Etiket: doğan çelik

  • Düzgün Baba’da kirlilik ve tahribata tepki: Çorapla, çaputla değil, temiz bir yürekle gelin-VİDEO

    Düzgün Baba’da kirlilik ve tahribata tepki: Çorapla, çaputla değil, temiz bir yürekle gelin-VİDEO

    PİRHA- Sanatçı Doğan Çelik, Düzgün Baba ziyaretinde kutsal mekanlarda bırakılan çorap, ayakkabı bağı, naylon ve bez parçalarına tepki gösterdi. Çelik, “Buralar atalarımızın, dervişlerimizin mekanıdır. Ziyaret yerlerini kirletmek inanca da hakikate de aykırıdır” dedi.

    Dersim’in Nazımiye ilçesinde bulunan ve Aleviler açısından en önemli ziyaret merkezlerinden biri olan Düzgün Baba’da konuşan sanatçı Doğan Çelik, son dönemde yaşanan tahribatların yanı sıra ziyaret alanlarında bırakılan çorap, bez, naylon ve benzeri atıklara tepki gösterdi. Kutsal mekanların temiz tutulması gerektiğini vurgulayan Çelik, “Dilek dilemek adına bırakılan bu eşyalar ne inancımızda vardır ne de kabul görür” ifadelerini kullandı.

    Düzgün Baba ziyaretinde kamuoyuna seslenen Çelik, kutsal mekanların giderek kirletildiğini belirterek, ziyaret alanlarında gördüğü manzaranın kendisini üzdüğünü söyledi.

    Türbenin çevresinde çoraplar, ayakkabı bağları, naylon poşetler ve çeşitli bez parçaları bulunduğunu gösteren Çelik, “Biz buraya lokmamızı paylaşmaya, niyaz etmeye, atalarımızın yoluna yüz sürmeye geliyoruz. Ama kutsal mekanlarımızın başında çorapların, bezlerin, naylonların ne işi var?” diye sordu.

    İnanç merkezlerinin kirletilmesinin kabul edilemez olduğunu belirten Çelik, dileklerin çaput bağlayarak ya da çeşitli eşyalar bırakarak gerçekleşeceğine dair anlayışın yanlış olduğunu ifade etti. Çelik, “Buraya bez atan, tülbent bağlayan, çorap bırakanlar şunu bilsin; hakikat böyle bir davranışı kabul etmez. Ben bir insan olarak kabul etmiyorum, dervişlerin mekanı neden kabul etsin?” dedi.

    “BU DAĞLAR BİZİ SOYKIRIMLARDA DA KORUDU”

    Düzgün Baba’nın yalnızca bir ziyaret yeri olmadığını vurgulayan Çelik, bölgenin tarih boyunca Dersim halkı için bir sığınak olduğunu hatırlattı.

    “Bu mağaralar, bu dağlar fırtınalarda, yağmurlarda, sürgünlerde ve katliamlarda halkımıza yuva oldu” diyen Çelik, bugünlere ataların bıraktığı inanç mirası sayesinde gelindiğini belirtti.

    “İNANÇ SİYASET ÜSTÜDÜR”

    Konuşmasında inanç mekanlarının siyasal tartışmaların dışında tutulması gerektiğini de dile getiren Çelik, “İnanç siyasetten üstündür. Hiçbir inanç merkezine siyaset bulaştırılmamalıdır. Bizim yolumuz sevgiye, barışa, huzura ve erdeme dayanır. Yolumuzun temelinde kişinin önce kendisini dara çekmesi vardır” ifadelerini kullandı.

    Alevi inancında doğa ve ışığın önemli bir yere sahip olduğunu hatırlatan Çelik, “Biz ışığın çocuklarıyız. Annelerimiz, dedelerimiz güneşi niyazlayarak güne başlardı. Kapımıza gelen herkese ‘Hak eyvallah’ diyen bir kültürün evlatlarıyız” dedi.

    Çelik, son olarak Düzgün Baba başta olmak üzere tüm ziyaret yerlerine sahip çıkılması çağrısında bulunarak, “Ziyaretlerimizi tahrip etmeyin, kirletmeyin. Bu mekanlar binlerce yıllık inanç ve hafızamızın emanetidir” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Doğan Çelik: Dersim, dili ve inancına sarılırsa yeniden kendi kimliğini bulabilir-VİDEO

    Doğan Çelik: Dersim, dili ve inancına sarılırsa yeniden kendi kimliğini bulabilir-VİDEO

    PİRHA-Dersim’de uyuşturucu ve çeteleşmenin çoğalmasına dair konuşan Sanatçı Doğan Çelik, “Dersim’in sanatçılarına, sivil toplum örgütlerine, siyasi partilerine ve inanç kurumlarına büyük sorumluluklar düşüyor. Herkes birlikte hareket etmeli ve ‘kentimiz için ne yapmalıyız?’ diye sormalıyız. Dersim, dili ve inancına sarılırsa yeniden kendi kimliğini bulabilir” dedi.

    Dersim’de son zamanlarda uyuşturucu ve çeteleşme artarken, halk bu durum karşısında endişeli. Dersim Emek ve Demokrasi Platformu öncülüğünde 10 Temmuz’da ‘Uyuşturucuya, çeteleşmeye ve her türlü şiddete hayır diyoruz’ şiarıyla yürüyüş yapılmıştı.

    Sanatçı Doğan Çelik ile kentte son zamanlarda artan uyuşturucu, çeteleşmeye ilişkin çözüm noktasında neleri yapılması gerektiği üzerine konuştuk.

    “ÇETELEŞME VE UYUŞTURUCU İÇİN YÜRÜYÜŞ ANLAMLIDIR AMA TEK BAŞINA BİR ŞEY DEĞİŞTİRMEZ”

    Böyle güzel bir halkın evlatlarının böyle olmaması gerektiğini söyleyen Doğan Çelik, “Son 10-15 yıl içerisinde çeteleşme ve uyuşturucu çoğaldı ve yaşananlar çok üzücü bir şey. Burada tabii ki çocuklarını yetiştirirken anne ve babalara da büyük görevler düşüyor. Sokakta kültürle ve dille ilişkilenen insan da bulamıyoruz. O yüzden bence dilinden ve inancından ne kadar uzaklaşırsan o kadar başka bir şeye dönüşürsün. Bir de Dersim’de siyasi çalışmalar yürüten arkadaşlara da çok iş düşüyor. Çünkü onlar bu kentin siyasetini yürütüyorlar, dolayısıyla öncülük yapan arkadaşlarımız bire bir sokakta sürekli insanlarla ilişkili olmak zorundalar. Çeteleşme ve uyuşturucu için Sanat Sokağı’ndan Seyit Rıza Meydanı’na yürümek anlamlıdır ama tek başına bir şey değiştirmez” dedi.

    “SANATÇILARA, SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİNE, SİYASİ PARTİLERE VE İNANÇ KURUMLARINA BÜYÜK SORUMLULUKLAR DÜŞÜYOR”

    Dersim merkezin dışında artık köylerde de sıkıntılar yaşanmaya başlandığını belirten Çelik, “Köylerde de vakalar olmaya başladı. Sosyalizmin omurgasının olduğu yerde bu tür şeylerin çoğalması da garip bir durum. O yüzden Dersim’in sanatçılarına, sivil toplum örgütlerine, siyasi partilerine ve inanç kurumlarına büyük sorumluluklar düşüyor. Herkes birlikte hareket etmeli ve kentimiz için ne yapmalıyız diye sormalıyız. Dersim’deki gençlerle sohbet etmek zorundayız ve onlara alan açıp görev ve sorumluluklar vermeliyiz” diye ifade etti.

