Etiket: edirne

  • Maden işçileri direndi, kazandı!

    Maden işçileri direndi, kazandı!

    PİRHA- Özşen Madencilik işçilerinin 27 günlük direnişi kazanımla sonuçlandı. 

    Alamadıkları maaş ve tazminatları için greve giden Kiremitçiler Grup’a bağlı faaliyet gösteren Özşen Madencilik işçilerinin eylemi sonuç verdi. Bağımsız Maden İşçileri Sendikası, eylemlerinin 24’üncü gününde kendilerini yerin altına kapatan Özşen Madencilik işçilerinin direnişi kazanımla sonlandığını açıkladı.

    İşçiler, eylemlerinin 27’nci gününde Edirne Valisi garantörlüğünde haklarını kabul ettirerek greve son verdi.

    HABER MERKEZİ

  • Meriç ve Tunca Nehri taştı-VİDEO

    Meriç ve Tunca Nehri taştı-VİDEO

    PİRHA- Son günlerde artan yağışlar, nehirlerin taşmasına yol açtı. Edirne’de bulunan Meriç ve Tunca Nehri taşması sonucu tarım alanları sular altında kaldı. Hayvanları da etkileyen taşkınlar sonucu bir çok köpek taşkın sonucu oluşan adacıklarda mahsur kaldı.

    Edirne merkeze bağlı Bosna köyünde de koyunlar için AFAD ekipleri harekete geçerek, koyunları güvenli alana taşıdı.

    Şehir merkezini Karaağaç Mahallesi’ne bağlayan tarihi Tunca Köprüsü, su seviyesinin araç geçişini tehlikeye atması nedeniyle trafiğe kapatılırken, Evliya Kasım Paşa Camii restorasyon şantiyesinin bir bölümü sular altında kaldı.

    PİRHA/EDİRNE

    Foto-Video: Kamil Murat Demir

  • İmralı Heyeti, Selahattin Demirtaş’ı ziyaret etti: Her adımın tereddütsüz yanında olacağım-VİDEO

    İmralı Heyeti, Selahattin Demirtaş’ı ziyaret etti: Her adımın tereddütsüz yanında olacağım-VİDEO

    PİRHA-Abdullah Öcalan ile görüşme yapan DEM Parti İmralı heyeti, Edirne Kapalı Cezaevi’nde eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’la görüştü. görüşme sonrası açıklama yapan “Her türlü kişisel, partisel çıkarın ötesinde, demokrasinin güçlenmesine dair atılacak her adımın tereddütsüz yanında olacağımı belirtiyorum” diyerek sürece destek vereceğini açıkladı.

    İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde bulunan PKK lideri Abdullah Öcalan ile görüşme yapan Hakların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) heyeti, Edirne F Tipi Cezaevi’nde bulunan HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile görüşme gerçekleştirdi.

    DEM Parti İmralı heyetinde milletvekilleri Pervin Buldan, Sırrı Süreyya Önder ve yerine kayyım atanan Mardin Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Ahmet Türk bulunuyor. Heyetin görüşmenin ardından açıklama yapmayacağı, daha sonra kapsamlı bir açıklama yapılacağı duyuruldu.

    “ATILACAK HER ADIMIN TEREDDÜTSÜZ YANINDA OLACAĞIMI BELİRTİYORUM”

    Görüşmeye dair Demirtaş avukatları aracılığıyla açıklama yaptı. Açıklamanın satırbaşları şöyle:

    “Değerli Kardeşlerim, DEM Parti İmralı Heyeti’mizin ziyareti vesilesiyle herkese yürek dolusu selam, sevgilerimi iletiyorum. Büyük bir fedakarlık ve ciddiyetle çalışmalarını sürdüren heyetimize de teşekkürlerimi sunarken ayrıca kendilerine, partimiz DEM Parti’ye, özellikle İmralı Tecrit Adasında demokratik çözüm ve barış için büyük çaba sarf eden Sayın Abdullah Öcalan’a güven ve desteğimin tam olduğunu belirtmek istiyorum.

    Barış dilinin tüm çevrelere hakim olması da önemlidir. Bu konularda konuşan herkes tehdit, şantaj, aşağılama dilinden ve provokatif söylemlerden uzak durmalı, yenme ve yenilme üzerinden boş ve anlamsız bir retorik oluşturmak yerine herkesin, hepimizin kazanacağı ortak bir gelecek üzerinde durmalıdır.

    Yine bu kritik ve tarihi dönemde, Sayın Cumhurbaşkanı başta olmak üzere Sayın Devlet Bahçeli, Sayın Özgür Özel ve diğer tüm parti liderlerine, barış için aldıkları ve alacakları inisiyatifler nedeniyle teşekkürlerimi sunuyor, desteğimi iletiyorum. Her türlü kişisel, partisel çıkarın ötesinde, demokrasinin güçlenmesine dair atılacak her adımın tereddütsüz yanında olacağımı belirtiyorum.

    Son olarak şunu da özellikle belirtmek istiyorum; Kürtlerin çoğunun yönü de yüzü de Türkiye’ye dönüktür. Barış ve güçlü bir demokrasi inşa edilebilirse bu süreçten hep birlikte kazanarak çıkacağımıza inanıyorum. Bunun için, Türkiye Cumhuriyeti devletinin de yönünü, yüzünü tüm Kürtlere çevirerek büyük ve onurlu barışın inşasını sağlayacağını umuyor, diliyorum. Heyetimize tekrar teşekkür ederken başarı dileklerimle birlikte, bir kez daha hepinize Sıcak selam, sevgilerimi iletiyorum.”

    DEM Parti heyeti, yarın ise Kocaeli Kandıra Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ ile bir görüşme gerçekleştirecek. Bu ziyaretin de saat 13.00’te yapılması planlanıyor.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Uzunköprü’de köpek katliamı: Çuvallara doldurup çöpe atmışlar!-VİDEO

    Uzunköprü’de köpek katliamı: Çuvallara doldurup çöpe atmışlar!-VİDEO

    PİRHA – Sokak köpeklerini öldürmeyi öngören tasarının yasalaşmasının ardından Türkiye’nin dört bir yerinden katliam haberleri geliyor. Son olarak Edirne’nin Uzunköprü ilçesinde çöplüğe çuvallar içinde atılan yaklaşık 10-15 köpek öldürülmüş olarak bulundu.

    Edirne’nin Uzunköprü ilçesi çöplüğüne çuvallar içinde atılan yaklaşık 10- 15 köpek, bir vatandaş tarafından cep telefonu kamerasıyla kaydedildi. Öldürülerek çuval içine konduğu ileri sürülen köpekler, sosyal medyada tepkilere neden oldu.

    Uzunköprü Belediye Başkanı Ediz Martin, belediyenin avukatı aracıyla suç duyurusunda bulundu.

    Uzunköprü Belediyesi tarafından yapılan açıklamada şunlar kaydedildi:

    “Belediyemize ait vahşi depolama alanında çuvallar içerisinde 10-15 adet köpeğin ölü vaziyette bulunduğu ekiplerimiz tarafından tespit edilmiştir. Uzunköprü Belediyesi olarak bu canice eylemi yapanlar hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunduğumuzu ve sorumluların adalet önünde hesap vereceğini halkımıza bildiririz.”

    Hayvan Hakları Yasası’nda yapılan değişikliğin ardından, Niğde ve Ankara’nın Altındağ ilçesinde de öldürülmüş sokak köpekleri bulunmuştu.

    (HABER MERKEZİ)

  • CHP’li Yazgan’dan iktidara: Tasarrufu yerel basından değil, lüksten yapın

    CHP’li Yazgan’dan iktidara: Tasarrufu yerel basından değil, lüksten yapın

    PİRHA – Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, yerel basının sorunlarını TBMM Genel Kurulu’nda dile getirdi. Yerel basına yönelik tasarruf tedbirlerini anımsatan Yazgan, iktidara yönelik “Yanlış yapıyorsunuz. Tasarrufu yerel basından değil lüksten, şatafattan yapın” dedi.

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, TBMM Genel Kurulu’nda söz aldı. Yazgan, konuşmasında yerel basının durumuna dikkat çekti.

