Etiket: döviz

  • ‘Saraylarda Lale Devri yaşayanlar halka soğan-ekmek yemeyi tavsiye ediyor’

    ‘Saraylarda Lale Devri yaşayanlar halka soğan-ekmek yemeyi tavsiye ediyor’

    PİRHA- CHP’li Erdoğan Toprak, iktidarın “ekonomik kurtuluş savaşı” söylemini eleştirerek “Simit-çay hesabıyla gelip halkı çeyrek simide muhtaç ettiler” dedi.

    Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Milletvekili ve Genel Başkan Koordinatör Başdanışmanı Erdoğan Toprak, süregiden ekonomik kriz hakkında açıklama yaptı. Toprak, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın defalarca ‘ekonomik kurtuluş savaşı’ ilan ettiğini belirterek hiçbir iktidar döneminde ülkenin böylesine art arda ekonomik krizlere sürüklenmediğini söyledi.

    “SİMİT-ÇAY HESABINI ARTTIK UNUTTULAR”

    Milletvekili Erdoğan Toprak, “AK Parti, simit-çay hesabıyla, yoksulluğu, işsizliği, yolsuzluğu bitireceği vaadiyle 2002’de iktidara geldikten 20 yıl sonra halkı simitçi tezgâhında yarım-çeyrek simide muhtaç hale getirdi” dedi. Toprak, yaptığı yazılı açıklama ile AKP iktidarının faiz politikalarına işaret ederek şunları ifade etti:

    “Milleti faize ezdirmeyeceklerini söyleyenler 20 yıldır bu ülkenin bütçesinde en büyük payı faize-faizcilere tahsis ettiler. Yalancının mumu yatsıya kadar yandığı için 240 milyarı faize ayırarak aynısını 2022 bütçesinde de yapmaya mecbur kaldılar. İktidar, ülkeyi borca batırıp faize ezdirdiği yetmezmiş gibi, ülkenin varını yoğunu satıp, yolları, köprüleri, hastaneleri, havaalanlarını dolara bağlayarak katmerli şekilde dövize ezdiriyor. Çiftçi, sanayici, ihracatçı, imalatçı, saat başı değişen kurlarla eziliyor, kan ağlıyor.

    Bugüne kadar hiçbir cumhurbaşkanının diploması bu ülkede tartışılmadı ama ülke ekonomisini enkaza çeviren ekonomist Cumhurbaşkanı hâlâ ekonomi diplomasını halktan saklıyor, kimseye göstermiyor. Üste çıkmak için de hesap-kitap bilmediğini, yanlış yaptığını, ülkeyi felakete sürüklediğini söyleyenleri ‘mandacılıkla’ itham ediyor. Asıl mandacı bu ülkenin en değerli varlıklarını Katar Emirine, BAE Şeyhine birkaç milyar dolar için altın tepsiyle sunanlardır. Asıl mandacı, Trump’ın bir telefon talimatıyla bağımsız yargıyı yok sayıp bertaraf eden, ‘akıllı ol, ekonomini çökertirim’ tehditlerine ses çıkaramayanlardır. Asıl mandacı, Rus uçağını düşürüp ‘emri ben verdim gerekirse yine yaparız’ dedikten üç ay sonra, Putin’e özür mektubu yazanlardır.

    Asgari ücret pazarlığı başlarken, saatlik ücretin 1 doların altına inmesiyle, en ucuz emeğin Türkiye’de olmasıyla övünüp, Bangladeş, Çin, Hindistan karşısında ‘rekabet avantajı’ yakalandığını savunmak mandacılık değil mi? Ekonomik Kurtuluş Savaşı hangi işgal gücüne karşı verilecek? Cumhurbaşkanı açıklasın, düşmanı göstersin hep birlikte karşı çıkıp mücadele edelim. Halka taneyle sebze, gramla et almayı, 6 ay soğan-ekmek yemeyi tavsiye eden iktidar vekilleri, ekonomik kurtuluş savaşı-dış güçler yalanını yineleyen AK Parti Lideri, diğer yandan ‘itibardan tasarruf olmaz’ deyip saraylarda Lale Devri yaşayarak halktan ne kadar koptuklarını, simit-çay hesabını artık unuttuklarını sergiliyor. Halk her şeyi hafıza defterine yazıp, asıl kendisi mandacı bu zihniyetle sandıkta hesaplaşacağı güne hazırlanıyor.”

