Etiket: ebu suud

  • HDP’li Özen, Soylu’ya yüklendi: Alevleri bölmeye, parçalamaya hiç kimsenin gücü yetmez-VİDEO

    HDP’li Özen, Soylu’ya yüklendi: Alevleri bölmeye, parçalamaya hiç kimsenin gücü yetmez-VİDEO

    PİRHA – Milletvekili Zeynel Özen, Plan ve Bütçe Komisyonu’nda cemevleri ile ilgili çıkarılan yasayı gündeme getirerek “Bu çıkan yasa Aleviler için yok hükmündedir” dedi. Özen, İçişleri Bakanı Soylu’yu ise 8 Kasım’da Meclis önünde yapılmak istenen eyleme yönelik polis şiddeti nedeniyle eleştirdi.

    HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, Plan ve Bütçe Komisyonunda İçişleri Bakanlığı bütçe görüşmelerinde yaptığı konuşmada İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya yüklendi.

    “BU BAKAN ÖYLE BİR ŞEY YAPTI Kİ…”

    Zeynel Özen, Alevilerin 8 Kasım’da Meclis önünde Cemevi Başkanlığı konusundaki itirazlarına karşı maruz kaldıkları polis şiddetine de değinerek, “Kerbela’dan sonra bu katliamlar bitmedi. Bu zihniyet bugün de devam ediyor. Ama ne oldu, Alevileri yok edebildiniz mi?” diye sordu.

    Aleviler örgütlendikten sonra demokratik mücadeleyi yükselttiğini vurgulayan Özen, “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne, Anayasa Mahkemesi’nin, Yargıtay’ın bir sürü kararı var. Bu kararları yerine getirmediniz. Bunun arkasından dolanmak için şimdi de olduğu gibi bu iktidar, her şeyi algılarla yönetiyor. Algı yaratmak için Aleviler konusunda bir torba yasa getirdiniz. Bu torba yasa hakkında Soylu diyor ki ‘biz 1585 tane Cemevi dolaştık. Türkiye’de yaklaşık 3500 cemevi var. Biz en azından 3 bin cemevini dolaştık. Siz algı yaratıyorsunuz” dedi.

    “BİZ ALEVİLER SADAKA İSTEMİYORUZ”

    İçişleri Bakanına “Bizim ibadethanemiz cemevi değildir. Bizim ibadetimiz cem değildir” diyen bir tane kurum söyleyebilir misiniz?” diye soran Özen, şunları ifade etti:

    “Alevilerin anayasal güvence ve eşit yurttaşlık taleplerini yok sayarak Alevileri aslında onur kırıcı, rencide edici bir biçimde Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlayarak, bir folklorik öğeye dönüştürmek kimsenin ne hakkıdır ne de haddidir. Alevilerin inancını tarif edip Alevilerin inancını folklorik bir ögeye indirmek kimsenin hakkı ve haddi değildir. Alevilerin talepleri bu değildir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin ve Yargıtay’ın kararlarını boşa çıkartmak için siz sorunun arkasından dolandınız. Biz Aleviler sadaka istemiyoruz. Biz eşit yurttaşlık istiyoruz.

    Mersin’de 5 Alevi ailenin kapısı işaretlendi. Sayın Soylu 30-40 tane böyle olay oldu hepsine de ‘Münferit olaylar’ dediniz. Bundan dolayı bir tane insan içeride yatıyor mu? Kamuda bir tane Alevi vali, kaymakam, emniyet müdürü var mı? Buna daha önce de cevap veremediniz, veremezsiniz de. Bu çıkan yasa Aleviler için yok hükmündedir. Alevleri bölmeye, parçalamaya sen değil hiç kimsenin gücü yetmez.”

    PİRHA/ANKARA

  • Kenanoğlu: Kızılbaş düşmanı Ebusuud’un ismi Samsun’daki caddeden kaldırılsın

    Kenanoğlu: Kızılbaş düşmanı Ebusuud’un ismi Samsun’daki caddeden kaldırılsın

    PİRHA – HDP Milletvekili Ali Kenanoğlu, verdiği fetvalarda ‘Kızılbaşları öldürenin cennete gideceği’ ve dahi ‘Kızılbaşların eşlerinin savaş ganimeti sayılabileceğini’ söyleyebilecek kadar ileri giden Ebusuud’un isminin caddeden kaldırılması için İçişleri Bakanlığı’na bir soru önergesi verdi. 

