Etiket: doğal ürünler

  • Diyarbakır’da Şimel Kadın Kooperatifi’nde kadınlar hem üretiyor hem kazanıyor VİDEO

    Diyarbakır’da Şimel Kadın Kooperatifi’nde kadınlar hem üretiyor hem kazanıyor VİDEO

    PİRHA- Diyarbakır’ın Sur ilçesindeki tarihi mekanlardan On Gözlü Köprü ile Gazi Köşkü’nün yanında yer alan Şimel Kadın Kooperatifi, ürettikleri doğal ürünlerle topluma bir yandan kahvaltı ve yöresel yemekler hizmeti sağlarken, bir yandan da kadın emeğini görünür kılmaya çalışıyor. 

    Birçok kadına iş imkanı sunan ve kadının ev içinde görünmez hale getirilen emeğine karşı kadınlara gelir kapısına dönüşen Şimel Kadın Kooperatifi‘nin kurucularından Şimel Beğik, kooperatifin nasıl kurulduğunu, kuruluş amacını ve neler ürettiklerine ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “EMEĞİ GÖRÜNÜR KILMAK İSTEDİK”

    Eski bir belediye işçisi olan Şimal Beğik Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’ne atanan kayyım sebebiyle işsiz kalmasıyla başlayan serüvenini şöyle aktardı:

    “Ben yaklaşık beş buçuk yıldır yemek sektöründe çalışıyorum. Daha önce çeşitli işlerde çalıştım. 2010 yılında bir işletmem daha vardı. Yaklaşık dokuz ay çalıştırdım, daha sonra kapatmak zorunda kaldım. Beş yıl da belediyede çalıştım. Belediyede çalıştığım süreçte Kadın Danışmanlık Merkezi’nde çalışıyordum. Daha sonra kayyımların gelmesiyle biz de ihraç edildik. Bununla beraber yaklaşık 3 yıl işsiz kaldım. Hatta belediye ismini duyan iş vermiyordu, belediyeden atıldık diye kimse bize kapısını açmıyordu. Daha sonra Dicle Üniversitesi’nde bir kafede çalışmaya başladım. İki aylık bir çalışmaydı. İki aydan sonra “Madem ki elimden bu kadar şey geliyor. Ben kendi işimi kurayım” dedim. Daha sonra Dicle Üniversitesi’nin kafeteryalar bölümünde bir yer kiraladım ve yaklaşık beş buçuk yıldır orada ev yemekleri yapıyorum. Tabii yaparken ciddi zorluklar yaşadım, hatta kadın olduğum için böyle bir işe girişeceğimi duyanlar “Kadınsın, tek başına nasıl yaparsın? Borç altına gireceksin. Borcunu kim ödeyecek?”dedi. Bir erkeğe borçlu olmayı yakıştırıyorlar, ama bir kadına yakıştıramıyorlar. Sonra gözüm kapalı girdim o işe. Beş buçuk yıldır birçok zorluklara rağmen depreme, pandemiye rağmen hala işim devam etmekte. Özellikle kadınlar için ciddi bir iş kapısı oldu. Birçok kadına dokundu orası. Şu an 7  kadın çalışanımız var. Onun dışında evde üretip de bizim destek verdiğimiz kadınlar var. Tabii onunla beraber şöyle bir karar aldık. Bu kadar piyasa boşluğu var iş anlamında ve birçok kadın işsiz, iş yapmak istiyor. Aslında evinde birçok emeği var ama o emeği görünmüyor. Biz de o emeği kooperatif yoluyla görmek görünür kılmak istedik ve 9 ay önce kooperatifimizi kurduk.”

    “KADINLARLA BİR ARAYA GELDİK KOOPERATİFİMİZİ KURDUK”

    Kooperatif kurmayı uzun süredir planladığını aktaran Beğik, “Ben daha önce de bir kadın kooperatifi olsun diye düşünüyordum. Çünkü belediyede çalışırken birçok mahalle gezdim, birçok çalışmada bulundum. Özellikle toplumsal cinsiyet üzerine Kürtçe eğitimler verdim. Kadınların emeği, hayata karşı direnişini, ekonomiye karşı olan direnişini o zaman fark etmiştim. Uzun zamandır zaten düşünüyordum. Tabii araya pandemi, deprem girince kooperatifimizi kurmayı biraz ertelemek zorunda kaldık. Sonra işimizin yoğun olduğu bir günde denetimciler geldi. Denetimi yapan kişiler baktılar, birçok üretimimiz var, çok hızlı çalışıyoruz. Bunları görünce adam dedi ki “Bu kadar üretim yapıyorsunuz, niye bir kooperatif kurmuyorsunuz? Bu konuda ben de size yardımcı olurum kurulum aşamasında.” O, bu fikri verince biz zaten hazırdık kooperatif kurmaya. Sonra kadınlarla bir araya geldik, oturduk, konuştuk, kooperatifi kurmaya karar verdik. Kooperatifimiz bu şekilde kuruldu”dedi.

    “BURAYI BİR GASTRONOMİ MERKEZİNE ÇVİRMEK İSTİYORUZ”

    Beğik, “Bizim amacımız doğal ürün üretmek ve bu doğal ürünlerle serpme kahvaltı vermek. Biraz da burayı gastronomi merkezine çevirmeyi düşünüyoruz. Asıl büyük amacımız o. Bizim mekanımız, Hevsel bahçelerinin karşısında ve biz birçok ürünümüzü Hevsel bahçesinden temin edip o şekilde işliyoruz” diye belirtti.

    Beğik, Hevsel bahçelerinden temin ettikleri meyveler ve doğal ürünlerle reyhan şerbeti, süt reçeli, otlu peynir, şakşuka, domates konservesi, şeftali reçeli gibi pek çok ürünü üreterek kooperatifte satışa sunduklarını ifade etti.

    “AMACIMIZ KADIN DAYANIŞMASINI SAĞLAMAK”

    Beğik, 8 kadının emeğiyle kurulan Şimal Kadın Kooperaitifi’nin amaç ve faaliyetlerini ise şöyle sıraladı:

    “Kooperatifimizin iki amacı var. Birincisi doğal ürün üretmek ve hizmete sunmak. İkincisi de kadın dayanışmasını sağlamak ve kadınları bir araya getirerek kadın emeğini görünür kılmak. Görünür kılınırken de emeğinin karşılığını almasını sağlamak. Kadın emeğini nasıl görünür kılıyoruz? Mesela yıllarca evin içinde hizmet sunan kadınlar var. Çocuk bakan, temizliğini yapan, yemeğini yapan ama bunun herhangi bir karşılığı yok. Fakat bunlara ‘iş yapmayan kadınlar’ deniliyor toplumda. Mesela biri soruyor ya eşin ne iş yapıyor? Eşim çalışmıyor. Evin içindeki emek görünmüyor. Biz de bu emeği aslında biraz görünür kılmak istedik. Mesela şunu örnek verebilirim. Hani süt mayalama belki çok bir şey değil, yoğurt yapmak. Biz sütümüzü burada bir kadından temin ediyoruz, yoğurdumuzu yine aynı şekilde. Biz bunu ondan alırken kadının verdiği o emeğin karşılığını vermiş oluyoruz. O da aslında emeğin ne kadar değerli olduğunun farkına varıyor. Farkına varınca da kadın değişiyor toplumda.”

    “KADINLAR HER ŞEYİ BAŞARABİLİR”

    Kadınların üretime dahil olmasının önemine dikkat çeken Beğik, sözlerine şöyle devam etti:

    “Ben kendi yerimi açarken hiç sermayem yoktu, sıfır sermayeyle başladım. Borçla başladım ve çevremdeki insanların baskısı vardı. İşte ‘Kadınsın, nasıl yapacaksın? Bu kadar borcu nasıl ödeyeceksin?’ Bu tür söylemler oldu, biraz da psikolojik baskı oldu. Buna rağmen ben kendime güvendim. Çünkü yıllardır zaten üretiyoruz, yapıyoruz evin içinde ama verdiğimiz emeğin bir karşılığı yoktu. Biz de bu şekilde görünür olmak istedik. Ben bütün kadınların başaracağına inanıyorum. Yıllarca evin içinde o kadar hizmet vermesine rağmen emeğin karşılığı yok, hatta tam tersi. Akşam olduğunda istenilmeyen şeyler, ondan beklenti çok fazla olduğu için hepsini karşılayamadığı zaman şiddet bile görebiliyor. Kadın emeği bizim için bu kadar önemliyken açıkçası ben de isterim ki bütün kadınlar bu emeğin farkına varsın. Bir kadının başaramayacağı şey yoktur diye düşünüyorum. Bu kadar zor şartlarda ben bu kadarını başarmışsam diğer kadınlar benim iki katımı, üç katımı başarırlar.”

    “EĞİTİMDE KADINLARIN YERİ OLMALI”

    Beğik, kadınlara seslenerek, “Toplumda bu kadar emek veren kadınlar varken bu emeğin karşılığını görünür kılmak için bence bütün kadınlar bir şekilde hayata dahil olsunlar. Kendilerini eve kapatmasınlar. Bunun için dernekler kurabilirler, kooperatifler kurabilirler, kooperatiflerin sayısını arttırabilirler. Özellikle eğitim olarak kız çocuklarını yetiştirirken eğitimde gerçekten kadınların yeri ayrı olmalı. Ona karşı politikalar geliştirilmeli, kadın eğitimlerine yönelik ciddi politikalar geliştirilmeli, kadın haklarına dair yine aynı şekilde. Herkesin farklı becerileri var. Bunun üzerinde gidip o beceri doğrultusunda kendini geliştirmeli ve kendine yeni bir kapı açmalı” diye konuştu.

    “BURADA BİR GÜÇ BİRLEŞİMİ VAR”

    Şimel Kadın Kooperatifi kurucu ortaklarından Xezal Heyv ise “2023 yılında arkadaşlarımla beraber kurduk burayı. Burada olmak neden önemli benim için? Çünkü burası bir üretim alanı. Hem de bizim gibi diğer kadın arkadaşların da çalışma alanı olacağı için önemli bir yer burası. Arkadaşlarımla birlikte burada çalışmaktan çok mutluyum. Çünkü burada bir güç birleşimi oluyor. Kadınların ayakları üstünde sağlam duruşunun bir birleşimi aynı zamanda. O yüzden çok mutluyuz arkadaşlarımla beraber böyle bir kooperatif kurduğumuz için bu alanda çalıştığımız için. Şöyle bir mesaj vermek isterim burada. Herkes kendi emeğini görünür kılabilmek için bir ortam eğer oluşturabiliyorlarsa oluştursunlar. Eminim herkes ayaklarının üstünde çok sağlam durabilir yeter ki bir şeyler yapabilsinler, bir eğitimde bulunabilsinler” ifadelerini kullandı.

    “MÜŞTERİLER ÇOK MEMNUN”

    Kooperatif’in ürünlerini satın alan ve kahvaltısını burada yapan müşterilerin ise oldukça memnun.

    PİRHA’ya konuşan bir müşteri, “Her şey el emeği olduğu için, organik olduğu için kendi ürettikleri şey olduğu için daha bir lezzetli oluyor. Bir de kadınlar olarak bizim onlara destek çıkmamız lazım. O yüzden burayı tercih ettik ve insanı çok güzel ağırlıyorlar. Başarılarının devamını diliyorum” dedi.

    Bir diğer müşteri ise şunları aktardı:

    “Yemekbizden sayfasının hem kurucusuyum hem de kullanıcısıyım. Şimdi Şimel Hanım’la daha önce çekim yapmıştık, paylaşmıştık. Biz beğendiğimiz şeyi paylaşıyoruz. Paylaşımdan sonra birçok aile gelip burada tekrar kahvaltısını yaptıktan sonra bize olumlu şekilde geri dönüş yaptı. Zaten ben ara ara eşimle, çocuğumla burayı tercih ediyoruz. Şimel ablayı biz tanıyoruz. Ürünlerin çoğunu kendisi yapıyor. İkincisi ise gerçekten ürünlerinde tat var. Özellikle şu menemen. Menemeni yazın konserve yapıyorlar, o şekilde yapıyorlar. Kavurma aynı şekilde. Birçok reçeli kendileri yapıyor. Ben kahvaltıyı tavsiye ediyorum.”

    Ferhat GÜRGEN/DİYARBAKIR

  • Karabağlar’da kadınlar kendi ürettiklerini satıyor: Zamlardan dolayı zorlanıyoruz!-VİDEO

    Karabağlar’da kadınlar kendi ürettiklerini satıyor: Zamlardan dolayı zorlanıyoruz!-VİDEO

    PİRHA- Büyük çoğunluğunu Tahtacı kadınların oluşturduğu pazarda çalışan esnaf kadınlar, kendi el emekleri ile üretmiş oldukları ürünlerini satarak yarattıkları istihdamla kendilerini daha özgüvenli ve güçlü hissettiklerini belirtiyorlar. Kadınlar, “Kendimiz kazanıyoruz, bu tarz pazarlar bizler için umut verici. Ancak ekonomik krizden kaynaklı eskisi gibi kazanamıyoruz” diye konuştular. 

    Kadınlar hayatın her alanında çalışıyor, üretiyor ve ekonomik bağımsızlıkları için savaş veriyor. Çoğunluğu Tahtacı olan kadınlar da böyle bir mücadelenin içinde.

    İzmir Karabağlar’a bağlı Uzundere Mahallesi’ndeki kadınlar, kendi el emekleri ile üretmiş oldukları oya, örgü, sebze, kışlık yiyecek, ekmek gibi ürünleri kurdukları pazarda satarak ekonomilerine katkı sağlıyorlar. Pazar, her perşembe günü açık oluyor. İlk olarak 5 kişi ile başlayan pazarda şimdi 70-80 kadar kadın var.

    Pazarda her kadının yeteneğine, ilgi alanına göre meyve sebze, giyim, şarküteri, kışlık konserveler, gözleme, çiçek ve kuruyemiş gibi ürünlerin satışının yapılacağı tezgahlar mevcut. Pazarda, ürünlerini satmak için bağrışma olmadığı için sakin bir hava hakim.

    Kadınlar, ekonomik krizden dolayı eskisi gibi çok şey yapamasalar da sınırlı imkanlarıyla kurutmalıkların yanı sıra salça, turşu, konserve, reçel yaparak bunları tezgahlarına koyuyor. Hem kendilerinin hem de müşterilerinin alım güçlerinin düştüğünü belirten kadın esnaflar, artan maliyetlerin kendileri için iyice yük olduğunu söylüyorlar.

    “HAZIRLIKLAR 3 GÜN ÖNCEDEN BAŞLIYOR”

    Gözleme ve börek gibi ürünler satan esnaf Zeynep Gül, aldığı yevmiye ile 1 haftalık ev ihtiyaçlarını karşıladığını söyleyerek, “Herkes kendi emeği ile yaptığı ürünleri pazar yerinde satarak yaşamını sürdürmeye çalışıyor. Perşembe günkü pazar için hazırlıklara 3 gün önceden başlanıyor. Biz gözleme, börek yapıyoruz. O yüzden otlarımızı toplayıp 3 gün öncesinde hazırlığa başlıyoruz. Ekonomik kriz bize de yansıyor, can çekişiyoruz. Her şey çok pahalı. Aldığım yevmiye ile 1 haftalık ihtiyaçlarım çıkıyor. Yine de kadınlar olarak bir arada olmaktan mutluyuz. Bir şekilde buluşuyoruz” diye konuştu.

    “KAZANAMIYORUZ, MALZEME FİYATLARI PAHALI”

    Pazarda gözleme, börek satan tezgahın sahibi olan Türkan Okanlar da, ekonomik krizin yansıması olan zamlardan kaynaklı malzeme fiyatlarına yetişemediğini belirterek, “Az kişi ile ile bu pazara başladık ve sonrasında birçok kadın heveslenerek geldi. Pazar artık kadın pazarı oldu. Herkes elinden geleni yaparak burada satıyor. Perşembe sabah erken geliyoruz akşama kadar çalışıyoruz. Gözleme yapıyorum burada. Her şey çok pahalı. Çok kazanıyoruz gibi gözüküyor ama kalan 2-3 günün emeği. Malzeme parası almış başını gidiyor. Eskiden 1 lira artış yapıyorduk dünya kadar kazanıyorduk. Şimdi 5 lira artış yaptık cebimize bir şey girmiyor. Artış yapmasak zarar ediyoruz, yaparsak da müşteri gelmiyor. İnsanlar kadınların emeğini ve yiyeceklerini seviyor. Birçok insan dışardan buraya geliyor. Evimizin bütçesine katkı oluyor. Kendimiz çalışıyoruz, kazanıyoruz, geziyoruz; ne istersek onu yapıyoruz. Kadınların emeği hiçbir şeye benzemiyor. Farklı oluyor” dedi.

    “NE GELİRİMİZ, NE SİGORTAMIZ VARDI”

    Gülfer Konuk ise kendi girişimleri ile kadın pazarı kurduklarını söyledi. İstihdam alanı yaratılan kadın pazarlarıyla kadınların kendilerini daha özgüvenli ve güçlü hissettiğini sözlerine ekleyen Konuk şöyle devam etti:

    “Bu pazarı 5 kişi kurduk. Önce gözleme yapıyorduk. Dönemin belediye başkanına pazar için başvuruda bulunduk. Kabul gördü ve pazar alanı kurduk. Bu sayı giderek artınca kura çekerek herkese bir yer verdik. Kadınların hiçbirinin ne geliri ne de sigortası vardı. Perşembe günü bütün kadınlar emekleri ile ürettiklerini burada satıyor. Diğer günler ise kadınlar gelecek haftanın hazırlığını yapıyor.

    Dışardan birçok misafir geliyor. Kadınların çalıştığını görünce şaşırıyorlar. Kendi emeğimiz ile yemek çok farklı. Sabah işe giderken çok sevinçliyim. Elbette yoruluyoruz. Bir de pahalılık var. Kadınlar bu zamlardan dolayı çok zorlanıyor. Poğaça için lor alıyoruz diğer hafta yine pahalanıyor. Sürekli zam var ve biz bu zammı istemiyoruz. Bu kadın pazarı başka yerlerde de kurulursa kadınlar kazanır.”

    “SOĞUK YEDİK, YAĞMUR YEDİK”

    Eşi ile sokak aralarında seyyar satıcılık yaparak esnaflığa başlayan Gülsiye Kıran da, kadın pazarında zeytin, reçel, salça gibi kışlık yiyecekler sattığını dile getirerek, “İlk olarak ot satmaya başladım. Öğleye kadar bitirirdik. Eşim ile sokak aralarında satmaya başladık. Ekmeğimizi buradan kazandık. Bu pazar ilk açıldığından beri buradayım. Soğuk yedik, yağmur yedik. Bu aylarda genelde konserve yapıyorum. Zeytin, zeytinyağı, reçel, salça yapıyorum. Konserve şişeleri çok pahalı. Salçayı tüp ile yapıyorum ve zorlanıyorum. İnsanların alım gücü yok. Gönül istiyor ki pazarlık yapmadan insanlar alabilsin. Eski satışlar yok” ifadelerini kullandı.

    “BENZİN PAHALI, KEKİK TOPLAYAMAYA GİDEMİYORUZ”

    Fatma Gül isimli esnaf ise 1994 yılından beri kendi tarlasından biçtiği ürünlerin yanında nane, kekik gibi şifalı bitkiler satıyor.

    Geçmişte araçla giderek topladıkları nane, kekik gibi bitkileri artık benzin pahalılığından dolayı otobüsle giderek toplamak zorunda kaldığından dert yanan Gül, şunları kaydetti:

    “Kekik, nane, reçel, biber turşusu, üzüm ve zeytini kendi tarlamdan topluyorum. Naneleri kendi bahçemden, kekiği ise uzak yerlerden getirip kurutuyorum. Doğal olarak satıyorum. Zeytin hasadı yakında başlayacak ve onu hazırlayacağız. Bu pazar evimize katkı oluyor. Çoğu müşterimiz dışarıdan gelerek buradan ürün alıyor. Menderes’ten kekikleri toplayarak sırtımızda getiriyorduk. Eskiden araba ile gidip getiriyorduk. Şimdi ise benzin pahalı, artık araba tutamıyoruz, otobüsle gidip getiriyoruz. Bazı zamanlar iş olmuyor, bazı zamanlar ise işlerimiz iyi oluyor.”

    Ersin ÖZGÜL/İZMİR