    PİRHA/ANKARA

  • Sönmez: Sürdürülemez nitelikteki bu yuvarlanışa siyasi bir operasyon gerekir

    Sönmez: Sürdürülemez nitelikteki bu yuvarlanışa siyasi bir operasyon gerekir

    PİRHA-Dolar, Sterlin ve Euro kamuoyunun gündeminde. Oysa ₺ güvenli limanı temsil eden bir deniz çıpasıydı. TL’nin güvenirliği ve değerine dair İktisatçı Mustafa Sönmez, “TCMB yönetimi, özellikle Saray’dan, Erdoğan’dan aldığı direktifle, faizleri, yükselen enflasyonu dikkate almadan, üç aydır indiriyor. MB Başkanı’nın enflasyona karşı faizi artırma seçeneğini dışladı ve cari denge hedeflemesi gibi emsali ne teoride ne pratikte görülen bir yolu seçtiği sergilendi” dedi.

    Geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan ekonomik krize dair konuştu. Konuşmasında Merkez Bankası’na ithafen “Faizi savunanlarla beraber olmam” dedi. Ardından dün (18 Kasım) MB faiz oranlarını açıkladı. 100 baz puan faizi düşüren MB, döviz artışlarına göz yumdu. Henüz kurlar kapanmasa da bugünün(19 Kasım) rakamları şöyle:

    1 ABD Doları -11,12 Türk Lirası
    1 Euro – 12,56 Türk Lirası
    1 İngiliz Sterlini – 14,93 Türk Lirası
    1 İsviçre Frangı – 11,99

    Artış o kadar hızlı ki sosyal medyada kur rakamları verilerek yapılan paylaşımlar saatler içinde ‘eski kur rakamları’ oluyor. Şimdilerde pazardan otobüs duraklarına, sitcomlardan sosyal medyaya tek soru var: “Dolar kaç oldu?”

    Konu ile ilgili İktisatçı Mustafa Sönmez de Al-Monitor de yayınlanan yazısını PİRHA ile paylaştı. Sönmez, ₺ güvenirliğini yitirdiği için vatandaşın döviz yatırımına ve de konuta yöneldiğini belirtiyor. Enflasyondan korunmak için gayrimenkule yönelim yaygın bir davranış ve ipotekli olmayan konut satışlarında bu yıl yüzde 18’lik bir artış olduğunun bilgisini paylaşıyor.

    Alenen halkın sohbetlerinde adı konmasa da en popüler sohbet konusu aslında enflasyon. Tüketici enflasyonu Ekim ayında %20’ye yaklaştı. Ancak %20, doların 10 ₺ olması gibi bir psikolojik eşik değil. Hem aynı biçimde rakamlar takip edilmiyor hem de verilere güven az.

    Sönmez, enflasyona karşı tüm devletlerin faiz arttırımına gittiğini belirtirken “Artık sır değil; TCMB yönetimi, özellikle Saray’dan, Erdoğan’dan aldığı direktifle, faizleri, yükselen enflasyonu dikkate almadan, üç aydır indiriyor. TCMB Başkanı’nın enflasyona karşı faizi artırma seçeneğini dışladığı ve cari denge hedeflemesi gibi emsali ne teoride ne pratikte görülen bir yolu seçtiği sergilendi” dedi.

    Sönmez, ayrıca bu indirimlerin özel sektörün ve konut sektörünün canlandırılması amacıyla yapıldığını fakat ters teptiğini kaydetti. Enflasyonun artışı, alım gücünün düşüklüğü ve döviz kurlarındaki memnuniyetsizliğin seçmen kaybettirdiğini belirtiyor. Son olarak erken seçim ihtiyacına da vurgu yapan Sönmez, “Sürdürülemez nitelikteki bu yuvarlanışa, ekonomik rota değişikliğinden çok bir siyasi operasyon gerekirken, bunun için de erken seçim artık daha sık telaffuz ediliyor” diye belirtti.

