yararıyla alakası olmayan; doğanın, bölgenin ekonomik kaynaklarını ve zenginlikliklerini yok edecek Pülümür Karagöz köyünde yürütülmesi planlanan bu projeyi istemediğimizi bir kez daha yineliyoruz. Son olarak Projeyi yürüten Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tüm bu hususlar ve İl Tarım Müdürlüğünün raporuna istinaden projeyi bir an önce sonlandırmalıdır” şeklinde konuştu.

    “YAŞAM ALANLARIMIZ İÇİN HEP BERABER MÜCADELE EDECEĞİZ”

    DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, iktidarın maden yasalarını 22 kez değiştirerek nasıl sermayeye şirketlere peşkeş çektiğinin altını çizerek, “Özel kamulaştırma yasaları çıkardılar. Bununla zeytinliklere, meralara, topraklara el koydular. Elbette parlamentoda bir boyutuyla mücadele yürütüyoruz. Ama aslı olan herkesin beraber kenetlenerek mücadeleyi büyütmesidir. Bizler yaşam alanlarımızı korumak için hep beraber örgütleneceğiz, bir arada olacağız ve mücadele edeceğiz” dedi.

    “İZİN VERMEYECEĞİZ”

    Munzur Çevre Derneği adına Hatun Esen ise, yaptığı konuşmada şunlara yer verdi:

    “Biz bugün buraya sadece insanlar için değil, bu coğrafyada yaşayan bütün canlılar için buradayız. Duyduk ki emparyalist şirketleri, taşeronu Dimin Madencilik buralara maden açmak istiyor. Doğamızı delik deşik etmek istiyor. 81 ilde olduğu gibi  talan projesiyle dağlarımızı yok etmek istiyor. Buna izin vermeyeceğiz.”

    Madenciliğin yapıldığı zaman sularımız kirleneceğini, toprakların zehirleneceğini ve tekrardan göç yollarına düşüleceğini ifade eden Esen, “Geri gelecek topraklarımız kalmayacak. Bu göç yollarında giderken büyük travmalar yaşayacağız. Çünkü bu dağlarda atalarımızın ayak izleri var. Bu sularda, jar u diyarlarda büyük annelerimizin duaları var. Burada direnenlerin emeği var. Çocuklarımızın geleceği var. Bu topraklar kutsaldır. Bu topraklarda bizim geçmişimiz var. Biz gidip geri döndüğümüz zaman bu yere öpe öpe burada yaşamları inşa etmiş insanlarız. Biz o kâmil insanlardan çok şey almışız. Onlara vefa borcumuz var. Biz mücadele edersek doğa kazanacak, yaşam kazanacak, çocuklar kazanacak, gençlik kazanacak” diye belirtti.

    Pülümür Belediye Başkanı Müslüm Tosun, DEDEF adına Ali Rıza Bilir, Dersim Koyun ve Keçi Birliği Başkanı Zeynel Erdoğan ve eylemde söz alan köylüler, maden projesinin istemediklerinin altını çizdiler.

    PİRHA/DERSİM

     

     

     

  • Varto’da süren ‘Çadır Nöbeti’ni DAD Varto Meclisi ziyaret etti!- VİDEO

    Varto’da süren ‘Çadır Nöbeti’ni DAD Varto Meclisi ziyaret etti!- VİDEO

    PİRHA –  Varto’ya bağlı Çalıdere Köyü’nde JES projesine karşı başlatılan ‘Çadır Nöbeti’ 26. gününde kararlılıkla devam ediyor. Çadır nöbetini ziyaret eden DAD yöneticileri, mücadele çağrısı yaptı. 

    Muş Varto Çalıdere köyü sınırları içinde planlanan JES projesine karşı başlatılan ‘Çadır Nöbeti 26’inci gününde devam etti. Büyük bir kararlılıkla devam eden çadır nöbetine destek ziyaretleri de devam ediyor.

    Lokmalarıyla çadır nöbetini ziyaret eden Demokratik Alevi Dernekleri (DAD)  yöneticileri, lokma duasının ardından kısa bir açıklama yaptı. DAD Varto Meclisi, yaptıkları ziyarette yaşam alanlarına sahip çıkma çağrısı yaptı.

    “MÜCADELEMİZ DEVAM DECEK”

    Seyit Sabun Ocağı’ndan Pir Mehmet Seydalioğlu, DAD Varto Meclisi’ni kuracaklarını belirterek, “Bu meclis, demokratik Alevi anlayışını yaygınlaştırmak ve örgütlemeyi hedefliyoruz. Yine kaybolmuş Pir-Rayber-Talip ilişkisinin geçmişteki varlığını günümüze taşımak istiyoruz” dedi.

    Sütiye Dapaklı ise birlik, beraberlik ve dayanışma çağrısı yaparak, yaşam alanları için mücadele edeceklerini söyledi. Dapaklı, “Bizim bütün davamız memleketimizdir. Biz kimseden bir şey istemiyoruz, kimse de bizden bir şey istemesin. Memleketimizi vermiyoruz. Mücadelemiz daim olsun” diye konuştu.

    Çadır nöbetini “Her vaş koka xo ser be no kewe”, “her ot kökünün üstünde yeşerir” pankartıyla Qılçıx köyü ( Bahçelievler mahallesi) devraldı.

    PİRHA/VARTO

  • Dersim’de yurttaşları bayramı doğa direnişiyle karşıladı!-VİDEO

    Dersim’de yurttaşları bayramı doğa direnişiyle karşıladı!-VİDEO

    PİRHA- Havaçor Vadisi’nde başlatılan doğa ve yaşam nöbeti bayramda da devam ediyor. 

    Dersim’in Pulur (Ovacık) ilçesi Havaçor Köyü’nde, doğanın korunması amacıyla Havaçor Köyü Derneği öncülüğünde başlayan “Doğa ve yaşam” nöbeti 4’üncü gününde de devam etti.

    Havaçor Vadisi’nde “Doğa için nöbetteyiz, gelecek için ayaktayız” ve “Doğa gelecektir, para uğruna geleceğini satma” pankartları açıldığı bölgede nöbeti devralan Dersim Araştırmalar Merkezi (DAM) yöneticisi Sabri Aslan, doğa koruma nöbetinin kendilerinde olduğunu söyledi.

