PİRHA – DEM Parti Meclis İdare Amiri Saliha Aydeniz ile 4 milletvekilinin dokunulmazlıklarının kaldırılması istendi.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Meclis İdare Amiri Saliha Aydeniz, DEM Parti Milletvekilleri Cengiz Çandar ve Sabahat Erdoğan Sarıtaş, İYİ Parti Milletvekili Burak Akburak ile bağımsız Milletvekili Yüksek Arslan’ın dokunulmazlıklarının kaldırılması istendi.
Dokunulmazlık fezlekeleri, Cumhurbaşkanlığı kararıyla Meclis Başkanlığı’na gönderildi.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Anayasa Mahkemesi’nin Türkiye İşçi Partisi Hatay Milletvekili Can Atalay’ın başvurusu üzerine verdiği kararla ilgili mütalaasını sundu. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Atalay’ın dokunulmazlık maddesinden yararlanamayacağını iddia etti.
Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) AYM’nin, Türkiye İşçi Partisi (TİP) Milletvekili Can Atalay hakkında ‘hak ihlali’ olduğuna yönelik kararına rağmen, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından tahliye kararı verilmeden dosyanın Yargıtay 3. Ceza Dairesi’ne gönderilmesinin ardından, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Ceza Dairesi’ne mütalaa sunuldu.
6 sayfalık mütalaada, tahliye kararının Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin takdirinde olduğu belirtildi. Atalay’ın tutukluluğunun devam etmesi talep edilen mütalaada, ‘soruşturma ve kovuşturmaya milletvekili seçilmesinden önce başlandığı’ gerekçesiyle Atalay’ın yasama dokunulmazlığından yararlanamayacağı savunuldu.
Mütalaada şu ifadeler yer aldı:
“Can Atalay’ın 2013 yılında işlediği suç nedeniyle soruşturma ve kovuşturmaya milletvekili seçilmesinden çok önce başlandığı, mahkumiyetine esas sevk ve uygulama maddelerinin TCK’nın 312’nci maddesi kapsamında kalan suça ilişkin olduğu anlaşıldığında, seçimden önce bu madde kapsamında suç işleyen milletvekili, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 83/2 maddesinde öngörülen yasama dokunulmazlığından yararlanmayacaktır.
Anayasa’nın 14’üncü maddesi kapsamına giren suçların tahdidi olarak sayılmaması kanun koyucunun bilinçli tercihidir. Hükümlünün mahkumiyetine konu suç ve eylemleri devlet güvenliğine karşı işlenen suçlardandır ve madde kapsamına girmeyeceğini düşünmek mümkün değildir.
Yargıtay 3’üncü Ceza Dairesi’nin 28 Eylül 2023 tarihli kararı sonucu Can Atalay hakkında verdiği onama kararıyla hüküm kesinleşmiş ve infazı kabil hale gelmiştir. Sanık onama kararı sonrasında hükümlü statüsündedir ve Yüksek Daire de kararını TBMM’ye göndermiştir. Bu aşamada, Yüksek Daire temyiz incelemesi sırasında tahliye hususunda bir değerlendirme yapmış olmakla, tahliye talebinin reddi veya kabulü konusunda takdir Yüksek Daire’nindir.”
NE OLMUŞTU?
AYM, 25 Ekim’de Türkiye İşçi Partisi’nden (TİP) Hatay milletvekili seçilen Can Atalay’ın “seçilme hakkı” ve “kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı” yönlerinden hak ihlali olduğuna hükmetmişti.
AYM’nin 9 üyesinin ‘hak ihlali’ yönünde oy kullandığı, 5 üyenin ise ret oyu kullandığı kararının ardından, karar İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne ulaşmıştı. Mahkeme heyeti, tahliye kararı vermeden dosyayı 30 Ekim’de Yargıtay 3. Ceza Dairesi’ne göndermişti.
HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz’in dokunulmazlığının kaldırılmasını “halkın iradesine bir darbe” olarak nitelendireceklerini belirterek, “Bu darbeden vazgeçin” çağrısında bulundu.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz’in dokunulmazlığının kaldırılmasına dair verilen karara ilişkin partisinin İstanbul İl Örgütü’nde basın toplantısı düzenledi. Yeşiller ve Sol Partisi Eşsözcüsü Ayşe Erdem, Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Eşbaşkanı Canan Yüce, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Eş Genel Başkanı Özlem Gümüştaş, SODAP Eş Sözcüsü Sevtap Akdağ Karahalı ve Devrimci Parti Genel Başkan Yardımcısı Burcugül Çubuk da toplantıya katıldı.
Anayasa ve Adalet Karma Komisyonu’nun Aydeniz’in dokunulmazlığına dair toplanacağını aktaran Buldan, sonucu tahmin edebildiklerini belirtti. HDP milletvekilleri hakkında ortaya atılan bütün iddialara yönelik komisyonların hep aynı kararı aldıklarına dikkati çeken Buldan, “Yarın da çıkacak olan kararın Türkiye’nin demokrasisine, adaletine ve vicdanına ters olacağını bekliyoruz” dedi.
Türkiye’nin birçok yerinde günde 3 kadınının katledildiğini, Meclis’in buna dair hiçbir zaman toplantı kararı almadığını söyleyen Buldan, “Halk işsizlikten, sefaletten kırılırken TBMM toplanma kararı almaz. Ormanlar cayır cayır yanarken, ciğerlerimiz yanarken Meclis’in ruhu bunu duymaz, toplantı kararı almaz. Zaxo bombalanırken ve siviller tıpkı Roboski Katliamı’nda olduğu gibi katledilirken Meclis herhangi bir toplantı kararı almaz. Ama söz konusu HDP ve HDP’li vekiller olduğu zaman bir talimat doğrultusunda Meclis toplanma kararı alır, siyasetçiler bir araya gelir ve ismi geçen HDP’li veya Kürt siyasetçi hakkında hukuksuz kararlar alınmaya devam eder” diye konuştu.
Yarın yapılacak toplantıda aleyhlerine dönük bir karar çıkması halinde bunu “darbe” olarak ele alacaklarını dile getiren Buldan, “Dolayısıyla Meclis’in iradesine, halkların iradesine Diyarbakır halkının iradesine vurulacak olan bu darbeyi kabul etmeyeceğimizi buradan bir kez daha ifade etmek istiyoruz” ifadelerini kullandı.
“DOKUNULMAZLIKLARI VAR”
Roboski Katliamı’nı yapanların dokunulmazlığının olduğunu, çocukların panzer altında ezilmesine neden olan polisin dokunulmazlığının olduğunu belirten Buldan, şunları söyledi:
“Bu ülkede işkencecilerin ve halka saldıranların, partimize saldıranların dokunulmazlığı var. Bu ülkede ‘seni duvara çivilerim’ diyenlerin dokunulmazlığı var, rüşvet alanların rüşvet verenlerin dokunulmazlığı var. Bu ülkede ihaleye fesat karıştıranların, yüz kızartıcı suçlar işleyenlerin dokunulmazlığı var. Ancak onlara hiçbir şeklide dokunulmadığı ve korunduğu gibi bugün barışı, demokrasiyi savunanların, demokratik siyaseti savunanların hukuksuz bir şekilde dokunulmazlıkların kaldırıldığı yargılandığı ve sonunda cezaevine konulduğu bir Türkiye gerçekliği var.”
“BU DARBEDEN VAZGEÇİN”
Türkiye’de barış, demokrasi ve demokratik siyaseti savunanların cezalandırıldığına dikkat çeken Buldan, şöyle devam etti: “Buradan hem partim adına hem de arkadaşlarım adına yarın toplanacak komisyona bir çağrı yapıyorum. Bu darbeden vazgeçin. Parlamentonun iradesine saygı duyun, halkların iradesine saygı duyun. Diyarbakır halkının seçmiş olduğu bir milletvekili olan Saliha Aydeniz’in iradesine saygı duyun. 1994’te DEP milletvekilleri, Çiller hükümetinin emri ve talimatıyla parlamentodan atılmıştı. Çiller başarılı olmamıştı siz de olamayacaksınız. Çünkü biz demokrasiye inanan barışı savunan ve gittikçe bu alanda büyüyen ve gelişen bir partinin mensupları olarak gördüğünüz gibi bu dayanışma ile bu birliktelikle bu ülkeye barışı da demokrasiyi de bu ülkeye insan haklarını, insan haklarına saygıyı da seçilmişlere saygıyı da yerleştirene kadar bu mücadeleden asla vazgeçmeyeceğimizi belirtmek istiyoruz. DBP eşbaşkanı olan Saliha Aydeniz milletvekilinin yanında olduğumuzu dokunulmazlığının kaldırılmasına yargılanmasına karşı olduğumuzu belirtiyoruz.”