    24 Temmuz’un “Gazeteciler ve Basın Bayramı” olarak anıldığını söyleyen Yazgan, “24 Temmuz gerçekten gazeteciler ve basınımız için bayram mı? Bazı gazetecilerimiz var mesela; açılışını sizlerin yaptığı, sonra FETÖ’den kapatılan Bank Asya’dan aldıkları kredilerle lüks ev sahibi olanlar ekranların, gazetelerin köşe başını tuttular. 24 Temmuz onlar için bayram. Kamuoyuna zaman zaman yansıyor, bazı gazeteciler var, ballı ihalelerle iş tutuyor. 24 Temmuz onlar için de bayram. Peki, 24 Temmuz kimin için bayram değil biliyor musunuz? İktidarın türlü baskılarına, tehdidine, davalarına karşı mesleğinin onurunu koruyan gazetecilerin bayramı değil. Yaptıkları gerçek, doğru haberler nedeniyle günaşırı adliyeye giden, soruşturma geçiren gazetecilerimiz için de bayram değil. Bu gazetecilerimiz için 24 Temmuz, Basın Özgürlüğü İçin Mücadele Günü’dür. Onların hepsini sevgi ve saygıyla selamlıyorum” ifadelerini kullandı.

    “TASARRUFU BASINA YIKMAYA ÇALIŞMANIZI KABUL ETMİYORUZ”

    Milletvekili Yazgan, Kamu kurum ve kuruluşlarına gazete alımını engelleyen ve kamu kurum ve kuruluşları tarafından reklam-ilan verilmesinin önüne geçen tasarruf tedbirleri genelgesine de değindi. Yazgan, şunları söyledi:

    “Basına yargınız aracılığıyla tekzip gönderdiniz, gazetecilere dava açtınız, tehdit ettiniz; yeri geldi fiziki saldırıya uğradılar, yetmez gibi şimdi de tasarruf bahanesiyle yerel basının üzerine karabasan gibi çökülmek isteniyor. Siz Türkçeyi yanlış yorumluyorsunuz; bu ‘basın’, sizin sandığınız gibi ‘üzerine basın’ değil. Sarayınız her gün, her dakika binlerce emekçinin aylık maaşını tek çırpıda harcıyor. Hâl böyleyken tasarrufu basına yıkmaya çalışmanızı da kabul etmiyoruz. Bu beğenmediğiniz, yıllardır denemenize rağmen kontrol edemediğiniz basını, baskı ve etki altına almaya çalışmanın bir örneğidir. Yanlış yapıyorsunuz, benden size söylemesi.

    Akıl dışı ve inat üzerine kurulu ekonomi politikalarınızla ülkeyi krize sürüklediniz. İşçisi, emeklisi, genci, yaşlısı, öğrencisi, çalışanı; kısacası çok maaşlı ballı bürokratlarınız dışında herkesi krize sürüklediniz. Dövizdeki yüksek artış kâğıt fiyatlarından matbaaya her şeyi etkiledi. Bu şartlarda yerel basınımız bugün var olma mücadelesi veriyor. Az önce bahsettiğim genelgeden sonra çok sayıda yerel gazete basılı yaşamına son verdi. Zaten yerel gazetelerin hepi topu birkaç kalem geliri var, ona da ‘tasarruf’ adı altında el koyuyorsunuz. Tasarrufu yerel basından değil lüksten, şatafattan yapın. Mesela, cemaatlere bedava uçak bileti vermeyin; mesela, eşinizin dostunuzun vergi borcunu sıfırlamayın. Gelin, bu karardan vazgeçin, yerel gazetelerimiz için idam fermanı anlamına gelen bu karardan cayın; gelin, Meclis Başkanlığına sunduğum yasa teklifini gündeme alalım, Meclis tatile girmeden yerel basınımıza bu müjdeyi verelim.”

    PİRHA/ANKARA

  • Bakanlık onaylarsa üç ilde binlerce ağaç kesilecek, Kuzey Ormanları da hedefte

    Bakanlık onaylarsa üç ilde binlerce ağaç kesilecek, Kuzey Ormanları da hedefte

    İstanbul’da Kuzey Ormanları vahşi madenciliğin hedefinde. HD Agrega Madencilik, Çatalca’da kalker ocağı işletmek için başvuru yaptı. Madene en yakın yerleşim yeri 795 metre mesafede bulurken, en yakın konut ise 25 metre mesafede.

    Ormanlık ve tarım arazilerinde güneş enerji santralı, (GES), hidroelektrik santralı (HES) ve rüzgâr enerji santralı (RES) çalışmaları devam ediyor.

    Cumhuriyet’ten Şeyda Öztürk’ün haberine göre, Almanya merkezli Enercon’un alt şirketi En 2 Rüzgar Enerjisi Yatırım Anonim Şirketi, Muğla Milas ve Aydın Karpuzlu’yu kapsayan RES için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na Nisan 2022’de başvuruda bulunmuştu. Bakanlık, gerçekleştirilen inceleme değerlendirme komisyonundan (İDK) sonra nihai kararı alındığını açıkladı. Bununla birlikte çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) raporu son haliyle bakanlık ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’nde görüşe açıldı. Bu sürecin ardından onay alacağı düşünülen projeyle birlikte önemli doğa alanı ve ormanları kapsayan alanlara 18 türbin dikilecek. Çalışmalar karaçam, kızılçam, fıstıkçamı ve makilerin bulunduğu alana yapılacak. Şirket bu projesi için 189 milyon TL harcarken 6 bin 590 ağacı da kesecek.

    Bu ağaçları keserken “Seçilen alanda minimum habitat kaybı ve minimum ağaç kesimi olacak şekilde planlanmıştır” açıklaması yapan şirkete Orman Genel Müdürlüğü ise “Sakınca yoktur” dedi.

    EDİRNE’DEKİ RES İÇİN SONA GELİNDİ

    Benzer bir şekilde Edirne’deki RES projesi için de sona yaklaşıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan için “Bir Erdoğan daha gelmez” diyen Fevzi Reis’in şirketi Reis RS Enerji, Lalapaşa’daki tarım ve orman arazilerinden oluşan alanda çalışmalara başlayacak. Projeye ilişkin halkın katılımı toplantısı 10 Mayıs’ta gerçekleştirilecek. Ardından İDK süreci devam edecek olan proje onaylanırsa 2 bin 598 hektarlık alanda etkili olacak.

    Türkiye üzerinden geçen kuş göç yollarının üzerinde kalan alana 19 türbin dikilecek. Şirket bu projesi için 900 milyon TL harcayacak. Projenin türbinleri en yakın konuta 250 metre olacak. Şirket aynı zamanda iktidarın gözde isimlerinden iş insanı Mehmet Cengiz’in de içerisinde bulunduğu sermayenin hedefi halindeki Rize İkizdere’de de çalışma yürütmek istiyor. “Doğal sit sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanı” içerisinde kalan alanda hidroelektrik santralı (HES) yapmak için sırada bekliyor.

    KUZEY ORMANLARI DA HEDEFTE

    Uzmanların tüm uyarılarına karşın İstanbul’un temiz hava ve su kaynağı olan Kuzey Ormanlarında çalışmalar devam ediyor. Son olarak Çatalca mevkiinde 71.22 hektarlık maden ruhsatı olan HD Agrega Mandencilik, bunun 26.30 hektarında kalkar ocağı işletmek için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na başvuruda bulunmuştu. Şirketin projesine ilişkin halkın katılımı toplantısının 13 Mayıs’ta yapılacağı duyuruldu. Bununla birlikte 42 milyon 345 bin TL’lik proje onaylanırsa ağaçsız orman, mera ve ziraat alanına maden kurulacak. Yıllık 1 milyon 800 ton kalker üretimi yapılacak olan alandan, 200 bin ton da inşaat atığı olan pasa çıkacak. Cevher patlatma işlemi yapılmayacak olan alanda iş makineleriyle kazı yapılacak. Madene en yakın yerleşim yeri 795 metre mesafede bulurken, en yakın konut ise 25 metre mesafede.

