Etiket: doğanşehir

  • Şawukan köyünde Cemevi mücadelesi: Temel yıkıldı, direniş sürüyor!-VİDEO

    Şawukan köyünde Cemevi mücadelesi: Temel yıkıldı, direniş sürüyor!-VİDEO

    PİRHA- Malatya’nın Doğanşehir ilçesine bağlı Şawukan(Yuvalı) köyü sakinleri kendi inanç ve itikatlarını yaşayabilmek için uzun zamandır Cemevi mücadelesi veriyor. Şawukan köy sakinleri bu mücadelenin devlet kurumlarınca engellenmesine sert tepki gösterdi.

    Şawukan köylüleri, resmi makamların bir an önce gerekli onayları vererek, engellemeleri kaldırarak Cemevi inşasının mümkün kılmasını talep ediyor. Köy halkı, Cemevinin inşaatının tamamlanmasıyla birlikte hem ibadetlerini, inançlarını yaşayabileceklerini hem de toplumsal ihtiyaçlarını karşılayabileceklerini ifade ediyorlar.

    Yuvalı Köyü Sosyal Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Ferhat Boztepe, Muhsin Mete ve Sinan Çelik, köylerinde yaşanan Cemevi inşa sürecini ve devlet kurumlarınca yaratılan engelleri PİRHA’ya değerlendirdi.

    “İNANCIMIZIN, BİRLİK VE DAYANIŞMAMIZIN TEMELİNE DİNAMİT KONDU”

    Yuvalı Köyü Sosyal Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Ferhat Boztepe, köy nüfusunun giderek yoğunlaşmasıyla birlikte toplumsal birlikteliğin sağlanması için kapalı bir mekana ihtiyaç duyulduğunu ifade etti. Özellikle hakka yürüyen canların uğurlanması ve erkanın yürütülebilmesi için bir Cemevi ihtiyacının doğduğunu belirten Boztepe, şunları söyledi:

    “Köyümüz nüfusu artık kalabalıklaştı. Hakka yürüyen canlarımızın toprağa sırlanma erkanlarının yürütülebilmesi için bir mekâna ihtiyacımız vardı. Çevre köylerde yapılan Cemevlerini ve oradaki dayanışmayı gördük. Biz de ‘Niye bizim de olmasın?’ diyerek yola çıktık ve Cemevimizi inşa etmeye karar verdik” dedi.

    Şawukan köylüleri, kendi imkanları ve topladıkları maddi desteklerle Cemevi inşaatının temeline başlamışken CİMER’e yapılan bir şikâyet üzerine Cemevi temelinin Elazığ Orman Müdürlüğü tarafından yıkıldığını aktaran Boztepe, köyün emeğine büyük bir darbe vurulduğunu belirtti: “Cemevi temelimiz, köylünün birlik ve dayanışmasının simgesiydi. Ancak CİMER’e yapılan şikâyet sonrası yıkıldı. Adeta temeline dinamit kondu. O günden bu yana ilgili kurumlarla görüşmelerimiz sürüyor ama bir ilerleme kaydedemedik. Süreç kısır bir döngü halinde devam ediyor.”

    Boztepe konuşmasının sonunda ise, Cemevinin yeniden ayağa kaldırılması için tüm Alevi kurum ve kuruluşlarından destek beklediklerini vurgulayarak, “Şawukan Köyü’nde toplumsal birlikteliğimiz için, hakka yürüyen canlarımız için cemevimizi yeniden kurmak istiyoruz” diyen Boztepe, köy halkının mücadelesinin süreceğini ifade etti.

    ŞAWUKAN KÖYÜ HALKI CEMEVİ İSTİYOR

    Şawukan köyünde yaşayan Muhsin Mete ise, köylerinde uzun süredir Cemevine ihtiyaç duyduklarını ve bu toplumsal ihtiyaçlarını karşılamak için imece usulü Cemevi inşasına giriştiklerini anlattı. Mete, PİRHA’ya yaptığı açıklamada, köy halkının ibadetlerini gerçekleştireceği ve toplumsal buluşmalarını düzenleyeceği bir alana ihtiyaç duyduklarını vurguladı.

    Mete konuşmasında şunları söyledi: “Köyümüzde Cemevimizin yapılacağı bir yer yok. Bundan dolayı imar planında ‘orman alanı’ diye geçen ama orman vasfını yitirmiş bu alan üzerine Cemevi inşasını başlattık. Ama bütün çaba ve emeklerimiz kepçelerle yıkıldı. Bir an önce bize yetkiyi versinler, bu talebimizi karşılasınlar. Köyümüzdeki en büyük eksikliğimiz olan Cemevimizin bir an önce yapılmasını istiyoruz. İbadetlerimizi yapabilmek, bayramlarda, cenazelerde köy halkının bu bölgeye toplanabilmesini sağlamak için talep ediyoruz” dedi.

    DEVLET DESTEK OLMUYOR BİZ MÜCADELEMİZİ SÜRDÜRÜYORUZ

    Şawukan köyü sakinlerinden Sinan Çelik de devletin farklı toplumsal yapıların ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak olduğunu ifade ederek, devletin kamusal görevi icabı gereği herkese eşit bir şekilde yaklaşması gerektiğini söyledi.

    Çelik, yapılacak Cemevinin ibadetlerini yürütmede, cenazelerini kaldırma gibi köy halkının tüm ortak ihtiyaçlarına hizmet edeceğini vurguladı ve şöyle devam etti,

    “İnsanlarımız kışın, yazın her ortamda daha rahat bir şekilde gelip orada hem ibadetini, hem düğününü, hem cenazesini gerçekleştirecektir. O yüzden biz de köy olarak bunun mücadelesini vermek istiyoruz. Devlete talebemiz de mümkün mertebe bu işe el atmalı, bize destek olmalı. Ama yaşadıklarımız bize devletin destek olmadığını, köstek olduğunu gösteriyor”

    Cem EKİNCİ/MALATYA

  • Malatya Şawukanlı yurttaşlar cemevlerinin yıkılmasına tepki gösterdi!-VİDEO

    Malatya Şawukanlı yurttaşlar cemevlerinin yıkılmasına tepki gösterdi!-VİDEO

    PİRHA- Malatya’nın Doğanşehir ilçesine bağlı Şawukan(Yuvalı) köylüleri tarafından yapımına başladıkları cemevi inşaatı Elazığ Orman Müdürlüğü ekiplerince yıkıldı. Yıkıma tepki gösteren köylüler, yapımına başlanan cemevi temelinin, “orman arazisi” gerekçesiyle kaldırılmasının; yalnızca bir yapının değil, bir inancın, hafızanın ve toplumsal rızalığın hedef alınması olduğunu belirttiler.

    Malatya’nın Doğanşehir ilçesine bağlı Şawukan(Yuvalı) köyünde, köylülerce yapımına imece usulü olarak başlanan Cemevi inşaatı, ‘orman arazisi’ gerekçesiyle Malatya Orman Müdürlüğü ekiplerince yıkıldı.

    Şawukan (Yuvalı) köyünde, köylülerin kendi inanç ve itikatlarını yaşatmak, Hakk’a Uğurlama Erkanı yürütmek ve taziyelerini vermek için yapımına başladıkları cemevi inşaatı, Elazığ Orman Müdürlüğü ekiplerince yıkıldı. Köylüler ve Demokratik Alevi Dernekleri yöneticileri yaşananları PİRHA’ya anlattı.

    Şawukan köylüleri, Cemevi inşaatlarının CİMER’e yapılan şikayet sonucu yıkıldığını söyleyerek; kendi inanç ve yollarını devam ettirmek, cenaze erkanlarını yürütmek, taziyelerini vermek, lokmalarını paylaşmak amacıyla inşa etmek istedikleri cemevinin yıkılmasına çok sert tepki gösterdiler.

    Köylüler, kendi emekleriyle inşa etmek istedikleri Cemevi’nin yıkılmasının inançlarına yönelik açık bir saldırı olduğunu belirtti. Demokratik Alevi Dernekleri(DAD) yöneticileri ise, “Yapımına başlanan cemevi temelinin, “orman arazisi” gerekçesiyle kaldırılmasının; yalnızca bir yapının değil, bir inancın, hafızanın ve toplumsal rızalığın hedef alınması” olduğunu belirttiler.

    “KENDİ İNANÇ VE İTİKATIMIZA GÖRE İBADET ETMEK İSTİYORUZ”

    Şawukan Köyü muhtarı Hasan Taşçı, köyde bulunan eski bir mezarlık alanına Cemevi yapmak için harekete geçtiklerini ve köylülerin kendi aralarında para toplayarak inşaata başladıklarını, ancak Cemevi’nin yıkıldığını şu sözlerle anlattı:

    “Şawukan köy halkı olarak burada vasfını kaybetmiş olan, 60 sene önce mezarlık alanı olarak kullanılmış bir köy arazisine cemevi yapmaya karar verdik. Köylüce kendi aramızda para toplayarak, cemevinin inşaatının temelini attık. Temeli attığımız yerin orman vasfını kaybettiğine dair raporlarını dahi çıkardım. Ancak birileri cemevi inşaatını CİMER’e şikâyet etmiş. Onun üzerine gelip cemevi inşaatımızı yıktılar.”

    Cemevi’nin yıkılmasına tepki gösteren Taşçı, şunları kaydetti:

    “Soruyorum, acaba bu bir cami inşaatı olsaydı yıkarlar mıydı? Malatya Çevre Şehircilik Müdürlüğü’ne gittim, oradan Malatya Büyükşehir Belediyesi’ne yönlendirildim. Eski mezarlık alanını 49 yıllığına kiralamak için başvuru yaptım, ama bir yıldır sonuç alamadım. Biri topu Orman Bakanlığı’na atıyor, biri İl Orman Müdürlüğü’ne, biri Milli Emlak’a” diyerek sürecin devlet kurumlarınca sürüncemede bırakıldığını anlattı.

