Etiket: eczacılar

  • CHP Genel Başkanı Özel’den Kobane davası açıklaması: Adalet bekliyoruz!

    CHP Genel Başkanı Özel’den Kobane davası açıklaması: Adalet bekliyoruz!

    PİRHA- CHP Genel Başkanı Özgür Özel, karar açıklanması beklenen Kobanê davasını takip edeceklerini söyleyerek “Adalet bekliyoruz” dedi. Özel, Tasarruf Genelgesi için de Numan Kurtulmuş’a çağrıda bulundu.

    Partisinin grup toplantısında açıklamalarda bulunan CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in gündeminde eczacılardan hemşirelere, engellilerden çiftçilere, polislerde ataması yapılmayan öğretmenlere birçok meslek grubunun yaşadığı sorunlar vardı.

    Soma maden katliamının yıldönümü hakkında, yargılama sürecindeki hukuksuzluğa dikkat çeken Özel, işçilere sendikalaşma çağrısı yaptı. Özel, “Soma’dan beri 649 madenci daha öldü ama kimsenin haberi bile olmadı. Soma’dan beri 2 Soma daha oldu. Burada mesaj Türkiye işçi sınıfına, örgütlenin, örgütlenin, örgütlenin” dedi.

    Kamuda Tasarruf Genelgesi’nin Cumhurbaşkanlığı harcamalarının da kapsamasını olumlu bulduklarını dile getiren Özel, Numan Kurtulmuş’a başkanlık divanını toplayıp TBMM için de tasarruf genelgesi hazırlama çağrısı yaptı. Özel, belediyelere yatırım sınırı ve kamuya atama kısıtlaması maddelerine tepki gösterdi, “Bu numaraları yemeyiz” dedi.

    Perşembe günü karar açıklanması beklenen Kobanê Davasını takip edeceklerini belirten Özel, “Adalet çıkmasını bekliyoruz. Hukuka uyulması temennimizdir” dedi.

    Özel 18 Mayıs’ta Saraçhane’de atanmayan öğretmenler ve müfredat değişikliği hakkında yapacakları buluşmaya da çağrıda bulundu.

    ‘SOMA’DAN BU YANA 2 SOMA DAHA OLDU, KİMSENİN HABERİ OLMADI’

    Özel’in açıklamalarından başlıklar şöyle:

    “Soma için unutursak yüreğimiz kurusun” dedik. İlk duruşmada 4 kilometre kuyruk vardı, son duruşmada salonda 200 kişiydik.

    Sonuçta hepimizin yüreğini kanatan bir karar alındı, Yargıtay kararı 5-0 bozdu. Karar 5 ay bekledi. Yargıtay’ın 5 üyesinden 3’ünü değiştirdiler. Yeni gelenler bir önceki kararı 3-2 bozdu. Ölen işçi başına 5 gün yatanlar çıktılar dolaştılar, dün de küstahlık yaptılar. ‘Soma demeyin, biz orayı unuttuk’ dedi.

    Dün Soma’da tarihin en büyük kalabalığı vardı. Dün oradaki anneler ilk kez ‘Biz adaletin geleceğine inandık’ dediler. Getireceğiz and olsun. Soma’dan beri 649 madenci daha öldü ama kimsenin haberi bile olmadı. Soma’dan beri 2 Soma daha oldu. Burada mesaj Türkiye işçi sınıfına, örgütlenin, örgütlenin, örgütlenin. Bütün işçileri sarı sendikalarına değil, mücadele sendikalarına üye olmaya davet ediyorum.

    ‘ECZACILARIN SORUNLARINI DİLE GETİRMEYE DEVAM EDECEĞİM’

    Eczacılar çok kutsal bir mesleği büyük zorluklarla yapıyorlar. Gece gündüz çalışıyorlar. Odaları, birlikleri kamu yararını her şeyden çok gözetiyorlar, kendi sorunlarından çok hastaların sorunlarını dile getiriyorlar. Sorunlarını biliyorum, dile getirmeye devam edeceğiz. Eczacılarla ve mesleğimle gurur duyuyorum.