    “DERSİM, DİLİ VE İNANCINA SARILIRSA YENİDEN KENDİ KİMLİĞİNİ BULABİLİR”

    Dersim’in yeniden kendi kimliğini bulması için diline ve inancına sarılması gerektiğini vurgulayan Çelik, “Toplumun inancı ve dili üzerinden o insanlara gidersen o insanlar hatalarında vazgeçebilirler. Ama günümüzde kent sokağında böyle bir anlayış yok biz tüm inançları köylere, dağlara yüklüyoruz bu da yanlış bir yöntem. Kentin merkezinde de bu işler sürdürülmeli. O yüzden senin diline ve inancına sarılmayan bir toplum anlayışı varlığını yürütmesi mümkün değildir. O yüzden Dersim’deki siyasi parti ve sivil toplum örgütlerinin temsilcileri bu işlere bulaşmış kişilerle sosyal medyadan değil de bire bir konuşmalılar” diye konuştu.

    Cihan BERK/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:
    -Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, halkı çeteleşmeye karşı yürüyüşe davet etti-VİDEO
    -Dersim’de uyuşturucuya ve çeteleşmeye karşı yürüyüş: Dersim sahipsiz değildir!-VİDEO
    -Dersimli yurttaşlar: Uyuşturucu ve çeteleşmeye devlet izin veriyor-VİDEO
    -Dersimli sanatçılardan uyuşturucu ve çeteleşmeye karşı mücadele çağrısı-VİDEO
    -Cevdet Konak: Uyuşturucu ve çeteleşmeye karşı toplumsal bir gücü örgütlememiz gerekiyor-VİDEO

  • Ozan Serdar ve Doğan Çelik, 28 Mayıs’ta Dersim’de konser verecek-VİDEO

    Ozan Serdar ve Doğan Çelik, 28 Mayıs’ta Dersim’de konser verecek-VİDEO

    PİRHA-Kırmancki (Zazaca) kılamlarıyla bilinen Dersimli sanatçılar Ozan Serdar ve Doğan Çelik, 28 Mayıs’ta Dersim’de konser verecek. Ozan Serdar ve Doğan Çelik, yaptıkları çağrıyla herkesi konsere davet etti.

    Kırmancki (Zazaca) kılamlarıyla bilinen Dersimli sanatçılar Ozan Serdar ve Doğan Çelik, 28 Mayıs’ta Dersim’de saat 20.30’da Tunceli İl Kültür Merkezi’nde konser verecek.

    Ozan Serdar Kırmancki, Doğan Çelik ise Türkçe çağrı yaparak herkesi konsere davet etti.

    “ANADİLİMİZLE İLE ŞARKILARIMIZI BİRLİKTE SÖYLEYELİM”

    28 Mayıs’taki konsere herkesi davet eden Ozan Serdar, “Gelin hep birlikte konserde kendi anadilimiz ile şarkıları birlikte söyleyelim” diye belirtti.

    “DİLİMİZ VARLIĞIMIZ VE YAŞAMIMIZDIR”

    Konserde hep birlikte klamlarımızı söyleyelim diyen Doğa Çelik, “Hep birlikte yaşama ve güzele dair vakit geçirelim. Bu toprağın dili sanatçısıyla, ağacıyla, yaprağıyla yaşatmak için kendi tabiatımıza olan sorumluluklarımızı canlı tutalım. Dilimiz varlığımız ve yaşamımızdır” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Sanatçı Doğan Çelik, Dersim’de 6 Mart’ta konser verecek

    Sanatçı Doğan Çelik, Dersim’de 6 Mart’ta konser verecek

    PİRHA-Kırmancki (Zazaca) kılamlarıyla bilinen Dersimli sanatçı Doğan Çelik, 6 Mart Çarşamba günü, Dersim’de bir konser verecek. Çelik’e, bas gitarda Sitar Tosunoğlu ve perküsyonda Zeynel Abidin Güngör eşlik edecek.

    Dersimli sanatçı Doğan Çelik, 6 Mart Çarşamba günü, Dersim’de bir konser verecek. Çelik’e, bas gitarda Sitar Tosunoğlu ve perküsyonda Zeynel Abidin Güngör eşlik edecek. Kırmancki (Zazaca) kılamlarıyla bilinen Doğan Çelik’in konseri saat 20.00’de Tunceli İl Kültür Merkezi’nde verilecek.

    PİRHA/DERSİM

  • Doğan Çelik: 12 Eylül’de Amed zindanında çok zulüm gördük ama direndik-VİDEO

    Doğan Çelik: 12 Eylül’de Amed zindanında çok zulüm gördük ama direndik-VİDEO

    PİRHA-12 Eylül’de Diyarbakır Cezaevi’nde çok zulüm gördüklerini ifade eden Doğan Çelik, “Ancak zulmün ve baskının olduğu yerde direnişte vardır. 70’li yıllarda Sagros zindanında yaşanan işkenceleri anlatırlardı ama biz Amed zindanında oradaki zulmün bin katını gördük” dedi.

    Kenan Evren’in başını çektiği 12 Eylül 1980 askeri darbesi, 43’üncü yılını geride bıraktı. Yeni bir rejimin önünü açan darbe, zulüm, işkence, idam ve ölümlerle Türkiye’nin en karanlık dönemlerinden biri olarak tarihe geçti.

    Resmi rakamlara göre; 650 bin kişinin gözaltına alındığı, 230 binin kişinin askeri mahkemelerce yargılandığı, 52 bin kişinin tutuklandığı, 48 kişinin idam edildiği, 171’i işkence sonucu olmak üzere 300 kişinin yaşamını yitirdiği, yüzlercesinin kaybedildiği, binlercesinin işkence tezgahlarından geçtiği askeri darbe, hala yüzleşmeyi bekleyen bir hafıza oluşturdu.

    12 Eylül askeri darbesi yaşandığında Diyarbakır Cezaevi’nde olan Doğan Çelik, o dönemde yaşadıklarını PİRHA’ya anlattı.

    “ÇOK ZULÜM GÖRDÜK”

    12 Eylül rejimini lanetlediğini ifade ederek sözlerine başlayan Doğan Çelik, “O yıllar çok farklı yıllardı. 12 Eylül’de Amed zindanında çok zulüm gördük. Ancak zulmün ve baskının olduğu yerde direnişte vardır. 70’li yıllarda Sagros zindanında yaşanan işkenceleri anlatırlardı ama biz Amed zindanında oradaki zulmün bin katını gördük. Mazlum Doğan’a çok işkence yapıyorlardı ama Mazlum Doğan bize ‘Sizi korkutuyorlar, işkence yapıyorlar ama direnin’ diyordu. Çok işkence gördük, Amed zindanındaki arkadaşlar cezaevinden çıktıktan sonra yaşadığımız işkenceleri konuşurken biz bu işkencelere nasıl dayandık diye konuşuyorduk. Her mahkemeye gittiğimizde sabah kahvaltısında çorbaya sabun koyarlardı herkesi ishal ederlerdi. Ellerimiz ve ayaklarımız bağlı bir şekilde 2 saat boyunca bekletirlerdi, mahkemeye giderken bir sürü arkadaşımız ishal olup mahkeme salonunda kendini tutamadığı oldu” dedi.

    “BÜTÜN YAŞANANLARIN HESABININ SORULACAĞINA DAİR UMUT VARDI”

    Cezaevinden çıktıktan sonra hiçbir şeyin eskisi gibi olmadığını ve herkesin korkutulduğunu söyleyen Çelik, “Bizimle beraber cezaevinde olan arkadaşlarımız bile korkup bize selam vermiyorlardı. İnsanlar neden bu kadar değişti diye düşünüyorsun. Bir gün bütün bu yaşananların hesabının sorulacağına yönelik umut vardı, cuntacıların bütün baskısı ve zulmü beni o kadar etkilememişti. Halkın direnişinde bir sorun yok ancak küçük hesaplar peşinde olanların hesaplarının bozulması gerekiyor. Biz bu sürecin çok sancılı geçtiğini görüyoruz ama bu sürecinde aşılacağını ve daha güzel şeylerin olacağına inanıyorum” diye konuştu.

