Etiket: eğitim-iş

  • Eğitim kurumlarından proje okullarına tepki: Hukuksuz bir uygulama- VİDEO

    Eğitim kurumlarından proje okullarına tepki: Hukuksuz bir uygulama- VİDEO

    PİRHA- Mersin’de Veli-Der ve beraberinde birçok eğitim kurumu proje okullarındaki atamalara tepki göstererek, “Öğretmen ve yönetici atamalarının siyasal ve sendikal yakınlık zeminine indirgenen bu hukuksuz uygulamaya karşı hukuki süreci sonuna kadar sürdüreceğiz” dedi.

     Öğrenci Veli Derneği (Veli-Der) proje okullarda norm fazlası öğretmenlerin resen atamalarının durdurulmasına ilişkin Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen), Eğitim ve Bilim İşgörenleri Sendikası, Hürriyetçi Eğitim Sen, Tüm Emekliler Sendikası, Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, Eğitim İş Mersin şube ve temsilcilikleri Yenişehir İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü önünde basın açıklaması yaptı.

    “SİYASAL BİR TASFİYE”

    Veli-Der Mersin Temsilcisi İlhan Topaloğlu, öğretmenlerin sendikal, siyasal ya da kişisel nedenlerle görevlerinden uzaklaştırıldığına dikkat çekerek, proje okullarında siyasal amaçlarla gerçekleştirilen tasfiyeye karşı çıktıklarını dile getirdi.

    Yapılan atamaların öğretmenlerin verimini düşüreceğini ve sınava hazırlanan öğrencileri olumsuz etkileyeceğini kaydeden Topaloğlu, “Tam da YKS sınavına hazırlanılan şu süreçte öğretmenin yer değişikliği öğretmenin motivasyonunu moralini yok edecektir.

    Buradan Milli Eğitim Bakanlığına sesleniyoruz. Okullarımız, keyfi atamalar yapılabilecek yerler olmamalıdır. Proje okul yönetmeliği baştan sona yanlışlarla dolu bir düzenlemedir. Çocuklarımızın hak ettikleri nitelikli eğitime ulaşmaları, okulların adının yanına nitelikli sözcüğü getirilerek olmaz. Bakanlığımız, objektif kriterlere dayalı olmayan bu keyfi atamaları bir an önce iptal etmeli ve şeffaf bir atama sistemiyle liyakat gözeterek yeniden yapmalıdır” dedi.

    Söz konusu uygulamayla liyakatin ortadan kaldırıldığını, öğretmen ve yönetici atamalarının siyasal ve sendikal yakınlık zeminine indirgendiğini vurgulayan Topaloğlu, şunları söyledi:

    “Bu uygulamalar, kamu yönetimi ilkelerine, hukuka ve kamu yararına açıkça aykırıdır. Öğretmen atamaları ve görev uzatma kriterleri liyakata dayalı şeffaf, denetlenebilir olmalı, mesleki deneyim, hizmet puanı gibi kriterler esas alınmalıdır. Veli- Der olarak bu adaletsizliğe karşı hukuki süreci sonuna kadar sürdüreceğimiz bilinmelidir.”

    MÜCADELE VURGUSU

    Açıklamadan sonra eğitim kurumları konuşmalar yaptı. İlk olarak Eğitim Sen adına konuşan Saffet Ayıcı, liyakatli öğretmenlerin norm dışına düşürülerek geleceklerinin belirsizliğe itildiğini söyledi.

    Eğitim İş Mersin Şube Başkanı Yakup Tekin, bu uygulamayla iktidarın yandaş sendikalara bağlı öğretmenleri nitelikli kadrolara yerleştirmek için yaptığı bir proje olduğunu ve karşı olduklarını belirtti.

    Hürriyetçi Eğitim Sen Şube Başkanı Talip Özdemir, “Hangi kriterlere göre atamaların yapıldığı meçhul.Kimsenin mağdur olmaması için atamalrın objektif yapılması gerekmektedir” ifadelerini kullandı.

    Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Mersin Temsilcisi Nebil Birtek ise yaşanan sorunların karşısında örgütlü mücadele yürüteceklerinin altını çizdi.,

    PİRHA/ MERSİN

  • Proje okul atamalarında oruç tutan tutmayan öğretmenlerin listesi tutulmuş-VİDEO

    Proje okul atamalarında oruç tutan tutmayan öğretmenlerin listesi tutulmuş-VİDEO

    PİRHA- Eğitim İş Mersin Şube Başkanı Yakup Tekin, oruç tutmayan öğretmenlerin tespit edilerek listelendiğini ve bu listenin proje okullarında yapılan sürgünlerde belirleyici olduğunu söyledi.

    Eğitim İş Mersin Şubesi, proje okullarda yapılan atamalara ilişkin Tevfik Sırrı Gür Lisesi önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamaya CHP önceki dönem Milletvekilleri Alpay Antmen ile Cengiz Gökçel’in yanı sıra demokratik kitle örgütleri ile çok sayıda eğitimci katıldı.

    “GARABET BİR UYGULAMA”

    Eğitim İş Mersin Şube Başkanı Yakup Tekin, atamaların tamamen torpile dayandırılarak yapıldığını belirterek, “Bu atamalarda norm öğretmenlerimiz yıllardır bu okullarda hizmet veren, öğrencileri sınavlara hazırlayan, nitelikli öğretmenlerken bu öğretmenlerimiz okul müdürünün, MEB’deki yöneticilerin, parti il-ilçe yöneticilerinin ve milletvekillerinin müdahalesi ile bir listeye zorlanarak okullardan alındılar. Siyasetin direkt müdahalesi olan bir durum. Buradan bakanlığa önderilen listeler eklemeler çıkarmalar yapılarak defalarca değiştirildi. Kendi bağlantıları olan torpilli kişileri listeye eklediler. Bu garabet bir uygulamadır. Proje okullarda yapılan öğretmen kıyımı sürgün cumhuriyet tarihinde eşi görülmemiş bir uygulama” dedi.

