Etiket: doğukan kudat

  • Dersim’de çevre mitingi düzenlendi: Dersim’in sesi susmayacak, doğa teslim alınamayacak!-VİDEO

    Dersim’de çevre mitingi düzenlendi: Dersim’in sesi susmayacak, doğa teslim alınamayacak!-VİDEO

    PİRHA- Dersim Doğa Yaşam ve Çevre Platformu, “Talana ve ranta geçit vermeyeceğiz, Biz kazanacağız, yaşam kazanacak” şiarıyla Seyit Rıza Meydanı’nda miting gerçekleştirdi. Dersim’in inancına, doğasına ve kültürüne kepçe vurmak istendiğini belirten DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Dersim’de nasıl demografik yapı değiştirilmek isteniyorsa, Samandağ’da, Defne’de de aynı yöntemi uyguluyorlar. Akbelen’de, Dersim’de, Cerattepe’de, Samandağ’da direnen direne kazanacağız” dedi.

    Dersim Doğa Yaşam ve Çevre Platformu‘nun düzenlediği ve “Talana ve ranta geçit vermeyeceğiz, Biz kazanacağız, yaşam kazanacak” şiarıyla Seyit Rıza Meydanı’nda yapılacak miting öncesi yürüyüş yapılıyor.

    Sık sık, “Doğaya, yaşama sahip çık”, “Direne direne kazanacağız”, “Dersim onurdur, onuruna sahip çık”, “Dersim’de baraj istemiyoruz”, “Talana geçit vermiyoruz”, “Kent bizim toprak bizim sahip çıkıyoruz”, “Kayyım gidecek biz geleceğiz”, “Dersim sahipsiz değildir” sloganları atılırken, kadınlar zılgıtlarıyla yürüyüşteki yerini aldı.

    Mitinge DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Munzur Çevre Derneği Başkanı Hatun Esen, DEDEF Genel Başkanı Ali Rıza Bilir, DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, yerine kayyım atanan Dersim Belediye Eş Başkanları Cevdet Konak ile Birsen Orhan, CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Dersim’deki siyasi parti ve demokratik kitle örgütlerinin temsilcileri ile binlerce yurttaş katıldı.

    “DERSİM’İN DAĞLARINI, SUYUNU, ORMANINI, YAŞAMINI KİMSEYE TESLİM ETMEYECEĞİZ!”

    Miting Tertip Komitesi adına konuşan Dersim Baro Başkanı Doğukan Kudat, Dersim coğrafyasında yaşanan her müdahale yalnızca doğaya değil, hukuka, toplumsal hafızaya, kuşaktan kuşağa taşınmış değerlere yönelik olduğunu belirterek, şunları ifade etti:

    “Hangi birini anlatalım!.. Munzur Dağları’nın tamamının maden sahası ilan edilmesini mi? Binlerce yıllık ekosistemin bir kalem darbeyle şirketlere teslim edilmesini mi? Pülümür’de arıcılığı ve canlı yaşamını yok edecek Rüzgâr Güllerini mi, elektrikte üretim diye doğayı, yaşamı sona erdiren Baraj ve Hesleri mi, göç tesisi için Sütlüce’yi mi, akıbeti belli olmayan HES’ler ve istihdam için Cevizlidere’yi mi, çöpleriyle yaşamı zehirlenmek istenen Sini’yi mi, hangisini? Biz artık ney’i anlatalım biliyor musunuz? Burada yaşananların adım adım büyük bir yaşam hakkı gaspı olduğunu anlatalım! Doğamızı, suyumuzu, toprağımızı, kutsal mekânlarımızı rantın ve şirketlerin insafına bırakıldığını anlatalım.

    Biliyoruz!.. Türkiye’de doğası en çok tahrip edilen illerin başında Dersim geliyor. Dersim’de 80’li yıllardan bu yana bölgeye onlarca baraj ve HES’in yapımı tamamlanarak, işletmeye açıldı, hemen hemen hepsi su tuttu ve bölgenin doğal yapısı ağır şekilde tahrip edildi. Bugün bölgemizde TAGAR HES diye doğayı yok eden projeye yönelik açmış olduğumuz davada yürütmenin durdurulması kararı verilmişti fakat HES’i yapmaya devam ediyorlar.

    Özellikle bölgeden başlayıp Pülümür Hel Dağları ve Bağır Dağı eteklerine kadar uzanan hat boyunca daha da kontrolsüzce ilerlemesi sağlandı. Bölgenin oksijeni, suyu ve dağlarının nasıl şirketler eliyle yok edildiği de kamuoyu tarafından bilinmektedir. Kutsal alanlarımız olan Bağır Sipi maden şirketi tarafından delik deşik edilmiş. Munzur Havzası’nda 143 bin hektarlık bir sahada da dördüncü grup madencilik planlarının olduğunu da biliyoruz. Özellikle altın, gümüş, molibden, krom madenciliği projeleri, devaasa ormanlık alanların tamamına yakınını tehdit ediyor.