    Doğanşehir Kaymakamlığı’ndan gelen ekiplerce alanın Cemevi için uygun görüldüğünü belirten muhtar, buna rağmen sürecin engellendiğini belirterek, “Çevre Şehircilik Müdürlüğü, İlçe Sağlık Müdürlüğü, İlçe Tarım Müdürlüğü ve Müftülükten ekipler geldi. Buranın Cemevi için uygun olduğunu gördüler. Onlar da uygun gördükten sonra biz temelimizi atmaya başladık. Ama daha sonrasında CİMER’e yapılan bir şikâyet sonrası Elazığ Orman Müdürlüğü’nden gelen ekiplerce Cemevi inşaatımız yıkıldı.”

    Yuvalı köyünün 170 hane ve yaklaşık bin kişilik nüfusu olduğunu söyleyen Taşçı, Cemevi’ne duyulan ihtiyacı şu sözlerle dile getirdi: “Kendi kültürümüze göre ibadet etmek istiyoruz. Bize artık bir Cemevi şart. Hem bir ibadethane olarak hem de köyün toplumsal ihtiyaçları için böyle bir mekan Şawukan köyü için şart.”

    “HERKES KENDİ İNANÇ VE İTİKATINI ÖZGÜRCE YAŞAYABİLMELİ”

    Demokratik Alevi Dernekleri(DAD) Malatya Şube Eş Başkanı Onur Özkul da, şu açıklamalarda bulundu:

    “Şawukan köyündeyiz. Burada köylülerce yapılmaya çalışılan cemevine devletin eliyle yıkım kararı verilmiş. Burası Alevilerin ibadet alanı olarak inşa edilen bir yer. Bu köyün bir cemevine ihtiyacı var. Tarihten bu yana Alevilerin sürekli ötekileştirildiği bir coğrafyadayız. Bu durum Malatya’da çok daha yoğun şekilde yaşandı. Burası, kendi ritüel ve inançlarını bir türlü gerçekleştiremeyen bir köy. Burayı inanç alanını yaparak hem kendi ritüellerini hem de ibadetlerini yerine getirebileceklerdi. Ama devlet buna izin vermeyerek, cemevi inşaatını yıkmıştır.”

    Özkul, köylülerin yanında olduklarını vurgulayarak, “Biz de tepki göstermek ve köydeki insanlara yalnız olmadıklarını hissettirmek için buraya geldik. Onların yanında olduğumuzu belirtmek istiyoruz” diyen Özkul, bölgedeki Alevilerin, inanç ve ibadet haklarının engellendiğini ifade ederek Cemevlerinin yıkım kararına karşı dayanışma çağrısında bulundu.

    “DEVLET ALEVİLİĞİ TANIMLAMAMALI, TANIMALIDIR”

    Demokratik Alevi Dernekleri(DAD) Genel Merkez Yöneticisi Gökhan İmer ise, Şawukan köylülerinin kendi imkan ve emekleriyle inşa etmeye başladığı Cemevi inşaatının yıkılmasını şu sözlerle eleştirdi:

    “Aldığımız haberden sonra Şawukan köylülerinin yanına gelerek, onlarla dayanışma içerisinde olacağımızın sözünü veriyoruz. Burada halkımız kendi imkânlarıyla inançlarını, itikatlarını ve kültürlerini yaşatabilecekleri bir Cemevi inşa etmek istediler. Ama görüyoruz ki, bu Cemevi inşaatı devlet güçleri tarafından kepçelerle, dozerlerle yıkılıyor. Tamamı Alevi olan Şawukan köyünün kendi inanç ve yolunu sürdürme talebi Cumhurbaşkanlığı tarafından engelleniyor.”

    İmer, Alevilerin tarih boyunca inkar ve katliamlarla karşı karşıya olduğunu belirterek, “Son yüzyılımızda bile bu coğrafyada Aleviler ve Alevilik bir inanç olarak kabul edilmedi. Aleviler onlarca kez katliamlarla yüz yüze kaldığını” belirtti ve sözlerini şöyle sürdürdü: “Eğer bu devlet Alevileri tanımak istiyorsa, Alevileri anayasa ve yasalarda kendisi tanımlamamalı, diğer inançlarla eşit statüde görmeli ve resmen tanımalıdır. Cemevlerimizi ibadethane olarak kabul etmelidir” dedi.

    “Kendi inancımızı yaşatmak istiyoruz ve bu yönlü mücadele vermeye devam edeceğiz. Şawukan köyündeki halkımızla birlikte bu mücadeleyi sürdüreceğiz. Bu Cemevini inşa edene kadar bu mücadelemiz sürecektir. Halkımız ve Alevi kurumları bu konuda çok duyarlı olması gerektiğini” belirten Gökhan İmer, Alevi kurumlarını ve kamuoyunu dayanışmaya çağırarak, Şawukan köyündeki Cemevi tamamlanana kadar mücadelenin süreceğini vurguladı.

    Cem EKİNCİ/MALATYA

  • Doğanşehir Hudut Köyü Kalecik Mahallesi’nde su krizi büyüyor-VİDEO

    Doğanşehir Hudut Köyü Kalecik Mahallesi’nde su krizi büyüyor-VİDEO

    PİRHA- 1973 yılından bu yana su sıkıntısıyla mücadele eden Doğanşehir Hudut Köyü Kalecik Mahallesi sakinleri, yıllardır geçici çözümlerle idare etmek zorunda kalıyor.

    Mahalle sakini Arif Ordu’nun verdiği bilgilere göre, geçmişte ana kaynaktan köye geçici borularla su taşındı, ancak Malatya Su ve Kanalizasyon İdaresi’ne (MASKİ) devredilmesinin ardından köye su saatleri takıldı, bir de su deposu yapıldı.

    “İÇME SUYU TEMİZ DEĞİL”

    Arif Ordu, yapılan su deposunun, suyun akarak yenilenmesini engelleyip, suyu depoda beklettiği için ciddi kirlilik ve kötü kokuya sebep olduğunu belirterek, şunları ifade etti:

    “Mahalleli yıllardır bu duruma çözüm beklerken, deprem sonrası mevcut su kaynaklarının da çekilmesiyle, 2000 metre uzaklıktaki başka bir kaynaktan geçici borularla su getirildi. MASKİ yetkilileri, hattın orman sahasından geçtiği için su borularının yer altına alınamayacağını belirtiyor. Ancak bu yeni su kaynağı da temiz değil.”

    Köy halkı içme suyu olarak bu suyu kullanamıyor, çoğu haneler hazır suya mahkum kalıyor. Üstelik sağlıksız suya rağmen düzenli su faturaları da mahalleye gönderiliyor. Bu nedenle bazı yurttaşlar “İçmediğimiz suyun parasını ödemeyiz” diyerek faturaları ödememeye başladı.

    KÖYLÜLER KALICI ÇÖZÜM BEKLİYOR

    Özellikle su deposunun içinde oluşan mil ve kirlilik nedeniyle köyde pek çok kişi sağlık problemleriyle karşı karşıya kaldı. Mahalle sakinleri artık geçici değil, kalıcı çözüm bekliyor.

    Köylüler adına konuşan Arif Ordu, yetkililere şu çağrıda bulundu:
    “Yıllardır köyümüz bu çileyi çekiyor. Depremden sonra durum daha da kötüleşti. Ne MASKİ’den ne başka bir yerden kalıcı bir çözüm göremedik. Hem içemediğimiz suya fatura ödüyoruz, hem sağlık sorunu yaşıyoruz. Artık bir an önce kalıcı ve sağlıklı su hattı yapılmasını istiyoruz.”

    PİRHA/MALATYA

  • Doğanşehir’de 4,9 büyüklüğünde deprem oldu

    Doğanşehir’de 4,9 büyüklüğünde deprem oldu

    PİRHA-AFAD, Malatya’nın Doğanşehir ilçesinde 4,9 büyüklüğünde bir deprem meydana geldiğini duyurdu. Saat 10.46’da gerçekleşen deprem, çevre illerde de hissedildi.

    Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’dan (AFAD) yapılan açıklamaya göre, depremin merkez üssü Malatya’nın Doğanşehir ilçesi olarak kaydedildi. Depremin ardından herhangi bir can veya mal kaybı yaşanıp yaşanmadığına dair çalışmalar devam ediyor.

    Sarsıntı, Malatya’nın yanı sıra çevre illerde de etkili oldu. Depremi hisseden vatandaşlar kısa süreli panik yaşarken, yetkililer sakin olunması ve resmi açıklamaların takip edilmesi yönünde uyarıda bulundu.

    (HABER MERKEZİ)

  • Dede Celal Abbas Alıcı: Depremzedeler konteynerlerde donarak ölebilir!

    Dede Celal Abbas Alıcı: Depremzedeler konteynerlerde donarak ölebilir!

    PİRHA – Hekimhan ilçesinin Hacılar köyünde yaşayan Dede Celal Abbas Alıcı, 6 Şubat depreminin ardından mağduriyetlerin sürdüğüne dikkat çekti. Kış mevsimi nedeniyle büyük bir tehlikenin oluştuğunu söyleyen Alıcı, “Yaraların sarıldığını kimse söyleyemez. Konteynerlerde kışı geçirmek çok zor. Bu sene insanlar donarak ölebilir” uyarısında bulundu.

    6 Şubat depremi ülke genelinde 14 milyon kişinin yaşamını olumsuz etkiledi. 35 binden fazla bina yıkıldı. 300 bine yakın bina ağır hasar aldı. Afet sonrası 2 milyondan fazla kişi barınma sorunu yaşarken en az 5 milyon kişi de farklı bölgelere göç etti.

    Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), depremler sonucu Türkiye’de 658 bin çalışanın, geçim olanaklarını kaybettiğini duyurdu.