    OKUL MÜDÜRÜNDEN KADIN ÖĞRENCİLERE MOBBİNG

    Yakup Tekin, okullarda norm fazlası öğretmenlerin nasıl belirlendiğine ilişkin şunları söyledi:

    “80 bin öğretmenin neredeyse 20 binini zorunlu olarak herhagi bir gerekçe göstermeden tamamen boşluğa bıraktılar. Mersin’de tahminimizce 100’den fazla öğretmen bu uygulamanın mağduru oldu. Okullarda bu kriter şöyle uygulanıyor; örneğin Mezitli’de bir İmam Hatip Lisesi’nde müdür geçtiğimiz Ramazan Ayı boyunca okulda oruç tutmayanları özellikle tespit etmiş, düzenli olarak oruç tutup tutmadıklarını belirlemiş ve listeye almış. Okul müdürü oruç tutmayanlardan bir liste oluşturmuş ayrıca bu okul müdürü okulundaki kadın öğretmenlere ‘Kaç çocuğunuz var, neden bir çocuk yapıyorsunuz, kısır mısınız’ diyor hakaret ederek. Belirleme kriterleri bizden olmayan gitsin şeklinde. Bu büyük bir kıyımdır. Tamemen siyasal bir kararla yapılan bu uygulamayı kınıyoruz.”

    PİRHA/ MERSİN

  • Mersin’de öğretmene veli şiddeti: ‘Eğitimde şiddete son verilsin’ -VİDEO

    Mersin’de öğretmene veli şiddeti: ‘Eğitimde şiddete son verilsin’ -VİDEO

    PİRHA- Mersin’de bir ilkokulda öğretmen olan Süleyman Yılmaz’a bir velinin şiddet uygulaması üzerine okul önünde bir araya gelen eğitim sendikaları yasa koyuculara seslenerek, “Eğitimde şiddetin son bulması için caydırıcı önlemler ve yasal düzenlemeler yapılsın” dedi.

    Mersin’in merkez Toroslar ilçesindeki Muhsin Yanpar İlkokulunda öğretmen olan Süleyman Yılmaz, bayrak töreni sonrası bir velinin saldırısına uğradı. Saldırıda burnu kırılan öğretmene destek olmak amacıyla Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen), Eğitimciler Birliği Sendikası (Eğitim-Bir-Sen), Eğitim ve Bilim İşgörenleri Sendikası (Eğitim-İş), Türkiye Eğitim, Öğretim ve Bilim Hizmetleri Kolu Kamu Çalışanları Sendikası (Türk Eğitim-Sen) Hürriyetçi Eğitim Sendikası, Eğitim ve Bilim Gücü Dayanışma Sendikası (Eğitim Gücü Sen) Mersin Şubeleri okul önünde basın açıklaması yaptı.

    “BU SALDIRI TÜM EĞİTİM CAMİASINA YAPILMIŞTIR”

    Tüm sendikalar adına ortak basın açıklamasını okuyan Eğitim Sen Mersin Şube Başkanı Mahmut Sümbül, eğitimde şiddete karşı topyekün mücadele etmek adına bir araya geldiklerini söyledi. Yapılan saldırının yalnızca Süleyman Yılmaz özelinde değil, tüm eğitim camiasına yapıldığını belirten Sümbül, “Süleyman Yılmaz’a yönelen fiziki şiddet okul bahçesinde bulunan onlarca öğrencinin gözleri önünde gerçekleşmiş, öğrencilerimizde büyük bir endişe ve korku oluşturmuştur. Yapılan saldırıyı şiddetle kınıyoruz. Aslında bu saldırı bir öğretmene, bir eğitimciye yönelmiş gibi görünse de kamusal bir kurum olan Muhsin Yanpar İlkokuluna, okuldan da öte tüm eğitim camiasına yöneliktir” dedi.

    OKULLARDAKİ GÜVENLİK SORUNUNA DİKKAT ÇEKİLDİ

    Eğitimde şiddetin her geçen gün arttığına ve okullarda güvenlik sorunu yaşandığına dikkat çeken Sümbül, şunları dile getirdi:

    “İş yerlerimizde bu ve benzeri üzücü bir olayla karşılaşmamak için gerekli önlemlerin alınmasını istiyoruz. Öğretmenimiz Süleyman Yılmaz’a yapılan saldırı hepimize yapılmıştır şiarıyla birlikte hareket eden, mesleki dayanışma gösteren, güvenli okul-güvenli iş yeri talebini dile getiren tüm bileşenlere geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor bu ve benzeri olayların son bulması dileğimizi yineliyoruz.”

    Açıklamanın ardından sendika temsilcileri söz alarak, eğitimde şiddetin önüne geçilmesi için yasal uygulamaların yapılmasını talep etti.

    PİRHA/ MERSİN

  • Eğitim sendikaları, Ankara’da iş bırakacak!

    Eğitim sendikaları, Ankara’da iş bırakacak!

    PİRHA – Çankaya İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nde örgütlü olan sendikalar, “Güvenli işyeri istiyoruz” talebiyle 24 Ocak’ta iş bırakacak.

    Eğitim Bir Sen, Eğitim Sen, Eğitim İş, Türk Eğitim Sen ve Koop İş üyeleri ve tüm müdürlük çalışanları, Ankara’da çarşamba günü 1 günlük iş bırakma eylemi yapacak.

    Konuya ilişkin yapılan açıklamada “Depreme dayanıksız binada çalışmak zorunda bırakılıp hayatımızın hiçe sayılması nedeniyle 24 Ocak 2024 Çarşamba günü 1 gün iş bırakıyoruz” denildi.

    Aynı gün saat 10.30’da ise Çankaya İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü önünde, tüm çalışanların katılımı ile bir de basın açıklaması yapılacak.

