PİRHA – Türkiye devrimci hareketinin önderlerinden İbrahim Kaypakkaya ve Mayıs ayında yaşamını yitiren devrimcileri Kadıköy Süreyya Operası önünde anmak isteyen gençlik örgütlerine polis müdahale etti. Çok sayıda genç, ters kelepçeli işkence ile gözaltına alındı.
Yeni Demokrat Gençlik (YDG), Dem Parti Gençlik Meclisi, İstanbul Özgür Öğrenci Meclisi (İSÖM) ve Gençliğin Devrimci Güçleri (Dev-Güç), “Ölümsüzlüğünün 51. yılında İbrahim Kaypakkaya, Mayıs şehitlerini anıyoruz” şiarı ile Kadıköy Süreyya Operası önünde yapmak istediği anmaya polis müdahale etti.
Gençlik örgütleri 68 devrimci önderlerinden İbrahim Kaypakkaya, Haki Karer ve Mayıs ayında yaşamını yitiren devrimcileri anmak için Kadıköy Yoğurtçu Parkı’nda bir araya geldi. Gençlik örgütleri, Yoğurtçu Parkı’ndan Kadıköy Süreyya Operası önüne sloganlar ile yürüdü.
Kadıköy Süreyya Operası önünde anma yapmak isteyen gençlik örgütlerine polis sert müdahale etti. Çok sayıda genç, ters kelepçe ve işkence ile gözaltına alındı. Basın darp edilerek alandan uzaklaştırıldı.
PİRHA – 68 devrimci önderlerinden İbrahim Kaypakkaya, Kürt ulusal hareketinin önderlerinden Haki Karer ve 12 Eylül döneminde Diyarbakır Cezaevi’nde kendilerini yakarak hayatlarına son veren Ferhat Kurtay, Eşref Anyık, Mahmut Zengin ve Necmi Önen, Dersim’de anıldı.
Devrimci önder İbrahim Kaypakkaya, Haki Karer ve tarihe “Dörtler” olarak geçen Ferhat Kurtay, Eşref Anyık, Mahmut Zengin ve Necmi Önder, Dersim’de anıldı.
EYLEM ETKİNLİK YASAĞI
Valiliğin eylem etkinlik yasağı nedeniyle İnsan Hakları Derneği Dersim Şubesi’nde gerçekleşen anmaya siyasi parti ve kurum temsilcileri katıldı.
GÖZALTINA ALINANLAR EMNİYETTE TUTULUYOR
Emek ve Demokrasi Platformu tarafından yapılan anmada basın metnini okuyan Sosyalist Meclisler Federasyonu’ndan Hıdır Yıldız, İbrahim Kaypakkaya pankartı asan Sosyalist Öğrenci Hareketi’nden olan öğrencilerin gözaltında tutulduğunu, henüz bir gelişme olmadığını belirtti.
“GÜNEŞE UĞURLADIĞIMIZ DEVRİMCİLERİ ANIYORUZ”
Hıdır Yıldız, “Tarih bize yön göstermeye devam ediyor. Mayıs’ı kızıllaştıran enternasyonal proletaryanın kızıl sancağı elden ele, sömürüye, zulme karşı direniş marşları dilden dile aktarılmaya devam ediyor. Bugün bu zorlu yürüyüşte güneşe uğurladığımız devrimcileri anıyoruz. 18 Mayıs’ta Diyarbakır zindanında işkenceyle katledilen, “Ser verip, sır vermeyen” Komünist önder İbrahim Kaypakkaya’ya…Dilok’ta kontrgerilla tarafından katledilen Haki Karer’e… ve zulme karşı bedenlerini ateşe veren Ferhat Kurtay, Eşref Anyık, Necmi Öner, Mahmut Zengin’e selam gönderiyoruz” dedi ve şöyle devam etti:
“İbrahim Kaypakkaya‘nın yirmi dört yıllık yaşamı, devrimci mücadele içinde şekillenmiş ve Komünist bir nitelik kazanmıştır. Çeşitli ulus, milliyet ve mezheplerden emekçi halkın kurtuluşuna adanmış bir yaşamda, yaratıcı bir şekilde uyguladığı komünist fikirlerin yanı sıra, aylar süren ağır işkenceler karşısında takındığı boyun eğmez tavrıyla ülkemiz devrimci hareketine “Ser verip, sır vermeme” ilkesini kazandırmıştır. Kaypakkaya, işkence tezgahında 90 günde örülen direnişin sonucunda, 18 Mayıs 1973’te Diyarbakır zindanında katledildi.
Haki Karer ise Ordulu bir Türk olarak, Kürt Hareketi’nin kurucu önderlerinden birisi olmuş ve direniş geleneğinin yaratılmasında büyük katkıları olmuştur. Kendini Kürt halkının kurtuluş mücadelesine adayan Haki Karer 18 Mayıs 1977’te Dilok’ta düştüğü bir pusuda katledildi.
Ferhat Kurtay, Eşref Anyık, Necmi Öner ve Mahmut Zengin, faşist cunta döneminde, Diyarbakır zindanında, siyasi tutsaklara karşı aymazca sergilenen işkencelere karşı tepkilerini, 33. Koğuşta kendilerini ateşe vererek ortaya koymuş 4 yiğit yurtseverdir. Eylemleri aşina olunan direniş pratiği içerisinde bir dönemeç olmuş, isimleri tümden düşmana karşı mücadele, teslimiyetin reddi olarak kodlanmıştır.”