    TÜİK verilerine göre ülkemizin sağlık harcamalarına ayırdığı para yüzde 3,7. Bunun da en düşüğü ilaca ayrılıyor. Doktor ilaç yazıyor, 130 liralık ilacın 55’ini devlet, 75’ini hasta ödüyor. Yerli ilaç kullanımı geriliyor, yabancı ilaç kullanımı artıyor.

    SMA hastası çocuklar vicdanımızda yara. Ama asıl sorun Türkiye’nin bir yetim ilaç politikası olmamasıdır. SMA hastası ana baba tek başına bırakılıyor. O ilaç sürümü olmadığı için 100 milyon liradır. Bir bütçe yapacaksınız. Bu alanda kim para kazanıyorsa bir kumbara yapılacak. Bu ülkede kimin yetim ilaca ihtiyacı olursa o ilacı parasız alacak.

    ÇİFTÇİ SAYISI 10 YILDA YÜZDE 55 AZALDI

    Milletin efendilerinin Çiftçiler Günü’nü kutluyorum. Genç Cumhuriyet ülkemizi buğdaydan un, pancardan şeker, pamuktan tekstil üreten fabrikalarla donattı. İkinci Dünya Savaşı yıllarında topraksız köylü topraklandırıldı. İkinci Dünya Savaşı’nda bile bunlar yapılırken bu bilimsel yürüyüş sekteye uğratıldı. Bugün ağır bir gıda ve tarım kriziyle karşı karşıyayız. AK Parti döneminde 2 Trakya’yı kaybettik. Çiftçi ektikçe zarar eder durumda. SGK verilerine göre kayıtlı çiftçi sayısı 10 yılda yüzde 55 azaldı. Artık genç çiftçi yok, yaş ortalaması 58. TÜİK Nisan gıda enflasyonunu yüzde 68 olarak açıkladı. OECD ortalaması yüzde 5,5. Türkiye en kötü 4. sırada. Bu konuda kapsamlı bir hazırlığımız var.

    Sadece CHP belediyeleri geçtiğimiz dönemde tohumu, gübreyi ücretsiz verip buğdayı satın alıp Halk Ekmek fabrikalarında halka ekmek yaptılar, sütü alıp çocuklara süt dağıttılar.

    Biz engellileri 1 gün hatırlamak istemiyoruz. Dezavantajlı bir grup olmaktan çıkarmak için yeni bir kamusal düzenleme öneriyoruz.

    KURTULMUŞ’A ÇAĞRI: MİLLETİN VEKİLLERİ TASARRUFUN DIŞINDA KALMASIN

    Dün kamuda tasarruf genelgesi yayınlandı. 10. genelgeydi. 1 olumlu fark var; o da sarayın Cumhurbaşkanlığı harcamalarının genelge dışında tutulmamış olması. Bir tek Meclis dışında tutulmuş, o da normal. Numan Kurtulmuş’a çağrıda bulunuyorum; Meclis’e tasarruf et deme yetkisi yürütmede değildir, kendi genelgemizi hazırlamayız. Başkanlık divanı toplansın, milletin vekilleri tasarrufun dışında kalmasındalar.

    Genelge “Yüzde 15 yatırım harcamalarından tasarruf yapacağız” diyor. Kendi tasarruflarımızla yarattığımız bütçeyi kullanıp yatırım yapmamıza engel olursanız biz arada yokuz. Benim başkanlarım hiçbir çelmeye izin vermeyecek, veren olursa hesaplaşırız.