    Eyleme destek veren şubeler ise şu şekilde açıklandı:

    Eğitim Birsen 1 Nolu Şube

    Eğitim İş Ankara 3 Nolu Şube

    Eğitim Sen 2 Nolu Şube

    Türk Eğitim Sen 3 Nolu Şube

    Koop İş Ankara Şubesi

    PİRHA/ANKARA

  • Eğitim-İş: Okullara imam atayan ÇEDES protokolü tehlikeli ve hukuksuzdur-VİDEO

    Eğitim-İş: Okullara imam atayan ÇEDES protokolü tehlikeli ve hukuksuzdur-VİDEO

    PİRHA- Mersin Eğitim İş, yaptığı açıklamada, hükümetin okullara imam atamasına sert tepki gösterdi. Eğitim döneminde gericileştirme ve niteliksizleştirme politikaları dozunu artırdığına işaret edilen açıklamada, “ÇEDES protokolü tehlikeli ve hukuksuzdur. Anayasamıza, yasalara ve yönetmeliklere açıkça aykırıdır” denilerek topluma duyarlılık çağrısında bulunuldu.

    Milli Eğitim Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı ve Gençlik Spor Bakanlığı arasında imzalanan ‘Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum Projesi İş Birliği Protokolü” dolayısıyla okullara imam atanmasına tepkiler gelmeye devam ediyor.

    Mersin Eğitim İş de, Özgür Çocuk Parkı’nda basın açıklaması yaptı. Şube Başkanı Yakup Tekin, “Daha kötü ne olabilir ki?” sorusuna her yeni eğitim-öğretim döneminde “bu kadar da olmaz” dedirten bir iktidarla karşı karşıya olduklarını belirterek, sonuna gelinen eğitim döneminde gericileştirme ve niteliksizleştirme politikalarının dozunu artırdığına işaret etti.

    “ÇOCUKLARIMIZ EĞİTİM DIŞI KURUMLARIN KUCAĞINA İTİLİYOR

    Tekin, çocukların okullarda musluklardan temiz olmayan suyu içip, kantinden bir tost dahi alamadığını; kalabalık sınıflara mahkum edildiğini, mesleki eğitim adı altında sermayeye çocuk işçi olarak sunulduğunu, ailesi zengin öğrenci ile yoksul öğrenci arasındaki makasın daha da açıldığını, eğitim emekçilerinin açlık sınırında ücretlere mahkum edildiğini, 1 milyona yaklaşan atanmayan öğretmenin olduğunu vurgulayarak, “Şimdi bir de çocuklarımız eğitim dışı kurumların kucağına itilmeye çalışılmaktadır” dedi.

    “ÇEDES PROTOKOLÜ TEHLİKELİDİR

    “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum Projesi (ÇEDES)” kapsamında yapılan protokolle okullara “manevi danışman” adı altında imam, müezzin, vaiz, din hizmetleri uzmanı ve kuran kursu öğreticisi atanması eğitimde çok başlılığın artacağının da net sinyallerini verdiğini belirten Tekin, şunları söyledi:

    “ÇEDES protokolü hukuksuzdur: Anayasamıza, yasalara ve yönetmeliklere açıkça aykırıdır. Laik ve bilimsel eğitimle taban tabana zıttır. Çünkü ÇEDES protokolü tehlikelidir: Eğitim biliminden pedagojiden bihaber, çocuklarımıza nasıl yaklaşılacağını bilmeyen yetişkinleri okullara sokmak travmatik etkileri de beraberinde getirecektir. ÇEDES protokolü öğretmenlerin, eğitim emekçilerinin mesleki itibarına hakarettir. Eğitim-öğretim eğitimcilerin işidir.

    Eğitimin memleketin en birincil meselesi olduğunu hatırlatıyor, uyarılarımız dikkate alınmaz ve eğitime dair sorunların çözümü için adım atılmazsa eylemliliğimizin artarak devam edeceğini ilan ediyoruz, tüm yurttaşlarımızı da destek vermeye davet ediyoruz!”

    PİRHA/MERSİN

     

  • MEB İzmir’de dinci yapılarla protokol imzaladı!

    MEB İzmir’de dinci yapılarla protokol imzaladı!

    PİRHA- İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü, Ensar Vakfı, İmam Hatipliler ve Mezunlar Derneği, Kur’an-a Hizmet Derneği İzmir İl Temsilciliği, İnsan Vakfı İzmir İl Temsilciliği ile “Hayat Boyu Aydınlık Projesi” protokolü imzaladı. Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay tepki gösterdi. Özbay, “Bu protokolün çerçevesi de tehlikeli biçimde geniş. Sadece resmi kurumlarda değil, STK maskesi takmış tarikat yuvalarında da Kuran kursu açılmasına imkân tanıyor” dedi.

    Cumhuriyet’ten Mehmet Oflazın haberine göre, İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü; 3 Ocak’ta çocuk istismarıyla gündeme gelen Ensar Vakfı, İmam Hatipliler ve Mezunlar Derneği (İMHAD), Kur’an-a Hizmet Derneği İzmir İl Temsilciliği, İnsan Eğitimi Kültür ve Yardımlaşma Vakfı (İnsan Vakfı) İzmir İl Temsilciliği ile “Hayat Boyu Aydınlık Projesi” protokolü imzaladı.

    İMHAD sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla protokolü duyurdu. Paylaşımda, “İzmir’in öncü sivil toplum kuruluşları ve İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü, Kuranı Kerim’in öğretilmesi ve güzel ahlakın yaygınlaşması için kolları sıvadı” ifadelerine yer verildi.

    Dr. Murat Mücahit Yentür, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kararıyla 2021’de İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne atanmıştı. Yentür, aynı zamanda İlim Yayma Vakfı mütevelli heyetinde yer alıyor.

    EĞİTİM-İŞ GENEL BAŞKANI: BU PROTOKOL EĞİTİMİN BAŞINA BELA OLMUŞTUR

    MEB’in dinci yapılarla protokol imzalamasına Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay tepki gösterdi. Cumhuriyet.com.tr’ye konuşan Özbay, “Türkiye’nin birçok yerinde benzerleri uygulanan bu protokol aslında 2019’dan beri İzmir’deki eğitimin başına bela olmuş durumda. Çünkü ‘gönüllülük esaslı’ dense de üstlerinden gelen emir yazılarının ardından okulların zaten bu projelere dahil olmama şansı kalmıyor” dedi.