    Yaşadığı dönem boyunca Kızılbaşlara olan düşmanlığıyla bilinen şeyhülislam Ebusuud’un ismi Samsun’da bir caddeye verilmişti. Bundan rahatsız olan Alevi bir vatandaş Danıştay’a dava açmış fakat dava süreci aleyhinde sonuçlanmıştı.

    Halkların Demokratik Partisi Milletvekili Ali Kenanoğlu, verdiği Ebusuud isminin caddeden kaldırılması için İçişleri Bakanlığı’na bir soru önergesi verdi.

    Kızılbaşların katlinin vacip olduğunu söyleyen birinin isminin bir caddeye verilmesinin nasıl izah edilebileceğini ifade eden Kenanoğlu, Kızılbaş düşmanı bu şahsiyetin isminin caddeden kaldırılması yönünde bakanlığın herhangi bir çalışması olup olmadığını sordu.

    Önergede, “Samsun’un İlkadım ilçesinde bulunan Süleyman Balkan Caddesi’nin ismi Ebusuut Caddesi olarak değiştirilmiştir. Caddeye ismi verilen Ebusuut, 16. Yüzyılda yaşamış bir şahsiyet olarak şeyhülislam makamında uzunca bir süre görev yapmıştır. Görev yaptığı sırada sık sık Kızılbaşlar aleyhinde fetvalar vermekle ün salan Ebusuut, fetvalarında Kızılbaşlarla girilen savaşlarda yaralananların gazi, ölenlerin ise şehit olacaklarını ve bir Kızılbaş öldürenin cennete gideceğini ifade etmiştir” ifadeleri yer aldı.

    “BU KARAR ALEVİLER ALEYHİNDE BAŞKA KARARLARIN ÖNÜNÜ AÇACAKTIR”

    “Kızılbaşların yemeğinin yenmemesi gerektiği, kestikleri etlerin mundar olduğunu ve tüketilmemesi gerektiğini, son olarak da Kızılbaşların eşlerinin savaş ganimeti sayılabileceğini söyleyebilecek kadar ileri giden ibareler de fetvalarda yer almaktadır. Bu yönde fetvalar veren bir şahsiyetin isminin bir caddeye verilmesinden rahatsız olan Alevi bir vatandaşımız, caddenin isminin değiştirilmesi gerektiği yönünde Danıştay’a dava açmış fakat süreç aleyhinde sonuçlanmıştır. Kızılbaşların katlinin vacip olduğunu belirten fetvaların ve Aleviler aleyhinde hakaretamiz beyanların sahibi olan Ebusuut’un toplumun bir kesiminin hafızasında canlı olmadığını ve bu kesimi ürkütmediğini kim söyleyebilir? Bu sebeple bu caddenin isminin değiştirilmesi zorunludur” denilen açıklamada şu sorular yer aldı:

    “Sokağın isminin değişmemesi durumunda, Alevilere yönelik nefret kendisine yeni bir yapısal payanda bulmuş olacaktır. Yine, bu durum Alevilere yönelik nefretin, resmi anlamda vücut bulmuş hali olarak yorumlanacaktır. Böyle olduğu ölçüde de Aleviler aleyhinde başka karar ve uygulamaların önünü açacaktır.

    Yukarıda yazılanlar göz önünde bulundurulduğunda,

    – Bir Aleviyi öldürenin cennete gideceğini ve eşlerinin savaş ganimeti sayılacağını ifade edecek kadar ileri giden şeyhülislam Ebusuud’un isminin bir caddeye verilmesi nasıl izah edilmektedir?

    – İsmin değiştirilmesi yönünde size gelen herhangi bir talep var mıdır? Varsa talep(ler) yönünde bir girişimde bulunulmuş mudur?”