    (HABER MERKEZİ)

  • Seyyid Ali Sultan Koruma Heyeti Başkanı Karahüseyin’in Türkiye’ye girişine izin verilmedi

    Seyyid Ali Sultan Koruma Heyeti Başkanı Karahüseyin’in Türkiye’ye girişine izin verilmedi

    PİRHA- Yunanistan’da bulunan Seyyid Ali Sultan Kızıldeli Ocağı-Tekkesi adına kurulu bulunan Seyyid Ali Sultan Koruma Heyeti Başkanı Ahmet Karahüseyin’in Türkiye’ye girişine izin verilmedi. Karahüseyin, Cem Vakfı Edirne Şubesi’nin düzenlemiş olduğu “Birlik ve Dayanışma Gecesi”ne katılmak için Edirne’ye gelecekti. 

    Yunanistan’da bulunan Seyyid Ali Sultan Kızıldeli Ocağı-Tekkesi adına kurulu bulunan Seyyid Ali Sultan Koruma Heyeti Başkanı Ahmet Karahüseyin, önceki gün, Cem Vakfı Edirne Şubesi’nin düzenlemiş olduğu “Birlik ve Dayanışma Gecesi”ne katılmak için geldiği Türkiye sınırından geri çevrildiği öğrenildi. Karahüseyin’e Türkiye’ye giriş yasağı olduğunun söylendiği belirtildi.

    “BU YASAK KABUL EDİLEMEZ”

    Yazar Ayhan Aydın, Karahüseyin’e Türkiye’ye giriş yasağı olmasına sosyal medya hesabından tepki gösterdi.

    Aydın, “Yunanistan’da bulunan ve 650 yıldır çerağları “Hakk-Muhammet-Ali” aşkıyla yanan ulu erenlerimizden Seyyid Ali Sultan (/Kızıldeli/) Ocağı – Tekkesi adına kurulu bulunan, Seyyid Ali Sultan Koruma Heyeti Başkanı Sayın Ahmet Karahüseyin, önceki gün, Edirne’de Cem Vakfı Edirne Şubesi’nin düzenlemiş olduğu “Birlik ve Dayanışma Gecesi”ne katılmak için yola çıkmışken, Türkiye sınırından geri çevrildi.

    Bunun büyük üzüntüsünü yaşıyoruz. Bu durum kabul edilemez. Bu yasağın nedeninin açıklığa çıkmasını bekliyoruz. Yunanistan Alevi-Bektaşi toplumunun yüz akı, inançlı, bir işçi olarak alın teriyle dürüstçe yaşayan, hiçbir çıkar beklentisi ve bağı olmayan, yıllardır yöredeki tüm toplumun büyük sevgisini kazanmış, Türkiye sevdalısı, Seyyid Ali Sultan Ocağı’na/Tekkesi’ne, Alevi -Bektaşi Yoluna hizmet eden, konuya ve yöreye hakim, her kesimden insanın el üstünde tuttuğu Ahmet Karahüseyin’e uygulanan bu yasağı kınıyoruz ve bir an önce kalkmasını bekliyoruz. Ahmet Karahüseyin başkanımızın yanında olduğumuzu herkese duyuruyoruz” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • İHD’den mülteci ölümlerine ve Diyarbakır şube baskınına tepki!-VİDEO

    İHD’den mülteci ölümlerine ve Diyarbakır şube baskınına tepki!-VİDEO

    PİRHA- İHD Mersin Şube Eş Başkanı Zeynep Benli, mültecilerin Edirne İpsala’da donarak yaşamını yitirmesine ve İHD Diyarbakır Şube’nin polislerce basılmasına ilişkin açıklama yaptı. Yargı mensuplarının, siyasal iktidarın yargı aracı olmaması çağrısında bulunan Benli, mültecilere yönelik ulusal ve uluslararası hukukun işletilmesini istedi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi, Özgür Çocuk Parkı’nda basın açıklaması yaparak İHD Diyarbakır Şubesi binasına 3 Şubat’ta yapılan polis baskını ile birlikte Diyarbakır Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Ferhat Berkpınar’ın gözaltına alınmasına ve Edirne’nin İpsala ilçesinde yaşanan mülteci ölümlerine tepki gösterdi.

    Açıklamada konuşan İHD Mersin Şube Eşbaşkanı Zeynep Benli, Edirne İpsala’da 19 mültecinin donarak yaşamını yitirmesinin devletlerin mültecilere uyguladığı politikaların sonucu olduğuna dikkat çekti. Benli ayrıca mültecilerin ölümünden tüm devletler ve siyasi partilerin sorumlu olduğunu belirterek, mültecilere yönelik ulusal ve uluslararası hukukun işletilmesini istedi.

    Zeynep Benli, mültecilerin dünyanın her yerinde insanca yaşama hakları olduğunu vurgulayarak İspala’da yaşananlara ilişkin “Yunanistan’ın ‘geri itme’ uygulaması önlensin, sınırlardaki mülteci ölümleri durdurulsun, Edirne’de donarak yaşamını yitiren mülteciler için ceza adaleti sağlansın” talebinde bulundu.

    İHD Diyarbakır Şubesi binasına yapılan baskına tepki gösteren Benli, “Ancak bütün bu işlemleri yapan kolluk birimleri ile yargı mensuplarına hatırlatmak isteriz ki, bu yöntemler bir dönem Türkiye’de sıkça uygulandı ve bunu uygulayanlar şimdi yargı önünde hesap vermektedirler. Özellikle yargı mensuplarının, siyasal iktidarın yargı yolu ile baskı politikalarına araç olmamalarını ve evrensel insan hakları norm ve ilkelerini hatırlamalarını tavsiye ederiz. Gözaltına alınan arkadaşımız Ferhat Berkpınar’ın bir an önce serbest bırakılmasını ve her türlü hukuki hakkının korunmasını talep ederiz” dedi.

    PİRHA/MERSİN

  • Meriç’e atılan göçmenler henüz bulunamadı; soruşturma devam ediyor

    Meriç’e atılan göçmenler henüz bulunamadı; soruşturma devam ediyor

    PİRHA – Yunanistan Türkiye sınırında uzun süredir insanlık suçları işleniyor. PİRHA, Edirne’de iade edilen 45 kişilik grubun Meriç Nehri’ne atılmasına ilişkin ifade tutanaklarına ulaştı. Dosyayı takip eden avukatlardan Ahmet Baran Çelik PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu.

    Uzun süredir devam eden iade ve mültecileri gasp etme Yunanistan’da bir ritüele dönüşmüş durumda. Gasp ve cebir yordamıyla iadelerden biri de 24 Ağustos günü Edirne sınırında gerçekleşti. Ancak iade sonrası tamamı yabancı göçmenlerden oluşan kalabalık ekipten yetişkin erkekler Türkiye jandarması tarafından Meriç’e atıldığı iddia edildi.
    Yunanistan’dan Türkiye’ye iade edilen 45 mültecinin Meriç Nehri’ne atıldığı ve 5 mültecinin yaşamını yitirdiği belirtildi. Meriç Nehri’ne atılıp boğulmadan kurtulmayı başaran göçmenler, Özgürlük için Hukukçular Derneği’ne başvurdu. ÖHD göçmenlerin avukatlığını üstlenerek Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Ardından İnsan Hakları Derneği de olayın takipçisi oldu.

    ÖHD İstanbul şubesi avukatlarından Ahmet Baran Çelik, konuya ilişkin PİRHA‘nın sorularını cevapladı. İlk olarak olay gününü özetleyen Çelik, göçmenlerin yasadışı yollar ile Yunanistan’a geçtiklerini ve orada bir cezaevi (göçmenler bu şekilde olduğunu söylüyor ancak başka bir kurum da olabilir) götürüldüklerini belirtti. Göçmenlerin anlatımlarına göre götürüldükleri kurumda herhangi bir işlem yapılmamış ve ardından Meriç sınırına götürülerek botlar aracılığıyla Türkiye sınırına gizlice bırakılmışlar. Deport edilen bir göçmen savcılığa, 15 dakika yürüdükten sonra Meriç ilçesine bağlı köye ulaştıklarını aktardı. Orada da kendilerine yardım etmeleri için Türk askerlerinin yanına gittiklerini belirtti. Asıl iddialar ise buradan sonra başlıyor.