    “MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜKLERİ TARİKATLARI MEMNUN ETME YARIŞINDA”

    Özbay, “Bu protokolün çerçevesi de tehlikeli biçimde geniş çünkü İzmir’in tüm ilçelerinde sadece resmi kurumlarda değil, STK maskesi takmış tarikat yuvalarında da Kuran kursu açılmasına imkân tanıyor” dedi.

    Özbay, şunları kaydetti:

    “Bu kursları kim hangi yetkinlikle açıyor, kim nasıl denetliyor, çocukların kendini fiziken ve ruhsal olarak savunamayacağı yerlerdeki bu faaliyetlerde neler yaşanıyor kimse bilmiyor. Bunun adı eğitim olabilir mi? Ne yazık ki milli eğitim müdürlükleri de gericilik konusunda birbirleriyle yarış içerisinde. ‘Eğitimi nasıl iyileştirip, kamusallaştırabilirim’ diye düşünmesi gereken MEB, dernek maskesi takmış tarikatların – üstelik bunların bir kısmı çocuklara karşı suçlar nedeniyle sabıkalı olduğu halde- reklamını yaparken, ‘İlçemde eğitime hakkınca ulaşamayan öğrenciler için ne yapabilirim’ diye düşünmesi gereken müdürlükler de tarikatları memnun etme yarışını sürdürüyor. Tarikatlar, bu protokoller aracılığıyla eğitimin taşeronu haline getirilirken eğitim sistemimiz giderek gerici bir hale getiriliyor.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • AYM önünde eğitimcilere sert müdahale: çok sayıda gözaltı var-VİDEO

    AYM önünde eğitimcilere sert müdahale: çok sayıda gözaltı var-VİDEO

    PİRHA- Anayasa Mahkemesi’nde görüşülmeye başlanılan Öğretmenlik Meslek Kanunu’na ilişkin eğitim sendikalarının AYM önünde yapmak istediği nöbet eylemine polis müdahale etti. 5 sendika yöneticisi gözaltına alındı.

    Öğretmenler arasında iş barışını bozacağı söylenen Öğretmenlik Meslek Kanunu‘na ilişkin eğitimcilerin itirazları sürüyor.

    15 Sendika temsilcisi saat 10.00 itibarıyla Anayasa Mahkemesi (AYM) önünde kanunun iptal edilmesi için nöbet eylemi yapmak istedi. Yoğun polis önleminin alındığı Anayasa Mahkemesi çevresinde eğitimcilerin eylem ve açıklama yapmasına izin verilmedi.

    Polis müdahalesi sonucu 5 sendika yöneticisi gözaltına alındı. Gazetecilerin çekim yapmasına da izin vermeyen polisler kalkanlarla kameraların önüne engel oldu.

    PİRHA/ANKARA

  • Akdeniz’de öğretmenler iş bıraktı: Mesleğimizin onuru için iş bıraktık-VİDEO

    Akdeniz’de öğretmenler iş bıraktı: Mesleğimizin onuru için iş bıraktık-VİDEO

    PİRHA- Antalya ve Mersin’de iş bırakan öğretmenler, “Mesleğimizin onuru, çocuklarımızın geleceği için iş bırakıyoruz” dedi. 

    14 eğitim sendikası, Öğretmenlik Meslek Kanunu (ÖKM) başta olmak üzere yaşadıkları sorunları ve taleplerini dile getirmek için ülke genelinde iş bıraktı.

    ANTALYA

     

    Antalya Eğitim Sen ve Eğitim İş sendikası, saat 11.00 Aydın Kanza parkında toplandı. Öğretmenler, “Zafer direnen emekçinin olacak, birleşe birleşe kazanacağız, gün gelecek devran dönecek AKP halka hesap verecek” sloganlarıyla Cumhuriyet Meydanı’na yürüyüş gerçekleştirdi.

    Eğitim-Sen Örgütlenme Sekreteri Çiğdem Altıntaş Peker, iş bırakma eylemiyle ile ilgili PİRHA‘ya yaptığı konuşmada, “Eğitim yıllardır çözülmeyen birikmiş sorunları beraberinde taşımaktadır. Var olan iktidar eğitim sorunlarına çözüm bulmakta çok uzak durmaktadır ve eğitim emekçileri 13 maddeden oluşan Öğretmenler Meslek Kanunu (ÖMK) adı altında bir kanunla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu kanun kariyer hiyerarşisini bozan eşit işe eşit ücret ilkesinin yok sayan bir kanundur. Dolayısıyla biz öğretmenler kanunun iptal edilmesin, kariyer basamak sınavlarına son verilsin demek için 2 Kasım’da bugün iş bıraktık, alanlardayız” dedi.

    Kanza parkından yürüyerek Cumhuriyet Meydanı’na gelen eğitim emekçileri burada açıklama yaptı. Açıklamayı, Eğitim Sen Antalya Şube Başkanı Nurettin Sönmez okudu.

    MERSİN

    Mersin’de eğitim emekçileri, Özgür Çocuk Parkı’nda bir araya geldi. Eğitim emekçilerinin taleplerini içeren dövizler açıldı. Öğretmenlerin yoğun katıldığı eyleme İnsan Hakları Derneği (İHD), HDP, Halkevleri, Emek Partisi (EMEP) ve birçok sivil toplum örgütü de destek verdi. Eğitim Sen Mersin Şube Başkanı Mahmut Sümbül, yıllardır eğitim emekçilerinin insanca yaşam ve ücret talebinin MEB tarafından yok sayıldığını belirterek, taleplerini şöyle sıraladı:

    “19 Kasım tarihinde gerçekleşecek kariyer sınavının derhal iptal edilmesi, eğitim öğretim yılına hazırlık ödeneğinin ayrım gözetmeksizin tüm eğitim çalışanlarına bir maaş tutarında ödenmeli, tüm eğitim çalışanlarına yoksulluk sınırının üzerinde bir ücret artışı sağlanmasına ilişkin düzenleme yapılmalı, kamuda mülakat uygulamasına son verilmeli, tüm eğitim çalışanlarına sosyal devlet ilkesi gereği ayrım yapılmaksızın; giyim, ulaşım, barınma, beslenme, yakıt, kira yardımı yapılması ve aile çocuk yardımı tutarlarının iyileştirilmeli, vergi dilimi adaletsizliğine son verilmeli, öğrencilerin en temel hakkı olan eğitim, barınma ve beslenme haklarının, sosyal devlet anlayışıyla devlet güvencesine alınmalı ve kamusal eğitim sağlanmalıdır.”

