Etiket: dürziler

  • Adana’da Suriye’deki saldırılar ve AKP’li Leyla Şahin Usta’nın konuşması protesto edildi!-VİDEO

    Adana’da Suriye’deki saldırılar ve AKP’li Leyla Şahin Usta’nın konuşması protesto edildi!-VİDEO

    PİRHA- Suriye’de Alevilere, Kürtlere, Dürzilere ve Süryanilere dönük saldırılar ve AKP Grup Başkan Vekili Leyla Şahin Usta’nın konuşması Adana’da kınandı.

    Adana’da Alevi kurumlarının çağrısıyla bir araya gelen yurttaşlar, AKP Grup Başkan Vekili Leyla Şahin Usta’nın Alevilere dönük söylemi ve Suriye’de Alevilere, Kürtlere, Dürzilere ve Süryanilere dönük saldırılar protesto edildi.

    Salman-ı Pak Kültür Merkezi önünde yapılan açıklamayı Adana Alevi Platformu Dönem Sözcüsü Şakirpaşa Cemevi Başkanı Cemal Yağmur okudu.

    AKP Grup Başkan Vekili Leyla Şahin Usta, Milletin Meclisi’nde yaptığı konuşmada dile getirdiği, “Suriye’de Müslümanlar katledilirken, 13 yıl boyunca gıkını çıkarmayanlar, şimdi Aleviler öldürülüyor diye ortalığı ayağa kaldırıyorsunuz” sözlerine tepki gösteren Yağmur, “AKP Grup Başkan Vekili’nin bu sözleri, HTŞ katillerinin ve IŞİD canilerinin hamisi olduklarının en net göstergesidir. Bu sözler, AKP’nin “Çocuklarının” Suriye’de, Alevilere, Süryanilere, Kürtlere ve Hristiyanlara yönelik soykırımını normalleştiren zihniyetinin ta kendisidir” dedi.

    “KULLANILAN BU DİL, KERBELA’DA YEZİD’İN DİLİDİR”

    Cemal Yağmur, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “AKP, Alevilerin katledilmesini meşru görmekle yetinen bir parti olmadığını bir kez daha kanıtlamıştır. Çünkü AKP, Alevilerin katledilmesine, ideolojik ve inançsal olarak, taraftır. HTŞ ve IŞİD ise, İbni Teymiyye zihniyetinin günümüzdeki temsilcileridir. Suriye’de, Alevi, Hristiyan ve Kürtleri katleden caniler, bu akıldan beslenmektedir. Alevilerin öldürülmesine “ortalığı ayağa kaldırmak” demek; katilleri ve zalimleri değil, mazlumları ve katledilenleri suçlamaktır. Biz Aleviler, AKP’nin bu zihniyetini çok iyi biliyoruz. Bu nedenledir ki, Aleviler adına ne söylerlerse söylesinler, asıl zihniyetlerini bu tür cümlelerle bir kez daha ortaya koymuşlardır. Zira , AKP için “Alevilerin Katledilmesi ” konu bile edilmemelidir. AKP işbirlikçisi olan ve onun yağlı pilavından medet umanlar şunu iyi bilsinler ki; bu suça sessiz kalarak, kendileri de zalimin ortağı olmuşlardır. Biz Aleviler; 2013 yılından beri, Suriye’de katledilen tüm mazlum halkların ve inançların yanındaydık ve yine olmaya devam edeceğiz. Suriye’deki her bir toplumun, barış içerisinde birlikte yaşayacağı, Demokratik Suriye’nin kurulmasını yine savunacağız.

    Buradan içimizdeki hınzır paşalarada seslenmek istiyorum; Alevilerin dergâhları ve cemevleri Alevilere hakaret edenlerin aklanma mekânları değildir. Hüseyin Gazi Dergâhı, Alevilerin kutsal mekânlarından biridir; inancın, tarihsel hafızanın, acının ve direncin taşıyıcısıdır. Siyasal söylemlerin yarattığı meşruiyet krizlerini örtmek, toplumsal tepkileri yumuşatmak ya da vitrin siyaseti yürütmek amacıyla kullanılabilecek bir alan asla değildir. İnancımız, kimliğimiz ve kutsal mekânlarımız üzerinden siyasal meşruiyet devşirilmesine izin vermiyoruz.”

    “ALEVİLER, İNSAN ONURUNA YARAŞIR BİR YAŞAM İSTİYOR”

    Konuşmasının devamında Alevilerin talebini dile getiren Cemal Yağmur, şunları ifade etti:

    “* Eşit yurttaşlık, inanç özgürlüğü ve temel anayasal hakların eksiksiz tanınması
    * Suriye’de Alevilere yönelik katliam ve soykırım politikalarının derhal durdurulması
    * Halep’te Kürt halkına yönelik saldırıların sona erdirilmesi
    * Suriye topraklarında yaşayan tüm azınlık toplulukların ve halkların yaşam haklarının güvence altına alınması
    * Türkiye’nin Suriye’de selefi ve cihatçı çeteleri beslemesine, desteklemesine ve lojistik yardım sağlamasına son vermesi
    * Suriye’de demokratik, eşitlikçi, çoğulcu ve onurlu bir barışın inşa edilmesi

    Bu talepler ne yeni ne de müzakereye açıktır. Aleviler, insan onuruna yaraşır bir yaşam, eşitlik ve adalet istemektedir.
    Bu doğrultuda herkesi duyarlı olmaya; bir takım çıkar uğruna Alevilerin kutsal mekânlarını ve inanç değerlerini siyasal hesaplara alet eden bu tür girişimlerin parçası olmamaya davet ediyoruz.”