    İkinci olarak, ’emekli olan kadar çalışan atanacak’ deniyor. Yani işsize ‘Ben parayı KKM’ye verdim, 5’li çeteye verdim, sana para yok’ deniyor. Bundan önce kimse bunların genelgelerine uymadı, başta kendileri. Kemeri garibana sıktırıp parayı 5’li çetelere veriyor. Ben kamunun israfa son vermesine sonuna kadar destek oluyorum. Ama emekliye, memura zam isteyince ‘tasarruf yapıyoruz’ diyecekler. Bu numaraları yemeyiz.

    Koca genelgede umudumu artıran bir madde var; vergide adalet. Zurnanın zırt dediği yer burası. En pahalı kotralarla gezenlerden traktöre mazot alanlardan daha az vergi alıyorlar. Vergi az kazanandan az, çok kazanandan çok, kazanmayandan hiç alınmaz. Bizde kazanan kazanmayan herkesten yüzde 65 vergi alınıyor. ‘Vergide adaleti’ ilk kez söylediler destekliyoruz.

    ‘KOBANÊ DAVASINDAN ADALET ÇIKMASINI BEKLİYORUZ’

    Kobanê Davası’nı güçlü bir heyetle takip edeceğiz. Adalet çıkmasını bekliyoruz. Hukuka uyulması temennimizdir. Kararın kurulmasında AİHM ve anayasa kararlarının bağlayıcılığın göz önüne alınmasını bekliyoruz.

    18 MAYIS’TA SARAÇHANE’DEYİZ

    18 Mayıs saat 13.00’te İstanbul’da Saraçhane Meydanı’nda olacağız. Yıllar önce Ecevit’e ‘Madem atamayacaktın bu çocukları neden okuttun diyenlere’ sesleneceğiz. 1 milyon öğretmen atama bekliyor. ‘Mülakatı kaldırıyoruz’ dediler vazgeçtiler. Dur demezsek çocuklarımız sadece mülakat değil, müfredat mağduru olacak.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Eczacılar Ankara’dan seslendi: Hak ettiğimiz değer verilsin!-VİDEO

    Eczacılar Ankara’dan seslendi: Hak ettiğimiz değer verilsin!-VİDEO

    PİRHA- Türk Eczacılar Birliği, mesleki sorunlara karşı Ankara’da büyük eczacı mitingi düzenledi. Yapılan açıklamada ilaç yokluğundan hak kayıplarına birçok başlık dile getirilerek, “Eczacıya hak ettiği değer verilmelidir” denildi.

    İlaç fiyat farkına, ilaç yokluklarına, kontrolsüz açılan fakültelere, kamu eczacılarının hak kayıplarına karşı Ankara’da bir araya gelen eczacılar, “Dur de tükeniyoruz” diyerek taleplerini duyurdu.

    Ülkenin birçok ilinden Ankara Anıtpark’a akın eden eczacılar sabahın erken saatinde miting meydanını doldurdu.

    Döviz, pankart ve balonlara taleplerini yazan eczacılar, düdük ve alkışlarla da ilgililere seslerini duyurmaya çalıştı.