    ASKERLER BİZİ ASKERİ BÖLGEYE BIRAKTI”

    Askerlerin, göçmenleri arabalar ile sınıra bıraktığı iddia ediliyor. İddianın devamında, askerler “komutan” olarak hitap ettikleri rütbeliyi beklemiş ve göçmenlere “Komutan gelince, ‘Yunanistan’a gitmeyi yine deneyeceğiz’ deyin.” demiş. Ardından gelen rütbeli kişi çocukları ve kadınları ayırmış. Yaşça yetişkin denebilecek genç erkekleri ise beşerli gruplar halinde Meriç’ten atlamaya zorlamış.

    MERİÇ’E İLK HRİSTİYAN GÖÇMENİ ATTI”

    Göçmenlerin ifadelerine göre rütbeli asker Meriç’e attığı askerler arasında da kendince öncelik belirlemiş. İlk olarak giyiminden (muhtemelen Haç taşıyordu) Hristiyan olduğu anlaşılan, Tunuslu genç erkeği Meriç Nehri’ne attı.

    BERABER YOLA ÇIKTIĞIMIZ İKİ KİŞİ KAYIP”

    İfadesine ulaştığımız şikayetçi göçmenlerden biri, (göçmenlerin isimleri hem hukuki hem de kişilerin güvenliği için saklı tutuluyor) savcılığa verdiği ifadede; 6 kişilik bir grup halinde İstanbul’dan çıktıklarını ve Yunanistan’dan da ayrılmadan iade edildiklerini söyledi. Bu gruptan iki arkadaşlarının boğulduğunu ya da öldürüldüğünü görmediklerini ancak bir daha haber alamadıklarını belirtti.

    Aynı zamanda göçmenler ifadelerinde ‘asker’ ve ‘jandarma’ ayrımı yapabilecek kadar Türkiye’de yaşadıklarını bu sebeple de onları nehre attıranın ‘asker’ olduğundan emin olduklarını vurguladı.

    EDİRNE VALİLİĞİ OLAYI YALANLADI

    Edirne Valiliğinden açıklama geldi. Valilik, “Olayın varlığına ilişkin hiçbir sonuca ulaşılmamıştır” dedi.
    İddialarla ilgili araştırma yapıldığı belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

    “1. derece askeri yasak bölgeler sınır birliklerimizin sorumluluğunda olduğu için jandarmanın bu bölge içerisinde görev ifa etmesi söz konusu değildir. Bu şekildeki iddiaların 27 Ağustos 2021 tarihinden itibaren sosyal medyada yer alması üzerine, herhangi bir başvurunun bulunmamasına rağmen, hem jandarma hem de sınır birliklerinin yetkilileri tarafından kendi sorumluluk alanlarıyla ilgili araştırma yapılmış olup, iddia edildiği gibi bir olayın varlığına ilişkin hiçbir sonuca ulaşılmamıştır.
    Bununla birlikte, kamu görevlileri tarafından işlendiği iddia edilen her türlü kötü muamele ya da yetkisiz güç kullanma iddiası adli ve idari yönden araştırılmakta ve soruşturulmaktadır. Her türlü kötü muamele iddiasında olduğu gibi bu konu ile ilgili de herhangi bir somut iddianın, bilginin, başvurunun bulunulması halinde gerekli işlemler yetkili devlet organları tarafından yapılacaktır.”

    Avukat Ahmet Baran Çelik, şüphelilerin tespit edilerek, “İnsanlığa karşı suç, kasten öldürme, kasten öldürmeye teşebbüs ve kasten yaralama” suçlamalarıyla cezalandırılacağını aktarıyor.

    BİR MÜLTECİ ASKER TARAFINDAN VURULUP NEHRE ATILDI”

    Av. Ahmet Baran Çelik, toplam 6 mültecinin yaşadıklarını dinlediklerini ve 4’ünün vekaletini alarak suç duyurusunda bulunduklarını belirtti. Çelik, konuştukları bütün mültecilerin ortak olarak aynı şeyi söylediğini ifade ediyor: “Bir komutan geldi, askerlere hepsini nehre atın dedi.”

    Mültecilerle yaptığı görüşmelere göre Baran, 5 mültecinin ölü, sayısız kişinin de kayıp olduğunu dile getirdi. Hatta yüzme bilmediği için bir mültecinin kaçmaya çalıştığını ama asker tarafından vurulup nehre atıldığı iddiasını da paylaşıyor.

    BÜTÜN ASKERLERİN İŞLEME TABİ TUTULMASI GEREKİYOR”

    Çelik, suç duyurusundan sonuç alabileceklerini düşündüğünü dile getirdi. “İletişim kuramadığımız ya da kurduktan sonra bir daha ulaşamadığımız göçmenler oldu. Ancak dört kişinin vekaleti var. Bu göçmenler o ‘komutan’ denen rütbeliyi tespit edecek. Ancak dosya şimdilik yavaş işliyor. O gün görevde olan bütün askerlerin işleme tabi tutulması gerekiyor.”

    Olay yeri keşfi için avukatların ve savcılık heyetinin Edirne sınırında girişimleri olmuş. Çelik, henüz tam noktayı bulmadıklarını söyledi. Ancak bu arayış sırasında pek çok iade edilen gruba denk geldiklerini de dile getirdi.

    ASKERLER TERHİS OLUP BÖLGEDEN AYRILACAKLAR”

    Çelik, askerliğin 6 ay olduğunu hatırlatarak, “Görgü şahidi ya da fail er olabilir. Ancak o sırada belki 5 aydır asker olan aradan geçen bu zaman içerisinde bile terhis olmuş olabilir. Bu sebeple o sırada o bölgede bulunan askeri bulmak çok kolay bir iş olsa gerek. Hızlı olunmazsa o askerleri kaybederiz.” dedi.

    YUNANİSTAN SINIRINDA ÇETELER DE “DEPORT” EDİYOR

    Yunanistan’da göçmenleri iade edenlerin güvenlik görevlisi olduğu söyleniyor. Ancak bu geri itme/deport işlemini bölgede çeteler de yaptığı belirtildi. Hiçbir resmi üniforması olmayan; hatta farklı milletlerden kişilerin aralarında olduğu, gayri resmi iadelerde yer aldığı öncesinde de gasp ve yağma yaptıkları söyleniyor. Bu iade biçiminin resmi prosedüre dönüştüğü düşünülüyor.
    Türkiye sınırında, Yunanların korkunç hal aldığını vurgulayan Çelik, Meriç Nehri’nde binlerce ölünün çıkabileceğini tahmin ediyor.

    BU SÜRECİN KIŞKIRTICISI MİLLET İTTİFAKIYDI”

    Olayın yaşandığı dönemde siyasal ve toplumsal atmosfer de birbiriyle bağlantılı. Afganların Türkiye’ye girişini ve Suriyelilerin gitmesi gerektiğine dair açıklamalar yükseldi. Bu açıklamalar da iktidar kanadından ziyade Millet İttifakı bileşenleri CHP ve İYİ Parti üye ve yöneticilerinden geldi. Ankara’da Suriyelilere yönelik pogromun da tetikleyicilerinden biriydi. Ankara’daki göçmenlerle de müvekkillik ilişkisi olan Çelik, “Siyasilerin açıklamaları göçmenlere yönelik nefreti arttırdı ve önü alınmayacak duruma getirdi. Meriç sınırında yaşananlar da dönemden ayrı ve münferit görülemez” dedi.

    Ayırdığı 45 kişiyi Meriç’e atarken videoya çekip zorla el sallatan rütbeli kimdir, hala bilinmiyor.

    Helin YILMAZ / ISTANBUL

  • Askerlerin Meriç’e attığı göçmenler için kayıp başvurusu yapıldı

    Askerlerin Meriç’e attığı göçmenler için kayıp başvurusu yapıldı

    PİRHA- Askerler tarafından Meriç Nehri’ne atıldığı belirtilen 2 mülteci için kayıp başvurusu aldıklarını aktaran İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri, nefret suçu işlendiğini ve olayda kasıtlı bir yönelim olduğunu söyledi.

    Yunanistan’dan Türkiye’ye iade edildikten sonra bir jandarma komutanın emriyle 24 Ağustos’ta Meriç Nehri’ne atıldığı belirtilen 45 sığınmacıdan bazılarının akıbeti halen bilinmiyor. Nehre atıldıktan sonra kurtulmayı başaran bazı sığınmacıların Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) İstanbul Şubesi üzerinden yaptığı başvuru üzerine Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı olaya ilişkin resen soruşturma başlattı.