“DEVLET, BASKI VE İŞKENCEYLE HALKI SİNDİRMEK İSTEMEKTEDİR”
“Bizler onlardan aldığımız direniş geleneğini sürdüreceğiz. Bulunduğumuz her alanda onların düşüncelerini ve eylemlerini yaşatacağız. Egemenlerin uzunca bir süredir içinde bulunduğu ekonomik ve siyasi kriz sürerken, ekonomik krizin sarsıcı etkileri de devam ediyor. Her zaman olduğu gibi, krizin faturası halk yığınlarına ödettirilmeye çalışılmaktadır. Eşitsiz gelişime ve hak taleplerine karşı ses çıkarmaya çalışıldığında ise azgınca saldıran devlet, gözaltı tutuklama, baskı ve işkenceyle halkı sindirmek istemektedir” diyen Yıldız, şunları kaydetti:
“FAŞİZME KARŞI MÜCADELEYİ YÜKSELTECEĞİZ”
“Böylesi bir süreçte zindanlarda da direniş türküleri söylenmektedir. Zindanlarda yükselen direniş, kendi taleplerini aşmış, sistemin “diz çöktürme”, “boyun eğdirme” saldırısına karşı amansız bir karşı duruş karakteri kazanmıştır.
Bu direniş mücadelenin ihtiyaç duyduğu adanmışlık ve kararlılıkla sürüyor. Onlar dava uğruna ortaya koyabilecekleri ne varsa onu ortaya koyuyorlar, yaşamlarının en güzel çağlarında zindanlarda ölümü kucaklamayı göze almış olan bu büyük zindan direnişçileri bedenlerini silaha dönüştürüp faşizme doğrultmuşlardır. Hapishane önlerinde göğsünü siper eden analar ise baskı ve saldırılara boyun eğmeden çocuklarının mücadelelerini sahipleniyorlar.
Kızıldereden Amed zindanlarına, İbrahimlerden Denizlere, Sinan Cemgillerden, Dörtlere, Haki Karerlerden, Orhan Bakırlara, Mayıs’ı bize miras bırakan devrimcileri anarken, onları ortaklaştıran direniş ruhunu sahipleneceğimizi, zulme karşı boyun eğmeyeceğimizi bir kez daha haykırıyoruz. Onların ortaklaştığı mücadele hattında ortaklaşacağız, faşizme karşı mücadeleyi yükselteceğiz.”
18 Mayıs 1982’de Diyarbakır Cezaevi’nde yaşanan işkenceye karşı kendini yakan Ferhat Kurtay, Necmi Öner, Mahmut Zengin ve Eşref Anyık, Kürt mücadele tarihine ‘Dörtler’ olarak geçti. Bugün, ‘Dörtler’in ölümlerinin 37’nci; devrimci hareketin önderlerinden İbrahim Kaypakkaya’nın ise ölümünün 46’ıncı yılı.
12 Eylül döneminde Diyarbakır Cezaevi’nde uygulanan vahşet politikalarına karşı yaptıkları eylem sonrası adları yakın tarihe ‘Dörtler’ olarak geçti: Ferhat Kurtay, Necmi Öner, Mahmut Zengin ve Eşref Anyık.
‘Dörtler’, 18 Mayıs 1982’de kendilerini yaktı. Bıraktıkları not şöyleydi:
“Bu eylem mutlaka halka ulaştırılmalı. Eylem, Mazlum arkadaşın eyleminin devamıdır. Eylem doğru anlaşılmalı. İhanet, teslimiyet ve baskılara karşı konulan bir eylemdir.”
KAYPAKKAYA’NIN KISA PORTRESİ
Türkiye sol tarihinin önemli isimlerinden, Türkiye Komünist Partisi-Marksist Leninist (TKP-ML) ve Türkiye İşçi Köylü Ordusu’nun (TİKKO) kurucusu İbrahim Kaypakkaya da 18 Mayıs’ta işkenceyle öldürüldü.
Kürt sorunu konusundaki tezleriyle öne çıkan Kaypakkaya 24 Ocak 1973’te Dersim’in Çemişgezek ilçesinde bir çatışmada yaralandı.
Yaralı olarak kaçan ve beş gün köylerde saklanan İbrahim Kaypakkaya, 29 Ocak 1973’te kaldığı köyde bir öğretmenin ihbarı üzerine ele geçirildi.
Yaralı olmasına rağmen yürütüldü. Buradan ayaklan donmuş olduğu halde Diyarbakır’a getirildi. Daha sonra hastaneye yatırıldı, bu arada ayaklarının kesilmesine izin vermemesine karşın yemeğine ilaç konularak donmuş olan ayakları kesildi.
İyileştikten sonra günlerce işkenceye maruz kalan Kaypakkaya, sorgusunda hiçbir biçimde kendisini ve örgütünü bağlayacak ifade vermedi.
İbrahim Kaypakkaya, 18 Mayıs 1973’te Diyarbakır Cezaevi’nde işkenceyle öldürüldü.