Etiket: dr. ahmet kerim gültekin

  • Alevi Ansiklopedisi çalışmaları sürüyor: İlk kapsamlı ansiklopedi olma özelliği taşıyor-VİDEO

    Alevi Ansiklopedisi çalışmaları sürüyor: İlk kapsamlı ansiklopedi olma özelliği taşıyor-VİDEO

    PİRHA- Çok dilli yapısı ve uluslararası tanınırlığıyla dikkat çeken Alevi Ansiklopedisi, Alevi inanç ve kültürünü dijital hafızaya aktarıyor. Proje yürütücülerinden Demir Çelik “Gelecek kuşaklara doğru, objektif ve bilimsel bilgiler bırakmak istiyoruz” derken, Dr. Ahmet Kerim Gültekin çalışmanın “uluslararası ölçekte tanınan bir akademik kurum niteliği kazandığını” vurguladı.

    Alevi Ansiklopedisi, 2 Temmuz 2025 itibarıyla dijital ortamda yayımlandı. Rıza Şehri Akademisi öncülüğünde hazırlanan çalışma, Alevi inanç ve kültür dünyasını dijital platformlara taşıyan ilk kapsamlı ansiklopedi olma niteliği taşıyor.

    Türkçe ve İngilizce’nin yanı sıra Kurmancî, Almanca ve Fransızca dillerinde erişime açılan ansiklopedi, tarih, felsefe, ritüeller, edebiyat, sosyoloji, sanat ve toplumsal cinsiyet gibi geniş bir yelpazede yüzlerce başlığı içeriyor. Çok sayıda akademisyen ve uzmanın katkı sunduğu proje, Alevi sözlü kültürünü dijital hafızaya aktararak gelecek kuşaklara ulaştırmayı hedefliyor.

    KÜRESEL KÜTÜPHANE VE ARŞİV AĞLARINDA GÖRÜNÜRLÜK

    Kısa sürede uluslararası bir kimlik de kazanan Alevi Ansiklopedisi, Almanya’da Staatsbibliothek zu Berlin – Preußischer Kulturbesitz bünyesindeki Deutsche ISIL-Agentur tarafından DE-4607 numarasıyla kayıt altına alındı. Bu gelişme, ansiklopedinin küresel kütüphane ve arşiv ağlarında görünürlük kazanmasını sağlarken, akademik güvenilirliğini de güçlendirdi.

    Alevi Ansiklopedisi’nin çalışmaları ise devam ediyor.

    Çalışma kapsamında geçtiğimiz günlerde Gustavsburg Alevi Kültür ve Cemevi’nde pirlerle bir araya gelindi.

    Rıza Şehri Akademisi yöneticisi Demir Çelik ve Dr. Ahmet Kerim Gültekin ansiklopedi çalışmalarına yönelik bilgiler verdi.

    “TARİHSEL BİR SORUMLULUK TAŞIYOR”

    Rıza Şehri Akademisi yöneticisi Demir Çelik, projenin önemli bir aşamaya ulaştığını belirterek sürecin bilimsel ve toplumsal açıdan tarihsel bir sorumluluk taşıdığına dikkat çekti.

    Çelik, 2024 Nisan ayında başlatılan Alevi Ansiklopedisi çalışmasının, yalnızca bir yayın faaliyeti olmadığını, aynı zamanda Alevi inancının hakikatini uluslararası literatüre doğru ve bilimsel bir şekilde aktarma çabası olduğunu vurguladı. “Gelecek kuşaklara doğru, objektif ve bilimsel bilgiler bırakmak istiyoruz” diyen Çelik, bu kapsamda çalıştay, sempozyum ve konferansların düzenlenmesinin kaçınılmaz olduğunu ifade etti.

    “KÜLTÜREL ASİMİLASYON VE İNANÇSAL KUŞATMA GİDEREK DERİNLEŞİYOR”

    Günümüzde özellikle sosyal medya üzerinden yayılan bilgi kirliliğine dikkat çeken Çelik, gençlerin bu süreçten olumsuz etkilendiğini belirtti. Türkiye’de Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı üzerinden yürütülen politikaların da kaygı verici olduğunu dile getiren Çelik, “Kültürel asimilasyon ve inançsal kuşatma giderek derinleşiyor” dedi. Bu nedenle Alevi toplumunun kendi hakikatini kendi sözleriyle ifade etmesinin hayati önemde olduğunu vurguladı.

