PİRHA-Dersim’in Esentepe Mahallesi’nde yollarının olmamasından dolayı doğalgaz alamadığı için mağdur olan Sultan Sıtocu, “Yolumuz yok diye bize doğalgaz vermiyorlar. Ben derdimi kimseye anlatamıyorum, kayalardan yürüyerek eve gidiyorum, benim suçum ne. Ben de vergimi veriyorum, bu ülkenin vatandaşı değil miyim, niye böyle mağdur oluyorum” dedi.
Dersim’in Esentepe Mahallesi’nde imarda üç yerde yol görünmesine rağmen kayalık olduğu gerekçesiyle yıllardır yollar yapılmıyor. Mahalledeki yurttaşlar yollarının olmamasından kaynaklı kendi imkanlarıyla doğalgaz almak zorunda kaldı.
Esentepe Mahallesi’nde yaşayan Sultan Sıtocu, yaşadığı sorunları PİRHA’ya anlattı.
“KAYALARDAN YÜRÜYEREK EVE GİDİYORUM, BENİM SUÇUM NE”
2 yıldır sesini kimseye duyuramadığını söyleyen Sultan Sıtocu, “Yolumuz yok diye bize doğalgaz vermiyorlar. Belediyeye gittim belediye başkanı işçilere isterseniz elle kazın ama doğalgaz döşensin dedi. Doğalgaz şirketi de orası sıkıntılı biz oraya doğalgaz veremiyoruz dedi. Bütün mahalle doğalgaz aldı, sadece bizim doğalgazımız yok. Kış geldi ne odunum var, ne yolum var, ben burada her şeyi sırtla taşıyorum. Ben derdimi kimseye anlatamıyorum, kayalardan yürüyerek eve gidiyorum, benim suçum ne. Ben de vergimi veriyorum, bu ülkenin vatandaşı değil miyim, niye böyle mağdur oluyorum. İmar girmiş, üç yerden yol var ama kayalık diye yol yapmıyorlar. Ben nasıl odun ve kömür alıp evime taşıyacağım” dedi.
“DOĞALGAZ ŞİRKETİ, KOD FARKINDAN DOLAYI ORAYA GAZ GİTMEZ DEDİ”
Dersim Belediyesi Fen İşleri Müdürü Özgür Durgun konuya ilişkin şunları söyledi:
“Ak Mercan Doğalgaz’dan talepte bulunulduğunda, bölge yamaç olduğu için ben kutuyu aşağıya bırakamadığım için doğalgaz veremeyiz dediler. Belediye olarak biz de kutuyu yukarıya bırak tesisatla götürsün vatandaş dedik ama bu seferde kazıyı yapmadılar, kazıyı vatandaş kendisi yapacak dediler. Vatandaş, belediyeye gelip belediye başkanı ile görüştü biz kendisine kazıyı yapacağız dedik ama şimdi de doğalgaz şirketi siz orayı kazıp, biz kutuyu yukarı koysak da kod farkı fazla olduğundan dolayı oraya gaz gitmez diye bir beyenatta bulundu.”
PİRHA- Maraş merkezli ikinci büyük depremde çöken binanın enkazında doğalgaz kaçağının alev almasıyla yanarak hayatını kaybeden Merdan Taş’ın (16) arkadaşı, kurtarmak için hiç kimsenin gelmediğini belirterek, “3 gün boyunca Merdan’ın sesini alıyorduk. Defalarca uyarmamıza rağmen doğalgazı kesmediler. Merdan ve ailesinin sadece kemikleri çıkarılabildi” dedi.
Maraş’ta 6 Şubat’ta meydana gelen depremin vahim tablosu her dakikada yerini başka bir acıya bırakıyor. Depremde en fazla yıkımın meydana geldiği yerlerden biri de Maraş’ın Elbistan ilçesi. Depremin üzerinden geçen 17 güne rağmen, hasarın çok fazla olmasından kaynaklı arama kurtarma çalışmaları yerini enkaz kaldırmaya bırakmış durumda. Kentin yüzde 70’i yıkılırken, kalan binalar ise ağır hasarlı.
Elektrik ve suyun olmadığı kentte saatler akşamı gösterdiğinde halkın çaresizliği kendini bekleyişe bırakıyor. Yıkımlarla dolu zifiri karanlık sokakların ücra köşelerinde soğuktan korunmak için yakılan ateşlerin başında ailelerin bekleyişi sürüyor. Kiminin eşi, çocuğu, kayınbiraderi, kiminin kız kardeşi, babası, annesi enkaz altında kalırken, aileler dondurucu havaya rağmen yakınlarını canlı ya da cansız bir şekilde almanın umudunu taşıyor.
İki gün sonra girilen Elbistan’da yapılan arama kurtarma çalışmalarına da geç kalındı. Birçok kişi halkın kendi imkanlarıyla kurtarılırken, halkın devlete/iktidara yönelik tepkileri de daha fazla artıyor.
Maraş’taki ikinci büyük depremde enkaz altında kalan Merdan Taş, baba Yusuf Taş ve anne Meryem Taş, 3. günde doğalgaz kaçağında çıkan yangında hayatlarını kaybettiler. 3 gün boyunca ne AFAD ne de itfaiyenin ulaşmadığı Cumhuriyet Mahallesi Süleymanbey Caddesi İnce Apartmanı No:20/A adresindeki enkaz alanında tüm uyarılara rağmen doğalgaz kesilmedi.
Elektrik kablosunun kopmasıyla yangın çıkan binadan Taş ailesinin geriye bir tek kemikleri çıkarılabildi. Merdan Taş‘ın arkadaşı İsa Döner, 3 günlük enkaz süreci ve ihmali PİRHA‘ya anlattı.
“ELLERİMİZLE KAZARAK 4 ÇOCUĞU ÇIKARDIK”
İsa Döner, ilk depremde cemevi yanındaki binanın çöktüğünü aktardı. Kendi imkanları ile ellerinde hiçbir malzeme bulunmamasına rağmen 4 çocuğu enkazdan sağ olarak çıkardıklarını söyleyen Merdan’ın arkadaşı, “Arkadaşımın evindeydim ve sabaha karşı deprem oldu. İlk depremde dört bina yıkıldı. Hemen yıkılan binalara geçerek yaralıları çıkarmaya çalıştık. İkinci depremde ben cemevindeydim ve halk orada toplanmaya başlamıştı. İkinci depremde binaların büyük bölümü yıkıldı. Cemevinin hemen yanında bir ev yıkılmıştı. Bir anneye denk geldik ve dört çocuğunun enkaz altında olduğunu söyledi. Enkazın üzerinde bağırdık, çocukların sesleri geliyordu onlarla konuştuk. Betonun üstünden bir delik açtık. Arkadaşımız enkaza girdiği sırada yine artçı bir deprem oldu ve o da enkazın altına girdi. Hiçbir malzememiz yoktu. Duvarı ellerimizle, taşlarla vurarak kırdık ve çocukları öyle çıkardık” diye konuştu.
“MERDAN’IN SESİNİ DUYUYORDUK, 3 GÜN BOYUNCA KİMSE GELMEDİ”
Cumhuriyet Mahallesi Eminem Sultan Caddesi No:20/A adresinde yaşayan arkadaşları Merdan Taş ve ailesini 3 gün boyunca kurtarmaya hiç kimsenin gelmediğini kaydeden arkadaşı, “Merdan arkadaşımızdı. Ailesi ile eve yemek yemeye girmişti. Cumhuriyet Mahallesi’nde bulunan Gözde Market’in üstündeki binada oturuyorlardı. Merdan’ın sesini alıyorduk. O arada ağlıyor, taş ile ses çıkarıyordu. 3 gündür enkaz altındaydılar. Fakat ne polis, ne AFAD, ne kepçe, ne de itfaiye geldi” dedi.
“DOĞALGAZI KESMEDİLER, SADECE KEMİKLERİ ÇIKARILABİLDİ”
Defalarca uyarılmasına rağmen doğalgazın kesilmediği ve alev aldığı bilgisini paylaşan İsa Döner, şöyle devam etti:
“Gönüllü bir kepçe geldi, onun da gücü enkazı kaldırmaya yetmedi. Kepçenin kirasını vermek istedik ama devlet mazot vermedi. Evde doğalgaz kaçağı vardı. Defalarca uyarmamıza rağmen doğalgazı kapatmadılar. Elektrik kablosunun kopmasıyla doğalgaz alev aldı ve yangın çıktı. Maalesef Merdan ve ailesinin cansız bedeninin çıkardık. Cenazelerin sadece kemikleri kalmıştı ve toplayıp götürdüle.”
“İNSANLAR HİPOTERMİDEN ÖLDÜ”
İsa Döner, son olarak, “Her taraftan gönüllü insanlar geliyor. Kaç gündür düzgün uyku uyuyamıyoruz. Ağlamak istiyorum ama ağlayamıyorum. Psikolojimiz iyi değil. Ailemi gönderdim ve ben burada gönüllü yardım ediyorum. Birçok insan hipotermiden (vücut sıcaklığının 35 ºC’ın altına düşmesi) öldü. Kazma küreğimiz bile yok. Biriketleri ellerimizle kırıyoruz. Burada her milletten insan var, bunun Kürt’ü Türk’ü yok. Bizler insan kazanmaya, insan çıkartmaya çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.
PİRHA-Malatya’nın Yeşilyurt ilçesi Dilek Mahallesi İstasyon Sokağı içerisinde çalışması yarım bırakılan doğalgaz çalışması tehlike arz ediyor. Sokak sakinleri, ilköğretim okulu önünde bulunan çalışmanın bir an evvel tamamlanmasını talep ediyor.
Yeşilyurt İlçesi Dilek Mahallesi İstasyon sokağı içinde bulunan vatandaşlar doğalgaz aboneliği için başvurdu. Doğalgaz firması Dilek İlköğretim Okulu önünde doğalgaz borularını döşemek için eşi çalışması yaptı. Mahallelinin ifadesine göre, yapılan çalışma haftalardır tamamlanamadı ve çalışmanın okul önünde olması, doğalgaz boru bağlantılarının dışarıda olması ve eşilen yerin öğrenciler için tehlike arz etmesi nedeniyle sokak sakinleri çalışmanın bir an evvel tamamlanmasını talep etti.
Sorun ile alakalı bir açıklama yapan mahalle sakinlerinden Mesut Şahin; “Doğalgaz için aşağı, yukarı 150 gündür müracaat ettik. 150 gündür ilk aboneliği yapalı, 2. Abonelik başvurusunu yapalı da bir hafta, on gün oldu. Doğalgazımız bağlanmadı. Okulun önünde eşildi. Çocuklar için kullandı.
Konutlarda kullanılan doğalgaza yüzde 20.4 zam gelirken, elektrikte eylül tarifesi belli oldu. Sanayide kullanılan elektriğe yüzde 50, konutlarda kullanılan elektriğe yüzde 20 zam geldi.
Boru Hatları ile Petrol Taşıma AŞ (BOTAŞ), eylül ayı tarifesini açıkladı. Buna göre, konutlarda kullanılan doğalgaza yüzde20.4 zam geldi. Sanayi ve elektrik üretimi ile küçük ve orta işletmelerde kullanılan doğalgazın da fiyatları yüzde 50’ye yakın arttı.
Doğalgazın ardından bir zam da elektriğe geldi. Konutlarda kullanılan elektriğe eylül ayından itibaren yüzde 20 zam yapıldığı duyuruldu.
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK), konutlarda eylül itibarıyla geçerli olacak elektrik tarifesine yüzde 20 zam yapıldığını bildirdi.
EPDK tarafından yapılan açıklamada şunlar kaydedildi:
Pandeminin etkilerinin küresel ekonomilerde etkisini sürdürdüğü bir dönemde başlayan Rusya-Ukrayna savaşı, başta Avrupa ülkeleri olmak üzere tüm dünya enerji piyasaları için ağır sonuçları beraberinde getirmiştir.
‘Küresel enerji krizi’ olarak da yorumlanan bu süreçte neredeyse bütün ham madde fiyatlarında olağanüstü artışlar yaşanmış bu durum ülkemizdeki enerji üretim maliyetlerini de olumsuz etkilemiştir.
Özellikle son aylarda küresel piyasalardaki enerji hammadde fiyatlarındaki artışların belirli seviyeleri geçmesi sebebi ile nihai elektrik tarifelerinde mesken ve tarımsal faaliyetler abone grupları için %20, kamu ve özel hizmetler sektörü ile diğer aboneler grubu için %30, sanayi abone grubu için %50 oranında artış yapılmıştır. Bu artışla beraber 100 kWh elektrik tüketimi olan bir mesken abonesi için ödenecek tutar 173,46 TL olmuştur.
Yeni tarifeler 1 Eylül 2022 tarihi itibarıyla yürürlüğe girecektir.
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, zamdan saatler önce yaptığı paylaşımda “Erdoğan elektrikte yeni bir zammı aklından bile geçirme. Milletin ekmeği yok. Anlıyor musun, harcanacak bir şey kalmadı. Yok ya hu. Yok arkadaş yok!” ifadelerini kullanmıştı.
Doğalgaz fiyatlarına 1 Nisan 2022 itibarıyla zam yapıldı.
Konutlarda kullanılan doğalgazın birim fiyatında yüzde 35, elektrik üretimi için kullanılan doğalgazın birim fiyatında yüzde 44,30, elektrik üretimi dışında kullanılan doğalgazın birim fiyatında ise yüzde 50 artış oldu.
BOTAŞ’ın mali durumu ve yüksek sübvansiyon nedeniyle sanayi ve santrallere satılan doğalgaza 1 Nisan’dan itibaren en az yüzde 20 zam gelebilir.
Borçlarının büyük bölümü yılbaşında hükümet tarafından üstlenilen BOTAŞ’ın mali durumunun daha fazla bozulmaması ve doğalgaza uygulanan yüksek sübvansiyonun bir miktar azaltılması için sanayi kuruluşları ile doğalgaz çevrim santrallerine satılan doğalgaza 1 Nisan’dan itibaren geçerli olmak üzere yüzde 20’nin üzerinde zam yapılabileceği belirtildi.
Sektör kaynakları ve yetkililer, uzun süredir hem konut hem sanayideki doğalgaza yüksek oranlı sübvansiyon yapıldığını ve bunun BOTAŞ’ın mali durumunu bozduğunu belirterek, 1 Nisan’dan geçerli olacak şekilde bir zammın masada olduğunu belirtti.
“YÜZDE 30’UN ÜZERİNE DE ÇIKABİLİR”
Bir sektör yetkilisi, “Gerçekçi olmak gerekirse zam artık kaçınılmaz. Zam yüzde 20’nin üzerinde olacak gibi; yüzde 30’un üzerine de çıkabilir” dedi.
Bir kamu görevlisi ise, sanayi kuruluşları ve çevrim santralleri için doğalgaza zam yapılmasının gündemde olduğunu belirterek, “Burada temel yaklaşım konutlara yönelik bir zam olmaması; konu hem Enerji Bakanlığı hem BOTAŞ hem Hazine hem de Cumhurbaşkanlığını ilgilendiriyor. Son dakikaya kadar yapılacak değerlendirme ile karar ortaya çıkacak” dedi.
EPDK’nın verilerine göre tamamı ithal edilen doğalgazın üçte bire kadarlık bölümü konutlar tarafından, kalanı sanayi ve doğalgaz elektrik santralleri tarafından tüketiliyor.
PİRHA-Cemevlerine gelen yüksek elektrik faturalarına tepki gösteren Alevi Dernekleri Federasyonu’na (ADFE) bağlı kurumlar ve cemevleri, faturaları ödememe kararı alırken; İstanbul Adliyesi’nde dava açtı. Basın açıklamasını okuyan Sanatçı Tolga Sağ, “Bizler, halkımızla paylaştığımız milyar TL’lik elektrik, doğalgaz ya da su faturalarını ödemeyeceğiz. Bu bir haktır ve verdiğimiz özgürlük mücadelesinin bir sembolüdür” dedi.
Alevi Dernekleri Federasyonu’na (ADFE) bağlı kurumlar, cemevlerine gelen yüksek elektrik faturalarını ödememe kararı aldı ve İstanbul Adalet Sarayı önünde basın açıklaması yaparak, dava açtı.
İstanbul’da bulunan ve ADFE’ye bağlı Garip Dede Dergahı Vakfı, Erikli Baba Eğitim ve Kültür Vakfı, Hacı Bektaş-ı Veli Kültür Tanıtma Vakfı, Arnavutköy Hacı Bektaş-ı Veli Kültürünü Yaşatma ve Tanıtma Derneği, İkitelli Cemevi Kültür Eğitim ve Dayanışma Derneği, Esenler Cemevi Derneği, Habipler Cemevi Hacı Bektaş-ı Veli Kültür ve Sosyal Yardımlaşma Derneği, Başakşehir Hacı Bektaş-ı Veli Cemevi, Şahkulu Cemevi-Şahkulu Sultan Külliyesi Mehmet Ali Hilmi Dedebaba Araştırma Eğitim ve Kültür Vakfı ile Yunus Emre Samandıra Cemevi Kültür ve Sosyal Yardım Derneği, İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi’ne başvurdu.
Başvuru öncesi açıklama yapan ADFE Genel Başkanı Celal Fırat, gelen elektrik faturalarının Türkiye meselesi haline geldiğine ve her evde ‘yangın’ olduğuna dikkat çekerek, “Cemevlerine gelen faturalar canımızı yakmaya başladı. Biz bu ülkede eşit yurttaşlık istiyoruz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bizi ikinci sınıf vatandaş görmekten vazgeçmelidir. Devlet cemevlerinin yasal statüsünü kabul etmelidir. Hiçbir cemevimiz faturalarını ödemeyecektir. Devlet sorumluluğundan kaçmamalıdır. Cemevlerini ‘ticarethane’ gören zihniyeti kınıyorum” dedi.
Avukat Nuran Arslaner de, AİHM’in verdiği kararlara işaret ederek, mahkemelerin kararları uygulatması için dava sürecini sürdüreceklerini ifade etti.
“ALEVİLER ZİMMETLİ VATANDAŞINIZ DEĞİLDİR”
Avukat Nuran Arslan Arslaner’in ardından Garip Dede Cemevi Yönetiminde olan Sanatçı Tolga Sağ basın metnini okudu.
Sağ, bireysel özgürlüğün, vatandaşlığa dair olan haklar ve özgürlüklerden yararlanmanın zeminini oluşturan özyönetimi ifade ettiğini belirterek, “Diğer bir tanımla; vatandaşlığın yasal, siyasal kimlik boyutlarının beslediği farklı ya da örtüşen aidiyet hislerini ve pratik bakımdan bireylerin devlet tarafından gördüğü saygıyı ifade eder. Demokrasi ise; toplumun tüm kesimlerinin, toplumsal refahını artırmak veya hak talep etmek için bireylerin sivil topluma katılma becerisi üzerine kuludur, bireylerin sivil ya da siyasi faaliyetler katılımı ise eşit vatandaşlığın temel ilkesidir” dedi.
Mecliste demokrasi gereği bir ‘Anayasa Uzlaşma Komisyonu’ kurulup, siyasi partilerden eşit sayıda temsilcinin “Yeni Anayasa” yapım çalışmaları için yıllarca çalıştığını hatırlatan Sağ, “Bizleri temsil eden bu siyasi partilerin uzlaşma komisyonuna sunduğu anayasa taslaklarında vatandaşın siyasi kimliği, hukuki statüsü, hak sahipliği, inancı, sosyal ve kültürel kimliği katılımcılık boyutuyla ele alınmıştır. Alevilerin haklarını da kapsayan bu çalışmaların Anayasa komisyonu tarafından tekrar değerlendirilmesini eşit yurttaşlık bağlamında cemevlerimizin ibadethane sayılmasını talep ediyoruz” diye konuştu.
“ALEVİLER AZINLIK DEĞİLDİR!”
Sağ, açıklamanın devamında şunları aktardı:
“Bu anlayış Selçuklu- Osmanlı ve de ne yazık ki günümüz Cumhuriyetinde Sünni İslam anlayışındaki “zimmetli vatandaş” anlayışının bir tezahürüdür. Bu anlayış Alevilerin inançlarından vazgeçerek Sünni İslam’ın gölgesinde cemaat, tebaa ya da grup olarak kalmasını ve vatandaşlık aidiyetlerinin de Sünni kimliğe hizmet derecesinde olmasını isteyen bir anlayıştır. İşte bu yapay faşist idealde Sünni çoğunluğa hizmet eden ‘Himaye bir toplum’ vardır. Alevileri ideolojik, siyasi, idari, ekonomik tüm alanlarda yok sayıp varlıklarını Sünniliğe hizmetle ilişkilendirmek, fetihçi halifelerin adalet düşüncesidir. Bu ‘Nas, sünnet ya da töre’ gereğidir; yani “Sünniliği yay ve genişlet ideolojisidir.”
Alevilerden vergi adı altında “karşılıksız para” alan devletin bu parayı gelir dağılımını kontrol etmek amacıyla aldığını beyan etttiğini ancak harcamaları ve finansı taraflı yaparak, vergilerin Sünni vatandaşların dini gereksinimleri için rahatça ve helalmiş gibi kullanıldığını vurgulayan Sağ, “Alevi toplumunun siyasallaşmasının dinamiklerinde, kimlik ve tanınma taleplerinin merkezinde cemevlerinin inançsal haklarının mücadelesi vardır. Geldiğimiz süreçte de devlet; cemevlerimizi yok sayarak, kendisine ideolojik açıdan bağımlı bir toplum yaratma özlemi içindedir. Bu nedenle Alevilerin ibadet merkezlerini ticarethane olarak görüyor ve onları mali sıkıntılarla yıldırmaya çalışıyor. Ancak denetim ve özgüven kazanan Alevi örgütleri, devletten mali kolaylık yerine Alevi toplumunun haklarını istiyor; yani eşit vatandaşlık mücadelesi veriyor ve bundan asla vazgeçmeyeceklerdir. Cemevlerimize dayatılan milyarlık elektrik, doğalgaz ve su faturaları bizleri yıldırmayacaktır” ifadelerine yer verdi.
“MİLYAR TL’LİK ELEKTRİK, DOĞALGAZ VE SU FATURALARINI ÖDEMEYECEĞİZ”
“Bizler yüzyıllardır ibadetimizin cem olduğunu, bunun yerinin de cemevi olduğunu, orucumuzun Hızır ve Muharrem orucu olduğunu, kendi inançsal ilkelerimizin Sünnilik veya Şiilikle hiçbir bağının olmadığını vurguluyoruz” diyen Sağ, “Devlet bir inancın safiyetine, gerçekliğine ve sahihliğine dokunamaz, onu tarif edemez, o inancın mensuplarını çeşitli maddi ve manevi baskılarla tehdit edemez çünkü aynı havayı, suyu ve aynı toprağı kardeşçe paylaşan bir toplumu tehdit etmek, aslında özünü tehdit etmek demektir. Bizler, halkımızla paylaştığımız milyar TL’lik elektrik, doğalgaz ya da su faturalarını ödemeyeceğiz. Bu bir haktır ve verdiğimiz özgürlük mücadelesinin bir sembolüdür diyor, saygılarımızı sunuyoruz” ifadelerini kullandı.
