Etiket: Dünya Basın Özgürlüğü Günü

  • Türkiye’de 3 Mayıs: Gazetecilik kuşatma altında!

    Türkiye’de 3 Mayıs: Gazetecilik kuşatma altında!

    PİRHA- 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü, Türkiye’de bu yıl da ağırlaşan hukuki baskılar, ekonomik zorluklar ve derinleşen güvencesizlik gölgesinde karşılanıyor. Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) tarafından yayımlanan 2026 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi, Türkiye’nin basın özgürlüğü karnesindeki gerilemenin devam ettiğini ortaya koydu.

    RSF’nin 2026 raporuna göre Türkiye, 180 ülke arasında 163. sıraya yerleşti. Geçtiğimiz yıla oranla dört basamak daha gerileyen Türkiye; Irak, Yemen ve Sudan gibi çatışma bölgeleriyle benzer bir kategoride yer alarak, basın özgürlüğü açısından “zor” durumdaki ülkeler arasında kalmaya devam ediyor. Raporda, özellikle yargının gazetecileri susturmak için bir araç olarak kullanıldığına dikkat çekiliyor.

    HUKUKİ KISKAÇ VE DEZENFORMASYON YASASI

    Uluslararası Af Örgütü ve yerel basın meslek örgütlerinin açıklamalarına göre, 2026 yılının ilk çeyreği gazeteciler için tam bir “yargısal kuşatma” yılı oldu. Habere konu olan temel başlıklar şunlar:

    2022’de yürürlüğe giren ve kamuoyunda “Sansür Yasası” olarak bilinen düzenleme kapsamında, 2026’nın ilk aylarında onlarca gazeteci hakkında soruşturma açıldı.

    Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) verilerine göre, Mayıs 2026 itibarıyla 14 gazeteci ve medya çalışanı cezaevinde bulunuyor.

    Kamu çıkarını ilgilendiren yolsuzluk ve usulsüzlük haberlerine yönelik jet hızıyla verilen erişim engeli kararları, halkın bilgi alma hakkını kısıtlayan en büyük engellerden biri olarak görülüyor.

    EKONOMİK KRİZ VE SEKTÖREL DARALMA

    Gazetecilerin yaşadığı tek sorun adliye koridorları değil. Sektördeki ekonomik kriz, basın emekçilerini “hayatta kalma” mücadelesine itmiş durumda:

    Yüksek enflasyon karşısında eriyen maaşlar ve yaygınlaşan kayıt dışı çalışma, gazetecilik mesleğinin onurunu tehdit ediyor.

    Gazetecilere açılan tazminat davaları birer ekonomik cezalandırma yöntemine dönüşmüş durumda. Birçok yerel gazete, dava masrafları ve ilan kesintileri nedeniyle kapanma noktasına geldi.

    GAZETECİLİK SUÇ DEĞİLDİR

    Dünya Basın Özgürlüğü Günü vesilesiyle ortak bir açıklama yapan basın meslek örgütleri, iktidara ve yargı makamlarına çağrıda bulunarak; ifade özgürlüğünün korunması, gazetecilere yönelik fiziksel ve hukuki saldırıların durdurulması ve cezaevindeki meslektaşlarının serbest bırakılması gerektiğini vurguladı.

    Mesaj net: “Özgür bir basın olmadan, şeffaf bir demokrasi mümkün değildir.”

    HABER MERKEZİ

  • HDP Milletvekilleri Can TV’yi ziyaret etti-VİDEO

    HDP Milletvekilleri Can TV’yi ziyaret etti-VİDEO

    PİRHA-HDP’li heyet, Dünya Basın Özgürlüğü Günü kapsamında Can Tv’yi ziyaret etti.

    HDP milletvekilleri Dilşat Canbaz Kaya ve Züleyha Gülüm’ün aralarında bulunduğu heyet, Dünya Basın Özgürlüğü Günü nedeniyle Can TV’yi ziyaret etti. HDP heyeti Can TV yayın kurulundan Sabri Meral ve Rohat Emekçi tarafından karşılandı.

    Kaya ve Gülüm, Can Tv çalışanlarının Basın Özgürlüğü Günü’nü kutladı. Ziyarette basın üzerindeki baskılar ve güncel sorunlar konuşuldu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘Anayasal bir hak olan basın özgürlüğü yine engellenmiştir’

    ‘Anayasal bir hak olan basın özgürlüğü yine engellenmiştir’

    PİRHA-Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Yönetim Kurulu, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’ne ilişkin açıklama yaptı. Yapılan açıklamada, iktidara cezaevindeki gazetecileri özgür bırakma, gazetecilik faaliyetini engellemekten, gazetecileri hedef gösteren, fiziksel saldırıya yol açan nefret söyleminden vazgeçme çağrısı yapıldı.

    Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Yönetim Kurulu, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’ne ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada, Emniyet Genel Müdürlüğü’nün kolluk kuvvetlerinin kamusal alanda görevlerini yaparken ses ve görüntü kaydı alanların engellenmesine yönelik genelgesine de, “Anayasal bir hak olan basın özgürlüğü yine engellenmiştir” sözleriyle tepki gösterdi.

    “TÜRKİYE’DE ÖZGÜR BİR BASINDAN SÖZ EDEMİYORUZ”

    Açıklamanın devamında şunlar ifade edildi:

    “Demokratik toplumların vazgeçilmez unsurlarından birisi, halkın haber alma hakkına eksiksiz hizmet edebilen özgür basındır. Medya kuruluşlarının yüzde 90’ının iktidarın denetimi altında olduğu, 12 bin gazetecinin işsiz bırakıldığı, yazdıkları ve düşünceleri nedeniyle haklarında binlerce dava açıldığı, 43 gazetecinin hapishanede olduğu Türkiye’de özgür bir basından söz edemiyoruz. İktidar denetimi altında olmayan az sayıdaki bağımsız gazete, Basın İlan Kurumu’nun resmi ilan kesme cezalarıyla, televizyon kanalları ise RTÜK’ün yayın durdurma ve para cezalarıyla baskı altında tutulmaya çalışılmaktadır.

    “İKTİDAR İLE ORTAKLARI GAZETECİLERİ HEDEF GÖSTERİYOR”

    İktidar ile ortaklarının kamu yararına olmayan faaliyetlerini haberleştiren gazeteciler, hedef gösterilmekte, evlerinin, iş yerlerinin önünde saldırıya uğramakta, saldırganlar cezasızlıkla ödüllendirilmektedir. Bakanlar sosyal medya hesaplarından gazeteleri, gazetecileri tehdit etmeyi sürdürmektedir. Son olarak Emniyet Genel Müdürlüğü’nün genelgesiyle 1 Mayıs’ta polisleri kaydeden kişilerin engellenmesi ve haklarında adli işlem yapılmasına karar verilmiştir. Bu kapsamda 1 Mayıs eylemlerini takip eden gazetecilerin görüntü alması polis tarafından engellenmeye çalışılmış, meslektaşlarımızın zorla telefonlarına, kameralarına el konulup görüntüler sildirilmiştir. Bu genelge Anayasa’ya aykırıdır. Anayasal bir hak olan basın özgürlüğü yine engellenmiştir.

    “DÜNYA BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ GÜNÜNDE MESLEKTAŞLARIMIZLA DAYANIŞMA İÇİNDEYİZ”

    İktidarın özgürlükleri çoğaltacağı iddiasıyla açıkladığı her reform paketiyle adaletsizlikler de büyümektedir. İktidarı, iddia ettiği gibi demokratik bir ülkede yaşıyorsak cezaevindeki gazetecileri özgür bırakmaya, gazetecilere yönelik fiziksel saldırıları engellemeye, sorumlularını bulup cezalandırmaya çağırıyoruz. Tüm bu olumsuz koşullara karşın, mesleklerinin gerçek ruhuna kendilerini adamış olan gazeteciler,  yaşam koşullarını ve özgürlüklerini tehlikeye atarak basın özgürlüğü önündeki engellerin ve sınırlamaların tümüyle ortadan kalkacağı, haberin serbest dolaşımının sağlanacağı güne kadar Türkiye’deki mücadelelerini sürdüreceklerdir. Gazetecilik mesleğini onuruyla, evrensel ilkelerle yapmaya devam eden tüm meslektaşlarımızı sevgi ve saygıyla selamlıyoruz.  Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde meslektaşlarımızla dayanışma içinde olduğumuzu kamuoyunun bilgisine bir kez daha sunuyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • TGS: 85 gazeteci hâlâ hapiste

    TGS: 85 gazeteci hâlâ hapiste

    PİRHA- TGS 2019-2020 Basın Özgürlüğü Raporu’nu açıkladı. “‘Yargı Reformu’na rağmen 85 gazetecinin hala hapiste olduğuna işaret edilen raporda, “1 Nisan 2019 – 1 Nisan 2020 döneminde, medya özgürlüğüne yönelik korkunç ihlâllerin özeti bile, içinde bulunduğumuz durumun vahametini gözler önüne seriyor” denildi.

    Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) 2019-2020 Basın Özgürlüğü Raporu’nu açıkladı.

    “2020 Türkiye’sinde gazeteciler kalemlerini özgürce kullanamıyor” denilen açıklamada “Son 10 yılda medya çalışanları üzerindeki baskının sadece parmaklıkların ardıyla sınırlı olmadığını, medya sahipliğinin yandaşlaştırıldığını, davalar ile gazetecilerin yıldırılmak istendiğini, medya çalışanlarına fizikî saldırılarla gözdağı verildiğini herkes biliyor” vurgusunda bulunuldu.

     

    “SON BİR YILDA 103 GAZETECİ, 108 KEZ GÖZALTINA ALINDI”

    Gazeteciler özgürlüğünü yitirirken toplumun haber alma hakkını, Türkiye’nin de demokrasisini kaybettiğine dikkat çekilen açıklamada “1 Nisan 2019 – 1 Nisan 2020 döneminde, medya özgürlüğüne yönelik korkunç ihlâllerin özeti bile, içinde bulunduğumuz durumun vahametini gözler önüne seriyor” denilerek şu bilgiler paylaşıldı:

    “‘Yargı Reformu’na rağmen 85 gazeteci hala hapiste (1 Nisan 2020 itibarıyla bu sayı 86’ydı). Son bir yılda 103 gazeteci, 108 kez gözaltına alındı. Gazeteciler en az 239 günü gözaltında geçirdi. Son bir yılda 28 gazeteci cezaevine girdi. Bu gazetecilerden 9’u hâlâ tahliye edilmedi. 6 gazeteci, iddianame hazırlanmasını bekliyor. 11 gazeteci gözaltındayken darp edildiğini beyan etti. 2 gazeteci çıplak aramaya maruz kaldığını bildirdi. Son bir yılda gazetecilere en az 76 yeni soruşturma açıldı. Gazetecilerin sanık veya davalı olduğu en az 166 yargılama yapıldı. 48 gazeteci beraat etti. Gazeteciler toplamda en az 178 yıl 6 ay 9 gün hapis cezasına çarptırıldılar. Gazeteciler aleyhine en az 148.380 TL tutarında adli para cezası verildi. Son bir yılda en az 37 gazeteci fiziki saldırıya maruz kaldı. Fiziki saldırıya uğrayanların 23’ü ulusal, 14’ü yerel medya çalışanı. Son bir yılda RTÜK’ten medyaya 20 idari yaptırım kararı çıktı. RTÜK toplamda 16 defa yayın durdurdu. RTÜK ayrıca medyaya 1.033.864,00 TL idari para cezası kesti. TGS anketine göre gazetecilerin yüzde 80,8’i sansüre uğradığını düşünüyor, yüzde 78,7’si otosansür uyguladığını belirtiyor. TGS verilerine göre medya sektöründe işsizlik oranı yüzde 25-30 arasında.”

    “CEZAEVİNDEKİ GAZETECİLERİN İDDİANAMELERİNDE “ANAYASAL DÜZENE VE BU DÜZENİN İŞLEYİŞİNE KARŞI SUÇLAR” VE “TERÖR PROPAGANDASI” İDDİASI ÖNE ÇIKIYOR”

    Raporun detaylarına ilişkin ise şunlar paylaşıldı:

    “Cezaevindeki gazetecilerin iddianameleri incelendiğinde “Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar” ve “Terör propagandası” iddiasının öne çıktığı görülüyor. TGS son bir yılda cezaevinde tutulan 46 gazeteciyi ziyaret etti. Bu ziyaretlerde tutuklu ve hükümlü gazeteciler avukatlarımıza şu sorunları bildirdi:

    Ailesi farklı şehirde ikâmet eden gazeteciler, ekonomik zorluklar ve benzeri nedenlerle aileleri ile ancak ayda bir görüşebildiklerini belirtmişlerdir. Van, Diyarbakır, İzmir ve Elazığ’da görüştüğümüz gazeteciler uzun süredir ziyaretçilerinin olmadığını aktarmıştır.

    Sohbet hakkı, sosyalleşme açısından tutuklular için son derece önemli ve vazgeçilmez bir haktır. Ancak neredeyse ziyaret ettiğimiz tüm gazetecilerin sohbet hakkı, “spor saatinde kullanılıyor” denilerek kullandırılmamaktadır. Gazeteciler hobi hakkından yararlandırılmamakta spor saatleri ise kısaltılmaya çalışılmaktadır.

    Kronik rahatsızlığı olan çok sayıda gazeteci cezaevinde tutulmaktadır. Görüşmelerden edindiğimiz izlenime göre cezaevlerinde sağlığa erişim hakkı ihlâl edilmektedir. Gazeteciler revire çıkarılma konusunda sorun yaşadıklarını, hastane sevklerinin haftalar hatta aylar sonra yapıldığını aktarmıştır. Yaptığımız tüm görüşmelerde 10 kitap sınırlamasının katı bir biçimde uygulandığı anlaşılmıştır. Kimi gazeteciler ise kitaplarına postada el konulduğunu belirtmiştir. Gazeteciler koğuşlarda bulunan televizyonlardan ancak cezaevi yönetiminin izin verdiği kanalları izlemek mecburiyetinde bırakıldıklarını belirtmişlerdir.

    “NİSAN 2019-NİSAN 2020 ARASINDA 103 GAZETECİ GÖZALTINA ALINMIŞ VE EN AZ 76 SORUŞTURMA AÇILMIŞTIR”

    Nisan 2019-Nisan 2020 arasında elde ettiğimiz verilere göre toplamda 103 gazeteci gözaltına alınmıştır ve en az 76 soruşturma açılmıştır. Açılan soruşturmalar “Terör Örgütü Üyeliği”, “ Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik Etme”, “Propaganda”  “Örgüt Adına Faaliyet Yürütme Suçu” ve “Halkı Korku ve Paniğe Sevk Ederek Tehdit Etme”, “Cumhurbaşkanına Hakaret” , “MİT Kanuna Muhalefet” ve “Askeri Yasak Bölgeler Ve Güvenlik Bölgeleri Kanununa Muhalefet” suçlamalarından yürütülmektedir. Gazeteciler en az 108 ayrı gözaltı işlemine maruz kalmıştır. Son bir yılda gazeteciler en az 239 günü gözaltında geçirmiştir. Gazeteciler gözaltında darp edilmiş, kötü muameleye maruz kalmıştır.

    “305 GAZETECİ CEZA MAHKEMELERİNDE YARGILANDI”

    Geçtiğimiz bir yılda gazetecilerin sanık veya davalı olduğu en az 166 yargılama yapıldı. En az 400 gazeteci hakkında yapılan yargılamaların 154’ü ceza davası iken yalnızca 12’si tazminat davasıydı. 154 ceza davasından 65’inin ilk derece yargılaması devam ediyor. 89 yargılamada ise ilk derece aşamasında karar çıktı. Toplamda en az 305 gazeteci ceza mahkemelerinde yargılandı. Bazı gazeteciler hakkında ise birden fazla yargılama devam ediyor. 48 gazeteci beraat etti. 4 gazeteci atılı suçların bir kısmından beraat etti, bir kısım suçtan ise mahkûm oldular. 2 kovuşturma yapılmasına yer olmadığı kararı verildi. 4 dosya hakkında ise düşme kararı verildi. Geçtiğimiz yıl gazeteciler toplamda 178 yıl 6 ay 9 gün hapis cezasına çarptırıldılar.  Toplamda en az 148.380 TL adli para cezasına mahkum edildiler.

    “GAZETECİLERİN YÜZDE 80,8’İ SANSÜRE UĞRADIĞINI, %78,7 Sİ DE OTOSANSÜR YAPTIĞINI BELİRTTİ”

     

    Türkiye Gazeteciler Sendikası tarafından 31 Mart 2020 – 2 Nisan 2020 tarihleri arasında online olarak “Gazetecilerin Sansür ve Otosansür Kişisel Deneyim Anketi” düzenlenmiştir. Anket sonuçlarına göre ise katılımcıların yüzde 80,8’i sansüre uğradığını, yüzde 19,1 ise uğramadığını beyan etmiştir. Katılımcıların %78,7 si otosansür yaptığını %21,2 ise otosansür yapmadığını düşünmektedir.

    Geçtiğimiz yıl basın kuruluşları pek çok idari yaptırım ile karşılaştı. Gazetecilerin haberleri ve internet haber sitelerine çok sayıda erişim engelleme kararı alındı. Basın yayın kuruluşlarına RTÜK’ten 20 idari yaptırım kararı çıktı. Toplamda 1.033.864,00- TL idari para cezası kesildi. Toplamda 16 defa yayın durdurma cezası verildi.
    Geçtiğimiz bir yılda muhalif gazetelere yönelik Basın İlan Kurumu (BİK) müdahaleleri ile karşılaştık.

    Basın İş Kanunda gazetecilerin özgürce yazmasını sağlayan ödenmeyen ücret ve fazla mesailerini güvence altına alan hükümler ile gazetecilerin yıpranma payı düzenlemesi patronlar lehine bir Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal edildi.

    Son bir yılda işverenlerin sendikal hak ve özgürlüklere karşı yasadışı girişimleri oldu. Ekim 2019’da Hürriyet gazetesinde sendika üye ve yöneticisi 45 çalışan tazminatsız şekilde işten atılması bunun en somut örneğidir. Hürriyet işvereni, Anayasamız başta olmak üzere ulusal çalışma mevzuatını ve Türkiye’nin taraf olduğu ILO sözleşmelerini ayaklar altına alarak açıkça suç işlemiştir.”

    Raporun tamamı için;

    https://tgs.org.tr/wp-content/uploads/2020/05/TGS-BASIN-OZGURLUGU-RAPORU.pdf

    (HABER MERKEZİ)

  • 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü: Türkiye her yıl daha kötüye gidiyor

    3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü: Türkiye her yıl daha kötüye gidiyor

    3 Mayıs, Dünya Basın Özgürlüğü Günü. Türkiye’de ise her geçen gün basın özgürlüğü üzerindeki baskılar artıyor. Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’nün (RSF)  2019 basın özgürlüğü endeksine göre 180 ülke arasında 157’nci sırada yer alan Türkiye dünyanın en büyük gazeteci hapishanesi haline geldi.

    3 Mayıs, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 1993 yılında aldığı bir karar ile tüm dünyada Dünya Basın Özgürlüğü Günü olarak kutlanmasına karar verilen bir tarih.

    Dünyanın en büyük gazeteci hapishanesi olan Türkiye 3 Mayıs’a karanlık bir tablo ile gidiyor. Gazetecilerin hapsedildiği, haberin sansürlendiği Türkiye’de tüm baskılara rağmen “gazeteciler bedeller ödeseler de kamuoyunu aydınlatmayı” sürdürüyor, gazetecilik teslim olmuyor.

    3 Mayıs 2019’a Türkiye karanlık bir tablo ile giriyor. Durumun özeti kısaca şöyle:

    • Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’nün (RSF)  2019 basın özgürlüğü endeksine göre 180 ülke arasında 157’nci sırada yer alan Türkiye dünyanın en büyük gazeteci hapishanesi haline geldi.
    • Türkiye Gazeteciler Sendikasının (TGS) verilerine göre, 142 gazeteci Dünya Basın Özgürlüğü Günü’ne hapishanede giriyor.
    • Her yıl binlerce yazıya internette erişim engelleniyor, sosyal medyada bir ‘like’ (beğenme) hapis nedeni oluyor. Wikipedia’nın 2 yıldır sansürlü olduğu Türkiye’de 2019 yılının ilk 3 ayında da yayın yasakları ve sansürler devam etti. 2018’de en az 2 bin 950 İnternet haberi, 77 tweet, 22 Facebook paylaşımı, 5 Facebook video, 10 İnternet sitesine erişim sansürlenmişti.
    • Recep Tayyip Erdoğan’ın cumhurbaşkanı seçildiği 2014’ten bu yana 57 gazeteci ‘cumhurbaşkanına hakaret’ (TCK’nin 299. maddesi) suçlamasıyla hapis, ertelemeli hapis ve para cezası aldı.
    • Doğan grubunun da iktidar yanlısı Demirören Grubuna satılması ile iktidar denetimindeki medya yüzde 90’ları aştı, kalan birkaç eleştirel yayın organının üzerindeki baskı sürüyor.
    • Türkiye’de gazetecilerin en önemli sorunlarından biri işsizlik. Sadece 2019’un ilk 3 ayında 40 gazeteci işsiz kaldı. Toplamda işsiz gazeteci sayısı ise 10 binin üzerinde.
    • Türkiye’de 2016’da ilan edilen OHAL’in ardından 173 medya kuruluşu kapatılmış, 800 gazetecinin basın kartı ve pasaportu iptal edilmiş ve 3 bin basın emekçisi işsiz kalmıştı.

    TGC: GAZETECİLER ÖZGÜR BIRAKILMALI

    Türkiye Gazeteciler Cemiyeti 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü dolayısıyla açıklama yaptı. “Ülke barışının sağlanabilmesi adına cezaevinde tutuklu bulunan gazetecilerin bir an önce serbest bırakılması gereğine inanıyoruz” çağrısı yapılan açıklamada, tüm baskılara rağmen gazetecilerin kamuoyunu bilgilendirmekten vazgeçmeyeceği vurgulandı.

    “Haberin özgür olmadığı, gazeteciliğin evrensel basın ölçütlerine göre yapılamadığı zorlu bir dönemden geçiyoruz” denilen açıklamada, “Basın sektöründe on binlerce gazeteci işsiz ve mesleğini yapamamanın ıstırabını yaşıyor. Yayın yasakları, sansür ve otosansürün hızla sürdüğü bir ortamda halkın haber alma, bilgilenme hakkını sağlamaya çalışan bir avuç gazeteciye selam olsun. Şu unutulmamalı ki gazeteciler dönemlerin tanığıdır, tarihe not düşerler. Bu nedenle ısrarla diyoruz ki gazetecilik suç değildir. Gazetecilik halkın haber alma, bilgilenme hakkına hizmet eden saygın bir meslektir. Bütün güç koşullara rağmen ayaktadır, ayakta kalmaya da devam edecektir, bedeller ödeseler de kamuoyunu aydınlatmaktan geri durmayacaklardır” denildi. (HABER MERKEZİ)