    2023 Meclis Deprem Araştırma Komisyonu’nun raporuna göre depremin toplam maliyeti Türkiye’de 148.8 milyar dolar oldu. Bu maddi zararın 1999 Marmara Depremi’nin yol açtığı maddi kaybın yaklaşık 6 katından fazla olduğuna dikkat çekildi.

    6 Şubat’ta Pazarcık’ta meydana gelen ilk deprem, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde kaydedilen en büyük deprem olarak kayıtlara geçti. Depremin ardından oluşan mağduriyetler ise halen giderilmedi.

    “İNSANLAR KONTEYNERLERDE DONARAK ÖLEBİLİR”

    Malatya’nın Hekimhan ilçesi Hacılar Köyü’nde yaşayan Dede Celal Abbas Alıcı, deprem bölgesinin unutulduğunu ifade etti.

    Köylerinde 4 evin ağır hasar aldığını belirten Alıcı, ilerleyen süreçte hasarlı evlerin yıkılacağını, ancak mağduriyet yaşayanlara hala bir el uzatılmadığını söyledi.

    Celal Abbas Alıcı, Hacılar köyü yakınlarında çok sayıda köyde yıkılan evlerin olduğunu belirterek, “Kış geldi ve halen o sac konteynerlerin altında çok sayıda insan yaşıyor. Umarım ben yanılırım, ancak öngörüm bu sene donarak insanlar ölebilir. Henüz daha kara kış başlamadı Aralığın 13’ünden Mart 13’üne kadar çok soğuk bir süreç var” dedi.

    “HENÜZ HARFİYATI DÖKECEK YER BULAMADILAR”

    Celal Abbas Alıcı, deprem bölgesine yönelik devletin yeteri yardım yapmadığını söyleyerek “Daha Malatya’nın yarısı olan 250 bin bina yıkılacak. Henüz harfiyatı dökecek yer bulamamışlar. Halen enkazlar ortada, cesetler çıkıyor. Yani buralar halen çok sıkıntılı. Doğanşehir’in köylerinde ya da Adıyaman’ın köylerinde halen durum çok kötü” diye belirtti.

    “YARALAR SARILMIŞ DEĞİL”

    Celal Abbas Alıcı, Alevi örgütlerinin deprem bölgesine olan yardımlarına da değindi. Bölgede en çok ihtiyaç duyulanın barınma olduğunu söyleyen Alıcı, şöyle devam etti:

    “İlk süreçte insanların her şeye ihtiyacı vardı. Her türlü giyecek ve yiyeceğe ihtiyaç vardı ancak şimdi öyle değil. Artık barınma söz konusu olmaya başladı. Geçmişte örgütlerimiz çok sayıda yardım topladı, hatta bunların bir kısmı depolarda çürüdü, korunamadı. Depremden sonra Aleviler iyi organize olup örgütlendi ama dağıtımı yapamadık. Çünkü bölgede olan bizlerin de her şeye ihtiyacı vardı. Kesinlikle yaralar halen sarılmış değil. Bunun aksini söyleyen de yalan konuşmuş olur. Bölgede ihtiyaçları tespit ederek yardım yapmak gerekir ancak bizim örgütlerimiz ‘bölge tespit etsin’ diyor. Ancak bizim de öyle geniş çevreleri dolaşabilecek bir olanağımız yok. Bunun için gün boyu gezmek gerekir. Örneğin benim hayvanlarım var ve akşam olduğunda bakım için ahıra girmek zorundayım. Her şeye ihtiyacımız var gibi muamele yapılmasını da doğru bulmuyorum. Önümüz kış, insanların kışlık giysiye, az da olsa yiyeceğe ve en çok yakacağa ve barınmaya ihtiyacı var. İnsanlar donarak ölmesin.”

    “10 ARALIK MİTİNGİNDE BU KONU İYİ İŞLENMELİ”

    Celal Abbas Alıcı, eskiye nazaran köylerde kalabalıkların oluştuğuna da dikkat çekti. Köy nüfuslarının ikiye katlandığını söyleyen Alıcı, “Malatya Merkez’de dükkanı yıkılan esnafların Darende ilçesine göçtüğünü söyleyebilirim. Esnaf, bir şekilde göçüp yaşamını idame ediyor ama esnaf olmayan halk için bu geçerli değil. Bu nedenle geldiğimiz evrede Alevi örgütlerine büyük iş düşüyor. 10 Aralık İstanbul mitinginde bu konu iyi işlenmeli. 10 paragraf konuşma varsa iki paragrafı deprem bölgesine ayrılmalı. Burası unutturulmamalı. Ayrıca ihtiyaca cevap verebilecek nitelikte konuşma hazırlanmalı” diye belirtti.

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • Fırat’tan hükümete: Malatya’da Alevi kayısı üreticilerine neden su verilmemektedir?

    Fırat’tan hükümete: Malatya’da Alevi kayısı üreticilerine neden su verilmemektedir?

    PİRHA – Milletvekili Celal Fırat, Malatya’da Alevilerin yaşadığı semtlerde kayısı üreticilerinin yaşadığı su sorununu Meclis gündemine taşıdı. Milletvekili Fırat, Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı’ya “Kayısı üreticilerine neden su verilmemektedir?” diye sordu.

    Malatya’da Alevilerin yaşadığı Ören Mahallesi başta olmak üzere Doğanşehir ve Akçadağ ilçelerinde kayısı üreticilerinin yaşadığı su sorunu devam ediyor.

    Yeşil Sol Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, sorunun çözülmesi için girişimde bulunarak, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’yı göreve davet etti.

    “ÇÖZÜM BULUNMAZSA AĞAÇLAR KURUYACAK”

    Milletvekili Celal Fırat, deprem nedeniyle sulama kanallarında tahribat yaşandığı, ancak onarım için hiçbir girişimde bulunulmadığına işaret etti. Fırat, sulama yapılamadığı için kayısı üretiminin bölgede sekteye uğradığı ve büyük zararın söz konusu olduğu belirterek şu ifadelere yer verdi:

    “Dünya kuru kayısı üretiminin önemli bir kısmının yapıldığı, Türkiye’deki 22 milyon kayısı ağacının yaklaşık 9 milyonunun bulunduğu Malatya’da sulama nedeniyle Ören, Doğanşehir ve Akçadağ gibi 200 bin dönümlük arazide birinci sulamanın yapılamadığı, ikinci sulamanın yapılmaması halinde ise ağaçların kuruyacağı ve gelecek yıl hiç verim alınamayacağı ifade edilmektedir.
    Su kanalları zamanında onarılmadığı için su sıkıntısı yaşayan Ören Mahallesi, Doğanşehir ve Akçadağ ilçelerinin üreticileri, kendi imkanları ile tankerlerle sulama yapıldığı ancak çok masraflı olan bu uygulamanın yetersiz olduğu, acil çözüm bulunmazsa ağaçların kuruyacağını ve kayısı üretiminin duracağını belirtmektedirler.

    Aynı zamanda içme suyu sorunu, sebzelerin sulanması, inşa, barınma, toz gibi sıkıntıları olan çoğunlukla Alevilerin yaşadığı Ören Mahallesi ile birlikte Doğanşehir ve Akçadağ ilçelerinin su sorununun acilen çözüme kavuşturulması hem ülke ekonomisinin hem de kayısı üreticilerinin öncelikli beklentisi olup, onarım ihalesinin tek bir firmaya değil farklı müteahhitlere verilmesi, Sulama Birliklerinin, DSİ’nin ve Bakanlığın sorumluluklarını yerine getirmesi herkesin yararına olacaktır.”

    “SU SORUNU NE ZAMAN ÇÖZÜLECEKTİR?”

    Milletvekili Celal Fırat, konuya ilişkin bir de soru önergesi kaleme aldı. Fırat, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın yanıtlaması istemiyle şu soruları yöneltti:

    “*Genellikte Alevilerin yaşadığı Malatya Ören Mahallesi başta olmak üzere Doğanşehir ve Akçadağ ilçelerinde kayısı üreticilerine neden su verilmemektedir?

    *Malatya Ören Mahallesi, Doğanşehir ve Akçadağ ilçelerinde, depremde hasar gören su kanalları bugüne kadar neden onarılmamıştır?

    *Malatya Ören Mahallesi ile birlikte Doğanşehir ve Akçadağ ilçelerinde kayısı üretiminin durması hem ülke ekonomisine hem yöre sakinlerinin geçim şartlarının zorlaşmasına neden olmayacak mıdır?

    *Depremde zarar gören su kanallarının onarımı neden tek bir müteahhitte verilmiştir? Kanalların onarımının gecikmesi bu nedenle midir? Bu onarımın gecikmesi nedeniyle oluşacak zararları kim karşılayacaktır?

    *Depremde zarar gören su kanallarının bugüne kadar onarılmaması nedeniyle ağaçların kuruması, kayısı üretiminin durması nedeniyle oluşacak zarar tazmin edilecek midir?

    *Başta Malatya Ören Mahallesi olmak üzere Doğanşehir ve Akçadağ ilçelerinde kayısı üreticilerini zora düşüren su sorunu ne zaman çözülecektir?

    *Depremde zarar gören su kanallarının bugüne kadar onarılmamasında sorumluğu bulunan idareciler hakkında bir inceleme başlatılacak mıdır?”

    PİRHA/ANKARA

  • Saliha Aydeniz: Halkımız 14 Mayıs’ta hesabını soracak

    Saliha Aydeniz: Halkımız 14 Mayıs’ta hesabını soracak

    Depremin 40’ıncı gününde Malatya’da konuşan DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz, yıkımın tek sebebinin iktidarın savaş politikası olduğunu belirterek, “İktidar, rantın peşine düştü. Halkımız, bunun hesabını istifa etmeseler bile 14 Mayıs’ta soracaktır” dedi.