PİRHA- HDP Milletvekili Ali Kenanoğlu, sanayide yaşanan enerji krizinin sebeplerinin araştırılması ve gerekli tedbirlerin alınması amacıyla Meclis Genel Kurulu’nda konuştu. Enerji krizinin iktidarın öngörüsüzlük sorunu olduğunu söyleyen Kenanoğlu, gerekli tedbirler alınmadığı takdirde daha büyük enerji krizi yaşanacağını belirtti.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, sanayide yaşanan enerji krizinin sebeplerinin araştırılması ve gerekli tedbirlerin alınması amacıyla partisi adına verdiği araştırma önergesi üzerine Meclis Genel Kurulu’nda konuştu.
Enerji krizinin iktidarın öngörüsüzlük sorunu olduğunu söyleyen Ali Kenanoğlu, gerekli tedbirler alınmadığı takdirde daha büyük enerji krizleriyle karşı karşıya kalınacağını ifade etti.
Milletvekili Ali Kenanoğlu, mecliste şu konuşmayı yaptı:
“Enerji krizi ilk önce bize şöyle anlatıldı; İran’dan gelen doğal gaz hattında geçtiğimiz günlerde yaşanan teknik arıza nedeniyle Türkiye’ye on gün süreyle doğal gaz verilememesi nedeniyle yaşanan kesintiden kaynaklı olarak bir kriz ortaya çıktı ve bu kriz sadece doğal gazı değil, aynı zamanda elektriği de etkiledi ve çoğunlukla da sanayi tesislerinde yaşanan sorunlara sebep oldu.
Peki, İran bu konuda ne diyor? İran da diyor ki ‘Böyle bir şey yok. Sadece bir teknik sorun çıktı ve bu kısa süre içerisinde giderildi. Arkasından, Türkiye tarafında yaşanan bir sorun nedeniyle Türkiye kendisi doğal gazı alamadı.’
Yani bizden yapılan açıklama ile İran’dan yapılan açıklama arasında fark var. Tabii, bu, esasında yaşanan krizi ortaya çıkartan bir gerekçe olarak sunuldu ve ciddi anlamda bir kriz olduğu ortaya çıktı. Peki, bu krizin gerçek sebebi neydi?
Krizin gerçek sebebi, aslında depolardaki doğal gazın yaz aylarında tüketilmiş olması ve kışa girerken herhangi bir hazırlık yapmadan, depoların boş bir şekilde ya da azaltılmış bir şekilde kış aylarına girilmesi ve yoğun bir kış etkisi de bu krizin yaşanmasına neden oldu. Esasında, tümüyle, öngörüsüzlükten kaynaklı bir durumla karşı karşıyayız. Bununla ilgili olarak biz ekim ayında, Enerji ve Tabii Kaynaklar Komisyonunda bir görüşme yapmışız. O zaman Komisyon Başkanı Sayın Elitaş’tı ve bu görüşmelerde Türkiye’nin, daha doğrusu BOTAŞ’ın doğal gaz alımlarını spot piyasadan alabilmesi için de bir kanun teklifi düzenlemesi vardı ve bu görüşmelerde sürekli şu ifade edilmiş bütün muhalefet milletvekilleri tarafından: ‘Uzun süreli anlaşmalar bitiyor. Buna karşı bir tedbiriniz var mı? Bu kış geliyor, ülke doğal gaz kesintisi ya da sıkıntısı yaşayacak mı? Bir enerji kriziyle karşı karşıya kalacak mı?’ Bu BOTAŞ Genel Müdürü açıklama yapıyor Komisyonda ve ‘Tam da bu sebeple, tam da bizim yapmış olduğumuz bu öngörü nedeniyle bu kanunu çıkartıyoruz ve bu kanun değişikliğiyle beraber biz spot piyasadan daha ucuza doğal gaz alacağız; o nedenle biz bu yasayı istiyoruz.’ diyor ve yasa çıkıyor buradan. Ancak görüyoruz ki ya işte bu liyakatsizlik, bu öngörüsüzlük tam da onların söyledikleri gibi değil, tam tersi bir şekilde Türkiye’deki enerji krizine sebep oluyor, depolar boşaltılıyor ve oradan kaynaklı olarak da bir enerji krizi yaşanıyor.
Şimdi, tabii, doğal gaz sorunu, doğal gazla ilgili değil. Doğal gaz sorunu aynı zamanda elektriği de etkileyen bir sorun. Çünkü Türkiye’deki elektrik üretiminin yüzde 32,37’si doğal gaz üzerinden yapılıyor. Tabii, buradan kaynaklı olarak da bütün sanayi tesislerinde önce kesintiler yaşanıyor- üretimde azaltmalar yaşanıyor ve arkasından da kesintiler yaşanıyor.
Bu spot piyasada da BOTAŞ’ın anlattığı gibi de gitmiyor işler, demek ki öyle ucuza falan da alamıyorlar ya da tam da ortada kalabilecekleri sonuçlarla da karşılaşabiliyorlar. Buradan kaynaklı olarak da önümüzdeki günlerde eğer tedbirler alınmazsa ciddi bir şekilde elektrik ve doğal gaz kesintisiyle de karşı karşıya kalınabilir.
Burada, hatipler kürsüye çıktıkları zaman ne kadar enerji arzlarının olduğunu, enerjide ne kadar verimliliği artırdıklarını hep ifade ediyorlar ancak bütün bunların hepsinin bir balon olduğu, bir yalandan ibaret olduğu da yaşanılan gerçeklerin, hakikatlerin ortaya çıkmasıyla birlikte görülüyor.
“HEP BERABER DEĞİŞTİRECEĞİZ”
Şimdi, tabii, bunun karşısında ne diyor iktidar ve yandaş medya? ‘Doğal gaz sıkıntımız yok, Tuz Gölü’nün altında stoklarımız var.’ diyor AKP Genel Başkanı.
İşte, zaten sorun şu: O stokları yazın tüketiyorsun ve kışa girerken bunun tedbirini almadığın için de bu sorunlarla karşılaşıyorsun.
Şimdi, yandaş basın da bu işi başka türlü anlatıyor: ‘Şu kadar metreküp doğal gazımız var ve bütün hanelere yetecek.’ şeklinde anlatıyor. Peki, hanelere yetecek de sanayi tesisleri ne olacak, elektrik üretimi ne olacak; bütün bunları hesaba katmıyorlar ve buradan kaynaklı olarak da yaşadığımız enerji kriziyle karşı karşıya kalıyoruz. Tabii, bunun tedbiri nedir ya da yapılması gereken nedir? Öncelikle bu tek adam rejiminden kurtulmaktır bunun tedbiri. Çünkü tek adam rejimi olduğu sürece öngörüsüz, liyakatsiz kadrolarla bu işler yürütülüyor ve tedbirler alınmadan da böyle duvara toslanıyor. Netice itibarıyla, bu sonucu da hep beraber değiştireceğiz.”
PİRHA-Garip Dede Cemevi’ne gelen 30 bin liralık elektrik, 11 bin 847 liralık doğalgaz faturasına tepki gösteren Garip Dede Cemevi Başkanı Celal Fırat, “Yıllarca cemevlerinin Alevilerin ibadethanesi olduğunun mücadelesini verdik. Ama ticarethane mantığıyla gördüler. Bize verdikleri değer, reva gördükleri ortaya çıkıyor” dedi.
İstanbul Küçükçekmece’de bulunan Garip Dede Cemevi’ne gelen 30 bin TL’lik elektrik faturası ile 11 bin 847 TL’lik doğalgaz faturasına tepki gösteren Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı ve Garip Dede Dergâhı Vakfı Başkanı Celal Fırat, “Yıllarca cemevlerinin Alevilerin ibadethanesi olduğunun mücadelesini verdik. Ama ticarethane mantığıyla gördüler. Bize verdikleri değer, reva gördükleri ortaya çıkıyor. Yalnız Garip Dede özelinde değil, bütün cemevlerinde durum aynı” dedi.