    Cihan BERK/DERSİM

  • Doğan Çelik, Erivan Barut ve Destina Aktar ile birlikte ‘Xırabo klamı’nı okudu-VİDEO

    Doğan Çelik, Erivan Barut ve Destina Aktar ile birlikte ‘Xırabo klamı’nı okudu-VİDEO

    PİRHA-Sanatçı Doğan Çelik, Kick Box Dünya Şampiyonu Erivan Barut ve Almanya’da basketbol oynayan Destina Aktar ile birlikte Pülümür Nehri kenarında Xırabo klamını okudu. Dile, kültüre ve inanca yoğunlaşılması gerektiğini vurgulayan Doğan Çelik, “Eğer kültürümüzün kaybolması üzerine bir kaygımız var ise çocuklarımızın geleceğini şimdiden çizmeliyiz” dedi.

    Türkiye’de 4 ile 6 milyon arasındaki kişinin ana dili olan Kırmançki yok olma tehlikesi altında olan diller arasında ve Kırmançki dilinde yazılı eserler, görsel yayınlar, akademik çalışmalar da oldukça sınırlı olduğundan yeni nesillere dilin aktarılmasında sorunlar yaşanıyor.

    Dersim’de spor ve sanat alanında devletin yeterince yatırım yapmamasından dolayı gençler ilgilendikleri alanlarda ilerleyemiyor ve başarılı sporcular oldukça sınırlı kalıyor.

    Sanatçı Doğan Çelik, 23 yaşındaki Kick Box Dünya Şampiyonu Erivan Barut ve Almanya’da yaşayıp basketbol oynayan 16 yaşındaki Destina Aktar ile birlikte Pülümür Nehri’nde Xırabo klamını söyledi.

    “HEDEFİM OLİMİYAT ŞAMPİYONU OLMAK”

    16 yaşında Kick Box sporuyla tanıştığını söyleyen Erivan Barut, “Bu tanışma benim hayatımın dönüm noktası oldu. Sporla tanıştıktan sonra daha özgüvenli bir insan haline geldim. 2017 yılında ilk defa yapılan Türkiye şampiyonasına katıldım ve orada 3. Lük elde ettim ve ‘ben bu sporu yapabilirim’ dedim. Pes etmeden yoluma devam ettim ve 2019 yılında Türkiye şampiyonu oldum, Kick Box branşında Dünya şampiyonu oldum. Şimdiki hedefim Olimpiyat şampiyonu olabilmek” dedi.

    “DİLİMİZ UNUTULMAMALI”

    Bu topraklardan çıktığı için kendisini çok şanslı hissettiğini ifade eden Barut sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Çünkü yaşadığımız bölge havasıyla, suyuyla, toprağıyla muhteşem bir yer. Ben spor konusunda Dersim’de bir örneğim benim başarılarımın ardından birçok kız çocuğu spora başlamak istedi. Yaşadığımız bölgeye spor konusunda yatırımlar yapılırsa çok daha başarılı sporcuların bu topraklardan çıkacağını düşünüyorum. İnançlarımızı çok güzel bir şekilde yansıtmasından dolayı Xırabo şarkısını seçtik. Dilimiz çok önemli, ben dilimizi çok seviyorum ve konuşmak istiyorum o yüzden dilimiz unutulmamalı.”

    Destina Aktar ise, “Dersimliyim ama Almanya’da yaşıyorum. 16 yaşındayım. Bende basketbol oynuyorum” diye belirtti.

    “ÇOCUKLARIMIZA SAHİP ÇIKMAMIZ GEREKİYOR”

    İki genç insanla beraber olmanın kendisi için büyük bir onur olduğunu vurgulayan Doğan Çelik, “Onlar benim geleceğim, toprağım, yaprağım, suyum, ağacım yani her şeyim bu çocuklar. Çocuklarımızın hayatına dokunmazsak onlar da geleceğe dokunamazlar. Sivil toplum örgütleri, Avrupa ve Türkiye’deki Dersim federasyonları tüm çabalarıyla dile, kültüre ve inanca yoğunlaşsınlar. Çocuklar her yerde büyüyebilir ama nasıl büyüdüğü çok önemlidir. Eğer kültürümüzün kaybolması üzerine bir kaygımız var ise çocuklarımızın geleceğini şimdiden çizmeliyiz. Çocuklarımıza sahip çıkmamız gerekiyor” diye konuştu.

    Cihan BERK-Nuray ATMACA/DERSİM

  • Doğan Çelik’in yeni albümü ‘Kılamâ Vayi’ (Rüzgarın Şarkıları) çıktı-VİDEO

    Doğan Çelik’in yeni albümü ‘Kılamâ Vayi’ (Rüzgarın Şarkıları) çıktı-VİDEO

    PİRHA- Doğan Çelik’in yeni albümü ‘Kılamâ Vayi’ (Rüzgarın Şarkıları) Kalan Müzik etiketiyle çıktı. Albümde 13 eser yer alırken, Doğan Çelik, içinde doğduğu dile-kültüre karşı sorumluluk duyduğunu ve bu bilinçle sanatını biçimlendirdiğini ifade ediyor.

    Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü’nün (UNESCO) yok olmayla karşı karşıya olduğu lehçeler arasında gösterdiği Kirmanckî (Dımilki) yer alıyor. Kurmancki’nin yok olmaması için sanatsal çalışmalar yapılmaya devam ediliyor.

    Kurmancki’nin yok olmaması için çalışma yürüten Sanatçı Doğan Çelik yeni bir albüm çıkardı.

    Etnik folk müzik sanatçısı Doğan Çelik, dokuz yıl sonra ikinci solo albümü ‘’KILAMÊ VAYÎ’’ (Rüzgarın Şarkıları) ile dinleyicisiyle buluşuyor. İlk albümü ‘’ZEWT’’ (Beddua) ile farklılığını hissettiren sanatçı, ikinci çalışması Kilamê Vayî ile anadilinin olanaklarını genişletiyor. Bu albümde kendi tarzını kalıcılaştırma uğraşı içine giren sanatçı, çabasının karşılığını, başarılı bir işe imza atarak alıyor.

    Doğan Çelik, ilk solo albümü olan Zewt’ten dokuz yıl sonra hazırladığı Kilamê Vayî’de, ilk albümünde olduğu gibi kendi eserlerini icra ediyor. Sadece kendi eserlerini okuyan sanatçı bu yönüyle çağdaş ozanlık geleneğini de sürdürüyor.

    Söz ve müzikleri sanatçıya ait olan çalışmanın 11 eseri Kirmanckî, 2 eseri de Türkçe dillerinde. Albüm bu yönüyle yok olma tehlikesi altında olan Kirmanckî (Zazaca) için bir olanağa dönüşme iddiasında. Doğan Çelik bu pratiğiyle toplumsal bir misyon da yüklenmiş oluyor.

    “DERSİM’İN DERDİNİ DERDİM BİLEREK ŞARKILARIMI EZGİLİYORUM”

    İçinde doğduğu dile-kültüre karşı sorumluluk duyduğunu ve bu bilinçle sanatını biçimlendirdiğini ifade eden Doğan Çelik, ‘’Çünkü ana ve atalarım, çocukken kulağıma bu dili, bu dilin müziğini, sevincini ve hüznünü fısıldadılar. Bunlardan azade müzik yapmam mümkün değil. Etno dinsel kimliğinden dolayı yüz yıllardır tahrip edilen yurdum Dersim’in derdini derdim bilerek şarkılarımı ezgiliyorum’’ diyor.