    “MESLEĞİMİZİN YARINLARINI YAZMAYA GELDİK”
    Türk Eczacılar Birliği Genel Başkanı Arman Üney, yaptığı konuşmada “Bizi görmeyenlere karşı birlik ve beraberliğimizi göstermek için buradayız. Mesleğimize karşı yapılan tüm haksızlıklara karşı alanlardayız” diyerek miting alanını selamladı.
    Üney, sokağa çıkma yasaklarının yaşandığı dönemde salgın nedeniyle yaşamını yitiren 77 eczacıyı da anarak şu konuşmayı yaptı:
    “Bugün on binlerle buradayız. Bugün büyük bir umutla bu meydanı doldurduk. Peki, neden buradayız?
    Bu vatana, bu topluma, mesleğimize ve meslektaşlarımıza büyük bir umutla, büyük bir aşkla, büyük bir bağlılıkla sahip çıkmak için buradayız.
    Bugün neden buradayız?
    Sesimizi duymayanlara duyurmak için. Bizleri görmeyenlere birliğimizi ve beraberliğimizi göstermek için buradayız.
    Mesleğimize karşı yapılan tüm haksızlıklara dur demek için buradayız.
    Bizler, tüm bölge eczacı odalarımızla, birliğimizle mesleğimiz, meslektaşlarımız için her zaman buradaydık. Tek ses, tek yürek hep burada olmaya da devam edeceğiz.
    Biz eczacılar, mesleğimiz, meslektaşlarımız ve daha sağlıklı bir toplum için bugün buradayız.
    Bizler, bu yola hep birlikte çıktık. Bizler, aynı okullardan mezun olduk. Aynı kurumlarda, aynı üniversitelerde çalıştık.
    Bizler, meslektaş olarak çıktığımız bu yolda kader birliği yaptık. Yol arkadaşlığı yaptık, yapmaya devam ediyoruz.
    Bugün burada olan bizler, mesleğimizin yarınlarını yazmaya geldik.
    Yıllar sonra bugünü hatırladığımızda bugün burada ne büyük bir tarih yazdığımızı göreceğiz. Kader ortaklığımız, yol arkadaşlığımız üniversite sıralarında başladı, ölene kadar da devam edecek. Çünkü bizler eczacıyız …
    Biz eczacılar; “Asla yalnız yürümeyeceksin” sözünü en iyi bilenleriz.
    Biz eczacılar; bugüne kadar mesleğimize ve meslektaşlarımıza yapılan tüm haksızlıklara karşı omuz omuza hep birlikte dur dedik. Geçit vermedik.
    Biz eczacılar; Odalarımızdan aldığımız güçle, bu mücadelelerden hep birlikte güçlü çıktık, yine güçlü çıkacağız.
    Bu yağmurlar bizi ıslatmaz arkadaşlar. Bu çamur ayağımıza bulaşmaz arkadaşlar. Çünkü bizler, mahallelerde, köylerde, kentlerde bu ülkede her yerdeyiz.
    Uzakları yakın edeniz biz. Zorlukları kolay edeniz biz. Kesintisiz sağlıksız hizmeti için, pandemide sağlık yolunda öleniz biz! Canımız pahasına sağlık hizmeti vereniz biz. Halkımıza, maskeleri ve aşıları ulaştıranız biz. Çalıştığımız her yerde, ilaç ve eczacılık hizmetlerini kesintisiz sunanız biz.
    Bizler, sokağa çıkma yasaklarında, hiç kimse sokaklarda değilken tüm sağlık çalışanları ile birlikte hizmet verdik.
    Pandemi sürecinde çok büyük kayıplarımız oldu. 77 meslektaşımızı 24 eczane teknisyenimizi 2 eczacı odası çalışanımızı görevleri başında kaybettik. Pandemide kaybettiğimiz meslektaşlarımız, bu onurlu mücadelenin kahramanlarıdır.
    O kahramanların her birini, rahmetle, saygıyla, minnetle bir kez daha anıyoruz. Aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyoruz.
    Biz eczacılar, 66 yıldır sahip olduğumuz meslek örgütümüzle mesleğimizin ve meslektaşlarımızın bugünü ve geleceği için hep birlikte omuz omuza çalıştık, çalışmaya da devam ediyoruz.
    Bizler; sadece meslektaşlarımızın sorunlarını ve sıkıntılarını çözmek için mücadele etmiyoruz. Bizler, bir bütün olarak mesleğimizi savunuyoruz.
    Bizler, bir bütün olarak toplum sağlığını savunuyoruz.
    Bizler, mesleğimizi değersizleştiren tüm girişimlere karşı mücadele ediyoruz.
    Tek bir amacımız var: Bu mesleğe hak ettiği değeri kazandırmak.
    Biz eczacılar, halk sağlığını korumak için, halkımıza, milletimize hak ettikleri hizmeti sunmak için, onurlu ve haysiyetli bir şekilde mesleğimizi sürdürebilmek için, buradayız.
    Bugün buradayız arkadaşlar! Hep beraber buradayız. Ve biz eczacılar hep birlikte dur diyoruz!
    En yüksek perdeden duyuralım sesimizi! Birlikte haykıralım !
    Arkadaşlar, biz eczacılar dur diyoruz! Mesleğimize yapılan tüm haksızlıklara dur diyoruz! Çünkü, eczacılık mesleği değersizleştiriliyor. Çünkü, mesleğimizin sorunları görmezden geliniyor. Çünkü; sağlık sisteminin vazgeçilmezi eczacılar her geçen gün daha fazla yok sayılıyor.
    Evet değerli meslektaşlarım, biz eczacılar ne istiyoruz?
    Biz eczacılar,
    İlaç yoklukları son bulsun istiyoruz. Halkımız her ilaca her eczaneden kolayca ulaşsın istiyoruz.
    Biz eczacılar,
    İlaç fiyat farkları olmasın, hastalarımızın cebinden para çıkmasın istiyoruz.
    Biz eczacılar, Artık daha fazla eczacılık fakültesine ihtiyacımız yok diyoruz.
    Biz eczacılar, Kamu eczacılarını görmezden gelemezsiniz, onları yok sayamazsınız diyoruz. Kamu eczacılarına hak ettiği değer verilsin diyoruz.
    Biz eczacılar, Eczanelerde çok ciddi ekonomik çıkmaz var. Yapılan düzenlemeler yeterli değil diyoruz.
    Biz eczacılar, SGK ilaç alım protokolünde, yaşadığımız ekonomik darboğaza çözüm üretecek iyileştirmeler istiyoruz.