    Bölgede süren doğal ve ekolojik yıkım sadece bunlarla da sınırlı değil. Bu kadim kentte aynı zamanda inanç merkezleri üzerindeki rekreasyon veya peyzaj projeleri, atık su ve atık tesislerinin bulunmaması nedeniyle sulara akıtılan atıklar, kontrolsüz turizm faaliyetleri, yabani hayvan avcılığı gibi girişimler her geçen gün kentin ekosistemine daha fazla zarar veriyor.

    Dersim kadim zamanlardan beri kutsal mekânlara, dergahlara ev sahipliği yapmıştır. Dersim’in bir inanç ve kültür coğrafyası olduğunu artık Türkiye kamuoyunun ve şirketlerin bilmesi gerekiyor. Orman Kanunu hükümlerine göre orman alanlarının hiçbir şekilde tahrip edilmesi mümkün değil. Türkiye’nin tarafı olduğu Bern Sözleşmesi’ne göre de korunan türlere, habitatlara zarar verilemez. Meşe ormanları bir habitattır. Bu habitatların korunması, Türkiye’nin tarafı olduğu uluslararası sözleşmeler gereğince mutlaka zorunludur. Bu habitatlara zarar verilmesine izin vermeyeceğiz. Bu sebeple Munzur’a, Pülümür’e, Sütlüce’ye, Halvori’ye, Gole Çetu’ya, Bağır’a, Sekasur’a, Geyiksuyu’na, İksor’a, Cevizlidere’ye, Tagar’a, Aliboğazı’na yapılacak her müdahaleye en güçlü şekilde Dersim Barosu olarak cevap vereceğiz. Biz bugün buradan ilan ediyoruz: Dersim’in dağlarını, suyunu, ormanını, yaşamını kimseye teslim etmeyeceğiz! Çocuklarımıza beton değil, zehir değil, yoksulluk değil, yaşanabilir bir gelecek bırakacağız” dedi.

    “DOĞA TESLİM ALINAMAYACAK!”

    Dersim Doğa Yaşam ve Çevre Platformu tarafından hazırlanan metin Kürtçe ve Türkçe okundu. Kürtçe’nin Kırmanckî (Zazaca) dilinde müzisyen Zeynep Kılıç okurken, Türkçesini ise Munzur Çevre Derneği Dersim İl Temsilcisi Yusuf Topçu okudu.

    Yapılan açıklamada, şunlara yer verildi:

    “Hak, adalet, yaşam ve doğa mücadelesinde yan yana duran tüm  halkımız! Hepinizi Dersim’in direniş geleneğiyle, kadim dağlarıyla, özgür akan Munzur suyunun coşkusuyla selamlıyoruz! Munzur’un direnci üzerimize olsun! Bizler, Dersim Doğa, Yaşam ve Çevre Platformu olarak bugün burada, bu kadim topraklara yönelen saldırılara karşı halkın sesini, halkın iradesini büyütmek için biraradayız! Çünkü biliyoruz ki: Dersim yalnızca bir coğrafya değil, doğayla uyum içinde yaşamın, direnişin, karşı duruşun ve özgürleşmenin  adıdır! Ama bu topraklar geçmişte olduğu gibi bugün de kuşatma altındadır. Uluslararası ve yerel sermaye politikaları, AKP-MHP koalisyonu eliyle yürütülen projeler ve “kalkınma” adı altında dayatılan yağma planlarıyla Dersim alanen yok edilmek isteniyor.

    Yeraltı ve yerüstü varlıklarımız yok edilmek isteniyor. Dağlarımız vahşi madencilikle delik deşik edilmek, nadir toprak elementleri uluslararası sermayeye peşkeş çekilmek isteniyor. Derelerimiz HES’lerle kurutulmak, ormanlarımız yakılmak, meralarımız ve kutsal mekânlarımız yatırım alanı adıyla şirketlere açılmak isteniyor. Kısacası Dersim haritadan silinmek istiyor. Bu saldırılar yalnızca doğaya değil, halkın belleğine, kimliğine,geleceğine ve inancına yönelmiştir. Bu bir “kalkınma” değil, açık bir ekolojik kıyım ve asimilasyon projesidir. Su kaynaklarımız ticarileştiriliyor, halkın yaşam hakkı şirketlerin kâr hırsına teslim ediliyor. Kutsal mekânlarımız “mesire alanı” adı altında metalaştırılıyor, inancımızın taşı, suyu, sesi bile satılmak isteniyor. Av turizmi adı altında, bu topraklarda can bildiğimiz hayvanlar parası olanlara hedef gösterilip vahşice katlediliyor. Ve tüm bunların üstü “ekoturizm, doğa turizmi” ve istihdam yalanlarıyla örtülüyor. Ama biz biliyoruz ki; yaşam alanlarımızı turizm  veya istihdam değil, halkın örgütlü gücü ile koruyabiliriz.

