Etiket: dsö

  • Dünya’yı yeni bir salgın mı bekliyor? Maymun çiçeği virüsü nedir?

    Dünya’yı yeni bir salgın mı bekliyor? Maymun çiçeği virüsü nedir?

    PİRHA – Covid-19 virüsünün etkileri devam ederken “Maymun çiçeği” isimli yeni bir virüs yayılmaya başladı. Bu virüsün etkileri ve belirtileri nelerdir?

    Maymun çiçeği, diğer ismi ile monkeypox, fareler gibi enfekte kemirgenler veya diğer hayvanlardan bulaşan çiçek hastalığının bir türüdür. Doğrudan fiziksel temas ve havadaki damlacıklar aracılığıyla yayıldığı biliniyor. Orta ve Batı Afrika’da maymundan insana geçen endemik bir virüsün neden olduğu nadir bir hastalık olan maymun çiçeği virüsü, dünya genelinde hızla yayılmaya devam ediyor.

    Salgın İngiltere, Portekiz ve İspanya’nın ardından ABD’ye sıçradı. Ardından ise Kanada, Avustralya, İsveç, Belçika ve Fransa’da da ortaya çıktı.

    Reuters’un haberine göre Kanada’nın halk sağlık ajansı ülkedeki ilk iki maymun çiçeği vakasını Salı günü tespit etti. İspanya ise bugün 14 yeni vaka tespit ederek sayının ülke genelinde 1 haftada 21’e yükseldiğini açıkladı.

    Birleşik Krallık Sağlık Güvenliği Ajansı (UKHSA) sözcüsü, maymun çiçeği için özel bir aşı olmadığını, ancak çiçek hastalığı aşısının bir miktar koruma sağladığını söyledi.

    Hastalığın kuluçka süresi ise genellikle 6 ya da 13 gün sürüyor. Bu süre bazı durumlarda 21 güne kadar da uzayabiliyor.

    Ateş, döküntü, şiddetli baş ağrısı, sırt ağrısı, kas ağrıları, enerji eksikliği ve şişmiş lenf düğümleri, maymun çiçeği ile ilişkili en yaygın belirtiler olarak biliniyor.

    Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, maymun çiçeği olan hastalarda ateşin başlamasından sonraki 1 ila 3 gün içinde deri döküntüleri görülüyor. Döküntüler daha çok yüzde yoğunlaşırken, yüze ilave olarak, avuç içi ve ayak tabanları, ağız mukozasını, cinsel organları da etkiliyor.

    London School of Hygiene and Tropical Medicine’da uluslararası halk sağlığı profesörü Jimmy Whitworth, “Bu, COVID’in yaptığı gibi ülke çapında bir salgına neden olmayacak. Ancak ciddi bir hastalığın salgını olduğunu unutmamak gerekir.” şeklinde uyardı.

    Türkiye’de henüz maymun çiçeği hastası görülmedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Dünya Sağlık Örgütü, Covid-19 Mu varyantına karşı uyardı!

    Dünya Sağlık Örgütü, Covid-19 Mu varyantına karşı uyardı!

    PİRHA-Koronavirüs beşinci varyantı ile insan sağlığını tehlikeye atmaya devam ediyor. Dünya Sağlık Örgütü(DSÖ) Kolombiya kökenli Mu varyantının aşıya karşı daha dirençli olduğunu da belirtti.

    Mu varyantının, dünya çapındaki toplam vakaların yüzde 0,1’inden daha az bir orana denk geldiği biliniyor. Ayrıca Delta varyantı gibi aşıya karşı direnç gösterebildiği saptandı.

    DSÖ’nün yaptığı açıklamada bazı ülkelerde hastaneler üzerinde artan bir yük ve daha fazla ölüm gözlemlemeye başlandığı belirtildi. Bu artıştan üç faktör sorumludur. İlki, şu anda Bölgedeki 50 ülkede rapor edilen daha bulaşıcı Delta çeşididir. İkinci faktör, halk sağlığı önlemlerinin hafifletilmesi ve üçüncüsü, çoğu ülkede vaka sayılarında önemli bir artışa neden olan seyahatlerdeki mevsimsel artıştır. Özellikle Balkanlar, Kafkaslar ve Orta Asya cumhuriyetlerinde vakalarda keskin bir artış görünüyor.

    Açıklamada aşı karşıtlığına da değinildi. DSÖ açıklamada; “Aşı bir haktır ama aynı zamanda bir sorumluluktur. Bölgemizde aşı alımındaki durgunluk endişe vericidir. Artık birçok ülkede halk sağlığı ve sosyal önlemler gevşetildiğine göre, daha fazla bulaşma, daha ciddi hastalıklar, ölümlerdeki artış ve yeni endişe türlerinin ortaya çıkması riskinin artmasını önlemek istiyorsak, halkın aşıyı kabul etmesi çok önemlidir” dedi.

    DSÖ OKULLARIN AÇILMASINI DESTEKLİYOR

    Yaklaşık bir buçuk yıldır okullar uzaktan eğitim ile devam ediyor. Türkiye’nin birçok ilçesinde çocuklar köylerinde internetin çekmemesinden kaynaklı ya da teknolojik ekipmanlarının eksikliğinden bu eğitimden faydalanamadı. Ekonomik farklılıklar, fırsat eşitsizliğini gözler önüne serdi. DSÖ ise okulların açılmasını akademik performans üzerinden düşünüyor. DSÖ sebebini “Çocukların eğitimi bırakma olasılığını artırır ve çocukların ruh sağlığını etkiler. Çocuklarımız, özellikle zaten savunmasız olan ve dijital öğretim yöntemlerinden yararlanamayanlar olmak üzere, geçtiğimiz 20 ay içinde çok acı çekti. Bir yıl öncesinin aksine, şimdi onları güvende tutabilecek durumdayız.” şeklinde açıkladı.

    Milyonlarca çocuk okula dönerken, DSÖ/Avrupa ve Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), okulların açık olması ve açık kalması için gerekli tüm önlemlerin alınması çağrısında bulunuyor.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • DSÖ: PCR testlerinde Delta varyantının virüs yoğunluğu bin 200 kat fazla çıktı

    DSÖ: PCR testlerinde Delta varyantının virüs yoğunluğu bin 200 kat fazla çıktı

    Koronavirüsün Delta varyantının görüldüğü ülke sayısı son bir haftada 13 daha artarak 124’e ulaştı.

    Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) yaptığı açıklamada hastalığın yayılma hızı ve hastalığın etkisini ortaya koyan iki çalışmadan bahsetti. Delta varyantına yakalanmış bir kişiyle temas edip karantina altına alınan kişiler incelendi.

    euronews de yer alan habere göre; Çin’deki çalışmada yapılan PCR testlerinin sonuçları ortalama dört gün sonra pozitif gelmeye başladı. Daha önceki virüs varyantlarıyla ilgili yapılan testler ortalama 6 gün sonra pozitif sonuç veriyordu. Ayrıca ilk pozitif sonuç alınan testlerdeki virüs yoğunluğunun da daha önceki varyantlardan bin 200 kat fazla olduğu tespit edildi. DSÖ, çalışmaların bu varyantın hastalığın erken evrelerinde kendi kendini kopyalama hızının daha fazla ve daha bulaşıcı olabileceğini ortaya koyduğunu belirtti.

    ÖLÜM RİSKİ DAHA YÜKSEK!

    Kanada’da yapılan ikinci çalışma ise Covid-19’un Delta varyantına yakalanan kişilerin daha önceki virüs tiplerine göre sağlık riskinin daha yüksek olduğu tespit edildi. Buna göre hastaneye yatırma ihtiyacı yüzde 120, yoğun bakım ihtiyacı da yüzde 287 daha fazla. Ölüm riski ise yüzde 137 daha yüksek.

    Geçtiğimiz hafta dünya genelindeki koronavirüs vakaları yüzde 12 artış göstererek 3,4 milyon yükseldi. Yeni vakalardaki artış yüzde 44 ile Endonezya’da görülürken onu yüzde 41’lik artışla İngiltere izledi.

    DELTA VARYANTI

    İlk kez Hindistan’da görülen ve İngiltere’nin ardından diğer ülkelerde de hızla yayılan Delta varyantına dair belirtiler diğer varyantlara göre farklılıklar gösteriyor.

    Zoe Covid Semptom Gubu’nun çalışmasında kaydedilen bilgilere göre Delta varyantı baş ağrısı, burun akıntısı ve boğaz ağrısı ile kendini gösteriyor. Bu belirtiler gençlerde ağır bir soğuk algınlığı şeklinde ortaya çıkıyor.

    Klasik Covid-19 hastalığının ana belirtileri ise yüksek ateş, yeni ve sürekli öksürük ile tat ve/veya koku kaybı şeklinde biliniyor. Bu belirtileri gösterenlerin vakit kaybetmeden Covid-19 testi yaptırmaları isteniyor.