    (HABER MERKEZİ)

  • Alevi yurttaşın Ebu Suud mücadelesi: Anayasa Mahkemesi’ne gidiyor-VİDEO

    Alevi yurttaşın Ebu Suud mücadelesi: Anayasa Mahkemesi’ne gidiyor-VİDEO

    PİRHA- Samsun’da Yılmaz Tuluk adlı yurttaş, İlkadım İlçesi’nde Ebu Suud isminin bir caddeye verilmesine karşı 5 yıldır verdiği hukuk mücadelesini sürdürüyor. Yerel Mahkeme’den bir sonuç alamayan Tuluk, 3 Aralık Pazartesi günü Ebu Suud ismine itirazını Anayasa Mahkemesi’ne götürecek. 

    Samsun’da İlkadım İlçesi’nde Ebu Suud isminin bir caddeye verilmesine karşı 5 yıldır verilen hukuk mücadelesi sürüyor.

    Yılmaz Tuluk adlı yurttaş, bundan 600 yıl önce Anadolu’da gerçekleşen Alevi katliamlarına neden olan Ebu Suud fetvalarını hatırlatarak, bu ismin caddeye verilmesine karşı hukuk mücadelesini sürdüreceğini açıkladı.

    3 Aralık Pazartesi günü Ebu Suud ismini Anayayasa Mahkemesi’ne taşıyacağını belirten Yılmaz Tuluk, PİRHA’ya yaptığı açıklamada ““Ebu Suud” isminin bir caddeye verilmesi hukuka aykırı olduğu gibi, bu isim toplumda kin ve düşmanlığı tahrik eder nitelikte. Bu işin peşini bırakmayacağız” dedi.

    “NEDEN EBU SUUD İSMİNE İTİRAZ EDİYORUZ?”

    Yılmaz Tuluk adına Avukat Tufan Akçagöz, bir açıklama yaparak, neden Ebu Suud ismine itiraz ettiklerini şöyle dile getirdi:

    “Bundan yaklaşık 5 yıl evvel, Samsun İli İlkadım İlçesi sınırları içerisinde bulunan “Ebu Suud” ismindeki bir cadde isminin, hukuka aykırı olduğu, bu ismin toplumda kin ve düşmanlığı tahrik eder nitelikte olduğu gerekçesiyle kaldırılması talebiyle, müvekkil Yılmaz Tuluk adına Samsun Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na başvurduk. Bu başvurumuz Belediye tarafından reddedildi.

    Önce, bu işin üzerinde neden bu denli durduğumuz ve bu isme itiraz ettiğimiz konusuna bir açıklık getirmek isterim. Ebu Suud Kimdir? Ebu Suud, 1491-1574 yılları arasında yaşamış bir Osmanlı Şeyhülislamı’dır. Hiç şüphe yok ki, Ebu Suud’un isminin toplumu bölme ve ayrıştırmaya sebebiyet vereceğine dair iddialarımız, bu şahsın bu sıfatıyla alakalı değil, dönemi içerisinde imza atmış olduğu fetvalarla ve açıkladığı görüşlerle ilgilidir. O halde, Ebu Suud efendinin hangi fetvalara imza attığı ve bunların hangilerinin bugünün modern Türkiye’sinde bölücülüğe neden olduğunu masaya yatırmak gerekir.”

    Avukat Tufan Akçagöz,Ebu Suud Efendi’nin, Şeyhülislamlığı döneminde neler yaşandığını sıraladı:

    -“Kızılbaşlar’ın topluca öldürülmeleri helal olup, bu din uğruna yapılan büyük savaştır. Bu savaşta ölmek de şehitliğin en ulusudur.

    -Yetmiş üç fırka içinde ehli sünnet fırkasından gayrısı ateşte yanacaktır.

    -Kızılbaş topluluğu bu yetmiş üç topluluğun tam olarak birinden de değildirler. Her birinden bir parça şer ve fesad alıp kendi kafalarına göre dinsizlik, imansızlıklarına katarak sapkın bir dinsizlik mezhebi oluşturmuşlardır. Ve bozgunculuklarını, imansızlıklarını günden güne arttırmaktadırlar.