    Dersim’in ormanı, suyu, taşı, toprağı sadece doğa değildir; inançtır, bellektir, kimliktir, halktır! Bu yüzden diyoruz ki: Doğaya saldırı, Dersim halkına saldırıdır! Maden şirketleri, enerji tekelleri, turizm sermayesi ve onları koruyan devlet politikaları karşısında halkın direnişi meşrudur!

    Biz Dersim’in dört bir yanındaki köylülerle, kadınlarla, gençlerle, inanç önderleriyle birlikte haykırıyoruz: Bu topraklarda  talan politikaları halkın örgütlü birlikteliği karşısında hayata geçemeyecektir! Munzur’a, Pülümür’e, Halvori’ye, Gole Çetu’ya, Bağır’a, Sekasur’a, Geyiksuyu’na, İksor’a, Cevizlidere’ye, Aliboğazı’na uzanan her müdahale, halkın yaşamına yöneliktir.

    Artık yeter! Topraklarımızdan defolun. Sermayenin, devletin ve çıkar gruplarının doğa üzerindeki tahakkümüne boyun eğmeyeceğiz! Çünkü bu topraklar ranta değil, yaşama aittir!

    Biz burada yalnızca bir mitingde değil, bir yaşam nöbetinde buluştuk. Bu buluşma, doğayı savunmanın aynı zamanda inancı, kültürü, halkın onurunu savunmak olduğunu haykırmaktır! Bugün Seyit Rıza Meydanı’ndan bir kez daha sesleniyoruz: “Kazdağları’ndan Diyadine, Akbelen’den İkizdereye,  Akkuyu’dan Dersim’e kadar; bu ülkede son sözü yaşamı savunanlar söyleyecek!

    Biz doğanın sesi olacağız, derelerin çığlığı olacağız, ormanların nefesi olacağız! Talana ve sömürüye karşı direnen, doğayı ve onurunu savunan halkların sesi susmayacak! 7554 sayılı torba yasa bir işgal yasasıdır! Bu yasa doğayı, emeği, yaşamı, suyu ve geleceğimizi sermayeye teslim etmenin belgesidir! Bu yasaya karşı hayatın tüm alanlarında mücadele edeceğiz!

    Dersim için haykıracağız: Munzur özgür akacak! Dersim teslim olmayacak! Doğa kazanacak, halk kazanacak! Ve buradan çağrımızı yineliyoruz: Tüm hak savunucularını, ekoloji örgütlerini, Dersimlileri ve Dersim dostlarını, doğayı, yaşamı ve geleceğimizi savunmak için omuz omuza vermeye çağırıyoruz! Gelin, sesimizi birleştirelim! Doğanın, suyun, yaşamın sesini yükseltelim! Yaşamı savunmak, direnmek demektir!

    Dersim’in sesi susmayacak, doğa teslim alınamayacak! Munzur özgür akacak, halk kazanacak! Yaşasın Dersim’in direnişi! Yaşasın doğanın özgürlüğü! Yaşasın halkların dayanışması!”

    “BARIŞ DEMEK; DİLİNE, KÜLTÜRÜNE, DOĞASINA, İNANCINA SAHİP ÇIKMAK DEMEKTİR”

    DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, kapitalizmin göz dikmediği bir şeyin kalmadığını vurgulayarak, şunları dile getirdi:

    “AKP doğayı talan etmek için yasa çıkarıyorlar. Ağacımıza, toprağımıza, suyumuza göz dikmişler. Ormanlarımızı yakarak maden şirketlerine alan açıyorlar. AKP yandaşlarına alan açmaya devam ediyor. Bununla ilgili yasalar çıkararak leblebi gibi dağıtıyorlar. Bizler doğa talanına ‘Hayır’ dedik, demeye devam edeceğiz. Doğa talanı yasasının geri çekilmesi için anayasa mahkemesine başvuruda bulunduk. Bugünde aynı bilinçle buradayız. Bizler birleşe birleşe kazanacağız.

    Dersim 145 maden sahasıyla tehdit altında. Munzur tehdit altında. Kapitalizmin tehdidine karşı zılgıt ve alkışlarımızla “Munzur özgür akacak” diyelim. Dersim’in inancına, doğasına, kültürüne kepçe vurmak istiyorlar. Bu kadim inancın önüne set çekmek istiyorlar. Dersim direnmeye devam ediyor. Ey iktidar, sermaye Dersim’den elini çek.

    Cevizlidere 1938’de yakılıp, yıkıldı. Geyiksuyu 1970’li yıllardan beri direniyor. Sekasur direnişine selam olsun. İktidar işçi, emekçi, kadınlar, insan, doğa hakkı için çıkarmıyor. Yasaları bile uygulamıyor. Tam tersi rant için yasa çıkarıyor. Depremin yarasını sarmak yerine sermaye için rezerv alanı ilan ederek, tarım alanlarına el koymaya çalışıyor. Ama halk direniyor. Samandağ’dan İstanbul’a halk direniyor.

    Dersim’de nasıl demografik yapı değiştirilmek isteniyorsa, Samandağ’da, Defne’de de aynı yöntemi uyguluyorlar. Akbelen’de, Dersim’de, Cerattepe’de, Samandağ’da direnen direne kazanacağız.

    Kayyıma soruyoruz; maden şirketlerine tek kelime etmemişsin Dersimlileri kandıracağını mı sanıyorsun? Bizler bu anlayışa karşı çıkıyoruz. Bugün atanmış olan kayyım zaman kaybetmeksizin geri çekilmelidir. Dersim ve Ovacık Belediye başkanları halkın iradesidir. İrademize sahip çıkıyoruz.

    Bizler Barış ve Demokratik Toplum Sürecini yürütüyoruz. En büyük hedefimiz, barışı, adaleti, demokrasiyi tesis etmektir. Barışa en çok bizim ihtiyacımız var. Toprağı talan edilen, mezrası zorla boşaltılan, göçe mahkum edilen, çatışmanın, tankın, topun her türlü zalimliğini gören bizlerin, dünyanın barışa ihtiyacı var. Bizler barışta her zamankinden daha fazla sahip çıkacağız. Barış bizim için halkların, inançların, canlıların kendi rengiyle yaşaması demektir. Barış demek; diline, kültürüne, doğasına, inancına sahip çıkmak demektir.

    CHP’ye ve muhalefete yapılan baskılar son bulmalıdır. Birleşik mücadelemizi büyütmeliyiz.

    Kadınlar mitingin en önündeler. Kadınlar diyor ki; talan, ranta, madene izin vermeyeceğiz. Biz kazanacağız, hep beraber kazanacağız.”

    “BOYUN EĞMEYECEĞİZ”

    Çevre mücadelesi yürüten doğa savunucuları adına konuşan kadınlar, Dersim’in inancına, doğasına, sahip çıkacağını söyledi. Sürüldüklerini, göçe zorlandıkların ancak tekrar köylerine döndüklerini belirten kadınlar, “Toprağını satanlara, peşkeş çekenlere yazıklar olsun. Madenleri istemiyoruz. Bir daldık, bin dal olduk, boyun eğmeyeceğiz” dediler.

    Miting Taylan Yıldız, Şevin ve Hozan Aram’ın söylediği şarkılarla sona erdi.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim Barosu: Tağar Çayı’ndaki HES projesine ilişkin yürütmeyi durdurma kararı verildi-VİDEO

    Dersim Barosu: Tağar Çayı’ndaki HES projesine ilişkin yürütmeyi durdurma kararı verildi-VİDEO

    PİRHA-Dersim’in Çemişgezek İlçesi’nde kaçak bir şekilde yapımına başlanan Hidroelektrik Santrali (HES) inşaatına ilişkin Erzincan İdare Mahkemesi, yürütmeyi durdurma kararı verdi. Dünya kültür mirasının listesini verilmesi gereken bir sahayı neden HES’ler ile tahrip etmek istiyorsunuz diye soran Dersim Barosu, geçmişte olduğu gibi bundan sonra da bu projelerle sonuna kadar mücadele edeceklerini vurguladı.

    Dersim Barosu, Dersim’in Çemişgezek İlçesi’nde kaçak bir şekilde yapımına başlanan Hidroelektrik Santrali (HES) inşaatına ilişkin Erzincan İdare Mahkemesi’ne dava açmıştı. Erzincan İdare Mahkemesi, yürütmeyi durdurma kararı verdi.

    Dersim Barosu, yürütmeyi durdurma kararının verilmesinin ardından basın toplantısı yaptı. Açıklamaya Munzur Çevre Derneği, Çemişgezek Çevre Platformu, İnsan Hakları Dersim Şubesi, Tunceli Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    “BAROMUZUN GÜÇLÜ MÜCADELESİ SONUCU ELDE EDİLMİŞ BİR ZAFERDİR”

    Toplantıda açılış konuşmasını yapan Dersim Baro Başkanı Doğukan Kudat, “Erzincan İdare Mahkemesi, Tağar’daki HES projesine yönelik yürütmeyi durdurma kararı vermiştir. Bilirkişi raporlarında doğrudan keşifte de icra ettiğimiz şekilde söz konusu tarihi Tağar Köprüsü’ne zarar vereceği gibi ekosisteme de zarar vereceğini önemle belirtmiştik. Buna ilişkin yürütmeyi durdurma kararı aldık. Bu karar baromuzun inanılmaz ve güçlü mücadelesi sonucu elde edilmiş bir zaferdir” diye konuştu.