    Sık sık ÖMK’nin iptaline ilişkin sloganlar atan eğitim emekçileri, açıklama sonrası grev halayı çekti.

    PİRHA/ANTALYA-MERSİN

  • ‘Harem selamlık’ düzen isteyen okul müdürü, geçmişte usulsüzce göreve getirilmiş!

    ‘Harem selamlık’ düzen isteyen okul müdürü, geçmişte usulsüzce göreve getirilmiş!

    PİRHA – ‘Harem selamlık’ oturma düzeni talep eden ve görevinden uzaklaştırılan okul müdürü Haydar Akın’ın, geçmişte görevine usulsüz şekilde geldiği ortaya çıktı. 2013 yılında müdürlük yapan Akın hakkında soruşturma başlatılmış ancak o soruşturma bitmeden alelacele Bursa Mithatpaşa Ortaokulu’na atandığı bilgisi verildi. O dönemdeki İl Milli Eğitim Müdürü Atilla Gülsar’ın ise FETÖ dosyası kapsamında hapse girdiği bilgisi mevcut.

    Eğitim-İş Bursa Şube Başkanı Yeliz Toy, kız ve erkek öğrencilerin ayrı ayrı oturtulması talimatı verdiği için görevinden uzaklaştırılan Haydar Akın’ın dönemin İl Milli Eğitim Müdürü Atilla Gülsar tarafından usulsüz görev değişikliğiyle göreve getirildiğini söyledi.

    Cumhuriyet gazetesinde yer alan habere göre Toy, 2013 yılında usulsüz yer değiştirme hakkında bilgi talep etmek için İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne başvurduklarını ancak yanıt alamadıklarını kaydetti.

    “BU İŞLEME SÜRGÜN DEMEK AKLA VE MANTIĞA AYKIRIDIR”

    Konuya ilişkin Eğitim İş’in geçmişte yaptığı açıklamada, Haydar Akın’ın köy okulundan sürgün bahanesiyle alınıp daha yüksek puanla müdür olunan Mithatpaşa Ortaokulu’na görevlendirildiğine vurgu yapılıp şu ifadeler kullanılmıştı:

    “Osmangazi’ye bağlı Dürdane Köyü okul müdürü, uydurma bir soruşturma sonucu, kentimizin en merkezi yeri olan Mithatpaşa Ortaokulu’na sürgün edilmiştir. Yapılan bu işleme sürgün demek akla ve mantığa aykırıdır. Bu uygulamanın adı sürgün değil, net olarak ödüllendirmedir. Üstelik sınav sonucuna dayalı müdür atamasından çok kısa bir süre önce, okul müdürü adayları tarafından en çok tercih edilecek okullardan birisi olan Mithatpaşa Ortaokulu’na göstermelik soruşturmayla yönetici atanarak okulun tercihlere kapatılması da torpilli sürgünün bir diğer gerekçesidir.”

    “KUMPAS ARAYANLAR ORAYA NASIL GELDİĞİNE BAKSIN”

    Mithatpaşa Ortaokulu’nda kumpas arayanların çabasının sonuçsuz kalacağını belirten Yeliz Toy, “Haydar Akın düzmece bir soruşturmayla Bursa’nın en iyi okullarından birine ‘sürgün’ edilmiştir. Son çıkışıyla toplumu bir anda karşı karşıya getiren Haydar Akın’ın bu hamlesinin arkasında hangi karanlık güçler vardır? Yoksa uyuyan hücreler uyanmaya mı başlamıştır? Haydar Akın’ı bu okula düzmece bir yolla sürgün eden dönemin İl Milli Eğitim Müdürü Atilla Gülsar, FETÖ soruşturması ile tutuklanmış ve ihraç edilmiştir. Kumpas arayanlar bu detayları iyi irdelemelidir” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Eğitimcilerin Meclis önünde eylem yapmaları engellendi

    Eğitimcilerin Meclis önünde eylem yapmaları engellendi

    PİRHA- Bugün Meclis’te görüşülmesi planlanan ‘Öğretmenlik meslek yasasını’ protesto etmek isteyen eğitimcilerin Meclis önündeki eylemi polis tarafından engellendi.

    TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu’nda kabul edilen Öğretmenlik Meslek Kanunu’na ilişkin teklifin bugün Meclis Genel Kurul’unda gündeme geleceği açıklandı.

    TBMM’ye sunulan kanun teklifinin gerek biçimi gerekse sınırlı içeriği açısından bir meslek kanunu olmaktan çok uzak olduğunu belirten Eğitim-İş ve Eğitim-Sen, kanun teklifinin geri çekilmesi talebiyle Meclis Dikmen Kapısı önünde basın açıklaması yapmak istedi. Açıklama yapılmasına izin vermeyen polis, basına da müdahale ederek görüntü alınmasını engellemeye çalıştı. Eğitimcilerin eylemine CHP ve TİP’li milletvekilleri de destek verdi.

    “BU TASLAK HEM İŞ GÜVENCEMİZİ HEM DE İŞ BARIŞINI BOZACAK”

    Polisin müdahalesinin ardından Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay, Meclis kapısı önünde açıklama yaptı. Polisin müdahalesini eleştiren Özbay şunları dile getirdi:

    “Bugün Meclis’in en tepesinde ‘Egemenlik milletindir’ yazar. Biz de bu milletin bir parçasıyız. Bu milletin aydınlatılması anlamında önemli bir mücadele yürüten öğretmenleriz. Öğretmenleri ilgilendiren bir meslek kanunu Meclis’te görüşülüyor. Ne Meclis’in önünde ne de içerisinde bir söz söylememize tahammül edilemiyor. Kendi yandaşlarınızla büyüttüğünüz sendikayı da alın yanınıza, eğer bir kişi bu kanuna sahip çıkarsa gerçekten başka söze de gerek kalmayacak. Kimsenin kabul etmediği, 12 maddeye sıkıştırılmış, bir teneffüs aralığında hazırlanabilecek, öğretmenleri kategorize eden, ayrıştıran ve en tehlikelisi idareye birçok yetkiyi devreden tekliften bahsediyoruz. Bu taslak bu haliyle hem iş güvencemizi tartışılır hale getirecek hem de iş barışını bozacaktır.”