Fırat ayrıca Enerji Bakanlığı’ndan arayan yetkililerin konu ile ilgili olarak düzenlemeler yapacağını söylerken; “Fakat nasıl bir düzenleme yapılacağını henüz bilmiyoruz. Bekleyip, göreceğiz. Umut ediyoruz ki bu sorun çözümlenir. Cemevlerinin ibadethane olarak tanınması gerekiyor” ifadelerini kullandı.
YALNIZ FATURALAR DEĞİL ALEVİ DERGÂHLARININ AYLIK KİRASI DA SORUN
Alevilerin ibadethanelerine gelen yüklü miktardaki elektrik, doğalgaz, su faturaları tepki çekiyor. Cemevlerinin ibadethane olduğunu belirten Aleviler, her vatandaş gibi verdikleri vergilerden hakları olanı talep ederken; eşit yurttaşlık mücadelesini sürdürüyor. Sorun yalnız yüksek miktardaki faturalar değil aynı zamanda Alevi dergâhlarından alınan aylık kiralarda bir diğer mesele olarak karşımıza çıkıyor. Yine İstanbul Kadıköy’de bulunan 700 yıllık Şahkulu Sultan Dergâhı’nın Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ödediği aylık kira 1 Ocak 2022 tarihinden itibaren 2 bin lira zamlanarak 15 bin 600 lira oldu.
“FATURALAR İLE ALEVİ TOPLUMU CEZALANDIRILIYOR”
Konuya ilişkin PİRHA‘ya konuşan Celal Fırat faturalar ile ilgili olarak daha önceden Alevilerin kazandığı davaları hatırlattı. Mahkemeye başvurmayacaklarını söyleyen Fırat, “Mahkemeye gitmeyi bu saatten sonra zül görüyoruz. Musahip kurumlarımız daha önce benzer davalar açıp, kazandılar ama gelin görün ki Türkiye’de mahkemenin verdiği kararlar uygulanmıyor” dedi.
“Camiler, mescitler, sinagoglar, kiliseler, havralar Anayasada ibadethane statüsünde görülüyor. Yıllarca cemevlerinin Alevilerin ibadethanesi olduğunun mücadelesini verdik. Ama ticarethane mantığıyla gördüler. Bize verdikleri değer, reva gördükleri ortaya çıkıyor. Yalnız Garip Dede özelinde değil, bütün cemevlerinde durum aynı. Karşımıza çıkarılan faturalar ile biz değil, Alevi toplumu cezalandırılıyor. Bizler de her vatandaş gibi vergimizi veriyoruz. Her şeyden vergi alınıyor. Hakkımız olanı istiyoruz.
Enerji Bakanlığı’ndan bugün arayanlar oldu. Cemevlerine yönelik bu uygulama ile ilgili bir düzenlemeye gideceklerini ifade ettiler. Fakat nasıl bir düzenleme yapılacağını henüz bilmiyoruz. Bekleyip, göreceğiz. Umut ediyoruz ki bu sorun çözümlenir. Cemevlerinin ibadethane olarak tanınması gerekiyor.
“Camilerde faturalar ödenmiyor mu?” diyenler oluyor. Evet camilerin faturasını Diyanet ödüyor. Peki Diyanet’e parayı kim ödüyor? Kimse bunu sormuyor. Diyanet, birçok bakanlıktan daha fazla bütçeye sahip. Bizden aldıkları vergileri oraya aktarıyorlar. Alevi toplumunun hakkı olanı vermeleri gerekiyor. Giderlerinin karşılanması gerekiyor. Eşit yurttaşlık istiyoruz. Çabamız bu.”
NE OLMUŞTU?
İstanbul Küçükçekmece’deki Garip Dede Cemevi’ne 30 bin 60 TL elektrik ve 11 bin 847 TL doğal gaz faturası geldi. CK Boğaziçi Elektrik tarafından düzenlenen elektrik faturasının ‘tüketici grubu/sınıfı’ kategorisinde ‘ticarethane tarifesi’ yazdığı görüldü.
PİRHA – Tuzluçayır’da yaşayan yurttaşlar, hayat pahalılığı sebebiyle yaşadıkları zorluğu dile getirdiler. Yeni yılla birlikte gelen zamlar karşısında çaresiz kaldıklarını belirten yurttaşlar, tüp üstünde tuğla ısıtıp ayaklarına sardıklarını, çorbalık kemiklerle nefislerini körelttiklerini belirtirken, bir yurttaş da dilenmeyi bile düşündüğünü kaydetti.
AKP iktidarının 2021 yılında yurttaşı canından bezdiren zamları yeni yılla birlikte daha da katlanılmaz hale ulaştı. Mamak ilçesine bağlı Tuzluçayır semtinde yaşayan düşük gelirli halk, “Artık yeter, halk sokağa dökülmeli” diyerek tepkisini dile getirdi.
2022 yılında akaryakıt başta olmak üzere elektrik tarifelerinde yüzde 52 ile yüzde 130 arasında değişen oranlarda zam, halkın büyük tepkisine neden oldu. Zaten kara kış yaşayan yurttaş, son olarak doğalgaz faturasına yüzde 25’lik zam ile adeta yoksulluğun dibine vurdu.
İşçi emeklisi olan Ahmet Karadağ, halk ekmek kuyruklarındaki artışa dikkat çekerek, halkın tümüyle yoksullaştığını söyledi. Karadağ, evine rahat şekilde gıda alamadığını belirterek zamlara dair şu yorumda bulundu:
“İsterseniz sizi evime götüreyim. Dolapta 4 tane zeytin ve kuru ekmeği bul geri kalanını benim kafama çal. Mesela Kurban Bayramı’ndan bu yana kırmızı et aldığım yok. Bizler sadece tavuğun çorbalık kemikleri var; boyun kısmı, parça parça yapıp onu kaynatıyor ardından da ekmeğimizi içine doğruyoruz. Ancak öyle nefisi köreltiyoruz.
Artık doğalgaz da çok büyük bir darbe vurdu. Gelen faturada yaktığına bakıyorsun 50-60 lira, vergiler falan geldiğinde ise 300 lira para ödüyorsun. Ona rağmen ısınamıyoruz. Elini peteğe vurduğunda buzdolabı gibi. Ancak bir bardak çay için ocağı kullanıyoruz. Onun buharı ile mutfakta battaniyeye sarılıp duruyoruz. Gıda için belediyeye de başvurdum ancak yardım vermedi. ‘Emekliye yardım yok’ dediler.”
“LAMBAYI AÇARSAM ELİM KIRILSIN!”
1976 yılından beri Tuzluçayır’da yaşayan Dilber Ülger ise Hakk’a yürüyen eşinin emekli maaşı ile hayatta kalma mücadelesi veriyor. Ülger, 3 kişilik bir aile olduklarını dile getirerek yaşadığı yoksulluğu şu cümlelerle anlattı:
“Oğlum ve torunumla yaşıyorum. Oğlum ise çalışamıyor, işsiz. 2400 lira maaşla geçinmeye çalışıyoruz. Isınmayı bir kenara bırak, kaçıncı yüzyılda yaşıyoruz halen ayaklarımı ısıtmak için ocakta taş ısıtıyorum. Tüpün üzerinde taşı kızdırıyor ve ayağımın altına koyup öyle ısınabiliyorum. 76 yaşındayım ve evde soğuktan duramıyorum. Kombiyi açacak gücümüz yok. Elektriğe gelen zamlar sebebiyle de sadece televizyon ışığında duruyoruz. Elim kırılsın ki haricinde hiç elektrik yakmam. Ne yiyip içtiğimize gelirsek, sadece ekmek yiyorum. Belediye ekmeğinde sıra bulursam onu alıyorum. Sağlık nedenlerim sebebiyle genellikle gidemiyorum, mahallenin çocuklarından ekmek getirmeleri için rica ediyorum. Kuru ekmek yiye yiye halime baksana. Artık yerimden kalkamıyorum. Doyan zaten doydu, yükünü tutan ise tuttu. Olan her şey fakire oluyor. Tok, açın halinden anlamaz. Çevremdeki ailelerin durumu da benimle aynı.