    Maraş merkezli 6 Şubat’ta meydana gelen ve 11 ili etkileyen 7,7 ve 7,6 şiddetindeki depremlerin 40’ıncı günü dolayısıyla Malatya’nın Doğanşehir ilçesine bağlı Örnek Mahallesi’nde lokmalar paylaşıldı. Halkların Demokratik Partisi (HDP) Malatya İl Örgütü öncülüğünde düzenlenen programa, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz, HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Serhat Eren ve HDP milletvekilleri Garo Paylan ve Abdullah Koç katıldı.

    “YIKIMIN SEBEBİ İKTİDAR”

    Programda konuşan DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz, “Bir afet yaşadık. Bu afet doğal bir afetti ama yıkımlarının bu kadar ağır olmasının sebebi iktidarın kendisinin bu yıkımın altında kaldığı gerçekliği olduğu için bu kadar ağır oldu. Yıkımın bu kadar ağır olması, bu kadar can yitirilmesinin nedeninin, bu iktidarın ve devletin rant politikaları, şehirleşme politikaları, halklara ve inançlara olan düşmanlık politikalarından kaynaklandığını çok iyi biliyoruz. İlk günden itibaren halkımızın yanında olan yine halklardı, partimizdi, sivil toplum örgütleriydi” dedi.

    “40 GÜN GEÇTİ BİRŞEY YAPILMADI”

    Depremin üzerinden 40 gün geçtiğini ancak yaraların hala sarılmadığını belirten Aydeniz, “40 gün geçmiş olmasına rağmen hala iktidar ve devlet, halkların mağduriyetlerinin giderilmesi için bir şey yapmadı. İnsanlar, kendi kendilerine bu yıkımlardan çıkmaya çalıştıklarında, onlar hala rantlarının peşindeydiler. 40 gün geçti, hala çadır sorunu, enkaz sorunu ve sıcak su sorunu varken, bu iktidar hangi rantı, hangi şehirleşmeyi ve parayı hangi yandaşına vereceğinin derdinde” diye konuştu.

    “DAYANIŞMA BÜYÜYECEK”

    Bu kadar yıkım ve acıya rağmen iktidarın tek bir istifası olmadığına dikkat çeken Aydeniz, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “İstifa etmesi gerekenler, bu kadar yıkım için istifa etmeyenler, bu gün yeniden seçim için istifa ediyor.  Yeniden iktidarı ve rantı ellerinde tutmanın girişimini ve mücadelesini yürütmeye çalışıyorlar. Bu iktidarın halktan, inançlardan yana bir politikası yok. Depremin üzerinden 40 gün geçmesine rağmen hala yaraların sarılması için adım atmadıklarından biliyoruz. Halkımızla yan yana bütün acılarımızı saracağız. Tek tek yitirdiğimiz bütün canların hesabını sormak için alanlarda halkımızın yanında olacağız. Çünkü bunlar hesap verecek. Öyle hesap vermeden gitmek olmaz. Onlar da bunu biliyorlar. Kaybetmişler. Artık gidecekler ama giderken halkımızın bütün haklarının hesabını soracağız. Bu kadar yıkımın tek sebebi iktidarın savaş politikaları, düşman politikaları ve halkları tanımama politikalarıdır. Rantının peşine düştüler. Halkımız, bunun hesabını istifa etmeseler bile 14 Mayıs’ta soracaktır.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Malatya Doğanşehir’i sel bastı; depremzede çadırları su içinde kaldı-VİDEO

    Malatya Doğanşehir’i sel bastı; depremzede çadırları su içinde kaldı-VİDEO

    PİRHA- Deprem felaketinin yıkıma uğrattığı Malatya’nın Doğanşehir ilçesini sel bastı, çadırlar su içinde kaldı.

    6 Şubat’ta 11 ili etkileyen depremlerin ardından on binlerce kişi yaşamını yitirirken, yüz binlercesi de evsiz kaldı.

    Deprem felaketinin yıkıma uğrattığı Malatya’nın Doğanşehir ilçesinde dün yaşanan yağış sonrası ilçeyi ve çadırları su bastı. Yaşanan sel sonrası çadırda yaşamak zorunda kalan depremzedelerin yaşam şartları bir kat daha zorlaştı. Çadır kenarlarından dolan su ile bazı vatandaşların eşyaları da zarar gördü.

    PİRHA/MALATYA

  • 700 nüfuslu Malatya Topraktepe Köyü’ne sadece 18 çadır kuruldu-VİDEO

    700 nüfuslu Malatya Topraktepe Köyü’ne sadece 18 çadır kuruldu-VİDEO

    PİRHA-Malatya’nın Doğanşehir ilçesine bağlı 700 nüfuslu Topraktepe Köyü’nde depremden 10 gün sonra sadece 18 çadır kuruldu. Elektrik ve suyun hala kesik olduğu köyde, hayvanların çoğu enkaz altında. Köye ulaştırılmak üzere yola çıkarılan yardım tırlarının bazılarına ise el konulduğu belirtiliyor.

    Halk müziği sanatçısı Muharrem Temiz, Hacıbektaş Belediyesi Başkanı Arif Yoldaş Altıok, Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi Başkanı Zeynal Odabaş ile Üryan Hızır Ocağı mensubu ve Can TV Yayın Kurulu Üyesi Veli BüyükşahinMalatya’nın Doğanşehir ilçesindeki Topraktepe Köyü‘nü ziyaret etti.

    350 hane, 700 nüfuslu köyde şu an 18 çadır kurulu. 18 çadırın da 10 gün sonra verildiği köylüler tarafından ifade edilirken, köye ulaşan yardım malzemelerinin gönüllüler, Alevi kurumları, sivil toplum kuruluşları tarafından gönderildiği kaydedildi. Bazı tırlara ise el konulduğu belirtildi. Köyde hala elektrik ve su yokken, hayvanların çoğunun da göçük altında olduğu aktarıldı.

    PİRHA/MALATYA

  • Alevi köyü Topraktepe’ye gelen yardım tırına AFAD el koydu-VİDEO

    Alevi köyü Topraktepe’ye gelen yardım tırına AFAD el koydu-VİDEO

    PİRHA- Malatya Doğanşehir’e bağlı Topraktepe köyüne gönderilen yardımlara AFAD el koydu. Köylüler, kendi imkanları ile almak istedikleri konteynerlere el konulacağı endişesi ile artık yardım istemediklerini belirtti.

    Malatya’nın Doğanşehir ilçesine bağlı Topraktepe köyünde 13 kişinin cansız bedeni enkaz altından çıkarılmış, köylüler yetkililerin 63 saat sonra ulaştıklarını belirtmişti.

    Depremin üzerinden geçen 13 güne rağmen Topraktepe köyüne ulaşan tek bir yardım olmadı. İzmir ve İstanbul’dan dayanışmayla gönderilen yardım tırlarına ise AFAD el koydu. Elektrik ve suyun halen olmadığı köyde ise yurttaşlar kendi imkanları ile almak istedikleri konteynerlere el konulacağı endişesi taşıyor.

    “YARDIM ETMEYE YOKLAR, MALIMIZA EL KOYMAYA VARLAR”

    Köydeki 13 cenazeyi kendi imkanları ile çıkardığını kaydeden köylüler, 63 saat sonra gelen AFAD’ın kendilerine tek bir hizmet getirmediğini ifade etti. Farklı illerden köylerine gönderilen yardımlara el konulmasına tepki gösteren Topraktepe’li yurttaş şunları söyledi:

    “İstanbul ve İzmir’den köyümüze gelen yardımlara Doşanşehir AFAD el koydu. Kendi imkanlarımızla konteyner almak istiyoruz ama ona da el konulur diye bir şey yapamıyoruz. Yardım etmeye yoklar, malımıza el koymaya varlar. Cenazelerimizi kendi ellerimizle kazıyarak çıkardık. Şu an malzeme gelecek ve biz istemiyoruz. Depremin üzerinden 13 gün geçti. Ne elektriğimiz, nede suyumuz var. Elektiriği bir gün yatırmazsak faiz getiriyorlar ama kaç gündür elektrik vermiyorlar.”

    “AFAD GEÇMİŞ OLSUN DİYEREK GİTTİ; SESLİ MESAJ ATSALARDI YETERLİYDİ”

    Topraktepe köyünden bir diğer yurttaş ise, AFAD’ın kendilerine ‘geçmiş olsun’ dedikten sonra köyü terk ettiğini belirti. Yurttaş, “AFAD saatler sonra buraya gelerek geçmiş olsun diyor. Hiç gelmeselerdi; sesli mesaj atsalardı yeterdi. Geçmiş olsun diyerek geri gittiler. Yol kapalı olduğu için gelememişler. Yolu açmak için araç mı gönderdiniz ki? Şimdi ise köyümüze gelen yardım tırlarına el koyuyorlar” diyerek yaşanan duruma tepki gösterdi.

    Rohat Emekçi-Kamil Murat Demir/MALATYA

  • 13 gün geçti ancak halen çadır ve temel ihtiyaçlar dağıtılmadı! -VİDEO

    13 gün geçti ancak halen çadır ve temel ihtiyaçlar dağıtılmadı! -VİDEO

    PİRHA – Malatya’nın Doğanşehir ilçesine bağlı Karşıyaka Mahallesindeki depremzedeler, yardım malzemelerinin halen kendilerine ulaştırılmadığını belirtti. Depremzede çiftçiler, besledikleri hayvanlara yem dahi bulamadıklarını dile getirdi.

    Depremin vurduğu Malatya’nın Doğanşehir ilçesine bağlı Karşıyaka Mahallesinde halen yaralar sarılmış değil. Depremzedeler, halen çadır ve temel ihtiyaç malzemelerine ulaşamadıklarını belirterek, yapılan yardımlardan faydalanamadıklarını dile getirdi.

    “PERİŞAN HALDEYİZ”

    Tek geçim kaynaklarının tütün olduğunu belirten bir mahalleli, topladıkları ürünlerin de enkaz altında kaldığını belirtti. Bölgeye gönderilen yardım malzemelerine ulaşamadıklarını söyleyen mahalleli, yaşadıklarını şu cümlelerle özetledi:

    “İmkanı olanların hepsi kaçıp gitti, bir tek biz kaldık. Geçim kaynağımız tütün üzerineydi, deprem onu da vurdu. Birçok tarım borcumuz var. Çadırlar kuruldu ancak bu kez odun yok. Sabaha kadar donuyoruz. Verdikleri odunlar da yaş, o nedenle yanmıyor. Bütün yardım malzemeleri sanayi tarafına gidiyor. Sanayi bölgesi bize uzak olduğu için yardımları alamıyoruz. Bu arada hırsızlık da çoğalmış durumda. Enkazdan kalan biraz eşyamız var onları çıkartmak için bir yere ayrılamıyoruz. Hem kiracıyız hem de zarar çok. Şu an borçlarımızı nasıl ve ne ile kapatacağımızı düşünüyoruz. Perişan haldeyiz.”

    KAR SUYU İLE DUŞ İHTİYACINI GİDERİYORLAR!

    Mahallede yaşayan bir başka yurttaş da henüz çadır alamadığını belirterek “Odun, kömür sıkıntısı da var. Yiyecek geliyor ancak kadınlar için bir takım özel ihtiyaçlar var. Mesela iç çamaşırı, hijyen malzemeleri, deterjan ihtiyacımız söz konusu. Yağan karı kazana koyup ısıtıyor, sonrasında banyo yapabiliyoruz. Çünkü su yok. Mahalle aralarına dağıtım için girmiyorlar. Kalabalık yerlere gidip dağıtıyorlar. Oralar da bizlere çok uzak, nasıl gideceğiz?” şikayetini dile getirdi.

    HAYVANLAR İÇİN YEM İHTİYACI DA SÖZ KONUSU!

    Hayvancılıkla uğraşan bir yurttaş ise ahırlarının ağır hasar aldığını, çökme tehlikesi ile karşı karşıya olduklarını belirtti. Hayvanları için çadır alamadıklarını belirten yurttaş, şuları söyledi:

    “Hayvanlarımızı satmak istiyoruz ancak alan kimse de yok. Almak isteyenler de bir ineğe 10 bin lira veriyor. 50 bin liralık ineğe 10 bin veriyorlar. Nasıl verelim? Bu da bizim emeğimiz. Ayrıca hayvanlar için yeme de ulaşamıyoruz. 5 tane hayvanım var. Ayrıca bir çocuğum da kas hastası. Şu anda çadırda kalıyoruz ancak bizim bir konteynıra ihtiyacımız var. Çünkü çocuk çadırda perişan oluyor. Burası dış mahalle olduğu için yardımlar buraya ulaşmıyor.”

    Rohat Emekçi-Kamil Murat Demir/MALATYA

     

  • Malatya Doğanşehirliler: Evler yıkıldı, hepsi hasarlı, barınma sorunumuz çözülsün-VİDEO

    Malatya Doğanşehirliler: Evler yıkıldı, hepsi hasarlı, barınma sorunumuz çözülsün-VİDEO

    PİRHA-Malatya’nın Doğanşehir ilçesindeki yıkımı aktaran Necmiye Canpolat, “Evler yıkılmış. Hepsi hasarlı. Girilecek gibi değil. Çadırda kalıyoruz şu an. Çoğu kişi buraları terk etti. Burada hayvanları olan ya da gidecek yerleri olmayanlar kaldı. Barınma sorunumuz var. Buna bir çözüm bulunsun istiyoruz” dedi.

    Depremden etkilenen Malatya’nın Doğanşehir ilçe merkezindeki yıkım yurttaşlar tarafından görüntülendi. İlçe merkezindeki binaların çoğu deprem nedeniyle yıkılırken, ayakta kalanlar da yıkılmak üzere. Yurttaşlar tarafından gönderilen fotoğraflarda yıkımın yanı sıra hayatını kaybedenlerin römorklarda yer aldığı da görülüyor.

    “ÇOĞU KİŞİ BURALARI TERK ETTİ”

    Doğanşehir’de yaşayan Necmiye Canpolat da bölgedeki durumu şu sözler ile aktardı:

    “Evler yıkılmış. Hepsi hasarlı. Girilecek gibi değil. Çadırda kalıyoruz şu an. Çoğu kişi buraları terk etti. Burada hayvanları olan ya da gidecek yerleri olmayanlar kaldı. Barınma sorunumuz var. Buna bir çözüm bulunsun istiyoruz.”

    PİRHA/MALATYA

  • Doğanşehir’in Topraktepe köyündeki enkazdan 13 kişinin cansız bedeni çıkarıldı-VİDEO

    Doğanşehir’in Topraktepe köyündeki enkazdan 13 kişinin cansız bedeni çıkarıldı-VİDEO

    PİRHA-Malatya’nın Doğanşehir ilçesine bağlı Topraktepe köyünde 13 kişinin cansız bedeni enkaz altından çıkarıldı. Köylüler yetkililerin 63 saat sonra ulaştıklarını belirtti.

    Malatya’nın Doğanşehir ilçesine bağlı bir Alevi köyü olan Topraktepe’de enkaz altından 13 kişinin cansız bedeni çıkarıldı. Köylüler AFAD ile Jandarma ekiplerinin 63 saat sonra köye ulaştıklarını belirtti. Depremin ardından yaşanan yıkım köylülerin kameralarına yansıdı.

    PİRHA / MALATYA

  • SMA Tip 2 teşhisi konulan Destan Duru için yardım kampanyası başlatıldı

    SMA Tip 2 teşhisi konulan Destan Duru için yardım kampanyası başlatıldı

    PİRHA-Malatya Doğanşehir’de yaşayan ve SMA Tip 2 teşhisi koyulan Destan Duru Evren’in yurt dışında tedavi edilmesi için yardım kampanyası başlatıldı. Evren ailesi, “Umudumuzu kaybetmek istemiyoruz. Dayanışma elinizi uzatacağınıza yürekten inanıyoruz” açıklamasında bulundu.

    Spinal Musküler Atrofi (SMA), özellikle sosyal medya üzerinden başlatılan bağış kampanyaları ile gündeme gelen genetik bir hastalık. Omurilikte bulunan motor sinir hücrelerinin kaybından ötürü ortaya çıkarak, kas kaybı ile kas zayıflığına neden olan SMA’nın 4 tipi bulunuyor. Tedavi için geliştirilen ve onay alan ise halihazırda üç ilaç mevcut. Türkiye’de bu ilaçlardan sadece bir tanesi, SGK tarafından geri ödemeli olarak karşılanıyor.

    Yurt dışında bulunan ilaçlar ile çocuklarını tedavi ettirmek isteyen kimi aileler, sosyal medya aracılığıyla bağış kampanyaları başlatırken; üç ilacın Türkiye’de uygulanan tedavi yöntemleri arasına girmesi gerektiği çağrısında da bulunuluyor.

    DESTAN DURU EVREN İÇİN YARDIM KAMPANYASI BAŞLATILDI

    Malatya Doğanşehir’de yaşayan ve SMA Tip 2 teşhisi koyulan 17 aylık Destan Duru Evren için de “Destan Duru Evren Yaşasın” başlığıyla yardım kampanyası başlatıldı. Malatya Valiliği’nin kampanyadan haberdar olduğu ve onay kağıdı beklenildiği söylenen kampanya ile ilgili olarak Evren ailesi, “Umudumuzu kaybetmek istemiyoruz. Malatya ve Türkiye’nin hayırseverlerinin Destan Duru’nun yaşayabilmesi, bu amaçla gereken tedavi masraflarının karşılanabilmesi için yardım ve dayanışma elini uzatacağına yürekten inanıyoruz” açıklamasında bulundu.

    SMA Tip 2’nin belirtileri 1 yaş ve sonrasında ortaya çıkıyor ve ilerleyen yaşlarda artarak devam ediyor. Bu hastalar desteksiz oturma, emekleme, ayakta durma ve yürüme kabiliyetlerini hızla kaybediyor.

    (PİRHA HABER MERKEZİ)

  • Hukuksuzluğun bu kadarı! Kaçak maden faaliyeti ile Aleviler göçe zorlanıyor

    Hukuksuzluğun bu kadarı! Kaçak maden faaliyeti ile Aleviler göçe zorlanıyor

    PİRHA- Malatya’nın Dedeyazı Mahallesi’nde kaçak faaliyet yürüten maden ocağı sebebiyle halkın mağduriyeti sürüyor. Çevrecilerin ise “Şirketlere rant sağlayıp ardından da Kürt Alevileri göçe zorlanmak isteniyor” sözleri dikkat çekiyor.

    Alevi yerleşkelerine yönelik saldırıların ardı arkası kesilmiyor. Malatya’nın Doğanşehir ilçesi Dedeyazı Mahallesi’ne 20 yıl önce kurulan maden ocağı kaçak faaliyetlerine devam ediyor. Yaşanan tahribat sebebiyle bir bütün olarak canlı yaşamı tehlikeye atılıyor.

    Hafriyat kamyonları, çıkarılan toprak ve kayaları mahallenin içinden geçerek taşıyor. Yüksek tonajlı araçlar ve patlatılan dinamitler sebebiyle bir bütün olarak çevresel tahribat yaşanıyor. Mahalledeki kayısı ağaçları başta olmak üzere birçok bitki de durumdan zarar görüyor.

    NE BİR İŞLETME RUHSATI NE DE BİR ÇED RAPORU MEVCUT DEĞİL

    Bölgedeki yurttaşlar, hukuksuz madencilik faaliyetleri karşısında tüm hukuki yollara da başvurdu. Mir Serhat Madencilik Şirketi’nin çalışmasına karşılık bölgede eylem ve etkinlik yapan Malatya Çevre Platformu, konuya bir kez daha dikkat çekti. Platformun Yürütme Kurulu Üyesi Hasan Kaya, mahallenin su kaynaklarının olduğu, rüzgarın geldiği bir yönde bu faaliyetin yürütülmesinin başlı başına yanlış olduğunu ifade etti. Kaya, aynı zamanda madenin çıkartıldığı bölgedeki bir ulaşım yolunun iki mahalleyi birbirine bağladığına işaret ederek “Vatandaşlar bu yoldan diğer bölgelere geçmek istiyor ancak maden ocağı yetkilileri, insanların oradan geçmesini engelliyor. ‘Geçemezsiniz, burası bize ait’ deniliyor” aktarımında bulundu.

    BOR MADENİ UĞRUNA ÇEVRE ZEHİRLENİYOR

    Hasan Kaya, şirketin mevcut bir ÇED raporu alamadığına da işaret etti. Kaya, şirketin geçmişte ‘ÇED raporuna gerek yoktur’ belgesi aldığını da belirterek “Daha sonrasında mahkeme, bu ocağın durdurulması için karar verdi. Ancak bu karara rağmen çalışma devam ediyor. Köylüler ise sürekli bu duruma tepki gösteriyor” dedi.

    Hasan Kaya, bölgede özellikle kayısı ağaçlarının çürüdüğüne de işaret ederek “Bütün mahalle toz toprak içerisinde kalıyor. Dinamit patlatıldığında camlar kırılıyor, evler hasar görüyor. Ocak neredeyse mahallenin içerisinde denilebilecek bir noktada. Bütün bunlar hazırlanan bilimsel raporlarda da ifade ediliyor” dedi.

    FAALİYETLERİN AMACI KÜRT ALEVİ KÖYLERİNİ BOŞALTMAK! 

    Kaya, asıl amaçlananın bölgedeki Kürt Alevi yurttaşları göçe zorlamak olduğunu ifade ederken şu konuların altını çizdi:

    “Özellikle bütün bu faaliyetler Malatya genelinde Alevilerin bulunduğu bölgelerde yapılıyor. Alevileri göçe zorlama, Alevileri asimile etme, Alevileri bu noktada dışlama politikası… Yani bu madem faaliyetlerini başka bir yerde yapma imkanları olmasına rağmen özellikle Alevi yerleşkeleri tercih ediliyor. Yani toplumsal birlikteliği dağıtma ve göçe zorlama amacı taşınıyor.

    Üç beş yabancı şirket ile işbirliği halinde olan yerli şirketlerin, rantına biraz daha rant katma amacı da var. Bu şirketler genelde Amerikan, İngiliz ve Fransız şirketleri. 3 tane büyük ana şirket var. O şirketlerin buradaki temsilcileri ise Çalık Grubu gibi şirketler. Yurtdışı şirketleri dolaylı olarak yerli firmalara para verip ‘bu işi sen yürüt’ diyor. Ama arkasındaki asıl güçler, yabancı şirketler. Toplumun karşısına yerli aracı firmaları koyuyorlar. O şirketler de gelip ‘Biz burayı devletten satın aldık. Sizlere de iş istihdamı sağlayacağız. Zarar gören ev ve arazileriniz için bol miktarda para vereceğiz. Bütün kurallara uyarak faaliyet yürüteceğiz’ diyerek politika yürütüyor. Fakat bu zararların telafisi mümkün değil. İşin içerisine girdikten sonra vahşi bir şekilde çukurlar açılıyor ve telafisi mümkün olmayan bir noktada bırakıp gidiyorlar.

    Madem ocağının durdurulması yönünde açılan dava netlik kazandı. Hatta Yargıtay da onadı. Ama gelin görün ki hukuksuzluk ve siyasi baskı devam ediyor. Siyasi otorite ile birlikte çalıştıkları için hukuk işlemiyor. Hukuk tanımaz bir düzen var.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Kayısı üreticileri: Emeğimizin karşılığını alamıyoruz; devlet bizden ürün alsın-VİDEO

    Kayısı üreticileri: Emeğimizin karşılığını alamıyoruz; devlet bizden ürün alsın-VİDEO

    PİRHA- Dünya kayısı başkenti olarak bilinen Malatya’da çiftçiler, kayısı hasadına başladı. Bununla  birlikte birçok işlem yaparak kayısı elde ettiklerini ancak emeklerinin karşılığını alamadıklarını ifade eden üreticiler, “Malatya’da kayısı fiyatları tüccarların inisiyatifine kalmış. Yetkililer bu konu ile ilgili bir çözüm bulmalı” çağrısında bulundular. 

    Besin değerinin yüksek olmasının yanı sıra aroması ve lezzeti ile de dünyanın ilgisini çeken Malatya kayısısı, bin bir türlü emek ile işlemden geçtikten sonra satışa sunulurken kavurucu sıcağa ve birçok zorluğa katlanan üreticilerin tek derdi ise emeklerinin karşılığını alabilmek.

    Malatyalıların en büyük geçim kaynaklarından biri olan kaysıda, Doğanşehir bölgesinde zamansız yağan yoğun yağmurdan dolayı mantar çıkması ve kaysıya dolu vurmasından dolayı üreticiler mağdur. Üreticiler bir diğer sorunu ise kaysı satışlarında yaşarken satışlarda tüccarın verdiği fiyatlar üzerinden kaysının satılması ise ekonomik anlamda da üreticiyi mağdur ediyor.

    “MADEN OCAĞI KAYISI BAHÇELERİNİ ETKİLEDİ”

    “Sonbaharda ve ilkbaharda bahçeyi gübrelediklerini ve ağaçlara ilaç attıklarını söyleyen” İbrahim Öcal, “Bahçenin içini sürüyoruz, ardından sulamamız gerekiyor ama su yok. Dedeyazı köyünde bulunan maden ocağında yapılan patlamalar suyu etkilemiş durumda su konusunda sıkıntı yaşıyoruz. Bu da ürünümüzü etkiliyor. Bölgede zamansız yağan yağmur ve kayısıya dolu vurmasından dolayı hepsi lekelenmiş durumda. Böylede olunca kayısımız para etmiyor. Devlet bu konuda bizlere herhangi bir destek sunmuyor. Bahçeye attığımız ilacın masrafını çıkaramıyoruz” dedi.

    “ÇOCUKLARIMIZLA BİRLİKTE EMEK VERİYORUZ”

    “Sabahın erken saatlerinde çocuklarımızı alıp bahçeye geliyoruz. Büyük emekler vererek kayısıyı dalından topluyoruz. Ama bu sene bizim kayısımız hiç iyi değil” diyen Aslıhan Öcal, “Kayısıda çoluk çocuğumuzla emek veriyoruz. Topladığımız kayısıyı islime atıp naylona seriyoruz. Ama emeğimizin karşılığını alamıyoruz. Yaşadığımız sıkıntıları devlettin görüp destek vermesini istiyoruz” diye ifade etti.

    “ÇİFTÇİNİN HALİNİ DÜŞÜNEN YOK”

    “Kayısıya çok büyük emekler veriyoruz. Ama verilen emeğe ve yaptığımız çalışmalara baktığımızda emeğimizin karşılığını alamıyoruz” diyen Ahmet Tarkan ise, “Nisan ve Mayıs aylarında bahçeyi sürüp ilaçlamasını yapıyoruz. Temmuzun ilk haftası ile birlikte çevre illerden gelen tarım işçileri ile birlikte ağaçtan kayısıyı toplamaya başlıyoruz. Bahçelere dolu vurmasından dolayı bu sene hasat iyi değil. Tarım sigortası (TARSİM) hasar tespiti yaparken yüksek hasar raporu da vermediği için zararımızın karşılığını alamıyoruz. Kayısı bahçen sigortalı değilse hiç bir devlet desteği alamıyorsun. Kayısı fiyatının yüksek olması bizi çok etkilemiyor. Malatya kayısı piyasası 4 kişinin elinde istediği fiyata kayısı alıyorlar. Kayısıyı satmak zorundayız çünkü ihtiyaçlarımızı karşılamak için ve çocuklarımızı okula göndermek için tek gelir kaynağımız kayısıdır. Ürün ne kadar iyi olursa da para etmiyor. Mazot, işçi yevmiyesi verdiğimiz emeğe baktığımızda zarar ediyoruz. Yetkililerin bu işe bir el atmasını bekliyoruz ama çok zor, çiftçinin halini düşünen yok” dedi.

    “KAYISI HAK ETTİĞİ FİYATA SATILMIYOR, TÜCCAR KAZANIYOR”

    “Kayısın en önemli zamanı çiçek açtığı dönemdir. O dönem çiçek ilacı atarız ardından çil ilacı atarız. Daha önceki yıllarda kar yoğun yağarken bu ilaçları atmıyorduk. Kar yağmadığı için ilaç atıyoruz özellikle bakır ilacı atmazsak ağaçlarda kuruma oluyor ve ömrünü azaltıyor” diyen Dallı Dalı şunları ifade etti:

    “Bu bölgede Temmuz’un ilk haftası kayısı toplamaya başlıyoruz. İslimde kayısı olursa işçiler saat 06.00’da bahçeye gelir ve bir buçuk, iki saat bununla uğraşır. Ardından da bahçeye giderek kayısı toplamaya başlarız. Eskisi gibi işçiler kayısıya gelmiyor. İşçi sıkıntısı yaşıyoruz. Kayısı ne kadar iyi olursa hak ettiği fiyata satılmıyor. Ama bunu bizden alan tüccar ürünü stoklayarak çok yüksek fiyatlara satabiliyor. Bunun bizlere her hangi bir yansıması olmuyor”

    “ÜLKENİN TARIM POLİTİKASI ÇÖKMÜŞTÜR”

    “Malatya’da Ziraat Odaları sözde var. Çifçinin hakkını savunacak hiç bir şey yapmazlar. Bu yıl full paket sigorta yaptırdım. Ürünü dolu vurdu ama zararımın karşılığını alamıyorum” diyen Dallı şunlara vurgu yaptı:

    “Hasar tespiti için gelen Başbakanlığa bağlı TARSİM’in eksperleri taraflı karar alarak bizleri mağdur ediyor. Üründe yaptığımız zararın karşılığını alamıyoruz. Sigortaya ödediğimiz kadar ancak para alabiliyoruz bu da bir şey ifade etmiyor ve zararımızı karşılamıyor. Bu ülkenin tarım politikası çökmüş durumda. Çiftçiye herhangi bir destek yok sadece seçim vaadi olarak bunları kullanıyor ve vatandaşını kandırıyorlar. Mazotu 5 bin 700 liraya alıyoruz tarım bakanı diyor ki 2 bin 350 liradan çiftçiye mazot veriyoruz. Bu bir yalandan ibarettir. Doğanşehir’de bulunan kooperatiften 5 bin 700 liraya mazot alıyoruz. Faturalarımızı gösterebiliriz. Bu tarım politikası önceki dönemlerde de aynı böyleydi. Malatya’nın en büyük geçim kaynağı kayısıdır. Milletvekilleri ihale peşinde koşacaklarına Malatya kayısısına sahip çıksınlar” diye konuştu.

    “DEVLET BİZDEN ÜRÜNÜMÜZÜ ALMALI”

    “Çiftçiyiz tek geçim kaynağımız kayısı bu yılda kayısılara dolu vurduğu için mağduruz. Devlet’in bu konuda bizlere destek vermesi gerekiyor bu konuda yardım bekliyoruz” ifadelerini kullanan Gülizar Çakır da, “Kayısı ile uğraşmanın çok büyük bir zahmeti var. Büyük zahmetlerle topladığımız kayısıları tüccarlar gelip bizden çok uygun fiyata alıyor. Böylede olunca masrafımızı bile çıkaramıyoruz. Devletin buna bir el atıp bir taban fiyat uygulaması getirmesi gerekiyor. Ürünü tüccara satmaktansa devletin bu ürünü bizden alarak emeğimizin karşılığını vermesini istiyoruz” dedi.

    Mustafa YÜKSEL/MALATYA

  • Dedeyazı köylüleri: Eylemlerimizi yeniden başlatırız-VİDEO

    Dedeyazı köylüleri: Eylemlerimizi yeniden başlatırız-VİDEO

    PİRHA- Malatya’nın Doğanşehir ilçesine bağlı Alevilerin yaşadığı Dedeyazı köyünde Malatya İdari Mahkemesi tarafından durdurulan maden ocaklarının yeniden açılmasının gündeme geldi. Köylüler STK’larla birlikte yaptıkları toplantıda açılmak istenen maden ocağına karşı yeniden eylemlere başlayacaklarını söylediler.

    Malatya’nın Doğanşehir ilçesine bağlı Alevi köyü olan Dedeyazı’da 2002 yılından itibaren başlayan Maden ocağı çalışmaları başta içme su sorunu olmak üzere köyde birçok sorun meydana getirmiş.

    Yıllardır doğalarını tahrip eden madene karşı mücadele eden halk, mahkeme tarafından verilen 2 yürütmeyi durdurma kararına rağmen maden ocaklarının yeniden açılacağının gündeme gelmesinden dolayı rahatsız. Maden ocağında yeniden çalışmalar başlaması halinde eylem yapacaklarını ifade eden Dedeyazı köylüleri PİRHA’ya açıklamalarda bulundu.

    “SUDAN DOLAYI İNSANLARIN SAĞLIĞI TEHDİT ALTINDA”

    “Ben bu köyde doğdum büyüdüm. Eskiden bu bölgenin en büyük suyu bizim köyümüzden çıkıyordu. Bu sularla tarlalarda ektiğimiz ürünlerimizi suluyorduk. Maden ocağı ile birlikte suyumuzu kaybettik” diyen Şehriban Atasoy, “Maden ocağı yokken bu köyde düzenli bir hayatımız vardı. Daha önceleri hayvancılıkla uğraşıyorduk yüzlerce koyunumuz vardı. Arazilerimiz, kayısı bahçelerimiz vardı. Maden ocağı çalışmaları başlayınca büyük sıkıntılarımız başladı ve her şeyimizi kaybettik. En büyük sorunu şu anda suda yaşıyoruz. İçme suyumuz ve arazilerimizi suladığımız su kaynağı yok oldu. İçme suyumuz kirlendi bundan dolayı başta çocuklar ve yaşlılar olmak üzere köyde yaşayanlarda sağlık sorunları ortaya çıkmaya başladı. Bizler köyümüzde maden ocaklarına izin vermeyeceğiz buna karşı mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi.

    “PATLAMALARDAN DOLAYI EVLERİMİZDE ÇATLAKLAR MEYDANA GELDİ”

    “Maden ocakları ile birlikte köyde sorunlar ortaya çıkmaya başladı. Giderek köyümüzün sorunları büyüyerek devam etti. Arazilerimizi sulamada kullandığımız su eksildi kayısı bahçelerimizi sulayamaz oldu. Bundan dolayı birçok bahçe kurudu ve ağaçlarını sökmek zorunda kaldıklarını” söyleyen Feride Atasoy sözlerine şöyle devam etti;

    “Köyümüzde hayvancılık yapılıyordu. İnsanlar bazı dönemler yaylalara çıkıyordu. Artık bunlarda bitti. Çocuklarımız buraları terk etti gitti. Köyde yaşlılar kaldı. Maden ocaklarında patlamalar yapıldığı zaman evlerimiz sallanıyor. Birçok çatlaklar oluştu evlerimizde. Tozdan ve gürültüden dolayı evlerimizden çıkamıyoruz. Köyümüzde maden ocağı istemiyoruz.”

    “ÜZÜM BAĞLARIMIZ SÖKÜLDÜ”

    ‘1936 doğumluyum 30 yaşına kadar köyde yaşadım ve ondan sonra Almanya’ya gittim. Ama her yaz köye geliyordum” diyen Mulla Atasoy, “O dönemler hayvancılık ve bahçe işleri yapardık. Maden ocağı çalışmalarına başladıktan sonra bunların hepsini etkiledi. Ocağın bulunduğu alanda suyu çok ve soğuk olan bir çeşmemiz vardı. Üzüm bağlarımız vardı. O bağlardan üzümler toplar soğuması için suyun gözüne koyardık. Köylüler burada bir araya gelir piknik yapardı. Ama şimdi bu alanda hiçbir şey bırakmadılar. Bağlarımızı söktüler, tozdan ve gürültüden dolayı bu alana gidemez olduk. Bir değirmeni çalıştıracak kadar su vardı. Suyumuz kirlendi ve yok oldu. Yetkililere çağrımız buna bir çözüm bulsunlar” ifadelerini kullandı.

    “YENİ ÇET RAPORU ALMAYA ÇALIŞIYORLAR”

    “Gençliğim bu köyde geçti. O dönemler köydekiler tarımcılık ve hayvancılıkla uğraşıyordu. 12 Eylül öncesi köyde çok farklı bir yaşam ve çalışma şekli vardı. Köy yararına ve insanlar yararına birçok şey yapılıyordu. İnsanlar imece usulü ile çalışır bir birlerine yardımcı olurdu. 12 Eylül’den sonra gençler yozlaştı” ifadelerini kullanan Kemal Atasoy şunlara vurgu yaptı:

    “12 Eylül’den önce maden çalışmasının yapıldığı alan yemyeşildi. Su kaynakları vardı ve alt tarafından birçok bahçe vardı. Yaz döneminde insanlar oralara giderdi. Herkes o bölgeyi kullanıyordu. Son 15 yıldır buraya giren maden ocağı ile birlikte her şey tersine döndü. Ekolojik anlamda doğamız bozuldu. Bu da burada yaşayanların hayatını büyük bir şekilde etkiledi. Dinamitler, iş makinalarının çalışması, suyun kayboluşu ve gürültü ile birlikte herkesin zarar gördüğü bir ortam oluştu. Köylüler olarak buna karşı çıktık. Şu anda davayı kazandığımız için durdu gibi gözüküyor. Ama şirket yeni ÇED raporu almaya çalışıyor. Biz buna karşı çıkmaya devam edeceğiz.”

    “MÜCADELEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    “Maden ocağı çalışmalarının yapıldığı alana yakın 16 hane bulunmakta. Her patlamanın ardından burada büyük sarsıntılar meydana geliyor” diyen Mahsuni Atasoy, “Benim evimde bu sarsıntılardan dolayı hem içeride hem de dışarıda çatlaklar meydana geldi. Yetkililere durumu bildirmemize rağmen herhangi işlem yapılmadı. Biz de dilekçelerimizi verdik ve çıkacak sonucu bekliyoruz. Biz kararlıyız bu maden ocağının çalışmalarını durduk. Yeni ÇED raporu almaya çalışıyor. Biz buna karşı mücadele etmeye devem edeceğiz. Yetkilere çağrımız bu maden ocağı çalışmaları buradan kaldırsınlar. Biz canımızı verme pahasına da olsa suyumuza, doğamıza ve köyümüze sahip çıkmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

    “Maden köyümüzü mahvetti. Köyümüzün en güzel ve yaşanılabilir alanları ortadan kaldırıldı. Köyümüz kuruldu kurulalı kullandığı içme suyunu kuruttular. Artezyen kuyusu vurdular suyu para ile içiyoruz. Bu bize yakışmıyor o nedenle madene karşı çıkıyoruz” diyen Makbule Akdağ, “Bu maden ocakları çalışmayacak. Çalışırsa köyümüzü zamanla yok edecek buna asla müsaade etmeyiz. Maden ocaklarının olduğu alanda köyün çeşmesi vardı. Sitilleri kolumuza takıp oradan su taşırdık. Daha sonra bu su evlere borularla çekildi. Ama maden ile birlikte de kurudu” dedi.

    “CANIMI VERİRİM ÇALIŞMALARA İZİN VERMEM”

    Akdağ, “Artezyen suyu sağlıklı değil sudan dolayı enfeksiyon ve karın ağrısı sıkıntıları ortaya çıktı. Köydeki bütün güzellikler kayboldu. Sebze ekemiyoruz. Eksek bile tozdan dolayı burada yetişen domates ve biberi yiyemiyoruz. Orası köylünün bağ ve bahçe yeri orada maden çalışması yapılamaz. Köyün karşısına bir mezar kazmışlar. Bu yaşımda gerekirse gider orada ölürüm ama bu çalışmalara izin vermem. Yetkililer buradaki insanlar yaşamını önemsiyorsa maden çalışmalarına izin vermemeli” dedi.

    “MADEN ÇALIŞMALARI BAŞLARSA EYLEMLERE BAŞLAMA KARARI ALACAĞIZ”

    “2002 yılından itibaren burada maden çalışmaları başladı. Alanda 6 yıl boyunca şirket ruhsatsız çalışma yapmış. Yetkililerin haberi olmadan çalışmalara devam etmişler. Madenin zararlarını görmeye başladığımızda köylüler olarak 2012 yılından itibaren buna karşı bir eylem başlattık” diyen Mahir Aslan şöyle devam etti;

    “Başlattığımız eylemlerden ve hukuki yollardan yaptığımız çalışmalarımızdan dolayı 2013 yılında çalışmalar durduruldu. 2013 ile 2017 Martut madencilik çalışıyordu. 2017’nin Sonbaharında Mirserhat şirketi çalışmalara başladı. Biz şirket yetkilileri ile konuştuk. Madenin köye verdiği zararları anlattık. Çalışmamalarını söyledik ama çalışacaklarını söylediler. Biz de Malatya İdari Mahkemesi’nde bir dava açtık ve ÇED raporlarını iptal ederek çalışmalarını durdurduk. Ama şirket Malatya Valiliğinden izin alarak alanı daha da genişletip siyasetçileri devreye koyarak yeni bir ÇED raporu almaya çalışıyorlar. Biz de Malatya’da bulunan STK temsilcileri ile bir araya gelerek yeniden çalışmaların başlaması durumunda eylemlerimize başlayacağımızın kararını aldık. Ne pahasına olursa olsun biz doğamıza sahip çıkmaya devam edeceğiz. Köyümüzde maden çalışmalarına izin vermeyeceğiz” diye konuştu.

    Mustafa YÜKSEL-MALATYA

  • Malatya’da köylüler madene karşı direnişe geçti

    Malatya’da köylüler madene karşı direnişe geçti

    Malatya’nın Doğanşehir ilçesindeki bir Alevi köyü olan Dedeyazı’da yaklaşık 10 yıldır işleyen maden ocağı sürekli el değiştirerek belirli aralıklarla devam ediyordu. Yıllardır doğalarını tahrip eden madene karşı mücadele eden halk, mahkeme tarafından verilen 2 yürütmeyi durdurma kararına rağmen rahat nefes alamadı. İşlemeye devam eden madenler halkın yine tepkisine neden oldu. Etha’da yer alan habere göre, halk eyleme başladı.

    Halk köye, “Vahşi madenciliğe hayır”, “Doğasını hor kullanan geleceğini kör görür”, “Dedeyazı’da doğa katliamlarına, yıkıma ve talana hayır”, “Suyuma, ormanıma, toprağıma, havama dokunma”, “Dedeyazı’da madene hayır” yazılı pankartlar astı.

    TARIM ALANLARIMIZ YOK EDİLİYOR

    Firma yetkililerinin “Bu köyü başınıza yıkarız” diyerek tehdit ettiği köylüler, “Tarım arazilerimiz yok ediliyor, çocuklarımız dinamit seslerinden korkuyor. Gürültü ve tozdan evlerimizde oturamıyoruz” diyerek madene tepki gösterdi. Köylüler, ayrıca içme suyu bulmakta zorlandıklarını da belirtti. Köylüler, “Yaşam alanlarımızı teslim etmeyeceğiz, 300 yıllık köyümüzden ayrılmayacağız” dedi.

    İLGİLİ HABERLER

    Dedeyazı köylüleri direniyor

  • CHP Malatya İl Başkanı Kiraz: Taş ve maden ocakları kurularak köyler rant merkezi haline getiriliyor

    CHP Malatya İl Başkanı Kiraz: Taş ve maden ocakları kurularak köyler rant merkezi haline getiriliyor

    PİRHA-Malatya’nın Doğanşehir ilçesine bağlı Dedeyazı Mahallesi’nde bulunan madenle ilgili yöre halkı ile birlikte incelemelerde bulunan CHP Malatya İl Başkanı Enver Kiraz, neredeyse köyün ortasında bulunan madenin halkın sağlığını olumsuz etkilediğini ve madenin kapatılması için ne gerekiyorsa yapacaklarını vurguladı.

    Son günlerde madene karşı yapılan eylemleri ile dikkat çeken Doğanşehir’e bağlı Dedeyazı Mahallesi’nde CHP İl Başkani Enver Kiraz ile Doğanşehir İlçe Başkanı Polat ve Dedeyazı Muhtarı, Reşadiyeli Mahmut Akbıyık, il ve ilçe yöneticileriyle birlikte incelemelerde bulundu.

    “HALKIN SAĞLIĞINI TEHDİT EDİYOR”

    Yapılan incelemelerden sonra basın açıklaması yapan Enver Kiraz “Neredeyse köyün ortasında çalışan şirket halkın sağlığını tehdit etmektedir. Köyün mezarları tehlike altında. Her an yıkılabilir duruma gelmiştir. Köyün içme ve sulama suyu madenin çalışma alnındadır, burada yapılan kırma ve patlatma çalışmaları köyü susuzluk tehlikesiyle karşı karşıya getirmiş, suyun yatak alanının dağılmasına sebebiyet vermiştir” dedi.

    “RANT MERKEZİ HALİNE GETİRİLDİ”

    Malatya genelinde yaşanan su sıkıntılarına dikkat çeken Kiraz, köyde bulunan maden ocağını işleten şirketin küçük bir kazanç uğruna Dedeyazı Mahallesi’ni susuzlukla baş başa bıraktığını belirterek şöyle devam etti: “Maden işletmesi köye ve tarım arazilerine yakınlığıyla bütün doğayı, köylünün üretim alanlarını tehdit ettiği gibi bütün bu insanların sağlığını da tehdit ediyor. Son zamanlarda bütün köylere artık taş ve maden ocağı kurularak buralar bir rant merkezi haline getirilmiştir. Para uğruna, rant uğuruna buradaki insan sağlığını hiçe sayan bir anlayışla karşı karşıyayız. Bunu asla kabul edemeyiz. Bunu ne Dedeyazilılar ne de başka köylerdeki insanlar kabul edemez.”

    “KÖYLÜLERİN YANINDAYIZ”

    Köylülerin maden ocağına karşı yaptığı eylemi önemli bulduğunu ifade eden Kiraz, maden ocağının bir an önce kapatılması için ellerinden geleni yapacaklarını kaydetti. Konuyu CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba aracılığıyla meclis gündemine taşıyacaklarını söyleyen Kiraz, hem hukuki boyutta hem de eylemsellik boyutunda köylülerin yanında yer alacaklarını dile getirdi.

    KÖYLÜLER FİRMA TARAFINDAN TEHDİT EDİLDİKLERİNİ SÖYLEDİ

    Köylülerle yaptıkları sohbetlerde köylülerin kendilerine madenci firma tarafından tehdit edildiklerini söylediklerini ifade eden Kiraz, bu konuyla ilgili yasal işlem başlattıklarını kaydetti. Geçtiğimiz gün yapılan basın açıklamasından dolayı beş kişi hakkında maden yetkilileri tarafından suç duyurusunda bulunulduğunu belirten Kiraz, şirket tarafından köydeki bazı kişilere para verilerek şirket için halkı yönlendirmeye çalıştıklarını vurguladı.

    KÖYÜN YAŞANACAK BİR HALİ KALMADI

    Yeni gelen şirketin eskiden faaliyet yürüten şirketin belge izinleriyle çalıştığını ve bundan dolayı 72 bin tl para cezası ödediklerini kaydeden Kiraz, yeni ÇED evraklarının da olmadığını gerekli her kuruma baş vurduklarını söylediler. Köylülerin kendilerine köylerinin yaşanacak bir halinin kalmadığını, sağlıklarının tehlike altında olduğunu, nefes alamadıklarını, içme ve sulama sularını kaybettiklerini dile getirdiğini belirten Kiraz, köylülerin madende şimdi toz olmadığını ancak yazın toz olursa ne yapacaklarını bilmediklerini söylediklerini kaydetti.

    Ayrıca şirket yetkililerinin yazın toz çıkmasın diye köylülere “Gerekirse maden ocağının yolunu asfaltlarız” dediğini aktaran Kiraz, köylülerin şunları söylediklerini belirtti: “Bizim köyümüzün yolları 20 yıldır delik deşik. Hiç kimse köylü için bir taş koymadı. Maden şirketi için bize gelmeyen hizmetler hemen getirilebiliyor.”

    Mehmet YALMAN/MALATYA