    Sanatçı Kilamê Vayî çalışmasında, ilk albümü Zewt’te olduğu gibi geleneksel Kürt Alevi müziği temalarını kullandığı gibi, dünya müziklerinden de temalar kullanmış. Örneğin bir eserde folklorik Anadolu ezgisi tonu duyulurken, ötekisinde Country, Caz, Reggae tonlarını duymak mümkün. Böylece yerelden evrensele akan bir ırmak olarak, kendi mecrasını oluşturuyor, onun sekanslarından akıyor.

    ÜNLÜ MÜZİK İNSANLARININ İMZASI VAR

    Sanat yönetmenliğini Doğan Çelik’in yaptığı albümün eser düzenlemelerinde Kemal Dinç, Cansun Küçüktürk, Erdem Altınses, Serhat Ayebe, Ümit Uçar, Ari Hergel gibi ünlü müzik insanlarının imzaları dikkat çekiyor.

    Geçmişten geleceğe bu topraklarda yaşayan halklar için bir köprü olmayı hedefleyen ‘’KILAMÊ VAYÎ’’ (Rüzgârın Şarkıları) tüm müzik marketlerde ve dijital platformlarda!

    PİRHA/DERSİM

     

     

  • ‘Pir Haber Ajansı bizim sesimizdir, erişim engeli kaldırılsın’-VİDEO

    ‘Pir Haber Ajansı bizim sesimizdir, erişim engeli kaldırılsın’-VİDEO

    PİRHA-Sanatçılar, PİRHA’ya Hatay 1. Sulh Ceza Hakimliği kararıyla hiçbir gerekçe gösterilmeden erişim engeli getirilmesine  tepki göstererek, “Pir Haber Ajansı bizim sesimizdir erişim engeli kaldırılsın, haber alma özgürlüğümüz kısıtlanmasın” dedi.

    2016 yılından bu yana yayın hayatını sürdüren, Alevi toplumuna ait bir haber ajansı olması açısından bir ilk olan ve ‘pirha.net’ adresi üzerinden yayın yapan Pir Haber Ajansı’na (PİRHA) dün (9 Mart) Hatay 1. Sulh Ceza Hakimliği kararıyla hiçbir gerekçe gösterilmeden erişim engeli getirildi.

    PİRHA’ya erişim engeli getirilmesine yönelik tepkiler gelmeye devam ediyor. sanatçılar, Pir Haber Ajansı’na getirilen erişim engelinin kaldırılmasını dile getirdiler.

    “ERİŞİM ENGELİ KALDIRILSIN”

    Sanatçıların açıklamaları şöyle:

    “Doğan Çelik: Yüzyıllardır Alevilerin dili, inancı inkar edilir sanatçısı, ozanı yakılır, sürgün edilir. Atalarımız bizi insan olarak büyüttüler hiçbir dini, dili ve inancı ayırt etmeyiz bu insan olmanın bir gerçeğidir. Fakat Alevilerin vergisiyle camilerin elektriği, suyu ödenir fakat inancımızı halen tanımazlar, sesimizi duymazlar ve çektiğimiz acıyı hissetmezler hakkımı helal etmiyorum. Pir Haber Ajansı bizim sesimizdir, Alevilik diğer topluluklar gibi yeryüzündeki bir gerçektir.

    Ali Baran: Dünya ile penceremiz olan Pir Haber Ajansına engelleme getirildi. Dünya ile ilişkilerimizi koparmak istiyorlar Dersimli bir sanatçı olarak bunu kınıyorum, bin yıldır yapılan zulüm ve baskı devam ediyor bu anlayışı lanetliyoruz.

    Metin Kahraman: Pir Haber Ajansı’na getirilen erişim engeli derhal kaldırılsın, muhalif basına yönelik baskıları protesto ediyorum.

    Zeynep Kılıç: Pir Haber Ajansı’na uygulanan erişim engeli halkın haber alma hakkının engellemek demektir. Erişim engeli kaldırılsın.

    Mazlum Büyüktaş: Derhal Pir Haber Ajansı’na yönelik erişim engeli kaldırılsın, haber alma özgürlüğümüz kısıtlanmasın.

    Grup Yorum: Erişim engeli yaşadığınızı duyduk.  Yalnız olmadığınızı, dayanışma içinde olduğumuzu belirtiyoruz. Grup Yorum olarak selamlarımızı gönderiyoruz.

  • Sanatçı Doğan Çelik: Xızır ayı vicdanın ve hukukunun hatırlatılmasıdır-VİDEO

    Sanatçı Doğan Çelik: Xızır ayı vicdanın ve hukukunun hatırlatılmasıdır-VİDEO

    PİRHA- Sanatçı Doğan Çelik, içinde bulunduğumuz Xızır ayına ve bu ayda tutulan oruca ilişkin “Xızır ayı bizler için vicdan muhakemesidir” dedi.

    Aleviler için kutsal olan aynı zamanda bolluğu, bereketi, barışı, sevgiyi ve baharı müjdeleyen Xızır ayı devam ediyor.

    Aleviler için Xızır ayının çok önemli olduğunu vurgulayan Dersimli Sanatçı Doğan Çelik, “Xızır ayı bizler için büyük önem arz etmektedir. Bu ayda lokmalarımızı, niyazlarımızı pay ederiz. Kapı komşuyla cemal cemale geliriz” dedi.

    “NEFSİMİZİ DAR’A ÇEKMEK, İNSAN OLMA DEĞERLERİMİZDEN BİRİDİR”

    Çelik, Xızır ayının Aleviler için vicdan muhakemesi olduğuna vurguda bulunarak, “Bu ay aynı zamanda her can ve renkle payidar yaşadığımızın, evrenin bir parçası olduğumuzun, vicdanın ve hukukunun hatırlatılmasıdır. Cümle aleme iyi dileklerle seslendiğimiz bu ayda nefsimizi dara çekeriz. Bizler için canlı ve cansız fark etmeksizin bütün varlıklar büyük önem arz etmektedir. Bu bağlamda da kalbimizi, nefsimizi dara çekmek insan olma değerlerimizden biridir. Aynı zamanda darda kalana, yolda kalana, mazluma yar olsun dediğimiz bir ritüelin parçasıyız. Yani bizler onun bir parçasıyız, o da bizlerin bir parçasıdır” diye konuştu.

    “XIZIR AYI  İNANCIMIZIN MİHENK TAŞLARINDAN BİRİDİR”

    Alevilikte zulme, baskıya, hor görmeye, ötekileştirmeye, ezmeye ve sömürge gibi bir haksızlığa yer olmadığını ifade eden Çelik şöyle konuştu:

    “Xızır ayı orucu, bizi şekillendiren inancımızın mihenk taşlarından biridir. Hepimizin birlikte yaşayabileceği, nefsimizi, nefesimizi evrene bıraktığımız ve iyi dilekler dilediğimiz bu ayda bütün canlıların ve cansızların gerçeğine hü deriz. Ben herkese saygılarımı ve sevgilerimi sunuyorum. Hakikat meydanında, Hakk divanında lokmalarımız ve niyazlarımız kabul ola diyorum” dedi.

    Diren SATI / İSTANBUL

  • Sanatçı Mikail Aslan’dan çağrı: Sorumlu davranalım; yaşlılarımıza sahip çıkalım-VİDEO

    Sanatçı Mikail Aslan’dan çağrı: Sorumlu davranalım; yaşlılarımıza sahip çıkalım-VİDEO

    PİRHA – Koronavirüs salgınının dünyada giderek yayılmasının ardından Sanatçı Mikail Aslan’dan çağrı geldi. Aslan, koronavirüs salgınına karşı doktorlara ve bilim insanlarına kulak verilmesi gerektiğini belirterek, “Umut ediyorum ki bu toplumsal hastalık gider ve tabiata karşı küresel bir bilinçlenme daha büyük bir saygıya dönüşür” dedi. 