    (HABER MERKEZİ)

  • Prof. Dr. Bulut: Kapitalizmin, aşıları ne kadara satacağı küresel krizin sadece bir ayağı

    Prof. Dr. Bulut: Kapitalizmin, aşıları ne kadara satacağı küresel krizin sadece bir ayağı

    PİRHA-Prof. Dr. Vedat Bulut, Covid-19 aşısıyla birlikte dünya ülkelerinin bir tür krize girdiğini ifade ederek “Kapitalizmin bu aşıları ne kadara satacağı küresel krizin sadece bir ayağı. Tüm insanlık ayağa kalkıp sırtlarından zengin olan birkaç bin asalağın ellerinden haklarını almadığı sürece bu salgınlar, bu krizler, bu savaşlar dinmez” yorumunu yaptı.

    Dünya çapında Covid-19 aşısıyla ilgili tartışmalar sürerken, Dünya Sağlık Örgütü’nden (DSÖ), aşı adaletsizliği hususunda uyarı geldi.

    En az 42 ülkede Covid-19 aşılamalarının başladığını aktaran DSÖ başkanlığı, ülke ismi vermedi, ancak Avrupa Birliği’nin, Pfizer ve BioNTech ile ortak geliştirdiği aşıdan 300 milyon ilave doz aldığı biliniyor.

    Avrupa Birliği ülkeleri, Birleşik Krallık, İsviçre, ABD ve İsrail gibi gelişmiş ülkeler toplu aşı kampanyalarında başı çekiyor. Nüfusunun neredeyse yüzde 15’ini iki hafta içinde aşılayan İsrail, aşılama çalışmalarında dünyada ilk sırada bulunuyor.

    Türkiye ise aşıya ulaşım konusunda listenin altında kalan ülkeler pozisyonunda. Henüz 3 milyon adet aşı alınsa da bunun öncelikle kimlere ve nasıl yapılacağı konusunda bir netlik yok.

    “İktidar üyeleri, torpilliler çok önceden aşılandı” iddiaları da bir yanda dururken aşı hususunda merak edilen birçok konuyu Türk Tabipler Birliği Genel Sekreteri Prof. Dr. Vedat Bulut ile konuştuk.

    SÜREÇTE ŞEFFAF OLUNMASI ÇOK ÖNEM TAŞIYOR”

    PİRHA- Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Türkiye’nin 50 milyon doz aşı için anlaşmaya vardığını açıkladı. 3 milyon dozluk, ilk gelen aşılar şu an ülkede. Bu aşılar kullanılmaya başlandı mı? İlk kimler aşılanacak?

    PROF. DR. VEDAT BULUT: Henüz aşılamalara başlanmadı. Bu tür ürünler milyonlarca kişiye uygulanacak, bu nedenle Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK) laboratuvarlarında toksikoloji (zehirli bir madde barındırıyor mu) ve pirojenite testleri (ateş yükselmesi yapıyor mu) gibi testler yapılıyor. Bu süreç deney hayvanlarında yapıldığı için 2-4 hafta gibi bir süre alır. Bu testlerde sorun yoksa Acil Kullanım Onayı (AKO) sonrasında uygulanmaya başlayacak. Bu onayın verilmesi için Faz-3 çalışmalarına ait bir grup verinin elde olması gerekli. Koruyuculuğu yeterince yüksek ve yan etkileri az veya kabul edilebilir düzeyde (güvenilirlik) olduğu kararı verilirse AKO almış olacak. Bu onayın bağımsız bilim kurullarınca alınması süreçte şeffaf olunması çok önem taşıyor.

    İlk olarak 1. risk grubu denilen 65 yaş üstü bireyler, sağlık çalışanları, eşlik eden diğer hastalıkları (comorbidite: KOAH, astım, yüksek tansiyon, aşırı kilo) olan bireyler aşılanacak.

    3 milyon haricindeki aşının ne zaman geleceği konusunda bir bilgi mevcut mu?

    Bu konuda tam bir bilgi olmamakla birlikte, 10 milyon aşının Ocak ayı içerisinde, 20 milyon aşının Şubat ayı içerisinde, geri kalanlarında mart ayında getirileceği tahmin edilmektedir.

    “TÜRKİYE’NİN İHTİYACI OLAN AŞI DOZ MİKTARI EN AZ 120 MİLYON”

    Dünya ülkeleri arasında Türkiye’nin aşıya erişme konusundaki önceliği ne olur dersiniz?

    Türkiye COVAX platformuna gereksinim bildirmedi. 44 kadar ülke isminin açıklanmasını kabul etti. 190 kadar ülke, gelişmemiş ve gelişmekte olan ülke olarak bu platformun şemsiyesi altında aşıya ulaşacak. Türkiye; İngiltere, ABD, Almanya gibi ülkeleri 1 ay kadar geriden izleyecek gözüküyor. Türkiye’nin ihtiyacı olan aşı doz miktarı en az 120 milyon. Türkiye’nin aşı kampanyasını Aralık 2021’e kadar tamamlayabileceğini öngörüyorum. Bu konuda sağlık altyapısı ve insan kaynakları açısından nispeten sorunsuz olan Almanya, İngiltere Güney Kore ve Fransa’da haziran ayı sonunda tamamlanır.

    “4 MİLYON İNSANIN KAYBEDİLECEĞİNİ TAHMİN EDEBİLİRİM”

    Dünya nüfusunu henüz koruyacak aşı üretimi söz konusu değil. O evreye gelene dek küresel çapta can kaybı konusunda bir öngörünüz var mı?

    Virüs mevcut patojenitesini (hastalık oluşturma yeteneği) ve virulansını değiştirmezse, bu hızıyla devam ederse, dünya nüfusunun (2020-2021 yıları toplamı) 200 milyon kadarının enfekte olacağını ve toplamda 4 milyon insanın kaybedileceğini tahmin edebilirim. Maalesef yoksul ülkeler daha çok etkilenecek, yoğun bakım yatakları ve solunum cihazları yetersiz olan ülkelerde ölüm yüksek olur. Gerçek rakamlarınsa bu rakamın iki katı olduğunu tahmin ediyorum. Pek çok ülkede sağlık kayıtları yetersiz veya bir takım ulusal güvenlik gibi saçma nedenlerle veriler şeffaf paylaşılmıyor.

    “PANDEMİ YOKSULU VURUYOR”

    Türkiye nüfusu 83 milyona yakın. Ülkede mevcut 3 milyon aşı var. 50 milyon daha gelecek. Fakat Bakan Koca, “İsteyen herkes ücretsiz aşı yapabilecek” dedi. Gözden çıkarılan o 33 milyonluk nüfus kim dersiniz?

    “50 milyonluk satın alım aslında 25 milyonluk nüfusa yeterli. Çünkü aşı rapeli (aşının tutması için tekrarlanması) var, yani 28 gün arayla iki defa yapılmadan yeterli koruyuculuk sağlamıyor (getirilen aşı için bu da aslında belirsiz çünkü verileri henüz yayınlanmadı). Türkiye’de 1. 2. ve 3. öncelikler belirlenirse toplumsal bağışıklık için en az toplumun %70’i aşılanmalı. Bu da 60 milyon kadar bir nüfus. Yani 120 milyon doz aşı gerekiyor. Geri kalan nüfus tahminen 20 yaş altı gençler ve çocuklar olur. Onlarda ölüm oranı çok düşük ve çok yüksek oranda asemptomatik (belirti vermeden) atlatıyorlar. Elbette tıbben etik olan tüm nüfusu aşılamaktır. Çünkü ölümler bizler için rakamlardan ibaret değil. Tıp mesleği için kaybedilen her hasta bir candır. Kaybedilmemesi için çaba gösterilmeli. Bu durumda 170 milyon kadar bir doz aşı gerekir. Bu toplumda kayıtlı göçmen ve kayıt dışı göçmen sorunu da göz ardı edilmemeli. Özellikle tutukevlerinde yaşayan mahpuslar, yaşlı bakım evleri, göçmen kampları da öncelenmeli. Pandemi yoksulu vuruyor. Dar gelirli yurttaşlar da aşı planında öncelikli ele alınmalı.”

    Hekim olarak aşının koruyuculuğu konusunda endişeniz var mı?

    Söz konusu edilen aşının Faz-3 sonuçları yayımlanmadan bir şey söylemek tıbben doğru ve etik olmaz. Aşının TİTCK laboratuvarlarında testleri sürerken umarım bu sonuçlar da raporlanır ve şeffaf bir şekilde paylaşılır. Bizler de inceledikten sonra kamuoyuyla ve basınla bilgilerimizi görüşlerimizi paylaşırız. Çin’den gelen Sinovac aşısının Faz-3 çalışma ayakları olan Çin, Endonezya ve Türkiye 18-59 yaş aralığında sağlıklı gönüllülerde oldu. Brezilya verileri çok önemli. Çünkü orada 65 yaş üzeri deneme grubu da var. Aslında Asya, Avrupa ve Afrika ayakları olmalıydı ve bu yaş grubu da Faz-3 de yer almalıydı. Bilimsel olarak bu böyle. Bu bütün verilerle, açıklanırsa eğer, koruyuculuk üzerine söz söylenebilir.

