Etiket: doğu akdeniz çevre platformu

  • Çevrecilerin Erzin mücadelesi sürüyor: Az öte gitmiyoruz, tesis yapılamaz!- VİDEO

    Çevrecilerin Erzin mücadelesi sürüyor: Az öte gitmiyoruz, tesis yapılamaz!- VİDEO

    PİRHA- Erzin’de yapılmak istenen polipropilen ve petrokimya tesislerine karşı tepkiler yükseliyor. Tesislerin planlama ve izin aşamasında bölgede yaşayan nesli tehlikede olan canlılar için “Saha çok geniş az öte gitsinler” söylemine karşı  çevreciler, “Az öte gitmiyoruz. Gitmesi gerekenler doğayı katledenlerdir” dedi.

    Byport Petrol Ürünleri Terminal Hizmetleri A.Ş. tarafından Hatay’ın Erzin ilçesi ile İskenderun körfezinde yapılmak istenen polipropilen ve petrokimya tesislerine karşı çevreciler ayakta. Soruna ilişkin mücadele yöntemlerini konuşmak adına Doğu Akdeniz Çevre Platformu (DAÇE) bünyesinde Mersin, Adana ve Hatay’dan çok sayıda çevreci Erzin ilçesinde bir araya geldi. DAÇE’nin düzenlediği toplantılara Erzin Belediye Başkanı Ökkeş Elmasoğlu, CHP Hatay Milletvekili Nermin Yıldırım Kara ve Erzin’li yurttaşlar katıldı.

    Bölgede yaşanan ekolojik sorunlara ilişkin toplantı ve etkinlikler yapan ekolojistler, Byport Erzin Polipropilen ve Dörtyol Doğu Akdeniz Petrokimya projelerinin bölgede ciddi bir eko-kırım yaratacağına dikkatleri çekti.

    BİLİRKİŞİ OLUMSUZ GÖRÜŞ BİLDİRDİ

    Çevre derneklerinin polipropilen tesisine karşı açtığı davada mahkemenin belirlediği bilirkişi, tesisin burada yapılmasının sakıncalı olduğuna dair görüş bildirdi. Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporunun iptaline yönelik kararı beklediklerini söyleyen Adana Çevre ve Tüketici Koruma Derneği (AÇTKD) Başkanı Sadun Bölükbaşı, söz konusu tesislerin zararlarını PİRHA’ya şöyle anlattı:

    “Ekosistem ciddi risk altında özellikle bu bölgede yapılması planlanan polipropilen üretim tesisi ve ona çok yakın olan çok büyük bir petrokimya tesisi planlanıyor. Bu planlanan iki büyük proje bölgenin biyoçeşitliliğine, tarımsal üretimine ve insan sağlığına çok ciddi zararlar verecek. Çukurova bölgesindeki tüm kirletici tesisler birbirleriyle etkileşim içerisinde. Adana sahillerinde çalışan Hunutlu Termik Santrali ile İsken Kömür Santrali, onun karşısında bulunan Atlas Kömür Santrali, Erzin’deki doğalgaz termik santrali, İskenderun demir çelik fabrikası ve dahası bölgede çok ciddi bir kirlilik oluşturuyor. Bu bölgenin hem bunlara hem de yeni kirleticilere tahammülü kalmadı. Buranın suyu, havası, toprağı yoğun şekilde kirlenmeye devam ediyor. Bu zararların önüne geçmek, tesislerin yapılmasının önüne geçmek için toplumsal ve hukuki mücadelemizi sürdüreceğiz.”

    DEPREMZEDE YURTTAŞLAR: GİDECEK BAŞKA YERİMİZ YOK

    Erzinliler, Byport şirketinin yeşil alan, çocuk alanları ve iş imkanı gibi söylemlerle bölge halkının fikrini değiştirmeye çalıştıklarını söyledi. İlçedeki doğal gaz tesisinin çevreye oldukça zarar verdiğini belirten bölge halkı, yeni yapılacak tesislerin yaratacağı ekolojik zararlara tahammül edemeyeceklerinin altını çizdi.

    Öte yandan evini kaybeden ve Erzin’de yerleşen yurttaşlar da doğaya zarar verecek olan bu tesislerin yapımına karşı çıkıyorlar. Bu konuda mücadele yürüten mahalleli Nazife Yıldız, “Depremden hemen sonra buraya geldim. Benim gibi depremden etkilenen çok kişi buraya yerleşti. Depremden kaçtık fakat şimdi de yaşam alanlarımızın talan edilmesi tehlikesi ile karşı karşıyayız. Sitemizin hemen alt tarafına Byport plastik fabrikası kuruluyor. Tüm canlıların yaşamını tehlikeye atacak bu tesis. Denizimizi kullanamayacağız, soluduğumuz hava bizi zehirleyecek, birçok canlı yaşamını yitirecek. Bu nedenle yapılmaması için elimizden geleni yapacağız. Bizim gidecek başka bir yerimiz yok” dedi.

    “KORUMA STATÜSÜNDEKİ YERE TESİS YAPILAMAZ”

    Tesisin yapılması planlanan alanda DAÇE tarafından basın açıklaması yapıldı. Çevrecilerin, avukatların, milletvekilinin ve bölge halkının katıldığı açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “İskenderun körfezi kıyıları plastik üretim tesisleri, termik santraller, pertokimya tesisleri, çimento fabrikaları, demir-çelik fabrikaları gibi kirletici tesisler ile kuşatılmış durumdadır. Bu tesislerin planlama ve izin aşamasında bölgede yaşayan nesli tehlikede olan canlılar için “saha çok geniş az öte gitsinler”, “hızlı hareket ederler” söylemi ile onaylar alınmaktadır. Ancak körfezde az öte gidecek yer kalmamıştır. Ayrıca az öte gitsinler söyleminin sadece bu savunmasız canlılar değil biz insanlar için de olduğunun farkındayız. Bizler burada bu sahillerin ve denizin kadim sahipleri yeşil deniz kaplumbağaları, ve kumsal kertenkelelerinin sesiyiz. Ve diyoruz ki ‘Az öte gitmiyoruz’ gitmesi gerekenler sizin gibi deniz kirleticileridir. Pek çok uluslararası ve ulusal koruma statüsüne sahip olan Erzin- Burnaz bölgesi ve Dörtyol- Yeniyurt sahili, plastik üretim ve petrokimya tesisleri gibi kirletici tesislere feda edilmemelidir.
    Biyoçeşitlilik açısından denizi ve sahili, içme suları havzası, sulak lanlar ve tarımsal ova olarak toprağın üstü ve altı koruma altında olan bu bölgeye daha fazla zarar verilmemesi için yenilerini yapmak değil halen faaliyette olan termik santraller ve çimento fabrikaları başta olmak üzere tüm kirleticilerin kapatılmasını talep ediyoruz”

    Fatoş SARIKAYA/ HATAY

     

  • Doğu Akdeniz Çevre Platformu: Rant politikaları sonucu çevre sorunları artmış durumda

    Doğu Akdeniz Çevre Platformu: Rant politikaları sonucu çevre sorunları artmış durumda

    PİRHA-Doğu Akdeniz Çevre Platformu, 5 Haziran Dünya Çevre Günü’ne ilişkin açıklama yaptı. Yapılan açıklamada, “Dünyada uygulanan bu politikalardan ülkemizde çok etkilenmiştir. Rant politikaları sonucu sanayi, tarım, kent, ulaşım, enerji, madenler, doğal kaynaklar, ormanlar, hazine arazileri, kıyılar, dereler birer rant alanı haline dönüşmüş, yeraltı ve yerüstü su kaynakları, hava ve toprak kirletilmiş, çevre sorunları artmış durumdadır” denildi.

    Doğu Akdeniz Çevre Platformu, 5 Haziran Dünya Çevre Günü’ne ilişkin açıklama yaptı. Yapılan açıklamada, “Rant politikaları sonucu sanayi, tarım, kent, ulaşım, enerji, madenler, doğal kaynaklar, ormanlar, hazine arazileri, kıyılar, dereler birer rant alanı haline dönüşmüş, yeraltı ve yerüstü su kaynakları, hava ve toprak kirletilmiş, çevre sorunları artmış durumdadır. Ülkemizdeki bütün yeraltı ve yerüstü zenginlikleri küresel bir saldırı altındadır” denildi.

    “ÜLKEMİZ DÜNYANIN 10 BÜYÜK PLASTİK ÇÖPLÜĞÜNDEN BİRİ OLMUŞTUR”

    Dünyada uygulanan bu politikalardan ülkemizde çok etkilendiği belirtilen açıklama da şunlar dile getirildi:

    “Dünyada uygulanan vahşi kapitalizm, plansız sanayileşme ve kalkınma programları, insanlara dayatılan aşırı tüketim alışkanlıkları, bütün varlıkları tüketme noktasına getirmiştir. Bu politikalar hava, su ve toprak kirlilikleri oluşturmanın yanında eşitsizliği, adaletsizliği, yoksulluğu, işsizliği, savaşları da beraberinde getirdiği için BM 1974 yılında 5 Haziran günlerini “Dünya Çevre Günü” ilan ederek gezegeni kurtarmayı hedeflemiştir. Ama ne yazık ki 1974 ten günümüze kadar Doğal Yaşam daha çok tahrip edilmiştir. Bugün dünya, büyük felaketlerin yaşandığı küresel iklim krizi felaketiyle karşı karşıyadır. Bu krizin sonucunda aşırı yağışların ve buzulların erimesinden dolayı oluşan seller, kuraklık, türlerin yok oluşu, gıda kriziyle ortaya çıkan açlık, iklim göçleri artık yaşamsal krizlere neden olmuştur. Bu saldırının sonucunda şirketler çok kar ederken doğamız katledilerek çevremiz kirletilmektedir. Ülkemiz plastik ithalatı ve kullanımıyla Dünyanın on büyük plastik çöplüğünden biri olmuştur ve sanayileşme adı altında gelişmiş ülkelerin sanayi ve nükleer çöplüğü haline dönüşmektedir. Ülkemizde artık temiz hava solumak, kaynağından temiz su içmek hayal olmuştur. Orman katliamları ülkemizin her tarafında yapılmaktadır. Doğal kültürel ve tarihi varlıklara yönelik sistematik saldırılarından Salda Gölü de olumsuz etkilenmiştir.”

    (HABER MERKEZİ)