    Dünyayı ve Türkiye’yi etkisi altına alan koronavirüs salgınından korunmanın en etkili yöntemi eve kapanmak. Almanya’da yaşayan sanatçı Mikail Aslan, koronavirüsten korunmak için eve kapandıklarını ifade ederek yaşlılar için de çağrıda bulundu. Aslan, dünyada olan hiçbir şeyin sebepsiz olmadığının altını çizerek, bu toplumsal hastalığın biteceğini ve tabiata karşı küresel bir bilinçlenmenin oluşacağını umut etiğini söyledi.

    “DOKTORLARIN SÖYLEDİKLERİNE KULAK VERELİM”

    Aslan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda koronavirüsten özellikle yaşlıların korunması gerektiğini belirterek şu çağrıyı yaptı:

    “Son günlerde hepimiz aynı durumları yaşıyoruz. Çoğumuz evlerimizdeyiz. Bu virüs belası çocuklarınızdan uzak dursun, kapınızın eşiğinden içeri girmesin desek de biraz da bizim gayret etmemiz gerekiyor. Nasıl bir gayret; Ana dilimizde güzel bir söz var ‘Hakk’ın bir derece aşağısında doktor var’ diyor. Bu sebeple doktorlarımızın, bilim adamlarımızın söylediklerini kulak ardı etmeyelim. Onları dinleyelim. Özellikle en büyük tavsiyeleri yaşlı insanlarımızı kalabalık ortamlardan uzak tutalım. Yaşlıları kahveden, pazardan, dükkanlardan uzak tutalım.

    “YAŞLILARIMIZA SAHİP ÇIKALIM ONLAR BİZİM KÜLTÜREL MİRASIMIZ”

    Onların alışverişini tanıdıkları, çocukları yapsın. Hepimizin yaşlıları tabiki çok değerli. Ama bizimkiler aynı zamanda kendileriyle beraber köklü bir dilimizi, tarihimizi beraberinde götürdükleri için onların ölümü diğer toplumlardaki bir ölüme benzemiyor çünkü kendileriyle beraber bizim topyekün bir kültürel varlığımızı, mirasımızı alıp getirecekler. Bu yüzdende onları koruyup sahip çıkmalıyız. Biz Almanya’da yaşıyoruz. Alman toplumu bu durumu iyi kavramış. Bu sorumluluğu herkes yerine getirirse dünyadaki bu acılar daha azalacak. Bu konuda önemli olan sorumluluk almaktır.

    “TABİATTA OLAN HİÇBİRŞEY SEBEPSİZ DEĞİLDİR, HEPSİNDE SORUMLULUĞUMUZ VARDIR”

    Son zamanlarda Dersim’den de haberler geldi. Bazı insanlar hastalığın ciddiyetinin farkında değiller o sebeple rahat davranıyorlar. Bizler yakın çevremizde dostlarımızda bu hastalıkları gördük yaşadık. Bunlar kulak arkası edilecek bir şey değil. Hepimizin sağlığı için biraz sorumluluk sahibi olalım.

    Umarım kısa sürede bu büyük küresel sorun sonlanır. Her çöküşün her ölümün sonunda bir başlangıç vardır, umut ediyorum ki bu büyük toplumsal hastalık (virüs, vicdansızlık) bütün bu negatif durumlar bu hastalıkla beraber gider ve küresel virüs, kriz ve  küresel bir bilinçlenme tabiata karşı daha büyük bir saygıya dönüşür. Dünyada tabiatta olan hiç bir şey sebepsiz değildir, hepsinde bizim sorumluluğumuz vardır. Bizler tabiatta, birbirimize ve dağa, taşa, kuşa karşı çok hor davrandık  yüzyıllardır ve kendimiz yaşlandık, tabiatımızı da yaşlandırdık, doğamızı da yaşlandırdık. Sonuç olarak hepimizin derdine derman tabiatın derdine derman yaşlılarımızın derdine derman.. Hepimize kucak dolusu sevgiler. Lütfen sağlıklı kalın.”

    Dersimli sanatçı Doğan Çelik de sosyal medyadan yaptığı çağrıda, “Kendi sağlığınız için dışarı çıkmayın. Kendinize iyi bakın kalın sağlıcakla” dedi.

    Sanatçılar sosyal medyadan konser vererek takipçilerinin güzel zaman geçirmesine olanak sağlıyor.

    PİRHA/İSTANBUL

     

     

     

     

  • Sanatçı Doğan Çelik’ten, 24 Ocak’ta konser

    Sanatçı Doğan Çelik’ten, 24 Ocak’ta konser

    PİRHA- Sanatçı Doğan Çelik, 24 Ocak Cuma günü saat 20.00’de Barış Manço Kültür Merkezi’nde bir konser verecek. 

    Sanatçı Doğan Çelik, 24 Ocak Cuma günü saat 20.00’de Kadıköy Belediyesi Barış Manço Kültür Merkezi’nde bir konser verecek.

    Bas gitar – Serhat Ayebe

    Perküsyon- Ali Kutlutürk

    Keman-Çektar

    PİRHA/İSTANBUL

  • Dersimli sanatçılardan seçim çağrısı: Gaspçı kayyumu gönderelim-VİDEO

    Dersimli sanatçılardan seçim çağrısı: Gaspçı kayyumu gönderelim-VİDEO

    PİRHA- Dersimli sanatçılar Deniz Deman, Hasan Sağlam, Doğan Çelik, Sait Bakşi, Delil Xıdır ve Aras 31 Mart’ta yapılacak seçimlere yönelik duyarlılık çağrısı yaptı.

    Seçimlere sayılı günler kala seçim çalışmaları da son hız devam ediyor. Sanatçılar Deniz Deman, Hasan Sağlam, Doğan Çelik,Sait Bakşi, Delil Xıdır ve Aras 31 Mart’ta yapılacak seçimlere yönelik özellikle Dersim özelinde duyarlılık çağrısı yaptı.

    Sanatçılardan Deniz Deman Dersim’de HDP’lilerin tutuklandığına ve kayyum atandığına dikkat çekerek, “Biz de bu gaspçı kayyumu Dersim’den göndereceğiz” dedi.

    Hasan Sağlam ise seçimlerdeki ortak mücadelenin geleceğe de taşınarak devam etmesi gerektiğine vurgu yaptı.

    Türkiye’deki seçimlerin hala bir hengame içerisinde olduğunu kaydeden sanatçı Doğan Çelik demokrasinin esas alınması gerektiğini ifade etti.

    Dersim halkının baskılara karşılık vereceğini belirten Sait Bakşi birlik içerisinde hareket edilmesi gerektiğini söyledi.

    Delil Xıdır ise inancı ve kültürü esir alan kayyum gaspına esir olmamak gerektiğini dile getirdi.

    Sanatçı Araz da seçim dönemlerinde faşist sistemin nasıl çökertileceğini düşünmenin önemine vurgu yaptı, halkların birlikte mücadele yürütmesi gerektiğini kaydetti.

    PİRHA/KÖLN

  • Dersim Araştırmalar Merkezi’nde Gağand kutlaması-VİDEO

    Dersim Araştırmalar Merkezi’nde Gağand kutlaması-VİDEO

    PİRHA- Dersim Araştırmalar Merkezi (DAM) İstanbul Taksim’deki dernek binalarında  ‘Gağandı’ kutladılar.