    Nöbet noktasında desteklerin artığının altını çizen Aslan, nöbet eylemine katılımın büyüyeceğini söyledi.

    PİRHA/DERSİM

  • JES eylemi sürerken ilk sondaj çalışması yarın planlanıyor! VİDEO

    JES eylemi sürerken ilk sondaj çalışması yarın planlanıyor! VİDEO

    PİRHA – Varto Çalıdere Köyü sınırlarına yapılması planlanan JES projesine karşı çadır nöbeti 17’inci gününde büyük bir kararlılıkla devam ediyor.  İlk sondaj çalışmasının yarın (Çarşamba) yapılması planlanıyor. 

    Muş’un Varto ilçesine bağlı Çalıdere Köyü’nde yapılması planlanan Jeotermal Enerji Santraline (JES) karşı devam eden çadır eylemi 17’inci gününde kararlılıkla devam ediyor.

    Varto Ekoloji Platformu Gençlik Meclisi öncülüğünde, başlatılan nöbet alanına “Emeği sömürme, doğayı tüketme” ve “No hard mîrasê kal û bavikan o. Bavokê ameyoxî yo, JES newazenîme” (Bu topraklar dedelerimizden miras! JES İstemiyoruz) pankartları asıldı.

    Çalıdere köyü mera sınırlarında başlayan ve 16 köyü etkileyecek olan projeye karşı yürütülen çadır nöbeti, çevre köylerin katılımıyla giderek büyüyor. Direnişin yeni nöbetçisi ise Sofyan Köyü oldu.

    İlk sondaj çalışmasının yarın (Çarşamba) yapılması planlanan projeye karşı destek için Vartolu yurttaşlar İzmir başta olmak üzere İstanbul, Kaocaeli’den  yola çıktı.

    HABER MERKEZİ

  • Elinde bastonuyla eylem çadırına koştu: JES istemiyoruz! – VİDEO

    Elinde bastonuyla eylem çadırına koştu: JES istemiyoruz! – VİDEO

    PİRHA – İlerlemiş yaşına rağmen elinde bastonuyla çadır eylemine katılan Xase Çetinkaya, gençlere, yaşlılara ve kadınlara yaşam alanlarını koruması için mücadele çağrısı yaptı. 

    Varto Çalıdere Köyü’nde JES projesine karşı 10. gününde eylem devam ediyor. Yaşamını sürdürdükleri, üretim yaptıkları toprakların Amerikan şirketleri tarafından talan edilmesine karşı genç, yaşlı, kadın ve çocukların tepkileri dinmiyor.

    Yaşı ilerlemiş Xase Çetinkaya da bastonunun yardımıyla çadır eylemine katılanlardan. Xase Çetinkaya, çadırda söylediği klamlarla hem destek oluyor hem de mücadele edenlere güç veriyor.

    Xase Çetinkaya, JES projesini istemediğini belirterek, “Eylem çadırına, genç, yaşlı, engelli, çocuk hepimiz bu JES projesine karşı çıkmak için geliyoruz. Köylerimizden Diyarbakır’a kadar yerleri yaracaklarını söylüyorlar. Biz bunu istemiyoruz” diyerek tepkisini dile getirdi.

    PİRHA/VARTO

     

     

     

     

     

  • Varto’da JES’e karşı başlatılan nöbet eylemi 3. gününde!-VİDEO

    Varto’da JES’e karşı başlatılan nöbet eylemi 3. gününde!-VİDEO

    PİRHA – Varto’da JES projesine karşı başlatılan çadır nöbeti üçüncü gününde devam ediyor. 

    Varto ve Karlıova’ya bağlı köyleri etkileyecek Jeotermal Enerji Santrali (JES) projesine tepkiler yükselmeye devam ediyor.  JES’e karşı Varto Ekoloji Platformu Gençlik Meclisi öncülüğünde, sondajın planlandığı alanda başlatılan çadır nöbeti üçüncü gününde devam etti.

    Nöbet gece de gençlerin katılımıyla devam ederken, çevre köylerden çok sayıda ziyaretler de gerçekleşiyor.

    PİRHA/VARTO

     

  • Varto’da ‘Doğamıza, suyumuza, toprağımıza sahip çıkıyoruz’ Mitingi: JES’e izin vermeyeceğiz!-VİDEO

    Varto’da ‘Doğamıza, suyumuza, toprağımıza sahip çıkıyoruz’ Mitingi: JES’e izin vermeyeceğiz!-VİDEO

    PİRHA- Muş’un Varto ilçesinde ‘Doğamıza, suyumuza, toprağımıza sahip çıkıyoruz’ şiarıyla miting düzenlendi. Yoğun katılımın olduğu mitingde yapılan konuşmalarda, JES’e izin verilmeyeceği belirtilerek, mücadele vurgusu yapıldı.

    Yürüyüşle başlayan eylemde sık sık, “Varto JES istemiyor”, “Susma, sustukça sıra sana gelecek”, “Suyuma, toprağıma, havama dokunma” sloganları atılıyor.

    Varto’da yapılmak istenen Jeotermal Enerji Santrali (JES) projesine karşı İzmir’den, Kocaeli’ne, Mersin’den Ankara’ya bir çok kentte ve Varto köylerinden yüzlerce yurttaş Varto’da bir araya geldi.

    Varto Ekoloji Platformu Sözcüsü Çayan Dursun, Varto’nun bu projeyi durduracağına inandığını belirterek, “Varto halkı bu iradededen vazgeçmesin. Mücadelemizi sürdüreceğiz, bu projeyi engelleyeceğiz” dedi.

    Mitingde konuşan yurttaşlarda JES istemediklerini ifade etti.

    İkizköy’deki tarım arazilerinin kamulaştırılmasına itiraz ettiği için tutuklanan Esra Işık’ın mesajı okundu.

    Varto Dernekler Federasyonu (VADEF) Genel Başkanı Özgür Yetiş Aslan da, yaptığı konuşmada, halkın yaşamına, toprağına, suyuna sahip çıkmak için mücadele ettiklerini ifade etti.

    Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, Varto’nun toprağının, suyunun kirletilmesine, inancının yok edilmesine izin vermeyeceklerini vurguladı.

    CHP İstanbul Milletvekili Doğan Demir, projeye izin vermeyeceklerini söyledi.