    MECLİS ÖNÜNDE AÇIKLAMA YAPMASI ENGELLENEN EĞİTİM-SEN’LİLER MEB’E GİTTİ

    Öte yandan Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen) da saat 13.00’te Meclis’in Dikmen kapısı önüne gelerek kanun teklifinin geri çekilmesi için basın açıklaması yapmak istedi. Eğitim- Sen üyeleri de polisin engellemesiyle karşılaştı. Meclis kapısına yakın bir yerde polis tarafından durdurulan sendika üyelerinin etrafını polis tarafından sarıldı.

    Açıklamanın engellenmesinin ardından Eğitim-Sen Başkanı Nejla Kurul, “Tasarı çok büyük tehlikeler ve sıkıntılar içeriyor. Sendikalar sabah zorbalıkla karşılaştılar. Öğretmene el kaldırılamaz, kimseye el kaldırılamaz. Bu nedenle bugün tasarıya ilişkin görüşlerimizi hem de açıklamamızı Milli Eğitim Bakanlığı önünde yapacağız” dedi.

    Yaşanan tartışmalar ve arbede sonucunda, Eğitim-Sen üyeleri, Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) önüne giderek burada açıklama yaptı. Eğitimciler sık sık, ‘AKP yasanı al başına çal’, ‘Söz yetki karar öğretmenlere’ sloganları attı.

    MEB önünde yapılan açıklamayı KESK Ankara Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Sacit Ünalmış okudu.

    “ÖĞRETMENLİK MESLEK KANUNU’NU BEKLENTİLERİMİZİ KARŞILAMAMIŞTIR”

    ‘Haklarımızı ve taleplerimizi yok sayan bir meslek kanunu istemiyoruz!’ diyen Ünalmış, 24 Kasım tarihinde Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun bu dönem çıkacağına dair açıklamanın yapılması ile birlikte kamuoyunda ciddi bir beklenti oluştuğunu söyledi.

    Siyasi iktidar bu beklentiyi dört temel başlıkta oluşturduğunu aktaran Ünalmış şunları dile getirdi:

    “Birincisi, öğretmenlere uzman olmaları durumunda 1000 TL, başöğretmen olmaları durumunda ise 2000 TL ödeme yapılacağı,

    İkincisi, 1. Derece’nin 4. Kademesi’ndeki öğretmenlere 3600 ek gösterge verileceği,

    Üçüncüsü, adaylık kaldırma sınavının kaldırılarak aday öğretmenler üzerindeki baskının ortadan kaldırılacağı,

    Dördüncü olarak ise sözleşmeli ve kadrolu öğretmen arasındaki farkın ortadan kaldırılarak sözleşmeli öğretmenlerin kadrolu öğretmenler ile eşit haklara sahip olacağı ifade edilmiştir.

    Geldiğimiz aşamada görülmektedir ki Öğretmen meslek kanunu’nun kamuoyuna sunuluş biçimi ve oluşturulan beklenti tamamen boştur. Meclis’e sunulan kanun teklifinin hedefinin sorun çözmek değil, bir algı yaratmak olduğu anlaşılmaktadır.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • Eğitimciler isyan etti: Çalışanlar aşılansın, ölüyoruz!

    Eğitimciler isyan etti: Çalışanlar aşılansın, ölüyoruz!

    PİRHA-Eğitim Bir Sen, Türk Eğitim Sen, Eğitim Sen ve Eğitim- İş Mersin şubeleri, “Tüm eğitim çalışanları aşılansın. Risk altındayız, ölüyoruz” diyerek basın açıklaması yaptı.

    Covid-19 salgınının gün geçtikçe etkisini arttırması üzerine Mersin’deki eğitim emekçileri, “Risk altındayız, ölüyoruz” diyerek yetkililere seslendi.

    Eğitim Bir Sen, Türk Eğitim Sen, Eğitim Sen ve Eğitim- İş Mersin şubeleri, bütün eğitim emekçilerinin aşılanması talebiyle basın açıklaması yaptı.

    Yüz yüze eğitimin çok riskli bir sürece dönüştüğüne dikkat çeken eğitimciler, şu açıklamayı yaptı:

    “MEB ISRARLA SAYILARI GİZLEMEKTE”

    Tüm eğitim bileşenleri kaygıyla okula giderken ve hemen her gün bir yerlerde bir okul kapatılırken; öğrencilerimize, öğretmenlerimize, hizmetli ve memurlarımıza pozitif ya da temaslı teşhisi konulurken; MEB her şeyin yolunda olduğu algısıyla, yüz yüze eğitime katılımın ne kadar yüksek olduğunu açıklamaktadır. Birçok il ve bölge kırmızıya dönerken yapılan bu açıklamalar kaygı vericidir.

    Yüz yüze eğitimin nitelikli bir şekilde yürütülebilmesi için eğitim emekçileri, öğrenciler ve veliler açısından eğitim-öğretim ortamlarının sağlıklı ve güvenli olması gerekmektedir. Bu güven duygusu onların eğitim ortamlarındaki psikolojik ve duygusal yeterlilikleri için önemlidir. Salgının giderek yükseldiği koşullarda eğitim emekçilerinin desteklenmesi gerekirken, halen aşı planlamasında 2. aşamanın 7. sırasında gösterilmeleri ve bir türlü öne alınmamaları, hem eğitim emekçileri hem de tüm eğitim çalışanları açısından çok ciddi riskler barındırmaktadır. Sendikalarımızın MEB’e yaptığı çağrılar, Sağlık Bakanlığı’na yaptığı başvurular olumlu sonuçlanmamıştır.