    Dersim coğrafyası ve Mezopotamya’nın çeşitli hakları tarafından kutlanan Gağand   İstanbul Taksim’de DAM dernek binasında kutlandı. Yapılan Gağand kutlamasında Dersim Pertek’te su değirmeninde öğütülen 150 yıllık buğday unu ile zerefet yapıldı ve pay edildi.

    DAM’da gerçekleşen Gağand kutlamasına 78’liler Vakfından Celalettin Can, İnsan Hakları Savunucu Nimet Tanrıkulu, Şair ve Yazar Nesimi Aday,  Sanatçı Doğan Çelik, Taylan Yıldız, Musa Baki, DAM Dernek Üyeleri ve çok sayıda Dersimli yurttaş katıldı.

    Gağand kutlamasında konuşan DAM Üyelerinden Songül Yalçın, “Biz Dersimliler burada Gağandı kutluyoruz. Gağand demek eski yılı uğurlamak yeni yılı mutlu, sağlıklı ve barış içerisinde geçirmektir. Bugün lokmalarımızı yaparken de amacımız barışmak, helalleşmek, hak alıp hak vermektir” diye konuştu.

    Sanatçı Doğan Çelik ise, “Gağand Dersim rütielinde hak ve hakikat manasını taşır. Çünkü Gağand’da dost, komşu bir birini ziyaret eder. Kurdun, kuşun lokması verilir ve güneş karşılanır. Gağand aynı zamanda bizim için payda yaşamı, birlikte olmayı, eksiklerimizi gidermeyi ifade ediyor” diye konuştu.

    DAM’da gerçekleşen Gağand kutlamasında herkesin ortaklaşa yaptığı zerefet pay edilip yenildikten sonra Sanatçı Doğan Çelik, Taylan Yıldız ve Musa Baki hep birlikte Dersim klamlarını seslendirdikten sonra kutlama sona erdi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Sanatçı Doğan Çelik: Seyit Rıza benim hakikatimdir-VİDEO

    Sanatçı Doğan Çelik: Seyit Rıza benim hakikatimdir-VİDEO

    PİRHA- Sanatçı Doğan Çelik, Dersim topraklarındaki baskıların da direnişin de geçmişten geldiğini söylüyor. Türkülerine de sirayet eden Dersim coğrafyasının acılarını anlatan sanatçı Çelik, yazdığı eserlerden Seyit Rıza üzerinden Dersim’e baktığını söylüyor. Çelik, “Haliyle de Seyit Rıza Dersim’in olmaktan ziyade benim hakikatimdir” diyor.

    Dersim’in sanatçı Doğan Çelik için anlamı büyük. “İnsan doğduğu coğrafyaya benzer. Biz de Dersim’e benziyoruz, Dersim de bize benziyor. Dolayısıyla biz dünyanın neresine gidersek gidelim mutlu olamıyoruz. Dersim’e gidince mutlu oluyoruz.” diyor.

    Dersim’de doğaya, kurda, kuşa yani tüm bir canlıya aynı değeri verdiklerini söyleyen Çelik, 13-14 yaşlarında korkunun en hakim olduğu dönemlerde zorla göç etmek zorunda kalmış kutsal dediği Dersim topraklarından.

    KORKU ESKİ BİR GELENEK

    Bu korku ise yüz binlerce yıla dayanıyor bu topraklarda. Çelik onu şöyle özetliyor:

    “Geçmişten gelen bir korku, baskıların zulümlerin olduğu dönemin. Dedelerimiz babalarımız görmüş yaşamış ama biz onların milyonda birini gördük bu korkuyu yaşadık. Yani evleri basmaları, babalarımızı dedelerimizi alıp küfretmeleri, hakaret etmeleri, karlara yatırmaları, işkenceye götürüp getirmeler, ağız burun kırmak bir sürü bir şey görüyorsun.”

    Çelik, korkunun yanı sıra tüm baskılara karşı güçlü bir direncin de simgesi olan Dersim’de halkların kardeşçe birlikte yaşadığını ekliyor.

    “SEYİT RIZA BENİM HAKİKATİMDİR”

    İdam edilişinin üzerinden 81 yıl geçen Seyit Rıza da onun için böyle bir isim. Çelik, Seyit Rıza’nın çocukluktan bu yana Dersimli olarak ondaki karşılığını şöyle anlatıyor:

    “Çocukken İstanbul’a geldiğim tarihlerden sonra ister istemez araştırmaya başladım kendimi. Kütüphaneleri gezerdim, kitaplıkları gezerdim. Sonra bir yerde çok eskiydi sanırım Seyit Rıza’nın fotoğrafını gördüm. Sonra o fotoğrafı aldım defterin arasına sakladım ve zaman zaman çıkarıp öpüyorum, zaman zaman da duygulanıyorum, zaman zaman ‘acaba nasıl yaşadılar bunlar bu kadar’ diye düşünüyorum.”

    Seyit Rıza’ya yazdığı eserlerde de sık sık yer veren Çelik, “Yazdığım eserlerde Seyit Rıza üzerinden Dersim’e baktığım oldu. Perperike’yi Seyit Rıza’dan anlattım. Seyit Rıza ve onun şahsında Dersim var. Haliyle de Seyit Rıza benim hakikatimdir. Dersim’in olmaktan ziyade benim hakikatimdir.” diyor.

    “DERSİMLİLER HER TOPRAKTAKİ ACIYI HİSSEDİYOR VE BENİMSİYOR”

    Çelik, Seyit Rıza ve onun nezdinde dünyada yaşanan direnişin yanı sıra soykırım, sürgün ve zulümlerden de örnek veriyor.

    “Seyit Rıza Kızılderili bir Geronimo. Benim için aynı şey. Ona benzer birçok şahsiyeti tarihten örnek verebiliriz. Afrikalılar da Yahudiler de Aborjinler de soykırım yaşadı. Aynı acıyı ben Aborjinlerin fotoğrafına baktığımda da hissediyorum. Bu enteresan değil bizim için. Çünkü biz Dersimliyiz acıyı hissediyoruz yani. Onların filmini izlediğim veya fotoğrafına baktığım zaman, çocukları öldürmeleri, kadınlara tecavüz etmeleri, sürgün etmeleri vs aynı acıyı hissediyorum. Dünyanın her yerinde biz Dersimliler olarak Afrika’ya gitsek Afrikalıların acısını benimsiyoruz, Almanya’ya gitsek Almanların acısını benimsiyoruz. Böyleyiz. Çünkü bu bize yaşatıldı. Onun için Seyit Rıza bizim için hakikattir, bizim anayasamızdır, bizim vicdanımızdır.’

    YÜZLEŞME VE ÖZÜR

    Çelik, tüm coğrafyalarda olduğu gibi yaşanan bu soykırımlarda yüzleşmenin önemine değiniyor.

    Devletin Dersimliler ile yüzleşip özür dilemesi gerektiğini söyleyen Çelik sözlerini şöyle sürdürüyor:

    “Almanlar Yahudilerle yüzleşti ve özür diledi. Avusturalyalılar Aborjinler’den özür diledi. Birçok ülke bunu yaptı. Türkiye hükümetlerinin Dersim’den özür dilemesi bunu kabul etmesi gerekiyor. Aksi halde bu yara sadece bizimle değil onlarla da birlikte yaşayacak. Bizim de bir anadilimiz ve kültürümüz var. Aleviyiz, Kürdüz, Kırmancız, Zazayız fark etmiyor. Bizim orada bir anlayışımız, felsefemiz, yaşam tarzımız var. Bu yaşam hakkını bize tanımalarını istiyoruz.”