    EMEP Antep Milletvekili Sevda Karaca ise, Varto’nun bugün, Dersim, Cudi, Akbelen olduğunu ifade ederek, “Varto sermayeye karşı direnen halkın adıdır. Varto direnecek ve kazanacak” dedi.

    DEM Parti Ağrı Milletvekili Sırrı Sakık, “Dilimiz, kültürümüz, inancımız için direndiysek bugün de doğamız için direniyoruz. Tek bir çivi çaktırmayacağız” diye konuştu.

    DEM Parti Muş Milletvekili Sümeyya Boz, DEM Parti İstanbul Milletvekili Kezban Konukçu, DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Varto halkının mücadelesini selamlayarak, “Doğanın korumak, yaşamı, kadını korumaktır. Yolumuz açık olsun. Direnerek kazanacağız” diye belirttiler.

    TJA aktivisti Sebahat Tuncel, Varto’nun direnişin kenti olduğunu vurgulayarak, “Şimdi yaşam alanımızı elimizden almak istiyoruz. Havamıza, suyumuza, toprağımıza sahip çıkacağız. Kapitalizme, bizi köleleştiren sisteme karşı yeni bir yaşamı inşa edeceğiz. Demokratik kominal yaşamı birlikte kuracağız” dedi.

    SMF adına Hıdır Yıldız, yaptığı konuşmada, Dersim’den Varto’ya Varto’dan Karakaya köyüne kadar bir çok alanda doğa talanı yaşandığını dile getirerek,  JES’e karşı mücadele edeceklerini söyledi.

    Varto Belediye Eş Başkanı Gülbahar Kaya, JES istemediklerinin altını çizerek, “Toprağımız, suyumuz zehirleniyor. Bizler topraklarımızı JES’e teslim etmeyeceğiz” şeklinde ifade etti.

    DAD Eş Genel Başkanı Mercan Gül ve Zeynel Kete, Alevi inancında toprağın mülk olmadığına dikkat çekerek, toprağın, kutsalların kirletilmesine izin vermeyeceklerini belirtti.

    ABF Genel Başkanı Mustafa Aslan ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe de, örgütlü mücadelenin önemine vurgu yaparak, yaşam alanlarını savunanlara selam söyledi.

    PİRHA/VARTO

  • Alişan Turan’dan 24 Nisan mitingine çağrı: Doğa katliamına geçit vermeyelim! – VİDEO

    Alişan Turan’dan 24 Nisan mitingine çağrı: Doğa katliamına geçit vermeyelim! – VİDEO

    PİRHA – Varto-Der İskenderun Şube Başkanı Alişan Turan, 24 Nisan’da Varto’da gerçekleştirilecek ekoloji mitingi öncesi açıklamalarda bulundu. JES projelerinin doğa üzerindeki yıkıcı etkilerine dikkat çeken Turan, tüm duyarlı kesimleri “katliama hayır” demeye davet etti.

     

    Vartolular Kültür ve Dayanışma Derneği  (Varto-Der) İskenderun Şube Başkanı Alişan Turan, Varto’da planlanan JES projesine dair konuştu.

    Alişan Turan, JES projesinin bölgeyi insansızlaştıracağını belirterek, “İkinci bir 66 depremi yaşatılmasın. Doğamızı, suyumuzu katledenlerin ellerini çekmesini istiyoruz” dedi.

    “BU BİR DOĞA KATLİAMIDIR”

    Varto’nun temel geçim kaynağının tarım ve hayvancılık olduğunu hatırlatan Turan, doğanın tahrip edilmesinin zorunlu göçü tetikleyeceğini vurguladı. Türkiye’nin farklı bölgelerindeki ekolojik yıkımları örnek gösteren Turan, şunları kaydetti:

    “Bugün Çanakkale’ye, Bergama’ya, Aydın’a bakalım. Her tarafı talan ettiler. Bitki, ağaç, yeşillik, kuş, su kalmadı. Bu resmen bir katliamdır. Varto’da 1966’da bir deprem yaşandı, halkımıza ikinci bir 66 depremi yaşatılmasın.”

    “ŞİRKETLER ELİNİ DOĞAMIZDAN ÇEKSİN”

    JES projesinin arkasındaki yabancı firmalara tepki gösteren Turan, yerel halkın ve tüm insanların ortak mücadele etmesi gerektiğini belirtti:

    “Türkiye’yi talan eden bu şirketlerin kirli ellerini doğamızdan, suyumuzdan ve arazimizden çekmesini istiyoruz. Sadece Vartoluları değil; Dersimlisi, Maraşlısı, Akdenizlisi ve Karadenizlisiyle bütün canları 24’ünde Varto’daki mitinge bekliyoruz.”

    Cevahir FINDIK/İSKENDERUN

  • İstanbul’dan Varto’ya ses verildi: Doğama, suyuma, toprağıma dokunma-VİDEO

    İstanbul’dan Varto’ya ses verildi: Doğama, suyuma, toprağıma dokunma-VİDEO

    PİRHA-Varto’da yapılmak istenen JES projesine karşı İstanbul’da bir araya gelen doğa savunucuları, “Doğama, suyuma, toprağıma dokunma” dedi.

    Varto’da yapılmak istenen JES projesine karşı İstanbul’da bir araya gelen Vartolular ve doğa savunucuları basın açıklaması yaptı.

    Yapılan açıklamada, “Doğama, suyuma, toprağıma dokunma” denilirken, yetkililere şu çağrıda bulunuldu:

    “- Deprem riski taşıyan bölgemizde yer altı dengesini bozacak JES projeleri derhal iptal edilmelidir.

    – Köylerimizi kuşatan maden ruhsatları geri çekilmeli, önemli doğa alanları koruma altına alınmalıdır.

    -Halkın rızası olmayan hiçbir proje “kamu yararı” olarak sunulamaz. Gerçek kamu yararı, sağlıklı ve güvenli bir çevrede yaşama hakkıdır.”

    “VARTO SAHİPSİZ DEĞİLDİR”

    24 Nisan’da Varto’da gerçekleştirilecek mitinge katılımın sağlanması istenirken, “Toprağımızı, suyumuzu ve geleceğimizi şirketlerin kâr hırsına kurban etmeyeceğiz. Akbelen’den Kaz Dağları’na, İkizdere’den Kuzey Ormanları’na uzanan bu ortak mücadele hattında, biz de Varto’dan ses veriyoruz: Doğamızdan, yaşam alanlarımızdan ve geleceğimizden vazgeçmeyeceğiz. Depremlerle yıkılmayan, sürgünlerle yok olmayan halkımız, doğasının talan edilmesine de izin vermeyecektir. Hukuki ve meşru mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz” denildi.

    EMEP yöneticisi Levent Tüzel’de yaptığı konuşmada, doğa savunucularının yanında olduklarını belirtti.

    PİRHA/İSTANBUL

  • DEM Parti’li Akın: Doğayı savunmak aynı zamanda bu talan düzenine itiraz etmektir!

    DEM Parti’li Akın: Doğayı savunmak aynı zamanda bu talan düzenine itiraz etmektir!

    PİRHA- DEM Parti İzmir Milletvekili İbrahim Akın, sermayenin ve ona yol veren iktidarın doğa kırımına ve bu karşı verilen mücadeleye dikkat çekerek, “İtirazları ve çıkacak sesleri, sadece bir projeye değil, bir bütün bu talan düzeninin tamamına karşı yükseltmek zorundayız. Doğayı, suyu, toprağı savunmak, aynı zamanda eşit, adil ve yaşanabilir bir ülke talebini dile getirmektir” dedi.

    Akbelen’den Gabar’a, Munzur’dan Kazdağlarına, Varto’dan Aydın’a bir çok alanda yapılan çeşitli projelerle doğa talan ediliyor. Doğa talanı ve kırımına karşı çevreciler ve yurttaşlar mücadelesini sürdürüyor.

    DEM Parti İzmir Milletvekili İbrahim Akın, sermayenin ve ona yol veren iktidarın doğa kırımına ve bu karşı verilen mücadeleye dair sorularımızı yanıtladı.

    “DOĞAYI SAVUNMAK AYNI ZAMANDA BU TALAN DÜZENİNE İTİRAZ ETMEKTİR”

    PİRHA: Anadolu ve Mezopotamya’nın onlarca noktasında doğa talanı sürüyor. Buna karşı direnenler ise baskı altına alınıyor, tutuklanıyor. Son yıllarda bunun artmasını nasıl yorumluyorsunuz?

    İbrahim Akın: Anadolu ve Mezopotamya’nın dört bir yanında yaşananlar tekil olaylar değildir. Aksine bunlar bütünlüklü, sistematik ve ideolojik bir tercihin sonucudur. Bugün karşı karşıya olduğumuz tablo, yeraltı ve yerüstü varlıkların sermayenin ve şirketlerin sınırsız kullanımına açıldığı bir talan rejimidir. Bu rejim, yalnızca doğayı değil, o doğayla birlikte yaşayan toplumları da hedef alıyor. Direnen köylülerin, çevre savunucularının baskı altına alınması, gözaltılar ve tutuklamalar bu yüzden artıyor.  Çünkü doğayı savunmak aynı zamanda bu talan düzenine itiraz etmektir.

    “SINIRLI İŞ OLANAKLARI YARATILIRKEN, YAŞAM ALANLARI GERİ DÖNÜŞSÜZ BİÇİMDE TAHRİP EDİLİYOR”

    -İktidar mensupları bu talanı savunduklarında “istihdam, enerji ihtiyacı” gibi söylemler kullanıyorlar. Bunun sahadaki karşılığı nedir?

    İbrahim Akın: İktidarın “istihdam”, “enerji ihtiyacı” gibi gerekçelerle bu projeleri meşrulaştırmaya çalışması, gerçekçi değil. İkna edici de değil. Bugün bu projelerin bulunduğu bölgelerde kalıcı, güvenceli bir istihdamdan söz etmek olanaksız. Aksine, kısa vadeli ve sınırlı iş olanakları yaratılırken uzun vadede tarım yok ediliyor, su kaynakları kirletiliyor, yaşam alanları geri dönüşsüz biçimde tahrip ediliyor. Enerji ihtiyacı söylemi ise çoğu zaman ihracata dönük, şirketlerin kârını hedefleyen bir üretim modelinin üzerini örtmek için kullanılıyor. Yani burada kamusal ihtiyaç değil, özel çıkarlar ve şirket çıkarları belirleyici.

    “YALNIZCA BİR ÇEVRE MESELESİ DEĞİL, DOĞRUDAN YAŞAM HAKKI MESELESİDİR”

    -Çevre felaketine yol açan İliç faciasının yankısı sürerken Varto ve Karlıova’da JES yapılmak isteniyor. Deprem bölgesinde böylesi bir çalışma ney yol açar? Buna karşı yapılacak mitinge dair ne söylersiniz?

    İbrahim Akın: İliç’te yaşanan facia henüz hafızalardayken, benzer riskleri barındıran projelerin Varto’da, Karlıova’da, üstelik deprem gerçeğinin bu kadar tehlikeli olduğu bir coğrafyada gündeme getirilmesi, bu anlayışın ne kadar pervasız olduğunu gösteriyor. Burada bilimsel uyarılardan çok şirketlerin yatırım planlarının esas alındığını görüyoruz. Bu, yalnızca bir çevre meselesi değil, doğrudan yaşam hakkı meselesidir.

    Daha geniş bir çerçeveden baktığımızda ise bu tabloyu küresel ölçekte süren paylaşım mücadelesinden bağımsız düşünemeyiz. Enerji kaynakları, madenler, su varlıkları üzerindeki rekabet, bugün dünyanın pek çok yerinde olduğu gibi bu coğrafyada da doğa talanı biçiminde karşımıza çıkıyor. Bu anlamda yaşananlar, sadece ekonomik bir tercih değildir. Bunlar aynı zamanda çok boyutlu bir savaşın parçasıdır. Doğaya yönelen bu saldırı ile toplumlara yönelen baskı politikaları iç içe geçmiş durumda. Sistem, hem insanı hem doğayı hedef alan bütünlüklü bir tahakküm kurmaya çalışıyor.

    GERİDE SADECE YIKIM VE YOKSULLUK BIRAKILIYOR

    Türkiye’deki uygulamalar da bu küresel eğilimin yerel bir yansımasıdır. Sömürge madenciliği benzeri bir anlayışla, bölgenin tüm değerleri hızla tüketiliyor. Geride sadece yıkım ve yoksulluk bırakılıyor. Bu nedenle mesele sadece çevreyi koruma meselesi değil, aynı zamanda demokratik hakların, yaşam hakkının ve geleceğin savunulması meselesidir.