    Helin YILMAZ/ PİRHA

  • ‘Daha fazla yoksulluk, işsizlik, dayatanlara ‘artık yeter’ demenin vakti gelmiştir’

    ‘Daha fazla yoksulluk, işsizlik, dayatanlara ‘artık yeter’ demenin vakti gelmiştir’

    PİRHA- Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Samsun Şubeler Platformu, “Soframızdaki ekmek, boğazımızdan geçen lokma her gün biraz daha küçülüyor” diyerek basın açıklaması yaptı.

    KESK Samsun Şubeler Platformu, “İnsanca yaşamaya yetecek gelir ve güvenceli çalışma için halktan, emekten yana bir bütçe istiyoruz” diyerek sokağa çıktı. Yapılan basın açıklamasında, iktidarın ekonomi politikaları eleştirilerek “Faizden, ranttan, bizim cebimizden verilen hazine garantilerinden beslenen, kazancını vergi cennetlerine transfer eden mutlu azınlığın serveti büyüyor. Bizim payımıza ise vergi cehennemi düşüyor” denildi.

    “PEMBE TABLOLAR ÇİZMEYE DEVAM EDİYORLAR”

    BES Samsun Şube Başkanı ve KESK Dönem Sözcüsü Yılmaz Tuluk’un okuduğu basın açıklamasında, hayatın her geçen gün daha zorlaştığına dikkat çekilerek şu hususlara dikkat çekildi:

    “En önemli toplumsal sorunumuz haline gelen işsizlik ve yoksulluk pandemi koşullarında daha da derinleşiyor. Buna rağmen ülkeyi yönetenler pembe tablolar çizmeye devam ediyor. Oysa ister mavi yakalı olalım ister beyaz yakalı. İster asgari ücretli olalım ister emekli. İster küçük esnaf olalım ister çiftçi… Hiç fark etmiyor. Her gün biraz daha fazla yoksullaşıyoruz. Her gün biraz daha güvencesiz hale geliyoruz. Açlık sınırının 3 bin, yoksulluk sınırının 10 bin TL’yi aştığı koşullarda geçinemiyoruz.

    Ülkeyi yönetenler büyüme rakamları ile övünüyor. Oysa bizim payımıza hep küçülme düşüyor. Kendine ‘yetkili sendika’, ‘yetkili konfederasyon’ diyenlerin her seferinde altına imza attığı ‘satış sözleşmeleri’ ile maaşlarımız-ücretlerimiz eriyor. Her alışverişte cebimizden çıkan para artsa da poşetlerimiz gittikçe küçülüyor. Milli gelirden, yani emeğimizle, alın terimiz ile ürettiğimiz gelirden aldığımız pay küçülüyor.”

    “MUTLU AZINLIĞIN SERVETİ BÜYÜYOR”

    Tam 12 yıl öncesinin rakamlarının altına inen kişi başına gelirimiz küçülüyor. Soframızdaki ekmek, boğazımızdan geçen lokma her gün biraz daha küçülüyor. Çalıştığımız kamu hizmetleri alanı piyasalaştırma ve tasfiye politikalarıyla, özelleştirme soygunu ile gittikçe daraltıyor, küçültülüyor. Kamuda güvenceli, kadrolu istihdam eriyor, küçülüyor. Yaşadığımız Bu Topraklarda Büyüyen, Artan Şeyler De Var Elbette…

    İşsizler ordusu her gün biraz daha büyüyor. Temel tüketim maddeleri başta olmak üzere iğneden ipliğe her şeyde devam eden zam kasırgası hız kesmeden büyüyor. Ali Cengiz oyunları ile takla attırılan TÜİK rakamları ile perdelenmeye çalışılsa da yaşadığımız gerçek enflasyon, hayat pahalılığı büyüyor. Güvencesiz, sözleşmeli, esnek istihdam, angarya çalışma katlanarak büyüyor. Faizden, ranttan, bizim cebimizden verilen hazine garantilerinden beslenen, kazancını vergi cennetlerine transfer eden mutlu azınlığın serveti büyüyor.