    “BİRLİKTE ŞARKILAR SÖYLEYEBİLİRİZ”

    “Bu aynı zamanda Türkiye’de bütün halkları ilgilendiren bir durum. Çünkü bu diktatörlükle, bu rejimlerle gitmez. Yüzyıl da geçse bu yıkılır. Romalılar hayatta mı ya da Bizanslılar ve Osmanlı. Yani Cumhuriyet’in ondan ne farkı var ki. Tekçi zihniyetten kurtulmak lazım. Çoğulcu toplumla birlikte yaşamak gerektiğini eğitim sistemine endekslemek lazım. Biz birlikte yaşayabiliriz, Azerisi, Kürt’ü, Alevisi, Ermenisi, Rumu, Çerkesi. Biz birlikte bu topraklarda mana buluruz. Birlikte şarkılar söyleyebiliriz.”

    SEYİT RIZA ANMASINA ENGEL: TEKÇİ ZİHNİYETİN ANLAYIŞI BU

    Tüm bu baskıların son bulmasını isterken günümüzde de farklı şekillerde önlerine engellerin koyulduğunu söylüyor. Geçtiğimiz günlerde Dersimli sanatçılar olarak Seyit Rıza ve arkadaşlarını İstanbul Şişli Kent Kültür’deki anmalarına izin verilmediğini de hatırlatan Çelik yaşananları şöyle değerlendiriyor:

    “Lokmamız, niyazımız, çıralarımız yanacaktı. Sinevizyon, paneller, şiir ve onun yanında ağıtlarımızı okuyacaktık. Çünkü ağıtlar tarihi canlı tutar. Haliyle de belediye bu kez buna izin vermedi. Belediye bunun tartışılmasını istemiyor. Yüzleşmek istemiyor. Haliyle de iptal etti. Tekçi zihniyetin anlayışı budur. Benden başkasına yaşam hakkı yoktur. Senin acıların yoktur. Annen baban, deden öldürülmüş benim umurumda değil demektir.”

    “HALKLA BULUŞMAMIZ ENGELLENİYOR”

    Dersimli sanatçılara genelikle salon verilmediğini de aktaran Çelik, “Aşağı yukarı 4, 5 yıldır festivallerimiz de yasak, çıkamıyoruz sahneye bölgede. Kendi halkımızla buluşup müzik yapamıyoruz. Yüzyıllardır müziklerimizi, dilimizi, kültürümüzü yasaklıyor. Ama biz dilimizi yaşatmakta ısrarcıyız. Bizi biz yapan budur. Bizim varlığımız buna dayalı çünkü.” diyor.

    “HALA MUTLULUĞUN ŞARKISINI YAPAMADIK”

    Böyle olunca ortaya çıkan şarkılara da hüzün sirayet ediyor. Çelik bunun nedenini şöyle anlatıyor:

    “Hala mutluluğun şarkısını yapamadık. Düşünsek bile ağırlıkta keder ve acı basıyor. Neden? Çünkü her defasında bu acı her yerde karşımıza çıkıyor. Yani hep soykırım, hep sürgün. 30’lu yıllar sürgün, 80’li yıllar sürgün, 94’ler sürgün köy yakılmaları falan. Biz nasıl bunu yapalım artık. Biz nasıl dans etmeyi öğrenelim, nasıl dans müziklerini yazalım. Yazabiliriz ama bu ağırlıkta böyle olmuyor. Ağırlıkta gelip bizi acıyla ifade ettiriyor.”

    Sevim KAHRAMAN/İsmet SEFER

    İSTANBUL

     

  • Bahar Şenliği panel, şiir ve müzik dinletisiyle başladı – VİDEO

    Bahar Şenliği panel, şiir ve müzik dinletisiyle başladı – VİDEO

    PİRHA – Alibeyköy Cemevi’de iki gün sürecek ‘Bahar Şenliği’ söyleşiler, müzik ve şiir dinletileri ile bugün başladı.

    İstanbul Alibeyköy’de bulunan PSAKD Eyüp Şubesi’nde ‘Bahar Şenliği’ etkinliğinin birinci günü sabah saatlerinden itibaren cemevi bahçesinde stantların kurulması ile başladı.

    İlginin yoğun olduğu bahar şenlik alanındaki ağaçlara Mahzuni Şerif, Deniz Gezmiş, Mahir Çayan, Yılmaz Güney, Aşık Veysel, Ahmet Arif’in fotoğrafları asıldı. ‘Güzel Günler Göreceğiz’ pankartının asıldığı şenlikte kitap, dergi, hediyelik eşyalar ve yöresel gıdaların yanı sıra Dersim’den gelen Jil sabunu stantları açıldı.

    Şenlik ilk olarak ‘Türkiye’de Kadın Olmak’ konulu panel düzenlendi. Panelde konuşmacı olarak Avukat Devrim Avcı, Eğitim-Sen 3 No’lu Şubeden Meral Gülşen yer aldı.

    “TÜRKİYE’DE HALA ÇOCUK EVLİLİKLERİ KONUŞULUYOR”

    Eğitim Sen 3 No’lu Eğitim Sekreteri Meral Gülşen, konunun oldukça zor ve kapsamlı olduğu vurgusunu yaparak konuşmasına başladı. Meral Gülşen,  bir cemevinde bunu konuşmanın oldukça anlamlı olduğunu, kadının Alevi camiasında çok değer gördüğü algısının yanında içine girince aynı sıkıntılarla karşılaşıldığını söyledi. Daha küçükken tarif edilen bir kadınlık kavramıyla yaşamaya başladıklarını söyleyen Gülşen, “Ne giyeceğimizin, nasıl konuşacağımızın, nasıl okuyacağımızın dahi” bu tarif etrafında şekillendiğini aktardı.  Meral Gülşen hala Türkiye’de çocuk evliliklerin konuşulduğunun; çalışma hayatında kadınların geri plana itildiğinin, erkekle eşit ücret altında çalıştırılmadığının; eşleri, babaları, erkek arkadaşları tarafından şiddete, taciz ve tecavüze maruz kaldığının; siyasete aktif bir şekilde katılamadığının altını çizdi. Eğitim hayatında da bu eşitsizliğin devam ettiğini söyleyen Güneş, “Getirilen 4+4+4 eğitim sistemiyle eğitimine devam etmeyen çocukların yüzde 80’i kız çocuklarımız. Bu kız çocuklarının evde tarif edilemeyen bir iş yüküne hazırlanması sonucu oluşuyor.” dedi.  Güneş “Bizim sorumluluğumuz bütün bu alanlardaki kadınlardan ortak bir kadın tasviri yaratmak ve ancak dayanışmayla var olur.” dedi.

    “HALA NİYE BUNU GİYDİN DİYE SORGULUYORLAR”

    Avukat Devrim Avcı ise çocukluktan itibaren kalıplaşmış bir şekilde karşılaşılan sorunlara dikkat çekti. 2002 yılında AKP’ nin iktidara gelmesiyle; kadınların eğitim, sağlık, hukuksal boyutta çok acımasız bir gerçeklikle yüzleştiğini söyleyen Avcı aynı zamanda kadına yönelik şiddete dikkat çekti. Kendisini “erkek” olarak ifade edenin kadını bir cinsel obje olarak görmesi sonucu ortaya çıkan taciz ve tecavüz olaylarının sürdüğünü aktaran Avcı, “Sıkıntı bu olaylara engel olması gereken adalet mekanizmasının gerekeni yapmaması. Bugün mahkemelerde sorgulanan sanık değil, kadın oluyor. ‘Niye oradaydın? Niye bunu giydin?” gibi sorular kadına yöneltiliyor” dedi.  Devrim Avcı “Hukukun bu denli aile içine girmesine yanlış diyorlar ancak hukuk zaten toplumsal noktalara değinen bir mekanizmayken aileyi bunun dışında tutamazsınız.” dedi.