    Bu yüzden yapılacak mitingler, yükselen itirazlar son derece önemli olacaktır. İtirazları ve çıkacak sesleri, sadece bir projeye değil, bir bütün bu talan düzeninin tamamına karşı yükseltmek zorundayız. Doğayı, suyu, toprağı savunmak, aynı zamanda eşit, adil ve yaşanabilir bir ülke talebini dile getirmektir. Bu mücadele büyüdükçe, bu fütursuz talanın da karşısında daha güçlü bir toplumsal direnç oluşacaktır.

    Diren KESER/MERSİN

     

  • Vartolular Mersin’den seslendi: Toprağımıza, suyumuza, kutsallarımıza dokunmayın!-VİDEO

    Vartolular Mersin’den seslendi: Toprağımıza, suyumuza, kutsallarımıza dokunmayın!-VİDEO

    PİRHA-Mersin Vartolular Derneği, Mersin’de açıklama yaparak, Varto’da yapılmak istenen JES’i kabul etmediklerini belirtti. Varto’da planlanan tüm jeotermal enerji projelerinin ve ÇED süreçlerinin derhal iptal edilmesi çağrısında bulunulan açıklamada, 24 Nisan’da yapılacak mitinge katılım çağrısında bulundular.

    Muş’un Varto ilçesinde 16 köyü kapsayan geniş bir alanda planlanan jeotermal kaynak arama ve santral projesine karşı tepkiler büyüyor. Muş Valiliği Komisyon Başkanlığı tarafından, Amerikan bağlantılı Ignis Enerji AŞ’ye verilen izinle başlatılmak istenen sondaj çalışmalarına karşı Varto halkı, doğa ve yaşam alanlarını savunmak için ses yükseltiyor.

    Mersin Vartolular Derneği, Mersin Özgür Çocuk Parkı’nda Varto’da yapılmak istenen JES’e karşı açıklama yaptı. Katılımın yüksek olduğu açıklamada, sık sık “Varto’da JES İstemiyoruz” , “Toprağımıza, suyumuza, havamıza dokunmayın” sloganları atıldı.

    Alevi kurumlarının, demokratik kitle örgütü ve sivil toplum kuruluşlarının temsilci ve üyelerinin de destek verdiği verdiği açıklamayı Güler Bingöl okudu.

    “ELLERİNİZİ DOĞAMIZDAN, SUYUMUZDAN VE TOPRAĞIMIZDAN ÇEKİN!”

    Güler Bingöl, Mersin’de yaşayan Vartolular olarak Varto’da JES projesine karşı çıktıklarını belirterek, şunları ifade etti:

    “Proje, bölgemizin yeraltı ve yerüstü su kaynaklarını geri dönüşsüz biçimde kirletecek ve tüketecektir. Mera alanlarımız, tarım arazilerimiz ve ormanlarımız şirketlerin eline geçecek, bölgenin tek geçim kaynağı olan hayvancılık ve küçük ölçekli tarım büyük zarar görecektir. Varto ve komşu İlçesi Karlıova fay hatlarının kesiştiği alanda bulunmaktadır. 1946 ve 1966 yıllarında büyük yıkımlara yol açan iki deprem felaketi yaşanmıştır. Yapılacak olan sondaj faaliyetleri deprem riskini etkileyecektir. ÇED (Çevresel Etki Değerlendirme) süreci şeffaf yürütülmemiş, halkın katılımı sağlanmamış, görüşleri dikkate alınmamıştır. ÇED raporu dahi alınmadan ruhsat verilmesi hukuka ayrı bir uygulamadır.”

    “ÇED SÜREÇLERİ DERHAL İPTAL EDİLMELİDİR”

    Projenin hayata geçmesi durumunda bölgedeki ekolojik dengenin bozulacağına dikkat çeken Bingöl, bu durumunda büyük göç dalgası daha yaşanacağı uyarısında bulundu.

    “Acılarımız, duygularımız ve düşlerimiz Varto da yaşamaktadır. Varto bizim ana kucağımız, gönül dünyamızdır. “Gönül dünyamıza dokunmayın!” diyen Güler Bingöl, taleplerini şöyle ifade etti:

    “-Varto da planlanan tüm jeotermal enerji projeleri ve ÇED süreçleri derhal iptal edilmelidir.

    -Köylerimizi kuşatan maden ve enerji ruhsatları iptal edilerek, bu alanlar koruma altına alınmalıdır.

    -Mera, tarım ve içme suyu kaynaklarımız enerji şirketlerine peşkeş çekilmemelidir.

    -Bilim insanlarının uyarıları dikkate alınmalı, bölgenin tarım ve hayvancılık potansiyeli yok edilmemelidir.

    -Varto halkının iradesini yok sayan şeffaflıktan uzak tüm idari kararlar geri çekilmelidir.”

    MİTİNGE KATILIM ÇAĞRISI!

    Rant uğruna doğanın katledilmesine izin vermeyeceklerini vurgulayan Güler Bingöl, 24 Nisan’da Varto’da yapılacak mitinge katılım çağrısında bulundu.

    Açıklamaya katılan kurum temsilcileri de, Varto’da süren direnişe destek verdiklerini belirtti.

    PİRHA/MERSİN

     

  • Cuma Erçe: 24 Nisan’da Varto’da ‘JES’e Hayır’ mitinginde buluşalım!-VİDEO

    Cuma Erçe: 24 Nisan’da Varto’da ‘JES’e Hayır’ mitinginde buluşalım!-VİDEO

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe, Varto’da yapılmak istenen JES’e tepki göstererek, “Türkiye’nin dört bir yanındaki tüm çevrecileri, dostlarımızı, canlarımızı Varto’daki direnişe sahip çıkmaya çağırıyoruz” dedi.

    Muş’un Varto ilçesinde Xwarik (Çallıdere) köyü sınırları içerisinde başlatılacak ve 16 köyü etkileyecek Jeotermal Enerji Santrali’ne (JES) Muş Valiliği İl Komisyon Başkanlığı onay verdi. Muş Valiliği’nden gelen onayın ardından Amerika merkezli IGNIS H2 Enerji Üretim Anonim Şirketi’nin Mayıs ayında ilk sondaj çalışmasına başlayacağı bildirildi.