    Bizim payımıza ise vergi cehennemi düşüyor. Hem çalışıp üretirken hem de tüketirken bizden kesilen vergiler artmaya devam ediyor. Elimize geçen gelirle ayın sonunu getiremediğimiz için borçlarımız artıyor.”

    “BÜTÇE HAKKIMIZ GASP EDİLİYOR”

    İşte bu ağır koşullarda hepimizin geleceğini yakından ilgilendiren bir süreç, bütçe süreci başlıyor. Bütçeler kaynakların kimlerden toplandığını ve söz konusu kaynakların kimlerin ihtiyaçları için kullanıldığını gösteren belgelerdir. Dolayısıyla bir ülkede mevcut sitemin, iktidarın kimden hangi sosyal sınıf ve tabakadan yana olduğunu anlamanın en kolay yolu bütçe harcamalarına bakmaktır. Ne yazık ki Türkiye’de yıllardır bütçeler ülke kaynaklarının, emekçilerden, halktan alınan vergilerin sermayeye-patronlara, yandaşlara, güvenlikçi politikalara aktarılmasının bir aracı haline dönüşmüştür.

    Sermayeye, patronlara, yandaş müteahhitlere ‘teşvik’, ‘yeniden yapılandırma’ ‘vergi barışı’, ‘vergi affı’, ‘prim desteği’, ‘hazine garantisi’ adları altında muslukları sonuna kadar açanlar sıra alın terinin karşılığını isteyen işçilere, emekçilere gelince ‘bütçe imkanlarımız kısıtlı’, ‘size istediğinizi verirsek gemi batar’ bahanelerinin arkasına saklanmaktadır.

    Eylül ayı başında açıklanan Orta Vadeli Program ülkeyi yönetenlerin yine yüzünü sermayeye sırtını emeğe dönen bir bütçe hazırlığında olduğunu gösteriyor. Bu ülkenin emeği ile geçinen ezici çoğunluğu olarak yan yana gelmezsek yeni açı reçeteler yeni ‘kuru ekmek bütçeleri’ kapımıza dayanacak. Orta vade de, uzun vade de tek planları, programları bizlere daha fazla yoksulluk, işsizlik, güvencesizlik dayatmak olanlara ‘artık yeter’ demenin vakti çoktan gelmiştir.

    KESK olarak içinde bulunduğumuz olağanüstü koşullarda dar gelirlilerin, ücretli kesimlerin salgından korunarak nefes almasını ve insanca bir yaşam sürmesini sağlayacak, emekten, halktan, barıştan ve ekolojiden yana bir bütçe istiyoruz!

    Kısacası yarattığımız değerlerin, oluşturduğumuz kaynakların insanca bir yaşam, çalışma koşulları ve iş güvencesi, parasız kamusal hizmet olarak geri dönmesini istiyoruz. Bu talepler sadece bizim değil milyonların talepleridir. Bu nedenle başta kamu emekçileri olmak üzere; yıllardır yok sayılan pandemi koşullarında korumasız bırakılarak işsizliğe, yoksulluğa terk edilen milyonları taleplerine sahip çıkmaya, halktan emekten yana bir bütçe, insanca yaşam mücadelesinde omuz omuza vermeye çağırıyoruz!”

    PİRHA/SAMSUN

  • Altın ve dövizde vergi 5 kat arttı

    Altın ve dövizde vergi 5 kat arttı

    Döviz ve altın alım-satımında uygulanan vergi, binde 2’den yüzde 1 düzeyine yükseldi. Bundan sonra her 100 dolar alımında 1 dolar vergi olarak verilecek. Bireysel yatırımcılar için finansman bonosunun vergisi de yükseltilirken, kurumsal yatırımcılar için vergi ‘0’ olarak uygulanmaya devam edecek.

    Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlanan Cumhurbaşkanı kararlarına göre, ağırlıklı olarak bankaların mevduat yerine çıkardığı ve vergisi daha az olduğu için bireysel yatırımcıların tercih ettiği finansman bonosundan alınan yüzde 10 düzeyindeki vergi yüzde 15’e çıkarılarak, mevduatın vergisi ile eşitlendi. Döviz ve altın alım satımında uygulanan Banka Sigorta ve Muamele Vergisi de (BSMV) ie binde 2’den yüzde 1.0 düzeyine yükseltildi. Alınan karar, bayramın ilk günü olan bugünden itibaren geçerli olacak.

    Banka Sigorta Muamele Vergisi’nde ise, altın ve döviz almak isteyenlere, banka, yetkili müessese (döviz büfeleri) ve diğer finansal kuruluşlar tarafından satılan dolar, euro vb yabancı paralar ile yine bankalarda açılan altın mevduat/yatırım hesapları için fiziki olmayan altın satış tutarı üzerinden kambiyo işlem vergisi alınıyor.

    Bu vergi önceki yıl döviz işlemleri için binde 2 olarak uygulanıyordu. Cumhurbaşkanlığına bu oranı 10 katına kadar (yüzde 2) artırma yetkisi verilmişti. Altın alım satımı ise bu kapsamda değerlendirilmiyordu. Önceki gün Hazine tarafından bankalara gönderilen yazıda altın alım satımının da kambiyo işlemi olarak değerlendirileceği açıklandı.

    KURUMSAL YATIRIMCILAR İÇİN DEĞİŞMEDİ

    Kurumsal yatırımcılar için ise finansman bonolarında stopaj oranı yüzde sıfır olarak uygulanmaya devam edecek.

    Şu kambiyo işlemlerinde BSMV sıfır oranında uygulanıyor.

    1) Bankalar ile yetkili müesseselerin kendi aralarında veya birbirlerine yaptıkları kambiyo satışları,

    3) Döviz kredisinin ödenmesine yönelik olarak, döviz kredisi kullanılan ya da kullanımına aracılık eden banka tarafından kredi borçlusuna yapılan kambiyo satışları,

    4) Sanayi sicil belgesini haiz işletmelere yapılan kambiyo satışları,

    5) İhracatçı Birliklerine üye olan ihracatçılara yapılan kambiyo satışları.

    2) Hazine ve Maliye Bakanlığına yapılan kambiyo satışları.

  • Muhtar adaylarına seçim yasağı

    Muhtar adaylarına seçim yasağı

    PİRHA- Yüksek Seçim Kurulu YSK, 2019 muhtarlık seçimlerinde aldığı kararda, muhtar adaylarına bildiri dışında propaganda aracı olan pankart, döviz ve afiş  kullanılmasına yasak getirdi. 

    2019 yerel seçimlerine aylar kala yasaklarda kendini göstermeye başladı. 31 Mart 2019 tarihinde yapılacak yerel seçimlerde seçilecek muhtar adaylarına Yüksek Seçim Kurulu propaganda yasağı getirdi.

    Propaganda yasak ve esaslarını açıklayan YSK, muhtar adaylarının pankart, döviz ve afiş asmasını yasaklarken sadece el ilanı dağıtmasına izin verdi.

    MUHTARLARA AFİŞ, DÖVİZ VE PANKART YASAĞI

    1 Ocak 2019 tarihi itibari ile yerel seçimlerin startı verilmiş oldu. 2 Ocak 2019 Çarşamba günü Yüksek Seçim Kurulu mahalle muhtarlığı seçimlerinde propaganda yasak ve esaslarını açıkladı. Muhtar adaylarının , Pankart, Döviz, Afiş asmasını yasakladı, sadece el ilanı dağıtmasına izin verdi.