    Başvurucu sığınmacıların avukatları, ayrıca akıbetleri bilinmeyen sığınmacılar için nehirde arama çalışmaları başlatılması talebiyle Edirne Valiliği’ne başvuru yaptı.

    İHD’YE KAYIP BAŞVURUSU

    Savcılık başvuru yapan 2 sığınmacının ifadesini alarak, yer tespiti yaptı. Olayın yaşandığı yerin Edirne’nin Uzunköprü ilçesi olduğu belirlendi. Ancak akıbetleri bilinmeyen sığınmacıların bulunması için halen bir arama çalışması başlatılmadı.

    Olaya ilişkin İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi’ne de olaydan kurtulmayı başaranlar ve yakınları tarafından 5 başvuru yapıldı. İHD’li yetkililer, söz konusu başvurulardan 3’ün hak ihlaline dair, 2’sinin ise kayıp başvurusu olduğunu aktardı.

    Mezopotamya Ajansı’na konuşan İHD İstanbul Şubesi Başkanı Gülseren Yoleri, 45 kişilik mülteci grubunun askerlerce nehre atılmasının yaşananları gözler önüne serdiğini vurguladı.

    “BİN 500 CENAZE ÇIKARILDI”

    Meriç Nehri’nde bugüne kadar çok sayıda sığınmacının yaşamını yitirdiğine dikkati çeken Yoleri, son birkaç yıl içerisinde bin 500 cenazenin nehirden çıkarıldığı yönünde bilgi aldıklarını paylaştı. Bu rakamın olayın ne kadar vahim olduğunu gösterdiğini dile getiren Yoleri, “Yani kaçak geçişlerin yanı sıra Meriç’e atılan mülteciler olayında açıktan bir nefret suçu işlenmiş. Çünkü orada ‘bizim askerlerimiz sizin için ölürken siz burada ölün’ diyerek nehre atıyorlar. Bunun ötesinde de kasıtlı bir yönelim söz konusudur” dedi.

    “ARTIK YASAL YOLLARA BAŞVURUYORLAR”

    Mültecilerin sınır dışı edilme korkusuyla yaşadıkları hak ihlalleriyle ilgili yasal sürece başvurmadıklarını aktaran Yoleri, son olayda bu korkunun kırıldığını söyledi. Yoleri, konuşmasının devamında şu ifadeleri kullandı:

    “Çok travmatik bir olay yaşamalarına rağmen şikayetçi oldular. 2 tane kayıp var ve yakınları bu olaya dair şikayetçi de olmuş. Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma devam ediyor. Olayın nerede yapıldığına ilişkin tespit yapıldı. Bu olayın failleri ve kayıtların araştırılması devam ediyor. Resmi gelen başvuruda 2 kişi kayıp ama bize bildirilmeyen durumlar olduğunu düşünüyoruz. Çünkü atılanlar arasında çocuklar varmış.”

    Savcılık, valilik, kaymakam, AFAD gibi kurumların bu olaya gönüllü olarak dahil olmadığını söylenen Yoleri, kayıpların bulunması için çaba göstereceklerini ve olayın takipçisi olacaklarını belirtti.

    (HABER MERKEZİ)

    Edirne Valiliği, Meriç’e atılan göçmenlerle görüşecek

     

  • Edirne Valiliği, Meriç’e atılan göçmenlerle görüşecek

    Edirne Valiliği, Meriç’e atılan göçmenlerle görüşecek

    PİRHA – Yunanistan 2019 yılı itibariyle ekipler halinde biriktirdiği mültecileri Meriç Nehri’nden geçirerek Türkiye kıyısına bırakıyor. Yasadışı bu iadelerin kayıt altına alınamaması için de Yunan askerleri, Türkiye’den kaçıp Yunanistan’a sığınan kişilerin telefonları ve çeşitli değerli eşyalarına el koyuyor. 3 yıldır devam eden bu iade biçimi de gittikçe korkunç hal alıyor.

    Tanık anlatımlarıyla gündeme gelen 45 sığınmacının Meriç Nehri’ne atılması olayına ilişkin Edirne Valiliği, gelen tepkiler üzerine sığınmacılarla görüşme talebinde bulundu. ÖHD’li avukat Vedat Çağırtekin, olayın aydınlatılması için müvekkilleri ile birlikte Cuma günü Vali Ekrem Canalp ile görüşeceklerini paylaştı.

    Yunanistan tarafından Türkiye’ye iade edilen 60 kişilik sığınmacı gruptan  tanıklar, son olayları MA’ya anlattı. Jandarma komutanının emriyle Afgan bir sığınmacının askerlerce silahla vurularak öldürülüp nehre atıldığını ve 5 kişinin suda boğularak yaşamını yitirdiklerini ifade etti.

    Nehre atılan 45 kişilik gruptan hala haber alınamayanların olduğu belirtilse de, kaç kişi oldukları konusunda somut bir bilgi yok.

    Tanıkların anlatımları ile olayın kamuoyunun gündemine gelmesi üzerine 1 Eylül’de açıklama yapmak zorunda kalan Edirne Valiliği, hem jandarmanın hem sınır birliklerinin yaptıkları araştırmalar sonucunda böylesi bir olayın yaşanmadığı belirterek, iddiaları yalanlayarak şunları kaydetti:

    “1. Derece askeri yasak bölgeler sınır birliklerimizin sorumluluğunda olduğu için jandarmanın bu bölge içerisinde görev ifa etmesi söz konusu değildir.

    Bu şekildeki iddiaların 27 Ağustos 2021 tarihinden itibaren sosyal medyada yer alması üzerine, herhangi bir başvurunun bulunmamasına rağmen, hem jandarma hem de sınır birliklerinin yetkilileri tarafından kendi sorumluluk alanlarıyla ilgili araştırma yapılmış olup, iddia edildiği gibi bir olayın varlığına ilişkin hiçbir sonuca ulaşılmamıştır.”

    Nehre atılan sığınmacıların başvurduğu Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) İstanbul Şubesi ise, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı üzerinden muhabere yoluyla Edirne Cumhuriyet Başsavcılığına konunun aydınlatılması ve kamu davası açılması talebiyle 3 Eylül tarihinde suç duyurusunda bulundu.

    VALİ NEHRE ATILANLARLA GÖRÜŞMEK İSTEDİ

    Olayı ilk önce yalanlayan Edirne Valiliği’nin gelen tepkiler üzerine müvekkilleriyle görüşme talebinde bulunduğu bilgisini veren Av. Çağırtekin, 10 Eylül Cuma günü müvekkillerinin Edirne Valisi ile görüşeceğini paylaştı. Çağırtekin, ÖHD olarak kendilerinin de bu görüşmeye katılacaklarını söyledi.

    “FAİLLERİN BULUNMASI, CEZALANDIRILMASI İÇİN ETKİN BİR TAKİP GEREKİYOR”

    Herkesin bu konuya duyarlı olması gerektiğini dile getiren Çağırtekin, son olarak şunları söyledi:

    “Sınır boylarında sürekli insanlığa karşı suçlar işleniyor. Faillerin bulunması, cezalandırılması açısından etkin bir takip gerekiyor. Sadece kurum olarak değil, topyekûn bunun mücadelesini yürütmek gerekiyor. Bu insanlar kendi topraklarından koparılmış insanlar. Yol güzergahı olarak kullandıkları Türkiye ve Yunanistan gibi yerlerde insanlık dışı muamelelerle karşılaşıyorlar. Bu insanların sahiplenilmesi ve gerekli adımların atılması gerekiyor. Sorumluluk ilk başta İstanbul ve Edirne Cumhuriyet Başsavcılığına olmak üzere yetkililere ait. Bir sorumluluk alıp artık bu olayı aydınlatmaları açısından gerekli işlemleri yapmaları gerekiyor. Edirne Valiliği, bu konuda biraz daha samimi yaklaşıp olayın aydınlatılması açısından sorumluluk alması gerekiyor.”