    Ocaklar sistemi ve pir-talip ilişkisi üzerinden yürütülen inançsal ve kültürel aktarımın, zorunlu göç ve toplumsal dağılma nedeniyle zayıfladığını belirten Çelik, bu durumun ciddi bir kopuş yarattığını söyledi. “Pirler taliplerine ulaşamıyor, ikrar süreçleri sekteye uğruyor” diyerek yaşanan kırılmaya dikkat çekti.

    Çelik, bu boşluğun farklı inanç ve ideolojik yapılar tarafından doldurulmaya çalışıldığını belirterek, gençlerin çeşitli dini ve radikal yapılara yönelme riskine işaret etti. Bunun hem Alevi inanç değerleriyle hem de toplumsal barışla çeliştiğini ifade etti.

    Alevi Ansiklopedisi’nin bu nedenle stratejik bir çalışma olduğunu vurgulayan Çelik, projenin üç temel ayak üzerinden sürdürüleceğini açıkladı: bilim insanları, inanç önderleri (pirler ve analar) ve kutsal mekanlar. Bu üçlü yapı ile Alevi hakikatinin geleceğe taşınmasının hedeflendiğini belirtti.

    “ULUSLARARASI ÖLÇEKTE TANINAN BİR AKADEMİK KURUM”

    Projenin yürütücülerinden Dr. Ahmet Kerim Gültekin, ansiklopedinin geldiği noktayı değerlendirerek çalışmanın artık yalnızca bir web platformu değil, uluslararası ölçekte tanınan bir akademik kurum niteliği kazandığını vurguladı.

    Gültekin, ansiklopedinin bugüne kadar 2,5 milyonun üzerinde ziyaret aldığını belirterek, bunun günlük ortalama 2.500’den fazla kullanıcıya karşılık geldiğini ifade etti. Kullanıcıların içerikleri okuduğunu, videoları izlediğini ve platformla aktif etkileşim kurduğunu söyleyen Gültekin, bu durumun projenin dijital alandaki güçlü karşılığını ortaya koyduğunu dile getirdi.

    Bir yıl dolmadan dört yayın takviminin tamamlandığını aktaran Gültekin, akademi bölümünde yalnızca hakemli akademisyenler tarafından hazırlanan 150’ye yakın madde girişinin kabul edildiğini belirtti. Alevi Ansiklopedisi’nin çok dilli bir yapıya sahip olduğunu ifade eden Gültekin, Türkçe ve İngilizce içeriklerin ağırlıkta olduğunu, son aylarda ise Almanca çevirilerin hız kazandığını söyledi.

    Ansiklopedinin en dikkat çeken bölümlerinden birinin “yol önderleriyle etnografik görüşmeler” olduğunu belirten Gültekin, bu bölümün hem akademik hem de toplumsal açıdan en yoğun ilgi gören içerikleri barındırdığını ifade etti. Bazı video içeriklerinin 15 ila 20 bin izlenmeye ulaştığını da ekledi.

    “RESMİ OLARAK KAYIT ALTINA ALINDI”

    Projenin en kritik gelişmelerinden birinin uluslararası kurumsal tanınırlık olduğunu vurgulayan Gültekin, Alevi Ansiklopedisi’nin Almanya’da Deutsche ISIL-Agentur tarafından resmi olarak kayıt altına alındığını hatırlattı. Bu kaydın ansiklopediyi yalnızca bir internet sitesi olmaktan çıkararak, kütüphane ve arşiv statüsünde değerlendirilen bir akademik yapı haline getirdiğini söyledi.

    Gültekin, bu tanınırlığın ardından Avusturya Bilimler Akademisi ve Leipzig Üniversitesi bünyesinde yürütülen uluslararası projelerle işbirlikleri geliştirildiğini, Alevi arşiv çalışmalarıyla ortak akademik zeminlerin oluştuğunu da aktardı. Ayrıca Amerika merkezli ve Almanya’da yeni başlayan dijital Alevi arşivi projeleriyle de ortak çalışma alanlarının genişlediğini ifade etti.

    100’ün üzerinde bilimsel danışmanın katkı sunduğu Alevi Ansiklopedisi’nin, Alevilik çalışmalarının önemli bir bölümünü temsil eden akademisyenleri bünyesinde barındırdığını belirten Gültekin, projenin hem akademik hem toplumsal açıdan güçlü bir potansiyele sahip olduğunu ve uluslararası işbirlikleriyle büyümeye devam ettiğini söyledi.

    Elif SONZAMANCI  PİRHA/GUSTAVSBURG

  • Dr. Gültekin: Alevi kurumlarının kendi birikimi üzerinden akademilerini oluşturması değerli-VİDEO

    Dr. Gültekin: Alevi kurumlarının kendi birikimi üzerinden akademilerini oluşturması değerli-VİDEO

    PİRHA- Dr. Ahmet Kerim Gültekin, AKP’nin üniversitelerde geliştirdiği kimi Alevilik araştırmalarını ‘Aleviliğe giydirilmeye çalışan ideolojik dar ceket’ olarak yorumladı. Gültekin, “Alevi kurumlarının kendi bünyesinden çıkardığı Rıza Şehri Akademisi, GADEV Akademisi gibi kendi anlam-duygu dünyası, birikimi üzerinden bilgisini üretmesi ve kendi aklıyla müdahale etmesi daha tercih edilebilir yerde. Alevilerin kendi içerisinde de azımsanmayacak ölçüde akademisyen birikimi var” dedi.

    Almanya’nın Dortmund kentinde Rıza Şehri Akademisi tarafından organize edilen Alevi Ansiklopedisi Sempozyumu yoğun katılımla gerçekleşti. Sempozyuma katkı sunan katılımcılardan olan ve 2017 yılında Munzur Üniversitesi’nden ihraç edilen Dr. Ahmet Kerim Gültekin, akademi deneyimlerini paylaşmıştı.

    Alevilik çalışmaları artık uluslararası bir alan ve bu alan ilginç bir biçimde büyümeye devam ettiğini söyleyen Gültekin, 22 yılık AKP sürecinde Alevilik adına kurulan kimi enstitü ve araştırmaların Aleviliğin kültürel çeşitliliği yok sayan, kendisine ait olmayan kalıplara sokmaya çalışan zor aygıtları halini aldığını ifade etti.

    Gültekin, Alevi kurumlarının birikimleri üzerinden kendi bilgisini ürettiği akademileri oluşturmasının çok daha değerli olduğuna vurgu yaparak, Alevilerin kendi içerisinde azımsanmayacak ölçüde akademisyen taşıdığını kaydetti.

    “CUMHURİYET, ALEVİ TOPLULUKLARIN YAPISINI DAĞITAN ROL ÜSTLENDİ”

    Yüzüncü yılını geride bırakan cumhuriyetin Alevi toplulukların kendi içerisinde kurduğu yapıyı bozan bir rol üstlendiğini söyleyen Gültekin, “6 yıldır Almanya’da yaşıyorum. 2017 yılında Munzur Üniversitesi’nden ihraç edildim. Hakkımda akademik ve politik sebeplerden ötürü devam eden ceza davalarım vardı. Maalesef Türkiye’den ayrılmak durumunda kaldım. 5 yıl Leipzig Üniversitesi’nde, daha sonra Berlin Özgür Üniversitesi’nde çalışma şansım oldu. Daha çok Alevilik çalışıyorum, çok geniş bir konu. Alevilik içerisinde Raa Heqi olarak bilinen inanç sistemi üzerinde çalışıyorum. Daha özelde de jiyare yani ziyaret kültleri üzerine çalışıyorum. 60-70’li yıllarda bir takım modernleşme süreçleri, Alevilerin ekonomik-politik sebeplerle köylerden şehirlere ve Avrupa’ya göçü kırsal bağlamlı bir takım ilişkileri değiştirip dönüştürdü. Kürt Aleviler özelinde de süreklilik arz eden bir şiddet olgusu var. Bu da geçtiğimiz yüzyıla kadar bu toplulukların kendi içerisinde kurduğu ilişkiyi, hukuku, yapıyı bozan, dağıtan bir rol üstlendi. Ocak-talip ilişkileri üzerine yükselen bir toplumsallık dağılmış oldu. Bu Alevilik çalışmalarının tespit ettiği çok genel bir anlatı” diye konuştu.

    “ALEVİLİĞİ DAĞILMIŞ TASVİR EDERSEK, SÜREKLİLİK DİNAMİĞİNİ GÖRMEYİZ”

    “Aleviliğin kendisini 21. yüzyıla aktaran ve bence başarılı da olan bir gerçekliği var” diyen Gültekin, şöyle devam etti:

    “Alevilik çalışmaları bugün uluslararası bir saha. Bu sahada da büyük anlatılar var. Benim çalışmalarım bu anlatıları eleştiren bir çerçeveden yaklaşıyor. Çünkü Aleviliği dağılmış, otantikliğini kaybetmiş, sürekli yolunu arayan, kimlik bunalımı içerisinde kültürel bir durum olarak tasvir ettiğimiz zaman Aleviliğin içerisindeki süreklilik dinamiklerini görmüyoruz. Kendisini 21. yüzyıla aktaran ve bence başarılı da olan bir gerçekliği var. Tabi ki sosyal değişme bir olgu. Yani insanlar yüzyıl öncesinde olduğu gibi yaşamıyor, konuşmuyor, düşünmüyor. En nihayetinde bu bir inanç ve yaşamaya devam ediyor. Bu noktada jiyareler yani ziyaretlere biraz daha dikkatli olmak bakmak gerekir. Çünkü nihayetinde insanlar raybelerleriyle, pirleriyle, mürşitleriyle bağlarını kaybetseler de  her gün güneşe dua ederek, ziyaretlerine giderek o kutsallarla temasa devam ettiler. Bu spirütüel alan insanların inançları ve kimlikleri arasında kurduğu bağda büyük bir dinamizm yarattı. Örneğin Kürt Alevi kimlik siyaseti doğa inançları üzerinden ilerliyor. Doğayı korumak olarak lanse ediliyor. En nihayetinde insanlar orada basit anlamda bir çevreci mücadele pratiği sergilemiyorlar. Munzur’u, Düzgün Baba’yı, dağları, ormanları korurken aslında orada bir inanç gerçekliğini korumuş oluyorlar.”

    “AKP, ALEVİLİĞE İDEOLOJİK DAR BİR CEKET GİYDİRMEYE ÇALIŞIYOR”

    Gültekin, 22 yılık AKP sürecinde Alevilik adına kurulan kimi enstitü ve araştırmaları ‘Aleviliğe giydirilmek istenen dar bir ceket’ olarak değerlendirerek, “Alevilik çalışmaları artık uluslararası bir alan ve bu alan ilginç bir biçimde büyümeye devam ediyor. Özellikle Batı Avrupa ve Kuzey Amerika’da da belli merkezler var. Örneğin Viyana’da Alevi Teolojisi bölümü açıldı. Yine bölüm olarak Hamburg’da bir Alevi Teolojisi bölümü faaliyete girdi. Londra’da devam eden bir proje var. Böyle irili ufaklı pek çok merkez var. Türkiye ile kıyaslandığında nispeten daha rahat bir çevre var. Türkiye’nin AKP ile içine girdiği süreç, üniversiteleri içerisinde dönemsel olarak kurduğu, kapattığı, işine geldiği zaman kullandığı Alevilik araştırmaları üzerinden bir fark görüyoruz. Orada üzerine Alevilik ideolojik dar bir ceket giydirilmeye çalışılıyor. Aleviliğin kapsadığı o kültürel çeşitliliği yok sayan, ait olmadığı bir çerçeveye sokmaya çalışan bir zorlama var” ifadelerini kullandı.

    “ALEVİ KURUMLARININ BİRİKİMLERİ ÜZERİNDEN OLUŞAN AKADEMİLER ÇOK DAHA DEĞERLİ”

    Alevi kurumlarının birikimleri üzerinden kendi bilgisini ürettiği akademileri oluşturmasının çok daha değerli olduğuna vurgu yapan Gültekin, şunları ifade etti:

    “Avrupa’daki akademilerde her ne kadar nispeten daha rahat çalışma koşulları olsa da, Alevi kurumlarının kendi bünyesinden çıkardığı Rıza Şehri Akademisi, GADEV Akademisi gibi kendi anlam ve duygu dünyası üzerinden, birikimi üzerinden bilgisini üretmesi ve kendi aklıyla müdahale etmesi daha tercih edilebilir yerde. Alevi hareketi akademi ile ilginç bir bağ kurmuş durumda. Bu Alevi teolojisi içerisinde de yer bulan bir yerde. Bilgi ya da hakikat Alevilikte çok merkezi bir yer tutuyor. Hakikate ulaşmak Alevilik yolunu tarif eden bir yerde duruyor. Dolayısıyla Aleviler her zaman akademilerden, akademisyenlerden öğrenmeye, onlarla etkileşim içerisinde olmaya açık bir toplum. Kendi içerisinde de çok ciddi azımsanmayacak ölçüde akademisyen birikimi var. Bu tarz girişimler sonraki kuşaklara bilimsel bir zemin bırakması bakımından önemli.”

    PİRHA/ALMANYA