    -Kızılbaşlar’ın tövbesi geçerli değildir. Bu nedenle de büyüğü küçüğü ile tümünün katledilmesi gerekir. Bunların kâfirliğinden kuşku duyanlar dahi kâfirdirler.” Şeklindeki fetvalarını, bugün için kendisine insanım diyen birinin savunması mümkün değildir. Bunun dışında, Alevi kadınlarına tecavüzü dahi meşru gören bir ahlaksız anlayışı temsil eden ve bu yönde de fetvaları bulunan birinin isminin, milli mücadelenin ilk adımının atıldığı ve her zaman Cumhuriyet meşalesini en yukarıda tutmaya gayret gösteren Samsun’da bir caddeye verilmesini kabul etmek mümkün değildir. Bundan 600 yıl evvel Anadolu’da gerçekleşen Alevi katliamları, işte bu fetvalara dayanmaktadır.

    Ebu Suud Efendi, sadece farklı inanç yapısındaki insanlara düşman değildir. Yunus Emre’nin Cennet cennet dedikleri, birkaç melek birkaç huri / İsteyene verin onu, bana seni gerek seni.” adlı şiirini bile, cenneti hafife aldığı için “küfrü mucip” diye nitelemiştir.
    İşte Ebu Suud’un ruh hali budur. Bu nedenlerden dolayı biz bu isme öncelikle Samsun Büyükşehir Belediyesi nezdinde itiraz ettik.”

    SAMSUN İDARE MAHKEMESİ DAVAYI REDDETTİ

    Samsun Büyükşehir Belediyesi’nin taleplerini reddettiği için konuyu Samsun İdare Mahkemesi’ne taşıdıklarını belirten Avukat Tufan Akçagöz, şöyle devam etti:

    “Samsun İdare Mahkemesi, müvekkil Yılmaz Tuluk’un Atakum ilçesinde ikamet ettiği, oysaki iptali istenen işlemin İlkadım ilçesi sınırları içinde kaldığı ve müvekkilin bu yönde bir sübjektif ehliyetinin olmadığı ve güncel bir menfaatinin zedelenmediği gibi anlamsız bir gerekçeyle ve bize göre de davanın esasına girmek istemediği için davamızı bu yönüyle reddetmiştir.

    Biz bu karara itiraz ettik ve Danıştay, talebimizi haklı görerek Samsun İdare Mahkemesi’nin işin esasına girmesi gerektiğini belirterek, Büyükşehir sınırları içerisinde gerçekleşecek herhangi bir hak ihlalinin, hangi ilçede ikamet ederse etsin herkesin hakkını ihlal edebileceği gerekçesiyle dosyayı yeniden Samsun İdare Mahkemesi’ne göndermiştir.

    Samsun İdare Mahkemesi ise, yaptığı inceleme sonucunda, Samsun Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın almış olduğu kararın, hukuka aykırı olmadığı gerekçesiyle davamızı reddetmiştir. Biz bu kararı da temyiz ettik ve bir muhalif üyenin oyuyla, Samsun İdare Mahkemesi’nin vermiş olduğu karar oy çokluğuyla onanmıştır.

    BELEDİYEYE GÖRE EBU SUUD İSMİ MEVZUATA UYGUN

    Samsun Büyükşehir Belediyesi de Danıştay da, “5393 sayılı Belediye Kanunu 81. Madde ve adres ve numaralamaya ilişkin yönetmeliğin 14. Maddesi uyarınca, cadde, sokak ve bulvar isimlerinin belirlenmesinde yetkinin belediyelerde olması gerekçesine dayanılarak, belediyenin tesis ettiği işlemin; yani, Samsun İli İlkadım İlçesi Selahiye Mahallesi’nde bulunan Ebu Suud Caddesi isminin belirlenmesinde mevzuata aykırı bir durum görülmediğini söylemekteler.

    Oysaki, aynı yasanın 24. Maddesine göre, “Mahalle, sokak, cadde, bulvar, meydan ve benzeri yerlerin adları, Anayasa’nın temel ilkelerine, yürürlükteki mevzuata, genel ahlaka aykırı, ayrımcılığa ve bölücülüğe yol açabilecek nitelikte tespit edilemez” demektedir.”

    EBU SUUD HALKI KİN VE DÜŞMANLIĞA TAHRİK ETMİŞTİR

    Ebu Suud’un kim olduğunu anlattım. Bir dönem adamıdır. Fetva adı altında ortaya attığı görüşlerini bugün biri söyleyecek olsa, halkı kin ve düşmanlığa tahrik ettiği gerekçesiyle modern hukuk sistemimize göre cezai yaptırımlara maruz kalacağı açıkken, bilinçli olarak Samsun Büyükşehir Belediyesi’nin böyle bir uygulamanın altına imza atması, hukuka aykırı olduğu kadar insanlığa da aykırıdır.

    Samsun’da yaşayan Alevi yurttaşlarımızı rencide eden, onları toplumun dışına itmeye matuf bu tarz uygulamaların hukuka aykırı olduğu, Anayasa’ya ve bağlı olduğumuz uluslararası sözleşmelere göre de idarenin, keyfi bir karar alma mekanizmasına bağlı olmadığı açıktır.

    Kanunlar herkes için bağlayıcıdır. Samsun Büyükşehir Belediyesi, talebimizi görmezden gelmek suretiyle, aslında yüzyıllardır süregelen bir inançsal baskının uzantısını hayata geçirmiştir. Hiç kimse, baskın siyasal gücün sahip olduğu inanç sisteminin bir parçası olmak zorunda değildir. Herkes, istediğine ve istediği gibi inanmakta hürdür. Din ve vicdan hürriyeti, Anayasal teminat altındadır. Ancak bugünkü uygulamalar bize göstermektedir ki, aradan yüzyıllar geçse de bir takım toplumsal arızalar, kalıtsal olarak günümüze kadar gelmiştir.

    81 milyonluk Türkiye’yiz. Bu 81 milyonun, barış ve huzur içerisinde yaşayabilmesinin temeli, herkesin birbirine saygı duymasından geçer. Aksi durum, bölünmeyi ve ayrışmayı da beraberinde getirir. Bilhassa devlet kurumlarının ve devleti idare edenlerin bu konuda daha hassas olmaları, adımlarını atarken bu ruha uygun davranmaları gerekir.

    “BU İŞİN PEŞİNİ BIRAKMAYACAĞIZ” 

    Bir noktayı daha işaret etmek istiyorum ki, bizim açımızdan bu oldukça önemlidir. Açmış olduğumuz dava, birileri tarafından takip edilmekte, her fırsatta basın yoluyla konu sıcak tutulmaya çalışılmakta ve hatta daha ileriye götürülmek suretiyle davamızın kabulü yönünde oy kullanan ve karara muhalefet eden Danıştay üyesi Hakim dahi, siyasal İslamcı gazeteler tarafından bir linç kampanyasına kurban edilmek istenmektedir.

    “DUYARLI HERKES BU DAVAYA DESTEK VERMELİ” 

    Bu nedenledir ki, bu işin peşini bırakmayacağız. Başından beri bu işi birlikte yürüttüğümüz müvekkilim Yılmaz Tuluk’la birlikte, konuyu Anayasa Mahkemesi’ne taşıyoruz. Anayasa Mahkemesi’nin bu konuda taleplerimizi makul karşılayacağı ve ortada bir hak ihlalinin varlığını tespit edeceğine inanıyoruz. Çünkü, ülkemizin de taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 14. Maddesi ve iç hukuk mevzuatımız da, ayrımcılık yasağını ana hatları ile tanımlamıştır. Devlet, ayrımcılık yapamaz. Ayrımcılığı körükleyen işlere imza atamaz. Samsun’da  Büyükşehir Belediyesi’nin yapmış olduğu, işte tam da budur.

    Anayasa Mahkemesi’ne başvuruyoruz. Konuyu, Anayasa Mahkemesi’nin değerlendirmesine sunuyoruz.  İnsan hakları konusunda duyarlı olan tüm toplum kesimlerini, bu davaya destek vermeye çağırıyoruz.”

    PİRHA/SAMSUN