PİRHA- AKP hükümetinin okullara imam ve din görevlilerinin atanmasına karşı çıkmak için 16 Eylül’de İzmir’de düzenlenecek olan mitinge katılım çağrısı yapan Eğitim-Sen’li eğitimciler, “Demokratik bir eğitim için, tarafsızlık talebimiz için İzmir’de olacağız” dediler.
ÇEDES protokolü kapsamında okullara imam ve din görevlilerinin atanmasına tepkiler sürerken Eğitim-Sen, Alevi örgütleri ve veli derneklerinin öncülüğünde 16 Eylül’de İzmir’de büyük bir miting düzenlenecek.
Eğitim-Sen Mersin Kadın Sekreteri Duygu Taner, eğitim sistemindeki birçok sorunun varlığına dikkat çekti ve bu sorunların çözümüne ilişkin talepleri dile getirmek için mitinge katılım çağrısı yaptı. Taner, “Devletin bütün inançlara eşit mesafede ve tarafsız olması yönündeki taleplerimizde ısrarcı olduğumuzu göstermek için 16 Eylül’de İzmir mitinginde buluşuyoruz” dedi.
Eğitimci Sebir Yurtseven de, “Ben bir öğretmen ve kız çocuğu annesi olarak ÇEDES ve benzeri protokollerin iptali için 16 Eylül’deki mitinge bütün herkesi davet ediyorum. Hepimizin bu ayrıştırıcı çalışmalara karşı çıkması gerektiğini düşünüyorum” sözlerini kullandı.
Bir diğer Eğitim-Sen’li eğitimci Müzeyyen Kara ise, laik olmayan bir eğitim sisteminin bilimsel olmadığı gibi demokratik de olamayacağına dikkat çekerek, İzmir’de yapılacak mitinge katılım çağrısı yaptı.
PİRHA- ÇEDES protokolü kapsamında okullara imam atanmasına tepki gösteren Eğitim-Sen Mersin Kadın Sekreteri Duygu Taner, söz konusu protokolün tek din, tek mezhep anlayışını dayattığını ve öğrenciler arasında ayrımcılığa neden olacağını vurguladı. Taner, tüm velilere, öğrencilere ve demokratik kitle örgütlerine mücadele etmeleri konusunda çağrıda bulundu.
Milli Eğitim Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Diyanet İşleri Başkanlığı arasında imzalanan ‘Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum’ (ÇEDES) projesi kapsamında, birçok kentte okullara imam ve din görevlisi atandı.
Geçmişte de benzer projelerle eğitim alanı laiklikten uzaklaştırılarak dinselleştirilmeye çalışılmıştı. Şimdi de ‘Manevi danışmanlık’ adı altında din görevlilerinin okullara atanması başta eğitimciler olmak üzere toplumun büyük bir kesiminden tepki topluyor. Tekçi, dinci zihniyetle uygulamaya konulan bu projeye özellikle eğitimcilerden itiraz sesleri yükseliyor.
Söz konusu uygulama ile ilgili Eğitim-Sen Mersin Şubesi Kadın Sekreteri Duygu Taner,PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu.
“BU PROTOKOLLE EĞİTİMDE AYRIMCILIK YAPILIYOR”
Duygu Taner, Milli Eğitim Bakanlığı’nın son yıllarda Diyanet İşleri Başkanlığı ve çeşitli dini vakıflarla protokoller imzalayarak eğitimde laikliği bozan bir rol üstlendiğini belirtti. Taner, bu protokollerin eşitlikten uzak, tek din tek mezhep anlayışını dayatarak öğrenciler arasında ayrımcılık yarattığını ifade ederek, “Aynı zamanda Milli Eğitim’in eğitim ve öğretim hizmetini yürütmek, bunun gözetimini yapmak ve denetlemek yetkisini uygunsuz bir biçimde Diyanet veya dini vakıflara aktarılması oldukça sıkıntılı. Bu çocukların okulda kamu yararına bir eğitim almasını engelleyen bir yerde duruyor” dedi.
Taner, okullarda pedagojik formasyonu sağlamayan yetkililerin görevlendirilmesinin tehlikelerine ve ataması yapılmayan rehberlik öğretmenlerine de işaret ederek, “Dört yıllık eğitim fakültelerinde rehberlik ve danışman öğretmenlerimiz eğitim vermekte, yönlendirmekte uzman bir şekilde mezun oluyorlar. Bu arkadaşlarımızın atanmasına öncelik sağlanması, okullarda öğrencilere ayrımcılık yapmaksızın kapsayıcı bir biçimde, pedagojiye uygun bilimsel bir eğitimin yaygınlaşması açısından son derece önemli” sözlerini kullandı.
BAKAN TEKİN’İN SÖZLERİNE TEPKİ
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in karma eğitimi hedef alan sözlerini de değerlendiren Taner, şunları söyledi:
“Kız çocuklarının ve genç kızların eğitimde yeteri kadar yer alamamasının sebebi karma eğitime bağlanması, siyasal iktidarın kendi yaşam tarzını hayata sokmaya çalışmasının bir parçası olarak görüyorum. Eşitsizlikler, erken yaşta zorla evlendirmeler, yoksulluklar gibi birçok neden varken bunları bir kenara atıp karma eğitimin kız çocuklarının okula gitmesinde bir engelmiş gibi sunulması çok sıkıntılı ve yanlış. Kız çocuklarının eşit şartlarda eğitim alması, özgür bireyler olarak hayata kazandırılmaları açısından karma eğitim elzem.”
Eğitim Sen olarak hem yürütmenin durdurulması hem de protokolün iptali için dava açtıklarını dile getiren Eğitim-Sen Mersin Şubesi Kadın Sekreteri Duygu Taner, tüm velilere, öğrencilere ve demokratik kitle örgütlerine mücadele etmeleri konusunda çağrıda bulundu.