    Proje bölgedeki hayvancılığı ve tarım alanlarının yanı sıra kültürel ve inanç merkezlerini de olumsuz etkileyecek. Gireboa, Koribava, Nîşaneroj, Kalesipî, Şehidê Merge, Tekaye Kekebava, Ninga Dûndûle, Şehîdê Hopike ziyaretgahları söz konusu projenin hayata geçirilmesi halinde büyük zarar görecek.

    Kendileri için kutsal olan bu alanlara dokunulmasını istemeyen köylüler ve çevreciler projenin iptal edilmesi için mücadele başlattı.

    “DOĞASINA, SAHİP ÇIKAN VE BUNUN İÇİN BEDEL ÖDEYEN CÜMLE CANLARA AŞK OLSUN”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, Varto’da yapılmak istenen JES’e ilişkin konuştu.

    İktidarın ülkenin topraklarını, ormanlarını, ırmaklarını emperyalist tekele ve onun yerli işbirlikçilerine peşkeş çekmeyi sürdürdüğünü belirterek, “Ülkenin dört bir yanı maden sahası adı altında adeta işgal edilmiş durumda. Doğa çok büyük bir tahribatla karşı karşıya. Bu anlamda doğasına, ormanına, ağacına, ırmağına, yaşam alanlarına, zeytinliklerine sahip çıkan ve bunun için bedel ödeyen cümle canlara aşk olsun” dedi.

    “ÜLKENİN HER YERİ TEHDİT ALTINDA”

    Doğa tahribatlarının sadece belli bir bölgeyi kapsamadığını vurgulayan Erçe, “Ülkenin dört bir yanı bu tahribatın içerisinde. Yani Muğla Akbelen’den Çorum Sungurlu Karakaya Köyü’ne, Rize’den, Artvin’den, Kazdağları’na, Dersim topraklarından Erzincan’a ve şimdi ise Varto’ya kadar her yer tehdit ediliyor” diye belirtti.

    “24 NİSAN’DA VARTO’DA BULUŞALIM”

    Cuma Erçe, Amerikalı şirketlere teslim edilmek istenen Varto topraklarının yine Vartolular tarafından sahiplenildiğinin altını çizerek, şunları ifade etti:

    “Türkiye’nin dört bir yanındaki tüm çevrecileri, dostlarımızı, canlarımızı Varto’daki bu direnişe sahip çıkmaya çağırıyoruz. Biz Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ve Alevi kurumları olarak Vartoluların kendi yaşam alanlarına ve doğaya doğasına sahip çıkma iradesine destek veriyoruz.

    Varto’da 24 Nisan’da gerçekleştirilmesi planlanan büyük mitinge katkılarımızı sunacağız, katılacağız. Herkesi duyarlı olmaya çağırıyoruz. Varto’daki jeotermal santral girişimine “Hayır” diyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Dersim’de karın kartpostallık halleri!

    Dersim’de karın kartpostallık halleri!

    PİRHA- Kar, doğanın yeniden ve daha güçlü canlanmasını sağlar. Doğayı bir ana sıcaklığında saran kar, şairlerin kelimeleride bir imgeye dönüşürken, deklanşöre her basıldığında çıkan ses, takvim yapraklarına bir anı bırakıyor.

    Ağaçların dallarındaki kar birikintileri ve oluşan buz sarkıtları doğanın güzelliğine güzellik katarken, Munzur’un sessiz ve usul akışı, baharın coşkusuna hazırlığın habercisi.

    Nuray ATMACA/DERSİM

     

  • DEM Partili Fırat: Doğa talanına ve canlı katliamına derhâl son verilsin!-VİDEO

    DEM Partili Fırat: Doğa talanına ve canlı katliamına derhâl son verilsin!-VİDEO

    PİRHA- Dersim’deki avcılık faaliyetlerine ilişkin Meclis genel kurulunda konuşan DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Doğaya, ziyaretgâhlara, yaşam hakkına dönük faaliyeti kabul etmediklerini vurgulayarak, “Buradan yetkililere sesleniyoruz: Bu “turistik avcılık” kılıfı altında yürütülen doğa talanına ve canlı katliamına derhâl son verilsin diyoruz” diye belirtti.

    DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Dersim’deki avcılık faaliyetlerine ilişkin TBMM’de konuştu.

    Dersim coğrafyasında “avlanma” adı altında yürütülen faaliyetlerin doğaya, canlılara, halkın kutsalına yönelmiş açık bir katliama dönüştüğünü belirten Fırat, “Bölgeden gece gündüz silah sesleri geliyor. Sözde avcılar “Biz vergi veriyoruz, bize karışamazsınız.” diyerek halkı tehdit diyorlar. Orada doğa ve hayvan katliamı yaşanıyor. Köylüler kendi toprağında güvende değil, yabancı avcıların gelişiyle insanlar evlerinden çıkmaya çekinir hâle gelmiş vaziyetteler. Dersim’de yaşayan halkımız bu alanları kutsal kabul ediyor; doğalarının, ibadet yerlerinin çevresinde yapılan bu saldırganlığın açık bir saygısızlık olduğunu ifade ediyor” dedi.

    Doğaya, ziyaretgâhlara, yaşam hakkına dönük faaliyeti kabul etmediklerini vurgulayan Fırat, “Buradan yetkililere sesleniyoruz: Bu “turistik avcılık” kılıfı altında yürütülen doğa talanına ve canlı katliamına derhâl son verilsin diyoruz” diye belirtti.

    PİRHA/ANKARA

  • Ağuçan Ocağı’ndan çağrı: Dersim birleşmezse topraklarımız talan edilecek-VİDEO

    Ağuçan Ocağı’ndan çağrı: Dersim birleşmezse topraklarımız talan edilecek-VİDEO

    PİRHA-Dersim’in Hozat ilçesinin Bargini (Karabakır) köyünde bulunan Ağuçan Cemevi ve Kültür Merkezi’nde ‘Kızılbaş Alevilikte Doğa ve Sekasur’ konulu panel düzenlendi. Yaşadıkları toprakların yüzyıllardır tahrip edilmediğini belirten Ağuçan Ocağı Piri Mithat Güler, “Bugün maden çıkarmak için egemen güçler birleşmiş ve ruhsatlar verip topraklarımızı talan edilecek. O yüzden bütün köylülerin ve Dersim’in birleşmesi lazım” dedi.