    MÜCADELE VURGUSU!

    DAD Eş Genel Başkanı Zeynel Kete, DEM Parti Adana İl Eş Başkanı Helin kaya, Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı ve Çukurova Bölge Sorumlusu Miktat öztürk ve İnsan Hakları Derneği Adana Şube Eş Başkanı Yasemin Dora Şeker, Suriye’de Alevilere, Kürtlere, Dürzilere ve Süryanilere dönük saldırılar ve AKP Grup Başkan Vekili Leyla Şahin Usta’nın konuşmasını kınayarak, Suriye’de demokratik bir düzenin kurulması için mücadele vurgusu öne çıktı.

    PİRHA/ADANA

  • Dürzi halkından Süveyda’da kitlesel protesto

    Dürzi halkından Süveyda’da kitlesel protesto

    PİRHA- Süveyda’da yüzlerce kişi, Şam hükmetine bağlı güçlerin geri çekilmesi talebiyle meydanlara çıktı. 

    Suriye’nin güneyindeki Süveyda kentinde yüzlerce kişi sokağa çıkarak ‘kendi kaderini tayin hakkı’ talebinde bulundu. Eylemciler, Şam hükümetine bağlı güçlerin bölgeden derhal çekilmesini istedi.

    Süveyda’nın Şehba ilçesi ve kent merkezindeki El Kerama Meydanı’nda düzenlenen eylemlere yüzlerce kişi katıldı. Protestolarda, ‘halkın kendi siyasi geleceğini belirleme hakkı vardır’ vurgusu yapılırken, taşınan pankartlarda da “kendi kaderini tayin hakkı” ve bağımsızlık talepleri öne çıktı.

    Yerel medya kaynaklarına göre eylemciler ayrıca kayıp kişilerin akıbetinin açıklanmasını, Temmuz ayında düzenlenen baskında kaçırılan kadınların serbest bırakılmasını, geçici hükümet ve liderine karşı da tepki gösterilmesini talep etti.

    (HABER MERKEZİ)

  • ABF: Suriye halklarının iradesi ve yaşam hakkı üzerindeki saldırılara dur denilmelidir!

    ABF: Suriye halklarının iradesi ve yaşam hakkı üzerindeki saldırılara dur denilmelidir!

    PİRHA- Alevi Bektaşi Federasyonu, Suriye’de Dürziler şahsında yürütülen katliam siyasetinin tüm kimliklere yöneltildiğini belirterek saldırıların durdurulması çağrısında bulundu.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Suriye Geçici Hükümeti’ne bağlı güçlerin Süveyda’da Dürzilere yönelik saldırılarına dair yazılı açıklama yaptı.

    “Artık yeter! Suriye halklarının onuru, iradesi ve yaşam hakkı üzerinde yürütülen bu karanlık senaryolara dur denilmelidir! denilen ABF açıklamasında demokratik Suriye’nin ancak Alevilerin, Dürzilerin, Kürtlerin, Arapların, Hristiyanların, Ezidilerin, Süryanilerin, Türkmenlerin ve tüm halkların ve inançların ortak iradesiyle mümkün olabileceğinin altı çizildi.

    “BARBARLIĞIN YENİ HALKASI”

    Alevi Bektaşi Federasyonu’nun açıklaması şöyle:

    “Suriye’nin Süveyda bölgesinde Dürzi halkına yönelik gerçekleştirilen katliam, sadece bir topluluğun değil, tüm inançların ve halkların ortak vicdanına yönelmiş bir saldırıdır. Bu katliam, yalnızca Süveyda’da değil, Halep’te, Hama’da, Banyas’ta, İdlib’te, yıllardır başta Aleviler olmak üzere birçok inanç grubuna karşı sürdürülen barbarlığın yeni bir halkasıdır. Tüm dünyanın gözleri önünde HTŞ (Heyet Tahrir el-Şam) eliyle yürütülen bu katliam siyaseti, sadece Alevilere değil, Kürtlere, Hristiyanlara, Dürzilere, Ezidilere ve Suriye halklarının tüm farklı inanç ve etnik kimliklerine yönelmiştir.

    “BU ACI BİZİM HAFIZAMIZDIR

    Bu barbarlık, emperyalizmin vekalet savaşları üzerinden yürüttüğü kanlı planların ürünüdür. Kerbela’dan bugünlere ses verenler olarak, bu zulüm karşısında susmayacağız! Kadınlar katledilirken, çocuklar yersiz yurtsuz kalırken, kutsal mekanlar yağmalanırken susmak, onaylamaktır. Bu yolun talipleri olarak, bu topraklarda Sivas’ı, Maraş’ı, Dersim’i yaşamış bir topluluğuz. Bu nedenle bugün Suriye’de yaşananları sadece izleyemeyiz, çünkü bu acı bizim hafızamızdır.

    “DEMOKRATİK SURİYE İNANÇLAR VE HALKLARIN ORTAK İRADESİYLE MÜMKÜNDÜR”

    Güç sahipleri! Suriye’deki bu sessizliğiniz, bu barbarlığa onay verdiğinizin ilanıdır! İnançları yok sayan, halkları birbirine düşman eden, coğrafyayı savaşla yeniden dizayn etmeye çalışan her güç, bu katliamların ortağıdır! Alevi-Bektaşi Federasyonu olarak bir kez daha buradan haykırıyoruz. Artık yeter! Suriye halklarının onuru, iradesi ve yaşam hakkı üzerinde yürütülen bu karanlık senaryolara dur denilmelidir!

    Demokratik, laik, eşit yurttaşlığa dayalı bir Suriye ancak; Alevilerin, Dürzilerin, Kürtlerin, Arapların, Hristiyanların, Ezidilerin, Süryanilerin, Türkmenlerin ve tüm halkların ve inançların ortak iradesiyle mümkündür. Biz, bu ortak yaşam hayalinin sesi olacağız. Suriye halklarının direncine, yasına ve umuduna omuz vereceğiz.

    HTŞ Barbarlığına Son! Bu çağın Yezitleri, halkların barışını, kardeşliğini, birliğini bozamayacak!”

    PİRHA/ ANKARA 

  • AAAF: Dürzilere yönelik saldırıları kınıyoruz, yanlarındayız

    AAAF: Dürzilere yönelik saldırıları kınıyoruz, yanlarındayız

    PİRHA- Avrupa Arap Alevileri Federasyonu,Suriye Geçici Hükümeti’ne bağlı güçlerin Dürzilere yönelik saldırılarını kınayarak, “Bu vahşet zinciri karşısında suskun kalan her devlet, her kurum ve her uluslararası aktör, dolaylı biçimde bu suçlara ortak olmaktadır” diye belirtti.

    Avrupa Arap Alevileri Federasyonu, Suriye Geçici Hükümeti’ne bağlı güçlerin Süveyda’da Dürzilere yönelik saldırılarına dair açıklama yaptı.

    Açıklamada saldırıların yalnızca Dürzi toplumunu değil, yıllardır benzer yöntemlerle hedef alınan Arap Alevilerini, Hristiyanları, Sünni Arapları, Kürtleri, İsmailileri ve Suriye’nin diğer özgün halklarını da kapsadığı ifade edildi.

    “ETNİK VE KİMLİK TEMELLİ TEMİZLİK GİRİŞİMİ”

    Avrupa Arap Alevileri Federasyonu açıklamasında şunları kaydedildi:

    “Avrupa Arap Alevileri Federasyonu olarak, Suriye’nin Suveyda vilayetinde Dürzi halkına karşı son dönemde sistematik biçimde sürdürülen saldırı, katliam ve tehcir uygulamalarını şiddetle ve nefretle kınıyoruz.

    Bu barbarca eylemler, yalnızca Dürzi toplumunu değil, yıllardır benzer yöntemlerle hedef alınan Arap Alevilerini, Hristiyanları, Sünni Arapları, Kürtleri, İsmailileri ve Suriye’nin diğer özgün halklarını da kapsamaktadır. İşlenen bu suçlar; organize, sistemli ve cezasızlık zırhına bürünmüş bir etnik ve kimlik temelli temizlik girişiminin açık göstergesidir.

    “SUSAN HER ULUSLARARASI AKTÖR BU SUÇA ORTAKTIR

    Sivillerin infaz edilmesi, halkların göçe zorlanması, mülklere el konulması ve kutsal mekânların tahrip edilmesi, savaş suçudur; insanlığa karşı suçtur. Bu vahşet zinciri karşısında suskun kalan her devlet, her kurum ve her uluslararası aktör, dolaylı biçimde bu suçlara ortak olmaktadır.

    Birleşmiş Milletler başta olmak üzere, tüm uluslararası insan hakları mekanizmalarını ve demokratik kamuoyunu acilen göreve çağırıyoruz: Suriye’deki Dürzi halkına yönelik bu yeni katliam dalgası durdurulmalı, failler yargılanmalı ve mağdurlara koruma sağlanmalıdır. Aksi takdirde, bu sessizlik yeni katliamların önünü açacaktır.

    “DÜRZİ HALKININ YANINDAYIZ”

    Bizler, Avrupa Arap Alevileri Federasyonu olarak, bu suçlara karşı sadece kınama değil, hukuki ve siyasi mücadeleyi de sürdüreceğimizi kararlılıkla beyan ediyoruz. Dürzi halkının yalnız olmadığını ve Suriye’nin özgün halklarının onurlu varoluş mücadelesinde onların yanında olduğumuzu kamuoyuna saygıyla duyururuz.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • SOHR: Süveyda’da ölü sayısı 248’e yükseldi

    SOHR: Süveyda’da ölü sayısı 248’e yükseldi

    PİRHA- SOHR, Süveyda’da süren çatışmalarda yaşamını yitirenlerin sayısının 248’e yükseldiğini açıkladı.

    Suriye’nin Dürzilerin çoğunlukta yaşadığı Süveyda vilayetinde, son günlerde silahlı Dürzi grupları ile Suriye hükümet güçleri arasında şiddetli çatışmalar yaşanıyor.

    Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), Suriye’nin güneyindeki Süveyda kentinde pazar gününden bu yana süren çatışmalarda yaşamını yitirenlerin sayısının 248’e yükseldiğini açıkladı. Açıklamada, 64 Dürzi savaşçı ve 28 Dürzi sivilin katledildiği, bu sivillerden 21’inin “hükümet güçleri tarafından yargısız infaz edildiği” belirtildi.

    Ayrıca, geçici hükümete bağlı güvenlik güçlerinden 138 kişi ve onlarla birlikte şehre giren 18 Bedevi’nin de öldürüldüğü kaydedildi.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • ‘Bölgede Barış ve Adalet Konferansı’nın sonuç bildirisi açıklandı

    ‘Bölgede Barış ve Adalet Konferansı’nın sonuç bildirisi açıklandı

    PİRHA- Demokrasi İçin Birlik’in (DİB) ‘Bölgede Barış ve Adalet Konferansı’nın sonuç bildirisinde Suriye Demokratik Güçleri’nin Kuzey ve Doğu Suriye’de kurdukları özerk alanın bölgede demokrasi ve laiklik adına ciddi bir kazanımı temsil ettiği; Aleviler, Dürziler ve laik Sünnilerle ittifak geliştirebildiği oranda yeni Suriye’de barış ve adaletin güvencesi olacağı kaydedildi. 

    Demokrasi İçin Birlik Platformu (DİB), Ortadoğu’da artan çatışmalar ve bölgedeki Kürt ve Alevilerin yaşadığı sorunlara dikkat çekmek için “Bölgede Barış ve Adalet Konferansı” düzenlemiş ,Beşiktaş Süleyman Seba Kültür ve Sanat Merkezi’nde gerçekleştirilen konferansta, Suriye’deki iç savaş sonrası durum, Alevilerin karşı karşıya olduğu tehditler, Kürtlerin güvenlik sorunu ve Filistinlilere yönelik soykırım konuları ele alınmıştı.

    Konferansın ardından sonuç bildirisini yayınlayan Demokrasi İçin Birlik (DİB), konferansın öncelikli olarak Suriye’nin mevcut durumunda Aleviler ve karşılaştıkları risklere ilişkin durumu aydınlatmayı çalıştığı ve bu çerçevede söz konusu riskin büyüme eğilimini ve ciddiyetini belirginleştirdiğine dikkat çekti.

    Bildiri de ayrıca HTŞ’nin şahsında daha da inisiyatif kazanmış olan Selefi İslamcılık yanında Siyonizm ve Yeni-Osmanlıcılığın, egemen milliyetçilikler ve emperyalizmin tahakkümünü arttırdığı bu koşullarda Aleviler, Filistinliler, Kürtler ve diğer mağdur halkların birbirleriyle dayanışması yanında tüm demokrasi güçlerinin onlarla dayanışmanın önemini belirginleştirdiğine işaret edildi.

    “ALEVİLER VE KARŞILAŞTIKLARI RİSKLERİN CİDİDYETİ BELİRGİNLEŞTİRİLDİ”

    ‘Bölgede Barış ve Adalet Konferansı’nın sonuç bildirisi şöyle:

    “Suriye’deki duruma ilişkin veriler HTŞ’nin Alevi düşmanı mezhepçi bir bağnazlıkla davrandığını ve Esat’a duyduğu nefretin bedelini Suriye’nin masum Alevi halkına ödetmek istediğini gösteriyor. Bu konferansıyla DİB, Türkiye coğrafyasında bin yıldır ötekileştirilen Alevilerin Suriye’de karşı karşıya kaldıkları bu ciddi duruma dikkat çekmeyi ve bu kapsamda konuya ilişkin olabildiğince çok bilgi sağlamayı önceledi.

    Bunu yaparken aynı zamanda, bölgenin kaderi kılınmış hak ihlalleri ve savaşların kalıcı olarak ortadan kaldırılmasının imkânları arandı.

    Konferans öncelikle Suriye’nin mevcut durumunda Aleviler ve karşılaştıkları risklere ilişkin durumu aydınlatmayı çalıştı ve bu çerçevede söz konusu riskin büyüme eğilimini ve ciddiyetini belirginleştirdi.

    DÜNYA ÇAPINDA DAYANIŞMANIN HEREKETE GEÇİRİLMESİNİN ÖNEMİNE İŞARET EDİLDİ

    Konferans, HTŞ’nin iktidara taşınmasının, bölgenin tüm sorunlarını ağırlaştıran bir etken olduğunu, bu anlamda başta Aleviler, Kürtler, laik Sünniler ve Suriye’nin diğer halkları için yarattığı tehdit yanı sıra, Filistin’in Siyonizm karşısındaki zayıflığını daha da arttırdığını saptadı.

    Bölgenin daha kırılgan hale geldiği, bu gerçeklikte, kendisine düşman bir iktidar altında iyice savunmasız hale gelmiş olan Aleviler başta olmak üzere ezilen halkların olası katliamlara karşı korunabilmesi için dünya çapında dayanışma ağlarının harekete geçirilmesinin kritik bir önemine işaret etti.