Dokunulmazlığı kaldırılan HDP Diyarbakır Milletvekili Semra Güzel’in evine polisler gitti.
Hakkında hazırlanan iki ayrı fezlekenin Meclis’e sevk edilmesi ardından Genel Kurul’da 1 Mart tarihinde yapılan oylama sonucunda alınan kararla dokunulmazlığı kaldırılan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Diyarbakır Milletvekili Semra Güzel’in evine polisler gitti.
Güzel’in dokunulmazlığının kaldırılmasının ardından harekete geçen Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, bugün Güzel hakkında “örgüt üyeliği” iddiasıyla soruşturma başlattı.
Bu soruşturmanın hemen akabinde polislerin Güzel’in Diyarbakır’daki evine gitti. Güzel’in kentin merkez Kayapınar ilçesinde bulunan evinde bulunmadığı bilgisine ulaşıldı.
Polislerin Güzel’in adresine gittiği bilgisinin ulaşması üzerine parti avukatları da Güzel’in evine gitti.
Avukat eşliğinde Güzel’in adresinde olmadığına dair tutanak tutan polis, evden ayrıldı.
HDP Diyarbakır Milletvekili Semra Güzel’in iki fezlekeden dokunulmazlığı kaldırıldı.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Diyarbakır Milletvekili Semra Güzel hakkında hazırlanan iki fezlekeye dair dokunulmazlığın kaldırılması yönünde Karma Komisyon’da alınan karar, Meclis Genel Kurulu’nda görüşüldü.
HDP Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar’da Genel Kurul’a katıldı. HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç’un 3 saat savunması sürdü. Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz’de Genel Kurul’da yer aldı.
Savunma ardından yapılan oylamada Güzel’in ilk fezlekeden yasama dokunulmazlığı’na dair kullanılan 365 oy’da 313 kabul ve ret 52 oyu kullanıldı.
HDP GENEL KURULU TERK ETTİ
Diyarbakır Milletvekili’nin ikinci yasama dokunulmazlığının kaldırılması için yapılan oylama da da kullanılan 379’dan 327 kabul ve 52 ret oyu kullanıldı. HDP milletvekilleri kararı protesto ediyor. HDP alkışlarla Genel Kurulu terk etti.
YARGI SÜRECİ BAŞLAYACAK
Dokunulmazlığının kaldırılması ardından dosya Adalet Bakanlığı’n gönderilecek. Bakanlığın savcılığa gönderilmesi ardından yargı süreci başlayacak.
PİRHA-Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Hazırlık Komisyonu, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Diyarbakır Milletvekili Semra Güzel’in oy çokluğuyla dokunulmazlığının kaldırılması yönünde karar verdi. Güzel hakkında nihai karar TBMM Genel Kurulu’nda kesinleşecek.
HDP Diyarbakır Milletvekili Semra Güzel’in dokunulmazlığının kaldırılması için hazırlanan Cumhurbaşkanlığı tezkeresini görüşmek için bugün toplanan TBMM Hazırlık Komisyonu, oy çokluğu ile Güzel’in dokunulmazlığının kaldırılması yönünde karar verdi.
Hazırlık Komisyonu, Güzel hakkındaki raporunu Anayasa Adalet Karma Komisyonu’na 8 Şubat 2022 günü sunacak. Semra Güzel için nihai karar ise TBMM Genel Kurulu’nda kesinleşecek.
PİRHA – HDP, CHP ve İYİ Partili 5 milletvekili hakkında hazırlanan dokunulmazlık fezlekesi Meclis’e gönderildi.
Meclis Başkanlığı’na dokunulmazlıkların kaldırılması istemiyle 5 yeni fezleke gönderildi.
Dokunulmazlıkları kaldırılması istenen milletvekilleri şöyle: CHP İzmir Milletvekili Mahir Polat ve CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, İYİ Parti İstanbul Milletvekili Ümit Özdağ, HDP Diyarbakır Milletvekili İmam Taşçıer ile HDP Bingöl Milletvekili Erdal Aydemir.
PİRHA – Türkiye siyasi atmosferini değerlendiren Gazeteci-Yazar Necdet Saraç, Cumhurbaşkanlığı sisteminin işlevsiz kaldığını belirterek, erken seçim ihtimalinin yüksek olduğunu söyledi. Saraç, Kılıçdaroğlu’nun dokunulmazlığının kaldırılmasının ise siyasi intihar olacağını kaydetti.
Haberin videosu
Türkiye siyasi atmosferini değerlendiren Gazeteci-Yazar Necdet Saraç, Türkiye’nin 31 Mart ve tekrarlanan 23 Haziran seçimleriyle yeni bir siyasal sürece geçtiğini söyledi. Saraç, 23 Haziran sonrası yaşanan süreçte Türkiye’de Cumhurbaşkanlığı sisteminin kendisini taşıyamadığı ve halkın önemli bir kesiminin bu sistemin değişmesi gerektiğini istediğini vurguladı.
Yapılan kamuoyu araştırmalarına değinen Saraç, “Başkanlık sistemini isteyenlerin sayısı nedir?” diye yapılan tespitlerde başkanlık sistemini isteyenlerin sayısının giderek azaldığının altını çizdi. Saraç, ikinci olarak ise insanların hukuka güveninin giderek azaldığını kaydetti.
Türkiye’nin demokratikleşmediği sürece değişmesi ve beklentilere cevap verme şansının olmadığına dikkat çeken Necdet Saraç, ülkenin demokratikleşmesi bazı adımların atılması gerektiğini kaydetti. Saraç bu adımları şöyle açıkladı:
“Atılması gereken en önemli adım; Türkiye’de mutlaka adına Cumhurbaşkanlığı sistemi denen, yürümeyen, işlemeyen, yönetemezle işlevsiz hale gelen bu sistemden biran önce uzaklaşmak gerekiyor. Bu sistemden uzaklaşmanın anlamı şudur: Güçlendirilmiş demokratik bir parlamenter sisteme ihtiyaç var. Türkiye’de insanların ihtiyacı bu. Siz böyle bir hamle yaptığınızdan itibaren Türkiye bir hukuk devletine dönüşür. Türkiye hukuk devletine dönüşürse çifte standartlar ortadan kalkar. Yani Sırrı Süreya Önder’in Anayasa Mahkemesi’nin almış olduğu karardan bırakılmış olması kuşkusuz doğru bir karar ama Sırrı Süreya Önder’in bir yıldır cezaevinde yatmasının hesabını kim verecek? Bu örneklerin sayısı tekil değil. Türkiye’de iki şeyin hızla yapılması lazım. Hukukun demokratikleşmesi ve ifade özgürlüğü olarak ifade ettiğimiz düşünce özgürlüğünden dolayı cezaevinde bulunun tutuklu ya da hükümlü pozisyonunda olan insanların derhal bırakılması gerekiyor. Bu ülkede Gezi davasından dolayı hala içeride tek sanık olarak kalan Osman Kavala’nın neden içeride olduğuna dair bir cevap yok. Bu ülkede Eren Erdem’in cezaevinde neden olduğunun cevabı yok. Bu ülkede Selahattin Demirtaş’ın hala cezaevinde tutulmasının vicdanlarda ve hukukta da karşılığı yok. O anlamda Türkiye bu hamleleri yaparsa rahatlar.”
“TARTIŞMAYI %50+1’DEN %40+1’E GETİRMEK BİR ŞEYİ ÇÖZMEZ”
Eski bakan Faruk Çelik’in geçtiğimiz günlerde yaptığı “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde, cumhurbaşkanı seçiminde yüzde 50+1 Türkiye’yi yorar, yüzde 40 olmalı” önerisini de değerlendiren Gazeteci Necdet Saraç, “Tartışmayı %50+1’den %40+1’e getirmek bir şeyi çözmez. Yapılması gereken bu mevcut sistemin değiştirilmesi gerekiyor. Türkiye insanı bunu bekliyor. Hepimizin üzerinde mutabık kaldığı şey var. Siz bu sistemi değiştirmediğiniz sürece bu sistem Türkiye’de ekonomiyi de düzeltmez. Bu sistem değişmediği sürece eğitim sistemi yerlerde sürünmeye ve sorun olmaya devam eder” diye konuştu.
“GERİLİM POLİTİKASI AZALIRSA SURİYE TARTIŞMALARI DA GÜNDEMİMİZDEN DÜŞER”
Saraç konuşmasında sık sık Türkiye’nin normalleşmesi gerektiği üzerinde durdu. Normalleşmenin Türkiye’de kutuplaşmayı da ortadan kaldıracağına işaret eden Saraç, Türkiye’nin uzun bir süredir %50+%5o blok haline dönüştüğünü böyle bir bloklaşmanın kimseye hayrı olmadığının altını çizerek şöyle devam etti:
“Kutuplaştırmanın, ötekileştirmenin bazılarını düşman ilan etmenin, yabancı düşmanlığı ve ırkçı kavramlarının kullanılmasının hiç kimseye yararı yok. Bunların aşılabilmesi de bu noktada hem gerçekçi olmayı hem de hukuk devleti olmayı gerektiriyor. Türkiye bunu hak ediyor. Türkiye’de gerilim politikalarını azaltmak Türkiye’nin yararına olacaktır. Bu gerilim politikaları azaldığında bu güvenli bölge tartışmaları, Suriye vb. tartışmalar da gündemimizden kalkacaktır.”
“BARIŞIN SAĞLANMASI GEREKİR”
17 Yıllık AKP iktidarının herkese ideolojik politik hegemonya dayattığını söyleyen Saraç, “17 yıldır mevcut iktidar sanki kendi söyledikleri her şey doğruymuş gibi bir şey söyledi. Bunun doğru olmadığını görüyoruz” dedi.
Geçtiğimiz hafta CHP’nin düzenlediği Suriye Barış Konferansı’nı hatırlatan Saraç, “Bir kez daha gördük ki Türkiye’de savaş dışında, askeri operasyonalar dışında, militarist yaklaşımlar ve otoriter yaklaşımlar dışında bir başka seçenek daha var. O seçenek de barış seçeneğidir. Barış seçeneği Türkiye’yi rahatlatır, rahatlattığı gibi ekonomiye de katkıda bulunur. Savaşa yatırılan paranın 150-200 milyar arasında değişen bir rakam olduğunu söylüyor. Ekonomik krizin bu kadar derinleştiği, rakamlarla oynanarak enflasyonun düşük gösterildiği bir ülkede bu tür paralarla yapılması gereken şey belidir. Siz parayı silaha ve savaşa değil parayı eğitime ve sağlığa yatırmanız gerekiyor. Türkiye’nin böylesine bir ihtiyacı var” diye konuştu.
“SİYASİ İNTİHAR OLUR”
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “Kılıçdaroğlu’nun dokunulmazlığının kaldırılması yolu aralandı” sözlerini de değerlendiren Gazeteci Necdet Saraç, “CHP Genel Başkanına yönelik dokunulmazlığının kaldırılması, bir takım cezai operasyonların yapılması siyasi bir intihardır. Bu Türkiye’de hiçbir şeyi rahatlatmaz. Çünkü insanlar 23 Haziran’la birlikte korku duvarını aştılar. İnsanları korkutarak, insanları cezalandırarak, yargıyı iktidarın bir kılıcı gibi sürekli yukarıda tutarak Türkiye’de hiçbir sorun çözülmez. Bu bir siyasi intihardır. Umarım yapılmaz” dedi.
“ERKEN SEÇİM OLASILIĞI YÜKSEK”
Türkiye’de erken seçim olasılığının konuşulduğunu kaydeden Saraç, “Bunlar böyle yaptığı sürece gitmeleri daha da hızlanır. Yönetemedikleri için götürmek durumundalar ama bu tür hamleler Türkiye’de erken seçimi çok daha hızlandırır” ifadelerini kullandı. PİRHA/İZMİR
Ankara Cumhuriyet Bașsavcılığı’nca, CHP Genel Bașkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya hakaret ettiği gerekçesiyle fezleke hazırlanarak dokunulmazlığının kaldırılması istendi.
Ankara Cumhuriyet Bașsavcılığı’nca, CHP Genel Bașkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya hakaret ettiği gerekçesiyle fezleke hazırlanarak dokunulmazlığının kaldırılması istendi.
Alınan bilgiye göre, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun geçen yıl Haziran ayında katıldığı bir televizyon kanalı canlı yayınında İçişleri Bakanı Süleyman Soylu hakkında, “5 kuruşluk değil aslında 5 paralık. Dava açtım ama 5 para olmadığı için mecburen 5 kuruşluk açtık. Çünkü iddiayı yapan 5 paralık. 5 paralık adama doğru dürüst tazminat davası açılmaz. 5 paralık tazminat davası açtım ki onurlu bir insan olmadığını kamuoyuna göstermek için” şeklinde ifadeler kullanması üzerine, İçişleri Bakan Süleyman Soylu’nun avukatı tarafından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunuldu.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturma neticesinde Kılıçdaroğlu’nun hakkında dokunulmazlığının kaldırılması için fezleke hazırlandı.
Adalet Bakanlığına gönderilen fezlekede, “Şikayet edilen 27. Dönem Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu’nun müşteki Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’yu kastederek kullandığı ifadelerle müştekinin onur, şeref ve saygınlığını rencide edecek şekilde tahkir etmek suretiyle kendisine isnat edilen kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçunu işlediği yönünde yeterli ve kanuni delilin kanuni unsurlarıyla mevcut olduğu, adı geçen milletvekili hakkında Anayasanın 83. maddesine istinaden dokunulmazlığın kaldırılması talebinde bulunulması gerektiği kanaatine varılmıştır” ifadelerine yer verilerek, Kılıçdaroğlu’nun dokunulmazlığının kaldırılması talep edildi.
HDP Diyarbakır Milletvekili Çağlar Demirel hakkında 2016 yılında Madımak Katliamı’nın anma etkinliklerinde yaptığı bir konuşma nedeniyle fezleke hazırlandı. Demirel’in dokunulmazlığının kaldırılması talep edildi.
HDP Diyarbakır Milletvekili Çağlar Demirel hakkında, Madımak Katliamı’nın yıldönümü olan 1 Temmuz 2016 günü, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Cem ve Kültür Evi’nde düzenlenen etkinlikte yaptığı konuşmada “terör örgütü propagandası yaptığı” iddiasıyla fezleke hazırlandı.
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, tutuklu yargılandığı davada 14 Temmuz günü “Silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan 7.5 yıl hapis cezası verilen HDP Milletvekili Çağlar Demirel hakkında yeni fezleke hazırladı. Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’ne gönderilen fezlekede 1 Temmuz 2016 günü Diyarbakır’ın Bağlar İlçesi’nde bulunan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği tarafından, Madımak katliamının yıldönümü nedeniyle çeşitli etkinlikler düzenlendiği belirtildi.
Fezlekede, etkinliğe katılan HDP Diyarbakır Milletvekili Çağlar Demirel’in yaptığı konuşmada, “23 yıl önceden bugüne baktığımızda Madımak’ta diri diri yakılan insanlarımız, bugün Cizre’de vahşet bodrumlarında aynı zihniyet tarafından yakıldı ve bugün Lice’de yine bombalanarak, köylerimiz boşaltılarak, insanlarımıza işkence ve yakma gibi, zulüm ve faşizm tekrar uygulanmaktadır. Madımak’tan özür dilemesi gereken zihniyet bugün aynı pratiği gerçekleştirmeye çalışıyor” dediği ifade edildi.
Fezlekede, halen HDP Diyarbakır Milletvekili olan Demirel’in Türkiye Büyük Millet Meclisi’nce yasama dokunulmazlığının kaldırılması talep edildi. Yasama dokunulmazlığının kaldırılması halinde Demirel hakkında “terör örgütü propagandası yapmak” suçundan 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılabilecek.