Etiket: dünya

  • Filipinler’de 7,1 büyüklüğünde deprem

    Filipinler’de 7,1 büyüklüğünde deprem

    PİRHA-Filipinler’in Sangay bölgesinde 7,1 büyüklüğünde deprem meydana geldi.

    Filipinler’de 7,1 büyüklüğünde deprem oldu. ABD Jeolojik Araştırma Merkezi (USGS), depremin merkez üssünün Sangay bölgesinin 106 kilometre güneybatısı olduğunu açıkladı.

    7,1 büyüklüğündeki deprem, yaklaşık 620 kilometre derinlikte kaydedildi. Depremin ardından tsunami uyarısı yapılmazken, can ya da mal kaybı da bildirilmedi.

    (HABER MERKEZİ) 

  • Türkiye yüksek enflasyonla dünyada 4’üncü sırada

    Türkiye yüksek enflasyonla dünyada 4’üncü sırada

    PİRHA-Türkiye, dünyada enflasyonun en yüksek olduğu dördüncü ülke konumunda. Bu oran, tüm Afrika ülkelerindeki enflasyon oranlarından daha yüksek.

    Türkiye, dünyada yıllık tüketici enflasyonunun (TÜFE) en yüksek olduğu dördüncü ülke konumunda. Euronews’in haberine göre; Türkiye’de, Mart ayında yıllık enflasyon yüzde 68,5 oldu. Trading Economics sitesinin Mart 2024 veya buna en yakın tarihi içeren verilerine göre, bu oran tüm Afrika ülkelerindeki enflasyon oranlarından daha yüksek.

    Trading Economics sitesi ülkelerin açıkladığı son enflasyon verilerini kapsıyor. Verilerin çoğu Mart 2024 ve Şubat 2024’ten oluşuyor. 19 Nisan 2024 günü Trading Economics’te yer alan verilere göre dünyada yıllık enflasyonun en yüksek olduğu ülke açık ara Arjantin. Bu ülkede Mart 2024’te yıllık enflasyon yüzde 288.

    Ardından yüzde 140 ile Suriye ve yüzde 123 ile Lübnan geliyor. Dördüncü sıradaki Türkiye’de, Mart 2024 itibarıyla yıllık enflasyon yüzde 68,5. Venezuela yüzde 67,8 ile hemen Türkiye’nin ardından beşinci sırada bulunuyor.

    AKP’nin 2002 sonunda iktidara gelmesinin ardından kısa sürede hızla düşen enflasyon, 2021 yılı sonundan itibaren tırmanışa geçti. Yıllık enflasyon Ekim 2022’de yüzde 85’i aşarak AKP iktidarının en yüksek noktasına ulaştı. 14-28 Mayıs seçimlerinden sonra ekonominin başına Mehmet Şimşek’in geçmesinin ardından beklentiler enflasyonun düşmesi idi ancak hala yüzde 70 sınırına yakın seyrediyor.

    (HABER MERKEZİ)

  • Kadınlar patriyarkayla 2023’te de mücadele etti

    Kadınlar patriyarkayla 2023’te de mücadele etti

    PİRHA- 2023 yılı boyunca erkek iktidara ve patriyarkal sisteme karşı hayatın her alanında mücadele eden kadınlar, eşitlik sağlanana kadar mücadeleyi yürütme kararlılığıyla 2024 yılına girmeye hazırlanıyor. Öte yandan, Alevi Bektaşi Federasyonu Kadın Meclisi oluşturmaya karar verildi, ayrıca Hacı Bektaşi Veli Anma Etkinlikleri’nin ‘Hacı Bektaş Veli ve Kadıncık Ana’yı Anma Etkinlikleri’ adı ile yapılması için gerekli görüşmeler yapıldı. 

    Türkiye’de toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve ayrımcılık; eğitimden çalışma yaşamına, sağlıktan karar mekanizmalarına katılıma kadar kadınların yaşamını ciddi boyutlarda etkiliyor.

    Kadınlar bu yıl da erkek-devlet şiddetine, yoksulluğa, eşitsizliğe, tacize, tecavüze, sistematikleşen kadın cinayetlerine, ahlaki normlarla baskılanmaya, haklarına göz diken sistemle, gözaltı ve davalarla mücadele etti.

    2023’te kadınların gündeminde şu başlıklar öne çıktı:

    -Hacı Bektaş Veli’yi Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri’nde bu yıl bir ilk yaşandı ve bir gün boyunca yalnızca kadın etkinliklerine yer verildi. 3 oturumdan oluşan ‘Tarihten Günümüze Alevi Kadınının Yolculuğu’ paneli yapıldı. Panelde Kadıncık Ana’dan günümüze Alevi kadınının tarihsel yolculuğu, Alevi erkanlarında kadının yeri ve asimilasyonun etkileri, Alevi kurumlarında yönetici kadınların genel kararlara etkileri ve hak mücadelesine katkıları konuşuldu.

    Panelinin ardından sonuç bildirgesi yayınlandı. Bildirgede, Alevi Bektaşi Federasyonu Kadın Meclisi oluşturmaya karar verildiği, ayrıca Hacı Bektaşi Veli Anma Etkinlikleri’nin önümüzdeki yıldan itibaren ‘Hacı Bektaş Veli ve Kadıncık Ana’yı Anma Etkinlikleri’ adı ile yapılması için gereken görüşmelerin gerçekleştirilmesine karar verildi.

    SALDIRILARA KARŞI FEMİNİST MÜCADELE

    İstanbul Sözleşmesi’nden nafaka hakkının gasp edilmesine, 6284 sayılı Yasa’ya, saldırılardan kadınların başarılarının hedefe konulmasına kadar birçok alanda saldırıya maruz kalan kadınlar, tüm bunları kadın dayanışması ve feminist mücadeleyle geri püskürttü yıl boyunca.

    -Danıştay, Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesine dair son kararı verdi. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, Türkiye’nin sözleşmeden çekilmesini “hukuka uygun” buldu. Danıştay’ın oy çokluğuyla onayladığı kararın ardından Türkiye, İstanbul Sözleşmesi’nden resmen çıkmış oldu.

    -5 Ocak 2020’den bu yana akıbeti bilinmeyen Gülistan Doku’nun ablası Aygül Doku, Dersim’de Vali Bülent Tekbıyıkoğlu ve İl Emniyet Müdürü Hakan Yılmaz ile görüştü. Görüşmede, Gülistan Doku’nun dosyasının yeniden baştan aşağı inceleneceği ifade edildi.

    -DİSK İzmir 2 No’lu Şube yöneticilerini cinsiyetçi söylem ve yalan haberlerle hedef gösteren Yeni Asır gazetesi önüne “Kadın Düşmanı Yeni Asır” yazılı siyah çelenk bırakıldı.

    -Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde KHK ile ihraç edilen Doç. Dr. Nilgün Erdem ve Araştırma Görevlisi Ekin Değirmenci görevlerine iade edildi.

    -EŞİK Platformu’nun çağrısıyla ‘Kadınlar Meclis’te’ sloganıyla TBMM’de basın açıklaması yapıldı. İktidarın kadına ve kadın haklarına karşı yapmayı planladığı yasal değişikliklere karşı toplumsal muhalefetin tüm kesimlerinin ve muhalefet partilerinin ortak bir karşı duruş sergilemesi gerektiği belirtildi.

    -A Milli Kadın Voleybol Takımı’nın tarihi başarısı 2023’e damga vurdu. ABD’nin önde gelen gazetelerinden New York Times’ın internet sitesinde “Krizlerle boğuşan Türkiye, kahramanını buldu” manşetiyle takıma yer verdi. Bunun yanı sıra bir takım gerici kesimler, kadın voleybol takımını hedef aldı ve Ebrar Karakurt’a homofobik saldırılarda bulundu.

    -Nafaka hakkına karşı propaganda yapan Yeniden Refah Partisi, Meclis’in Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu’na nafaka hakkının sınırlandırılması için kanun teklifi verdi.

    -Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın 2024 yılı için bütçe teklifi 334 milyar 349 milyon 925 bin lira oldu. 8 kalemden oluşan bütçede kadınların güçlendirilmesi 7’inci sırada yer aldı. Ailenin korunması ve güçlendirilmesi programına 11 milyar 904 milyon lira ayrılırken, kadının güçlendirilmesine ise ayrılan bütçe 2 milyar 900 milyon lira oldu.

    -Türkiye’nin Rojava’ya ve İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarına karşı Türkiye’nin dört bir yanında kadınlar ayaklanarak, savaşa karşı barış taleplerini haykırdı.

    -Pınar Gültekin’in katledilmesine ilişkin süren davanın karar duruşmasında fail Cemal Metin Avcı’ya ağırlaştırılmış müebbet, kardeşi Mertcan Avcı’ya ise 4 yıl hapis cezası verildi.

    Demans teşhisi konulan ve uzun bir süre cezaevinde tutulan Aysel Tuğluk için Alevi kadınlar yıl boyunca özgürlük çağrısı yaptı.

    -Avrupa Alevi Kadınlar Birliği, Aysel Tuğluk’un durumunu üçüncü kez inceleyen ATK’nin “cezaevinde kalabilir” raporuna tepki göstererek, “Bu vicdansızlığa son verin” çağrısında bulundu.

    -Almanya Alevi Kadınlar Birliği (AAKB), Aysel Tuğluk nezdinde tüm siyasi ve hasta tutukluların serbest bırakılması için eylem yaptı. AAKB, duyarlı kesimleri tüm siyasi ve hasta tutukluların serbest bırakılması için her ilde bulundukları yerlerdeki postanelerden Adalet Bakanlığı’na faks çekmeye ve mektup göndermeye çağırdı.

    -Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Kadın Meclisi, hem yazılı bir açıklama yaparak hem de hazırladıkları videolarla, tutuklu siyasetçi Aysel Tuğluk ve diğer hasta tutukluların serbest bırakılması çağrısında bulundu.

    -Paris Alevi Kültür Merkezi (PAK) cezaevi koşullarında sağlık durumunun kötüleştiği duyurulan Aysel Tuğluk ve tüm hasta mahpusların infazlarının ertelenmesi çağrısında bulundu.

    -Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in “Karma eğitim önemlidir. Ancak ihtiyaç duyulması halinde kız okulları kurulabilir” sözleri kadınlardan tarafından tepkiyle karşılandı.

    – Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, süresiz nafakanın adil olmadığını söyleyerek, “Süresiz nafaka ödemek gibi uygulama kabul edilebilir olamaz. Mağdur olan erkeklerimiz varsa onun da yanındayız. Bunları da dinlememiz lazım” dedi.

    -AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı yeni kabinede sadece bir kadın bakan yer aldı.

    -Hiranur Vakfı kurucularından Yusuf Ziya Gümüşel’in kızı H.K.G.’nin 6 yaşında evlendirilmesi ve cinsel istismara maruz bırakılmasına ilişkin davada H.K.G’nin zorla evlendirildiği Kadir İstekli 30 yıl, baba Yusuf Ziya Gümüşel 20 yıl, anne Fatıma Gümüşel ise 16 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldı.

    -Aydın’ın Efeler ilçesinde bulunan KYK yurdunda arızalanan asansör düştü, Zeren Ertaş adlı öğrenci hayatını kaybetti. Ertaş’ın hayatını kaybetmesi ülke genelinde büyük tepkilere ve zincirleme protestolara sebep oldu.

    -Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği kuruluşunu ilan etti. Derneğin kurucu üyeleri, kadın gazetecilerin sesi olacaklarını belirterek, “Amacımız gazetecilerin direnişini büyütmek” dedi.

    -Ankara Valiliği, 64 ülkeden gelen kadınların katılımıyla Türkiye’de ilk kez yapılacak olan Dünya Kadın Yürüyüşü’nün gerçekleştirilmesi planlanan feminist yürüyüşü ve konserini yasakladı.

    -Tarsus Ashab-ı Kehf Platformu’ndan bir kişinin Filistin eyleminde kadınları kıyafetleri üzerinden hedef almasına karşı kadınlar sokağa çıkarak, “Savaşlar, çatışmalar üzerinden kadınların bedenini, hayatını hedef alanların karşısındayız” dedi. Mersin Barosu da bu cinsiyetçi söylemlere karşı suç duyurusunda bulundu.

    -Gabonlu üniversite öğrencisi Jeannah Danys Dinabongho Ibouanga’nın katledilmesine lişkin tecavüz failinin yargılandığı davanın Karabük’te görülen ilk duruşmasında failin tutukluluk halinin devamına karar verilirken duruşma 24 Ocak 2024 tarihine ertelendi. Kadınlar Dina için adale sağlanana kadar olayın takipçisi olacaklarının altını çizdi.

    -Faillerin yargılanması, gözaltında kayıpların akıbeti araştırılması talebiyle her hafta Galatasaray Lisesi önünde açıklama yapan ancak polislerce engellenen Cumartesi Anneleri’nin “Galatasaray Meydanı’nda açıklama yapmak istiyoruz” mücadelesi sonuç verdi. Her hafta işkenceyle gözaltına alınan Cumartesi Anneleri, 5 buçuk yılın ardından Galatasaray Lisesi önünde kayıpların akıbetini sordu.

    8 MART VE 25 KASIM’DA KADINLAR SOKAKLARI DOLDURDU

    8 Mart Dünya Kadınlar Günü ve 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında İstanbul, Ankara, İzmir, Mersin başta olmak üzere birçok kentte kadınlar ve LGBTİ+’lar, eşitlik talebiyle alanlara çıktı.

    İstanbul’da Beyoğlu Kaymakamlığı 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle düzenlenen Feminist Gece Yürüyüşü’nü yasakladı. Yasağa uymayan kadınlar “Hükümet istifa” ve “Korkmuyoruz, itaat etmiyoruz” sloganlarıyla yürüyüşü gerçekleştirdi. Depremin gölgesinde ülkenin dört bir yanında gerçekleşen yürüyüşlerde hükümetin hesap vermesi istendi. 25 Kasım’da da sokakları dolduran kadınlar, erkek-devlet şiddetini bir kez daha alanlardan ifşa etti.

    ERKEK ŞİDDETİ 2023’TE DE HIZ KESMEDİ

    Kadınlar, 2023 yılının ilk ayını Danıştay’ın İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesine ilişkin Cumhurbaşkanı kararının iptaline yönelik davaları reddederek, kararını onaması haberiyle karşıladı. Sözleşmeden çekilme kararı, kadınları erkek şiddetine daha açık hale getirdi. Sözleşmeden çıkılmasının yanı sıra; 6284 Sayılı Yasa’nın etkili şekilde uygulanmaması, kadın örgütlerini kapatma girişimleri, Medeni Kanunu’nda ve anayasada gerici düzenlemelerin yapılması, cezasızlık politikaları ve iktidarın kadın düşmanı söylemleri kadın cinayetlerini daha da arttırdı.

    Medyaya yansıyan haberlere göre 2023 yılında 321 kadın erkekler tarafından öldürüldü, 208 kadının ölümü ise şüpheli olarak kayıtlara geçti.

    DEPREM EN ÇOK KADINLARI ETKİLEDİ

    Maraş merkezli depremlerin ardından deprem bölgesinde, toplumsal cinsiyet eşitsizliği nedeniyle herkesten daha çok kadınlar olumsuz etkilendi. Kadınlar depremin ilk günlerinde koordinasyonsuzluk ve plansızlık nedeniyle barınma, ısınma ve hijyen sorunlarıyla karşı karşıya kaldı. Kadınlar için ayrı tuvaletlerin, hijyen ürünlerinin, yıkanma alanlarının ve anne sağlığı hizmetlerinin azlığı, kadın depremzedelerin karşılaştığı ilk zorluklar arasında. Depremden hemen sonra kadın hareketi ülkenin dört bir yanında dayanışma ağı örerek depremzede kadınlar için seferber oldu.

    – Mor Dayanışma, büyük bir hasar ve on binlerce enkazın olduğu Hatay Samandağ’da kadın dayanışma çadırı kurdu. “Birlikte yeniden kuracağız” şiarıyla da deprem bölgesindeki kadınlarla dayanışmak amacıyla mektup kampanyası başlattı.

    -Kadın Koalisyonu, Afet Koordinasyon Ağı kurdu.

    -Depremden hemen sonra kadınlar, Afetlere Karşı Feminist Dayanışma Grubu’nu kurdu. Grup, depremzede kadınların ihtiyaç duyduğu ürünleri taşıyan ‘Mor Tır’ı deprem bölgelerine ulaştırdı.

    -Depremden etkilenen kadın ve çocuklar için Ekmek ve Gül tarafından “Kız Kardeşlik Köprüsüyle Hayatı Yeniden Kuruyoruz” adıyla çalışma başlatıldı.

    -Kadının İnsan Hakları Yeni Çözümler Derneği’nin, “Yaşamı Yeniden Kuruyoruz: Afette Feminist ve LGBTI+ Dayanışması” başlığıyla gerçekleştirdiği Feminist Buluşma’da, depremzede kadınlar ile LGBTI+’ların maruz kaldığı şiddete karşı yeni yaşamın kurulmasında kadın dayanışmasının şart olduğunun altı çizildi.

    -Siyasi partilerin kadın meclisleri, kadın örgütleri, sendikalar, Alevi kadın dernekleri deprem bölgesindeki kadınlar için dayanışma çalışmaları gerçekleştirdi.

    KADINLARIN SEÇİM GÜNDEMİ

    2023 yılının en önemli gündemi depremden sonra 14 Mayıs Milletvekili Genel Seçimleri ve 28 Mayıs’taki Cumhurbaşkanlığı ikinci tur seçimleri oldu hiç şüphesiz. Seçim sürecinde yine en çok kadınların yaşamları pazarlık haline getirildi ve kadınların hakları, kazanımları, mücadeleleri seçim malzemesi yapıldı. Bu süreçte Cumhur İttifakı ile bileşenleri tarafından çokça kadın düşmanı söylemler meydanlarda, basında dillendirildi.

    Yeniden Refah Partisi, seçim aracında milletvekili adayı Çiğdem Kulalı Seçkin’in fotoğrafını gölgeledi. Seçim aracında sadece erkek adayların fotoğraflarının yer alması kamuoyunda büyük tepki çekti. Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan seçim sürecinde kadınların ve kadın örgütlerinin karşı çıktığı “süresiz nafaka mağduriyetinin giderilmesi”, “6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunun aile bütünlüğünü bozucu maddelerinin ayıklanması” sözü verdi.

    Seçim sürecinde kadınları hedef alan partilerin başında gelen HÜDA-PAR ise kadın ve LGBTİ+’ların haklarına karşı kısıtlayıcı ve nefret barındıran sözleriyle ön plana çıktı. “Bekar kadınların sahiplendirilmesi” sözleriyle büyük tepki çeken HÜDA-PAR’ın kadın hak ve özgürlüğünü geriletmeye dair çokça politikası bulunuyor. Bunlar; kadınların kamusal alandandan evin içine hapsetmekten, çocuk evliliklerinin meşrulaştırılmasına, boşanmaların engellenmesi için teşviklerin yaratılmasından, kadınları ‘ahlak’normları içerisine hapsetmeye kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor.

    -Yeniden Refah Partisi, seçim aracında milletvekili adayı Çiğdem Kulalı Seçkin’in fotoğrafını gölgeledi. Seçim aracında sadece erkek adayların fotoğraflarının yer alması kamuoyunda büyük tepki çekti.

    -Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan seçim sürecinde kadınların ve kadın örgütlerinin karşı çıktığı “süresiz nafaka mağduriyetinin giderilmesi”, “6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunun aile bütünlüğünü bozucu maddelerinin ayıklanması” sözü verdi.

    -Seçim sürecinde kadınları hedef alan partilerin başında gelen HÜDA-PAR, kadın ve LGBTİ+’ların haklarına karşı kısıtlayıcı ve nefret barındıran sözleriyle ön plana çıktı. “Bekar kadınların sahiplendirilmesi” sözleriyle büyük tepki çeken HÜDA-PAR’ın kadın hak ve özgürlüğünü geriletmeye dair çokça politikası bulunuyor. Bunlar; kadınların kamusal alandandan evin içine hapsetmekten, çocuk evliliklerinin meşrulaştırılmasına, boşanmaların engellenmesi için teşviklerin yaratılmasından, kadınları ‘ahlak’normları içerisine hapsetmeye kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor.

    Tüm bu saldırılara karşı kadınlar karşı söylem üreterek hareket geçti. Sol Feminist Hareket’in hazırladığı “Kadınları İkinci Turda Oy Vermeye, Sandıklara Sahip Çıkmaya ve Mücadeleye Çağırıyoruz!” başlıklı bildiriye aydınlar, akademisyenler, müzisyenler, oyuncular, hukukçular ve sanatçıların bulunduğu yüzlerce kadın imza attı. Gazeteci, yazar, akademisyen, şair, hukukçu, hak savuncusu, oyuncu, siyasetçi yüzlerce kadın, 28 Mayıs’ta yapılacak 2. Tur Cumhurbaşkanlığı seçimleri için “Buradayız, bu karanlığa teslim olmayacağız” başlığıyla başka bir bildiri daha yayımladı. Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK), ise HÜDA-PAR ve Yeniden Refah Partisi yetkilileri, AKP’den 6284 sayılı kadına karşı şiddetin önlenmesine yönelik Kanun’un kaldırılması isteklerine tepki gösterdi.

    Öte yandan seçime giren siyasi partilerin milletvekili listeleri yine eşit temsilden çok uzaktaydı. Seçim sürecinde kadınların en büyük talebi İstanbul Sözleşmesi’nin tekrar yürürlüğe girmesi oldu.

    Meclis’e bu yasama döneminde toplam 121 kadın milletvekili seçildi. Yeşil Sol Parti’nin 61 milletvekilinden 30’unu kadınlar oluşturdu. Yeşil Sol Parti’de kadın temsil oranı yüzde 49 ile diğer partilere göre en yüksek düzeyde. AKP’den 50, CHP ve Yeşil Sol Parti’den 30’ar, İYİ Partiden 6, MHP’den 4, Türkiye İşçi Partisinden ise 1 kadın milletvekili TBMM’de yer aldı.

    İKTİDARIN SİNDİRME ARACI OLARAK YARGI SOPASI

    Hayatlarını eşit ve özgür bir şekilde yaşamak isteyen, hakları için mücadele eden kadınlara bir baskı da yargı kanadından geldi. Yıl boyunca kadınlar haklarında açılan çeşitli davalar ve gözaltılarla sindirilmeye çalışıldı. Her ne kadar iktidar korkutma aracı haline getirdiği ‘yargı sopası’nı kullansa da bu, kadınlar üzerinde etki etmedi. Kadınlar her koşulda dik durma dirayetini gösterdi.

    -Konserinde yaptığı şaka nedeniyle “halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” suçundan yargılanan Gülşen’e 10 ay hapis cezası verildi.

    -Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Mamak Şubesi’nin çağrısıyla, “ÇEDES’e Hayır” demek için, Mamak’ta faaliyet yürüten  Laik Bilimsel Eğitim Platformu’ndan kadınlar, bildiri dağıtırken gözaltına alındılar.

    -Batman’ın Beşiri ilçesinde 2020 yılında tecavüz ettiği İpek Er’i intihara sürükleyen uzman çavuş Musa Orhan’a dönük cezasızlık politikasına karşı faile “hakaret ettiği” iddiasıyla yargılanan Ezgi Mola’ya destek olmak için paylaşım yapan Hazal Kaya hakkında da “hakaret davası” açıldı. Hazal, emniyete giderek ifade verdi.

    -Emine Şenyaşar hakkında 2 yeni dava açıldı. AKP’li İbrahim Halil Yıldız’a “hakaret” ettiği iddiasıyla açılan soruşturmalardan 2’sinin davaya dönüşmesiyle toplamda 10 dava açılmış oldu.

    -Kalıcı yaz saati uygulaması için belgesel çekimi görüntüleri gerekçe gösterilerek tutuklanan belgesel yönetmeni Sibel Tekin, tahliye oldu.

    -Şırnak’ın Cizre ilçesinde 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde şiddete karşı yürüyen kadınlar hakkında soruşturma açıldı.

    -Musa Orhan’ın suç duyurusu üzerine hakkında dava açılan sanatçı Farah Zeynep Abdullah, bin 300 TL adli para cezasına çarptırıldı.

    -Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) hakkında ‘ahlaka aykırı faaliyet yürütmek’ iddiasıyla ve kapatılması talebiyle açılan davanın 4’üncü duruşması görüldü. Dava reddedildi.

    -Kadın örgütlerinin, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararının iptaline ilişkin Danıştay’a açtıkları davanın duruşması görüldü. Danıştay savcısı mütalaasını açıkladı. Savcı, kararın iptali yönünde karar verilmesini istedi. Mahkeme başkanı ise davaya dair kararını daha sonra yazılı olarak tebliğ edeceğini söyledi.

    -Demans hastası olduğu gerekçesiyle 27 Ekim 2022’de Kocaeli 1 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tahliye edilen eski HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk, 2012 tarihli bir soruşturma gerekçesiyle evinde gözaltına alındı. Tuğluk,  ifade işleminin ardından serbest bırakıldı.

    -Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından açılan soruşturma kapsamında gözaltına alınan HDP eski İstanbul Milletvekili Hüda Kaya tutuklandı.

    -Tutuklu Kürt siyasetçi Gültan Kışanak tutukluluk süresi dolmasına rağmen tahliye edilmedi. Kışanak, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde yaptığı konuşma nedeniyle “örgüt propagandası yapmak” suçlamasıyla 5 yıla kadar hapis istemiyle açılan bir başka dava daha bulunuyor.

    KADIN GAZETECİLER HEDEFTEYDİ

    Türkiye’de gazeteciler yazdıkları veya söyledikleri nedeniyle cezaevinde tutuluyor. Gazeteciler özgürlüğünü yitirirken toplumun haber alma hakkı da engellenmiş oluyor. Gazetecilikte Kadın Koalisyonu (CFWIJ), 2023 yılının raporuna göre Türkiye, özellikle Kürt kadın gazetecileri susturmak için yasayı silah olarak kullanan ülkelerin başında geliyor.

    Kadın gazeteciler yıl boyunca şunları yaşadı:

    -PİRHA muhabiri Dilan Şimşek, Cumartesi Anneleri eylemini takip ederken polis tarafından darp edilerek gözaltına alındı.

    -JINNEWS muhabiri Elfazi Toral ile Demokratik Modernite çalışanı Sema Korkmaz, İstanbul’da haber takibi sırasında polis saldırısına maruz kalarak, gözaltına alındılar.

    -Jinnews muhabiri Nazlıcan Yıldız tutuklandı.

    -Gazeteci Beritan Canözer serbest bırakıldı.

    -MA muhabiri Yüsra Batıhan hakkında, depremde yapılan haberleri sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlar gerekçesiyle soruşturma açıldı.

    -Beş gün gözaltında tutulan Yeni Yaşam gazetesi çalışanı Rojin Altay, savcılık ifadesinin ardından adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

    -HDP Milletvekili Remziye Tosun, Diyarbakır Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutulan gazeteci Derya Ren’e yönelik çıplak arama dayatmasını Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’a sordu.

    -Gazeteci ve akademisyen Nagihan Akarsel’in cenazesini takip ettiği sırada gözaltına alınan Jinnews muhabiri Dilan Babat hakkında “Türk devleti ve kurumları aleyhinde sözde haber yapma” iddiasıyla dava açıldı.

    -Gözaltına alınan gazeteci Dilan Akyol’un yaptığı haber gerekçe gösterilerek, “örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla adliyeye sevk edildi. Ardından serbest bırakıldı.

    -Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eş Başkanı gazeteci Dicle Müftüoğlu tutuklandı.

    -Gazeteciler Sibel Yükler, Evrim Deniz, Evrim Kepenek gözaltına alındı. İfadeleri alındıktan sonra serbest bırakıldı.

    -Mezopotamya Ajansı (MA) Muhabiri Ceylan Şahinli “örgüt üyeliği” iddiasıyla yargılandığı davada beraat etti.

    -Ankara’daki bombalı eyleme dair yaptığı değerlendirmeler gerekçesiyle gözaltına alınan Gazeteci Ayşenur Arslan, ifade verme işlemlerinin ardından serbest bırakıldı.

    -Şırnak’ta 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında yapılmak istenen yürüyüşte gözaltına alınan Mezopotamya Ajansı (MA) muhabiri Zeynep Durgut ve JINNEWS muhabiri Rozerin Gültekin serbest bırakıldı.

    -16 gazetecinin tutuklanmasını protesto ederken darp edilerek gözaltına alınan gazeteci Sibel Yükler’e Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefetten dava açıldı.

    -Diyarbakır merkezli yürütülen soruşturma kapsamında 2022 yılında tutuklanan gazeteciler Remziye Temel, Safiye Alagaş, Elif Üngür ve Neşe Toprak’ın tahliyesine karar verildi.

    -29 Ekim 2022’de gazetecilik faaliyetleri ile suçlanarak tutuklanan Mezopotamya Ajansı ve JİNNEWS muhabirleri Berivan Altan, Habibe Eren, Diren Yurtsever, Öznur Değer ve Ceylan Şahinli tahliye edildi.

    -“Terörle mücadelede görev almış kişileri hedef göstermek” suçlamasıyla Duvar Gazetesi’nden Evrim Deniz, Bianet’ten Evrim Kepenek ve T24 editörü Sibel Yükler gözaltına alındı. Gazeteciler adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

    KADINLARIN BAŞARILARI

    Kadınlar 2023 yılında sadece şiddet ve olumsuz olaylarla gündeme gelmedi. Hayatın her alanında var olma mücadelesi veren kadınların başarıları ödüllendirildi.

    -İsveç merkezli Olof Palme Uluslararası Anlayış ve Ortak Güvenlik için Anma Fonu’nun 1987’den bu yana her yıl verdiği Olof Palme Ödülü’ne bu sene, Ukrayna, İran ve Türkiye’den üç kadın insan hakları savunucusu layık görüldü. Ödül, İHD Eş Genel Başkanı avukat Eren Keskin, Ukraynalı Psikolog Marta Chumalo ve İranlı gazeteci, insan hakları savunucusu Narges Mohammadi’ye verildi.

    -Kars Barosu, 2022 Adalet Ödülü’nü Urfa Adliyesi önünde adalet arayan Emine Şenyaşar’a verdi.

    – Uluslararası İnsan Hakları Forum ve Film Festivali’nde, Diyarbakır’da erkek şiddeti sonucu ağır yaralanan Mutlu Kaya’nın hikayesini konu alan “My Name is Happy” (Benim Adım Mutlu) filmine iki ödül verildi.

    -Jina Mahsa Amini’nin katledilmesini ilk duyuran gazeteci Nilifer Hamediye Alman Gazeteciler Derneği tarafından ödül verildi.

    -Avrupa Parlamentosu, Sakharov Düşünce Özgürlüğü Ödülü’nü, Mahsa Amini ve “Jin jiyan azadî” hareketine verdi.

    -2023 Nobel Barış Ödülü, cezaevindeki İranlı kadın aktivist Nergis Muhammedi’ye verildi. Ödülün, İran’da kadınlara yönelik baskılara karşı verdiği mücadele ve insan hakları mücadelesi nedeniyle verildiği açıklandı.

    – 2023 Nobel Tıp Ödülü’nü, MRNA aşısıyla ilgili çalışmaları nedeniyle, Covid aşısının bulunmasını sağlayan teknolojiyi geliştiren çalışmalarından ötürü Katalin Kariko ve ABD’li Drew Weissman kazandı.

    -Nobel ödüllerinin sonuncusu olan Ekonomi Ödülü, kadınların işgücü piyasasındaki yeri üzerine yaptığı çalışmalardan dolayı Harvard Üniversitesi Profesörü Claudia Goldin’e verildi.

    -Uluslararası İnsan Hakları Forum ve Film Festivali’nde, Diyarbakır’da erkek şiddeti sonucu ağır yaralanan Mutlu Kaya’nın hikayesini konu alan “My Name is Happy” (Benim Adım Mutlu) filmine iki ödül verildi.

    -Doğan Kitap’ın Duygu Asena’nın anısını ve fikirlerini yaşatmak için 2007’den bu yana her yıl düzenlediği Duygu Asena “Kadının Hala Adı Yok” Roman Ödülü Arlin Çiçekçi’nin “Servi Nine ve Üç Güzeller” adlı eserine verildi.

    -Don Ansim veya United Women of Italy’nin Renata Fonte Ödülü, 2023 yılında kadına yönelik şiddete karşı, cinsiyet eşitliği ve özgürlüğü için mücadele yürüten dört Afganistanlı kadına verildi.

    -Cannes Film Festivali’nde En İyi Kadın Oyuncu Ödülü “Kuru Otlar Üstüne”deki performansıyla Merve Dizdar’a verildi. Dizdar, konuşmasında ödülünü mücadele eden kadınlara adadığını ifade etti.

    -26’ncı Uçan Süpürge Kadın Filmleri Festivali yapıldı. Törende ödül alan isimler, konuşmalarında mücadele ve umut vurgusu yaparken, ödüllerini Çiğdem Mater’e ithaf etti.

    -Free Press Unlimited’ın düzenlediği “En Dirençli Gazeteci Ödülü” DFG Derneği’nin tutuklu Eş Başkanı Dicle Müftüoğlu’na verildi.

    -Kürt aktivist Hêro Wekîl’e, Cenevre İnsan Hakları Merkezi tarafından “2023 Doğa Hakları Kadın Kahramanları” ödülü verildi.

    DÜNYADA KADINLAR CEPHESİNDE NELER YAŞANDI?

    2023 yılında Türkiye’de olduğu gibi dünyanın birçok yerinde de kadınlar kazanımları ve hakları için mücadele etti. Kimi ülkelerde eşitlikçi kazanımlar elde edilirken Afganistan’da Taliban’ın yönetimi ele geçirmesiyle kadınlar için daha karanlık bir yıl oldu 2023.

    Aynı şekilde İran’da da kadınlar başörtüsü zorunluluğu başta olmak üzere birçok sorunla mücadele etmek zorunda kaldı.

    -İran’da Jina Mahsa Amini’nin katledilmesiyle başlayan “Jin jiyan azadî” isyanı hükümetin tüm saldırılarına rağmen 2023 yılında da sürdü. Amini’nin katledilmesinin ardından dünyanın hemen her yerinde süren kadın mücadelesinin yeni şiarı haline gelen “Jin Jiyan Azadi /Kadın Yaşam Özgürlük” sloganı kadın sokak hareketinin öznesi haline geldi. Ve tüm dünyada ülke ülke yayıldı. Amini’nin katledilmesine ilişkin ilk haberi yapan iki gazeteciye ise hapis cezası verildi. Amini’nin ardından zorunlu başörtüsüne uymadığı için işkence edilen Armita Geravand (16) hayatını kaybetti.

    -Taliban’ın yönetimi ele geçirdiği Afganistan’da bir grup kadın, yeni yönetimde haklarının geri alınmaması için eylem yaptı. Başkent Kabil’de ellerinde pankartla bir video çeken kadınlar, “Çalışmak, eğitim ve siyasi katılım her kadının hakkıdır” sloganını attı. Afganistan Ulusal Gazeteciler Birliği, Taliban’ın yönetime gelmesinin ardından kadınların medyadaki varlığının iki yıl öncesine göre yüzde 64 oranında azaldığını duyurdu. Taliban Enformasyon ve Kültür Müdürlüğü, Ramazan ayı boyunca müzik yayını yaptığı iddiasıyla, “Kadınların Sesi” isimli yerel radyo istasyonunu kapattı. 2 ay sonra radyo tekrar yayına başladı.

    -Suudi Arabistanlı öğrenci Salma el-Shehab, sosyal medyada ‘muhalif ve aktivistlerin paylaşımlarını retweet ettiği için’ 34 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Avrupa Suudi İnsan Hakları Örgütü (ESOHR) bunun, bir muhalife verilen en uzun hapis cezası olduğunu açıkladı.

    -Filistinli Yazar Adania Shibli’ye, “İsrail’deki savaş” gerekçesiyle Frankfurt Kitap Fuarı’nda verilecek olan ödül töreni iptal edildi.

    -Arjantin’de 14 yaşındaki bir kız çocuğun polisten yardım istenmesine rağmen öldürülmesi kadınlar arasında infial yarattı. Polisi kadın cinayetlerine kayıtsız kalmakla suçlayan yüzlerce kadın, Mendoza bölgesinde adalet sarayını ateşe verdi. Öte yandan Arjantin Ulusal Kongresinin alt kanadı Temsilciler Meclisi’nde birçok durumda kürtajı yasallaştıracak tasarı kabul edildi.

    -Meksika’da binlerce kadın, polis tarafından boynu kırılarak öldürülen göçmen Victoria Salazar için başkent Mexico City’de sokaklara döküldü. Protestocuların polisle çatışması sonucu 32 kişi yaralandı. Kadın hareketinin mücadelesinin sonucu olarak Meksika Yüksek Mahkemesi tecavüz sonucu hamile kalan 12-17 yaşları arasındaki çocukların, anne baba onayına gerek kalmadan kürtaj yapabilmesine karar verdi.

    -ABD’nin Teksas eyaletinde kadınların hamileliklerinin 6’ncı haftasından sonra kürtaj olmasını yasaklayan yasa yürürlüğe girdi.

    -Polonya’da aylardır tartışılan ve büyük tepkilere sebep olan kürtaj yasağı yürürlüğe girdi. Yasağın yürürlüğe girmesi ile birlikte ülke genelinde protestolar yeniden başladı.

    -Londra’da 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla İngiliz feminist örgütlerin organize ettiği “Million Women Rise” yürüyüşü, binlerce kadının katılımıyla “Bir kadın, bir beden, bir şarkı, bir sevgi” şiarıyla gerçekleşti.

    -Avrupa Birliği (AB), 8 Mart Dünya Kadınlar Günü öncesinde kadına yönelik cinsel şiddet faillerine yaptırım uygulama kararı aldı. Hollanda’nın girişimiyle alınan karar, aynı zamanda kurumun bu bağlamda kabul ettiği ilk yaptırım paketi.

    -İspanyol milletvekilleri tarihi bir adım atarak, şiddetli regl ağrısı çeken kadınlara ücretli tıbbi izin verilmesini öngören yasal düzenlemeyi onayladı. Böylece İspanya, bu tür bir yasayı onaylayan ilk Avrupa ülkesi oldu. Ayrıca hükümet, şirket yönetim kurullarında en az yüzde 40 kadın temsilini zorunlu kılan yasayı çıkarmaya hazırlandığını duyurdu.

    -Japonya, toplumsal cinsiyet eşitsizliği ile mücadelede çok önemli bir adım attı. Yeni kurallara göre; büyük şirketler erkekler ve kadınlar arasındaki ücret farklarını açıklamak zorunda kalacak.

    -İspanya’da cinsiyet eşitliği için kadınların mücadelesi sonucunda hükümet, cinsiyet eşitliğine yönelik yeni bir adım atma hazırlığında. Hükümet, şirket yönetim kurullarında en az yüzde 40 kadın temsilini zorunlu kılan yasayı çıkarmaya hazırlandığını duyurdu.

    -Yeni Zelanda’da yoksullukla mücadele çalışmaları kapsamında tüm okullarda ücretsiz regl ürünleri dağıtılmasına karar verildi.

    -Latin Amerika ülkesi Bolivya’da ‘Kültürler, Dekolonizasyon ve Depatriarkalizasyon Bakanlığı’ kuruldu. Bakan olarak ise Sabina Orellana atandı.

    -Güney Kıbrıs’ta oy birliğiyle onaylanan ve Ceza Yasası’nda değişikliğin yolunu açan yasaya göre bundan böyle tecavüz suçu işleyenler müebbet hapisle cezalandırılacak. Ceza, sadece kadınlara değil, erkeklere ve LGBTİ bireylere tecavüzü de kapsıyor.

    -İzlanda’da kadınlar 48 yıl sonra ilk kez eşit ücret talebiyle greve çıktı. Kadınlar başkent Reykjavik’te de eşit ücret talebiyle büyük bir miting yaptı.

    -Cinsiyete dayalı bir şiddet eylemi olarak ifade edilen feminiside karşı Belçika, bir yasa çıkardı. Yasa sadece feminisidleri değil, aynı zamanda bu tür suçlara öncülük edebilecek cinsel, psikolojik ve zorlayıcı kontrol gibi farklı şiddet biçimlerini de tanımlıyor.

    -İsviçre’de emeklilik yaşının yükseltilmesi, cinsiyetçi ve cinsel şiddet, feminisid (kadın cinayetleri), ücret eşitsizliği, yapısal ırkçılık, çocuk bakım tesislerinin finanse edilmemesi, homofobik ve transfobik ayrımcılık, kürtaj hakkına yönelik saldırılar sebebiyle feminist greve yüzbinlerce kadın katıldı.

    Fatoş SARIKAYA/PİRHA

  • Protestoların sürdüğü Sri Lanka’da halk, devlet başkanlığı konutunu bastı

    Protestoların sürdüğü Sri Lanka’da halk, devlet başkanlığı konutunu bastı

    PİRHA-Ekonomik kriz nedeniyle protestoların sürdüğü Sri Lanka’da halk, devlet başkanlığı konutunu bastı. Sri Lanka Cumhurbaşkanı Rajapaksa’nın ise konuttan kaçtığı aktarıldı.

    Güney Asya ülkesi olan Sri Lanka ekonomik kriz nedeniyle resmi iflas açıklamasında bulunmuştu. Ülkede hükümet karşıtı protestolar devam ederken, ticari başkent Colombo’da binlerce eylemci polis barikatlarını aşarak devlet başkanlığı konutunu bastı. Sri Lanka Cumhurbaşkanı Rajapaksa’nın ise konutundan kaçtığı ifade ediliyor.

    Yerel haber kanalı NewsFirst’ün aktardığına göre, Sri Lanka bayrakları taşıyan bazı protestocular hükümet binasına girdi. Devlet Başkanı Gotabaya Rajapaksa’nın ise nerede olduğu henüz belirlenemedi.

    Colombo’da polisin, protestoculara biber gazıyla saldırdığı aktarıldı. 37 yaşındaki balıkçı Sampath Perera, eyleme katılmak için Colombo’nun 45 kilometre kuzeyindeki sahil kasabası Negombo’dan kalabalık bir otobüsle geldiğini söyledi. Perera, “Gota’ya defalarca gitmesini söyledik ama o hala iktidara tutunuyor. O bizi dinleyene kadar durmayacağız” dedi.

    NE OLMUŞTU?

    22 milyon nüfuslu ada ülkesi yakıt, gıda ve ilaç gibi ürünlerin ithalatı için gereken dövizi bulmakta zorlanıyor. Tarihinin en büyük ekonomik kriziyle karşı karşıya olan Sri Lanka’da halk, elektrik kesintilerinin günde 13 saati bulmasının ardından mart sonunda protestolarını yoğunlaştırmıştı.

    Hükümet, durumdan ülkenin en büyük döviz kaynağı olan turizmi olumsuz etkileyen Covid-19 salgınını sorumlu tutuyor. Ancak birçok kişi sorunun ekonominin kötü yönetilmesi olduğunu söylüyor. Ülke, mayıs ayında tarihinde ilk kez dış borcunu ödeyememiş ve temerrüde düşmüştü.

    (HABER MERKEZİ)

  • Dünyada her 10 kişiden biri yeterince beslenemiyor

    Dünyada her 10 kişiden biri yeterince beslenemiyor

    BM’nin raporuna göre dünya çapında açlıkla mücadele edenlerin sayısı 2014 yılından bu yana 60 milyon kişi arttı. Şu anda dünya nüfusunun yüzde 9’a yakını yeterli ölçüde beslenemiyor.

    Birleşmiş Milletler (BM), kendisine bağlı Dünya Gıda Programı (WFP), Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu (IFAD) tarafından birlikte hazırlanan Dünya Gıda Güvenliği ve Beslenme Raporu’nu yayımladı.

    Rapora göre, dünya çapında açlıkla mücadele eden insan sayısı 2014 yılından bu yana yaklaşık 60 milyon kişi arttı.

    Verilere göre 690 milyon insan, ya da bir başka deyişle dünya nüfusunun yüzde 9’a yakını yeterli ölçüde beslenemiyor.

    DW Türkçe’de yer alan habere göre açlık sorununun en fazla olduğu kıta Afrika. Burada her beş kişiden biri, hayatını açlık sınırının altında sürdürmeye çalışıyor.

    Raporda Corona virüsü salgını nedeniyle dünya çağında beslenme sorununun arttığına işaret edildi. Bu sürecin devam etmesi durumunda yeterli beslenemeyen insan sayısı 2030 yılında 840 milyon kişiye çıkabilir.

    Salgın sebebiyle uygulanan sokağa çıkma kısıtlamaları ve nakliye yollarının kısmen kapatılması gibi önlemlerin, çok sayıda insana gıdaya ulaşma sorunu yaşattığı da raporda yer alırken, bu sebepten dolayı yaklaşık 130 milyon insanın daha açlık çekmeye başladığının tahmin edildiği ifade edildi.

    Yine BM’nin raporuna göre dünya nüfusunun yaklaşık 3 milyarlık kesimi sağlıklı besin maddelerine ulaşamıyor. Bu kişilerin yaklaşık 1,9 milyarlık kesimi Asya’da, 965 milyonluk bölümü ise Afrika’da yaşıyor.

    BM’ye göre dengesiz beslenmenin yarattığı sağlık sorunları, 2030 yılına kadar tahminen 1,3 trilyon dolar büyüklüğünde sağlık harcamasını beraberinde getirecek.

    Öte yandan hem zengin hem de yoksul ülkelerde aşırı kilolu insan sayısı da giderek artıyor.

  • Dünya çapında vaka sayısı 10 milyonu geçti

    Dünya çapında vaka sayısı 10 milyonu geçti

    Koronavirüs salgınında kritik bir eşik aşıldı. Küresel çaptaki vaka sayısı 10 milyonu geçti. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre yedi ay içinde kaydedilen bu sayı, yıllık grip vakalarının yaklaşık iki katı… 

    Reuters Ajansı, Dünya çapındaki koronavirüs vakalarının sayısının 10 milyonu aştığını duyurdu. Bu sayı, yedi ay içinde yaklaşık yarım milyon kişinin ölümüne yol açan Covid-19 hastalığının yayılmasında kritik bir eşiği temsil ediyor.

    Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) verilerine göre, koronavirüs vakalarının yedi ay içinde ulaştığı sayı, her yıl kaydedilen ağır grip vakalarının şimdiden yaklaşık iki katına çıkmış durumda. 10 milyon vaka eşiği, birçok ülkenin sokağa çıkma kısıtlamalarını hafiflettiği ancak vaka sayılarında yeniden artışa sahne olduğu bir dönemde aşıldı.

    Küresel çaptaki vakaların yaklaşık yüzde 75’i, Kuzey Amerika, Latin Amerika ve Avrupa ülkelerinde görüldü. Asya vakaların yüzde 11’ine, Ortadoğu ise yaklaşık yüzde 9’una sahip.

    Yedi aylık dönemde, korona kaynaklı 497 bin ölümün kayıtlara geçtiği belirtiliyor. Bu sayı da, grip kaynaklı yıllık ölümlere yaklaşık olarak eşit görünüyor.

  • Dünya genelinde salgında vaka sayısı 9 milyonu aştı

    Dünya genelinde salgında vaka sayısı 9 milyonu aştı

    Dünya genelinde 470 bin insanın hayatını kaybettiği koronavirüs salgınında vaka sayısı 9 milyonu aştı. Resmi rakamlara göre Covid-19 nedeniyle 4 bin 950 kişinin hayatını kaybettiği Türkiye’de vaka sayısı ise 190 bine yaklaştı.

    Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), son 24 saatte tespit edilen yeni koronavirüs vakalarının sayısının rekor kırdığını açıkladı.

    Yeni vakaların çoğunun Kuzey ve Güney Amerika kıtalarında tespit edildiği duyuruldu.

    DSÖ’ye göre vakaların 50 binden fazlası üç ülkede, Brezilya, ABD ve Hindistan’da görüldü.

    Artan vaka sayısının, artan test kapasiteleriyle de ilişkilendirildiği belirtiliyor.

    Gerçek zamanlı istatistikler sağlayan Worldometer internet sitesinde yer alan verilere göre, dünya genelinde vaka sayısı 9 milyon 51 bin 949’a, can kaybı sayısı da 470 bin 822’ye yükseldi.

    Covid-19 salgınının yayılmasını engellemek amacıyla Uşak, Ordu, Urfa ve Konya’nın bazı yerleşim yerlerinde karantina uygulaması başlatıldı.

    Bu yerleşim yerleri şöyle:

    *Uşak’ın Sivaslı ilçesine bağlı Cinoğlu köyü

    *Ordu’nun Belen mahallesi

    *Urfa’nın Siverek ilçesinin Ayrancı mahallesindeki Çukuryanı Sokak ile kent genelinde 25 bina

    *Konya’nın Seydişehirilçesine bağlı Kesecik mahallesi

    Robert Koch Enstitüsü, Almanya’da dört günlük virüs bulaştırma katsayısı “R0” değeri ortalamasının 2,88’e yükseldiğini açıkladı.

    Enstitünün dün yayımladığı verilere göre, yedi günlük ortalama R0 değeri de 1,55’ten 2,03’e yükseldi.

    Açıklamada, R0 değerindeki bu artışın büyük oranda Kuzey Ren Vestfalya eyaletindeki görülen vaka artışlarından kaynaklandığı belirtildi.

    Eyaletteki bir mezbahada çalışan bin 300’den fazla işçide koronavirüs tespit edilmiş ve 7 binden fazla kişi de karantinaya alınmıştı.

    Açıklamada, “Bölgesel görülen artışların dışındaki vaka sayılarının yükselip yükselmediği başta olmak üzere, önümüzdeki günlerde yaşanacak gelişmelerin yakından takip edilmesi gerekiyor” dedi.

    “R0” (R-naught) en basit haliyle bir kişinin virüsü bulaştıracağı kişi sayısını gösteriyor. R0 değeri hesaplanırken vaka sayısı ve can kaybı oranının yanı sıra kuluçka ve bulaşıcılık süresi, bulaşma yolu ve yöntemi gibi etkenler de hesaplamalara dahil ediliyor.

    Uzmanlar, salgının kontrol altına alınmasında R0 değerinin 1’in altında tutulması gerektiğini söylüyor.

  • Dünya genelinde koronavirüsten can kaybı 439 bin 228’e yükseldi

    Dünya genelinde koronavirüsten can kaybı 439 bin 228’e yükseldi

    Dünya genelinde koronavirüs nedeniyle hayatını kaybeden insan sayısı 439 bin 228’e, virüs tespit edilen kişi sayısı 8 milyon 120 bin 87’ye yükseldi.

    Çin’in Hubey eyaletine bağlı Vuhan kentinde ortaya çıkan yeni tip koronavirüsün (Covid-19) tespit edildiği kişi sayısı dünya genelinde 8 milyon 120 bin 87’ye ulaştı.

    Covid-19 görülen ülke ve bölgelerdeki yeni vakalara ilişkin güncel verilerin derlendiği “Worldometer” internet sitesine göre, dünya genelinde virüs nedeniyle 439 bin 228 kişi öldü, virüs tespit edilen 4 milyon 232 bin 356 kişi iyileşti.

    Dünya genelinde halen tedavisi süren 3 milyon 448 bin 503 aktif vaka bulunurken, virüs tespit edilenlerin sayısı da 8 milyon 120 bin 87’ye ulaştı.

    EN AĞIR BİLANÇO ABD’DE

    En fazla vaka ve ölümün görüldüğü ülke olan ABD’de 2 milyon 182 bin 950 kişide Covid-19 tespit edilirken, salgın nedeniyle 118 bin 283 kişi yaşamını yitirdi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Dünya genelindeki vaka sayısı 5 milyonu aştı

    Dünya genelindeki vaka sayısı 5 milyonu aştı

    Dünyayı etkisi altına alan koronavirüs salgınında yaşamını yitirenlerin sayısı 320 binin üzerine çıktı. Dünya genelindeki vaka sayısı ise 5 milyonu aştı.

    Çin’in Vuhan kentinde ortaya çıkan ve dünyaya yayılan koronavirüs salgınında enfekte olanların sayısı 20 Mayıs itibariyle 5 milyonu aştı.

    Covid-19 görülen ülke ve bölgelerdeki yeni vakalara ilişkin güncel verilerin derlendiği “Worldometer” internet sitesine göre 20 Mayıs itibariyle dünya genelinde Covid-19 nedeniyle 325 bin 156 kişi hayatını kaybetti, hastalığa yakalanan 1.9 milyonun üzerinde kişi de iyileşti.

    En fazla vaka ve ölümün görüldüğü ABD’de 1.5 milyonu aşkın kişide Covid-19 tespit edildi, virüs nedeniyle 93 bin 533 kişi yaşamını yitirdi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Günlük vaka sayısında Türkiye salgında ilk üçte

    Günlük vaka sayısında Türkiye salgında ilk üçte

    DSÖ’nün verilerine göre raporlar hazırlayan Polimetre, günlük vaka sayısında ABD, İngiltere ve Türkiye’nin ilk üçte olduğunu belirtti.

    Polimetre, Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) verilerinden yola çıkarak koronavirüsün karşılaştırmalı istatistiki tablosunu raporlaştırdı. 21 Nisan 2020 raporuna göre, Türkiye günlük vaka sayısında ABD ve İngiltere’den sonra 3. sıraya kadar yükseldi.

    Ortaya çıkan son tablo için “Ciddi bir uyarı” notu düşülen raporu yorumlayan Polimetre’nin sahibi Mehmet Günal Ölçer, “Ben matematik mühendisiyim, rakamları yorumlayarak bakıyorum. Salgının 2 ay içinde Avrupa’da birçok ülkede sona ereceğini hesaplayabiliyoruz. İki ay sonra Avrupa’da biterse üç ay sonra da Türkiye’de biter” tahmininde bulundu.

    ÖLÜM YOĞUNLUKLARI

    Ölçer, koronavirüs rakamlarını raporlaştırma yöntemlerini şöyle anlattı:

    “DSÖ her gün saat 12.00’de verileri açıklıyor. Biz yeni verileri eski verilerin üzerine ekleyerek günlük rapor oluşturuyoruz. İlk günden bu yana her ülke için milat tanımlıyoruz, her ülkenin miladı olarak da o ülkede ilk korona ölümünün gerçekleştiği günü kabul ediyoruz. Türkiye’de 33. gündeyiz. 33. günde İtalya, İsviçre, İspanya neredeydi bunlara bakıyoruz. Bunlara bakarken salt olay ve ölüm sayılarına değil ayrıca olay ve ölüm yoğunluklarına da bakıyoruz. Olay/ölüm yoğunluğu tanımlarından anlaşılması gereken 1 milyon nüfus başına düşen olay/ölüm sayılarıdır. Örnek vermek gerekirse 21 Nisan tarihinde Brezilya’da 113, Kanada’da 110 kişi virüs nedeniyle hayatını kaybetmiştir. Sayılar birbirine yakın gibi gözükmektedir. Ancak Kanada’nın nüfusunun 37 milyon olmasına karşılık Brezilya’nın nüfusunun 210 milyon olması bu 2 ülkenin ölüm yoğunlukları arasında yaklaşık 5.5 misli fark yaratıyor.”

    TÜRKİYE’NİN 3. SIRAYA YÜKSELMESİ ÇOK CİDDİ BİR UYARI

    Polimetre’nin Korona Günlük Raporu, WHO’nun her gün Türkiye saatiyle 12.00 sıralarında yayımlanan istatistiki bilgileri esas alınarak hazırlanmış.

    Türkiye’nin toplam vaka sayılarında 7. sırada, toplam ölüm sayılarında 12. sırada olduğu belirtilen raporda şu değerlendirmelerde bulunuluyor:

    “Günlük olay sayısında Türkiye dünyada ABD ve İngiltere’den sonra 3. sıraya yükseldi. Bu çok ciddi bir uyarıdır. Türkiye’nin günlük olay sayıları sıralamasında, günlük ölüm sayıları sıralamasından daha yukarıda yer alması, önümüzdeki günlerde ölüm sıralamasındaki yerimizin daha yukarılara çıkacağına işaret etmektedir. Bugünkü verilere göre olay sayısında 3. sıraya çıkmış olmamız vahim bir durumdur.”

    3 AY SONRA BİTER

    Türkiye’yi demokrasi endeksindeki ülkelerle karşılaştırmalı olarak değerlendirdiklerini anlatan Mehmet Günal Ölçer, ortaya çıkan tabloyu şöyle değerlendirdi:

    “İspanya’nın ölüm ivmesine baktığımızda, ivmenin negatif olduğu ve süreklilik arz ettiği görülmektedir. İspanya’nın ortalama ölüm hızının, ortalama ivmeye bölünmesi halinde İspanya’da ölümlerin ne zaman sona ereceğini hesaplamak mümkün olur. Kabaca rakamlarla konuşacak olursak bu 800/20=40 günü işaret etmektedir. Ben matematik mühendisiyim rakamları yorumlayarak bakıyorum. İki ay sonra bu gidişi sürdürürse adını andığım ülkelerde sevindirici haberleri görürüz. İki ay sonra Avrupa’da biterse üç ay sonra da Türkiye’de biter.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Dünyada koronavirüs vaka durumu nasıl?

    Dünyada koronavirüs vaka durumu nasıl?

    İletişim Başkanlığı dünya genelindeki koronavirüs vaka durumunu açıkladı.

    İletişim Başkanlığı, dünya genelinde yeni tip koronavirüsün (Covid-19) görüldüğü ülkelerdeki vaka, ölüm ve taburcu sayılarını açıkladı.

    İletişim Başkanlığının Twitter hesabında yapılan paylaşımda, Çin’in Hubey eyaletine bağlı Vuhan kentinde ortaya çıkan Covid-19’un dünya genelinde bulaştığı kişi sayısının 1 milyon 490 bini geçtiği, 87 binden fazla kişinin hayatını kaybettiği, 320 binden fazla kişinin de iyileştiği belirtildi.

  • Sanatçı Mikail Aslan’dan çağrı: Sorumlu davranalım; yaşlılarımıza sahip çıkalım-VİDEO

    Sanatçı Mikail Aslan’dan çağrı: Sorumlu davranalım; yaşlılarımıza sahip çıkalım-VİDEO

    PİRHA – Koronavirüs salgınının dünyada giderek yayılmasının ardından Sanatçı Mikail Aslan’dan çağrı geldi. Aslan, koronavirüs salgınına karşı doktorlara ve bilim insanlarına kulak verilmesi gerektiğini belirterek, “Umut ediyorum ki bu toplumsal hastalık gider ve tabiata karşı küresel bir bilinçlenme daha büyük bir saygıya dönüşür” dedi. 

    Dünyayı ve Türkiye’yi etkisi altına alan koronavirüs salgınından korunmanın en etkili yöntemi eve kapanmak. Almanya’da yaşayan sanatçı Mikail Aslan, koronavirüsten korunmak için eve kapandıklarını ifade ederek yaşlılar için de çağrıda bulundu. Aslan, dünyada olan hiçbir şeyin sebepsiz olmadığının altını çizerek, bu toplumsal hastalığın biteceğini ve tabiata karşı küresel bir bilinçlenmenin oluşacağını umut etiğini söyledi.

    “DOKTORLARIN SÖYLEDİKLERİNE KULAK VERELİM”

    Aslan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda koronavirüsten özellikle yaşlıların korunması gerektiğini belirterek şu çağrıyı yaptı:

    “Son günlerde hepimiz aynı durumları yaşıyoruz. Çoğumuz evlerimizdeyiz. Bu virüs belası çocuklarınızdan uzak dursun, kapınızın eşiğinden içeri girmesin desek de biraz da bizim gayret etmemiz gerekiyor. Nasıl bir gayret; Ana dilimizde güzel bir söz var ‘Hakk’ın bir derece aşağısında doktor var’ diyor. Bu sebeple doktorlarımızın, bilim adamlarımızın söylediklerini kulak ardı etmeyelim. Onları dinleyelim. Özellikle en büyük tavsiyeleri yaşlı insanlarımızı kalabalık ortamlardan uzak tutalım. Yaşlıları kahveden, pazardan, dükkanlardan uzak tutalım.

    “YAŞLILARIMIZA SAHİP ÇIKALIM ONLAR BİZİM KÜLTÜREL MİRASIMIZ”

    Onların alışverişini tanıdıkları, çocukları yapsın. Hepimizin yaşlıları tabiki çok değerli. Ama bizimkiler aynı zamanda kendileriyle beraber köklü bir dilimizi, tarihimizi beraberinde götürdükleri için onların ölümü diğer toplumlardaki bir ölüme benzemiyor çünkü kendileriyle beraber bizim topyekün bir kültürel varlığımızı, mirasımızı alıp getirecekler. Bu yüzdende onları koruyup sahip çıkmalıyız. Biz Almanya’da yaşıyoruz. Alman toplumu bu durumu iyi kavramış. Bu sorumluluğu herkes yerine getirirse dünyadaki bu acılar daha azalacak. Bu konuda önemli olan sorumluluk almaktır.

    “TABİATTA OLAN HİÇBİRŞEY SEBEPSİZ DEĞİLDİR, HEPSİNDE SORUMLULUĞUMUZ VARDIR”

    Son zamanlarda Dersim’den de haberler geldi. Bazı insanlar hastalığın ciddiyetinin farkında değiller o sebeple rahat davranıyorlar. Bizler yakın çevremizde dostlarımızda bu hastalıkları gördük yaşadık. Bunlar kulak arkası edilecek bir şey değil. Hepimizin sağlığı için biraz sorumluluk sahibi olalım.

    Umarım kısa sürede bu büyük küresel sorun sonlanır. Her çöküşün her ölümün sonunda bir başlangıç vardır, umut ediyorum ki bu büyük toplumsal hastalık (virüs, vicdansızlık) bütün bu negatif durumlar bu hastalıkla beraber gider ve küresel virüs, kriz ve  küresel bir bilinçlenme tabiata karşı daha büyük bir saygıya dönüşür. Dünyada tabiatta olan hiç bir şey sebepsiz değildir, hepsinde bizim sorumluluğumuz vardır. Bizler tabiatta, birbirimize ve dağa, taşa, kuşa karşı çok hor davrandık  yüzyıllardır ve kendimiz yaşlandık, tabiatımızı da yaşlandırdık, doğamızı da yaşlandırdık. Sonuç olarak hepimizin derdine derman tabiatın derdine derman yaşlılarımızın derdine derman.. Hepimize kucak dolusu sevgiler. Lütfen sağlıklı kalın.”

    Dersimli sanatçı Doğan Çelik de sosyal medyadan yaptığı çağrıda, “Kendi sağlığınız için dışarı çıkmayın. Kendinize iyi bakın kalın sağlıcakla” dedi.

    Sanatçılar sosyal medyadan konser vererek takipçilerinin güzel zaman geçirmesine olanak sağlıyor.

    PİRHA/İSTANBUL

     

     

     

     

  • PSAKD: Bilime, sağlığa bütçe yok ama Kanal İstanbul’a var!

    PSAKD: Bilime, sağlığa bütçe yok ama Kanal İstanbul’a var!

    PİRHA – Pir Sultan Abdal Kültür Derneği tarafından yapılan açıklamada Dünya’yı ve Türkiye’yi kuşatan koronavirüs salgınıyla mücadele konusunda AKP iktidarının yetersiz olduğu ve halka adeta ‘başınızın çaresine bakın’ denildiği belirtildi. Açıklamada, Diyanete ve ranta aktarılan devasa bütçeler, sağlık ve eğitime doğru kullanıldığı taktirde bu virüs salgını ile daha kolay baş edebileceği kaydedildi. 

    Türkiye’de 11 Mart’tan bu yana koronavirüs nedeniyle 92 kişi yaşamını yitirirken, koronavirüs vaka sayısı 5 bin 698 oldu.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, koronavrüs salgınının Dünya’yı ve Türkiye’yi kuşattığı belirtilen açıklamada salgın ile başa çıkmak için çağdaş insanların çabalarken AKP iktidarının ise rant peşinde koştuğuna dikkat çekildi.

    Emekçilerin vergisi ile var olan ülke bütçesinin dindar ve kindar nesiller yetiştirmek adına Diyanete, tarikatlara ve bir avuç yandaşa aktarıldığı belirtilen açıklamada, Kızılay’ın günlerdir ortada olmadığına dikkat çekilerek, hükümetin çözüm üretmek yerine, halkı din ile yönetme sevdasından vazgeçmediği kaydedildi.

    “BİLİME, SAĞLIĞA BÜTÇE YOK AMA KANAL İSTANBUL’A VAR!”

    Dünyada demokrasi olan tüm ülkelerde ücretli izin, sağlık taraması, zorunlu ihtiyaçların karşılanması gibi önlemlerin alındığı belirtilen açıklamada, “Türkiye’de ise önlem olarak, emlak vergisinde ve uçak biletlerinde indirim ve dua edin deniliyor”denildi. 

    Halka adeta ‘başınızın çaresine bakın’ denildiği kaydedilen açıklamaya şöyle devam edildi:

    “İşçilere, memurlara, işsizlere evden çıkmayın derken, kira, fatura ve zorunlu ihtiyaçları nasıl karşılanacak belli değil. Siyasal İslam tam olarak budur. Bilime, sağlığa bütçe yok ama kanal İstanbul’a var! Ülkede milyonlarca insan işsizken, milyonlarca insan açlık, sefalet ve borç batağında yaşarken, devlet bütçesini özel mülkiyeti gibi kullanmak hiç kimsenin hakkı değildir, olamaz.

    Diyanete ve ranta aktarılan devasa bütçeler, sağlık ve eğitime doğru ve dürüst kullanıldığı taktirde bu virüs salgını ile daha kolay baş edebiliriz. Devleti din ile yönetenler halkın yalnızca bu gününü değil geleceğini de çalıyor. Salgın karşısında kendileri her türlü bilimsel destekten faydalanırken yıllardır yoksulluğa mahkum ettikleri halka “dine sarılın” diyorlar. Virüs ile mücadelede küresel ve bilimsel bir ortak akıla ihtiyaç vardır.” 

    “TÜM ÇALIŞANLAR ÜCRETLİ İZNE AYRILMALI”

    PSAKD, koronavirüs salgınına karşı alınması gereken önlemleri ise şöyle sıraladı:

    • Ülkedeki tüm çalışanlar ücretli izine ayrılsın.
    • Her türlü borçların faizleri silinip bir yıl ertelensin.
    • Evsiz insanlar mutlaka sağlıklı mekanlara yerleştirilsin.
    • İşyerleri ve ev kiralarını bir yıllığına devlet ödesin.
    • Ücretsiz sağlık taraması yapılsın.
    • Diyanete ayrılan bütçe ve diyanete ait olan tüm tesisler virüs ile mücadeleye devredilsin.
    • Başta Kanal İstanbul olmak üzerine tüm ihaleler iptal edilip ayrılan bütçeler sağlığa harcansın.
    • Yaşlılara yönelik, hakaret ve ötekileştirici söylemlerde bulunanlar cezalandırılsın.    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Koronavirüs vaka sayısı ve can kayıpları

    Koronavirüs vaka sayısı ve can kayıpları

    Koronavirüs vaka sayıları çok hızlı bir şekilde artış gösteriyor. 7 bin 900’ün üzerinde insan yaşamını yitirdi. 

    İSPANYA: GÜNDE 2 BİNE YAKIN VAKA 

    İspanya Sağlık Bakanlığı, koronavirüs nedeniyle ölenlerin sayısının 558’e yükseldiğini açıkladı. 1 günde 2 bine yakın yeni vaka tespit edildi.

    İRAN’DA 147 KİŞİ DAHA HAYATINI KAYBETTİ 

    İran’da son 24 saatte yeni tip koronavirüs nedeniyle 147 kişi daha hayatını kaybetti, toplam can kaybı 1.135’e yükseldi

    İran’ın Simnan kentinde 103 yaşındaki bir kadın, koronavirüsü yenen en yaşlı ikinci insan olarak kayıtlara geçti.

    İTALYA: 2503 CAN KAYBI

    İtalya’da Kovid-19 tanısı konan kişi sayısı 31 bin 506’ya, can kaybı ise 2 bin 503’e ulaştı.

    İSVİÇRE

    İsviçre’deki can kaybı 27’ye çıkarken, vaka sayısı ise 2 bin 650 olarak açıklandı.

    BELÇİKA: SOKAĞA ÇIKMA YASAĞI

    Belçika’da koronavirüs salgını sebebiyle sokağa çıkma sınırlaması yürürlüğe girdi. Ülke genelinde sınırlama bugün saat 12.00’den itibaren başlayacak.

    Belçika Başbakanı Sophie Wilmes, tarafından yapılan açıklamada, “Sokağa çıkacak kişilerin acil ihtiyaç için çıkılabileceğini, ciddi önlemler alındığını ve kurallara uymayanların cezalandırılacağını” açıkladı.

    BOSNA HERSEK’TE SOKAĞA ÇIKMA YASAĞI

    Virüs bulaşan kişi sayısının 36’ya ulaştığı Bosna Hersek’te, bu sabah itibarıyla tüm kafeler, barlar, restoranlar, kültür ve spor merkezleri, müzeler, sinema ve konser salonları, tiyatrolar, sanat galerileri, yüzme havuzları ve spor salonları kapatıldı.

    Virüs tespit edilenlerin sayısının 83’e yükseldiği Sırbistan’da ise daha önce ilan edilen OHAL kapsamında, bu geceden başlayarak 20.00-05.00’te “sokağa çıkma” yasağı uygulanacak.

    MOLDOVA’DA OHAL

    Moldova’da koronavirüs nedeniyle ilk kez bir kişi hayatını kaybetti. Moldova Sağlık Bakanı Viorika Dumbrevyanu, İtalya’dan dönen 61 yaşındaki bir kadının hayatını kaybettiğini, hastanın ayrıca diyabet ve hipertansiyon rahatsızlıklarının bulunduğunu açıkladı.

    KIRGIZİSTAN’DA İLK VAKA

    Kırgızistan Sağlık Bakanı Kosmosbek Çolponbayev, ülkede ilk kez yeni tip koronavirüs vakası tespit edildiğini duyurdu.

    Kırgızistan Sağlık Bakanı Kosmosbek Çolponbayev, başbakanlık binasında düzenlediği basın toplantısında, Umre’den 12 Mart’ta dönen ve evlerinde karantinada tutulan 3 kişinin koronavirüs test sonuçlarının pozitif çıktığını açıkladı.

    LÜBNAN

    Lübnan’da yeni tip koronavirüs nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı 4’e, tespit edilen vaka sayısı ise 133’e yükseldi.

    Lübnan’da şu ana kadar 3 kişinin koronavirüsü yenerek tedavi gördükleri hastanelerden taburcu edildiği belirtiliyor.

    AB SINIRLARI KAPATIYOR

    Avrupa Birliği (AB) koronavirüs salgınını önlemek adına dış sınırlarını 30 günlüğüne kapatmayı kararlaştırdı. Ülkeler arası sınırlarda ürünler için hızlı geçiş sistemi uygulanacak.

    Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen basın toplantısında şu ifadeleri kullandı:

    “Bir virüsle mücadele ediyoruz. İnsanlarımızı ve ekonomilerimizi korumak için elimizden gelenin en iyisini yapmak zorundayız. Gerekeni yapmaya hazırız. Mevcut durum değiştikçe gerekli önlemleri almakta tereddüt etmeyeceğiz.”

    VAKA SAYILARI, CAN KAYIPLARI

    275’e yükseldiği Slovenya’da ise toplu taşıma ve tren seferleri durduruldu, halka “evlerinden çıkmamaları” çağrısı yapıldı.

    Arnavutluk‘ta virüs nedeniyle ölenlerin sayısı 2’ye çıkarken, vaka sayısı ise 59’a yükseldi. Vaka sayıları Avusturya’da bin 471’e, Çekya’da 464’e, Polonya’da 246’ya, Slovakya’da 97’ye, Hırvatistan’da 81’e, Macaristan’da 58’e, Kosova’da 19’a çıktı. Polonya’da virüsten can kaybı ise 5’e yükseldi.

  • Antalya Alevi Gençlik Platformu: Doğayı sevmek; doğalı, kendini ve yarını sevmektir

    Antalya Alevi Gençlik Platformu: Doğayı sevmek; doğalı, kendini ve yarını sevmektir

    PİRHA- Antalya Alevi Gençlik Platformu (AGEP) 3-4 Ağustos tarihleri arasında ‘Doğayı sevmek; doğalı, kendini ve yarını sevmektir’ sloganıyla temizlik kampanyası düzenledi.

    Antalya yerelinde çalışma yürüten Alevi Gençlik Platformu üyeleri 3-4 Ağustos tarihleri arasında Abdal Musa Dergahı’na yakın yerlerde bulunan Elmalı, Gömbe, Yeşilgöl ve Uçarsu mevkilerinde temizlik çalışması gerçekleştirdi. Temizlik kampanyası kapsamında iki gün alanda kalan Alevi Gençlik Platformu üyeleri temizlik çalışmasından sonra kısa bir açıklama yaparak alandan ayrıldı.

    Doğanın önemine vurgu yapılan açıklamada, “Dünyanın varlığından buyana, üç kıtanın ortasında, üç deniz iki büyük boğaz, sıra sıra dağlar, bereketli ovalar, çaylar, ırmaklar, derler ile birlikte yaşıyoruz. Dünya doğasının en kıymetli yerinde sayısız medeniyetin izleri ile tanışık bir coğrafyadayız. Halkları, inançları, kültürleri, efsaneleri yaratmış, yaşatmış bir toprağın ürünüyüz. Biz, adını doğurgan analardan alan bu toprağın insanı Anadoluluyuz. Doğası ve insanı ile bir bütünüz” denildi.

    “İNCİTTİĞİN HERŞEY HAKK’IN BİR PARÇASIDIR”

    Alevi gençlik Hareketi, yol sevdaları olduğunu, ikrar verdiklerini kaydederek, açıklamada şunlar belirtildi;

    “Bir insan ki bu yolu az buçuk kavrar ise üstünde yaşadığı yeryüzünde var olan her şeyin bir bütünün parçası olduğunu bilir. Bu düşünce ‘Birlik Felsefesi’ diye de anlatılır, ‘Vahdet-i Vücud’ diye’de… Kısaca bir şey her şey her şey bir şeydir. Her şeyin bir şey olduğunu kavrayan canlı can incitmez, dal da kırmaz, gönül ve de kırmaz. Kırdığın dal, kirlettiğin su, üzdüğün insan, avladığın hayvan Bir’in yani Hakk’ın bir parçasıdır.

    Bu düşünceyi düşünce tarihi ile olgunlaştıran, zamanın bir yerinde Ali sembolü ile süsleyen, Yunusların dili ile ‘İncinsen de incitme’ diyenlerdeniz. Bir gönle girmeyi bin Kabe yapmaktan daha güzel sayan görüş insan olmak isteyenlerin düşüncesidir. Asıl kılıcımız bilgi sembol kılıcımız ise ‘Tahta Kılıç’tır.’ Bu düşünceden dolayı ‘Düşmanımız kindir, bizim.’

    “ALEVİLİK ANLAYIŞINA GÖRE HER ŞEYİN BİR RUHU VARDIR”

    Onun için bizler zamanın derinliklerinde bir damlacık suyun anlamış suları bekleyen ruh olarak Anadolu’nun her tarafında yüzlerce ‘Sarıkız’ ziyaretleri yaratmışız. Anlayışımıza göre her şeyin bir ruhu vardır. Suları koruyan ruh da Sarı Kız’dır. Yüce dağların başlarına Sarı Kızlar adına diktiğimiz taşları, gerçekte cehaletten değil; ‘Hakk’ın bir parçası’ diye sevmişiz. Ondan olacak; gönlümüzde saklı tüm renklerden giysilerimizden birer parça koparıp; ‘Gün Ana, Kadın Ana, Kadıncık Ana, Sarı Kız Ana, Arpacı Baba, Bahar Baba, Boğa Baba, Çiçek Baba, Gül Baba, Hindi Baba, Kabak Baba, Kavak Baba, Koyun Baba, Kurt Baba, Kuş Baba, Limon Baba, Sünbül Baba, Tavşan Baba, Yağmur Baba, Alıç Dede, Ay Dede, Buğday Dede, Bulut Dede, Çam Dede, Eren Dede, Evliya Dede, Geyikli Dede, Işık Dede, Kabak Dede, Kız Bacı Dede, Kız Dede, Yel Dede’lere’  asmışız.”

    “GELECEK NESİLLERE TEMİZ BİR DÜNYA BIRAKALIM”

    Açıklamada, Sultan Nevruz ve Hızır İlyas’ın doğanın değişim günleri olduğu kaydedildi. “Ekmeğini ormanda ağaçlardan çıkaran Tahtacı; her bahar işe başlamadan bir kurban keser, cem yapar, semah döner, ‘aşım, ekmeğim senden, seni kesmek zorundayım’  der ve genç ağaca balta vurmaz” denilen açıklamada, “Abdestini gönlü ile alsa da kendini ve tüm canlıyı yaşatan suyu kirletmez, tükürmez, akarsu kenarını kirletmez.’Dağlar, taşlar ulu ağaçlar’ onun saygı duyduğu mekanlardır. Kısaca bu düşünceden olacak ‘Gördüğün ört görmediğin söyleme’ sözünde olduğu gibi çirkin ve zararlı gördüğü her şeyden uzak durur, olanağı varsa üzerini örter. Bu yolun özü bireyin olgunlaşmasıdır. İçinde yaşadığı çevreyi tanımayan çiğdir” denildi.

    Son olarak açıklamada, gelecek nesillere temiz bir dünya bırakmak için kötü olan her şeyin temizlenmesi gerektiği belirtildi. (HABER MERKEZİ)

     

  • Dünya nüfusunun 4 milyarı sosyal korumadan yoksun

    Dünya nüfusunun 4 milyarı sosyal korumadan yoksun

    PİRHA- Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) son yayımladığı rapora göre, dünya nüfusunun yarısından fazlası sosyal koruma hakkından yararlanamıyor. 

    5.2 MİLYAR İNSAN SOSYAL GÜVENLİĞE ERİŞEMİYOR

    Araştırma, dünya nüfusunun sadece yüzde 29’unun kapsamlı bir sosyal güvenliğe erişebildiğini de ortaya koyuyor. Bu oran, 2014-2015’te yüzde 27’ydi. Bu küçük artışa karşın dünya nüfusunun yüzde 71’i, yani 5.2 milyar insan, hala sosyal güvenliğe erişemiyor ya da kısmen erişebiliyor.

    SOSYAL KORUMA BİR İNSAN HAKKI 

    ILO Genel Müdürü Guy Ryder, “Sosyal korumanın eksikliği, insanları hayatları boyunca karşılaşabilecekleri hastalık, yoksulluk, eşitsizlik ve sosyal dışlanma durumlarında korumasız bırakıyor. Dünya genelinde 4 milyar insanın bu insan hakkından mahrum bırakılması, ekonomik ve sosyal gelişmenin önünde ciddi bir engel teşkil ediyor. Pek çok ülke kendi sosyal koruma sistemlerini güçlendirme konusunda uzun bir yol kat etti, ancak sosyal koruma hakkının tüm insanların gerçekliği haline getirilebilmesi için daha çok çaba sarf edilmesi gerekiyor” diyor.

    Raporda, özellikle Afrika, Asya ve Arap devletlerinde nüfusun tamamının en azından bir temel sosyal korumadan yararlanabilmesini sağlamak amacıyla, sosyal korumayla ilgili kamu harcamalarının artırılması gerektiği belirtiliyor. Raporda, kayıt dışı ekonomide yer alan işçilerin sosyal korumaya sahip olmasının, onların çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve kurallı hale getirilmesi için büyük önem taşıdığına da vurgu yapılıyor.

    Raporda yer alan dikkat çekici bulgulardan bazıları şöyle:

    HER 3 ÇOCUKTAN İKİSİ SOSYAL KORUMAYA SAHİP DEĞİL

    Dünya genelindeki çocukların sadece yüzde 35’i etkili şekilde sosyal korumaya erişebiliyor. Neredeyse her üç çocuktan ikisi, yani 1.3 milyar çocuk, sosyal korumaya sahip değil. Bu çocukların büyük çoğunluğu Afrika ve Asya’da yaşıyor.

    Ortalamaya bakıldığında ülkeler, gayri safi yurt içi hasılalarının sadece yüzde 1,1’ini 0-14 yaş aralığındaki çocukların ve ailelerinin yararı için harcıyor. Bu veri, çocuklar açısından ciddi bir yatırım eksikliğine işaret ediyor.

    Çalışma çağındaki insanlar için de sosyal koruma çok sınırlı. Yeni doğum yapmış annelerin sadece yüzde 41,1’i doğum yardımı alabiliyor. Yeni doğum yapmış 83 milyon anne ise bu haktan yararlanamıyor.

    İşsiz olan çalışanların sadece yüzde 21,8’i işsizlik yardımı alabiliyor, 152 milyon işsiz ise bu hakka sahip değil.
    Engelli kişilerin ise sadece yüzde 27,8’i engelli yardımından faydalanabiliyor.

    YARDIMLAR YAŞLILARI YOKSULLUKTAN KURTARMAYA YETMİYOR

    Dünya genelinde emeklilik yaşının üzerinde olan insanların yüzde 68’i, prim ödeyerek ya da ödemeyerek emeklilik aylığı alabiliyor.

    Emekli aylıkları ve emeklilere yapılan diğer yardımlar için ülkeler, gayri safi yurt içi hasılalarının ortalama yüzde 6,9’unu harcıyor. Raporda, yapılan bu yardımların çoğunlukla az olduğunun ve yaşlı insanları yoksulluktan kurtarmaya yetmediğinin altı çiziliyor.

    10 MİLYON SAĞLIK ÇALIŞANINA İHTİYAÇ VAR

    Rapor, dünyanın pek çok yerinde insanların sağlığa erişim hakkına tam olarak ulaşamadığını da ortaya koyuyor. Buna göre, özellikle kırsal bölgelerde nüfusun yüzde 56’sı sağlık hakkına erişemiyor. Bu oran kentsel bölgelerde yüzde 22. Rapora göre, sağlık hakkına erişimle ilgili sıkıntıların çözülmesi için 10 milyon sağlık çalışanına daha ihtiyaç var.

    Dünya nüfusunun sadece yüzde 5,6’sı, yasalarının gereği olarak yurttaşlarına uzun süreli bakım hizmeti veren ülkelerde yaşıyor. Bu nedenle tahmini 57 milyon ücretsiz aile işçisi, ‘gönüllü olarak’ uzun süreli bakım yükünü üstlenmiş durumda. Bu aile işçilerinin çoğu kadın.

  • Binlerce kadın “Ben de” diyerek cinsel tacize maruz kaldıklarını ifşa etti

    Binlerce kadın “Ben de” diyerek cinsel tacize maruz kaldıklarını ifşa etti

    PİRHA- Türkiye’de bazı çevreler tarafından kadınlara yönelik cinsel istismar “o saatte dışarıda olmasaydı, kısa etek giydiği için yaptım, tahrik etti” vb. savunmalar ve yargıda “iyi hal” gözetilmesi gibi yaklaşım ve uygulamalar ile karşılaşılsa da, dünya genelinde sosyal medya aracılığı ile kadınlar, cinsel istismarı yapanları teşhir ediyor. Oyuncu Alyssa Milano, Twitter üstünden cinsel tacize uğramış herkesi #MeToo (Ben de) etiketini kullanmaya çağırdı. Çağrı sonrasında dünyanın dört bir yanından binlerce kadın “Ben de” diyerek cinsel tacize maruz kaldıklarını ifşa etti.

    Hollywood’un ünlü yapımcılarından Harvey Weinstein’ın adının karıştığı tacizin, New York Times gazetesinde yayınlanmasının ardından, aralarında Angelina Jolie, ve Asia Argento’nun da bulunduğu birçok ünlü kadın Harvey Weinstein ile çalıştıkları dönemde benzer tacizlere maruz kaldıklarını açıkladı.

    Ardı ardına gelen taciz açıklamaları sonrası, oyuncu Alyssa Milano, Twitter üstünden cinsel tacize uğramış herkesi #MeToo (Ben de) etiketini kullanmaya çağırdı. Çağrı sonrasında dünyanın dört bir yanından binlerce kadın “Ben de” diyerek cinsel tacize maruz kaldıklarını ifşa etti.

    Sosyal medya üzerinden cinsel tacize uğramış olduklarını belirten kadınlar arasında Sherly Crow, Björk, Evan Rachel Wood, Melanie Lynskey, Patricia Arquette gibi isimler de bulunuyor.

    Alyssa Milano, 24 Ekim’de Twitter üstünden yaptığı paylaşımla 85 ülkeden 1 milyon 700 bin kişinin #MeToo etiketi ile çağrıya ses verdiğini açıkladı.

    Benzer durum Avrupa Parlamentosuna da yansıdı.

    AP milletvekillerinin kurum içerisindeki cinsel taciz iddialarını soruşturması için bağımsız bir komitenin görevlendirilmesini istedi.

    Fransız Milletvekili Edouard Martin cinsel taciz iddialarıyla ilgili “Avrupa Parlamentosu’nda başka herhangi bir yere kıyasla daha fazla taciz söz konusu değildir” diye konuştu. AP Başkanı Antonio Tajani suçlamaları ‘şok edici’ olarak nitelendirmiş ve konuya el atacaklarını açıklamıştı. AP’de geçen yıl bu tür şikayetlerin iletilebileceği bir birim oluşturulmuştu.

    Avrupa Birliği’nin 32 binle en fazla çalışana sahip kurumu Avrupa Komisyo’nu Çarşamba günü yaptığı açıklamada son beş yılda ayda ortalama bir kez personelden ‘uygunsuz davranış’ şikâyeti aldıklarını bildirmişti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Mersin Emek ve Demokrasi Platformu: Tekçi siyasete karşı barış mücadelemiz sürecek-video

    Mersin Emek ve Demokrasi Platformu: Tekçi siyasete karşı barış mücadelemiz sürecek-video

    PİRHA – 1 Eylül Dünya Barış Günü savaşın gölgesinde kutlandı. Mersin Emek ve Demokrasi Platformu yaptığı basın açıklamasında “kan ve gözyaşı dışında bir sonuç yaratmayan ve yaratmayacak ırkçı, ayrımcı, tekçi, cinsiyetçi, mezhepçi siyaset terk edilmelidir” denilerek içeride ve dışarıda “ama”sız barış çağrısı yapıldı.

    Mersin Emek ve Demokrasi Platformu 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla özgür çocuk parkında basın açıklaması yaptı. Platform adına açıklamayı okuyan Eğitim-Sen Mersin şube başkanı Sinan Muşlu, bölgede devam eden savaş ve içerde 15 Temmuz darbe girişimine dikkat çekerek şunları ifade etti;

    “Bu bir yıllık süreçte anti-demokratik, hukuksuz uygulamalar artmış, demokratik siyaset başta olmak üzere örgütlenme, düşünce, ifade özgürlüklerimiz tamamen ortadan kaldırılmıştır. Şüphesiz ki bunun altında yatan en temel etken, hükümetin yıllardır izlediği eşitsiz, ayrımcı, otoriter, baskıcı ve yasakçı politikalardır. Sokağa çıkma yasakları, hukuka aykırı şekilde ilan edilen güvelik bölgelerinin yaygınlaştırılması, doğal varlıklara, insanlığın tarihsel miraslarına dönük yıkım ve katliamlar, işkence vakaları, toplu gözaltı ve tutuklamalar, devletin “rutin uygulamaları” haline getiriliyor. Başta Aleviler olmak üzere farklı inanç grupları baskı altında tutulurken devletin en üst makamlarında farklı cemaat ve tarikat üyelerine kadrolar dağıtılıyor.”

    Savaşta ve barışta, iktidardan ve sermayeden barış, özgürlük, eşitlik beklenemeyeceğinin farkındayız diyen Muşlu, “kan ve gözyaşı dışında bir sonuç yaratmayan ve yaratmayacak ırkçı, ayrımcı, tekçi, cinsiyetçi, mezhepçi siyaset terk edilmelidir. Eşit, özgür, insanca ve kardeşçe yaşayacağımız bir ülke ve dünyayı kendi ellerimizle kurana kadar mücadele etmeye ve mücadeleyi büyütmeye devam edeceğiz” dedi.

    Diren Keser/MERSİN

  • Yasemin Adar: Madalyayı öldürülen, şiddet, taciz ve tecavüz mağduru kadınlara armağan ediyorum

    Yasemin Adar: Madalyayı öldürülen, şiddet, taciz ve tecavüz mağduru kadınlara armağan ediyorum

    PİRHA- Fransa’nın Başkenti Paris’te düzenlenen Dünya Güreş Şampiyonası’nda altın madalya kazanan Türkiyeli kadın sporcu Yasemin Adar “Kazandığım bu madalya ezilen, öldürülen, şiddet gören, taciz ve tecavüz mağduru olan tüm kadınlara armağan ediyorum” dedi.

    Dünya Güreş şampiyonasında Türkiye adına bir ilk yaşandı. Dünya şampiyonalarında finale çıkan ilk Türkiyeli kadın güreşçi olan Yasemin Adar, Belaruslu rakibi Marzaliuk’yi yenerek altın madalya kazandı. Kadınlar 75 kiloda altın madalya kazanan Yasemin Adar, kazandığı müsabaka sonrası sosyal medya hesabından “Kazandığım bu madalya ezilen, öldürülen, şiddet gören, taciz ve tecavüz mağduru olan tüm kadınlara armağan ediyorum” paylaşımında bulundu.