    HTŞ’nin şahsında daha da inisiyatif kazanmış olan Selefi İslamcılık yanında Siyonizm ve Yeni-Osmanlıcılığın, egemen milliyetçilikler ve emperyalizmin tahakkümünü arttırdığı bu koşullarda Aleviler, Filistinliler, Kürtler ve diğer mağdur halkların birbirleriyle dayanışması yanında tüm demokrasi güçlerinin onlarla dayanışmanın önemini belirginleştirdi.

    SDG, İTTİFAK GELİŞTİREBİLDİĞİ ORANDA SURİYE’DE BARIŞ GÜVENCESİ OALCAKTIR

    Konferans, bölgeye hâkim olagelmiş teokratik ve ulus devletçi çözümlere karşı bütün kimliklerin, emekçilerin ve kadınların haklarıyla eşit olacağı bir çözümü, yani bölgenin ve dünyanın egemenlerine karşı laik, demokratik ve sosyal bir bölgesel düzen seçeneğine olan ihtiyacı vurguladı.

    Suriye Demokratik Güçleri’nin Kuzey ve Doğu Suriye’de kurdukları özerk alanın bölgede demokrasi ve laiklik adına ciddi bir kazanımı temsil ettiğini, Aleviler, Dürziler ve laik Sünnilerle ittifak geliştirebildiği oranda yeni Suriye’de barış ve adaletin güvencesi olacağını saptadı.

    DİB Konferansı, son olarak Türkiye’nin, Ortadoğu’nun mevcut koşullarında barış ve adalet eksenli bir yeniden yapılandırılmasının artan önemini vurguladı. Ancak mevcut iktidarın aksi bir politika izlediğini saptadı. Bu kapsamda Türkiye’nin, kendi Kürt ve Alevi yurttaşları başta olmak üzere tüm halkın sorunlarını, temel haklar ekseninde çözümü için demokrasi mücadelenin yükseltilmesi gereğine işaret etti. Türkiye’nin laik, sosyal ve demokratik bir cumhuriyete dönüştürülmesinin tüm bölge sorunlarının düzelmesi için kritik önemini vurguladı.”

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • İlahiyatçı İhsan Eliaçık: IŞİD tarzı şeriatçı bir programı Suriye’ye uydurabileceklerini sanmıyorum-VİDEO

    İlahiyatçı İhsan Eliaçık: IŞİD tarzı şeriatçı bir programı Suriye’ye uydurabileceklerini sanmıyorum-VİDEO

    PİRHA-Suriye’de Alevilere karşı başlatılan soykırım girişimleri hakkında değerlendirmelerde bulunan İlahiyatçı İhsan Eliaçık, “HTŞ lideri Colani ‘Bir şey yapmayacağız, anayasaya katkı sağlayacağız, birlikte meclis oluşturacağız’ gibi laflara kendisi inanmıyor. Çünkü onların ideolojisinde demokrasi küfür olarak görülüyor. Suriye’de Medine Sözleşmesi temelinde demokratik cumhuriyet kurulması gerekiyor. Bu sözleşmeye göre; Aleviler, Dürziler, İsmailliler, Asuriler, Kürtler, Araplar, Hristiyanlar hepsi eşittir. Hiçbirine ayrım yapılmaz, herkes kendi dinini ve mezhebini yaşar” ifadesinde bulundu.

    Suriye’deki 53 yıllık yönetiminin ardından devrilen Esad yönetiminin ardından Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Avrupa Birliği’nin (AB) terör örgütleri listesindeki Hey’etu Tahrîri’ş-Şâm’ın (HTŞ) lideri ve kendisi de terörist olarak başına ödül konmuş olan Ebu Muhammed Colani başa geçti.

    HTŞ’nin yeni Suriye yönetimine geçmesinin ardından ülkede muhalif olan Alevilere  saldırmasıyla birlikte çok sayıda kişiye şiddet uygulandı, işkence edildi ve katledildi. Alevilerin savunmasız olması saldırıların şiddetini artırmış ve bazı insanlar kaçırılmış, nereye götürüldükleri hakkında da bir bilgiye ulaşılmamıştı.

    HTŞ’nin; Alevileri, Dürzileri temizlemek, insanlara sıkı sıkıya çarşaf giydirmek, namaz kılmayanları takip etmek, okullarda şeriat dersleri verilmesi için yanıp tutuştuğunu söyleyen Yazar İlahiyatçı İhsan Eliaçık, “Suriye’de Medine Sözleşmesi temelinde demokratik cumhuriyet kurulması gerekiyor. Bu sözleşmeye göre; Aleviler, Dürziler, İsmailliler, Asuriler, Kürtler, Araplar, Hristiyanlar hepsi eşittir. Hiçbirine ayrım yapılmaz, herkes kendi dinini ve mezhebini yaşar” ifadesinde bulundu.