    (HABER MERKEZİ)

  • İMO’dan Saros Körfezi’nde yapılması planlanan iskele uyarısı

    İMO’dan Saros Körfezi’nde yapılması planlanan iskele uyarısı

    PİRHA-İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Yönetim Kurulu, Saros Körfezi’nde doğalgaz taşımak için yapılması planlanan iskeleye dair uyarılarda bulundu. Bilirkişiler, Saros Özel Çevre Koruma Bölgesi’ne işaret ederek “Tesis alanının çevresel etkileri biyoçeşitlilik açısından çok sakıncalı olacaktır” denildi.

    Petrol Taşıma A.Ş. (BOTAŞ) tarafından boru hatları ile Edirne’de ‘Saros FSRU Gemi İskelesi’ olarak planlanan projeye dair bilirkişilerin itirazlar sürüyor.

    270 m uzunluğunda planlanan iskele aracılığı ile gemilerin yanaşabileceği özellikte bir yapının inşa edilmesi tasarlanıyor. İMO Yönetim Kurulu ise, yaptığı yazılı açıklamada Saros Körfezi’nde yapılması planlanan iskeleye dair tehlikelere işaret ediyor.

    POREJE İLE AMAÇLANAN NEDİR?

    BOTAŞ tarafınca tasarlanan projedeki amaç ‘Sıvılaştırılmış doğal gazın LNG gemileriyle taşınması, yüzer sistemlerle depolanması ve gazlaştırılması işlemini yapan gemilerin yanaşacakları iskele ile Boğazlar’daki tanker trafiğini artırmadan, açık denizden ulaşılabilen bir bölgede, ülkemize yeni bir doğal gaz arz noktası ve doğal gaz depolama ve gazlaştırma ek kapasitesi kazandırılması olarak belirlenmiştir’ ifadeleri ile açıklanıyor.

    SAROS KÖRFEZİ’NİN DOĞAL YAPISI VE EKOLOJİK DENGE UYARISI!

    Projeye dair görüş belirten İMO yönetimi, Saros Körfezi’nin biyoçeşitlilik bakımından zenginliğine işaret ederek “Marmara, Karadeniz, Ege ve Akdeniz’de görülen deniz canlılarının türleri, Saros Körfezi’nde yaşamaktadır. Bunun yanında: Saros Körfezi ve Kuzey Ege, az tuzlu, serin ve nispeten soğuk suları ile buzul döneminden kalan canlıların günümüze kadar varlığını sürdüren türlerinin devamına olanak sağlayan bir ortam olmuştur” uyarısında bulundu.

    İMO yönetimi ayrıca körfez suyunun, doğal akıntılar ile kendini temiz tuttuğuna işaret ederek, 144 cins balık ile 78 tür deniz bitkisi ve 34 tür sünger varlığına dikkat çekti. Mühendisler bu sebeple “Saros Körfezi, Özel Çevre Koruma alanı olarak ilan edilen ve korunması gereken önemli deniz alanlarından biridir” diyerek yetkilileri uyardı.

    CANLI FAY HATTI KONUSUNDA UYARI!

    İMO Yönetim Kurulu, yaptığı uyarılarda Saros Körfezi’nin Kuzey Anadolu Fayı’nın (KAF) geçtiği yerde olmasına da vurgu yaptı. Bölgedeki jeolojik hareketliliğe işaret eden bilirkişi heyeti, şu uyarılarda bulundu:

    “Yaltırak, Alpar ve Yüce (1998), Saros Körfezi’nin tektonik hareketlere bağlı olarak oluştuğunu belirtmektedir. Bu faydan kaynaklanan son büyük deprem olan 1912 Şarköy-Mürefte depremi (Mw=7.4), KAF üzerinde oluşan en büyük depremlerden biridir. Ayrıca, Altınok vd. (2011) içinde Kuzey Ege’yi etkileyen birçok tsunami olayından bahsedilmektedir. Ocak 1893’te meydana gelen deprem sonrasında Saros Körfezi tsunamiden etkilenmiştir.”

    İMO’DAN SONUÇ VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

    İMO Yönetim Kurulu, proyeye dair çözüm önerilerini de sıraladı.

    Gemi iskelesinin Saros Körfezi’nin kuzey kıyılarında Sazlıdere köyü, Bekirçavuş Burnu ile Köpekli Deresi arasında kalan bölgede yapılması sebebiyle körfezin biyoçeşitliliğine etki edeceği için uygun bulunmadığı açıklandı. İskelenin planlanan yerde değil daha batıda, Saros Körfezi dışında yapılması gerektiği ifade edildi.
    İnşa edilmesi planlanan gemi yanaşma, hizmet iskelesi ve kıyı tesislerinin ülke için enerji ihtiyacını karşılayacak önemli tesislerden biri olabileceği belirtilerek “Bu tesisin Türkiye-Yunanistan Doğal Gaz Boru Hattına bağlanmayı gerektirmesi nedeni ile Kuzey Ege kıyılarımızda inşası zorunludur. Ancak tesisi kullanacak gemilerin Saros Özel Çevre Koruma Bölgesinden geçmesi nedeniyle, tesis alanının çevresel etkileri biyoçeşitlilik açısından çok sakıncalı olacaktır” denildi.

    PİRHA/ANKARA

  • Aytaç Ünsal’a işkence iddiası

    Aytaç Ünsal’a işkence iddiası

    PİRHA-Edirne’de gözaltına alınan Avukat Aytaç Ünsal’a işkence yapıldığı öne sürüldü.

    İçişleri Bakanlığı, Avukat Aytaç Ünsal’ın, Edirne’den yurt dışına gitmeye çalışırken gözaltına alındığını duyurmuştu. Halkın Hukuk Bürosu tarafından Twitter hesabından yapılan açıklamada ise “Avukat Aytaç Ünsal, dün gözaltına alınırken yapılan işkence sonucu bu hale getirildi” denildi.

    Halkın Hukuk Bürosu Twitter hesabından yapılan açıklamanın devamında, “Bu işkence, 213 gün adil yargılanma hakkı için ölüm orucu yapmış olan bir avukata yapılmıştır. İşkence insanlık suçudur! Aytaç Ünsal onurumuzdur! Aytaç Ünsal derhal serbest bırakılsın!” denildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Avukat Aytaç Ünsal Edirne’de gözaltına alındı

    Avukat Aytaç Ünsal Edirne’de gözaltına alındı

    Cezaevinde tutulduğu süre içinde adil yargılanma talebi ile ölüm orucuna başlayan ve 213’üncü gününde tahliye edilen Avukat Aytaç Ünsal’ın Edirne’de gözaltına alındığı açıklandı.

    İçişleri Bakanlığı, Ünsal’ın hakkındaki hapis cezasının kesinleşmesi sonrası “illegal yollardan yurtdışına çıkış yapacağı bilgisi üzerine” başlatılan operasyon kapsamında gözaltı işleminin yapıldığını ifade etti.

    Halkın Hukuk Bürosu’nun Twitter hesabından yapılan paylaşımda, “Aytaç Ünsal’ın tedavisinin sürdüğü evi bastınız yetmedi. Şimdi de gözaltına alıyorsunuz. Ölüm orucunda katledemediniz şimdi her yol ve yöntemle sağlığını riske atıyorsunuz. Elinizi Avukat Aytaç Ünsal’dan Çekin!” ifadeleri kullanıldı.

    Aytaç Ünsal, Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) ve Halkın Hukuk Bürosu (HHB) üyesi avukatlara yönelik 2017 yılında düzenlenen operasyonda gözaltına alınmıştı. Ünsal’a yargılandığı davada, 10 yıl 6 ay hapis cezası verilmiş ve avukat Ebru Timtik ile birlikte adil yargılanma talebiyle ölüm orucuna başlamıştı.

    (HABER MERKEZİ)

  • HDP’lilerin ‘Demokrasi yürüyüşü’nde Edirne Cezaevi önüne gitmeleri engelendi-VİDEO

    HDP’lilerin ‘Demokrasi yürüyüşü’nde Edirne Cezaevi önüne gitmeleri engelendi-VİDEO

    PİRHA- HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, Selahattin Demirtaş’ın tutuklu bulunduğu Edirne Cezaevi yakınında verdiği mesajlarla Ankara yürüyüşlerini başlattı. HDP’lilerin Edirne Cezaevi önüne gitmeleri polis tarafından engellendi. 