    15 Şubat’tan 4 Nisan’a kadar toplam pozitif ve temaslı öğretmen sayısı 2558, öğrenci sayısı 3379, hizmetli-memur personel sayısı ise 246’dır. 15 Şubat-4 Nisan arasında eğitim alanında hayatını kaybedenlerin sayısı 17’ye ulaşmıştır. Bu rakamlar buz dağının sadece görünen yüzüdür. Sendikalarımıza ulaşan sınırlı bilgilerle ortaya çıkan bu tablo bile tehlikenin boyutunun ne düzeye geldiğini gösterirken, elinde tüm veriler olan MEB ise ısrarla sayıları gizlemekte ve herhangi bir açıklama yapmamaktadır.

    Önü alınamaz bir şekilde vakalar ve hasta sayıları tüm Türkiye’de hızla yükselirken eğitim alanında hiçbir tedbir alınmaması, yüz yüze eğitimin sürdürülebilirliğini tehlikeye atmaktadır. ‘Eğitim, önlemler alınarak yüz yüze yapılmalıdır.’ diyen biz sendikalar olarak, yüz yüze eğitimin devamı için aşılamaların hızlanmasını ve tüm tedbirlerin alınmasını talep ediyoruz.”

    “İKİ DOZ AŞILANMA YAPILMALI”

    Eğitimciler, mevcut koşullarda yüz yüze eğitimin devamı için şu talepleri sıraladı:

    “Eğitimin tüm bileşenlerine iki doz aşılanması süreci hızla tamamlanmalıdır.

    Eğitime ek bütçe oluşturulmalı, sağlıklı ve güvenli bir eğitim için ihtiyaç duyulan kadro atamaları yapılmalıdır.

    Seyreltilmiş sınıf uygulamasını ortadan kaldıracak düzenlemeler yapılmamalıdır.

    Maske ve hijyen malzemeleri konusunda sürekli ek takviyelerin yapılacağı bir düzenleme mutlaka planlanmalıdır.

    Kalabalık okullarda, öğretmenler odası sayısının artırılması konusunda çalışma yürütülmelidir.

    Kalabalık okullarda öğrenci ve öğretmen tuvalet sayılarının artırılması için çalışma yapılmalıdır.

    Okullarda bir sağlık görevlisine gereksinme bulunmaktadır.

    Eğitim bileşenlerinin sağlıklı ulaşımı için valilikler ve yerel yönetimlerle birlikte kapsamlı bir planlama hızla hayata geçirilmelidir.

    Alınan önlemlerin kapsamı genişledikçe okullarımız kademeli olarak açılmalıdır.

    Eğitim alanında çalışanlara kendi görev tanımları dışındaki işler verilmemelidir.”

    PİRHA/MERSİN

  • 18 kurum uyarıyor: Hapishanelerde ve askeri kışlalarda kitlesel ölümler kaçınılmaz olacak

    18 kurum uyarıyor: Hapishanelerde ve askeri kışlalarda kitlesel ölümler kaçınılmaz olacak

    PİRHA – 18 parti, sendika, dernek ve vakıf; iktidarı cezaevleri, sokağa çıkma yasağı ve karantina konusunda uyardı.

    Yeni tip Koronavirüs (Covid-19) salgını nedeniyle bir çok mahallenin karantinaya alındığı Malatya’da aralarında siyasi parti, sendika, vakıf ve derneklerin de bulunduğu 18 oluşum, salgına karşı yapılması gerekenlere ilişkin yazılı açıklama yaptı.

    Hızla yayılan salgına karşı geç kalındığı belirtilerek, toplumun bir kesiminin izole edilip, bir kesiminin iş yaşamına devam ettirmenin çözüm olmadığı vurgulanan açıklamada, salgına karşı savunmasız olan yaşlı, engelli bireyler, azınlıklar, yerli halklar, mülteciler, göçmenler, evsizler ve yoksulların özen gösterilmesi gerektiği belirtildi.

    “KİTLESEL ÖLÜMLER KAÇINILMAZ”

    Hapishaneler ve askeri kışlaların virüsün yayılması durumunda en riskli alanlar olduğuna dikkat çekilen açıklamada, özellikle hapishanelerde virüsün yayılma hızı dikkate alındığında kitlesel ölümlerin kaçınılmaz olacağı uyarısıda bulunuldu.

    Bu nedenle gündemdeki yargı paketinin bir an evvel, demokratik usuller göz önünde bulundurularak, sivil toplum örgütlerinin de talepleri doğrultusunda yasalaşması ve hapishanelerin doluluk oranı gibi önemli risk faktörlerinin azaltılmasının talep edildiği açıklamada, tüm sağlık çalışanlarına en kısa zamanda test yapılması istendi.

    “EVDE KAL AŞAMASI EVDE TUT AŞAMASINA GELMİŞTİR”

    SES, Belediye İş, BTS, BES, Eğitim Sen, Eğitim İş, İHD, TMMOB, CHP, HDP, Sol Parti, EMEP, ESP, PSAKD, Eşit Yurttaşlık Der, ADD, ÇGD ve Zeynel Abidin Vakfı’nın imzasıyla yayımlanan açıklamada şu talepler ve uyarılar yer aldı:

    • 27 Mart 2020 tarihinde açıklanan 7 maddelik yeni önlemler paketinin tek başına yeterli olmadığı anlaşılmıştır. Bu gün geldiğimiz noktada geniş, yaygın ve etkin bir sokağa çıkma yasağı ve karantina hemen uygulanmalıdır. Artık sorun ‘Evde kal’ aşamasından ‘Evde tut’ aşamasına gelmiştir. İktidarı bir an önce bu önlemleri almaya çağırıyoruz!
    • Zaruri ihtiyaçlar dışındaki üretim faaliyetleri durdurulmalı, toplum hareketliliği asgari düzeye indirilmelidir. Kamu emekçilerine, işçilere ücretli izin verilmelidir. Serbest meslek sahipleri ve esnafın gelir kayıpları telafi edilmeli, geliri olmayan yoksul ailelere mutlaka sosyal ve nakdi yardımlar yapılıp, toplumsal izolasyon sağlanmalıdır.
    • Salgın boyunca elektrik, su, doğalgaz ve internete erişim ücretsiz olmalıdır. Elektrik ve doğalgaz dağıtım hizmetleri kamulaşmalıdır. Belediye hizmetlerinin aksamaması için belediyelere merkezi bütçeden kaynak aktarılmalıdır.
    • İşten çıkarma salgın süresince yasaklanmalıdır. Çalışanlar ücretli izinli sayılmalıdır. Bu izinler ‘mücbir sebep’ sayılmalı ve yıllık ücretli izinde mahsup edilmemelidir. Kapanan işletmelerin çalışanlarının ücretleri tam veya tama yakın bir şekilde ödenmelidir.
    • Sağlık hizmetleri kamu ve özel ayrımı olmadan, tamamen ücretsiz olmalı, sağlık kurumlarına kaynak aktarılmalı, gerekiyorsa tüm sağlık kurumları kamulaşmalıdır.
    • Sağlık emekçilerinin sağlığı için tüm gerekli önlemler alınmalıdır. Sağlık çalışanlarının çalışma koşullarını iyileştirmek için kaynaklar seferber edilmelidir. KHK (Kanun Hükmünde Kararname) ile işine son verilmiş sağlık emekçileri derhal işlerine iade edilmelidir.
    • Tarımsal üretimin sürdürülmesi sağlanmalıdır. Bunun için çiftçilerin kooperatif ve bankalara olan borçları ertelenip, faizleri silinmelidir. Üretimi sürdürecek başta mazot desteği olmak üzere çiftçilere ekonomik destek verilmelidir.
    • Covid-19 testleri yaygınlaştırılmalı, bütün sağlık kuruluşları test yapar hale getirilmeli, salgının yaygın olduğu yerleşim yerleri kamuoyuna duyurulmalı, bu yerleşim yerlerine özel izolasyon uygulanmalıdır.
    • Cezaevleri, askeri kışlalar virüsün yayılması durumunda en riskli alanlardır. Özellikle cezaevlerinde virüsün yayılma hızı dikkate alınarak kitlesel ölümlerin olması kaçınılmazdır. Bu sebeple gündemdeki yargı paketinin bir an evvel, demokratik usuller göz önünde bulundurularak, sivil toplum örgütlerinin de talepleri doğrultusunda yasalaşması ve cezaevlerinin doluluk oranı gibi önemli risk faktörleri azaltılmalıdır.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Yarıyıl tatili başladı, sorunlar ise devam ediyor

    Yarıyıl tatili başladı, sorunlar ise devam ediyor

    PİRHA- Okullarda 15 günlük yarıyıl tatili başladı. İkinci dönem ise 3 Şubat’ta başlayacak. Eğitim-Sen ilk yarıyılına dair değerlendirmesinde, eğitimin yıllar içinde gerilediğini, okulların dini grupların temel faaliyet alanı haline geldiğini belirtirken, Eğitim-İş, eğitimin tarikatlara teslim edildiğini belirtti.

    Eğitim’de ilk yarıyıl arası başladı. Bugün başlayıp, 3 Şubat’ta sona erecek tatil çocukları sevindirirken, eğitim camiasında sorunların devam ettiği raporları paylaşıldı.

    “ÇOK SAYIDA SORUN DEVAM EDİYOR”

    Eğitim- Sen yayınladığı ilk yarıyıl raporunda, eğitimin niteliğinde yıllar içinde yaşanan gerilemenin devam ettiğine dikkat çekilerek şunlara yer verdi:

    “Eğitimde yaşanan ticarileşme ve dinselleşme uygulamaları, okulların fiziki altyapı ve donanım eksiklikleri, kalabalık sınıflar, ikili öğretim, taşımalı eğitim, çocukların camilere götürülmesi, dini cemaat ve vakıfların kreşlerine ve yurtlarına yönlendirilmesi, çocukların taciz ve istismara uğraması, mülakata dayalı sözleşmeli öğretmenlik ve ücretli öğretmenlik uygulamasının sürmesi, ataması yapılmayan öğretmenler sorunu vb gibi çok sayıda sorun eğitim sisteminin belli başlı sorunları olarak dikkat çekmektedir.

    MEB’in merkezi olarak Diyanet İşleri Başkanlığı, yerellerde ise İl müftülükleri başta olmak üzere, büyük çoğunluğu dini cemaatlerin uzantısı olan kimi vakıf ve derneklerle çeşitli konu başlıkları altında imzaladığı işbirliği protokolleri, okullarımızın dini grupların temel faaliyet alanları haline getirilmesine neden olmuştur. Eğitim sisteminde yıllardır yaşanan ve katlanarak artan sorunlar, MEB’in eğitimin yapısal sorunlarına yönelik somut ve çözüme dayalı politikalar geliştirmek gibi bir amacının olmadığını göstermektedir. Okullarda yaşanan yoğun dinselleşme ve eğitimi ticarileştirme uygulamaları okullarımızı eğitim yuvası olmaktan hızla uzaklaştırmaya başlamıştır. Her geçen gün daha fazla piyasa ilişkileri içine çekilen, okul öncesinden üniversiteye kadar bilimin değil, milliyetçiliğin ve inanç sömürüsünün referans alındığı bir eğitim sisteminde eğitim ve bilim emekçileri kamusal, bilimsel, demokratik, laik ve anadilinde eğitim hakkı için mücadelesini kesintisiz sürdürmeye kararlıdır.”

    Eğitim-İş ise, 2019-2020 eğitim ve öğretim döneminin ilk yarıyılına ilişkin değerlendirme raporunu açıkladı. Eğitim-İş, açıkladığı raporda Milli Eğitim Bakanlığı’nın tarikatları beslediğine dikkat çekerken, “Sözleşmeli, ücretli adı altında öğretmenlerin kategorilere bölünerek sömürülmesi 2019’da da sürdü. Mesleğine kavuşturulmayan öğretmen sayısı, yarım milyona dayanırken,  2019’da ataması yapılmayan 9 öğretmen intihar etti” denildi.

    (HABER MERKEZİ)