    “BARAJ, HES VE MADEN ŞİRKETLERİNE GEÇİT VERMEYECEĞİZ”

    Baro başkanının konuşmasının ardından yapılan konuşmalarda Tağar’daki HES projesinde inşaat tamamlandıktan sonra ÇED olumlu kararı verilmesine tepki gösterilirken, geçmişte olduğu gibi bundan sonra da bu tür projelere karşı sonuna kadar mücadele edeceklerini söyledi.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim Barosu, Gola Çeto’da açıklama yaptı: Ekosistemi tahrip eden hiçbir girişime izin vermeyeceğiz-VİDEO

    Dersim Barosu, Gola Çeto’da açıklama yaptı: Ekosistemi tahrip eden hiçbir girişime izin vermeyeceğiz-VİDEO

    PİRHA-Dersim Barosu, Dersim’deki çevresel sorunlar, HES ve maden ocaklarına ilişkin Gola Çeto’da açıklama yaptı. Yapılan açıklamada, “Toplum yararını yok sayan yatırımlar, tarihi, kültürel ve doğal varlıklarımızın insan eliyle yok edilmesi, sürdürülebilir yaşamı tehdit etmektedir” denildi.

    Dersim Barosu, Dersim’deki çevresel sorunlar, HES ve maden ocaklarına ilişkin Gola Çeto’da açıklama yaptı. Açıklamaya İnsan Hakları Derneği (İHD) ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) yöneticileri de katıldı.

    “MADENCİLİK FAALİYETLERİ, DOĞAYI VE KÜLTÜREL DOKUYU TEHDİT ETMEKTEDİR”

    Dersim’de hızla artan çevre tahribatına, madencilik faaliyetlerine, hidroelektrik santrali projelerine karşı hukuki ve toplumsal sorumluluklarını dile getirmek için Gola Çeto’da bir araya geldiklerini ifade eden Dersim Barosu Başkanı Doğukan Kudat, “Toplum yararını yok sayan yatırımlar, tarihi, kültürel ve doğal varlıklarımızın insan eliyle yok edilmesi, sürdürülebilir yaşamı tehdit etmektedir. Çevre, yalnızca bugünün değil, gelecek kuşakların da ortak varlığıdır. Anayasa’nın 56. maddesi açıkça, herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğunu ve çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemenin devletin ve vatandaşların görevi olduğunu düzenlemektedir. Dersim’in her bir karış toprağı binlerce yıllık kültürel, tarihi ve ekolojik mirasın sembolüdür. Burada yürütülmek istenen madencilik faaliyetleri ve benzeri projeler, sadece doğayı değil, insan yaşamını, geçim kaynaklarını ve kültürel dokuyu da tehdit etmektedir” dedi.

    “YETKİLİLERİ SORUMLU DAVRANMAYA DAVET EDİYORUZ”

    Nehirleri ve dereleri soykırıma uğratan uygulamalara karşı vicdani olarak sorumluluk hissettiklerini belirten Kudat, “Bu nedenle; hukuka aykırı projelere karşı tüm yasal yolları kullanacağımızı, ekosistemi tahrip eden hiçbir girişime izin vermeyeceğimizi, halkın yaşam alanlarının ve sağlıklı çevre hakkının korunması için kararlılıkla mücadele edeceğimizi bir kez daha ifade ediyoruz. Dersim Barosu olarak, çevre hakkının yalnızca hukuki bir mesele değil, insan hakkı olduğunun altını çiziyor, kamuoyunu ve yetkilileri sorumlu davranmaya davet ediyoruz” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim Barosu, barış ve adalet talebiyle Gaxan’ı kutladı-VİDEO

    Dersim Barosu, barış ve adalet talebiyle Gaxan’ı kutladı-VİDEO

    PİRHA – Dersim Barosu, Seyit Rıza Meydanı’nda Alevilerin yeni yılın başlangıcı olarak kabul ettiği Gaxan’ı kutladıktan sonra Gola Çeto Ziyaretgâhı’nda da çerağlar uyandırılıp lokmalar pay edildi.

    Dersim coğrafyası ve Mezopotamya halkları tarafından kutlanan Gaxan yeni yılın gelmesini müjdeliyor. Her yıl aralık ayının son haftasında başlayan Gaxan zamanı, kış günlerinde her evin kapısı çalınır, ev halkının yeni yılı kutlanarak, dut, ceviz, yağ, un gibi ürünler ortak pişirilmek için toplanır.

    Dersim Barosu, Seyit Rıza Meydanı’nda Alevilerin yeni yılın başlangıcı olarak kabul ettiği Gaxan’ı kutladıktan sonra Gola Çeto Ziyaretgâhı’nda da çerağlar uyandırılıp lokmalar pay edildi.

    “GAXAN, DOĞAL KÜLTÜR MİRASI LİSTESİNE ALINSIN”

    Gaxan’ın Dersim’de Alevi inancının kadim bir bayramı olduğunu belirten Avukat Barış Yıldırım, “Yılbaşından bir hafta önce ve yılbaşından bir hafta sonra insanlar komşularını ziyaret eder ve kendisinde olanı komşusuyla paylaşır. Biz de bu kültürel miras gününün ülkemizin de taraf olduğu Doğal Kültürel ve Doğal Mirasın Korunması sözleşmesiyle, yine başka bir sözleşme olan Birleşmiş Milletler Somut Olmayan Kültürel Korunması Sözleşmesi’nce hükümlerine göre doğal kültür mirası listesine alınmasını talep ediyoruz” dedi.

     “YENİ YIL BARIŞ, ADALET VE EŞİTLİK GETİRSİN”

    Gaxan bayramının yüzyıllardır sürdürülen bir gelenekleri olduğunu ifade eden Dersim Baro Başkanı Doğukan Kudat, ise konuşmasında şunları dile getirdi:

    “Yeni yıl hepimizi heyecanlandırıyor. Yeni yıl her coğrafyada farklı ritüelleri içermektedir. Aralık ayı Aleviler açısından kutsal bir aydır Khal Gaxan ile birlikte eski yıl uğurlanır, yeni yıl karşılanır. Yeni yılın ülkemize barış, adalet, eşitlik getirmesi temennisinde bulunuyoruz.”

    PİRHA/DERSİM

  • ‘4. Dersim Tanıtım Günleri”nin ikinci günü: Bu ülkede ifade özgürlüğü yok!- VİDEO

    ‘4. Dersim Tanıtım Günleri”nin ikinci günü: Bu ülkede ifade özgürlüğü yok!- VİDEO

    PİRHA – Yenikapı etkinlik alanında gerçekleştirilen “4. Dersim Tanıtım Günleri” ikinci gününde devam etti. Etkinlik kapsamında yapılan ‘İnsan Hakları ve Demokratikleşme’ panelinde dün Sanatçı Pınar Aydınlar’ın sahnede Seyit Rıza fotoğrafını taşıdığı için gözaltına alınmasına da tepki gösterildi.

    Dersim Dernekleri Federasyonu’nun (DEDEF) İstanbul Büyükşehir Belediyesi ortaklığıyla düzenlediği “4. Dersim Kültür Günleri” İstanbul Yenikapı etkinlik alanında devam ediyor. 15 Aralık’a kadar sürecek etkinlikte tiyatro gösterileri, folklor oyunları, söyleşiler, yöresel yemek sunumları ve konserler gerçekleştirilecek.

    4. Dersim Tanıtım Günleri’nin ikinci günü, ‘Tiyatro Budela’ isimli tiyatronun gösterimiyle başladı. Ardından 78’liler Girişimi Sözcüsü Celalettin Can’ın moderatörlüğünde, ‘İnsan Hakları ve Demokratikleşme’ paneli yapıldı. Avukat Doğa İncesu ve Avukat Doğukan Kudat panele konuşmacı olarak katıldı.

    “BU HUKUKSUZ SÜRECİN SONLANDIRILMASINI TALEP EDİYORUZ”

    Dersim Baro Başkanı Avukat Doğukan Kudat, İnsan hakları ve demokratikleşme konusunu ele aldı.

    Kudat, dün yapılan etkinlikte, Sanatçı Pınar Aydınlar’ın Seyit Rıza’nın fotoğrafını taşıması ve bunun üzerine gözaltına alınmasına dair “Seyit Rıza’nın fotoğrafının suç unsuru olarak lanse edilerek bu şekilde gözaltı olması hukuksuzluktur. Bunu kabul etmiyoruz. Seyit Rıza başkaldırı hakkını kullanan bir değerdir. Biz bu hukuksuz sürecin sonlandırılmasını talep ediyoruz” dedi.

    “ADİL YARGILAMA HAKKI KAPSAMINDA ÖLEN ÇOK ARKADAŞIMIZ OLDU”

    Kudat, konuşmasının devamında Avukat Ebru Timtik’i de anarak şunları söyledi:

    “Doğrudan adil yargılama hakkı mücadelesi veren herkesin yanında olmaya devam edeceğiz. Adil yargılanma hakkı kapsamında bu uğurda ölen çok arkadaşımız oldu. Kadınların ve çocukların öldürülmediği bir dünya hayali kuruyoruz.

    “DEMOKRATİKLEŞMENİN EN BÜYÜK UMUDU BARIŞ”

    Esenyurt ile başlayıp Dersim’e, Ovacık’a, Misk’e atanan kayyumları kabul etmiyoruz. Seçmen iradesine darbe vurulan bu hukuksuzluğa karşı direnmemiz gerekir. Çözüm süreci için adım atılmadı bile. Böyle gittikçe demokratikleşmeden bahsedemeyeceğiz bile. İnsan hakları dediğimizde Anayasa’nın 17. Maddesi işkenceyi kesinlikle yasaklar. Can Atalay’ın, Selahattin Demirtaş’ın bir an evvel özgürlüğüne kavuşması vurgusu yapmak istiyoruz. Özellikle kayyum süreçlerinde toplantı hakkını kullanan kişiler gözaltı süreçlerine tabi tutuldu. Ve gözaltında kötü muamele ve işkenceye maruz kaldılar. Biz bu kişilerin bu şekilde gözaltına alınmasını kabul etmiyoruz. Yine eş başkanımız Birsen Orhan’a yapılan ev hapsi kararı ve sonrasında yaşadıkları kabul edilemez. Biz demokratikleşmenin en büyük umudunun barış olduğuna inanıyoruz.”

    “SEYİT RIZA’NIN FOTOĞRAFINI YASAKLAYACAK KADAR TİTİZ DAVRANIYORLAR”

    78’liler Girişimi Sözcüsü Celalettin Can ise “Bu memlekette ifade ve örgütlenme özgürlüğü yok. Kim var derse yalan söylüyor. Seyit Rıza’nın resmini yasaklayacak kadar titiz davranıyoruz ama çocuklara, kadınlara uygulanan birçok kötü muameleye sessiz kalıyoruz. Mahpuslara para yatıran insanların teröre finansman sağladıkları gerekçesiyle tutuklandıklarını biliyoruz. Hatice Onaran’ı bu yüzden hapishaneye uğurladık” dedi.

    “KUYU TİPİ HAPİSHANELER GARDİYANLA BİLE İLETİŞİMİN OLMADIĞI YERLER”

    Avukat Doğa İncesu da kuyu tipi hapishanelerin mimari yapısını ve tutukluların kuyu tipi hapishanelerde yaşadıkları hukuksuzlukları anlattı.
    İncesu, devamında şunları söyledi:

    “Gardiyanla bile iletişimin olmadığı yerler buralar. Buralara devlete göre tehlikeli statüde olan insanları götürüyorlar. 80 yaşında kanser hastası müvekkilimiz kuyu tipi hapishanesine götürüldü. 80 yaşında zar zor yürüyen bir insan, yüksek güvenlikli bir hapishaneye gönderiliyor. Buna dair bir denetim mekanizması yok. Orada idare gözlem kurulu var. Tehlikeli mahkum olarak ifade edildiği için. Anayasa Mahkemesi en son yer. Bir karar gelse bile 2 yıl beklemek zorundasınız.”

    “KUYU TİPLERİ İNSAN HAKLARINA AYKIRI YERLER”

    İncesu, kuyu tipi hapishanelerinin insan üzerindeki etkilerine de değinerek “Yanınızda kimse yokken insandan, hayattan, doğadan tecrit olmaya başlıyorsunuz. Bu yüzden insan haklarına aykırı yerlerdir kuyu tipi hapishaneler” dedi.

    “NİMET TANRIKULU’NU TUTUKLADILAR, BUNA İTİRAZ EDİYORUZ”

    Son olarak söz alan Celalettin Can, “Eşim Nimet Tanrıkulu şu an tutuklu. Bütün cezaevlerine idare ve gözlem kurulu kurmuşlar. ‘Yargıtay içtihatlarına göre suç işliyorsunuz’ dedim. Suçu yasallaştırmışlar. Çok keyfi bir yönetim var. Ben içeriye sağlıklı girdim. Sağlığım bozularak çıktım. Şu an sağlığı benden daha kötü olan Nimet Tanrıkulu’nu tutukladılar. Biz buna itiraz ediyoruz” diye konuştu.

    Etkinlikler, konserlerle devam edecek.

    PİRHA/İSTANBUL

  • GÜNCELLENDİ/Dersim Barosu 13. Olağan Genel Kurulu yapıldı: Barolar avukatlık mesleğinin örgütlü gücüdür-VİDEO

    GÜNCELLENDİ/Dersim Barosu 13. Olağan Genel Kurulu yapıldı: Barolar avukatlık mesleğinin örgütlü gücüdür-VİDEO

    PİRHA-Dersim Barosu’nun, 13. Olağan Genel Kurulu’nda Doğukan Kudat ve Kenan Çetin aday oldu. Yapılan oylamanın ardından Doğukan Kudat 29, Kenan Çetin ise 26 oy aldı.

    Dersim Barosu 13. Olağan Genel Kurulu, Şaroğlu Otel’de yapıldı. Salona ‘Savunma susturulamaz, herkes için adalet’ pankartı açıldı. Kongreye çok sayıda avukat, Dersim Belediye Eş Başkanı Cevdet Konak, Hozat Belediye Başkanı Aydın Kaya, önceki dönem CHP Dersim Milletvekili Polat Şaroğlu, DEM Parti Dersim İl Eş Başkanı Esma Ateş, DİSK Genel-İş Dersim Şube Başkanı Çetin Yolluk, EMEP Dersim İl Başkanı Ergin Tekin ve çok sayıda siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcisi katıldı.

    “YURTTAŞLARIN ADALET TALEPLERİNE KARŞI ÜZERİMİZE DÜŞENİ YERİNE GETİRDİK”

    Kongrede ilk olarak mevcut Dersim Barosu Başkanı Fatma Kalsen konuştu. Göreve geldikleri günden itibaren baroyu ve avukatlık mesleğini en iyi şekilde temsil etmeye çalıştıklarını dile getiren Dersim Barosu Başkanı Fatma Kalsen, “Barolar avukatlık mesleğinin örgütlü gücüdür. İnsan haklarını korumak ve geliştirmek için bir hukuk örgütü olarak barolar önemli bir görev üstlenmektedir. İnsan haklarını savunmanın bedeli bazen avukatın kendi hayatıyla sonuçlanabilir. Tahir Elçi buna bir örnektir. Böylesine ağır bedeli olan avukatlık mesleği toplum için önemli bir yerde durmaktadır. Adalet ve hak arayışının sürdürülmesinde önemli unsurdur avukatlık” dedi.

    6 Şubat depreminde yaşanan büyük acılar için hukuki sorumlulukları gereği çalışmalar yürüttüklerini aktaran Kalsen, “Yurttaşların adalet taleplerine karşı üzerimize düşeni yerine getirdik. Depreme dirençli kentlerin oluşturulması için Kent Koruma Kurulu oluşturduk. Cumartesi Annelerine, Van’daki irade gaspına ve İHD’nin ilimizdeki etkinliklerine destek verdik” diye konuştu.

    “ADALET ARAYIŞININ ÖN PLANA ÇIKTIĞI ÖNEMLİ BİR DÖNÜM NOKTASINDAN GEÇİYORUZ”

    DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu ise, gönderdiği yazılı mesajında şunları ifade etti:

    “Adalet arayışımızın ve insan hakları mücadelesinin bir kez daha ön plana çıktığı önemli bir dönüm noktasından geçiyoruz. Barolar tarih boyunca sadece bir meslek örgütü olmanın ötesine geçen kurumlar olmuştur. Ezilenin, ötekileştirilenin, zulmün karşısında haksızlığa uğrayanların yanında olan  avukatlık mesleğinin temsilcileri olarak halkın haklarını savunmuştur. Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi’nin ve adil yargılanma hakkı mücadelesinde hayatını kaybeden değerli Avukat Ebru Timtik gibi ismini saymakla bitiremeyeceğimiz hakikat arayışçılarının cesur duruşlarını ve hukuk mücadelesini yaşatacağınıza inancımız tamdır. Baro genel kurulu ve seçimlerin daha güçlü, etkin bir baro olma yolunda vesile olmasını diliyorum. Bugüne kadar emek verenlerin yüreğine sağlık diyerek, yeni seçilecek yönetime şimdiden başarılar diliyorum.”

    Daha sonrasında ise Dersim Barosu başkanlığına aday olan Doğukan Kudat ve Kenan Çetin konuşma yaptı.

    “DOĞAMIZA YÖNELİK SALDIRILARA KARŞI ÇIKACAĞIZ”

    Avukat sayısının hızlı artması, avukatların ekonomik ve özlük haklarının iyileştirilmemesi mesleki sorunlarının arasında olduğunu söyleyen Doğukan Kudat, “Baromuzun üst katında yer alan kafetaryayı “Genç Ofis” olarak düzenleyerek genç meslektaşlarımızın hizmetine sunacağız. Avukatların aracıyla adliyeye alınmasına ilişkin çalışma yürüteceğiz. Polis kontrol noktasında yapılan GBT uygulamasıyla ilgili yasal işlem başlayacağız. Kadına, çocuğa ve dezavantajlı gruplara yönelik savunma çalışmalarına devam edeceğiz. Doğamıza yönelik saldırılara karşı çıkacağız. Tüm madencilik faaliyetlerine karşı birlikte mücadele edeceğiz” diye belirtti.

    “MÜCADELEYİ SÜRDÜRECEĞİZ”

    Yılda 20 bin avukatın mesleğe başladığını belirten Kenan Çetin, “Yeni hukuk fakültelerinin açılmasına engel olmalıyız. Yüzde 50’yi oluşturan genç meslektaşlarımızın birçok sorunu var. Kadın meslektaşlarımızın cinsiyetçi yaklaşımlara maruz bırakılmaması gerekiyor. Hakim ve savcılarla da ilgili meslek sorunlarımız var. Diğer yandan adalete inanılmaz bir güvensizlik var. CMK ve asgari ücret tarifisi gibi birçok konuda sıkıntı yaşıyoruz. Çevre mücadelesinde baromuzun önemli bir mücadelesi var, bu mücadeleyi sürdürmeye devam edeceğiz. Daha kolektif daha katılımcı, genç meslektaşlarımızın eğitimine önem veren bir çaba içerisinde olacağız” diye konuştu.

    Konuşmaların ardından yapılan oylamada Doğukan Kudat 29, Kenan Çetin ise 26 oy aldı. Dersim Barosu Başkanı Doğukan Kudat seçildi.

    Doğukan Kudat’ın listesi şu şekilde:

    Yönetim Kurulu: Adnan Çetin, Ceyhun Demir, Deniz Demir, Gökhan Halis, Elif Özer, Ferhat Söylemez

    Disiplin Kurulu: Arif Yıldız, Cansu Tümay, Saliha Arslan

    Denetleme Kurulu: Kemal Akbayır, İnan Yılmaz, Cemile Alparslan Yıldırım

    T.B.B. Delegeleri: Reyhan Helin Bulut, Cihan Söylemez, Arif Yıldız

    PİRHA/DERSİM