    Dersim’in Hozat ilçesinin Bargini (Karabakır) köyünde bulunan Ağuçan Cemevi ve Kültür Merkezi’nde ‘Kızılbaş Alevilikte Doğa ve Sekasur’ konulu panel düzenlendi.

    Panelden önce Ağuçan Ocağı’nda Ağuçan Ocağı Piri Mithat Güler ve Ağuçan Ocağı Piri Abidin Bakır gülbeng okudu. 

    Ağuçan Ocağı Piri Mithat Güler, Ağuçan Ocağı Piri Abidin Bakır, Munzur Çevre Derneği Başkanı Hatun Esen, DEDEF Genel Başkanı Ali Rıza Bilir, Geyiksuyu Çevre Köyleri Sosyal Yardımlaşma ve Doğayı Koruma Derneği Başkanı Alişan Çelik, Avukat Sinan Can’ın konuşmacı olarak katıldığı panele DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, yerine kayyım atanan Dersim Belediye Eş Başkanı Cevdet Konak ile Dersim’deki siyasi parti ve demokratik kitle örgütlerinin temsilcileri ile çok sayıda yurttaş katıldı.

    “TOPRAKLARIMIZ TALAN EDİLECEK”

    Yaşadıkları toprakların yüzyıllardır tahrip edilmediğini belirten Ağuçan Ocağı Piri Mithat Güler, “Bugün maden çıkarmak için egemen güçler birleşmiş ve ruhsatlar verip topraklarımızı talan edilecek. Peki maden çıkartıldıktan sonra köylerin hâli ne olacak? Hayvanları nerede otlanacak? O yüzden bütün köylülerin ve Dersim’in birleşmesi lazım” dedi.

    Ağuçan Ocağı Piri Abidin Bakır ise konuşmasında şunları ifade etti:

    “Maden şirketleri sadece kendi menfaatlerini düşünerek doğamızı tahrip etmek istiyor. Türkiye’nin neresinde olursa olsun canlı yaşamını yok etmek isteyenlere karşı birlik içerisinde mücadele etmemiz gerekiyor.”

    “DİRENMEDEN DOĞAMIZI KORUYAMAYIZ”

    Türkiye’nin dört bir yanında maden projelerine karşı halkın direnişte olduğunu vurgulayan Munzur Çevre Derneği Başkanı Hatun Esen, “Direnmeden doğamızı koruyamayız. Bugün Sekasur’da köylüler direnmeseydi maden şirketi çoktan çalışmalara başlamıştı. Bir tarafında Ağuçan Ocağı diğer tarafında ise Sultan Hıdır Ocağı var, 1938’de katledilen 24 canımızın anıtının olduğu yere kepçe vurmak hangi vicdana sığar. Böyle bir yıkımı bizler asla kabul edemeyiz” diye belirtti.

    Pamza madenciliği ile birlikte bölgedeki su kaynaklarının, bitki örtüsünün ve coğrafi yapısının ciddi anlamda zarar göreceğini söyleyen DEDEF Genel Başkanı Ali Rıza Bilir, “Pomza madeni çalışmalarına izin verdiğimiz zaman bitki örtümüz tamamen yok olacak ve ancak 50 yıl sonra yeniden kendine gelebilecek. Dersim’in doğasını korumak için bütüne kadar mücadele ettik, bundan sonra da mücadele etmeye devam edeceğiz” diye ifade etti.

    “MADEN PROJELERİ YERELDEN DESTEK ALINARAK YAPILIYOR”

    Dersim’in muhalif kimliğinden dolayı defalarca katliamlara ve sürgünlere maruz kaldığını belirten Geyiksuyu Çevre Köyleri Sosyal Yardımlaşma ve Doğayı Koruma Derneği Başkanı Alişan Çelik, “Ama yapılan tüm saldırılara karşı Dersim dik durmayı başarmıştır. Egemenler ise artık Dersim’e yönelik yeni saldırı planlarıyla karşımıza çıkmaktadır. Dersim’in toprakları satın alınarak demografik yapının değiştirilmesi istenmektedir. Arazilerini satmak isteyen hemşerilerimiz iyice düşünsün daha sonra karar versin” şeklinde konuştu.

    Pomza maden şirketinin sahiplerinin Dersimli olduğunu söyleyen Avukat Sinan Can, “Dersim’deki maden projeleri iktidarın politikalarından bağımsız değil. Bunun da farkında olmak gerekiyor. Sadece şirketlere tepki gösterme yaklaşımı eksik olur. Dersim’deki maden projeleri maalesef yerelden destek alınarak yapılıyor” diye belirtti.

    “TOPRAKLARIMIZA SAHİP ÇIKIP, ÜRETİM YAPMAMIZ LAZIM”

    Meclis’ten geçen son yasa ile birlikte maden şirketlerine büyük rantlar sağladığını vurgulayan DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, “Sekasur ve Geyiksuyu’nda yürütülen mücadele Dersim için doğayı korumak için önemli bir deneyim. Aynı zamanda doğasına sahip çıkan, nöbet tutan ve herkesi birliğe çağıran ruh çok önemli” dedi.

    Madencilik projelerine karşı yapmaları gereken tek şeyin birlikte mücadele etmek ve üretim yapmak olduğunu söyleyen Dersim Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Zeynel Erdoğan, “Eğer biz meralarımıza sahip çıkarsak, maden projelerini durdurabiliriz. 1990’larda ilimizde 860 bin hayvan varken şu anda 460 bin hayvan var. Onun için kendi topraklarımıza sahip çıkıp, üretim yapmamız lazım” diye konuştu.

    Panel konuşmaların ardından Murat Akar ve Grup Başak’ın müzik dinletisiyle sona erdi.

    PİRHA/DERSİM

  • Varto’nun Qûrçik köyünde düzenlenen “Doğa, Kültür ve İnanç Festivali” sona erdi-VİDEO

    Varto’nun Qûrçik köyünde düzenlenen “Doğa, Kültür ve İnanç Festivali” sona erdi-VİDEO

    PİRHA-Muş’un Varto ilçesine bağlı Qûrçik köyünde düzenlenen “Doğa, Kültür ve İnanç Festivali” sona erdi. Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Mustafa Aslan yaptığı konuşmada, “Türkiye’de doğanın katledildiği, ormanların yakıldığı, dört bir tarafımızın savaş alanına döndüğü bir dönemde, hem inancımıza hem doğamıza hem dilimize sahip çıkmak çok değerli, kıymetli” dedi.