    “SAVAŞTAN EN ÇOK KADINLAR ETKİLENİYOR”

    Hülya Zabun ise Ortadoğu’da süren bir savaşın varlığının ve bu savaşlarda en çok katledilenlerin kadınlar ve çocuklar olduğunun ayrıca göçmen kadınların ve mevsimlik işçi kadınların olayın görünmeyen kısmında olduğunun vurgusunu yaptı.

    Şiir dinletilerinin de yapıldığı şenlikte Soma da unutulmadı ve performans sergisi açıldı. Söyleşiden sonra şiir ve müzik dinletisi yapıldı.

    Şairler Nesimi Aday, Ahmet Can Akyol ve Özgün Enver Bulut’un şiirlerini seslendirdiği dinletide ezgileriyle sanatçı Doğan Çelik yer aldı.

    Dinletinin ardından,  ‘En güzel şarkı kitap’ söyleşisi gerçekleşti. Kitap söyleşisinde, Ankara Katliamı’ndan yaralı kurtulan Günay Karakuş ve Yazar Ercüment Akdeniz iş cinayeti, çocuk işçiler ve emek sömürüsüne ilişkin görsellerle anlatım yaptı. Söyleşinin ardından da kitaplarını imzaladılar.

    İlk günkü şenlik Tolga Sağ, Yılmaz Çelik, Taylan Yıldız, Cihan Çelik’in konseriyle sona erecek. (HABER MERKEZİ)

  • TV10 çalışanları 48. haftada demokrasi ve özgürlük istedi – VİDEO

    TV10 çalışanları 48. haftada demokrasi ve özgürlük istedi – VİDEO

    PİRHA – TV10 Eyleminin 48. haftasında Galatasaray’da bir araya gelen TV10 çalışanları OHAL ve KHK’nin yarattığı mağduriyetlere dikkat çekerek Türkiye’de artık tam anlamıyla bir demokrasi ve özgürlüğün hakim kılınmasını istediler.

    HABERİN VİDEOSU

    Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Tv10 çalışanlarının başlattıkları eylem 48. haftasında devam etti. “Alevilerin sesi Tv10 susturulamaz” pankartının açıldığı eylemde “Alevilerin sesi susturulamaz”, “Özgür basın susturulamaz” sloganları atıldı. Eyleme bu hafta Sanatçı Doğan Çelik, Anadolu Erenler Cemevi Başkanı Ali Çiftçi, Cumartesi Anneleri, F Oturumu insanları ve TV10 izleyicileri katıldı.

    “TELEVİZYONUMUZ AÇILSIN DİYE HAKKIMIZI SOKAKTA ARIYORUZ”

    Eylemde ilk sözü TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin yaptı. Büyükşahin,Tam 48 haftadır OHAL ve KHK uygulamalarına son verilmesi ve basın, yayın üzerindeki baskıların kaldırılması ve demokratik bir yaşam için buradayız. Türkiye’nin birçok yerinde bizim gibi OHAL ve KHK’dan mağdur olanlar eylem yapmaktadırlar. İhraç edilen on binlerce kamu çalışanı ve emekçinin haklarını geri alma çabaları gibi, biz TV10 emekçileri, izleyicileri de Alevilerin lokmaları ile kurulan televizyonumuzu geri almak için hakkımızı sokakta arıyoruz” dedi.

    “TÜRKİYE’DE ARTIK DEMOKRASİ VE ÖZGÜRLÜK HAKİM KILINMALI”

    OHAL ve KHK ile oluşan mağduriyetler giderilerek Türkiye’de artık tam anlamıyla bir demokrasi ve özgürlüğün hakim kılınması gerektiğini belirten Büyükşahin, “Dün 1 Eylül Dünya Barış günüydü. Ancak Türkiye’de barıştan söz etmek mümkün değil. Yıllardır demokrasi güçleri, insan hakları savunucuları ve emekçiler sokaklarda barış talep ediyorlar. Bu ülkede artık savaş ve çatışmalar olmasın bir arada kardeşçe ve özgürce yaşamak istiyoruz” şeklinde konuştu.

    “İKTİDAR KENDİ YENİ REJİMİNİ İNŞA EDİYOR”

    Türkiye’de binlerce insanın işinden emeğinden edilerek sürgün edildiğini vurgulayan Büyükşahin, Tüm bu haksız hukuksuz ihraçlar bu iktidarın kendi rejimini yeniden inşa ettiğini bizlere gösteriyor. İnsanları gerekçe göstermeden sürgün ederek boş kalan alanlara kendi kadrolarını yerleştirdiklerini ifade etti.

    “17 EYLÜL’DE LAİK, BİLİMSEL EĞİTİM İÇİN MİTİNG YAPILACAK”

    Bütün Alevi örgütleri ve eğitim kurumları eğitimin dinselleştirilmesine, cihatçı eğitim sisteminin getirilmesine, laikliğin ortadan kaldırılmasına ve yaşanan tüm bu haksızlıklara karşı 17 Eylül’de laik, demokratik, bilimsel bir eğitim için İstanbul Kartal Meydan’ında miting yapacaktır diyen Büyükşahin şu çağrıda bulundu:

    Yapılan yeni eğitim müfredatında bilimden, laiklikten, özgürlükten, eşitlikten bahsetmek mümkün değil. Bu nedenle buradan bir çağrı yapmak istiyorum. Biz TV10 çalışanları ve emekçileri olarak tüm Alevi toplumunu ve Türkiye’deki laik, ilerici kesimleri kardeşçe bir arada yaşamak için 17 Eylül’de İstanbul Kartal Meydan’ında yapılacak olan mitinge çağırıyoruz.

    “İKTİDARI ELEŞTİREN HERKES BİR KHK İLE İHRAÇ EDİLİYOR”

    Bugün yüzü aşkın gazeteci ve basın yayın çalışanın tutuklandığını belirten Büyükşahin, “Bu ülkede hükümeti, yönetimi ve devleti eleştirebilecek kim varsa bir KHK ile kapatılıyor ve ihraç ediyorlar. Korkarım ki bir gün bir KHK çıkararak siz Alevileri Sünni yaptık diyecekler. İşte tüm bu haksızlıklara ve zulme karşı artık OHAL ve KHK’lere hep beraber dur demeliyiz” dedi.

    “AZINLIKLAR ORTA DOĞUDA KATLİAMLARLA KARŞI KARŞIYA”

    Büyükşahin’den sonra söz alan Sanatçı Doğan Çelik ise, “Bugün Ezidiler, Aleviler, Kürtler ve Türkmenler gibi birçok azınlık orta doğuda katliamlarla karşı karşıya. Bu nedenle Türkiye dair birçok devlet demokrasiyi esas alırken insanların bir arada yaşayabilmesini de esas almalıdır. Biz Aleviler birlikte yaşamayı felsefe edinmişizdir. Hiçbir insana sen Kürtsün, sen Sünnisin veya sen Türksün diye ayrım yapmayız. Ancak biz Aleviler’in televizyon ve radyolarını kapatarak yeni katliamlara yol açıyorlar” dedi.

    “ÇOCUKLAR ÖLSÜN DİYE BÜYÜTÜLMÜYOR”

    Aleviler’in, Türkler’in, Kürtlerin ve herkesin çocuğu sokakta birlikte yaşayıp ve gezdiklerini belirten Çelik, “Kimse çocuğunu ölmesi için büyütmez. Bizler de bir insan olarak kimsenin çocuğunun ölmesini istemeyiz ve böyle bir lüksümüz de yok. Devlet artık biz Alevler’in radyo ve televizyonlarını geri açmalıdır. Ve biz türkülerimiz söylemeye devam etmeliyiz. Ancak bu şekilde birlikte yaşayabiliriz” diye konuştu.

    Eylem Sanatçı Doğan Çelik’in  ‘Dağlara Küstüm Ali’ deyişini söylemesi ile son buldu.