    “ÖRGÜT LİDERİNİN YUMUŞAK MESAJLAR VERMESİ BANA GÖRE ANLAM İFADE ETMİYOR”

    HTŞ lideri Colani’nin yeni bir anayasa oluşturacağız, birlikte meclis kuracağız, seçim yapacağız sözlerinin gerçeği yansıtmadığını belirten Eliaçık, örgütün ilk hedefinde şeriatla yönetilen bir rejimi getirmek olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi:

    “Suriye’de hükümet kuran HTŞ denilen grup aslında bilinen bir grup. Daha önceki adı El Nusra idi, ondan önceki adı El Kaide idi. El Kaide’den kopma, onun Suriye kolu olarak kurulmuş ve özellikle Irak’ta Amerikan işgali sırasında ve ondan sonra devam eden bomba yüklü araçlarla binalara saldırma, intihar bombalarıyla eylemler yapma ve bu şekilde yüzlerce kişinin ölümünden sorumlu bir örgüt ve bu örgütün başındaki kişi. Bu nedenle başına Amerika 10 milyon dolar koydu, terör örgütü ilan etti. Türkiye’de onu terör örgütü ilan etti. Başlarına koydukları ödülü kaldırdılar ama terör örgütü listesinden çıkarmadılar. Yani sabıkalı örgüt. Örgüt liderinin yumuşak mesajlar vermesi bana göre bir anlam ifade etmiyor çünkü yeni bir örgüt değil, ilk defa görülen örgüt değil. Daha önce İblid’de yaptıkları uygulamaları ortada. Dürzilere karşı sekiz tane köyü yakma girişiminde bulundular, insan öldürdüler ve ele geçirdikleri yerde Alevi düşmanlığı yapan bir örgüt. Rafizi Alevi diyerek kendileri gibi düşünmeyen insanlara, özellikle de Alevi olduklarını duyduklarında büyük bir düşmanlık gösterdiler.

    Şimdi Suriye’de Amerikan ve İsrail desteğiyle iktidara gelince, Türkiye de destek olunca hakimiyet kurmak ve egemenliği tam olarak ele geçirmek amacıyla yumuşak mesajlar veriyor, inanmadığı şeyler söylüyor. HTŞ liderinden duyduğum sözler; bir şey yapmayacağız, anayasaya katkı sağlayacağız, birlikte meclis oluşturacağız, seçim yapacağız gibi laflara kendisi inanmıyor. Çünkü onların ideolojisinde demokrasiyi küfür olarak görüyorlar. Seçim yapmayı Allah’ın hükümlerini insanların oyuna sunmak olarak görüyorlar. Dürzileri, Alevileri hidayete ermesi gereken sapkın gruplar olarak görüyorlar ve onlara karşı yapılacak tek şey tebliğdir. Gidilir ve yanlış yolda oldukları tebliğ edilir. İslamiyet’e geçmeleri beklenir. İslamiyet’e geçmezlerse sapkın olarak görülür. Kafa bu, bu kafadan ne çıkacak?”

    “DİKTATÖRÜN KENDİSİ ALEVİ OLABİLİR AMA SÜNNİLER DAHA ÇOĞUNLUKTAYDI”

    Türkiye medyasının Suriye’deki hükümeti desteklediği için kendi zaferiymiş gibi savunulduğunu, Suriye’de olan katliamların, öldürmelerin, ev baskınlarının, insan kaçırmalarının verilmediğini belirten Eliaçık, “Sanki Suriye’de azınlık Alevi diktatoryası varmış, o azınlık diktatörlük yıkılmış, Sünni azınlık özgürlüğe kavuşmuş, şimdi bir zamanlar Suriye’de Alevi azınlığı destekleyenlere hesap sorma zamanı geldi, hepsini bir bir ifşa edeceğiz gibi bir kampanya yürüyor şu anda sosyal medyada. Belli kişiler ve kesimler hedef gösteriliyor.  Bu okuma tamamen yanlış. Suriye’de Alevi diktatörlüğü yok. Suriye hükümetinin içerisinde bir tane Alevi var, bu nasıl Alevi diktatörlüğü? Şeriat yasaları ve Medeni Yasa Suriye’de geçerliydi. Kuran-ı Kerim’de Sünni fıkıhta Hanefi, Şafi, Hanbeli mezhebinde nasıl geçiyorsa Alevi fıkıh diye uygulanan bir şey yok. Alevi devlet projesi diye bir şey yok. Devletin dini İslam, Suriye Arap Cumhuriyeti, şeriat ve medeni hukuk beraber uygulanıyor. Şeriat mahkemelerinde dört mezhep uygulanıyor. Öyle dedikleri gibi bir Alevi projesi yok Suriye’de. Bir diktatörlük var ama bu Alevi diktatörlüğü değil. Diktatörün kendisi Alevi olabilir ama onun eylemlerine, uygulamalarına bakılır, bakıldığı zaman Sünni çoğunluk var. Bir algı yaratmak amacıyla bu yapılıyor ve Türkiye’deki Alevilere sıçratılmak isteniyor. ‘Siyasal Alevilik’ diye manşetler atıp belli kesimleri hedef gösteriyorlar” diye belirtti.