    Görgü Köyü (Qûrçik) Cem ve Kültür Evi Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABF), Varto’ya bağlı Qurçik (Görgü) Köyü’nde düzenlediği “Doğa, Kültür ve İnanç Festivali” 3’üncü gününde sona erdi. Festivale, Alevi örgütlerinin yanı sıra çevre köy ve ilçelerden çok sayıda yurttaş katıldı.

    Festivalde kitle, Qûrçik Cemevi önünde bir araya gelerek Gola Keskê’ye doğru yola çıktı. Göl kenarında davul zurna eşliğinde halaylar çekti. Kitle halaydan sonra bir araya gelerek bir açıklama gerçekleştirdi.

    “İNANCIMIZA, DOĞAMIZA VE DİLİMİZE SAHİP ÇIKMAMIZ ÇOK DEĞERLİ”

    Doğada var olan bütün canlıların yaşam hakkının kutsal olduğunu söyleyen bir inancın temsilcileri olduklarını belirten Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Mustafa Aslan, “Aleviler olarak, önce doğamızı, çevremizi temiz tutmak, sahip çıkmak zorundayız. Gola Keskê bizim için sadece bir göl değil, bir kutsallığı var. Dağın, taşın, börtü böceğin bir kutsallığı var. O yüzden Türkiye’de doğanın katledildiği, ormanların yakıldığı, dört bir tarafımızın savaş alanına döndüğü bir dönemde, hem inancımıza hem doğamıza hem dilimize sahip çıkmak çok değerli, kıymetli. İyi ki bu doğanın, kültürüm, dilin, inancın bireyleri olarak sahip çıkıyoruz” diye konuştu.

    Açıklamanın ardından çekilen halayların ardından festival sona erdi.

    PİRHA/VARTO

    İLGİLİ HABERLER:
    -Varto’da 3 gün sürecek inanç festivalinin startı verildi-VİDEO
    -Varto’daki İnanç Festivali’nde cem tutuldu-VİDEO

  • Dersim, canlanan tabiatıyla büyülüyor-VİDEO

    Dersim, canlanan tabiatıyla büyülüyor-VİDEO

    PİRHA-Dersim’de karların erimesiyle şelaleler coşarken, binbir renkli çiçekler dağlarda, ovalarda boy vermeye başladı.

    Kış mevsiminin uzun ve sert geçtiği Dersim’de doğa baharın gelişiyle canlanmaya başladı. Karların erimesiyle şelaleler coşarken, Munzur tüm ihtişamıyla akmaya devam ediyor.

    Dağlarda ve ovalarda ise kar yerini binbir renkli çiçeklere bırakıyor.

    PİRHA/DERSİM

  • Ankara’da Kazdağları’nda süren ağaç kıyımına karşı eylem!-VİDEO

    Ankara’da Kazdağları’nda süren ağaç kıyımına karşı eylem!-VİDEO

    PİRHA- Ankara Sakarya Caddesi’nde bir araya gelen ekoloji örgütleri, Cengiz Holding’in Kazdağları’ndaki altın ve bakır madeni projesine tepki göstererek, Danıştay’ın bir an önce yürütmeyi durdurma kararı vermesini istedi.

    Ankara’da bulunan ekoloji örgütleri, Sakarya Caddesi’nde bir araya gelerek Kazdağları’nda süren ağaç kıyımına tepki gösterdi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Ekoloji Meclisi’nden Tuğba Kahraman, maden projesi sahibi Cengiz Holding’in hukuki süreç devam etmesine rağmen orman kıyımına başladığını söyledi.

    “YIKIM DURDURULMAZSA 1 MİLYONA YAKIN AĞAÇ KATLEDİLECEK”

    Ekoloji örgütleri adına açıklamayı Polen Ekoloji üyesi Deniz Gümüşel okudu. Gümüşel, orman kesiminin acilen durdurulması çağrısında bulunarak, “Cengiz Holding, Çanakkale Bayramiç ilçesi Hacıbekirler köyünde kurmak istediği 60 bin dönüm ruhsat alanına sahip Halilağa Bakır Madeni projesi için 6 bin dönümlük ÇED alanda, halkın tüm itirazlarına ve hukuki süreç devam etmesine rağmen orman katliamına başladı. 5 bin 200 dönümlük ormanlık alanda yüzbinlerce ağaç ve içindeki tüm canlıları ile birlikte çok büyük bir orman ekosistemi yıkıma sebep olacak, geleceğimizi yok edecek bu projenin derhal iptal edilmesi gerekmektedir. Eğer bu yıkım durdurulmazsa 1 Milyona yakın ağaç katledilecek” dedi.

    “600 DÖNÜMLÜK TARIM ALANI GASP EDİLEREK ŞİRKETE PEŞKEŞ ÇEKİLDİ

    Kesilen sadece ağaçlar değildir, şirket ve bu yıkıma izin veren tüm yetkili kurumlar bilsinler ki kesilen tüm Türkiye’nin nefesi olduğunu vurgulayan Gümüşel, “Eğer bu yıkım projesi gerçekleşirse Kazdağları ekosistemi geri dönüşü olmayacak şekilde zarar görecek. Proje kapsamında 3 köy, onlarca verimli tarım alanı haritadan silinecek. 55 köyün su kaynağı, Kocabaş Çayı’nın sulan maden projesine tahsis edilecek. Madenin yaratacağı kirlilik Bayramiç ve Ezine tanım alanlarını, yaşam alanlarını yüzyıllarca tehdit edecek. Köylerin tarla alanları ile ilgili kamulaştırma davaları açıldı. 600 dönümlük tarım alanı gasp edilerek şirkete peşkeş çekildi ve proje kapsamında yok edilecek” diye konuştu.

    ÇED Olumlu Kararı’nın iptali için 94 davacı ile açılan dava, davacılardan yana olan bilirkişi raporuna rağmen, 3 kişilik mahkeme heyeti tarafından 1 karşı oya ile kaybettirildiğini ve Danıştay’da temyiz sürecinin devam ettiğini belirten Gümüşel, hukuki süreç devam ederken başlanan ağaç kesimleri hukuksuz olduğu ifade edildi.

    PİRHA/ANKARA