    Hakkari ile birlikte Edirne’den başlatılacak “Darbeye karşı demokrasi yürüyüşü”ne yönelik gelişen polis müdahalesi ve engellemelerine rağmen Silivri’den Edirne’ye doğru yola çıkan HDP’liler kente vardı. Kente ulaşan HDP Eş Genel Başkan Pervin Buldan, partili milletvekilleri ile HDK Eş Sözcüsü İdil Uğurlu, DBP Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır, TİP Genel Başkanı Erkan Baş ve ESP Eş Genel Başkanı Özlem Gümüştaş, üzerlerine “Em bi hev re”  yazılı önlükler giydi.
    CEZAEVİ ÖNÜNE GİTMELERİ ENGELLENDİ
    Buldan ve beraberindekiler ardından partinin önceki dönem Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın tutuklu bulunduğu Edirne Cezaevi önüne doğru yola çıktı. Fakat heyetin cezaevi önüne gitmelerine izin verilmedi. Cezaevine yakın bir noktaya kadar gitmelerine izin verilen heyet, burada zılgıtlar eşliğinde halay çekti, “Hep birlikte özgürlük, adalet, iş, aş, ekmek” yazılı dövizler taşıdı.
    HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, burada yaptığı konuşma ile yürüyüşlerinin starını verdi. Buldan’ın konuşmasının satır başları şöyle:
    “Sevgili arkadaşlar bugün Edirne Cezaevi önünde açıklama yapmak için buraya geldik. Aslında amacımız burada açıklama yapmak değildi. Amacımız Edirne Cezaevinin kapısının önünde açıklama yapmaktı. O utancı bütün Türkiye’ye göstermekti.
    Bir halkın iradesini cezaevi içerisine tıkmak, bir halkın iradesini gasp etmek ve cezaevinde rehin olarak tutmak ne demekmiş bunu gösterdi. Ancak bugün Edirne’de, Diyarbakır’da, Hakkari’de, Van’da Türkiye’nin birçok kentinde illere giriş ve çıkışlar yasaklandı. Meşru olmayan, yasal olmayan bir şekilde halkların kentlere girişleri yasaklandı.
    Bugün Edirne’de, Edirne İl Örgütümüzün önü abluka altına alındı. Edirne halkıyla buluşmamız engellendi. Bu sadece buraya özgü değil. Bu yürüyüş başladığı andan beri ve göründüğü kadarıyla bitene kadar da devam edecek gibi. Ancak bu engeller, bu yasaklar bizi asla yıldıramayacak. Barış, adalet, özgürlükler için asla taviz vermeden bu mücadeleye devam edeceğiz.
    Türkiye’nin en büyük sorunu bu ülkeyi yöneten AKP hükümetinin Kürtlere, Alevilere,  kadınlara Ermenilere ve Türkiye’deki muhalif kesimlere olan baskısı, şiddeti ve inkarıdır.
    Evet, bugün bu ülkeyi yönetenler Kürtlerin mezar taşlarını tahrip edip, kırarak Kürt halkından intikam almaya çalışıyorlar. Bugün bu ülkeyi yönetenler Alevilerin cemevlerine saldırarak, ibadethanelerini yakarak, yıkarak onlara haksızlık ve hukuksuzluk yapıyorlar. Bu ülkeyi yönetenler kiliseleri tahrip ederek Ermeni halkından intikam almaya çalışıyor.”
  • HDP Edirne İl Örgütü binası polis ablukasında

    HDP Edirne İl Örgütü binası polis ablukasında

    PİRHA- HDP’nin bugün Edirne ve Hakkari’den olmak üzere iki koldan Ankara’ya başlatacağı “Darbeye karşı demokrasi yürüyüşü” öncesi Edirne İl Örgütü binası polisler tarafından ablukaya alındı.  
    Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) AKP-MHP iktidarının baskıcı politikalarına karşı 1 Haziran’da açıkladığı “Demokratik Mücadele Programı” kapsamında bugün Edirne ve Hakkari olmak üzere iki koldan Ankara’ya başlayacak “Darbeye karşı demokrasi yürüyüşü” öncesi partinin Edirne İl Örgütü binası ablukaya alındı.
    Parti binasının önü ve çevresinde çok sayıda polis konumlandırıldı.
    Yürüyüşü engelleme çabaları kapsamında günler öncesinden Edirne ve Hakkari’nin yanı sıra Tekirdağ, Van ve Kocaeli valilikleri kentin girişlere sınırlama getirip, yine bu kentlerin genelinde yapılacak her türlü eylem ve etkinliğe yasak getirmişti.
    Bu yasak kararları ile yürüyüşlerin engellenmek istenmesine rağmen Edirne kolu yürüyüşü için HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, milletvekilleri ve parti yöneticileri saat 12.00’de Silivri Alışveriş Merkezi önünde bir araya gelip, Edirne’ye doğru yola çıkacak. (MA)
  • Edirne Cezaevi’nde kalan hasta tutuklu yaşamını yitirdi

    Edirne Cezaevi’nde kalan hasta tutuklu yaşamını yitirdi

    Edirne F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan siyasi hasta tutuklu Vefa Kartal yaşamını yitirdi. 

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Hapishaneler Komisyonu’nun ağır hasta mahpuslar listesinde yer alan Vefa Kartal, tutuklu bulunduğu Edirne F Tipi Kapalı Cezaevi’nde yaşamını yitirdi.

    Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası nedeniyle 26 yıldır cezaevinde bulunan Kartal’ın kalbinde ritim bozukluğu, beyninde sürekli büyüyen 3 kitle, Hepatit B, mide fıtığı, yüksek tansiyon, bağırsak spazmı, göğsünün sol bölümünde yağlanma, kist, hemoroit, ülser, reflü, bronşit, böbrek ve idrar yolları hastalıkları bulunuyordu.

    İHD’nin bu hastalıkları dolayısıyla Kartal’ın tahliyesi yönünde yaptığı tüm tahliye başvuruları sonuçsuz kaldı.  Kartal, 18 Ağustos 2017’da İzmir Kırıklar 1 Nolu F Tipi Kapalı Cezaevi’nde kaldığı dönemde tedavisinin yapılması, cezaevi koşullarının düzeltilmesi, baskıların son bulması talebiyle açlık grevine başlamıştı. Açlık grevi eyleminin 114’üncü gününde ara veren Kartal, ardından aynı talepler doğrultusunda açlık grevi eylemi ölüm orucuna çevirmişti.

    Tekirdağ F Tipi Cezaevi’nde kaldığı dönemde cezaevi koşullarının iyileştirilmesi ve tedavisinin yapılması için 5 Temmuz 2018 tarihinde ölüm orucuna başlayan Kartal, girişimler sonucu 96’ncı gününde eylemine son vermişti. Kartal, gördüğü tedavinin ardından Edirne  F Tipi Kapalı Cezaevi’nde nakledildiği öğrenildi.

  • Haber alınamıyordu, 61 yaşındaki kadının öldürüldüğü ortaya çıktı: 3 gözaltı

    Haber alınamıyordu, 61 yaşındaki kadının öldürüldüğü ortaya çıktı: 3 gözaltı

    Edirne’nin Uzunköprü ilçesinde evinden 3 gün önce çıktıktan sonra haber alınamayan ve cesedi sazlıklar arasında bulunan Fatma G.’nin öldürüldüğü belirlendi.

    Edirne’nin Uzunköprü ilçesinde evinden 3 gün önce çıktıktan sonra haber alınamayan ve cansız bedeni sazlıklar arasında bulunan Fatma G.’nin (61) boğazı kesilerek öldürüldüğü belirlendi.

    Uzunköprü’nün Kavakayazma köyünde meydana gelen olayda, köyde oğlu ile birlikte yaşayan Fatma G., 3 gün önce evinden ayrıldıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamadı.

    Köylüler ve oğlunun da katıldığı arama çalışmalarında sonuç alınamayınca devreye jandarma ve AFAD ekipleri girdi.

    Yapılan aramalarda Fatma G.’nin dün köye yaklaşık 2 kilometre mesafedeki sazlıklar arasında cesedi bulundu. Jandarmanın yaptığı incelemede Fatma G.’nin boğazı kesilerek öldürüldüğü belirlendi.