Aslen Sivas’lıyım, köyümüz de var. Olan tarlaları da süremiyoruz. Çünkü bütün maliyetler arttı. Mazot bu fiyatta iken ben nasıl tarlayı sürüp ekeyim? Toprak var ama işleyemiyoruz. Artık gübre dahi alamıyorsun. Burada aç durmak ondan daha iyi.
Çocuğum da çalışıyordu ancak işten çıkardılar. 2 yıldır iş bulamıyor. İktidara ben ne söyleyeyim, artık beni dinlesin, üzülsün, utansın ve vicdana gelsin. Ama bunlarda vicdan yok. Vicdanı olan fakiri böyle eder mi? Evvel ‘orta direk’ diyorlardı şimdi ise ‘yoksul direk! İçini çürüttüler hep. Yalandan itseler de devrileceğiz. Hatta durum öyle bir hale geldi ki dilenmeyi dahi düşündüm. Tanıdıklar görür diye Bahçelievler tarafına gidip orada avuç açmayı düşünüyordum. Ama gururum var utanıyorum. Aç da durulmuyor ama yavrum.”
“BUNCA ÖMRÜMDE BÖYLE BİR KRİZİ İLK DEFA GÖRÜYORUM”
Muzaffer Karaca da yapılan zamların artık dayanılmaz hal aldığını dile getirdi. “Geçmişte sadece yılbaşlarında zam yapılırdı ama artık her gün” diyen Karaca, derdini şu cümlelerle anlattı:
“Evimizde her türlü elektronik eşya var ama kullanamıyoruz. Akşama kadar marketleri dolaşıyorum, her şey iki katına çıktı. Hiçbir zaman dilediğimiz gibi evi ısıtamıyoruz. Örneğin artık bulaşık makinesi de kullanmıyoruz. Elektrikli eşyaları artık kullanmayı bıraktık.
66 yaşındayım ve bunca ömrümde böyle bir krizi ilk defa görüyorum. Bu karanlıktan çıkmak için halkta birlik ve beraberlik olmalı. Her insan hakkını aramak zorunda.”
Haydar Başaran isimli yurttaş da doğma büyüme Tuzluçayırlı olduğunu belirterek, tüm semtin yoksul halktan oluştuğunu söyledi. “Artık geçinmek mümkün değil” diyen Başaran, içinde oldukları zorluğu şu sözlerle anlattı:
“Ne hikmetse her sabaha zamla uyanıyoruz. İnsanlar evlerinde battaniyeyle oturuyorlar. Çünkü doğalgaz yakma ihtimalleri yok. Örneğin geceleri lambaları yakmadan televizyon izliyoruz. Çözüm ise halkın sokağa çıkması ile olacak. Bunun için de Alevisi, Sünnisi, AKP’lisi, CHP’lisi değil; tüm halkın sokağa dökülmesi gerekiyor. Buradan ana muhalefete de sesleniyorum, artık yeter! Muhalefet görevini yapmıyor. Şu anda halkın sokakta olması lazım.
Bir emekli maaş ile 3 kişilik aileyi idame ediyoruz. 5 yıldır iş arıyorum.”
“10 GÜNDE BİR ÇAMAŞIR-BULAŞIK MAKİNESİ ÇALIŞTIRIYORUM”
“Geçinemiyoruz” diyen bir diğer yurttaş ise Şekernaz Turgut oldu. Yakın zamanda işten çıkarıldığını belirten Turgut ise içinde olduğu yoksulluğu şu sözlerle ifade etti:
“Şu an bir oğlum çalışmakta ama buzdolabımız bomboş. Artık 10 günde bir çamaşır ve bulaşık makinesini çalıştırıyorum. Haftada bir de süpürge makinesini açıyorum. Fırın kullanmak ise artık imkansız. Eve tek bir maaş giriyor. 500 lira gaz parası geliyor, 250 lira elektrik parası… Şimdi biz ne ile geçireceğiz? Evimize et, süt kesinlikle girmiyor. Eve bir tek yılbaşında meyve ve bir de tavuk alabildim başka da bir şey alamadım. Ancak birlikte olup sırt sırta verip bu devri kaldıracağız.”
PİRHA-2021 yılında devam eden zamlar yeni yılda da sürüyor. Elektrikten, doğalgaza, akaryakıttan, köprü geçiş ücretlerine kadar birçok kaleme yeni zamlar yapıldı.
2022 yılına yeni zam haberleri ile girildi. Elektrikten doğalgaza, akaryakıttan köprü geçiş ücretlerine, taşıt vergilerinden pasaport harçlarına kadar birçok kaleme zam yapıldı.
ELEKTRİK ZAMLANDI
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu yaptığı açıklamada “1 Ocak 2022 tarihinden itibaren mesken aboneleri için aylık 150 kWhe kadar olan tüketim miktarları için nihai fiyat 1,37 TL/ kWh, aylık tüketimlerin 150 kWhın üstündeki kısmı için ise 2,06 TL/ kWh olarak uygulanacaktır” ifadelerini kullandı. Buna göre elektriğe konutlarda 150 kWh’ın altında kalan tüketim için yüzde 52, üzerindeki tüketim içinse yüzde 127 zam geldi.
DOĞALGAZA DA ZAM YAPILDI
Boru Hatları ile Petrol Taşıma AŞ (BOTAŞ) 2022 yılı Ocak ayı doğalgaz toptan satış fiyat tarifesine ilişkin açıklama yaptı. Açıklamaya göre, konutlarda kullanılan doğalgaza yüzde 25 zam yapılırken; büyük sanayi ve ticari kuruluşlara sağlanan doğalgaza ise yüzde 50 zam yapıldı.
AKARYAKITA YİNE ZAM
Akaryakıt fiyatlarındaki zam ise devam ediyor. 1 Ocak itibarıyla benzin, motorin ile LPG’ye de yeni zamlar geldi. Benzine 61 kuruş, motorine 1 lira 29 kuruş, LPG’ye ise 78 kuruş zam geldi.
KÖPRÜLERDEN İKİ YÖNLÜ ÜCRET ALINACAK
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, İstanbul’da 1 Ocak’tan itibaren geçerli olacak köprü ve Avrasya Tüneli ücretlerini açıkladı. Açıklamada, “Boğaz Köprülerinde tek yön otomobil geçiş ücreti 8,25 TL olarak belirlenmiştir” denildi. Geçtiğimiz yıl köprü geçiş ücreti yüzde 26 zamlanmış ve 13,25 liraya yükseltilmişti. 2022 yılı itibariyle geçiş ücreti tek yön değil çift yönlü olacak ve araç sahipleri toplam 16,50 lira ödeyecek.
Bakanlık açıklamasında, ”Avrasya Tüneli’nde ise otomobil geçiş ücreti 05:00 24:00 saatleri arasında tek yönde 53 TL, 00:00 – 05:00 saatleri arasında yüzde 50 indirimli olarak 26,50 TL olarak belirlenmiştir” ifadesi yer aldı.
MTV’YE DE ZAM GELDİ
Motorlu Taşıtlar Vergisi’nde (MTV) yeniden değerleme oranını yüzde 25 olarak belirleyen Cumhurbaşkanı Kararı Resmi Gazete’de yayımlanmıştı. Bu karara göre ocak ayı itibariyle ödenecek MTV yüzde 25 olarak zamlanmış oldu.
PASAPORT, EHLİYET, HARÇ ÜCRETLERİ VE CEZALARA ZAM
1 Ocak itibariyle pasaport, ehliyet, harç ücretleri ve ödenecek trafik cezaları da zamlandı.
Tüm bu kalemlerde uygulanacak zam yüzde 36.20 olarak açıklandı. 1 Ocak’tan itibaren süresi 6 ay olan pasaport için 339 lira, 3 yıldan fazla süreli olanlar için 1477 lira ödenecek. 820 lira olan B sınıfı ehliyet harcı 2022’de bin 116 liraya yükselecek.
Doğalgazda mesken tarifesi sabit kalırken, sanayi ve elektrik üretim santrallerine yüzde 15 zam yapıldı. Zam elektrik fiyatlarında etkili olacak.
Boru Hatları ile Petrol Taşıma AŞ’nin (BOTAŞ) internet sitesinde Ekim ayına ilişkin tarife tablosu yayımlandı. Doğalgazda Ekim ayı için mesken tarifesi sabit kalırken, sanayi ve elektrik üretim amaçlı tarifeye yüzde 15 zam yapıldı.
Buna göre, BOTAŞ’ın konut tüketicileri için gaz dağıtım şirketlerine ekimde uygulayacağı satış fiyatı mevcut tarifede olduğu gibi 1000 metreküp doğal gaz için 1488 lira olarak belirlendi.
Ekim’de sanayi aboneleri için geçerli olacak tarife Eylül’deki tarifeye göre 1000 metreküp doğal gaz için yüzde 15 artışla 2 bin 358 lira, elektrik üretim santrallerinin kullandığı 1000 metreküp doğal gaz için ise yine yüzde 15 artışla 2 bin 724 lira oldu. Doğalgazda fiyat tarifeleri aylık olarak hesaplanıyor.
Elektrik üretim maliyetlerini doğrudan etkileyen zammın elektrik faturalarına da yansıması bekleniyor.
PİRHA-BOTAŞ, Ocak, Şubat ve Mart aylarının ardından Nisan tarifesinde de doğalgaza zam yaptı.
Doğalgaza bugünden itibaren geçerli olarak yüzde 1 oranında zam yapıldı.
Boru Hatları ile Petrol Taşıma AŞ’nin (BOTAŞ) internet sitesinde, Nisan ayına ilişkin tarife tablosuna göre, konut tüketicileri için gaz dağıtım şirketlerine uyguladığı satış fiyatı, Mart’ta geçerli olan tarifeye göre yüzde 1 artışla 1000 metreküp doğalgaz için 1302 lira 475 kuruş, sanayi ve elektrik üretim santralleri için ise 1456 lira 845 kuruş olarak belirlendi.
BOTAŞ, doğalgazda fiyat tarifelerini aylık olarak açıklıyor. Şirket, Ocak, Şubat ve Mart ayında da doğalgaz tarifesine yüzde 1 oranında zam yapmıştı.
PİRHA- Emekli ücretlerine yapılan zamlara ilişkin konuşan Mersinli yurttaşlar, açlık sınırının altında aldıkları maaş ile temel ihtiyaçlarını dahi karşılamada büyük sıkıntı çektiklerini belirterek, zammın yok hükmünde olduğunu belirttiler.
Tüketici Fiyat Endeksinin (TÜFE) açıklanmasıyla milyonlarca memur ve memur emeklisi ile işçi, esnaf ve çiftçi emeklilerinin maaşların yüzde 6-7 oranlarında değişen zamlar yapılmıştı.
PİRHA mikrofonu uzattığımız Mersinli yurttaşlar yeni yıla, ardı ardına gelen zamlarla girdiklerini hatırlatırken, kemer sıka sıka bir hal olduklarını dile getirdiler. Yurttaşlar, ekonomik krizin çıplak bir şekilde gözler önüne serildiği semt pazarlarında alım gücü düşen emeklilerin karış karış dolaştıkları pazarda en ucuz ürünleri bulma telaşında olduğunu kaydettiler.
“MAAŞ YETMEDİĞİ İÇİN EK İŞ YAPIYORUM”
Emekli maaşının kendine yetmediğini söyleyen ve seyyar tezgahta kıyafet satarak geçimini sağlamaya çalışan bir emekli yurttaş, kıt kanaat geçinirken başlayan salgınla birlikte işlerinin daha da kötüleştiğini ifade etti.
Yurttaş, “Emekliler geçinemiyor. Hayat şartları ağır. 26 sene özel kuruluşlarda çalışarak, ayrıca sigortamı kendim yatırarak emekli oldum. Maaşımıza 160 lira gibi bir zam gelecek. Elektriğe, suya, doğalgaza zam geliyor. Emekli maaşı en az asgari ücret düzeyinde olmalı. Belki böyle hayat şartları biraz daha iyileşir. Asgari ücret düzeyinde maaş alsaydık ek iş yapmamıza da gerek kalmazdı. Sabah buraya geliyor akşama kadar tezgah başında bekliyoruz” diye konuştu.
“KARNIMIZI EKMEK İLE DOYURUYORUZ, O BİLE PAHALI”
“Şu an pazardan geliyorum ve 100 lira bir poşet dolduramıyoruz” diyen ve aldığı emekli maaşı ile geçinmeye çalışan emekli bir öğretmen ise hayat pahalılığından şikayet ederek, ekmek ile karın doyurmak zorunda bırakıldıklarına dikkat çekti.
Emekli öğretmen, insanların sabahın erken saatlerinde ekmek büfeleri önünde sıraya girdiklerinin altını çizerek, “Emekli maaşı ile hiç bir şey alınmıyor. Emekli ölmüyor ama sürünüyor. Şu an pazardan geliyorum ve 100 liraya bir poşet dolduramıyoruz. Emekli maaşları insanın yaşayacağı düzeyde olmalı. Gerçekten evine et, süt, yumurta vs. götürebilecek isem maaş 5 bin TL’yi geçmeli. Ülkenin kuş uçmaz, kervan geçmez yerlerinde 30 yıl öğretmenlik yaptım. Rüyalarıma mahrumiyetten domatesler, salatalıklar girdi. Emekli maaşları kesinlikle iyileştirilmesi lazım. Emeklilikte rahat edelim diye zamanında maaşımızdan kesintiler yaptılar. Ama ne yazık ki karnımızı ekmek ile doyurmaya çalışıyoruz; ekmek bile pahalı. İnsanlar belediyenin ekmek büfelerinden ekmek alabilmek için sabahın beşinde sıraya giriyor. Bu emekliye reva değil. Bu emeklinin yaşayabileceği bir yaşam kalitesi değil. Emeklilerin bir araya gelip sokağa çıkması lazım, başka da çaresi yok. Bizi açlığa mahkum ettiler” ifadelerini kullandı.
“SARAYIN BİR ODASININ HARCAMASI KADAR MAAŞIMIZ OLMALI”
Bir diğer emekli öğretmen de, elektrik, su, doğalgaz ve kira gibi dertlerle boğuştuklarını kaydederek, “Emekli zammını çok komik buluyorum. Ne emekliyi, ne emekçiyi ne de çalışanı düşünen yok. Ülkede hiçbir canlıyı düşünen yok. 3000 lira emekli maaşının 1500 lirasını ev kirasına veriyorum. Elektrik, su aidat veriyorum hatta doğalgazı hiç yakmıyorum. Üniversite mezunu oğlum var işsiz. Banka kredileri ile geçiniyoruz. Pazarda ucuz ne var ise onları alıp geliyoruz. Sarayın bir odasının harcaması kadar emekli maaşım olsun bana yeter. Geçinebileceğim, iyi bir yaşam süreceğim bir maaş istiyorum. Okumayı seven insanım, ayda bir kitap alamıyorum. Et yiyemediğimiz için gönüllü vejeteryan oldum. Her şeyden kısıyoruz. Bize umut verecek hiç bir şey yok” diye belirtti.
“VERDİĞİMİZ VERGİLERİN KARŞILIĞINI İSTİYORUZ”
“5 büyük şirkete büyük paralar verilirken bize yüzde 7 zam yapılıyor” diyen bir emekli yurttaş ise devlet tarafından 5 büyük şirketin vergi borçlarını silinmesine tepki göstererek emekli maaşlarının kendilerine yetmediğini dile getirdi.
