Etiket: dünya insan hakları haftası

  • İnsan Hakları Günü’nde birçok kentte açıklama-VİDEO

    İnsan Hakları Günü’nde birçok kentte açıklama-VİDEO

    PİRHA- İnsan Hakları Günü  dolayısı ile birçok yerde yapılan açıklamalarda hak ihlallerine dikkat çekilerek, demokratikleşmenin önündeki en temel engel olarak gösterilen Kürt sorununun çözümü  için çağrılar yapıldı.

    İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin kabul edilişinin 75’inci yıl dönümü dolayısıyla İstanbul, İzmir, Mersin, Ankara gibi birçok kentte açıklama yapıldı.

    İSTANBUL

    İstanbul Sultanahmet’te İHD ve TİHV öncülüğünde açıklama yapıldı. Türk Tabipleri Birliği (TTB) üyeleri ile hak örgütlerinden isimler de açıklamaya katıldı. “İşkence insanlık suçtur”, “Failler belli kayıplar nerede?” ve “Tıbbın görevi öldürmek değil yaşatmaktır” dövizleri taşındı. Açıklamada sık sık, “Savaşa hayır barışa hemen şimdi”, “İnsan hakları ile insandır” ve “İnsanlık onuru işkenceyi yenecek” sloganları atıldı.

    İHD Şube Başkanı Gülseren Yoleri, Türkiye’nin 2016 yılından bu yana OHAL ile yönetildiğini belirtti. Yoleri, “Hak savunucuları olarak; Kürt sorununun her zaman demokratik, barışçıl ve adil çözümünü savunduk. Bunda ısrarlıyız. O nedenle, çatışmaların hemen şimdi durmasını istiyoruz. Çatışmasızlık ortamının tesisi ile birlikte çatışmasızlık halinin yaşanan olumsuzluklardan da hareketle tahkim edilmiş bir hale getirilerek güçlendirilmesi, izlenmesi ve toplumsal barışın sağlanabilmesi için tüm tarafların içtenlikli, etkin programlar geliştirmesi gerekmektedir” çağrısı yaptı.

    İZMİR

    Kentteki insan hakları örgütleri, 10 Ekim Şehitleri Anıtı önünde açıklama yaptı. “İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 75’inci yılında ekonomik kriz ve yoksulluğa karşı ekonomik ve sosyal haklarımızı, savaşa karşı barış hakkımızı, baskılara karşı insan hakları değerlerini ve demokrasiyi savunuyoruz” pankartının açıldığı açıklamada, “Zindanlar boşalsın tutsaklara özgürlük”, “İnsan haklarıyla insandır”, “Haklar kullandıkça vardır” ve “İnsanlık onuru işkenceyi yenecek” sloganları atıldı.

    Açıklamada konuşan Türkiye İnsan Hakları Vakfı Genel Sekreteri Coşkun Üsterci, Birleşmiş Milletler’in varoluş gerekçesiyle çelişir biçimde hak ihlallerinin başlıca sebebi olan savaş ve iç savaşları sonlandırmada yeterince etkin olamadığını belirtti. Güçlü devletlerin çıkar ilişkilerine dayalı bir birliktelik oluştuğunu dile getiren Üsterci, “Bu kriz hali Türkiye’de de tüm yoğunluğu ve ağırlığı ile yaşanmaktadır. Ülke, 2016 yılından bu yana önce doğrudan, 19 Temmuz 2018 tarihinden itibaren de resmen kaldırıldığı söylense de bir OHAL rejimi ile yönetilmektedir. Böylelikle keyfilik ve belirsizlik kamusal ve siyasal alanın asli unsurları haline gelmiştir. Özellikle bir yönetim tekniği olarak başvurduğu belirsizlik yaratma gücü, siyasal iktidar erkini daha da merkezileştirip toplum üzerindeki baskı ve kontrolünü arttırma olanağı sağlamaktadır” dedi.

     ANKARA

    İHD ve TİHV, Ankara Kızılay’da yer alan İnsan Hakları Anıtı önünde açıklama yaptı. Açıklamada anıta karanfiller bırakıldı. İHD Ankara Şubesi Eşbaşkanı Aslı Saraç, Kürt sorununa dair çatışma ve savaşın tek yöntem olarak kullanılması sonucunda 2023 yılında yaşam hakkı ihlallerinde artış olduğunu kaydetti. İnsan hakkı ihlallerinin en yoğun yaşandığı cezaevlerine değinen Saraç, İmralı Cezaevi’nde tecrit uygulamalarının kronik soruna dönüştüğünü vurguladı.

    Hak ihlallerinin son bulduğu, barış ve demokrasinin tesis edildiği bir ülke için mücadele edeceklerinin altını çizen Saraç, “Dün olduğu gibi bundan sonra da tüm zorluklara karşı ihlalleri belgeleyip, raporlayarak görünür kılmaya, böylelikle önlemeye, cezasızlıkla mücadele etmeye ve insan haklarının kurucu değerlerine kararlılıkla sahip çıkmaya devam edeceğiz. İnsan, haklarıyla insandır” diye konuştu.

    MERSİN

    İHD Mersin Şubesi, Özgür Çocuk Parkı’nda açıklama gerçekleştirdi. “İfade ve örgütlenme özgürlüğümüz engellenemez” pankartının açıldığı açıklamada, “Herkes için insan hakları” dövizi taşındı.

    Çok sayıda hak savunucusunun katıldığı açıklamada, sık sık “İnsan haklarıyla insandır” sloganı atıldı. Açıklamayı yapan İHD Mersin Şube yöneticisi Hakkı Demir, ülkede insan haklarının rafa kaldırılarak, birçok ihlalin devam ettiğini söyledi. Tüm toplumun tecrit altına alındığını belirten Demir, tecrit politikalarının son bulması için mücadele edeceklerini ifade etti. Ülkenin demokratikleşmesi için Kürt sorunun çözülmesi gerektiğinin altını çizen Demir, şöyle dedi: “Kürt sorununun çözümsüz bırakılması, Türkiye’nin demokratikleşmesinin önündeki en temel engellerden bir olarak varlığını korumaktadır.”

    Açıklama alkışlarla son buldu.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Hak ve özgürlüklere dayalı uluslararası bir düzen hala kurulamadı’-VİDEO

    ‘Hak ve özgürlüklere dayalı uluslararası bir düzen hala kurulamadı’-VİDEO

    PİRHA – İnsan hakkı savunucuları, 10-17 Aralık İnsan Hakları haftası kapsamında Dersim’de basın açıklaması yaptı. İHD Dersim Şube Başkanı Gürbüz Solmaz “Bugün Dünyada  Evrensel Beyannamede yer alan hak ve özgürlüklere dayalı uluslararası bir düzen hala kurulamamıştır. İnsanların insan olmaktan gelen hakları ve dokunulmazlıkları olduğu temel fikri dünya çapında yeterli koruma bulamamaktadır” dedi.

    Hak savunucuları, 10-17 Aralık İnsan Hakları haftası sebebiyle Dersim’de özgürlük anıtında basın açıklaması yaptı. “İnsan hakları nefes aldırır” sloganının atıldığı eylemde konuşan İHD Dersim Şube Başkanı Gürbüz Solmaz, 10 Aralık İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin kabul ve ilanının 72. Yıldönümü olduğunu hatırlattı.

    “HAK VE ÖZGÜRLÜKLERE DAYALI ULUSLARARASI BİR DÜZEN HALA KURULAMAMIŞTIR”

    Solmaz “Birleşmiş Milletler (BM İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin kabul ve ilanının 72. Yıldönümüdür. 2. Dünya Savaşı’nın neden olduğu ağır yıkım ve tahribatından ardından benzeri acıların bir daha asla yaşanmadığı ve barışın egemen olduğu bir uluslararası düzen kurmak amacıyla daha savaş sürerken başlayan tartışmalar savaşın hemen akabinde sonuç vermiş ve 26 Haziran 1945 tarihinde Birleşmiş Milletler Kuruluş Antlaşması imzalanmıştır. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, 10 Aralık 1948 günü Paris’te toplanan BM Genel Kurulu’nda kabul edilmiş, daha sonra 4 Aralık 1950 tarihinde ise BM Genel Kurulu, “10 Aralık’ı insan hakları günü olarak ilan etmiştir. Bugün Dünyada Evrensel Beyannamede yer alan hak ve özgürlüklere dayalı uluslararası bir düzen hala kurulamamıştır” dedi.

    “TÜRKİYE’NİN İNSAN HAKLARI SORUNU BÜYÜYOR”

    Solmaz, Türkiye’nin insan hakları ve demokrasi sorununun büyüdüğünü söyleyerek şöyle devam etti:

    “Küresel salgının daha da derinleştirdiği bu kriz hali, maalesef Türkiye’de de tüm yoğunluğu ve ağırlığı ile yaşanmaktadır. 19 Temmuz 2018 tarihinden itibaren de resmen kaldırıldığı söylense de yapılan pek çok düzenleme ile kalıcılık/süreklilik kazandırılan bir OHAL rejimi ile yönetilmektedir. Özellikle bir yönetim tekniği olarak başvurduğu belirsizlik yaratma gücü, siyasal iktidara salgın koşullarını bir fırsata çevirme imkânı vermektedir. Salgının olağanüstü niteliği ile OHAL’i birbiriyle ilişkilendirerek erkini daha da merkezileştirip toplum üzerindeki baskı ve kontrolünü arttırmaktadır. Salgınla mücadeleyi bir önleme ve koruma eylemi olarak değil de bir güvenlik sorunu olarak ele alan siyasal iktidar, böylesi durumlarda hep yaptığı üzere öncelikle insan haklarını iptal etmeye yönelmiştir. Sonuç ise başta bilgi edinme hakkı, yaşam hakkı, sağlığa erişim hakkı, çalışma hakkı, ifade özgürlüğü, toplanma ve örgütlenme özgürlüğü olmak üzere tüm temel hak ve özgürlüklerin sistematik olarak ihlal edilmesi olmaktadır.  Hak temelli bir rejim fikri terk edilmiş; hukuk kurumu, minnet ve rıza göstermeyen toplumsal kesimleri susturma ve sindirme aracı haline getirilmiştir. Bir yandan ülke içinde ve dışında sürdürülen militarist ve savaş yanlısı politikaların etkisiyle diğer yandan uzun yıllardır uygulana gelen ne liberal ekonomi politikalarının bir sonucu olarak ülke siyasal, kültürel ve ekonomik ağır bir kriz içine girmiştir.”

    “YAŞAM HAKKI VE İŞKENCE YASAĞI İHLALİ CİDDİ BOYUTLARA ULAŞMIŞTIR”

    İnsan Hakları Derneği Genel Merkezinin ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın 09 Aralık 2020 günü kamuoyu ile paylaştığı son 1 yıla ilişkin hak ihlalleri ile ilgili veri raporu Türkiye’deki hak ihlallerinin geldiği korkunç boyutlarını göstermektedir. Özellikle yaşam hakkı ve işkence kötü muamele yasağı ihlali ciddi boyutlara ulaşmıştır. Siyasal iktidarın ekonomiden toplum sağlığına kadar ülkenin tüm meselelerini güvenlik sorunu haline getiren, toplumu kutuplaştıran, ülke içinde ve dışında şiddeti esas alan, bilhassa da Kürt sorununun ve uluslararası sorunların çözümünde çatışma ve savaşı tek yöntem haline getiren politikaları sonucunda 2020 yılında ülkede yüksek sayılarda yaşam hakkı ihlalleri yaşanmıştır. Çok faklı toplumsal kesimlerden insanlar ya doğrudan kolluk güçlerinin şiddeti ya da devletin, “önleme ve koruma” yükümlülüğünü yerine getirmemesi sonucu yapısal şiddetin veya üçüncü kişiler tarafından gerçekleştirilen şiddetin sonucu yaşamlarını yitirmişlerdir.”

    “YENİ BİR NORMAL YARATILMAK İSTENİYOR”

    “Devletlerin insan haklarına yönelik saygısının dolaysız göstergesi olan hapishaneler, yaşam hakkı ihlalinden işkenceye, sağlık hakkına erişime kadar ağır ve ciddi ihlallerinin yaşandığı yerlerdir. Covid-19 salgını açısından en riskli yerlerin başında hapishaneler gelmektedir. Salgın gerekçe gösterilerek mahpusların zaten kısıtlanmış olan hakları daha da kısıtlanarak yeni bir “normal” yaratılmak istenmektedir. Siyasi iktidarın insan hakları ve yargı alanında reform söylemleri ise bu tablo altında gerçekleşebilecek bir vaat olarak görülmemelidir. Gerçekten bir reform yapılmak isteniyorsa kuvvetler ayrılığı ilkesine dayalı yeni ve demokratik bir anayasanın yapılması ve geçmişle yüzleşmeyi sağlayacak gerçek bir çatışma çözüm sürecine girilmesi bir zorunluluktur. Bu adımlar atılmadan yapılacak şey reform değil, ancak uluslararası taleplere cevaben yapılan bir vitrin düzenlemesi olur. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nde belirtildiği gibi barış, adalet, eşitlik, özgürlük ve insan onurunun korunmasını ve bunları güvence altına alacak demokrasi mücadelesinin verilmesini savunmaya devam ediyoruz. Çünkü insanlığın varoluşunu tehdit eden bu küresel krizden çıkışın tek yolu söz konusu değerlere sahip çıkmaktır.”

    Basın açıklaması özgürlük anıtına karanfil bırakıldıktan sonra bitirildi.

    PİRHA/DERSİM

  • 10 Ekim Gar Katliamında kaybedilenler 50. ayında anıldı-VİDEO

    10 Ekim Gar Katliamında kaybedilenler 50. ayında anıldı-VİDEO

    PİRHA – 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nda yaşamını yitirenlerin yakınları 50. ay anması için bir araya geldi. 10 Ekim Derneği Başkanı Mehtap Sakinci Coşgun, “Eğer yaşam hakkını korumayan bir ülkede yaşıyorsanız Dünya İnsan Hakları Haftası sıradan bir süreç olmaktan öteye gidemiyor.” dedi.

    Haberin videosu

    IŞİD’lilerin saldırısı sonucu, 10 Ekim 2015’te yaşamını yitiren 103 yurttaş için Ankara Garı önünde anma yapıldı.

    50. Hafta anmasına yaşamını yitirenlerin yakınları katılırken, gar meydanına 103 yurttaşın fotoğrafları serildi.

    Katliamın yaşandığı yaşandığı saat olan 10:04’te saygı duruşunda bulunan aileler, ardından “10 Ekim’i unutma, unutturma.” sloganı attı.

    10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği Başkanı Mehtap Sakinci Coşgun, yaptığı konuşmada Dünya İnsan Hakları Haftasına atıfta bulunarak “Her insan hakları haftasında bedel ödeyenler olarak buruk bir şekilde bu süreçleri takip ediyoruz” diyerek şunları aktardı:

    “50 aydır buradayız. Bizi buraya getiren acı, mücadele halen çok yeni. Aradan geçen aylara, günlere rağmen her koşulda; soğukta, sıcakta burada olmaya devam ediyoruz. Hala içleri yanan insanlar olarak… Bugün burada hava koşullarına rağmen anma yapıyoruz. Tam da dünya İnsan Hakları Günü’nde buradayız. Ne mutlu ki biz, ölümleri değil yaşamları savunanlar olarak bugün burada anma ile birlikte Dünya İnsan Hakları Günü’nü de yadetmiş oluyoruz. Dünyada pek çok kıyımın dillerinden, ırklarından dolayı ötekileştirilen insanların toplu halde katledilmelerinden sonra Dünya İnsan Hakları Haftası bahşedilmiş ve yaşam hakkının bütün haklardan daha değerli olduğunu düşündükten sonra kutlanmaya değer bir hafta olarak görülmüş.

    Biz her insan hakları gününde bedel ödeyenler olarak buruk bir şekilde bu süreçleri takip ediyoruz. Eğer yaşam hakkını korumayan bir ülkede yaşıyorsanız Dünya İnsan Hakları Günü sıradan bir gün olmaktan öteye gidemiyor. Bu ülkede yaşam hakkı için verdiğimiz mücadelenin çok büyük bir kıymeti var ve biz gerçek adaleti talep etmeye devam edeceğiz.”

    ‘İNSANLIĞA KARŞI SUÇ’ YARGILAMASI

    Mehtap Sakinci Coşgun, konuşmasında devam eden mahkeme sürecine de değinerek önemli yol katettiklerini söyledi ve şöyle devam etti:

    “Türkiye Cumhuriyeti’nde ilk defa ‘insanlığa karşı suç’ tartışmasıyla bir sanık artık mahkeme önünde. Devlete, mahkemeye, bize hesap vermek zorunda. Çünkü ilk defa 10 Ekim Ankara Garı Katliamı özelinde insanlığa karşı suçu tartışıyoruz. Gerideki 18 tutuklunun da aynı şekilde insanlığa karşı suç tartışmasıyla bu sürece dahil edilmelerini sağlayacağız.

    Gelinen aşamada dava bizim için sıfırdan başlamış bir hale geldi. Bu bizi daha çok umutlandırmalı. Bizler kazanımlarla dolu 50 ayı geride bırakmış olacağız. Burada her ay olmanın önemi büyük. Bu süreci dayanışma ile örüyoruz.”

    PİRHA/ANKARA