    YSK’nın yasaklara ilişkin bildirgesinde şu ifadelere yer verildi:

    “Mahalle muhtar seçimlerinde, adaylık usulü bulunmadığından seçime girecek kişilerin, seçime gireceklerini belirtmekle ve kendilerini tanıtmakla sınırlı olarak etkinlik gösterebileceklerini, adaylık söz konusu olmadığından bu seçimlere katılmak isteyenlerin 298 sayılı kanun ile diğer seçim kanunlarında siyasi partilere vb bağımsız adaylara tanınan propaganda hakkında yararlanamayacaklarına ancak seçime girecek kişilerin oy verme gününden önce resimli ve kendisini yazı ile tanıtıcı nitelik taşıyan el ilanı mahiyetindeki matbualarını dağıtabileceklerine;
    01 Ocak 2019 tarihinden seçim 31 Mart 2019 Tarihine kadar Muhtar adayların asmış olduğu Pankart- Döviz- Afiş vb reklamların aşılmayacağı ve asılı olan Pankart-Döviz-Afişlerin kaldırılması kaldırılmaması durumunda seçim kanununa muhalefetten “erekli işlem yapılacağı, belirtilen tarihler arasında cadde, iş yerlerine, balkonlara, billboardlra. apartmanlara, araçlarına, aydınlatma direklerine vb halkın dürebileceği yerlere asılmasının yasak olduğu. Muhtar adayların sadece el ilanı dağıtabilecekleri YSK karında belirtilmiştir.” (HABER MERKEZİ)

  • BDDK bankaları toplantıya çağırdı

    BDDK bankaları toplantıya çağırdı

    Cuma günü dolar talebini karşılamakta sıkıntı yaşayan bankalar, bugün BDDK yetkilileriyle acil bir toplantı yapacak.

    BDDK’nın Cumartesi günü döviz kuru şokunun etkilerini konuşmak üzere bankalarla toplantı yapacağı açıklandı. Cuma günü TL, dolar karşısında yüzde 17 civarında değer kaybederken pek çok bankanın müşterilerinin döviz talebini karşılayamadığı belirtiliyordu.

    Bloomberg’de Benjamin Harvey imzasıyla yayımlanan habere göre Cuma günü dolar talebini karşılamakta sıkıntı yaşayan bankalar, bugün İstanbul’da BDDK yetkilileriyle acil bir toplantı yapacak.

    Cuma günü TL’nin dolar karşısında yüzde 17 civarında değer kaybetmesinin ardından Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun ( BDDK ) bankalar ile bir toplantı yapacağı bildirildi. Haberde bankacılık sektörünün büyük bir çöküş yaşadığı 2001 krizinden sonra TL’de en büyük değer kaybının yaşandığı da vurgulandı.

    Harvey, üç büyük banka şubesine yapılan ziyaretlerde müşterilerin döviz taleplerinin karşılanmasında güçlükler yaşandığını aktardı. İki bankada müşterilerin, şubeler genel müdürlüklerden ikmal bekledikleri için döviz temin edemediği, bir bankada da 5 bin dolar çekme talebinin karşılanamadığı belirtiliyor. Bloomberg’e konuşan şube yetkilileri döviz alım talebinde önemli bir artış olduğunu söyledi.

    BDDK, bankalardan faiz ve döviz kuru şoklarının etkisini, Cumartesi günü yapılan acil toplantıda ele alınacak bulgularla incelemelerini isterken, ülkedeki likidite durumunun da toplantıda ele alınacağı bildirildi.

    İsmini vermek istemeyen bankacıların, kamunun bir kriz önlemi olarak sermaye kontrolleri gibi yöntemlere başvurulabileceğinden duyulan korkuyla döviz talebinin yükseldiğini doğruladığı aktarıldı. Haberde “Türk hükümeti defalarca sermaye kontrolü yapmayacağını söyledi” ifadesine de yer verildi.

    Bazı bankaların, müşteri talebini karşılamak için yurtdışından nakit sipariş vermeye zorlandığı iddia ediliyor. Buna göre Türk bankaları uluslararası bankalara elektronik yabancı para aktarıyor ve daha sonra Türkiye’ye fiziki parayı nakletmek için bir prim ödüyorlar.

    Haberde Türkiye’de geleneksel olarak tasarruflarının büyük bir bölümünü yabancı para birimlerinde tutulduğu vurgulanırken güncel BDDK verilerine göre, bankacılık sistemi mevduatının yaklaşık yarısı dolar veya avro olduğuna da işaret edildi.