Emekli maaşları çok düşüklüğünden yakınan bir diğer emekli ise ülkedeki gıda fiyatlarının denetlenmediğine değinerek, “Gıda bile çok ülkemizde çok yüksek. Bu fiyatlar denetlenmiyor. Çok cüzi bir zam aldık. Emeklinin tatil yapabileceğine bile inanmıyorum. Yüzde 6-7 zam ile ne olur? Zam yok sayıyoruz biz” dedi.
Ekonomide, sağlık hizmetlerinde eşit yaşam istediğini ve verdiği verginin karşılığını almak istediğini ifade eden bir diğer emekli yurttaş da, şunları kaydetti:
“İnsanlar büyük sorunlar yaşıyor. Kimse mutlu değil. Sabah gözümüzü sorunsuz açamıyoruz. Hak ettiğimiz şekilde yönetilmiyoruz. İnsanların ekonomide, sağlık hizmeti almada eşit yaşamasını istiyoruz. Yapılan zam yetinilebilecek bir zam değil. Vergi veriyoruz ve bu vergilerin karşılığını istiyoruz. İnsanlar nefes alamıyor. Ciddi anlamda büyük bir kriz var” şeklinde konuştu.
PİRHA-Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘müjde’ olarak doğalgaz bulunmasına ilişkin yaptığı açıklamayı değerlendiren HDP Ekonomiden Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Garo Paylan,”İsraf düzeninin ‘kara deliği’ doğal gazla kapatılamaz” dedi.
Geçtiğimiz yıllarda da defalarca yüksek miktarlarda doğalgaz bulduğuna dair açıklamalar yapıldığını hatırlatan Paylan “Ülkemiz bu tür “müjdelere” yabancı değil, zira iktidar, geçtiğimiz yıllarda defalarca yüksek miktarlarda doğalgaz bulunmuştu.” dedi.
“TEK ADAM REJİMİ BU DEĞERLERİ YOK ETTİKÇE, EKONOMİMİZ ÇÖKMEKTEDİR”
Paylan, “Petrol ve doğalgaz bulunması, siyasetçiler tarafından, belki geçtiğimiz yüzyılda bir “müjde” olarak sunulabilirdi. Ancak bilgi, teknoloji ve bilişim çağını yaşadığımız bu yüzyılda, petrol ve doğalgaz sahibi olmak gittikçe önemsizleşen bir detay haline gelmektedir. Bu yüzyılda, insani ve ekonomik gelişme sağlamak için; demokrasinin, hukuk devletinin, şeffaf ve güvenilir kurumların varlığı olmazsa olmazdır. Tek adam rejimi bu değerleri yok ettikçe, ekonomimiz çökmektedir.” açıklamasında bulundu.
Açıklamasında petrol ve doğalgaz zengini ülkelerin büyük çoğunluğunun sefalet içinde olduğunu belirten Paylan, “Totaliter rejimlerce yönetilen ülkelerin doğalgaz ve petrol varlıkları, o ülkelere refah getirmemiştir. Öte yandan, bu kaynaklara sahip olmayan ancak iyi yönetilen, demokratik ülkelerin vatandaşları ise refah içinde yaşamaktadır. Venezuela, İran, Azerbaycan petrol zengini ülkeler olmalarına rağmen, kötü yönetildikleri için ‘yoksul’; Japonya, Almanya ise iyi yönetildikleri için, petrol ve doğalgaz kaynakları olmamasına rağmen, ‘zengin’ ve vatandaşlarına refah sunabilen ülkelerdir.” dedi.
“TEK ADAM REJİMİ; İKİ SENEDE ÜLKE EKONOMİSİNİ BATIRMIŞ”
Garo Paylan açıklmasının devamında; “Tek adam rejimi; iki senede ülke ekonomisini batırmış, Merkez Bankası rezervlerini tüketmiş, halkı işsizlik ve yoksulluğa mahkûm etmiştir. Tek adam rejiminin; saray, yandaş ve savaş politikaları ülkemizin kaynaklarını tüketmiştir. Demokrasi krizinin yarattığı güven bunalımı, ekonomik krizi gittikçe derinleştirmiştir. Yıllar sonra çıkarılacak, yıllık birkaç milyar dolarlık doğalgaz, bu israf düzeninin kara deliğini kapatamayacaktır. Vatandaşlarımız, bu kış, doğalgaz faturalarını nasıl ödeyeceğini düşünmektedir. Vatandaşlarımıza, doğalgazla ilgili verilecek en iyi “müjde”: “İhtiyaç sınırına kadar ücretsiz doğalgaz” sağlamak olacaktır.” ifadelerini kullandı.
PİRHA- CHP Milletvekili Başarır, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Dönmez’e, Rusya’nın Avrupa ülkelerine bir metreküp doğalgazı 115-120 dolar civarında satarken, Türkiye’ye neden 250-280 dolar aralığında sattığını sordu.
CHP Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez’e Rusya’nın Avrupa ülkelerine bir metreküp doğalgazı 115-120 dolar civarında satarken, Türkiye’ye neden 250-280 dolar aralığında sattığını sordu.
Konuyla ilgili Meclis’e soru önergesi veren Ali Mahir Başarır, Rusya’nın Avrupa ülkelerine bir metreküp doğalgazı 115-120 dolar civarında satarken, Türkiye’ye 250-280 dolar aralığında sattığını belirtti.
“Aradaki bu ürkütücü farkın gerekçeleri nelerdir? diye soran Başarır, bu farklılığın Türkiye’nin doğalgaz anlaşmalarını petrol fiyatlarına dayalı ve uzun vadeli anlaşmalar yapmasından kaynaklandığını ifade etti. Başarır, “Doğalgaz alımında Avrupa ülkeleri kısa dönemli petrol endeksli araştırmalara yönelirken, Türkiye neden uzun vadeli petrol endeksli araştırmalar yapmaktadır?” dedi.
Temin edilen doğalgaz fiyatının yüksekliği sebebiyle çoğu vatandaşın faturasını ödemekte zorlandığı ve bu sebepten doğalgazların kesildiğini belirten Başarır, “Ekonominin dibe çöktüğü ülkemizde, halkımıza daha ucuz doğalgaz faturaları yansıtmak için ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?” diye sordu.
CHP Milletvekili Ali Mahir Başarır, Akkuyu’da inşa edilen ve tamamı Rus Devlet Şirketi’ne ait olan nükleer santralden elde edilecek elektriğin de Avrupa ülkelerinden daha pahalıya alınmasını, bu konuda 15 yıl alım garantisi vermesini ve bunun Rusya’ya bağımlılığı arttırdığını belirterek, “Enerji yönünden bir tek ülkeye bu denli bağımlı olmak ileride tehlikeli sonuçlar doğurmaz mı?” diye sordu.
Son günlerde art arda gelen zamlara bir yenisi daha eklendi. Doğalgaz fiyatlarına yüzde 14,90 zam yapıldı. Fiyatların 1 Eylül 2019’dan itibaren geçerli olacağı belirtildi. Doğalgaza, 1 Ağustos’ta da yüzde 15 zam gelmişti.
EPDK’den yapılan açıklamada, Boru Hatları ile Petrol Taşıma Anonim Şirketi’nin (BOTAŞ) ilan ettiği doğal gaz toptan satış fiyatları kapsamında, konut tüketicilerinin de dahil olduğu yıllık 300 bin metreküp ve altı tüketiciler için nihai doğal gaz satış fiyatlarında ortalama yüzde 14,90 artışa gidildiği kaydedildi.
Açıklamada, yeni fiyatların 1 Eylül 2019 tarihinden itibaren geçerli olacağı bilgisine yer verildi. Doğalgaza, 1 Ağustos’ta da yüzde 15 zam gelmişti.