    Biz eczacılar, ilaç fiyat kararnamesindeki güncellemeler artık bir standarda bağlansın diyoruz.
    Biz eczacılar, birinci basamak sağlık çalışanları olarak meslek hakkımızı istiyoruz.
    Biz eczacılar, buradan, Ankara’da bu meydandan, tek ses tek yürek haykırıyor ve dur diyoruz!
    Biz eczacılar, ne diyoruz?
    İlaç yokluklarına; ilaç fiyat farklarına; kontrolsüz açılan fakültelere; eczanelerdeki ekonomik çıkmaza; kamu eczacısının hak kaybına; eczacıların yok sayılmasına Dur diyoruz!
    Arkadaşlar, biz eczacılar, mesleğimiz için ayağa kalktık. Geleceğe onurlu bir meslek bırakmak için tek bir şey istiyoruz. Eczacıya hak ettiği değer verilsin diyoruz.
    Biz eczacılar, bugün Ankara’da mesleğimiz için verdiğimiz bu mücadelede hep birlikte tek ses tek yürek olduk: İstanbul’dan Adıyaman’a, Edirne’den Erzurum’a, Çanakkale’den Elâzığ’a, İzmir’den Van’a, Muğla’dan Diyarbakır’a, Mersin’den Batman’a, Trabzon’dan Hatay’a, Kayseri’den Mardin’e, Konya’dan Gaziantep’e, Bursa’dan Malatya’ya, Ankara’dan Samsun’a.
    Bu cennet vatanın dört bir yanından Ankara’ya tek bir şey için geldik:
    Eczanelerimiz kapanmasın diye geldik. Eczanelerimiz yaşasın diye geldik.
    Eczacılara hak ettiği değer verilsin diye geldik.
    Arkadaşlar biz eczacılar; dayanışmayla, birlik ve beraberlikle, Odalarımızla, meslek örgütümüzle, mesleğimize hep birlikte sahip çıkıyoruz.
    Herkes bilsin ki biz eczacılar, hak ettiğimiz değeri alana kadar durmayacağız.
    Buradan bir kez daha hep birlikte haykırıyoruz.
    Artık sözün bittiği yerdeyiz!
    Son kez alanlardan haykırıyoruz.
    Eczacıya hak ettiği değer verilsin diyoruz.
    Biz eczacılar, hep birlikte ve bir arada durdukça hak ettiğimizi her zaman elde ettik. Elde etmeye devam edeceğiz.
    Sizler bugün Ankara’ya umudu getirdiniz. Dayanışmayı getirdiniz. Aydınlık bir gelecek getirdiniz.
    Sizler bugün Ankara’ya eczacıların sesini, soluğunu, gücünü getirdiniz.
    Mücadelemizi omuzlayan siz değerli dostları bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.”
    PİRHA/ANKARA