    Araştırmayı derinleştiren jandarma ekipleri, cinayetle ilgili öldürülen kadının oğlu Aykut G., Ercüment A ve Jülide A.’yı gözaltına aldı. Şüpheliler jandarmadaki soruşturmalarının ardından adliyeye sevk edildi.

  • AYM’den ‘Hırsız, katil AKP’ kararının gerekçesi: İktidar eleştiriye katlanmak zorunda

    AYM’den ‘Hırsız, katil AKP’ kararının gerekçesi: İktidar eleştiriye katlanmak zorunda

    Anayasa Mahkemesi, Edirne’de parti binasına “Hırsız, katil AKP” pankartı astığı için parti binası basılarak gözaltına alınan ÖDP’liler hakkında verdiği hak ihlali kararının gerekçesini açıkladı. AYM, “İktidardaki partinin politikalarını eleştiren görüş ve düşünceler ne kadar ağır olursa olsun bunlardan dolayı kişilere yaptırım uygulanmamalıdır” dedi.

    Anayasa Mahkemesi (AYM) 2014’te yapılan yerel seçimler sürecinde AKP’nin miting yapacağı Edirne’de parti binasına “Hırsız, katil AKP” yazılı pankart asan Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) üyeleri hakkında Şubat ayında verdiği hak ihlali kararının gerekçesini açıkladı. AYM, gerekçeli kararında “insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının” ve “İfade özgürlüğü”nün ihlal edildiğini belirtti.

    2014’teki yerel seçimler öncesinde, 19 Mart günü AKP, Edirne’de miting düzenledi. Dönemin Başbakanı Erdoğan’ın katıldığı mitinge karşı ÖDP üyeleri, parti binalarına “Hırsız, katil AKP” yazılı pankart astı. Pankartın asılması üzerine polis ÖDP il binasını bastı ve parti pankartı indirip parti üyelerini gaz bombası şiddet kullanarak gözaltına aldı.

    14 ÖDP üyesine olay ardından dava açılırken yargılama tüm üyelerin beraatıyla sonuçlandı. 14 ÖDP üyesi ise yargı sürecini devam ettirdi ve AYM’ye hak ihlali başvurusu yaptı.

    AYM, 6 Şubat 2020’de ÖDP üyeleri hakkında ‘hak ihlali’ kararı verdi. AYM’nin hak ihlali kararına ilişkin gerekçesi, bugünkü Resmi Gazete’de yayımlandı.

    Yayımlanan gerekçeli kararda AYM, “İktidarda bulunan partinin eleştiriye katlanma yükümlülüğü oldukça geniştir. İktidardaki partinin politikalarını eleştiren görüş ve düşünceler ne kadar ağır olursa olsun bunlardan dolayı kişilere yaptırım uygulanmamalıdır” dedi.

    PARTİ BİNASININ İÇİNE GAZ BOMBASINA ELEŞTİRİ

    AYM’nin gerekçeli kararında “İnsan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele” başlıklı ilk bölümünde, polisin parti binasının içine gaz bombası atması şu ifadelerle eleştirildi:

    “Kolluk görevlilerince yakalanmak istenen ancak direnen bir kimsenin yakalanmasına yönelik olarak kullanılan maddi güç, bu kişinin direncinin kırılmasına yetecek ölçüyle sınırlı olmalıdır. Uygulanan güç hiçbir biçimde direncin kırılması amacının ötesine taşmamalı ve direnen kişiye eza verdirmeye yönelmemelidir.

    Çevik Kuvvet polisi, bina içinde bir odada bulunan başvuruculara yönelik doğrudan biber gazı kullanmıştır. Bu tür gazların kullanılması, direncin kırılması için elverişli olan diğer araçların öncelikle denenmesi ve bunlardan bir sonuç elde edilememesi koşuluyla hukuka uygun görülebilir. Somut olayda gazın etkilerinden kaçış imkânı bulunmayan kapalı bir alanda gaz sıkılmış, alternatif araçların kullanılmasının mümkün olup olmadığı değerlendirilmemiştir.

    Başvurucuların muhtemel kaçma girişimlerine karşı yeterli önlemler alınmış olmasına rağmen kolluk görevlilerin kapalı bir alana doğrudan gazla müdahale etmesi kullanılan gücün orantılılığı bakımından kabul edilebilir görülmemiştir.”

    İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ ‘ABARTI’ VE ‘KIŞKIRTMAYI’ DA KAPSAR

    Kararın ikinci bölümünde yer alan “İfade özgürlüğü ihlali” bölümünde ise, pankart içeriği hakkında şöyle denildi:

    “Pankartta yer alan sözlerin AK Partiye gönül verenleri belirli bir oranda inciteceği kabul edilebilir. Zikredilen kavramları kullanmaları pankartı açanların açıkça polemik çıkarmaya ve şiddetli tepkiler yaratmaya yönelik üsluplarının bir parçasıdır. İfade özgürlüğü sadece toplum tarafından kabul gören bilgi ve fikirler için değil incitici, şoke edici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerlidir. Anayasa Mahkemesi pek çok kararında ifade özgürlüğünün bir dereceye kadar abartıya ve hatta kışkırtmaya izin verecek şekilde geniş yorumlanması gerektiğini kabul etmiştir.”

    (HABER MERKEZİ)

  • HDP’den çağrı: Hükümet sınırdaki mülteciler için virüse karşı acil önlem almalı

    HDP’den çağrı: Hükümet sınırdaki mülteciler için virüse karşı acil önlem almalı

    PİRHA – HDP, hükümetin sınırdaki mülteciler için koronavirüse karşı acil önlem alması için çağrı yaptı. 

    Halkların Demokratik Partisi Göçmen ve Mülteci Komisyonu Eş Sözcüsü Gülsüm Ağaoğlu, hükümeti mültecilerin içinde bulundukları koşullardan dolayı koronavirüse karşı önlem almaya çağırdı.

    “Suriye’nin İdlib bölgesinde devam eden ve sonuçları gittikçe ağırlaşan çatışmalar Suriye’de yaşanan insani krizi daha da derinleştirdi. Öte yanda Türkiye sınırında özellikle İdlib’den kaçan binlerce sivil, Türkiye’nin Suriye sınırını kapatmasının ardından oldukça zor koşullar altında hayatta kalmaya çalışıyor” denilen açıklama şöyle devam etti:

    “Hükümetin sıkıştıkça başvurduğu mültecileri pazarlık meselesi olarak kullanması meselesi bu noktada da devreye girdi ve mültecilere sınırları açacağını duyurdu. Bu açıklamayı takiben binlerce mülteci Yunanistan ve Bulgaristan sınırlarına yöneldiler. Avrupa Birliği de bu noktada sınırları göçmenlere kapatınca sınırlar arasına sıkışmış bir can pazarı oluştu.

    “MÜLTECİLER, ÇOK BÜYÜK TEHDİT ALTINDALAR”

    Yunanistan hükümetinin de çok ağır müdahalelerle durdurduğu mülteciler, son derece sağlıksız koşullarda sınır boyunca yaklaşık üç haftadır bir bilinmezi bekliyorlar. Dünya Sağlık Örgütü tarafından bir Pandemi olarak tanımlanan Covid-19 salgınına karşı tüm dünya ardı ardına önlemler almaya çalışırken Türkiye-Yunanistan sınırındaki mülteciler içinde bulundukları koşullardan dolayı çok büyük tehdit altındadırlar.

    “GEREKLİ MÜDAHALELER YAPILSIN”

    Mülteciler, açlık, susuzluk, beslenme ve barınma gibi sorunlarla baş etmeye çalışırken ortaya çıkan bu virüs salgını olayın vahametini arttırmıştır. Hükümet tarafından kısa zamanda gerekli müdahaleler yapılıp, bulaşıcı virüs kontrol altına alınamazsa mültecileri ve ilişkide bulundukları insanları etkileyip onulmaz yaralar açacaktır.

    Bizler Halkların Demokratik Partisi olarak hükümeti, mültecilerin en temel ihtiyaçlarını karşılamaya, içinde bulundukları koşullardan dolayı Covid-19’un bulaşma ihtimali çok yoğun olan mültecilere karşı önlem almaya, virüs tespit edilen ve onlarla temas halinde bulunan mültecileri tedavi etmeye çağırıyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)