    Türkiye’nin kendi Covid-19 aşısını üretme ihtimali nedir?

    “İnaktif aşı ve diğer aşı ürünlerinin elbette Türkiye’de üretimi mümkün. Ancak 20’den fazla çalışmanın Faz-3 denemelerini yaptığı dönemde sadece bir aşı çalışması Türkiye’de Faz-2 yapacağı söylendi. Bu çalışmalar bu hızla giderse temmuz ayı öncesi bir yerli üretim zor görülüyor. Türkiye’de iyi üretim koşulları (GMP) sağlayan iki üretim tesisi olduğunu öğrendim. Bunların üretim kapasiteleri hakkında elimde bilgi/veri yok. 50 milyon doz sonrasını yerli aşı olarak planlamışlarsa bunun sonuçlarını da ancak izleyerek göreceğiz.

    “BU KRİZLER, BU SAVAŞLAR DİNMEZ”

    Aşı konusu küresel bir kriz haline dönüşür mü?

    “Aşı konusu zaten küresel bir krizdi. Pandemiden önce de diğer aşıların yoksul ülkelere yeterince ulaşması sağlanamadı. Bu nedenle diğer pek çok endemik hastalıktan ölümler var. Bu ölümlerin toplamı COVID-19 pandemisiyle kıyaslanamayacak kadar fazla. Örneğin açlıktan, gıdasızlıktan günde 25 bin insan ölüyor. Yılda bu 10 milyon insana yakın kayıp demek. Şu an COVID-19 ölümleri 2 milyonun altında. Aslında dünyada insanlık pek çok trajediye gözünü kapamış olarak yaşıyor. Sadece kendi ülkesi sorun yaşadığında, ölümlerle karşılaştığında o özel konuya odaklanıyor. Bu COVID-19 aşısına geldiğinde daha farklı bir gelişme beklemiyorum. 1978 yılında Alma Ata’da bir uluslararası toplantı yapılmıştı ve tüm ülkeler 40 yıllık bir planla tüm insanlara eşit ve ücretsiz sağlık sağlayacağız diye söz verdiler ve bildirgeye imza koydular. Hepsi sahtekar çıktı. Ülkeler sorumluluklarını yerine getirmedi. Bu sağlanamadı. Kapitalizmin bu aşıları ne kadara satacağı küresel krizin sadece bir ayağı. Aşının soğuk zincirde taşınamadığı yoksul ülkeler bile var. Tüm insanlık ayağa kalkıp sırtlarından zengin olan birkaç bin asalağın ellerinden haklarını almadığı sürece bu salgınlar, bu krizler, bu savaşlar dinmez.

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • ‘Bizi anlamak istiyorsanız gözlerinizi bir günlüğüne kapatın’-VİDEO

    ‘Bizi anlamak istiyorsanız gözlerinizi bir günlüğüne kapatın’-VİDEO

    PİRHA- Bismil Bedensel Engelliler Derneği Başkanı Emrah Kara, “Yaşayan her insan engelli olmaya adaydır” diyerek engelli yurttaşların durumuna dikkat çekti.

    Birleşmiş Milletler, 1992 yılında aldığı karar ile engellilerin haklarına dikkat çekip yaşadıkları sorunlara çözüm üretmek adına 3 Aralık’ı “Dünya Engelliler Günü” ilan etti.

    Dünya Sağlık Örgütü verileri de engelli sayısının hızla arttığına dikkat çekiyor. Buna göre; 7 milyarı geçen dünya nüfusu içerisinde en az 1 milyar insanın çeşitli engel durumu yaşadığı belirtiliyor.

    Uluslararası Engelliler Günü sebebiyle sorunlara dikkat çeken bir isim de Bismil Bedensel Engelliler Derneği Başkanı Emrah Kara oldu. Resmi rakamlara göre Diyarbakır’da 120 bin engelli bireyin olduğunu söyleyen Kara, Bismil ilçesinde ise yaklaşık 4 bin engelli yurttaşın varlığına dikkat çekti.

    Bismil Bedensel Engelliler Derneği olarak faaliyetlerini aktaran Kara, “Yaptığımız çalışmalarda özellikle eğitim ve mesleki kurslar, tekerlekli sandalye ile medikal yardımlarda bulunuyoruz. Bütün engelli sorunlarını derneğimizce değerlendirip çözümler bulmaya dönük çalışmalarımız devam etmekte” dedi.

    “ENGELLİ EVİ BÜYÜK İHTİYAÇ”

    Emrah Kara, derneklerinin herhangi bir maddi imkana sahip olmadığına da işaret etti. Bismil ilçesinin bir engelli evine ihtiyacı olduğunu vurgulayan Kaya şu taleplerde bulundu:

    “Engellerimize ve derneğimize daha başarılı bir şekilde sağlıklı çalışmalar yapılabilmesi için engelli evi büyük bir ihtiyaçtır. Buradan çağrı yapmak istiyorum. Ülkemizin değerli iş insanları ve bütün yetkililerin, bu çağrımıza olumlu cevap vermelerini, bir engelli evi için destek olmalarını bütün kalbimizle istiyoruz. Engelli vatandaşlarımızın daha rahat kurs görmesi, daha sağlıklı çalışmalar yapması için engelli evi büyük bir ihtiyaçtır.”

    “HER İNSAN ENGELLİ ADAYIDIR”

    Kaya, “Her insan, maalesef bir engelli adayıdır” diyerek toplumda, engellilere yönelik yeterli bilincin oluşmadığını ifade etti. Kaya şunları dile getirdi:

    “Bize her zaman ‘Sizi anlıyoruz’ deniliyor. Hayır, bizi anlayamazsınız. Bizi anlamak mı istiyorsunuz? O halde bir günlüğüne tekerlekli sandalyeye oturun ve sandalye ile işinize, evinize gidin, günlük hayatınızı geçirin. Bir günlüğüne gözlerinizi kapatıp gezin, günlük işlerinizi yapın. Bunu yaparsanız bir günlüğüne dahi olsa bizi anlamaya çalışmış olacaksınız.

    3 Aralık Dünya Engelliler Günü biz engellilerden daha çok dünya için önemi büyük olmalıdır. Bu yüzden her insan engellilere karşı bırakmış olacağı engel, aslında yarın kendisi için bırakmış olacağı bir engeldir. Çünkü kendisi de bu duruma adaydır. Anlayış, hoşgörü birer kazanımdır. Toplumlar anlayış ve hoşgörü ile gelişir, yaşanır hale gelir. O halde anlayış ve hoşgörü bir vatandaşın görevi olmalıdır. Bugün bu hoşgörü ve anlayışa en çok ihtiyaç duyanlar engelli vatandaşlardır. Engelli bir vatandaşa anlayış ve hoşgörüyü çok görmemek lazım. Sevginin, saygının, anlayış ve hoşgörünün hakim olduğu bir Türkiye ve bir dünya dileğiyle engelsiz yarınlar diliyoruz. Engelli vatandaşlara vereceğim en son mesajım ise hiçbir şey engel değildir. 3 Aralık Dünya Engelliler Günümüz kutlu olsun.”

    PİRHA/DİYARBAKIR

  • DSÖ: Korona aşısı yıl sonuna kadar hazır olabilir

    DSÖ: Korona aşısı yıl sonuna kadar hazır olabilir

    DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, koronavirüse karşı aşının yıl sonuna kadar hazır olabileceğini açıkladı.

    Isviçre’nin Cenevre kentinde gerçekleşen, Covid-19 ile mücadele özel oturumu’nda konuşan Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, Covid-19 aşısı için, “Aşılara ihtiyacımız olacak ve bu yılın sonuna kadar bir aşıya sahip olabileceğimizi umuyoruz” dedi.

    Ghebreyesus, dünya genelinde yaygın bir aşılama kampanyasının ne zaman başlayacağına ilişkin ise detay vermedi.

    “Küresel dayanışma” çağrısında bulunan Ghebreyesus, Covid-19 aşıları üretildikten sonra ülkelere eşit dağıtımını sağlamak için dünya liderlerine siyasi kararlılık çağrısını da yineledi.

  • DSÖ: 12 yaş ve üzeri çocuklar maske takmalı

    DSÖ: 12 yaş ve üzeri çocuklar maske takmalı

    Dünya Sağlık Örgütü, 12 yaş ve üzerindeki çocukların koronavirüs salgını ile mücadeleye yardımcı olmak için yetişkinler gibi maske takması gerektiğini açıkladı.

    Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), 12 yaş ve üzerindeki çocukların maske takması gerektiğini açıkladı.

    Koronavirüs salgını dünya genelinde etkisini arttırmaya devam ederken, Dünya Sağlık Örgütü’nden çocuklar ile ilgili açıklama geldi.  DSÖ, 12 yaş ve üzerindeki çocukların koronavirüs salgını ile mücadeleye yardımcı olmak için yetişkinler gibi maske takması gerektiğini aktardı.

    Örgüt, 6 ile 11 yaş arasındaki çocukların ise bulundukları yerlere ve taşıdıkları riske göre maske kullanmaları gerektiği konusunda uyarıda bulundu.

    5 yaşından küçük çocukların ise genel olarak maske kullanmasına gerek olmadığını aktaran DSÖ, yine de 5 yaş altı için bulundukları ortama göre maske takmayı önerdi.

  • DSÖ: Son 24 saatte dünya genelinde rekor vaka

    DSÖ: Son 24 saatte dünya genelinde rekor vaka

    Dünya Sağlık Örgütü son 24 saatte görülen koronavirüs vakalarının rekor sayıda olduğunu açıkladı.

    Dünya Sağlık Örgütü, son 24 saat içerisinde dünya çapında 259 bin 848 yeni COVİD-19 vakası tespit edildiğini ve bunun yeni bir rekor olduğunu açıkladı. Önceki rekor cuma günü kırılmıştı. Cuma günü elde edilen veriler üzerinden yapılan açıklamada o gün dünya çapında toplam 237 bin 743 yeni vaka tespit edildiği duyurulmuştu.

    Dünya genelinde 14 milyon 429 bin 382 vaka bulunurken, hayatını kaybedenlerin sayısı da 604 bin 963’e yükseldi. En çok vaka görülen ülkeler ABD (3 milyon 833 bin 271), Brezilya (2 milyon 075 bin 246) ve Hindistan (1 milyon 77 bin 864). En çok ölüm görülen ülkeler ise ABD, Brezilya ve İngiltere.

  • Dünya Sağlık Örgütü’ne pandemi soruşturması

    Dünya Sağlık Örgütü’ne pandemi soruşturması

    Dünya Sağlık Örgütü’nün, Covid-19 pandemisi nedeniyle uluslararası bağımsız bir soruşturmaya tabi tutulmasına karar verildi.

    Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Çin’in de aralarında bulunduğu Birleşmiş Milletler üyesi 194 ülke, Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) pandemi yönetimi konusunda “bağımsız olarak denetlenmesi” için sunulan önergeyi onayladı.

    Buna göre, “en kısa zamanda WHO’nun tarafsız ve bağımsız olarak tümüyle soruşturulacağı” belirtildi.

    Kararın amacının dünya çapında “salgınlara yönelik hazırlıklarının ve önlemlerinin artırılması, pandemilere karşı müdahalelerin güçlendirilmesi” olduğu belirtildi.

    İlk defa aralık ayında Çin’de görüldükten sonra dünyaya hızla yayılan Kovid-19 salgını, kısa sürede tüm ülkelerdeki bir numaralı gündem maddesi haline geldi. Ancak pandemiye karşı ülkeleri bilgilendirme ve aralarında koordinasyon sağlama yükümlülüğü bulunan Dünya Sağlık Örgütü’nün Kovid-19 karşısındaki tutumu eleştirilerin odağı oldu.

  • Mersin Cemevi, “Evinde Kal Masası” ile yurttaşlara destek oluyor-VİDEO

    Mersin Cemevi, “Evinde Kal Masası” ile yurttaşlara destek oluyor-VİDEO

    PİRHA-Mersin Cemevi, hem günlük dezenfekte ediliyor hem de 65 yaş üstü yurttaşlar için oluşturdukları “Evinde Kal Masası” ile de gelen taleplere göre ihtiyaçları karşılıyor. Mersin Cemevi Şube Sekreteri Özgür Emire, “65 yaş üstü 1700 üyemizi birebir arayarak, ne tür ihtiyaçları olduğunu tespit ettik. 1700 üyemizden yüzde 10’nun ihtiyacı ortaya çıktı” dedi. 

    Her geçen gün koronavirüs salgını yayılıyor. Tüm dünyada ölüm oranlarında en üst noktada ise 65 yaş üstü insanlar bulunuyor. Türkiye’de geçtiğimiz günlerde alınan kararla 65 yaş üstüne sokağa çıkma sınırlandırması getirildi.

    Kararın ardından “Evde kal” çağrıları sık sık yapılırken, evde kalanların yalnız kalmamaları ve ihtiyaçlarını karşılamak üzere çeşitli kurumlar ve gönüllüler çalışmalar yapıyor.

    Mersin Cemevi önlemler kapsamında kendi imkanlarıyla ilaçlama çalışmalarını sürdürüyor. Cemevinde cenaze erkanlarını yürüten Mehmet Dağeri, koronavirüs salgını nedeniyle dışarıya çıkmamaya dikkat edilmesi gerektiğini belirtip, cemevini en iyi şekilde dezenfekte edip korumaya çalıştıklarını ifade etti.

    Mersin Cemevinde, aynı zamanda dışarıya çıkma kısıtlılığı getirilen veya dışarı çıkamayan yurttaşlar için oluşturulan “Evinde Kal Masası”na başvurular da yapılmaya devam ediliyor.

    Konuya dair konuşan Mersin Cemevi Şube Sekreteri Özgür Emire, koronavirüs ile mücadele kapsamında ne yapılabileceğine ilişkin yönetim olarak toplandıklarını ve bir dizi karar aldıklarını belirterek, “Bu kararlar çerçevesinde Newroz ve cenaze lokmalarının ileri bir tarihe kadar ertelenmesine gittik. Daha sonra Dünya Sağlık Örgütü’nün tavsiye ettiği ilaçları kullanarak cemevini günlük dezenfekte etmeye başladık” dedi.

    Emire, risk grubunun çoğunluğunu oluşturan 65 yaş üstü büyüklerimiz ve diğer tüm yurttaşlar için “Evinde Kal Masası” oluşturduklarını belirterek şunları ifade etti:

    “Hem inancımızı nesillere aktaran hem de cemevimizi bugünlere taşımada büyük emeği olan üyelerimiz bizim için çok önemli. Onların ihtiyaçlarını karşılama ve onlara yardımcı olmaya çalıştık. 65 yaş üstü 1700 üyemizi birebir arayarak, ne tür ihtiyaçları olduğunu tespit ettik. 1700 üyemizden yüzde 10’nun ihtiyacı ortaya çıktı. Başta Büyükşehir belediyesi olmak üzere çeşitli kurum kuruluşlardan destek alarak üye ve yurttaşların bugünleri sağlıklı bir şekilde geçirmeleri için çaba içinde olduk. Aramalar sonucunda çok olumlu mesajlar aldık.”

    Koronavirüs salgınının geçici bir süreç olduğunu vurgulayan Özgür Emire, “Cemevi eski günlerine tekrar ulaşacak ve birlikte olacağımız etkinliklerde buluşacağız” dedi.

    Diren KESER/MERSİN

     

  • DSÖ, Coronavirüs için küresel risk seviyesini ‘yüksekten’, ‘çok yüksek’ seviyesine çıkardı

    DSÖ, Coronavirüs için küresel risk seviyesini ‘yüksekten’, ‘çok yüksek’ seviyesine çıkardı

    Dünya Sağlık Örgütü, koronavirüs için ‘salgın’ tanımı yapıp, Danimarka, Estonya, Litvanya, Hollanda ve Nijerya’daki tüm vakaların İtalya’daki salgınla bağlantılı olduğunu belirterek, küresel risk seviyesini ‘yüksekten’, ‘çok yüksek’ seviyesine çıkardı.

    Dünya çapında yayılması önlenemeyen ‘Covid 19’ adlı koronavirüs için küresel risk seviyesini ‘yüksekten’, ‘çok yüksek’ seviyesine çıkaran Dünya Sağlık Örgütü, artık tüm ülkelerin salgına hazırlıklı olması gerektiği uyarısı yaptı.

    Dünya Sağlık Örgütü Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus tarafından örgütün Cenevre’deki merkezinde yapılan açıklamada, dünyanın tamamına yayılmadığı gerekçesiyle pandemi durumu ilan edilmediğini dile getirilirken, “Küresel risk seviyesini yüksekten, en yükseğe çıkardık” denildi.

    Covid-19′ adlı koronavirüsün ilk görüldüğü Çin’deki vaka sayısının bugün itibariyle 78 bin 959’a ulaştığını açıklayan Ghebreyesus virüs nedeniyle ölen kişi sayısının da 2 bin 791 olduğunu belirtti.

    Çin dışında bugüne kadar 49 ülkede 4 bin 351 vaka tespit edildiğini söyleyen Genel Direktör Ghebreyesus, bu ülkelerde 67 kişinin yaşamını yitirirken, dünden bu yana Danimarka, Estonya, Litvanya, Hollanda ve Nijerya’da ilk vakaların ortaya çıktığını vurguladı. Ghebreyesus ayrıca, tüm vakaların İtalya’daki salgınla bağlantılı olduğuna da dikkat çekerek, Covid-19 vakalarının İtalya’dan 14, İran’dan 11 ülkeye yayıldığını söyledi.

    (HABER MERKEZİ)