  • SES’ten sağlıkta şiddet yasa tasarısına ilişkin açıklama

    SES’ten sağlıkta şiddet yasa tasarısına ilişkin açıklama

    PİRHA-Geçtiğimiz günlerde meclise sunulan sağlıkta yeni düzenlemeleri içeren yasa tasarısına ilişkin basın toplantısı yapan Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES), söz konusu kanun teklifinin sağlıkta şiddeti önlemekten uzak olduğunu belirtti. 

    Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) AKP’nin torbasından “Sağlıkta Şiddet Yasası” değil
    “Yeni Saldırı Yasaları” çıktı başlığı altında basın toplantısı gerçekleştirdi. SES Genel merkez binasında yapılan toplantıda basın metnini SES MYK adına SES Eş Genel Başkanı İbrahim Kara okudu.

    “SAĞLIKTA ŞİDDETİ ÖNLEMEYE DÖNÜK BİR TEKLİF DEĞİL”

    Kara, 30 Ekim 2018 tarihinde TBMM Başkanlığı’na sunulan sağlık torba kanun teklifinin kamuoyuna “Sağlıkta şiddet yasası” olarak lanse edildiğini ancak bu teklifin sağlıkta şiddeti önlemeye dönük bir teklif olmadığını kaydetti. Teklifin sağlık alanında örgütlü kesimlerin görüş ve önerileri alınmadan sağlık özel sektörünün ihtiyaçları doğrultusunda hazırlandığına dikkat çeken Kara, “Torba kanunlarda sıkça yaşadığımızın aynısı olarak birçok hususta düzenleme yapılmaktadır; ihraç edilen ve güvenlik soruşturması gerekçe gösterilerek ataması yapılmayan hekim ve diş hekimlerine özel sektörde çalışmayı yasaklayarak tam bir medeni ölü hali dayatmak kanundaki düzenlemelerden biridir” dedi.

    “SAĞLIK MESLEK VE EMEK ÖRGÜTLERİNİN ÖNERİLERİ DİKKATE ALINMIYOR”

    Sağlık meslek ve emek örgütlerinin sağlıkta şiddetin önlenmesi için geliştirdikleri bir dizi değerlendirme ve önerinin olduğunu hatırlatan Kara, söz konusu kanun teklifinde bu önerilerin dikkate alınmadığını ekledi. AKP’nin amacının sağlıkta şiddeti önlemek olmadığını kaydeden Kara, “Yapılan düzenleme sağlıkta şiddet uygulayan şüpheliler hakkındaki yasal prosedürü tekrardan ibarettir. Şiddet uygulayan şüpheli polis veya jandarma tarafından yakalandığında zaten Cumhuriyet Savcılığına sevk edilmesi, Cumhuriyet Savcısının da 3359 sayılı kanunun ek 12.maddesi uyarınca şüphelinin tutuklanması istemi ile Sulh Ceza Hakimine sevk etmesi gerekir. Bu prosedürü hatırlatacak bir madde yazılması oldukça ilginçtir. Yapılan düzenleme ile sağlık çalışanlarının müşteki, mağdur veya tanık olarak iş yerinde ifadesinin alınabileceği düzenlenmiştir” diye konuştu.