    “SİYASAL ALEVİLİK CHP’Yİ KÖŞEYE SIKIŞTIRMA AMACIYLA YAPILMIŞ BİR PROPAGANDA”

    Eliaçık, konuşmasını şu şekilde sürdürdü:

    “Şu anda Siyasal Alevilik yok. Bunun olması için bir Alevi devletin, partisi ve siyasi bir programının olması lazım. Aleviliği nasıl uygulayacağına dair bir program ortaya koyması lazım ve bu programda Alevi olmayanlara söz hakkı verilmeyeceğini, bir tür Alevi diktatörlüğü olacağını ve Alevilikten başka mezhebin de dikkate alınmayacağının söylenmesi gerekiyor. Ben şu anda böyle bir program göremiyorum. Bunu en fazla İran için söyleyebiliriz, ona da siyasal Şiilik diyebiliriz yine siyasal Alevilik diyemeyiz. Oradakiler Alevi değil çünkü. Siyasal Şiilik İran’da var bana göre. Devlete Şii mezhep ön görülüyor. 12 imamın ölümleri ve doğumları tatil. Bu Şii görüş devlet tarafından resmen bir program dahilinde, devletin başında bulunan kişi de yine bir Şii teoriden yola çıkarak isim konulmuş, yani Mehdi gelene kadar toplumu idare edecek kişiye Molla deniliyor. Bu tamamen Şii propagandasıyla oluşturulmuş bir uygulama. Siyasal Aleviliğin de bir devletinin, programının olması gerekiyor. Aleviliği dava edinen bir parti yok ülkede. Cemevleri var, Alevi kurumları var ama onlar siyasal iddiada değiller. O iddiada olanlar da genelde CHP’de siyaset yapıyorlar ama bunu da Alevilik adına yapmıyorlar tamamen. Alevi kökenli olabilir ama CHP’nin programına tabii oluyor. Özellikle Suriye’deki bu durumdan istifade ederek Aleviliği, CHP’yi köşeye sıkıştırma amacıyla yapılmış bir propaganda. Bu söylemin bir temeli yok.”

    “IŞİD TARZI ŞERİATÇI BİR PROGRAMI BU ÜLKEYE UYDURABİLECEKLERİNİ SANMIYORUM”

    Suriye’de HTŞ’den ümitli olmadığına işaret eden Eliaçık, “Bunların daha önceki geçmişlerini bildiğimiz için eğer HTŞ lideri denilenleri yapmazsa içeriden örgütsel bir tepki olabilir ve darbeyle devrilip, IŞİD’in uygulamalarını hayata geçirecek biri başa getirilir. Onlar şu anda bir an önce Alevileri, Dürzileri temizlemek, insanlara sıkı sıkıya çarşaf giydirmek, namaz kılmayanları takip etmek, okullarda şeriat dersleri verilmesi için yanıp tutuşuyorlar. Onların bekledikleri şey bu, eğer bu olmazsa örgütün içinden tepkiler gelebilir. Yoksa BM hukukuna göre HTŞ Suriye’de bir ortak anayasa, bunun referanduma sunulması, partilerin kurulması, seçimlere katılması, seçimlerden sonra bir hükümetin kurulması gerçekleşinceye kadar HTŞ’nin hiçbir şeye dokunmaması gerek. Geçiş hükümeti olarak asayiş, güvenlik dışında teknik hükümet olarak kalması ve hiçbir şeye dokunmaması gerekir. Ama görüyoruz ki dokunuyorlar. Milli eğitimin müfredatını kaldırmaya çalışıyor, Alevilere yer yer müdahale ediyor. Lazkiye Alevilerin çoğunlukta olduğu bir şehir, oraya şeriatçı bir müftü tayin ediliyor milli eğitim müdürü olarak. Suriye’nin seküler bir halkı var ama şeriatçı grupları da fazladır. Suriye toplumu şeriatı kaldırmaz, kabul etmez. Daha geçen haftalarda coşkulu bir yılbaşı kutlandı ve HTŞ’liler buna engel olamadılar. IŞİD tarzı şeriatçı bir programı bu ülkeye uydurabileceklerini sanmıyorum” diye konuştu.

    “MEDİNE SÖZLEŞMESİ İLHAM ALINMALI”

    Suriye’de oluşturulacak yeni anayasada bütün kesimlerin dahil edilmesi gerektiğinin altını çizen Eliaçık, şunları dile getirdi:

    “Alevilerin ne yapması gerektiğine gelince; buna en iyi elbette ki Alevi kurumları, Alevi toplumu karar verebilir. Ama sadece Aleviler değil, Suriye’de Dürziler açıklama yapıp haklarının anayasa ile güvence altına alınmayana kadar silahlarını bırakmayacaklarını söylediler.  Medine Sözleşmesi birinci maddesi bu. Senin peygamberin 14 asır önce bunu yapmış, bir tane bile IŞİD’linin aklına gelmiyor. Şu anda Rojava’da Medine Sözleşmesinden ilham alarak demokratik bir özerklik, barış içinde farklı kesimleri yaşatma projesi geliştirmeye çalışılıyor. Dini kaynağı olmasına rağmen İslamcılar bunu tartışmıyor bile. Hz. Ali de bu sözleşmeyi uygulamaya koymuş. Kimse kimseye zarar vermemek şartıyla herkes kendi halinde yaşayabilir. Eğer adaletle hükmetme gereği duyulursa bir yöneticilik rolü üstlenilebilir. Yöneticilik rolünün adaletten başka bir gerekçesi yoktur” şeklinde konuştu.

    Eren GÜVEN-Fatoş SARIKAYA/ İSTANBUL

  • Suriye’deki Dürziler, HTŞ’ye rest çekti; eşitlikçi anayasa ve federalizm talep etti

    Suriye’deki Dürziler, HTŞ’ye rest çekti; eşitlikçi anayasa ve federalizm talep etti

    PİRHA-Suriye’deki Dürziler, “Colani gibi terörizm ve aşırılıkla bağlantılı kişilerle işbirliğini ulusal ihanet addettikleri ve reddettiklerine” dair açıklama yapıp yeni eşitlikçi anayasa ve federalizm talep etti. HTŞ, Dürzi vilayeti Süveyda’ya heyet gönderdi.

    Bir yandan Esad yönetimini deviren Kaide bağlantılı Heyet Tahrir Şam (HTŞ) liderliğindeki cihatçıların, diğer yandan Golan Tepeleri’ne çöküp güneyde işgale girişen İsrail’in kıskacına giren Suriye’deki Dürziler, HTŞ’ye sert tepki göstererek federalizm taleplerini yineleyerek açıklama yaptı.

    Suriye-Ürdün sınırındaki Süveyda vilayeti ve ona bağlı Cebel el Dürzi’de (Dürzi Dağı) yaşayan Dürziler adına yapılan açıklamada, HTŞ lideri Ebu Muhammed Colani’ye yakın isimlerin bölgede halkın siyasi tutumlarını değiştirmek için 500 bin dolar harcadığı, bu durumun büyük kaygıyla izlendiği belirtildi.

    “COLANİ GİBİ TERÖRİZMLE BAĞLANTILI KİŞİLERLE İŞBİRLİĞİ YAPMAK MÜCADELEMİZİ TEHLİKEYE ATAR”

    Yapılan açıklamada, “Bu adım, halkımızı satın almak ve onları Nusra Cephesi lehine kazanmaya yönelik bir çabadır. Bu hareketlerin, ulusal kazanımlarımıza doğrudan tehdit oluşturduğunu, Süveyda ile Cebel el Dürzi halkının haklarını zedelemeye yönelik girişim olduğunu düşünüyoruz. Özellikle Süveyda halkının doğal hakları olarak kabul edilen federalizm talebine karşı HTŞ’nin endişeleri göz önünde bulundurulduğunda bu adımlar daha da tehlikeli hale gelmektedir. Bizim çağrımız olan federalizm projesi, tüm Suriyelilerin haklarını güvence altına almak amacıyla yürütülen bir mücadelenin parçasıdır ve dış güçlerin çıkarlarına hizmet etmek ya da merkezi, baskıcı bir yönetimi yeniden dayatmak için bir araç değildir. Colani gibi terörizm ve aşırılıkla bağlantılı kişilerle işbirliği, ulusal duruşumuzu ve meşru mücadelemizi tehlikeye atar. Süveyda’yı bölgesel ve uluslararası hesaplara alet etmek amacı taşıyan bu adımlar, bizim çıkarlarımıza hizmet etmeyecek ve bölgemizi ulusal haklarımız ve beklentilerimiz pahasına çatışma alanına dönüştürecek” denildi.

    “TEK ÇÖZÜM YOLU ADALET VE EŞİTLİĞİ GARANTİ ALTINA ALACAK YENİ BİR ANAYASA YAPILMASIDIR”

    Yeni anayasa talebinin dile getirildiği açıklamanın devamında şunlar ifade edildi:

    “Suriye’nin geleceği ve Süveyda halkı ile tüm Suriyelilerin haklarının güvence altına alınması için tek çözüm yolu, tüm mezhepler ve gruplar arasında adalet ve eşitliği garanti altına alacak yeni bir anayasa yapılmasıdır. Bizler, Süveyda ile Cebel el Dürzi’de Sultan Baha el Atraş’ın çocukları ve torunları olarak, Colani ya da diğer aşırıcı güçlerle herhangi bir anlaşmayı kabul etmiyoruz ve bu hareketleri ulusal beklentilerimize ihanet olarak görüyoruz. Bölgemizin terörist grupların etki alanına ya da baskıcı merkezi yönetimlerin yeniden dayatılması için bir platform haline gelmesine izin vermeyeceğiz. Meşru haklarımız ancak adil bir anayasayla, tüm tarafların haklarını güvence altına alacak bir ulusal projeyle korunabilir. Cebel el Dürzi onur ve özgürlüğün kalesi olmaya devam edecek ve mirası ile tarihini asla sahte vaatler ya da şüpheli paralar karşılığında satmayacak.”

    HTŞ HÜKÜMETİ DÜRZİ LİDER HİCRİ İLE GÖRÜŞTÜ

    HTŞ hükümetinden bir heyet, Dürzi toplumunun ruhani lideri Şeyh Hikmet el Hicri ile görüşmek üzere Süveyda’ya gitti.

    Lübnan haber ağı LBCI’ye konuşan Şeyh Hicri ise Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta düzenlenen Dürzi toplantısının birleştirici bir girişim olarak önemini vurguladı. Dürzi toplumunun ruhani lideri, Beyrut toplantısına takdirlerini, katılımcılara şükranlarını sunarak Süveyda’nın karşı karşıya olduğu endişeleri ve zorlukları ele almaya adanmışlığı övdü. Şeyh Hicri, “Bu tür toplantılar, konumları ne olursa olsun, birlik amacına hizmet eder. Umuyoruz ki, bu tartışmalar Süveyda’nın duruşuna destek sağlar” dedi.

    (HABER MERKEZİ)