    “SAĞLIKTA DÖNÜŞÜM PROGRAMI TÜM UYGULAMALARI İLE İPTAL EDİLMELİ”

    Bu tip kanun teklifleriyle şiddetin önlenmesinin mümkün olmayacağını bir kez daha hatırlatan Kara, “Sağlığı kışkırtılmış bir talep haline getiren, sağlığı metalaştıran, ticarileştiren, sağlık emekçilerini köleleştiren sağlıkta dönüşüm programının tüm uygulamaları ile birlikte iptal edilmesi; sağlık emekçilerini hedefe koyan ve itibarsızlaştıran dil, söylem ve uygulamalardan vazgeçilmesi; koruyucu sağlığın öncelenmesi ve benzeri bir dizi önlem alınmadan salt şiddet uygulayanları cezalandırmaya dönük yasal değişiklikler ile şiddet önlenememiştir ve maalesef önlenemeyecektir” şeklinde ifade etti.

    “SAĞLIKTA DÖNÜŞÜM PROGRAMI ÖZELLEŞTİRME OLARAK DEVAM EDİYOR”

    Türkiye’de sağlıkta dönüşüm programının temelinin sağlığın ticarileştirilerek buradan kar elde edilebilecek bir sektör haline getirilmedi olduğunu belirten Kara, programın Dünya Bankası’nın tavsiyeleriyle başlatıldığını ve sağlıkta özelleştirme olarak devam ettirildiğini vurguladı. Kara, sözlerini şöyle sürdürdü: “Vurgulamak isteriz ki, Aile hekimliği hizmetlerinin ücretsiz olduğundan bahsedilerek muayene başına alınan 2 TL’lik katılım payı gizlenmeye çalışılmıştır. Ayrıca 5510 sayılı kanunun Genel Sağlık Sigortası ile ilgili hükümleri incelendiğinde Türkiye’deki sağlık hizmeti alan kişilerin katkı ve katılım paylarının giderek yükseldiğini, özel sağlık hizmetlerindeki ek ücretlerin %200 tutarına yükseldiğini rahatlıkla görebileceklerdir. Dolayısıyla Türkiye’de sağlık hizmetlerine kişilerin cepten ödediği tutar her geçen gün artmaktadır. AKP hükümetlerinin yaptığı tek şey insanların sağlık talebini arttırmalarına neden olarak kışkırtılmış sağlık talebi oluşmasına sebep olmuştur. Ancak sağlığa ulaşım artık katkı ve katılım payları ile paralı hale getirilmiş, nitelikli sağlık hizmeti sunumunda sorunlar artmış, sağlık hizmetini sunan sağlık emekçilerine yönelik şiddetin önüne geçilememiş, sağlık personelinin özlük ve parasal haklarında gerekli iyileştirmeler yapılmamıştır.”

    “MEDENİ ÖLÜ HALİ DAYATILIYOR”

    Kara, kanun teklifinde OHAL döneminde yayınlanan KHK’lerle ihraç edilen sağlık emekçileri için yer alan maddeler hakkında şunları söyledi: “Teklifte OHAL KHK’ları ile kamudan ihraç edilen (7145 sayılı yasa ile bundan sonra da aynı gerekçe ile ihraç edilecekler de dahildir) hekim ve diş hekimleri ile güvenlik soruşturması sonucuna göre kamu görevine alınmayan hekim ve diş hekimlerinin SGK ile sözleşmesi bulunan özel sağlık kurum ve kuruluşları ile vakıf üniversitelerinde çalışamayacağına dair hüküm getirilmiş, bu kişilerin devlet hizmet yükümlülüğü var ise, devlet hizmet yükümlülüğü süresi kadar (600 gün) mesleklerini hiçbir şekilde yapamayacakları düzenlenmiştir. Yani, bu kişiler devlet hizmet yükümlülükleri bitmemişse ki bu süre ortalama 600 gündür; 600 gün boyunca sağlıkla ilgili herhangi bir alanda hiçbir şekilde çalışamayacaklardır. Hizmet yükümlülük süresi bitenler ise sadece SGK ile anlaşması olmayan yerlerde çalışacaklardır; ki belirtmek isteriz SGK ile anlaşma yapmayan özel hastane neredeyse yoktur. Bu şekilde yapılacak düzenleme ile hekim ve diş hekimlerine medeni ölü hali dayatılmak istenmektedir.”

    “MESLEK ÖRGÜTLERİNİN ÇALIŞMA DÜZENİNE MÜDAHALE EDİLİYOR”

    Düzenlemenin sosyal devlet ilkesini benimsemiş anayasanın bilerek ve isteyerek ihlali anlamına geldiğini ifade eden Kara, Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yönetmeliği’nde yapılan esaslı değişiklikler nedeniyle siyasi iktidar yanlısı olmayanların güvenlik soruşturmasından geçme ihtimalinin giderek azaldığını söyledi. Kara, söz konusu kanun teklifinde Türk Tabipleri Birliği (TTB) ile Türk Diş Hekimleri Birliği’nin çeşitli yetkilerinde kısıtlamaya gidilerek meslek örgütlerinin çalışma düzenine müdahalelerin devam ettiğini kaydetti. Kara söz konusu kanun teklifinde yer alan diğer düzenlemeleri ise şöyle sıraladı:

    • Teklifte Türk Eczacılar Birliği’nin kontrolünde yapılan yurt dışından ilaç getirtilmesi uygulaması genişletilerek Sağlık Bakanlığı tarafından uygun görülen kurum ve kuruluşlar ile SGK’ya yetki verilmiştir.

    • Teklifte şirketlerin eczane açmasının önündeki engeller kaldırılmaktadır. Böylece eczacılık mesleğini eczane açarak yürüten meslek mensuplarının aleyhine haksız rekabete sebep olacak ve eczacıları ücretli eczacı pozisyonuna indirerek onların emeğinin sömürülmesini sağlayacak bir uygulama getirmektedir.

    • Teklifte Sağlık Bilimleri Üniversitesinin mütevelli heyetinin oluşumu ile ilgili düzenleme yer almaktadır.

    • Teklifte sağlıkta birlikte kullanım ve işbirliğini düzenleyen 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanununun Ek 9. maddesine yeni fıkralar eklenmiştir. Böylece birlikte kullanım ve işbirliğinin kapsamı giderek genişletilmiştir. Sendikamız bu konuda çıkarılan yönetmeliklere karşı açtığı davalarla hukuka aykırılıkları tespit etmiş ve iptal ettirmiştir. Ancak AKP iktidarı yargı kararlarını uygulamamak için sürekli olarak kanun değişikliği yaparak sosyal hukuk devleti ilkesine aykırı uygulamalarını sürdürmektedir.

    • Teklifte Aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanlarının izin hakları da düzenlenmiştir. Ayrıca vakıf üniversitelerinin eğitim aile sağlığı merkezi açmalarına izin verilmiştir. Aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanlarının 65 yaşına kadar çalışabilecekleri düzenlenmiştir. Ancak kamu görevlisi olmayanlarla ilgili yapılacak sözleşmelerde 4447 sayılı kanun hükümlerinin uygulanmayacağı belirtilerek bu kişilerin işsiz kalması durumunda işsizlik yardımından yararlanamayacakları belirtilmiştir. Teklifte aile sağlığı elemanı yerine aile sağlığı çalışanı getirilmiştir.

    • 100 yatağın altındaki hastanelerin ve 112 il ambulans servisi başhekimliklerine sözleşmeli atama yapılabilmesi imkanı getirilmiştir. Bu durum kadrolu çalışanlar bakımından olumsuz bir düzenlemedir. Atılan her adım ile sağlık alanı güvencesizliğin tek kural olduğu bir hale getirilmektedir.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA